<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mine Yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mine-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mine-yildirim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jun 2022 11:09:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mine Yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mine-yildirim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:09:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81295</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Din veya inanç özgürlüğü hakkının cinsiyet boyutunu, din veya inanç özgürlüğü ile cinsiyet eşitliğinin ilişkisinin hem teorik olarak hem de sahadaki görünümlerini daha çok anlamaya ve çeşitli paydaşlarla birlikte düşünme alanları yaratmaya çalışıyoruz.' Din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin izleme ve raporlama, savunuculuk ve farkındalık yükseltmeye yönelik faaliyetler yürüten İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibinden Proje Koordinatörü Dr. Mine Yıldırım ve Proje asistanı ve iletişim sorumlusu Funda Tekin ile İnanç Özgürlüğü Girişimi faaliyetleri ve Türkiye'de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı’na dair konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/">&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<figure id="attachment_81298" aria-describedby="caption-attachment-81298" style="width: 260px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-81298" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin-640x853.jpg" alt="Funda Tekin" width="260" height="347" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/funda-tekin.jpg 960w" sizes="(max-width: 260px) 100vw, 260px" /><figcaption id="caption-attachment-81298" class="wp-caption-text">Funda Tekin</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibi olarak iki kişiyiz. Proje Koordinatörü Dr. Mine Yıldırım uluslararası insan hakları hukukunda din veya inanç özgürlüğü hakkının korunması hakkında uzun yıllardır çalışıyor. Proje asistanı ve iletişim sorumlusu Funda Tekin ise medyada nefret söylemi ve ayrımcı söyleme odaklanan bir projede çalıştıktan sonra İnanç Özgürlüğü Girişimi ekibine katıldı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları hukukunu temel alan ve inanan veya inanmayan, çoğunluğa veya azınlığa mensup bireylerin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve bunlarla kesişen, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyetin korunması ve eğitim hakkı gibi temel haklara odaklanıyoruz. </span></p></blockquote>
<p><b>İnanç Özgürlüğü Girişimi hakkında bilgi verebilir misiniz? Kuruluş süreciniz ve kuruluş motivasyonunuzdan kısaca bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><a href="http://www.inancozgurlugugirisimi.org/"><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi</span></a><span style="font-weight: 400;"> (İÖG) 2011 yılından beri Türkiye’de herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün korunması amacıyla çalışmalar yürütüyor. 2013 yılından beri proje </span><a href="http://www.nhc.no/"><span style="font-weight: 400;">Norveç Helsinki Komitesi</span></a><span style="font-weight: 400;">’nin bir projesi olarak devam ediyor. İnsan haklarının izlenmesi, raporlama ve savunuculuk alanında bir boşluğu doldurmaya katkıda bulunma amacı başlangıçtaki en güçlü motivasyondu. Türkiye’de din ve dini farklılıklar büyük önem taşıdığı için inanç özgürlüğüne ilişkin meseleler de insan hakkı olarak değerlendirilmekten çok dini toplulukların tarihsel bağlamı ve laiklik ekseninde veya grup temelli olarak değerlendiriliyor. İÖG olarak bunun yerine insan hakları hukuku çerçevesini temel alarak paradigmayı değiştirmeyi ve ilerleme sağlamaya katkı sunmayı amaçladık. Bu çerçevenin alışılagelmiş ve tıkanma noktasına gelmiş sınırlılıkların ötesine geçebilmemize yardımcı olabileceğini düşündük. Ayrıca Türkiye’de sivil toplum tarafından yürütülen insan hakları çalışmaları arasında inanç özgürlüğü hakkını odağına alan çalışmalar pek bulunmuyordu. İnsan hakları hukukunu temel alan ve inanan veya inanmayan, çoğunluğa veya azınlığa mensup bireylerin düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve bunlarla kesişen, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyetin korunması ve eğitim hakkı gibi temel haklara odaklanıyoruz. </span></p>
<p><b>Hangi alanlarda faaliyet gösteriyorsunuz, bize çalışmalarınızdan biraz söz edebilir misiniz?</b></p>
<figure id="attachment_81299" aria-describedby="caption-attachment-81299" style="width: 261px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-81299" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim-640x774.jpg" alt="Mine Yıldırım" width="261" height="316" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim-640x774.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/mine-yildirim.jpg 654w" sizes="(max-width: 261px) 100vw, 261px" /><figcaption id="caption-attachment-81299" class="wp-caption-text">Mine Yıldırım</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarımızın merkezinde din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin izleme ve raporlama, savunuculuk ve farkındalık yükseltmeye katkıda bulunma amacıyla yapılan faaliyetler yer alıyor. Türkiye’de din veya inanç özgürlüğü hakkına ilişkin yasal, yargı ve idari işlemler ve uygulamaları sistematik bir şekilde izliyoruz ve düzenli aralıklarla izleme raporları yayımlıyoruz. Son olarak </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-veya-inanc-ozgurlugu-izleme-raporu-2022-raporu-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Temmeniden Eyleme İlerleme Çağrısı Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğünü İzleme Raporu</span></a><span style="font-weight: 400;">’nu yayımladık. 2021 yılından beri din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçları raporunu </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-ve-inanc-temelli-nefret-suclari-2020-raporu-yayimlandi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">yayımlamaya başladık</span></a><span style="font-weight: 400;">. Amacımız bu suçların görünürlüğünü artırmak ve nefret suçlarıyla mücadeleye destek vermek. Paydaşlarımızın katkısına alarak bu izleme çalışmasının kapsamını genişletebilmek için ayrıca din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçlarının bildirimi için bir </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/din-veya-inanc-temelli-nefret-suclari-bildirimi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">form hazırladık</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmaları temel alarak uluslararası ve ulusal insan hakları izleme mekanizmaları nezdinde Türkiye’de din veya inanç özgürlüğü konularının ele alındığı süreçlere katkı sunuyoruz. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler (BM) Evrensel Periyodik İnceleme, BM Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü’nün raporlarına, İnsan Hakları Komitesi ve Çocuk Hakları Komitesi’ni içeren süreçlerde raporlarla ve önerilerle bildirimler gönderiyoruz. Avrupa Konseyi insan hakları koruma çerçevesi içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının infazını izleme görevini Bakanlar Komitesi üstleniyor. Biz de AİHM’in Türkiye’de din veya inanç özgürlüğüne dair kararlarının infazını izliyor bunlarla ilgili Bakanlar Komitesi’ne bilgi notları gönderiyoruz. Bu bağlamda Alevi kararları ve vicdani ret hakkına ilişkin kararlar bilhassa önem taşıyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlara ek olarak bağlam kaynaklı veya teorik olarak da daha karmaşık olabilen konularda öğrenme ve fikir alışverişine olanak sağlamak amacıyla webinarlar, konferanslar ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. Geçmişte Türkiye’de din veya inanç topluluklarının tüzel kişiliği, eğitimde din veya inanç özgürlüğü ve inanç özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün kesişimindeki konularla ilgili farklı üniversitelerle işbirliği içinde konferanslar düzenledik. </span></p>
