<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kanal istanbul arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanal-istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanal-istanbul/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:19:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kanal istanbul arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kanal-istanbul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanal İstanbul’un Siyasallığı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 08:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[John Dalberg-Acton]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir süredir Kanal İstanbul isimli “çılgın” bir proje hakkında tartışmalar sürdürülüyor. İstanbul’un Avrupa Yakasına açılacak bir kanalın memleketin refahı için elzem olduğundan söz ediliyor. Kanal savunucularının bir kısmı, şimdiye kadar böyle bir kanal açılmadığı için Türkiye’nin geri kaldığını öne sürme noktasına ulaştı. Bu yorumculara göre kanal açıldığı takdirde siyasal, ekonomik ve sınır güvenliği açısından Türkiye çağ atlayacak. Bu görüşleri dile getiren yorumcuların şevkle savundukları projeyle ilgili konuşan uzmanların önemli çoğunluğu ise bu görüşlere pek katılmıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/">Kanal İstanbul’un Siyasallığı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de uzmanların herhangi bir konudaki görüşü, siyasetçilerin görüşüyle birebir örtüşmediği takdirde hiçbir öneme sahip değil, bu durum birçok örnekle gösterebilir. Bu nedenle iktidar propagandaları, uzmanların görüşünden daha yaygın ve geçerli hale geliyor. Hukuki alanın görülmedik ölçüde iktidarın denetimi ve kontrolü altına girmesi ise herhangi bir konuda verilen yargı kararlarının iktidarın çıkarlarından bağımsız düşünülememesine neden oluyor. Bu gelişmelerin sonucu olarak Türkiye’de yaşanan medeniyet kaybı, toplumsal alanların tümünde görünür hale geliyor. Haliyle herhangi bir konu gündeme geldikten kısa bir süre kendi bağlamından koparak iktidarın meşruiyeti sorununa dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatırlanacak olursa bunun ilk örneklerinden biri Gezi Parkı’ydı. Bir kent hakkı savunusu olarak ortaya çıkan sosyal hareket kısa süre içerisinde ve iktidar eliyle bağlamından kopartıldı. Konu hızla sermayenin Gezi Parkı’na yönelik tasallutu olmaktan uzaklaşarak siyasal iktidarın eleştirisine dönüştü. Bu durumu en iyi özetleyen şey M.A. Alabora’nın o dönemde attığı tweet idi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tweet de bağlamından kopartıldı ve Alabora bir tür kriminal kişi olarak hedef haline dönüştürüldü. Kendisini koruyabilecek bir hukuk düzen olmadığını fark eden Alabora Türkiye’yi terk etti, ancak onun üzerinden başlatılan kriminalleştirme atağının gerilemesine neden olmadı, tam aksine bir siyaset tekniğine dönüştü ve muhalif olan birçok kişinin gırtlağındaki düğüme dönüştü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anlaşalım; otoriter yönetimler ile ilgili sorunlar hiçbir zaman hukukla ilgili değildir. Hiçbir otoriter yönetim hukuka çağrılamaz, çağrılıyorsa otoriter değildir. Otoriter yönetimleri hukuki ilkelere çağırmak, gücün hastalıklı doğasını görmezden gelmek anlamına gelir. On dokuzuncu yüzyılın İngiliz siyasetçilerinden John Dalberg-Acton’dan ilhamla, gücü eline geçiren her kesimin kendisini denetlemesi muhtemel her türden ilkeyi ortadan kaldırma eğilimde olduğunu, dolayısıyla yozlaşmaya doğru ilerlediğini, mutlak gücün ise mutlaka yozlaşmayla sonuçlanacağını öne sürebiliriz. Haliyle herhangi bir otoriter yönetim için siyasal iktidarı kaybetme ihtimalinin algılanma biçimi ilkelere geri dönülmesi talebini içeren bir mücadele olarak yorumlanamaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam da bu nedenle otoriter yönetimlerin hedeflerinden biri bütün toplumsal alanları ve sosyal ilişkileri siyasallaştırmaktır. Siyasallaştırdığı bütün ilişkileri iktidarın çeperinde toplar, toplayamadıklarını ise sadece siyasal alanın değil, bütün toplumsal alanların dışına iter. Bu bazen sürgün olur, bazen cezaevi, bazen derin bir suskunluk hali, bazen içe kapanma, bazen de teslimiyet… Kesin olan şeylerden biri otoriter yönetimin çeperine girmemek için direnenlerin gerçeklikle kurdukları ilişkiyi korumakta zorlanmalarıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçeklik, otoriter yönetimlerin en öncelikli saldırı nesnesidir. Gerçeği bükmek, onu tanınmaz hale getirmek, herkesi kendi konumundan yorumlayabildiği bir malzemeye dönüştürmek ve yaratılan kakofoni sayesinde ekonomik-politik çıkarlarını icraat ambalajı ile sunmak otoriter yönetimlerin başlıca maharetidir. Bu nedenle egemenlerin çıkarlarına