<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kuzey Ormanları Savunması arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuzey-ormanlari-savunmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuzey-ormanlari-savunmasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2020 09:03:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kuzey Ormanları Savunması arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuzey-ormanlari-savunmasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekoloji Savunucularından Av Sezonuna Karşı Çağrı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/ekoloji-savunucularindan-av-sezonuna-karsi-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 09:03:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[#AvCinayettir]]></category>
		<category><![CDATA[Alakır Nehri Kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haytap]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aralarında HAYTAP, Kuzey Ormanları Savunması, WWF-Türkiye,  Doğa Derneği'nin de olduğu 28 kuruluş, 22 Ağustos'ta başlayacak av sezonu öncesinde yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 6. ve 8. maddeleri uyarınca nesli tehlike altındaki türleri korumayı taahhüt ettiğini hatırlatarak, yanlış kararların durdurulmasını istedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/ekoloji-savunucularindan-av-sezonuna-karsi-cagri/">Ekoloji Savunucularından Av Sezonuna Karşı Çağrı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Cinayet sezonu başlıyor&#8221; başlığıyla yapılan açıklamada, 12 Ağustos 2020’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Merkez Av Komisyonu kararları doğrultusunda, 2020-2021 av sezonu 22 Ağustos’ta başladığı belirtilerek, &#8220;Her sene toplanarak, yıl içerisinde avlanacak canlı türlerine, nerede ve kaç birey öldürülebileceklerine karar veren Merkez Av Komisyonu, bu yıl da birçok nadir ve tehlike altındaki canlının avına izin vermiş durumda. Avına izin verilen türler arasında Anadolu yaban koyunu, ceylan, çengel boynuzlu dağ keçisi, karaca, melez yaban keçisi, kızıl geyik, yaban keçisi, yaban domuzu gibi memeli türlerinin yanı sıra, nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan üveyik ve elmabaş patka kuş türleri de yer alıyor. Bunun yanı sıra “av turizmi” adı altında 798 canlının yaşamı, para karşılığında ihaleye açılacak.&#8221; deniliyor.</p>
<p><strong>&#8220;Av Cinayettir&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye, taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 6. ve 8. maddeleri uyarınca nesli tehlike altındaki türleri korumayı taahhüt etmiş olmasına rağmen uluslararası mevzuatlar görmezden gelinerek alınan bu yanlış kararların bir an önce durdurulması gerektiği belirtilen açıklamada, &#8220;Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre ev serçesinden, karabataklara, çakallardan tilkilere, yaban tavşanlarından boz ördeklere birçok farklı türün de avına izin verildiği görülüyor. Buna ek olarak, 1 Temmuz 2020’de TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçen Kanun Teklifi’nin 15. Maddesi’ne, görüşmeler sırasında getirilen bir ek ile yabancı diplomat ve “üst düzey misafirlerin” diledikleri takdirde ücretsiz olarak avlanabilmesi ve yaşam alanları tahrip edildiği için yerleşim yerlerine gelen ayı, domuz gibi hayvanların da avlanabilmesinin yönetmeliğe bağlanması oy çokluğu ile kabul edilmiş bulunuyor. Şimdi, yaşam hakları ellerinden alınan tüm canlıların sesi olma zamanı. Dağ keçilerinin, geyiklerin, karacaların, boz ayıların, üveyiklerin, doğamızın. Çünkü yaşam hakkı bütün canlılar için pazarlık edilemez en doğal hak. Silahların ve av sanayisinin yaşamı yok etmesine izin vermeyeceğiz!&#8221; ifadelerine yer veriliyor.</p>
<p><strong>Açıklamaya imza koyan dernekler şunlar:</strong></p>
<p>AKFOD<br />
Alakır Nehri Kardeşliği<br />
Antalya Dostları Derneği<br />
Artvin Borçka Karagöl Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği<br />
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği<br />
Cahide Derneği<br />
Çiğdemim Derneği<br />
Çoruh Vadisi Borçkalılar Derneği<br />
Doğa Derneği<br />
Doğaya Dönüş Gençlik ve Spor Kulübü Derneği<br />
HAYTAP<br />
Hayvanlar İçin Projeler Derneği (HİPDER)<br />
İstanbul Artvin STK Platformu<br />
Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi<br />
Kızılkaya Yenidünya Derneği<br />
KİHAYKO<br />
Kuzey Ormanları Savunması<br />
MAGMA Dergisi<br />
Mezopotamya Ekoloji Hareketi<br />
MUÇEP<br />
Orhanlı Köyü Kültür Doğa Gençlik ve Spor Kulübü Derneği<br />
Orman Melekleri<br />
Simurg Kuş Yuvası Derneği<br />
Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD)<br />
TTKD<br />
Turgutlu Doğa Kültür ve Yaşam Derneği<br />
Van ÇEV-DER<br />
