<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İHOP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihop/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihop/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 26 Feb 2023 18:00:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İHOP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihop/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/26/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 11:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas Arus]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[Feray Salman]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İyilikte Yarışanlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş depremi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83116</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu’ndan (İHOP) Feray Salman, Sıfır Ayrımcılık Derneği’nden Elmas Arus ve İyilikte Yarışanlar Derneği’nden Fatih Taşkıran, sivil toplumun Kahramanmaraş depremlerindeki deneyimlerini Sivil Sayfalar’a değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/26/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi/">Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İHOP, insan hak ve özgürlüklerinin korunması ve güçlenmesine amacıyla çalışıyor. Türkiye&#8217;nin farklı bölgelerinde Roman gruplarıyla faaliyet yürüten </span><a href="https://www.instagram.com/sifirayder/"><span style="font-weight: 400;">Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin</span></a><span style="font-weight: 400;"> Gaziantepli, Adana, Hatay, ŞanlıUrfa ve Diyarbakır kentleri de temel çalışma gruplarının olduğu bölgeler. </span><a href="https://iyilikteyarisanlar.org.tr/"><span style="font-weight: 400;">İyilikte Yarışanlar Derneği</span></a><span style="font-weight: 400;"> insani yardım alanında farklı bölge ve coğrafyalarda faaliyetlerini sürdürüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1999 depremleri ile 2023 depremlerinde sivil toplumun mevcut durumuna dair sorumuza Feray Salman koşullar, ortam ve kamu-STK ilişkileri açısından büyük fark olduğunu düşündüğünü söylüyor. Marmara Depremi&#8217;nin arkasından sivil toplumdaki hareketlenmenin, bugün kamu idaresinin bazı STK’lara yönelik dışlayıcı tutumu ve diğer sorunlar nedeniyle güç olduğunu belirtiyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatih Taşkıran ise aradaki farkı 1999’da büyük oranda askerin varlığına karşın, sınırlı bir şekilde AKUT ve Kızılay ön plana çıkmasıyla açıklıyor. Kahramanmaraş depremlerinde sivil toplumun çok kritik bir rol aldığını söyleyen Taşkıran, “sivil toplum gönüllülerinin yerden fışkırırcasına bölgeye intikal ettiğini ve anında olaya müdahale ettiğine” dikkat çekiyor.   </span></p>
<h5><b>Sivil Toplum Aktörleri Deprem Bölgesinde Ne-ler Yapıyor? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İyilikte Yarışanlar Derneği’nin yöneticisi olarak sahadaki gözlemlerini aktaran Fatih Taşkıran, Türkiye’de STK’ların afet tecrübeleri ve yüksek inisiyatif kabiliyetleri sayesinde bölgeye hızlı ulaşıp, çalıştıklarını düşünüyor. Sivil aktörlerin “ne yapacaklarını bilerek, kapasiteleri ölçüsünde başarılı bir sınav verdiklerini” söyleyen Taşkıran’a göre, deprem, sivil toplumun önemini ve nasıl bir boşluğu doldurduğunu ortaya koydu.  </span></p>
<blockquote><p>&#8216;Sahipsizlik&#8217; duygusunun kırılması, depremzedelerin psikolojisinin ayakta tutulması açısından bu çok önemliydi.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Deprem bölgelerinde açlık, susuzluk gibi problemler neredeyse hiç yaşanmadı. Bunda STK’ların kısa bir sürede bölgeye paketli su ve yiyecek ulaştırması etkili oldu.” diyen Taşkıran, kurumsal yapılar, birkaç kişilik gönüllü gruplar, örgütlenerek deprem bölgesin gelen ve kendiliğinden oluşan birlikteliklerin de sivil toplum olarak değerlendirdiğini ve bu grupların yerel düzeyde etki yarattığını aktarıyor.  “Kimisi aşevi kurdu, kimisi seyyar tuvalet yapmaya başladı, kimisi enkaza müdahaleye destek oldu: </span><span style="font-weight: 400;">“Sahipsizlik” duygusunun kırılması, depremzedelerin psikolojisinin ayakta tutulması açısından bu çok önemliydi</span><span style="font-weight: 400;">.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-83130 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-.png" alt="Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…'" width="331" height="256" />Elmas Arus, RODA (Roman Dayanışma Ağı) çatısı altında 22 ilde ve deprem öncesinde bölgede örgütlü olmaları sayesinde sahaya daha hızlı müdahale ettikleri söylüyor. “Biz Roman toplumunun dinamiğini biliyoruz. Yemek dağıtımında, Romanların bir ekmek, yanında bir çorba, bir salça, günü atlatabileceğini, tırnak içinde “ihtiyaçlarını” giderebileceklerini biliyoruz.” diyor. </span></p>
<h5><b>Sivil Toplum Neleri Yapamıyor? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem bölgesinde yardım temelli ve dini temelli örgütlerin daha baskın olduğunu hatırlatan Feray Salman, “</span><b>Dokunduğu insanın yardıma muhtaç değil hak öznesi olduğunu düşünerek hareketinden örgüt sayısı az</b><span style="font-weight: 400;">” diyor ve çoğu yerel STK’nın depremden etkilendiğini belirtiyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erken dönem değerlendirmelerinin bazı açılardan yetersiz kalacağını düşünen Salman, bir avuç insanın özellikle kırsal alana yönelik, görünmeyene yönelik çalışmalar yapmaya gayret ettiklerini gördüklerini ve bu örgütlerin güçlenmeleri gerektiğini kaydediyor</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatih Taşkıran, deprem bölgesinde sivil örgütlerin ihtiyaçların tespiti, organizasyonların koordinasyonu gibi konularda eksik kaldıklarını gözlemliyor. İlk günlerde, sahaya gelen yardımlarda belli kalemlerde yığılmaların olmasının </span><b>STK’ların kendi arasında koordinasyon kuramamasının </b><span style="font-weight: 400;">kaynaklandığını kaydediyor. </span></p>
<p><b>Depremden etkilenen kişilerin kırsal bölgelere göçmesi ve dağılmasının da yardımların ulaştırılmasını güçleştirdiğini</b><span style="font-weight: 400;"> söyleyen Taşkıran, STK’ların hızla bu bölgelere de yardımları aktarmalarına karşın, yardım merkezleri ya da toplanma alanları oluşturulamadığı için, yardımların mağdurlara aktarımını tekrar geciktirdiğini tespit ediyor.  </span></p>
