<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>OHAL arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ohal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ohal/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2022 10:27:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>OHAL arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ohal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>5. Yılında OHAL Komisyonu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2022 10:27:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başta yanlış iliklenen ilk düğmeden (toplu ihraçlar) sonra, hak ihlallerini daha büyük bir boyuta taşımamak adına göstermelik değil gerçekten çözüm üreten, bağımsız ve tarafsız bir komisyon ilaç olabilir. Peki OHAL Komisyonu bunu sağlayabildi mi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/">5. Yılında OHAL Komisyonu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal sürecinde OHAL KHK’ları ve bunların yetki verdiği kurumların kararları ile 125 binin üzerinde kamu görevlisi görevinden çıkarıldı ve bu statüye bağlı diğer haklarından mahrum bırakıldılar. Yine bu düzenlemelerle yüzlerce dernek, vakıf, sendika, federasyon, konfederasyon, sağlık ve eğitim kuruluşları, vakıf üniversiteleri, medya kuruluşları KHK’larla kapatıldı, malvarlıklarına el konuldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK ile tesis edilen işlemlere karşı yargı yolu kapalıydı ancak binlerce insan hakkını aramak için çeşitli mekanizmaları kullandı. İdare mahkemelerini, Anayasa Mahkemesi’ni (AYM) ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ni (İHAM) deneyenler farklı gerekçelerle ret kararları aldılar. Yaşanan bu durumun İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 13. Maddesi&#8217;nde düzenlenen ‘etkili başvuru hakkı’ ihlalini oluşturacağı apaçık belliyken 5 ay bu konuyla ilgili herhangi bir düzenleme yapılmadı. 2017 yılının başında Venedik Komisyonu’nun ısrarlı talebi ile kendine has nitelikleri olan bir Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kuruldu ancak kurulduğu ilk andan itibaren OHAL Komisyonu’nun hem kuruluşu hem de işleyişiyle ilgili ciddi eleştiri ve kaygılar dile getirildi. Yöneltilen eleştirilerin yerinde olup olmadığını ifade etmek için komisyonun yapısı ve günümüze kadar geçen 5 yıllık sürece bakmalıyız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-79161 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci-640x445.jpg" alt="KHKlar ve OHAL komisyonu süreci" width="640" height="445" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci-640x445.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/khklar-ve-ohal-komisyonu-sureci.jpg 800w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<h5><strong>Venedik Komisyonu Ne Önermişti?</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Venedik Komisyonu, kişilerin salt KHK’nın ekindeki bir listede adının yer almasıyla kamu görevinden çıkarılmasını keyfi bir işlem olarak görmektedir. Komisyon bu işlemlere karşı yargı yolunun kapalı olmasını da yerinde bulmamıştır. Diğer yandan Türkiye’nin içinde bulunduğu OHAL’i ve sorunları dikkate alarak, görevinden alınan tüm kamu görevlilerinin derhal mahkemeye başvurmasının zorluklar doğurabileceğini belirterek ‘geçici’ bir çözüm mekanizması önermiştir ancak önerilen mekanizma ile OHAL Komisyonu’nın aynı nitelikleri taşıyıp taşımadığını, artı ve eksilerini incelemekte yarar var. Çünkü önerilen bu yapının aşağıda belirtilen temel vasıflara sahip olması halinde uluslararası normlara uygun olacağı öngörülüyordu. Venedik Komisyonu’nun raporuna göre kurulacak komisyon:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Tüm vakalara kişiselleştirilmiş bir muameleyi mümkün kılmalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Adil yargılanma ilkelerinin temel ilkelerine uygun hareket etmelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kişiler hakkındaki spesifik delilleri incelemeli ve gerekçeli karar vermelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bağımsız ve tarafsız olmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Eski duruma dönme ve/veya uygun tazminat vermeye yetkili olmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kararlarına karşı yargı yolu açık olmalıdır.[1]</span></li>
</ul>
<h5><b>OHAL Komisyonu Bağımsız Bir Yapıda mı? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta yanlış iliklenen ilk düğmeden (toplu ihraçlar) sonra, hak ihlallerini daha büyük bir boyuta taşımamak adına göstermelik değil gerçekten çözüm üreten, bağımsız ve tarafsız bir komisyon ilaç olabilir. Peki OHAL Komisyonu bunu sağlayabildi mi? Bağımsızlık ve tarafsızlık sorusunu cevaplarken üyelerin vasıfları ve kim tarafından atandığına değinmek gerekir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-79162 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi-640x348.jpg" alt="OHAL komisyonu yapısı" width="640" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi-640x348.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ohal-komisyon-yapisi.jpg 681w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Niteliği itibariyle yarı-yargısal nitelikte kararlar alan bu komisyonun 7 üyesinin 5’ini yürütme erki atamaktadır. Ayrıca ilgili düzenleme gereği haklarında idari bir soruşturma açılması halinde görevden kolayca el çektirilmeleri mümkün olması nedeniyle bağımsızlık ve tarafsızlık noktasında soru işaretleri barındırmaktadır.</span></p>
<h5><b>&#8216;Kişilere Savunma Hakkı Tanınmadı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kişinin terör örgütü ile iltisakı olduğu, irtibatı bulunduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılması, “cezai isnat” içermektedir. Nitekim bu husus Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.2021 tarihli kararıyla şu şekilde saptanmıştır: </span><i><span style="font-weight: 400;">“…ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üye veya mensup oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Söz konusu ibareler, Kanun’a ekli (1) sayılı listede adı geçen ve terör örgütü üyeliği suçundan ceza soruşturması veya kovuşturmasına maruz kalan ancak haklarındaki süreç tamamlanıp suçlu olduklarına dair kesin hüküm tesis edilmeyen kişilerin terör örgütü üyesi veya mensubu olarak nitelendirilmelerine sebebiyet verebilecek niteliktedir. Bunun yanında kuralda, listede yer alan kişiler hakkında kesin hükümle sonuçlanan herhangi bir yargısal sürecin varlığına yönelik açıklama da yapılmamıştır. Dolayısıyla kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmadan kişilerin suçlu sayılmasına neden olabilecek ifadeler içeren kural masumiyet karinesini ihlal etmektedir…” </span></i><span style="font-weight: 400;">[2]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cezai isnat” hususunun önemi ise şudur: Bir kişi cezai isnada maruz kaldığında kendisine makul savunma hakkı tanınmalıdır ve yapılan idari işlemde cezai isnat bulunması nedeniyle İHAS m.6 (Adil Yargılanma Hakkı) ihlaline konu edilebilir.[3] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’larda yer alan kişiler, hakkındaki iddiaları bilmeden, hiçbir savunma hakkı tanınmadan, delil sunamadan, tanık dinletemeden, yani masumiyet karinesine tamamen aykırı bir şekilde kamu görevinden çıkarılmışlardır. Alınan kararlar masumiyet ilkesine tamamen aykırı olarak alınmıştır. Bu durum ancak 5,5 yıl sonra Anayasa Mahkemesi’nce de tescil edilmiştir.</span></p>
<h5><b>120 Bin Dosya 2 Yılda İncelenebilir miydi?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Değerlendirilmesi gereken bir diğer nokta, 120 binin üzerinde dosyanın, 7 kişilik bir komisyon tarafından 2 yıl içinde incelenip karara bağlanmasının makul olup olmadığıdır. Somutlaştırmak için şöyle örnekleyelim: İş yoğunluğu çok olan bir idare mahkemesi yılda ortalama 2 bin, ağır ceza mahkemesi ise bin dosya inceleyebilmektedir. Dosya ve mesai günleri hesaba katıldığında hedeflenen rakama ulaşılabilmek için komisyonun günde ortalama 500 kişi hakkında karar vermesi gerekirdi. Ortaya çıkan bu tablo düşünüldüğünde, öngörülen bu zamanda dosyaların tamamlanmasının mümkün olmayacağı açıktır. Diğer bir deyimle topluma gerçekleşmeyecek bir şey vaat edildi. Diğer yandan, 7 kişilik tek bir heyet tarafından yaklaşık 4,5 yıllık bir sürede (zira incelemeler 2017 Temmuz’da başladı) 100 bin civarında dosya hakkında karar verilmiş olması da dosyaların incelenme sürecinin –ister istemez- özensiz ve hakkaniyetsiz yürüdüğünü gözler önüne seriyor. </span></p>
<h5><b>Oyalama Komisyonu mu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonun bu denli atıl olmasının nedeni 7 kişiden oluşan tek bir komisyon olması. Bu durum, OHAL Komisyonu’nu öngören-düzenleyen yetkililerce düşünülmedi mi? Yoksa gerçekten de komisyon bir ‘oyalama’ komisyonu muydu? OHAL Komisyonu kararına karşı yetkili kılınan Ankara İdare Mahkemesi’nde 10’un üzerinde mahkeme sadece bu dosyalarla ilgilenmektedir. Buna karşın dosyaların yargıya intikal etmesi için temel şart olan komisyon bir tanedir. 120 binin üzerinde memurun hayatını tüketici hakem heyeti mantığıyla ele almak en hafif ifadeyle aymazlıktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut bu ihlali hızlı ve etkili bir şekilde gidermek bir yana, ihraçların üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına karşın hala komisyondan karar alamayan, idari yargıya dahi başvuramayan binlerce insan var. Komisyon kararlarına bakmaya yetkili idare mahkemelerinde 1-2 yıl içinde karar alınmaktadır. Yaklaşık 2 yıl istinaf, 2 yıl temyiz süreci sürmektedir. Hali hazırda ihraç dosyası Danıştay tarafından onanan kişi sayısı hiç denecek kadar azdır. Olası AYM ve İHAM bireysel başvuru süreçleri de göz önüne alındığında ihlaller katmerli bir hal alacaktır. Zira bu dönemde kişiler maddi ve manevi pek çok yükümlülüğün altında olacaklardır. Bu yönüyle komisyona ilişkin yöneltilen ‘oyalama’ komisyonu eleştirileri ne yazık ki haklı çıkmıştır. Komisyon kişilerin hayatından ‘fazladan’ birkaç yıl daha çalmıştır.</span></p>
