<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Manisa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/manisa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/manisa/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 10:52:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Manisa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/manisa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 08:09:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze Varol]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Akdeniz Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[THH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kömürlü termik santrallerde filtre sistemleri için gerekli yatırımların ertelenmesini içeren 50. maddenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edilmesi beklenmeyen bir karardı ve yankıları büyük oldu. Konunun detaylarını Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı ve Türk Tabipler Birliği Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol ile görüştük. Atlı, insanın havasız yalnızca altı dakika yaşadığını hatırlatarak, temiz havanın önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Temiz hava soluma hakkını korumak için çevre ve sağlık alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek kurduğu Temiz Hava Hakkı Platformu (THH) 2015 yılından beri çalışmalar yürütüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46089 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/buket-atl%C4%B1-640x945.jpg" alt="" width="240" height="354" />Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, &#8220;İnsan açlığa altı hafta, susuzluğa altı gün dayanabilirken; havasız ancak altı dakika yaşayabilir&#8221; diyerek, temiz havanın önemine vurgu yaparak başlıyor sözlerine. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Platform olarak kapasitemizi daha ziyade yeni kömürlü santrallerin engellenmesi konusunda odaklayarak çalışıyoruz. Fakat 2013 yılından beri özelleştirilen ve çalışmakta olan kömürlü termik santrallere verilecek teşviklerin tekrar uzatılması söz konusu olunca, yeni santraller için de cezbedici olacağından bu konuyu da  takip etmeye başladık&#8221; diyor. </span></p>
<p><b>2013&#8217;ten Bugüne 50. Maddeye Giden Yolun Detayları</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, termik santrallere baca filtresi takmaları için verilen süreleri ve sonrasındaki gelişmeleri detaylarıyla, madde madde anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;30 yaşın üstünde olan ve özelleştirilen kömürlü termik santraller, 2013 yılından bu yana; baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre ve halk sağlığının korunması için gerekli yatırımları yapmamaktadır. Türkiye’nin en kirli en az 15 termik santralinin havayı kirletmemesi için yapmaları gereken yatırımlar için şirketlere daha önce defalarca süre tanındı. 2013’ten bu yana 6 yıllık süre içinde; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2014 yılında, Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 56. Maddesi olan ‘sağlıklı çevrede yaşama hakkı’ uyarınca, bu santrallerin kirlilik saçmasını anayasaya aykırı buldu ve 2021 yılına kadar verilen izni iptal etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2015 yılında yapılan yeni yasal düzenleme bu santrallere son olarak 31 Aralık 2019 sonuna kadar süre tanındı. Anayasa Mahkemesi 2017 tarihli kararında, bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmalarını zorunlu tuttu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 Şubat ayında, Maden Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Hakkında Kanun Teklifi’ne, Madde 45 adı ile bilinen düzenleme geldi ve kamuoyunun tepkisi sonucu; 14 Şubat 2019 tarihli meclis genel kurulunda, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin ortak kararı ile düzenleme geri çekildi. Tüm siyasi partilerin temsilcileri, ‘bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmaları gerektiğini’ savundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-1 Kasım 2019’da yapılan plan bütçe komisyonunda alınan kararla, Madde 50 adıyla yeni bir Torba Yasa maddesi kirli santrallere verilen ayrıcalıkları Haziran 2022 sonuna kadar 2,5 yıl uzatmak üzere 4. Kez çevre yatırımlarından muafiyet önerisini Meclis’e taşıdı. 21 Kasım 2019 tarihli TBMM Genel Kurulunda Madde 50; mecliste 217’ye karşı 36 oyla kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada Atlı, beklenmedik bir şekilde gelen vetoya getiriyor sözü: &#8220;Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan termik santrallerin çevre muafiyetini 2,5 yıl daha uzatan maddeyi &#8220;Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir” diyerek veto etti ve tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderdi. Madde 50 çıkarılarak Torba Yasa tekrar kabul edildi.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Toplanan 100 Bin İmza Etkili Oldu&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46090 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/termiksantral.jpg" alt="" width="320" height="213" />Platform tüm bu süreçlerde bir kamuoyu yaratmak için çalışmalarını sürdürdü. Bir yıla yakın süredir sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile toplanan 100 bin imza; bütün partilerden milletvekilleri ile özellikle santrallerin olduğu Çanakkale, Kahramanmaraş, Muğla, Manisa, Zonguldak, Sivas ve Kütahya gibi illerimizde yaşayan vatandaşların ziyaret, telefon ve sosyal medyadan irtibata geçerek temiz hava solumak istiyoruz demeleri ve maruz kaldıkları havanın fotoğraflarını göstermeleri oldukça etkili oldu tabii. Hem yerel, hem ulusal hem de uluslararası olarak çalışan sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların temiz hava soluma talebinin tüm karar vericiler tarafından duyulduğunu görmüş olduk böylece.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madde 50’nin veto edilmesinin ardından; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aralık ayında santrallerin denetlenerek eksiklerinin tespit edileceği ve 1 Ocak 2020 itibariyle de çevre mevzuatına uymayanlara kapatmaya varan cezaların uygulanacağını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Atlı, bundan sonraki sürecin takibini yapabilmek için ellerinde yeterli veri bulunmadığını söylüyor: &#8220;Sivil toplum kuruluşları olarak daha önce santrallerin çevre mevzuatına uymak için yapmaları gereken baca gazı filtreleri veya kül barajı gibi yatırımlarda ne durumlarda oldukları ile ilgili yaptığımız bilgi edinme başvurularına şirketlere sormamız gerektiği şeklinde bir cevap geldi. Bu sebeple elimizde bu sürecin takibini yapacak yeterli veri bulunmuyor. Bakanlık tarafından yapılacak olan denetlemelerin sonuçlarının şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz ve kesilen cezaların da takibini yapmaya devam edeceğiz.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Firmalara Çevreyi Kirletme Özgürlüğü Tanındı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vetonun, yeni açılacak termik santralleri nasıl etkileyeceği, bundan sonrasında bir emsal olup olmayacağını sorduğumuz Atlı, yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlendiğini ifade ediyor: &#8220;Hava kirliliği yaratan tesislerin kurulması ve işletilmesine yönelik kriterleri ve yetkili mercilerden alınması gereken izinleri belirleyen Sanayi Kaynaklı Hava Kirliğinin Kontrolu Yönetmeliği (SKHKKY)’dir. TMMOB Makina Mühendisi, MMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Orhan Aytaç tarafından yazılan bir makalede, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) uygulanan yönetmelikleri karşılaştırmaktadır. Yeni yapılacak ve mevcut olan sanayi tesisleri için farklı limitler belirlenmiştir. Aytaç’ın da belirttiği gibi Türkiye’de, özelleştirmeler nedeniyle yapılan yasal düzenlemelere ilişkin işlemlerin uzunca bir zamana yayılması ve ardından çevre mevzuatına uyum için süre tanınması; kamu elindeki veya özelleştirilmiş santrallerde 31.12.2019 tarihine kadar çevre koruyucu önlemler alınmadan, hatta var olan çevre koruyucu tesisleri (ESF, BGKA vb) bile çalıştırılmadan üretim yapılmasının önünü açmıştır. Bir diğer ifade ile santralleri devralan firmalara uzunca bir süre için “çevreyi kirletme” özgürlüğü tanımıştır.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Dünya Fosil Yakıtlardan Enerji Üretmeyi Terk Etmeli&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, filtrelerin hiçbirisi tamamıyla çıkan gazları ve kirliliği tutmamakta ve sera gazı salımını engellemediğinin altını çiziyor ve &#8220;hiçbir şekilde temiz kömür teknolojisi olması mümkün değildir, iklim krizinin de tüm dünya için oluşturduğu tehdidin boyutu düşünülürse artık fosil yakıtlardan elektrik üretmek terk edilmesi gereken bir teknolojidir&#8221; diyor. Atlı, vetonun olumlu bir karar olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu santrallerin kapatılması ve adil bir şekilde başka enerji ve istihdam kaynaklarının yaratılması planlarının  da başlamasını umduklarını söylüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı&#8217;nın aktardığı verilere göre Türkiye&#8217;deki termik santral dışındaki diğer hava kirleticilerde de durum iç açıcı değil: &#8220;Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurduğu istasyonlarda yapılan hava kirliliği ölçümleri <a href="http://www.havaizleme.gov.tr" target="_blank" rel="noopener">web sitesi</a> </span><span style="font-weight: 400;">üzerinden ve Türkiye dahil tüm dünyadaki ölçümleri ise <a href="http://aqicn.org/">buradaki</a> </span><span style="font-weight: 400;">sitesinden anlık olarak takip edilebilirsiniz. Ülkemizde diğer kirleticiler olan PM10 ve SO2 için yasal mevzuat ile belirlenen sınır değerler Avrupa Birliği ile uyumlanmış olsa da sağlık açısından DSÖ’nün önerdiği kılavuz değerlerin üzerindedir. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Kara Rapor’daki resmi ölçüm verileri kullanılarak yapılan analizler, Türkiye’de 2018 yılında yeterli ölçüm yapılan 163 istasyonun yüzde 96,3’ünde yıllık PM10 ortalamasının DSÖ limitlerinin üzerinde kirli olduğunu gösteriyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, &#8220;Aynı rapora göre Türkiye’de hava kirliliği 2017 yılında DSÖ’nün önerdiği seviyelere indirilseydi 30 yaş üzerinde yaklaşık 52.000 kişinin hayatını kaybetmesi yani trafik kazalarının 7 katı kadar ölüm önlenebilirdi&#8221; diyerek durumun vehametini ortaya koyuyor.  </span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Bir Halk Sağlığı Sorunudur&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46091 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/gamze-varol-640x427.jpg" alt="" width="320" height="213" />Tasarı meclisten geçtiğinde Türk Tabipler Birliği, “Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı. Türk Tabipler Birliği </span><span style="font-weight: 400;">Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gamze Varol, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bizler yemin etmiş bir mesleğin üyeleri ve bu üyelerin temsilcisi bir meslek örgütü olarak bilimsel kanıtlar ışığında yaşamı savunmuş, yeminiyle ters düşen, hekimlik meslek etiği kurallarına uymayan, iyi hekimlik uygulamalarından uzaklaşarak her ortamda sağlığı, sağlık hakkını savunması gerekirken Meclis’te bu maddeye onay veren hekim milletvekillerinin onur kurullarında değerlendirilmeleri konusunda tabip odalarını göreve çağırmıştık. Bu noktada tabip odalarından destek yanıtları ve olumlu mesajlar geldi. Biz de TTB Merkez Konseyi olarak odalarımızın girişimlerini destekliyoruz&#8221; diyerek anlatıyor bu süreci. </span></p>
