<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>küresel ısınma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuresel-isinma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuresel-isinma/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Apr 2021 08:35:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>küresel ısınma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kuresel-isinma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 08:33:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Olhan]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enflasyon ve döviz kurlarındaki değişimin girdi fiyatlarını yükseltmesi tarım sektöründeki en önemli sorun olarak göze çarparken, emtia fiyatlarında yaşanan artış da sektör için belirsizliği arttırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/">Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde tarımsal üretimden pazarlamaya kadar giden safhada iklim, maliyet ve pazar riski oldukça ön plana çıktı. Zaten var olan kronik sorunların üstüne bir de pandemi dönemi ve küresel iklim değişikliği etkileri de eklenince tarım alanında ezberlerin bozulduğu bir dönem yaşanmaya başladı. Bunlarla beraber dünyadaki ve ülkemizdeki emtia fiyatlarında yaşanan artış girdi maliyetlerini yükseltince çiftçi ve tarım dünyası için sisli bir atmosfer ortaya çıktı. Bu belirsizlik ortamında çiftçi ürettiğini satabileceğinden veya üretim maliyetinde bir standart yakalayabileceğinden habersiz şekilde sektöre tutunmaya çalışıyor. En önemli girdilerden gübrenin fiyatı 4,250 TL olarak dikkat çekiyor ve iklimsel değişimlerden dolayı su ihtiyacı da oldukça artış gösteriyor. Tarım dünyasında daha organize ve koordine şekilde analizlere dayalı verimli bir çalışma ve destek ortamının eksikliği oldukça fazla hissedilir vaziyette. Bu doğrultuda hükümetin tarım dünyasıyla olan ilişkisi oldukça kritik bir öneme sahip. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-69208 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/emine-olhan.jpg" alt="Emine Olhan" width="290" height="193" />Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden tarım ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Emine Olhan, tarımsal üreticilerin en önemli sorununun girdi fiyatlarının artması olduğunu belirterek, “Türkiye’de girdi fiyatlarının artmasında önemli noktalardan birisi genel fiyatların artışına neden olan enflasyon bir diğeri ise döviz kurlarındaki değişim olarak göze çarpıyor. Girdi fiyatları enflasyondan doğrudan etkileniyor. Aynı zamanda mazot ve gübre gibi en önemli girdilerin ithal olması nedeniyle döviz kurundaki artışlar da bu girdilerin fiyatlarını doğrudan etkileyerek önemli düzeyde yükselmesine neden oluyor. Girdi fiyatlarındaki artışın aslında tek başına düşünülmesi yetersiz kalıyor. Üreticilerin belirttiği noktalardan birisi de girdi fiyatları artışı ile ürün fiyatları artışının benzer düzeyde olmaması durumu. Tarımsal ürün fiyatlarındaki artış, girdi fiyatlarındaki artışın gerisinde kalıyor. Bu durum girdi fiyatları ve ürün fiyatları arasındaki makasın giderek açılmasına ve böylelikle üreticinin yeterli düzeyde gelir elde edememesine neden oluyor.” dedi.</span></p>
<h5><b>“İklim Değişikliğinin Potansiyel Etkileri Açısından Riskli Bölgedeyiz”</b></h5>
<p>Türkiye’nin <span style="font-weight: 400;">iklim değişikliğinin potansiyel etkileri açısından riskli ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Olhan, “Maliyetler açısından vurgulanması gereken noktalardan birisi, iklim değişikliğine bağlı olarak biyolojik döngünün sadece bitkiler için değil, aynı zamanda bu bitkilere zarar verecek organizmalar için de değişmesi durumu. Örneğin iklim değişikliği ile bitki zararları sayıları ve görülme sıklıkları artıyor ve bu durumun üretim üzerindeki etkisini azaltmak için daha fazla ilaç, gübre vb. girdi kullanılması gerekiyor. Yani iklim değişikliği ile tarımsal üretimde verim kaybı ve girdi kullanımdaki artış ile doğrudan üretici maliyetlerini artırabiliyor. Özellikle 1990’lardan sonra ülkemizde ortalama sıcaklık yaklaşık 1,5 derece arttı. Ortalama sıcaklıklardaki artış da ürünlerin su ihtiyacını artırıp ürünlerin yetiştirme dönemlerini değiştiriyor. Örneğin mart ve mayıs aylarında yetiştirilen bir bitkinin, sıcaklık artışına bağlı olarak üretim dönemi şubat ve nisan dönemine kayabiliyor. Ayrıca ortalama sıcaklık ve yağışlardaki değişim daha fazla kuraklık veya don olayının yaşanmasını tetiklemekte. Böylece iklimde ekstrem değerlerin daha sık görülmesi doğa koşullarında yapılan tarımsal üretime zarar veriyor ve ciddi verim kayıplarına hatta hiç ürün alamama gibi sonuçları beraberinde getiriyor.” Şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>“Devlet Politikayı Belirlerken Ülkenin Gerçeklerini Dikkate Almalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçi ve devlet arasında bir koordinasyon kopukluğu olduğunu düşünmeyen Olhan devletin tarım politikalarının niteliğine ve metoduna dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Devlet politikayı belirlerken ülkenin gerçeklerini dikkate almalı ve kısa dönem sık değişiklikler yerine uzun dönemi hedef almalı. Bir politika belirlendiğinde bunun amacı net olarak belirlenmeli, sonuçları görülmeli ve başarılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeler ışığında yeni politikalar uygulanmaya konulabilir.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan hükümetin tarımsal destek uygulamalarına dair politikaların etkisinin ölçülmesinin oldukça önemli olduğunu vurguluyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Örneğin üretim politikası olarak ifade edilen bir politikanın değerlendirilmesi için bu politikanın etkisinin ölçülmesi ve gerçekten üretim amacının gerçekleştirip gerçekleştirmediği değerlendirilmeli. Türkiye&#8217;de Tarım Bakanlığı tarafından düzenli bir şekilde etki ölçümünün önemi vurgulanıyor. Ancak destekleme politikalarının etkilerinin yeterli düzeyde ölçüldüğünü söylemek mümkün değil. Bu yetersizliğin temel nedeni ise mevcut verilerin kullanılması konusunda belirli bir protokolün olmaması veya yeterli düzeyde verinin bulunmaması. Bu yüzden destekleme politikalarının değerlendirilmesi için öncelikli olarak Bakanlık, araştırma kurumları ve araştırmacılar arasında veri paylaşımı ve analizinin nasıl gerçekleştirileceğine dair bir yol haritasının oluşturulması gerekiyor. Desteklerin etkisinin ölçülmesinin uluslararası standartlara uygun bir şekilde yapılması hem politika yapıcılara hem de araştırmacılara büyük katkı sağlayarak gelecek dönem destekleme politikalarının belirlenmesinde kullanışlı bilgiler sunacaktır.”</span></p>
