<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nahit Eren arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/nahit-eren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nahit-eren/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Aug 2021 10:42:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nahit Eren arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/nahit-eren/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diyarbakır Bar President Nahit Eren: “We have an obligation to defend the supremacy of law and the independence of the judiciary.”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/diyarbakir-bar-president-nahit-eren-we-have-an-obligation-to-defend-the-supremacy-of-law-and-the-independence-of-the-judiciary/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 10:41:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bar Association President Nahit Eren, to whom we’ve talked about the new vision and perspective of Diyarbakır Bar Association in the new period, stated that Turkey has a problem on independent and impartial judiciary and said, " As civil society and legal organizations we have an obligation to defend the supremacy of law and the independence of the judiciary under all circumstances."</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/diyarbakir-bar-president-nahit-eren-we-have-an-obligation-to-defend-the-supremacy-of-law-and-the-independence-of-the-judiciary/">Diyarbakır Bar President Nahit Eren: “We have an obligation to defend the supremacy of law and the independence of the judiciary.”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">President Nahit Eren who expressed that they had started their duty at a time when the active working areas of civil society organizations and non-governmental professional organizations in Turkey had been restricted and suppressed, said that Diyarbakır Bar Association was known for its struggle in the field of human rights for years. Stating that Diyarbakır Bar Association had proved its strength at the field with the labour it had put forward as well as the prices it had paid, Eren said: “Every president and every administration of Diyarbakır Bar Association is under the obligation to keep this mission of the Diyarbakir Bar Association going. We are also aware of the weight of the problem on our shoulders. We are the members, managers, and presidents of a bar association that had lost its president for this cause. Being aware of this responsibility, we will continue our efforts in the field of human rights, especially in our fight against impunity.”</span></p>
<h5><strong>The problem of independent and impartial judiciary…</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Nahit Eren who expressed that Turkey has a problem on independent and impartial judiciary as one of it’s most important problems said: “There is a serious judicial crisis and a serious problem about the judges in Turkey. In this atmosphere, legal organizations have more responsibility. As civil society and as legal organizations, we have an obligation to defend the supremacy of law and the independence of the judiciary under all circumstances.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stating that the struggle of the Diyarbakır Bar Association is not limited to a region, Nahit Eren said: “No matter where in Turkey we will not withhold our power in the fight against such violations of rights which will affect the society in general, especially in the struggle against impunity.” Expressing that they see the rights and freedoms of the individual as a priority, Eren said: “Diyarbakır Bar Association will be involved in the legal fight against a violation of rights in Hopa, in a trial in Trabzon, against a violation of rights in Mersin or will be involved in the struggle against racist discourses. Diyarbakır Bar Association will provide the necessary legal support and solidarity against all kinds of violations and dynamics in the fields of children&#8217;s or women&#8217;s rights wherever in this country, together with the bar associations there. This, I think is an important role, duty and mission of the Diyarbakır Bar Association.