WWF-Türkiye</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/ekoloji-savunucularindan-av-sezonuna-karsi-cagri/">Ekoloji Savunucularından Av Sezonuna Karşı Çağrı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 07:33:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46771</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kanal İstanbul Projesi’ni tüm yönleriyle tartışmak ve olası etkilerini bilimsel olarak değerlendirmek amacıyla 10 Ocak 2019 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde bir çalıştay düzenledi. 8 oturumda 40 akademisyen, gazeteci ve uzmanın konuşmacı olarak yer aldığı Kanal İstanbul Çalıştayı'na, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sivil inisiyatiflerden temsilciler de katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/">Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Kanal İstanbul Çalıştayı" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/GVsdWZIl084?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin hazırlanan bin 595 sayfalık çevresel etki değerlendirme (ÇED) Raporu’na itiraz sürecinin bitmesinin ardından toplanan Kanal İstanbul Çalıştayı, itiraza temel olan pek çok gerekçenin, alanında uzman kişiler tarafından bilimsel verilerle dile getirilmesine olanak sundu. Çalıştay, bu yönüyle, projeye itiraz sebeplerini ekonomik, hukuki, sosyal, çevresel boyutlarıyla ele alan uzman katılımcılar ile projeye karşı çıkan yurttaşları bir araya getiren bir platform oldu. Nitekim organizasyonu düzenleyen İBB, çalıştayın ardından hazırlayacağı sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaşacağını açıkladı ve <a href="https://kanal.istanbul/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kanal İstanbul</a> adlı web sitesinde, Fikrini Söyle bölümünden yurttaşların görüşlerini iletebilmelerine olanak sundu.</p>
<p>Çalıştaya katılan uzmanlar, Kanal İstanbul’a çok çeşitli gerekçelerle yaratacağı riskleri sıralayarak bilimsel verilerle karşı çıktı. Çalıştaya katılan sivil toplum kesimleri ise ocak sonuna dek askıda olan Çevre Düzeni Planı’na yurttaşların demokratik katılım haklarını kullanarak itiraz edebileceklerini hatırlattı.</p>
<p><strong>&#8220;Fikrimiz Siyasi Değil, Hayatidir.</strong>”</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-46772 size-full" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ftay-imamo%C4%9Flu-kapak.jpg" alt="" width="275" height="183" />Açılışta konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çalıştay’ın Kanal İstanbul’un etkilerini projenin yarattığı risklerin bazılarının çok düşük, bazılarının çok yüksek olduğunu ve bilim insanlarının sözlerine kulak vereceklerini belirtti.  İmamoğlu konuşmasında “Bu projeye mecbur muyuz? Bize anlatılanlar doğru mu? Bu şehrin bunca sorunu varken bunun sırası mı şimdi? Bu projeye ihtiyacımız var mı? “ sorularını sıralayarak, İBB’nin  Kanal İstanbul projesine yaklaşımını şu cümlelerle özetledi: “İstanbul’un coğrafyasını değiştirecek, doğal hayatın ve şehir hayatının tüm boyutlarını ciddi şekilde etkileyecek bir projeden bahsediyoruz.  Bu projeyi gündeme getirenlerin buna neden mecbur olduğumuzu anlatmak ve toplumu ikna etme zorunluluğu vardır. Kanal İstanbul, mecbur olmadıkça hiç kimsenin asla evet demeyeceği çok büyük ve çok riskli bir ameliyattır.”İmamoğlu konuşmasında “Kanal İstanbul ile ilgili fikrimiz asla ve asla siyasi değil, hayatidir. Çünkü bu proje, bu şehrin tüm tarihi boyunca karşılaşabileceği en büyük risklerden biridir.” diyerek, projeye itiraz gerekçelerini siyasi saiklerle şekillenmediğini vurguladı.</p>
<p>Çalıştaya katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ardından yaptıkları konuşmalarda Kanal İstanbul projesine karşı çıkma gerekçelerini sıraladılar.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul’a Karşı Çıkmanın Gerekçeleri</strong></p>
<p>Çalıştayda 6 ilçeyi etkileyecek olan Kanal İstanbul Projesi&#8217;nin, çok geniş bir güzergahı ve önemli tarım, orman arazilerini kapsaması sebebiyle, çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları değerlendirildi. Çalıştayda projenin ekonomi politiği; mekansal planlama, şehircilik ve ulaşım; çevresel boyut, su ve ekoloji; toplumsal boyut ve katılım; hukuki çerçeve ve güvenlik; afet riski ve depremsellik; mekansal planlama, şehircilik ve kültürel miras ile çevresel boyut: tarım, iklim ve ekoloji başlıklarından oluşan 8 oturumda ele alındı.</p>
<p>Bu oturumlara katılan uzmanların sunumlarından öne çıkan bazı noktalar şunlardı:</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-46773 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG_1082-320x240.jpg" alt="" width="320" height="240" />Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçmesi durumunda, boğazın akış dengesinin bozulacağı, sera gazı salınımının artacağı, kuş yaşam alanlarının ve biyoçeşitliliğin azalacağı,  nitrat ve fostat miktarlarının artacağı, içme suyu havzaları ve orman alanların olumsuz etkileneceği; özetle projenin ekolojik tahribata yol açacağı, dolayısıyla insan sağlığını etkileyecek riskler barındırdığı ifade edildi. Toplumsal boyut ve katılım başlıklı oturumda, ÇED raporunun hazırlanması sürecinde sosyal etki raporu eksikliğinin, kentsel dönüşüm projelerinde katılımsızlığın yol açtığı sorunlara benzer şekilde, Kanal İstanbul Projesi&#8217;nde toplumsal boyutun göz ardı edilmesine neden olduğu söylendi. Ayrıca, inşaat sürecinin kent yoksulluğunu artıracağından bahsedildi. Mekânsal planlama, şehircilik ve kültürel miras başlıklı oturumda, konuşmacılar bütüncül etkilerin bilerek göz ardı edildiğini, tatlı su kaynaklarının, hava kalitesinin bozulacağını, İstanbul’un kuzeyindeki orman alanlarının geriye dönülmeyecek zararlar göreceğinden bahsedildi. Çevresel boyut tarım ve ekoloji oturumunda tarım alanlarının imara açılması ile kırsal alanın yok olacağı söylendi.</p>