<h5><b>“Tarımsal Desteklerin Zamanı ve Miktarı Önemli”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan hükümetin tarıma ayırdığı kaynağın hiç olmazsa enflasyon ile orantılı olması gerektiğini savunuyor. Verilen desteğin doğru nitelikte ve doğru zamanda sağlanmasının oldukça mühim olduğunu belirten Olhan; analiz ve etkilerin takibi hususunun önemine değiniyor: </span><span style="font-weight: 400;">“2021 yılı için açıklanan tarımsal destekler 2020 yılına göre hiç artırılmadan 22 Milyar TL düzeyinde kaldı.Tarımsal desteklerin miktarı kadar nasıl ve ne zaman verildiği de çok önemli. Doğru destekleme araçları doğru zamanda verilirse, amaçlanan üretim maliyetlerinin düşürülmesi, rekabet gücünün artırılması ve üretim planlaması için desteklemeler önemli bir araç olacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz analiz eksikliği sonucu, tarımsal desteklemeler üretim planlaması için bir araç olmaktan çok bütçeye konulan paranın üreticiye (sanki bir sosyal yardım gibi) dağıtılan bir kaynak haline gelmesine yol açıyor. Verilen destekler ile üretim ne kadar arttı, kalitede bir artış oldu mu (amacımız neyse) sorusunun cevabı için düzenli olarak desteklerin etkisi analiz edilmeli.  Aksi taktirde bu anlayış ile üretim odaklı amaçların gerçekleştirilmesi imkansız gözüküyor. “ dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan desteklerin miktarı kadar zamanında ödenmesinin de önemli olduğunu vurgulayarak, “Yani destekleme miktarını artırmadan da tarımsal desteklerin doğru araçlarla doğru zamanda verilmesi etkili olacaktır. “ dedi.</span></p>
<p>Mart ayında açıklanan reform paketinin sektörün sorunlarını çözme noktasında yetersiz olduğunu da kaydeden Olhan, “<span style="font-weight: 400;">Üreticilerin en önemli sorunları olan girdi maliyetlerinin fazlalığı, ithalata bağımlılık, borçların yapılandırılması gibi acil çözüm bekleyen konulara ilişkin pakette bir önlemin olmaması karamsarlığı artırıyor. Tarım sektörünün her ülke için en önemli sektör olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Gıda güvencesini sağlayamayan bir ülkenin bağımsızlı bile tartışılır. Bu nedenle üreticilerin sorunlarına yönelik önlemlerin alınması gerekiyor.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/">Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKUT 25. Yılında “Büyük Marmara Depremi”ni Gündeme Taşıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/akut-25-yilinda-buyuk-marmara-depremini-gundeme-tasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 13:17:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AKUT Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AKUT]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Marmara Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67189</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKUT, 25. Yıl Kutlamalarına, beklenen “Büyük Marmara Depremi” ve “küresel ısınma sonucu karşılaşılan yeni afetler” konulu bir basın toplantısı ile başladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/akut-25-yilinda-buyuk-marmara-depremini-gundeme-tasiyor/">AKUT 25. Yılında “Büyük Marmara Depremi”ni Gündeme Taşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKUT Arama Kurtarma Derneği, 25. kuruluş yılını kutluyor. Dernek bu kapsamda, AB Türkiye Büyükelçisi Nikolaus MEYER-LANDRUT’un onur konuğu olduğu, beklenen İstanbul Depremi ana konulu bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına ayrıca, başta BM Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu “INSARAG”, Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Genel Müdürlüğü “DgEcho” ve arama kurtarmanın AB’si kabul edilen “ECPP” olmak üzere birçok kurum ve ünlü isim görüntülü kutlama mesajlarıyla katıldı. Etkinliğe ayrıca, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Birinci Müsteşarı, Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölümü Başkanı Angel Gutierrez Hidalgo da katıldı.</p>
<p>Toplantıdaki konuşmasına, AKUT’un 25. yaşını yürekten kutlayıp, başarı dilekleriyle başlayan Büyükelçi <strong>Nikolaus Meyer-Landrut, </strong>sahip olduğu uzmanlık ve önemli kaynaklar dikkate alındığında, AKUT ve dolayısıyla Türkiye&#8217;nin, AB İnsani Yardım ve Sivil Koruma Mekanizması için değerli bir ortak olduğunu belirtip, &#8220;Türkiye’nin mekanizmada yer alması afetlere daha iyi hazırlanma ve müdahale etme başarısını arttıracak aynı zamanda Avrupa’nın afetlere müdahale çalışmalarına da katkıda bulunacaktır” dedi.</p>
<h5><strong>“AKUT ile AB Sivil Koruma Mekanizması Daha da Güçlenecek”</strong></h5>
<p>Etkinliğe online olarak katılan <strong>DgEcho</strong> Genel Müdürü <strong>Paraskevi Michou </strong>ise, şunları söyledi:<strong> “</strong>AKUT 25 yıl boyunca, yurt içinde ve yurt dışında, her zaman yardıma muhtaç kişilerin yanında durarak, onlara hizmet ederek eğitimler ve tatbikatlar düzenleyip, birikimlerini paylaşarak özverili çalışmalar yürütmüştür. Türkiye ve AKUT ile yürüttüğümüz işbirliğimizin gelecekte de devamını, karşılıklı desteğimizi ve bu vesileyle AB Sivil Koruma Mekanizması’nın daha da güçlendirilmesini sabırsızlıkla bekliyorum.”</p>
<h5><strong>“Yapıları Depreme Dayanıklı Bir Ülke Olmakla Anılmak İsterdim.&#8221;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-65159 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-baskani-recep-salci-640x427.jpg" alt="Recep Şalcı" width="289" height="193" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-baskani-recep-salci-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-baskani-recep-salci-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-baskani-recep-salci.jpg 1200w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" />Konuşmasında AKUT’un 25 yılı, beklenen Marmara Depremi ve küresel ısınma kaynaklı ülkemizde de görülmeye başlayan tropikal afetlere değinen AKUT Başkanı <strong>Recep Şalcı</strong>, “Ülkemizin arama kurtarma ekipleri gerçekten dünyada ön sıralarda. Ama AKUT Başkanı olarak bununla değil; yapıları depreme dayanıklı bir ülke olmakla anılmak isterdim. Ne kadar başarılı ve deneyimli arama kurtarma ekipleriniz olursa olsun; toplum genelinde bir afet kültürünü tam olarak oturtamazsanız ve yapılarınızı depreme dayanıklı hale getiremezseniz, maalesef faciaları önleyemezsiniz. Kentsel dönüşüm sürecini, özellikle büyük şehirler odaklı bir an önce tamamlamalıyız. Son İzmir Depremi’nde bunu yaşadık: O büyüklükte bir depremde binaların yıkılması kesinlikle normal bir durum değil.” dedi.</p>
<h5><strong>&#8220;Ege Depremi’nde Binaların Yıkılması ve O Kadar Can ve Mal Kaybı Normal Değil&#8221;</strong></h5>
<p>Kısa bir İzmir Depremi değerlendirmesi de yapan <strong>Şalcı</strong>, sözlerine şöyle devam etti: “30 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen Ege Depremi’nde, AKUT olarak, 18 farklı ekip ve 268 gönüllü 3 arama köpeği ile hizmet verdik ve 9 kişinin ve 4 hayvanın canlı olarak, 10 kişinin de cansız bedenlerinin enkazlardan çıkarılmasına yardımcı olduk. Yerin 16,54 kilometre derinliğinde ve en yakın yerleşim birimi olan İzmir-Seferihisar’a 17,26 km uzaklığında, 6.6 ile 6.9 arasında bir büyüklükte gerçekleşen depremde, 114 kişi hayatını kaybetti ve 1035 kişi yaralandı. Bu büyüklükte bir depremde bina yıkılması, bu kadar can ve mal kaybının temel nedeni yapı stoklarımızın güçsüzlüğüdür. Ayrıca bu beklediğimiz İzmir depremi değildi kesinlikle. Asıl beklediğimiz fay kırılmadı bu depremde. Beklenene nazaran küçük bir deprem oldu. Bu koşullarda gerçekleşecek Marmara Depremi’ni düşünmek bile istemiyorum ama eninde sonunda gerçekleşecek. Çok hızlı davranmamız gerekiyor.”</p>
<h5><strong>İstanbul Depremi’ne Hazırız</strong></h5>