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/diyarbakir-bar-president-nahit-eren-we-have-an-obligation-to-defend-the-supremacy-of-law-and-the-independence-of-the-judiciary/">Diyarbakır Bar President Nahit Eren: “We have an obligation to defend the supremacy of law and the independence of the judiciary.”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren:  &#8216;Hukukun Üstünlüğünü, Yargının Bağımsızlığını Savunma Yükümlülüğümüz Var&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/diyarbakir-barosu-baskani-nahit-eren-hukukun-ustunlugunu-yarginin-bagimsizligini-savunma-yukumlulugumuz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 13:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu’nun yeni dönemdeki vizyon ve perspektifini konuştuğumuz Baro Başkanı Avukat Nahit Eren, Türkiye’de bağımsız, tarafsız yargı sorunu olduğunu belirterek, “Sivil toplum ve hukuk örgütleri olarak, her koşulda ve şartta hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını savunma yükümlülüğümüz var” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/diyarbakir-barosu-baskani-nahit-eren-hukukun-ustunlugunu-yarginin-bagimsizligini-savunma-yukumlulugumuz-var/">Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren: &lt;br&gt; &#8216;Hukukun Üstünlüğünü, Yargının Bağımsızlığını Savunma Yükümlülüğümüz Var&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="&#039;Hukukun Üstünlüğünü, Yargının Bağımsızlığını Savunma Yükümlülüğümüz Var&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/vrsk5BBpnzk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Yeni yönetim olarak, sivil toplumun, meslek örgütlerinin aktif çalışma alanlarının kısıtlandığı, baskılandığı bir dönemde göreve başladıklarını belirten Başkan Nahit Eren, Diyarbakır Barosu’nun yıllardır hukuk ve insan hakları alanında mücadelesi ile tanınan bir baro olduğunu söyledi. Diyarbakır Barosu’nun bu alandaki gücünü emek ve bedellerle ortaya koyduğunu dile getiren Eren, “Diyarbakır Barosu’nun her başkanı, her yönetimi Diyarbakır Barosu’nun bu misyonunu sürdürme yükümlülüğü altında. Omuzlarımızdaki sorumluluğun ağırlığının da farkındayız. Biz bu uğurda başkanını yitirmiş bir baronun üyeleriyiz, yöneticileriyiz, başkanlarıyız. Bu sorumluluğun farkında olarak insan hakları alanındaki çalışmalarımızı, özellikle de cezasızlıkla mücadelemizi sürdüreceğiz.” Dedi.</p>
<h5><strong>Tarafsız ve Bağımsız Yargı Sorunu…</strong></h5>
<p>Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin tarafsız ve bağımsız yargı sorunu olduğunu belirten Nahit Eren, &#8220;Türkiye’de ciddi bir yargı krizi, ciddi bir doğal hakim sorunu var. Bu atmosferde hukuk örgütlerinin sorumluluğu daha fazla. Sivil toplum, hukuk örgütleri olarak her koşulda, her şartta hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını savunmak gibi bir yükümlülüğümüz ve mecburiyetimiz var.&#8221; dedi. Diyarbakır Barosu’nun mücadelesinin sadece bölgeyle sınırlı olmadığını da belirten Nahit Eren, “Türkiye’nin neresinde olursa olsun, toplumun geneline etki edecek, hak ihlallerine, özellikle cezasızlıkla mücadelede gücümüzü bu ülkenin her kentinden, her ilçesinden esirgemeyeceğiz” dedi. Öncelik olarak bireyin hak ve özgürlüklerini gördüklerini dile getiren Eren, “Diyarbakır Barosu Hopa’daki bir hak ihlali için Trabzon’daki yargılamaya da, Mersin’deki bir hak ihlalinde ya da ırkçı söylemlere karşı geliştirilecek hukuki mücadelede de olacak. Diyarbakır Barosu bu ülkenin neresinde olursa olsun çocuk hak alanına yönelik ya da kadın hak alanına yönelik her türlü ihlalin hukuki destek anlamında oradaki dinamiklerle, oradaki barolarla gereken dayanışmayı ve desteği sergileyecek. Diyarbakır Barosu’nun bana göre önemli bir rolü, görevi ve misyonu aynı