<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meydan Söyleşileri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/meydan-soylesileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meydan-soylesileri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:12:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Meydan Söyleşileri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meydan-soylesileri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: &#8216;Mültecileri Kabullenen Bir Toplumsal Gerçekliğe İhtiyacımız Var&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/meydan-soylesileri-multecileri-kabullenen-bir-toplumsal-gerceklige-ihtiyacimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 08:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Nefes Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[REŞİT ELÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[sınır tanımayan doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendi ülkelerinde veya göç yolunda kötü muameleye maruz kalmış göçmen ve mültecilere, yasal statülerine bakılmaksızın, psikolojik ve sosyal destek ile tıbbi vaka yönetimi hizmetler sunan Nefes projesi koordinatörü Reşit Elçin ile mültecilerin sağlık hizmetlerine erişimleri ve alanda sivil toplumun rolü üzerine görüştük. Elçin, sağlık alanında sivil toplum kuruluşlarına bütüncül hizmet verme imkânı tanıyan politika değişikliklerine ihtiyaç olduğunu, ancak bu şekilde sağlık sisteminde bir rahatlama sağlanabileceğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/meydan-soylesileri-multecileri-kabullenen-bir-toplumsal-gerceklige-ihtiyacimiz-var/">Meydan Söyleşileri: &#8216;Mültecileri Kabullenen Bir Toplumsal Gerçekliğe İhtiyacımız Var&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sivil toplumda farklı alanlarda deneyimleriniz mevcut, genel olarak bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun bir süre iklim koruma alanında çalıştım. Hayatımın bu dönemini Bursa’da yerel bir STK’da başlatıp Greenpeace Akdeniz iklim ve enerji kampanyası sorumlusu olarak sonlandırdım. Greenpeace’teki son yıllarımda iklim değişikliği ve savaş kaynaklı insani krizlerin kesiştiği noktalarda projeler gerçekleştirdim, ardından da insani yardım alanına geçmeye karar verdim. Bu yılın ortasından itibaren Yurttaşlık Derneği’nin yürüttüğü, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) teknik ve finansal olarak desteklediği “Nefes: Kötü Muameleden Hayatta Kalan Göçmenlere Yönelik Rehabilitasyon Merkezi” projesinde koordinatörlük yapıyorum.</span></p>
<p><b>Mültecilerin sağlık hizmetlerine erişimlerinde gözlemlenen ana sorunlar nelerdir ve bunlarla ilgili iyileştirmenin hangi noktadan başlanarak yapılması gerekir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok başlık altında ele alınması gereken bir konu. Geçici koruma ya da uluslararası koruma altında olan mültecilerin sorunları ile herhangi bir koruma statüsü olmayan mültecilerin ortak sorunları var ama koruma statüsü olmayan mültecilerin sorunları daha ağır. Koruma altında olanlar ikamet bölgelerinde sağlık hakkına erişebiliyorlar, ancak statüsüz mülteciler maalesef herhangi bir erişime sahip değiller.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak bütüncül yaklaşım ve adil muamele eksikliği mültecilerin sağlık alanında devlet kurumlarından uzak durmalarına, sivil toplum kuruluşlarının sağladığı hizmetlere ya da kendi tampon mekanizmalarına, yani merdiven altı sağlık hizmetlerine yönelmesine yol açıyor. Bu sorunun aşılmasının önündeki en büyük engel toplumsal ve siyasal statü eksikliğinden kaynaklanıyor. Türkiye’de kalma iradesi gösteren mültecileri kabullenen bir toplumsal gerçekliğe ihtiyacımız var.</span></p>
<p><b>Sivil toplumun katkısı elbette çok önemli fakat yeterli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 10 yılda insani yardım alanında çalışan STK’ların sayısı ve kapasitesi bir hayli büyüdü ve gelişti; uluslararası kuruluşlarla birlikte sivil toplumun bu alanda büyük bir etkisi var. Özellikle sağlık sistemine sivil toplumun aktör olarak girmesi bu alanda bir rahatlama yaratır diye düşünüyorum. Bu konuda STK’lara bütüncül sağlık hizmeti verme imkânı tanıyan bir politika değişikliğine ihtiyacımız var.</span></p>
<p><b>Daha önce verdiğiniz bir </b><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/27/insan-haklari-ve-cevre-mucadelesi-veren-sivil-toplum-kuruluslari-arasinda-vizyon-birlikteligi-yok/"><b>röportajda</b></a><b> “örneğin…mülteci hakları üzerinden çalışan sivil toplum kuruluşlarının bir ağı yok. Geçici iş birlikleri ya da proje ortaklıkları oluyor ama böylesi bir ağ yok” beyanınız var. Bu konuda yol alındığını gözlemlediniz mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, bu konudaki beyanım genel olarak sivil toplumun yapılanma biçimine dairdi ve hala geçerli. Kurumsallaşma amacı güden tematik ağların sivil toplumun etkisini, politika belirleme gücünü geometrik olarak artıracağını düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Meydan etkinlikleri gibi toplanmaların ağ oluşturma anlamında da fayda sağlayacağını düşünür müsünüz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, böylesi etkileşimlerin yakın teması artıracağını ve birlikte ihtiyaç analizi yapma imkânı sunması açısından çok kıymetli sonuçlara sahip olacağını düşünüyorum.</span></p>
<p><b>STK’lar arası iş birliklerini -dönemsel de olsa- etkili buluyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle çok etkili buluyorum, örneğin bizim projemizde desteklediğimiz danışanlarımızın büyük bir çoğunluğu başka STK’lar aracılığıyla bize erişiyorlar. Bu da halihazırda etkili bir iş birliğinin varlığını gösteriyor.</span></p>
<p><b>Sivil Toplum ‘bir arada yaşam’ konusunda neler yapıyor ya da neler yapabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci alanını düşünürsek toplumsal entegrasyon için mültecilerin edinmesi gereken formlara dair büyük çabalar, projeler ve hizmetler mevcut. Sadece STK’larda değil, kamu kurumlarında da mevcut. Ancak Türkiye toplumunun kendi bir aradalığı sorununun dışında, mültecilerle entegre olmasına dair herhangi bir siyasal ya da toplumsal zemin inşasının olmadığını görüyoruz. Mülteciler bir arada yaşamaya hazır ama Türkiye toplumu buna hazır ve istekli değil gibi görünüyor.</span></p>
<p><b>Meydan toplantısında ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası meydan katılımcılarının görüşlerini dinlemek en önemli beklentim. Ancak daha güçlü bir sivil toplum inşasına her alanda ihtiyacımız var; çevre ya da insani yardım pek farklı değil bu açılardan. Dolayısıyla sivil toplumun aktör olarak gücünü artıracak bir perspektifte görüşlerimi sunacağım.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/16/meydan-soylesileri-multecileri-kabullenen-bir-toplumsal-gerceklige-ihtiyacimiz-var/">Meydan Söyleşileri: &#8216;Mültecileri Kabullenen Bir Toplumsal Gerçekliğe İhtiyacımız Var&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 07:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[beraberce derneği]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[meydan buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Meselesi Kimin Meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beraberce Derneği’nin başlattığı Göçmen Harfler Yazı Atölyesi, Suriyeli kadınları kendi dillerinde yazmaya teşvik ediyor. Vurgu yaptıkları bir gerçek de Türkiye’nin azınlıklarını görmezden geldiğimiz noktada, Suriyelilerin bunu yeniden hatırlattıkları.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/">Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Türkiye’nin meseleleri  üzerine konuşmak ve müzakere etmek için STK Temsilcileri, konu hakkında çalışan akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Meydan Buluşmaları serisinin ikinci etkinliğinde “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” sorusuna yanıt aranıyor.</p>
<p dir="ltr">Katılımcı kuruluşların birbiriyle tanışmalarına da vesile olan bu buluşma serisi, bir arada yaşam tahayyüllerini konuşmak için alan açıyor. Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından Beraberce Derneği direktörü Ayşe Öktem ve Berfin Azdal ile konuştuk.</p>
<p dir="ltr"><strong>Mülteci kadınlarla birlikte yürüteceğiniz bir yazı atölyesine başladınız. Bu atölyeden neler olacak ve hedefleriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Beraberce Derneği’nde çalışma alanlarımızdan biri göç. Dernek olarak Türkiye topraklarında yaşayan, sayıları 4 milyondan fazla göçmenle barış içerisinde ve birlikte yaşamanın yollarını arayan çalışmalar yürütüyoruz. “Göçmen Harfler” Yazı Atölyesi’nde mülteci kadınlarla cinsiyet rolleri, eşitsizlikler ve ayrımcılık üzerine öyküler, şiirler, fotoğraflar, resimler aracılığıyla düşünmeyi, tartışmayı; bunlardan yola çıkarak bireysel ve kolektif hafızada yolculuğa çıkmayı, hayaller ve gerçekleri kurmaca yazı bütünlüğü içinde anlatmayı ve aktarmayı amaçlıyoruz. Bu topraklarda yaşayan tüm kadınların güçlenmesi için kurmaca yazıyının iyi bir yol arkadaşı ya da aracı olduğunu düşünüyoruz. Filmmor Kadın Kooperatifi’nde, edebiyatçı Melike Koçak&#8217;ın yürütücülüğünde gerçekleşiyor. Mülteci kadınların yazı aracılığıyla düşünme ve ifade edebilme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bu atölye, orta ve iyi derece Türkçe bilen mülteci kadınlarla gerçekleştiriliyor. Her katılımcının anadilinde yazmasını önemsiyoruz. Sözlü ve yazılı tüm çalışmalarımızı Türkçe ve Arapça olmak üzere çift dilli yürütüyoruz. 12 hafta sürecek atölyenin sonunda kadınların yazılarından oluşan çok dilli bir kitap çıkarmayı düşünüyoruz.</p>