aykırı görüş dile getiren bilimsel açıklamalar bile suç haline dönüşebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle Kanal İstanbul ve benzeri meselelerle ilgili kamuoyunda tartışma kılığındaki parodilerin gerçeğe ilişkin herhangi bir bilgi sunmaması, sunulan bilgilerin ise duyulamaması Türkiye’deki siyasal alanın niteliğinden ayrı düşünülemez. Burada taraf ya da karşıt olmak arasındaki ayrımı belirleyen şeyin siyasal bir niteliğe sahip olması da benzer bir durumun sonucudur. Yoksa aklı başında herhangi biri, İstanbul’un önceliğinin, neden yapıldığı konusunda halen ikna edici herhangi bir açıklamanın yapılamadığı bir inşaat seferberliği olmadığını, bundan çok daha öncelikli sorunlarının olduğunu kolaylıkla görebilir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/">Kanal İstanbul’un Siyasallığı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhafaza“kar” Siyasetin Depremi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/04/muhafazakar-siyaset/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jan 2020 09:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Montrö Boğazlar Sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurt toprağını seven, onu ata yadigarı belleyen kimsenin su kaynaklarının kirletilmesine, su havzasının geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edilmesine, bitki örtüsünün, biyoçeşitliliğin, hayvan türlerinin 136 milyon karelik orman ve tarım alanıyla beraber yok edilmesine katlanması, sessiz kalması  mümkün değil.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/04/muhafazakar-siyaset/">Muhafaza“kar” Siyasetin Depremi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etimolojik olarak muhafaza eden, mevcut şartları koruyan, gelenekselci ya da  yeniliğe ve değişime karşı manasında kullanılan  Muhafazakar kelimesi  değişime kapalı sağ siyaseti temsilen de kullanılır. Ancak neoliberal düzende sağ siyaset neo-sağ olurken, bu kelime de önceliğini ifşa eder. Zira muhafaza edilen geleneksel düşünce falan değil, Kanal İstanbul ile de bir tekrarını yaşamakta olduğumuz üzere devşirilen kardır, ranttır&#8230;</p>
<p>Başlangıçta Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye açısından dezavantaj yaratıyormuş gibi gösterilmesi ve uysal Boğaz kıyılarının  şahlanıp gemilere çarpmasıyla“ihtiyaç” olarak gündeme getirilen projenin temel amacı son haftalarda iyice anlaşıldı.  Kuşkusuz bu gerçeğin keşfinde teyakkuza geçen sivil toplumun  İstanbul’da Büyükşehir yerel yönetimini yanında bulmasının ve proje alanındaki  tapu kayıtlarının el değiştirdiğinin öğrenilmesinin payı  büyük. Bunu en çok, akabinde Istanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yetki kapsamına getirilen sınırlamadan anlıyoruz. Böylece  çok sesliliğin, farklı siyasi partilerin iş süreçlerinde birlikte görev almasının şeffaflığın sağlanmasındaki önemi bir kez daha tecrübeyle sabitlendi. Fakat, o başka bir yazının konusu, bu yazıda muhafazakarlığın yıkıcılık potansiyeline bakacağız.</p>
<p>Ekoloji ve çevre konularındaki uzmanların, bilim insanlarının  projenin etkisine dair hararetle yaptıkları uyarılar her fırtınada denizin Karadeniz Sahil Yolu’nu  yutmasıyla anlaşılan raddeye gelmemeli.  Zira  yurt toprağını seven, onu ata yadigarı belleyen kimsenin su kaynaklarının kirletilmesine, su havzasının geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edilmesine, bitki örtüsünün, biyoçeşitliliğin, hayvan türlerinin 136 milyon karelik orman ve tarım alanıyla beraber yok edilmesine katlanması, sessiz kalması  mümkün değil. Bilim insanlarının uyarılarına en son Yüksek Çevre Mühendislerinin uyarıları da eklendi. Buna  göre  kanalın açılması için günde 11 ton dinamit kullanılacak ve  proje süresi olan 5 yıl boyunca her gün  kullanılan dinamitin kümülatif yıkım gücü   20 bin tonluk (20 Kiloton)  etkiye tekabül edecek. Bununla birlikte uzmanlara göre mesele 11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın, 30 kilometre mesafeden Çınarcık Fay Hattı’nın geçmesi nedeniyle olası bir depremde kanalın iki yakası arasındaki yardım faaliyetlerinin yapılamaması/aksaması söz konusu olacak. Ayrıca uzmanlar yalnızca deprem riskine değil, kanalın açılması halinde Trakya bölgesinin zemininin killi volkanik yapısının durdurulması zor heyelan ve göçüklere yol açabileceğine de dikkat çekmekte.</p>
<p>Öte yandan  İstanbul depremine yönelik hazırların yapılmayışını en son 2 ay önce bütçenin yetersizliğiyle  açıklamış olan hükümet yetkilileri  Kanal İstanbul’un yapılması için “gerekirse hazineden karşılarız” diyerek kararlı olduklarını topluma göstermeye çalışıyor. Tarihe not düşülmesi için ben buradan net şekilde soruyorum: Depreme yönelik binaların hatta okul binalarının  güçlendirme çalışmalarının hazinede bütçe olmadığı için yapılamayacağını söyleyen siyasi iktidarın temsilcileri, şimdi Kanal İstanbul’un yapılması için Hazine’nin devreye gireceğini söylüyor öyle mi?</p>
