<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ihh arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Feb 2021 09:32:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ihh arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihh/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Depreme Dirençli Türkiye İçin İlk Adım Afet Eğitimi!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/15/depreme-direncli-turkiye-icin-ilk-adim-afet-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2021 08:48:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AKUT Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ANDA (Kardeşe Vefa Derneği)]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[#SallanmadanHazırlan]]></category>
		<category><![CDATA[2021 Afet Eğitim Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[AKUT]]></category>
		<category><![CDATA[ANDA]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afetlere hazır olmanın ilk şartının afet eğitimi olduğundan hareketle Türkiye’de 2021 yılı Afet Eğitim Yılı ilan edildi. “Afetlere Hazır Ol” sloganıyla deprem ve diğer afetlere dair bilgi ve farkındalık artıcı içerikler hazırlandı. Herkes bu içeriklerin yanı sıra, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), yerel yönetimler ya da çeşitli STK’lar tarafından verilen eğitimlere katılarak deprem başta olmak üzere olası tüm afetlere hazır olmak için ilk adımı atabilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/15/depreme-direncli-turkiye-icin-ilk-adim-afet-egitimi/">Depreme Dirençli Türkiye İçin İlk Adım Afet Eğitimi!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2021 yılının Afet Eğitim Yılı ilanıyla birlikte, afetlere hazırlık kapsamında <a href="https://www.hazirol.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">hazirol.gov.tr</a> web sitesinde tüm afet olasılıklarına dair bilgi ve video içerikleri hazırlandı. Bu sayfada afet olasılıkları boğulma, buzlanma ve don, çığ, deprem, heyelan, hortum, sel, yıldırım ve yangın olarak sıralanıyor ve her durumda ne yapılması gerektiğine dair temel seviyede bilgiye yer veriliyor.</p>
<h5><strong><img decoding="async" class="wp-image-65598 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili-640x416.jpeg" alt="" width="266" height="173" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili-640x416.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili-1024x665.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili.jpeg 1050w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" />2021 Yılı Türkiye İçin Afetlere Hazırlık Yılı </strong></h5>
<p>Deprem Bilimci ve Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, afete hazırlık konusunda eğitimin öneminin altını çizerek, afetlere dirençli bir toplum oluşturmanın ilk ve en önemli adımlarından birinin eğitim olduğunu hatırlatıyor. Özmen’e göre, eğitimlerde Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Acil Durum ve Afet Yönetimi ön lisans programının afet yönetimine dair ders kitapları ve eğitim materyallerinden yararlanılabilir.</p>
<h5></h5>
<h5><strong>AFAD </strong></h5>
<p>Türkiye’de merkezi düzeyde afet yönetimi konusunda yetkili olan kurumların başında AFAD geliyor. AFAD, 2021 yılı Afet Eğitim Yılı kapsamında 15 Şubat 2021 tarihi itibariyle yaklaşık 150 bin kişiye afet eğitimi verdi. AFAD’ın web sitesinde Afetlere Hazırlık Projeleri adı altında yer alan içeriklerin başlıkları şunlar:</p>
<ul>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39202/Afetlere-Hazirlik-Yili" target="_blank" rel="noopener">Afetlere Hazırlık Yılı</a></li>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39203/AFAD-Gonulluluk-Projesi">AFAD Gönüllülük Projesi</a></li>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39208/AFAD-Akreditasyon-Sistemi">AFAD Akreditasyon Sistemi</a></li>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39209/Turkiye-Afet-Risklerinin-Azaltilmasi-Platformu" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu</a></li>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39210/ARAS" target="_blank" rel="noopener">ARAS</a> (Afet Risk Azaltma Sistemi)</li>
<li><a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39211/Tatbikatlar" target="_blank" rel="noopener">Tatbikatlar</a></li>
</ul>
<h5><strong>1- Afetlere Hazırlık Yılı </strong></h5>
<p>AFAD, “Afetlere dirençli bir Türkiye için toplumda önlem alma kültürünü önceleyen zihinsel dönüşümü gerçekleştirmek için” önemli bir adım attı. <a href="https://www.hazirol.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">Afetlere Hazırlık Yılı’nda</a> vatandaşların afetlerde güvende kalması için afet öncesi, esnası ve sonrası doğru bilgileri öğrenebilmesine olanak tanıyan içerikler hazırladı. Bu içeriklere hazirol.gov.tr sitesinden ulaşabilirsiniz.</p>
<blockquote><p>AFAD, herkesi afet ve acil durumların meydana getireceği maddi ve manevi zararı en aza indirmek ve toplumu daha dirençli hale getirmek için AFAD gönüllüsü olmaya davet ediyor.</p></blockquote>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-65569 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afad-gonullu-egitimi-640x398.jpg" alt="AFAD Gönüllü Eğitimi" width="595" height="369" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afad-gonullu-egitimi-640x398.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afad-gonullu-egitimi.jpg 882w" sizes="(max-width: 595px) 100vw, 595px" /></strong></p>
<h5><strong>2- Afet Gönüllük Projesi </strong></h5>
<p>AFAD tarafından hazırlanan  <a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39203/AFAD-Gonulluluk-Projesi">Gönüllülük Projesi</a> afet öncesi, esnası ve sonrası faaliyetlerde gönüllü olmak isteyen vatandaşlara, görev alanlarında eğitimler veriyor ve gönüllülük sistemi içerisindeki performanslarını takip ediyor. AFAD, herkesi afet ve acil durumların meydana getireceği maddi ve manevi zararı en aza indirmek ve toplumu daha dirençli hale getirmek için AFAD gönüllüsü olmaya davet ediyor.</p>
