<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Dec 2018 16:53:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, tüm kadınları dayanışma etkinliğine davet ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-tum-kadinlari-dayanisma-etkinligine-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Aug 2017 09:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[KŞKMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ), tüm kadınları dayanışma etkinliğine davet ediyor. KŞKMİ&#8217;nin duyurusu şöyle: 2013 yılından bu yana sürdürdüğümüz çalışmaları sizlere anlatmak, emeğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar olarak büyüttüğümüz mücadeleye daha enerjik ve daha güçlü devam edebilmek için hazırladığımız dayanışma etkinliğine tüm kadınları davet ediyoruz. KŞKMİ serüvenini özetleyen kısa film gösterimimiz, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-tum-kadinlari-dayanisma-etkinligine-davet-ediyor/">Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, tüm kadınları dayanışma etkinliğine davet ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ), tüm kadınları dayanışma etkinliğine davet ediyor. KŞKMİ&#8217;nin duyurusu şöyle:</p>
<p>2013 yılından bu yana sürdürdüğümüz çalışmaları sizlere anlatmak, emeğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.  Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar olarak büyüttüğümüz mücadeleye daha enerjik ve daha güçlü devam edebilmek için hazırladığımız dayanışma etkinliğine tüm kadınları davet ediyoruz.</p>
<p>KŞKMİ serüvenini özetleyen kısa film gösterimimiz, el emeğimiz yemeklerle kuracağımız kermesimiz ve müzik dinletisine hepinizi bekliyoruz!</p>
<p>Tarih: 26 Ağustos Cumartesi<br />
Saat: 16:00<br />
Yer: MEDAK &#8211; MEDİKAL ARAMA KURTARMA DERNEĞİ<br />
Eğitim Mh. Eylül Sk. Bektaş Plaza No: 9 Kat: 4 Hasanpaşa-Kadıköy/<wbr />İstanbul</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-tum-kadinlari-dayanisma-etkinligine-davet-ediyor/">Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, tüm kadınları dayanışma etkinliğine davet ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, Emani Arrahman için gıyabi cenaze namazına çağırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/12/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-emani-arrahman-icin-giyabi-cenaze-namazina-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2017 08:25:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[KŞKMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Emani Arrahman]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ), yakın zamanda vahşice katledilen Suriyeli Emani Arrahman&#8217;i için  gıyabi cenaze namazına çağırıyor. Reçel Blog&#8217;da da paylaşılan çağrı şöyle: 2011’den bu yana önüne milyonlarca hayatı katıp farklı coğrafyaların vicdanına sürükleyen Suriye iç savaşı sonrası mülteci adı altında aynı torbaya koyduğumuz yaklaşık 6 milyon insan 6 milyon farklı hikayedir. Bu insanlar Suriye’de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/12/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-emani-arrahman-icin-giyabi-cenaze-namazina-cagiriyor/">Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, Emani Arrahman için gıyabi cenaze namazına çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ), yakın zamanda vahşice katledilen Suriyeli Emani Arrahman&#8217;i için  gıyabi cenaze namazına çağırıyor. <a href="http://recel-blog.com/kskmi-tum-kadinlari-emani-arrahman-icin-giyabi-cenaze-namazina-cagiriyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Reçel Blog&#8217;</a>da da paylaşılan çağrı şöyle<em>:</em></p>
<p>2011’den bu yana önüne milyonlarca hayatı katıp farklı coğrafyaların vicdanına sürükleyen Suriye iç savaşı sonrası mülteci adı altında aynı torbaya koyduğumuz yaklaşık 6 milyon insan 6 milyon farklı hikayedir.</p>
<p>Bu insanlar Suriye’de bambaşka kimliklere sahip olan ve zorunlu olarak göç ettiklerinde daha önce sahip oldukları birçok haktan mahrum kalmış, statü olarak uluslararası hukukta neredeyse askıda kalarak geçici misafir olarak tanımlanmıştır.<br />
Medyada sık sık yer alan Suriyelileri suç ve kaos ile ilişkilendiren haberler ekonomik, siyasal ve toplumsal kaygıların asıl muhatapları olan egemenleri sorumluluğa davet etmek yerine göçmen ve sığınmacıları tüm sorunların günah keçisi olarak işaret etmiştir.<br />
Suriyeliler bu düşmanlaştırıcı ortamda giderek güvencesizleştirilmiş, tarihin bir noktasında ortaya çıkan ve en nihayetinde yapay olan ulusal sınırların belirlediği “asıl” ve “sonradan gelen” ayrımı insan haklarına ket vurmuştur.<br />
Türkiye toplumu Suriyeliler gelmeden önce de homojen olmayan, çok kültürlü bir toplumdur ve biz biliyoruz ki bu ulusal sınırlar içerisinde farklı grupların hak taleplerine tarihsel olarak gerekli demokratik cevap verilmemiştir.Kadınlar hak taleplerine gerekli demokratik cevap verilmeyen grupların en kalabalığı ve en görmezden gelinenidir.<br />
Hiç tanımadığımız ama günde 3 kadının öldürüldüğü bir ülkede canına tak eden kadınlar olarak yaşadıklarına hiç yabancı olmadığımız Emani’ nin katledilişi hem misafirperverlik söyleminin hem de erkek egemen zihniyetin ikiyüzlülüğünü ifşa etmiştir. Emani kaçıp sığındığı yerde kaçtığı ne varsa ona yakalanmıştır ve erkekliğe, savaş diline hizmet eden, medyadan iktidara tüm güçler bu vahşetin bir parçası ve sorumlusudur.<br />
Kadın bedenini savaş alanı haline getiren, ırkçılıkla kol kola güçlenen erkeklik artık akıl almaz bir vahşetin en birincil kaynağıdır ve erkeklikle, erkek şiddetiyle mücadele etmeden Emani’yi anmak mümkün değildir.<br />
Türkiye’deki kız kardeşleri olarak tüm kadınları Emani için düzenleyeceğimiz gıyabi cenaze namazında saf tutmaya ve onun anısı önünde yeniden söz vermeye çağırıyoruz: Irkçılık ve erkek şiddetiyle mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz!</p>
<p><strong>Tarih</strong>: 13 Temmuz Perşembe</p>
<p><strong>Saat</strong>: 18.00</p>
<p><strong>Yer</strong>: Üsküdar Yeni Valide Camii</p>
<div dir="auto"></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/12/kadina-siddete-karsi-muslumanlar-inisiyatifi-emani-arrahman-icin-giyabi-cenaze-namazina-cagiriyor/">Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi, Emani Arrahman için gıyabi cenaze namazına çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kadınlar Camilerin Neresinde?”: Tartışmalar, Öneriler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/kadinlar-camilerin-neresinde-tartismalar-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2017 08:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil atölye]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye camii]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar olarak 7 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz iftar etkinliğimizin ardından camiler ve kadınların camilerdeki yeri konusunda konuştuk, tartıştık ve tüm bu tartışmaları derlemek ve gelecek dönemde bu alanda yapacağımız etkinlikler için bir yol haritası olarak ele almak istedik. “Kadınların camide yeri yok” Tartışmaya katılan herkesin ortak derdi camilerde kadınlara ayrılan kısımların caminin genel atmosferinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/kadinlar-camilerin-neresinde-tartismalar-oneriler/">“Kadınlar Camilerin Neresinde?”: Tartışmalar, Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar olarak 7 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz iftar etkinliğimizin ardından camiler ve kadınların camilerdeki yeri konusunda konuştuk, tartıştık ve tüm bu tartışmaları derlemek ve gelecek dönemde bu alanda yapacağımız etkinlikler için bir yol haritası olarak ele almak istedik.</p>