<p>Kanal İstanbul’un ekonomi politiği başlıklı oturumunda gazeteci Çiğdem Toker, “Gazetecilik gücünü soru sormaktan ziyade, sorulan soruya cevap bekleme hakkından alıyor. Bu proje bizim için neden önemli? Çünkü Kanal İstanbul halkın parasıyla rıza üretilen bir proje… Bu sebeple, Kanal İstanbul’un neden bizim zararımıza olduğunu daha iyi anlatmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesi ile İlgisi&#8230;</strong></p>
<p>Kamuoyunda çokça tartışılan Kanal İstanbul’un hukuki boyutu, hukuki çerçeve ve güvenlik başlıklı oturumda ele alındı. Emekli Büyükelçi Rıza Türmen ve Doç Dr. Ceren Zeynep Pirim, Kanal İstanbul nedeniyle Montrö Sözleşmesi’nin sonlanması riski yarattığına dikkat çektiler. Rıza Türmen, Kanal İstanbul’un hayata geçmesiyle oluşacak durum değişikliği sebebiyle, tarafların sözleşmeyi sonlandırmak isteyebileceğini ve bunun doğuracağı risklere dikkat çekti. Türmen ayrıca, hiçbir gemiye Kanal İstanbul’dan geçme zorunluluğu getirilemeyeceğini, gemilerin daha uzun süre bekleyip daha yüksek ücret ödeyerek Kanalı kullanmayacaklarını, bu nedenle projenin gerekçesi olarak sunulan “gemilerden gelir elde edilmesinin” mümkün olmayacağını savundu.</p>
<p>Doç Dr. Cenem Zeynep Pirim, Kanal İstanbul projesinin önünde uluslararası hukuk açısından bir engel olmadığını ancak Kanal İstanbul’un insan eliyle inşa edilecek bir suyolu olması sebebiyle, Montrö Sözleşmesi’nin sona ermesini tetikleyebileceğini savundu. Pirim, Montrö Sözleşmesi’nin sonlanarak yeni bir geçiş rejimi belirlenmesi durumunda, Türkiye’nin Montrö’deki kadar etkili bir boğaz rejimi kurma olasılığını zayıf olduğunu, zira Montrö’nün içerdiği özel hükümlerle Türkiye’nin stratejik güvenliğini koruduğunu ifade etti. Rıza Türmen, Montrö Sözleşmesi’nde Boğazlar ile kast edilenin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi olduğunu hatırlatarak,  Montrö’de yer alan Türkiye lehine hükümlerin Kanal İstanbul için geçerli olmayacağının altını çizdi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46779 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/video-deprem-risk-foto-320x427.jpg" alt="" width="320" height="427" /> </strong><strong>“En Çılgın Proje, İstanbul’u Depreme Hazırlamak”</strong></p>
<p>Çalıştayın Afet Riski ve Depremsellik oturumunda Kanal İstanbul’un muhtemel afet riski ve depremsellik konusu tartışılırken, deprem konusu öne çıktı. Oturumda ağırlıklı olarak kamuoyunda tartışılan “Kanal İstanbul depremi tetikler mi?” sorusuna yanıt arandı. Depremi etkileyecek en sorunlu bölgelerden Kanal İstanbul güzergahının geçmesi sebebiyle olası depremde sıvılaşmanın artmasının heyelanı tetikleme riskinden ; projenin ön çalışmasında bilim insanlarını dahil eden katılımcı bir süreç izlenmediğinden bahsedildi. Oturum konuşmacılarından İTÜ emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “En çılgın proje İstanbul’u gelen depreme hazırlamaktır. En doğru proje budur. Bu kadar riskli, bu kadar pahalıya mal olacak bir projeyi, deprem beklerken, ekonomik kriz zamanında neden yapalım?” diyerek, Kanal İstanbul’a ayrılacak bütçenin depreme hazırlıkları için kullanılması gerektiğini vurguladı. Görür, olası bir depremde 250 bin- 500 bin arasında tahmin edilen insani kayıplar sebebiyle, Boğaz güvenliği yerine önceliğin can güvenliğine verilmesi gerektiğine işaret etti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul Projesi’ne Çevreciler Neden Karşı?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-46776 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Fi06-320x240.jpeg" alt="" width="320" height="240" />Doğal Hayatı Koruma Vakfı ( WWF) Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem,  çalıştayın çevresel boyut, su ve ekoloji başlıklı oturumunda, Kanal İstanbul’un İstanbul’da sulak alanlar, ormanlar ve tarım alanlarının doğal yapısını bozacağını ve aynı zamanda karasal ve deniz yaşamını etkileyeceğini söyledi.  Kalem, hesaplamalarına göre, proje için İstanbul’da Yıldız Korusu büyüklüğünde 10 ormanın yok olacağını ; Terkos, Küçükçekmece gibi su alanları ile Sazlıdere ve doğal çayırların kaybolacağını belirtti.  WWF, bir süre önce Kanal İstanbul’un yaratacağı risklere dikkat çekmek amacıyla, Ya Kanal Ya İstanbul: Ekolojik, Sosyal Ve Ekonomik Değerlendirme adlı bir rapor yayınlamıştı.</p>
<p>Kanal İstanbul projesini 2011 yılından beri takip eden gazeteci Serkan Ocak konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Kanal İstanbul 9 sene sonra proje ete kemiğe bürünmeye başladı. ÇED Raporu hazırlandı. Bir sonraki aşamada artık inşaat ve ihaleler aşamasına geçecek. Kanal İstanbul projesini onlarca kez haber yaptım. Çok sayıda, bu iş, en iyi bilen uzmanla konuştum. Kişisel ve gazeteci olarak izlenimim: bu proje yapıldığında faydasından çok zararı olacak… Proje yapılırsa Kuzey ormanları çok büyük zarar görecek…Başka çılgın projeler gibi bu proje de yapılabilir tabii ama geri dönüşü mümkün olamayan zararlar verecek.  Bilim insanları bunu söylüyor. Biz de onlara kulak vermeliyiz.”dedi</p>
<p><strong>&#8220;Bölgenin İmara Açılma Riski Var&#8221;</strong></p>