<p dir="ltr"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32303" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n.jpg 960w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Mülteci kadınlar size nasıl ulaşıyor ve nasıl bağ kuruyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Hayat bizi karşılaştırıyor. Beraberce fikri yaşamsallaştıkça mülteci kadınlarla yan yana geliyoruz. Mülteci alanındaki başka projelerimizde birlikte iş yaptığımız kurumlar aracılığıyla biz kadınlara ulaşıyoruz. Fakat Göçmen Harfler’de mülteci kadınlarla yan yana gelmemizin öyküsü başka. Ben, atölyede tercümanlık yapması için Faten Sarraj ile konuşuyorum. Faten tercümanlığı kabul ediyor ama atölyede yazmak da istiyor. Heyecanlanıp yazı atölyesi fikrinden ablasına bahsediyor. Ablası Rasha, heyecanla arkadaşlarına söylüyor derken kulaktan kulağa dolaşan bir heyecanla yan yana gelmiş olduk mülteci kadınlarla.</p>
<p dir="ltr"><strong>İşbirliklerine açık bir yapılanmanız olduğunu söyleyebilir misiniz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Adımız beraberce iken işbirliklerine kapalı olsak ironik olurdu. Neredeyse bütün faaliyetlerimizde başkaca kurumlarla işbirliği yapıyoruz. Örneğin göç çalışmalarımız kapsamında &#8220;Birlikte Yaşam Festivalleri&#8221; düzenliyoruz. Bu festivallerden biri Kadıköy Belediyesi ve Ardıç Dayanışma Derneği işbirliğiyle gerçekleşti. Şişli Belediyesi ve Göçmen Dayanışma Derneği ile başka bir festivalin hazırlık aşamasındayız. Aynı şekilde Sultanbeyli  Mülteciler Derneği ile de festivalin organizasyon çalışmalarına devam ediyoruz. Beraberalan çalışmalarımız kapsamında düzenlediğimiz beraberce Güz Akademisi’ne beraberce yaşam üzerine sözü olan birçok kişi ve kurumu davet ettik örneğin. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı da var, Müslüman feministler tarafından kurulan Havle Kadın Derneği de… Özetle, ilkelerde ve beraberce yaşam tahayyülünde anlaştığımız sürece işbirliklerine her daim açığız.</p>
<p dir="ltr"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Siz de <a href="http://meydanda.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://meydanda.org/&amp;source=gmail&amp;ust=1541845064396000&amp;usg=AFQjCNHIINUWEcqoifHb-6hs1upRLhxR4w">Meydan</a> toplantısına katılacak isimlerdensiniz. On plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Şu anda zaten 4 milyon mülteci ile birlikte yaşıyoruz. Özellikle Suriyeli göçmenler için hukuken ‘Geçici Koruma Statüsü’nden bahsetsek de göçmenler bu topraklarda kalıyorlar ve kalacaklar. Peki, nasıl? Beraberce olarak hep tartıştığımız ve cevap aradığımız &#8220;Nasıl birlikte yaşayacağız&#8221; sorusunu Meydan’da da soracağız, yanıtlar arayacağız.</p>
<p dir="ltr"><strong>Genel anlamda sivil toplumun &#8220;Bir arada Yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Bir yandan tabii ki daha çok şey yapılabilirdi. Aslında göç gibi bir sorunumuzun olduğunu Suriye’lerin gelmesiyle birlikte anladık ancak. Örneğin eski Sovyet Cumhuriyetlerinden gelen kadın işçileri, ya da buraya yerleşen Afrika’lıları uzun süre görmedik. “Bir arada yaşam” dediğimizde bunun ayrılmaz bir parçası olan, düşmanca tavrımızla azalta azalta tam azınlık haline getirdiğimiz halkları -en başta Ermeni, Rum ve Yahudileri &#8211; uzun süre görmezden geldik. Suriyeliler sağolsun hepsini hatırlattılar, beraberce yaşamı nasıl örgütleyeceğimiz sorusunu bize fark ettirdiler. Öte yandan başka ülkelerde kıyasladığımda, özellikle de Batı Avrupa ülkelerinde sivil toplumun bu konularda hangi evrelerden geçtiğine baktığımda hiç de fena bir sınav vermediğimizi düşünüyorum.</p>
<p dir="ltr"><strong>Konu, sizce STK&#8217;larla çözülebilir mi yoksa STK&#8217;ların devletleri de harekete geçirmesi mi gerekir? Mülteciler günümüzde bir devlet politikasına da işaret ettiğini görüyoruz.</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Devletlerin yapacağı iş vardır, STK&#8217;ların yapacağı iş vardır. Tek başına STK’ların konuyu çözmesi mümkün değil. Ama tek başına devletlerin de çözmesi mümkün değil. Bazı konularda ağırlık devlettedir, ama STK’lara da ihtiyacı vardır. Örneğin eğitim. Devlet yasayı yapar, STK’ların görevleri, yasaları tartışmak ve düzeltmek, haklara erişimi sağlamak, bilgilendirmek &#8211; çünkü bazen STK’lar daha inandırıcı olabiliyor -, raporlamak, tartışmaktır. Bazı konularda STK’lara iş düşer &#8211; devlet ne kültür festivali yapar ne de yaratıcı yazarlık atölyesi. Ama bunların fonlarını sağlayabilir. Akdeniz’e açılan insanları ölümden kurtarmak STK’lara düşüyor, ama sınırları açıp bu insanları memleketlerine almak devletlerin sorumluluğu. STK’lar devletlerine baskı yapabilir bu konuda, o memlekette yaşayan insanlara, yurttaşlara çağrıda bulunur, onları harekete geçirmeye yönelik çalışır.</p>
<p dir="ltr"><strong>Ne yapılırsa elimizdeki fotoğraf değişir?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Savaşlar biterse. Yoksul diye adlandırılan ülkelerin zengin ülkeler tarafından sömürülmesi biterse. Açlık, sefalet, susuzluk, baskılar biterse. Aksi taktirde göçler olacaktır, artacaktır da. Yoksullar daha zengin olan topraklara göçüp biraz da olsa daha iyi yaşamak isteyeceklerdir. Ölmek istemeyen yaşayabileceği yere gelecektir.</p>
<p dir="ltr"><strong>Çalışmalarınızı yaparken zorluk yaşadığınız alanlar neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Birçok bürokratik engel olabiliyor, iyi bir fikri uygulamaya koyana kadar çok zaman geçebiliyor. İçinde yaşadığımız zor zamanlar da damgalarını vuruyor çalışmalarımıza.</p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Zor meseleri konuşabilmeyi oldukça önemli görüyoruz ve bu konuları konuşmak kolay iş değil. Örneğin Birlikte Yaşam Festivalleri&#8217;nde birçok bürokratik engele takıldık. Halbuki hedef  Kadıköy&#8217;de yaşayan herkesin müziğiyle, dansıyla, soru ve çözümleriyle birlikte yer alabileceği bir zemin yaratmaktı. Bir de göçmen karşıtlığı ve düşmanlığını ekleyebiliriz. Bu bizim mücadele ettiğimiz bir alan. Algıları değiştirmeye, yaşamı müşterekleştirmeye çalışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/">Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 10:29:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Britanya Kolumbiyası]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göçmen Hizmetleri Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sanem Vaghefi]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanada Victoria Üniversite’sinden Sanem Vaghefi Meydan Buluşması öncesi Türkiye ve Kanada’da sivil toplum kuruluşları üzerine sorularımızı yanıtladı. Vaghefi, iki ülke arasında mülteci ve sığınmacılara dair tüm başlıklar ele alındığında farklılıkların benzerliklerden daha fazla olduğunu belirtti. Mülteci politikalarından ve imkanlardan; hak erişimlerine geniş bir kıyaslama yapıldığında sunulanların doğal sonucu olarak ihtiyaçların da farklılaştığı gözlemlenebiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/">Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kanada’da sivil toplum nasıl bir tanıma ve konuma sahip, bunu hem genel hem de mülteci meselesi özelinde açıklayabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanada’daki sivil toplum kuruluşlarının resmi tanımı kâr amacı gütmemek üzerinden yapılıyor, ‘toplumsal refah ve sivil kalkınma’ odaklı bir tanım denebilir. ABD merkezli ve uluslararası STK’ ların yanı sıra çok sayıda spesifik amaçlı kuruluş var. Kanada yüz ölçümü olarak dünyanın en büyük ikinci ülkesi, o yüzden her eyaleti kendine göre ayrı bir ülke gibi değerlendirmek gerek. Özerk olan Quebec (Fransiz Kanadasi) ile ülkenin geri kalanı sivil toplum, mülteci ve göç politikaları da dahil olmak üzere her konuda farklı. Quebec hariç ülkenin geri kalanında STK alanında en görünür olanlar, Batı Avrupalı beyazların ülkeye yerleşip sömürmesinden önce burada bulunan yerli halkların haklarını savunmak üzere kurulan yerel halk odaklı kuruluşlar ve iklim değişikliği alanında çalışanlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci ve sığınmacı örgütlerine dair gözlemim, bu örgütlerin mültecilerin ulusal, etnik, dinsel ya da başka toplumsal kimlikleri üzerinden şekillendiği yönünde. Örneğin eşcinsel mültecilere yönelik çalışan Toronto merkezli ‘Iranian Railroad for Queer Refugees’ (İranlı Queer Mülteciler İçin Yol Hattı)</span><span style="font-weight: 400;"> ‘Rainbow Refugee’ (Gökkuşağı Mültecileri)</span><span style="font-weight: 400;"> ya da sadece Suriyelilere yönelik çalışan ‘Lifeline Syria’</span><span style="font-weight: 400;"> gibi. Ayrıca bir çatı örgüt olan ‘Kanada Mülteciler Komisyonu’</span><span style="font-weight: 400;"> kapsamında onlarca yerel ve spesifik kurum faaliyet gösteriyor. Bu kurumlar birey ve aile bazında mültecilere ulaşarak onların ülkeye yasal kabul süreçlerini ve/ya ülkeye geldikten sonra yaşadıkları deneyimleri kolaylaştırmak konusunda etkililer. Ayrıca çoğunlukla bağış toplayıp birey ya da aile halindeki mültecilere sponsor olma biçiminde çalışma tarzları mevcut. Devletin ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ da bu kurumlardan bazılarıyla, örneğin Göçmen Hizmetleri Topluluğu</span><span style="font-weight: 400;"> ile yakın iş birliği içinde.</span></p>
