<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadına şiddet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddet/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jun 2022 07:33:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kadına şiddet arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadina-siddet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 07:29:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Kaşıkırık]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[KAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği, Etkiniz AB programı desteğiyle 'Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu' hazırladı. Çalışmada, kadınların pandemi döneminde belediyelerin 'önleyici/caydırıcı, koruyucu, güçlendirici/destekleyici' hizmetlerine erişip erişemedikleri ve hangi düzeyde eriştikleri; erişmemekten kaynaklı olarak uğradıkları hak ihlalleri ortaya konuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/">Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Eylül 2021-15 Ocak 2022 dönemini kapsayan izleme çalışması, 3 metropol kentin olduğu 12 büyükşehir- Adana, Ankara, Samsun, Balıkesir, Trabzon, Bursa, İzmir, Gaziantep, İstanbul, Erzurum, Kayseri, Malatya- ile sınırlı. Bu çalışma, belediyelerin web siteleri ile kurumsal belgelerinin taranmasından ve saha çalışmasından oluşuyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet</b><span style="font-weight: 400;">” izleme raporunun amacı pandemide belediyelerin kadına karşı şiddete ilişkin sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirip getirmediği ve bu konuya ilişkin hak ihlallerinin olup olmadığının ortaya konmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapor, pandemide büyükşehir belediyelerinin kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik yükümlülüklerini çoğunlukla yerine getirmediğini; bu nedenle kadınların şiddete uğradıklarını ve derin hak ihlalleri yaşadığını söylüyor. Bu durum kısaca şöyle özetlenebilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların temel bir hakkı olan “sağlıklı yaşama” hakkının gasp edildiği,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların %60’a yakınının anne, baba, erkek kardeş, eş, eski eş ve diğer aile büyükleri tarafından şiddete uğradığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">En yaygın şiddet türünün “psikolojik şiddet” olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Evlerin kadınlar için güvenli alanlar olmadığı ve kadınların evin içinde daha fazla şiddete maruz kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları sonrası duygusal şiddet olarak adlandırılan psikolojik şiddet oranının fiziksel ve ekonomik şiddete göre daha yüksek olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Psikolojik şiddete uğrayanların büyük bölümünün bekar kadınlardan oluştuğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Belediye bu konudaki hizmetlerinin farklı koşullardan olan kadınlar (engelli, mülteci, genç, yaşlı vb.) için erişilebilir ve ulaşılabilir olmadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Pandemi döneminde belediyelerin kadına yönelik şiddetle mücadelede önleyici, koruyucu ve destekleyici hizmetlerinden “EVET” faydalandım diyen hiçbir kadın olmadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların yaşadıkları şehirlerde hem ilçe belediyesi hem de büyükşehir belediyesi tarafından hiçbir faaliyet yapılmadığı/hizmet olmadığını belirtenlerin oranının %58 olduğu,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Büyükşehir ya da ilçe belediyelerinde %65 oranında herhangi bir faaliyet yapılmadığı, ancak %35 oranında büyükşehir ya da ilçe belediyelerinde faaliyet yapıldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Belediyelerin pandemi döneminde kadına karşı şiddetle ilgili çalışmaları bilgilendirme faaliyetleri ile sınırlı kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinde kadınların daha fazla ihtiyaç duyduğu koruyucu ve destekleyici/güçlendirici hizmetlerin büyük ölçüde aksadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların pandemi koşullarında belediyelerin koruyucu hizmetlerine erişemediği ve şiddet ortamından uzaklaşamadığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kadınların, koruyucu ve destekleyici/güçlendirici hizmetler aracılığıyla kavuşabilecekleri “özgür”, “onurlu” ve “güvenli” yaşam haklarından mahrum kaldığı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">5393 sayılı Belediye kanununa göre tüm büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 bini geçen belediyelerin kadın sığınma evi açması gerekiyor. Ancak, izlediğimiz 12 büyükşehir belediyesinden sadece 5’inde kadın sığınma evi olduğu (İstanbul, Bursa, Ankara, Gaziantep ve İzmir’de),</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da ve Ankara’da doğrudan kadına karşı şiddetle mücadele için açılmış “şiddet hattı”nın hizmet verdiği,</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Ayşe Kaşıkırık, “</span>Bu izleme çalışmasının özgün yönü, pandemi döneminde belediyelerin kadına karşı şiddetle mücadelede etkin görev ve sorumluluk almadığı için kadınların yaşadıkları hak ihlallerini ortaya çıkarmasıdır. Büyükşehir belediyelerinin temel bir insan hakkı ihlali olan kadına karşı şiddetin önlenmesi için “önleyici/caydırıcı, koruyucu, güçlendirici/destekleyici” başlıklarında somut öneriler sunulmuştur. Bu çalışmamızın kadınların hak ihlallerinin olmadığı bir kentte yaşamasına ve belediyelerin kadına karşı şiddetle mücadele politikalarını güçlendirmesine katkı sunması diliyoruz<span style="font-weight: 400;">.” dedi.</span></p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.esitlikvekapsayicilikagi.org/wp-content/uploads/2022/06/KAPI_Raporu_1-Haziran-2022_k.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/13/pandemi-golgesinde-kadina-karsi-siddet-izleme-raporu-yayinda/">Pandemi Gölgesinde Kadına Karşı Şiddet İzleme Raporu Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2021 07:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk evlilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[meclis komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TİHEK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclis komisyonu gündeminde çocuk evliliğinin yasallaşması ve “erkeğin mağduriyetleri” vardı. Kadın hukukçular ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile pörtleyen bu ifadeleri ve çocuk evlilikleri mevzularını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk yaşta evlilik ve cinsel ilişki konusu Türkiye’de farklı kesimler arasındaki derin çatlaklardan biri. Özellikle kız çocuklarına dair resmi yetkililer ya da siyasiler tarafından sıklıkla hortlayan talihsiz açıklamalar kendi başına bir rutin haline geldi.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmenin kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitliği konularında yaratacağı boşluğun kaygısının ayyuka çıktığı bu günlerde; üstelik meclisin ilgili komisyon toplantısında, işte böyle bir ‘erkek’ açıklaması yeniden pörtledi.</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, 26 Mayıs günü TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda bir sunum yaptı.</p>