<p><b>Gerçekleştirdiğiniz &#8220;Türkiye&#8217;de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı&#8221;ndan söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/turkiyede-din-veya-inanc-ozgurlugu-ve-cinsiyet-esitligi-konferansi-videolari-yayinda/"><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-81300 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi.jpg" alt="inanç özgürlüğü girişimi" width="209" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/06/inanc-ozgurlugu-girisimi-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 209px) 100vw, 209px" />Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı</span></a><span style="font-weight: 400;">’nda her ikisi de temel uluslararası insan hakları sözleşmelerinde korunan din veya inanç özgürlüğü hakkı ile cinsiyet eşitliğinin kesiştiği noktada ortaya çıkan insan hakları konularını araştırmak ve analiz etmeyi ve bu konuda yapılan çalışmaları görünür kılmayı amaçladık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi olarak son iki yıldır din veya inanç özgürlüğü hakkının cinsiyet boyutunu, din veya inanç özgürlüğü ile cinsiyet eşitliğinin ilişkisinin hem teorik olarak hem de sahadaki görünümlerini daha çok anlamaya ve çeşitli paydaşlarla birlikte düşünme alanları yaratmaya çalıştık. Bu konuda literatüre katkı sağlamak için konferansta da yer alan Marie Juul Petersen’in kaleme aldığı </span><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/skalar-baglaminda-din-veya-inanc-ozgurlugunun-ve-cinsiyet-esitliginin-gelistirilmesi/"><span style="font-weight: 400;">SKA’lar Bağlamında Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi</span></a><span style="font-weight: 400;"> başlıklı raporu Türkçe’ye çevirip yayımladık. Webinar ve danışma toplantısı düzenledik. İzleme raporumuzda ayrıca Türkiye’de din veya inanç özgürlüğünün cinsiyet boyutunu ele almaya çalıştık. Konferansın arka planında bu gelişmeler var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşünce, din veya vicdan özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere temel insan hakları belgelerinde korunuyor. Türkiye de dahil olmak üzere çok sayıda devlet bu belgeleri imzalayarak hukuki yükümlülük altına girmiş durumda ve bu sözleşmelerde korunan tüm haklar evrensel, birbiriyle ilişkili, birbirine dayanıyor ve bölünmez. Konferansta temelde din veya inanç özgürlüğü hakkı ve cinsiyet eşitliğine odaklansak da tüm insan hakları koruma standartları son derece ilgili ve kritik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konferanstaki 15 sunum, açık çağrıya gelen başvurular arasından seçildi. Sunumlar için gelen bildiriler ve aynı zamanda çok sayıda ve çok çeşitli çalışma alanlarına sahip izleyici başvurularının olması bu iki konunun birlikte ele alınmasına dair bir ihtiyacın olduğunu da gösterdi. Bu yüzden ilerleyen dönemlerde de bu konuya odaklanan çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz. </span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir husus var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Din veya İnanç Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı oturum videolarını yayınladık, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=hcK24JrtI-g&amp;list=PLs7wRMwJniOeeGR7o-sEAG6eYAzHi5DP6">linkten</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><em>Kapak görseli illustrasyon: Tallulah Fontaine</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/28/amacimiz-nefret-suclariyla-mucadeleye-destek-vermek/">&#8216;Amacımız Nefret Suçlarıyla Mücadeleye Destek Vermek&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Türkiye AİHM’nin Aleviler İçin Tespit Ettiği Ayrımcılığı Çözmede Yetersiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/turkiye-aihmnin-aleviler-icin-tespit-ettigi-ayrimciligi-cozmede-yetersiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Dec 2021 07:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76619</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanmasını denetlemek için 30 Kasım-2 Aralık tarihlerindeki toplantısında, AİHM’in Türkiye aleyhine ihlal kararı verdiği davaların icra sürecini değerlendirdi. Bakanlar Komitesi, AİHM'nin din veya inanç özgürlüğüne ilişkin Türkiye'nin hak ihlali yaptığı kararları uygularken  aldığı tedbirlerin, Alevilere yönelik ayrımcılığı önlemede yetersiz olduğunu tespit ediyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/turkiye-aihmnin-aleviler-icin-tespit-ettigi-ayrimciligi-cozmede-yetersiz/">‘Türkiye AİHM’nin Aleviler İçin Tespit Ettiği Ayrımcılığı Çözmede Yetersiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemek için yaptığı toplantıda, cemevleri ve zorunlu din dersleriyle bağlantılı olarak, din veya inanç özgürlüğüne ilişkin ihlal tespitleri içeren AİHM davalarının uygulanmasına dair önemli kararlar verildi. Bu davalar arasında, Zengin Grubu Davaları/Türkiye, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye ve İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye davaları <a href="https://hudoc.exec.coe.int/eng?i=CM/Del/Dec(2021)1419/H46-36E" target="_blank" rel="noopener">yer alıyor</a>.</p>
<h5><strong>Bakanlar Kurulunun AİHM Kararlarını Denetim Süreci </strong></h5>
<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin 46/4 maddesi uyarınca AİHM kararları, sözleşmeye imza atan devletler açısında bağlayıcı. Bakanlar Komistesi, ulusal makamlar, başvuru sahipleri, STK&#8217;lar, insan hakları kurumları ve diğer ilgili taraflarca sağlanan bilgilere dayanarak bu kararların uygulanıp uygulanmadığını denetliyor. Bu denetim süreci kapsamında, İnanç Özgürlüğü Girişimi 12 Ekim 2021’de, din veya inanç özgürlüğüne ilişkin ihlal tespitleri içeren söz konusu AİHM kararlarının uygulanmasına dair bildirim <a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/avrupa-konseyine-aihm-alevi-davalariyla-ilgili-bildirim-sunduk/" target="_blank" rel="noopener">sunmuştu</a>.</p>
<p>Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin &#8220;Alevi topluluğuna, Alevilerin dinî uygulamalarına ve ibadet yerlerine yönelik tutumunun, devletin tarafsızlık ve eşit mesafelilik yükümlülüğüne ve dinî toplulukların özerk olarak var olma hakkına aykırı&#8221; olduğu tespitini yapıyor.</p>
<p><a href="https://inancozgurlugugirisimi.org" target="_blank" rel="noopener">İnanç Özgürlüğü Girişimi</a>’nden (İÖG) Dr. Mine Yıldırım, Bakanlar Komitesi’nin Alevi davalarına ilişkin kararının, bu davalarda ortaya konan din veya inanç özgürlüğü meselelerinin çözümü için atılması gereken köklü adımlarla ilgili ilerleme sağlanmadığını gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi, AİHM kararlarına rağmen Türkiye, zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersleri ve cemevlerinin ibadet yeri statüsü ve kamusal din hizmetlerinin eşitlik ilkesi gözetilerek sunulmaması konusunda bugüne dek adım atmadı. AİHM kararları, Türkiye’de herkesin inanç özgürlüğünün korunması için atılması gereken önemli bulgular içeriyor. Yıldırım, Bakanlar Komitesi’nin Alevi davalarına ilişkin kararının 2022’de Türkiye için kapsamlı bir danışma süreci ile bu sorunları çözmeye odaklanma olanağı sunduğunu ve hem sivil toplum hem din veya inanç topluluklarının bu konuda katkı sunmaya hazır olduğunu kaydetti.</p>
<h5>Türkiye’de İnanç Özgürlüğünün Korunması İçin Atılması Gereken Adımlar</h5>
<p>Bakanlar Komitesi’nin aldığı kararlarda, özetle Türkiye Hükümeti’nin şimdiye kadar aldığı tedbirlerin, AİHM tarafından tespit edilen ihlallerin çözümü ve Alevilere yönelik ayrımcılığın önüne geçilmesi açısından yetersiz olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>AİHM nezdinde Alevilerle ilgili davalara dair Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan genel tedbirler:</p>
<ul>