<p><b>&#8220;Türkiye&#8217;de Hava Kirliliği Sorunu Vahim Noktada&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol&#8217;a göre hava kirliliği tüm dünyada önemli bir sorun ancak Türkiye’de durum sorun olmasının ötesinde vahim bir aşamada: &#8220;Dünya Sağlık Örgütü sınır değerleri göz önüne alındığında ülke nüfusunun %96’sı kirli hava solumaktadır. Kaldı ki ülkemizin kendi hava kalitesi indeks değerlerine göre bile havası kirlidir. 2018 yılında hava kalitesi en kötü olan ilimiz, Afşin &#8211; Elbistan ilçesinde işletmede olan 2 tane kömürlü termik santrali ve yeni santral planları ile gündeme gelen Kahramanmaraş’tır. Son 3 yıldır 16 ilde -Afyon, Ankara, Burdur, Bursa, Çorum, Denizli, Erzincan, Mersin, Kahramanmaraş, Manisa, Mardin, Muğla, Niğde, Osmaniye, Sakarya ve Sivas-  hava kalitesinde hiçbir iyileşme olmamakta ve ciddi hava kirliliği yaşanmaktadır.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hava kirliliğinin başlıca kaynaklarından birisi olan kömürlü termik santrallerin sağlık etkileri ile ilgili olarak Greenpeace Akdeniz Ofisi tarafından yapılmış olan çalışmanın verilerini aktaran Varol, &#8220;Filtresiz çalışan termik 10 santralin (Yatağan, Kemerköy, Yeniköy, Afşin A, Seyitömer, Tunçbilek, Kangal, Çatalağzı B. ve Soma A) sağlık etkileri hesaplandı. Hesaba göre; 10 tane kömürlü termik santral 2,5 yıl daha çevre mevzuatına uymak için gerekli baca gazı yatırımlarını yapmadığı sürece Haziran 2020’ye kadar “2 bin 860 erken ölüm, 1 milyon 50 kayıp iş günü, 7 milyon 390 hastalık izni, 3 bin 690 hastaneye yatış, 17 bin 400 çocuklarda bronşit, 2 bin 20 yetişkinlerde bronşit, 156 bin çocuklarda astım ve bronşit vakası” görülebilir&#8221; diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, vetonun santrallerin etkisini birden yok etmeyeceğini ya da anlamlı şekilde azaltmayacağını vurguluyor: &#8220;Madde 50 kapsamında en az 15 kömürlü termik santrale muafiyet verilmesinin talep edildiği düşünüldüğünde bu rakamların çok daha fazla olacağını kolaylıkla öngörebiliriz. Şu anki durumda ise filtrelerin yapılması için gereken girişimlerin başlatılma zorunluluğu gene erken ölümlerin olmayacağı veya santrallerden kaynaklı sera gazı salımı sebebiyle iklim değişikliğine sebep olmaya devam etmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla santraller gene halk sağlığını olumsuz yönde etkilemeye devam edecekler. Çünkü biraz önce bahsettiğim gibi havamız, suyumuz, toprağımız zaten kirli ve bu kirliliğin bir </span><span style="font-weight: 400;">neden olduğu bir hastalık yükü var. Temiz Hava Hakkı Platformunun 2019 yılında  çıkarttığı Kara Rapora göre Türkiye’de 2017 yılında meydana gelmiş olan 30 yaş üstü (kazalar/dışsal yaralanmalar haricindeki) toplam 399.025 ölüm içerisinde hava kirliliğine atfedilen ölüm sayısı, ortalama 51.574 olarak hesaplanmıştır. 2017 yılında hava kirliliği nedeniyle yaşanan ölümlerin yüzde olarak en fazla olduğu iller ise sırasıyla Iğdır, Kahramanmaraş ve Afyon olmuştur. </span><span style="font-weight: 400;">Özetle ülkemizin artık gram kirliliğe tahammülü yoktur.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;Hava Kirliliği Anne Karnındaki Bebeği Bile Etkilemektedir&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varol, hava kirliliğinin hızla mücadele edilmesi gereken bir halk sağlığı sorunu olduğunu söylüyor: &#8220;Termik santraller başta hava olmak üzere su ve toprağı zehirli maddeler ile kirletmektedir. Bu zehirli maddeler solunumla olduğu kadar, cilt ve/veya besin zinciri yoluyla yani yiyeceklerimizle vücudumuza girmektedir. Bu durum başta vücutta biriken ağır metaller aracılığıyla akut ya da kronik zehirlenmelere yol açmakta; solunum sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, beyin ve sinir sistemi hatta üreme sistemini etkileyerek ciddi hastalıklara yol açmaktadır. Anne karnındaki bebeği bile etkilemektedir. Bu kirleticilerin bir kısmının kanserojen maddeler olduğunu yani kansere yol açtığını da biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), 2013’de yapılan bilimsel çalışmalarda üretilen kanıtlarla dış ortam hava kirliliğinin akciğer kanserine yol açtığının ve mesane kanserine yakalanma riskini arttırdığını ortaya konulduğunu; bu nedenle hava kirliliğinin, kanser yapıcı etkenler Grup I (Kesin karsinojen) listesine alındığını duyurmuştur.&#8221; (Tablo-1)</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-46092 aligncenter" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-20-640x473.jpg" alt="" width="640" height="473" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gamze Varol son olarak, Türk Tabipler Birliği&#8217;nin</span><span style="font-weight: 400;"> gündem başlıklarını sıralıyor: &#8220;Kaz dağları, Altın madenciliği, depremlerde, sel ve olağan dışı durumlarda sağlık hizmetleri, savaş ve göç, Akkuyu Nükleer güç santralleri raporu, Hopa Raporu, Çernobil Raporu, Dilovası Raporu, Enerjide toplumsal maliyet ve yenilenebilir enerji kaynakları raporları, bu çalışma başlıkları ve ilgili raporlardan bazılarıdır. Son dönemlerde Kara Rapor başta olmak üzere Temiz Hava Hakkı Platformu kapsamında yayınlanan çok sayıda çalışmayı da burada saymak gereklidir. TTB son olarak 23-26 Ekim 2019 tarihleri arasında Tiflis/Gürcistan’da Dünya Tabipleri Birliği Genel Kurulu&#8217;nda “Gelecek Nesillerin Sağlıklı Çevrede Yaşam Haklarının Korunması ve iklim değişikliğini destekleyen politikaların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) insanlığa karşı suç kapsamına alınması” başlıklı politika önerisi sunmuştur. Politika önerisinde bağlayıcı yaptırım mekanizması olarak UCM&#8217;nin iklim değişikliğine neden olma suçunu insanlığa karşı suç olarak yargılaması talep edildi. Ayrıca Genel Kurul’da ortak bir kararla “İklim Krizi Acil Bildirgesi” ile hekimlere, çevre krizinin yaşamı tehdit eden etkilerini önleme konusunda baskı yapılması çağrısında bulunuldu. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgilere TTB’nin kurumsal web sitesinden de ulaşmak olanaklıdır.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/23/kirli-hava-trafik-kazalarindan-fazla-can-aliyor/">Kirli Hava Trafik Kazalarından Fazla Can Alıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Dec 2019 11:45:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[Erinç Yeldan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişme Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Piketty]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKONFED]]></category>
		<category><![CDATA[UDNP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UDNP) İnsani Gelişme Endeksi bulgularının küresel düzeyde bize ne gösterdiğini ve Türkiye’nin ilk kez "çok yüksek insani gelişme" kategorisine girmesinin nasıl mümkün olduğunu Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan ile konuştuk. Yeldan, Türkiye’nin orta gelir tuzağında tıkandığını ve eşitsizliğin rakamlara yansıdığından çok daha yüksek olduğunu söylüyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/">İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">(UNDP) tarafından 2018 yılı verileri temel olarak hazırlanan ve 9 Aralık 2019 tarihinde açıklanan 2019 İnsani Gelişme Raporu’na göre, yoksulların sayısının azalmasına karşın dünyada yeni nesil eşitsizlikler yükseliyor. İklim değişikliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve silahlı çatışmalar, eşitsizlikleri derinleştirme ve geri döndürülemez noktaya getirme potansiyeline sahip. İnsani Gelişme Raporu’na göre</span> <span style="font-weight: 400;">Türkiye,</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">0,806&#8217;lık değere ulaşarak, 189 ülke arasında 59&#8217;uncu sırada çok yüksek insani gelişme kategorisine yükseldi. Uzmanlar, bu yükselişe Türkiye’de yükselen yaşam beklentisi ile sağlık sektöründeki gelişmelerin etkisini işaret ettiler. </span></p>
<p><b>Yoksul Sayısı Azalırken Yükselen Eşitsizlikler  </b></p>
<p><b>UNDP İnsani Gelişme Endeksi Raporu’nun bize gösterdiği olumlu tek veri, küresel düzeyde yoksulların sayısının azalmış olması mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-45671 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/erin%C3%A7-yeldan-foto.jpg" alt="" width="254" height="199" />Küreselleşme dalgası kabaca 1975’ten 2008’e dek sürdü ve 2008 yılında sonra erdi. Küreselleşme sürecinden en ön önemli kazanç, mutlak anlamda yoksul sayısının azalması ve kişi başına gelir, sağlık hizmetlerine erişim, eğitim, temiz suya kavuşma gibi temel ihtiyaçlara ulaşmada ilerlemenin olması. Rapor bunu tespit ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel göstergeler ve mutlak anlamda yoksul sayısında 20. yüzyılın son çeyreğinde yoksul sayısında ve çeşitli sosyal ve ekonomik göstergelerde dünya ortalamasında bir ilerleme kaydedildi. Ancak, Thomas Piketty adlı ünlü ekonomistin,  gelir dağılımı adaletsizliğinin kaynağını ve eşitsizliğin önemini gösteren çalışmasından sonra, özellikle 2008 krizi sonrası, araştırmacılar ve Birleşmiş Milletler Kurumları, kurumları farkına vardı ki, söz konusu ilerlemeler ortalama göstergeler üzerinden tespit ediliyor. </span></p>