<p>Açıklaması sırasında erken yaşta evliliklerin yasallaşmasını da savundu; 15 yaşında nikah kıyılamamasını “insan hakları ihlali” olduğunu da…</p>
<p>“Şiddet uygulayan erkek mağdur oluyor,” dedi. Evlilik oranları azalırken, boşanma ve nikahsız birlikteliklerin arttığını söyleyerek, evlilik dışı ilişkilerde kadının daha fazla riske açık hale geldiğini öne sürdü. Evlenmeksizin birlikte yaşamanın toplumsal değerlerle bağdaşmadığını, kadına şiddete ve farklı şekilde mağduriyetine neden olduğunu iddia etti.</p>
<p>Tabii ki, yine, yeniden bu açıklamalara birçok çevreden tepki geldi.</p>
<p>Arslan’ın sözlerine karşılık Komisyon’da konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, “Kız çocuklarının erken yaşta ve zorla evlendirilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğu yönünde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mesajları çok açık ve nettir.” dedi.</p>
<p>Komisyon’da 2016&#8217;da AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan tasarıda yer alan ve tepkiler üzerine geri çekilen “çocuk yaşta evliliklere af getirilmesini” öngören madde de yeniden gündeme geldi.</p>
<p>Tasarı, Türk Ceza Kanunu&#8217;nun çocuğa yönelik cinsel istismarı suçunu düzenleyen 103. maddesini kapsıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı&#8217;ndaki madde “cinsel istismar suçu” çerçevesinde mağdur ile failin evlenmesi halinde, “fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine imkan veriyor.</p>
<p>Yani bir kız çocuğuna ya da kadına tecavüz eden “erkek” o kadınla evlenirse cezalandırılmıyor. Yani bir kız çocuğunun tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanmasının yolu açılıyor.</p>
<h5><strong>Çocuklar İçin Ne Anlama Geliyor?</strong></h5>
<p>Sürekli gündeme gelen çocuk yaşta evlilik konusunun, çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerini, çocukların insan haklarını ve tabii bir insan hakları kurumunun yöneticisi olarak Arslan’ın sözleri konusunda ne düşündüklerini hukukçu ve kadın örgütü temsilcileriyle konuştuk.</p>
<p>Çocuk yasta evliliklerin, insan hakları alanındaki yeri pek çok sözleşme ve mevzuatla düzenleniyor. Üstelik bunlar Türkiye’nin taraf olduğu ve kendi iç kanunlarından Anayasayla üstün tuttuğu standartlar. Buna rağmen, belli cevreler tarafından bu konu sanki hala çerçevesi netleşmemiş ve tartışmaya devam edilmesi gereken bir boşlukmuş gibi yansıtılıyor. Arslan’ın meclis komisyonundaki ifadeler de bu turlu bir yaklaşıma örnek teşkil ediyor.</p>
<p>Avukat Seda Akço’ya göre, bu tip bir yaklaşımda “Sorun nikahmış gibi tarif ediliyor.” Yani, çocuklar arasında cinsel ilişki veya evlilik söz konusu olduğunda, yaşıt iki çocuğun bunları yaşaması ile, bunun bir çocuk ile bir yetişkin arasında olması arasında fark yokmuş gibi davranılıyor. &#8220;Hem çocuk gelişimine dair her türlü bilgi, hem o yaşta evlenen çocukların içinde bulundukları koşullara dair her türlü bilgi gösteriyor ki çocuk yaşta evlenmek çocuklara gelişimsel açıdan çok büyük zararlar veriyor.”</p>
<p>Akço pek çok uluslararası Sözleşme’nin de bu sebeple bunun önlenmesini öngördüğünü hatırlatıyor: “Öte yandan bir yetişkinin çocukla evlenmesi konusu ise, sadece çocuk yaşta cinsel ilişki veya çocuk yaşta evlenme konusu değil, bir çocuk istismarı konusu. Çocukların istisnasız korunmasını gerektiren bir durum.”</p>
<h5><strong>‘Çocuk ve İnsan Haklarına Aykırı’</strong></h5>
<p>Evlilik bir sözleşme ve bu sözleşme kişiye çok ağır hukuki yükümlülükler yükler. Bunlar bir çocuğun bilinçli bir biçimde karar vermesinin bile çok zor olduğu yükümlülükler. Dolayısıyla Akço, evliliğin bir çocuğa vereceği “hamilelik veya eğitimden uzak kalmak” gibi zararlara da dikkat çekiyor: “O yüzden tam tersine evlenmesi çocuk ve insan haklarına aykırı.”</p>
<p>Arslan tarafından sorunun formüle ediliş biçimini de değerlendiren hukukçu, çocuk yasta evliliğin yasaklanmasının “insan hakları aykırı” olarak nitelendirilmesinde de kavramsal olarak hata buluyor. Bu nedenle “insan hakları kavramının anlamı ile ilgili birikimin reddedilmiş olduğunu ve böyle kullanıldığında kavramların içini de boşaltıldığını” vurguluyor.</p>
<p>Zira, kişiler kavramları “kafalarına göre” kullandığı zaman anlaşma zemininden çıkılıyor. Bu bağlamda Akço, TİHEK başkanının konuyu insan haklarına bağlamasının, konuşma zeminini ortadan kaldırdığını ifade ediyor. Böylece Arslan’ın o kavram üzerindeki anlaşmayı da reddettiğini belirtiyor: “Hem çocuk evliliklerine bakış açısından zaten yanlış; hem de insan hakları üzerinden açıklamaya kalktığı anda insan hakları kavramındaki fikri birliğini reddettiği, kavramın içini boşalttığı için de sorunlu.”</p>
<h5><strong>‘Erken Yaşta Evlilik’ Denilerek Yasallaştırılmak İsteniyor</strong></h5>
<p>Bu konularda uzun süredir çalışan uzmanlardan biri olan Fidan Ataselim, Arslan’ın ifadelerini “akıl almaz” ve “kabul edilebilir değil,” diye tarif ediyor.</p>
<p>Ataselim, kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye’nin önde gelen sivil toplum platformlarından biri olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri. Platform, Türkiye’de başta kadına yönelik şiddet olmak üzere toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla tanınıyor. Dolayısıyla, sürekli hortlatılan bu söylemlerle de mücadele ediyor.</p>
<p>“Kadınların korunmasının ‘erkek mağduriyeti yaratıyor’ şeklinde anlatılması başta insan hakları ihlalidir,” diyor Ataselim. “Çocuk yaşta zorla evlendirme” meselesinin “erken yaşta evlilik” şeklinde tanımlanarak yasal hale getirilmeye çalışıldığını belirtiyor.</p>