<li>yerel mahkemelerin cemevlerinin aydınlatma masraflarının geri ödenmesine karar verme uygulamasının, Alevi topluluğunun Devletin dinî sübvansiyonlarından ve vergi muafiyetleri dahil diğer avantajlardan genel olarak dışlanması da dahil olmak üzere, AİHM tarafından tespit edilen ayrımcılığı çözmede yetersiz,</li>
<li>bu nedenle, Alevi inancına eşit davranılmasını sağlamak için daha kapsamlı önlemler almaya ve cemevlerini aydınlatma masraflarından muaf tutmak için bazı pratik çözümleri değerlendirilmeli;</li>
<li>ilk ve orta dereceli okullarda verilen zorunlu “din kültürü ve ahlak bilgisi” derslerine yönelik 2018 müfredatının Mahkeme tarafından dile getirilen tüm endişeleri giderilmediği;</li>
<li>bu nedenle, Türk eğitim sisteminin, Devletin çeşitli dinlere, mezheplere ve inançlara karşı tarafsızlık ve eşit mesafelilik yükümlülüğünü yerine getirmeye, çoğulculuk ve nesnellik ilkelerine saygı duymaya ve Sünni İslam&#8217;dan farklı bir dinî veya felsefi inancı olan ebeveynlerin çocuklarına, öğrencilerin ebeveynlerinin dinî veya felsefi inançlarını açıklamak zorunda kalmadan zorunlu din eğitiminden muaf olması için için uygun seçenekler sunmasının gerektiği;</li>
<li>Alevi çalıştaylarında bu kararlarda vurgulanan sorunların nasıl çözüleceğine dair ulusal bir tartışma başlatıldığı, yetkililere, 2010 yılında bu çalıştayların nihai raporunda uzlaşmaya varılan tavsiyelerin uygulanmasının ilerletilmesi;</li>
<li>yetkilileri daha fazla gecikmeden belirli yasal ve idari önlemleri gösteren somut bir takvim içeren kapsamlı bir eylem planı hazırlamaya; bu bağlamda, 10 Aralık 2010 ve 29 Haziran 2016&#8217;da kabul edilen Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu&#8217;nun (ECRI) raporları da dahil olmak üzere ilgili Avrupa Konseyi tavsiyelerinden ilham almaya teşviki;</li>
<li>yetkilileri, Mahkeme&#8217;nin mevcut dava grubundaki bulgularını ele almak için yeni İnsan Hakları Eylem Planı&#8217;nın uygulanması çerçevesinde belirli çözüm odaklı tedbirler alma çağrısı;</li>
</ul>
<h5><strong>AİHM Tarafından Verilen Önemli Alevi Dava Kararları </strong></h5>
<p>Zengin Grubu Davaları olarak adlandırılan <a href="https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22itemid%22:[%22001-82580%22]}" target="_blank" rel="noopener"><em>Hasan ve Eylem Zengin/Türkiye</em></a> ve <a href="https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22fulltext%22:[%22mansur%20yal%C3%A7%C4%B1n%22],%22documentcollectionid2%22:[%22GRANDCHAMBER%22,%22CHAMBER%22],%22itemid%22:[%22001-156852%22]}"><em>Mansur</em></a><a href="https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22fulltext%22:[%22mansur%20yal%C3%A7%C4%B1n%22],%22documentcollectionid2%22:[%22GRANDCHAMBER%22,%22CHAMBER%22],%22itemid%22:[%22001-156852%22]}" target="_blank" rel="noopener"><em> Yalçın ve Diğerleri/Türkiye</em></a> kararlarında AİHM’in Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) derslerine ilişkin önemli bulguları yer alıyor.</p>
<p>Kararlarda;</p>
<ul>
<li>DKAB ders içeriğinin nesnel ve objektif niteliklere sahip olmadığına,</li>
<li>eğitim sisteminin ebeveynlerin çocuklarını kendi dinî veya felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme haklarına saygı gösterme konusunda yapısal sorunlar içerdiğine,</li>
<li>okullarda din eğitimi konusunda insan hakları standartlarıyla uyumlu bir reformun ivedilikle gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.</li>
</ul>
<p><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-158584%22]}"><em>Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür </em></a><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-158584%22]}"><em>Merkezi</em></a><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-158584%22]}" target="_blank" rel="noopener"><em> Vakfı/Türkiye</em></a> davasında; Yenibosna Cemevi’nin aydınlatma giderlerinin, ibadet yeri olarak tanınan diğer mekânlar açısından olduğu gibi, devlet tarafından karşılanması talebinin “Cemevleri ibadet yeri değildir” gerekçesiyle reddedilmesi ile ilgili. AİHM bu davayla ilgili verdiği kararında AİHS’nin ayrımcılık yasağını içeren 14. maddesinin, din veya inanç özgürlüğünü koruyan 9. madde ile bağlantılı olarak ihlal edildiğini tespit etmişti.</p>
<p>Benzer şekilde, <a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22tabview%22:[%22document%22],%22itemid%22:[%22001-164217%22]}" target="_blank" rel="noopener"><em>İzzettin Doğan ve Diğerleri/Türkiye</em></a> başvurusunun şikâyet konusu da İslam’ın Sünni geleneğine bağlı çoğunluğa sunulan dinî kamu hizmetinin Alevilere de sunulmasına ilişkin taleplerin reddedilmesiydi. Başvurucuların bu talepleri, Alevi dinine ilişkin hizmetlerin kamu hizmeti kapsamına alınması, Alevilerin ibadet yerlerinin ibadet yeri statüsü kazanması, Alevi din adamlarının memur olarak işe alınması ve Alevi inancını taşıyanların ibadetlerine bütçe ayrılması için özel bir hüküm çıkartılmasıydı. AİHM Büyük Daire 2016 yılında Türkiye’nin din veya inanç özgürlüğü hakkını koruyan 9. madde ve 9. maddeyle bağlantılı olarak ayrımcılığı yasaklayan 14. maddeyi ihlal ettiğine <a href="https://inancozgurlugugirisimi.org/dini-kamu-hizmetlerinin-sunulmasinda-esitlik-aihm-dogan-ve-digerleri-turkiye-karari/#_ftnref7" target="_blank" rel="noopener">karar vermişti</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/turkiye-aihmnin-aleviler-icin-tespit-ettigi-ayrimciligi-cozmede-yetersiz/">‘Türkiye AİHM’nin Aleviler İçin Tespit Ettiği Ayrımcılığı Çözmede Yetersiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 10:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum ve siyaset ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72871</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi kurucusu Dr. Mine Yıldırım’la inanç özgürlüğü açısından sivil toplum siyaset ilişkilerini konuştuk. Türkiye’de çok köklü din veya inanç özgürlüğü problemleri olduğunu söyleyen Yıldırım; “Merkezi hükümet tarafında diyalog yolları daha kısıtlı hale gelmiş durumda ve atılması gereken adımlar atılmıyor, dolayısıyla yerel yönetimler, önemli bir çözüm üretme alanı olarak öne çıkıyor.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/">İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum Siyaset İlişkileri" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/TvTM-gWjdu4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Bize kendinizden bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Din ve inanç özgürlüğünün uluslararası hukukta korunması üzerine çalışan bir araştırmacıyım. İnanç Özgürlüğü Girişimi&#8217;ni yönetiyorum. Doktora çalışmama sırasında 2011 yılında başlattım İnanç Özgürlüğü Girişimi&#8217;ni, o zamandan beri de üzerine çalışmaya devam ediyorum. </span></p>
<p><b>İnanç Özgürlüğü Girişimi ne zaman ve nasıl kuruldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında ilginç bir zamanda sordunuz çünkü kuruluşundan beri tam 10 yıl geçti, bu sene 10’uncu yılı. Ve bir doktora öğrencisi olarak Türkiye’de din veya inanç özgürlüğünün kolektif boyutu üzerine çalışırken bu fikir ortaya çıkmıştı. Çünkü birçok din veya inanç topluluğu kendi gruplarının hakları üzerine çalışıyor ve ben araştırmam sırasında Türkiye’de herkesin düşünce, din ve düşünce özgürlüğü üzerine çalışan herhangi bir girişim olmadığını fark etmiştim ve bunun üzerine başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılından beri Norveç Helsinki Komitesi&#8217;nin bir projesi olarak devam ediyor. Bu bağlamda bizim temel çalışmalarımız sistematik izleme ve raporlama konusunda Türkiye’de herkes için ister azınlığa mensup olsun ister çoğunluğa inansın ister inanmasın çocuklar da dâhil olmak üzere herkesin düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün korunmasını iyileştirmesi amacıyla izleme ve raporlama gerçekleştiriyoruz. </span></p>