<p>Kanal İstanbul’a çevre örgütlerinin neden karşı çıktığını çalıştaya dinleyici olarak katılan Kuzey Ormanları Savunması’ndan Ayşe Yıkıcı’ya sorduk. Yıkıcı, “ Kuzey Ormanları’nda yaşayan tüm canlıların hakları için, yaşam alanlarını savunmak için Kanal İstanbul projesine karşıyız. Kuzey Ormanları’nda daha fazla orman alanın, sulak alanların, aslında büyük bir ekosistemin yok olmasını istemediğimiz için karşıyız. Bu projeyle, bölge yapılaşmaya açılmak isteniyor. Aslında en büyük tehdit bu&#8230; Kanal İstanbul projesinin yapılabileceğini düşünmüyorum ama o bölgenin imara açılacağından eminim. Zaten şuan askıda olan bir plan var” diyerek proje gerçeklemese bile yapılaşmanın yaratacağı etkiye dikkat çekti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul Çevre Düzeni Planı’na İtiraz Süreci </strong></p>
<p>Kanal İstanbul’un Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna itiraz sürecinin bitmesinin ardından, Çevre Düzeni Planı’na (ÇDP) itiraz sürecinin başladı. Çalıştay sırasında Kanal İstanbul Projesi’ne itiraz sürecine ilişkin hatırlatma yapıldı. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna,  1/100 Çevre Düzeni Planı’nın (ÇDP) askıya çıkarıldığını, askı süresinin 30 gün olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Ocak sonuna kadar askıda olacak olan ÇDP’ye vatandaşlar bireysel olarak itiraz edebilir; Çevre Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlükleri’ne itiraz dilekçelerini verebilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/">Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2019 11:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Uzunçarşılı Baysal]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Ayaklı Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik yıkım ve kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kent Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36753</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çılgın” diye anılan mega projeler; maden tetkik ve sondaj projeleri; kentsel dönüşüm; enerji santrali projeleri; meraların, ormanların, kıyıların rant odaklı kapışılması; virüs gibi yayılan kentleşme ve sanayileşme beraberinde yadsınamaz bir ekolojik yıkımı getiriyor. Ekolojik yıkım ve kentleşme, proje bölgelerindeki insanların hayatlarını etkilerken, bazen de kültürlerini yok ederken, bu süreçlerde hayatları topyekûn değişen, ancak toplumun büyük bir kesimince görülmeyen bir grup var: Hayvanlar… Ekolojik yıkım ve kentleşme kıskacında, hayvanların nasıl etkilendiğini İstanbul Kent Savunması’ndan Cihan Uzunçarşılı Baysal, Kuzey Ormanları Savunması’ndan Emre Yılmaz ve Dört Ayaklı Şehir’den Mine Yıldırım ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/">Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz Cumartesi,</span> Türkiye Ormancılar Derneği, Kuzey Ormanları Derneği ve Sarıyer Belediyesi<span style="font-weight: 400;"> tarafından düzenlenen</span> “Ekosistem, İklim ve Kentsel Büyüme Perspektifinden İstanbul ve Kuzey Ormanları Çalıştayı”nda<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> etki alanı Düzce’den Bulgaristan sınırına kadar dayanmış olan İstanbul ve onu çevreleyen Kuzey Ormanları’nda yaşanan sorunlar bilimsel bir dille ele alındı, çözüm önerileri sunuldu ve üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yerel ve resmî kuruluşların bu konudaki önemi ve dayanışması tartışıldı. İklim krizi döneminde İstanbul’un bir geleceği olabilmesi için ormanlık alanların ve İstanbul’un biyolojik çeşitliliğinin nasıl korunması gerektiği konuşuldu.</span></p>
<p><b>Türkiye’nin 469 kuş türünün 301’i İstanbul’da görülüyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda konuşan akademisyenlerden, </span>Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı olan Prof. Dr. Ünal Akkemik,<span style="font-weight: 400;"> belediye başkan adaylarına doğanın korunması için çağrıda bulundu ve ekledi: “Artık İstanbul’un ne yatay, ne dikey büyümeye tahammülü yok”. Çalıştayda ekosistem çeşitliliği hakkında bilgiler veren Prof. Akkemik, Türkiye’nin 469 kuş türünün 301’inin İstanbul’da görüldüğünü belirterek, yeni havalimanı kuş göç yolları üzerinde olduğu için yaban hayatın ciddi derecede olumsuz etkileneceğini ifade etti.</span></p>
<figure id="attachment_36761" aria-describedby="caption-attachment-36761" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36761" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-24.png" alt="" width="360" height="204" /><figcaption id="caption-attachment-36761" class="wp-caption-text">“Ekosistem, İklim ve Kentsel Büyüme Perspektifinden İstanbul ve Kuzey Ormanları Çalıştayı”nda yapılan bir sunumdan…</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda konuşan ve İstanbul Ormanları’na yapılan müdahalelerin ahlakî boyutunu ele alan </span>Prof. Dr. Orhan Sevgi<span style="font-weight: 400;">’nin şu beyanı ise dikkat çekiciydi: “Doğa sorunlarının kaynağı ahlakî sorunlardır”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Sevgi’nin “ahlâkî sorun” olarak nitelediği doğa sorunları, kent sorunları ile neredeyse birebir benzerlik gösteriyor. İnsanlık tarafından doğanın ve kentlerin “tüketilebilir” kılınmasının