<p>Ataselim, “Çocuğun cinsel istismarını suç olarak tanımladığınızda onu erken evlilikle aklayamazsınız. ‘Suç olmasın’ demenin istismarı meşrulaştırmak olduğunu savunuyor: “Nitekim tüm sunum boyunca akran cinselliğini de, evlilik dışı birliktelikleri de ‘olamaz bir şey’ gibi anlatması çağ dışı ve hukuk dışı bir yaklaşımdır.”</p>
<p>Erken evlilik konusunun Türkiye’de her zaman tartışma konusu yapılmasını eleştiren Ataselim, “Dönem dönem bu tartışmayı sözde mağduriyetler anlatarak gündeme getirmeleri karşılık bulamaz. Çünkü devlet çocukları herkesten korumakla sorumludur,” uyarısını da ekliyor. “Çocuğun anayasal haklarını, Çocuk Koruma Kanunu’nu ve Lanzarote Sözleşmesi’ni uygulamakla yükümlü olanlara diyecek sözümüz: ‘Anayasayı, yasayı, sözleşmeyi uygula!”</p>
<h5><strong>Demir: Açık Tehdit Niteliğindedir</strong></h5>
<p>Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Hatice Demir ise, TİHEK Başkanının sözlerini “ayrımcı” ve “cinsiyetçi” olarak niteliyor ve “nefret söylemi” içerdiğini ifade ediyor.</p>
<p>Demir, “Temel amacı ayrımcılığın önlenmesi, insan haklarının korunması ve eşitliğin sağlanması olan bu kurumun başkanının sözleri bulunduğu göreve de aykırı. Hatta görevin kötüye kullanılması niteliğindedir,” diyor. Demir’e göre bu ifadeler “kadınların yaşamlarına, kararlarına ve özgürlük alanlarına açık tehdit niteliğinde.”</p>
<p>Arslan’ın açıklamaları ile nikahsız beraberlik yaşayanları hedef gösterdiğini ve suç işlediğini söylüyor Demir: “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan çocuk yaşta evlilikleri savunulabilmesi utanç verici. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmeleri ve iç hukuktaki yasal düzenlemeleri de tanımadığının göstergesidir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kadına Şiddete Gerçekten KarşılarMIŞ GİBİ”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/kadina-siddete-gercekten-karsilarmis-gibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 08:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Arın]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avukat ve kadın hakları aktivisti Canan Arın, "kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi" amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulmasını değerlendirirken, "Komisyonun bir işe yarayacağını düşünmüyorum. İşi savsaklamak için 'komisyona havale etmek' çerçevesinde kadına şiddete gerçekten karşılarMIŞ gibi yaptıklarını düşünüyorum." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/kadina-siddete-gercekten-karsilarmis-gibi/">“Kadına Şiddete Gerçekten KarşılarMIŞ GİBİ”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulunda, &#8220;kadına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi&#8221; amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulması kabul edildi. A<span style="font-weight: 400;">raştırma komisyonun 19 üyeden oluşacağı, ilk etapta 3 ay görev yapacağı, komisyonun görev süresince elde edeceği veriler ve değerlendirmeler doğrultusunda bir rapor hazırlayacağı ve bu raporun daha sonra Genel Kurul&#8217;da görüşüleceği belirtildi. </span></p>
<figure id="attachment_67219" aria-describedby="caption-attachment-67219" style="width: 412px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-67219" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/canan-arin.jpg" alt="Canan Arın" width="412" height="232" /><figcaption id="caption-attachment-67219" class="wp-caption-text">Canan Arın</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat ve aktivist Canan Arın komisyonu değerlendirirken, &#8220;</span>Kurulan komisyonun bir işe yarayacağını düşünmüyorum. İşi savsaklamak için; &#8216;komisyona havale etmek&#8217;; çerçevesinde kadına şiddete gerçekten karşılarMIŞ GİBİ yaptıklarını düşünüyorum. Kadına şiddeti önleme konusunda siyasi bir iradelerinin olduğu kanaatinde değilim. Mevcut yasaları uygulasınlar. İkide bir af çıkartmasınlar. Yargıç, savcı, avukat, tüm barolar, hekimler ve toplumun tümüne &#8216;toplumsal cinsiyet eşitliği&#8217; iç eğitimi versinler. En önemlisi kendileri de buna inansınlar. Yoksa oradan çıkacak kararları eğer son derece tutucu ve çağ dışı değilse uygulayacaklarını sanmıyorum.” dedi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyon hakkında görüşlerini aldığımız bir diğer isim olan feminist-aktivist Berrin Sönmez ise EŞİK Platformu olarak taleplerine dikkat çekerken, hükümetin komisyonun oluşması sürecindeki tutumunun &#8216;algı yaratma&#8217; hedefli olduğunu savunuyor. K</span><span style="font-weight: 400;">omisyonun kuruluşunun EŞİK platformunun başlattığı “Meclis Göreve” kampanyası ile ilişkili olduğunu düşündüğünü belirten Sönmez, &#8220;Kampanyada meclisten kadın hakları adına İstanbul Sözleşmesi’ni uygulanmasına ve bu anlaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik görüşme yapılmasını talep etmiştik. Daha çok da İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin uygulanmasında görülen aksaklıklar hususunda GREVIO’nun sağladığı raporun resmi çevirisinin yapılarak bir yol haritası halinde kullanılıp uygulanmasını istemiştik. Raporun resmi çevirisinin yapılarak siyasi partilere, bütün kamu kurum ve kuruluşlarına da dağıtılmak suretiyle İstanbul Sözleşmesi uygulamalarında bir yol haritası ve elverişli bir araç olarak kullanılması çağrısını yapmıştık. Bu çağrımıza görünüşte hükümetten bir yanıt gelmedi. Fakat 8 Mart ertesinde bu tip bir komisyon kurulacağı şeklinde bir adım atıldı. Aslında muhalefet partileri bizim çağrımıza kulak vererek özel bir toplantı ve genel bir görüşme yapılması teklifini getirmişlerdi. Bu teklifler de iktidar tarafından oy çoğunluğu ile sürekli olarak reddedilmişti. Zaten aylardır muhalefet partilerinin kadına yönelik şiddet ve İstanbul Sözleşmesi adına oluşturduğu bütün soru önergeleri, yasa teklifleri vs. daima iktidarın toptancı bir bakışla reddettiği teklifler olmuştu. Anca 8 Mart’a gelirken, son günlerde yaşanan şiddet haberleri, özellikle de Samsun’da yaşanan o vakanın yarattığı sosyal infial ile birlikte bizim ve bunca zamandır muhalefetin bu hususlardaki adımlarını, tekliflerini görmezden gelmeye ve duyarsız kalmaya devam edemediler. Samsun Canik’te gerçekleşen şiddet olayına karşı duyarlılık gösteriyormuş gibi bir algı yaratmak adına bir komisyon oluşturdular.&#8221; şeklinde yorumluyor.</span></p>
<h5><b>“Komisyon Kurmak Sorunları Ötelemenin Bir Yoludur”</b></h5>