<p>Herkese açık olan uzaktan eğitimler ve sonrasında yüz yüze eğitimler ile devam edecek olan Gönüllülük Projesi, gönüllülerin katılımını ve bilgilendirilmesini kapsayan bir sistem olarak kurgulandı. AFAD Gönüllülük Sistemi’ne başvurular e-devlet üzerinden alınıyor. Başvuru yapan kişiler SMS ve e-mail yoluyla <a href="https://gonullu.afad.gov.tr" target="_blank" rel="noopener">portala</a> yönlendiriliyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="size-medium wp-image-65585 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/afet-egitim-yili.jpg 900w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong></p>
<h5><strong>3- AFAD Akreditasyon Sistemi </strong></h5>
<p>Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Sistemi içerisinde faaliyet göstermek isteyen STK’lara, özel sektör kuruluşlarına ve gönüllü bireylere uygunluk belgesi verilmesi, kamu uyumunun sağlanması ve AFAD koordinasyonunda faaliyet gösterebilmeleri amacıyla <a href="https://www.hazirol.gov.tr/tr/39208/AFAD-Akreditasyon-Sistemi" target="_blank" rel="noopener">AFAD Akreditasyon Sistemi</a> oluşturuldu. AFAD Akreditasyon Sistemi sayesinde tüm kurumlar arasında ortak standartlar getirerek afet ve acil durumlara ilişkin faaliyetlerde katılım, iş birliği, koordinasyon, etkililik ve verimliliği artırmak hedefleniyor.</p>
<p>Akredite olan kurumlar bu sayede<strong>; </strong></p>
<ul>
<li>Türkiye Afet Müdahale Planı sistemi içerisinde yer alabiliyor.</li>
<li>Görev, tatbikat, eğitim vb. faaliyetlere katılım konusunda avantaj sağlıyor.</li>
</ul>
<p>AFAD Akreditasyon Sistemi şu konularda akreditasyon sağlıyor:</p>
<ul>
<li>Arama ve Kurtarma</li>
<li>Afet ve Acil Durum Eğitimleri</li>
<li>Sağlık, Halk Sağlığı</li>
<li>Acil Durum Haberleşmesi</li>
<li>Kamp Koordinasyonu ve Barınma Alanları Yönetimi</li>
<li>Ulaştırma</li>
<li>Beslenme ve Gıda Güvenliği</li>
<li>Psikososyal Destek</li>
<li>Enerji</li>
<li>Güvenlik ve Trafik</li>
<li>Teknik Destek</li>
</ul>
<h5><strong>4- Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu</strong></h5>
<p>Afet Risklerinin Azaltılması Platformları, Hyogo Çerçeve Eylem Planı&#8217;nda kurulması önerilen ve afet risklerinin azaltılması amaçlanan Sendai Çerçeve Belgesi&#8217;nde de vurgulanan önemli bir oluşum.</p>
<p>Türkiye Afet Risklerinin Azaltılması Platformu<strong>, </strong>afet ve acil durumlara ilişkin olarak ülke düzeyinde;</p>
<ul>
<li>Tehlikelerin önlenmesini,</li>
<li>Toplumun afetlere duyarlılığının artırılmasını,</li>
<li>Risk azaltma çalışmalarının sürekliliğinin sağlanmasını,</li>
<li>Risk azaltmanın her düzeyde plan, politika ve programlara entegrasyonunu sağlamayı hedefliyor.</li>
<li>Ayrıca platform çok paydaşlı yapısıyla toplumun tüm kesimlerinin görüş ve önerilerini dikkate alıyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>ARAS, sistemi üzerinden istenilen konumdaki afet verileri güncel olarak alınabiliyor.</p></blockquote>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-65574 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ARAS-harita-analiz-gostergeler-640x309.jpg" alt="ARAS harita analiz göstergeleri" width="640" height="309" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ARAS-harita-analiz-gostergeler-640x309.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ARAS-harita-analiz-gostergeler.jpg 936w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" />5- </strong><strong>Afet Risk Azaltma Sistemi (ARAS)</strong></h5>
<p>AFAD, afet duyarlılık ve tehlike haritalarının daha kolay ve hızlı bir şekilde, doğruya en yakın olarak hazırlamak ve paylaşmak amacıyla web tabanlı Afet Risk Azaltma Sistemi’ni (ARAS) kurdu.</p>
<p>ARAS, afete duyarlı mekânsal planlama ve yapılaşma sağlıyor. Ayrıca, sistem, yerel ve ulusal ölçekli planlarda kullanılacak olan tehlike ve risk haritalarının ilgili kurum ve kuruluşlar ile paylaşılabiliyor. Sistem üzerinden istenilen konumdaki afet verileri güncel olarak alınabiliyor.</p>
<h5><strong>6- </strong><strong>Tatbikatlar</strong></h5>
<p>AFAD, afet ve acil durum yönetiminde esneklik sağlanması, kendi kendine yetebilirliğin ölçülmesi, koordinasyon ve işbirliğinin güçlendirilmesi, plan ve prosedürlerin uygulanabilirliğinin görülmesi, öğrenme ve güncelleme amacıyla afet ve acil durum tatbikatları düzenliyor. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında Bakanlık, Kurum-Kuruluş ve STK’ların katılımıyla il düzeyi, bölgesel düzey ve ulusal düzeyde tatbikatlar gerçekleştiriliyor. TAMP kapsamında gerçekleştirilen tatbikatlarda arama kurtarma, sağlık, beslenme, barınma, enerji, altyapı, psiko-sosyal destek gibi 26 hizmet grubunun faaliyetleri test ediliyor. Ayrıca illerde farkındalığı artırmak, intikal ve karar alma sürecinde refleksleri geliştirmek amacıyla habersiz tatbikatlar da gerçekleştiriliyor.</p>
<blockquote><p>Yurttaşların oturduğu veya satın alacakları binaların ilgili deprem yönetmeliklerine göre yapılıp yapılmadığını sorgulamaları gerekiyor.</p></blockquote>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65306 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/turkiye-deprem-haritasi-640x362.jpg" alt="Türkiye Deprem Haritası" width="525" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/turkiye-deprem-haritasi-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/turkiye-deprem-haritasi.jpg 810w" sizes="auto, (max-width: 525px) 100vw, 525px" />Türkiye’de En Büyük Afet Kaynağı: Depremler </strong></h5>
<p>Genel olarak Türkiye&#8217;de tüm afetlere dair içeriklerin yer aldığı “Afetlere Hazır Ol” web sitesinin deprem başlığı altında, deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası alabilecek önlemler sıralanıyor. “Afete Dirençli Yapılaşmanın Önemi” adı altında, evler, kamu binaları, iş yerleri, açık alanlar gibi bir afet durumunda uğrayabileceğimiz zararı etkileyen en önemli faktörlerden birinin afete uygun yapılar olduğu hatırlatıyor. Buna göre, Türkiye’deki yapısal risklerin önemli bölümü, inşaatlarda standartlara ve yönetmeliklere uyulmamasından kaynaklanıyor. Olası afetler karşısında büyük can ve mal kayıplarının önlenmesi için, güvenliği yetersiz olan binaların güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden inşa edilmesi gerekiyor.</p>