<h5><b>Sorunlar: Koordinasyonsuzluk, Ayrımcılık, Ayrışma </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83117 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/feray-salman.jpeg" alt="Feray Salman" width="248" height="337" />İHOP’tan Feray Salman, deprem bölgesini ziyaret ettiklerinde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve enkaz kaldırma işlemlerinin henüz başlamadığını not ediyor. Salman geçen hafta yaptıkları ve ağırlıkla “görünmez olan ya da erişmesi zor olan” yerlerde yaptıkları gözlemlere dayanarak mevcut durumu özetliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salman öncelikle afet koşullarında dahi kamu idaresinin hak temelli örgütlere yönelik tutumuna vurgu yapıyor: “</span><b>Bana bilgi vermekten kaçınan bir kamu idaresi var. Beni koordinasyona davet etmeyen bir kamu idaresi var. </b><span style="font-weight: 400;">Tabii ki yardım götüreceğiz fakat bizim başka bir işlevimiz de var. İnsan hakları ya da hak temelli örgütler adaletin ve eşitliğin nasıl sağlanacağına dair de kafa yorar. Dolayısıyla bunu reddeden bir idare içerisinde, sivil toplum olarak ilerlemek çok zor tabii ki, bir avuçsanız da zaten daha zor hale geliyor.” </span></p>
<blockquote><p>Ayrımcılıkla mücadeleyi etkin bir biçimde yapmamış, ön yargıları beslenmiş bir devlette, negatif söylemlerin sonucunu görüyoruz.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Salman’ın sorun olarak dikkat çektiği bir diğer nokta mülteci, Roman ve diğer kırılgan gruplara yönelik ayrımcılık. Malatya&#8217;da bir AVM&#8217;nin çadır alanındaki depremzedelerin Suriyelilerle kalmak istememeleri örneğini veren Salman </span><b>“</b><b>Şimdiye kadar ayrımcılıkla mücadeleyi etkin bir biçimde yapmamış</b><span style="font-weight: 400;">, ön yargıları beslenmiş ve</span> <b>kimseyi dışarıda bırakmama politikaları üretmemiş bir devlette,</b> <span style="font-weight: 400;">negatif söylemlerin sonucunu görüyoruz.” </span></p>
<p><b>Feray Salman “dışarıda bıraktığımız ve ayrımcılığa uğramalarına müsaade ettiğiniz insanlar</b><span style="font-weight: 400;">” </span><span style="font-weight: 400;">ifadesiyle sadece mültecileri değil, engelliler dâhil tüm ihmal edilen grupların afetzede olarak içinde bulundukları duruma dikkat çekiyor: “Politikacıların, sivil toplum örgütlerinin, aslında Türkiye&#8217;de yaşayan herkesin bu meseleyi düşünmesi gerekiyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Buradan birilerinin ders çıkarmaları lazım” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salman’ın sorun olarak gözlemlediği konulardan bir diğeri yardım faaliyetleri ve diğer duyurularla ilgili “bilgilenme mekanizmalarının yokluğu”. AFAD&#8217;ın bu anlamda sistematik ve düzgün işleyen bir süreci işletemediğini aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-83132 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-7-640x480.jpeg" alt="Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…'" width="363" height="272" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-7-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-7.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 363px) 100vw, 363px" />Elmas Arus’a göre, deprem bölgesinde günübirlik işlerde çalışan ve depreme dayanıklı olmayan evlerde yaşayan Roman topluluklarında ilk sorun, temel gıdaya ve çadıra erişim. Çok az kişinin kamunun gönderdiği çadırlardan alabildiklerini, hala çadır, temel gıdaya, temiz suya erişim konusunda ciddi sıkıntılar olduğunu belirten Arus, Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin yardım temelli bir örgüt olmadığı için, o sırada yarattıkları çözümlerle Romanların sorunlarını gidermeye çalıştıklarını belirtiyor: “Buradaki en büyük gücümüz daha önce oluşturduğumuz RODA ağı vasıtasıyla veriyi ve ihtiyacı belirlemek. İhtiyaca yönelik en acilinden başlayarak depremzedelerin sorunlarına müdahale ettik.” </span></p>
<blockquote><p>Roman topluluklar depremde yardımlara “hiç erişemez” hale geldi.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman grupların depremden önce de sosyal yardımlara erişmekte güçlük çektiğini hatırlatan Elmas Arus, temel vatandaşlık haklarına erişimde sıkıntı yaşayan bu grupların pandemide ve depremde yardımlara “hiç erişemez” hale geldiklerini dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus’a göre, </span><b>Romanlara yardımların ulaşmamasında bir diğer etken, var olan ayrımcılığın depremde vücut bulması. “Bu nedenle Roman grupların mağduriyetleri arttı.</b><span style="font-weight: 400;"> Birçok bölgede saldırıya uğradılar, dayak yediler.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yardımlara erişim konusunda nereye başvuracaklarını bilmemelerinin Romanlar için sorun yarattığını söyleyen Arus,  mevcut yardımlardan yararlanan az sayıda Roman grubunun, depremde bunlara erişmekte daha da sıkıntı çektiğini gözlemliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83128 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-3.jpg" alt="Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…'" width="351" height="234" />Deprem bölgesinden Antalya&#8217;ya, Mersin&#8217;e ve Ankara&#8217;ya gönderilen Romanların ise gittikleri bölgelerde de ayrımcılığa uğradıklarını söyleyip, geri dönmek istediklerini belirten Arus, Mersin&#8217;e giden bir grup Roman depremzedenin mahalle muhtarının su taleplerini reddettiğini, hatta havaya ateş açarak yardım almalarını engellediğini duyumuna ulaşmış.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Roman gruplara yardım gönderme konusunda da çok ciddi sıkıntılar olduğunu söyleyen Arus, her yardımın AFAD üzerinden yapılması ve AFAD&#8217;ın bu gruplara ulaşmasının güçlüğü nedeniyle, bir süre yardıma erişimde gecikmelerin gözlemlediğini ve bunun süregeldiğini belirtiyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem bölgesinde temel sorunun yardımların geç ulaşması ve koordinasyonsuzluk olarak gören Fatih Taşkıran, kamunun yetişemediği durumlarda, kapasitesi yeterli geldiği ölçüde boşluğu dolduracak sivil aktörler olduğunu belirtiyor. </span></p>
<h5><b>Sivil Toplumda Ayrışma</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumda ayrışma tartışmalarının deprem öncesinde de gündemde olduğunu söyleyen Feray Salman, </span><b>“geldiğimiz yer, aslında neredeydiysek onun açık yüzüdür</b><span style="font-weight: 400;"> ve bu sorunlar depreme özgü değildir.” diyor. </span></p>
<p><b>“İdare ediliş biçimimiz bizatihi ayrımcılığı yeniden üretiyor, kurumsallaştırıyor.”</b><span style="font-weight: 400;"> diyen Salman,  kamu kurumlarının birlikte çalışmayı tercih ettiği STK’ların çoğunun “kamuya yararlı” olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Biz neden kamuya yararlı olamıyoruz? İnsan hakları örgütleri kamuya yararlı olmanın dışında, başka ne işe yarar ki!” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil alandaki ayrışmada hak örgütlerinin pozisyonunu açıklayan Salman, insani yardım yapan STK’ların inanç ya da dini yönelimlerine itirazları olmadığını fakat bu örgütlerin “insana hak öznesi” olarak yaklaşmalarını beklediklerini vurguluyor. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83123 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-2.png" alt="Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…'" width="386" height="289" />“İnsani yardım örgütleriyle insan hakları örgütleri normalde yan yana çalışırlar</b><span style="font-weight: 400;"> fakat bazı insani yardım örgütünün alanlarında ne kadar eğitimli ve yeterli oldukları konusunda fikrim yok. İnsani yardım örgütü olmak aslında insan haklarından uzak olmak anlamında asla gelmiyor.” diyen Salman kamu idaresinin beraber çalışmayı tercih ettiği STK’ları hangi kriterlere göre belirlediğini bilmediklerini kaydediyor: </span></p>