<h5><b>İhraçlar &#8216;Kurum Kanaati&#8217; Gerekçesiyle Yerinde Bulunuyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu, açıkladığı faaliyet raporlarında örnek karar metinlerine yer vermektedir. Kabul ve ret kararlarından derlenen bu metinlerle verilmek istenen asıl mesaj ‘kararların gerekçeli olduğunu’ ve tüm kararların kişiler hakkındaki somut veriler ışığında değerlendirilerek verildiğini yani ‘bireyselleştirildiğini’ ispatlayabilmek. Örnek verilen ret kararlarında özellikle adli yargı tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilen ve spesifik unsurlara sahip olan hususlara yer verilerek ret kararlarının tümü aklanmaya çalışılmaktadır. Komisyonun ‘kurum kanaati’ gerekçesiyle (aslında gerekçesiz) reddettiği dosya sayısı azımsanmayacak derecededir. Hakkında beraat-takipsizlik kararı verilen, hatta hakkında hiç soruşturma dahi yürütülmeyen kişiler hakkındaki bu gerekçesiz kararlarla kişilerin temel hakları çiğneniyor. Sendika üyeliği, memuriyet öncesi Bank Asya’da çalışmak, kapatılan derneklere üye olmak, eşinin ihraç olması veya eşinin hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla dava bulunması gibi farklı ret kriterleri var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img decoding="async" class="size-medium wp-image-79163 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac-640x236.jpg" alt="TSK ihraç" width="640" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac-640x236.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/tsk-ihrac.jpg 1000w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79164 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/Ekran-Alintisi.png" alt="" width="494" height="146" /></p>
<h5><strong>İade Kararına Rağmen Göreve Döndürülmeyenler</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda değindiğimiz üzere OHAL Komisyonu’nun etkili olduğundan söz edebilmemiz için komisyonun eski duruma dönme kararı verebilmesi ve tazminata hükmedebilmesi gerekir(di) ancak komisyona verilen yetkiye göre sadece kabul/ret şeklinde karar vermesi mümkündür. ‘Eski duruma dönme’ sözünden anlaşılması gereken kişinin memuriyete dönmesi değil, aynı işyerinde ve aynı pozisyonda başlamasıdır. Ayrıca komisyon ödenmeyen maaşlar, özlük hakları gibi konularda da karar alamamaktadır. Bu nedenle komisyondan olumlu karar alan kişiler uzunca bir süre görevlerine başlatılmıyor, başlatılanlar ise aynı işyerinde ve pozisyonda çalıştırılmıyor. [4] Hatta öyle ki yönetici sıfatı taşıyan memurların göreve dönmesi ihtimalinde, yöneticilik görevinden önceki kadro ve pozisyona döneceği 7075 Sayılı Kanun’da açıkça düzenlenmişti. Neyse ki bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.</span></p>
<h5><b>Hayatını Kaybettikten Sonra İade Olanlar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK yaptırımlarına maruz kalanlar sivil ölüme terk edildikleri için kendileri ve aileleri ciddi maddi ve manevi sorunlar yaşıyorlar. KHK’lı bir babanın oğlu olan 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı’nın ve KHK’lı Fatma Demirel’in intiharları bunun en acı örnekleri. İhraç edildikten yıllar sonra görevine iade edilen 17 kamu görevlisi bize bir kez daha geciken adaletin adalet olmadığını gösterdi.[5]</span></p>
<h5><b>Olağanlaşmış OHAL: 375 Sayılı KHK</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan bu 5 yıllık tecrübeden sonra, karar alıcılar kendine düşen payı almak yerine tüm sivil ve siyasal uyarıların aksine hareket etmektedir. [6] 18 Temmuz 2018’de OHAL’in kaldırılmasının ardından 25 Temmuz 2018’de 375 Sayılı KHK’ya Geçici 35. Madde eklenmiş ve ‘iltisak’ kamu görevinden ihraç için yeterli görülmüştür. Böylelikle OHAL kalksa da ihraçlar süreci sürekli hale getirilmiştir. Başta 3 yıllığına getirilen bu düzenleme 1 yıl daha uzatılmıştır ve halen yürürlüktedir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “</span><i><span style="font-weight: 400;">…Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen… …meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz 2016 sonrasında açığa alınan ve sonra görevine dönen doktor Benan Koyuncu’nun 2021 sonunda tekrar ihracıyla sonuçlanan hikayesi, OHAL sonrasında yürütülen sürecin özensizliğini ortaya koyuyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-79166 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/benan-koyuncu.jpg" alt="Benan Koyuncu" width="597" height="222" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL süreci sonrasında TSK’dan yaklaşık 11 bin, EGM’den bin kişinin kamu görevinden çıkarıldığı bilinmektedir. [7] Sayıları bu denli olmasa da diğer kamu kurumlarında da ihraçlar peyderpey devam ediyor.</span></p>
<h5><b>Nasıl Olmalı?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin kamu düzeni ve ulusal güvenliğin bozulduğu olağanüstü süreçlerde dahi kamu görevinden çıkarma tedbirini bu bozulmada sorumlulukları bulunan ya da bu nitelikte fonksiyon icra eden, diğer bir deyimle kamu gücü kullanıp suç işleyen ve insan hakları ihlaline sebep olan kişilerle sınırlı olarak uygulanabilir. [8]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu süreci 4-5 bin kişi dışında sona erdi. Hiç değilse mevcut dosyalar yönünden OHAL Komisyonu’na, diğer dosyalar yönünden idari yargıya sözümüz şudur: Kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin kararlar kişiselleştirilmeli, doğrudan kişilere ilişkin kusur açıklanmalı, nasıl ve ne şekilde devlete karşı olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı veya kamu görevlisinin sadakatine yönelik ‘objektif’ olarak ciddi şüpheler uyandıracak bağlantılar somut olarak ortaya konulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Venice Commission, Opinion on Emergency Decree Laws Nos. 667-676 Adopted Following the Failed Coup of 15 July 2016, CDL-AD(2016)037, (Venedik Komisyonu Raporu), par. 222.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[2] Anayasa Mahkemesi’nin 24/6/2021 tarihli E.2018/81 numaralı kararı, par. 58.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[3] Kerem Altıparmak, Ölü Doğan Çocuk: 685 Sayılı KHK ile Kurulan Ohal Komisyonu, Ankara Barosu Dergisi Sayı: 2017/1, s.76.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[4] OHAL Komisyonu göreve iade etti, 10 aydır işbaşı yapamayanlar var&#8230; İçişleri Bakanlığı: 257 EGM personelinin işlemi sürüyor – Independent Türkçe </span><a href="https://www.indyturk.com/node/428201/haber/ohal-komisyonu-g%C3%B6reve-iade-etti-10-ayd%C4%B1r-i%C5%9Fba%C5%9F%C4%B1-yapamayanlar-var-i%CC%87%C3%A7i%C5%9Fleri"><span style="font-weight: 400;">https://www.indyturk.com/node/428201/haber/ohal-komisyonu-g%C3%B6reve-iade-etti-10-ayd%C4%B1r-i%C5%9Fba%C5%9F%C4%B1-yapamayanlar-var-i%CC%87%C3%A7i%C5%9Fleri</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu ve mahkeme kararına rağmen işe alınmadı – Evrensel </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/402632/ohal-komisyonu-ve-mahkeme-kararina-ragmen-ise-alinmadi"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/402632/ohal-komisyonu-ve-mahkeme-kararina-ragmen-ise-alinmadi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] KHK’li 15 kamu emekçisi öldükten sonra işe iade edildi – Sol</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><a href="https://haber.sol.org.tr/haber/khkli-15-kamu-emekcisi-oldukten-sonra-ise-iade-edildi-323472"><span style="font-weight: 400;">https://haber.sol.org.tr/haber/khkli-15-kamu-emekcisi-oldukten-sonra-ise-iade-edildi-323472</span></a> <span style="font-weight: 400;"> (İbrahim Söylemez ve Kazım Ünlü hakkında bu haberden sonraki tarihte görevlerine iade kararı verilmiştir ve bu sayı 17 olmuştur.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[6] Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkında 19 Mayıs 2021 tarihli raporunda “birçok kişiyi etkileyen geniş çaplı işten çıkarmalar için etkili bir hukuk yolunun bulunmamasından üzüntü duyulduğu” dile getirilmiştir. </span><a href="https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2021-0243_EN.html"><span style="font-weight: 400;">https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2021-0243_EN.html</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[7]</span> <span style="font-weight: 400;">15 Temmuz&#8217;un ardından TSK&#8217;dan 24 bin 256 kişi ihraç edildi – TRT Haber </span><span style="font-weight: 400;"> </span><a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzun-ardindan-tskdan-24-bin-256-kisi-ihrac-edildi-638868.html"><span style="font-weight: 400;">https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzun-ardindan-tskdan-24-bin-256-kisi-ihrac-edildi-638868.html</span></a> <span style="font-weight: 400;"> (OHAL Komisyonu’nun açıkladığı rapora göre OHAL sürecinde MSB’deki görevinden ihraç edilen personel sayısı 13.40 idi. Kalan ihraçlar 375 Sayılı KHK’ya dayanılarak yapılmıştır.)</span></p>
<p><a href="https://twitter.com/komisyonkarar/status/1279671397493673985"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/komisyonkarar/status/1279671397493673985</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[8] Measures to dismantle the heritage of former communist totalitarian systems -Resolution 1096 (1996) </span><a href="http://assembly.coe.int/nw/xml/XRef/Xref-XML2HTML-en.asp?fileid=16507"><span style="font-weight: 400;">http://assembly.coe.int/nw/xml/XRef/Xref-XML2HTML-en.asp?fileid=16507</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/01/5-yilinda-ohal-komisyonu/">5. Yılında OHAL Komisyonu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Demokratik Seçimler İçin OHAL Uygulamaları Uzatılmamalı, DDK Tarafsız Olmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/demokratik-secimler-icin-ohal-uygulamalari-uzatilmamali-ddk-tarafsiz-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2021 07:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Seçimler İçin Somut Öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge ve Denetleme Ağı (DDA), seçimin zamanına değil adil ve özgür olmasına odaklanılması gerektiğine dikkat çeken 'Demokratik Seçimler İçin Somut Öneriler' adlı raporunu yayımladı. Rapor, OHAL uygulamalarının uzatılmaması, Devlet Denetleme Kurulu’nun tarafsızlığının sağlanması gerektiğini ve yeni sosyal medya düzenlemesinin ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olmaması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/demokratik-secimler-icin-ohal-uygulamalari-uzatilmamali-ddk-tarafsiz-olmali/">‘Demokratik Seçimler İçin OHAL Uygulamaları Uzatılmamalı, DDK Tarafsız Olmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>300’e yakın STK’nın üye olduğu DDA, seçimin ne zaman yapılacağına ya da sadece seçim sisteminde yapılacak olası değişikliklere değil, adil ve özgür olup olamayacağına odaklanarak “Demokratik Seçimler İçin Somut Öneriler” raporu hazırladı.</p>