<figure id="attachment_67220" aria-describedby="caption-attachment-67220" style="width: 384px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-67220" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/berrin-sonmez.jpg" alt="Berrin Sönmez" width="384" height="286" /><figcaption id="caption-attachment-67220" class="wp-caption-text">Berrin Sönmez</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizdeki komisyon oluşturma algısına vurgu yapan Sönmez 2005 yılında kurulan bir diğer komisyonun başarısı hakkındaki fikirlerini şöyle dile getiriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Ülkemizde siyasetin tıkandığı zamanlarda konunun uyutulması için hemen bir “komisyon” kurulur. Ve durumlar komisyona havale edilerek kamuoyu uyutulur.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde komisyon kurmanın toplumu oyalamanın ve sorunları ötelemenin bir yolu olduğunu söyleyen Berrin Sönmez, &#8220;Dolayısıyla yapılan şeyin gene böylesi bir durum olduğundan şüpheleniyorum. Gene de bu komisyon ne yapabilir diye sormak istiyorum. Bu komisyonda yapılabilecek bir şeyler olabilir. Daha önce de yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılında kadına yönelik şiddet için bir komisyon kurulmuştu ve bu komisyon görece etkili çalışmıştı. Bu komisyonun yayınladığı çok geniş çerçeveli bir rapordan yola çıkılarak 2006 yılında 2006/17 sayılı başbakanlık genelgesi çıkartılmıştı ve şiddetle mücadele adına etkili olmuştu. O zaman daha İstanbul Sözleşmesi yoktu.&#8221; diyor.</span></p>
<h5><b>“Çok Kısa Sürede Çok Geniş Çaplı Bir Rapor Hazırlanmalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP’ye yönelik kapatma gündeminin bir erken seçim ihtimali doğurduğunu belirten Sönmez, komisyonun elini çabuk tutması gerektiğini belirtiyor. K</span><span style="font-weight: 400;">omisyonun GREVİO maddelerini inceleyip geniş çaplı bir rapor hazırlayabileceğini vurgulayan Sönmez, &#8220;Fakat bunu aylar sürecek geziler, görüşmeler vs. vakit kaybetmeden yapılması gerekir. Çünkü HDP’ye yönelik kapatma davası gibi gelişmeler bir erken seçim ortamı yaratabilir ve komisyon meclis ile beraber sahipsiz kalabilir. Bu sebepten dolayı hızlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. HDP’ye yönelik bu durum hızlı şekilde de sonuçlanabilir. Çok kısa sürede çok geniş çaplı bir rapor hazırlanmalı. Komisyon İstanbul Sözleşmesi ve 6284’ün uygulanmasında görülen aksaklıkları gidermek adına çalışmalı. Yeni bir yasa hazırlamaya ihtiyacımız yok. Böylesi bir ortamda hazırlanacak yeni bir yasaya asla ve asla güvenilemez. Yeni bir yasa ya da mevzuat gibi bir duruma gerek yok. Biz var olan yasanın uygulanmasının önündeki engeller ile ilgili çalışılmasını istiyoruz.” dedi.</span></p>
<h5><b>“Kadına Yönelik Şiddet Bir İşkencedir.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Ceza Kanunu’ndaki eziyet maddesine dikkat çeken Sönmez bu gibi maddelerin uygulanmamasının doğurduğu dramatik sonuçları hatırlatarak, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddet bir işkencedir. Bireyin bireye yönelik şiddetini eziyet diye yorumlayan bu madde 2005 yılından beridir o kanunda yer alıyor. Fakat 2005 yılından bu yana kadına yönelik şiddet adına tek bir kez bile uygulanmadı. Bu maddenin uygulanması gerekiyor. Komisyon bu maddenin iddianamelere girmesini sağlayacak ve kadına yönelik şiddetin işkence olduğu için bu gibi davalarda uygulanması gerektiğini içeren bir rapor yazmalıdır. Örneğin Melek İpek davası. Melek İpek 12-13 yıl boyunca şiddet görmüş. Eğer bu madde yargılamada yer alsaydı bu gibi insanlar 2 yıldan 8 yıla kadar ceza öngören bir şekilde tutuklu yargılanacaktı. Yani Melek kocasını şikâyet ettikten sonra bu madde uygulanacaktı ve Melek’in kendini savunması ile son bulan bu süreç hiçbir zaman yaşanmayacaktı. Melek gibi birçok kadın da şiddetten kaçmak için şiddet uygulamaz ve böylesi bir şiddet sarmalı yaratılmış olmazdı. Şiddeti engellemenin yolu şiddet uygulayan insana şiddet uygulayamayacağı koşulları sağlamak, yani tutuklu yargılamak.” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz yıllarda KEFEK tarafından oluşturulan alt komisyona da değinen Sönmez, komisyonun hazırladığı ve yayınlanmayan raporun şimdiki komisyon tarafından kamuoyuna sunulması gerektiğini sözlerine ekledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/18/kadina-siddete-gercekten-karsilarmis-gibi/">“Kadına Şiddete Gerçekten KarşılarMIŞ GİBİ”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi Paneli: &#8221;Kadına Şiddete Son!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/impact2030-turkiye-etki-konseyi-paneli-kadina-siddete-son/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2020 10:51:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[IMPACT2030]]></category>
		<category><![CDATA[IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57858</guid>

					<description><![CDATA[<p>IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi, 16 Eylül’de düzenleyeceği ‘Kadına Şiddete Son’ başlıklı çevrimiçi buluşmaya davet ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/impact2030-turkiye-etki-konseyi-paneli-kadina-siddete-son/">IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi Paneli: &#8221;Kadına Şiddete Son!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi iş dünyası, Birleşmiş Milletler, akademi ile sivil toplumu bir araya getirdiği buluşmalarda, her ay toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili bir konuyu ele alıyor. 16 Eylül 2020’de 15.30 &#8211; 16.30 arasında, çevrimiçi düzenlenecek buluşmada kadına yönelik şiddet konuşulacak.</p>
<p>Headline Diversity Kurucusu Arzu Pınar Demirel’in moderatörlüğündeki panelde Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Programı Koordinatörü Meltem Ağduk ve Türkiye Vodafone Vakfı Müdürü Ayşegül Ertok kadına yönelik şiddete karşı örnek çalışmaları paylaşacak.</p>
<p>Konuşmaların ardından katılımcıların paylaşımları ve soru-cevap bölümüyle devam edilecek.</p>
<p>Panele <a href="https://www.eventbrite.com/e/turkiye-etki-konseyi-paneli-kadina-siddete-son-tickets-118539616183">buradan</a> kayıt yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>Tarih</strong>: 16 Eylül 2020</p>
<p><strong>Saat</strong>: 15.30 -16.30</p>
<p><strong>Yer</strong>: Zoom üzerinden çevrim içi</p>
<p><strong>Moderatör</strong>: Arzu Pınar Demirel, Headline Diversity Kurucusu</p>
<p><strong>Konuşmacılar</strong>:</p>
<p>Meltem Ağduk, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Toplumsal Cinsiyet Programı Koordinatörü</p>