her gün sonuçlarını yaşıyoruz. Devlet ve yerel yönetim politikaları ile doğa ve kent sorunları ortaya çıkarken ve insanların yaşamları doğal olarak etkilenirken, bir de hiçbir şeyden haberi olmayan, bu politikaların bir tarafı olmayan ancak öznesi, mağduru olan hayvanların yaşamlarında neler değişiyor? Ekolojik yıkımın sonuçlarını, kent ekosistemine verdiğimiz zararları kendimize belki reva görebiliriz ancak Prof. Sevgi’nin “ahlâkî sorun” olarak tanımladığı bu yıkım silsilesini hayvanlara yaşatmaya hakkımız var mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu yıkım silsilesini hayvanlara yaşatmaya hakkımız var mı?” sorusu üzerine düşünürken, ekoloji, kent hakkı ve hayvan hakları alanlarında mücadele veren aktivistlerin aktarımlarına kulak verelim. Aktivistlerin aktarımları zorunlu göç, sürgün gibi olayları sadece insanların yaşamadığını, kenti ve doğayı tahrip ederken hayvanları nasıl mağdur ettiğimizi gözler önüne seriyor.</span></p>
<p><b>Kent, barınma hakkı gibi meseleler üzerine uzun süredir mücadele veriyorsunuz. İstanbul&#8217;daki kentsel dönüşümün, hayatlarını topyekûn değiştirdiği insanların hikâyelerine yakından tanık oldunuz. İnsanlar yerlerinden yurtlarından edilirken insanlarla yaşayan kent hayvanlarına ilişkin belleğinizde kalan hikâyeler neler? Kentsel dönüşüm süreçlerinde hayvanlar da o mahallelerden, sokaklardan silindi. Bu hayvanlara ne oldu?</b></p>
<p><a href="https://www.kentintozu.com/"><b>Cihan Uzunçarşılı Baysal</b></a><b> (İstanbul Kent Savunması): </b><span style="font-weight: 400;">Sosyolog Saskia Sassen, &#8221;Kovulmalar&#8221; zamanında yaşadığımıza dikkat çekiyor. Sassen&#8217;e göre kentlerden ve kırsaldan kovulanlar sadece alt, alt orta gelir grupları ya da kırsalın emekçi nüfusları  değil, sokak hayvanından kuşuna börtü böceğine, ormanına suyuna flora ve faunasına, kısaca yaşama dair ne varsa bugünün kentlerinden ve kırsalından kovulmakta. Küresel sermaye, kenti ve kırsalı metalaştırarak, sömürgeleştirerek gasp ederken tüm canlıları ya yok ediyor ya da yaşam alanlarından, habitatlarından kovuyor. Çalıştığımız, dayanışma verdiğimiz dönüşüm mahallelerini ve sokak hayvanlarını gözümün önüne getirdikçe, &#8221;kovulma&#8221; sözcüğünden başka hiçbir sözcüğün gidişatı bu kadar özlü biçimde ifade edemeyeceğini düşünüyorum. </span></p>
<p><b>“Bölge lüks projelerle sterilleşirken, o hayvanlara ne olduğunu düşünmek bile acı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Ağaoğlu&#8217;nun My World Europe adlı lüks projesinin yükseldiği Küçükçekmece Ayazma, kediler ve köpekler için de bir yaşam alanıydı. Mahallenin kedileri ve köpekleri, dar bütçeli Ayazmalılar&#8217;ın mütevazıdan mütevazı konutlarında, bahçelerinde, mahallenin sokaklarında fink atarlardı. Evlerin çoğu bahçeye açıldığından kedilerin bahçelerden konutlara girmeleri kolaydı; hele yaz aylarında pencereler de açık olduğundan kediler dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya dolanıp dururlardı. Ayrıca onları dışarılara kovalayan da olmazdı. Bezirganbahçe TOKİ konutlarına (zorla) yeniden iskan edildiklerinde, Ayazma&#8217;da da defalarca evinde ağırlandığım Osman&#8217;ın annesi, Ayazma&#8217;da bırakmak zorunda olduğu kedileri için endişeleniyordu. Ayazma&#8217;nın çocukları da mahallenin sokaklarında birlikte koşturdukları, baktıkları sokak hayvanlarından ayrıldıkları için üzülüyorlardı. &#8221;Herkes iyi yaşamayı hak ediyor&#8221; sloganlı proje, iyi yaşamayı hak edenlere yer açmak için sadece mahallenin nüfusunu değil mahallenin kedi ve köpeklerini de yaşam alanlarından sürmüştü! Bölge lüks projelerle sterilleşirken, o hayvanlara ne olduğunu düşünmesi bile acı.</span></p>
<figure id="attachment_36763" aria-describedby="caption-attachment-36763" style="width: 339px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36763" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/ad.png" alt="" width="339" height="456" /><figcaption id="caption-attachment-36763" class="wp-caption-text">Sulukule TOKİ evleri şantiyesinden, belediye barınağına sürgün edilen yavru köpekler | Fotoğraf: Yedikule Hayvan Barınağı</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Sulukule yıkıldıktan sonra köpekler ortada kaldı; yeni projeden konut alabilen Sulukuleli bir arkadaş mahallede tek tük kalan köpeklere elinden geldiğince bakıyordu ama ağaçlı bostanlı Sulukule&#8217;nin yerine konuşlandırılan villalı yaşam alanından o köpeklerin de kovulmuş olabileceklerini düşünüyorum.</span></p>
<figure id="attachment_36765" aria-describedby="caption-attachment-36765" style="width: 572px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36765" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/ascad.png" alt="" width="572" height="431" /><figcaption id="caption-attachment-36765" class="wp-caption-text">Sulukule Küçük Çeşme Sokağı’nda bir sokak köpeği, yıkıma tanıklık ediyor. | Fotoğraf: Sulukule Günlüğü<b style="font-size: 16px;">“Her geçen gün kediler eksiliyordu”</b></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Sulukuleliler&#8217;in köpekleri varsa Ayvansaray Tokludedeliler&#8217;in kedileri vardı. Mahalleye ilk gidişimde kendimi bir kedi cennetinde hissettimdi; onlarca mutlu kedi mahallesi. Ahşap evleri ve özgün sokak dokusuyla tek tük kalan eski İstanbul mahallelerinden olan Tokludede de ne yazık ki Sulukule ile aynı kaderi paylaştı. Yenileme alanı ilan edildi ve butik otelli lüks villalı proje mahallelinin kabusu oldu. Tokludede&#8217;de yıkımlara karşı mahalleliyle dayanışma yapan aktivistler, yıkımlardan sonra kedileri beslemeyi görev edindiler. Her gün usanmadan kedilere yemek götürdüler; öte yandan, her geçen gün kediler eksiliyordu&#8230; </span></p>