<p>Raporda, 24 Haziran 2018 cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinden bugüne, seçimlerin demokratik karakterini etkileme potansiyeline sahip yasal düzenlemeler mercek altına alınıyor. Raporda, erken ya da zamanında yapılacak genel seçimlerin demokratik kriterlere uygunluğunu sağlamak için somut öneriler sunuluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-75675 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/demokratik-secimler-icin-ohal-uygulamalari-uzatilmamali-ddk-tarafsiz-olmali.jpg" alt="Demokratik Seçimler İçin Somut Öneriler" width="417" height="278" /></p>
<h5><strong>‘Öncelik, Adil ve Özgür Seçim Sürecinin Sağlanmasına Yönelik Adımların Atılması’</strong></h5>
<p>Türkiye’de gerçekleşen son 4 seçimde seçim bütünselliğinin temel bileşenlerinde yaşanan gerilemeye dikkat çekiliyor ve yapılacak bir sonraki seçimlerde uluslararası demokratik standartların sağlanmasına yönelik iyileştirmeler yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Rapora göre, son genel seçimlerden bugüne, seçimlerin bütünselliğini olumsuz yönde etkileme potansiyeline sahip çeşitli yasal düzenlemeler kabul edildi: “Süregelen erken seçim/zamanında seçim tartışmaları çerçevesinde, öncelikli olarak demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan adil ve özgür seçim sürecinin sağlanmasına ilişkin adımların atılması elzemdir.”</p>
<p>Rapor, OHAL uygulamalarının tekrar uzatılmaması gerektiği, Devlet Denetleme Kurulu’nun tarafsızlığının sağlanması gerektiği, yeni sosyal medya düzenlemesinin ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olmaması gerektiği gibi somut öneriler içeriyor.</p>
<p>Rapora <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/denge-denetleme-agi-demokratik-secimler-icin-somut-oneriler/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/demokratik-secimler-icin-ohal-uygulamalari-uzatilmamali-ddk-tarafsiz-olmali/">‘Demokratik Seçimler İçin OHAL Uygulamaları Uzatılmamalı, DDK Tarafsız Olmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘2015-2019 Arası Türkiye’de Eleştiri Nasıl Susturuldu?’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/28/2015-2019-arasi-turkiyede-elestiri-nasil-susturuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Oct 2021 09:24:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiriyi Susturmak]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Akademi’nin 'Eleştiriyi Susturmak' adlı çalışması, Türkiye’de ifade ve medya özgürlüğünün alanının 2015-2019 yılları arasında nasıl daraltıldığını verilerle ortaya koyuyor. Buna göre, ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller sonucu, 6.479 kişi gözaltına alındı, 2.801 kişi tutuklandı 727 kişiye toplam 27.448 ay hapis cezası verildi. 184 yayın kuruluşu kapatıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/28/2015-2019-arasi-turkiyede-elestiri-nasil-susturuldu/">‘2015-2019 Arası Türkiye’de Eleştiri Nasıl Susturuldu?’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Akademi’nin “Eleştiriyi Susturmak” bilgi notu, demokratik yurttaşlık alanının daraltılması konulu araştırma kapsamında hazırlandı. Bilgi notu 2015-2019 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde ifade ve medya özgürlüğü ihlallerini inceliyor.</p>
<p>Bilgi notuna göre, “medya kuşatma altına alındı, habercilik suçlulaştırıldı. Gazeteciler yargılandı, tutuklandı, saldırıya uğradı, öldürüldü. “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Örgüt propagandası” suçlamaları, ifade özgürlüğü ihlallerinin” gerekçesi yapıldı.</p>
<p>İfade ve medya özgürlüğünün en sık ihlal edildiği iller İstanbul, Diyarbakır ve Ankara olurken, nüfusa oranla en çok hak ihlali bildirilen iller ise Tunceli, Diyarbakır ve Şırnak olarak tespit edildi.</p>
<h5><strong>Favori Suçlamalar: Cumhurbaşkanına Hakaret ve Örgüt Propagandası</strong></h5>
<ul>
<li>İfade özgürlüğüne yönelik ihlallere gerekçe olarak sunulan suçlamaların çok önemli bir kısmını “örgüt propagandası” (476) ve “Cumhurbaşkanına hakaret” (346) oluşturdu. Bu suçları, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” (165) ve “örgüt üyeliği” suçlamaları izledi.</li>
<li>Ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini devraldığı Ağustos 2014 sonrasında Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle başlatılan soruşturma ve davalardaki hızlı yükseliş görüldü. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması sonrasında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla başlatılan soruşturmalarda yaklaşık 47 kat, aynı gerekçeyle açılan kamu davalarında ise yaklaşık 40 kat artış oldu.</li>
</ul>
<h5><strong>‘Kuşatma Altındaki Medya’</strong></h5>
<ul>
<li>2015-2019 yılları arasında bildirilen ifade özgürlüğü ihlallerinin yarısından çoğu (%54’ü) doğrudan doğruya medya ile ilgili oldu.</li>
<li>2015-2019 arasındaki beş yıllık dönemde toplam 184 medya ve yayın kuruluşu kamu makamları tarafından kapatıldı. Kapatma işlemlerinin 170’i mahkeme kararı olmaksızın OHAL KHK’leri ile tesis edildi ve bu şekilde kapatılan kuruluşların mal varlıklarına devlet tarafından el kondu.</li>
<li>Toplam 21 medya kuruluşu hakkındaki kapatma kararı ise daha sonra yine OHAL KHK’leri ile kaldırıldı.</li>
<li>2015-2019 yılları arasında çok sayıda medya kuruluşu ve gazetecinin mesleki faaliyetleri nedeniyle yoğun polis baskısına ve yargısal tacizlere maruz kaldı.</li>
<li>Bu dönemde, en az 287 polis baskını ve 146 polis müdahalesi sonucu toplam 1.118 medya çalışanı gözaltına alındı; 281 medya çalışanı tutuklandı ve 311 medya çalışanı çeşitli gerekçelerle toplam 1.592 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı.</li>
<li>2015-2019 yılları arasında medya kuruluşlarına, gazetecilere ve basın yayın çalışanlarına yönelik çok sayıda sivil şiddet saldırısı gerçekleşti. Saldırılarda en az 5 gazete kurumsal olarak, en az 23 gazeteci ise kişisel olarak hedef alındı.</li>
</ul>
<h5><strong>Sosyal Medyada ‘Asayiş’</strong></h5>
<ul>
<li>2015-2019 yılları arasında sosyal medya kullanıcılarına yönelik en az 578 polis operasyonunda en az 4 bin 684 kişi gözaltına alındı.</li>
<li>Başka nedenlerle gözaltına alınanlar da dahil olmak üzere en az 2 bin 357 kişi sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandı.</li>
<li>İhlallerden etkilenenler arasında en az 18 milletvekili, 182 siyasi parti yöneticisi, 53 sendika ve dernek yöneticisi bulunuyor. Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/tihv-ifade-ve-medya-ozgurlugune-yonelik-ihlaller-2015-2019-elestiriyi-susturmak/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/28/2015-2019-arasi-turkiyede-elestiri-nasil-susturuldu/">‘2015-2019 Arası Türkiye’de Eleştiri Nasıl Susturuldu?’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şenol Ballı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 10:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eylem yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Van'da 2016 yılında ilan edilen etkinlik yasağı devam ederken, yurttaşlar, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları sokağa çıkıp kentin sorunlarına ilişkin görüş ifade edemediklerini veya faaliyet yürütemediklerini belirtiyor. Bu yasakları bütün yönleriyle kentteki sivil toplum örgütleri ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/">&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de 2018 yılında OHAL&#8217;in kalkmasına rağmen, Van’da Kasım 2016’da ilan edilen etkinlik yasağı hâlâ devam ediyor. O tarihten bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak. Yasaklamalar gerekçe gösterilerek kentte görev yapan gazeteciler görüntü çekmeleri engellenerek darp ediliyor veya gözaltına alınıyor. Bununla ilgili olarak kentteki birçok yurttaş, STK temsilcisi ve gazeteci 2911 sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanunu&#8217;na muhalefet suçlamasıyla yargılanıyor. Van Barosu tarafından kararın iptaline dönük açılan 15 ayrı dava sonuçsuz bırakılırken kentteki kurum veya dernek temsilcileri yasakların antidemokratik olduğunu ve bir an evvel sonlandırılması gerektiğini söylüyor.</span></p>
<figure id="attachment_75369" aria-describedby="caption-attachment-75369" style="width: 330px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-75369 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2-640x427.jpg" alt="Kasım 2016'dan bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak" width="330" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/van-gosteri-2.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" /><figcaption id="caption-attachment-75369" class="wp-caption-text">Kasım 2016&#8217;dan bu yana kentte gösteri ve yürüyüş yasakları başta olmak üzere, siyasi her türlü etkinlik yasak.</figcaption></figure>
<h5><b>Van Barosu:  Yasaklar &#8216;Herkesin&#8217; Anayasal Hakkını Elinden Almakta</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Nazan Özgökçe kentte yaşamı zorlaştıran bu yasaklara ilişkin şunları  söyleyerek  başlıyor konuşmasına: “Beş yıldır iki haftada bir yenilenen bu sistematik yasaklamalar, 2911 sayılı kanununu hükümleri çerçevesindeki tüm gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarını kapsayacak şekilde yine aynı kanunun ilgili maddesi uyarınca uygulanmakta. Bu oldukça geniş yorumlanabilecek ifade karşısında, her türlü sebep bahane edilerek yasaklama yapılabilmekte. 21 kasım 2016 tarihinden bu yana uygulanan bu yasaklamaların hukuken izahı pek mümkün değil. Mevzuatta valiliğin kamu güvenliği açısından gerekli gördüğü hallerde 15 günü geçmemek kaydıyla böyle yasaklamaları koyma yetkisi vardır ancak belirli eylem ve etkinlikler yasaklanabilir. Sistematik hale gelen bu yasaklar açıkça anayasada geçen biçimiyle “herkesin” anayasal hakkını elinden almaktadır. Bu yasaklamalar genelde vatandaşın, özelde Van halkının Anayasal bir hakkı olan gösteri ve yürütüş düzenleme hakkını kısıtlamakta. Zira anayasal haklar, herkes kelimesiyle başlar. Herkes kelimesi tüm vatandaşlar için geçerli olduğu anlamına gelir.”</span></p>