<p>AKUT Arama Kurtarma Derneği olarak beklenen Marmara Depremi Acil Durum Planlarının hazır olduğunun altını çizen <strong>Recep Şalcı</strong>, “İstanbul Deprem Acil Durum ve Müdahale Planımız kapsamında öncelikle, Trakya ve Anadolu olmak üzere; 2 adet Acil Durum Yönetim ekibi konuşlandıracağız. İstanbul ekibimiz dışındaki 26 ekibimizi, BM INSARAG standartlarında teşkilatlandırarak, deprem bölgesine konumlarına göre 2-10 saat içinde, kendi malzeme ve teçhizatı ve 3 günlük ikmal ve iaşesiyle deprem bölgesine intikal ettirmek için tüm hazırlıklarımız tamam. İstanbul ekibimizi, depremden direkt etkilenme ihtimali yüksek olduğu için, kısmen planlama dışı tuttuk. Onların ilk işi deprem olduğu an hızla ailelerini emniyet altına almak olacak. Sonra Ataşehir yerleşkemize ulaşacak, orada arama kurtarma ekip yapısını kuracak ve bu ekip Anadolu ADY yönetimine girerek, bulunduğu yakın çevredeki enkazlara müdahale edecektir. AKUT olarak, tüm arama kurtarma ekipleri gibi, Ulusal Deprem Koordinasyon Merkezi’nin vereceği arama kurtarma görevlerini yerine getireceğiz. Ekiplerimiz görevlerini 7 gün 24 saat vardiyalı olarak sürdürecek ve takriben sahada 1.000 kişilik lojistik destek ve 600 kişilik operasyon gücü olmak üzere; 1600 kişilik bir gönüllü gücü ile çalışmalara katılacağız. &#8221; dedi. AFAD&#8217;ın planlarına entegre olduklarını da belirten Şalcı şunları söyledi: &#8220;Yani sadece AKUT olarak biz değil, ülkemizdeki tüm arama kurtarma ekipleri planlamalarını tamamlamıştır. Anımsarsınız geçen yılın sonlarına doğru bu planları TBMM Deprem Komisyonu’na sunmuştuk. AKUT olarak yenileme eğitimlerimiz, eksik malzeme tedariklerimiz pandemi koşullarında devam ediyor. Uzak ekiplerimizden, en yakın ekiplerimize kadar tüm gönüllü ekiplerimizin toplanma bölgelerine, hava, deniz ve kara yoluyla intikali, AFAD ile birlikte planlanmıştır. Bu arada, Marmara ve İstanbul özelinde hazırlanan bu planımızın, ülkemizin neresinde bir afet meydana gelirse gelsin, yönümüzü o tarafa dönerek uygulanabilme esnekliğine sahiptir. Nitekim son Ege Depremi’ne de bu şekilde kısa bir süre içerisinde müdahale ettik.”</p>
<h5><strong>Dikkat! Tropikal Afetler Geliyor</strong></h5>
<p>Son yıllarda giderek artan küresel ısınma ya da iklim değişikliğinin etkileriyle, özellikle sel afetindeki artışa ve Türkiye&#8217;de görünmeyen afet türlerine de dikkat çeken <strong>Recep Şalcı</strong>, “Özellikle küresel ısınma ile beraber, bazı bölgelerimizde hem meteorolojik faaliyetler artmaya başladı hem de tropikal iklimlerin afet türü olan kasırga ve hortum görülmeye başladı. Artış gösteren afetler içinde birinci sırayı sel alıyor. Özellikle Karadeniz bölgesinde bu afet, hızlı ve sistematik bir artış içerisinde. Sel arama kurtarmanın en zor yapıldığı afet türlerinden biridir. Ülkemizde sel felaketlerinde, bölgedeki insanların özverili çalışmalarıyla can kaybı minimuma indirilmeye çalışılıyor. 2018 yılında kasırganın ilk örneğini Ege Bölgesi’nde görmek üzereydik. Ege Bölgesi’ne geldi gelecek dediğimiz kasırga teğet geçti, zarar vermedi. Ama bundan sonrası için bu tür afetlere hazır olmamız gerekiyor. Hem kurtarma aşamasında hem de farkındalık aşamasında toplum olarak hazırlıklarımızı tamamlamamız gerekiyor. Bu afetler de deprem kadar önemli. Sel, kasırga, tayfun ve deprem gibi afetlerde, tekrar söylemek isterim ki arama kurtarma kabiliyet ve kapasitelerinden daha çok yapılaşma şekli ve afet kültürü önemlidir. Dere yatağına ev yaptığınızda, arama kurtarma konusunu konuşmanın fazla anlamı kalmıyor.” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/akut-25-yilinda-buyuk-marmara-depremini-gundeme-tasiyor/">AKUT 25. Yılında “Büyük Marmara Depremi”ni Gündeme Taşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Koronavirüs Krizi İklim Konusunda Artık Toparlanmak İçin Bir Fırsat Olabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/koronavirus-krizi-iklim-konusunda-artik-toparlanmak-icin-bir-firsat-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 12:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Montgomery]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Lancet Countdown]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son beş yıldır iklim değişikliği ve sağlık arasındaki bağlantıyı araştıran Lancet Countdown 2020 raporunu yayımladı. Paris İklim Anlaşması'nın 5. yıl dönümünde aralarında Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası'nın da yer aldığı 35 farklı kurumdan 120 uzman 43 farklı göstergeyi analiz etti. Rapora göre son 20 yılda yaşlı nüfusun aşırı sıcaklara bağlı ölüm oranı yaklaşık yüzde 54 artış gösterdi. Ayrıca uzmanlar iklim değişikliğinin hayvanlardan insanlara geçen bulaşıcı hastalıklar sonucu ortaya çıkan salgın riskini de artıracağını düşünüyor. Lancey Countdown Başkanı Montgomery’e göre, Koronavirüs krizi iklim konusunda artık toparlanmak için bir fırsat olabilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/koronavirus-krizi-iklim-konusunda-artik-toparlanmak-icin-bir-firsat-olabilir/">&#8220;Koronavirüs Krizi İklim Konusunda Artık Toparlanmak İçin Bir Fırsat Olabilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Küresel iklim hareketleri değişiyor mu? Eğer değişiyorsa bu insanlık için yeni sağlık risklerini de beraberinde mi getiriyor? Lancet Countdown isimli girişim iklim koşullarının küresel düzeyde sağlığın altında yatan sosyal ve çevresel belirleyicilerdeki etkisini inceliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekleştirilen araştırmalara göre endüstri devriminden günümüze küresel sıcaklık 1-2 derece arasında yükseldi. Öyle ki 1880&#8217;den beri, Dünya&#8217;nın ortalama yüzey sıcaklığı her on yılda 0,07 derece artmaya devam ediyor. Bu oran tek başına önemsiz görülmekle beraber, zaman içindeki dönüşüm ve getirdiği toplumsal sonuçlar endişe veriyor.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-67167 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/aylik-ortalama-kuresel-isi-degisimi-640x405.jpg" alt="aylık ortalama küresel ısı değişimi" width="640" height="405" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/aylik-ortalama-kuresel-isi-degisimi-640x405.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/aylik-ortalama-kuresel-isi-degisimi.jpg 1000w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Küresel Isınmanın Nedenleri Ne?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınmaya neden olan dinamikleri İklim Veri Tabanı Uzmanı </span><a href="https://twitter.com/neilrkaye/status/1349771090403454993"><span style="font-weight: 400;">Neil R. Kaye</span></a><span style="font-weight: 400;"> iki döneme ayrılarak inceliyor.  Birinci dönem 1851-1935 tarihleri aralığında ikinci sanayi devrimi süreciyle örtüşüyor. İkinci dönem ise 1935’ten günümüze üçüncü sanayi devriminin getirdiği sonuçlara bağlanıyor. Kaye’ye göre sanayi devrimi sonrası fosil yakıtları yakma pahasına yaşanan büyük teknolojik gelişmeler önemli miktarda karbondioksit ve diğer sera gazları açığa çıkarıyor. Nitekim bilim adamlarının atmosferdeki gaz birikimlerini ve küresel ısınmayla sonuçlanan ilişkisini tam olarak anlayabilmeleri yıllar alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle 1950&#8217;lerden sonra küreselleşme ve sanayi ilerledikçe, mal ve hizmet hareketi dünya tarihindeki en yüksek hızı yakalayarak, nüfuz artışı ve tüketimin hızı bir çeşit çarpan etkisi </span><a href="https://www.visualcapitalist.com/global-temperature-graph-1851-2020/"><span style="font-weight: 400;">yapıyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. Kaye, bu yönüyle insanlığın gelişiminin küresel ısınma ile karmaşık da olsa bağlantılı olduğunu vurguluyor.</span></p>