<p>Ayşegül Ertok, Türkiye Vodafone Vakfı Müdürü</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/impact2030-turkiye-etki-konseyi-paneli-kadina-siddete-son/">IMPACT2030 Türkiye Etki Konseyi Paneli: &#8221;Kadına Şiddete Son!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Erkek Şiddeti Yeni Değil, Tedbirsizlik Normal Değil&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/29/erkek-siddeti-yeni-degil-tedbirsizlik-normal-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2020 08:29:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Bileşenleri kadına yönelik şiddetle mücadele için Acil Önlem/Eylem Planı talebiyle bir kampanya başlattı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/29/erkek-siddeti-yeni-degil-tedbirsizlik-normal-degil/">&#8216;Erkek Şiddeti Yeni Değil, Tedbirsizlik Normal Değil&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada kadına yönelik şiddetle mücadelede muhatabın yalnızca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmadığı, İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü üzere koordinasyon içinde çalışması gereken İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere devletin bütün kurumları olduğunun altı bir kez daha çizilirken pandemi sürecinde yükümlülükleri olan devletin, bakanlıklar ve yetkili tüm kuruluşların bu sınavdan kaldığı belirtiliyor.</p>
<blockquote><p>Bir kere daha anladık ki olağan ve olağanüstü dönemlerde kadına yönelik şiddete dair İstanbul Sözleşmesi’ni temel alan istikrarlı bir politikanın uygulanmasına ihtiyacımız var.</p></blockquote>
<p>Kurultay bileşeni örgütler devleti bağımsız kadın örgütlerinin deneyimlerini dikkate alıp dahil ederek detaylı bir acil önlem/eylem planı hazırlamaya ve tüm devlet mekanizmalarını ve yerel yönetimleri bu plan çerçevesinde harekete geçirmeye çağırıyor.</p>
<h5>Taleplerin bir kısmı şöyle:</h5>
<ul>
<li>Alo 183, sadece kadına yönelik şiddet alanında başvuru alan Acil Yardım Hattı olmalıdır.</li>
<li>6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi etkin ve eksiksiz şekilde uygulanmalıdır!</li>
<li>Sığınak ve acil barınma ihtiyacının karşılanması için sığınak sayısı ve kapasitesi artırılmalı,  gerektiği takdirde bunun için uygun kamu binaları ve özel yerleşkeler devreye sokulmalıdır.</li>
<li>Telefonla konuşamayacak durumda olan kadınlar için işlevli bir uygulama olan KADES, tüm platformlarda etkin bir şekilde duyurulmalı/paylaşılmalıdır.</li>
<li>Kadınların şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişimi için pandemi önlemleri çerçevesinde kolaylaştırıcılık sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Taleplerin tamamı ve açıklama için <a href="https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/erkek-siddeti-yeni-degil-tedbirsizlik-normal-degil/">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/29/erkek-siddeti-yeni-degil-tedbirsizlik-normal-degil/">&#8216;Erkek Şiddeti Yeni Değil, Tedbirsizlik Normal Değil&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni Neden Korumalıyız?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/istanbul-sozlesmesini-neden-korumaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jan 2020 07:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde yazılı basın ve sosyal medyada kadına karşı şiddeti kapsamlı olarak ele alan ilk uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına yönelik yürütülen kampanya, sözleşmeye dair önyargıların bulunduğunu ve sözleşmenin öngördüğü kurumların etkili bir şekilde hayata geçirilmemesinin sözleşmeye fatura edildiğini bizlere göstermiştir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/istanbul-sozlesmesini-neden-korumaliyiz/">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni Neden Korumalıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kadın haklarına yeni bir boyut getiren bu metne dair oluşturulmak istenen olumsuz algıya karşı İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak çok kıymetli ve elzemdir. Bu bağlamda sözleşmenin iptalini talep edenlerin argümanlarına bir cevap vermek ve bu olumsuz algıyı yok etmek gereklidir.</span></p>
<p><b>Sözleşme Aile Kurumunu Zedeliyor, Boşanmaları Artırıyor Tezi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-47399 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/AILEYE-DARBE_1543728979.jpg" alt="" width="320" height="210" />Sözleşmedeki </span>“ev içi şiddet”<span style="font-weight: 400;"> tanımında yer alan </span>“eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında meydana gelen” <span style="font-weight: 400;">ifadesine dayanılarak evlilik dışı ilişkilerin ve farklı cinsel yönelime sahip çiftlerin de sözleşme kapsamına girdiği, bu nedenle aile kurumuna zarar verdiği iddia edilmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki bireylerin tercihlerine dönük bu ayrımcı söylem öncelikle kendi içinde çelişmektedir. Erkeklerin evden uzaklaştırılması tedbirine işaret ederek sözleşmenin aile içi yaşama müdahale ettiğini savunan bu görüş, birlikte yaşayan insanların evli olup olmadığını sorgulamakta ve bu şekilde bireylerin evlerinin içine müdahale etmektedir. Ayrıca eklemek gerekir ki sözleşme, evli kadının gördüğü şiddeti değil, (olması gerektiği gibi) kadının gördüğü şiddeti önlemeyi amaçlamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de son yıllarda evlilik oranlarının azalmasını ve boşanma oranlarının artmasını İstanbul Sözleşmesi’nin bir etkisi olarak yorumlamak da hatalı olacaktır, çünkü evlilik ve boşanma hukuki bir durumdan daha çok sosyolojik nedenleri olan bir konudur. Ayrıca yöneltilen eleştiriler incelendiğinde bilimsel bir analize dayanmadığı da görülecektir.</span></p>
<p><b>Sözleşmenin Kabulünden Sonra Kadın Cinayetleri Arttı Tezi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47400 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-17.jpg" alt="" width="327" height="301" />Sözleşmenin kabulünden sonra -kısmen de olsa- hayata geçen önleyici mekanizmalar, teknolojinin/haberleşmenin gelişmesi ve sosyal bir baskı unsuruna dönüşmesi sayesinde ‘halının altına süpürülen’ şiddet vakıaları daha görünür hale gelmiştir. Ayrıca kadın cinayetlerinin artmasının nedenleri incelenirken sosyolojik dinamiklerin iyi irdelenmesi gerektiği gibi, önleyici mekanizmaların tam olarak hayata geçmemesi, olanların da etkili işlememesi gibi hususların da sorgulanması gerekir. Çünkü hayata geçen etkili uygulamalarla bu sorunun önüne geçilebileceğini gösteren iyi örnekler mevcuttur: İspanya. 2000’li yılların başında kadın cinayetleri sayısında Avrupa’da başı çeken İspanya bu tedbirleri hayata geçirerek kadın cinayetlerini 10 yılda yarı yarıya azaltmıştır. “Evden uzaklaştırılan erkekler daha da hiddetlenip cinayet işliyorlar” gibi bir argümanla, kadın cinayetlerine ‘makul(!)’ gerekçeler üretilemez. Diğer bir yandan bu suça teşvikten başka bir şey değildir. </span></p>