zamanda…” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/diyarbakir-barosu-baskani-nahit-eren-hukukun-ustunlugunu-yarginin-bagimsizligini-savunma-yukumlulugumuz-var/">Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren: &lt;br&gt; &#8216;Hukukun Üstünlüğünü, Yargının Bağımsızlığını Savunma Yükümlülüğümüz Var&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 15:18:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Fehmi Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72681</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eyleminde gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada, reddi hakim talebine rağmen mahkeme hakimi duruşmaya devam etmekte ısrarcı davrandı. Duruşma sonunda mahkeme ara kararı gazetecilere okudu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine polisin müdahalesi sonucu gözaltına alınan 46 insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın ikinci duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde görüldü. 46 kişi “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu&#8217;na muhalefet&#8221; suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Davanın ilk duruşması 25 Mart 2021’de görülmüştü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma için çok sayıda insan sabah saatlerinde İstanbul Adliyesi önünde bulunan Çağlayan Meydanı’na geldi. Duruşma için adliyeye gelenler arasında Diyarbakır Barosu, Van Barosu, Ankara Barosu, İstanbul Barosu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Eşit Haklar Derneği, Af Örgütü, THİV, İHD, Hafıza Merkezi yöneticileri ile CHP ve HDP milletvekilleri yer aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi beklenen duruşma, adliyenin en büyük salonlarından olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda görüldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma salonunun bulunduğu kata çok sayıda bariyer konuldu. Sadece avukatlar, milletvekilleri ve sanıklar duruşma salonunun önüne alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-72683 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg" alt="cumartesi anneleri" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cumartesi-anneleri.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">10:00’da başlaması planlanan duruşma ancak 11:45’te başladı. Kimlik tespiti yaklaşık bir saat sürdü. Mahkeme hakimi, 12:40’ta duruşma salonuna geldi. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, duruşmanın başında söz alarak, suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek, davanın sonlandırılması gerektiğini söyledi. Türkdoğan, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin 700’üncü haftasındaki polis müdahalesine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan, “Cumartesi Anneleri’nin meydanı yasaklanamaz, orası bir hafıza merkezidir. Bu kadar meşru olan bir davanın yasaklanması hukuka aykırıdır” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Ekim 1995 tarihinde üç sivil polis tarafından evinin önünden gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun Koç savunma yaptı. Tosun, savunmasında ilk olarak babasının nasıl kaçırıldığını anlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaçırılma anını şu sözlerle aktardı: “19 Ekim 1995 akşamı eve giderken babamın üç kişiyle birlikte evimizin önünde durduğunu gördüm. Babam bitkin görünüyordu ve ayakta durmakta zorlanıyordu. Yaklaştığımı gören iki kişi babamın koluna girerek evimizin yan tarafında bulanan bahçeye indirdi. Bir kişi bahçenin önünde duran beyaz, 34 UD 59 plakalı aracın bahçe tarafındaki kapılarını açık tutmuş bekliyordu. Bahçenin önüne geldiğimde eğilip baktım ama bahçe ışıklandırması olmadığı için bahçedekileri göremedim. Aracın yanında bekleyen kişiyi babamın arkadaşı sanıp yüzüne baktım, birbirimize gülümsedik… 26 yıldır hayatımızı cehenneme çeviren o kişinin gülüşüyle yaşıyorum… Bir gün adil bir yargı önünde hesaplaşmanın umuduyla, o gülüşü unutmamak için hafızamı milyon kere zorluyorum ve unutmayacağım!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, babasının kaybedilişine dair yargı sürecine değindi. İ</span><span style="font-weight: 400;">lk olarak 26 yıl önce gittiği Galatasaray Meydanı’nda 699 hafta boyunca eylem yaptıklarını, 700’üncü haftadan sonra polis müdahalesi ile karşılaştıklarını söyledi. </span></p>