<figure id="attachment_75370" aria-describedby="caption-attachment-75370" style="width: 342px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-75370 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce-640x359.jpg" alt="Nazan Özgökçe" width="342" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/nazan-ozgokce.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 342px) 100vw, 342px" /><figcaption id="caption-attachment-75370" class="wp-caption-text">Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Nazan Özgökçe</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Yasakların İptali İçin Açılan 15 Dava Sonuçsuz Kaldı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Van’da yaşayan her bir yurttaşın yasaklamalardan doğrudan etkilendiği için dava açma hakkının olduğunu söyleyen Özgökçe, bu kapsamda Van Barosunun kurduğu heyet tarafından 15 dava açıldığını söyledi: &#8220;Bu açılan davaların tamamı sonuçsuz kaldı. Tamamen hukuka aykırı biçimlerde gerekçeler gösterildi üstelik. Bütün vatandaşlar bu yasaklamaların mağdurudurlar, bu sebeple bütün toplum nezdinde herkesin dava açma hakkı bulunmaktadır. Biz de baro olarak dava açmak isteyen her türlü dernek, STK ve vatandaşlara bu konuda destek olacağımızı hatırlatalım.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Kentteki Birçok STK Temsilcisi ve Gazeteci Hakkında Dava Açıldı&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_75371" aria-describedby="caption-attachment-75371" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-75371" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/ali-kalcik.jpg" alt="Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık" width="300" height="200" /><figcaption id="caption-attachment-75371" class="wp-caption-text">Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasaklarla geçen bu süre zarfında kentteki birçok kurum temsilci ve gazeteci hakkında 2911 sayılı Yürüyüş ve Gösteri Kanunu&#8217;na muhalefet suçlamasıyla dava açıldı. Van Çev-Der Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık da bunlardan biri, hakkında şimdiye kadar dört ayrı dava açılmış. Kalçık; siyasi rakibine yaşam şansı vermemenin faşizan bir tercih olduğunu söylüyor: &#8220;Biz çevreciyiz. Siyasi söylemelerden uzak dururuz. Genelde çevre sorunlarına ilişkin taleplerle sokağı kullanmaya çalışıyoruz. Ama sokağı kullanmamız yasakları ihlal ettiğimiz şeklinde değerlendiriliyor. Bu kapsamda şu ana kadar sadece bana dört tane dava açılmış. Dördü de 2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet suçlamasından. Havayı, suyu kirletmeyelim dediğimiz için bu davalar açılıyor bir bakıma.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin şiddetli bir biçimde hissedildiği dönemde çevre adına istedikleri çalışmaları yapamadıklarını kaydeden Kalçık, şu sözlerle devam ediyor konuşmasına; &#8221;İnsanın kendisini ifade etmesi, düşüncesini yaymak istemesi insani ve anayasal bir haktır. Burada vatandaşın bu hakkını ortadan kaldırmaya kimsenin hakkı yoktur. İklim krizi bu yıl çok şiddetli hissedildi. Van Gölü&#8217;ndeki çekilme rekor yaptı. Kentte birçok göl ve akarsu bu yıl tamamen kurudu. Yine sel ve yangınlar oldu bölgede. Bunların yaşandığı dönemde bile bu felaketlere dair bir çalışma yapamadık. 5 Haziran Dünya Çevre Günü&#8217;nde Erciş ilçesindeki Zilan çayında yaşanan kirliliğe dikkat çekmek adına bir çalışma yapmak istedik, bu bile engellendi.&#8221; diyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Afganistan Göçü Zirve Yaptı Ancak Biz Alanda Çalışma Yapamadık&#8217; </b></h5>
<figure id="attachment_75372" aria-describedby="caption-attachment-75372" style="width: 332px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-75372" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel-640x480.jpeg" alt="Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel" width="332" height="249" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/10/hanife-guzel.jpeg 800w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /><figcaption id="caption-attachment-75372" class="wp-caption-text">Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak konuşan Van Serhat Göç Araştırmaları Derneği Eş başkanı Hanife Güzel de Kalçık ile benzer ifadeler kullanıyor. Güzel, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin (ABD) Afganistan&#8217;dan çekilmesi ve Taliban&#8217;ın ülkedeki kontrolü eline almasıyla ülkeden Türkiye&#8217;ye yapılan kitlesel göçe dikkat çekiyor ve şöyle konuşuyor; &#8221;Bilindiği üzere Afganistan&#8217;dan ülkeye yaz boyunca on binleri bulan bir düzensiz göçmen girişi oldu. Kamuoyunda da çok tartışıldı. Kentimiz sınırında gerçekleşen bu göçü ve göç esnasında mültecilerin yaşadığı ihlallere ilişkin kamuoyunu bilgilendirecek çalışmalar yapamadık maalesef. Bu yasaklar kentteki yurttaşlar, kurum ve derneklerin çalışmalarını sınırlıyor. Bir an evvel son bulması lazım. Bahsettiğim göç azalarak da olsa devam ediyor. Kış şartlarının hakim olduğu bu dönemde kamuoyunun dikkatini göçmenlerin yaşadığı trajedilere çekmek istiyoruz.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/26/vanda-bes-yili-askin-suredir-her-turlu-eylem-ve-etkinlik-yasak/">&#8216;Van&#8217;da Beş Yılı Aşkın Süredir Her Türlü Eylem ve Etkinlik Yasak&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2021 13:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Gülizar Biçer Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Kaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73443</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Temmuz darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanlığı'nın çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname’ler (KHK) ile yaşanan hak ihlallerinin tespit ve ihlallerin önlenmesi için CHP 35 ili kapsayan toplantılara İzmir’den başladı. Ziyaretlerde ihraç edilen KHK’lılarla bir araya gelerek taleplerinin dinlenerek bir rapor olarak hazırlanması planlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/">&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz sonrası Olağanüstü Hal’in (OHAL) verdiği yetkilerle Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan KHK’lar ile on binlerce kişi görevinden ihraç edilmiş, pasaportu iptal edilmiş, gözaltına alınmış yahut tutuklanmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ise KHK sonucu yaşanan hak ihlallerini 15 Temmuz 2016’dan hemen sonra CHP Genel Merkezi&#8217;nde bir komisyon kurarak KHK’lıların mağduriyetini gündeme taşımıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aradan geçen 5 yılın ardından, CHP, KHK’lar nedeniyle yaşanan hak ihlallerini tespit etmek ve ihlallerin önlenmesi için 35 ili kapsayan toplantı serisine başladı. İlk olarak İzmir’de yapılan ziyaretlerde ihraç edilen KHK’lılarla bir araya gelecek olan CHP’li vekiller, mağdurların taleplerinin dinleyecek ve bu çalışmanın bir rapor hazırlayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışma Türkiye genelinde CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın koordinasyonunda gerçekleştirilecek. </span></p>
<p><strong>CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve Gülizar Biçer Karaca yürütülen çalışma hakkında Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtladı.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73457 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya-640x320.jpg" alt="Yıldırım Kaya" width="380" height="190" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/yildirim-kaya.jpg 670w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" />Yıldırım Kaya<span style="font-weight: 400;">, 15 Temmuz 2016’dan hemen sonra CHP Genel Merkezi&#8217;nde bir komisyon kurarak KHK’lıların mağduriyetini parti olarak gündeme taşıdıklarını, yaşanan mağduriyetleri çok yakından takip ettiklerini ve çözümü konusunda büyük çaba harcadıklarını belirtti. </span>Kaya<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> söz konusu komisyonda görev alan biri olarak, 25 bin kişiyle yüz yüze CHP Merkezi&#8217;nde görüştüğünü ve 70 binin üzerindeki müracaat dosyasını Meclis’e ve ilgili Bakanlıklara ilettiklerini kaydetti. Bu çalışmaların bir devamı olarak KHK’lılarla Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Kayseri, Aydın, Denizli, Trabzon, Samsun, Diyarbakır, Adıyaman ve Van olmak üzere 35 ilde toplantılar düzenleyeceklerini söyleyen Yıldırım ayrıca, CHP iktidarında KHK’lıların yeniden adil yargılanmasının sağlanarak mağduriyetlerin giderileceğini belirtti. </span></p>
<h5><b>‘Temel Sorun Yargısız İnfaz’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK buluşmalarındaki gözlemlerini de </span>paylaşan Kaya<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> temel sorunun yargısız infaz olduğunu düşünüyor. Kaya’ya göre, adil bir yargılama yapılmadığından gerçek suçluların elini kolunu sallayarak kaçtığını ya da kurulan FETÖ borsasıyla “aklandığını” gördüklerini, ancak darbeyle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin büyük bir mağduriyet yaşadığına tanıklık ettiklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’lıların iş bulma haklarının ellerinden alınmış, toplumdan dışlanıp, izole bir hayat yaşayıp, fişlendikleri için iş bulamadıklarını söyleyen Yıldırım Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimse onları işe almak istemiyor, çalıştırmak isteyen de korkudan çalıştıramıyor. ‘Ağaç kabuğu yesin.’ diyenler, dediklerini yapmış ve bu insanları gerçekten açlığa mahkûm etmişler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma sonunda çıkacak olan raporu her platforma taşıyacaklarını belirten Kaya, canlı tanıkların delil ve beyanlarından oluşan bu rapor ile KHK mağdurlarının haklarının iade edilmesi için diğer delillerin yanında yeni yazılı bir belge olacağını sözlerine ekledi.  </span></p>