<p><b>İnanç özgürlüğü açısından sivil toplum siyaset ilişkileri nasıl?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çok köklü din veya inanç özgürlüğü problemleri var, çok uzun senelerdir devam eden ve siyaset tarafından henüz çözüm üretilmemiş birçok mesele var. Bunların en hızlı aklımıza gelenleri “zorunlu din dersleri” olabilir ya da daha sıklıkla duyduğumuz cemevlerinin “ibadet yeri” statüsü kazanamaması problemi veya Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın herkesin vergileriyle desteklendiği hâlde herkesin oradan hizmet aldığını hissetmemesi hatta bazen eleştirel bir duruşu olduğu hâlde Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nı desteklemek durumunda kalması mali olarak ya da 2013 yılından beri seçim yapamayan gayrimüslim cemaat vakıfları aklımıza gelebilir. Diğer önemli bir konu da askerlik hizmetini vicdani ret hakkının tanınmaması birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen ve bu liste maalesef uzayıp gidiyor. Bunların çözümü için birçok konuda yasal düzenlemeye ihtiyaç var ve bu yasal düzenlemeleri yapmak hiç de zor değil. Bir taraftan da Türkiye zaten bu alanda önemli insan hakları hükümlülükleri üstlenmiş durumda yani zaten ben bu standartları kabul ediyorum demiş. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;ni imzalayarak veya Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;ni imzalayarak zaten bu standartları kabul etmiş. Kendi iç hukukunu bununla uyumlu hâle getirmeyi üstlenmiş. Aslında bir yandan işin kavramsal boyutu açısından bir sorun yok sadece bunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Fakat hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin kararları uygulanmamasında hem de örneğin Birleşmiş Milletler evrensel periyodik izleme mekanizması veya İnsan Hakları Komitesi’nin almış olduğu tavsiye kararlarını uygulamamasında burada köklü bir problem olduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset ya da siyasi aktörler, hükümet buna bir çözüm üretmediği zaman din veya inanç toplulukları veya sivil toplum ne yapabilir, yani diğer aktörler ne yapabilir? Bu önemli bir soru.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de birçok stratejik davalama olduğunu görüyoruz. Zaten bugün birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının bulunuyor olması da zamanında birçok önemli başvurunun yapılmış olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla din ve inanç toplulukları özellikle çözmek istedikleri konuları seçerek dava açma yani hukuki bir mücadele içine girmeyi tercih ediyorlar daha sonra da bu kararların uygulanması için çalışmalar yürütüyorlar. </span><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla stratejik davalama önemli bir konu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onun dışında son yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin yaptığı bazı çalışmalarla bu işin bazı yönlerinin yerel yönetimler tarafından da kolayca çözülebileceğini görüyoruz. Örneğin büyükşehir belediyesi bir inanç masası oluşturdu ve ilk defa cenaze hizmetlerini Hristiyanlar, Museviler, sünni Müslümanlar ve Aleviler için sağlamaya başladı. Bu bir ilk ve hâlâ bir ilk, maalesef. İlk başladığında iyi bir örnek olmasını ve diğer belediyeler tarafından da benimsenmesini beklemiştik ama öyle olmadı. Dolayısıyla yerel yönetimler bu konuda adımlar atarak örneğin; diyalog toplantıları gerçekleştirerek yani kendi şehirlerindeki farklı din, inanç topluluklarıyla onların ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya çalışarak; bu zaman zaman kültürel mirasa ilişkin mekânların korunmasıyla ilgili adımlar olabilir. Örneğin nefret suçlarından ötürü zarar gören ibadet yerlerinin yeniden onarımı, temizlenmesi vs konularında olabilir veya farklı hizmetlerin sağlanmasıyla ilgili olabilir. Örneğin covid-19 döneminde ibadet yerlerine sağlanan dezenfeksiyon hizmetinin tüm ibadet yerlerine sunulması gibi. Ayrım yapmadan cemevlerine, kiliselere, havralara, camilere, yehova şahitlerinin toplantı salonlarına gibi. Dolayısıyla yerel yönetimler, önemli bir çözüm üretme alanı olarak öne çıkıyor. Çünkü merkezi hükümet tarafında diyalog yolları daha kısıtlı hale gelmiş durumda ve atılması gereken adımlar atılmıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/inanc-ozgurlugu-acisindan-sivil-toplum-siyaset-iliskileri/">İnanç Özgürlüğü Açısından Sivil Toplum &#8211; Siyaset İlişkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burak Özgüner&#8217;in Ardından Birinci Yıl&#8230;  Özlemle Anıyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/burak-ozgunerin-ardindan-birinci-yil-ozlemle-aniyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin İlbeyli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 09:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Özgür Güven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü ve yazarımız Burak Özgüner'i aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümünde özlemle anıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/burak-ozgunerin-ardindan-birinci-yil-ozlemle-aniyoruz/">Burak Özgüner&#8217;in Ardından Birinci Yıl&#8230; &lt;br&gt; Özlemle Anıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Burak Özgüner, Kilyos’ta yüzlerce kişinin katıldığı cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlanmıştı.</div>
<div>
<p>Uzun yıllar boyunca hayvan hakları yasası çıkarılması için mücadele eden Özgüner, 2011’de Roboski&#8217;de katledilen katırlar için de mücadele etmişti. Verdiği mücadele sonuçsuz kalınca da 2015’te vicdani reddini açıklamıştı. Burak Özgüner&#8217;in annesi Eray Özgüner, arkadaşları Yağmur Özgür Güven ve Mine Yıldırım, Burak&#8217;ın hak mücadelesini Sivil Sayfalar için anlattı.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Burak Özgüner Anısına.." width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/OtVzYgpJ9Y0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/burak-ozgunerin-ardindan-birinci-yil-ozlemle-aniyoruz/">Burak Özgüner&#8217;in Ardından Birinci Yıl&#8230; &lt;br&gt; Özlemle Anıyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Devletin Aleviliğin Ne Olduğunu Söyleme Yetkisi Yok”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/devletin-aleviligin-ne-oldugunu-soyleme-yetkisi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2020 07:50:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anadolu Din ve İnançları Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Bermek]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Türmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu Din ve İnançları Platformu’nun düzenlediği panelde “Alevilerin sorunları ve temel haklar ile uygulamada AİHM kararları” konuşuldu. Panelin konuşmacılarından Rıza Türmen, devletin Alevilikle ilgili tanım yapma yetkisi olmadığını belirterek, ''Devletin bunu yapması inanç özgürlüğüne müdahaledir.'' dedi..</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/devletin-aleviligin-ne-oldugunu-soyleme-yetkisi-yok/">“Devletin Aleviliğin Ne Olduğunu Söyleme Yetkisi Yok”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Taksim Hill Oteli&#8217;nde düzenlenen ve cem evlerine ibadethane statüsü, zorunlu din dersleri gibi konularda AİHM’in verdiği kararların uygulanmaması üzerine tartışılan panelde, Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyorsa devletin de bu şekilde kabul etmesi gerektiği vurgulandı. Panelin açılış konuşmasını yapan Doğan Bermek, “Alevilere yönelik katliamlar yaşandı, bu katliamlar öyle bir noktaya geldi ki Alevi toplumu kendisine hukuk içerisinde yer aramaya başladı. Yüzlerce dernek kuruldu. Bunun ardından Aleviler kendilerini görünür hale getirmek için bu görünürlüğün sembolü olarak da cem evlerini inşa etmeye başladılar. Bu belki de son yüzyıllarda karşılaşılmamış sivil itaatsizlik hareketiydi.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47441 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/InShot_20200130_094948351-640x360.jpg" alt="" width="348" height="196" />Türkiye’de altı bin civarında cem evi olduğunu söyleyen Bermek, “Bu cem evleri tümüyle devletin kontrolü ve denetimi dışında kurulmuş, devletin desteğini olmadan toplumun sırtında taşıdığı taşlarla kurulmuştur. Kabul görmeyen Aleviliğin hukuksal mücadelesindeki davalar 1996 yılından itibaren iç hukukun tükenmesiyle AİHM’e gitti ve AİHM 2014-2016 yılları arasında üç önemli karar verdi. Bunlar eğitim konusunda zorunlu din dersleri, cem evlerinin de diğer ibadethanelerin yararlandığı haklardan yararlanması ve devlet-inanç grubu ilişkilerindeki kararlardır. Aleviler hak kazanmayı başardı ama kazandıkları haklara nasıl sahip çıkacakları konusunda pek deneyim sahibi değil. Bu yeni süreci nasıl takip edip nasıl aşılacağını göreceğiz.” diye konuştu.</span></p>