<p>Normal şartlarda bir deprem, doğal afet meydana geldiği zaman, misal Marmara depremi , Düzce Depremi, Van depremleriyle de hatırlanırsa devlet maddi manevi imkanlarını seferber eder, medyadan dramatik mesajlar verilir, siyasetçiler bölgeye gider, deprem çadırları ziyaret edilir vs. Neticede yürekleri yakan bir dert hasıl olmuştur, telafisine çalışılır. Peki eğer Kanal İstanbul için dinamitler insan eliyle patlatıldığında  deprem, heyelan meydana gelirse vebali kim olacak? Bilim insanlarının uyarılarının reddi de fıtrata mı bağlanacak?</p>
<p>17 yıllık  nüfuzunun  ekonomik alt yapısını  inşaat projelerine dayandıran siyasi iktidarın yeni pay dağıtmak için pasta bulma çabasında olduğu ortada. Zira  genel işsizlik , ekonomi sorunlarını bırakın çözmeyi sorunun kaynağıyken kendi içinde de depremler yaşanmakta belli ki. Zira başka türlü  en basitinden enflasyon daha ne kadar hissedilen enflasyonun beşte biri olarak %11 gösterilebilir ki? Sanki Tanıl Bora’nın derlemesiyle inşaatın rant dağıtımından korporatizme uzanan ekonomi- politik gücün  hicvedildiği “İnşaat Ya Resullulah” dergisini okumanın tam zamanı&#8230;Özetle Kanal İstanbul’un yapılmasındaki sertlik ve ısrar  göze alınan yıkımla birlikte düşünüldüğünde yapılamayacak Kanal’ın bir başka doğal yıkım sürecini başlatacağını öngörmek çok zor değil. Fakat aksi Trakya’ya, Çanakkale’ye  doğru yeni kanal ve inşaat projelerinin de  habercisi olur ki bu noktada yeni sloganı tekrar etmeli Ya kanal ya İstanbul değil,  hakikaten Memleket&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/04/muhafazakar-siyaset/">Muhafaza“kar” Siyasetin Depremi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 08:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yarımburgaz Mahallesi Koruma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Bayat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarımburgaz Mahallesi imar sorunlarının ardından bu kez de Kanal İstanbul projesiyle karşı karşıya kaldı. Kentsel dönüşüm sorunlarına karşı mahallelinin bir araya gelerek kurduğu Yarımburgaz Mahallesi Koruma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve gönüllülerinden Ferhat Bayat ile çalışmalarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/">Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Kuruluş Amacımız Baki Ancak Mahallenin Diğer Sorunları Da Önceliğimiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46424 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Ferhat-Bayat-640x613.jpg" alt="" width="299" height="286" />İmar sorununa karşı &#8216;kendi geleceğimizi kendimiz kuralım&#8217; diyerek bir araya geldiklerini belirten Bayat, derneğin dayanışma temelinde kurulduğunu ifade ediyor. Bayat, “Kanal İstanbul projesinin yapılacağı çevre mahallelerden birinde yaşıyoruz. Kanal İstanbul’dan önce de mahalleli olarak devam eden kentsel dönüşüm ile ilgili problemlerimiz vardı. İmar sorunu çözülmüyor, belediye sürekli bakanlığa devrediyor. Bundan önce AK Parti belediyesi vardı şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi. Onlar da aynı şeyi söylüyorlar. Değişen bir şey yok yani. Derneğin kuruluş amacı baki. Yaşadığımız mahallenin hak gaspına uğramaması, toplanıp dilekçe yazılması ve yasal çerçeve doğrultusunda hareket edilmesi başlıca amaçlarımızdı. Daha sonra çocuklarla, gençlerle, mültecilerle dayanışmalar yaptık. Derneğin şu an iki amacı var diyebilirim; devam eden kentsel dönüşüm meselesi ile ilgili çalışmalar ve mahallenin  sosyo kültürel eksikleri ile ilgili çalışmalar yapmak.&#8221; diyor.</span></p>
<p><b>“Burası İç Göç İle Gelen Aileler İle Suriyeli Ailelerin Yaşadığı Bir Yer”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıllık zaman diliminde mahallenin tansiyonunun her zaman aynı olmadığını söyleyen Bayat, “Bazen bir açıklama oluyor, bir torba yasa geçiyor bunun içinde kentsel dönüşüm oluyor ve insanlar heyecanlanıyor, derneğe akın ediyorlar. Mahallenin genelinde aslında kabul gören işler yaptık. Futbol turnuvaları düzenledik, madde bağımlılığıyla ilgili toplantılar yaptık, film gösterimleri yapıyoruz. Çocukları kültür sanat aktivitelerine götürüyoruz. Buradaki birçok çocuk deniz görmemiş, müze görmemiş çocuklar. Bu mahallede göçmen ailelerin çocukları ve iç göçle gelen ailelerin çocukları beraber yaşıyor. İşçi çocuklar var, okuma yazma bilmiyorlar. Bu çocuklar daha çok mülteci çocuklardan oluşuyor. Okuma yazma, öz savunma çalışan gruplarımız var.&#8221; diye devam ediyor.</span></p>
