<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nükleer silah arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/nukleer-silah/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nukleer-silah/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2020 12:20:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nükleer silah arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nukleer-silah/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasının Başarısı için</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/nukleer-silahlarin-yasaklanmasi-anlasmasinin-basarisi-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 12:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer silah]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer silahların yasaklanması anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60425</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Şimdi dünyaları yok eden ölümün kendisi oldum. </p>
<p>Sanırım hepimiz düşündük bunu, o ya da bu şekilde..." [1]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/nukleer-silahlarin-yasaklanmasi-anlasmasinin-basarisi-icin/">Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasının Başarısı için</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">1945 yılında Manhattan Projesi kapsamındaki Trinity (Üçlü) Test&#8217;in ilkini New Mexico Alamogordo&#8217;da  gerçekleştirdiklerinde, bombanın yapım sürecinde görevli olan Fizikçi Robert Oppenheimer nükleer patlamanın etkisi karşısındaki hissiyatını Hinduların Kutsal Kitabı Bhagavad Gita&#8217;dan alıntılayarak ifade eder. Onun bu sözleri  yüzeysel bir değerlendirmeyle &#8220;güç sahipliğinin dışavurumu&#8221; sanılarak yıllarca yanlış yorumlanmışsa da James Hijiya&#8217;nın &#8220;The Gita of Oppenheimer&#8221; makalesinde ışık tutuğu perspektiften bakınca sözlerinin dünyayı yok edebilecek bir ölüm makinası inşa etmek zorunda kalmanın vicdani ağırlığıyla baş etme çabasının itirafı olduğu anlaşılır [2]</span><span style="font-weight: 400;">. Ne var ki siyasi figürlerin siyasi gerilim ortamında gövde gösterisi kıvamında nükleer testler yapılabilmesi Bhagavad Gita&#8217;nın dizelerindeki gibi dünyaları yok eden ölümün kendisi olmaya namzetmiş ruh hali içinde bu silahları kullanmak istemesi hep ihtimal dahilindedir.</span></p>
<p><b>Nükleer Silahlanma Suçtur! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017 yılında Nobel Ödülüne layık görülmesiyle adı dünya çapında duyulan Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması/Treaty Nuclear Weapon Prohibition (TPNW) kampanyası ile ICAN son 10 yıldır nükleer silahlanmaya karşı çeşitli ülkelerdeki sivil toplum örgütlerinin dayanışma içinde verdiği mücadeleyi zirveye taşıdı. Anlaşmanın 24 Ekim 2020 tarihinde 50. ülkenin de imzalamasıyla resmiyete kavuşması ise tarihte ilk defa nükleer silah üretmenin, test etmenin, topraklarında bulundurmanın ve nükleer silah satın almanın birlikte yasaklandığı, diğer bir açıdan ise aksi faaliyetlerin &#8220;suç&#8221; teşkil ettiğinin resmen yürürlüğe girdiği anlamına geliyor. Şüphesiz nükleer silaha sahip olan ülkelerin nükleer silahsızlanmayı savunan bir metnin altına  imza atmasını beklemek şimdilik bir hayal. Zira 2019 yılının verilerine bakıldığında dokuz devletin &#8211; ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore &#8211; yaklaşık 13.400 nükleer silaha sahip olduğu ve bunların 1800&#8217;ünün yüksek operasyonel alarm durumunda</span><span style="font-weight: 400;">..[3]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan TPNW&#8217;ye imza atmış olan devletler arasında Türkiye, Suudi Arabistan gibi ilk kez nükleer santral kurma girişimi içindeki ülkeler yer almadığı gibi nükleer santrali bulunan 31 ülkeden de yalnızca ikişer reaktöre sahip Brezilya ve Meksika&#8217;nın imzacılar arasında olması yani diğerlerinin henüz yer almaması dikkat çekici. Zira bu detay  bize nükleer santrallerle nükleer silahlanma arasındaki ilişkiye dair bir şeyler söylüyor.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-60429 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-1.jpg" alt="nükleer" width="488" height="209" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması&#8217;na nükleer santrali bulunan, nükleer santral kurma planları yapan ülkelerin şimdiye kadar imza atmamış olması (umalım ki izleyen süreçte imzalasınlar) nükleer silahlanmaya ve testlere karşı daha önce yapılmış olan önceki küresel  anlaşma ve kampanyaların  neden başarıya ulaşmadığını ve yine yeniden Nükleer Silahların Yasaklanması  Anlaşması&#8217;na ihtiyaç duyulduğunu bize gösteriyor. Peki bugüne dek yanlış olan neydi ve Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması&#8217;nın(TPNW) başarı sağlaması için ne yapılmalı?  Bunun için biraz geçmişe gidip daha önce yapılmış olan nükleer silahlarla testlerin yasaklanmasına yönelik imzaya açılmış olan anlaşmaların geçmişine bakalım.</span></p>