<h5><b>Küresel Isınma Gelecek Yüzyılımızı Belirleyecek mi?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan bilim adamları arasında küresel ısınma ve iklim değişikliği tartışmaları süregelirken; öte yandan Kyoto Protokolü (2005) ve Paris Anlaşması (2016) gibi devletler arası zeminler meselenin ciddiyetini ortaya koymaya başladı. Bu yönüyle iklim hareketleri ve küresel ısınmaya ilişkin tartışmaların geleceğimizi şekillendiren mega trendlerden biri olma ihtimali oldukça yüksek görünüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-67173 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/lancet-countdown.jpg" alt="lancet countdown" width="293" height="210" />Söz konusu gelişmeleri mesele edinen Lancet Countdown, 101 ülkeden 50&#8217;sinin iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz koşullar sonucu oluşacak sağlık sorunlarına ilişkin bir planının bulunmadığı gerekçesi ile uyarıyor. Lancet Countdown’a göre 2018 yılındaki 296.000 ölümün sorumlusu aşırı sıcaklar olduğunu unutmamak gerekiyor. Artan hava sıcaklıkları aynı zamanda humma, sıtma ve bulaşıcı bakteriyel hastalıkların da hızlanmasına neden oluyor. Bunun yanında mahsul verimliliğinin düşüşüne ve gıda güvencesi olmayan kırılgan coğrafyalar için yeni riskleri de beraberinde getiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumun Eş Başkanı Prof. Hugh Montgomery iklim değişikliğinin ülkeler arasında ve ülkelerin içinde var olan sağlık eşitsizliklerinin ölçeğini genişlettiğinin altını çizerek koronavirüs krizinin toparlanmamız için bir fırsat olduğunu vurguluyor. Montgomery mülakatında sözlerini kayda değer bir cümle ile sonlandırıyor: “Orman yangınları, seller ve kıtlık gibi olaylar, ulusal sınır ya da banka hesabı </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/101-ulkeden-50sinin-saglik-ve-iklim-degisikligi-plani-yok/2064159"><span style="font-weight: 400;">gözetmiyor</span></a><span style="font-weight: 400;">.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lancet Countdown Araştırması şu beş başlığa dikkat çekiyor:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Her ülke iklim değişikliğinden zarar görecek. Örneğin 21. yüzyılın sonunda 565 milyon insanın deniz seviyesinin yükselmesiyle yerinden olma ihtimali var. Bu da yeni zorunlu göç hareketlerini tetikleyebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Doğanın bozulması hem ekolojik çöküşe hem de zoonoz hastalıkların yayılmasına neden oluyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sağlık ve iklim risklerini ayrı ayrı ele alamayız: 2020’de Karayipler ve Pasifik&#8217;teki salgınla aynı zamana denk gelen yıkıcı ABD orman yangınları ve tropikal fırtınalar, açık bir şekilde dünyanın tek bir krizle başa çıkma lüksüne sahip olmadığını gösteriyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Dünya, yeşil Covid-19&#8217;un yeniden inşasına öncelik vermeli: Küresel sistemde özellikle bazı devletler dünyanın fosil yakıtlara “boğulmasını” önlemek için yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi öngören programlar ortaya koyuyor. Bu, her yıl fosil yakıtların açığa çıkmasının doğrudan bir sonucu olarak hava kirliliğiyle ilişkili 7 milyon ölümün azaltılması anlamına gelebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Düşük karbonlu diyetlere geçiş, sürdürülebilir bir toparlanmanın parçası </span><a href="https://www.greenqueen.com.hk/lancet-countdown-2020-5-actions-the-world-must-take-to-tackle-converging-climate-health-crises/"><span style="font-weight: 400;">olacaktır</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></li>
</ul>
<h5><b>İklimin Önündeki Yeni Risk: Bulutlara Neler Oluyor? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı devletler iklim koşullarındaki tehlikenin farkındayken, bazı devletler maalesef ulusal çıkarlarını küresel sağlığın önüne koyabiliyor. Çin, [en azından kendi sınırları içinde] iklimi kontrol edebilmek için “bulut tohumlama” denilen bir yöntem kullanıyor. Bulut tohumlama ile bulutlardan düşen yağış miktarını değiştirmek için çeşitli maddelerle bulut içerisindeki bazı fiziksel gelişmeleri değiştirerek bilinçli olarak hava durumu </span><a href="https://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/ele/12086#ad-image-0"><span style="font-weight: 400;">değiştirilebiliyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. Fakat iklim kontörlü konusunda ülkeler arası yeterli koordinasyon olmazsa uzun vadede ülkelerin birbirini “yağmur hırsızlığı” ile suçlayacağı olası gerilimlerle karşılaşmamız muhtemel görülüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-67168 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-tohumlama-640x492.jpg" alt="bulut tohumlama" width="640" height="492" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-tohumlama-640x492.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-tohumlama.jpg 1020w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarih boyunca yağmurun yağışına hükmetmeye çalışan insanlık, bugün bilim insanların geliştirdiği lazerlerle, şimşekleri; okyanustaki petrol sızıntıları ile kasırgaları dizginlemeyi hedefliyor. Yağmur sezonunda gerçekleştirilen Pekin Olimpiyatları’nda yağmur yağmaması nedeniyle Çin hükümeti gökyüzüne 1100 roket fırlatarak bulutlara müdahale edebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-67170 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-olusturma-640x352.jpg" alt="bulut oluşturma" width="372" height="205" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-olusturma-640x352.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/bulut-olusturma.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" />Aslında doğaya söz konusu yöntemlerle müdahale çabası yeni değil… 70 yıl önce de ABD’de bilim insanları bulut oluşturma yöntemiyle belirli bölgelere yağmur yağdırmayı deniyordu. Örneğin, “Bulut Tohumlama” teknolojisi California eyaletinde yaklaşık 50 yıldır </span><a href="https://www.bbc.com/future/article/20140504-will-we-ever-control-the-weather"><span style="font-weight: 400;">kullanılıyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. Fakat iklimsel koşullara karşı gerçekleştirilen bu yapay müdahalenin getirdiği riskler kamuoyunu endişelendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklime müdahale etmek isteyen bilim insanları bir yandan doğayı denetim altına alma çabasına girerken öte yandan hava koşullarına egemen devletlerin “bencil” müdahalesinin nelere mal olabileceğini göz ardı ediyor. Tayvan Üniversitesi’nden akademisyenlerin vurguladığı üzere; iklim kontrolü konusunda yeterli koordinasyon sağlanamazsa, ülkelerin birbirini gelecekte “Yağmur Hırsızlığı” ile suçlama ihtimali muhtemel görünüyor. Örneğin Tibet Platosu’nda gerçekleştirilmesi planlanan bulut ekimleri Muson yağmurları üzerinde olumsuz etkide bulunarak çevre ülkelerdeki iklimi de sarsabilir. İklim konusunda ülke çıkarlarını önceleyen devlet merkezli politikalar çatışmaya varabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası kamuoyunun iklim koşullarına olumsuz etki eden faktörler konusunda ulusal hükümetlere daha fazla baskı kurması gerekiyor. İklim gibi küresel bir mesele için uluslararası sistemin önde gelen aktörlerinin iş birliği içinde bir araya gelmesi şart. Aksi takdirde gelecek nesiller sanayi devrimi hiper hız kazanan “tüketim” sürecinin ağır bedellerini ödemek zorunda kalacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/koronavirus-krizi-iklim-konusunda-artik-toparlanmak-icin-bir-firsat-olabilir/">&#8220;Koronavirüs Krizi İklim Konusunda Artık Toparlanmak İçin Bir Fırsat Olabilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 13:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[Avustralya Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Dave Sweeney]]></category>