<p><b>“Bizim İçin Sürdürülebilirlik Önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46425 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/FB_IMG_1577783899819-640x480.jpg" alt="" width="377" height="283" />Dayanışma amacının önemli olduğunu vurgulayan Bayat, derneğin kirasını mahalledeki ailelerin, faturalarını da esnafın karşılandığını belirterek şunları söylüyor: “Sosyal aktiviteler daha çok bağışlarla dönüyor ama fon almıyoruz. Bir yerden projelendirilmiş, şekillendirilmiş bir şeyi bu zamana kadar kabul etmedik. Proje teklifi yapanlar oldu ve malzeme olarak ufak hibeler aldık. Boks için boks malzemeleri, iftar için malzemeleri kabul ettik. Eğer içeriğini biz belirleyeceksek, özerkliğimizi koruyabileceksek olumlu bakabiliriz ancak direkt göbekten projeci, sadece proje ile başlayan proje ile biten ve proje bitince kimsenin kimseyi sormadığı çalışmaları doğru bulmuyoruz. Çünkü biz buradaki aileler ve onların çocuklarının her türlü sorunla ilgileniyoruz. Proje bazlı çalışmaların bazı açmazları oluyor. Mesela bir sene sürüyor o bir senede çocuklarla müzik çalıştım diyelim ve bir senenin sonunda o enstrümanlar, hoca olmazsa ya da o ortamın kirası ödenmezse bu bir enkaza dönüşür.&#8221;</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir olmalı ve bu maddi bir kaynakla değil, gönüllülerin öz gücü ile yürütülmeli.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların, çocukların, işçilerin Türkiye’deki mevcut koşullardan ciddi anlamda etkilendiği ifade eden Bayat, “Devletin bu konularda yetmediği ortada. Klasik olarak devletin yetmediği yerde biz yaparız bakış açılı sivil toplumculuk yerine kurduğumuz dil daha eleştirel. Buradaki tüm atölyelerde çocuklar çalıştırılıyor ve herhangi bir denetim olmuyor. Herkes bu durumu biliyor. Mültecilerin de sürekli dışlandığı bir durum var. Kumar oynatılan yerleri polis biliyor, bir şey yapmıyor. Kamunun durumu da yetersiz yani.” diyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/yarimburgazda-kanal-istanbul-golgesi/">Yarımburgaz&#8217;da Kanal İstanbul Gölgesi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 13:26:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Kanal İstanbul projesiyle ilgili kabul ettiği çevresel etki raporuna, itiraz hakkını kullanmak isteyen vatandaşlar, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. İstanbul dışındaki vatandaşların da başvuruda bulunabileceği ve 2 Ocak'a kadar sürecek itiraz hakkının e-devlet üzerinden yapılması da mümkün...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/">Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul Projesi’yle ilgili 23 Aralık’ta kabul ettiği Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna itirazlar, 2 Ocak 2019 tarihine dek alınabiliyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-46334 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1_4-640x492.jpeg" alt="" width="339" height="261" />Kanal İstanbul Proje’sinin ÇED Raporu’na İstanbul’da yaşamayanlar da dâhil olmak üzere, her yurttaş görüş, öneri ve itirazlarını ilgili kamu kurumlarına iletme hakkına sahip.</p>
<p>TMMOB konuyla ilgili sosyal medya üzerinden yaptığı bilgilendirme ile vatandaşlara anayasal hak olan dilekçe ve itiraz hakkını nasıl kullanacaklarıyla ilgili yardımcı oluyor. Hazırlanan dilekçeler; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü&#8217;ne ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne iletilebilir. Dilekçeler edevlet üzerinden online olarak da  yapılabilir.</p>
<p><strong>ÇED Raporuna İtiraz Edilemeyeceği İddiası Doğru Değil</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-46333 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/b-1-640x362.jpg" alt="" width="286" height="162" />Bu arada, sosyal medyada yayılan “Hizmet binası taşındığı için Kanal İstanbul ÇED raporuna itiraz edilemeyeceği” iddiasının doğru olmadığı <a href="https://teyit.org/hizmet-binasi-tasindigi-icin-kanal-istanbul-ced-raporuna-itiraz-edilemeyecegi-iddiasi/" target="_blank" rel="noopener">Teyit.org</a> tarafından açıklandı. Teyit.org sitesinde de belirtildiği gibi, Kanal İstanbul’un ÇED raporuna dilekçe hakkını kullanarak yapılacak başvuruların, Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü’nün taşınması nedeniyle, aksayacağı ya da yapılamayacağı iddiası doğru değil. Beşiktaş ve Ataşehir’de bulunan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, dilekçeleri 2 Ocak 2020 tarihine kadar kabul edecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/27/kanal-istanbulun-iptali-icin-dilekce-kuyrugu/">Kanal İstanbul’un İptali İçin Dilekçe Kuyruğu&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof Saydam&#8217;dan &#8216;Kanal İstanbul Derhal İptal