<p>“Afetlere Karşı Güvenli Bina Yapım Süreci&#8221; başlığı altında ise binaların afetlere karşı güvenli olması, inşaatın başlamasından binanın kullanıma açılmasına kadar geçen tüm aşamaları kapsadığı; İmar Kanunu, Yapı Denetim Kanunu ve Belediyelerce uygulanmakta olan İmar Yönetmelikleri&#8217;nin bu aşamaları belirlediği kaydediliyor. Bu kapsamda, yurttaşların oturduğu veya satın alacakları binaların ilgili deprem yönetmeliklerine göre yapılıp yapılmadığını sorgulamaları gerekiyor.</p>
<h5><strong>Afet ve Deprem Eğitimi Veren Yerel Yönetimler</strong></h5>
<p>AFAD’ın yanında, afet yönetimi ile ilgili yasa ve yönetmeliklerle görevli kılınan kurumlardan bir diğeri belediyeler. Türkiye’de yerel yönetimlerin çoğunda “Afet Yönetim Merkezi” benzeri çeşitli birimler ile afetlere hazırlık birimleri bulunuyor. Bu birimlerde, yerel halkın afet bilinci kazanması amacıyla bazı belediyeler gönüllülere zaman zaman eğitimler de veriyor. <a href="https://www.tbb.gov.tr/basin-ve-yayin/haberler/20210209-tbbden-800-bin-belediye-calisanina-afet-egitimi" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Belediyeler Birliği</a> ve AFAD arasında yapılan protokol kapsamında yerel yönetimlerde 800 bin belediye personeline afet eğitimi verilmesi planlanıyor.</p>
<p>Özellikle İstanbul’da başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere birçok ilçe belediyesi, kent halkına afet eğimi veriyor. Şişli Belediyesi’, Sultangazi Belediyesi, Beşiktaş Belediyesi’nin  yanı sıra, bu konuda en kapsamlı eğitimleri veren Kadıköy Belediyesi, temel afet bilinci eğitimi, depreme karşı yapısal bilinç eğitimi gibi çeşitli başlıklar altında eğitim faaliyetleri düzenliyor.</p>
<h5><strong> </strong><strong>Afet ve Deprem Eğitimi Veren STK’lar </strong></h5>
<p><a href="https://twitter.com/AKUT_Dernegi"><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65579 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-enstitusu.jpg" alt="AKUT Enstitüsü" width="225" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-enstitusu.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/akut-enstitusu-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></strong></a></p>
<h5><strong>AKUT</strong></h5>
<p>AKUT Arama Kurtarma Derneği, Türkiye’de arama kurtarma alanında en köklü ve en deneyimli sivil toplum kuruluşu. AKUT <a href="https://akutenstitu.com/" target="_blank" rel="noopener">Eğitim ve Araştırma Enstitüsü</a>, AKUT’un operasyonlardan edindiği bilgi ve tecrübeyi Risk Değerlendirme, Acil Durum Yönetimi, İş Sürekliliği, Güvenli Çalışma, Afet ve Deprem Bilinçlendirme hizmetlerine dönüştürüyor. Burada verilen eğitimler AKUT ve Birleşmiş Milletler Arama Kurtarma Danışma Grubu INSARAG (International Search and Rescue Advisory Group) onaylı sertifikalara sahip.</p>
<p>AKUT Başkanı Recep Şalcı, afetler konusunda AFAD gibi bu alanda uzman kurumlar yanında birçok STK’nın ya da yerel yönetimin eğitim verdiğini söylerken, eğitim içeriklerinin ve eğitimin veriliş şekillerinin bir denetiminin olmadığına işaret ediyor.  Türkiye’de deprem dahil tüm afetler konusunda eğitim verecek kişilerin uzman olması gerektiğini belirten Şalcı’ya göre, bazı eğitmenlerin sahayı iyi bildiğini bazılarının ise akademik-teorik bilgide iyi olduğunu ancak hem akademi hem sahayı iyi bilen kişilerden oluşan bir uzman havuzu oluşturması gerektiğini kaydediyor. Şalcı, bazı eğitim veren kişilerin eğitim adı altında, video izleten ve anılarını anlatan eğitmenler olduğunu, bu nedenle eğitim içeriklerinde bir standardın oluşturulması gerektiğini vurguluyor. AKUT’da bir gönüllünün arama kurtarmada sahaya çıkabilmesi için 2 yıl geçmesi gerektiğini belirten Şalcı, bazı STK’ların 2 ay gibi kısa bir eğitimle gönüllüleri sahaya sürdüklerini ve bunu doğru bulmadığını söylüyor.</p>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65583 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ihh-arama-kurtarma.png" alt="İHH arama kurtarma" width="176" height="177" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ihh-arama-kurtarma.png 225w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ihh-arama-kurtarma-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 176px) 100vw, 176px" /> İHH ve İHH Arama Kurtarma Birimi</strong></h5>
<p>İHH’nın ayrı bir arama kurtarma birimi bulunuyor ve Türkiye’de AKUT’un dışında İHH ve ANDA başlangıç düzeyinde akreditasyona sahip olan diğer iki STK arasında yer alıyor.<a href="https://www.youtube.com/watch?v=BxL9mY7QRXY&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener"> İHH </a>arama kurtarma faaliyetleri yanında çeşitli kentlerde temel afet bilinci eğitimi veriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65576 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ANDA-afet-egitimi-1.jpg" alt="ANDA Afet Eğitimi" width="209" height="205" /> ANDA</strong></h5>
<p>2021 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından ilan edilen “Afet Eğitim Yılı” çerçevesinde ANDA Kardeşe Vefa Derneği tarafından “Birey ve Aileler İçin Afet Bilinci ve İlk Yardım Eğitimi&#8221; verilecek. Bu kapsamda önceden belirlenen 7 ilde bulunan STK&#8217;ların gönüllü, çalışan veya üyelerine verilecek olan eğitimlerde, afet ve ilk yardım gerektiren durumlarda yapılması gerekenleri içeren kapsamlı bir içerik hazırlandı. Yine ANDA tarafından 2021 Afet Eğitim Yılı boyunca afet ile alakalı bilinmesi gereken içerikler, <a href="https://twitter.com/andaAke" target="_blank" rel="noopener">“afet sözlüğü</a>” projesinde toplandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/15/depreme-direncli-turkiye-icin-ilk-adim-afet-egitimi/">Depreme Dirençli Türkiye İçin İlk Adım Afet Eğitimi!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Özüyağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2020 09:56:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56814</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım” raporunu hazırlayan İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Murat Yılmaz, Doğu Türkistan’da kültürel soykırım kapsamına giren onlarca fiil bulunduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/">&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56816 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-640x427.jpg" alt="İHH Murat Yılmaz" width="337" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" /></span></p>