<p><strong>“Kadınların camide yeri yok”</strong></p>
<p>Tartışmaya katılan herkesin ortak derdi camilerde kadınlara ayrılan kısımların caminin genel atmosferinden kopuk, bakımsız, kullanışsız ve hatta pis, karanlık vb olmasıydı. Bu duruma dair çokça anekdotun paylaşıldığı toplantıda özellikle altı çizilen durum kadın ve erkeklerin camiyi farklı şekilde deneyimlediği ve kadınların camilerde “yerinin olmadığı” idi. Toplantıya katılan, camilerde kadının yeri üzerine saha çalışmaları yapmış ve bir belgesel çalışması yapan katılımcının belirttiği veriler oldukça çarpıcıydı: Cami cemaati dışarıdan sorulduğunda kadınların camileri özgürce kullanabileceğini, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini söylerken uygulamada herhangi bir adım atılmadığı ifade edildi. Camiye dair böylesi kararlarda önemli bir belirleyiciliği olan cami dernek ve vakıflarının kadınların camideki konumlarını gündemlerine hiçbir şekilde almadığı belirtildi.</p>
<p><span id="more-15995"></span></p>
<p><strong>“Kâbe’yi, Mescid-i Aksa’yı gören kadınlar Süleymaniye&#8217;nin ön saflarını göremiyor”</strong></p>
<p>Kadın ve erkeklerin camilerden eşit şekilde yararlanamıyor olması durumunun Allah’ın evinde, Kâbe’de olmamasının ise önemli bir örnek olduğunun üzerinde özellikle duruldu. “Kâbe’ye dokunabilen, Mescid-i Aksa’nın her yerinde namaz kılabilen bizler Süleymaniye Camii’nde ön saflarda yürüyemiyoruz bile” dendi. Bu çarpıcı örnek ışığında camilerin tarihi, sanatsal ve manevi ortamının tamamından kadınların da yararlanabileceği bir düzenleme yapılması ortak bir talep olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>“Önce algıyı değiştirmeliyiz”</strong></p>
<p>Bu durumda nasıl bir yol haritası çizilebilir? Bu soruya toplantı esnasında çeşitli cevaplar verilmekle birlikte cevapların çoğunluğu özellikle hem erkekler hem de kadınlar açısından <em>“kadının camide olmaması gerektiği”</em> yönündeki algının değiştirileceği, söylem düzeyinde dönüşümün sağlanacağı etkinliklere öncelik verilmesine vurgu yaptı.</p>
<p><strong>“Camilerden kadın ve erkekler eşit olarak yararlanabilmeli”</strong></p>
<p>Fiziksel olarak kadın ve erkeklerin camii eşit olarak kullanabilmesi için caminin var olan paravan/perde sistemiyle tam olarak ortadan ikiye bölünebileceği, bu şekilde herkesin camiden eşit şekilde yararlanabileceği ifade edildi. Caminin yalnızca ibadet edilecek bir yer değil, aynı zamanda bir hayat merkezi olarak da yararlanılabilecek bir yer olması üzerinden de, erkeklerin halihazırda görünür alanlarda gerçekleştirdiği uyumak, dinlenmek gibi eylemleri de erkeklere özel bir alanda yapabileceği, kadınların da çocuklarını emzirmek, dinlenmek gibi özel bir alana ihtiyaç duyacağı eylemleri için kadın ve erkeklere ayrı yerler tahsis edilebileceğinin altı çizildi.</p>
<p><strong>“Kadınları camiden uzak tutan sadece camiler değil, abdest alma yerleri de düzenlenmeli”</strong></p>
<p>Bu tartışmalara ek olarak bir diğer önemli nokta ise kadınların camileri kullanamamasının nedeninin yalnızca kendilerine cami içerisinde yer ayrılmaması değil, aynı zamanda abdest almalarına uygun alanların yaratılmaması olarak ifade edildi. İstanbul camilerinde belirli oranlarda çözülen bu sorununun, özellikle diğer şehirlerde çok büyük önem taşıdığı, kadınların camide namaz kılmaktansa yakın mesafedeki evinde namaz kılmayı tercih etmek durumunda kaldığı söylendi.</p>
<p><strong>“Kadınların camide olabilmesi için çocuklarının da camide olabilmesi gerekiyor”</strong></p>
<p>Camilerde çocukların varlığı da yine kadınların varlığı ile ilişkilendirilebilecek önemli bir nokta olarak ifade edildi. Yakın dönemde çocukların camilere çağrılmasına büyük tepkiler oluşmuştu. Bunun hatırlatıldığı toplantıda, çocuk sahibi kadınların camilerde var olabilmesi için çocukların da resme dahil edildiği bir çözüm önerisinin yapılması gerektiği vurgulandı.</p>
<p><strong>“Kadınlar, çocuklar, evsizler… Camiler herkesin olabilmeli”</strong></p>
<p>Son olarak bayram namazları, cenaze namazları, cuma namazları gibi önemli bir aradalıklardan kadınların dışarıda bırakmasının çok büyük bir problem olduğu özellikle ifade edildi ve “Kadınlar, çocuklar, evsizler… Camiler herkesin olabilmeli” dendi.</p>
<p><strong>Uygulamaya dönük öneriler şu şekilde özetlenebilir:</strong></p>
<ul>
<li>Kadınların namaz kıldığı ve abdest aldığı yerlerin fotoğraflanıp sosyal medya üzerinden bir kampanya ile paylaşılması ve gündem oluşturulması ve bu kampanyaların havaalanı ve otogarlardaki küçük mescitleri de kapsayacak geniş kapsamlı bir kampanya olarak düşünülmesi.</li>
<li>“İyi bir cami nasıl olur, bir camiyi kadınlar için erişilebilir hale getirenler nelerdir?” sorusunu cevaplayan bir dizi kriter ortaya koymak ve sosyal medya kampanyasında bu kriterleri yaygınlaştırmak.</li>
<li>Dünya’daki örneklerin de konuşulabileceği (Amina Wadud, Danimarka’daki kadın camii vb.), mimarların, sosyologların ve alanda uzman kişilerin fikirlerini belirteceği bir çalıştay ya da panelin düzenlenmesi.</li>
<li>Büyük camilerin önünde “Neden camileri istiyoruz ve tam olarak ne istiyoruz?” sorularına cevap verdiğimiz metinlerin dağıtılması ve bu şekilde sosyal medya üzerinden ulaşamayacağımız kadınlara da ulaşmak.</li>
<li>Cami dernek ve vakıflarında konunun gündem olabilmesi için faaliyetler yürütmek, cami imamlarıyla görüşmeler yapmak ve bunları paylaşmak, diyanet ve müftülüklerle görüşmeler yapmak.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><i>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında hazırlanmış ve yayına alınmıştır. </i></p>