<h5><strong>Tosun: Vazgeçmem!</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun, 151 haftadır Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklandığını ifade ederek, “26 yıldır yaşamından umudumu kestiğim anlarda bile babamı aramaktan vazgeçmedim. Vazgeçmem! Onu bulmak, onunla vedalaşmak istiyorum. Yasımı tutmak istiyorum ve bugün bunu istediğim için yargılanıyorum. 26 yıldır babamın akıbetini öğrenmek ve onu kaybedenlerin adil bir yargı önünde hesap vermesini istediğim için yargılanıyorum” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tosun’un ardından söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren, devletin kaybetme politikasına değindi. Eren, yargı organlarını siyasi iktidarın politikalarına alet olmaması gerektiğini belirterek, “Yargı da devletin politikalarına alet olmuştur bu yargılama ile” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eren, “Cumartesi Anneleri, 699 hafta en barışçıl eylemlerinden birini yaptı. Adalet istediler. Adalet arayışında olanları bu koltuklara oturtursak toplumun adalete olan inancı azalır” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi eylemlerinde kardeşi Berkin Elvan’ı kaybeden sanık Gamze ve Özge Elvan da savunma yaptı.</span></p>
<h5><strong>Milletvekilini Salona Almamak İçin Karar Oluşturuldu</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenan Yılmazerler savunma yaptığı sırada, “Bizi cezalandırmak için siyasi erkin etkisi altında hareket ediyorsunuz” dedi. Mahkeme başkanı, bunun üzerine sesini yükselterek, “savunma dışına çıkma” diyerek, uyardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılmazerler, “Yerlerde sürünen annelerin fotoğraflarını neden göstermiyorsunuz?” dedi. Mahkeme hakiminin ikinci uyarısı üzerine CHP Milletvekili Mahmut Tanal, izleyici sıralarından bağırarak, “Lehe ve aleyhe olan tüm delilleri göstermelisiniz” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi bunun üzerine Tanal’ı salondan çıkarması için duruşma salonuna polis çağırdı. Tanal, salonu terk etmeyeceğini söyledi. Mahkeme başkanı salonu terk etti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polisler ve özel güvenlik tarafından duruşma salonu boşaltıldı. Mahkeme hakimi kısa bir süre sonra avukat, sanık, gazeteci ve izleyicilerin duruşma salonuna alınmasını istedi. Mahkeme hakimi, CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın duruşma salonuna alınmamasını istedi. Tanal, yazılı karar istedi. Mahkeme heyeti, bu yönlü karar aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden başlayan duruşmada avukatlar adına söz alan avukat Nahit Eren, 10:00’da başlaması beklenen duruşmanın iki buçuk saat geç başladığını hatırlattı. Eren, “Bu duruşmanın düzenin sağlamak hakkınız ama bunun da bir sınırı var. Müvekkilimize yönelik söylem tarzı, bir yargıcın söylem tarzı değildir. Çok hassas bir dosyada yargıçlık yapıyorsunuz” dedi.</span></p>
<h5><strong>Reddi Hakim Talebine Rağmen Devam Etmek İstedi</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi, savunma hakkının sınırsız olmadığını ileri sürerek, Eren’in savunmasını kısa tutmasını istedi. Eren, “Savunma hakkının zaman sınırı olamaz” diyerek, savunmasına devam etti. Eren, mahkeme hakiminin tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğini ifade ederek, dosyadan çekilmesini istedi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin çekilme talebini kabul etmemesi üzerine avukat bu defa reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebini reddetti ve duruşmaya devam etmek istedi. Mahkeme hakimi, avukatların talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, kararı geri çevirdiğini açıkladı ve üst mahkemeye itiraz edilmesini istedi. Avukatların itirazına rağmen mahkeme hakimi duruşmayı devam ettirme ısrarını sürdürdü.