<h5><b>‘OHAL Komisyonu Oyalama Komisyonu’na Dönüştü’ </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73458 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/gulizazr-bicer-kaya.jpeg" alt="gülizar biçer kaya" width="389" height="203" />KHK mağduriyetlerinin giderilmesi için sürdürülen çalışma hakkında görüşlerini paylaşan CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise her bireyin özgürce yaşayabileceği, düşüncelerini özgürce ifade edebileceği, hakların evrensel ilkeler ışığında teslim edileceği demokratik Türkiye mücadelesi vermek zorunda olduklarını belirtti. </span></p>
<p>Karaca<b>, </b><span style="font-weight: 400;">“Yeni bir toplum ve rejim inşasına girişerek hak ihlallerini inanılmaz boyuta taşıyan 19 yıllık AKP iktidarının; 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, CHP olarak 20 Temmuz sivil darbesi olarak tanımladığımız süreçte ilan ettiği OHAL, çoklu hak ihlallerini beraberinde getirmiştir” dedi. KHK’larla bir gecede işinden edilen, kamu görevinden ihraç edilen, KHK’lıların hukuksuz bir biçimde kurulan ve varlığını sürdüren OHAL Komisyonu’nda dosyalarının yıllardır bekletildiğini söyleyen Karaca, yaşanan hak ihlallerinin önlenmesinin Türkiye’de insan hakları ve demokrasi açısından elzem olduğuna vurgu yaptı.</span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülizar Biçer Karaca, çalışma hakkından, eğitim hakkına, sağlık hakkından barınma hakkına yaşadıklarını zulüm olarak nitelendiren ve seslerini duyurmaya çalışan KHK’lıların yaşadığı mağduriyetlerin hak ihlalleri açısından değerlendirilmesinin çözüm bekleyen sorun alanlarından olduğunun altını çizdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu’nun Oyalama Komisyonu’na dönüştüğüne ve lağvedilmesi gerektiğine dikkat çeken </span>Gülizar Biçer Karaca,<span style="font-weight: 400;"> ayrımcılığa, ötekileştirmeye, mobbinge, dışlanmaya, yoksulluk ve yoksunlukla sınanmaya terk edilen KHK’lı bireylerin, yaşadıkları mağduriyetlerin “sivil ölüm” olarak tanımlanması gerektiğinin altını çizdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karaca, ayrıca ayrıştırma, kutuplaştırma, ötekileştirme iklimini yaratarak bu hukuksuzluk ve adaletsizlikten beslenen bir iktidarın, OHAL Komisyonu keyfiyeti ile adil yargılanma hakkının önüne set çektiğini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hem evrensel normlar hem de anayasamız açısından baktığımızda; bu ülkede yaşayan bireylerin her bir birey gibi lekelenmeme hakkı, yurttaşların adil yargılanma hakkı vardır.&#8221; diyen Karaca, çıkan yasaların, geçmişe dönük uygulanamayacağını belirtirken, sadece KHK’lıların değil akrabaları, çocukları ve ailelerinin de cezalandırılmakta olduğunu söyledi: &#8220;Sistematik bir düşmanlaştırmaya maruz bırakılan ve haklarını arayan KHK’lıların adil yargılanma taleplerinin karşılanmaması, yasaların geriye dönük işletilemezliği, kesinleşmiş yargı kararı olsa dahi işlerine iade edilmemesi, noterde şahitliklerinin dahi sayılmaması, intiharla sonuçlanan yaşam hakkı ihlalleri gibi örneklerle de insan hakları ihlalleri katlanarak artarak devam etmektedir”.  </span></p>
<h5><b>&#8216;1959-2020 Yılları Arasında Türkiye En Çok Adil Yargılanma Hakkını İhlal Etti!&#8217;</b></h5>
<p>Gülizar Biçer Karaca, görüşmemizde Türkiye’nin insan hakları karnesini de rakamlarla hatırlattı. Buna göre, <span style="font-weight: 400;">2020 yılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istatistiklerine göre, Türkiye’nin en çok ihlal ettiği haklar arasında adil yargılanma hakkı yer alıyor.  2020’de en çok ihlal edilen 3 hak; 31 ihlal ile ifade özgürlüğü, 21 ihlal ile adil yargılanma hakkı ve 16 ihlal ile özgürlük ve güvenlik hakkı oldu. Bir başka istatistiğe göre, 1959-2020 yılları arasında 3 bin 309 hak ihlali ile Türkiye en fazla hak ihlali yaşanan ülke oldu ve bu süre içerisinde en çok ihlal edilen hak, 953 ihlal ile adil yargılanma hakkı oldu.</span></p>
<p>“Adil yargılanma hakkını; bir bireyin bir suçlama veya yasal bir anlaşmazlık ile karşılaşması durumunda; davanın makul bir süre içerisinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, hakkaniyete uygun bir biçimde ve kamuya açık olarak görülmesi şeklinde” tanımlayan Karaca, adil yargılanma hakkının davanın makul bir sürede görülmesi, bağımsız ve tarafsız mahkemeler, yargılamanın hakkaniyete uygun olarak yapılması ve yine yargılamanın açık ve aleni olması şeklinde 4 kriterini olduğunu belirtti.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP olarak neden ihraç edilenlerin veya hakkı ihlal edilenlerin adil yargılanma hakkını savunduklarına açıklık getiren Karaca, suç isnadı ve yargılamanın bir süreç olduğunu; ceza yargılamasının temelinin suç ve cezanın şahsiliği ilkesine dayandığını vurguladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında 20 Temmuz sivil darbesi ile OHAL dönemine giren Türkiye’de KHK’lar ile birçok hak ihlaline imza atıldı. Kurunun yanında yaş da yandı. Birçok insan sebepsiz yere FETÖ’cü suçlaması ile karşılaştı. “Babanın telefonu baz istasyonundan sinyal almış. Sen de FETÖ’cüsün o zaman”, &#8220;kızın cemaat okullarına gitmiş suçlusun&#8221; deniyor. Ama kişi hiç evlenmemiş, çocuğu yok. Yargılanmadığı için suçsuzluğunu kanıtlayamıyor. Bunlar gibi suçlamalar ile karşılaşıldı. Bizim adil yargılanma ısrarımız buradan gelmekte.”</span></p>
<h5><b>‘Hak Mücadelesinin Ne Olduğunu Yaşadığım Hukuksuzluklarla Öğrendim’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık, aleni ve hakkaniyete uygun bir biçimde, bağımsız mahkemelerde yargıçların delilleri incelenmesi ve suç ve cezanın şahsiliği dikkate alınarak gerçekten suçlu olanların  cezalandırılması gerektiğini altını çizen Karaca, “iktidar ve medyasının gerçek suçluların ve siyasi ayağın ortaya çıkmasından korktuğunu” söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK’lıların yaşadığı hak ihlallerinin çok boyutlu olduğuna da dikkat çeken söyleyen </span>Gülizar Biçer Karaca<b>;</b><span style="font-weight: 400;"> söz konusu boyutları şu şekilde sıraladı: Kanser vakaları, kronik hastalıklar, psikolojik ve fizyolojik sorunlar, öldükten sonra göreve iadeler, intiharlar ile baş başa bırakılmaları; komşularının, mahalledeki esnafın, okuldaki öğretmen arkadaşlarının, işyerindeki mesai arkadaşlarının selam vermekten dahi çekinir hale gelmesiyle yaşanan hayal kırıklığı…</span></p>
<p>Karaca’nın<span style="font-weight: 400;"> dikkat çektiği bir diğer önemli husus, mağduriyetlerin giderilmesi için yürüttükleri çalışmalar kapsamında, “hak mücadelesinin ne olduğunu yaşadığımız hukuksuzluklarla öğrendim” diyen çok çeşitli gruplardan kişilerle bir araya geldiklerini söylemesi idi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Farklı illerden, mesleklerden farklı insanların yaşadığı o kadar ortak acı var ki, bu toplantılarda çok çarpıcı örnekleri sadece bizler değil birbirleri de duyarak yalnızlaştırmaya karşı dayanışmayı güçlendirmeye yaradığını düşünüyorum.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantılara katılamayanların talep ve önerilerini CHP kurumsal mail adresine ( khklilarkonusuyor@chp.org.tr) iletilen maillerle kendilerine ulaştırmayı sürdürdüklerini söyleyen Karaca, barış akademisyenlerinden, KESK üyelerine, askeri öğrenci ailelerinden cezaevlerindeki yurttaşlar ve yakınlarına kadar çok sayıda ve farklı kesimden telefon mail ve mektup aldıklarını sözlerine ekledi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/13/khklilarin-yasadigi-magduriyetler-sivil-olum-olarak-tanimlanmali/">&#8216;KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler &#8216;Sivil Ölüm&#8217; Olarak Tanımlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler Sistematik Sorun Haline Geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/avukatlik-meslegine-kabul-edilmeyen-kisiler-sistematik-sorun-haline-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 12:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Elçi Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Benan Molu]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsatsız Avukatlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı, “Ruhsatsız Avukatlar: Olağanüstü Halden Sonra Avukatlık Mesleğine Yönelik Baskılar ve Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler" başlıklı bir rapor yayınladı. Av. Benan Molu ve Av. İdil Özcan tarafından kaleme alınan raporda, avukatlık mesleğine kabul edilmeyen kişi sayının OHAL’den bu yana giderek arttığı ve bunun sistematik bir sorun haline geldiği tespiti öne çıkıyor. Molu ve Özcan, OHAL sonrası yargının daha da siyasallaşması ile adliyelerde pek hükmü kalmayan avukatların, çok etkisiz bir araca dönüştüğünü vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/avukatlik-meslegine-kabul-edilmeyen-kisiler-sistematik-sorun-haline-geldi/">&#8220;Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler Sistematik Sorun Haline Geldi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etkiniz AB Programı desteği ile Tarih Elçi Vakfı tarafından hazırlanan “Ruhsatsız Avukatlar: Olağanüstü Halden Sonra Avukatlık Mesleğine Yönelik Baskılar ve Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler&#8221; başlıklı rapor, avukatlık stajı yapmasına izin verilmeyen kişilerin ve baro levhasından silinen avukatların bu sebeple yaşadıkları özel hayata saygı hakkı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin ihlalini kayda geçiriyor. Raporun bulgularını ve mevcut durumu, çalışmayı hazırlayan insan hakları savunucularından Avukat Benan Molu ve İdil Özcan ile konuştuk.</p>
<p><strong>Bu raporun bulgularını hukuk bilgisine sahip olmayan bir yurttaş için nasıl özetlersiniz?</strong></p>