<p><b>Kanada ve Türkiye’deki mülteci ve sığınmacıların durumuna dair benzerlik ve farklılıkları açabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıklar benzerliklerden daha fazla diyebilirim. Türkiye ve Kanada ulusal kimlik tanımı açısından birbirinden ayrılıyorlar. Kanada kendini resmi olarak göçmen ülkesi tanımlamakta ve kültürel çoğulculuk bir devlet politikası. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci politikaları temel açıdan farklı, Türkiye bir transit göç ülkesi ve kalıcı mülteci değil, sığınmacı ve ‘misafir’ kabul ediyorken Kanada’da mültecilerin kalıcı oturum ve vatandaşlık alması yasal ve pratik açılardan mümkün. Dolayısıyla Türkiye’deki mülteciler (ya da sığınmacılar) yasal ve toplumsal olarak çok daha geçici ve kırılgan bir statüye sahipler. Kanada’da ise mülteciler ya ülke içine gelip oradan sığınma başvurusu yapabiliyor ve iki-üç yılı bulan bekleme süreçlerinden sonra ‘sığınmacı’ statüsünden ‘mülteci’ statüsüne geçiş yapıyor ya da Birleşmiş Milletler aracılığıyla başka bir ülkedeyken başvuru yapıp mülteci statüsüyle Kanada’ ya geliyorlar. Kanada’da ekonomik olarak devletin sponsor olduğu ve özel sponsorlu mülteciler şeklinde ayrım var. Özel sponsorlukta sivil toplum kuruluşları ve topladıkları bağışlar mültecilere fon vererek rol oynuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklılıkların olduğu bir diğer konu mültecilerin sağlığa erişimi. Türkiye’de sığınmacılar ve mülteciler çoğunlukla ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanabilirken Kanada’da mülteci ve sığınmacılar ülkede geçirdikleri ilk üç ay için hiçbir sağlık sigortasına sahip değiller. Özel sigortaya mahkum ediliyorlar. Sağlık sigortasına geçildikten sonra bile karşılanan hizmetlerin kapsamı Türkiye’deki kadar geniş değil (örneğin; ilaç ambulans vs. ücretleri). Bu</span> <span style="font-weight: 400;">durum eyaletten</span> <span style="font-weight: 400;">eyalete değişebiliyor ama genel tablo bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci ihtiyaçları da yapısal farklara göre değişkenlik gösteriyor tabii ki. Türkiye bir acil sığınma ülkesi olduğu için ve sığınmacıların yasal statüsü çok daha kırılgan olduğu için ihtiyaçlar daha ‘acil’ sıfatında gözlemlediğim kadarıyla. Kanada’da ise devlet ücretsiz dil eğitimi vs. sağlıyor. Zaten kişi mülteci statüsü edinildikten sonra (kayıt dışı göçmenler hariç) çalışma iznine sahip oluyor ve bu bir finansal özgürlük veriyor. Ama gördüğüm kadarıyla burada mültecilerin ruh sağlığı meselesi çok daha fazla gündemde, tabii bunun gerçek ihtiyaçlar arasındaki farklılığı mı yansıttığını, yoksa konuya ne kadar özen gösterildiğiyle ilgili mi olduğunu kestirmek güç.</span></p>
<p><b>Meydan Buluşmaları ile ‘kentte ortak bir problem karşısında iş birlikleri yapmak mümkün mü’ sorusunun peşine düştük. Kanada’da iş birliklerine örnek verebileceğiniz oluşumlar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı alanlarda çalışan STK’ların iş birliğine dair örnek gözlemlemedim. Mülteci dernekleri özellikle ‘Göç, Mülteciler ve Vatandaşlık Bakanlığı’ aracılığıyla kamuyla birebir iletişim ve iş birliği halinde. Örneğin mülteci ve göçmenlerin en yoğun olduğu Britanya Kolumbiyası (BC) eyaletinde bu STK’nın şubesi, ücretsiz dil kursları, iş bulma, mülteci çocuklarının eğitimi vb. konularda devletle iş birliği halinde.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/meydan-soylesileri-turkiyede-multeciler-gecici-ve-kirilgan-bir-statuye-sahipler/">Meydan Söyleşileri: Türkiye&#8217;de Mülteciler Geçici Ve Kırılgan Bir Statüye Sahipler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: Yerelden Yola Çıkarak Üretiyoruz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/yerelden-yola-cikarak-uretiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 14:02:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Kalem]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu Karacanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Kalem Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[UNHCR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 1999 Marmara Depremi sonrasında, Eylül 2000’de gönüllü çalışan birlikte çalışma uyumunu yakalayan, paylaşma ve dayanışmanın önemine inanan küçük bir grup tarafından kuruldu. 18 yıllık yerel bir sivil toplum kuruluşu olarak Fatih-Balat bölgesinde çalışmalarına devam ediyorlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/yerelden-yola-cikarak-uretiyoruz/">Meydan Söyleşileri: Yerelden Yola Çıkarak Üretiyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Meydan Buluşması öncesi görüşlerini aldığımız Arzu Karacanlar mevcut projelerini ‘</span><span style="font-weight: 400;">Mavi Kalem halen Suriyeli ve Suriyeli olmayan mülteci çocuklara yönelik, çocuk koruma risklerinin tespiti, risk azaltmaya yönelik hizmetlere erişim, ev sahibi toplum ile sosyal temas alanları oluşturulması’ ve ‘Suriyeli kız çocuklarına yönelik, eğitime kazandırma, güçlendirme ve sosyalleşmelerini desteklemeye yönelik projeler’ olarak belirtti.</span></p>
<p><b>Derneğinizin kuruluş amacı ve çalışma alanları nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslar arası insani yardım prensiplerinin yaygınlaştırılması; kadınların güçlendirilmesi, kadın  sağlığı ve sağlık hakları ile çocukların eğitime yönlendirilmesi ve eğitimlerinin desteklenmesi Mavi Kalem’in öncelikli çalışma alanlarıdır. </span></p>
<p><b>Hali hazırdaki çalışmalarınız nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mavi Kalem halen Suriyeli ve Suriyeli olmayan mülteci çocuklara yönelik, çocuk koruma risklerinin tespiti, risk azaltmaya yönelik hizmetlere erişim, ev sahibi toplum ile sosyal temas alanları oluşturulması,  çocuk dostu çevrenin güçlendirilmesi ve toplum temelli çocuk koruma anlayışının yerleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalarda kamu kurumları ve UNHCR ile işbirliği yapmaktadır. Bunun dışında, devam eden bir diğer proje kapsamında Suriyeli kız çocuklarına yönelik, eğitime kazandırma, güçlendirme ve sosyalleşmelerini desteklemeye yönelik projeler uygulamaktadır.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32253" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2-640x453.jpg" alt="" width="640" height="453" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2-640x453.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2-1024x725.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2-610x432.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2-320x227.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/MK2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Uzun yıllar boyunca bulunduğunuz Fatih/Balat bölgesinden sizi İstanbul’un bir başka semtinde Zeytinburnu’na da çalışma alanınızı genişleten ‘Çocuk Koruma Projesi’nden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mavi Kalem tarafından yürütülen Çocuk Koruma Projesi; İstanbul Fatih ve Zeytinburnu bölgesinde Suriyeli aileler ve çocuklar için nitelikli çocuk koruma hizmetlerini geliştirmeyi amaçlar. Bu proje, amacı sığınmacı toplumla çocuk koruma üzerine çalışan yerel aktörlerin genel kapasitesini güçlendirmek ve onlara destek olmak amacı taşıyan bir programdır. Projenin nihai hedefi; belirtilen bölgelerde şiddet, istismar, sömürü ve ihmal olarak dört kategoriye ayrılan temel Çocuk Koruma riskleri altındaki çocukları tespit etmek, bu çocuklara psiko-sosyal destek sağlamak, çocuk koruma konusunda hem yerel toplumda hem sığınmacı toplumda farkındalığı arttırmak üzere bilgilendirici çalışmalar yapmak, sığınmacı topluluktan aileleri ve çocukları;  geçici kimlik edinme, sağlık, eğitim ve hukuksal ihtiyaçları hakkında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Devlet Hastaneleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kızılay tarafından verilen hizmetler konusunda bilgilendirmektir. Mavi Kalem, proje kapsamında; Türkçe-Arapça-İngilizce bilen, sosyal hizmetler eğitimi almış ve insani yardım çalışmalarında deneyimli kız ve erkek çalışanlardan oluşan Saha Çalışanı ve Vaka Yönetimi Ekibi istihdam etmektedir. Bu ekipler, Mavi Kalem veri tabanında mevcut olan adreslere ek olarak, yerel otoriteler ve diğer STK’ların yönlendirdiği adreslere ziyaretler yaparak, hane içindeki Çocuk Koruma riskleri altında bulunan çocukları tespit etmekte ve hangi hizmetlere yönlendirme yapılacağına karar vermekte, çocuk işçilik ve çocuk evlilikleri konusunda farkındalık yaratma amaçlı kampanyalar yürütmektedir.</span></p>
<p><b>Bölgedeki çocuklardan, esnaftan, bölgenin yaşayanından şahsi gözlemim Mavi Kalem’e karşı duyulan güven. Bu güveni ilk sağlamak ve elbette devam ettirmek bölgenin demografik yapısı itibarı ile de zor. Bunu bir stk olarak nasıl sağladınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle saha çalışmasını temel almak, çalışma alanında yerleşik olmak ve nitelikli hizmet üretmek Mavi Kalem’in çalışmalarının temel adımlarıdır. Çalışma alanında yerleşik olmak, alanın dinamiklerini anlamayı, içeriden bir bakışla çalışma yapmayı sağlamakta. Bunun yanında Mavi Kalem Derneği, bağımsız, hesap verebilir, şeffaf, yararlanıcıların katılımını destekleyen bir yaklaşımı önemser ve savunur. Çalışmalarda yerelden yola çıkarak üretmek ve yararlanıcının her aşamada katılımını önemsemek, Mavi Kalem’i kuruluşundan itibaren geçen 18 yıl içinde Balat’ın bir parçası haline getirdi. </span></p>
<p><b>Bir yandan çocuklarla çalışırken bir yandan da kadın çalışmalarınız var, bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın sağlığı ve sağlık hakları, cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi, kadınların gelir getirici işlerle güçlendirilmesi, kadın dayanışması ve bireysel psikoterapi desteği Mavi Kalem’in hayata geçirdiği kadın çalışmaları arasında yer aldı.  Bu çalışmalarda yararlanıcıların doğrudan uygulamaları yönlendirmesini sağlayacak yöntemler kullanıldı. Kadın sağlığı, sağlık politikaları, sağlık hakları konularında yararlanıcılara yönelik bilgilendirme ve farkındalık geliştirme amaçlı yayın ve interaktif atölyeler uygulandı. Sorunlar, ihtiyaçlar ve çözüm seçenekleri kadınların katılımı ile ve kadın bakış açısından ele alınmaktadır. Yerel çalışmalarda kadınlara yönelik sosyo-demografik araştırmalar yapılarak, ihtiyaç analizi ve yararlanıcı profili belirlemede kullanıldı. Türkiye’deki kadın sağlığı politikalarının kadınların gözünden değerlendirilmesi ve talep oluşturmak amacıyla,  4 büyük ilde kadın kuruluşları ile kadın sağlığı politikaları forumları yapıldı ve sonuçları yayınlandı. 2016 yılından itibaren Mavi Kalem, çalışma alanları arasında etkin bağlantılar oluşturmayı hedeflemekte. Kız çocuklarına yönelik programlar ve afet ve acil durumlarda kadınların zarar görebilirliğine yönelik çok disiplinli çalıştay yapıldı, sonuç raporu yayınlandı.</span></p>