<p><b>“İnsani yardım, git oraya kuyu kaz, oraya çadır getir, para topla. Onun ötesinde? Afet sonrası yönetim bununla mı sınırlı? Ki değildir. Çok karmaşık süreçler içeriyor ve dolayısıyla o karmaşıklığın içerisinde herkesin orada yeri var.”  </b></p>
<blockquote><p>Deneye deneye öğrenerek hak temelli çalışan dernekler de insani yardım öğrenmek zorunda kaldı.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Feray Salman gibi hak temelli- insani yardım temelli örgütlerin bir arada çalışması gerektiğine dikkat çeken Elmas Arus, Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin hak temelli çalıştığından insani yardım deneyimlerinin zayıflığının kendilerini depremde zorladığını paylaşıyor.  Pandemi deneyimine karşın deprem tecrübesine sahip olmadıklarına değinerek, “Yani sürekli bir deneyim kazanmak zorundasın. </span><b>Deneye deneye öğrenerek hak temelli çalışan dernekler de insani yardım öğrenmek zorunda kaldık.</b><span style="font-weight: 400;"> Pandemi bunun ilk aşamasıydı. Deprem ikinci aşaması oldu.”  diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elmas Arus, Türkiye gibi riskli bir bölgede hak temelli çalışan STK’ların da insani yardım konularına da odaklanmasını kaçınılmaz buluyor: “Kendi deneyimimiz üzerinden bunu söylüyorum ki </span><b>Roman grupları da her an afette gibi yaşadığı için, bizlerin daha çok deneyimli olması gerekiyor.”   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83131 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-6-640x397.jpeg" alt="Fatih Taşkıran" width="376" height="233" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-6-640x397.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-6.jpeg 666w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" />Fatih Taşkıran ise sivil alandaki ayrışma var ise bunun STK’ların sivil alandan politik alana kaymasıyla gerçekleştiğini düşünüyor. STK’ların politik ve dini görüşleri, duruşları olmasının sorun yaratmadığını kaydeden Taşkıran, </span><b>deprem bölgesinde kendisinin bir ayrışmaya rastlamadığını, “normalleşme” sürecine girilmesi durumunda ayrışmanın çıkabileceğini</b><span style="font-weight: 400;"> söylüyor. </span></p>
<h5><b>Sivil Aktörler Ne Yapmalı? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun deprem bölgesinde sorunlara azami katkı sunması için nasıl bir yol izlemesi gerektiği sorusuna Feray Salman, yeniden yerleşme süreçlerinde çocukların, engellilerin, mültecilerin farklı inanç gruplarının hepsinin gözetilebileceği yavaş ve güvenli geçiş ortamlarının  sağlayacak ilişki ağlarının kurulması gerektiğini kaydediyor.  Sivil toplumun üstümüze düşen görevin </span><span style="font-weight: 400;">“</span><b>kolektif çalışma becerileri çoğaltabilmek</b><span style="font-weight: 400;">” olarak özetleyen Salman, büyük koordinasyon yapılarını değil </span><b>sivil aktörlerin birbirinden öğrenerek</b><b>, </b><b>birbirine el vererek çalışmasın</b><span style="font-weight: 400;">ı öneriyor. </span></p>
<blockquote><p>Kolektif çalışma becerileri çoğaltarak, sivil aktörler birbirinden öğrenerek, birbirine el vererek çalışmalı…</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Elmas Arus, Roman toplulukları gibi kırılgan gruplar özelinde kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin, bu gruplara hızla erişebilecek mekanizma kurması gerektiğini düşünüyor: “Pandemide bu insanlar ekonomik olarak ve sosyal olarak çok geriye düştüler. Bir şeyleri toparlamaya başlamışken bu bölgedeki depremle, tüm mekanizmalar alt üst oldu. Ellerindeki her şeyi kaybettiler. Kamunun verdiği hizmetlere erişerek sorunlarını gidermeye çalışırken orada da ayrımcılık bariyerine takıldılar.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-83125 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/02/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi-4.png" alt="" width="326" height="244" />Deprem bölgesindeki gözlemlerinden hareketle Fatih Taşkıran, sivil toplumun örgütlenme özgürlüğüne dikkat çekiyor. </span><b>Kamu kurumların sivil toplumun imkânlarını geliştirmek, özgürce örgütlenebilmek için alan oluşturulması gerektiğini</b><span style="font-weight: 400;"> söyleyen Taşkıran, “Deprem bölgesinde, bir organizasyon ya da kurum olarak gelmedikleri için ne yapacaklarını bilmeden sokaklarda dolaşan yüzlerce insan vardı. Bu insanlar sivil toplumun potansiyel üyesi. Fakat bugüne kadar neden bir sivil toplumun parçası olmadılar, bunu düşünmemiz gerekiyor.” diyor.</span></p>
<p><b>Toplumda STK’lara yönelik yaklaşımımın “marjinalize”</b><span style="font-weight: 400;"> olduğunu kaydeden Fatih Taşkıran, derneklerine </span><b>kurumsal üye olacak kişiler bulamadıklarını</b><span style="font-weight: 400;"> ve “siz hangi grupsunuz, adım bir yerde geçerse sorun yaşar mıyım?” sorusuna muhatap olduklarını not ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taşkıran’ın afet özelinde bir diğer tavsiyesi, kamu kurumlarının afet tecrübesi olan tecrübeli STK’lara afet koordinasyon merkezlerinde alan açması ve maliyeti yüksek ekipmanlarda destek sağlaması. </span></p>
<p><strong>Fotoğraflar:</strong> Hemra Nida</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/26/sahadaki-savunucularla-sivil-toplumun-deprem-deneyimi/">Sahadaki Savunucularla ‘Sivil Toplumun Deprem Deneyimi…&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Okulu Kış Okulu: &#8220;Kriz: Halklar, Haklar, Kurumlar&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/insan-haklari-okulu-kis-okulu-kriz-halklar-haklar-kurumlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 10:33:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Okulu Kış Okulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65061</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Okulu Kış Okulu başvuruları başladı. “Kriz: Halklar, Haklar, Kurumlar” başlıklı programda içinden geçtiğimiz çok boyutlu krizi ve insan hakları savunucuların bu krize karşı üreteceği yanıtlar ele alınacak. Son başvuru tarihi 7 Şubat 2021. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/insan-haklari-okulu-kis-okulu-kriz-halklar-haklar-kurumlar/">İnsan Hakları Okulu Kış Okulu: &#8220;Kriz: Halklar, Haklar, Kurumlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Okulu’nun yeni yılın ilk programı <strong>13-14 &amp; 20-21 Şubat 2021</strong> tarihlerinde düzenleniyor. Okulun programın içeriğine dair açıklaması şu şekilde:</p>