<figure id="attachment_36766" aria-describedby="caption-attachment-36766" style="width: 345px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-36766" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asda.png" alt="" width="345" height="446" /><figcaption id="caption-attachment-36766" class="wp-caption-text">Tokludede’deki yıkımlardan sonra, şantiyeleri çevreleyen paravanların arasında yaşam mücadelesi veren sokak kedileri. | Fotoğraf: Cihan Uzunçarşılı Baysal</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dönüşüm alanlarında çalışan araştırmacı ve/ya akademisyenler olarak, mahallelerinden kovulup TOKİ&#8217;lere zorla yeniden iskan edildikten sonra, başta ekonomik ve kültürel nedenlerden, TOKİ konutlarında tutunamayıp göç eden nüfusların daha  sonra nerelere gittiklerini araştırmadığımız gibi mahallelerin kedi ve köpeklerinin başlarına geleni de araştırmadık. Bunlar çok büyük eksikliktir. </span></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün, özensiz şehir planlamasının insanları etkilediği gibi hayvanları da etkilediğini biliyoruz. Kent hayvanları bu değişikliklerden nasıl etkileniyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><b>Mine Yıldırım (</b><a href="https://dortayaklisehir.com/"><b>Dört Ayaklı Şehir</b></a><b>): </b>&#8220;Kentsel dönüşüm&#8221;, maddi, mekânsal ve toplumsal pek çok değişikliği de beraberinde getiren bir süreç. Türkiye&#8217;de kent hayatı içerisinde evrimleşerek yaşayan evcilleşmiş hayvanlar, sokakları kedileri ve köpekleri bu değişikliklerden en çok etkilenen canlılardan. Çünkü bu hayvanların yaşam ve hareket alanları, kentin kamusal alanları: Sokaklar, parklar, meydanlar, çarşılar, pazar yerleri, cami avluları vb. Dolayısıyla kentsel dönüşüm gibi, tüm bu kamusal alanların tasarımına, kullanımına, kimler tarafından nasıl erişebileceğine dair radikal değişiklikler getiren projeler hayvanların yaşamlarını doğrudan etkiliyor. </span></p>
<p><b>“Mahallelerde henüz inşaat faaliyetleri başlamadan sokak hayvanlarının ilgili belediye birimleri tarafından toplatıldığı yüzlerce vâkâ kaydı mevcut”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğiniz gibi, Türkiye&#8217;de kentsel dönüşüm iki şekilde icra edildi: Mahalle ölçeğinde ya da bina bazında. İstanbul&#8217;da örneğin Tarlabaşı gibi, mahalle bazında ve tamamen mekansal kapatılmayla dönüşümün gerçekleştirdiği bir yerde, bütün mahalle şantiyeye dönüşmüşken o mahallenin kedisi, köpeği nasıl ve nerede barınabilir? Bugün İstanbul&#8217;da öyle sokaklar, mahalleler var ki, yıkım ve yeniden inşa sürecine girmemiş tek bir bina kalmış olsun. Üstelik, &#8220;dönüşüme giren&#8221; mahallelerde henüz inşaat faaliyetleri başlamadan sokak hayvanlarının ilgili belediye birimleri tarafından toplatıldığı yüzlerce vâkâ kaydı mevcut. Ya da örneğin, bina bazında dönüşüm başladığında, bir sokakta başlayan hareketliliği, hafriyat kamyonu, beton mikseri, kum, çimento giriş-çıkışını düşünün. Koruma olmadan başlatılan, kamusal alanı etkileyen her tür hareketlenme, inşaatlaşma ve dönüşüm süreci hayvanların yaşamı için ciddi bir tehdit. </span></p>
<figure id="attachment_36767" aria-describedby="caption-attachment-36767" style="width: 417px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36767" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asdse.png" alt="" width="417" height="260" /><figcaption id="caption-attachment-36767" class="wp-caption-text">Formula 1 Pisti C Kapısı civarına belediyelerce terk edilen sokak köpekleri | Fotoğraf: Mine Yıldırım</figcaption></figure>
<p><b>Yakın dönemde bir dizi mevzuat değişikliği (orman, mera, afet yasaları vb) oldu. Şehir, bu mevzuat değişikliği ile yeniden tasarlanırken, bu sürecin kent hayvanlarına ne gibi yansımaları oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><b>Mine Yıldırım:</b> İstanbul&#8217;da şehir içinde, merkezi yerlerde kentsel dönüşüm süreci, şehrin hayvansızlaştırılması sürecini beraberinde getirirken, aynı süreç şehrin çeperlerinde daha büyük, etkili ve sarsıcı değişimlere neden oldu. İstanbul özelinde şehrin kuzey-batı aksı boyunca çeper coğrafyaları, masif ormanlarla kaplı, imara açılmamış, yerleşimin dağınık ve daha çok toprak bazlı üretime ve hayvancılığa dayandığı kamu arazilerinden oluşuyor. 2012 yılından bu yana hızlanan mevzuat değişiklikleriyle başta ormanlar ve meralar olmak üzere milyonlarca metrekare kamu arazisi altyapı yatırımlarına, özellikle yol, köprü, havalimanı inşaatlarına arazi olarak tahsis edildi. AKP hükümetinin ekonomik kriz dönemlerinde kaynak arayışına geçici çözümler giriştiği, Yap-İşlet-Devret modeliyle kamu kaynaklarının güvencesi altında ilerleyen Mega-Projelerle, Kuzey Ormanları hızla parçalandı; şehrin güneydoğusu, çeperleri Gebze&#8217;ye bağlayan ormanlık araziler, meralar, çayırlar &#8220;acele kamulaştırma&#8221;larla inşaat sermayesine devredildi. </span></p>