<p><b>“Kazanılan Alevi Davalarında Uygulama Problemi Var”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AİHM’e gelen Alevi insan hakları davaları artık bir uygulama dönemine girdi diye konuşan Dr. Rıza Türmen, “Uygulamada ne yapılması, nasıl davranılması gerekir bunları tartışmak lazım. Bu davaların uygulanması sağlanırsa Türkiye’deki Alevilerin sorunları büyük ölçüde giderilmiş olur. AİHM Sözleşmesinin 46. maddesi diyor ki; AİHM’in verdiği kararlar bağlayıcıdır ve uygulanması zorunludur. Anayasanın 90. maddesi de AİHM kararlarıyla Türk yasaları arasında bir çelişki varsa AİHM kararları esas alınır. AİHM kararı sonrası işleyişe değinen İhlal kararı sonrası uygulamada ihlali yapan devlete yönelik baskı ve iddiaya yönelik bir çalışma düzenlenir. Devleti karara uygulamaya yönelik uyarır.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türmen, “Alevi davaların bir uygulama problemi var. Kararların uygulanmadığı kesinleşirse o zaman başvuruculara yeni bir dava imkanı doğuyor. Bütün bu talepler aslında Alevilerin tanınmamasından ileri geliyor. Çünkü talepleri reddederken Türk yargı organları Diyanet İşleri’nden de görüş alarak “Alevilik bir Sufi tarikatıdır”, &#8221;Alevilik ayrı bir inanç değildir&#8221; dediler. AİHM diyor ki sorunun temelinde Aleviliğin ayrı bir inanç olarak tanınmaması yatıyor. Halbuki özerk bir inanç olarak tanınması bir din özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası. Devletin Aleviliğin ne olup olmadığını söyleme yetkisi yoktur. Devletin bunu yapması inanç özgürlüğüne müdahaledir. Verilen kararların uygulanması için Aleviler kendini nasıl tanımlıyorsa devletin de kabul etmesi lazım.” diye devam etti.</span></p>
<p><b>“AİHM’de Alevi Davalarından Çok Vicdani Ret Davaları Var”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanç Özgürlüğü Girişimi adına Dr. Mine Yıldırım, girişimin 2013 yılından beri Türkiye’de her kesim için inanç özgürlüğü hakkını savunmak doğrultusunda çalışmalar yürüttüğünü belirterek konuşmasına başladı. Yıldırım, inanç özgürlüğünün tek başına değil bütün insan hakları hükümleri ile birlikte anlam taşıdığını belirterek, &#8220;Adalete erişim, adil yargılama, eğitim hakkı da inanç özgürlüğü ile kesişim haline geliyor. İnsan hakları birbirine bağlı ve bölünemezdir.  İnanç özgürlüğü herkesin hakkı. İnanmama hakkı, inancını değiştirme hakkı bu özgürlüğün kapsamında. AİHM’de Alevi davaları kararından daha fazla vicdani ret davalarının kararları var. Türkiye bunları da henüz uygulamadı. İnancınız gereği elinize silah alamıyorsanız bu da inanç özgürlüğü sınırları içindedir.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldırım, “Eğitim Reformu Girişimi ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin programı ve kitaplarını insan hakları standartları açısından incelediğimiz bir rapor hazırlamıştık. Rapordaki bulguları Bakanlar Komitesi’ne göndermek, bilgilendirmek gibi durumlar komiteyi gerçekten bilgilendiren şeyler. Ve nitelikli izlemeye alınmasını sağlaması açısından önemli. Şunu belirtmek isterim, bu kararlar sadece Aleviler için önemli değil bütün herkesin din ve inanç özgürlüğü için önemli kararlar.” diye konuştu.</span></p>
<p><b>“Konu Artık Demokrasi Mücadelesi Haline Geldi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasanın 15. maddesini hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Ve bunlardan dolayı suçlanamaz. Savaş ortamında bile olsanız sizin inancınızı, inançsızlığını hiç kimse sorgulayamaz. İnsan hakları öğretinde herkes için geçerli bir durumdur.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaboğlu konuşmasını, “Alevi yurttaşlarımızın açtığı davalar Türkiye’deki laiklik anlayışı Avrupa Mahkemesi kararlarına kazındı. Bu açıdan bütün emek verenleri kutluyorum. Çünkü Avrupa Mahkemesi kararlarında laiklik tescil edildi. 2020’de gelinen noktada AİHM kararları uygulanacak mı sorusu tekrarlanıyor. Konu sadece artık hak ve özgürlük mücadelesi değil aynı zamanda demokrasi mücadelesi haline geldi. AİHM kararlarını uygulatmak gerekiyor. Özetle, toplumu dinden inşa etme projesinin şu anda Türkiye’de uygulamasını görüyoruz. Bunu çok iyi kavramamız gerekir. Bugün burada konuştuğumuz konuların sorunu ne bütçe ne de başka bir şey, esas sorun zihniyette.” diye noktaladı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/devletin-aleviligin-ne-oldugunu-soyleme-yetkisi-yok/">“Devletin Aleviliğin Ne Olduğunu Söyleme Yetkisi Yok”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Hak ve Eşitliğin Peşinde Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/03/inanc-ozgurlugu-girisiminden-hak-ve-esitligin-pesinde-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2019 07:33:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Patrik Mesrop Mutafyan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi, Türkiye’de din veya vicdan özgürlüğü ile ilgili olarak Ocak 2016 – Mart 2019 aralığını kapsayan izleme raporunu Hak ve Eşitliğin Peşinde başlığıyla yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/03/inanc-ozgurlugu-girisiminden-hak-ve-esitligin-pesinde-raporu/">İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Hak ve Eşitliğin Peşinde Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Mine Yıldırım tarafından kaleme alınan raporda, din veya inanç özgürlüğü hakkının bileşenlerini uluslararası insan hakları hukukunu temel alarak değerlendiriliyor. Mevzuat ve uygulamanın insan hakları hukuku ile uyumlu hale getirilmesi konusunda önerilere de yer verilen raporda, ayrıntılı bir şekilde ortaya sunulan bulgular herkesin din veya inanç özgürlüğü hakkının etkili bir şekilde korunmasının güvence altına alınması için insan hakları standartlarını temel alan ve kapsayıcı bir danışma süreciyle hayat geçirilecek köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>İzleme, medya taraması gibi gözlem ve araştırmaların yanı sıra çeşitli din veya inanç gruplarına ve ateist ve deist gruplara mensup bireyler, ilgili sivil toplum kuruluşları (STK) ve insan hakları savunucularıyla İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve Mardin’de görüşmeler yapılarak hazırlanan raporda, inanma, inanmama ve din veya inancını değiştirme konusunda yasal güvencelere karşın özellikle İslam’dan farklı bir din, inanç veya dünya görüşüne sahip olan bireylerin aile, iş hayatı ve sosyal çevre bağlamında baskı ve ayrımcılığa maruz kaldığı veya bu riskle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Vicdani ret hakkını açık bir şekilde koruyan sözleşmelere rağmen bu hakkın tanınmamaya devam edildiği vurgulanan raporda, vicdani retçilere yönelik cezaların para cezasına dönüştürülmesiyle niteliksel olarak hafiflediği fakat böylece cezaların yaygınlaştığı dile getiriliyor.</p>
<p><strong>İbadet Yerlerine Statü Tanınmasında Engeller&#8230;</strong></p>