<p><strong>İÖ:</strong> Rapor, soruşturmalar, davalar veya KHK ile ihraçlar sebep gösterilerek avukatlık stajına başlatılmayan veya stajını tamamlasa da ruhsatını alamayan avukatlarla ilgili. Bu kişilerin avukatlık mesleğine başlamasına ya bizzat barolar engel oluyor ya da barolar kabul etse dahi Adalet Bakanlığı’nın dava açarak bu ruhsatların idare mahkemeleri tarafından iptal edilmesini sağlıyor. Ruhsat başvurusu Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilmeyerek barolara geri gönderilen avukat sayısı 2015 yılında 46 iken, bu sayı 2019 itibariyle 528’e ulaşıyor. TBB’nin bizimle paylaştığı istatistiklere göre de Ağustos 2020 itibariyle baro levhasına yazılma kararına karşı açılan dava sayısı 1252. Biz bu durumu OHAL dönemi sonrasında avukatlara ve mesleğe yönelik artan baskılarla birlikte, bir bütün olarak değerlendirdik. Hukuk bilgisine sahip olmayan bir yurttaş için çeşitli sebeplerle “makul” görülmeyen kişilerin avukatlık yapmasının engellendiğini söyleyerek durumu özetleyebiliriz.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62864 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/benan-molu.jpg" alt="benan molu" width="327" height="201" />B.M:</strong> Raporda mağdurları 3 gruba ayırdık: 1- soruşturma ve kovuşturması devam edenler, 2- KHK ile ihraç edilenler ve 3-Barış İçin Akademisyenler. Söz konusu  3 grubun  yaşadıkları hak ihlallerini, yaptıkları staj- ruhsat başvuru sürecinden Adalet Bakanlığı’nın ya da TBB’nin verdiği ruhsat vermeme kararlarına kadar, tüm süreçleri dahil ederek ele aldık. Mahkeme kararlarını inceledik: bu kararlarda “nerede ortaklaşılıyor? Nerede ayrı örnekler var?” bunlara baktık. Ayrıca, hak ihalelerinin psikolojik, sosyal ve toplumsal olarak mağdur kişileri nasıl etkilediğini, bu kişilerin hangi haklarının ihlal edildiğine baktık. Raporun sonunda bu kişilerin ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlal edildiğini, gerekçeli karar hakkının ortadan kalktığını, adil yargılanma hakkına sınırlama getirildiğini gördük. Tüm bunların avukatlara ve genel olarak Türkiye’de muhaliflere yönelik bir baskı aracı olarak kullanıldığını gördük. Makul ve makbul görülmeyen insanların, avukatlık yapmasının engellendiğini, mesleğe başlatılmaması iradesi olduğunu tespit ettik.</p>
<blockquote><p>OHAL’le birlikte gelen pek çok kısıtlama ile avukatlık yapmaktan yasaklanma gibi durum oluştu. Dolayısıyla hem avukatlar müvekkilsiz kaldı, hem müvekkiller avukatsız kaldı.</p></blockquote>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62861 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/TBB-Verileri.jpg" alt="TBB Verileri" width="518" height="375" /></strong></p>
<p><strong>Türkiye’de OHAL’in avukatlık mesleğinde neden olduğu hak ihlalleri, neden önemli? OHAL’de hak ihlalleri yaşayan bir yurttaş ile bir avukat arasında nasıl bir fark var? </strong></p>
<p><strong>İÖ</strong>: Hak ihlali yaşayan bir yurttaşın doğrudan muhatap olacağı, o yurttaşın hakkını mahkemede arayacak olan avukatlar. Dolayısıyla avukatların duruşma salonunda savunma yapmalarının engellenmesi, avukat-müvekkil görüşlerine getirilen kısıtlamalar, avukatların bazı dosyalara bakmaktan men edilmesi, avukatlar hakkında mesleki faaliyetleri ve aldıkları dosyalar sebebiyle soruşturmalar başlatılması, dava açılması, avukatların gözaltına alınması, tutuklanması ve bunun gibi birçok kısıtlama yalnızca avukatların mesleklerini yapmasını engellemiyor. Aynı zamanda yurttaşların hak ihlalleri karşısında yanlarında duracak, ihlallere karşı yargı önünde mücadele verecek kişilere ulaşmalarını da engelliyor.</p>
<p><strong>BM</strong>: Uzun yıllardır ceza hukuku ve insan hakları alanında çalışıyorum. OHAL döneminde ve sonrasında insan hakları alanında çalışan avukatların çoğu, müvekkilleri ile özdeşleştirilerek tutuklandılar ve çok sayıda kovuşturma ve soruşturma geçirdiler. Hala da geçiriyorlar. OHAL öncesi de avukatlara yönelik baskı vardı ancak OHAL ile birlikte bunun farklı bir boyuta geçtiğini görüyoruz. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) avukatların müvekkillerini  savunması için temel hak ve özgürlükleri koruyan düzenlemelerin 90’lı yıllar gibi yok sayılacak seviyede kısıtlanabileceğini gördük.  OHAL’le birlikte gelen pek çok kısıtlama ile “avukatlık yapmaktan yasaklanma” gibi durum oluştu. Dolayısıyla avukatlar müvekkilsiz, müvekkiller de avukatsız kaldı.</p>
<p>Türkiye&#8217;de çok uzun süredir devam eden bu süreç, yargının daha da fazla siyasallaşması ile adliyelerde pek hükmü kalmayan, bir şey değiştirmeye gücü yetmeyen avukatları, çok etkisiz bir araca dönüştürdü. Bu da nihai olarak, sadece avukatların mesleğini yapmasını engellemekle kalmıyor; yurttaşların hak ihlalleri karşısında savunmasız bırakılması anlamına geliyor. Avukatlar olarak tüm sahip olduğumuz haklar, OHAL sonrası elimizden alındığı bir noktaya geldik.</p>
<blockquote><p>Yargının daha da fazla siyasallaşması, adliyelerde pek hükmü kalmayan, bir şey değiştirmeye gücü yetmeyen avukatları çok etkisiz bir araca dönüştürdü.</p></blockquote>
<h5><strong>“</strong><strong>Susturma ve Cezalandırmayı Ortaya Koymak İçin Hazırladı</strong><strong>k”</strong></h5>
<p><strong> </strong><strong>Raporda ulaştığınız bulgulardan sizi şaşırtan neler var? Mağdur kitlenin büyüklüğüne dair ne söylersiniz? OHAL sürecinin yarattığı mağduriyetlerin </strong><strong>kayda geçmesi, uluslararası insan hakları mekanizmalarının hareket geçmesi ile ihlallerin giderilmesine etki edebilir mi?   </strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62865 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Idil-Ozcan.jpg" alt="" width="319" height="319" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Idil-Ozcan.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Idil-Ozcan-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />İÖ</strong>: Yakın dönemde çok sayıda avukatın ruhsat alamadığını duyuyorduk, biliyorduk. Ancak bu durumun bu kadar kişiyi etkilediğini bilmiyorduk. Türkiye Barolar Birliği’nin bizimle paylaştığı verilere göre, Ağustos 2020 tarihi itibariyle Adalet Bakanlığı 1252 ruhsat başvurusuna karşı iptal davası açmıştı ve bu davalardan yalnızca 175 tanesi avukatlar lehine sonuçlanmıştı. 376 dava işlemin iptaline karar verilmişti, 701 dava ise halen derdestti. Bunun yanı sıra, ruhsatların onaylanmamasıyla veya iptal edilmesiyle mağdur edilen kitlenin çok çeşitli olduğunu da söylemek mümkün. Biz raporu hazırlarken fakülteden yeni mezun olmuş gençler de KHK ile ihraç edilmiş akademisyenler, öğretmenler, hakimler de aynı sorundan mustaripti.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin Eylül 2020’de yayımlanan Tamer Mahmutoğlu ve M.B. kararlarıyla birlikte KHK ile ihraç edilmiş, hakkında bir mahkûmiyet kararı olmayan kişilerin avukatlık ruhsatlarını almasının önü açılmış oldu. Uzun süredir ruhsatını alamayan, hatta daha önce bu yorucu sürece dahil olmamak için ruhsat başvurusu yapmamış olan kişilerin de ruhsatlarını alabildiklerini görüyoruz. Bu çok sevindirici ve olumlu bir gelişme oldu. Ancak hakkında soruşturma-kovuşturma bulunanlar bakımından mağduriyet devam ediyor. Temennimiz, Anayasa Mahkemesi’nin masumiyet karinesini de dikkate alarak hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturma olan kişilerin de levhaya kaydolabilmesinin önünü açan bir karar vermesi.</p>
<p>Bu mağduriyetlerin görünür kılınması, kaydedilmesi, hesabının tutulması tabii ki büyük önem taşıyor. Bizim raporu hazırlarken yapmak istediğimiz şeylerden biri de bu veri derlemesini yapmaktı. Kaç kişi bu durumdan etkileniyor, davalar nasıl sonuçlanıyor, bunların kaydı tutulmuyordu. Bu verilerin derlenmesi mahkemeler ve özellikle uluslararası mekanizmalar önünde ihlallerin boyutlarını ortaya sermek açısından da faydalı olacak diye umuyoruz.</p>
<p><strong>B.M:</strong> Sayıca bu kadar fazla olduğunu bilmiyorduk. TBB’ye yaptığımız bilgi edinme başvurusuna gelen cevapta, gördüğümüz sayının bu denli yüksek olmasına çok şaşırdık. Bu çalışmanın öncesinde Ruhsat Koordinasyonundan arkadaşlarla konuşuyorduk ancak sayının 200 civarında olduğunu tahmin ediyorduk. Bu çalışma ile daha önce çalışılmayan bir konuda rapor yazdık; hem rapor süresince hem sonrasında bu konunun gündeme getirilmek istendiğini ama bir adım atılamadığını fark ettik. Bu çerçevede rapor, avukatların maruz kaldıkları hak ihlallerine ilişkin veri sunuyor. Raporun en önemli çıktısı, Türkiye gibi çok fazla sistematik ve ağır hak ihlali olan bir ülkede, spesifik olarak bir konuda hak ihlalinin gündeme getirilmesinin imkansıza yakın olduğunu görmek oldu. Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği gibi STK’ların gündemleri çok çeşitli hak ihlali konuları ile dolu iken, avukatların ruhsat alamaması gibi spesifik bir konunun gündeme taşınması çok zordu.</p>
<p>Daha önce AİHM tarafından alınan ihlal kararlarına bakınca, biz burada aslında bireylerin hak ihlallerinden değil, OHAL sonrası dönemde, özellikle muhaliflere yönelik onları susturma ve cezalandırma amacıyla yapıldığını düşünüyoruz. OHAL öncesi, önce ruhsat alarak avukat oluyordunuz; dava açılması sizin mesleği icra etmenizi engellemiyordu. Ancak bir mahkûmiyet kararı verilirse ve belli sınırı geçen ceza almanız durumunda ruhsatınız iptal ediliyordu. OHAL sonrası dönemde ise size daha en başında ruhsat verilmiyor.</p>
<p>Bu raporu, bütün bu susturma ve cezalandırmayı ortaya koymak amacıyla hazırladık. Aynı zamanda ruhsat alamayan avukatların bu durumunun toplumsal etkisini göstermek ve AİHS’nin 18. maddesine bu ihlali dahil ederek, bunun muhaliflere yönelik baskı olduğunu göstermeyi amaçladık. Hak ihlallerine ilişkin istatistikleri ortaya koymak, mahkemeden olumlu yanıt olasılığını artırır. Söz konusu ihlallerin kayıt altına alınmasın ve daha fazla STK’nın bu süreçleri takip etmesini umuyoruz.</p>
<p><strong>Not</strong>: <em>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesi</em>: AİHM’e taraf olan ülkelerin hakları kısıtlamalarına ilişkin hükümleri içeriyor. 18. madde, &#8220;Anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar, öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz&#8221; ifadesini içeriyor.</p>
<h5><strong>İhlallerin Giderilmesi İçin Siyasi İradenin Ortaya Konmasının Gereği  </strong></h5>
<p><strong>Hak ihlallerin giderilebilmesi için çeşitli aktörlere önerileri içeren yol haritası sunuyorsunuz: hali hazırda ilgili aktörlerin ihlallerin giderilmesi için gayretleri yeterli mi? Kurumsal ya da bireysel çabalarla hak ihlallerinin giderildiği, sonuç alınan vakaların sayısına dair ne söylersiniz? </strong></p>