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakimi hakkında, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda &#8220;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/bogazici-universitesindeki-kabe-sergisi-davasinda-reddi-hakim-talebi/" target="_blank" rel="noopener">Şahmeran figürlü LGBTİ+ bayraklı Kâbe görseli&#8221; astıkları gerekçesiyle yargılanan yedi öğrencinin aleyhindeki tanıkları yönlendirdiği iddiasıyla reddi hakim talebinde bulunulmuştu.</a> Mahkeme kararı, üst mahkemeye göndererek, duruşmayı sonlandırmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukatların itirazının devam etmesiyle mahkeme hakimi, “5 dakika sonra geleceğim ve savunmaları alacağım. Sanıklar olmazsa karara geçiririm” diyerek, salondan ayrıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme hakiminin tutumuna karşı avukatlarda duruşma salonundan ayrıldı. Bir süre sonra duruşma salonuna dönen mahkeme hakimi, ara kararını açıkladı ve duruşmayı 24 Kasım’a ertelediğini söyledi. Karar açıklandığında duruşma salonunda gazeteciler ve güvenlik görevlilerinden başka kimse bulunmuyordu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/cumartesi-anneleri-davasinda-reddi-hakim-krizi/">Cumartesi Anneleri Davasında Reddi Hakim Krizi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 09:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemiyle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaş Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Zelal Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetim ve sivil toplum alanından uzmanlar; pandemiyle mücadelede, kararların yerelleşmesinin ve illerin öznel koşullarının göz önüne alınmasının salgının toplumsal, ve ekonomik etkilerinin azaltılmasında etkili olduğunu kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/">Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşılama grafiklerinin yükselmesiyle bazı ülkelerde normalleşme adımları atılsa da Covid-19 pandemisinin etkileri küresel olarak sürüyor. Pandemiyle mücadelede karantina, aşı, test gibi sağlık sistemiyle ilgili tedbirlerin yanı sıra, yönetim sistemlerinden, sosyal politikalara kadar birçok alandaki çalışmaların etkili olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konuluyor.</p>
<p>ABD&#8217;deki Michigan Üniversitesi&#8217;nden küresel sağlık uzmanı olan Prof. Dr. Elizabeth King araştırmasında; yönetim sisteminin hem şeklinin hem de kurumsal işleyişinin pandemiyle mücadelede başarı seyrini etkilediğini savunuyor. King’e göre, yönetim sistemi (demokrasi veya otokrasi), resmi siyasi kurumlar (federal yapılar, başkanlık kurumları vs) ve devletin kapasitesi (sağlık sistemleri ve kamu yönetimi üzerindeki kontrol) gibi unsurların, ülkelerin Covid-19&#8217;a verdiği tepkileri şekillendiriyor.</p>
<p>Türkiye’de genel itibariyle tüm salgın süreci, kapanma, kısıtlama kararlarının yanı sıra; toplumsal ve ekonomik etkilerin aza indirilmesi noktasındaki destekler dahil olmak üzere merkezi uygulamalarla yönetildi, yönetilmeye devam ediliyor. İl hıfzıssıhha kurulları oluşturulsa da eğitim alanı başta olmak üzere hem önlemler hem de etkiler noktasında valiliklerin pek inisiyatif almadığı gözleniyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-70507 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya-640x427.jpg" alt="Mehmet Kaya" width="306" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/mehmet-kaya.jpg 1000w" sizes="(max-width: 306px) 100vw, 306px" />Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya</strong>, yerelden çözümler için, yetki paylaşımı yöntemiyle ilin tüm paydaşlarının sürece dahil edilmesinin gerekliliğine işaret ediyor. Pandemi sürecinde oluşan sıkıntılarla ilgili valiliklerin suçlandığını hatırlatan Kaya, bu noktada valilerin sorumluluk almaktan geri durduğunu belirtirken, bunun önlenmesi için bilim kurulunun bir benzerinin her ilde oluşturulması gerektiğini böylece hem yetki hem de sorumluluğun daha kolay üstlenileceğini kaydediyor.</p>