<p><b>Toplumsal cinsiyet alanında çalışmalarınız nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mavi Kalem toplumsal cinsiyet alanını bir proje konusu olarak ele almak yerine, toplumsal cinsiyet analizine dayanan bir bakış açısını yaptığı tüm çalışmaların zemini olarak görür. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğini çalışmalarında ana akım olarak ele alarak çalışmalarını sürdürmektedir. Bu nedenle Mavi Kalem kadınlardan oluşan çalışma ekipleri oluşturmaya öncelik verir. Operasyonel ve idari alanlarda kadınların söz ve karar sahibi olmasını destekler. Hem projelerinde hem de kurumsal işleyişte şiddet, cinsiyetçilik, ayrımcılık, yolsuzluk yaklaşımlarını ve tutumlarını dışlar.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınızı yürütürken kimlerle işbirliği gerçekleştiriyorsunuz? Bu süreci nasıl işletiyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsani yardım alanında çalışan uluslararası ve ulusal STK’lar, ilgili kamu kurumları, akademisyenler, konuyla ilgili profesyoneller, yerel toplum, gönüllüler  ve projelerin yararlanıcıları Mavi Kalem’in çalışmalarında işbirliği yaptığı kişi, topluluk ve kurumlardır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/07/yerelden-yola-cikarak-uretiyoruz/">Meydan Söyleşileri: Yerelden Yola Çıkarak Üretiyoruz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: STK&#8217;ların Bilgi Birikimleri Bir Araya Gelmeli Ortak Bir Yol Haritası Çizilmeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/06/stklarin-bilgi-birikimleri-bir-araya-gelmeli-ortak-bir-yol-haritasi-cizilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2018 12:04:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Birİz Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Mumcuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayrımcılığı önleyici her türlü çalışma ve ruh sağlığını ilgilendiren her türlü konuyu çalışma alanı belirleyen Bir İz Derneği’nden, Dernek Başkanı Özlem Mumcuoğlu mülteci meselesinin kalıcı çözümü için bir arada yaşamda önyargılı olan ‘ev sahibi’nin de çalışma alanına alınması gerektiğini belirterek ‘Mültecilere yönelik yapılan çalışmalar  kadar, toplumun önyargılarını azaltıcı, bir arada yaşam kültürüne dair çalışmaların da acilen artırılması gerekmektedir. Toplumsal barışa hizmet edecek en önemli şey bu önleyici çalışmalar olacaktır. ‘ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/06/stklarin-bilgi-birikimleri-bir-araya-gelmeli-ortak-bir-yol-haritasi-cizilmeli/">Meydan Söyleşileri: STK&#8217;ların Bilgi Birikimleri Bir Araya Gelmeli Ortak Bir Yol Haritası Çizilmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Derneğinizin kuruluş amacı ve çalışma alanları nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılında Bir IZ’le yola çıktığımızda toplum ruh sağlığı için </span><i><span style="font-weight: 400;">toplumdaki herkes </span></i><span style="font-weight: 400;">çalışma alanımıza giriyordu. Çocuklar, kadınlar, sosyal dezavantajlı tüm bireyler ve onlarla çalışan öğretmenler, ruh sağlığı çalışanları, sağlık çalışanları vb geniş bir kesimi hedef almıştık. 6.yılımızda geldiğimiz nokta kadınlar, çocuklar ve mülteciler öncelikli olmak üzere sosyal dezavantajlı herkes çalışma alanımıza girmektedir. Toplumsal barışa hizmet edecek her konu Bir IZ in konusudur</span></p>
<p><b>Halihazırdaki çalışmalarınız nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrımcılığı önleyici her türlü çalışma ve toplum ruh sağlığını ilgilendiren her türlü konu çalışma alanımıza girmektedir. Kentin ruh sağlığına etkisinden mülteci sorununa, anne babalar öğretmenler gibi çocuğa dokunan her türlü kurum ve kişilerin güçlendirilmesinden şiddet önleyici çalışmalara kadar geniş bir yelpazede çalışmaktayız. Ağırlıklı olarak önleyici çalışmalar yapmaktayız. Yanyana projemizde önleyici çalışmaların yanı sıra tedavi edici çalışmalara da dahil olduk.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32234" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450554899blob.png" alt="" width="400" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450554899blob.png 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450554899blob-320x219.png 320w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p><b>Yan yana projesinin yürütücüsüsünüz. Bu proje özelinde yapılan çalışmalardan bahsedebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli mülteci çocukların karşılaştığı ayrımcılığı azaltmayı ve mültecilerin sosyal uyumunu desteklemeyi hedefleyen YanYana &#8211; Suriyeli Çocuklar için Psikososyal Destek Projesi Bir İZ Derneği tarafından, Yuva Derneği ve Oyun Terapileri Derneği işbirliğiyle ve Avrupa Birliği Avrupa Komisyonu Temsilciliği, Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı (DIHAA) desteğiyle yürütülmüştür. 1 Şubat 2017 tarihinde başlayan proje faaliyetleri 20 ay boyunca İstanbul ilinde gerçekleştirilmiştir. Suriyeli mülteci çocukların topluma kazandırılmasıdır. Bu kapsamda projenin hedefleri “mültecilere ilişkin ayrımcılık ve zenofobinin (yabancı düşmanlığının) azalması”, “Suriyeli çocuklar ile Türkiyeli çocukların okul ortamında kaynaşmasına ilişkin araçlar geliştirilmesi” ve “Suriyeli çocukların travmalarının iyileşmesi yoluyla iyilik halinin geliştirilmesi” dir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YanYana Psikososyal Destek Programı İstanbul ilinde 3500 öğrenciye uygulanmıştır. Ayrımcılığı azaltma ve kaynaştırma odaklı interaktif etkinliklerden oluşan program YanYana kutu oyununu da kapsamaktadır. Programı yürüten 120 öğretmen 3 günlük Öğretmen Eğitimine katılmış ve 10 haftalık program süresince 8 adet 16 saat süpervizyon desteği almıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Travma mağduru Suriyeli çocuklara yönelik geliştirilen YanYana Grup Terapi Programı kapsamında 550 Suriyeli çocuk 10 hafta süreyle düzenli grup terapisine katılmıştır. Programı yürüten 73 terapist 3 günlük Uygulayıcı Eğitimine katılmış ve program süresince düzenli olarak 15 Günde bir olmak üzere toplamda 30 adet 60 saat süpervizyon desteği almıştır. Program Grup Psikoterapileri, Oyun Terapisi ve EMDR teknikleri temel alınarak geliştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje faaliyetleri süresince 120 öğretmen, 73 terapist, 32 tercüman, okul örnekleminde 3500 çocuk, terapi örnekleminde 550 Suriyeli çocuğa ulaşılmıştır. 72 okul, 17 stk ve 26 gönüllü işbirliği ile 1200 okul ders saati, 1980 grup terapi saati sürecinde psikososyal destek programı faaliyetleri yürütülmüştür. 500 kutu oyunu basılmış ve ilgili kurum ve kişiler ile paylaşılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projenin sürdürülebilirliği açısından bakacak olursak:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Okullar için geliştirilmiş psikososyal destek programı: Suriyeli ve Türkiyeli çocukların kaynaşması ve çok kültürlü sınıf ortamı inşası için geliştirilmiştir. Proje faaliyetleri süresince İstanbul genelinde 120 öğretmen ile paylaşılmıştır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kutu Oyunu: YanYana Kutu Oyunu Suriyeli ve Türkiyeli çocukların bulunduğu sınıf ortamında oynanması amacıyla iki dilli olarak geliştirilmiştir. Proje süresince İstanbul genelinde ve ülke çapında kullanımı yaygınlaştırılması hedefi ile 37 sivil toplum kurumu, 120 öğretmen ile paylaşılmıştır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup Terapi Modeli: Travmanın stabilizasyonu ve Suriyeli çocukların iyilik halinin geliştirilmesi amacıyla geliştirilen Grup Terapi Modeli psikologların erişebileceği yapılandırılmış bir program olarak farklı kurumların erişime açılmıştır. Proje süresince 73 psikolog ile 17 merkezde uygulanmış ve 550 çocuğa ulaşılmıştır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Unicef Alfarah Programı kapsamında Adana, İzmir, Gaziantep, Ankara, İstanbul, Antakya illerinde çalışmalarına devam eden 18 psikolog, 18 tercümana eğitimler verilmiş ve açılan gruplar sürecince 25 Eylül 2018 tarihine kadar 5 adet süpervizyon çalışması gerçekleştirilmiştir. Süpervizyonlar halihazırda devam etmektedir.</span></li>
</ul>
<p><b>Mülteci meselesinde sivil toplumun katkısı gözle görülür derecede büyük bir oranda. Sivil toplumun katkılarının devamlılığı ise elbette düzenli bağışları ve fonları ölçüsünde devam edebilir. Daha kalıcı çözümler için öncelikli adımların neler olduğunu düşünürsünüz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda çalışan pek çok STK nın şu ana kadar biriktirdiği bilgi birikimi ve saha tecrübesi var. Bu bilgilerin bir araya gelip bir yol haritası ve sistem haline getirilmesi gerekiyor.  Sistem haline getirilmediği takdirde aynı döngüde takılıp kalmak ve amaca yönelik olmayan, birbirini tekrar eden çalışmalara dönme tehlikesi ile karşı karşıya kalınacaktır. Bu kadar bilgi birikimi ve proje  fon bulunamadığı takdirde devamlılık gösteremeyecektir. Mültecilere yönelik yapılan çalışmalar  kadar, toplumun önyargılarını azaltıcı, bir arada yaşam kültürüne dair çalışmaların da acilen artırılması gerekmektedir. Toplumsal barışa hizmet edecek en önemli şey bu önleyici çalışmalar olacaktır. </span></p>