<p><strong>İÖ:</strong> Görüştüğümüz kişilerin çoğu ilgili aktörlerin, yani baroların, Türkiye Barolar Birliği’nin, sivil toplum örgütlerinin gayretlerinin yeterli olmadığını düşünüyordu. Raporu hazırlarken, barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nin ilk başta Adalet Bakanlığı’nın tutumuyla paralel biçimde birçok kişiye ruhsat vermediğini, bu tavrın sonradan değiştiğini öğrendik. Ancak bu gayretin yeterli olduğunu söylemek güç. Ruhsatlarını alamayan avukatların özellikle barolardan ciddi bir destek talebi var. Baroların yalnızca ruhsat başvurusunu onaylamakla kalmayıp, Adalet Bakanlığı iptal davası açtığında bu davaya müdahil olmaları, mağdur kişileri süreç hakkında bilgilendirmeleri, onlarla dayanışma içinde olmaları gibi. Örneğin İzmir Barosu’nun talep edilmesi halinde davalara müdahil olduğunu biliyoruz. Bu iyi örneklerin çoğaltılması gerekiyor. Görüştüğümüz kişilerden ve elimize ulaşan dosyalardan gördüğümüz kadarıyla, baroların destek verdiği dosyalarda daha olumlu kararlar çıktığına yönelik bir intibamız var.</p>
<p><strong>B.M:</strong> Kurumlar ve aktörler ihlalin giderilmesi için yeterli çaba göstermiyor. Türkiye gibi ağır ve çok fazla hak ihlali olan bir ülkede bu mümkün değil. Avukatlık mesleğine ilişkin hak ihlalleri, çoklu baro değişikliği ve CMK&#8217;daki  değişikleri bir bütün olarak düşündüğümüzde, avukatların etkisizleştirildiğinin altınının çizilmesi gerekir. Demirtaş ve Kavala için AİHM tarafından alınan hak ihlali kararlarına rağmen, siyasi irade bu kişilerin serbest bırakılmasını izin vermiyor.  AİHM’nin &#8220;serbest bırakın&#8221; çağrılarına rağmen bugün Kavala hala tutuklu.</p>
<p><strong>Reform tartışmalarını da dikkate alırsak, 2021 yılında insan hakları açısından nasıl bir süreç öngörüyorsunuz? Avukatlık mesleğine ilişkin hak ihlallerinin giderilmesi kısa vadede mümkün mü?</strong></p>
<p><strong>İÖ:</strong> Ruhsat iptalleri özelinde konuşursak, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında ihraç edildiği gerekçesiyle ruhsatını alamayan çok sayıda kişinin kısa sürede ruhsat alabildiğini gördük. Benzer bir çözüm mağduriyeti halen devam eden kişiler için de mümkün olmalı. Ancak Adalet Bakanlığı hakkında derdest soruşturma ve kovuşturma olan kişilerin ruhsatlarına karşı iptal davası açmaya devam ediyor. Barolar gibi Adalet Bakanlığı’nın da tutum değiştirmesiyle kısa sürede sorunlar çözülebilir. Ama bunun için Adalet Bakanlığı’nın siyasi irade ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p><strong>BM:</strong> Yargıda reforma yönelik bir irade yok. Anayasa Mahkemesi’nin adil yargılanma hakkı ve özel hayata saygı ilkelerine dayanarak aldığı 2 ihlal kararı sayesinde, ruhsat konusunda mağduriyet yaşayanların bir kısmının mağduriyetleri giderildi. Ancak, bu kişiler sadece beraat eden veya soruşturması ve kovuşturması bitenler. Yargıda bir siyasi irade ve yargıda reform yapılacaksa, soruşturma ve kovuşturması devam eden kişilerin de ruhsat başvurularının kabul edilmesi gerekiyor. Bu olmadığı sürece ihlallerin giderilmesi pek olası değil.</p>
<p>2021 yılında insan hakları savunucuları olarak, uygulamada atılan adımları düşününce bizi zorlu bir sürecin beklediğini düşünüyorum. Hak ihlallerine karşı STK’ların ve avukatların bir arada hareket etmesini, hem mahkeme ve kamuoyu önünde dile getirmeye devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Umuyoruz ki raporumuz buna katkı sunar.</p>
<p>“Ruhsatsız Avukatlar: Olağanüstü Halden Sonra Avukatlık Mesleğine Yönelik Baskılar ve Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler” raporunun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/ruhsatsiz-avukatlar-olaganustu-halden-sonra-avukatlik-meslegine-yonelik-baskilar-ve-avukatlik-meslegine-kabul-edilmeyen-kisiler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/avukatlik-meslegine-kabul-edilmeyen-kisiler-sistematik-sorun-haline-geldi/">&#8220;Avukatlık Mesleğine Kabul Edilmeyen Kişiler Sistematik Sorun Haline Geldi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OHAL&#8217;in Toplumsal Maliyetleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/18/ohalin-toplumsal-maliyetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2020 10:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL'in Toplumsal Maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sesli Dosya’da bu hafta, 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıldönümünde, Mağdurlar İçin Adalet Platformu tarafından hazırlanan Üçüncü Yılında OHAL'in Toplumsal Maliyetleri raporu, Ömer Faruk Gergerlioğlu ile konuşuldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/18/ohalin-toplumsal-maliyetleri/">OHAL&#8217;in Toplumsal Maliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HDP Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu (İHİK) üyesi ve insan hakları savunucusu Gergerlioğlu’na hazırladıkları rapor çerçevesinde 15 Temmuz’u Türkiye’de insan hakları ve STK’ların aldığı pozisyonu sorduk.</p>
<p>Üçüncü Yılında OHAL&#8217;in Toplumsal Maliyetleri adlı bin 500 sayfadan oluşan raporda, OHAL’in yarattığı etkiler finansal ve beşerî sermayenin kaçışı, sosyal ve kültürel güçte zayıflama gibi çeşitli başlıklar altında sıralanıyor.</p>
<p>15 Temmuz sonrası OHAL dönemi ve çıkarılan KHK’lar nedeniyle, çok ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını belirten Gergerlioğlu, OHAL Komisyonu’nun adaletin tesisini geciktirdiğini ifade etti. 15 Temmuz’dan bu yana yaşanan ağır hak ihlallerine karışın, Türkiye’de en önemli gelişmeyi “filizlenmekte olan insan hakları” olarak nitelendiren Gergerlioğlu, farklı kesimlerin empati kurmaya, özeleştiri yapmaya ve pişmanlık duymasıyla farklıklara rağmen bir arada reaksiyon göstermeye başlamalarını umut verici buluyor.</p>
<p>“Bu toplumun tüm zalimliklere rağmen iyiye gittiğini düşünüyorum. Belki çok yeterli değil ama benim çabam, filizlenen insan hakları çıkışını desteklemek ve bir çınar haline gelmesini sağlamak.” diyen Gergerlioğlu’na göre, “haksızlıklara karşı o filizin büyümesi sayesinde bu toplum kurtulacak. İnsan hakları bilinci oluşturamazsak, hiçbir şey değişmeyecek.”</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: OHAL&amp;apos;in Toplumsal Maliyetleri" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/5MuA7jZhc75YfppQICxCM3?si=2-CsCO4nSV-xxdhmTRGbmg&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/18/ohalin-toplumsal-maliyetleri/">OHAL&#8217;in Toplumsal Maliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OHAL KHK&#8217;leri İle Uygulanan Ek Tedbirlere Yargı Yolu Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/22/ohal-khkleri-ile-uygulanan-ek-tedbirlere-yargi-yolu-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2020 07:54:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “...ilave tedbirler ile...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Bu düzenlemeyle OHAL tarafından kapatılan kurumların mal varlıklarına el konulmasına karşı yapamadığı başvurular için hukuki yol açılmış oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/22/ohal-khkleri-ile-uygulanan-ek-tedbirlere-yargi-yolu-acildi/">OHAL KHK&#8217;leri İle Uygulanan Ek Tedbirlere Yargı Yolu Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Covid-19 salgınıyla mücadele verdiğimiz şu dönemde, OHAL KHK’leri ile haklarında çeşitli tedbirler uygulanan sivil toplum kuruluşları ve aktivistleri ilgilendiren önemli bir durum hakkında bilgilendirme yapmamız, hak kaybı yaşanmaması adına çok önemli.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa Mahkemesi 24/12/2019 tarihinde, 2018/74 Esas numaralı dosyada, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 2. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “&#8230;ilave tedbirler ile&#8230;” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Yani diğer bir deyimle, OHAL KHK’leri ile meydana gelen “ilave tedbirler” için de OHAL Komisyonu’na başvuru yolu açıldı.</span></p>
<p><b>Önceki Uygulama&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu’nun görev alanı önceden çok kısıtlı idi ve hak arama hürriyeti açısından bu husus ciddi sıkıntı oluşturuyordu. OHAL Komisyonu, 7075 Sayılı Kanun’a göre </span><b>doğrudan KHK’ler ile tesis edilen</b><span style="font-weight: 400;"> şu hususlarda inceleme yapabiliyordu:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Emekli personelin rütbelerinin alınması.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin görevinden ihraç edilen bir öğretmen sadece görevine dönebilmek için komisyona başvurabiliyor ancak öğretmenlik lisansının iptal edilmesi “ilave tedbirine” karşı komisyona başvuramıyordu. Oysa KHK ile bu öğretmenler MEB’den ihraç edilmekle beraber, öğretmenlik lisansları da iptal edildi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği madde hükmü bu tedbiri “ilave tedbir” olarak sayıyor ve OHAL Komisyonu’na yolunu açıkça kapatıyordu. Böylelikle bu kişilerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale eden ancak hukuki sorgulamaya kapalı olan “ilave tedbirler” için yargı yolu açıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ilave tedbirlere silah ruhsatlarının, gemi adamlığına ilişkin belgelerinin, pilot lisanslarının, pasaportlarının iptal edilmesi ve özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olarak görev alamamaları gibi hususların dahil olabileceğini eklememizde yarar var. Kıstas alınması gereken temel nokta, alınan tedbirin muhakkak bir KHK hükmünde yer alması.</span></p>
<h4><b>Kararın Sivil Toplum Kuruluşlarına Bakan Yönü</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda kısaca değindiğimiz üzere KHK ile doğrudan kapatılan dernek, vakıf, sendika, federasyon, konfederasyon, medya organları, vakıf yükseköğretim kurumlarının sadece kapatılmasına ilişkin itirazlar OHAL Komisyonu’na yapılabiliyordu. Ancak malvarlıklarına el konulması, alacaklarının hazineye geçmesi gibi hususlara hiçbir şekilde itiraz edilemiyordu. Bu husus hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği gibi, mülkiyet hakkını da açıkça ihlal ediyordu. Böylelikle el konulan mallar ve alacaklar gibi KHK’lerde düzenlenen “ilave tedbirler” için hak aranabilir.</span></p>