<p><b>Öncelikle bölgedeki durumun tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle Doğu Türkistan ifadesi 19. yüzyılın başlarından itibaren Asya kıtasındaki Ulu Türkistan’ın batısını Rusya’nın, doğusunu ise Çin’in işgal etmesiyle kullanılmaya başlanan coğrafi bir terimdir; yani Türkistan Rusya ve Çin işgalleriyle ikiye bölünmüş ve bundan sonra Doğu Türkistan ve Batı Türkistan isimleriyle anılmaya başlanmıştır. Doğu Türkistan ilk defa 1758 senesinde Çin Mançu istilasına uğramış, 1884’te artan Rus etkisinden çekinen Mançular, Doğu Türkistan’ı Sinjang (Xinjiang &#8211; Yeni Toprak) ismiyle ilhak ederek Mançu Hanedanlığı’nın 19. eyaleti ilan etmiştir. 1911 yılında Hanedanlığın çökmesiyle Milliyetçi Çin devletine bağlanan Doğu Türkistan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin bir parçası yapılmış, 1 Ekim 1955’te eyalet statüsünden çıkarılarak özerk bölge ilan edilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu süreçler boyunca Uygur Müslümanlar gerek kurdukları devletler gerekse ilhak ve işgal süreçlerinde gerçekleştirdikleri isyanlarla varlık mücadelelerini devam ettirmişlerdir. Bu çerçevede İslam dininin kabulü sonrasında Karahanlı Devleti (842), Koçu Uygur Kağanlığı (845), Seidiye Hanlığı (1514), Yakuphan Devleti (1865), Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933) ve Şarki Türkistan Cumhuriyeti (1944) isimleriyle devletler kuran Uygurlar; Büyük Hocalar İsyanı (1757-1759), Uçturfan İğde İsyanı (1765), Ziyauddin Hoca İsyanı (1847), Veli Han Töre İsyanı (1857), Kuça İsyanı (1862) gibi çok sayıda bağımsızlık girişiminde bulunmuştur.</span></p>
<p><b>Çin&#8217;in bölgedeki çıkarı nedir peki, neden Doğu Türkistan&#8217;ı kontrol altında tutuyor olmak Çin hükümeti için bu kadar önemli?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin Doğu Türkistan’a temelde dört nedenle sahip olmak ve tam bir kontrol oluşturmak istemektedir.</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Milliyetçi Çin’in 2000 yılı aşkın süredir devam edegelen katı ve tavizsiz yapısı</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan halkının din, inanç ve kültürlerine bağlı yapısıyla hürriyetine olan düşkünlüğü</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’ın yeraltı kaynaklarının inanılmaz zenginliği</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">2013 yılında ilan edilen Bir Kuşak Bir Yol projesiyle dünyaya sunulacak mal ve değerli maden sevkiyatları için Doğu Türkistan’ın vazgeçilmez konumu</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsedilen dört özellik Çin’in Doğu Türkistan ilgi ve ısrarını oluşturmaktadır. Her bir madde kendi içerisinde uzun izahatlarla anlatılabilir fakat şu kadarını ifade edelim ki günümüz Çin’ini oluşturan 56 milletten birisi olan Uygur Müslümanları bizzat devlet başkanı Xi Jinping tarafından şu şekilde ifade ediliyor: </span>“Çürümüş olanlarla devam etmemeliyiz, cürufu atmalı ve özü seçmeliyiz; yeni kökler için samanı ayıklamalıyız.”<span style="font-weight: 400;"> Yani Uygur Müslümanlar çürümüş, cüruf ve ayıklanıp atılması gereken saman olarak görülmektedir. Amaç bu kadar kati ve keskin olunca da Doğu Türkistan’da yaşananlar dünya tarihinin gördüğü en hazin hadiselere dönüşmüş, insanlık dışı bir hal almış oluyor. </span></p>
<p><b>Türkiye ve dünya kamuoyunun Doğu Türkistan&#8217;da yaşananlara  yönelik tepkilerini yeterli buluyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56817 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="393" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" />Doğu Türkistan için gösterilen ilgi ve destek maalesef yeterli değil. Bugün bir insan olarak yaşamanın en zor olduğu coğrafyanın adıdır Doğu Türkistan. 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze bu kadar geniş bir alanda bu kadar yoğun bir kitlenin özgürlüğü toplama kampları ile sınırlanmamıştı. 1200’ü aşkın kampta 3 milyonu aşkın insan fiziksel ve psikolojik işkenceler altında olmasına rağmen gerek Türkiye ve İslam dünyasından gerekse dünyanın kalan kısmından beklenen ilgi ve desteği görememiştir Doğu Türkistan. </span></p>
<p><b>Raporda Çin hükümetinin kurduğu bu kampları, 2. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında kurulan kamplarla kıyaslayarak aralarında neredeyse hiç fark bulunmadığını söylemişsiniz. Peki, Türkiye ve dünya kamuoyu yaşananlara karşı neden bu kadar sessiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın sessizliğinde Çin’in BM içindeki güçlü konumunun ciddi etkisi bulunmaktadır. Çin’in </span><span style="font-weight: 400;">BMGK’da veto yetkisi olması, başta İslam ülkeleri olmak üzere verdiği kredi ve ekonomik sarmalamalar, Çin’e karşı adım atılmasını engellemektedir. Uluslararası konumunu, bu hukuksuzluklarını kapatmak için kullanan ve bugün BM’nin 15 ajansından dördüne başkanlık eden Çin, 1.115 görevli ile BM’de en çok istihdam sağlayan ülke konumundadır! Dolayısıyla meseleyle ilgili alınacak her karar Çinli diplomatlarca maniple edilmekte ve aleyhte karar çıkartılmamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da ifade etmek gerekir ki Dünya, Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği hak ihlalleri konusunda tamamen sessiz değildir. Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, BM İnsan hakları Komisyonu gibi çatı kurumlardan, HRW ve Amnesty International gibi STK’lardan, ABD ve bazı Batı ülkelerinden toplama kamplarının derhal kapatılması ile ilgili girişimlerde bulunulmaktadır. Mesela 8 Temmuz 2019 tarihinde çoğu Batılı 22 ülke kampların derhal kapatılması ile ilgili BM insan Hakları Komisyonu’na bir mektup göndermiştir. ABD Senatosu, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını 14 Mayıs 2020 tarihinde onaylamıştır. Çin’in adeta köle haline getirdiği Doğu Türkistanlı işçilerce üretilmiş ürünlerin ABD’ye girmemesi için firmalardan yeni şartlar talep edilmektedir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İslam dünyasının lider ülkesi olmasına rağmen maalesef Türkiye’den de özlenen, beklenen tepki gelebilmiş değildir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada iki şeyi ayırmakta fayda görüyorum. Türkiye sayıları 50 bini bulan Uygur Müslümanlara kucak açmış ve onlar için elinden gelen gayreti göstermektedir. Fakat burada konumuz Çin’in pervasızca açtığı ve tüm dünyadan saklamaya çalıştığı toplama kampları gerçeğidir. Toplama kamplarının kapatılması, Doğu Türkistan’da işlenen, hayatın her alanındaki hak ihlallerinin son bulması ile ilgili Türkiye’nin daha fazla çaba sarf etmesi gerektiği ortadadır. Bu konuda elbette atılan bazı adımlar bulunmaktadır. Mesela </span><span style="font-weight: 400;">Tayland’ın başkenti Bangkok’ta 30 Temmuz 2019 tarihinde yapılan 52. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelmiş ve t</span><span style="font-weight: 400;">oplama kamplarının gözlemlenmesi ile ilgili bir ziyaret kararında mutabık kalınmıştır. Fakat bir seneyi geçmiş olmasına rağmen bu ziyaret hala gerçekleştirilememiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nihai olarak mevcut uluslararası ilişkilerde ülkelerin rasyonel davranmaları ve reelpolitikle hareket etmeleri beklense de Türkiye’nin İslam dünyasını da harekete geçirmek suretiyle, kendisiyle aynı inancı paylaşan ve akrabalık bağları bulunan Doğu Türkistan ile ilgili daha sınırları zorlayıcı faaliyet içerisinde bulunması beklenmektedir. Türkiye bu enerji, politik zeka ve cesarete sahip bir ülkedir. Umudumuz dünyanın hemen her yerindeki mazlumlar için harekete geçen ve acıları elinden gelen her imkanla dindirmeye çalışan ve bu yönüyle dünyanın vicdanı olarak değerlendirilen ülkemizin Doğu Türkistan için de daha sonuç odaklı faaliyetler göstermesidir.</span></p>
<p><b>Çin devleti uyguladığı bu politikaları dünya kamuoyuna nasıl sunuyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56818 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2-640x360.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="379" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" />Çin yalan ve manipülasyonları yeni değildir ve en az Çin tarihi kadar eskidir. Çin tarihinde Çin’in diş geçiremediği ya da tehdit olarak gördüğü devletlere karşı uyguladığı ‘Dünürleşme’ stratejisi ile Çinli prensesleri Türk hakanlarıyla evlendirdiği ve sonrasında vuku bulan parçalanma ve felaketleri bilmeyen yoktur. Çin bugün de bizzat büyükelçiliğinin web sayfası üzerinden Uygurların İslam’ı kılıç zoruyla kabul ettiği, Uygurların Türk olmadığı ve Doğu Türkistan diye bir yerin hiç var olmadığına dair uydurma bilgilerle dünyayı kandırmaya, gerçekleri saptırmaya devam etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplama kampları gerçeği de aslında 2014 yılından itibaren başlatılan ve fakat 2017 Nisan&#8217;dan itibaren yoğun bir şekilde açılan toplu cezalandırma merkezleri olmuştur. </span>Bu kamplar açıkça Hitler&#8217;in kampları, Stalin’in gulagları, Polpot’un ölüm tarlaları ile kıyaslanabilir!</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin kampların varlığını uydu görüntüleri, kamplardan çıkmayı başaranların röportaj ve şahitlikleri, polis, güvenlik görevlisi ve işçi alım ilanları ile mesele iyice ortaya çıktıktan sonra 2018 Ekim ayında kabul etmek zorunda kalmıştır. Fakat bir farkla ki bu işkencehaneleri “gönüllü” ‘Yeniden Eğitim Merkezleri’ ya da “gönüllü” ‘Mesleki Eğitim Merkezleri’ olarak dünyaya deklare etmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha önce ifade ettiğimiz gibi BMGK’daki konumunu ve birçok ülkeye sağladığı kredi ve vaatleri sopa olarak kullanan Çin, kendisini Doğu Türkistan’ı demografik, mental ve tarihi, kültürel birikimiyle birlikte yok etmek için gerekli olan izni de-fakto olarak almış görmektedir! Bu söylediklerim yani bir milletin etnik ve dini kimliğiyle birlikte yok edilmesine sessiz kalmak suretiyle onaylamak, korkunç bir şey olsa da maalesef bugün Doğu Türkistan’ın yaşadığı bunun dışında bir şey değildir. </span></p>
<p><b>İnsanlar kamplarda nasıl götürülüyorlar ve kamplarda ne gibi uygulamalar söz konusu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 Ağustos&#8217;tan bu yana Sincan Uygur Özerk Bölgesi Parti Sekreteri olan Chen Quanguo’nun Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in emriyle 2017 Nisan ayından itibaren Doğu Türkistan’daki Uygur, Kazak, Kırgız ve Hui Müslümanları toplama kamplarına veya Çin’in resmî söylemiyle zorunlu “Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezleri”ne göndermesi, Çin için yüz kızartıcı yeni bir fiil anlamına gelmektedir. Çin, kampların amacını </span><b>“terörizm, ayrımcılık, aşırılık ve dinî faaliyetleri durdurmak” </b><span style="font-weight: 400;">olarak ifade etmektedir. Herhangi bir mahkemede yargılanmayan, kendilerine bir suç isnat edilmeyen, evlerinden, yurtlarından, eş ve çocuklarından zorla koparılan bu masum insanlar her geçen gün genişletilen bu kamplara alınmaktadır. Kamplardaki insanların sayısı her geçen gün artarken uygulanan işkence, organ ticareti ve diğer zulümler neticesinde binlerce insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin, tutuklamaları </span>“suçu önceden önleme prensibi” çerçevesinde gerçekleştirdiğini söylemektedir! Yani hukukun temel ilkesi olan ‘masumiyet karinesi’ hiçe sayılmaktadır.</p>
<blockquote><p>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2014’te “aşırı dincilik zehrinin” ortadan kaldırılması için baskı siyasetinin uygulanması gerektiğini savunarak keyfî tutuklamalara zemin hazırlamıştır.</p></blockquote>