<p><b>Toplum ruh sağlığı söyleşileri de 2017’den beri devam ediyor. Bu söyleşi serisini nasıl kurgulandı? Şimdiye kadar gerçekleştirilen söyleşilere ilginin yoğun olduğu gözlemlenebiliyor. Nasıl bir kitleye hitap ediyor ya da nasıl bir kitle oluştu zaman içinde? Bu söyleşilerle ilgili aldığınız geri dönüşler nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2 yıldır devam ettirdiğimiz ve gurur duyduğumuz bir çalışma bu. Toplumun her kesiminden katılım var. İlk zamanlar 10 kişi gelince sevinirdik. Şimdi büyük salonlarda daha fazla kişiyi konuk edebiliyoruz. Hem çok değerli konuşmacılarımız oldu hem de önleyici toplum ruh sağlığına katkıda bulunacak pek çok değerli konuyu tartıştık. Başından beri ücretsiz yaptığımız bu söyleşilerin temaları nöropsikolojiden edebiyata, kentin ruh sağlığına etkisinden delilik tarihine kadar çok geniş bir yelpazede oldu. Amacımız daha yaşanılır bir toplumda nelere ihtiyaç olduğunu masaya yatırmak, çözüm önerilerini tartışabilmek ve toplumun iyilik haline hizmet edecek her konuya dikkat çekmek.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32232" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450437053blob-640x376.png" alt="" width="640" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450437053blob-640x376.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450437053blob-610x358.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450437053blob-320x188.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/1541450437053blob.png 807w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Toplumsal cinsiyet alanında çalışmalarınız nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurulduğumuz günden bu yana çalıştığımız bir konu. Çünkü aile içi şiddetin en temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığına inanıyoruz. Ayrımcılığı önleyici çalışmalardan biri olarak UNFPA den aldığımız destekle Eyüp’de bir okulda yaptığımız Aile İçi Şiddetle Mücadele projesi böyle bir projeydi. Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ve Gündem Çocuk Derneği ile ortak yaptığımız bu çalışmada öğrencilerle, ailelerle ve öğretmenlerle interaktif, kutu oyunlu ayrımcılığı önleyici bir çalışma gerçekleştirdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Firmalarla da toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri yapıyoruz. Yetişkinlerle eğitim yaparken kendi geliştirdiğimiz bir kutu oyununu oynuyoruz. Amaç toplumsal cinsiyete dair farkındalığı artırmak. İşe yetişkinler olarak hangi kesimden olursak olalım kendimizden başlıyoruz. İster beyaz yakalı ister mavi yakalı, ister psikolog ister öğretmen önce kendi önyargılarımızla yüzleşiyoruz. Bu yüzleşmeler olmadan başkasına yardım çok gerçekçi olmuyor.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınızı yürütürken kimlerle işbirliği gerçekleştiriyorsunuz? Bu süreci nasıl işletiyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fon veren uluslararası kurumlar, konsolosluklar, belediyeler, farklı STK larla işbirliği yapıyoruz. </span></p>
<p><b>Sivil Toplum &#8220;bir arada yaşam&#8221; konusunda neler yapıyor ya da neler yapabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir projeler yapabilmek en büyük sorun. Bunun için de uzmanlaşmak çok önemli. STK ların birbirleriyle ortak çalışmalar yürütmesi, ortak akıl olması ve interaktif yeni yöntemler geliştirmesi önemli. </span></p>
<p><b>Meydan toplantısında ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanyana projesinin henüz yeni tamamlanan etki raporunu sunmak isteriz. Kısaca özetleyecek olursak:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje faaliyetleri sonucunda Türkiye’deki devlet okullarında mülteci çocukların sosyal içermesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği ve ağlar geliştirilmiştir. Okul örnekleminde öğretmenlerin sınıf ortamında duygu ifade etmenin önemine yönelik duyarlılık kazandığı belirlenmiştir. Proje uygulama sınıflarındaki öğrencilerin öğretmenlerinin kendilerine önem verdiğini ve önemli hissettirdiğini ifade ettiği gözlenmiştir. Sınıf içi ilişkilerde gelişmeler gözlenmiştir. Grup terapi örnekleminde psikologlar mülteci çocuklarla travma çalışmaya ilişkin beceriler edinmiştir. Suriyeli öğrencilerin kendilerini ve duygu ifade becerilerinde artış gözlenmiş, Suriyeli çocukların travmatik deneyimlerini çalışabilecekleri güvenli bir alan yaratılmıştır. Programı yürüten psikologlar gruplara devam eden çocukların sosyal becerilerinde gelişim gözlediklerini iletmişlerdir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/06/stklarin-bilgi-birikimleri-bir-araya-gelmeli-ortak-bir-yol-haritasi-cizilmeli/">Meydan Söyleşileri: STK&#8217;ların Bilgi Birikimleri Bir Araya Gelmeli Ortak Bir Yol Haritası Çizilmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: STK’lar Politikaya Etki Edebilmeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/stklar-politikaya-etki-edebilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 13:15:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TOG]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Mültecileri Destekleme projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Gönüllüleri Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32039</guid>

					<description><![CDATA[<p>TOG, 3 yıldır devam ettirdikleri Genç Mültecileri Destekleme Projesinde Suriye’den gelen 18-30 yaş arasındaki mülteci gençlerle Türkiyeli gençlerin bağının güçlendirilmesi için çalışıyor. İçerik Geliştirme Koordönatörü Karaca, STK’ların politikaya da etki edecek çalışmalar yapmalarının önemli olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/stklar-politikaya-etki-edebilmeli/">Meydan Söyleşileri: STK’lar Politikaya Etki Edebilmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Toplum Gönüllüleri Vakfı genç mültecilerin Türkiye’de koşullarını bir nebze daha iyileştirmek için yürüttüğü Genç Mültecileri Destekleme Projesi üçüncü yılında. Ankara, Diyarbakır, Hatay/Antakya ve İzmir’de devam eden projede bu illerin seçilmesinin neden, Türkiye’de projenin de hedef kitlesi olan 18-30 yaş arası genç mültecilerin ağırlıkla bu illerde yaşıyor olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TOG İçerik Geliştirme Koordinatörü Lemi Karaca, gençlerin pek çok alanda desteğe ihtiyacı olduğunu fakat bazı ihtiyaçların öncelikli olduğunu belirtiyor. Bunları sağlık bilgisi, hizmetlere erişim, psiko-sosyal destek, eğitim, barınma, iş gücüne katılım, üniversiteye ve burs imkanlarına erişim, sosyal alanlarda kendini var edebilme, kişisel gelişim ihtiyaçlarını görme ve nasıl erişebildiğini bilme, gençlik ağlarına dahil olabilmek olarak sıralıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karaca, Türkiye’deki sorunlara yönelik çözümlerin kalıcı olabilmesi için sivil toplumun politika tabanlı çalışmalar yapması gerektiğini ve bu dönemin bir geçis dönemi olarak ele alınmasından ziyade, gençlerin toplumun bir parçası olduğunun kabul edilmesiyle elimizdeki fotoğrafın değişebileceğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meydan Buluşması öncesinde, TOG ile konuştuk. </span></p>
<p><b>2015&#8217;ten bu yana, Genç Mültecileri Destekleme Projesi&#8217;ni yürütüyorsunuz. Nasıl gelişmeler kaydettiniz ve projeyi biraz anlatır mısınız?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genç Mültecileri Destekleme Projesi; gençlerin güçlenmesine ve bu güçlenme doğrultusunda katılım sağlamalarına yönelik bir proje. Proje; Ankara, Diyarbakır, Hatay ve İzmir’de 18-30 yaş arasındaki Suriyeli genç mültecileri güçlendirerek uyum süreçlerini desteklemeyi ve bu yolla sivil alanda gençlik ve insani yardım çalışmaları temelinde sosyal etki oluşturmayı amaçlıyor. Suriye’den gelen 18-30 yaş arasındaki mülteci gençlerle Türkiyeli gençlerin bağının güçlendirilmesini, gençlerin sağlık hizmetlerine erişmesini, başta cinsel sağlık ile üreme sağlığı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olmak üzere çeşitli alanlarda doğru bilgiye ulaşması hedefleniyor. </span><span style="font-weight: 400;">2015’ten bu yana 4 gençlik merkezimizde yaklaşık 90 bin mülteci ve Türkiyeli gence ulaşıldı. Bu kişilerin 54 bini mülteci, 36 bini Türkiyeli gençlerden oluşuyor. Ulaştığımız mülteci gençlerin yüzde 60’ını ise genç kadınlar oluşturuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlik merkezlerimizdeki gençler, sağlık ve sağlık hakları üzerine doğru bilgiye erişmelerinin yanında hukuki ihtiyaçları, eğitim haklarına erişmeleri, istihdam üzerine kamu, özel sektör ve sivil toplum ile iletişime geçmeleri üzerine desteklendi. Merkezlerde gerçekleştirilen farkındalık oturumları, eğitimler, atölyeler ve merkez dışı çalışmalarla güçlenen gençlerin kendi istek ve ihtiyaçları doğrultusunda inisiyatif alarak merkez içi katılımlarının artması, daha demokratik bir toplum için bizi umutlandırıyor. </span></p>
<p><b>Hatay,  Kırıkhan, Diyarbakır ve Ankara’da  yürüyen bir proje. Özellikle bu illeri seçmenizin temel sebebi nedir?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje Ankara, Diyarbakır, Hatay/Antakya ve İzmir’de yürütülüyor. Gerçekleştirdiğimiz ihtiyaç analizi, kamudan ve sivil toplum kuruluşlarından aldığımız geri bildirimler doğrultusunda genç mültecilerin bu şehirlerde ağırlıklı olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle çalışmalarımızı bu şehirlerde gerçekleştiriyoruz. </span></p>
<p><b>18- 30 yaş arası gençlerde tespit ettiğiniz spesifik sorunlar neler? Buna dair nasıl çözüm önerileri geliştiriyorsunuz?  </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Gençlerin bir çok alana dair ihtiyaçları bulunmakta. Bunların başında sağlık bilgisi ve hizmetlerine erişim, psiko-sosyal destek, eğitim, barınma, iş gücüne katılım, üniversiteye ve burs imkanlarına erişim, sosyal alanlarda kendini var edebilme, kişisel gelişim ihtiyaçlarını görme ve nasıl erişebildiğini bilme, gençlik ağlarına dahil olabilmeyi sayabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz gençlik merkezlerimizde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Toplumsal Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet ile Mücadele</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Cinsel Sağlık-Üreme Sağlığı Bireysel ve Grup Danışmanlığı</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Kadın Güçlendirme Çalışmaları</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Akran Eğitimi ve Akran Bilgilendirme</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Çocuklara Yönelik Müzik Kursları ve İletişim Atölyeleri</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Sağlık, Sanat ve Müzik Atölyeleri </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Sosyal Uyum ve Güçlendirme Etkinlikleri</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Dil Kursları</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Kültür ve Tarih Gezileri</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Sportif Etkinlikleri</span></p>
<p><b>3. yılında olan bir proje bu, neler hedefliyorsunuz?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Suriye’den gelen 18-30 yaş arasındaki mülteci gençlerle Türkiyeli gençlerin bağının güçlendirilmesini. </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Cinsel sağlık üreme sağlığı ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet üzerine farkındalık kazanmalarının sağlanması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sağlık hizmetlerine erişebilmelerinin desteklenmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İnsani kriz durumlarında akran eğitimi modelinin yaygınlaştırılması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Cinsel sağlık ile üreme sağlığı alanında temel bilgi ve farkındalığa sahip Suriyeli gençlerin akranlarına kolaylaştırıcı olarak rol alması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Genç dostu yaklaşımla gençlik çalışması alanında deneyim kazanmalarının sağlanması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gençlerin ve ihtiyaçlarının daha görünür olmalarını sağlamak ve bu bağlamda savunuculuk çalışmaları yapmak. </span></li>