<p><b>İtiraz Yolu Nasıl Kullanılacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvurulara ilişkin idari yargı yolunu kapatan açık bir düzenleme bulunmasa da, kanaatimizce bu tip başvurular için doğrudan OHAL Komisyonu’na başvuru yapılmalıdır. Başvuru süresinde ise 7075 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi uyarınca </span><i><span style="font-weight: 400;">“…Resmi Gazetede yayımlanma tarihinden itibaren </span></i><b><i>altmış gün içinde yapılmayan başvurular işleme alınmaz</i></b><i><span style="font-weight: 400;">…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> hükmü kıyas alınarak, iptal kararının Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihten itibaren 60 gün içinde yapılması gerekecektir. Kararın yayın tarihi 10 Mart 2020 olduğu göz önünde bulundurulursa –eğer Adalet Bakanlığı yargılama sürelerini tekrar durdurmazsa, bu yazının ele alındığı tarih itibariyle süreler 30 Nisan 2020’ye değin durmuştu</span><b>&#8211;</b> <b>9 Mayıs 2020 tarihine kadar </b><span style="font-weight: 400;">OHAL Komisyonu’na başvuru yapılmalıdır. OHAL Komisyonu’nun kararı olumsuz yönde olursa bu karar idare mahkemesine taşınmalıdır. </span></p>
<p><b>Karar Gecikmeli Ama Yerinde</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceden oluşturulmuş, öngörülebilir, açık-anlaşılabilir ve hukukun ruhuna uygun kanunlar uyarınca değil de, anlık OHAL KHK’leri ile el konulan malların mülkiyet hakkıyla beraber hukuki öngörülebilirliği zedelediği açıktır. Diğer yandan bireysel yahut kurumsal olarak aklanan kişilere ait olup el konulan malvarlıklarının iadesi bir yana, hakkın dahi aranamaması devletin yurttaşlara sunduğu güvencelerin yok sayılmasından başka bir şey değildir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar geç ama yerindedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuki bir yorum olarak OHAL KHK’lerinin kanunlaştığı, dolayısıyla düzenlenen bu tedbirlerin “kanuni” olduğu akıllara gelebilir. Ancak her “kanuni” vakanın, “hukuka uygun” olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bahse konu düzenlemeler, yukarıda açıklandığı gibi birçok temel hak ve özgürlükle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle başvuruların kesinlikle yapılması gerekir. Unutulmamalıdır ki, bu tedbirlere ilişkin başvuruları değerlendirecek olan mahkemeler de “KHK’dan evirme kanunların” Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünerek Anayasa Mahkemesi’ne taşıyabilirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ek olarak belirtmemiz gerekir ki, KHK ile hakkında tedbir uygulanan gerçek ya da tüzel kişi, hakkında uygulanan tedbire ilişkin OHAL Komisyonu’na başvurmamışsa dahi, bu ilave tedbirler için başvuru yapabilir. Örneğin KHK ile kapatılan bir dernek, kapatılmasının iptali için OHAL Komisyonu’na başvurmamış olsa dahi, el konulan mallarının iadesi için kanaatimizce başvuru yapabilir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/22/ohal-khkleri-ile-uygulanan-ek-tedbirlere-yargi-yolu-acildi/">OHAL KHK&#8217;leri İle Uygulanan Ek Tedbirlere Yargı Yolu Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2019 11:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz Darbe Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Strateji Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[youTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Mayıs 2019’ta açıklanan ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bir kısmı geçtiğimiz ay içinde yasalaştı. Ancak hayata geçen bu düzenlemelerin sivil topluma neler getirdiği-götürdüğü yeterince tartışılmadı. Bu durum, yargı reformuyla ilgili beklentilerin düşük olmasıyla ya da sivil toplumun sesinin kısılmasıyla ilintili olabilir. Yine de, sivil toplumun mevcut durumunun analizini yaparak hukuki zeminde eksiğin ne olduğunu düşünmekte yarar var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Neler Getirdi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk paketi 24 Ekim 2019’da yürürlüğe giren ilk pakette, ifade özgürlüğü ile ilgili yargılamalara temyiz yolu açıldı. Bu anlamda olumlu bir adım atıldığını söylemekte yarar var. Yine ifade özgürlüğü bağlamında, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. Maddesine </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”</span><span style="font-weight: 400;"> Hükmü eklendi. Yapılan düzenlemenin AİHS’in 10., Anayasa’nın 26. Maddesi’nden farklı bir yönü bulunmadığı düşünüldüğünde, yapılan düzenlemenin tekrar mahiyetinde olduğu görülecektir. Diğer yandan bu düzenleme, karar alıcılar tarafından ifade özgürlüğünü kullanan basın mensupları ya da sivil toplum mensuplarının ‘terör propagandası’ iddiasıyla yargılandığının üstü kapalı bir kabulünü de gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakette, sivil topluma bakan ikinci düzenleme ise tutukluluk sürelerine ilişkin. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 102. Maddesine şu fıkra eklendi:</span></p>
<p>“Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.”</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum perspektifinden değinebileceğimiz üçüncü düzenleme ise erişimin engellenmesi kararlarına ilişkindir. Uygulamada, erişimin engellenmesi kararı URL bazında değil, sitenin tamamına verilmekteydi. (Wikipedia, YouTube örneği.) Yapılan yeni düzenleme ile, erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilecek. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebildiği de unutulmamalıdır. Yapılan düzenlemenin ifade ve basın özgürlüğü açısından olumlu bir düzenleme olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Ancak eklemek gerekir ki, sivil toplumun ve aktörlerinin bu düzenlemelerden daha hayati ihtiyaçları bulunmaktadır.</span></p>
<p><b>Sorun Nerede, Ne Yapılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu düzenlemelerin iyi niyetli bir çaba olması dışında, sivil toplumun yaşadığı sorunlara çözüm ürettiğini söylemek mümkün değildir. Zira sorun yasada değil uygulamadadır. İfade özgürlüğüne ilişkin yargılamalarda da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararında ‘şiddete çağrı yapılmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği’ belirtilmiştir. Ancak, yargı sistemimizin ifade özgürlüğü ile ilgili aldığı kararlar doğrultusunda AİHM’de en çok davası olan ülkeler arasındayız. Aynı şekilde AİHM tarafından Türkiye hakkında ihlal kararı verilen hususlardan diğerleri de adil yargılanma hakkı ve özgürlük ve güvenlik hakkıdır. Bunun temel sebebi yasalar değil, yargı bağımsızlığının tesis edilememesindendir. Bu doğrultuda hakim ve savcıların mesleğe kabul süreci, HSK üyelerinin seçim süreci ve mülakatları şeffaf bir şekilde yürütülmelidir. Strateji belgesinde yer alan coğrafi teminat gerçek anlamıyla uygulamaya koyulmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Darbe Girişimi ve akabinde yaşanan OHAL sürecinin yarattığı yıkım sivil toplumda halen yankılarını sürdürmektedir. Büyükada ve Gezi davası başta olmak üzere, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullandığı için görevlerinden, özgürlüklerinden edilen, kurumları kapatılan sivil toplum aktörleri ciddi hak ihlallerine uğradıkları gibi, içinde bulunduğumuz süreç diğer sivil toplum aktörlerinin içine kapanmasına neden olmuş, kamu-sivil toplum ilişkisini zayıflatmıştır. Bu bağlamda KHK’lar ile oluşturulan mağduriyetler giderilmeli, beraat eden kişilere ve haksızca kapatılan kurumlara iade-i itibar sağlanmalı, bu sayede sivil toplumun hukuki güvenliği ve hukuki öngörülebilirliği yeniden tesis edilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirtilmesi gereken bir diğer husus da toplantı ve gösteri yürüyüşü alanındadır. Uygulamada valilik ve kaymakamlık makamlarının ‘kamu güvenliği’ ve ‘kamu sağlığı’ gibi soyut, ucu açık gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin önlendiği görülmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğüne ilişkin yasal düzenlemelerin yeterli olduğunu belirtmekle beraber, bu ucu açık kavramların sivil toplum üzerinde tehdit unsuru olarak tutulması doğru değildir. Yapılacak düzenlemelerle bu kavramların yasal zeminde açıklanması hukuki öngörülebilirlik açısından önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum aktörlerinin örgütlenme özgürlüğü kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetler zaman zaman ‘silahlı terör örgütüne üye olma/propaganda yapma’ gibi suç isnatlarıyla karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi’nin dernek üyeliğinin silahlı terör örgütüne üyelik kapsamında delil olarak değerlendirilemeyeceğine yönelik aldığı <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/yasal-bir-dernegin-faaliyetlerine-katilmanin-teror-orgutu-uyeligi-sucundan-mahkumiyette-delil-olarak-kullanilmasi-nedeniyle-orgutlenme-ozgurlugunun-ihlal-edilmesi/">son karar</a></span><span style="font-weight: 400;"> yerinde ve önemli olsa da, sorunun temeli Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan terör tanımındadır. Bu tanım çerçevesinde, BM İnsan Hakları Konseyi’nin özel raportörü Ben Emmerson tarafından hazırlanan 22 Şubat 2016 tarihli raporundaki hususlara dikkat edilmesi yararlı olacaktır</span><span style="font-weight: 400;">: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(a) ifadede teşvik edilen fiil gerçek anlamda terör niteliği taşımalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(b) ifade özgürlüğünü mümkün olan en az şekilde sınırlamalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(c) kanunda net bir şekilde ifade edilmeli, “öven” veya “yücelten” gibi kelimelerden kaçınmalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(d) teşvik edilen fiilin işlenmesinin gerçek (objektif) bir risk olduğu şartını içermeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(e) ifade eden kişinin o fiilin gerçekleşmesi amacını taşıdığını açıkça gösterebilmeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(f) suça teşvik oluşturmayan ifadelerin cezai sorumluluk taşımayacağını belirtmeli.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