<p><b>“Dönüşüm süreci, şehrin içinde ve çeperlerinde sokak hayvanları için yok edici bir boyuta ulaştı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arazi istimlak ve inşaat sektörüne devri süreci, ekonomik ve toplumsal sarsıntıya paralel olarak, hayvanlar için de dehşet verici bir yıkım getirdi. Çünkü şehrin merkezlerinde kentsel dönüşüm süreciyle yerlerinden edilen hayvanlar, her biri devasa birer şantiyeye dönüştürülmüş olan ormanlara, yani doğrudan inşaat sahalarına terk edilmeye başlandı. Böylece ilçe belediyelerin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işbirliğinde gerçekleşen dönüşüm süreci, şehrin içinde ve çeperlerinde sokak hayvanları için yok edici bir boyuta ulaştı. Böylece İstanbul&#8217;un köpeksizleştirilmesi süreci, ormanları ve diğer kamu arazilerini imara, inşaat sektörüne hammadde (toprak, kum, taş) işlemesine, enerji üretimine açılması gibi yasal ve iktisadi dönüşümlerle hızlanmış oldu. </span></p>
<p><b>Kuzey Ormanları Savunması olarak, mega/çılgın projelerin, insanları da hayvanları da doğayı da ilgilendiren ekosisteme etkilerini raporlaştırdınız. Bu projelerin yarattığı ekolojik yıkımdan hayvanlar nasıl etkilendi ve etkilenecek? Özellikle yaban hayat ve kent hayvanlarının yaşamındaki değişiklikler raporlarınıza nasıl yansıdı?</b></p>
<p><b>Emre Yılmaz (</b><a href="https://kuzeyormanlari.org"><b>Kuzey Ormanları Savunması</b></a><b>):</b><span style="font-weight: 400;"> Havaalanının ve bağlantılarının yapıldığı alanda şimdi beton ile doldurulmuş birçok göl ve gölet mevcuttu. Bu alanlarda tatlı su balıkları ve birçok böcek türü yaşamaktaydı. Haliyle göç yolundaki kuşlar içinde dinlenme, beslenme ve üreme alanlarıydı bu alanlar. Keza yine tarım alanları aynı şekilde. Ancak bunların hepsi artık betonla dolduruldu ve oradaki ekosistem mahvedildi. Bütün bu tatlı su habitatları artık yok. Tabii bu alanlar sadece üstündeki canlılıktan da ibaret değil. Doğa dinamik bir yapı. Bu su havzaları doğanın kendini yeniden var ettiği, iyileştirdiği alanlar aynı zamanda. Yağmuru tutar, suyu temizler, sahip olduğu dinamizm bitkilerin ve hayvanların temiz suya ve besine erişimini sağlar, canlılık üzerindeki antropojenik baskıyı azaltan süspansiyon noktalarıdır. Yine ormanlar; birçok canlının ürediği, beslendiği ya da belli dönemlerini geçirdiği sıcak canlılık noktalarıdır. Dolayısıyla biz bütün bu dengeyi mahvettik, mahvediyoruz. Artık her şiddetli yağmurun ardından afetler yaşamamızın nedenlerinden biridir bu. </span></p>
<p><b>“Domuzlar, tilkiler şehirlerin periferine geldiler. Çöplerimizle besleniyorlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son birkaç seneye kadar İstanbul’un kuzeyinde leyleklerin, şahinlerin sürüler halinde,  elektrik direklerinin, yerleşim yerlerinin çatılarına indiği görüntülere çok daha az rastlanırdı; çünkü orman kucağını açardı bu canlılara. Ancak artık bu görüntüleri sık sık görür olduk. Domuzlar, tilkiler şehirlerin periferine geldiler. Çöplerimizle besleniyorlar. Koca bir besin döngüsünü dinamitledik. Çöplerdeki plastikler, envai çeşit kimyasallar vs artık sadece bizim temas ettiğimiz unsurlar değil yaban hayatın da besin bulma çabasında maruz kaldığı stres faktörleri durumunda şu an. Bu durum şüphesiz bu canlılar için birçok hastalığı, olumsuzluğu da beraberinde getirecektir. Her sene binlerce süzülen kuş ilkbahar ve sonbaharda İstanbul&#8217;un üstünden Kuzey’e ya da Güney’e göçlerini gerçekleştiriyor. Orada uçaklar inip kalkmaya başlayınca bu hayvanlar bu göçten vaz mı geçecek? Tabii ki de hayır. Yine ormanların içine açtığımız yollar, nüfus baskını arttıran faaliyetler; bu hayvanların trafikle, araç çarpmalarıyla mücadele etmesi demek. Ormanların bölünmesi, o bölgelerin orman vasfının kaybolmasına yol açıyor. Bunun canlılık açısından geldiği anlam ise ekosistem dengesinin değişmesi, yaşamın daha da zorlaşması demek.</span> <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-36769 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/asasasa.png" alt="" width="321" height="478" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunları bir araya getirince, mega proje diye pazarladıkları projelerin ve bunlarla ilintili olarak şehrin bu bölgelere doğru genişlemesinin doğanın dengesine dönük geri dönüşü güç olan müdahaleler olduğu aşikar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/">Ekolojik Yıkım Ve Kentleşme Kıskacında Görülmeyenler: Hayvanlar!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/ekolojik-yikim-ve-kentlesme-kiskacinda-gorulmeyenler-hayvanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOS’dan Hambach Ormanı Eylemlerine Destek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/kosdan-hambach-ormani-eylemlerine-destek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2018 09:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Hambach Ormanı]]></category>