<p><b>Amacına Ulaşmayan Nükleer Silah Karşıtı Girişimler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer testlere İkinci Dünya Savaşını müteakip Soğuk Savaş Döneminde başlanmıştır. 1974 yılına kadar atmosferde, yer altı ve deniz altında gerçekleştirilen yaklaşık 2 bin nükleer test devletlerin &#8220;güçlerini&#8221; birbirlerine göstermeye çalıştığı bir yarış havasında geçmiştir. Pasifikte, uzak coğrafyalarda yerli halkların radyoaktif kirliliğe maruz bırakılmasının neticesinde oluşan tahribata karşı dünya kamuoyu ilk olarak 1964 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Kısmi Önlenmesi Anlaşmasını imzaya açtırır. Denizaltı ve atmosferdeki testler yasaklanınca testlere yer altında devam edilmesiyle kısmi anlaşma yerine daha kapsayıcı anlaşma yapılması ihtiyacı doğar. Bununla beraber dünya genelinde kanser ve türevi hastalıklarındaki artış ve çocukların dişlerinde nükleer silahların atılmasıyla açığa çıkan radyoaktif elementlerden stronsiyumun tespit edilmesi durumun vehametini ortaya serince dünya kamuoyu bu kez uluslararası hekimlerin desteğini alarak daha güçlü bir şekilde  nükleer testlerin durdurulması için ses yükseltir ve 1968 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Kapsamlı Önlenmesi Anlaşması (NPT) imzaya açtırılır.  Türkiye, bu anlaşmayı 1969 yılının Mart ayında imzalamış, 1979 yılında T.BM.M.&#8217;de onaylatarak yürürlüğe koymuştur. Nükleer  silahlanmayı ABD ve eski S.S.C.B&#8217;nin sahipliği ile sınırlama anlamına gelen NPT imzacı ülkelerin nükleer teknolojiyi geliştirmesinin ise silahlanmaya yönelik kullanılmayacağının sözünü vermiş görünürler. Bu sözün geçerliliği bir yana bugün hala yürürlükte olan bu anlaşmayı parlamento onay sürecinden geçirmemiş devlet de çoktur. Akabinde nükleer güçler testlere devam ettiği için ise 1996 yılında  Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması (CTBT) imzaya açılır. Lakin bu anlaşma da imzacı devletler tarafından mecliste onaylatılmadığı ve aralarında mevcut nükleer alt yapısına rağmen hiç imzalamamış olan devletler bulunduğu için bugün işlevini tam olarak yerine getirememektedir. Türkiye CTBT&#8217;yi 1996 yılında imzalayarak 2000 yılında T.B.M.M.&#8217;de onaylamıştır. </span></p>
<p><b>Nükleer Silah-Santral Geçişliliği Göz Ardı Edilince </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer silahlarla nükleer enerji üretim alt yapısı arasında bir geçişlilik olduğu ise günümüzde yaygın şekilde bilinir. Nükleer silahların yarıştırıldığı Soğuk savaş ortamında 1954&#8217;te ilan edilen Barış için Atom Anlaşması da bu savaş teknolojisinin geliştirilmesini meşrulaştırılmaya yönelik kullanılmıştır. Nükleer gücün bir enerji olarak günlük yaşamın kalbine sokulması için esas büyük adım ise dünya çapında etkileri olan 1973 Petrol Krizi  ile atılır. Öyle ki nükleer enerjinin petrolle elde edilen elektrik enerjisine alternatif çözüm olarak sunulması dünya çapında literatüre Nükleer Rönesans olarak geçer. Bu açıdan 1970&#8217;lerde nükleer enerjinin petrole alternatif enerji kaynağı olarak gösterilmesi günümüz iklim krizi koşullarında nükleerin temiz enerji şeklinde lanse edilmesine benzetilebilir. Nükleer santral kurma eğilimi ABD&#8217;de  1979 yılındaki Üç Mil Adası Nükleer Felaketiyle sekteye uğrarken dünyanın geri kalanı ABD ile aynı nükleer farkındalık noktasına ancak 1986 yılında Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;ni yaşayarak gelir. Nükleer santral  yatırımları Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;nin üstünden geçen 10 yılın sonunda yeniden  başlayabilirken irili ufaklı kazalar görmezden gelinse de radyoaktif kabus  25 yıl sonra Fukuşima Nükleer Felaketi ile kendini yeniden hatırlatır. </span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-60430 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-santral-640x377.jpg" alt="nükleer" width="418" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-santral-640x377.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-santral.jpg 645w" sizes="(max-width: 418px) 100vw, 418px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Nükleer silahlanma anlaşmalarına rağmen nükleer enerjinin kullanımının yaygınlaştığı dönemlerde nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmalarıyla nükleer testlerin yasaklanması anlaşmalarının işlevsizliğinin sırrı  nükleer silah-santral süreçlerinin kesişimselliğinde gizlidir. Geçen hafta Sivil Sayfalar&#8217;da Selim Vatandaş&#8217;ın da yazısında değindiği  gibi nükleer silahlar günümüzde nükleer silahların çıkış koşullarındaki yıkıcılığının 30 kat üstündedir [4].