<h6><strong>Kadın odaklı sivil toplum kuruluşlarının sivil toplum haberciliği hakkındaki görüşlerini okumak için</strong></h6>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/kadin-odakli-sivil-toplum-kuruluslari-sivil-toplum-haberciligini-tartisiyor/">https://www.sivilsayfalar.org/kadin-odakli-sivil-toplum-kuruluslari-sivil-toplum-haberciligini-tartisiyor/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/kadinlar-camilerin-neresinde-tartismalar-oneriler/">“Kadınlar Camilerin Neresinde?”: Tartışmalar, Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kesişimsellik ve Feminizm</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/30/kesisimsellik-ve-feminizm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2017 10:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[kesişimsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kölelik Karşıtı Hareket]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın haklarını tanıyarak, kadınların maruz kaldığı eşitsizliklerle mücadele etmek anlamına gelen feminizm, kuşkusuz ki ortaya çıktığı tarihten beri aynı kalmadı ve çeşitli kavramlarla incelenmeye çalışıldı. Kesişimsellik kavramı da bunlardan biridir. Kimberle Crenshaw’ın 1989 yılında ortaya attığı bu kavram, grupların homojenleştirici etkilerine yönelik bir eleştiri olarak feminist tartışmalarda kendine yer buldu. Crenshaw’a göre, siyah kadınların deneyimleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/30/kesisimsellik-ve-feminizm/">Kesişimsellik ve Feminizm</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın haklarını tanıyarak, kadınların maruz kaldığı eşitsizliklerle mücadele etmek anlamına gelen feminizm, kuşkusuz ki ortaya çıktığı tarihten beri aynı kalmadı ve çeşitli kavramlarla incelenmeye çalışıldı. Kesişimsellik kavramı da bunlardan biridir. Kimberle Crenshaw’ın 1989 yılında ortaya attığı bu kavram, grupların homojenleştirici etkilerine yönelik bir eleştiri olarak feminist tartışmalarda kendine yer buldu. Crenshaw’a göre, siyah kadınların deneyimleri beyaz kadınların deneyimlerinden farklıdır ve onların durumu aynı argümanlarla anlaşılamaz. Onlar; hem kadın, hem de siyah olmalarından dolayı beyaz kadınlardan farklı; onlarla bazen çelişen, bazen de örtüşen eşitsizlik mekanizmalarına sahiptirler. Kesişimsellik kavramı da bu durumu ifade eder.</p>
<h4>Kadınlar, ‘kadın’ olmanın dışında beyazdır, siyahtır, köledir ya da işçidir</h4>
<p>Kadın hareketi, kölelik karşıtı hareketin içinden doğmuştur. Bu sebeple kadın hakları eylemcilerinin kurduğu köle-kadın benzetmesi de bu köklere işaret eder. Tıpkı köleler gibi kadının da adı yoktur, kendi malı yoktur, çocukları üzerinde vesayet hakkı yoktur. Kısaca hiçbir resmi varlığı yoktur. Kadınlar, kölelerin özgürleşmesi davası için çalıştıkları halde, sıra kendi özgürlüklerine gelince yeterli desteği göremediklerini hissederek bu hareket içinden ayrılırlar. Dönem kölelik karşıtlarının dedikleri gibi ‘siyah dönemi’ değil, ‘erkek siyahlar’ın dönemidir. Feminist kadınlar özgür siyah erkeklerin vatandaşlık hakları konusunda beyaz kadından ileri olduğunu iddia eder. Feminist siyah kadının durumu ise beyaz kadınınkinden biraz farklıdır. Dönemin siyah aktivistlerinden Sojourner Truth, eğer siyah erkekler haklarını alırlar ve siyah kadınlar alamazlarsa siyah erkeklerin kadınların efendileri olacağını görürsünüz, der. Angela Davis, aydınlanmacı feministlerin eleştirdiği dişilik ideolojisinin sağladığı öne sürülen faydalardan siyah kadın kölenin payına hiçbir şey düşmediğini söyler. Dişilik ideolojisine göre kadınlar evlere kapatılmış, dış dünyadan soyutlanmış ve erkeklerin himayesine girmiştir. Onlardan beklenen tek şeyse ‘bebekler gibi’ giyinip erkeği oyalamaktır. Kadınlar çalışmanın onurunu yaşamalıdır ve herhangi bir işi tam anlamıyla yaparak ekmeğini kazanmış bir kadın en hünerli güzelden daha saygıdeğerdir. Oysa siyah kadın öyle midir? O ne korunmuş, ne de bebek muamelesi görmüştür. Tarlalarda erkekler gibi çalışmakla kalmamış, çoğu zaman çiftlik sahiplerinin bedensel hazlarını tatmin etmek için kullanılmışlardır. Aynı durum işçi kadın için de geçerlidir. En ağır koşullarda ve düşük ücretle çalıştırılan kadınların, batılı orta sınıf kadınlar için geliştirilen bu analize uymaları beklenemez. Siyah köle kadınlar ve işçi kadınlar ev dışında yaptıkları ağır işlerdeki fiziksel güçlerinden gurur duymak bir yana, amaçları bu işleri yaparken daha dişi ve hanımefendi görünmek olmuştur. Kısacası beyaz kadın pantolon giyerek kendi devrimini yaparken, siyah kadın tarlada çalışırken dahi elbise giymeyi seçmiştir. Bu farklılık siyah kadının kendine has koşullarından kaynaklanmaktadır. Kesişimsellik kavramı da tam olarak bu durumu anlatır. Kadınları ortaklaştıran şey aynı toplumsal cinsiyete ait olmalarıdır ancak kadınlar, ‘kadın’ olmanın dışında beyazdır, siyahtır, köledir ya da işçidir. İşte kadınların sahip olduğu diğer kimlikler onları birbirinden ayırır ve hatta kimi zaman birbirleriyle çelişmelerine neden olur.</p>
<p>Aynı durum Türkiye’deki kadın mücadelesi için de geçerli olabilir mi diye bir düşünelim. Türkiye’deki feminist mücadele tarihine baktığımızda kökenlerini aydınlanmacı feminist teoriden aldığını görürüz. Ancak ülkemizdeki kadın profilinin çeşitlilik arz etmesi, kadın hareketinde de çeşitliliği beraberinde getirmiştir. Farklı alanlarda mücadele veren kadınlar zaman zaman bir arada olmayı başarabilmişken, kimi zaman da maalesef birbirini dışlayıcı refleksler göstermiştir. Baskın feminist söylem temelini Kemalist değerlerden alan batılı ve aydın Türk kadını betimlemesini sahiplenirken, temel değerlerini Kuran’dan referanslara dayandıran, çoğunlukla başörtülü kadınlardan oluşan feminist mücadeleyi de görmezden gelmemek gerekir. Türkiye’deki başörtülü kadınlar da tıpkı Amerika’daki siyah kadınlar gibi kendilerine has özelliklere sahiptir. Kadındır ancak başörtülüdür. Üstüne bir de söylemlerini Kuran üzerinden temellendiriyorsa mücadele alanı biraz daha farklılaşır. Hâkim söylemin dışında olduğu için diğer feminist grupları kimi zaman karşısında bulabilir. Üstelik sadece karşısında konumlanmış gruplarla değil, aynı zamanda dâhil olduğu kitleden de eleştiri alır. Belki de bu yüzden hiçbir gruba dâhil olamaz. Kendi kesişimselliği içinde bir mücadele verir. Bir gün savunduğu değerlerle birlikte bir kadın mücadelesi verdiği için çelişkide olmakla suçlanırken, başka bir gün de gittiği eylemde giydiği bol, siyah elbisesi birileri tarafından tehlikeli bulunduğu için üstü başı aranabilir. Bu durumu elbette ülkemizde çok daha şiddetli yaşayan başka gruplar da var. Ancak unutmamak gerekir ki bizler her ne kadar kendimize has özelliklerimizden dolayı birbirimizden farklılaşsak, hatta bazen çelişsek de her şeyden önce kadınız ve kadın olmak bizim en büyük ortak özelliğimiz. Bunu unutmadan mücadelemizi hep beraber verebildiğimiz sürece kazanmamız daha çok mümkün. Türk, Kürt, sosyalist, işçi, başörtülü, trans ya da her ne olduğumuza bakmadan öncelikle birbirimizi dinlemeyi başarabilmeliyiz ki bunu yer yer başarıyoruz. Birimizin elde ettiği tek bir kazanımın dolaylı olarak hepimizi etkilediğini unutmamalıyız.</p>