Edilsin&#8217; Kampanyası&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/prof-saydamdan-kanal-istanbul-derhal-iptal-edilsin-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Dec 2019 09:39:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Saydam]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, Kanal İstanbul projesinin durdurulması için bir kampanya başlattı. change.org’da 'Doğal Dengeyi Bozacak Kanal İstanbul Derhal İptal Edilsin" başlığıyla açılan kampanyada imzalar hızla artıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/prof-saydamdan-kanal-istanbul-derhal-iptal-edilsin-kampanyasi/">Prof Saydam&#8217;dan &#8216;Kanal İstanbul Derhal İptal Edilsin&#8217; Kampanyası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cemal Saydam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na hitaben açtığı kampanyada, kanalın hiç yapılmamasının asıl çözüm olduğunu belirterek, “Kendi içinde bir denge ile tek bir musluk ile birbirini doldurup boşaltan bu denizlere ikinci musluğu takmak, hepimiz için geri dönülemez felaketin başı olur. Çünkü, Karadeniz iki musluktan iki kat hızla boşalacak fakat Karadeniz’i dolduran ve besleyen nehirlerin, Tuna’nın, Dinyeper’in debisi ve kapasitesi artmayacak! Durduk yerde Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takılırsa sistem alt üst olur. Karadeniz git gide kuruyup yok olurken, diğer tarafta Marmara ve Akdeniz’in sıcaklık, tuz oranı bozulacak “Çılgın Proje”nin sonu Çılgın Felaket olacak! Projenin sahibi Türkiye olsa da etkileyeceği ülkeler ve doğacak sonuçlara bakılırsa bu felaketin sonuçları Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkeleri etkileyecek. Ortak doğamız olan bu denize yapacağımız her şeyde diğer ülkelerin de söz hakkı var ve er ya da geç o ülkeler de bu projenin hayata geçemeyeceğini söyleyecekler.” Diyor.</p>
<p>Kampanyanın tamamını okumak ve katılmak için<a href="https://www.change.org/p/do%C4%9Fal-dengeleri-bozacak-kanalistanbul-derhal-iptal-edilsin-yakanalyaistanbul-murat-kurum-csbgovtr-uabakanligi?recruiter=false&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=psf_combo_share_initial&amp;utm_term=psf_combo_share_initial&amp;recruited_by_id=ed991900-2797-11ea-97f6-33067034cf48&amp;share_bandit_exp=initial-975766-tr-TR&amp;share_bandit_var=v1" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/prof-saydamdan-kanal-istanbul-derhal-iptal-edilsin-kampanyasi/">Prof Saydam&#8217;dan &#8216;Kanal İstanbul Derhal İptal Edilsin&#8217; Kampanyası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekoloji ve Barış Mücadelesinin Dar&#8221;boğazı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/ekoloji-ve-baris-mucadelesinin-darbogazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2019 10:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akkuyu Nükleer Santrali]]></category>
		<category><![CDATA[Hasankeyf]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mckinsey]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Montrö Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Simit Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ziraat Bankası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hep daha fazlasını istemenin politik bir yanı vardır ve bir şeyin kullanım değerinden ziyade değişim değerini tercih etmek de daha fazlasını istemenin bir çeşididir. 12 bin yıllık Hasankeyf'i suya gömerek ömrü 60 yıl olan bir baraja çevirmenin; ormanı katledip yerine havalimanı inşa etmenin, havalimanını parka dönüştürmenin olduğu gibi İstanbul Boğazı'nın yanıbaşına Kanal İstanbul'u açmanın da politik hesapları var malum. Lakin mücadele daha politiktir, ona direnişin karesi de denilebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/ekoloji-ve-baris-mucadelesinin-darbogazi/">Ekoloji ve Barış Mücadelesinin Dar&#8221;boğazı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Nam-ı diğer Çılgın Proje. İngilizce adıyla &#8220;Crazy Project&#8221;, bilim insanlarının uyarıları okunabilirse sehven &#8220;Aptalca Proje&#8221;şeklinde tercüme edilebilir&#8230; Zira Kanal İstanbul, projesi uygulamaya geçirilirse ekosistemin önemli bir parçası olan deniz yaşamı son bulacak, deniz suyunun yer altı suyuna karışması nedeniyle İstanbul&#8217;un su sorunu katlanacak (hem de iklim krizi koşullarında!), deprem riski artacak&#8230;. Diğer bir deyişle bu kan-al İstanbul&#8217;un kanını damarlarından çekerek doğal yaşam döngüsünü geri dönüşü olmayan şekilde bozacak, nihayetinde beklenen İstanbul depremi siyasi iktidarın eliyle gerçekleştirilmiş olacaktır. Proje için harcanacak enerjinin, iklim krizi için önlem alınması gerekirken atmosfere ekstradan salınacak karbon emisyonunun yol açacağı maddi manevi maliyetler de cabası! Siyasi iktidara