		<category><![CDATA[KOS]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması (KOS) Gümüşsuyu’nda bulunan Almanya Konsolosluğu önünde linyit madenciliği uğruna katledilmek istenen Hambach Ormanı’nı savunanlara yönelik destek için basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/kosdan-hambach-ormani-eylemlerine-destek/">KOS’dan Hambach Ormanı Eylemlerine Destek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3. Havalimanı’nın ortaklarından olan Almanya Hambach Ormanı’nında linyit madenini büyütmek için ormanları yok ediyor. Hambach Ormanı’nın savunan insanlara destek olmak amaçlı Gümüşsuyu Almanya Konsolosluğu önünde bir araya gelen Kuzey Ormanları Savunması basın açıklaması yaptı. Basın metnini okuyan Zerrin Bayrakdar , “ %90’ı yok edilen 12 bin yıllık Hambach Ormanı’ndan geriye kalan %10’luk kısmı kurtarmak için beş yıldır mücadele eden dostlarımız,devlet müdahalesi ile ağaçlarından koparılmak isteniyor.” dedi. “ Doğayla uyum ve barış içinden yaşama çabasındaki direnişçileri ormandan çıkarmak üzere 13 Eylül’den bu yana binlerce polisin katıldığı operasyon devam ediyor. Polis müdahalesi sırasında uzun süredir direnişi belgeleyen ve destekleyen gazeteci Steffen hayatını kaybetti.” diye konuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30868" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/InShot_20180924_125514668-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Bayrakdar “ Tanrı’nın Ormanı olarak anılıp çevresinde yerleşik topluluklara yaşam sunan, ağaç kesmenin yasak olduğu Hambach Ormanı, emperyalist şirketlerce satın alınarak kıyıma uğradı. Bugün yalnızca %10 ‘u  kalan orman, nesli tükenme tehdidinde olan 140 canlı türünün yuvası olarak tıpkı Kuzey Ormanları gibi direniyor.” diye ifade etti. Emperyalist şirketlerle ortaklık yaparak halka ihanet eden tüm devletlere “ Ellerinizi ormanlardan çekin” çağrısını yaparak  Hambach Ormanı’nda direnenler için “ Mumlarınızı yakın, şarkılarınızı söyleyin ! Burada kimsenin pes etmediğini gösterin.” diye destek olunması gerektiğini belirtti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/kosdan-hambach-ormani-eylemlerine-destek/">KOS’dan Hambach Ormanı Eylemlerine Destek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2017 08:29:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması, bölgenin ekosistemi üzerine yapılacak, bilimsel, hukuksal ve ekolojik çalışmalara çerçeve sunmak, Kuzey Ormanları’nın varlığını tehdit eden meseleleri tartışmak ve çözüm yolları üretmek adına çalıştay düzenliyor. 10 Haziran Cumartesi günü, İstanbul, Sarıyer’de bulunan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek çalıştay, Kuzey Ormanlarını savunan kişi, kuruluş ve hareketlerin yerel mücadele birikimlerini paylaşmayı, dayanışmanın ve birlikte [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/">Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması, bölgenin ekosistemi üzerine yapılacak, bilimsel, hukuksal ve ekolojik çalışmalara çerçeve sunmak, Kuzey Ormanları’nın varlığını tehdit eden meseleleri tartışmak ve çözüm yolları üretmek adına çalıştay düzenliyor. 10 Haziran Cumartesi günü, İstanbul, Sarıyer’de bulunan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek çalıştay, Kuzey Ormanlarını savunan kişi, kuruluş ve hareketlerin yerel mücadele birikimlerini paylaşmayı, dayanışmanın ve birlikte savunmanın imkânlarını tartışmayı ve yeni bir kurucu adım atabilmeyi hedefliyor.</p>
<p>Kuzey Ormanları düzenledikleri çalıştaya; Kuzey Ormanları, Trakya, Marmara savunucularını, bilim insanlarını, çevre örgütlerini, köy muhtarları ve azalarını, bisiklet ve yürüyüş topluluklarını, belediye başkanları ile meclis üyeleri, üreticileri ve kooperatiflerinin katılımını bekliyor.</p>
<p>Program</p>
<p>10.00 – Açılış konuşması<br />
10.30 – Kuzey Ormanları ve florası – Prof. Dr. Ünal Akkemik<br />
11.00 – Kuzey Ormanları’yla ilişkili ekosistemler – Prof. Dr. Doğanay Tolunay<br />
11.30 – Kuzey Ormanları’nın faunası – Doç.Dr. Zeynel Arslan Gündoğdu<br />
12.00 – Kuzey Ormanları’na saldırı ve tehditler – KOS</p>
<p>13.00 – Öğle yemeği</p>
<p>14.00 – Kuzey Ormanları Savunması üzerine – KOS<br />
15.00 – Forum<br />
17.00 – Kuzey Ormanları Savunması Meclisinin oluşturulması ve sonuç bildirgesinin okunmas</p>
<p><strong>Kuzey Ormanları Savunması hakkında</strong></p>
<p>Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul’un kuzeyi olmak üzere Istrancalar’dan Sapanca’ya kadar olan bölgede yer alan son orman alanları ile birlikte su havzaları, tarım alanları, çok sayıda endemik bitki ve hayvan türlerinden oluşan farklı ekosistemlerin bir arada bulunduğu bütüncül bir ekolojik alanın varlığını sürdürebilmesini savunan, bu amaç doğrultusunda; ölçeği ve gerekçesi ne olursa olsun doğaya, akla, bilime dayanmayan her türlü kentsel-kırsal projenin durdurulması için örgütlenen, mücadele eden, özgür ve gönüllü bireylerin oluşturduğu, her türlü ekonomik, siyasi ve ideolojik örgütten bağımsız bir hareket.</p>
<p>Çalıştayın programına <a href="http://www.kuzeyormanlari.org/2017/05/30/kuzey-ormanlari-kurultayi-10-haziran-cumartesi-gunu-yasar-kemal-kultur-merkezinde-yapilacak/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://kaosgl.org/sayfa.php?id=23901" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/">Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