<p><strong>Yapmamız gerekenlerse umudumuzu kaybetmemek, bir arada olmak ve mücadeleyi bırakmamaktır!</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/30/kesisimsellik-ve-feminizm/">Kesişimsellik ve Feminizm</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Watsons’ta Taciz Davasının İlk Duruşması Görüldü: Kâr ve güvenlik hırsıyla kadın onurunu yok sayan Watsons’ı boykot ediyoruz!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/watsonsta-taciz-davasinin-ilk-durusmasi-goruldu-kar-guvenlik-hirsiyla-kadin-onurunu-yok-sayan-watsonsi-boykot-ediyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2017 11:42:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[watsons]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların insanlık onurunu rencide edecek bir şekilde aranması kabul edilemez, bireysel mahremiyet dokunulmazdır! Geçen Kasım ayında Eyüp Vialand AVM içinde bulunan Watsons isimli kozmetik ürün satışı yapan mağazada 17 yaşında bir çocuğun “hırsızlık” yaptığı iddiasıyla üzerinin çıplak arandığına dair haberleri okumuştuk. Kadınlar olarak Eyüp Vialand önünde Watsons’ı protesto etmiş, yapılan fiilin cinsel taciz ve psikolojik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/watsonsta-taciz-davasinin-ilk-durusmasi-goruldu-kar-guvenlik-hirsiyla-kadin-onurunu-yok-sayan-watsonsi-boykot-ediyoruz/">Watsons’ta Taciz Davasının İlk Duruşması Görüldü: Kâr ve güvenlik hırsıyla kadın onurunu yok sayan Watsons’ı boykot ediyoruz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Kadınların insanlık onurunu rencide edecek bir şekilde aranması kabul edilemez, bireysel mahremiyet dokunulmazdır!</strong></h3>
<p>Geçen Kasım ayında Eyüp Vialand AVM içinde bulunan Watsons isimli kozmetik ürün satışı yapan mağazada 17 yaşında bir çocuğun “hırsızlık” yaptığı iddiasıyla üzerinin çıplak arandığına dair haberleri okumuştuk. Kadınlar olarak Eyüp Vialand önünde Watsons’ı protesto etmiş, yapılan fiilin cinsel taciz ve psikolojik şiddet olduğunu söylemiştik. Lise öğrencisi olan B. mağaza müdürünün kendisine hakaret ettiğini, üzerinin soyularak arandığını ve psikolojisinin bozulduğunu söylemiş ve mağaza sorumlularına dava açmıştı. <strong>Watsons güzellik ürünleri satan ve kadınlar üzerinden servet biriktiren bir şirkettir.  Kâr ve güvenlik hırsıyla kadın onurunu yok sayarak çıplak arama gibi bir şiddet biçimine başvurmasına karşı, tüm kadınları Watsons’ı boykot etmeye çağırıyoruz.</strong></p>
<p>23 Mayıs 2017 Çağlayan Adliyesi’nde davanın ilk celsesi görüldü. 17 yaşındaki mağdurun avukatı Ezgi Duman “haksız arama” sebebiyle açılan davanın “çocuk istismarı” olarak açılması gerektiğini savundu. Olay esnasında üst aramasını gerçekleştiren güvenlik görevlisi ve mağaza müdürü de duruşmada hazır bulundular. B. ifadesinde kendi rujuyla mağazaya gittiğini ve rujunun bir örneğine baktığını, ürünlere baktıktan sonra geri bıraktığını ifade etti. Mağazadan çıktığı sırada bir mağaza çalışanı tarafından durdurularak ürünlerin ücretini ödeyip ödemediği sorulması üzerine herhangi bir ürün almadığını gerekirse kamera kayıtlarına bakılabileceğini söyledi. Mağazaya geri döndükten sonra depo kısmında bekletilen B, mağaza müdürünün kendisine “hırsız, geri zekâlı” söylemleriyle hakaret ettiği ve kafasına vurduğunu söyledi. Mağaza müdürünün “hırsızlık” iddiasıyla kamera kayıtlarını incelediği, AVM’nin güvenlik görevlilerini mağazaya çağırdığı ifade edildi. Güvenlik görevlileri amirlerinden Furkan Mızrak, Mesut Türkmen ve diğer güvenlik görevlisi Halil İbrahim Davşan’ın olay yerine intikal ettikten sonra üst aramasını yapması için bir kadın güvenlik görevlisini çağırdıkları söylendi. Kadın güvenlik görevlisi ve B.’nin ifadelerinde üst aramanın usule uygun olmayan bir şekilde, mağdurun tişörtünün, iç çamaşırının içine bakıldığı, özel bölgelere dokunulduğu ve pantolonunun diz üstüne kadar indirilmek suretiyle arama yapıldığı beyan edildi.</p>
<p>Hâkimin güvenlik görevlilerine yönelttiği üst aramanın nasıl yapıldığına dair eğitim alıp almadıklarına dair soruya karşın; üst arama hususunda eğitim aldıklarını ve polis olmadan üst arama hakkına sahip olmadıklarını kendi beyanlarıyla ifade ettiler. Ayrıca, özel güvenlik hizmetleri kanunu kapsamında <strong>üst aramanın detektör veya X-ray cihazıyla yapılması gerektiği</strong> bilinmektedir.   Çıplak aramaya maruz bırakılan çocuğun avukatı Ezgi Duman, dava belgesinde <strong>“çocuk istismarı”</strong> ibaresinin geçmesi gerektiğini ısrarla belirtirken kamera kayıtlarının çözümlenmesi ve diğer sanıkların da dinlenmesi için <strong>dava 26 Eylül</strong> tarihine ertelendi.</p>
<p><strong>Müşterilerinin çoğunluğu kadın olan bir işletmenin kadının mahremiyet istencini ve haksız üst aramayı görmezden gelmesi kabul edilemez.</strong></p>
<p><strong>Aynı şekilde, üst aramanın kişinin benliğine ve mahremiyetine zarar vermeyecek bir şekilde ancak üst arama detektörleri ve X-ray cihazlarıyla yapılabileceğinin kanunlarda yer aldığını tekrar hatırlatıyoruz.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/watsonsta-taciz-davasinin-ilk-durusmasi-goruldu-kar-guvenlik-hirsiyla-kadin-onurunu-yok-sayan-watsonsi-boykot-ediyoruz/">Watsons’ta Taciz Davasının İlk Duruşması Görüldü: Kâr ve güvenlik hırsıyla kadın onurunu yok sayan Watsons’ı boykot ediyoruz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afganistan’da mücadeleyi bırakmayan kadınlar: RAWA ile görüşmemizden notlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/afganistanda-mucadeleyi-birakmayan-kadinlar-rawa-ile-gorusmemizden-notlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2017 13:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[KŞKMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Meena Keshwar Kamal]]></category>
		<category><![CDATA[rawa]]></category>
		<category><![CDATA[Reveolutionary Association of Women of Afghanistan]]></category>
		<category><![CDATA[taliban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14742</guid>

					<description><![CDATA[<p>RAWA (Reveolutionary Association of Women of Afghanistan/Afganistan Devrimci Kadın Birliği) Afgan kadınlar için sabahın ilk ışıklarıyla yollara düşerek onlara iş arayan, yetim çocuklar için ilaç toplayan şehit Meena Keshwar Kamal tarafından kurulmuş bir kadın özgürlük hareketidir (1977). Newroz kutlamaları için Türkiye’ye gelen Rawa üyesi bir kız kardeşimizleKadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ) olarak buluşma ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/afganistanda-mucadeleyi-birakmayan-kadinlar-rawa-ile-gorusmemizden-notlar/">Afganistan’da mücadeleyi bırakmayan kadınlar: RAWA ile görüşmemizden notlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>RAWA (Reveolutionary Association of Women of Afghanistan/Afganistan Devrimci Kadın Birliği) Afgan kadınlar için sabahın ilk ışıklarıyla yollara düşerek onlara iş arayan, yetim çocuklar için ilaç toplayan şehit Meena Keshwar Kamal tarafından kurulmuş bir kadın özgürlük hareketidir (1977). Newroz kutlamaları için Türkiye’ye gelen Rawa üyesi bir kız kardeşimizleKadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ) olarak buluşma ve karşılıklı olarak birbirimizin hikayelerini dinleme fırsatımız oldu. Ana akım kadın mücadeleleri ile her birimiz tanışmışken, mücadele içinde mücadele ören Afgan kadınların hikayesi çoğumuz için meçhullüğünü koruyordu. Afgan kadınlarının yıllardır Taliban, ABD ve irili ufaklı birçok şiddet grubunun kıskacında verdiği özgürlük mücadelesinde çok önemli bir rol üstlenmiş RAWA’nın hikayesini bizlere aktaran kız kardeşimizle buluşmak bizim için ideolojik olduğu kadar duygusal bir anlam da taşıyordu. RAWA ve Afganistan’ın koşullarını dinlerken çoğu zaman Türkiye ile şaşırtıcı benzerlikler bulduk ve gelişmiş kapitalist ülkelerin dışında kalan dünyada kadınların deneyimlerinin ve mücadele koşullarının ne kadar paralel olduğunu gördük.</p>