<p><strong>Bu Raporun Diğerlerinden Ayırt Edici Özelliği: Çok Büyük Sapmalar Olması</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmiş ülkelerde yüzde 1, hatta binde 1 en üst gelire sahip olan insanların yaşam tarzları ve yaşam kalitesi ile bunun altındaki yüzde 20, yüzde 10 veya 30 gibi çeşitli aralıklarda tespit edilen, genellikle dünya nüfusunun 1 milyar kişisini oluşturan en alttakileri arasında uçurum var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu uçurum, hem küresel ekonomide hem ülkelerde hatta şehirlerde var. Yani, bir yanda süper-hiper zenginler var: her anlamda çok zengin ve çok kaliteli yaşam tarzına yüksek insani gelişme  endeksine sahip bir grup var. Bunun yanında gettolaşma, yabancılaşma, sosyal anlamda dışlanma, ötekileştirme ve mutlak yoksulluğun çaresizliği içinde kıvranan geniş kitleler var. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bu sene ilk kez bize şunu gösterdi: eşitsizlikleri ortalamaların ötesinde, bugün ötesinde değerlendirmeliyiz.  </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama çok karaktersiz bir kavram. Rapor, “ortalamanın ötesine giderek, gelir eşitsizliğini bir kez daha hesaplamamız lazım” diyor.  Rapor’un katkıların bir diğeri eşitsizlik değil “eşitsizlikler” diyor. Çünkü çok fazla eşitsizlik konusu var: sağlık hizmetlerine erişimde, ulaşımda, kent hizmetlerinden yararlanmada, temiz suya ulaşmada, sanitasyon hizmetlerine erişimde vb. birçok eşitsizlik var. </span></p>
<p><b>Türkiye Patinaj Yapıyor; Eşitsizlikler Rakamlara Yansıyandan Yüksek</b></p>
<p><b>İnsani Gelişim Endeksi Türkiye özelinde bize ne gösteriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rapor, eşitsizlikleri tekrar hesaplarken, gelir eşitsizliğinde, sadece fert başına gelirdeki farklılıklar değil, cinsiyet ayrımına, cinsiyete bağlı eşitsizliği de erkeklerle karşılaştırarak bir gösterge olarak analize dahil etmiş. Bu açıdan Türkiye’ye bakarsak, 1990 yılından bu yana geleneksel yöntemle hesaplanan İnsani Gelişme Endeksine göre, Türkiye önemli mesafe kat etti. Geçen yıl yüksek gelişim düzeyli ülkeler arasında idi; bu sene çok yüksek gelişim düzeyli ülkeler grubuna 59. Sıradan girdi. Ancak gelir ve cinsiyet eşitsizliğini katarak ağırlıklandırdığımızda, Türkiye’de aslında yüzde 16 bir kötüleşme var ve sıralamada da 66. Sıraya geriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye bağlamında benim raporda yer alan bulgulara yönelik 2 önemli tespitim var: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 –insani gelişim Endeksinde 59. Sırada görünüyoruz ancak cinsiyet eşitsizliğini katınca performansımız aslında geriledi. Türkiye şu anda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelenin çok çok önemli bir gündem maddesi olduğunun anlaşılması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2-Endekse dahil olan göstergelerde 2015’ten bu yana durgunluk var: Ağırlıklandırılmış endekse baktığımızda, 2015 yılından beri yerinde sayan ekonomik sosyal göstergeler ve enflasyonla bozulan gelir dağılımıyla Türkiye ekonomisi durmuş bir ekonomi…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1990 yılından beri yapılan insani gelişim endeksinde en önemli mesafeyi, 2000’li yılların ortasına kadar kat etti. Bu da çoğunlukla, fert başına dövizin ucuzlamasına bağlı olarak,  sıcak para girişine ve dış borçlanmaya bağlı bir büyüme idi. Türkiye’nin özelikle 2002-2008 yılları arasında, büyüme rakamları şişirilmiş rakamlardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012’den itibaren artık dış borçlanmayla o kadar rahat kaynak elde edememeye başlayınca, dışarıdan sıcak para girişi yavaşlayınca ve üretkenlikte gerileme yaşayınca,  Türkiye artık bulunduğu yerde durgunluk göstermeye, patinaj yapmaya başladı</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani, endekse dâhil edilen tüm kıstasları dikkate aldığımızda, parametrelere giren tüm göstergelerde 2015 yılından beri Türkiye’de rakamlar hiç değişmedi. 2015’ten beri, İnsani Gelişim Endeksine dahil olan tüm göstergelerde Türkiye’de anlamlı bir gelişme yok. Yani, vasat ekonomiye takılıp kaldık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bulunduğu yerde çakılı kalmasına, patinaj yapmasına ekonomi literatüründe “orta gelir tuzağı” deniyor. Sonradan bu kavram çeşitlendirildi. TÜRKONFED, geçen ay “orta hukuk tuzağı” diye bu durumu tanımlayan bir rapor yayınladı. Rapor, orta adalet tuzağı noktasında Türkiye’nin kaldığını vurguladı. Orta gelir tuzağı kavramını genişletince, orta eğitim tuzağı gibi başka kavramları da dâhil edebiliyoruz. Türkiye’de 7.7 ortalama eğitim görünüyor ama bazı şehirlerde bu farklı, birçok ilde ilk okuldan terk olduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla Türkiye’nin İnsani Gelişmişlik Endeksinde 2 sorunu var: 1- Tıkanmış, durgunluk içindeyiz ve 2- eşitsizlik konusunda durumuz aslında rakamlara yansıdığından çok daha kötü bir sinyal veriyor. Endeks, önümüzde de çok önemli ödevler olduğunu gösteriyor. </span></p>
<p><b>Siyasi İrade Ve Yurttaş Bilinciyle Çoklu Eşitsizliklerle Mücadele</b></p>
<p><b>Raporda “eşitsizliğin azaltılması nihayetinde toplumsal siyasi bir seçimdir. Tarih, bağlam ve siyaset önemlidir” diyor. Siz, Cumhuriyet gazetesindeki yazınızda, Rapor’un “eşitsizliklerin kişilerin yaşamları boyunca biriktirilmekte olduğunu; sınıflar arasındaki geçişkenliklerin artık imkânsızlaştığını” vurguladığını söylüyorsunuz. Türkiye özelinde umutsuz bir tablo mu çıkarıyor karşımıza? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de orta sınıfların üst gelir gruplarına yükselebilecekleri en önemli olanak eğitim olanağı idi çünkü eğitim kamu hizmetinde idi. Şimdi eğitim giderek ötekileştirildi: bir yandan çok üst düzeyde elit bir eğitim düzeni var; bir yandan da İslamlaştırılmıs, ezber müfredatına dayalı, geleneksel standart bir eğitim düzenimiz var. Oysa, dünyadaki değişimler, dijital ekonomi, inovasyon esnek ve bilgiyi üretebilen, analiz edebilen, esnek becerilere sahip, teknoloji nimetlerini kullanabilen bir elit bir teknisyen grubuna ihtiyaç duyuyor. Sıradan, rutin işlerde, tarım sektöründe toplayıcılık gibi, çoğunlukla kadın emeğini gerektiren işler artık teknolojiye ve robotlara terk ediliyor. Geleneksel iş kollarının işçiye ihtiyaç duymamaya başlaması, yapısal işsizliklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Türkiye’de geleneksel eğitim alan, iyi eğitim almayan bu kitlenin teknolojik becerilere sahip olmayan bu kitlenin, bu becerileri kazanmasının imkânsızlaştığı bir dünyaya evriliyoruz. Eğitim, giderek orta sınıfların kendilerini yeniden üretebilecekleri bir olanak olmaktan çıkıyor. Büyük fırsat eşitsizlikleri İstanbul içinde de var, Türkiye genelinde de var, dünya genelinde de var.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte bu çoklu eşitsizliklerle mücadele ancak küresel bir siyasi irade ile mümkün olacak. UNDP Raporu da buna işaret ediyor. Bir an evvel piyasaların kısa dönemci, miyopik,  sadece kar ve zarar hesabına dayalı göstergelerden uzaklaşması gerekiyor. Uzun erimli, sosyal faydayı öne çıkaran, devlete önemli görevler veren yepyeni bir siyasi iradeye ve makro ekonomi planlamaya ihtiyaç var. </span></p>
<p><b>Yine rapor’da “Sihirli değneğin ötesinde makro politikalar gerekiyor” deniyor. İklim krizini de dikkate alarak, iktisadi aktörler olarak biz- bireyler ne yapabiliriz?</b><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bireysel eşitsizliğin azalması için, her şeyden önce yurttaş bilinci ile hareket edilmesi gerekiyor. Burada STK’lara büyük işler düşüyor. Çevre hareketleri, Bergama, Soma, Cerattepe gibi örnekler bize elimizin altında yepyeni bir olanak olarak sosyal medya olduğunu gösterdi.  İnsanlar artık siyasi parti ve derneğe bağlı olmadan da geniş kitlere ulaşabiliyor. Çevreye ve eşitsizliğe duyarlılığımızı artırmak kişisel yurttaşlık görevimiz olmalı. </span></p>
<p>Raporun Tükçesine <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/undp-insani-gelisme-raporu-2019-2/">buradan</a>, İngilizcesine ise <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/human-development-report-2019/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/insani-gelisme-endeksinde-turkiye-nerede/">İnsani Gelişme Endeksinde Türkiye nerede?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 07:39:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıbey köyü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırk temelli ayrımcılık yapıldığı iddiaları ile ilgili Manisa’nın Sarıbey Köyü'nde incelemelerde bulunan Hak İnisiyatifi heyeti ayrımcılığa dair bulgulara rastlamadı ancak mevsimlik tarım işçilerinin insani yaşam ve çalışma koşullarına sahip olmadığını yakından gördü. Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Koçer, ilgili başbakanlık genelgesinin uygulanması çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/">‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Manisa’nın Turgutlu ilçesi Sarıbey köyü civarında çalışan Kürt mevsimlik tarım işçilerine dönük, ırk temelli ayrımcılık yapıldığına ilişkin iddiaların basında yer alması üzerine ilçeye giden Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Mehmet Arif Koçer, Yönetim Kurulu üyesi Av. Süphan Erkan, inisiyatifin gönüllüleri, Cahit Sarıyıldız ve Abdülkadir Tiril incelemelerde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta haberde ismi geçen tarım işçileri olmak üzere çok sayıda mevsimlik tarım işçisi, Sarıbey Köyü Muhtarı Halil İbrahim Girgin, Sarıbey köylüleri, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan, Turgutlu İlçe Jandarma Komutan vekili ve Karakol Komutanı Nurettin Yarımçam ve Turgutlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez ile görüşen heyet bir rapor yayınladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44819 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hak_inisiyatifi_sar%C4%B1bey_inceleme-1-640x400.png" alt="" width="340" height="212" />Raporda, Sarıbey Köyü’nde çalışan mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırk temelli ayrımcılık yapıldığına dair ciddi bir bulguya rastlanılmadığı belirtildi. Ancak raporda söz konusu mevsimlik tarım işçilerinin insani yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin ciddi sorunları olduğu vurgulandı. Raporda, Türkiye’nin pek çok bölgesinde olduğu gibi Sarıbey köyünde de çalışan mevsimlik tarım işçilerinin hiçbir sosyal güvence olmaksızın; elektrik, su, duş ve tuvalet ihtiyacı gibi en temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığı koşullarda yaşadıkları dile getirildi.</span></p>