göre ise buzdağının görünen kısmı 3. Havalimanı&#8217;nda olduğu gibi yap -işlet-devret mantığıyla  özel şirketlere, şahıslara yetki verilmesinden ibaret. Zira, yeni şehirler kurulacak, istihdam kartı kullanılacak böylece ekonomik ve siyasi rant devşirilecektir. Bununla birlikte Kanal İstanbul&#8217;un siyasi iktidar için yeni bir pazarlık fırsatı yaratacağını küresel arenada siyasi dengeleri hareketlendirmeye dönük bir amaca hizmet edeceğini de öngörmek lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün, gerek İstanbul&#8217;un gerekse Karadeniz&#8217;in barış ortamını 1936&#8217;da imzalanan ve Türkiye dahil tarafların uygulanışına dair bir itiraz beyan etmediği en uzun süre yürürlükte kalan anlaşma sayılan Montrö Anlaşması&#8217;na borçlu olduğumuz yadsınamaz. Türkiye&#8217;nin lehine bir anlaşma olduğu için ilgili akademik çalışmanın </span><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/43473"><span style="font-weight: 400;">sonuç </span></a><span style="font-weight: 400;">kısmında okuyabileceğiniz gibi siyasi iktidarın boğaz geçiş ücretlerinden yararlanması da  tamamen kendi tasarrufundadır. Yani taraf ülkelerin sözleşmeyle ilgili bir derdi yoktur! Nitekim doğal olarak gözler sözleşme kapsamı dışındaki devletlerin İstanbul Boğazı&#8217;ndan yararlanma hakkını düzenleyen maddelere çevrilince  görülüyor ki 18.maddede &#8220;Karadenize kıyıda</span><span style="font-weight: 400;">ş </span><span style="font-weight: 400;">olmayan Devletlerin sava</span><span style="font-weight: 400;">ş </span><span style="font-weight: 400;">gemileri bu denizde yirmi-bir günden çok kalamayacaktır&#8221;; 19.maddede  &#8220;savaş zamanı sava</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">an herhangi bir Devletin sava</span><span style="font-weight: 400;">ş </span><span style="font-weight: 400;">gemilerinin Bo</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span><span style="font-weight: 400;">azlar&#8217;dan geçmesi yasak olacaktır&#8221;denmekte&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanal İstanbul&#8217;un bir ipte oynayan cambazların sayısını arttıracağı aşikar. Karadeniz&#8217;e kıyıdaş olmayan ülkelerin savaş gemileriyle Karadeniz&#8217;e çıkması ihtimali ki bugün açıkça ABD&#8217;ye ait savaş gemilerinden söz edilmekte kıyıdaş olan ülkeleri misal Akkuyu Nükleer Santrali&#8217;ni yap-sahip ol-işlet modeliyle işletecek olan Rosatom Şirketi&#8217;nin bağlı olduğu Rusya&#8217;yı rahatsız edecek, ilişkiler gerilecektir. Tabii Kanal İstanbul&#8217;un tehlikeli madde sevkiyatının da güzergahı  olacağı bahanesini hatırlarsak yerli ve milli(!) Akkuyu Nükleer Santrali&#8217;ne Rusya&#8217;dan uranyum sevkiyatı veya Akkuyu Nükleer Santrali&#8217;nden çıkarılan kullanılmış yakıtın 10-20 yıl bekletildikten sonra yeniden işleme için Rusya&#8217;ya sevkiyatının (henüz atıklarla ilgili imzalanmış bir sözleşme bulunmamaktadır) Karadeniz-Kanal İstanbul güzergahından yapılma olasılığını  buraya not düşelim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje çılgın olduğu ölçüde gerçekleşme ihtimalinden uzak değerlendirilirse güç kaybetmekte olan bir siyasi iktidarın yeni inşaat ve ilişkilerden devşireceği rant ile gücünü geri kazanmaya dönük hamle yapacağı gözden kaçırılabilir. Ayrıca siyasi iktidarın, toplumsal muhalefet karşısında 2018 yılının Eylül ayında Mckinsey danışmanlık firmasına ekonomiyi denetleme yetkisini vermekten geri adım atması, termik santrallerin filtresiz çalıştırılmasına verilen onayı geri alması ve Ziraat Bankası&#8217;nın Simit Sarayı&#8217;nı kurtarma kararını geri çekmesi gibi bir sonucun Kanal İstanbul için beklenmesi de mücadele açısından yalnızca zaman kaybı olabilir. Kanal İstanbul Projesi,  İstanbul&#8217;a karşı açılan bir sav-aş olduğu kadar yıllardır giderek artan şekilde hukuksuzluğun, anti demokratik uygulamaların mağduru sivil toplumun müdahalesini gerektiren bir demokrasi sorunudur. Dolayısıyla bu projenin sav-ılması ancak tüm sivil toplum kurum ve örgütleriyle çevre hareketinden emek hareketine, su hakkı savunuculuğundan temiz hava hakkı, hayvan hakkı,insan hakkı savunuculuğuna ekoloji ve barış mücadelesinin içinde bulunduğu darboğazı aş-masıyla mümkün olabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/19/ekoloji-ve-baris-mucadelesinin-darbogazi/">Ekoloji ve Barış Mücadelesinin Dar&#8221;boğazı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 May 2018 10:22:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26878</guid>