<p>Pandemiye karşı alınan önlemlerin yerelden belirlenmesinin önemine vurgu yapan Mehmet Kaya, özellikle ekonomik alandaki kararların merkeziliğinin olumsuz etkileri arttırdığını söylüyor. Diyarbakır-Kocaeli illerini karşılaştıran Kaya, pandeminin ekonomik etkileri noktasında kısa çalışma ödeneğinden Diyarbakır’daki yararlanma oranlarının çok düşük olduğunu belirtiyor. Kapanmalardaki yasak kararlarında illerin ticari ve ekonomik alt yapısının dikkate alınması gerektiğini de kaydeden Kaya, &#8220;Kocaeli’de istihdam açısından sanayi sektörünün oranı yüzde 60&#8217;larda bu oran Diyarbakır’da yüzde 18. Hizmet sektörü ise tam tersi daha büyük. İki ilde de aynı şekilde standart bir uygulama getirdiğiniz zaman Kocaeli belki hiç etkilenmez ama Diyarbakır tamamen etkileniyor. Yine yaptığımız anketlere göre kısa çalışma ödeneğinden yararlanma oranı çok düşük çünkü Diyarbakır’da söz konusu ödenek için getirilen şartları sağlayacak çok büyük işletmeler ve çalışan kapasitesi yok.&#8221; dedi.</p>
<p>Kriz anlarında yerelden müdahalelerin, kararların sorunların çözümündeki etkisinin daha büyük olacağını da savunan Kaya, her ilin kendine özgü sanayi, hizmet, ticaret sektör dağılımları olduğunu belirterek, kararların yereldeki ihtiyaçları gözetecek yapıda olmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<h5>Şeffaflık ve İllerin Öznel Koşullarının Göz Önüne Alınmasının Önemi…</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-70506 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-640x480.jpeg" alt="Nihat Eren" width="234" height="175" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/nihat-eren.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 234px) 100vw, 234px" /><strong>Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren</strong> de yerelden uygulamaların desteklenmesinin önemine vurgu yaparken, pandemi yönetimindeki diğer önemli bir konunun sürecin şeffaf yürütülmesi olduğunu kaydediyor. Eren, sağlık hizmetlerinden, pandemiye karşı oluşturulan ekonomik ve toplumsal desteklere kadar tüm kararların, illerin kendi öznel koşullarına göre oluşturulması gereğinin altını çiziyor ve yerelde başta olmak üzere sivil toplumun sürece dahil edilmesinin önemini de vurguluyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61360 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/zelal-yalcin-1.jpg" alt="zelal yalçın 1" width="176" height="274" />İstanbul Planlama Ajansı Sosyal Politikalar Koordinatörü ve Yereliz Derneği’nden Zelal Yalçın</strong> da, yerel yönetimlerin pandemi süreçlerinde ekonomik ve sosyal politikalar alanında çözümler geliştirdiğini kaydediyor. Yerel yönetimlerin bu çabalarının süreç boyunca engellenmelerle karşılaştığını da kaydeden Yalçın, “Oysa ki pandeminin ortaya çıkarttığı sosyal ve ekonomik kriz ile etkin, verimli ve yerinden mücadele etmek için yerel yönetimlerin rolünü ve bütçesini arttırmak, merkez yerel koordinasyonunu en üst düzeyde sağlamak gerekirdi. Bu kaynakların verimli kullanımı, ulaşılan kesimlerin çeşitliliğin sağlanmasını, tedarik kaynaklarının çoğaltılarak yerel ekonomilerin güçlendirilmesine ayrıca katkı sağlayabilirdi.&#8221; dedi. Sürecin devam ettiğini vurgulayan Yalçın, yine pandeminin etkilerinin daha uzun süre devam edeceğinin öngörüldüğünü belirterek, “Dolayısıyla merkez yerel arasında etkin koordinasyonun bir an evvel sağlanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sosyal ve ekonomik kriz ile baş edebilmekte önemli bir fırsat alanı olarak durmaya devam ediyor.” Diye konuştu.</p>
<h5>Okul Temelli Kararların Gerekliliği…</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-61399" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg" alt="Yeliz Düşkün" width="263" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/yeliz-duskun.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 263px) 100vw, 263px" /></p>