<p><b>‘Tuvalet, Banyo Yok, Çocuklar Derede Yıkanıyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik işçilerin kaldığı derme çatma çadırların etrafında tuvalet, banyo amacıyla kullanılan bir yapıya rastlanmadığının da bilgisinin verildiği raporda, “Bazı çocukların, çadırların kurulu olduğu alanın hemen yanı başındaki dereye girdikleri, yüzdükleri gözlemlenmiştir. Dere suyunun, temiz olup olmadığı, insan sağlığı açısından risk barındırıp barınmadığı, mevsimlik işçi aileleri tarafından bilinmemektedir. Mevsimlik işçiler tarafından barınma ve yaşam alanı olarak kullanılan bu bölge, mevcut haliyle insan sağlığı ve güvenliği açısından, insani yaşam standartları yönüyle elverişsizdir” denildi. </span></p>
<p><b>‘Çocuk İşçiler De Bulunuyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine çadırlarda kalan çocuklarla yapılan görüşmelerin de eklendiği raporda “Çoğunluğu teşkil etmese de 10-12 yaşlarında bazı çocukların tarlalara çalışmaya götürüldüğü, günlük 8-10 saat çalışmaya tabi tutuldukları çocuklar tarafından ifade edilmiştir” cümleleri yer aldı. </span></p>
<p><b>‘İyi Niyet Yeterli Değil, Bütüncül Çözüm Gerekiyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44820 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hak_inisiyatifi_sar%C4%B1bey_inceleme-3.png" alt="" width="457" height="299" />Raporla ilgili Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan Hak İnisiyatifi Genel Başkanı Mehmet Arif Koçer, durumun vahim olduğunu belirterek, “Mevsimlik işçilerin, barınma ve yaşam alanlarına ilişkin sorunların çözümü konusunda Belediye, Kaymakamlık ve ilgili idarelerin iyi niyetli bir yaklaşım sergiledi ancak bu iyi niyetli yaklaşımların, mevcut sorunların kalıcı olarak çözümü için yeterli olmadığının ifade edildiği raporda mevsimlik işçilerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunlara bütüncül bir perspektifle yaklaşılmadığı için sorunların her çalışma döneminde tekerrür ediyor” dedi.</span></p>
<p><b>‘Nesilden Nesile Geçen Mağduriyet Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlik tarım işçileri ile ilgili 2017/6 Sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin uygulanması için çağrı yapan Koçer şunları söyledi:  “On binlerce tarım işçisi bu asgari koşullara sahip olmadan çalışıyor. Günlük 60-70 TL alıyor ve yevmiyelerinin bir kısmına dayı başı el koyuyor. Bir kadın işçi ‘Çocukken de mevsimlik işçiydim. 3 çocuklu anne oldum yine mevsimlik işçiyim’ dedi. Büyük ihtimalle çocukları da mevsimlik işçi olacak. Nesilden nesile geçen bir mağduriyet var.  Rapor yayınlandıktan bir süre sonra elektrik bağlandığının bilgisi geldi. Olumlu gelişmeler oldu ama yeterli değil”. </span></p>
<p><b>‘Başbakanlık Genelgesi İçin Devlet İrade Koymalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgili Başbakanlık Genelgesinin uygulanması için devletin irade koyması gerektiğini ifade eden Koçer, “Bu insanların sosyal güvenceye kavuşturulması lazım. Genelgedeki bütün koşullar sağlanmadıkça bu yara kanamaya devam edecek. Her sene çalışma koşulları daha da kötüye gidiyor. Daha önce bu bölgede konteyner varmış ama adli bir olay gerekçe gösterilerek yasaklanmış. Mevsimlik işçilik bu ülkenin gerçeği yasaklamakla çözüm olmaz. Başbakanlık Genelgesi asgari koşulların oluşturulması açısından gayet yeterli ama bu genelgenin uygulanması için devletin irade ortaya koyması lazım. Çok kısa sürede mevsimlik işçilere insani koşullar sağlanabilir. İnsani koşullarda çalışmasını sağlamak devletin görevidir” dedi. </span></p>
<p><b>‘Kürt İşçilere Yönelik Ayrım Göremedik’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basına yansıyan Kürt işçilere yönelik ayrımcı uygulama iddialarını da sorduğumuz Koçer, “İncelemelerimizde böyle bir şeyin söz konusu olmadığını gördük.. Bölgedeki Türk işçiler de farklı koşullarda değil. Yetkililerin hassas davrandığını gözlemledik. Köylüler ile mevsimlik işçiler arasında bir sorun da görmedik. Mevsimlik işçiler zaten köylüler için çalışmaya gelmiş ve ucuz iş gücü oldukları için de köylüler ellerinden geldikçe yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama bir kısım köylü hoşnut değil ama bu hoşnutsuzluktan öteye gitmiyor” diye konuştu. </span></p>
<p><b>Raporda Yer Alan Çözüm Önerileri:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen vatandaşların, ulaşım koşulları sıkı denetimlere tabi olmalıdır. İnsani koşullardan uzak ve tehlikeli bir şekilde yolculuk yaptırılan işçilerin bu durumları karşısında işverene de sorumluluklar yükleyen düzenlemelere gidilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*İşçilerin iaşe ve barınma koşulları insani standartlara, çalışma kurallarına ve mevzuata uygun hale getirilmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Çalışma saatleri uluslar arası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun hale getirilmeli ve fazla çalışma karşılığı ücretin de ayrıca tahsili için gerekli denetimler yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Eğitim döneminde de devam eden mevsimlik işçilik durumunda, çocukların öğrenimine devamı için okullara kayıt ve ücretsiz servis ile nakil işlemleri düzenlenmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Çocukların çalıştırılmaması için gerekli tedbirlere başvurulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Mevsimlik tarım işçileri sosyal güvenceye kavuşturulmalı ve mevzuatta kendilerine yönelik düzenlemeler açısından kolaylıklar ve ek güvenceler sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* Mevsimlik işçilikte, asıl düzenleyici ve kar sahibi olan “dayıbaşı” sisteminin işçinin emeğini sömüren şekliyle uygulanmasına son verilmeli, standart kuralları olmayan, şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten uzak dayıbaşılık sistemi kaldırılmalı veya denetime elverişli  yasal bir statüye kavuşturulmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Tesisleşme ile birlikte, iş gücü talepleri ile bağlantılı olarak mevsimlik işçilerin ülke içi hareketlerinin, çalışma zamanlarının, koşullarının ve bölgelerinin koordine edildiği, iller veya bölgeler bazında kurullar oluşturulmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Türkiye Cumhuriyeti Devleti, taraf olduğu ILO sözleşmesindeki asgari şartları, mevsimlik işçiler için de sağlamalı, mevsimlik işçiler, hak ettikleri değere sahip olmalı, insanca bir yaşama ve çalışma koşullarına derhal kavuşturulmalıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/ayrimcilik-yok-ama-insani-yasam-ve-calisma-kosullari-da-yok/">‘Ayrımcılık Yok Ama İnsani Yaşam Ve Çalışma Koşulları Da Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 13:27:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alime Yalçın Mitap]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[jeotermal kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[JES]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44385</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de bir araya gelen çevre örgütleri, meslek odaları, kent konseyleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları Valiliğin yarın yapacağı jeotermal kaynak arama ihalesinin iptal edilmesini istiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/">STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Valiliği, Urla, Çeşme, Karaburun, Seferihisar, Aliağa, Dikili, Bergama, Tire, Torbalı, Ödemiş, Foça, Kınık, Kemalpaşa, Menemen, Kiraz ve Bayındır ilçelerinde toplam 95 bin 330 hektar yüzölçümüne sahip 33 sahada jeotermal kaynak arama ihalesinin, açık teklif artırma usulüne göre, 14 Kasım Perşembe günü yapılacağını ilan etti.</span> <span style="font-weight: 400;">Valiliğin takvimine göre, 50 bin TL’den başlayan kiralama ve işletme ihaleleri 500 bin TL’ye kadar ulaşacak. İhaleye çıkılacak 95 bin 330 hektar, 30 ilçenin 28’inden daha büyük ve İzmir’in 11 bin 891 km2’lik yüzölçümünün yüzde 8’ine denk gelen bir alanı kapsıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44387 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-2-640x360.jpg" alt="" width="370" height="208" />İhaleye çıkarılacak alanlar, Ege’nin en verimli tarım alanlarının bulunduğu sahalar arasında yer alıyor. Jeotermal arama ve işletme alanlarının ihaleye çıkarılması, bölgenin ve bölgede yaşayanların yaşam alanlarını daraltacak. Jeotermal arama ve işletme faaliyetinin hayata geçmesi, Ege Bölgesi’nin geleneksel tarım ürünleri olarak bilinen ve büyük oranda ihraç edilen incir, üzüm, zeytin ve kestane gibi birçok ürünün geleceğini de tehlikeye atacak. Tarımsal ürünlerin yanı sıra, koyun ve keçi sütüne dayalı süt ürünlerinin üretildiği bölgeler de olumsuz etkilenecek ve köylüler, çiftçiler ekonomik dar boğaza girecek. </span></p>
<p><b>Mahkemenin İptal Ettiği Alanlar Da Var</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhale aynı zamanda hali hazırdaki İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planları da aykırı. Mevzuata göre, enerji bölgelerinin öncelikli olarak planlara işlenmesi gerekiyor. İhaleye çıkılan alanlar arasında daha önce mahkemenin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını verdiği Çeşme’nin Ovacık Mahallesi’nde jeotermal sahası da bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir’de bir araya gelen EGEÇEP, İzmir Barosu kent ve Çevre Komisyonu, TMMOB İKK, İzmir Tabip Odası, ZMO, Kimya Müh. Odası, İDT- İzmir Düşünce Topluluğu, Çeşme Kent Konseyi Ekoloji Platformu, Eğlen Hoca Mahallesi Muhtarlığı, İZÇEP, ÜZÜM-SEN, İzmir Yaşam Alanları, Karaburun Kent Konseyi, Ödemiş Kent Konseyi, Konak Kent Konseyi, AYÇEP, Tire Çiftçileri, Tüm Köy Sen, CHP İl Tarım Komisyonu, Ege 78’liler Derneği, Foça Forum, Köy-Koop kurdukları ile platform ile İzmir Valiliği’ne ihaleyi iptal etme çağrısında bulundu. </span></p>
<p><b>‘İzmir’de Büyük Tahribatlar Yaşanabilir’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44388 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-3-640x360.jpg" alt="" width="421" height="237" />Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Alime Yalçın Mitap, jeotermal enerji santrallerinin Ege’nin Aydın, Manisa ve Denizli örnekleri göz önüne alan çevre örgütleri, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, İzmir’de de büyük tahribatlar yaratması endişesinde olduklarını dile getirdi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhalenin iptal edilmesi için İzmir Valiliği’ne başvuruda bulunacaklarının bilgisini veren Mitap, “Gerek hukuksal gerek de toplumsal mücadelemizi vereceğiz. İzmir Valiliği umarım tepkilerimize kulak verir. İzmir’in şimdiki durumunda bile çevre sorunları mevcut. Termik santralleri, çimento fabrikaları, demir çelik tesisleri, taş ocakları ile mücadele ederken şimdi de jeotermal santrallerinin tehditleri ile karşı karşıyayız. Yetkililerden isteğimiz İzmir’i tamamen kötü bir duruma, yaşanılası bir kent haline getirmeleridir.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mitap, mahkemelerce verilmiş iptal kararlarının dikkate alınmaksızın zeytincilik, tarım ve hayvancılık faaliyeti sürdürülen bu bölgelerde jeotermal kaynak sahası arama ve işletme amaçlı yatırım planlanmasının Anayasa ve uluslararası mevzuatla korunan yaşam hakkı, mülkiyet hakkı ile hukuk devleti ilkesine ve kamu yararına aykırı olduğunun altını çizdi. </span></p>