<p><b>Sözleşme Eşcinselliği Kabul Ediyor ve Teşvik Ediyor Tezi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözleşmenin tehdit unsuru olarak görülmesindeki en önemli sebeplerden birisi, cinsel yönelimlerin ‘meşru’ hale gelmesi olarak ifade edilebilir. Sözleşmenin amaçları arasında cinsel yönelim sebebiyle uğranılan ayrımcılık ve şiddetin önlenmesinin de yer alması duyulan en dönemli rahatsızlıkların başında geliyor. Sözleşmede toplumsal cinsiyet kavramının tanımlanması ve ev içi şiddet açıklanırken partnerlerin erkek-kadın şeklinde sınırlı olarak (Numerus clasus) sayılmamasının, LGBTİ+ bireyleri ‘tanıma’ olarak algılanmakta ve toplumsal değerlere dönük adeta bir dinamit olarak değerlendirilmektedir. Konudan sapmamak adına kısa bir değerlendirmede bulunmak yararlı olacaktır: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireyler ya da farklı cinsel yönelimler yok sayılma ile ortadan kaldırılamaz (kaldırılmamalıdır da). Cinsel yönelimler de heterojen toplumlarda var olan ve olacak unsurlardır. Zeki Müren’in, Bülent Ersoy’un, Huysuz Virjin’in toplumda yok sayılmadığı gibi büyük sempati de duymuşlardır. LGBTİ+ olmak tehdit olarak algılanmamalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sözleşme ile amaçlanan hususlardan biri LGBTİ+’ların uğrayacağı ayrımcılık ve şiddetin önlenmesidir. Kimlikleri dolayısıyla içinde bulundukları dezavantajlı konum dolayısıyla ayrımcılık ve şiddete uğrama riskleri çok yüksektir. Sözleşmenin kapsamında olmaları eşitlik ilkesinin bir gereğidir. Zira devletler bireylerin kimlikleri nedeniyle mevcut olan dezavantajlı durumları bertaraf etmeye çalışmalıdır.</span></li>
</ul>
<p><b>Sözleşme Kadını Üstün Bir Konuma Alarak Ayrımcılık Yapıyor Tezi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47401 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-7.jpg" alt="" width="347" height="303" />Öncelikle belirtmek gerekir ki sözleşmenin hiçbir yerinde bu çıkarıma varılabilecek bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine sözleşmenin amaçları arasında kadın erkek arası eşitliği sağlamak açıkça ifade edilmiştir. Bu argümanı ortaya koyanların da herhangi bir maddeye atıf yapamadıkları, sözleşmenin kabulünden sonra şiddet vakalarında mahkemelerin ‘kadının beyanı esastır’ içtihadıyla hareket etmelerinin müsebbibi olarak sözleşmeyi görmekte ve hedef almaktadırlar. ‘Kadın üstün varlık ilan ediliyor, erkekler mağdur ediliyor’ düşüncesinin hatalarını şu şekilde açıklamak mümkün olacaktır:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Dezavantajlı olan kadının yaşadığı şiddet olayını delille ortaya koyabilmesi güç olabilmektedir. Bu durumda toplum vicdanını yaralayan kararlar ortaya çıkabildiği gibi, aynı kişilerin cezasızlıktan da cesaret bularak aynı suçları (şiddet, cinsel saldırı gibi) defalarca işlediği de malumdur. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">‘Kadının beyanı esastır’  görüşü yargı kararlarıyla oluşmuş bir içtihattır. Belirtmek gerekir ki bu içtihat çok acı tecrübelerle oluşmuştur. Bu içtihadın yanlış olduğunu savunmakla, sözleşmenin kaldırılmasını talep etmek çok farklı noktalardır. Ayrıca kaçına karşı şiddetle mücadele mekanizmalarının hayata geçmemesi, suçla mücadelenin etkin bir şekilde yürütülmemesi de bu içtihadın oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bu noktada argümanı savunanların temel amaçlı kadına şiddetin önlenmesi mi yoksa sözleşmenin kaldırılması mı olduğu da sorgulanmalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Oluşan bu algıyla (kasının beyanı esastır algısı) asılsız ihbarlar yapılarak kişilerin haksız tedbirlere maruz bırakıldığı (evden uzaklaştırma gibi) ya da kişilerin lekelenmeme hakkının ihlal edildiği de görülmektedir. Burada tartışılması gereken hususlar şunlardır: Yapılan şikayetlerin asılsız çıkma sayısı, gerçekten vuku bulanlardan daha mı çoktur? İkincisi de burada yarışan menfaatlerin konumudur. Yaşam hakkı, ruh/beden bütünlüğü ile lekelenmeme hakkı arasında tercih şüphesiz en temel hak olandan yana olacaktır. Ancak kadının beyanı esas alınırken erkeklerin uğrayacağı iftira/tehdit gibi risklere karşı çeşitli güvence mekanizmaları oluşturmanın da (açık bir şekilde asılsız olduğu anlaşılan ihbarların caydırıcı ceza-tazminata bağlanması) yararlı olacağını eklemekte de yarar vardır. </span></li>
</ul>
<p><b>Sözleşmeyi Kabul Eden Ülkeler Yürürlüğe Koymadı ve Tepki Topladı Tezi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47402 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2-5.jpg" alt="" width="363" height="300" />Belirtmek gerekir ki 2011’de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, 45 imzacı ülkenin 34’ü tarafından onaylandı; 11 ülke (Ermenistan, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Moldova, Slovakya, Ukrayna, İngiltere) ise sözleşmeyi imzaladı, ancak onaylamadı. Kasım 2019’da Avrupa Parlamentosu’nda sözleşmenin imzacı diğer ülkelerde de yürürlüğe konulması için çağrı kararı aldı. Bu nedenle sözleşmenin imzacı ülkelerin çoğunluğu tarafından uygulanmadığı iddiası doğru değil. Onaylamayan ülkeler incelendiğinde, bu ülkelerde kadına karşı şiddetin -birkaçı hariç- OECD ortalamasının üzerinde olduğu görülecektir. Ayrıca yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kadına karşı şiddetle Sözleşmenin öngördüğü yöntemleri kullanarak mücadele eden İspanya, son on yılda kadına karşı şiddeti yaklaşık yarı yarıya azaltmıştır. </span></p>