</span><span style="font-weight: 400;"> Nükleer teknolojinin askeri alandaki kullanımının nasıl geliştirildiğine istinaden ABD Savunma Bakanlığı&#8217;nın  2005 yılındaki bir çalışmasında 1-3 kilogram plutonyumun nükleer silah yapmak için yeterli olduğu açıklaması [5]</span><span style="font-weight: 400;"> 1000 megawatt gücündeki nükleer reaktörün yılda 200 kilogram plutonyum üretiyor olduğu gerçeğiyle birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte nükleer santral -nükleer silah üretimi ilişkisinin barındırdığı olasılıkların yanısıra nükleer yakıtın üretim aşamasında seyreltilmiş uranyum mermisi üretiminde kullanıldığı da göz önüne alınmalıdır. Nitekim 1945 yılında Hiroşima&#8217;ya atılan nükleer bombanın uranyum, Nagasaki&#8217;ye atılan bombanın ise plutonyum bombası olması da nükleer silahlanmanın salt plutonyum kullanımından ibaret olmadığını gösterir. Nükleer yakıtın işlenmesini de Körfez savaşında, Sırbistan savaşında yakın tarihte Suriye&#8217;de seyreltilmiş uranyum mermilerinin kullanılmasıyla birlikte düşünmek gerekir.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-60431 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-2-640x636.jpg" alt="nükleer" width="427" height="424" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-2-640x636.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-2-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/nukleer-2.jpg 700w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer santrallerde meydana gelen kazaların nükleer bomba atılmış diğer bir deyişe nükleer silah kullanılmışçasına tahribat  yarattığı ise bilinen bir diğer gerçektir. Özellikle Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;nin Hiroşima&#8217;ya atılmış olan atom bombası ile açığa çıkan radyasyonun 200, Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217;nin ise 400 katı daha fazla radyasyon yaydığını da hatırlamakta fayda var. Yine  nükleer santrallerin operasyon halinde bile çevreye yaydığı radyasyonun kümülatif olarak etkisinin hesaplanmasının gerekmesi Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217;yle pekiştirilen bir derstir. Nükleer santrallerin riskleri bu yazının konusu olmadığı ve yazının uzunluğunu gözetmem gerektiği için bu konuya fazla giremesem de nükleer riskler ile ilgili olarak önceki yazılarıma bakılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, Nükleer Silahsızların Yasaklanması Anlaşması&#8217;nın resmen yürürlüğe girmesinin  anlamına tekrar dönersek, bu anlaşmayla nükleer silahlanmanın suç olduğunun ilan edilmesi çok kıymetli bir adımdır. Ancak bu girişimin amacına ulaşması için nükleer silahlanmanın beslendiği damarların  kurutulması elzemdir. Nükleer silahsızlanma nükleer santral işletim süreçlerinden nükleer santrallerin muhtaç olduğu nükleer yakıtın ham maddesini oluşturan ve ekosistemi zehirleyen uranyum madeninin yerin altından çıkarılmasına kadar (sağlık dışındaki alanlarda) nükleer yakıt çevrimi süreçlerindeki kullanımından vazgeçilmesini gerektirir. Türkiye gibi nükleer santrali bulunmayan ülkeler ise nükleer silahlanma dünya kamuoyu nezdinde &#8220;SUÇ&#8221;ilan edildiği üzere çıkmak zorunda kalacakları bu yola hiç girmemeli, Türkiye&#8217;de halihazırda inşaatına devam edilen Akkuyu Nükleer Santrali ile Sinop Nükleer Santrali  projelerinden vazgeçilmelidir. Fakat ne Türkiye ne diğer devletler nükleer santral planlarından ve nükleer yakıt çevrimi süreçlerinden sivil toplum talep etse de irade kullanarak çekilmeyecekleri için Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması&#8217;nın (TPNW) başarı sağlaması adına bu anlaşmanın nükleer silahlarla sınırlı tutulmaması  ve nükleer silahların beslenme kaynakları olan nükleer yakıt çevrimi süreçlerinin kurutulması önemli ve gereklidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] &#8220;Bhagavad Gita, Hinduların Kutsal Kitabı&#8221; ,Çev.Korhan Kaya, Dost Kitabevi, 2001</span></p>
<p>[2] https://www.history.com/news/father-of-the-atomic-bomb-was-blacklisted-for-opposing-h-bomb</p>
<p>[3] https://www.sipri.org/yearbook/2020/10</p>
<p>[4] https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/28/nukleer-silahlarin-yasaklanmasina-bir-adim-daha</p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] Cochran T.B. Plutonium: the international scene https://fas.org/nuke/cochran/nuc_08019601a_172.pdf</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/nukleer-silahlarin-yasaklanmasi-anlasmasinin-basarisi-icin/">Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasının Başarısı için</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nükleer Silahların Yasaklanmasına Bir Adım Daha</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/28/nukleer-silahlarin-yasaklanmasina-bir-adim-daha/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2020 09:38:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer silah]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler nükleer silahları yasaklayan uluslararası bir antlaşmanın 50 ülke tarafından onaylandığını ve 