<p><b>‘JES’ler Hiç Masum Değil’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konak Kent Konseyi Çevre Meclisi Yasemin Sağlam, ülkenin en bereketli topraklarının</span> <span style="font-weight: 400;">yeni bir talan biçimi ile karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bugüne kadarki deneyimlerimizden biliyoruz JES’ler hiç de masum değiller. Hele bir yandan maliyetlerden kaçmaya çalışan şirketler göstermelik de olsa koruyucu filtre önlemlerini almazken, devlet de denetim mekanizmalarını çalıştırmamaktadır. Jeotermal akışkanın kendisi de taşınacağı binlerce kilometre uzunluğundaki borular da yaşama büyük darbe vuracaktır. Yeraltı sularının etkilenme riski de ayrı bir durumdur” dedi. </span></p>
<p><b>‘JES’ler Yeni Bir Rant Kapısı Olarak Görülüyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44389 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-4-640x360.jpg" alt="" width="396" height="223" />JES’lerin yeni bir rant kapısı olarak ele alındığını dile getiren Sağlam şunları söyledi: “Elektrik Mühendisleri Odası’nın çalışmalarından bildiğimiz bir başka gerçek de ülkemizde enerji sıkıntısı yoktur. Hatta mevcut enerjinin % 18’i kayıp olmaktadır. JES’lerin  tümü devreye alınsa toplam enerjinin % 2,5’ini karşılayabileceğini de biliyorken, bu ihalenin enerji üretimine katkı amaçlı olduğunu düşünmemiz olası değil. Enerji yatırımlarına verilen destekler geleceği yok etme, eko sistemi öldürme pahasına bu işin karından nemalanmak üzere sermayenin iştahını kabartırken, İzmir’e özel bir diğer olası durum da ağırlıkla devlete ait olan bu değerli arazilere ucuza sahip olunma, zaman içinde buraların konut ve/veya turizm alanı olarak değerlendirilmesi durumudur. Kısaca, biz yaşamı savunanlar; bu ihaleyi durdurmak zorundayız. Bu ihaleyi engellemek zorundayız” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Daha Önceki Deneyimlerden Ders Çıkarılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Yaşam Alanları’ndan İlyas Yaman, jeotermal alanların işletilmeye başlaması ile birlikte bölgedeki tarım alanlarının mahvolacağını ifade ederek; &#8221;Yıllardır, Manisa, Denizli, Aydın illerinde yaşanan Jeotermal Enerji  Santrallerini yol açtıkları tarım, doğa, çevre felaketlerini izliyoruz. Bu illerde gelinen nokta sosyolojik bir felaket noktasıdır. İbretlik yaşananlardan ders alınıp bundan geri dönmenin yolları aranması gerekirken yeni felaketler hazırlamanın mantığını ne anlayabiliyoruz ne de anlatabiliyoruz. Doğru bir santral kurumunun olmaması her türlü canlı ve cansız varlığın mahvına neden yaratıyor. Yani kısaca yanlılar sıralaması sonucu felaket geliyor. Oysa çok değerli bilim insanlarımız var tarafsız  görüşlerinde bu tür yatırımlarda dikkate alınması gerekir. O neden ihale iptal edilmeli” dedi. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44390 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-5-640x360.jpg" alt="" width="379" height="213" />‘JES’ler Doğru Uygulanmadığı İçin İstemiyoruz’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">JES’leri doğru uygulanmadığı için istemediklerini vurgulayan Yaman, “Türkiye’de yatırımı yapacak teknolojik altyapı yok, yapılan yatırımının denetlenmesi mümkün değil denetleyecek teknik elemanın yok. Denetleyecek kurum yok.  Böyle en önemli unsurlar olmayınca en ucuz yatırımın sonucu havaya salınan zehirli buharlarla rüzgarın yönü ve gücüne göre ulaştığı her yere zehir olup yağıyor yağmasa da soluduğumuz hava ile etkileniyoruz. Çıkan jeotermal akışkan tekrar geriye dejarj edilmesi gerekirken ovalara akarsulara bırakılıyor. Bu nedenlerle ‘JES istemiyorlar’, ‘bunlar istemezükcü’ söylemler doğru değil. Dünyada örnekleri görünen ve o standartlarda  ve gerçek anlamda ülkenin bu santrallere ihtiyacı varsa yapılsın. Ama bilim insanlarının ve bu konunun uzmanları bu gerekçelerin doğru olmadığı  yolunda raporları ile dolu” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/">STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2019 13:21:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Abdallar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Akhisar Çağdaş Roman Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Abdalları Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Turnalı]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas Arus]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Şener]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Buluter]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Kavdağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçebe Roman toplumlarının kanaat önderleri, Sıfır Ayrımcılık Derneği öncülüğünde Nevşehir Hacıbektaş Belediye Başkanı ve belediye meclisi ile bir araya geldi. Yerel yetkililerle, Romanların yaşadığı ayrımcılığın nedenleri ve sonuçları tartışıldı. Hacı Bektaş Veli’nin, Alevi - Bektaşi Romanlar için önemine vurgu yapılırken 16 -18 Ağustos tarihlerindeki anma törenlerinin huzur ve barış içinde geçmesi için çözüm önerilerinde bulunuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/">Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus, iki yıl önce basına yansıyan ‘Çingeneler Hacıbektaş’ı bastı, Romanları Hacıbektaş’ta istemiyoruz’ şeklindeki haberlere atıf yaparak söze başladı. Arus’un ifadesiyle, önceki belediye başkanı döneminde Romanların ilçeyi kirletmesi, hırsızlık ve dilencilik yapması gerekçe gösterilmiş, yaklaşık 60 yıldır ağustosta yapılan Hacıbektaş’ı anma törenleri ekim ayına alınmıştı. Ancak ilçede ekim ayı çok soğuk geçiyor. Çadır kuran, karavanda yaşayan Romanlar için bu durum eziyete dönüşüyor. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanından gelen Roman grupları, aylar öncesinden bu yolculuğa hazırlanıyor ve kona göçe Hacıbektaş’a geliyor. Amaçları, Hak yolunda yürüyüp kutsal topraklara yüz sürmek, cemini edip lokmasını dağıtıp kurbanını kesmek…</p>
<p>Arus, “Bizim gibi toplumlar, bir taraftan kendilerini inançla var ediyor. Yol bizim bütün kurallarımızı belirliyor, bu yolda yürümek bizim için çok önemli. Bu yolda yürürken önümüzdeki engelleri aşmamız gerekiyor. Yola sınırların konulması bir engeldi, bu tarihin değiştirilmesi de bir sınırdı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Alevi Romanlar Ö</strong><strong>zeleştiriden Yana</strong></p>
<p>Akhisar Çağdaş Roman Derneği Başkanı Erdoğan Şener, toplumu adına özeleştiri yapmak gerektiğine inananlardan. Hacıbektaş’a gelen iki grup olduğuna dikkat çeken Şener, bir grubun ibadet için geldiğini, diğer grubun (sayıları az da olsa) farklı amaçla geldiğini, asıl sorunun onlardan kaynaklandığını aktardı. “İbadet için gelip vecibelerimizi yerine getiriyoruz fakat meydanları piknik alanı olarak kullanan kardeşlerimiz de var. Bu durumda özeleştiri olmadan yerel yetkililerle ortak paydada buluşmamız mümkün değil. Törenlerden birkaç önce gelip entegrasyon eğitimi verilebilir, dedelerimiz üzerinden ziyaret adabı öğretilebilir.” şeklinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>&#8220;Berlin Duvarı Örmeye Gerek Yok&#8221; </strong></p>
<p>Manisa Bölge Romanlar Kalkınma Derneği Başkanı Serdar Kavdağ, anma törenlerine gelen Alevi Romanlara engel çıkarılmasını eleştirerek, “Hak ve özgürlüklerin ön plana çıktığı şu yüzyılda Berlin Duvarı gibi duvar örmenin, sınır getirmenin anlamı yok. Belediye ve halk el ele verirse sorunlar çözülür. Tuvaleti banyosu, çöp konteynerleri olan bir alan gösterilse yeterli. Örneğin Veysel Karani Türbesi’ne gidiyorsunuz, yanında ücretsiz misafirhanesi var. Bu, burada da yapılabilir.” dedi. Abdallar Derneği Başkanı Niyazi Buluter, ‘tören için gelenlerin üç dört günden fazla kalmadığına dikkat çekerek, bu süre zarfında kullanılacak şekilde içinde çadır, tuvalet, temiz su bulunan bir yerin gösterilmesiyle birlikte düzenin sağlanacağını savundu. Cüzi bir ücretle bu alanda konaklanılması halinde ilçenin de kazançlı çıkacağını söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Sivil Toplum Tampon Bölgeyi Oluşturuyor&#8221;</strong></p>
<p>Anadolu Abdalları Platform Başkanı Hasan Kara, Hacıbektaş ilçesini kalkındırmak gerektiğini, özellikle tuvalet ve su ihtiyacının karşılanması için ‘hakullah’ adı altında maddi katkıda bulunabileceklerini aktardı.Sivil toplum olarak tampon bölge oluşturduklarını anlatan Roman aktivist Bahattin Turnalı, çözüm için masanın bir tarafında toplumun kendisi, diğer tarafında yerel yönetimlerin olması gerektiğini kaydetti. Turnalı, çevre belediyelerle dayanışma içerisinde bulunulabileceğini, seyyar tuvaletlerden çay ocağına kadar destek istenebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Çözüm Önerileri&#8230;</strong></p>
<p>Yapılan tartışmalar ışığında, yerel yetkililere sunmak üzere çözüm önerileri sıralandı:</p>
<ul>
<li>İlçe sınırının girişinde kontrol alanı oluşturulsun fakat bu kontroller, sadece Romanları kapsamasın; önlem aşamasında bile ayrımcılık yapılmasın.</li>
<li>Yer tahsis edilsin ancak toplumun ihtiyacına göre dizayn edilsin. Tuvaletinden su tanklarına kadar temin edilsin.</li>
<li>Belediyede işler üç aşamada yapılsın: Asayiş, güvenlik, hizmet.</li>
<li>Belediye hizmet verirken toplumu da karar mekanizmalarına dahil etsin. Kanaat önderlerinin dahil olduğu bir kurul oluşturulsun ve bu kurul, törenlerden önce belediyeyle ortak çalışma yürütsün.</li>
<li>Alınan kararlar, dedeler ve kanaat önderleri aracılığıyla topluma iletilsin. İyi bir bilgilendirme sistemi kurulsun.</li>
<li>Dedelerle bir ön toplantı yapılsın.</li>
<li>Ankara’da bir çalıştay düzenlensin. Dedeler, kanaat önderleri, Alevi dernekleri davet edilsin.</li>
<li>İbadet alanları ihaleye verilmesin. Veriliyorsa da bu kaynağın, topluma döneceği şekilde sistem önerilsin.</li>
</ul>
<p><strong>Belediye Başkanı Altıok, Ortak Akıldan Yana </strong></p>