		<category><![CDATA[Fukuşima Nükleer Felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[Greta]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Olimpik Baraj]]></category>
		<category><![CDATA[Ranger Uranyum Madeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47035</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'un yüzölçümünün 10 katı kadar bir alanın içindeki canlarla beraber yanıp kül olması dünya için küresel ısınmayı oluşturan nedenler bağlamında ele alınması gereken kaçınılmaz ve hazin bir yüzleşme. Lakin bir kez daha her şey yeterince kötüyken bile şanslıyız! Zira yangınlar uranyum madenlerinin çıkarıldığı bölgeye ulaşmadı ve Avustralya'nın nükleer santrali yok.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınmanın etkisiyle özellikle son on yılda artan aşırı hava olaylarının yaşandığı ülkelerden biri de Avustralya. Sistem içi etkileşimlerin küresel ısınmayı tetiklediği ülkede uzmanlara göre su kaynaklarının iyi yönetilmiyor oluşuna, son yıllarda aşırı buharlaşmaya bağlı olarak su kaynaklarının azalması da eklenince yangınların söndürülmesi imkansız hale geldi. Dört aydır kontrol altına alınamayan yangınlar nedeniyle orman ve bitki örtüsüyle beraber 1,25 milyar hayvan ve 17 insan yaşamlarını yitirdi; türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı;  bin 800 ev yandı&#8230;. Fakat maalesef yaşananların etkisi geçmiş zamanla sınırlı değil. Dört aylık süre zarfında yıllık karbon emisyon miktarı kadar karbonun atmosfere salınmış olması küresel ısınma açısından yeni bir pozitif geri besleme anlamına gelirken hava kalitesinin tehlikeli düzeyin 21 katına çıkmasıyla dumanlara boğulan canlılar özellikle çocuklar açısından başta astım olmak üzere çeşitli hastalıklarda artış olabileceğine işaret eden</span><a href="https://qz.com/1782243/how-australias-fires-are-impacting-childrens-health/"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel çalışmalar</span></a><span style="font-weight: 400;"> var. Fakat her şey daha da kötü olabilirdi zira, yangınlar dünya genelinde faaliyet gösteren nükleer santrallerde kullanılan uranyum yakıtının %12&#8217;sini tedarik eden Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin bulunduğu bölgeye ulaşmadı ve Avustralya&#8217;nın (gayet yerli ve milli olmasına rağmen) nükleer santrali yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nükleer enerji üretiminde kullanılan uranyumun yerin altından çıkarılması dünya genelinde yüksek güvenlik standartları gerektirse de tehlike her koşulda baki. Zira 1200 Megavat kapasiteli reaktörde yıllık kullanılan 30 ton uranyum maddesinin elde edilmesi için 440 bin ton uranyum kayasının çıkarılması gerekirken uranyum kayasının çıkarılmasıyla birlikte başlanan prosesler nedeniyle oluşan atık ve atık havuzlarında açığa çıkan toryum, radyum, radon gazı, nikel gibi ağır metaller, arsenik, civa gibi ağır maddelerin çevreye, yer altı sularına karışması söz konusu. Nitekim Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, başta Nijer olmak üzere Afrika ülkelerinde ve Avustralya&#8217;da uranyum madenlerinin çevre ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri nedeniyle karşısında da yıllardır nükleer karşıtı mücadele yürütülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya&#8217;da faaliyette bulunan Ranger Uranyum Madeni, Olimpik Baraj (Olympic Dam) ve Beverly uranyum madenleri de uzun zamandır çevreci örgütlerin hedefinde. Kasım ayında Melbourne şehrinde Avustralya uranyum madenleri üzerine bir mülakat gerçekleştirdiğim Avustralya Koruma Vakfı (ACF) Nükleer karşıtı kampanyalar sorumlusu Dave Sweeney&#8217;e göre uranyum madenciliği ve çıkarılan madenin işlenmesi çevre ve sağlık açısından büyük riskler taşıyor. Fakat Sweeney ilk aşamada etkilenenlerin uranyum madenlerinde çalışanlar ve iş sahasından radyoaktif tozları eve de götüren çalışanların aileleri olduğunun altını çiziyor. Bu konuda 8 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan görece yeni sayılabilen bir</span><a href="https://doi.org/10.1007/s00420-019-01411-w"> <span style="font-weight: 400;">bilimsel araştırma</span></a><span style="font-weight: 400;"> da uranyum madeninde özellikle uranyum madeninin çıkarımı, öğütülmesi ve nükleer yakıt olan uranyum oksit üretimi proseslerinde çalışanlar için tehlikeye işaret ediyor. Buna göre çalışanların her gün düzenli olarak radon gazına düşük dozlarda dahi maruz kalmasına bağlı olarak 10 yılın sonunda biriken kümülatif doza göre akciğer kanserine yakalanması söz konusu. Nitekim Avustralya&#8217;daki yangınları madeni etki altına alma olasılığı radyoaktif partiküllerin havaya yayılması anlamına geldiği için Sweeney de yangınların uranyum maden bölgelerine sıçrama ihtimalini &#8220;dünya için kabus olurdu&#8221;şeklinde yorumluyor. Bununla beraber Ranger uranyum madeni gibi lisansı bitmesine rağmen henüz rehabilitasyonuna başlanmamış ve üretim sahasında atık havuzlarında istiflenmiş maden atıkları bulunan uranyum madenleri açısından ilave tehlikelerin bulunduğunu da ekleyelim.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47037 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2.foto_.jpg" alt="" width="339" height="225" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avustralya yangınları dünyanın geri kalanı için pek çok açıdan uyarı bile sayılabilir. Zira yangınları tetikleyen nedenler ve kötü su yönetimi politikalarının uygulanması beş-on yıl içinde diğer kıtalarda büyük ölçekli ve söndürülemeyen yangınların yaşanmasına yol açabilir. Kuşkusuz bu tür riskler petrol,gaz tesisleri, kimyasal fabrikalar, siyanür havuzlarının olduğu gümüş, altın, bakır madenleri gibi tesislerin de yangına kapılması bağlamında çok boyutlu kirlilik manası taşıyor. Ancak meseleye nükleer santraller ve yerine göre uranyum madenleri açısından baktığımızda on yıllar boyunca nefes alacağımız havadan kendimizi sakınmamız yağan yağmurdan kaçmamız, toprakta, denizde yetişen ne varsa uzak durmamıza yol açacak durumlar yaşanabilir. Nükleer Enerji Çözüm Değil kitabının yazarı</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/10/30/nukleer-enerji-cozum-degil-kitabinin-yazari-helen-caldicotta-sorduk/"> <span style="font-weight: 400;">Dr Helen Caldicott</span></a> <span style="font-weight: 400;">&#8216;un uyarısını dikkate almak gerekirse ortalama 1000 Megavatlık bir reaktör (misal Akkuyu&#8217;daki her bir reaktör 1200 Megavat) yılda 225 kilogram plütonyum üretir ve 500 kilogram plütonyumun atmosfere yayılması tüm dünya nüfusunu daha doğrusu tüm canlıları yeni bir kansere maruz bırakabilir. Bu açıdan ABD&#8217; de yaşanması halinde mega yangınların nasıl bir alanda etkili olacağını yukarıdaki görselde görmek mümkün ki 2019 Ekim ayı verilerine göre ABD&#8217; de toplam 98 ticari reaktör ve 4000 uranyum madeni bulunuyor. Bu noktada şunu belirtmek isterim ki, iddiam bu tesislerin muhakkak yangına maruz kalacağına değil, etkisi giderek artan belirsizlik ortamında tolere edilmesi mümkün olmayan nükleer felaketlerin bulunduğu ihtimaline işaret etmek amacı taşımaktadır.