</ul>
<p><b>İşbirliklerine açık bir yapılanmanız olduğunu söyleyebilir misiniz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim yapımızda önemli olan faktör ihtiyacın hızlı ve etkili bir şekilde karşılanması. Hem gençlik hem de mülteci alanında bir çok kamu ve sivil toplum kuruluşuyla iş birliği halindeyiz. Değerlerimiz doğrultusunda tüm iş birliklerine açık olduğumuzu söyleyebiliriz. </span></p>
<p><b>Genel anlamda sivil toplumun &#8220;Birarada Yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alan hem 2011 öncesi hem de 2011’de Suriye kriziyle birlikte bir çok alana dair ihtiyacın giderilmesi konusunda destek oldu. Bir arada yaşamın önemli aktörlerinden birisi de sivil toplum. İnsani kriz sonrası hem ev sahibi toplumun hem de organizasyonların çok büyük emek verdiğini söylemek isteriz. Birçok kurum ve kuruluş özellikle akut dönemde inanılmaz işler gerçekleştirdi. Kültürel olarak Türkiye toplumunun yaklaşımı da bu büyük göç sınavını iyi verdiği düşüncesi içindeyiz. Bu konuda özellikle yerel toplumu güçlendirmek, dayanıklılıklarını artırmak, ayrımcılık, önyargı konularında hak temelli bakış açısını anlatma sivil toplum kuruluşları ve bu alanda çalışan her bireyin sorumluluğu olmaktadır.</span></p>
<p><b>Konu, sizce STK&#8217;larla çözülebilir mi yoksa STK&#8217;ların devletleri de harekete geçirmesi mi gerekir? Mülteciler günümüzde bir devlet politikasına da işaret ettiğini görüyoruz.  </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum yapısı gereği sorunları tespit etmeye ve var olan sorunlara çözüm üretmeye çalışır. Fakat bu durum sivil toplumun tüm sorunları çözeceği anlamına gelmiyor. Sivil toplum lobicilik, savunuculuk ve kamu ile iş birliği yaparak sorunların çözülmesine destek olmalıdır. Sorunlara yönelik çözümlerin kalıcı olabilmesi için sivil toplumun politikayı takip etmesi ve etki etmesi gerekir. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplumun iş birliği ve koordinasyon içerisinde hizmetlerin üretilmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyiz.</span></p>
<p><b>Ne yapılırsa elimizdeki fotoğraf değişir?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Politika tabanlı çalışmalar yapmak ve çözüm odaklı yaklaşmanın nihai sonuca bizi götüreceği düşüncesi içerisindeyiz. Mevcut durumu olduğu gibi ele almak, iyi uygulamaları referans almak uzun vadeli, kalıcı sonuçlar getirecektir. Gençlerin bu toplumun bir parçası olduğunu kabul etmek, sadece bir geçiş dönemi olmadığını bilerek karar alma süreçlerine dahil olması elimizdeki fotoğrafın değişmesine katkı sağlar. </span></p>
<p><strong>Siz de Meydan toplantısına katılacak isimlerdensiniz. Ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?  </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma alanımız doğrultusuna genç, gençlik ve gençlik hakları üzerine hem mültecileri hem Türkiyeli gençleri kapsayıcı bir politika üretilmese dair kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin önemini vurgulamak istiyoruz. Birlikte iyi bir yaşamın inşasının mümkün olduğunu ve bu süreçlerde gençlerin rolünü paylaşma isteğindeyiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/stklar-politikaya-etki-edebilmeli/">Meydan Söyleşileri: STK’lar Politikaya Etki Edebilmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 09:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Serkan Denli]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla yeni bir diyalog ve müzakere modelini hayata geçirmek üzere konuşmak için YaDa Derneği ve Sivil Sayfalar’ın düzenleyeceği Meydan Buluşmaları’nın ikincisi, 13 Kasım’da mülteciler ve bir arada yaşamı konuşmak için Ankara’da yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Göç ve mültecilik alanında çalışmaya başlayan ilk sivil toplum örgütlerinden olan Hayata Destek Derneği Savunuculuk ve Koordinasyon Yöneticisi Serkan Denli ile hem bu dönemde yaptıkları çalışmaları hem de, gündem önerilerini konuştuk. Denli: “Toplumsal alanda ise ayrımcı söylemle önce kendi dilimizden başlayarak mücadele etmemiz ve birlikte bir yaşam dilini kurmamız gerekiyor. Medya ve kanaat önderlerine bu noktada büyük görev düşüyor. Bir diğer hayati önemdeki konu da çocuklar. Geleceği inşa edecek bireyler olarak çocukların güçlendirilmesi ve eğitime erişimi tüm ilgili paydaşların önceliği olmalı.” diyor.</p>
<p dir="ltr">Türkiye’nin meseleleri  üzerine konuşmak ve müzakere etmek için STK Temsilcileri, konu hakkında çalışan akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Meydan Buluşmaları serisinin ikinci etkinliğinde “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” sorusuna yanıt aranıyor.</p>
<p dir="ltr">Katılımcı kuruluşların birbiriyle tanışmalarına da vesile olan bu buluşma serisi, bir arada yaşam tahayyüllerini konuşmak için alan açıyor. Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından Hayat Destek Derneği Savunuculuk ve Koordinasyon Yöneticisi Serkan Denli ile buluşmadan hemen önce,  gündemlerini konuştuk.</p>
<p dir="ltr"><strong>Mültecilerle ilgili çalışan en eski STK&#8217;lardan birisiniz. Yürüttüğünüz Mülteci Destek Programını biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<p dir="ltr">Hayata Destek Derneği olarak insani yardım alanında 2005’den bu yana çalışmaktayız. Mülteci Destek Programımız altında ise özellikle Suriyeli mültecilerin temel hak ve ihtiyaçlarına erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Mültecilere yönelik toplum temelli koruma çalışmalarının yürütüldüğü toplum merkezlerimizde bireyin güçlendirilmesi ve sosyal uyuma katkı sunmak amaçlanırken bireysel koruma faaliyetlerimizde mültecilere temel hak ve hizmetlere erişimlerinde birebir destek ve bilgilendirme hizmeti sağlamaya çalışıyoruz. Mülteci nüfusun ihtiyaçlarına uzun erimli ve kalıcı çözüm üretebilme amacıyla hayata geçirilen geçim kaynağını destekleme projelerimiz kapsamında ise mesleki kurslar, istihdama katkı ve çalışma izni edinme sürecinde destek sağlama gibi faaliyetler yürütüyoruz. .</p>
<p dir="ltr">Toplum temelli koruma çalışmaları Hayata Destek Evi adı verilen toplum merkezlerinde, bireysel koruma çalışmaları ise Hayata Destek Noktası adı verilen merkezler aracılığıyla Türkiye’nin 8 ilinde (İstanbul, Hatay, Adana, Mersin, Diyarbakır, Mardin, Batman Şanlıurfa) yürütüyoruz.</p>
<p dir="ltr"><strong>Çalışmalarınızı yaparken zorluk yaşadığınız alanlar neler?</strong></p>
<p dir="ltr">Suriye Savaşı, 2. Dünya Savaşından sonra insanlığın tanık olduğu en büyük insani krize yol açtı. Bir ülke nüfusunun yarısı savaş yüzünden yerinden edildi. Bu krize ne sivil toplum kuruluşları ne de ülkeler hazırdı. Türkiye bugün resmi verilere göre 3,5 milyonun üzerinde mülteciyi ağırlıyor. Bazı şehirlerimiz kendi nüfusları kadar, hatta daha büyük oranda mülteci nüfusunun yaşam mücadelesine tanıklık ediyor. Kentler bu nüfusu barındırmakta, altyapı sağlamakta zorlanıyor. Temel ihtiyaçlara ve hizmetlere erişimde kapasite eksiklikleri en büyük engellerden biri oluyor.</p>
<p dir="ltr">Zorluklar, birlikte yaşamak durumunda olan toplulukların birbirlerine tahammülünü de azaltmaya başlıyor. Mevcut ekonomik sıkıntılar, yeni gelen nüfusun da istihdam ihtiyacıyla derinleşiyor. Özellikle hayatı idam ettirmek için gerekli geçim kaynağı imkânlarının kısıtlılığı, ev sahibi toplum ile mülteci nüfus arasında sosyal uyumun kurulmasının önünde engel teşkil edebiliyor. “Birlikte bir gelecek” sloganıyla çalışma yürüttüğümüz bölgelerde gözlediğimiz önemli sorunlardan biri ekonomik sıkıntıların toplulukların arasındaki diyaloğa bu olumsuz yansıması. Ancak elbette bu, aşılamaz bir sorun değil.</p>
<p dir="ltr">Mottomuzdan da anlaşılacağı gibi biz “birlikte bir gelecek” inşasına katkı hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu idealin temelleri sağlam şekilde hayata geçirilebilmesi için sosyal, politik ve ekonomik düzeyde atılması gereken adımlar var. Süreci düzgün yürütebilmek içinse hem sivil toplumun hem de kamunun birbiriyle konuşan, belirsizliklerden uzak, uyuma yönelik politika ve uygulamaları içeren kapsamlı bir göç yönetimine ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz.</p>
<p dir="ltr">“ANKARA’DA OFİS AÇACAĞIZ”</p>
<p dir="ltr"><strong>İşbirliklerine açık bir yapılanmanız olduğunu söyleyebilir misiniz?</strong></p>
<p dir="ltr">Hayata Destek Derneği olarak bizim çalışma pratiğimizde işbirlikleri bir öncelik olarak şekilleniyor. Çünkü etkin bir sivil toplumun ancak iş bölümü ve bilgi paylaşımının verimli şekilde yapılabildiği bir ortamda işleyebileceğine inanıyoruz. Elbette bu işbirliğinin bir sacayağı var: sivil toplum, kamu ve özel sektör. Tüm çalışmalarımızda ilgili kurumlarla kurduğumuz işbirliği ve ortaklıklar daha fazla hayata, daha etkili biçimde destek olabilmemizi sağlıyor.</p>
<p dir="ltr">Hayata Destek, yerelliğinden güç alan, saha deneyimi yüksek bir insani yardım kuruluşu. Bu deneyimi artırmak ve paylaşmak da ancak yerel ve ulusal ölçekte ilgili kurumlarla dirsek teması içindeyken mümkün. Tam da bu nedenle çalışma sahalarımızın haricinde Ankara’da bir ofis açarak, yeni dönemde burada koordinasyon çalışmalarını yerinden yürütmeye başlayacağız.</p>
<p dir="ltr">“BU KRİZE HERKES HAZIRLIKSIZ YAKALANDI”</p>