<p>Mayıs 2014’te “Teröre Karşı Sert Darbe Kampanyası” başlatılmış, yayımlanan “75 aşırılık belirtisi”nden birini gösterenlerin ihbar edilmeleri istenmiştir. 2015’te ÇKP Sekreteri Zhang Chunxian’ın, “vuran elin ve eğitim elinin sert olması gerektiği”<span style="font-weight: 400;"> şeklindeki sözleri, kamplarının temel mantığını oluşturmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 Ocak 2016 Terörle Mücadele Yasası ve 29 Mart 2017 Sincan’daki Aşırılığı Yok Etme Yönetmelikleri’nin yürürlüğe girmesi ile ilgili hükümet birimlerine sadece silahlı operasyonları değil, eğitim ve propaganda çalışmaları konusunda da faaliyetleri arttırma direktifi verilmiştir. Böylelikle Doğu Türkistan’daki her olay terörle irtibatlandırılarak cezalandırılabilir, olaylara müdahale sırasında polisler serbestçe ateş edebilir, gece baskınlarıyla tutuklama yapabilir, mahkeme kararı olmadan hapsedebilir hâle gelmiştir. Bu süreçte Doğu Türkistanlılar açık hedef yapılırken Müslüman halka topyekûn </span>“terörist”<span style="font-weight: 400;"> muamelesi yapılmaya başlanmış, 2016 yılı Ağustos ayında Chen Quanguo’nun bölgeye atanmasıyla birlikte bir yıldan az bir sürede, 90.866 polis alımı yapılmıştır. </span></p>
<h5>Bir Çadıra Sahip Olmak Toplama Kampına Alınmak İçin Yeterli</h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir çadıra ya da pusulaya sahip olmak, mutfağında birden fazla bıçağı olmak, pasaportu olmak, yurt dışına çıkmak ya da yurt dışına çıkan birisiyle konuşmak, başkalarına günah işlememesini söylemek, fazladan yiyeceğe sahip olmak, kahvaltıyı güneş doğmadan önce yapmak, alkol ve sigara kullanmaktan kaçınmak, sakalı olmak ya da başörtüsü takmak, camiye gitmek, namaz kılmak, oruç tutmak, DNA örneği alınmasına izin vermemek, bazı sosyal medya uygulamaları kullanmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak, üzerinde ay yıldız olan tişört giymek ya da bu sembolleri bir şekilde kullanmak bir kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamplarda hemen her iş ve meslek grubundan insanın bulunduğu bilinmektedir: öğrenci, çiftçi, esnaf, iş adamı, âlim, din adamı, akademisyen, yerel yönetim çalışanları, memurlar, işçiler, sanatçı ve sporcular; kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlılar. Uygur, Kazak, Kırgız ve Hui Müslümanlar, olabilecek en geniş şekilde kamplara alınmıştır. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Toplama kampları Doğu Türkistan’ın tamamına yayılmıştır. İnsanlar kendilerine isnat edilen suçların yazıldığı bir itirafnameye zorla imza attırılmakta, sonrasında mahkeme kararı olmaksızın süreç yasallaşmaktadır! Hatta bazılarına uzun bir suç listesi verilerek, “kendilerine suç beğenmeleri” istenmektedir! </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kamp toplamda 1.000-1.200 civarında koğuş ve 60’tan fazla binadan oluşmakta ve 16 metrekarelik bir koğuşa 20 insan sığdırılmaktadır. Kamplar dikenli tellerle çevrili, kat kat güvenlik sistemleriyle güçlendirilmiş duvarlarla örülü; izleme kuleleri, onlarca polis ve asker tarafından korunmaktadır ve insanlar bu işkencehanelerden asla ne zaman çıkacaklarını bilememektedir. İnsanlar ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim merkezlerinde, hastane, depo, hangar, gar ve fabrikalarda, yer altı zindanlarında ve bazen çöllerde bazen mahallelerde kurulan toplama kamplarında tutulmaktadır ve bu kamplar sürekli olarak genişletilmektedir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Zoraki mahkumlara işkence ve asimilasyon programları uygulanmakta, bu kişilerin haklarının yakınları tarafından takibine dahi izin verilmemekte, nerede tutuldukları bildirilmemekte, hatta çoğu zaman yaşayıp yaşamadıkları bilgisi bile verilmemektedir. </span><span style="font-weight: 400;">Nitekim 3 yıldır aileleriyle görüşemeyen insanlar bulunmaktadır.</span></p></blockquote>
<p>Tanıkların ifadelerine göre toplama kamplarında yapılan işkenceler şu şekildedir:<span style="font-weight: 400;"> Yaz aylarında sadece iç çamaşırıyla sıcak taş üzerinde; kış aylarında da çıplak ayak buz üzerinde bekletme, dayak, elektrik şoku verme, hastalık durumlarında müdahale etmeme, uykusuz bırakma, uzun süre hücre hapsinde tutma, uzun süre kelepçe ile bırakma, uzun süre kafasında siyah çuval olduğu hâlde bekletme, tuvalet ihtiyaçlarının giderilmesini kısıtlama, aşırı kalabalık odalarda tutma, aç ve susuz bırakma ya da yeterli yiyecek vermeme, su tanklarına daldırma ya da soğukta üzerine soğuk su dökme, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları bu hâldeyken copla dövme, elektrik verme, değişik acı verici nesnelerle dövme ve eziyet etme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gergin pozisyonda tutma, günlerce hareketsiz bir şekilde kaplan koltuğu denen koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma, düzenli olarak verilen içeriği bilinmeyen ilaçlarla güçten düşürme ve itaate zorlama, zoraki kürtaj ve doğum kontrol uygulamaları, erkeklerin kısırlaştırılması, tecavüze uğrayan birini izlemeye zorlama ve toplu tecavüz.</span></p>
<p><b>Salgın döneminde Doğu Türkistan&#8217;da yaşamak nasıl bir hâl aldı? Çin hükümetinin kurduğu &#8220;yeniden eğitim kampları&#8221;nda Covid-19&#8217;a yakalanmış hastalarla ilgili bilgi alabiliyor muyuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56819 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-3.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="402" height="268" />Çin’in karartmaları nedeniyle ne kampların sayısı ve yeri ne de buralarda tutulan insanların içinde bulunduğu koşullar tam olarak bilinebilmektedir. Benzer şekilde, yaşanan koronavirüs (covid-19) salgınının bu kamplardaki insanları nasıl etkilediği konusu da büyük bir muamma olarak durmaktadır. </span><span style="font-weight: 400;">Salgınının Doğu Türkistan’da ne kadar yayıldığıyla ilgili olarak Çinli yetkililer “devlet sırrı” diyerek konuşmayı reddetmektedirler. </span><span style="font-weight: 400;">Bütün dünyada virüsün yayılma hızını durdurmak için insanların bir araya gelmesi, toplanması yasaklanırken Çin, 3 milyona yakın insanın tutuklu olduğu toplama kamplarını boşaltmayı reddetmektedir. Eğer virüs kamp polisleri ya da görevliler yolu ile tek bir mahkûma bile bulaşırsa, hastalık kalabalık ve hijyenik olmayan yaşam alanları sebebiyle kamplarda normale göre onlarca kat daha hızlı yayılacaktır. Kapalı alanda yer yer 20.000’den fazla insanın yaşadığı belirtilen toplama kamplarında her türlü salgın riski zaten oldukça yüksektir; dolayısıyla virüsün kamplara bulaşması durumunda buralardaki ölüm oranlarının da bir hayli yüksek olacağı tahmin edilmektedir.</span></p>