<p>“İnsan hakları hareketinin bu bütüncül krizden etkilenmemesi beklenemez. Bu etki de çok boyutlu olarak ortaya çıkıyor. Bir yandan insan haklarının temel varsayımları ve bu varsayımlara dayanan kurumlar, uluslararası sözleşmeler, protokoller sorgulanırken bir yandan insan hakları savunucuları kriminalize ediliyor ve otoriter rejimlerin hedefi haline getiriliyor. Öte yandan bu çok boyutlu kriz bağlamında insan hakları ihlallerinin ağırlaşmasını ve yaygınlaşmasına karşı mücadelede yeni araçlar, krize karşılık gelecek yeni yanıtlar üretmeye çalışıyor.”</p>
<p>İnsan Hakları Okulu Kış Okulu’nda bu çok boyutlu krizi ve insan hakları savunucuları bu krize karşı üreteceği yanıtları hep birlikte ele alacak.</p>
<p>Başvuranlar arasından 50 katılımcıyla yürütülecek olan 4 günün bugünü derinlemesine tartışmak ve krizi açmaya/aşmaya yönelik farklı perspektifleri ve araçları tartışarak geleceğe daha gerçekçi ve biraz daha hazır bakmak için bir adım olması hedefleniyor.</p>
<h5><strong>Başvuru</strong></h5>
<p>Programa <a href="http://insanhaklariokulu.org/basvuru/view.php?id=35382" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> başvuruda bulunabilirsiniz.</p>
<h5><strong>Program</strong></h5>
<p><strong>Kriz: Halklar, Haklar, Kurumlar</strong></p>
<p><strong>13 Şubat 2021, Cumartesi</strong></p>
<ul>
<li>00-14.30 Popülizm, Faşizmin Yeni Yüzleri ve İnsan Hakları – <strong>Tanıl Bora</strong></li>
<li>45-16.15 İnsanlıkdışılaştırma Prosedürleri: Felsefe, Antropoloji ve Biyopolitika – <strong>Onur Kartal</strong></li>
<li>30-18.00 Post-hakikat: Demokrasi ve Medyanın Çifte Krizi – <strong>Oğuzhan Taş </strong></li>
</ul>
<p><strong>14 Şubat 2021, Pazar</strong></p>
<ul>
<li>00-14.30Yeni(den) Milliyetçilik ve Milletin Eskimeyen Yüzleri – <strong>Elçin Aktoprak</strong></li>
<li>45- 16.15 Derin Yoksulluk ve Dayanışma Kültürü – <strong>Hacer Foggo</strong></li>
<li>30-18.00 Ayrımcılığın Dip Akıntısı: Suriyeli Mülteci Olmak – <strong>Nur Elçik</strong></li>
</ul>
<p><strong>20  Şubat 2021, Cumartesi</strong></p>
<ul>
<li>00-14.30 İnsan Haklarının Korunmasında Ulusal Eşitlik Kurumlarının Rolleri ve TİHEK Örneği –<strong>Nejat Taştan</strong></li>
<li>45- 16.15 Otoriterleşme Sürecinde Mahkemeler İnsan Haklarını Koruyabilir Mi? – <strong>Ali Rıza Çoban</strong></li>
<li>30-18.00 Yargı Bağımsızlığı ve Anayasa Mahkemeleri – <strong>Serkan Köybaşı</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong><strong>21</strong><strong>  Şubat 2021, Pazar </strong></p>
<ul>
<li>00-14.30 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Yerelden Uluslararasına Kadınların Mücadelesi – <strong>İlknur Üstün</strong></li>
<li>45- 16.15 Yerel ve Küresel Bağlamda Daralan Sivil Alan ve Türkiye’de Hak Temelli STÖ’ler: Kısıtlar, İmkanlar ve Yeni Arayışlar – <strong>Ülker Sözen</strong></li>
<li>30-18.00 Devletin Sivil Toplumu, Devlete Karşı Sivil Toplum: Denetleme, Dönüştürme, İkame Etme – <strong>Nilgün Toker</strong></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/insan-haklari-okulu-kis-okulu-kriz-halklar-haklar-kurumlar/">İnsan Hakları Okulu Kış Okulu: &#8220;Kriz: Halklar, Haklar, Kurumlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Alanı Daraltacak Kanuna İlişkin Tartışmalar Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/sivil-alani-daraltacak-kanuna-iliskin-tartismalar-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2020 09:54:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilen Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun içinde yer alan sivil toplumla ilgili düzenlemelere yönelik tepkiler sürüyor. İçişleri Bakanlığı kanun hükümlerinin sivil toplumu kısıtlayıcı hükümler içermediğine yönelik bir açıklama yaparken, STK’lar derneklerle ilgili düzenlemelerin veto edilmesini istiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/sivil-alani-daraltacak-kanuna-iliskin-tartismalar-suruyor/">Sivil Alanı Daraltacak Kanuna İlişkin Tartışmalar Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’a dair İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlemenin sivil toplum üzerinde ek bir kısıtlayıcı hüküm getirmediği yönünde açıklamalar yapılsa da bazı STK’lar kanunun içerdiği pek çok maddenin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi çağrısında bulunuyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62292 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ihop-640x242.jpg" alt="ihop" width="318" height="120" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ihop-640x242.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ihop.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />Kanun Neden Veto Edilmeli? </strong></p>
<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) bir açıklama yayımlayarak kanunun Cumhurbaşkanı tarafından neden veto edilmesi gerektiğini paylaştı. İHOP, “Bu kanun kesinleşmeden Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye iade edilerek, Mali Eylem Görev Gücü’nün 6 numaralı “hükümetleri, terörizmin ve kara para aklamanın finansmanını önlemek için çalışırken insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duymaya ve masum üçüncü kişilerin haklarını tanımaya” dair çağrısına uygun bir kanun haline dönüştürülmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Kanun teklifinin “Anayasaya ve örgütlenme özgürlüğüne aykırı” olduğu konusundaki uyarıların yinelendiği <a href="https://ihop.org.tr/bu-kanun-veto-edilmelidir/">açıklamada</a>, kanuna itirazlarının gerekçeleri sıralandı:</p>
<ul>
<li>Yasaya gerekçe olarak gösterilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını izleyen Mali Eylem Görev Gücü’nün 2019 tavsiyeleri ileri sürülmesine ve sözü edilen tavsiyeler, 7 ana başlıktan oluşmasına karşın bu başlıklardan sadece bir tanesi ele alındı. Dikkate alınan tek tavsiye de yanlış değerlendirildi.</li>
<li>Yapılan değişikliklerde, mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanacak; belirsiz suçlar nedeniyle hakkında kovuşturma açılan yöneticilerle bir derneğin yönetimine el koyulmasının yolu açılmış olacak, bu da İçişleri Bakanlığı’na dernekler üzerinde siyasi bir vesayet sağlayacak.</li>
<li>Kanunda İçişleri Bakanı’na haklarında kovuşturma açılan dernek yöneticileri, İçişleri Bakanlığı personeli gibi ele alınarak görevden uzaklaştırılması, dernek faaliyetlerinin durdurulması ve derneğin yönetimine el konulması yetkileri verildi.</li>
<li>Dolayısıyla, Türkiye’nin “uluslararası bir kurumun tavsiyelerini yerine getiriyorum” diyerek, aslında Türkiye’de zaten problemli olan özgürlük alanlarını daraltması, durumu daha da sorunlu hale getirecek.</li>
<li>650 STK’nın açıklamalarına ek olarak pek çok STK’nın medyada yer alan ve destek gören endişelerini ve hassasiyetlerini dikkate almayan, bu Kanun öngörülen ve bugünden öngöremeyeceğimiz pek çok sıkıntılara neden olacak.</li>
<li>Dernek ve Yardım Toplama Kanunu dahil 7 temel kanunda değişiklik öngören 43 maddelik bu kanun, fiilen bir torba kanundur ve başta Anayasa olmak üzere bağlı olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve edinilmiş müktesep haklara aykırıdır.</li>