<p>Başta cem evleri, Protestan kiliseleri ve Yehova Şahitlerinin ibadet yerleri olmak üzere resmî ibadet yeri statüsünün tanınması konusunda engellerin sürdüğü de belirtilen raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından alınmış kararlarda benzer ihlallerin gerçekleşmemesi için Hükümet tarafından alınması öngörülen genel önlemler alınmadığı vurgulanıyor. Din veya inanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğü konusunda en çarpıcı sorunun 2013 yılından beri cemaat vakıflarının seçim yapabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılmaması olduğunun altı çizilen raporda, “Vakıflar Genel Müdürlüğü Ocak 2013 tarihinde yayınlamış olduğu değişiklik yönetmeliğiyle mevcut yönetmelikteki seçimle ilgili maddeleri yürürlükten kaldırmış ve bunların yerine yeni hükümlerin hazırlanacağını duyurmuştur. Ancak bu raporun yazıldığı tarihte seçime ilişkin yönetmelik halen yürürlüğe girmiş değildir. Türkiye’de hiçbir din veya inanç topluluğu, inanç topluluğu olarak tüzel kişilik kazanamamaktadır. Dini amaçlı dernek kurulabilmektedir ve bu formül birçok din veya inanç topluluğu için belirli bir tüzel kişilik kazanıp kamusal alanda gerek ibadet yeri gerekse hayır ve benzeri etkinlikleri gerçekleştirebilmeleri için yararlı olmuştur. Medeni Kanun’da yer alan, “belirli bir cemaati desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz” sınırlaması, kısa bir süre önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Altınkaynak ve Diğerleri Türkiye kararında tespit ettiği gibi dini toplulukların yeni vakıf kurmaları önünde engel oluştursa da örneğin Bursa Protestan Kilisesi Vakfı gibi bir Protestan vakfının kurulabilmiş olması bu konuda içtihadın değişebileceğine dair olumlu bir örnektir.” deniliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40320 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/Ekran-Alıntısı-4.jpg" alt="" width="307" height="436" />Din veya inanç topluluklarının dinî liderlerini seçme ve atamaları konusunda kısıtlamaların belirli topluluklar için geçerli olmaya devam ettiği belirtilen raporda,  “Ermeni Ortodoks, Yahudi ve Rum Ortodoks toplulukları da bu konuda kısıtlamaya maruz kalmaktadır. İzlenen dönemde, Ermeni Ortodoks toplumu 84. Patrik Mesrob Mutafyan’ın 2008 yılında hastalanmasıyla görevlerini yerine getirememesi üzerine seçimler konusunda mükerrer müdahalelerle karşılaşmıştır. Son olarak Şubat 2018 tarihinde İstanbul Valiliği’nin Patrik Mesrop Mutafyan’ın halen hayatta olduğu ve yeni Patrik seçimi için koşulların oluşmadığı ve Patrik Vekili Aram Ateşyan’ın halen görevde olduğuna dair yazısıyla seçim sürecine müdahale edilmiş ve seçim engellenmiştir.” ifadelerine yer veriliyor.</p>
<p><strong>Eğitimde İnanç Eşitliği</strong></p>
<p>Raporda, Türkiye&#8217;nin eğitim alanındaki görevlerini yerine getirirken çocukların düşünce, din ve vicdan özgürlüğü hakkı ve ebeveynlerin çocuklarını kendi dini ve felsefi görüşlerine saygı gösterme yükümlülüklerini tam olarak yerine getiren bir eğitim sistemini halen kuralamadığı belirtilerek, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu Din Kültürü Ahlak Bilgisi dersleri hakkında Türkiye’nin eğitim hakkını ihlal ettiğini tespit ettiğine ilişkin kararlarına karşın dersin içeriği ve bu derslerden muafiyet uygulaması uluslararası insan hakları hukuku ile uyumlu hale getirilmemiştir. Seçmeli din dersleri halen Türkiye’deki din, inanç ve felsefi dünya görüşleriyle ilgili çeşitliliğe cevap vermemektedir. Ayrıca okullarda seçmeli derslerin din derslerini de içeren paketler şeklinde sunulması nedeniyle birçok öğrenci tercih etmediği halde seçmeli din dersini almak zorunda kalmaktadır. Okullarda başörtüsü serbestisi, Cuma namazlarına katılım konusunda kolaylaştırma, mescid açılması ve Kutlu Doğum Haftası kutlamaları bağlamında gerçekleştirilen etkinlikler okullarda sadece tek bir dinin sembol ve uygulamalarına alan açıldığını göstermektedir. Diğer din veya inançların sembolleri, dini uygulamaları veya farklı din veya inançlarda önemli sayılan kişi veya özel günlerle ilgili kutlama veya etkinlikleri için kamusal alanda serbestlik bulunmamaktadır. Eğitim alanında inanç özgürlüğü ve çoğulculuk tüm kesimler için bir sorun olmaya devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim sisteminde reform çalışmaları din veya inanç özgürlüğü hakkını yeterince dikkate almamaktadır.” deniliyor.</p>
<p>İbadet mekanlarının uğradığı saldırılara da geniş bir şekilde yer verilen raporda, Temmuz 2015&#8217;de çatışmaların yoğun yaşandığı Sur’da din veya inanç özgürlüğünü etkileyen olayların yaşandığı ve bunların etkisinin halen sürdüğü belirtiliyor.</p>
<p>Mevzuat ve uygulamanın insan hakları hukuku ile uyumlu hale getirilmesi konusunda yol gösterici tavsiyelere ve iyi uygulamalara da yer verilen raporun tamamını okumak için<a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/inanc-ozgurlugu-girisimi-hak-ve-ozgurlugun-pesinde-turkiyede-inanc-ozgurlugu-hakkini-izleme-raporu/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/03/inanc-ozgurlugu-girisiminden-hak-ve-esitligin-pesinde-raporu/">İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Hak ve Eşitliğin Peşinde Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2019 11:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Uzunçarşılı Baysal]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Ayaklı Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik yıkım ve kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kent Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36753</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çılgın” diye anılan mega projeler; maden tetkik ve sondaj projeleri; kentsel dönüşüm; enerji santrali projeleri; meraların, ormanların, kıyıların rant odaklı kapışılması; virüs gibi yayılan kentleşme ve sanayileşme beraberinde yadsınamaz bir ekolojik yıkımı getiriyor. Ekolojik yıkım ve kentleşme, proje bölgelerindeki insanların hayatlarını etkilerken, bazen de kültürlerini yok ederken, bu süreçlerde hayatları topyekûn değişen, ancak toplumun büyük bir kesimince görülmeyen bir grup var: Hayvanlar… Ekolojik yıkım ve kentleşme kıskacında, hayvanların nasıl etkilendiğini İstanbul Kent Savunması’ndan Cihan Uzunçarşılı Baysal, Kuzey Ormanları Savunması’ndan Emre Yılmaz ve Dört Ayaklı Şehir’den Mine Yıldırım ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/">Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz Cumartesi,</span> Türkiye Ormancılar Derneği, Kuzey Ormanları Derneği ve Sarıyer Belediyesi<span style="font-weight: 400;"> tarafından düzenlenen</span> “Ekosistem, İklim ve Kentsel Büyüme Perspektifinden İstanbul ve Kuzey Ormanları Çalıştayı”nda<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> etki alanı Düzce’den Bulgaristan sınırına kadar dayanmış olan İstanbul ve onu çevreleyen Kuzey Ormanları’nda yaşanan sorunlar bilimsel bir dille ele alındı, çözüm önerileri sunuldu ve üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yerel ve resmî kuruluşların bu konudaki önemi ve dayanışması tartışıldı. İklim krizi döneminde İstanbul’un bir geleceği olabilmesi için ormanlık alanların ve İstanbul’un biyolojik çeşitliliğinin nasıl korunması gerektiği konuşuldu.</span></p>
<p><b>Türkiye’nin 469 kuş türünün 301’i İstanbul’da görülüyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda konuşan akademisyenlerden, </span>Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı olan Prof. Dr. Ünal Akkemik,<span style="font-weight: 400;"> belediye başkan adaylarına doğanın korunması için çağrıda bulundu ve ekledi: “Artık İstanbul’un ne yatay, ne dikey büyümeye tahammülü yok”. Çalıştayda ekosistem çeşitliliği hakkında bilgiler veren Prof. Akkemik, Türkiye’nin 469 kuş türünün 301’inin İstanbul’da görüldüğünü belirterek, yeni havalimanı kuş göç yolları üzerinde olduğu için yaban hayatın ciddi derecede olumsuz etkileneceğini ifade etti.</span></p>