<p>Kararların merkeziliğinin eğitime ve çocukların iyi olma haline etkisini değerlendiren <strong>Eğitim Reformu Kıdemli Politika Analisti Yeliz Düşkün</strong> de, sadece pandemi şartlarında değil diğer zamanlarda da çocuklar başta olmak üzere eğitim paydaşlarının ihtiyaçlarının değişkenlik gösterdiğini ve kimi durumlarda il-ilçe düzeyinde de değil, okul düzeyinde karar alma esnekliğinin olmasının gerekliği olduğunu kaydediyor.</p>
<p>Pandemi döneminde çok kısa bir süre için köy okulları için ayrı kararlar alındığını ama genel itibariyle vakaların olmadığı köylerde de eğitimin yüz yüze yapılmadığını belirten Yeliz Düşkün, “Bu durum, okul temelli karar almanın önemini hatırlatıyor. Örneğin ERG uzun yıllardır öğretmenler için okul temelli mesleki gelişimin ön planda olması gerektiğini savunuyor. Benzer bir biçimde okullara bütçe verilmesinin önemini vurguluyor. Bu özerklik, okulların çözüm üretme ve uygulama kapasitelerinin gelişmesi için de önemli. Türkiye’de eğitim sisteminin krizlere nasıl yanıt verdiğini tartışırken, aslında şunu da sormak iyi olur: Okulların çözüm üretme ve uygulama kapasitesi yeterince güçlü mü ve okullar bu yönde teşvik ediliyor mu?&#8221; dedi.</p>
<p>Düşkün, okulların bu anlamda güçlü olması durumunda, salgın koşullarında okul düzeyinde kararlar alınmasını ve daha fazla okulun daha uzun süre yüz yüze eğitim vermesinin sağlanabileceğini vurguluyor. Eğitimin tek amacının akademik başarı olmadığını çocuğu iyi olma halinin önemine de vurgu yapan Düşkün, “Özellikle pandemi gibi bir koşulda çocuğun her açıdan iyi olmasının öncelikli olması gerektiğinden, alınan kararların önemi de artıyor. ERG’nin görüşüne başvurduğu öğretmenler özellikle kendi inisiyatifleriyle yürüttükleri çocukların iyi olma haline odaklanan çalışmalarını öne çıkarıyorlar. Çeşitli ağlar ve etkinliklerle bu tür inisiyatiflerin yaygınlaştığını görüyoruz. Okul düzeyinde alınan kararlar, çocuklarla birebir temasta olan paydaşların, yani öğretmen, aile ve okul idarecisinin kararlara dahil olmasına ve başta çocuklar olmak üzere okulun paydaşlarının ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu nedenle okul düzeyinde karar alma her zamankinden de daha önemli hale geliyor.&#8221; dedi.</p>
<h5>Civar Demokrasisine Doğru…</h5>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70508 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar.jpg" alt="" width="219" height="219" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar.jpg 512w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/ulas-bayraktar-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 219px) 100vw, 219px" />Mekanda Adalet Derneği</strong>’nin Salgın Sonrası için Ekolojik Manifestolar’ında pandemi sürecini yerelden çözümler noktasında değerlendiren <strong>Ulaş Bayraktar</strong> da, salgının oluşturduğu sosyal ve ekonomik sorunlarına karşı ‘<a href="https://mekandaadalet.org/wp-content/uploads/2021/04/mad_11_YerelDemokrasi_UlasBayraktar_ed2_single.pdf" target="_blank" rel="noopener">civar demokrasisi</a>’ kavramının çözüm noktasında berraklaştığını belirterek, “Merkezi bir konumdan konuşan aktör ve kurumların krizi yönetebilmesi, sorunları önleyen ya da çözen etkili politikalar tesis edebilmesi mümkün değil. Nitekim, geniş coğrafyalar, kalabalık ve heterojen topluluklar için merkezi yönetimin sorunları öngörmesi, doğru analiz edip yerinde tedbirleri zamanında hayata geçirebilmesi hayli zor.&#8221; diyor.</p>
<p>Uzaktan kurgulanan politikaların uygulamadaki sonuçlarının ne kadar yetersiz ve geç kaldığının pandemi sürecinde daha da görünür olduğunu belirten Bayraktar, “Merkezi yönetim sokağa çıkma yasakları sırasında yerel yönetimleri geri plana iterek kendisi sunmaya kalktığı yardım ve destek hizmetlerini ancak bu belediyelerin araç ve insan kaynağını kullanarak başarabildi. Salgın sürecinin bu deneyimi, yerel yönetimlerin sorunların çözümünde neden ve nasıl daha etkili olabileceğini göstermiş durumda. Bu anlamda özellikle belediyelerin güçlendirilmesi artık kelimenin sözlük anlamı ile hayati bir önem taşıyor.” cümlelerine yer veriyor. Bayraktar, civar