<p dir="ltr"><strong>Genel anlamda sivil toplumun &#8220;Bir arada Yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr">Daha önce de belirttiğim gibi bizim kurum olarak mottomuz “birlikte bir gelecek.” Bu ideale erişmek için önce bir arada yaşamayı başarmak gerekiyor elbette. Dezavantajlı kesimlerin yer aldığı toplumsal yapılarda bir arada yaşam kültürünün güçlenebilmesi ihtiyaç duyulanlar aslında oldukça belli; fırsat eşitliği içinde temel hak ve hizmetlere erişimin mümkün olduğu, kişilerin kendi ayakları üzerinde onurlu bir yaşam kurabilmelerine destek mekanizmalarının işlediği bir çerçevenin oluşturulması. Bu krize sivil toplumun ve aslında ulusal ya da uluslararası tüm ilgili paydaşların hazırlıksız yakalandığını önce kabul edelim. Ancak hak temelli belirlenen ihtiyaçlara cevap verebilmek için bir destek kuvvet olarak sivil toplum bu gibi süreçlerde etkin rol oynar, Türkiye’de de resim farklı değil. Temas içinde olduğumuz tüm sivil toplum paydaşlarımızın gündeminde uyuma katkı sağlayacak proje ve etkinliklerin yer alması da tam olarak bu motivasyonun göstergesi. Ancak gidilecek daha çok yolumuz var.</p>
<p dir="ltr"><strong>Konu, sizce STK&#8217;larla çözülebilir mi yoksa STK&#8217;ların devletleri de harekete geçirmesi mi gerekir? Mülteciler günümüzde bir devlet politikasına da işaret ettiğini görüyoruz.</strong></p>
<p dir="ltr">Bir insani yardım kuruluşu olarak Hayata Destek, insani krizlere müdahalede hak temelli ihtiyaç belirlemeyi ve insani yardım ilkeleri çerçevesinde krize cevap vermeyi bir çalışma pratiği olarak sahipleniyor. Bugünün ihtiyacı olarak önümüze çıkan uzun erimli iyileştirme faaliyetlerine ağırlık vermek. Tabi yürütülen faaliyetlerin kalıcı çözümlere katkı sağlayabilmesi için yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilgili tüm kurumların kendi yükümlülük alanlarında benzer şekilde ihtiyaç analizleri çerçevesinde hareket etmesi gerekiyor. Öncelikle sosyal uyum odaklı, kapsayıcı ve dinamik bir göç yönetim politikasına ihtiyacımız var. Örneğin geçici bir çözüm olarak görülmesi gereken mülteci kamplarının kapatılması yönünde alınan karar önemli bir adım. Uzun erimli planlama ihtiyacına öncelik verildiğinin bir göstergesi.</p>
<p dir="ltr">İyileştirmeler yapılıyor ancak resmin değişebilmesi için hala hayati bir ihtiyaç olarak servis sağlayıcılarının kapasitelerinin artırılması gerekiyor. Toplumsal alanda ise ayrımcı söylemle önce kendi dilimizden başlayarak mücadele etmemiz ve birlikte bir yaşam dilini kurmamız gerekiyor. Medya ve kanaat önderlerine bu noktada büyük görev düşüyor. Bir diğer hayati önemdeki konu da çocuklar. Geleceği inşa edecek bireyler olarak çocukların güçlendirilmesi ve eğitime erişimi tüm ilgili paydaşların önceliği olmalı.</p>
<p dir="ltr"><strong>Siz de Meydan toplantısına katılacak isimlerdensiniz. Ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr">Meydan buluşmasında, yukarıda bahsettiğimiz sorun alanları ve çözüm önerileri ışığında “birlikte bir gelecek” için yaptıklarımızı ve yapmayı planladıklarımızı, mevcut sosyal, politik ve ekonomik koşullar içinde değerlendirebilmeyi diliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/meydan-soylesileri-ayrimci-dille-mucadele-etmemiz-sart/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Ayrımcı Dille Mücadele Etmemiz Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: &#8220;Sahada Bulunan Aktörler Güçlendirilmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/31/meydan-soylesileri-sahada-bulunan-aktorler-guclendirilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 09:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Özlem Ekşi]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla yeni bir diyalog ve müzakere modelini hayata geçirmek üzere konuşmak için Yaşama Dair Vakıf ve Sivil Sayfalar’ın düzenleyeceği  Meydan Buluşmaları'nın ikincisi, 13 Kasım’da mülteciler ve bir arada yaşamı konuşmak için Ankara’da yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/31/meydan-soylesileri-sahada-bulunan-aktorler-guclendirilmeli/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Sahada Bulunan Aktörler Güçlendirilmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Göç ve mültecilik alanında hem kamuda hem de sivil toplumda çalışan, Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından insan hakları aktivisti Ayşe Özlem Ekşi ile gündem önerilerini konuştuk. Ekşi, “Saha tecrübesinin artırılması, bu doğrultuda kamu kurumları ile işbirliğinin daha fazla geliştirilmesi gerektiğini” söylüyor.</p>
<p dir="ltr">Türkiye’nin meseleleri  üzerine konuşmak ve müzakere etmek için STK Temsilcileri, konu hakkında çalışan akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Meydan Buluşmaları serisinin ikinci etkinliğinde “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” sorusuna yanıt aranıyor.</p>
<p dir="ltr">Katılımcı kuruluşların birbiriyle tanışmalarına da destek olan bu buluşma serisi, bir arada yaşam tahayyüllerini konuşmak için bir alan açıyor. Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından insan hakları aktivisti Ayşe Özlem Ekşi ile buluşmadan hemen önce,  gündemlerini konuştuk.</p>
<p dir="ltr"><strong>Yerel yönetimler ve göç alanında çalışıyorsunuz. Göçmenlere hizmet veren merkezler kuruyorsunuz. Bu alanda çalışmak nasıl bir tecrübe idi, biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p dir="ltr">Yerel yönetimlerin göç yönetiminde, bilhassa uyum-entegrasyon politikalarının geliştirilmesinde oldukça önemli bir rolü olduğu Dünya&#8217;daki tecrübeye bakılarak biliniyor, kabul ediliyor bir süredir;  Türkiye&#8217;nin henüz çok yeni ve kısa tecrübesi de bunu doğrular nitelikteydi. Saha tecrübesi ve hakimiyeti, yerel toplum ve sığınmacı toplumla sürekli temas halinde olması, uyum-entegrasyon çalışmalarındaki etkinlik potansiyeli ile göç yönetimi açısından kilit bir noktada bulunuyor yerel yönetimler. Bu potansiyeli fark ederek, yerel yönetimlerin göç yönetimindeki rolünü belirlemek ve daha etkin kılmak amacıyla, yerel yönetimler bünyesinde yürütülen çalışmalara iyi bir örnek olması için oluşturduk bu merkezleri. Bu merkezlerde uzman personel tarafından sunulan  danışma, bilgilendirme ve yönlendirme hizmetleri kapsamında, sığınmacıların başvuru ve talepleri değerlendirilerek ihtiyaç analizi yapılıyor. Bu analiz sonuçlarıyla, kamu kurum ve kuruluşları ve ilgili STK&#8217;larla işbirliği ve koordinasyon halinde sığınmacıların ihtiyaçlarının daha hızlı ve etkin bir şekilde giderilmesi sağlanmaya çalışılıyor. Sığınmacıların, kamu kurum ve kuruluşlarının ve STK&#8217;ların hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve hizmet sunumunu daha etkin ve verimli kılmak temel amaç bu hizmet sunumunda. Bu doğrultuda danışma-yönlendirme hizmetleri yanı sıra bilgilendirme, farkındalık artırmaya yönelik kurs, eğitim, tanıtım vb etkinlikler de organize ediliyor bu merkezlerde.</p>
<p dir="ltr"><strong>İşbirliklerine açık bir yapılanma olduğunu söyleyebilir misiniz yerel yönetimler bünyesinde kurulan bu merkezlerde?</strong></p>
<p dir="ltr">Elbette söyleyebiliriz. Merkezlerin temel mantığı yereldeki kamu kurum ve kuruluşları, STK&#8217;lar ve sığınmacı toplumun kendi içinden doğal temsilcilerle işbirliği halinde hizmetleri yürütmek. bunun için oluşturulan koordinasyon kurulunun aldığı kararlar doğrultusunda hizmetler planlanıyor ve  sunuluyor. Bu konudaki tecrübe de bunun çok etkin ve verimli sonuçlar doğurduğunu gösterdi.</p>
<p dir="ltr"><strong>Sivil Toplumun &#8220;bir arada yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr">Oldukça yoğun bir ilgi olduğu kesin bu alana sivil toplum tarafından, çok başarılı çalışmalar  yürütüldü bu süreçte. Ancak bir arada yaşam adına karşılıklı uyum-entegrasyon süreçlerinde etkinliklerinin artırılması için  altyapılarının güçlendirilmesi, saha tecrübesinin artırılması, bu doğrultuda kamu kurumları ile işbirliğinin daha fazla geliştirilmesi gerektiği de muhakkak.</p>
<p dir="ltr"><strong>Sizce STK&#8217;lar devlet politikalarını yönlendirmede yeterli etkiye ve etkinliğe sahip mi?</strong></p>
<p dir="ltr">Son on küsur yıldır STK&#8217;ların kamu  politikalarına katılımlarının nispeten arttığını, daha etkinleştiklerini gördük. Daha geniş yelpazede katılımın sağlanması, sivil toplumun tecrübesinin daha fazla dikkate alınması gerektiği de bu süreçte sürekli vurgulandı.  Son birkaç yıldır ise içinden geçtiğimiz sosyopolitik süreçte, kamu politikalarının daha merkeziyetçi bir çizgide ilerlediği bu süreçte kamu-STK işbirliğinin zayıfladığı da bir gerçek. Bu süreçte STK&#8217;ların etkisinin azaldığı, etkinliklerinin yetersiz kaldığı görülüyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>Ne yapılırsa elimizdeki fotoğraf değişir?</strong></p>
<p dir="ltr">Her şeyden önce sığınmacı nüfusun büyük çoğunluğunun kalıcı olabileceklerini hesaba katan, öngörülü ve uzun vadeli politikalar üretilmesi için güçlü bir inisiyatif oluşturulması için ısrarla çabalamak gerekiyor. STK&#8217;lar, siyasetçiler ve  kamu kurumlarında etkin konumda bulunan, konunun hassasiyetinin ve öneminin farkında olan bürokratların, sığınmacı toplumdan temsilcileri de dahil ederek, uzlaşmacı ve çözüm odaklı bir perspektifle daha fazla görüş alışverişi yapmaları ve işbirliğini geliştirmeleri gerekiyor.</p>
<p dir="ltr">Her bir aktörün bu süreçte rolünün netleştirilmesi ve işin bir ucundan tutmak üzere kendi alanına yoğunlaşması, uzmanlaşması; bütün bunlarınsa etkili bir işbirliği ve koordinasyon halinde gerçekleştirilmesi durumunda tablonun çok daha umut vaat edeceği kesin.</p>