					<description><![CDATA[<p>2011 Nisan ayından bugüne dek ülke gündemini Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında gösterilerek “Çılgın Proje” adıyla meşgul eden Kanal İstanbul Projesi’ne dair teknik inceleme raporu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/">Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO)</strong>tarafından hazırlanan raporda ‘Kanal İstanbul’un su kaynaklarının yok olmasına, tüm canlılarda sağlıksız su kullanımının yaygınlaşmasına yol açacağı uyarısında bulunuldu.</p>
<h4><strong>“Önümüzdeki dönemde susuz yıllar ve sağlıksız su kullanımı başlayacak”</strong></h4>
<p>Raporda öne çıkan ifadeler şöyle:</p>
<p>-Kanal İstanbul ve rezerv alanlarının yapılaşmaya açılması ile bu bölgede bulunan su havzalarının ve tatlı su rezervlerinin yok olacağı bilinmektedir. Proje alanında bulunan Sazlıdere ve Terkos havzası İstanbul’a halen su veren en önemli su rezervi olup bu proje ile yok olma aşamasına gelecektir.</p>
<p>-Tarih boyunca su, İstanbul için planlanması gereken en önemli yaşam kaynağı olarak görülmesine rağmen uzun vadeli su planlaması yapılmamış; özellikle de son yıllarda bilim-teknik temelinden uzak, geçici çözümler üretilerek bugüne gelinmiştir. Giderek artan su ihtiyacı ve kuraklığın yanı sıra sucul sistemlerin sermaye birikimine açılmasının, yeraltı ve yerüstü sularının ticarileştirilmesinin sonucu olarak önümüzdeki dönemde susuz yılların ve sağlıksız su kullanımının başlayacağı açıkça görülmektedir.</p>
<p>-İklim değişikliği ve deniz seviyesindeki yükselme; kıyıda ve kıyı habitatında erozyon, tatlı su akiferlerinde ve haliçlerinde tuzluluk artışı, kıyı alanlarında kimyasal ve mikrobiyolojik kirlenme ve kıyı taşkınlarında artışa yol açması beklenmektedir.</p>
<p>-Havzalarda her türlü yapılaşma ve havzaların kullanımının önü açılmaktadır. İlk yaklaşımda “Kanal İstanbul” projesinin önü açılıyor şeklinde yorumlansa da; Yönetmeliğin ülkenin bütün havzaları için geçerli olduğu gerçeği göz önüne alındığında yıkımın boyutu anlaşılır hale gelmektedir.</p>
<h4>“Tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecek”</h4>
<p>-Karadeniz’den Marmara’ya – Marmara’dan Karadeniz’e alt ve üst tuzlu su akıntısı oluşacak.</p>
<p>-Tatlısu akiferleri ve karasal ekosistem tuzlanacak.</p>
<p>-Tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecek.</p>
<p>-Sadece İstanbul ve çevresi değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları ve karasal ekosistem geri alınamaz şekilde bozulacak, yıkıma uğrayacak.</p>
<p>-Küçükçekmece Lagün havzası kadar Trakya Bölgesi de ekolojik olarak olumsuz etkilenecek.</p>
<h4>“Heyelan riski artacak, Marmara Denizi canlılığın olmadığı bir ekosisteme dönüşecek”</h4>
<p>-Kanal İstanbul ve Yapı Rezerv Alanları Projesi”nin uygulandığı bölgenin jeomorfolojik yapısı gereği kayganlaşma riski yüksektir, özellikle havzanın batı kısmı heyelan bölgesidir. Kanal kazısı sonucunda tuzlu suyun akiferlere, yeraltı katmanlarına girişi ile havzada heyelan riski artacak.</p>
<p>-Kanalda oluşacak akıntı lagünün kalan dip çamurunu da kazıyarak Marmara Denizi’ne taşıyacak. Kıyılar giderek aşınacak, göçükler oluşacak. Akıntıyla taşınacak olan sedimentler, kanal yapımı sırasında çıkarılacak ve Marmara Denizine dökülecek olan, (ada oluşturulacağı iddia edilen) kazı toprağı (hafriyat toprağı ve sedimenti) ile; sediment yapıda 1993 yılından beri tutunan (Bakır, Çinko, Kadmiyum vb) ağır metaller, radyonukleidler deniz ekosistemi için toksisite19 yaratacak ve deniz canlıları zehirlenecek, Marmara Denizi kirlenecek, giderek canlılığın olmadığı bir ekosisteme dönüşecek, çölleşecektir.</p>
<p>-Patlayıcıların kullanılması süresince bölgede yıkımlar yaşanabilir.</p>
<h4>“Ağır metaller denizdeki canlıları zehirleyecek”</h4>
<p>-Sürekli tuzlu suyun karasal yeraltı katmanlarına girişi, karasal alana sızması sonucunda 2000 yılı şubatında Çakmakdere bölgesinde yaşanan toprak kayması sonucunda olduğu gibi kanalın çevresindeki evler, apartmanlar, gökdelenler her an kayarak içinde yaşayanlar için riskli süreçler yaratabilir.</p>
<p>-Kanal İstanbul Projesi süresince ve sonrasında oluşacak ekolojik yıkım bir yana, sadece kanal kazısı ve oluşan hafriyatın etkisinin değerlendirilmesi, hafriyata ilişkin taşıma esnasında meydana gelebilecek çevre kirliliği (hava, ağır metal ve gürültü kirliliği), yapımı esnasında oluşacak işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin risklere karşı alınabilecek tedbirler, kazı alanlarının ağır metal kirliliğine yönelik herhangi bir çalışma dahi ÇED başvuru raporunda bulunmamaktadır.</p>
<p>-Hafriyatın taşınımı sırasında sedimentten ayrışmaya başlayan metal komplekslerinin ve sediment yapı arasında hapsolmuş ağır metallerin birlikte Marmara Denizi Ekosistemi’ne boşaltılması denizdeki tüm canlılar için toksisite oluşturacak.</p>