demokrasisinde kentlerde yaşayan yurttaşların kararlara katılımı ve hemşehri hukuku içindeki uygulamaların belirleyiciliğine de vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/pandemiyle-mucadelede-yerelden-cozumler-surecin-basarisini-etkiliyor/">Pandemiyle Mücadelede Yerelden Çözümler Sürecin Başarısını Etkiliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sivil Örgütlenmelere İhtiyacımız Var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/02/sivil-orgutlenmelere-ihtiyacimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2020 11:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çoklu baro]]></category>
		<category><![CDATA[Nahit Eren]]></category>
		<category><![CDATA[sivil örgütlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu başkan adaylarından Nahit Eren, çoklu baro tartışmasını değerlendirirken, "Barolar bir ayağı sivil toplum içinde diğer ayağı politik toplum içinde ikili fonksiyonu olan özel kurumlardır. Baroların alternatifinin olması onları politize edecek ve zaten fazlasıyla politize olmasından yakınılan sivil toplum üzerinde ciddi etkiler yaratacaktır. Oysa bizim her manada daha sivil örgütlenmelere ihtiyacımız var.’’ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/02/sivil-orgutlenmelere-ihtiyacimiz-var/">&#8220;Sivil Örgütlenmelere İhtiyacımız Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Ekim ayında yapılacak baro seçimlerine, pandeminin yarattığı koşullarda ve çoklu baro tartışmalarının gölgesinde giriliyor. Diyarbakır Barosu Eski yöneticisi ve  başkan adayı Nahit Eren, yaklaşan baro seçimleri öncesi hem çoklu baro tartışmalarını hem de bölge sivil toplumunun yaşadığı sıkıntıları ve baroların bu sorunların çözümünde oynayabileceği rolü değerlendirdi.</div>
<div></div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-58943" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/IMG-20200925-WA0004-640x426.jpg" alt="çoklu baro tartışması" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/IMG-20200925-WA0004-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/IMG-20200925-WA0004-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/IMG-20200925-WA0004-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/IMG-20200925-WA0004.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Çözüm sürecinin bitmesi ve darbe girişiminin ardından başlayan OHAL sürecinde sivil toplumun ciddi bir kan kaybı yaşadığını belirten Eren, &#8220;KHK ile derneklerin kapatılması, STK yöneticilerinin haklarında soruşturmalar açılması kriminalize edilen bir sivil toplum ortaya çıkardı. Sivil toplum kriminalize edildikçe sahadaki gücünü kaybetti. Bu hukuksuzluklar ve soruşturmalarla oluşturulan gözdağı barolar karşısında devreye sokuldu. Mesleki bir kuruluş olmakla birlikte avukatlık kanunun çizdiği çerçeve sebebiyle barolar sivil toplumun doğal bir üyesi haline geliyor. Özellikle bölgede Diyarbakır Barosu’nun bu anlamda ayrı bir emeği ve görünürlüğü de var. Güçlü bir baro aynı zamanda sivil toplumun da önünü açan cesaretlendiren bir pozisyon sağlamasının mihenk taşı olabilir‘’ dedi.</div>
<div></div>
<div>Çoklu baro yasasını da değerlendiren Eren bunun sivil toplum alanına olumsuz etkileri olacağını savunarak, &#8220;Barolara avukatların kaydının zorunlu olması, sebebiyle sivil toplum kuruluşu olmadıkları söylenebilir lakin baroların çeşitli olaylarda sivil toplum inisiyatifi göstermesi önünde bir engel de teşkil etmez. Barolar bir ayağı sivil toplum içinde diğer ayağı politik toplum içinde, ikili fonksiyonu olan özel kurumlardır. Sonuç olarak, baroların alternatifinin olması onları politize edecek ve zaten fazlasıyla politize olmasından yakınılan sivil toplum üzerinde ciddi etkiler yaratacaktır. Oysa bizim her manada daha sivil örgütlenmelere ihtiyacımız var.’’ diye konuştu.</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/02/sivil-orgutlenmelere-ihtiyacimiz-var/">&#8220;Sivil Örgütlenmelere İhtiyacımız Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