<p>Hem Taliban yönetimi altında, hem ABD işgali altında kadın mücadelesi veren RAWA için hangi dönemin daha zorlayıcı olduğunu sorduğumuzda, Taliban döneminde video çekmenin dahi yasak olduğunu, sokaklarda ahlakçı polislerin kadınlara ve erkeklere gözdağı verdiğini, bu nedenle sokak ortasında işlenen kadın cinayetlerinin dahi kayıt altına alınamadığını, dolayısıyla çok şiddetli bir süreçten geçtiklerini ifade etti. Ancak, her şeye rağmen Afgan halkının kadınıyla erkeğiyle bu zorbalığa direnç gösterdiğini, ABD’nin Afgan gençlerini hedef alan kültür emperyalizminin ise bu direnci kırmayı hedeflediğini söyledi. Afganistan’ın politik durumuna göre RAWA’nın öncelikleri zamanla değişiyor. Örneğin, Sovyet işgali sürecinde, RAWA’nın ilk amacı Afganistan’ın ulusal bağımsızlığıyken, Sovyetler çekildikten sonra Cihadiler (grubun Afganistan’daki resmi ismi) güç kazanıyor ve Afganistan tarihinin en büyük zulümleri bu dönemde görünüyor, bu nedenle RAWA’nın mücadelesi Cihadiler’le mücadeleye evriliyor. Cihadiler’den sonra Taliban yönetime geliyor ve özellikle kadınları hedef alan yasalar yapıyor. Örneğin, kadınların halk içinde dövülmesi gündelik hayatın sıradan bir olayı haline geliyor ve bu şiddet genellikle yanlarında kamçılarla gezen Taliban üyeleri tarafından uygulanıyor.</p>
<h4>“15 yaşında bir erkek çocuk yaşlı bir kadını sokak ortasında dövebilirdi, bu çok yaygındı. Taliban tarafından evlerin camlarının siyaha boyanmasına karar verilmişti. Makyaj, topuklu ayakkabı, toplum içinde gülmek yasaktı. Bu yasakları ihlal eden kadınlar resmi hükümet görevlileri tarafından toplum içinde dövülüyordu. Taliban, Cihadiler gibi değildi, çok sistemli yapıyordu her şeyi. İşkenceyi de. Oje süren genç kadınların parmakları kesiliyordu. Halkımız idam stadyumunda işkence edilen kadın ve erkekleri izlemeye mecbur bırakılıyordu.”</h4>
<p>RAWA üyesi arkadaşımız (ismi güvenlik gerekçesiyle verilmemektedir) Afganistan’lı erkeklerin de Taliban’ın zulmü altında çok derin bir baskı, şiddet ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldığını ifade etti. Afganistan’da yoksulluk giderek artıyor ve bugün Kabil’de her gün yiyecek bir şeyi olan aileler çok zengin sayılıyor. RAWA Afganistan’ın karşı karşıya olduğu yoksulluk probleminin ABD emperyalizminden kaynaklandığını düşünüyor ve kadın özgürlük mücadelesinin Afganistan’da ulusal bağımsızlık meselesinden ayrı düşünülemeyeceğini savunuyor.</p>
<h4>“Düşman çeşitlendi: mevcut işbirlikçi hükümet, Taliban, IŞİD ve ABD. Bu açıdan daha zorlu bir mücadele yürütüyoruz şu an. Afganistan bugün Taliban döneminde olduğundan daha kötü durumda. Kadınlara yönelik taciz, tecavüz, şiddet, diri diri yakma, uzuv kesme, asit atma… ve tüm bunlara karşı hukuki olarak hiçbir şey işlemiyor. Son 9 ayda 5.000 şiddet vakası yaşandı ama bir tanesi dahi adil bir yargılama sürecine girmedi. Failler yakalandı, tutuklandı ve çabucak bırakıldı. Afganistan tarihsel olarak kanunsuz, kuralsız bir ülke.”</h4>
<p>Afganistan’da aşiret sistemi çok yaygın ve bu durum kanunsuzluğu pekiştiriyor. Örneğin, bir ailenin oğlunu öldürdüysen ödeşmek için kızını o ailenin yaşayan bir oğluna verirsin. Bu tip vakalar marjinal değil olağan olarak kabul ediliyor. Bazı bölgelerde aşiret sistemi bile işlemiyor, buralarda arkası sağlam olan yerel komutanların kişisel inisiyatifleri hayatı yönlendiriyor. Dolayısıyla, bu yerel komutanlar IŞİD yanlısı ise onların kuralları geçerli, Taliban yanlısı ise Taliban kuralları geçerli oluyor.</p>
<h4>“Taliban bölgesinde kendinden çok yaşlı biriyle evlenmeye zorlanan Rohşana’yı ölene kadar taşladılar. Bir keresinde de bir adam karısının kendisini aldattığını iddia etti ve insanlar içinde kadını öldürdü. Diğer insanlar da bunu videoya almak dışında bir şey yapmadı. Bu adam öylece yoluna devam edip gitti, tutuklanma yargılanma herhangi bir şey yok. Bu kanunsuzluk Afganistan’ın sıradanı.”</h4>
<p>Politik olarak devlet mekanizmalarının işlememesi ve ABD işgali ile, ekonomik olarak şiddetli yoksulluk ve altyapı yetersizliği ile, toplumsal olarak da kültürel asimilasyon, sistematik işkence ve baskı deneyiminden kaynaklanan çözülme ile baş etmeye çalışan bir halk Afganistan halkı. Bu koşullar altında, RAWA üyeleri her bölgenin kendine has problemleri ile mücadele etmeye yönelik çeşitli yol haritalarına sahip. Örneğin, küçük yaşta evliliğe zorlanan kızlara bu evliliklere mecbur bırakılmamaları için finansal destek ve sığınma hizmeti sağlanıyor. Şiddet vakaları medyaya yansıtılıyor ve kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. IŞİD’in hakimiyetinde olan bölgelerde kadınların belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı var, bu bölgelerdeki üyeler bununla ilgili çalışmalar yapıyor. Ancak, RAWA Afganistan’da illegal bir örgüt olarak faaliyetlerini sürdürüyor. RAWA üyesi olduğu öğrenilen kadınlar öldürülme tehdidiyle karşı karşıya kalıyor, en iyi ihtimalle hapis cezası alıyorlar ve yasaların işlemediği bir devlette hapis cezası almak belki de bir daha hiç dışarı çıkamamak demek. RAWA’lı kadınlar Afganistan’da yasal bir kavuşturma süreci olması durumunda uluslararası görünürlükleri için kendilerini ifşa edeceklerini söylüyor.</p>
<h4>“Bizim şu anki durumumuzu ancak Irak anlayabilir, Suriye sadece 20 yıl önceki yıkık dökük Afganistan’ı anlayabilir. Sistematik bir işgal ve kuralsızlığın ne olduğunu anlamanız çok zor.”</h4>
<p>RAWA kadın düşmanlarının İslam’ı araçsallaştırarak kendilerine konforlu bir alan yarattıklarını savunuyor ve bu nedenle mücadeleyi seküler bir zeminde yürütmeyi çok önemli buluyor. Afganistan’daki kadınlara sahabenin eylemleri ve sahihliği şüpheli olan hadisler öne sürülerek zulmedildiğini, din egemenlerin elinde bir araca dönüştüyse mücadelenin din temelli yürütülemeyeceğini düşünüyorlar. RAWA’nın birçok dindar kadın üyesi bulunmakta fakat sahabelerin bundan yüzyıllar önce belki kadınları korumak için ortaya koyduğu bazı uygulamaların bağlamından koparılarak kadınlara karşı bir zulüm aracına dönüştürülmesine karşı çıkıyorlar. “Bu yüzden seküler bir mücadele yürütüyoruz” diyor RAWA’lı arkadaşımız.</p>
<h4>“Bizim toplumumuz çoğunlukla Müslüman bir toplum ve Müslüman Afgan kadınlar tarihimizde çok kurban vermiştir.”</h4>
<p>RAWA&#8217;nın kurucusu ve Afgan kadınların özgürlük mücadelesinde sembolleşmiş bir isim olan Meena’nın hikayesini sorduğumuzda, Meena’nın bir istisna olduğunu çünkü Afgan kadınların hayatlarında sistematik bir değişiklik yarattığını söyledi. Bugün Afganistan’da kırklı yaşlarda olan her kadın Meena’nın onun bir yarasını sardığı, bir şekilde temas ettiği anılarını çok net bir şekilde hatırlıyor. Meena’nın sokakta, birebir kadınların hayatlarına dokunarak büyüttüğü hareket devlet için politik bir tehdit oluşturuyordu. Onun öncülüğünde kurulan okullar bombalı araçlarla patlatılıyor, sistem Meena’yı ortadan kaldırarak Afgan kadınlara reva gördüğü zulmü sürdürmeyi hedefliyordu.</p>