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47038 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto3-640x460.jpg" alt="" width="359" height="258" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı şekilde yangın yoğunluğunun görüldüğü Avustralya haritasını Avrupa kıtası üzerinden değerlendirdiğimizde 128 reaktörün risk teşkil eder ki haritaya göre hesaba Rusya&#8217;nın 36 reaktörün de katılmasıyla bu sayı 164&#8217;e çıkar. Öte yandan daha önceki</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2017/07/02/iklim-degisikligi-nukleer-santrallerin-risklerini-ve-maliyetlerini-arttiracak/"> <span style="font-weight: 400;">yazılarımızda</span></a><span style="font-weight: 400;"> okumuş olabileceğiniz gibi söz konusu </span>çoklu felaketlerin<span style="font-weight: 400;"> yaşanmasına yönelik ihtimaller yangınlarla da sınırlı değildir. ABD&#8217;de 2017 yılında Harvey ve Irma kasırgalarıyla da deneyimlendiği üzere gerek fırtına ve kasırga türündeki aşırı hava olaylarıyla gerekse buzulların erimesi ve su seviyelerinin yükselmesine bağlı olarak hem reaktörler hem de tesiste biriktirilen atıklar açısından dünyanın tamamı için tehlike söz konusudur. Dolayısıyla bu reaktörlerin bir an önce devreden çıkarılarak on yıl gibi bir süre zarfında taşınmaya uygun hale getirilmesi, çözümsüz atık sorununun büyümesi önlenmelidir. Bu aşamada Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217; nin başlamasıyla açık alanda istiflenen radyoaktif katı atıkların her fırtınada denize sürüklenmesi de</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/10/15/tayfun-bir-kez-daha-fukusimadaki-radyoaktif-atiklari-denize-supurdu/"> <span style="font-weight: 400;">örnek vaka</span></a><span style="font-weight: 400;"> sayılabilir. Nükleer reaktör ve atıkların risk boyutu plütonyum maddesinin yarılanma ömrünün 24 bin yıl olduğu ve kanser yapıcı etkisinin en az 240 bin yıl olduğu gerçeğiyle ele alınması halinde daha net anlaşılabilir. Kaldı ki yarılanma ömürlerine göre tesiri onlarca yıldan milyonlarca yıla uzanan diğer radyoaktif izotopların(stronsiyum 90, sezyum 137&#8230;) da atmosfere yayılması da söz konusudur. Maalesef dünya genelinde operasyon halinde 400 reaktör, binlerce uranyum madeni ve bir de bunların atıkları varken potansiyel Çernobil ve Fukuşima&#8217; ların yaşanma ihtimali yadsınamaz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47039 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/foto-4-640x584.jpg" alt="" width="334" height="305" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kötücül senaryolarla anlatmak istediğim iklim krizi gerçeğinin kendisinin bir felaket olduğu kadar </span>çoklu felaketlere<span style="font-weight: 400;"> yol açabileceği ihtimalini içinde saklı tuttuğudur. Bugün iklim krizinin yakın gelecekte iklim göçünü başlatacağı öngörüsünde bulunan bilim insanları iklim krizi koşullarının nükleer felaketleri tetikleyebileceğini dolayısıyla nükleer felaketlerin de bir göç dalgası başlatabileceğini hesaba dahil ederse bu konuda da değişimin talep edilmesi için adım atılabilir, </span><span style="font-weight: 400;">en azından dünya genelindeki nükleer karşıtlığının yer yer cılız sesi güçlenebilir. Bu konuda sivil topluma düşen görev, dünya kamuoyunun farkındalığının artması için örgütlenmek ve dünya genelinde nükleerden çıkış için siyasi iktidarlara baskı yapmak olabilir.</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2019/03/23/nukleersiz-yasam-icin-cocuklar-da-gelecek/"> <span style="font-weight: 400;">Nükleersiz bir yaşam için çocuklar</span></a><span style="font-weight: 400;"> da harekete hararetle katılmalı, Greta’lar çıkmalı, bir an önce  kirleticilerden vazgeçilerek  doğru projelendirilmek koşuluyla faydalanılacak faydalanılacak, güneş ve rüzgar gibi doğayla uyumlu enerji kaynaklarına yönelinmelidir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/avustralya-yanginlarinin-gor-dedigi/">Avustralya Yangınlarının Gör Dediği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Kıyamet ve İradenin İyimserliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/ekolojik-kiyamet-ve-iradenin-iyimserligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 07:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Fridays For Future]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanabilir bir dünya için mücadele eden sivil toplumun varlığı, kendi alternatiflerini hayata geçirebilecek potansiyelleri barındırmaktadır. Minör politikaların dönüştürücü etkisi ile sivil toplum mücadelesinin kolektif gücünün kesiştiği yer, bu potansiyelin cisimleşmesiyle daha da belirgin hale geliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/ekolojik-kiyamet-ve-iradenin-iyimserligi/">Ekolojik Kıyamet ve İradenin İyimserliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınmanın nedeni olan egemen üretim biçiminin yerkürenin doğal döngülerini bozması, ozon tabakasının delinmesi, orman kayıplarının artması, toprağın üst katmanının yok olması, zehirli atıkların birikmesi, gıdaların ve suyun zehir kalıntıları taşıması, sanayi atıklarının kontrolsüz salınımı ve benzeri birçok sorunun siyasal alandaki güç ilişkilerinin bir meselesi haline dönüşebilmesi için iklim hareketlerine, sivil toplum mücadelesine ihtiyaç var. Bülent Şık’ın tüketilen gıdalarda kanserojen maddeler olduğu hakkında toplumu bilgilendirmesi ve bunun için ödüllendirilmesi gerekirken Sağlık Bakanlığı tarafından dava edilip cezalandırılması ile Neslican Tay’ın ve nice insanın kanserden yaşamını yitirmesi arasındaki ilişkiyi gösteren, bunu siyasal alana taşıyan sivil toplum mücadelesine ihtiyacımız var. Belli ki, dünyayı yönetmekle gururlanan siyasetçilerin sınıfsal ideolojileri, yaşadığımız dünyanın can çekişirken çıkarttığı iniltiyi duymalarını engelliyor. İşte, Greta Thunberg’in onların yüzüne bakarak kurduğu cümlelerin ilhamı burada gizli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın ekolojik bir yıkıma doğru ilerlediği, temiz su kaynaklarının hızla tükendiği, soluduğumuz havanın ağır metaller içerdiği, havadaki karbon miktarının canlıların yaşamı için tehlikeli hale geldiği, buzulların eridiği ve yerkürenin gittikçe ısındığı hakkında birçok uyarı yapılageldi. Bu uyarıların bir işe yaramaması, konuyla ilgili protokollerin hiçbir bağlayıcılığının olmaması ve verilen mücadelelerinin sonuçsuz kalması gittikçe umutsuzluğun artmasına neden oldu. Bu kara bulutların bir nebze de olsa dağılması için 16 yaşındaki birinin, Greta Thunberg’in ve arkadaşlarının kendi gelecekleri için mücadele etmeleri birçok kişiye umut ve ilham verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezegenin değilse bile, türümüzün ve birçok canlı türün yok olmasına neden olacak ekolojik felaketle mücadele etmek için birilerinin ilhamına ihtiyaç duyulmuş olması, dünyadaki egemen siyasal alanın içinde bulunduğu durumu anlamak için önemli bir örnek olarak kabul edilebilir. Siyasal alanın gittikçe neo-liberal ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi için örgütlenmesi ve devletin gittikçe egemen sınıfın fonksiyonuna dönüşmesi ekolojik yıkım gibi sevimsiz konuları hasır altı etmeyi kolaylaştırıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel Karbon Atlası’na göre dünyada en fazla karbon salınımı yapan ülkelerin başında Çin, ABD, Hindistan ve Rusya geliyor, Türkiye ise 15. sırada yer alıyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Listenin başında yer alan ülkelerin birçoğunun gelişmiş kapitalist ülkeler olmaları tesadüf olarak kabul edilemez. Sanayi üretiminin son yetmiş yılda elli kat artmış olması bile sınırlı çevre içerisinde bu ölçekte bir genişlemenin risklerini öngörmeyi gerektirirdi. Ancak kapitalist üretim