</ul>
<h5>Bakanlıktan Kanunla İlgili Açıklama</h5>
<p><a href="https://twitter.com/TC_icisleri/status/1343246286892523520?s=03">İçişleri Bakanlığı tarafında yapılan açıklamada</a> kanuna ilişkin öne çıkan bazı hususlar şunlar:</p>
<h5><strong>Kanun hükümleri ile yardım toplama zorlaşıyor mu? </strong></h5>
<p>Hayır. Yardım Toplama Kanunu’nda yer alan düzenlemelere ek olarak, internet üzerinden izinsiz yardım toplanmasının önüne geçmek amacıyla yeni düzenleme yapıldı. Ek olarak, her türlü izinsiz ya da usulüne uygun yapılmayan yardım toplama faaliyetlerine dair idari para cezaları artırıldı. Özetle, yardım toplamayı zorlaştırıcı bir hüküm getirilmedi.</p>
<h5><strong>Yurtdışına yapılacak yardımlara sınırlama getirildi mi? </strong></h5>
<p>Hayır. Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışına yapacakları yardımda sınırlama getirilmedi. Sadece derneklere yurtdışına yapacakları yardım miktarı ve gideceği yere dair kanunda yer alan ilgili mercilere bildirim zorunluluğu getirildi.</p>
<h5><strong>Derneklere üye olmada sınırlama getirildi mi? </strong></h5>
<p>Hayır. Kanun buna dair bir sınırlandırma içermiyor.</p>
<h5><strong>Hangi durumlarda kişiler Dernek organlarında görev alamaz? </strong></h5>
<p>1-Terörizmin finansmanı, 2- uyuşturucu ve 3- kara paranın aklanması suçlarından mahkûm olanları, derneklerin yönetim ve denetim organlarında görev alamayacaklar. Eğer bu kişiler, yasaklanmış hakların geri verilmesi durumunda ise görev alabilecekler.</p>
<h5><strong>Derneklerden görevden uzaklaştırma kararı hangi durumlarda verilecek?  </strong></h5>
<ol>
<li>Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanun’da yer alan suçlar</li>
<li>Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticaretine dair suçlar,</li>
<li>Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya dair suçlar.</li>
</ol>
<p>Bu suçlar kapsamında, bir derneğin yönetim ve denetim kurullarında görevli olanlar ve ilgili personeller hakkında, mahkeme dava açar ve kovuşturma başlatırsa, bu kişiler ya da bu kişilerin görev yaptığı organlar, İçişleri Bakanı geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırılabilir. Bu kişilerin yerine sadece mahkeme yeni kişileri göreve atayabilir.</p>
<h5><strong>Hangi durumlarda derneklere faaliyetlerinden alıkonulma kararı verilecek?  </strong></h5>
<p>Kanunda belirtilen 3 sebebin gerçekleşmesi durumunda dernekler yönetiminde görevli kişilerin görevden uzaklaştırma tedbiri yeterli olmazsa ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, İçişleri Bakanı söz konusu derneğin geçici olarak faaliyetlerinden alıkoymak için mahkemeye başvuracak. Mahkeme, alıkoyma kararını 48 saat içinde verecek.</p>
<h5><strong>Vakıflar dernekler kanunu kapsamına mı alınıyor?</strong></h5>
<p>Sadece merkezleri yurtdışında bulunan vakıfların Türkiye’de yürüttükleri faaliyetler yeni kanun kapsamına alındı. Kanun, merkezleri Türkiye’de olan vakıflara ilişkin bir düzenleme içermiyor.</p>
<h5><strong>Kanun örgütlenme özgürlüğüne aykırı hükümler içeriyor mu?  </strong></h5>
<p>Hayır. Kanun maddeleri, derneklerin kurulması, derneklere üye olunması ve derneklerin faaliyetlerine dair bir sınırlama içermiyor.</p>
<p>İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamanın tümüne <a href="https://twitter.com/TC_icisleri/status/1343246286892523520?s=03" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/28/sivil-alani-daraltacak-kanuna-iliskin-tartismalar-suruyor/">Sivil Alanı Daraltacak Kanuna İlişkin Tartışmalar Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Hukukun Üstünlüğü Tesis Edilmeden İnsan Hakları Korunamaz!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/10/hukukun-ustunlugu-tesis-edilmeden-insan-haklari-korunamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2020 10:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62291</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle “Türkiye’de “Hukukun Üstünlüğü” tesis edilmeden insan hakları ve özgürlükleri korunamaz!” başlıklı bir mesaj yayınladı. İHOP, hükümetlerin insan onuruna yaraşır bir hayatı sağlamak için insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmakla ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmakla yükümlü olduğunu hatırlatıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/10/hukukun-ustunlugu-tesis-edilmeden-insan-haklari-korunamaz/">“Hukukun Üstünlüğü Tesis Edilmeden İnsan Hakları Korunamaz!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu’nu oluşturan kurumlardan Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneği 10 Aralık’ta “Türkiye’de “Hukukun Üstünlüğü” Tesis Edilmeden İnsan Hakları ve Özgürlükleri Korunamaz!” başlığıyla yaptığı açıklamada, insan hakları alanında mevcut tabloyu özetleyen bir açıklama yaptı. Açıklamada, öncelikle insan haklarının korunduğu bir demokratik hukuk devletinde, insan hakları ile hukukun üstünlüğü arasındaki bağ açıklanıyor ve hukukun üstünlüğünün mevcudiyetinin koşulu olan “öngörülebilirlik” ilkesi hatırlatılıyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1.maddesine göre &#8216;bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar&#8217;. Bu madde, uygulamada hayatın olmazsa olmazının her insanın barış içinde, özgür ve eşit olarak yaşama hakkının gerçekleştirilmesine bağlı olduğu anlamına geliyor. Bu nedenle, hükümetler her koşulda, insan onuruna yaraşır bir hayat için insan hak ve özgürlüklerine saygı ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmakla yükümlüler. Bir sistemde hukukun üstün olabilmesi ise herkesin insan onuru, eşitlik ve kanunlara uygun olarak muamele görme hakkına sahip olduğu belirli- öngörülebilir bir hukuk sisteminin varlığına bağlıdır.&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu kriterler çerçevesinde Türkiye’de mevcut durumu değerlendiren İHOP, 2017 yılında Olağanüstü Hal (OHAL) döneminden sonra, Türkiye’nin bağlı bulunduğu tüm uluslararası sözleşmelere ve içinde yer aldığı pek çok uluslararası kurumun beklentilerinin aksine, problemleri daha da derinleştiren başta Anayasa olmak üzere bir dizi kısıtlayıcı yasal değişikliklerin gerçekleştirildiğinin altını çiziyor.</p>
<p>İHOP söz konusu değişiklerle birlikte, zaten sorunlu olan yargının bağımsızlığının neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığını; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının görmezden gelindiğini; yasalarda yapılan değişikliklerle terörle mücadele gerekçesiyle ceza ve terörle mücadele kanunlarının genişletilerek hukukun üstünlüğünün “öngörülebilirlik” prensibinin ortadan kaldırıldığını kaydediyor.</p>
<h5><strong>Açıklamada, Türkiye’de Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Adalet İstatistikleri’ne atıf yapılıyor:</strong></h5>
<ul>