<p><strong>Ne Yapılmalı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda bahsedilen sorun ve aksaklıkların giderilerek kadına karşı her türlü şiddetin önlenebilmesi için devletin;</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Medyada kadına yönelik şiddeti önlemeye ve kadın onuruna saygıyı arttırmaya yönelik politikaların oluşturulmasının teşvik edilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadına şiddetin önlenmesine ilişkin kilit rol oynayan mekanizmalarda yer alanların (karakol, mahkeme gibi) kadın hakları ve kadın erkek eşitliğine ilişkin uluslararası yasa ve standartları anlama ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çabaların arttırılması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Görevlerini yerine getirmeyen, herhangi bir şiddet eylemine karışan, şiddeti tolere eden veya önemsiz gösteren veya mağdurları suçlayan devlet aktörlerinin hesap vermesinin sağlanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik mekanizmalarda usuli şartların (tebligat sorunları, uzatma kararlarının şekli şartları gibi) hızlı ve esnek bir şekilde yerine getirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tecavüz kriz merkezlerinin kurulması, cinsel taciz ve saldırı suçlarına ilişkin etkili soruşturma yürütülmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ülke çapında kadına karşı şiddeti önleme amaçlı (7/24) hızlı ve etkili hizmet verecek ücretsiz telefon yardım hattı kurulması, sığınma evlerinin gizliliğinin etkili bir şekilde sağlanması ve sayısının arttırılması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tüm kadın gruplarını temsil eden kadın örgütlerinin gelişmesine imkan sağlayan kolaylaştırıcı ve yardımcı bir ortam sağlanması ve politika oluşturma süreçlerine etkin bir şekilde dahil edilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Okullardaki ve tüm eğitim programlarındaki eğitim materyallerinde kadın ve erkek rollerine ilişkin kalıp yargı içeren anlatımların yer almamasını sağlama konusunda eğitimde toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşımı teşvik etmek yönünde çaba gösterilmesi ve öğretmenlerin toplumsal cinsiyet konusunda hizmet içi eğitime tabi tutulması,</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">hususlarında derhal harekete geçmesi gereklidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/30/istanbul-sozlesmesini-neden-korumaliyiz/">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni Neden Korumalıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 08:03:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeyyen Boylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi, boşanmaya çalıştığı eşi tarafından öldürülen Avukat Müzeyyen Boylu cinayetiyle ilgili 9 Eylül'de görülecek dava için katılım ve destek çağrısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/">Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi&#8217;nden yapılan açıklamada, Avukat Müzeyyen Boylu&#8217;nun, 19 Mayıs 2019 tarihinde, boşanmaya çalıştığı Mesut Issı tarafından 11 kurşun ile öldürüldüğü hatırlatıldı.  Müzeyyen Boylu&#8217;nun talebine rağmen koruma mekanizmaları işletilmediği belirtilen açıklamada, &#8220;Cinayeti planlayarak ve canavarca hisle serinkanlı bir şekilde işleyen fail, hemen sonrasında emniyet güçlerine teslim oldu. İlk ifadesinde Müzeyyen’i bir ilişki yaşadığı için öldürdüğünü söyledi; ceza indiriminden faydalanmak için yalana, iftiraya başvuran pek çok kadın katili gibi.  Yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan iddianameye göre, fail, eşe karşı tasarlayarak ve canavarca hisle insan öldürme suçundan yargılanacak. Bizler, Diyarbakır Barosu’na üye avukatlar olarak, failin hak ettiği cezayı alması için elimizden geleni yapacak, yargılama boyunca Müzeyyen için adalet aramaya devam edeceğiz.  Failin yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Eylül günü saat 09.30’da Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Sizleri, kadın cinayetlerine ve kadınlara yönelik her türlü şiddete hep beraber dur diyebilmek için duruşmada yanımızda olmaya davet ediyoruz.&#8221; çağrısına yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/04/diyarbakir-barosundan-muzeyyen-boylu-cinayeti-davasina-katilim-cagrisi/">Diyarbakır Barosu&#8217;ndan Müzeyyen Boylu Cinayeti Davasına Katılım Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapanmayan Yara: ‘&#8217;Kadına Şiddet’’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/21/kapanmayan-yara-kadina-siddet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 06:31:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[IHD AMED]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına karşı şiddetle mücadele neredeyse tüm sivil toplum örgütlerinin gündeminde. Bazı sivil toplum örgütleri tutum belgesi hazırlarken, bazıları kadın davalarına müdahil oluyor, bazıları toplumsal cinsiyet eğitimleri ile bu şiddeti azaltmaya dönük çalışmalar yapıyor. Kimi örgütler de bu cinayetlerin, şiddet vakalarının verisini topluyor. Biz de Diyarbakır’daki sivil toplum örgütleri ile bu kapsamda kendi yapmış oldukları çalışmalarını kendi alanları özelinde konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/21/kapanmayan-yara-kadina-siddet/">Kapanmayan Yara: ‘&#8217;Kadına Şiddet’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İnsan Hakları Derneği olarak  kadına karşı şiddet meselesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz ve bu alanda ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><b>Ezgi Sıla Demir (IHD AMED): </b><span style="font-weight: 400;">Her yıl düzenli olarak doğu ve güneydoğu bölgesi özelinde kadına yönelik şiddet ile ilgili 6- 9 yahut bir yıllık gösterge çizelgesi içerinde ki hak ihlallerini açıklayan bir rapor hazırlıyoruz. Bunun içerinde yine almış olduğumuz başvurular mevcuttur. Diğer çalışmalardan biri de cezaevindeki kadın tutukluların durumlarına yöneliktir. En yakın ve üzücü örnek olan ise Bingöl’ün durumu ve tahliye edilememesi, bir şiddet örneğinin en arsız halidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel istismara uğramış veya tacize maruz kalmış kadınlar için yine aynı şekilde hukuki bir süreç başlatıp sığınma ve korunma taleplerini gerçekleştirmeye çalıştırıyoruz. Kayyum atamalarından sonra şehirde aktif olan ve işlevsel olarak çalışan kadın kurumlarının kapatılmasıyla birlikte oldukça zor süreçler yaşadık. Şu an sığınma evlerinin formu barınma evlerine dönüşmüş durumda ve kadınlar bu evlerde bir nevi kendi evlerine döndürülmeye, arabuluculuk misyonuyla hareket etmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgede yaşanan kadına yönelik şiddet vakaları ise oldukça yüksek rakamlara ulaşmış durumda. Bu rakamlar bize aslında doğru yolda polkalar üretilmediğini de yüzümüze vuruyor. Son 6 yılda bölgede toplamda 374 kadın cinayeti işlenmiş, 220 yaralı ve 50&#8217;yi geçen tecavüz vakaları olmuştur. Ayrıca 2012-2016 yılları arasında kuşkulu kadın ölümlerinin sayısında bir artış söz konusudur. Bu 4 yılda toplamda 33 kadın kuşkulu bir şekilde öldürülmüştür. Özellikle 2014 yılı sonrası çok hızlı bir artış söz konusudur.  