<p>-Kanalın lagünden geçeceği 10, 12 ve 13 numaralı gözlem noktalarında ve Sazlıdere ile Sazlıdere Barajının suyunda, sedimentinde ve sediment arası boşluk suyunda rastlanan metal kompleksleri kazıma, taşıma ve ada yapmak için yayma sırasında serbest hale geçecek ve çıkarıldığı noktadan Marmara Denizine kadar tüm sucul sistemi ve su canlılari üzerinde toksik etkisini sürdürecek, ekolojik yıkıma neden olacak.</p>
<p>-Jeomorfolojik yapısı gereği kayganlığı yüksek olan bölgede Karadeniz’den Marmara’ya –Marmara’dan Karadeniz’e tuzlu su akıntısı oluşurken karasal tatlısu akiferleri ve karasal sistem tuzlanacak, sadece İstanbul ve çevresini değil Trakya’ya kadar tatlı suları besleyen yeraltı akışı tuzlanma sonucunda tarım alanları ve karasal ekosistemin yıkımı Trakya bölgesini de olumsuz etkileyecek.</p>
<h4>“Beklenen İstanbul depreminde yapay adaların yıkılma olasılığı artacak”</h4>
<p>-Deprem hattı üzerinde yer alan bölgede 3 adet yapay ada oluşturulması, beklenen İstanbul depreminde bu adaların yıkım olasılığını, ayrıca taşınacak hafriyat/sediment içinde bulunan kirleticilerin deniz ekosisteminde geri dönüşsüz bozulmalara neden olma olasılığını artıracaktır. Kanalın sağ ve sol tarafında yapılması planlanan adalar Karadeniz’den gelecek yüksek su akışı hızı ve yönü ile birlikte Marmara Denizi içine yayılarak kirliliğin geniş alanları etkilemesine neden olacaktır.</p>
<p>-İstanbul’da kuşlar; yerli, göç kuşu, kış göçmeni, yaz göçmeni, nadir ve rastlantısal olmak üzere 35824 türdür. Bu sayı Avrupa’daki birçok ülkeden daha yüksektir. Leylek, gündüz yırtıcıları ve pelikanlar gibi süzülerek göç eden birçok kuş türü için Türkiye önemli bir göç rotasında yer almaktadır. Kanal İstanbul Projesi, kuşların doğal yaşam alanı ve göçteki kuşların beslenme, dinlenme alanlarına yapılması planlanmaktadır.</p>
<h4>“Kuş türleri göçte dinlenme ve beslenme alanı bulma arayışında zorlanacak”</h4>
<p>-Planlanan Kanal Projesinde inşaat ve hafriyat çalışmaları sırasında yapılacak sondaj, patlatma işlemleri, iş makinaları nedeniyle oluşacak titreşim, hava ve gürültü kirliliğinin kuşlara olumsuz etkileri olacak. İnşaatın bu etkileri çalışma koridorunun dışında kalan ekosistemlere de yansıyacak. Kuşlar, inşaat alanı ve yakın çevresinden Büyükçekmece Gölü ve Terkos Gölü Havzası gibi yakın sulakalanlara geçiş yaparak yaşamlarını devam ettirmeye çalışsalar bile projenin gürültü, karbon salımı, şehirleşme gibi olumsuz etkileri yakın çevrede ve sulak alanlarda da görülecek. Kanal İstanbul Projesi, Yenişehir Projesi ve diğer projeler bölgede kentleşmenin artmasına sebep olacağından, kuş türleri göçte dinlenme ve beslenme alanı bulma arayışında zorlanarak yaşam mücadelesiyle karşı karşıya kalacaklar.</p>
<p>-Patlama riski en tehlikeli gemi türü sıvılaştırılmış doğalgaz taşıyan yüksek tonajlı LNG tanker türüdür. Herhangi bir olası kazadan dolayı (personel, kullanım, pilotaj hataları / sabotaj vs.) bir tankerin (LNG) hasar etkisi ile ilgili olarak Amerikan Sandia Laboratuvarlarında araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre; LNG kargo tankında açılan yarıktan küçük ve orta çaplı LNG döküntüsüyle karşılaşacaktır. Bu durum sonucu halk emniyetine 250 m yarıçapında bir çember alanında yüksek oranda, 250 m – 750 m aralığındaki yarıçapta orta derecede ve 750 m ilerisinde hafif derecede etkileri görülecek.</p>
<h4>“Bölgede yaşayan uygarlıkların izi, kentin kültürel hafızası yok olacak”</h4>
<p>-Yarımburgaz Mağarası ve çevresinde yapılan kazılar, “Bathonea” kazıları, antik Liman ve göl içinde kalmış Antik Deniz Feneri, sarnıç, kale kalıntısı, yol kalıntıları Havzanın arkeolojisinin yüzbinlerce yıl öncesine, neolotik döneme, geç antik çağ ve bizans dönemine (Hellenistik ve Roma dönemlerine) kadar uzanan belleğini ispatlıyor. Bu denli uzun yıllar farklı kültürlerin yaşam sürdüğü, Küçükçekmece Lagün Havzası; 2000li yıllardan itibaren, kültürü, tarihi, doğal alanları; ormanları, Lagünu, göl ve göletleri, tarım alanları, dereleri ve meraları ile yapılaşma kıskacına sokulmaya çalışılıyor.</p>
<p>-Bölgede yaşayan uygarlıkların izi, kentin kültürel hafızası yok olacak.</p>
<p class="x_MsoNormal">Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÇED başvuru dosyasının yayınlanması ile beraber 5 Ocak2018’de çalışma komisyonu kurdu. Komisyon; bu süreçte akademisyenlerden ve çeşitli kaynaklardan edindiği bilgi ve belgelerle ve 3 Şubat 2018 günü düzenlediği foruma katılanların katkılarını da kapsayarak bu raporu düzenledi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-tum-canlilarda-sagliksiz-su-kullanimi-yayginlasacak/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/18/kanal-istanbul-projesi-teknik-inceleme-raporu-yayinlandi/">Kanal İstanbul Projesi Teknik İnceleme Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