22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe gireceğini ifade etti. Antlaşmaya imza atan ülkeler hiçbir zaman hiçbir şart ve koşul altında nükleer silah geliştirmeyecekleri, test etmeyecekleri, üretmeyecekleri, bulundurmayacakları ve satın almayacaklarını taahhüt ediyor. Antlaşmanın imzalanma sürecinde Uluslararası Nükleer Silahları Yasaklama Kampanyası’nın [ICAN] önemli bir rolünün olduğu ifade edilmekte. Nitekim ICAN antlaşmadaki rolü nedeniyle 2017 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/28/nukleer-silahlarin-yasaklanmasina-bir-adim-daha/">Nükleer Silahların Yasaklanmasına Bir Adım Daha</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Modern anlamda silahlanma, 20. yüzyılın başlangıcı ile birlikte “aşırılıklar çağı”nın yarıklarını derinleştiren olgulardan biri oldu. Kimilerince güvenliği sağlayan kimilerince güvensizliğin bizatihi kendisi olan silahlanma olgusu II. Dünya Savaşı’nın sonu ile nükleer boyuta geçti. Silah teknolojisindeki göreceli ilerleme kimyasal ve biyolojik kaynaklı silahların gelişmesini de beraberinde getirdi. Gri odalarda birkaç kişiyle alınan kararlar sonucunda söz konusu silahların imha ettiği canlılar, diplomasinin insansız ve katı literatüründe “kitle” olarak adlandırıldı. </span></p>
<p><b>Nükleer Silahlar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En basit tanımıyla atomun kaynaşması veya ayrıştırılmasıyla ortaya çıkan nükleer reaksiyonun sonucu olan nükleer silahlar, 1945 yılında ABD tarafından icat edildi. İlk ve tek kez yine ABD tarafından New Mexico’da denenerek Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerinde kullanıldı. ABD’nin ardından 1949’da Sovyetler Birliği, 1952’de İngiltere, 1960’ta Fransa ve 1964’te Çin Halk Cumhuriyeti nükleer silah sahibi oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60211 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/soguk-savas-640x520.jpg" alt="soğuk savaş" width="352" height="286" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/soguk-savas-640x520.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/soguk-savas-1024x832.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/soguk-savas.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 352px) 100vw, 352px" />Soğuk Savaş sonrasında ise 1998’de Hindistan ve Pakistan ile 2006 yılında Kuzey Kore nükleer silah geliştirdi. İsrail ise nükleer silahlara sahip olduğunu ne reddeden ne de teyit eden ülkelerden biriydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitle imha silahlarının konvansiyonel silahlara göre tahrip gücü çok daha yüksek. Sadece bir uçaktan atılan bir nükleer bombanın yol açtığı tahribat 1000’den fazla uçağın günlerce süren bombardımanın ardından yol açtığı zararla karşılaştırılamayacak kadar büyük. Peki devletler niçin nükleer silaha sahip olmak ister? Prof. Dr. Ferhat Pirinççi’ye göre; “Nükleer silahlar her ne kadar ilk aşamada salt güvenlikle ilgili bir olgu olarak görülse de bu silahların güvenliği aşan bir boyutu bulunmakta. Nükleer silah arayışındaki bir ülke için dış politika hedeflerinin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak, ulusun gücünü ve prestijini artırmak gibi siyasal amaçların ötesinde, caydırıcılık da önemli bir faktör konumunda.” </span></p>
<p><b>Silahsızlanma Çabaları [Silahlanmanın Sınırlandırılması]</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60212 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-saldiri-etkisi-640x577.jpg" alt="nükleer saldırı etkisi" width="380" height="343" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-saldiri-etkisi-640x577.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-saldiri-etkisi-1280x1153.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-saldiri-etkisi-1024x923.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-saldiri-etkisi.jpg 1526w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" />Silahsızlanma silahların yok olması anlamına gelse de [ütopik kabul edilmesi nedeniyle] özellikle gerçekçi okulda silahlanmanın sınırlandırılması manasında okunmakta&#8230; Nitekim tarihsel süreçte konvansiyonel silahlara nazaran kitle imha silahlarına yönelik silahsızlanma faaliyetlerinde daha ileri adımlar atıldı. Nükleer silahsızlanmaya yönelik ikili girişimler en fazla nükleer kapasiteye sahip olan ABD ile SSCB arasında gerçekleştirildi. Bu çerçevede 1972 yılında Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması [START-I] ile başlayan çalışmalar 2010 yılında imzalanan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması [Yeni START] ile son buldu. Bu antlaşmanın 2021 tarihinde taraf devletler ABD ve Rusya tarafından yenilenmesi beklenmekte fakat Yeni START antlaşması taraf nükleer güçlerin arasında ihtilafa neden olmakta. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Guardian’a göre; “ABD ve Rusya’nın söz konusu antlaşma konusunda çıkmaza girmiş durumda. Her iki taraf da iki ülkenin nükleer başlıklarını 1550’ye, başta balistik füzeler olmak üzere gönderme araçlarını 700’e inmesini kabul ettiği 2010 yılında yenilenen Yeni START konusunda ortak bir zemin bulmakta zorlanmakta. ABD antlaşmayı Çin’i içerecek ve yeni tür silahları da kapsayacak şekilde genişletmek isterken, Rusya antlaşmanın herhangi bir koşul olmaksızın beş yıl uzatılmasını istiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında nükleer silahların yasaklanması ile ilgili bir diğer önemli gelişme de 1970’te yürürlüğe giren ve 1995’ten sonra süresiz hale getirilen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi [NPT] Antlaşması oldu. Antlaşma ile ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın nükleer silaha sahip olduğunu tescil eden imzacı devletler nükleer silaha sahip olmamayı ve buna yönelik faaliyetlerde bulunmamayı taahhüt etmiş konumda.</span></p>
<p><b>“Nükleer Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin BM Antlaşması” Niçin Önemli?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60213 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bm-640x427.jpg" alt="BM" width="327" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bm-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bm.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 327px) 100vw, 327px" />Birleşmiş Milletler nükleer silahları yasaklayan uluslararası bir anlaşmanın 50 ülke tarafından onaylandığını ve 22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe gireceğini ifade etti. Antlaşmaya imza atan ülkeler hiçbir zaman hiçbir şart ve koşul altında nükleer silah geliştirmeyecekleri, test etmeyecekleri, üretmeyecekleri, bulundurmayacakları ve satın almayacaklarını taahhüt ediyor. Bu durum nükleer silahların yasadışılaştırılması hususunda dünya tarihi açısından son derece önemli bir adım. Her ne kadar nükleer silahlara sahip güçler antlaşmayı imzalamamış olsa da antlaşmanın yürürlüğe girmesi için mücadele eden aktivistler, bu yeni antlaşmanın sembolik olmaktan çok daha fazlasını ifade ettiğini ve kademeli bir caydırıcı etkiye sahip olacağını umuyorlar. Antlaşma bu yönüyle kara mayınları ve misket mayınları üzerine imzalanan önceki antlaşmalar gibi domino etkisi sağlayarak silahların stoklanması ve kullanılması hususunda uluslararası alanda bir çekince getirebilir. Böylece imza atmayan ülkelerin bile davranışında bir değişikliğin gerçekleşmesi beklenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında söz konusu girişimin diplomaside ortak bir karara varma ve uzlaşı anlamına gelen “Anlaşma”nın [</span><i><span style="font-weight: 400;">Agreement</span></i><span style="font-weight: 400;">] ötesinde bir “Antlaşma” [</span><i><span style="font-weight: 400;">Treaty</span></i><span style="font-weight: 400;">] statüsünde olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bu noktada Nükleer Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin BM Antlaşması’nın  taraf devletlerin birbirlerine söz verip, ant içtikleri belge olarak bağlayıcılığı bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim antlaşmanın bu yönü BM Genel Sekreteri tarafından; “Bu antlaşma BM’nin en yüksek silahsızlanma önceliği olan ülkeler arasında nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılmasına ilişkin anlamlı bir taahhüdü temsil ediyor.” ifadesiyle vurgulandı. Ayrıca söz konusu antlaşmanın imzalanmış olması nükleer patlamalardan ve testlerden kurtulanlara bir hediye olarak betimlendi.</span></p>
<p><b>Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Ne Söyledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-60214 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ican-640x207.jpg" alt="ICAN" width="294" height="95" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ican-640x207.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/ican.jpg 694w" sizes="auto, (max-width: 294px) 100vw, 294px" />Antlaşma uluslararası alanda bir baskı gücü olan sivil toplum kuruluşlarını da memnun etti. Nitekim antlaşmanın imzalanması adına mücadelesi sayesinde Nobel Ödülü kazanan ICAN’ın imzacı 50 ülke üzerindeki rolü büyük. ICAN yetkililerine göre; “Nükleer Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin BM Antlaşması [</span><i><span style="font-weight: 400;">the UN Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons-TPNW</span></i><span style="font-weight: 400;">] kabul edilmeden önce nükleer silahlar, yıkıcı insani sonuçlarına rağmen uluslararası hukukta yasaklanmamış tek kitle imha silahıydı. Şimdi antlaşmanın yürürlüğe girmesi ile birlikte tıpkı biyolojik ve kimyasal silahlar gibi yasak hale gelmesini için bir kanal açılmış olacak. Bu yönüyle antlaşmanın tarihi rolü büyük.