<p>Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok da, sivil toplumun öncülük ettiği bu toplantıya katılmaktan onur duyduğunu belirterek, sorunları ve eksiklikleri görmezden gelmek yerine iş birliği ve ortak akılla çözebileceklerini kaydetti.  Çözüm önerilerini dikkate alan ve çözümün parçası olmak istediklerini vurgulayan Altıok, “Hünkârımızın dediği gibi 72 milleti bir tutuyoruz, yüreğinde Hacı Bektaş sevgisi olan canları davet ediyoruz ve bu felsefenin karakterine uygun davranılmasını gerektiğini söylüyoruz. Beş bin 200 nüfuslu bir ilçeyiz ama yılda 1 milyon ziyaretçimiz var. Gelenlerin temizlik, konaklama, çevre düzeni açısından bize yardımcı olmasını bekliyoruz.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/">Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 15:08:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Soma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te yaşanan maden faciasında 301 işçinin hayatını kaybetmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliamın 5. yılında sendikalar, insan hakları ve meslek örgütleri 301 işçiyi anıyor. Birçok kentte anma töreni ve açıklamalar düzenlenirken Sosyal Haklar Derneği (SHD) ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) saat 21.00’de İstanbul Kadıköy Altıyol’a, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ise saat 18.30’da Kadıköy Beşiktaş İskelesi’ne anma çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dava süreci boyunca Somalılar&#8217;la birlikte adalet mücadelesi yürüten Sosyal Haklar Derneği’nden konuya ilişkin yapılan çağrıda, “Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın 5. yıl dönümü. Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301 emekçinin yaşamdan, sevdiklerinden koparılmasına neden olan kimilerinin ‘basit bir kaza’ olarak gördüğü katliamın asıl sorumlularının yargılanması için 5 yıldır mücadele ediyoruz. Sosyal Haklar Derneği ve Şehit Madenci Aileleri; adalet için her ayın 13’ünde olduğu gibi bugün de yine sokağa çıkarak adalet talebini haykıracak. Katliamın 5. yıl dönümünde ‘Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesap soracağız, adalet istiyoruz!’  diyen herkesle bu akşam saat 21.00’da Kadıköy Altıyol’da olacağız.” denildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-38639" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg" alt="" width="254" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n.jpg 678w" sizes="auto, (max-width: 254px) 100vw, 254px" />Çağrı metninde davaya ilişkin bilgiler de veren Sosyal Haklar Derneği, “Soma Davası sürecinde ilk günden itibaren yaşananları hatırlayalım: Acılı ailelere uygulanan şiddeti, tekmeleri, yargının patronlar tarafından açıkça tehdit edilmesini, aile avukatlarının açıkça tehdit edilmesini ve mahkeme heyetinin sürekli değiştirilmesini… Geçtiğimiz yıl dava, hak yerini bulmasa da, iyi kötü bir karara bağlanmıştı. Kötüsü şuydu: Bu fiil bir olası kasıttı, ancak bilinçli taksir olduğu kararı çıktı. İyisi ise, buna kast edenlerin bir daha böyle bir ekonomik faaliyet içerisine giremeyecek olması gibi önemli bir referans vermesi idi. Oysa Türkiye gündemine bomba gibi düşen bir İstinaf Mahkemesi kararı, Soma Kömürleri A.Ş’nin patronu Alp Gürkan’ı beraat ettirmiş; işin başında olan oğlu Can Gürkan’ı, böyle bir vakada ceza diyemeyeceğimiz şekilde ’taksir’ ile ödüllendirerek tahliye etmiş, bununla da yetinmeyip ‘ruhsat sahibi ve rödovansçı olarak maden ocağı işletme icrasından yasaklanmasına’ dair kararı kaldırmıştır. Bunun anlamı şudur: Bozuk gaz maskeleriyle, havalandırmasız, yaşam odasız maden işletmeciliğine devam edilecektir. ‘Hadi hadi’ denerek nice işçiler yalnızca ekmek parası için ölümüne üretim yapmayı sürdürmeye zorlanacaktır. İktidar ise işçilerin yaşamlarını hiçe saymak pahasına bu ‘Kasıt’ şirketleriyle suç ortaklığını sürdürmeye kararlı görünmektedir” ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Melda Onur: &#8220;Geçmişten Ders Alarak Bundan Sonrasını Konuşalım&#8221;</strong></p>
<p>Bugünkü anmaların yanı sıra dün Sosyal Haklar Derneği tarafından Manisa’nın Soma ilçesinde&#8221;Soma Nereye&#8221; başlıklı bir panel düzenlendi. Bağımsız Maden İş Sendikası’nda düzenlenen panele konuşmacı olarak Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, Soma davası avukatı Can Atalay, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Emin Kara katıldı.</p>
<p>Melda Onur, panelde yaptığı konuşmada, “Soma’da geçmişi unutmadan, geleceğinde neler yapacağımızı konuşmalıyız.&#8221; dedi. Paneli bundan sonrasını konuşmak için düzenlediklerini vurgulayan Onur, &#8220;Soma’da neler olduğunu, dava süreçlerini, ailelerin durumunu konuştuk hep şimdiye kadar. Bu kadar ağır geçen 5 yılın ardından geriye dönüp bakmak yerine biraz da önümüze dönüp bundan sonrasını konuşmak istedik. Geçmişten ders alınarak bu acılar bir daha nasıl yaşanmaz, bu bölge yaşam koşulları nasıl iyileştirilebilir, iş güvencesi koşullarına nasıl sahip olabilir, neler yapılabilir alternatif olarak tüm bunları biraz konuşalım istedik. Bu yüzden de ‘Soma Nereye’ dedik panele.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özgür Özel: &#8220;Son 5 Yılda Bir Soma Daha Yaşandı&#8221;</strong></p>
<p>Soma Katliamı’ndan bu yana geçen zamanda 299 maden işçisinin daha benzer facialarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Özgür Özel ise bunun nedenini şöyle açıkladı: &#8220;Türkiye&#8217;de Soma faciasının ardından geçen 5 yılda bir Soma faciası daha yaşandı. Bunun sebebi de Soma Meclis Araştırma Komisyonu raporuna uyulmaması. Gerekli tedbirlerin alınmaması ve örgütsel sendikalaşma olmaması var. Soma&#8217;nın ardından 5 yılın muhasebesini yapmalıyız. Herkesin bunda payı var, çözülemeyen bir sorun var ve bunda bizim de herkesin de payı var.&#8221;</p>
<p><strong>“13 Mayıs, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilsin”</strong></p>
<p>Bu arada, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Soma katliamının 5. yılında TBMM’ye 13 Mayıs’ın, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi için kanun teklifi sundu. Tanrıkulu, teklif gerekçesinde şu ifadeleri kullandı: “13 Mayıs 2014 günü Soma&#8217;da yaşanan ve tüm Türkiye&#8217;yi derin bir elem ve yasa boğan maden felaketi dolayısıyla maden işçilerimizin çalışma güvenlikleri ve dolayısıyla can güvenliklerinin vurgulanması artık madencilerimizin hayatlarını kaybetmemeleri için 13 Mayıs gününün ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi sembolik bir önem arz etmektedir.”</p>
<p><strong>Soma Davasında Neler Yaşandı?</strong></p>
<p>Soma’da 301 işçinin hayatını kaybetmesinden 1 yıl sonra ilk dava 13 Nisan 2015’te Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan&#8217;a &#8220;taksirle insan öldürmekten&#8221; 15 yıl hapis cezası ve madencilik işinden 3 yıl süreyle men verdi. Tutuklu sanıklardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Maden Mühendisi Ertan Ersoy hakkında ise 15 ile 22 yıl 6 ay arasında hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme tutuklu beş sanığın da tutukluluklarının devamına karar verdi. Tutuksuz sanıklardan dokuz kişi için de hapis cezası kararı veren heyet, şirket sahibi Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.</p>
<p>Mahkemenin verdiği karar sanık avukatları tarafından İstinaf’a taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, davada 5 tutuklu sanığa verilen 15 ila 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarını yerinde buldu. 19 Nisan 2019’da ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın ise “toplam infaz süresini aşacak şekilde tutuklu kalacağı anlaşıldığından” yurtdışı çıkış yasağı konularak tahliye edilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>Kamu Çalışanları Yargılanmadı</strong></p>
<p>Öte yandan dava sürecinde alınan bilirkişi raporlarında “madendeki her şeyin kusurlu olduğunu” ve “yaşanan olayın faciaya dönüşmesinin önlenebileceğini” ifade edilmesine rağmen dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma&#8217;daki madeni inceleyip olumlu rapor veren 2 müfettiş ile kamu çalışanlarına soruşturma izni vermedi.</p>
<p><strong>Davanın avukatlarından Selçuk Kozağaçlı tutuklu </strong></p>
<p>Soma davasının avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 13 Kasım 2017’de İstanbul’da tutuklandı. Hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası kararı verilen Kozağaçlı’ya yöneltilen suçlamalardan biri de Soma katliamında hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatlığını yapmış olması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 09:57:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Hava Hakkı Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[KOAH]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu, ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’u yayınladı. Rapor, hava kirliliğinden kaynaklanan önlenebilir can kayıplarına odaklanan ilk çalışma. Rapora göre; 81 ilin yarısından fazlası kirli hava soludu. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerleri karşılayan tek il Ardahan. Bununla birlikte kirli hava 52 bin kişinin erken ölümüne neden oldu. Bu, Türkiye'de trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin yedi katı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve çevre alanında faaliyet gösteren 17 kurumun oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, 2016 – 2018 yılları arasında Türkiye’deki hava kirliliğini ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdiği çalışmasını paylaştı. 7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde yayınlanan ‘Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’, Türkiye’de hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği seviyelere indirilmesiyle önlenebilecek can kayıplarına odaklanıyor. Çalışma, bu yönüyle Türkiye’de bir ilk.</p>
<p>Araştırmaya göre, 2017’de yaşanan 30 yaş üstü toplam 399 bin 25 ölümün (kazalar/dışsal yaralanmalar hariç) 51 bin 574’ü hava kirliliğinden kaynaklandı. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı “Türkiye’de 2017’de hava kirliliği, trafik kazalarının yedi katı can aldı. Rapor, hava kirliliğinin DSÖ’nün kılavuz değerlere indirilmesi durumunda, ölümlerin yüzde 12,9&#8217;unun önlenebileceğini gösteriyor” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38357 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1557199838_Kara_Rapor___Can_Kay__plar__-1-640x640.jpg" alt="" width="640" height="640" /></p>
<p><strong>En Fazla Ölüm İstanbul&#8217;da<br />
</strong>Hava kirliliği nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı ilk üç il İstanbul (5.851), Bursa (3.098) ve Ankara (2.139) oldu. Bunları sırasıyla İzmir (2.518), Konya (2.082), Manisa (1.957), Mersin (1.628), Balıkesir (1.452), Adana (1.417) ve Antalya (1.226) takip etti.</p>