<h4>“Afganistan tarihi boyunca kadın düşmanı bir devletken, Meena Afganistan’ın en şiddetli dönemlerinde dahi kadınların yaralarını sarmak için kendi hayatını riske atmaktan kaçınmadı. Zor hayat koşullarına rağmen çok güçlü ve yorulmayan bir kadındı. Hiç parası yoktu ve onun eline bakan birçok insan vardı. Sabahın ilk saatlerinde çıkar akşama kadar kadınlar için iş, dikiş makinesi, yetim çocuklar için ilaç bulmaya çalışırdı. Mülteci kamplarında insanlara yardım ederdi ve her kampa gittiğinde nöbet geçirir, rahatsızlanırdı. Halkını çok seven bir kadındı. Birçok insana birebir dokunarak mücadelesini ördü ve bu yüzden öldürüldü. Hiçbir zaman ülkesini terk edip başka bir yerde daha iyi bir hayat kurmayı düşünmedi.”</h4>
<p>Kadın mücadelesi ve yoksulluk arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu düşünen RAWA üyeleri, Afganistan halkının yoksullukla mücadele için buldukları bir yöntem olan kız çocuklarının erkek çocuğu gibi yetiştirilmesi pratiğinin bunun en önemli örneklerinden biri olduğunu söylüyor. Halen devam eden ama artık çok yaygın olmayan bir adet olan &#8220;bacha posh&#8221; erkek çocuğu olmayan ailelerin kız çocuklarına erkek ismi vererek onlara bir süreliğine erkek çocuğu gibi davranmalarına verilen isim. Pantolon gibi rahat kıyafetler giyebilen, dışarı çıkıp oyun oynayabilen, bisiklet sürebilen, gülüp koşabilen, en önemlisi de çalışabilen bu çocuklar bir süreliğine de olsa erkeklerin yaşadığı özgürlüğü tatmaktan oldukça memnun olduklarını söylüyorlar. Ancak, bu pratiğin tek sebebi ailelerin erkek çocuğunun getirdiği saygınlığa talip olmaları değil. Afganistan’da yoksulluk o kadar derin ki, erkek çocukların dışarı çıkıp çalışabiliyor, eve para getirebiliyor olması aileleri böyle bir zorunluluğa itiyor. Bir ailenin hiç erkek çocuğunun olmaması hiç gelirinin olmaması demek.</p>
<h4>&#8220;Afganistan hep yoksul bir ülkeydi ama şu an en derin yoksulluğu yaşıyoruz. En basit ilaçları almak için bile Pakistan’a gidiyoruz. Amerikan işgali altında Afgan gençlerine asimilasyon politikaları uygulanıyor. Afgan halkı çok yoksul ve ABD çok zengin, bu nedenle asimilasyonla mücadele zor. Fakat bilinçli insanlar bu mücadelenin gerekliliğinin farkında çünkü ABD’nin vaat ettiği ve verdiği şey içi boş, tutarlı ve tatmin edici bir değerler sistemi bulundurmayan, kısa süreli, eğlenceye odaklı şeyler. Biz bir ulusal bilinç de yaymaya çalışıyoruz aynı zamanda. Bunun için de ABD’nin Afganistan’da neyi temsil ettiğini anlamak çok önemli.”</h4>
<p>RAWA’lı arkadaşımızdan Afganistan’da devletin finansal olarak desteklediği “tebliğci kadınlar” olduğunu öğreniyoruz. Bu kadınlar ev ev, kapı kapı gezerek insanlara kız çocukların okula gönderilmemesi gerektiğini, erkenden evlendirilip namuslarının korunması gerektiğini söylüyorlar. Ayrıca, ülkede hükümet yanlısı ve uluslararası fonlarla desteklenen birçok STK da çeşitli çalışmalar yürütüyor. Ancak, hükümete ve hükümet yanlısı STK’lara aktarılan büyük fonlar Afganistan halkının hizmetine sunulmuyor. RAWA yasal olarak tanınan bir örgütlenme olmadığı için fon alma imkanı yok, zaten uluslararası fonlara ilkesel olarak mesafeli durduklarını söylüyorlar. Uluslararası kuruluşların Afganistan’da sadece yozlaşmayı ve çürümeyi beslediğini düşünüyorlar. Afganistan’da sadece ABD güdümlü STK’lara destek veriliyor ve BM destekli projeler uzun süreli ve halkın gerçekliğine dokunan işler değil. Para bittiğinde proje de bitiyor. Yapısal değişikliklere odaklanmıyorlar ve kökleri olmayan projeler yapıyorlar. Para bittiğinde de devam edecek olan alt yapı hizmetleri ya da kadın istihdamı Afganistan’da asla fonlanmıyor.</p>
<h4>“60 milyar dolar yardım parası verildi Afganistan’a bugüne kadar fakat bu para ne altyapı hizmetlerine, ne sanayiye, ne istihdam açıcı alanlara dönüşmedi. Bu para nereye gitti? Ankara’nın ortasında yıkık dökük yollar, köprüler düşünün. Durumumuz tam da bu. RAWA ile ilişkili herhangi bir şey fon, destek, rant alamaz. Politikacılar ve STK’cılar özellikle korkarlar bizden.  Kötü bir ünümüz var ve bu ün bizim için gurur kaynağı. ABD giderse para da gider diyor diğer STK’lar. Gitsin diyoruz. Biz bu parayı istemiyoruz, biz özgürlük istiyoruz. Bu yüzden, ABD’nin en büyük korkusu RAWA olduğu gibi, ondan rant sağlayan STK’ların da en büyük korkusu biziz. Çünkü onlar paranın gitmesini istemiyorlar.”</h4>
<p>Afganistan’da öyle güçlü bir sömürü düzeni kurulmuş ki, ülkeye giren her bir Dolar dış yardımın 80 Cent’i tekrar dışarıya gidiyor. Böylece Afganistan’ın yararına olabilecek herhangi bir uluslararası fonun olması zaten mümkün görünmüyor. Daha önce de belirtildiği gibi, yoksulluk ve kadın mücadelesi arasında oldukça girift bir ilişki var ve Afganistan bu ilişkinin oldukça dramatik bir örneği. Afganistan doğum sırasında anne ölümlerinde dünyada üçüncü sırada çünkü ülkede tam teşekküllü bir şekilde işleyen tek bir klinik, hastane yok. “Afganistan hakkında düşündüğünüzde Türkiye, Pakistan ya da İran’ı düşünmeyin. Afrika’yı düşünün.” diyor RAWA’lı kadınlar. ABD’nin şu anda uluslararası kamuoyunda yarattığı “yeni Afganistan” imajının aksine, Afganistan’da işler daha da kötüye gidiyor.</p>
<h4>“ABD, Afganistan’da durumların iyi olduğunu söylemek zorunda. Mesela parlamentoda en yüksek kadın oranlarından birine sahibiz Afganistan’da ve bu tamamen ABD’nin dışarıya karşı yaratmak istediği imaj için üretilmiş yapay bir oran. Bu kadınların neredeyse tamamı Cihadiler grubundan ve kadın düşmanı politikaları meclisteki erkeklerden daha fazla savunuyorlar. Meclisteki kadınlar arasında uyuşturucu, mafya, silah ile ilişkili olanlar var.”</h4>
<p>RAWA demokrasiye inanan kadınlardan oluşuyor fakat şu anki Afganistan parlamentosuna dair bir inançları yok. Sistemin içinde bir şey yapılabileceğini düşünmüyorlar. İsimlerinin içinde “devrimcilik” geçiyor çünkü Afgan kadınlarının mevcut durumunun bir devrim gerektirdiğini düşünüyorlar.</p>
<h4>“Afganistan’daki güç ilişkilerini, oyunun kurallarını temelden değiştirmeyi amaçlıyoruz. 2015 yılında bir başkanlık seçimi oldu ve bu sırada tüm dünyanın şahit olduğu hileler yapıldı. Sonuçlar tam bir yıl sonra açıklanabildi. Kendilerinden birisi başkan olana kadar seçimi tekrarlattırıyorlar. ABD kimin başkan, kimin CEO olacağına karar veriyor. Şu anki Afganistan hükümeti John Kerry hükümetidir. Bu durumda RAWA’nın seçime girmesi ve bir başarı göstermesi beklenebilir mi?”</h4>
<p>RAWA’nın erkek destekçileri de var ve sayıları azımsanmayacak kadar fazla. Erkeklerin desteğini önemsiyorlar çünkü bir bütün olarak Afganistan halkının gücüne ve politik ahlakına inanıyorlar.</p>
<h4>“Afganistan halkı oldukça ilerici ve ülkesini seven insanlar. Mesela bu insanlar Rawa’nın köylerde okul kurmasına izin veriyorlar, hatta bize yol açıyorlar. Eşinin silahlı çatışmaya girerek düşmanı köyden kovalamasıyla gurur duyan erkekler var Afganistan’da. Toplumun geneli umut verici. Taliban ve IŞİD bizim projelerimize saldırmaya çalıştığında halk yanımızda oldu. Mesela bir kuyu projesi başlattığımızda o köye gidecek hiçbir yol yoktu. Bir hafta boyunca bütün köylüler bize yol açmak için birlikte çalıştılar ve bu köyde Cihadiler grubundan da bir erkek de vardı. Bu kişi Meena’nın suikastinde rol oynamış biri olmasına rağmen, köylülerin bize yardım etmesine engel olamadı. Çünkü bu Cihadiler Afganistan’ın gerçek halkı değiller, bunlara ABD desteği var ama halk desteği yok.”</h4>