<p><b>Çin&#8217;deki yeni Covid-19 vakalarının tamamının Doğu Türkistan&#8217;da olduğuna dair haberleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle bu haberin doğru olduğuna inanmak güç. Çin’deki hastalarla ilgili haberler yanılmıyorsam Nisan ayının sonlarında bıçak gibi kesildi. 1.44 milyarlık ülke bir hafta önce virüs nedeniyle perişan haldeyken bir hafta sonra virüs rakamlarındaki ilerleyiş durdu ve bir daha da küçük hareketler dışında ilerlemedi. Bağımsız kaynaklar daha bahar aylarında virüs nedeniyle 50 binden fazla kişinin ölmüş olabileceğini ifade etmişlerdi. Her iki türlü de kuşku uyandıran bir durum var. Yani eğer Çin’de hastalık bittiyse bu aşı bulunduğu anlamına gelmekte, yok bulunmadıysa bu kez ölümlerin devam ediyor rakamların yükseliyor olması gerekmekte. Yani burada da bir yanıltma ya da karartma durumu var. Yani hastalık tahminime göre Çin’in önemli bir bölümünde devam etmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da virüsün son dönemlerde yeniden artmasıyla ilgili haberi ise Çin haber ajansı Xinhua’dan alalım. Ajansa göre 15 Temmuzda hastanelerde bir kişi bile bulunmazken, 5 Ağustosta 17,301 kişinin virüs vakasıyla hastanelerde yattığı ve Çin’in farklı bölgelerinden Doğu Türkistan’a 1900 civarı doktor ve hatırı sayılır miktarda sağlık ekipmanı gönderildiği belirtiliyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Virüsün Doğu Türkistan’ın Müslüman halklarına karşı bir silah olarak kullanılma ihtimali hep vardı ve hatta yarınlarda toplama kamplarındaki cinayetlerin virüs nedenli ölümler olarak açıklanma endişesini hak örgütleri ve diasporadaki Uygurlar sürekli olarak dile getirmektedirler. </span></p></blockquote>
<p><b>Soykırım iddialarıyla ilgili ne söyleyebilirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da yaşananların bir soykırım olduğuyla ilgili hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Fakat soykırımın ispatlanması gerekmektedir ki bunun için BM İnsan Hakları Komisyonu ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soruşturmaların başlatılması gerekmektedir. Bu kadar tanıklık ve deliller bulunurken bu soruşturmaların başlatılmaması da ayrıca bir muammadır!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre soykırım; millî, etnik, ırki veya dinî bir grubu, sırf bu niteliği nedeniyle kısmen veya tamamen yok etmek kastıyla aşağıda sayılan fiillerin işlenmesidir: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup üyelerini öldürmek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup üyelerine ciddi biçimde bedensel veya zihinsel zarar vermek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grubun fiziksel varlığını tamamen veya kısmen ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasıtlı olarak değiştirmek </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup içinde doğumları bilinçli olarak önlemeye yönelik tedbirler dayatmak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gruba ait çocukları bir başka gruba zorla nakletmek</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin sayılan maddelerin tamamıyla ilgili şaibelidir ve özellikle dört ve beşinci maddeler çerçevesinde ise soykırım suçlusudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da ayrıca Kültürel Soykırım kapsamına giren onlarca fiil bulunmaktadır. “Bulaşıcı bir hastalık” olarak görülen dinî değerlerin tamamına yönelik saldırılar, cami, medrese ve İslam kültür öğesi eserlerin yıkılması; ahır, diskotek ve bar olarak amaç dışı kullanımları dâhil olmak üzere yapılan saldırılar, Bir Kuşak Bir Yol projesi güzergâhında bulunan Müslümanlara ait köy ve kasabaların tüm kültürel ve tarihî dokularıyla birlikte yerle bir edilmesi ve bu yerlerin ahalisinin farklı bölgelere sürgün edilmesi, 18 yaşından küçüklerin, memur, işçi, ÇKP üyeleri, öğrenci, emekli ve kadınların ibadet yerlerine girmesi ve ibadet etmesinin yasaklanması, Ramazan ayında oruç tutmanın yasaklanması, Müslümanlara ait mezarlıkların yok edilmesi ya da taşınması, Müslüman ahaliye domuz eti yedirme ve alkol kullandırma, çocukların sünnet ettirilmesinin yasaklanması, evlilik ve cenaze törenlerinin örfe uygun yapılmasının yasaklanması, Türk kızlarının zorunlu olarak Çinli erkeklerle evlendirilmesi, toplumun lider ve aydınlarının, akademisyenlerin toplama kamplarına kapatılmak suretiyle topluma yön verecek isimlerden toplumun mahrum bırakılması, dinî ve millî bayramların yasaklanması, ürünlerin “helal” olarak etiketlenmesinin yasaklanması ve helal etin Müslümanların yemesi haram olan domuz etiyle birlikte satılması, Uygurlara verilmiş anadilde eğitim hakkının yasaklanması ve Çincenin tüm okullarda zorunlu dil hâline getirilmesi, Uygurca dinî ve millî eserlerin, Kur’an-ı Kerimlerin toplanarak yakılması, bu eserleri okumanın ve bulundurmanın yasaklanması, buna mugayir davrananların hapis cezasına çarptırılması bunlardan bazılarıdır.</span></p>