Yaşanan savaş ortamıyla birlikte aslında kadına yönelik şiddette de bir artış söz konusudur. Bu bizlere bölgede yapılan aşırı güvenlikçi politikalarla ve yaşanan kaos ortamında ne kadar vahim bir tabloyla sonuçlandığını gösteriyor. Demokrasi, barış ve insan haklarının ne denli önemli olduğu ve ancak bunlar mümkün olduğu zaman şiddet vakalarınınsa azabileceğini görmüş oluyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlarımız şunu bilmelidir ki biz insan hakları derneği olarak elimizden gelen her türlü hukuki desteği sunuyoruz ve sunmaya devam edeceğiz. Bununla birlikte korunma ve sığınma ihtiyacına yönelikte irtibat halinde olduğumuz kurumlar mevcuttur ve bu konuda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bize ulaşmaları ve başvurmaları bu desteği sunmak açısında yeterlidir. Bu süreci götürürken kamuoyu oluşturmadan diğer kurumlarla ortak çalışmalara kadar her şeyi etkin bir şekilde kullanmaktayız. Bizler insan hakları savunucuları olarak ve Diyarbakır İnsan Hakları Derneği olarak şiddet dahil hak ihlallerine  uğrayan, uğramış bütün kadınların yanındayız ve her türlü ihlalle mücadele etmeye devam edeceğiz.</span></p>
<p><b>Diyarbakır Tabip Odası olarak kadına karşı şiddet meselesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz ve bu alanda ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><b>Elif Turan (TTB Diyarbakır Şubesi):</b><b> </b><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin farkındalık yaratmak amacıyla kendi üyeleri arasında çalışmalar yapmak, hekimlerin klinik uygulamalarında, bilimsel araştırma, toplantı ve yayın süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı söz ve ifadeler kullanmaması, tutum ve davranışlar göstermemesi yönünde gerekli önlemleri almak gibi çalışımlarla beraber önleyiciliği sağlamak amacıyla Tabip odalarında kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve cinsel saldırıyla ilgili bilgilendirme, rehberlik ve sorun çözme konusunda kolay ulaşılabilir başvuru noktaları oluşturmak da içinde olmak üzere çeşitli gereklilikleri yerine getirmek gibi uygulamalar yapıyoruz ayrıca böyle bir olay yaşandığı takdirde</span><span style="font-weight: 400;">; hekimlerin toplumsal cinsiyet eşitliğini ihlal eden söz, tutum ve davranışları gösterdiklerine ve (mobbing) uyguladıklarına ilişkin iddiaların tabip odaları onur kurullarınca incelenmesini sağlıyoruz. Kadın hekimlerin çalışma koşullarını (kreş vb. olanaklar açısından) ortaya çıkarmak /görünür kılmak ve değerlendirmek için çalışmalar yapmak; özel ve toplumsal yaşamının dengesini kurabilmeleri için destekleyici olanaklar sunmak gibi amaçlarımız doğrultusunda çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Eğitim Emekçileri Sendikası  kadına karşı şiddet meselesi ile ilgili ne düşünüyor ve bu şiddetin eğitimdeki tezahürünü nasıl görüyor?</b></p>
<p><b>Zeynep AYKAT ( Eğitim-Sen)<i>:</i></b><span style="font-weight: 400;">  </span><span style="font-weight: 400;">Kadın erkek eşitsizliğinin ve yansımalarının olumsuz sonuçları her alanda olduğu gibi eğitim alanında da kendini göstermektedir. Şiddetin ve ayrımcılığın kreş çağından başlayarak derinleştirildiği ayan beyan ortadadır. Savaş politikalarıyla da derinleştirilen şiddet ve öfke duygusu gelecek nesiller için travmatik sorunları da beraberinde getirmektedir. Uygulanan cinsiyetçi eğitim politikalarıyla var olan kadın sorunu daha da derinleştirilmekte hatta bazı noktalarda içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karma eğitim toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve laikliğin ve sembollerinden biri olageldi. Tarihsel olarak ikisi bir arada eşzamanlı olarak ortaya çıktı ve karma eğitim kadınların toplumsal hayatın içerisinde yer alma ve görünür olma mücadelesinin sonucunda elde edilmiştir. 2000-2001 yılında tüm okullarda karma eğitim zorunlu hale getirilmiştir. Son müdahale ile imam hatip liseleriyle meslek liselerinde süren tek cinsiyete dayalı ayrışmayı norm haline getiren düzenleme ile karma eğitimi kaldırmaya dönük önemli bir adım atılmıştır. On yılı aşkın bir zamandır muhafazakâr toplum hedefine ulaşmak için eğitim sistemi ve okullar etkin bir araç olarak kullanılmaktadır. Bunun için dindar ve kindar gençler yetiştirmenin açık ve örtük program olarak uygulandığı okullar çok yönlü olarak dinin baskısı altına girmiş durumda hem öğretim programları ve öğrenme ortamları olarak hem de kültürel bir alan olarak okullar dini tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerine açılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karma eğitim karşıtlığının kimi zaman pedagojik argümanlarla sürdürülmesi kimseyi yanıltmamalıdır. Tek cinsiyetli okul uygulaması ile kızların eğitime erişiminin arttırılacağına yönelik sahte eğitim eşitliği argümanları da dâhil akademik başarının arttırılacağı, kız öğrencileri cinsel taciz ve şiddetten korumak gibi başlıklar altında pedagojik argümanlarla kurulan söylemler tek cinsiyetli okula geçişi meşrulaştırmak için ileri sürülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumlarındaki kreşler kapatılırken bir yandan da MEB tarafından imzalanan protokollerle başta kız çocukları olmak üzere kreş çağındaki çocukların dini eğitim alası kolaylaştırılmaktadır. Diyanetin  başlattığı dini eğitim projesi kapsamında belediye ve dernek bünyelerindeki kreşlerde 4-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik kuran kursu verilmektedir. 2015-2016 döneminde bu kapsamdaki 692 kreş/kurs sayısı 2016-2017 döneminde 1552&#8217;ye yükselmiştir. Uygulanan kreş politikasının en çok kadın çalışanları zorda bıraktığı açıktır. Kamusal bakım yükümlülüğünden el çekiliyor olması emeğin sermaye çıkarlarına uygun biçimlendirilmesine dayanan  kuralsız, esnek, güvencesiz ve örgütsüz çalışmanın öncelikle kadınlar üzerinden uygulanabilmesinin bir aracıdır aynı zamanda. Çocuk bakımında seçenek olarak sunulan yarı zamanlı çalışma tam da bunun için yalnızca kadınlara müjdelenmektedir. Uygulanan kreş politikasının siyasal iktidarın kadına, kadın emeğine sorunlu yaklaşımından ve toplumda var olan cinsiyete dayalı rollerden , en çok kadın çalışanları zorda bıraktığı açıktır. Nitekim çocuklarını özel kreşe gönderemeyen ebeveynlerden öncelikle kadınlar çalışma yaşamından feragat etmek zorunda kalmaktadır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/21/kapanmayan-yara-kadina-siddet/">Kapanmayan Yara: ‘&#8217;Kadına Şiddet’’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