<figure id="attachment_36761" aria-describedby="caption-attachment-36761" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36761" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-24.png" alt="" width="360" height="204" /><figcaption id="caption-attachment-36761" class="wp-caption-text">“Ekosistem, İklim ve Kentsel Büyüme Perspektifinden İstanbul ve Kuzey Ormanları Çalıştayı”nda yapılan bir sunumdan…</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda konuşan ve İstanbul Ormanları’na yapılan müdahalelerin ahlakî boyutunu ele alan </span>Prof. Dr. Orhan Sevgi<span style="font-weight: 400;">’nin şu beyanı ise dikkat çekiciydi: “Doğa sorunlarının kaynağı ahlakî sorunlardır”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Sevgi’nin “ahlâkî sorun” olarak nitelediği doğa sorunları, kent sorunları ile neredeyse birebir benzerlik gösteriyor. İnsanlık tarafından doğanın ve kentlerin “tüketilebilir” kılınmasının her gün sonuçlarını yaşıyoruz. Devlet ve yerel yönetim politikaları ile doğa ve kent sorunları ortaya çıkarken ve insanların yaşamları doğal olarak etkilenirken, bir de hiçbir şeyden haberi olmayan, bu politikaların bir tarafı olmayan ancak öznesi, mağduru olan hayvanların yaşamlarında neler değişiyor? Ekolojik yıkımın sonuçlarını, kent ekosistemine verdiğimiz zararları kendimize belki reva görebiliriz ancak Prof. Sevgi’nin “ahlâkî sorun” olarak tanımladığı bu yıkım silsilesini hayvanlara yaşatmaya hakkımız var mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu yıkım silsilesini hayvanlara yaşatmaya hakkımız var mı?” sorusu üzerine düşünürken, ekoloji, kent hakkı ve hayvan hakları alanlarında mücadele veren aktivistlerin aktarımlarına kulak verelim. Aktivistlerin aktarımları zorunlu göç, sürgün gibi olayları sadece insanların yaşamadığını, kenti ve doğayı tahrip ederken hayvanları nasıl mağdur ettiğimizi gözler önüne seriyor.</span></p>
<p><b>Kent, barınma hakkı gibi meseleler üzerine uzun süredir mücadele veriyorsunuz. İstanbul&#8217;daki kentsel dönüşümün, hayatlarını topyekûn değiştirdiği insanların hikâyelerine yakından tanık oldunuz. İnsanlar yerlerinden yurtlarından edilirken insanlarla yaşayan kent hayvanlarına ilişkin belleğinizde kalan hikâyeler neler? Kentsel dönüşüm süreçlerinde hayvanlar da o mahallelerden, sokaklardan silindi. Bu hayvanlara ne oldu?</b></p>
<p><a href="https://www.kentintozu.com/"><b>Cihan Uzunçarşılı Baysal</b></a><b> (İstanbul Kent Savunması): </b><span style="font-weight: 400;">Sosyolog Saskia Sassen, &#8221;Kovulmalar&#8221; zamanında yaşadığımıza dikkat çekiyor. Sassen&#8217;e göre kentlerden ve kırsaldan kovulanlar sadece alt, alt orta gelir grupları ya da kırsalın emekçi nüfusları  değil, sokak hayvanından kuşuna börtü böceğine, ormanına suyuna flora ve faunasına, kısaca yaşama dair ne varsa bugünün kentlerinden ve kırsalından kovulmakta. Küresel sermaye, kenti ve kırsalı metalaştırarak, sömürgeleştirerek gasp ederken tüm canlıları ya yok ediyor ya da yaşam alanlarından, habitatlarından kovuyor. Çalıştığımız, dayanışma verdiğimiz dönüşüm mahallelerini ve sokak hayvanlarını gözümün önüne getirdikçe, &#8221;kovulma&#8221; sözcüğünden başka hiçbir sözcüğün gidişatı bu kadar özlü biçimde ifade edemeyeceğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b>“Bölge lüks projelerle sterilleşirken, o hayvanlara ne olduğunu düşünmek bile acı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Ağaoğlu&#8217;nun My World Europe adlı lüks projesinin yükseldiği Küçükçekmece Ayazma, kediler ve köpekler için de bir yaşam alanıydı. Mahallenin kedileri ve köpekleri, dar bütçeli Ayazmalılar&#8217;ın mütevazıdan mütevazı konutlarında, bahçelerinde, mahallenin sokaklarında fink atarlardı. Evlerin çoğu bahçeye açıldığından kedilerin bahçelerden konutlara girmeleri kolaydı; hele yaz aylarında pencereler de açık olduğundan kediler dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya dolanıp dururlardı. Ayrıca onları dışarılara kovalayan da olmazdı. Bezirganbahçe TOKİ konutlarına (zorla) yeniden iskan edildiklerinde, Ayazma&#8217;da da defalarca evinde ağırlandığım Osman&#8217;ın annesi, Ayazma&#8217;da bırakmak zorunda olduğu kedileri için endişeleniyordu. Ayazma&#8217;nın çocukları da mahallenin sokaklarında birlikte koşturdukları, baktıkları sokak hayvanlarından ayrıldıkları için üzülüyorlardı. &#8221;Herkes iyi yaşamayı hak ediyor&#8221; sloganlı proje, iyi yaşamayı hak edenlere yer açmak için sadece mahallenin nüfusunu değil mahallenin kedi ve köpeklerini de yaşam alanlarından sürmüştü! Bölge lüks projelerle sterilleşirken, o hayvanlara ne olduğunu düşünmesi bile acı.</span></p>
<figure id="attachment_36763" aria-describedby="caption-attachment-36763" style="width: 339px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36763" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/ad.png" alt="" width="339" height="456" /><figcaption id="caption-attachment-36763" class="wp-caption-text">Sulukule TOKİ evleri şantiyesinden, belediye barınağına sürgün edilen yavru köpekler | Fotoğraf: Yedikule Hayvan Barınağı</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Sulukule yıkıldıktan sonra köpekler ortada kaldı; yeni projeden konut alabilen Sulukuleli bir arkadaş mahallede tek tük kalan köpeklere elinden geldiğince bakıyordu ama ağaçlı bostanlı Sulukule&#8217;nin yerine konuşlandırılan villalı yaşam alanından o köpeklerin de kovulmuş olabileceklerini düşünüyorum.</span></p>
<figure id="attachment_36765" aria-describedby="caption-attachment-36765" style="width: 572px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36765" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/ascad.png" alt="" width="572" height="431" /><figcaption id="caption-attachment-36765" class="wp-caption-text">Sulukule Küçük Çeşme Sokağı’nda bir sokak köpeği, yıkıma tanıklık ediyor. | Fotoğraf: Sulukule Günlüğü<b style="font-size: 16px;">“Her geçen gün kediler eksiliyordu”</b></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Sulukuleliler&#8217;in köpekleri varsa Ayvansaray Tokludedeliler&#8217;in kedileri vardı. Mahalleye ilk gidişimde kendimi bir kedi cennetinde hissettimdi; onlarca mutlu kedi mahallesi. Ahşap evleri ve özgün sokak dokusuyla tek tük kalan eski İstanbul mahallelerinden olan Tokludede de ne yazık ki Sulukule ile aynı kaderi paylaştı. Yenileme alanı ilan edildi ve butik otelli lüks villalı proje mahallelinin kabusu oldu. Tokludede&#8217;de yıkımlara karşı mahalleliyle dayanışma yapan aktivistler, yıkımlardan sonra kedileri beslemeyi görev edindiler. Her gün usanmadan kedilere yemek götürdüler; öte yandan, her geçen gün kediler eksiliyordu&#8230; </span></p>
<figure id="attachment_36766" aria-describedby="caption-attachment-36766" style="width: 345px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36766" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asda.png" alt="" width="345" height="446" /><figcaption id="caption-attachment-36766" class="wp-caption-text">Tokludede’deki yıkımlardan sonra, şantiyeleri çevreleyen paravanların arasında yaşam mücadelesi veren sokak kedileri. | Fotoğraf: Cihan Uzunçarşılı Baysal</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dönüşüm alanlarında çalışan araştırmacı ve/ya akademisyenler olarak, mahallelerinden kovulup TOKİ&#8217;lere zorla yeniden iskan edildikten sonra, başta ekonomik ve kültürel nedenlerden, TOKİ konutlarında tutunamayıp göç eden nüfusların daha  sonra nerelere gittiklerini araştırmadığımız gibi mahallelerin kedi ve köpeklerinin başlarına geleni de araştırmadık. Bunlar çok büyük eksikliktir. </span></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün, özensiz şehir planlamasının insanları etkilediği gibi hayvanları da etkilediğini biliyoruz. Kent hayvanları bu değişikliklerden nasıl etkileniyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><b>Mine Yıldırım (</b><a href="https://dortayaklisehir.com/"><b>Dört Ayaklı Şehir</b></a><b>): </b>&#8220;Kentsel dönüşüm&#8221;, maddi, mekânsal ve toplumsal pek çok değişikliği de beraberinde getiren bir süreç. Türkiye&#8217;de kent hayatı içerisinde evrimleşerek yaşayan evcilleşmiş hayvanlar, sokakları kedileri ve köpekleri bu değişikliklerden en çok etkilenen canlılardan. Çünkü bu hayvanların yaşam ve hareket alanları, kentin kamusal alanları: Sokaklar, parklar, meydanlar, çarşılar, pazar yerleri, cami avluları vb. Dolayısıyla kentsel dönüşüm gibi, tüm bu kamusal alanların tasarımına, kullanımına, kimler tarafından nasıl erişebileceğine dair radikal değişiklikler getiren projeler hayvanların yaşamlarını doğrudan etkiliyor. </span></p>