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-60226 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleersiz.jpg" alt="nükleersiz.org" width="300" height="76" />Anlaşmayı Yeşil Gazete’de değerlendiren Pınar Demircan ise nükleer silah sahibi olmak için nükleer santral kurma gereği olmadığını belirtirken geliştirilen teknoloji ve silah endüstrisi ortamında nükleer silah sahibi olmanın da alt yapısının hazır olduğunu ifade ediyor. Nükleer enerjinin yarattığı risklere ve diğer sorunlara ilişkin dosya ve raporlar ve videolar hazırlayan Nükleersiz Projesini’nin Koordinatörü Demircan’a göre Türkiye de söz konusu anlaşmaya destek vermeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-60215 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/kizilhac.jpg" alt="kızılhaç komitesi" width="292" height="250" />Silahlı şiddet ve çatışmalardan etkilenen kişilere yardım etmek ve savaş mağdurlarını koruyan yasaları korumak amacıyla 1863’te kurulan ve dünya çapında faaliyet gösteren Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin Başkanı Peter Maurer ise antlaşma ile ilgili; “Bugün insanlık için bir zafer vakti, daha güvenli yarınlar için bir gelecek vaadidir.” ifadesini kayda geçti.  </span></p>
<p><b>Antlaşmayı İmzalamayan Ülkeler Var</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5 nükleer güç ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa&#8217;nın yanı sıra nükleer silahlara sahip olduğu düşünülen ya da bilinen Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail oylamayı boykot etmekte. Nitekim geçen hafta ABD&#8217;nin antlaşmayı imzalayan ülkelere gönderdiği ve Associated Press ajansının ele geçirdiği mektupta bir dönüm noktası olarak kabul edilen 50 yıllık Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması&#8217;nı [NPT] tehdit ettiği ifade edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-60218 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-silah-sayisi-640x422.jpg" alt="Dünyada nükleer silah sayısı" width="387" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-silah-sayisi-640x422.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-silah-sayisi-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/nukleer-silah-sayisi.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 387px) 100vw, 387px" />Japonya ise Birlemiş Milletler Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nı imzalamayacağını duyuran bir diğer ülke oldu. Japonya Baş Kabine Sekreteri Katsunobu Kato 27 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirdiği basın toplantısında ülkesinin antlaşmaya katılmayacağını bildirerek; “tehditlerle başa çıkmak için caydırıcılık yeteneklerimizi korurken ve güçlendirirken, nükleer silahsızlanmaya doğru istikrarlı ve gerçekçi bir ilerleme kaydetmenin uygun olduğuna inanıyoruz” ifadesini kullandı.</span></p>
<h5><b>KAYNAKLAR</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Pirinççi, Ferhat (2014) Kitle İmha Silahları ve Silahsızlanma. İçinde; Şaban Kardaş &amp; Ali Balcı, </span><i><span style="font-weight: 400;">Uluslararası İlişkilere Giriş</span></i><span style="font-weight: 400;"> (s.375-81). İstanbul: Küre Yayınları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oğuz, T.  Oğuz (2020, 22 Ekim) ABD, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması&#8217;nı imzalayan ülkelerden desteklerini geri çekmelerini istedi, </span><i><span style="font-weight: 400;">Anadolu Ajansı</span></i><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Treaty to ban nuclear weapons made official with 50th UN signatory”, </span><i><span style="font-weight: 400;">The Guardian</span></i><span style="font-weight: 400;">, Oct. 25, 2020.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Historic milestone: UN Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons reaches 50 ratifications needed for entry into force”, ICAN, Oct, 25,2020.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“UN treaty banning nuclear weapons set to enter into force in January”, </span><i><span style="font-weight: 400;">UN News</span></i><span style="font-weight: 400;">, October 25, 2020.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ünal, Elif (Ekim 26, 2020), “50 ülke onayladı: Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması 22 Ocak’ta yürürlüğe girecek” Yeşil Gazete.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/28/nukleer-silahlarin-yasaklanmasina-bir-adim-daha/">Nükleer Silahların Yasaklanmasına Bir Adım Daha</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil İkileme Yer Yok!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/sivil-ikileme-yer-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2019 14:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hiroşima]]></category>
		<category><![CDATA[Nagasaki]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer silah]]></category>