<p>Platform bileşenlerinden Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, 2017’de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin tüm ölümlere oranla en fazla olduğu illerin Iğdır (yüzde 25,5), Kahramanmaraş (yüzde 25,1) ve Afyon (yüzde 23,7) olduğunu belirtti. Raporda, bu illerdeki sanayi tesisleri, kömürlü termik santraller ve evsel ısınma amaçlı kömür kullanımının, özellikle coğrafi koşullar dikkate alındığına kirliliğin ana sebebi olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>En Kötü Kahramanmaraş, En İyi Ardahan<br />
</strong>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan ölçümlerdeki veriler yetersiz olduğu için, 2018’de sekiz ildeki (Bolu, Eskişehir, Kastamonu, Kırıkkale, Kütahya, Muş, Şırnak, Uşak) hava kalitesine dair hesaplama yapılamadı. 73 ildeki hava kalitesi, ulusal mevzuattaki sınır değerlere göre değerlendirildiğinde ise 44 ilde kirli hava solunduğu ortaya kondu.</p>
<p>Platform bileşenlerinden TEMA Vakfı Çevre Politikaları Bölüm Başkan Yardımcısı Özlem Katısöz, “Havası kirli olan Kahramanmaraş, Manisa ve Muğla’da kömürlü termik santraller işletiliyor. 2018 yılında havası en kirli şehir olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, halihazırda faal durumdaki iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor. Planlanan santraller yapılırsa şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek” diye konuştu.</p>
<p>2018 yılında DSÖ’nün önerdiği hava kirliliği limit değerlerini karşılayan tek il ise Ardahan. Son üç yılda hava kalitesi iyi düzeyde olan, yani DSÖ sınır değerlerine çok yakın olup ulusal sınır değerleri karşılayan iller ise Artvin, Rize, Kırşehir ve Tunceli.</p>
<p><strong>Koah ve Kısırlık Üst Sıralarda<br />
</strong>Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’da hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarına da dikkat çekildi. Çocukların hava kirliliğinden yetişkinlere göre daha fazla etkilendiğini söyleyen Platform bileşenlerinden Türk Tabipler Birliği temsilcisi Doç. Dr. Gamze Varol, hava kirliliğinin bebeklerde düşük doğum ağırlığı, otizm, diyabet (Tip 1), ani bebek ölümü sendromu, astım, KOAH, bronşiolit ve bronşit, zatürre ve zeka geriliği görülme riskini artırdığının altını çizdi.</p>
<p>Hava kirliliğinden kaynaklanan hastalıklar arasında en sık görülenleri alt solunum yolu enfeksiyonları ve KOAH. Tüm alt solunum yolu enfeksiyonları ölümlerinin yüzde 27.5’ini ve tüm KOAH ölümlerinin yüzde 26.8’ine hava kirliliğine bağlı. Ayrıca doğurganlığı etkiliyor, düşük, kısırlık ve sperm kalitesinin düşmesi gibi sorunlara sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Temiz Hava İçin Temiz Hava Hakkı Platformu&#8217;nun Önerileri:<br />
</strong>Hava kalitesi ölçümlerinin iyileştirilmesi, güncel verilerin halka sunulması, yeni istasyonlar için yer seçiminin modellemeler kullanılarak yapılması.</p>
<ul>
<li>Hava kirliliği için ulusal sınır değerlerin DSÖ sınır değerleri ile uyumlu hale getirilmesi, ölçümünün yaygınlaştırılması.</li>
<li>Temiz Hava Eylem Planları’nın sağlık ve çevre alanında çalışan STK’ların katılımıyla her il için hazırlanması ve acilen uygulamaya konulması.</li>
<li>Hava kirletici etkisi yüksek tesislerin izin süreçlerinde sağlık etki değerlendirmesi yapılmasının zorunlu hale getirilmesi.</li>
<li>Çevresel etki değerlendirme süreçlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje sahiplerinden hava kirliliğinin uzun mesafeli ve kümülatif etkilerini hesaba katan güncel modelleme programları kullanılarak hesaplama yapılmasının istenmesi.</li>
<li>Başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara teşviklerin kaldırılması, fosil yakıt alternatifi enerji kaynaklarını önceliklendirecek politika ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi.</li>
<li>Kentlerde toplu taşıma ve bisikletli ulaşımın teşvik edilmesi, motorlu araç trafiğine kapalı alanlar yaratılması, ormanların korunması ve artırılması, araçlardan kaynaklanan kirletici emisyonları azaltacak yasal değişiklikler yapılması ve evsel ısınma için kömürün yerine alternatif kaynakların yaygınlaştırılması vb.</li>
<li>Hava kirliliğinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi ve kirliliğin azaltılması ile ilgili politika geliştirilmesinde, Sağlık Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hem birbirleri hem de ilgili meslek örgütleri/sivil toplum kuruluşları ile iş birliği ve iletişim içinde çalışmaları.</li>
</ul>
<p>Raporu <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/temiz-hava-hakki-platformu-hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor/">buradan</a> indirebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/hava-kirliligi-ve-saglik-etkileri-kara-rapor-temiz-hava-52-bin-hayati-kurtarabilirdi/">‘Hava Kirliliği Ve Sağlık Etkileri: Kara Rapor’: Temiz Hava 52 Bin Hayatı Kurtarabilirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 10:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[gastro kentler]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Gürkan Boztepe]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[türk mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe , Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yemek,  insan için temel bir ihtiyaç olmanın ötesinde toplumsal ilişkilerde kurucu bir rol oynuyor. Gıdaların üretimi, dağıtımı, taşınması, depolanması, tüketimi gibi süreçler topluluklara göre farklılaşabiliyor. Kültürün, toplumsal belleğin, inanç sistemlerinin beslenme konusundaki etkisini bu açıdan kavrayabiliriz. İnsan beslenmesini ilgilendiren her alanda yapılan çalışmalar gastronomi bilimiyle ilişkili. Son dönemde mutfak kültürü ve kökenlerinin turizmle birleşmesi sonucu gastronomi turizmi terimi öne çıkıyor. Yemek üzerinden yeni bir turizm pazarı oluşturmanın, turizm gelirlerinin arttırılacağı düşünülüyor.  Gastronomi turizmiyle ilgili güncel durumu değerlendiren Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe&#8217;ye göre, <span style="font-weight: 400;">gastronominin turizmle ilişkilenmesinin temelinde  iletişim teknolojilerindeki gelişim yatıyor. Özellikle sosyal ağların kullanımının yaygınlaşmasıyla insanlar bilgiye kolay ve hızlıca erişebiliyor. Bu durumun insanlarda yeni meraklar uyandırdığını öne süren Boztepe, turizmin deniz- kum- güneş konseptinden farklılaştığını, yeni trendlerin lezzet keşifleri, tat deneyimleri, mutfak workshopları olduğunu söyledi. Gastronomi turizminin ülkeler için güçlü bir gelir kapısı olduğunu ifade eden Boztepe;  GTD’nin kendi yaptırdığı araştırmada, gastronomi amaçlı seyahat yapan turistlerin diğer turizm türlerine göre bir buçuk kat daha fazla para harcadığının tespit edildiğini belirtti. Boztepe, kurum ve kuruluşların bu gerçeği göz önüne alarak gastronomi odaklı tanıtım faaliyetlerine yatırım yaptığını vurguladı.</span></p>
<figure id="attachment_35562" aria-describedby="caption-attachment-35562" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-35562 size-full" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/ftm_2017-1_188_0-e1550827492848.jpg" alt="" width="275" height="249" /><figcaption id="caption-attachment-35562" class="wp-caption-text">Gürkan Boztepe</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Gastronomi Turizm Derneği’nin en temel amacı; Türk mutfak kültürünü, tarihi ve zengin lezzet mirasını dünyaya tanıtmak. Dernek ünlü şeflerden, gazetecilere, akademisyenlerden, acentelere, restoran ve otel sahiplerinden, taksicilere kadar pek çok farklı alandan gelen bireysel ve kurumsal üyelere sahip.  “Lezzet mirası Türk mutfak kültürünün zengin içeriği, pişirme geleneği, sunuş tarzını korumak ve kollamak gerektiğinin bilincinde olan, yemeklerin ve içeceklerin var oluş hikâyelerine ilgi duyan, nesilden nesile aktarılması gerektiğine inanan, dünyaya tanıtılması için çaba göstermek isteyen herkes GTD’nin üyesi olabilir” diye ekliyor Boztepe.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin faaliyetleri iki ana başlıktan oluşuyor. İlki, gastronomi turizmi ile ilgili fuar, konferans ve benzeri etkinliklere çeşitli kurum ve kuruluşlarla birlikte içerik sağlamak. İkincisi ise duruşu ile birlikte sektörün etkili referans ve kanaat grubu olarak devlet kurumları, bakanlıklar ve sivil kuruluş ve inisiyatiflere görüş, proje ve öneriler sunmak. İkincisi ise mutfak kültürü, tarihi, lezzet mirası hakkında yurt içinde farkındalık ve bilinç oluşturmak. Bu amaçla, örgütsel yapısını yurt sathında yaygın temsilcilik ağı ile genişletmek. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin Lezzet Rotaları</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-35558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Malatya-kayısısı.jpg" alt="" width="203" height="360" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boztepe, Türkiye’nin başta gelen lezzet rotaları için UNESCO tarafından tescillenmiş gastro kentler Gaziantep’i ve Hatay’ı işaret ediyor. Ona göre aslında  yedi bölgenin her bir kenti, her kentin pek çok yöresi için bile bir lezzet rotası oluşturmak mümkün. Bir sıralama yapmak pek mümkün olmasa da aklına ilk gelen gastrokentler Elazığ, Mardin, Urfa, Adana, Bursa, Artvin, Kayseri, Konya, Manisa, otları ve balığı ile İzmir, Alaçatı, Cunda olarak sıralanıyor.  Bu kentlerin gastronomi destinasyonu olarak tanımlanması için yöredeki resmi kurumların, sivil toplum kuruluşlarıyla daha sıcak temaslar geliştirmesi gerektiğini belirten Boztepe, destinasyonun özelliklerine uygun bir yönetim yapısının kurulması, yerel lezzetleri oluşturan tüm unsurların kollanması, geliştirilmesi, hijyen koşullarının sağlanarak sunulmasında standartların belirlenmesi, denetimi, sonra da tanıtım ve pazarlama süreçlerinin işletilmesi gerektiğini de özellikle vurguluyor. GTD olarak  İstanbul’da İstiklal Caddesi’ndeki “içli köfteci”den Kars’ta yöresel peynir üreticisi GTD üyesi İlhan Koçulu’ya kadar işbirliği içinde olduklarını belirten Boztepe, lezzet haritası oluşturmak için, sokak lezzetlerinden en rafine restoranlara bir ağ oluşturmak istediklerini ekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İçinde yaşadığımız topraklar sayısız medeniyete ev sahipliği yaptığı için, bu medeniyetlerin ayrıştığı ve iç içe geçtiği noktalar mutfağa da yansımış” diye devam ediyor Boztepe. Ona göre  Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve kimlik zenginliği sayesinde bu kadar çok yöresel lezzet var ve bu da onun dünyanın diğer mutfakları gibi parlayabileceğini gösteriyor. </span></p>