biçiminin büyüme odaklı yapısı, bu tür riskleri ciddiye almayı zorlaştırdığı gibi ekolojik kıyamete ilişkin endişeleri de küçümsemeyi gerektiriyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanmakta olan bu yıkımı durdurmak için kapitalist üretim rejiminin içerisinde aranan çözümler, ekolojiye duyarlı bir kapitalizm yaratma arayışları ve kapitalist devletleri bir tür ahlakiliğe davet eden girişimler, kapitalizmin neden olduğu sorunlara yine kapitalizmin içinden çözümler aradıkları için başarısız olsalar bile, yaşanabilir bir dünya için mücadele eden sivil toplumun varlığı, kendi alternatiflerini hayata geçirebilecek potansiyelleri barındırmaktadır. Minör politikaların dönüştürücü etkisi ile sivil toplum mücadelesinin kolektif gücünün kesiştiği yer, bu potansiyelin cisimleşmesiyle daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle Thunberg ve Gelecek İçin Cuma Günleri (Fridays For Future) hareketinin birçok kişinin gündemine yerleştirmeyi başardığı bu konu, sadece ekolojik sorunlara çözümler aramakla sınırlandırılamaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada, gittikçe kontrolünü kaybeden ve güç zehirlenmesi yaşayan egemen sınıfların çıkar mücadelesine karşı sıradan kişilerin kendi çıkarlarını gözetmeyi hedefleyen politikaların ve pratiklerinin yoğunlaşmasından söz edilebilir. Henüz küreselleşmiş ve kitleselleşmiş bir eylemden ya da eylem zincirlerinden söz edilemez. Ancak iklim krizi, gözlerimizi kapatıp görmezden gelemeyeceğimiz kadar ciddi bir sorun olarak kendini dayatmaya başladı. Bu sorunun kaynağı tek tek ülkeler ya da şirketler değil, egemen üretim biçimi olduğuna göre iklim mücadelesinin nihai hedefinin bu üretim biçimi olacağını öngörmek zor değil. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/ekolojik-kiyamet-ve-iradenin-iyimserligi/">Ekolojik Kıyamet ve İradenin İyimserliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sosyalist Tartışma&#8217; Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/sosyalist-tartisma-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 12:55:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[baskıcı yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalist Tartışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel ısınma, göç, protestolar, baskıcı yönetimler, ırkçılık, cinsiyetçilik... Sosyalist Tartışma toplantıları, 21'inci yüzyılda dünyanın ve Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorunları ele alıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/sosyalist-tartisma-basliyor/">&#8216;Sosyalist Tartışma&#8217; Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Irkçılığa, savaşa, yoksulluğa karşı” sloganı ile Sosyalist Tartışma İstanbul toplantıları bu yıl 18-19-20 Ekim tarihlerinde Galatasaray’daki Cezayir toplantı salonunda gerçekleştirilecek.</p>
<p>Emperyalist devletler arasındaki rekabet ve çekişme, savaşlar, gerilimler, silahlanma yarışı, küresel ısınma, göç, protestolar, baskıcı yönetimler, ırkçılık, cinsiyetçilik… Sosyalist Tartışma toplantılar dizisinde, dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu dönemde gerçek bir değişimi konuşulacak.</p>
<p>18 Ekim Perşembe günü saat 19.00’da, “Göçmen düşmanlığı ve ırkçılık: Nasıl durdurabiliriz?” başlığı ile açılışı yapacak olan tartışmalar serisinin programı şöyle:</p>
<p><strong>18 Ekim Perşembe</strong><br />
19.00-20.30: Göçmen düşmanlığı ve ırkçılık: Nasıl durdurabiliriz?<br />
Argryi Erotokrituou (Yunanistan-SEK)<br />
Ozan Tekin</p>
<p><strong>19 Ekim Cuma</strong><br />
17.00-18.30: 1918-1923: Alman Devrimi neden yenildi?<br />
Dila Ak<br />
Deniz Güngören</p>
<p>19.00-20.30: Azınlıklar nasıl azınlık oldu?<br />
Ayşe Hür<br />
Sinan Laçiner<br />
Yasemin İnceoğlu</p>
<p><strong>20 Ekim Cumartesi</strong><br />
11.00-12.30: Evrim teorisi ve Marksizm<br />
Mustafa Arslantunalı<br />
Roni Margulies</p>
<p>13.00-14.30: Cinsiyetçiliğe karşı mücadele olanakları<br />
Meltem Oral<br />
Şebnem Korur Fincancı</p>
<p>15.00-16.30: Emperyalizmin krizi, savaş ve direniş<br />
Joseph Choonara<br />
Yıldız Önen</p>
<p>17.00-18.30: Kürt sorunu eşit koşullarda kardeşlik mümkün mü?<br />
Cuma Çiçek<br />
Çağla Oflas<br />
Hakan Tahmaz</p>
<p>19.00-20.30: Krizin faturasını patronlar ödesin<br />
Ali Rıza Güngen<br />
Şenol Karakaş</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2018/10/15/sosyalist-tartisma-toplantilari-basliyor/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/sosyalist-tartisma-basliyor/">&#8216;Sosyalist Tartışma&#8217; Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“1,5 Derece Küresel Isınma Özel Raporu” Güney Kore’deki IPCC Paneli’nde Tartışılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/15-derece-kuresel-isinma-ozel-raporu-guney-koredeki-ipcc-panelinde-tartisiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2018 09:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[UNFCCC]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Güney Kore’nin İncheon kentinde, “1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu” metnini onaylamak üzere Pazartesi günü (1 Ekim) toplandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/15-derece-kuresel-isinma-ozel-raporu-guney-koredeki-ipcc-panelinde-tartisiliyor/">“1,5 Derece Küresel Isınma Özel Raporu” Güney Kore’deki IPCC Paneli’nde Tartışılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Paris Anlaşması</strong> çerçevesinde taahhüt edilen ilk çalışmalarından biri olacak bu rapor, küresel ısınmanın nasıl 1,5°C derece ile sınırlanabileceğine dair kamuoyuna ve hükümetlere yol gösterecek.</p>
<p>Uzmanlar, Türkiye ve çevresini <a href="https://www.sciencedaily.com/releases/2016/05/160502131421.htm" target="_blank" rel="noopener">iklim değişikliğinin etkileri</a> açısından hassas bölgelerden birinde bulunduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC)</strong> kapsamında hazırlanması kararlaştırılan bu bilimsel çalışma, küresel iklim değişikliğinin etkilerini ve engellemek için ne kadar sürede ve ne kadar miktarda sera gazı azaltımı yapmamız gerektiğini gözler gönüne serecek.</p>
<p>1-5 Ekim 2018 tarihleri arasında hükümetler tarafından tartışılıp onaylandıktan sonra, 8 Ekim 2018’de Türkiye saati ile sabaha karşı 04:00’de Güney Kore’de yapılacak bir basın toplantısı ile açıklanacak.</p>
<p><a href="https://www.birbucukderece.com/" target="_blank" rel="noopener">İklim Haber tarafından 1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu çerçevesinde, kamuoyunu bilgilendirmek için hazırlanan web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.  </a></p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/10/03/15-derece-kuresel-isinma-ozel-raporu-guney-koredeki-ipcc-panelinde-tartisiliyor/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/15-derece-kuresel-isinma-ozel-raporu-guney-koredeki-ipcc-panelinde-tartisiliyor/">“1,5 Derece Küresel Isınma Özel Raporu” Güney Kore’deki IPCC Paneli’nde Tartışılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot Canlı Yayında İstifa Etti: Artık Yalan Söylemek İstemiyorum</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/fransa-cevre-bakani-nicolas-hulot-canli-yayinda-istifa-etti-artik-yalan-soylemek-istemiyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2018 08:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[çevre bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas Hulot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot, ‘küresel ısınma ve çevreyle ilgili tehditlerle mücadele konusunda yaşadığı hayal kırıklığı’ nedeniyle radyo canlı yayınında istifasını açıkladı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da kararı radyodan öğrendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/fransa-cevre-bakani-nicolas-hulot-canli-yayinda-istifa-etti-artik-yalan-soylemek-istemiyorum/">Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot Canlı Yayında İstifa Etti: Artık Yalan Söylemek İstemiyorum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda hükümet içinde kendisini ‘yalnız hissettiğini’ belirten Hulot, karısının da bu kararından haberi olmadığını söyledi.</p>