<p>Türkiye gibi NATO üyesi olan, hem askeri hem ekonomik kaynakları güçlü olan bir ülkede Kürtlerin hak ve eşitlik mücadelesinin kendilerine ilham verdiğini söylüyorlar ve Türkiye’deki Kürt kadınlarla uzun soluklu bir dayanışma içindeler. RAWA’nın da tüm asimetrik güç ilişkilerine rağmen Kürt kadınlar gibi mücadeleden vazgeçmediğini ve umutsuzluğa kapılmadığını vurguluyorlar.</p>
<h4>“Türkiye’de Kürtlerin yaşadığı süreçle benzer bir durumdan bahsediyorum. Mesela, Meclis başkanının aldığı rüşvetleri ve savaş suçlarını ortaya çıkaran bir kadın milletvekili RAWA üyesi olmakla suçlanıyor ve parlamentodan kovuluyor. RAWA üyesi olmadığı bilinmesine rağmen hükümeti eleştiren her kadının RAWA üyesi olarak etiketlenmesi ve karar mekanizmasından dışlanması söz konusu. Söz konusu kadın vekil hükümeti eleştirdikçe mecliste “RAWA’ya ölüm” sloganları atılmaya başlanıyor.”</h4>
<p>RAWA’nın hikayesi başlı başına oldukça etkileyici ama bu mücadele Afganistan bağlamını dikkate alarak okuduğumuzda çok daha derin anlamlar taşıyor. Türkiye’de giderek otoriterleşen siyasi ortamdan ve artan toplumsal kamplaşmadan dolayı motivasyonu kırılmış olan kadınlar olarak, RAWA’nın hikayesi ne kadar çok işin bizi beklediğini ve umutsuzluğa kapılma lüksümüzün olmadığını anlamamıza yardım etti. Türkiye’den Afganistan’daki kız kardeşlerimize uzanan bir dayanışmanın örülmesi için Türkiye’de görece daha büyük bir mücadele alanı olan kadınlar olarak büyük bir sorumluluk hissetmemiz gerekiyor. Afganistan’daki kız kardeşlerimize, RAWA’nın mücadelesine destek olmak için ne yapabileceğimizi sorduğumuzda, “Türkiye’deki kız kardeşlerimizin bizim için yapabileceği en önemli şey RAWA’nın mesajını yaymak olur” cevabını aldık. Ayrıca, RAWA’nın uluslararası üyeleri olsa da, mesajlarını yaymak için kitap ve metinlerinin Farsçadan diğer dillere çevrilebilmesi için gönüllülere ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Buluşmayı ve sohbeti sonlandırırken Rawa’dan bize kalan son söz ise şöyleydi:</p>
<p>“Kadın mücadelesini ileriye götürmeyi amaçlayan bir Müslüman kadın organizasyonu ile tanışmaktan mutluluk duydum çünkü böyle bir şeyin olabileceğini düşünemiyordum bile. Afganistan’da tebliğci kadınlar dışında herhangi bir Müslüman kadın örgütlenmesine şahit olmadık. Burada kurulan bağ benim için oldukça ilginç oldu ve çok mutluluk duydum. RAWA içinde inanan/dindar kadınlar da var fakat biz çalışmalarımızda İslam veya herhangi bir din hakkında çok konuşmayız. Bizim için din ve güç arasındaki ilişkinin niteliği önemli ve dini mücadele bağlamının dışında tutarak onun güce ve güçlüye hizmet etmesini engellemek istiyoruz. Bu tutumumuz içimizdeki dindar kadınların da tatmin olduğu bir şey. Bir de görüşme sırasında sürekli saate bakarak gerildim çünkü Afganistan’da bu saatte dışarıda olabileceğimi asla düşünemem. Bu kadınlar neden eve gitmiyor, acaba bir sorun olur mu diyerek kaygılandım sizin adınıza. Kısacası bizim gerçekliğimiz çok ağır, konuşmaktan ve bunu anlatmaktan yorulacağımızı düşünmeyin asla.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/afganistanda-mucadeleyi-birakmayan-kadinlar-rawa-ile-gorusmemizden-notlar/">Afganistan’da mücadeleyi bırakmayan kadınlar: RAWA ile görüşmemizden notlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2017 10:59:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[KŞKMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[hengame şahidi]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[Leyla Halid]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış İçin Akademisyenler’in  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin karşılık bulması için Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda başlattığı süreli-dönüşümlü açlık grevinin 13. gününde Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi olarak nöbeti devralacağız. Tarih: 17 Mayıs Çarşamba-11.00 ve 20.00 arası Yer: Khalkedon Meydanı Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor! Egemenler zindanları esaret ve çaresizliğin alanları olarak kurgulasa da, dört [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/">Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Barış İçin Akademisyenler’in  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin karşılık bulması için Kadıköy Khalkedon Meydanı’nda başlattığı süreli-dönüşümlü açlık grevinin 13. gününde Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi olarak nöbeti devralacağız.</h3>
<p><strong>Tarih:</strong> 17 Mayıs Çarşamba-11.00 ve 20.00 arası</p>
<div>
<p><strong>Yer:</strong> Khalkedon Meydanı</p>
<p><strong>Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</strong></p>
<p>Egemenler zindanları esaret ve çaresizliğin alanları olarak kurgulasa da, dört duvar demir kapıyı direniş ve başkaldırı alanına çeviren Filistinli tutsaklar 32 gündür açlık grevinde. Filistin özgürlük savaşçısı, emperyalizme karşı kadınlara biçilen tarihsel rolün ötesine geçerek sembolleşen Leyla Halid de mahkumların haklı taleplerinin cevap bulması için açlık grevine katıldığını açıkladı. İşgalci İsrail hapishanelerinde Özgürlük ve Onur Grevinde olan yaklaşık 1500 Filistinli; keyfi, süresiz, mahkemesiz tutuklamaların ve tecrit uygulamalarının son bulmasını, ailelerin hapishaneleri ziyaret etme yasağının kaldırılmasını, telefon haklarını kullanabilmeyi ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeyi talep ediyor.</p>
<p>İran’da hangi suçtan dolayı tutuklandığını bilmeyen bir kadın gazeteci, Hengame Şahidi 70 gündür sürdürdüğü açlık grevini 5 gün önce ölüm orucuna dönüştürdü. 19 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşırken, İran’da tutuklu gazeteci ve aktivist sayısı artıyor ve Hengame bunlardan yalnızca biri. Tek kişilik hücrede tutulan, hangi suçun mahkumu olduğundan habersiz ve avukatıyla görüştürülmeyen Hengame’nin sağlığının giderek kötüleştiğini biliyoruz. Psikolojik işkence ile kendisine isnat edilen suçları kabul etmeye zorlanan Hengame gürültülü seçim kampanyalarının gölgesinde sürdürdüğü ölüm orucunda adil yargılanma ve özgürlük talep ediyor.<br />
Dersim’de 70 yaşındaki Kemal Gün 83 gündür açlık grevinde ve uzun süreli açlık sebebiyle tek gözünde görme yetisini kaybetmiş durumda. Kemal Gün&#8217;e Seyid Rıza Meydanı’nda oturma eylemi yaptığı her gün için Kabahatler Kanunu’na dayanarak 227 lira idari para cezası verildi. Tam 83 gündür yetkililere sesleniyor, “Öldürdünüz parçaladınız yaktınız. Ne yaptıysanız yaptınız. Verin çocuğumun kemiklerini alıp gideyim” diyor Kemal Amca. Kemal Amca toprağın ideoloji tanımadığını, tüm insanlığı kucaklayarak kabul ettiğini biliyor ve oğlunun cansız bedeni ile toprağı buluşturmak istiyor.</p>