		<category><![CDATA[Sokrates]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her karar arifesi tercih yapmayı gerektirir ancak, ikileme düşmenin bazen askeri sonuçları olabilir. Gerçek nükleer karşıtı mücadele, mevzuunun bütünlüklü ve tutarlı bir şekilde kavranmasıyla bilişsel bir farkındalık sağlarken yaşamları da kurtaracaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/sivil-ikileme-yer-yok/">Sivil İkileme Yer Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Milattan önce dördüncü yüz yılda Sokrates&#8217;ın &#8220;küçük bir işle uğraşıyor değiliz, nasıl yaşamamız gerektiğiyle uğraşıyoruz&#8221;sözü bize etik değerlerin tüm zamanlardaki önemine dair bir şeyler söyler. Özellikle karar verme aşamasında belli değerlere bağlı kalınması tekçiliği çekici hale getirerek tercih yapmanın mekanik bir yolunu  gösterir. Bu açıdan bir ayağı çevre, bir ayağı barış hareketinde olan nükleer karşıtı mücadele savaş olasılığı karşısında etik değerlerine tutunabilirse net tavır alabilir. Bu yazıda kaçınılmaz olarak nükleer silah ve nükleer enerji üretim süreçlerinin ilişkisine değineceğim fakat, esas mesele nükleer karşıtı mücadelenin tüm savaşlar karşısındaki tutumu olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer silah ve nükleer enerji bağıntısı yıkıcı bir gücün &#8220;yapıcı&#8221; bir güce dönüştürülmesi  üzerine kuruludur. İkinci Dünya Savaşı öncesinde başlayan silahlanma çalışmaları gerek savaşa hazırlık süresince, gerekse savaşın Hiroşima ve Nagasaki&#8217;ya atılan atom bombalarıyla bitirilişini takiben sayısı iki bini bulan atom/nükleer silah deneme/testleriyle geliştirilmiştir. Aynı zamanda eski adıyla atom bugünkü yaygın kullanımıyla nükleer sanrallerin de kurulmasına başlanmıştır. Nükleer testlerin sonuçlarının insan sağlığına etkilerinin anlaşılmasıyla dünya kamuoyu nükleer testlerin durdurulması için harekete geçer, bı girişimler uluslararası barış hareketine dönüşür. Yeni doğan çocukların süt dişlerinde stronsiyum 90 maddesinin bulunması Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması&#8217;nın 1979 yılında  Türkiye dahil pek çok ülke tarafından imzalanmasının önünü açacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer testlerin durdurulmasını izleyen süreçte, 1970&#8217;lerin başında yaşanan Petrol krizi nükleer santrallerin dünyaya bugün iklim krizi karşısında  &#8220;yeşil enerji ya da yenilenebilir enerji&#8221;şeklinde bir üretim kaynağı olarak tanıtıldığı gibi &#8220;alternatif enerji&#8221; üretim imkanı olarak sunulur. Bu nedenle özellikle 1970&#8217;lerden sonra nükleer santrallerin birbiri ardına kurulduğunu görürüz. Ne var ki, Üç Mil Adası ve Çernobil nükleer felaketleri  nükleer santrallerin nükleer bombalarla aynı akıbeti doğurduğunu dünya kamuoyuna gösteren çok net örneklerdir. Petrole ve kömüre alternatif enerji olarak ortaya çıkarılan nükleer enerji üreten santrallerin takkesi düşmüş keli görünmüştür. Nükleer santrallerin bir savaş esnasında kullanılma ihtimali barındıran nükleer silahlar gibi namlusunu mütemadiyen doğaya, tüm bir ekosisteme ve yaşamın bütününe çevirmiş olduğu yıllar içinde yapılan araştırmalarla anlaşılır. Nihayet bu çalışmalar nükleer santrallerle ilgili olarak,  kaza olsa da olmasa da canlı ve cansız çevreyi geri dönüşü olmayan (bu yazıda yer veremeyeceğim fakat birçok yazımda açıkladığım) zararlarının olduğunu ortaya koyar. </span></p>
<figure id="attachment_43451" aria-describedby="caption-attachment-43451" style="width: 309px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43451" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/fuku-bags-640x371.jpg" alt="" width="309" height="179" /><figcaption id="caption-attachment-43451" class="wp-caption-text">Fukuşima Bölgesinde radyoaktif serpinti nedeniyle önce gözden sonra elden çıkarılan, 1&#8217;er tonluk torbalarda toplanan ve bugün fırtınalarla denize süpürülen toprak dahil radyoaktif katı atıklar</figcaption></figure>
<p>Nükleer santrallerle ilgili gerçekler açıkça göstermektedir ki, savaşlarla toprak elde etmek için ülkenin varını yoğunu ortaya koyan hükümetler nükleer santrallerle topraklarını savaşmadan kaybedebilirler. Toprağın bir radyoaktif bir serpintiyle şehit gömer gibi toprağa gömüldüğünü, torbalara doldurulduğunu, her bir karışı için canların feda edildiği o topraklardan nasıl vazgeçildiğini en son yaşanan Fukuşima Nükleer Felaketi net olarak göstermiştir. Tüm bunların ışığında diyebilirim ki, nükleer santrallerle nükleer silahlara karşı çıkmanın kesişim noktasında her türlü yaşamın istem dışı sonlandırılmasına dair bir direniş vardır. Nükleer karşıtı tavır ve tutumlar dünya genelinde nükleer silah ve santrallere karşı olunduğu kadar tüm savaşlara karşı olunmasını gerektirir. Tüm savaşlara karşı çıkamıyor yalnızca nükleer silahlarla ilgileniyorsanız dahi  her tür çatışma sürecinin nükleer savaşa tırmandırılabileceğini öngörmeniz gerekir. Bununla birlikte, nükleer santral işletim süreçleriyle silah yapım süreçleri arasındaki geçişlilik kadar nükleer savaşlarla diğer savaşlar arasındaki deterministik süreçler de çevre hareketinin barış hareketiyle el ele yürümesini zorunlu kılar. Bu birliktelik ise bize barışın lüksü olmadığını da hatırlatacaktır. Zira tüm savaşlarda silah ve bilimum patlayıcılar kullanılır doğa, insan ve çevreden mağduriyet yaratılır. Diğer bir deyişle savaşın iyisi kötüsü olmaz, ikileme yer yoktur.