<p><b>Gastro Rotalar’a Bir Kala</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35559" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya-1024x684.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Testi-Kebabı-Kapadokya.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Boztepe, Gastronomi Turizmi Derneği’nin Karadeniz’den Ege’ye, Güneydoğu’dan Marmara’ya kadar pek çok bölgede yeni “gastro kentler” ve gastro rotalar, gastro acenteler ve gastro rehberler oluşturmak üzere ilgili taraflarla görüşmelerini sürdürdüğünü bildiriyor. Bunun dışında Türkiye’nin lezzet haritalarının oluşturulması sürecinde “gastronomi köyü” için arazi ve işletmecisi belirlendiğini de vurguluyor. Derneğin bir başka aktivitesi ise Gastronomi Tırı. Boztepe, yurt içindeki illerde Türk mutfak kültürünü tanıtmak, ülke içinde “gastronomi bilinci”  yaratmak için yerli ve yabancı turistlere yönelik “Gastronomi Tırı”konseptini geliştirmekte olduklarını belirtiyor. Boztepe, Türkiye’ye özgü ve sağlığın timsali yoğurdun başka ülkeler tarafından sahiplenilmeye başlaması üzerine harekete geçen GTD’nin, 2019 yılının Mayıs ayında Dünya Yoğurt Konferansı düzenlemek niyetinde olduğunu sözlerine ekledi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/gtd-lezzet-mirasini-dunyaya-tanitmayi-amacliyor/">GTD, Lezzet Mirasını Dünyaya Tanıtmayı Amaçlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Aksaray]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Burdur]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çankırı]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Düzce]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Giresun]]></category>
		<category><![CDATA[Gümüşhane]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Iğdır]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu]]></category>
		<category><![CDATA[iş cinayetleri raporu 2018]]></category>
		<category><![CDATA[İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kütahya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Niğde]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Tokat]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgat]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34741</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2018 yılı içerisindeki iş kazalarında yaşamını yitiren işçilere dair rapor yayınladı. "Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz” başlığıyla sunulan rapora göre 1923 işçi geçtiğimiz yıl içerisinde yaşamını yitirdi. Ölümlü kazaların büyük çoğunluğu inşaat ve tarım sektöründe yaşanırken, ölümlerin yüzde 98 oranında sigortasız işçilerde yaşanması dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2018 yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı.</p>
<p>Ulusal ve Yerel Basın Organları, işçilerin mesai arkadaşları, işçi aileleri, iş güvenliği uzmanları ve sendikalardan gelen bilgilerin derlenmesi ile oluşturulduğu belirtilen 2018 İş Cinayetleri Raporu; &#8220;Hangi Savaşta Bu Kadar Arkadaşımızı Kaybediyoruz&#8221; başlığı ile yayınlandı.</p>
<p><strong>Tarım ve İnşaat Sektörü Ölüm Yaşanan İş Kolları.</strong></p>
<p>İSİG&#8217;in hazırladığı rapordaki bilgilere göre; yıl boyunca toplam 1923 işçi yaşamının kaybederken,  yaz mevsiminde kayıpların daha çok olduğu görüldü, en çok ölüm vakası ise Temmuz ayında (201 ölüm vakası) yaşandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34750" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işciniayeti.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ölümlerin en çok yaşandığı iş kolları Yüzde 24&#8217;lük oranla tarım ve orman işleri oldu.  Yüzde 23&#8217;lük oran ile inşaat ve yol işleri ikinci sırada yer aldı.  Yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun sendikasız çalışan işçiler olduğu dikkat çekti ki bu oran yüzde 98 civarında.</p>
<p>2018 yılında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:</p>
<ul>
<li>Trafik, Servis Kazası nedeniyle 408 işçi;</li>
<li>Ezilme, Göçük nedeniyle 379 işçi;</li>
<li>Yüksekten Düşme nedeniyle 325 işçi;</li>
<li>Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 200 işçi;</li>
<li>Elektrik Çarpması nedeniyle 113 işçi;</li>
<li>Şiddet nedeniyle 112 işçi;</li>
<li>Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 82 işçi;</li>
<li>İntihar nedeniyle 73 işçi; Patlama,</li>
<li>Yanma nedeniyle 50 işçi;</li>
<li>Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 40 işçi;</li>
<li>Kesilme, Kopma nedeniyle 24 işçi;</li>
<li>Diğer nedenlerden dolayı 117 işçi yaşamını yitirdi.</li>
</ul>
<p><strong>67 Çocuk İşçi Yaşamını Yitirdi</strong><br />
Raporda yer alan verilere göre 14 yaş ve altı 23, 15- 17 yaş aralığında 44 çocuk işçi yaşamını yitirdi. 65 yaş üstünde çalışan 98 işçi iş cinayetine uğrarken 28-50 yaş aralığındaki işçilerde %49 çoğunlukla ölüm oranı gözlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34745" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti5.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Cinsiyetlere göre dağılımda ise 199 kadın işçi yaşamını yitirirken, 1804 erkek işçi yaşamını kaybetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34744" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti4.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Mülteci İşçiler de Raporda Yer Aldı</strong><br />
Mülteci işçilerden 110 kişi yaşamını yitirirken, ölümlerin büyük çoğunluğu Suriyeli ve Afganistan’lı işçilerden oluşuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34746" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti6.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>İstanbul İş Cinayetlerinin En Çok Yaşandığı İl</strong></p>
<p>Rapora göre:</p>
<ul>
<li>226 ölüm İstanbul’da;</li>
<li>81 ölüm Kocaeli’nde;</li>
<li>70 ölüm Manisa’da;</li>
<li>69 ölüm Bursa’da; 68 ölüm</li>
<li>Antalya’da; 66 ölüm</li>
<li>İzmir’de; 56’şar ölüm Ankara ve Aydın’da;</li>
<li>50 ölüm Gaziantep’te;</li>
<li>48 ölüm Adana’da;</li>
<li>45 ölüm Denizli’de;</li>
<li>43’er ölüm Konya ve Şanlıurfa’da;</li>
<li>39 ölüm Samsun’da;</li>
<li>35’er ölüm Mersin ve Sakarya’da;</li>
<li>33’er ölüm Balıkesir ve Tekirdağ’da;</li>
<li>31 ölüm Zonguldak’ta;</li>
<li>29’ar ölüm Hatay ve Muğla’da;</li>
<li>27 ölüm Çorum’da;</li>
<li>25’er ölüm Kütahya ve Trabzon’da;</li>
<li>23’er ölüm Adıyaman, Elazığ ve Sivas’ta;</li>
<li>22’şer ölüm Bolu ve Kastamonu’da;</li>
<li>21 ölüm Kahramanmaraş’ta;</li>
<li>20’şer ölüm Karabük ve Mardin’de;</li>
<li>19’ar ölüm Diyarbakır ve Kayseri’de;</li>
<li>18’er ölüm Eskişehir ve Osmaniye’de;</li>
<li>17 ölüm Ordu’da;</li>
<li>16’şar ölüm Çanakkale, Düzce ve Malatya’da;</li>
<li>15 ölüm Isparta’da; 14’er ölüm Burdur, Niğde ve Şırnak’ta;</li>
<li>13 ölüm Aksaray’da;</li>
<li>11’er ölüm Afyon, Artvin, Bartın, Giresun ve Rize’de; 10 ölüm Bitlis’te;</li>
<li>9’ar ölüm Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Siirt, Uşak, Tokat ve Van’da;</li>
<li>8’er ölüm Edirne ve Kırşehir’de;</li>
<li>7’şer ölüm Bilecik, Iğdır, Kırıkkale ve Kırklareli’de;</li>
<li>6’şar ölüm Amasya, Ardahan, Karaman ve Sinop’ta; 5’er ölüm Batman, Gümüşhane ve Nevşehir’de;</li>
<li>4’er ölüm Yalova ve Yozgat’ta;</li>
<li>3’er ölüm Ağrı, Bingöl, Çankırı, Muş ve Tunceli’de;</li>
<li>1’er ölüm Bayburt ve Kilis’te;</li>
<li>33 ölüm ise Yurtdışında gerçekleşti.”</li>
</ul>
<p><strong>İSİG’in Acil Talepleri</strong></p>
<p>İşçilere örgütlenme çağrısında bulunan İSİG Meclisi acil olarak gerçekleşmesi gereken taleplerine rapor sonunda yer verdi.</p>
<p>1- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir&#8230;</p>
<p>3- İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri &#8217;24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor&#8217;. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır&#8230;</p>
<p>4- ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir&#8230;</p>
<p>5- Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır&#8230;</p>
<p>6- Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir&#8230;</p>
<p>7- İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır&#8230;</p>
<p>8- Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada özellikle sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır&#8230;</p>
<p>9- Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir&#8230;</p>
<p>10- Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır&#8230;</p>
<p>11- Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır&#8230;”</p>
<p><strong>Raporun Tamamına Ulaşmak İçin : <a href="http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923">http://guvenlicalisma.org/19796-hangi-savasta-bu-kadar-arkadasimizi-kaybediyoruz-2018-yilinda-en-az-1923</a></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işsicinayeti1.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg" alt="" width="640" height="396" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1-640x396.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işkazası-1.jpg 686w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />  <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x1448.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34748" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg" alt="" width="640" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-640x304.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8-1024x486.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti8.jpg 1110w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34747" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg" alt="" width="640" height="301" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-640x301.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7-1024x481.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti7.jpg 1122w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />    <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34743" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti3.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34742" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg" alt="" width="640" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-640x298.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2-1024x476.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/işcinayeti2.jpg 1133w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/2018-is-cinayetleri-raporuna-gore-en-cok-olum-tarim-ve-insaatta/">2018 İş Cinayetleri Raporuna Göre En Çok Ölüm Tarım ve İnşaatta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