<li>TCK 314. maddesinde yer alan silahlı örgüt üyesi olma suçunu işledikleri gerekçesiyle 2016-2019 dönemini kapsayan 4 yıllık sürede Cumhuriyet Savcıları 1 milyon 337 bin 665 kişi hakkında soruşturma yürüttü.</li>
<li>Yine 2016-2019 döneminde 380 bin 382 kişi aleyhinde dava açıldı.</li>
<li>Bu dönemde karara bağlanan davalarda 221 bin 136 kişi suçu işlediği sabit görülerek mahkûm edildi. 13 bin 35 kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildi. Karara bağlanan davalardaki 221 bin kişiden sadece 59 bin 277’si beraat etti.</li>
</ul>
<h5><strong>“Mevcut Haklarımız da Kısıtlandı Ancak Mücadele Azmimiz Kırılmadı!”</strong></h5>
<p>İHOP mesajını, “Bizler insan hakları savunucuları ve örgütleri olarak, “Türkiye’de insan hakları, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler önce vardı, şimdi ortadan kalktı” demiyoruz. Önceleri de kısıtlıydı; düzeltilmesi, iyileştirilmesi ve insan onuruna yakışır, yaşanabilir bir hayat ortamına ulaşılması için mücadele etmekteydik ve kısıtlı da olsa birtakım iyileştirmelerle geleceğe umutla bakıyorduk. 2020 yılında Türkiye’nin insan hakları alanında önceki kötü karnelerinden çok daha kötü bir karneye sahip olduğunu belirtmek isteriz. Ancak sürmekte olan gidişata seyirci ve tanık olarak kalmayı düşünmediğimizi; çok daha zor şartlar altında da olsa haklarımızın ve onurumuzun her şeyden daha önemli olduğunu ve bunlar için mücadele etme azmimizin kırılmadığının bilinmesini isteriz.” diyerek bitiriyor.</p>
<p>İHOP tarafından yapılan açıklamanın tümüne <a href="https://ihop.org.tr/turkiyede-hukukuk-ustunlugu-tesis-edilmeden-insan-haklari-ve-ozgurlukleri-korunamaz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/10/hukukun-ustunlugu-tesis-edilmeden-insan-haklari-korunamaz/">“Hukukun Üstünlüğü Tesis Edilmeden İnsan Hakları Korunamaz!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak Örgütlerinden “Gözaltına Alınan Hak Savunucuları Serbest Bırakılsın” Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/hak-orgutlerinden-gozaltina-alinan-hak-savunuculari-serbest-birakilsin-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 16:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hak savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Reformu]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı ortak bir açıklama yayınlayarak, gözaltına alınan hak savunucuları, avukat ve STK temsilcilerinin derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/hak-orgutlerinden-gozaltina-alinan-hak-savunuculari-serbest-birakilsin-cagrisi/">Hak Örgütlerinden “Gözaltına Alınan Hak Savunucuları Serbest Bırakılsın” Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20 Kasım 2020 sabahı Diyarbakır ve çevre illerinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda hak savunucusu, avukat ve STK temsilcisi evleri basılarak gözaltına alındı. Gözaltların gerekçesini Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yönelik yürütülen soruşturma kapsamındaki iddialar oluşturuyor.</p>
<p>“Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” açıklaması yapan 6 hak örgütü, açıklamada CMK 145. maddesinde düzenlenen “çağrı üzerine ifade alma” yerine gözaltı kararı çıkarılarak sabahın erken saatlerinde ev baskını yapılmasını “tipik bir yargı yolu ile baskı politikası” olarak nitelendiriyor.</p>
<h5><strong>Hukukta Reform İradesine Karşın, Savcılıkların Eski Alışkanlıklarını Sürdürmesi Önlenmeli!</strong></h5>
<p>Gözaltına alınanların tamamına yakınının hak ve hukuk mücadelesi yürüten avukatlar ve kuruluş temsilcileri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, özelikle avukatların bu şekilde göz altına alınmasının “savunma hakkının değersizleştirilmesi ve vatandaşın savunmasız bırakılmak istenmesini” gösterdiği kaydediliyor.</p>
<p>Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün kısa süre önce tutuksuz yargılamanın asıl, tutuklamanın istisna olduğunu hatırlatmasına rağmen, “yargı pratiklerinin güvenlikçi anlayış ekseninde devam ettirilmesi kesinlikle kabul edilemez” denilen açıklamada, siyasi iktidarın hukukta reform iradesi açıklamasına rağmen savcılıkların eski alışkanlıklarını sürdürmek istemesinin önüne geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>6 hak örgütü ayrıca, BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ne göre, demokratik faaliyet yürüten hak ve hukuk örgütlerinin yönetici ve üyelerinin bu şekilde bir muameleye maruz bırakılmalarının, Bildirgeye de aykırı olduğu hatırlatıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/hak-orgutlerinden-gozaltina-alinan-hak-savunuculari-serbest-birakilsin-cagrisi/">Hak Örgütlerinden “Gözaltına Alınan Hak Savunucuları Serbest Bırakılsın” Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHOP: “Tahir Elçi Davası Cezasızlıkla Sonlanmamalı!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/ihop-tahir-elci-davasi-cezasizlikla-sonlanmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2020 10:58:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tahir Elçi’nin öldürülmesinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra açılabilen davanın ilk duruşması Diyarbakır’da 21 Ekim 2020’de görülecek. Bu kapsamda İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) “Tahir Elçi Davası Cezasızlıkla Sonlanmamalı” başlıklı bir açıklama yayınlayarak “Hayatını cezasızlıkla mücadeleye adayan Tahir Elçi’nin öldürülmesi asla cezasız kalmamalıdır!” çağrısı yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/ihop-tahir-elci-davasi-cezasizlikla-sonlanmamali/">İHOP: “Tahir Elçi Davası Cezasızlıkla Sonlanmamalı!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi, Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 günü çatışmaların sona ermesi için Dört Ayaklı Minare’nin önünde yaptığı basın açıklamasından sonra çıkan çatışmada öldürülmüş; fail(ler) o tarihten bu yana bulunamamıştı.</p>
<p>Tahir Elçi’nin öldürülmesinin üzerinden geçen 5 yılın ardından görülecek davanın ilk duruşması kapsamında,İnsan Hakları Ortak Platformu’nu oluşturan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Yurttaşlık Derneği yargı sürecinde yaşananları özetleyerek <a href="https://ihop.org.tr/tahir-elci-davasi-cezasizlikla-sonlanmamali/">“Tahir Elçi Davası Cezasızlıkla Sonlanmamalı!”</a> çağrısı yaptı.</p>
<p>21 Ekim 2020’de Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek olan Tahir Elçi davasının ilk duruşmasından bir gün önce yayınlanan açıklamada, 5 yıl önce öldürülen Elçi’nin barış ve insan hakları için yılmadan mücadele verdiği, bu nedenle ‘Barışın Elçisi’ olarak anılan bir hak savunucu olduğu hatırlatılıyor.</p>
<p>Açıklamada, 1990’lardan itibaren işkence gören, zorla kaybedilen, yerlerinden edilen binlerce insanın haklarını savunan Elçi’nin birçok hak ihlalinde mağdurları yerel mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde korkusuzca temsil ettiği ve haklarını aramaları için çalıştığı kaydediliyor ve 28 Kasım 2015 günü Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı basın açıklamasının ardından başına isabet eden tek kurşunla öldürüldüğü belirtiliyor.</p>