<p>Hepimizin gözü önünde, devletin merkezi Ankara’da, KHK’larla işinden edilen insanların açlığa mahkum edilmesine karşı açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 70 gündür KHK’ların sebep olduğu hak ihlallerinin giderilmesini talep ediyor ve işlerine geri dönmek istiyor. KHK listelerinde ismi geçen insanlar devlet tarafından terörle ilişkilendirildikleri için özel sektörde de iş bulmakta zorlanıyorlar ve bir anlamda açlığa terk ediliyorlar. Toplumsal düzeyde damgalanıyor, seslerini duyuramıyorlar. Sosyal medya hesaplarından yapılan bir paylaşım, bir bankada hesabın olması, bir cenazeye katılmak veya bir sendikanın üyesi olmak gibi normal koşullarda suç olarak nitelendirilemeyecek bir dizi sebeple binlerce insan ekmeğinden ediliyor. İhraç edildikten sonra başvurduğu üniversiteler tarafından KHK’lı olduğu için reddedilen Barış Akademisyeni Mehmet Fatih Tıraş, uğradığı haksızlıkla baş edemedi ve intihar ederek yaşamına son verdi. Kendilerini Rezzak sanan kulların üstünkörü hazırladığı ve bir gecede hızlıca yayınlanan KHK’lar ekonomik ve psikolojik şiddettir. Nuriye ve Semih KHK’ların yol açtığı hak ihlallerine ve kurumsallaşan yargısız infaz mekanizmasına karşı kamuoyu oluşturmak için 70 gündür açlık grevinde.</p>
<p>Filistin, İran ve Türkiye’de; içeride ve dışarıda, adaletsizlikler sonucu insanlar açlığa yattı. Açlık grevleri belirli talepler üzerine başlatıldı ve bu taleplerin görmezden gelinmesi grevlerin insan onuruna yakışır bir şekilde, kalıcı hasara yol açmadan bitirilmesini engelliyor. Dinler ve ideolojiler yaşama dairdir. Bugün ekmek mücadelesi uğruna açlığa nasıl ve neden yatıldığının sebeplerini herkesin sorgulaması gerekiyor.</p>
<p>Farklı coğrafyalardan yükselen sesler hayatlarımızda çınlıyor. Filistin’de Leyla Halid ve 1500 mahkum, İran’da Hengame, Dersim’de Kemal Gün, Ankara’da Nuriye ve Semih farklı taleplerle direniyor; biz her gün şahit olduğumuz adaletsizliklere alışmaya karşı direniyoruz.</p>
<p>Alışmayacağız, Filistinli çocuklar Kudüs semalarında özgürce uçurtma uçuracak.</p>
<p>Alışmayacağız, İran’da bir kadının boş midesi demir kapıları kıracak.</p>
<p>Babalar oğullarının kemiklerinin izini sürüyor, alışmayacağız.</p>
<p>Rızıkla, açlıkla cezalandırılmaya alışmayacağız.</p>
<p>Açlığı da paylaşacağız!</p>
<p><strong>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi</strong></p>
</div>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/turkiye-filistin-iranda-aclik-grevlerinin-sesi-hayatlarimizda-cinliyor/">Türkiye, Filistin ve İran&#8217;da Açlık Grevlerinin Sesi Hayatlarımızda Çınlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Referandum Kadınlara Ne Vaat Ediyor?-2: Kadınlar referandumu tartışmaya devam ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/17/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-2-kadinlar-referandumu-tartismaya-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2017 12:43:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12506</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi kadınlarla referandum tartışmasına devam ediyor. İkinci toplantının tarihi 18 Mart Cumartesi günü. İnisiyatifin çağrısı şu şekilde; Referanduma doğru birbirimizi dinlemek ve anlamak için yaptığımız çağrıya ses veren kadınlarla 11 Mart’ta bir istişare toplantısı gerçekleştirdik. Sistemin ayrıştırıcı diline karşı barış ve diyalog diliyle tartıştık. Kadın kadına istişareyi güçlendirmek için 18 Mart’ta [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/17/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-2-kadinlar-referandumu-tartismaya-devam-ediyor/">Referandum Kadınlara Ne Vaat Ediyor?-2: Kadınlar referandumu tartışmaya devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi kadınlarla referandum tartışmasına devam ediyor. İkinci toplantının tarihi 18 Mart Cumartesi günü.</h3>
<p>İnisiyatifin çağrısı şu şekilde;</p>
<p>Referanduma doğru birbirimizi dinlemek ve anlamak için yaptığımız çağrıya ses veren kadınlarla 11 Mart’ta bir istişare toplantısı gerçekleştirdik.</p>
<p>Sistemin ayrıştırıcı diline karşı barış ve diyalog diliyle tartıştık. Kadın kadına istişareyi güçlendirmek için 18 Mart’ta ikinci bir toplantıya davetlisiniz.</p>
<p>Katılımcılar:<br />
Sabiha Ünlü<br />
Fatma Bostan Ünsal<br />
Nebiye Arı</p>
<p>18 Mart Cumartesi Saat 15:00</p>
<p>Adres: Emek ve Adalet Platformu<br />
Kıztaşı Meydanı Turanlı İş Hanı No:20<br />
Fatih</p>
<p>Facebook etkinliğine ulaşmak için <a href="https://www.facebook.com/KadinaSiddeteKarsiMuslumanlar/posts/1296973907061807" target="_blank">tıklayınız</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/17/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-2-kadinlar-referandumu-tartismaya-devam-ediyor/">Referandum Kadınlara Ne Vaat Ediyor?-2: Kadınlar referandumu tartışmaya devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Referandum kadınlara ne vaat ediyor?&#8221; toplantısına çağrı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/09/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-toplantisina-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2017 11:58:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ) 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kadınlara çağrıda bulundu. &#8220;Referandum kadınlara ne vaat ediyor?&#8221; sorusunu soran KŞKMİ 11 Mart Cumartesi günü saat 14.00&#8217;da toplantı duyurusu yapıyor. Çağrı metni şöyle; &#8220;وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ &#8221; &#8220;Onların işleri aralarında istişare iledir&#8221; (Şura Suresi, 38. ayet) Referanduma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/09/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-toplantisina-cagri/">&#8220;Referandum kadınlara ne vaat ediyor?&#8221; toplantısına çağrı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi (KŞKMİ) 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kadınlara çağrıda bulundu. &#8220;Referandum kadınlara ne vaat ediyor?&#8221; sorusunu soran KŞKMİ 11 Mart Cumartesi günü saat 14.00&#8217;da toplantı duyurusu yapıyor.</h3>
<p>Çağrı metni şöyle;</p>
<p>&#8220;وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ &#8221;</p>
<p>&#8220;Onların işleri aralarında istişare iledir&#8221;</p>
<p>(Şura Suresi, 38. ayet)</p>
<p>Referanduma doğru giderken toplumsal kutuplaşmanın daha da derinleştiğine şahitlik ediyoruz. Siyaset, adavet(düşmanlık), şiddet ve nefret hayatlarımızı kuşatmışken birbirimizin sesini duyamıyoruz. Kadınlar olarak; referandumun bize ne vaat ettiğini <i>birbirimize karşı değil, birbirimizle</i> tartışabileceğimiz diyalog ve <b>istişare</b> ortamlarına ihtiyaç duyuyoruz.</p>
<p>Referandum kadınlara ne vaat ediyor?</p>
<p>Evetiyle, Hayırıyla, boykotuyla; gelin tartışalım!</p>
<p><strong>Katılımcılar</strong></p>
<p>Feyza Akınerdem</p>
<p>Emine Uçak</p>
<p>Rumeysa Çamdereli</p>
<p>Kıztaşı Meydanı Turnalı İş hanı No: 13 Fatih/İstanbul</p>
<p>Facebook etkinliği için <a href="https://www.facebook.com/events/201079537041489/" target="_blank">tıklayın</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/09/referandum-kadinlara-ne-vaat-ediyor-toplantisina-cagri/">&#8220;Referandum kadınlara ne vaat ediyor?&#8221; toplantısına çağrı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