<p>Yayında “Hayatımın en zorlu kararını alıyorum ve hükümetten ayrılıyorum” diyen Hulot, “Hükümetteki görevimle (çevre ve ekoloji konularında) yaşanan sorunların üstesinden gelindiği izlenimi vermek istemiyorum. Artık yalan söylemek istemiyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Eski bir televizyon sunucusu ve çevre aktivisti olan Hulot, kendisini ikna etmeye çalışacaklarını düşündüğü için istifa fikrini Macron ve Başbakan Edouard Philippe’e açmadığını belirtti.</p>
<p>Gözlemciler, ülkede sevilen bir kişi olan Hulot’un istifasının halk desteği giderek azalan Macron’a büyük bir darbe olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Hükümet sözcüsü Benjamin Griveaux, kararı üzüntüyle karşıladığını belirterek, “Daha ilk yılında pek çok başarı elde etmesine rağmen neden istifa ettiğini anlamıyorum” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29959" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/fransa-çevre-bakanı3.jpg" alt="" width="620" height="322" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/fransa-çevre-bakanı3.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/fransa-çevre-bakanı3-610x317.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/fransa-çevre-bakanı3-320x166.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<h3>“Küresel ısınmayla mücadele hükümetin öncelikler listesinin en altında”</h3>
<p>Fransa Hükümeti geçtiğimiz günlerde, avlanmaya yönelik sınırlamaları azaltma kararı almıştı.</p>
<p>Hulot bu kararla, ‘ülkedeki lobi gruplarının varlığının farkına vardığını’ söyledi. Nicolas Hulot ayrıca, küresel ısınmayla mücadelenin hükümetin öncelikler listesinin en altında olduğunu savundu, “İstifamın bir uyarı ve seferberlik çağrısı olarak değerlendirilmesini umuyorum” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/29/fransa-cevre-bakani-nicolas-hulot-canli-yayinda-istifa-etti-artik-yalan-soylemek-istemiyorum/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/fransa-cevre-bakani-nicolas-hulot-canli-yayinda-istifa-etti-artik-yalan-soylemek-istemiyorum/">Fransa Çevre Bakanı Nicolas Hulot Canlı Yayında İstifa Etti: Artık Yalan Söylemek İstemiyorum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2017 11:34:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[350 Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Change for Climate Project]]></category>
		<category><![CDATA[Düşük Karbon Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Simulasyonu Programı]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem Düşüncesi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Change for Climate (C4C) Project en yeni eğitim kursu “Climate Simulation Program&#8221; (İklim Simulasyonu Programı) 22-26 Eylül tarihlerinde Ankara Amerikan Büyükelçiliği’nin finansal destekleri ve Climate Interactive, Sistem Düşüncesi Derneği ve 350 Ankara ortaklığında Ankara Dafne Hotel’de gerçekleştiriyor. Başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerindeki küresel iklim değişikliği mücadelesinde bir lider olarak yer almak isteyen öğrenciler için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/">İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Change for Climate (C4C) Project en yeni eğitim kursu “Climate Simulation Program&#8221; (İklim Simulasyonu Programı) <strong>22-26 Eylül tarihlerinde</strong> Ankara Amerikan Büyükelçiliği’nin finansal destekleri ve Climate Interactive, Sistem Düşüncesi Derneği ve 350 Ankara ortaklığında Ankara Dafne Hotel’de gerçekleştiriyor.</p>
<p>Başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerindeki küresel iklim değişikliği mücadelesinde bir lider olarak yer almak isteyen öğrenciler için tasarlanmış 4 günlük eğitimin katılımcıları:</p>
<p>-Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Climate Interactive tarafından geliştirilmiş “Dünya İklimi” ve “Dünya Enerjisi” gibi Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) zirvelerinin ve sektörler arası sera gazı emisyonları salınımlarının düzenlendiği küresel toplantıların simülasyonlarına,</p>
<p>-Sistem Düşüncesi araçları ile, küresel ısınma, karbon ayakizi, iklim adaleti, düşük karbon ekonomisi ve 2100 küresel sıcaklık projeksiyonları gibi iklim değişikliği kamuoyunun önemli alt başlıkları üzerine hazırlanmış atölye çalışmalarına,</p>
<p>-Erasmus+ ve SALTO proje havuzundan seçilmiş iklim değişkliği çalıştaylarına,</p>
<p>-İklim Değişikliği ve Enerji uzmanlarının konuşmacı olarak katılacağı panel ve oturumlara</p>
<p>katılım göstereceklerdir.</p>
<p>Climate Simulation Program (CSP) mezunlarını 4 günlük süreçte edindiği bilgiler ve bakış açılarını kullanarak, Kasım-Aralık aylarında 5 farklı üniversite kampüsünde gerçekleştirilecek ve CSP’nin de kapanış etkinlikleri olacak 1 günlük iklim değişikliği farkındalık etkinliklerini 5 gruba bölünüp organize etme fırsatı yakalayacaklardır.</p>
<p>Siz de bu iklim liderliği programına katılıp Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesindeki yerinizi bir aktör olarak almak istiyorsanız başvuru formunu en geç <strong>15 EYLÜL 2017 CUMA 23:59</strong>&#8216;a kadar doldurmanızı sabırsızlıkla bekliyoruz.</p>
<p>Etkinliğimiz<strong> ücretsiz</strong> olup, katılımcıların konaklama ve 3 öğün yeme-içme masrafları proje bütçesi dahilinde karşılanacaktır. Etkinliğimize Ankara dışından başvurup kabul almış katılımcılarımız seyahat masraflarını kendileri karşılaması gerekmektedir.</p>
<p>Eğitim TÜRKÇE dilinde verilecektir.</p>
<p>Eğitim programının bütün aktivitelerini tamamlamış katılımcılarımıza katılım belgesi verilecektir.</p>
<p><strong>BAŞVURU KRİTERLERİ:</strong></p>
<p>-İklim değişikliği ve küresel ısınma konusuna ilgili ve bu mücadelede kendi toplumunda farkındalık yaratmaya motive olmak<br />
-Üniversite öğrencisi ya da bir sivil toplum örgütü temsilcisi olmak<br />
-29 yaşını doldurmamış olmak<br />
-Temel seviyede İngilizce becerisine (anlayıp, yazabilmek) sahip olmak</p>
<p>NOT 1: ETKINLIĞIMIZE BIR KURUMU (ÖĞRENCI TOPLULUĞU, DERNEK, ENSTITÜ, PLATFORM VB.) TEMSİLEN BAŞVURAN VE ÇAĞRI METNİNDE BELİRTİLMİŞ EĞİTİM SONRASI ORGANİZE EDİLECEK 1 GÜNLÜK FARKINDALIK ETKİNLİKLERİNİN KOORDİNE EDEBİLECEK ADAYLARIN BAŞVURULARI ÖNCELİKLİ OLARAK DEĞERLENDİRİLECEKTİR.</p>
<p>NOT 2: Etkinlik kontenjanı 20 kişi ile sınırlı olup eğitime başvurmak isteyen adayların başvuru formunda bulunan soruları dikkatle doldurmaları öneriliyor.</p>
<p>Başvurmak için<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdauyMTbfFZTf2knM5TMlGxiTOVr8luc3qG7ynVxtpUhs6YAw/viewform" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/06/iklim-simulasyonu-programi-katilimcilarini-bekliyor/">İklim Simulasyonu Programı katılımcılarını bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