<p>Olayın üzerinden ancak 5 yıl geçmesinin ardından davanın mahkeme önüne gelebildiği belirtilen açıklamada, bu süreç içinde yaşanan “olay yeri incelemesinin 111 gün boyunca yapılmaması nedeniyle delil bütünlüğünün bozulması, görgü tanıklarının ve olay yerinde silahlarıyla ateş ettikleri kamera kayıtlarıyla sabit olması nedeniyle potansiyel şüpheli olan kolluk görevlilerinin ifadelerinin olayın üzerinden aylar geçtikten sonra alınması ve olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek bazı kamu görevlilerinin hiç dinlenmemiş olması” gerekçeleriyle, soruşturmanın selameti ve güvenirliliği açısından şüphe uyandıran hususlara tekrar dikkat çekiliyor.</p>
<p>Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi için Diyarbakır Barosu’nun yoğun çabalarına rağmen, “üç şüpheli polis memurunun soruşturmaya dahil edilmesinin ve iddianamenin Mart 2020’de mahkemeye sunulmasının adalete erişme yolunda geç de olsa bir başlangıç olduğuna” yer verilen açıklamada, “Türkiye insan hakları hareketini derinden yaralayan bu cinayetin tüm yönleriyle açığa çıkarılıp cinayette icrai ve ihmali eylemi olan tüm kamu görevlilerinin davaya dahil edilmesi ve Tahir Elçi’nin öldürülmesinin cezasız kalmaması çağrısında bulunuyoruz.” deniyor.</p>
<p>Açıklamanın tamamına ulaşmak için <a href="https://ihop.org.tr/tahir-elci-davasi-cezasizlikla-sonlanmamali/">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/20/ihop-tahir-elci-davasi-cezasizlikla-sonlanmamali/">İHOP: “Tahir Elçi Davası Cezasızlıkla Sonlanmamalı!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapasite Geliştirme Derneği ile Çalışmak İsteyen Uzmanlara Çağrı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/kapasite-gelistirme-dernegi-ile-calismak-isteyen-uzmanlara-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 13:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kapasite Geliştirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Havuzu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kapasite Geliştirme Derneği (KAGED) hak temelli süreçlere katkı veren uzmanları, uzman havuzunda yer almak üzere başvurmaya çağırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/kapasite-gelistirme-dernegi-ile-calismak-isteyen-uzmanlara-cagri/">Kapasite Geliştirme Derneği ile Çalışmak İsteyen Uzmanlara Çağrı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hakları konusunda çalışan kuruluşların ve bunların kendi aralarında kuracakları platformların kapasitelerini geliştirmek ve çalışmalarını desteklemek amacıyla kurulmuş bir dernek olan Kapasite Geliştirme Derneği (KAGED), yürütmekte olduğu çalışmalar için sivil toplum örgütleri, aktivistler ve öğrencilerle birlikte çalışan, hak temelli süreçlere katkı veren uzmanları, uzman havuzumuzda yer almak üzere aşağıda belirtilen uzmanlık alanları için başvurmaya çağırıyor.</p>
<p><strong>Aranan Uzmanlık Alanları:</strong></p>
<ul>
<li>Kişisel Siyasal, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar (Kadın, Çocuk, Engelli, Mülteci, LGBTİ+, Azınlıklar vb.)</li>
<li>İnsan Hakları Eğitimi</li>
<li>Uluslararası İnsan Hakları Mekanizmaları</li>
<li>Cezasızlık/Cezasızlıkla Mücadele Alanları</li>
<li>İnsan Hakları Hukuku ve Felsefesi</li>
<li>Bilgi Teknolojileri</li>
<li>Siyaset Bilimi (Siyaset Teorisi ve Karşılaştırmalı Siyaset)</li>
<li>İletişim</li>
</ul>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeztNAXVrPCtSODSvfnqKamhtPZOYQoFVORTUWshaR16wf0Bw/viewform">Başvuru formunu</a> doldurmanız ve özgeçmişinizi referanslarınız ile birlikte <strong>kaged@kaged.org.tr</strong> adresine göndermeniz gerekiyor.</p>
<p>Başvurular için son tarih: <strong>15 Eylül 2020</strong></p>
<p><strong>Başvuru detayları için <a href="https://ihop.org.tr/kapasite-gelistirme-dernegi-ile-calismak-isteyen-uzmanlara-cagri/">tıklayınız.</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/kapasite-gelistirme-dernegi-ile-calismak-isteyen-uzmanlara-cagri/">Kapasite Geliştirme Derneği ile Çalışmak İsteyen Uzmanlara Çağrı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hrant Dink Vakfı&#8217;yla Dayanışma&#8230;  “Nefret Suçlarının Önlenmesi İçin, Cezasızlıkla Sonuçlanmaması Sağlanmalı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/hrant-dink-vakfiyla-dayanisma-nefret-suclarinin-onlenmesi-icin-cezasizlikla-sonuclanmamasi-saglanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 12:58:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaş Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş girişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı’na yapılan ölüm tehditlerinin ardından birçok kurumdan dayanışma çağrıları yapılırken; tehditleri yaptığı belirlenen saldırgan tutuklandı. İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Mine Yıldırım, bu tür saldırıların ‘nefret suçu’ kapsamında olduğunu, sivil toplumun farkındalık ve izleme ve çalışmaları yapmasının önemine değinerek, ”Bu suçların cezasızlıkla sonuçlanmamasını sağlamak gerekiyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/hrant-dink-vakfiyla-dayanisma-nefret-suclarinin-onlenmesi-icin-cezasizlikla-sonuclanmamasi-saglanmali/">Hrant Dink Vakfı&#8217;yla Dayanışma&#8230; &lt;br&gt; “Nefret Suçlarının Önlenmesi İçin, Cezasızlıkla Sonuçlanmaması Sağlanmalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://hrantdink.org/tr/duyurular/2413-kamuoyunun-dikkatine">Hrant Dink Vakfı’</a>na yönelik tehditlerin ardından birçok kurum ve örgüt dayanışma mesajı yayınladı. Aydın, yazar, gazeteci ve siyasetçilerden oluşan 209 kişi yayınladığı imzalı bildiride, yaşananların münferit olmadığı vurgulanarak, &#8220;&#8216;Bir bebekten katil yetiştiren&#8217; bir anlayışı ve bunun egemen olduğu bir düzeni asla benimsemiyoruz. Yoğunlaşan endişe verici olaylardan en sonuncusu olan Hrant Dink Vakfı’na yönelik ve Rakel Dink ile Vakıf avukatını hedef alan tehdidi kınıyor, bu tür tutumların hiçbir biçimde kabul edilemeyeceğini bildiriyoruz.&#8221; açıklamasında bulunuldu.</p>
<p>ADO Alevi Düşünce Ocağı, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Anıtpark Forum, Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu, Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu, Hak ve Adalet Platformu, Solfasol Gazete ve<a href="https://www.hyd.org.tr/tr/haberler/819-ihop-hrant-dink-vakfi-yalniz-degildir"> Yurttaş Girişimi</a> de ortak bir açıklama yaptı. “Bu Oyunu Defalarca Gördük” başlıklı açıklamada, bir süredir provokatif eylemler peş peşe geldiği ve bunların rastlantısal olmadığı belirtilerek, “Toplumu ayrıştırma, bölme, korku salma amaçlı nefret dilinin tetiklediği güdümlü eylemlerdir. Takipsiz ve cezasız kalmaları şer planları kuran odakları güçlendirmekte, hatta teşvik etmektedir. Geçmişte benzerlerini yaşadık. Hrant Dink suikastine giden yollar benzer provokasyonlarla ve aynı nefret diliyle döşendi. Bu film bize on yıllar boyunca defalarca seyrettirildi. Filmin sonu her defasında kötü bitti. Sorumluları provokasyonlara son vermeye, kin ve nefreti körüklemekten vazgeçmeye; yetkilileri görevlerini ve sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmeye davet ediyoruz.” denildi.</p>