<p><b>“Mahallelerde henüz inşaat faaliyetleri başlamadan sokak hayvanlarının ilgili belediye birimleri tarafından toplatıldığı yüzlerce vâkâ kaydı mevcut”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğiniz gibi, Türkiye&#8217;de kentsel dönüşüm iki şekilde icra edildi: Mahalle ölçeğinde ya da bina bazında. İstanbul&#8217;da örneğin Tarlabaşı gibi, mahalle bazında ve tamamen mekansal kapatılmayla dönüşümün gerçekleştirdiği bir yerde, bütün mahalle şantiyeye dönüşmüşken o mahallenin kedisi, köpeği nasıl ve nerede barınabilir? Bugün İstanbul&#8217;da öyle sokaklar, mahalleler var ki, yıkım ve yeniden inşa sürecine girmemiş tek bir bina kalmış olsun. Üstelik, &#8220;dönüşüme giren&#8221; mahallelerde henüz inşaat faaliyetleri başlamadan sokak hayvanlarının ilgili belediye birimleri tarafından toplatıldığı yüzlerce vâkâ kaydı mevcut. Ya da örneğin, bina bazında dönüşüm başladığında, bir sokakta başlayan hareketliliği, hafriyat kamyonu, beton mikseri, kum, çimento giriş-çıkışını düşünün. Koruma olmadan başlatılan, kamusal alanı etkileyen her tür hareketlenme, inşaatlaşma ve dönüşüm süreci hayvanların yaşamı için ciddi bir tehdit. </span></p>
<figure id="attachment_36767" aria-describedby="caption-attachment-36767" style="width: 417px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36767" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asdse.png" alt="" width="417" height="260" /><figcaption id="caption-attachment-36767" class="wp-caption-text">Formula 1 Pisti C Kapısı civarına belediyelerce terk edilen sokak köpekleri | Fotoğraf: Mine Yıldırım</figcaption></figure>
<p><b>Yakın dönemde bir dizi mevzuat değişikliği (orman, mera, afet yasaları vb) oldu. Şehir, bu mevzuat değişikliği ile yeniden tasarlanırken, bu sürecin kent hayvanlarına ne gibi yansımaları oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><b>Mine Yıldırım:</b> İstanbul&#8217;da şehir içinde, merkezi yerlerde kentsel dönüşüm süreci, şehrin hayvansızlaştırılması sürecini beraberinde getirirken, aynı süreç şehrin çeperlerinde daha büyük, etkili ve sarsıcı değişimlere neden oldu. İstanbul özelinde şehrin kuzey-batı aksı boyunca çeper coğrafyaları, masif ormanlarla kaplı, imara açılmamış, yerleşimin dağınık ve daha çok toprak bazlı üretime ve hayvancılığa dayandığı kamu arazilerinden oluşuyor. 2012 yılından bu yana hızlanan mevzuat değişiklikleriyle başta ormanlar ve meralar olmak üzere milyonlarca metrekare kamu arazisi altyapı yatırımlarına, özellikle yol, köprü, havalimanı inşaatlarına arazi olarak tahsis edildi. AKP hükümetinin ekonomik kriz dönemlerinde kaynak arayışına geçici çözümler giriştiği, Yap-İşlet-Devret modeliyle kamu kaynaklarının güvencesi altında ilerleyen Mega-Projelerle, Kuzey Ormanları hızla parçalandı; şehrin güneydoğusu, çeperleri Gebze&#8217;ye bağlayan ormanlık araziler, meralar, çayırlar &#8220;acele kamulaştırma&#8221;larla inşaat sermayesine devredildi. </span></p>
<p><b>“Dönüşüm süreci, şehrin içinde ve çeperlerinde sokak hayvanları için yok edici bir boyuta ulaştı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arazi istimlak ve inşaat sektörüne devri süreci, ekonomik ve toplumsal sarsıntıya paralel olarak, hayvanlar için de dehşet verici bir yıkım getirdi. Çünkü şehrin merkezlerinde kentsel dönüşüm süreciyle yerlerinden edilen hayvanlar, her biri devasa birer şantiyeye dönüştürülmüş olan ormanlara, yani doğrudan inşaat sahalarına terk edilmeye başlandı. Böylece ilçe belediyelerin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğinde gerçekleşen dönüşüm süreci, şehrin içinde ve çeperlerinde sokak hayvanları için yok edici bir boyuta ulaştı. Böylece İstanbul&#8217;un köpeksizleştirilmesi süreci, ormanları ve diğer kamu arazilerini imara, inşaat sektörüne hammadde (toprak, kum, taş) işlemesine, enerji üretimine açılması gibi yasal ve iktisadi dönüşümlerle hızlanmış oldu. </span></p>
<p><b>Kuzey Ormanları Savunması olarak, mega/çılgın projelerin, insanları da hayvanları da doğayı da ilgilendiren ekosisteme etkilerini raporlaştırdınız. Bu projelerin yarattığı ekolojik yıkımdan hayvanlar nasıl etkilendi ve etkilenecek? Özellikle yaban hayat ve kent hayvanlarının yaşamındaki değişiklikler raporlarınıza nasıl yansıdı?</b></p>
<p><b>Emre Yılmaz (</b><a href="https://kuzeyormanlari.org"><b>Kuzey Ormanları Savunması</b></a><b>):</b><span style="font-weight: 400;"> Havaalanının ve bağlantılarının yapıldığı alanda şimdi beton ile doldurulmuş birçok göl ve gölet mevcuttu. Bu alanlarda tatlı su balıkları ve birçok böcek türü yaşamaktaydı. Haliyle göç yolundaki kuşlar içinde dinlenme, beslenme ve üreme alanlarıydı bu alanlar. Keza yine tarım alanları aynı şekilde. Ancak bunların hepsi artık betonla dolduruldu ve oradaki ekosistem mahvedildi. Bütün bu tatlı su habitatları artık yok. Tabii bu alanlar sadece üstündeki canlılıktan da ibaret değil. Doğa dinamik bir yapı. Bu su havzaları doğanın kendini yeniden var ettiği, iyileştirdiği alanlar aynı zamanda. Yağmuru tutar, suyu temizler, sahip olduğu dinamizm bitkilerin ve hayvanların temiz suya ve besine erişimini sağlar, canlılık üzerindeki antropojenik baskıyı azaltan süspansiyon noktalarıdır. Yine ormanlar; birçok canlının ürediği, beslendiği ya da belli dönemlerini geçirdiği sıcak canlılık noktalarıdır. Dolayısıyla biz bütün bu dengeyi mahvettik, mahvediyoruz. Artık her şiddetli yağmurun ardından afetler yaşamamızın nedenlerinden biridir bu. </span></p>
<p><b>“Domuzlar, tilkiler şehirlerin periferine geldiler. Çöplerimizle besleniyorlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son birkaç seneye kadar İstanbul’un kuzeyinde leyleklerin, şahinlerin sürüler halinde,  elektrik direklerinin, yerleşim yerlerinin çatılarına indiği görüntülere çok daha az rastlanırdı; çünkü orman kucağını açardı bu canlılara. Ancak artık bu görüntüleri sık sık görür olduk. Domuzlar, tilkiler şehirlerin periferine geldiler. Çöplerimizle besleniyorlar. Koca bir besin döngüsünü dinamitledik. Çöplerdeki plastikler, envai çeşit kimyasallar vs artık sadece bizim temas ettiğimiz unsurlar değil yaban hayatın da besin bulma çabasında maruz kaldığı stres faktörleri durumunda şu an. Bu durum şüphesiz bu canlılar için birçok hastalığı, olumsuzluğu da beraberinde getirecektir. Her sene binlerce süzülen kuş ilkbahar ve sonbaharda İstanbul&#8217;un üstünden Kuzey’e ya da Güney’e göçlerini gerçekleştiriyor. Orada uçaklar inip kalkmaya başlayınca bu hayvanlar bu göçten vaz mı geçecek? Tabii ki de hayır. Yine ormanların içine açtığımız yollar, nüfus baskını arttıran faaliyetler; bu hayvanların trafikle, araç çarpmalarıyla mücadele etmesi demek. Ormanların bölünmesi, o bölgelerin orman vasfının kaybolmasına yol açıyor. Bunun canlılık açısından geldiği anlam ise ekosistem dengesinin değişmesi, yaşamın daha da zorlaşması demek.</span> <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-36769 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asasasa.png" alt="" width="321" height="478" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunları bir araya getirince, mega proje diye pazarladıkları projelerin ve bunlarla ilintili olarak şehrin bu bölgelere doğru genişlemesinin doğanın dengesine dönük geri dönüşü güç olan müdahaleler olduğu aşikar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/">Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