<p dir="ltr"><strong>Siz de <a href="http://meydanda.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://meydanda.org/&amp;source=gmail&amp;ust=1540538530932000&amp;usg=AFQjCNElaL26V4rc9TiwokQZycx5ibBvpQ">Meydan</a> toplantısına katılacak isimlerdensiniz. Ön plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr">Evet katılıyorum. Sahada bulunan aktörlerin daha etkin olabilmesi için rollerinin iyice netleştirilmesi, altyapılarının desteklenmesi, karşılıklı işbirliğinin geliştirilmesi noktasında yapılabilecekler; bu konudaki sorunlar ve eksikler, neler yapılabileceği; yerel yönetimlerin bu konudaki rolü gibi konulardan daha çok bahsetmeyi planlıyorum. Tüm katılımcılar tarafından tespit edilecek olan genel sorunlara yönelik yerel yönetimlerde kurulan merkezlerde edindiğimiz saha tecrübesini yansıtan, sahadan sağlanabilecek desteğin çerçevesini çizen bir takım önerilerde bulunabilirim muhtemelen.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/31/meydan-soylesileri-sahada-bulunan-aktorler-guclendirilmeli/">Meydan Söyleşileri: &#8220;Sahada Bulunan Aktörler Güçlendirilmeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: “Mahallede Bir Yerimiz Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/21/meydan-soylesileri-mahallede-bir-yerimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jul 2018 09:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[sulukule gönüllüleri derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin meseleleri üzerine konuşmak, dinlemek, müzakere etmek ve biriktirmek için bir araya geleceğimiz Meydan buluşmaları serisinin ilk etkinliğinde “Hepimize Ait Şehirler” konuşuldu. Meydan Buluşmaları’na katılan STK’lardan Sulukule Gönüllüleri Derneği temsilcileriyle; çalışmalarını ve sivil toplumla ilişkilerini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/21/meydan-soylesileri-mahallede-bir-yerimiz-var/">Meydan Söyleşileri: “Mahallede Bir Yerimiz Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dernek olarak hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sulukule Gönüllüleri Derneği risk altındaki, dezavantajlı, ayrımcılığa maruz kalmış bireylerle çalışmaktadır. Çocukların okul terkini önlemek amacıyla Karagümrük’te faaliyet gösteren bir dernek. Çocuklarla çalışmaktayız, bunun yanında okullarla, çocuğu etkileyen aktörlerle; yani öğretmenler, aile ve mahalledekilerle… Bunun için bölgedeki üç okulda, çocukların okulla bağlarını güçlendirecek atölyeler yapıyoruz. Kadınlarla okuma yazma atölyesi düzenliyoruz. Derneğin kuruluşundan beri atölyelerimize katılmış, artık lise öğrencisi olan gençlerin derslerine destek oluyoruz, İngilizce ve edebiyat atölyeleri gerçekleştiriyoruz.</span></p>
<p><b>SGD denilince akla sivil toplum çevrelerinde neler gelir? Ne yapar diye bilinir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda görünürlüğümüz ve bilinirliğimiz arttı diyebiliriz. Okul terkiyle ile ilgili akla ilk gelen kurumlardan birisiyiz. O konuda bir işbirliği olacağı zaman kurumlardan ya da eşten dosttan tavsiye olarak bizi arıyorlar. Son iki ya da üç yıldır böyle. Başlarda Sulukule Gönüllüleri Derneği denildiğinde yıkım, kentsel dönüşüm, Roman çocuklar akla geliyordu. Çalışma biçimimizin değişmesi, mahallede bilinirliğimizin artması ve çocuk grubunun çeşitlenmesiyle çocuk hakları alanında, okul terkini önlemeye yönelik çalışan bir kurum olarak biliniyoruz.</span></p>
<p><b>Bir STK nasıl savunuculuk yapar sizce?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu politikalarını etkilemeye çalışmak, ayrımcılığa maruz kalmış grupların haklarını savunmak ve politikaları bu grupların lehine çevirmek için faaliyette bulunmak savunuculuktur diyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi konumuzdan konuşacak olursak, okul terkini önlemek için çalışıyoruz. Bunun için geliştirdiğimiz yöntemlerimiz var. Çalışmalarımız model haline gelsin istiyoruz. Bu modelin okul sisteminin içine dahil edilmesi için yürütülecek çalışmalara savunuculuk diyebiliriz. </span></p>
<p><b>Dernek ve şehir kavramı arasında bir ilişki var mı? Varsa nasıl bir ilişki var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehirden nasıl kopabiliriz ki? Belki şehri tanımlamamız gerekiyor burada. Şehirden benim anladığım, yani benim sevdiğim şehir, insani ölçütleri olan, yürünebilir, yürüyerek bir yerden bir yere ulaşabildiğin yerler. Dernek olarak hedef kitlemize ulaşılabilir bir noktadayız. Mahallede bir yerimiz var. Bu şehirde bir yerimiz var anlamına da gelebilir ama mahallede tutuyorum bunu, genelleştirmiyorum. Burada hâlâ mahalle yaşantısı var ve biz de onun bir parçasıyız. Esnafla ilişkimiz var. Bizi bu bölgenin bir parçası olarak görüyorlar. Kendi yaşadığı yerde çocuklar ilgili bir sorun olursa esnaf da buraya yönlendiriyor. O anlamda şehrin bir parçasıyız. </span></p>
<p><b>Hedef gruplarınızın şehirle ilgili en önemli sorunları nedir size göre?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En temel sorunlardan biri yeşil alanın olmaması. Parklar, bölgede yaşayan herkese hitap edecek bir buluşma noktasıdır. Bu konuda standartların çok altındayız. Buradaki parklar betondan oluşan, üzerinde bir iki salıncağın olduğu mekânlar. Okul da aslında çocuklar için kendini ifade edebilecekleri bir alanı oluşturmuyor. Birkaç okulda spor salonu var ancak spor salonlarını kullanamıyorlar. Bahçeler betondan oluşuyor. Çocuğun daha farklı ihtiyaçları var ancak ihtiyaçları gözetilmiyor.</span></p>
<p><b>SGD ilgilendiği sorun alanlarını düşününce dernek nasıl bir şehir ister?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha yavaş, daha az araçlı bir şehir. Çocuk dostu bir şehir. Katılım, her politikada çok önemli. Bütün aktörlerin dahil olduğu, kendi yaşayacakları yer hakkında söz sahibi olduğu bir şehir. Bunun da kağıt üstünde kalmaması. Burada yaşayan her bireyin ihtiyacını söylediği ve bunun olabildiğince karşılandığı bir şehir. Çocukların ihtiyaçlarının çok ciddi şekilde ele alınması gerekiyor. Yeşil olsun, oyun oynayalım, korkmayalım… Çocukların sokağa çıkması engelleniyor zaman zaman. Güvenli bir şehirde yaşama ihtiyacı önemli.</span></p>
<p><b>Dernek olarak hangi STKlarla iş birliği yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bize benzeyen, bizim hedef kitlemizle çalışan STK&#8217;larla işbirliği yapmayı her zaman önemsiyoruz. Bu bizim çalışma prensiplerimizden birisi. Birbirimizden öğrenmek. Tarlabaşı Toplum Merkezi var. Bizimle ortak çalışıyor. Çok ortak yanımız var. En azından arar sorarız birbirimizi. Travma Çalışmaları Derneği var. Yeni kurulmuş bir dernek. Dördüncü yılına giriyor herhalde. Psiko-sosyal alanda danışabileceğimiz psikologların, psikiyatristlerin bulunduğu bir dernek. Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi, STK olarak sayılmasa da kurumsal olarak çok destekleyen bir kurum. Spor ve Beden Hareketini Güçlendirme Derneği olabilir. Onlarla bir ilköğretim okulundaki beden hareketi atölyelerini birlikte düzenliyoruz. İçeriklerini onlar yazıyorlar, uygulamayı biz yapıyoruz. TOG var. Üniversite öğrencisi genç gönüllüler faaliyetlerimize destek oluyor. STK değil ama Fatih İlçe Müdürlüğü ile yakın bir temasımız var. Oyunla öğrenme metoduna geçtiğimizde YÖRET’ten eğitimler aldık. Oyunların çocukların bilişsel seviyesinde neye etki ettiğini biraz oradaki eğitmenlerden öğrendik. O sürece geçmemize yardımcı oldular. Ağların içindeyiz. Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek İçin Ortaklık Ağı örneğin. Kuluçka&#8217;dan bahsediyorsak STGM&#8217;den de bahsetmemiz lazım. Kimi eğitimlerine katılıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KUSİF&#8217;in sosyal etki değerlendirme eğitimine katıldık. Orada YADA&#8217;dan danışmanlar oldu. SOYAÇ var. Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar Merkezi Maltepe Üniversitesinde kurulmuş. Oradaki bu birimi kuran hocalar da kimi zaman bizim gönüllü eğitimlerimize destek veriyorlar. </span></p>
<p><b>Kimlerle ilişki kurmazsınız diye sorsak…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tanımadığımız kurumlarla iletişime geçmekte sıkıntımız var. O yüzden küçük bir çeperde kalmış olabiliriz. Siyasi bağı olan kurumlar, belli bir dünya görüşü olan kurumlarla yan yana gelmemeye çalışıyoruz. Zaten onlar da bizi arayıp bulmazlar. </span></p>
<p><b>Sizce bir arada yaşamı zorlaştıran şeyler neler? Nasıl aşılır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önyargı. Bence birbirine önyargısı olan grupların karşılaşmalarını sağlamak gerekiyor. Aslında bunu bir anda cevaplamak ve çözüm üretmek zor. Ortak noktalara odaklanmakta arayabiliriz çözümü. Farklılıklarımızı biliyoruz ama ortaklaştığımı konular ne olabilir? Hepimizi ilgilendiren konular olabilir. Bunlar mesela o şehirdeki yaşantımız, yolun buradan geçmesi beni de buradaki amcayı da etkiliyor. Bunlara odaklansak belki engelleri aşabiliriz diye düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanıt faaliyetimizde gizli bir yandan da. Biz 2009&#8217;da Akşamsettin İlkokulunda o zamanlar gönüllü olarak çalışmaya başladığımızda çok ciddi bir ayrımcılık vardı. ‘Çingene ile benim çocuğum aynı sınıfta olmasın’ diyen aileler, ‘bunlardan adam olmaz’ diyen çok sayıda öğretmen vardı. Okul yöneticileri bu geleneği sürdürüyorlardı. Toplumda zaten böyle bir önyargı var. Yöneticiler ‘Sen okula gelme, ben senin diplomanı vereyim’ diyordu. Böyle bir ortamdı ve bunun bizim yaptığımız faaliyetle değiştiğini gördük. Bir arada tutmak anahtar. Kim olduğunu bilmiyorsun. O kişi hakkında olumsuz fikirlerin var. Fakat bir araya geldiğinde, birlikte bir şeyler yapmaya başladığında o fikirler kalıyor. Bak bu kötü bir şeydir, ayrımcılıktır bunun adı demedik hiçbir zaman çocuklara. Öğretmenlere de velilere de yöneticilere de. Ama bir arada durunca &#8220;Ya, o çocuk da benim çocuğum gibiymiş&#8221; diye düşünmeye başlıyor veli. Bir sene sonra yiyecek bursuna para veriyor. Ama bir sene önce ‘Benim çocuğumla olmasın o çingene’ diyordu. Ayrımcılık biraz böyle bir şey. Bir arada tutmanız ve iletişim kurmalarını sağlamanız gerekiyor. Bizim bütün atölye sistemimiz biraz da bunun üzerine kurulu. Zamanla oturdu tabii ki. Kimi eğitimlerle kafamızda oturdu. Bunu yapınca şöyle oluyor diye. O yüzden ilk önce duygu paylaşımı geliyor. Birbirimizi tanıyoruz bir iki atölye. Üçüncü dördüncü atölyede güven bağı kuruluyor atölyeyi yürüten kişi ve çocuklar arasında. Sonra başkalarının duygularını tanımaya başlıyor. Ön yargı orada kırılmaya başlıyor. Sonra kapsayıcılık geliyor. Birlikte davranmasını sağlarsan çocuk otomatik olarak onları desteklemeye başlıyor. Böyle olması lazım. İletişimi güçlendirirsen, eğer o kişiyi tanırsa önyargıları da kırılmaya başlar. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/21/meydan-soylesileri-mahallede-bir-yerimiz-var/">Meydan Söyleşileri: “Mahallede Bir Yerimiz Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