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya çapında  siyasi ve ekonomik projelerin hayata geçirilmesi amacıyla hükümetlerin &#8220;savaş&#8221; kartını toplumların üstünde etkin bir araç olarak kullandığına inanın ya da inanmayın savaşların sonucunda  insanlar ya ölür ya da yaşam şartları esaslı olarak değişir, ağırlıklı olarak son beş yıldır deneyimlendiği gibi göç etmek zorunda kalır. Sözkonusu göç dillerine, kültürlerine yabancı olunan coğrafyalara gidişi zorunlu kılabilir. Mülteci haline getirilen insanalrın denizde boğularak can vermesinin nedeni  de, gittikleri ülkelerde yaşam mücadelesi vermek zorunda kalmalarının nedeni de savaşlardır. Eğer gerçek bir nükleer karşıtı iseniz duygu durumunuz, siyasi görüşünüz ne olursa olsun sivil ikileme düşmez, savaşları onaylamaz, savaşın önünü açmazsınız. </span></p>
<p>Kapak görseli: <i><span style="font-weight: 400;">Naoufal &#8211; 2016</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/sivil-ikileme-yer-yok/">Sivil İkileme Yer Yok!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel BAK&#8217;dan Nükleer Tehdidine Dikkat Açıklaması&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/kuresel-bakdan-nukleer-tehdidine-dikkat-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 09:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[INF]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel BAK]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer silah]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'ndan yapılan açıklamada, nükleer tehdidinin giderek arttığı belirtilerek, "Nükleer silahların tüm dünyadan kaldırılmasını, nükleer silah üretilmemesini istiyoruz. Bu bağlamda İncirlik’teki ABD Üssünün kapatılmasını, bu üsteki nükleer silahların yok edilmesini talep ediyoruz." denildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/kuresel-bakdan-nukleer-tehdidine-dikkat-aciklamasi/">Küresel BAK&#8217;dan Nükleer Tehdidine Dikkat Açıklaması&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="post-container cf">
<div class="post-content-right">
<div class="post-content description ">
<p>Küresel BAK&#8217;dan yapılan açıklamada, ABD&#8217;nin, 1987 yılında Sovyetler Birliği’yle imzaladığı Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF)<strong>, </strong>Rusya’nın anlaşma maddelerine uymadığı gerekçesiyle, geçen hafta çekildiği, Rusya&#8217;nın da anlaşmadan çekileceğini açıkladığı hatırlatılarak, &#8220;Dünya, artık nükleer tehlike anlamında daha güvensiz bir hale geldi.&#8221; denildi.</p>
<p>Dünyada dokuz ülkede yaklaşık 15 bin nükleer silah olduğu vurgulanan açıklamada, &#8220;ABD ve Rusya, nükleer silahların 1800’ünü birkaç dakika içerisinde fırlatılmaya hazır durumda, yüksek alarm seviyesinde bekletiyor. Bu silahların çoğu 1945’te Japonya’ya atılan atom bombalarından daha güçlü. Bu bombaların büyük bir şehirde patlaması halinde tek bir nükleer savaş başlığı milyonlarca insanı öldürebilir ve etkileri onlarca yıl sürer. Her şeye rağmen dünyadaki toplam nükleer silah sayısı, yapılan anlaşmalar sonucu son 33 yılda epeyce azalmıştı. Çeşitli türlerdeki nükleer silahlar 1986’da ABD ile Rusya arasındaki Soğuk Savaş döneminde 70 bine yaklaşıyordu. Aradan geçen 33 yılda bu sayı 15 bin seviyelerine kadar düştü. Pek çok ülke topraklarındaki nükleer başlıkları söktü, nükleer silah üretimi çalışmalarına son verdi. Ancak INF anlaşmasının iptali ile nükleer silahların azaltılması eğilimi tersine dönebilir.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>INF antlaşmasının iptali sonucu bir çok ülkede nükleer silah konuşlandırılmasının önünün açıldığı ve nükleer silahlar açısından daha tehlikeli bir döneme girildiği de belirtilen açıklama şu çağrıyla sona eriyor: &#8220;Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu olarak nükleer silahların tüm dünyadan kaldırılmasını, nükleer silah üretilmemesini istiyoruz. Bu bağlamda İncirlik’teki ABD Üssünün kapatılmasını, bu üsteki nükleer silahların yok edilmesini talep ediyoruz.&#8221;</p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="http://www.kureselbak.org/4-agustos-2019-kuresel-baris-ve-adalet-koalisyonu-basin-aciklamasi-nukleer-tehlike-giderek-artiyor-buna-dur-demeliyiz/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/05/kuresel-bakdan-nukleer-tehdidine-dikkat-aciklamasi/">Küresel BAK&#8217;dan Nükleer Tehdidine Dikkat Açıklaması&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