<p>Bildiriye imza koyan kurumlardan Anadolu İnanç Platformu’ndan Doğan Bermek, uzun süredir bilinçli olarak yapılan bu yaklaşımların ortaya çıkarılması ve önlenmesi için sık sık açıklamalar yaptıklarını ve sosyal medyadan bu konuda farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.</p>
<h4>“Hrant Dink Vakfı Yalnız Değildir”</h4>
<p><a href="https://ihop.org.tr/hrant-dink-vakfi-yalniz-degildir/">İnsan Hakları Ortak Platformu da yaptığı açıklamada</a>, Hrant Dink Vakfı kurucularının, hukukçularının ve tüm çalışanlarının yanlarında olacaklarını ve adaletin sağlanması sürecini hassasiyetle takip edeceklerini kaydetti. Devletin varlığının ve meşruiyetinin vazgeçilmez gerekçesi, bir hukuka sahip olmasının yanı sıra en temel insan hakkı olan yaşam hakkının korumasını ayrım gözetmeksizin herkes için güvence altına alması ve adaleti tesis etmesi olduğu vurgulanan açıklamada, “Hrant Dink Vakfı kurucularının, hukukçularının ve tüm çalışanlarının can güvenliklerine yöneltilen tehditler ve nefret söylemleri ivedilikle ve kararlı bir irade ile kınanmalı, bu tehditlerde bulunanların tespit edilmesi ile yetinilmeyip, arka planları açığa çıkarılarak aydınlatılıp cezalandırılmalıdır. Keza bu türden girişimlerin tekrarını önleyecek tedbirlerin bir an önce alınması da sağlanmalıdır. Hiç kimsenin bir başkasını kendisi ile aynı inançlara ve etnik kökene sahip olmadığı,  düşünmediği ya da davranmadığı için dışlamaya, düşman gibi gösterme ve hele hele yaşam hakkını elinden almaya hakkı yoktur.” Denildi.</p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-54446" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/mine-yildirim.jpg" alt="“Nefret Suçlarının Önlenmesi İçin, Cezasızlıkla Sonuçlanmaması Sağlanmalı”" width="360" height="240" />“Nefret Suçları Görünür Kılınmalı”</h4>
<p>Son günlerde yaşanan olayları Sivil Sayfalar’a değerlendiren İnanç Özgürlüğü Girişimi’nden Mine Yıldırım, “Kuzguncuk&#8217;taki Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi&#8217;ne yönelik saldırı ve ardından Hrant Dink Vakfı, Rakel Dink ve avukatlarına yönelik tehdit son derece üzücü fakat ne yazık ki şaşırtıcı değil. “ dedi. İbadet yerlerine yönelik benzer olayların, nefret içeren duvar yazılarından yakma girişimlerine kadar geniş bir spektrumda devam ettiğini belirten Yıldırım, “Kişi veya kurumlara yönelik tehditler ise kamu oyuyla açık bir şekilde paylaşılmıyor fakat çeşitli din veya inanç topluluklarının kurum veya temsilcilerine yönelik ölüm tehditleri olduğu biliniyor. Bu tip suçlar nefret suçu kapsamına giriyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tanımına göre &#8220;nefret suçları ön yargı saiki ile işlenen suç eylemleridir. Nefret suçunu diğer suçlardan ayıran, bu saiktir.  Göz korkutma, tehditler, mülke zarar, saldırı, cinayet veya diğer ceza gerektiren suçlar birer nefret suçu olabilir.  Nefret suçunu diğer adi suçlardan ayıran unsur bu önyargı saikidir. Bu, failin, suçun hedefini, herhangi bir korunan özellik temelinde kasten seçtiği anlamına gelmektedir.&#8221; Korunan özellik ise  bir grup tarafından paylaşılan “ırk”, dil, din, etnik köken, uyruk, veya benzeri herhangi bir diğer ortak etmendir.&#8221; Bu kriterlerle baktığınız zaman söz konusu olayların birer nefret suçu oluşturacağı görülmektedir.” Dedi.</p>
<p>Türkiye için önemli olanın bu tür nefret suçlarının nedenlerini ortaya çıkarmak olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Nefret suçu gerçekleştiğinde etkili bir şekilde ortaya çıkarmak, soruşturmak ve cezasızlıkla sonuçlanmamasını sağlamaktır. Yeterli bir mevzuatın olması ve nefret suçlarının izlenmesi de çok önemli. Tüm bu başlıklar açısından Türkiye&#8217;deki durum iyileştirilmeye muhtaç. Birçok kuruma görev düşünüyor İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı bunlardan bazıları. “ dedi.</p>
<p>Sorumluluğun esas olarak devlet kurumlarında olduğunu ancak sivil toplum örgütlerinin de bu süreçte etkin olabileceğini dile getiren Yıldırım, “Nefret suçlarının nefret suçu olarak görülmesine katkıda bulunarak,  (bunların adını koyup kınayarak) etkilenen kişi veya gruplarla dayanışma göstererek, nefret suçlarının izlenmesine katkıda bulunarak, ve nefret suçlarının önlenmesi için toplumda nefret suçlarına maruz kalan gruplar veya kimlikler hakkında basmakalıp ön yargıların değiştirilmesi, değiştiren karşılaşmaların yaşanmasına yönelik çalışmalar yaparak etkili olabilir.” Diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/01/hrant-dink-vakfiyla-dayanisma-nefret-suclarinin-onlenmesi-icin-cezasizlikla-sonuclanmamasi-saglanmali/">Hrant Dink Vakfı&#8217;yla Dayanışma&#8230; &lt;br&gt; “Nefret Suçlarının Önlenmesi İçin, Cezasızlıkla Sonuçlanmaması Sağlanmalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Takibi İçin Ortak Zemin: insanhaklariizleme.org</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/insan-haklari-takibi-icin-ortak-zemin-insanhaklariizleme-org/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 08:49:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[ETKİNİZ AB Programı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan hakları izlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46438</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP)  ve ETKİNİZ Destek Programı işbirliğiyle yayın hayatına  başlayan insanhaklariizleme.org sitesi, insan hakları alanındaki tüm izleme çalışmalarıyla birlikte gelişmeleri de takip etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/insan-haklari-takibi-icin-ortak-zemin-insanhaklariizleme-org/">İnsan Hakları Takibi İçin Ortak Zemin: insanhaklariizleme.org</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu ve ETKİNİZ destek programının iş birliği ile kurulan insanhaklariizleme.org sitesi, insan hakları norm ve standartlarına, insan hakları alanında izleme ve raporlamaya dair bilgi ve belgenin toplandığı ve yeni gelişmelerle düzenli olarak güncellendiği bir alan sağlama amacı taşıyor.</p>
<p>Türkiye’de sivil toplumun insan haklarının korunması ve güçlendirilmesine yönelik çabalarına katkıda bulunmak hedefiyle yayın hayatına başlayan sitede, bilgi merkezi, insan hakları takvimi, uluslararası insan hakları mekanizmaları gibi bölümler bulunuyor.</p>
<p>İnsan hakları alanında üretilen görsel ve işitsel materyallerin de yer aldığı siteye ulaşmak için <a href="https://insanhaklariizleme.org/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/02/insan-haklari-takibi-icin-ortak-zemin-insanhaklariizleme-org/">İnsan Hakları Takibi İçin Ortak Zemin: insanhaklariizleme.org</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