<p>Son olarak<span style="font-weight: 400;"> şunları ifade etmek isterim ki bugün Doğu Türkistan insanlığın göstergesi konumundadır. Doğu Türkistan’a bakarak halimizi hesap edebiliriz. Bugün 8 milyarlık insanlık ailesinin sırtını döndüğü Doğu Türkistan, yarın herkesin gerçeği haline gelebilir. Bunu söylerken bir kehanet ya da komplo teorisi oluşturmuyorum. Tarih bunun nice örnekleriyle doludur. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/">&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İHH Depremden Etkilenen Süryani Kilisesi&#8217;ne Yardımda Bulundu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/ihh-depremden-etkilenen-suryani-kilisesine-afadin-yonlendirmesiyle-yardimda-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2020 12:55:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47410</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı, Elazığ'daki depremde hasar gören Süryani Kadim Kilisesi'ne AFAD’ın yönlendirmesiyle çadır, gıda, elektrikli soba ve battaniye yardımında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/ihh-depremden-etkilenen-suryani-kilisesine-afadin-yonlendirmesiyle-yardimda-bulundu/">İHH Depremden Etkilenen Süryani Kilisesi&#8217;ne Yardımda Bulundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ ve Malatya’daki depremin ardından bölgeye ulaşan İHH ekipleri, arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasının ardından yaraların sarılması için faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda, depremden dolayı ağır hasar alan 200 yıllık Süryani Kadim Kilisesi&#8217;ne çadır, gıda, elektrikli ısıtıcı ve battaniye ulaştıran İHH ekipleri, kilisenin bahçesine çadır kurdu.</p>
<p>Süryani Kadim Kilisesi Ruhani Rahibi Muşe Dağ, deprem gecesi kilisede oturuyorlarken sallantıyı hissettiklerini anlattı. Depremin uzun sürmemesi nedeniyle kiliselerinin depreme dayanabildiğini ama çatlakların oluştuğunu aktaran Rahip Dağ, depremde hayatını kaybeden, yaralan ve evleri yıkılan insanlar için üzüldüklerini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/ihh-depremden-etkilenen-suryani-kilisesine-afadin-yonlendirmesiyle-yardimda-bulundu/">İHH Depremden Etkilenen Süryani Kilisesi&#8217;ne Yardımda Bulundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elazığ’daki Depremde Arama Kurtarma Çalışmaları Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/25/elazigdaki-depremde-arama-kurtarma-calismalari-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jan 2020 07:58:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[AKUT]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[UMKE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47324</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elazığ’ın Sivrice ilçesinde dün gece meydana gelen depremin ardından AFAD, AKUT, İHH ve UMKE ekipleri arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/25/elazigdaki-depremde-arama-kurtarma-calismalari-suruyor/">Elazığ’daki Depremde Arama Kurtarma Çalışmaları Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’ın Sivrice ilçesinde dün akşam saat 20.55’de 6,8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Çevre illerde ve ülkelerde de hissedilen depremde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı&#8217;nın (AFAD) verilerine göre; 21 kişi hayatını kaybederken, bin 30 kişi de yaralandı. Depremin ardından resmi kurumların yanı arama kurtarma ve insani yardım çalışmaları yürüten sivil toplum kuruluşları da seferber oldu.</p>
<p>İHH İnsani Yardım Vakfı Arama Kurtarmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yakup Işık, depremin ardından genel merkezde kriz masası oluşturduklarını ve bölgeye çadır, mobil aşevi, battaniye yardımı çalışmalarının yanı sıra arama kurtarma ekiplerinin de hem İstanbul’dan hem de çevre illerden Elazığ’a gittiklerini duyurdu. Arama Kurtarma Derneği (AKUT) da yakın yerleşim yerlerindeki ekipleri depremin hemen ardından arama kurtarma çalışmaları için Elazığ’a yönlendirdi. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) enkaz altında en az 39 kişinin olduğunu belirtti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-47325 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EPFr5RyWsAANofa-320x213.jpg" alt="" width="320" height="213" />Arama kurtarma çalışmaları AFAD, AKUT, İHH ve UMKE ekipleri tarafından sürdürülüyor. Ekipler Gezin ve Mustafa Paşa mahallesinde üç kişiyi sağ olarak kurtardılar. İstanbul, İzmir ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere yerel yönetimler de deprem için yardım ekiplerini bölgeye sevketti.</p>
<p>AFAD’dan yapılan açıklamada, 1.162 arama kurtarma personeli ve 233’in bölgeye sevk edildiği belirtilerek, vatandaşlara şu uyarılarda bulunuldu: “Afet bölgesindeki hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi gerekmektedir. Yollar acil yardım araçları için boş bırakılmalıdır. Depremden sonra evler terk edilirken, ortamda herhangi bir gaz kokusu olmaması halinde, doğalgaz ve su vanaları ile elektrik şalterleri kapatılmalıdır. Vatandaşlarımız, acil yardıma ihtiyaç duymadıkları sürece, telefonlarını kullanmamalıdır. Yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı ve engellilere destek olunmalıdır.”</p>
<p>İhtiyaç Haritası’nın depremin ardından açtığı destek hattı için<a href="https://ihtiyacharitasi.org/ihtiyac/elaziga-acil-destek-28500" target="_blank" rel="noopener"> tıklayın.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/25/elazigdaki-depremde-arama-kurtarma-calismalari-suruyor/">Elazığ’daki Depremde Arama Kurtarma Çalışmaları Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İnsani Yardım Sektörü, Teknolojiyi Ve Dijital İletişim Araçlarını Aktif Kullanmalı” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/insani-yardim-sektoru-teknolojiyi-ve-dijital-iletisim-araclarini-aktif-kullanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 08:09:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Sivil Toplumun Teknolojiye ve Dijital Dönüşüme Uyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Sivil Toplumun Teknolojiye ve Dijital Dönüşüme Uyumu adlı dosyamızda üçüncü olarak insani yardım alanında etkin bir STK olan İnsani Yardım Vakfı’nı (İHH) ele alıyoruz. 5 kıtada 135 ülkede savaş, afet, yoksulluk yaşanan bölgelere yardım götüren İHH, Türkiye’de kendi geliştirdiği yazılımı kullanan az sayıda STK’dan biri… İHH bünyesinde, veri analizi ve veri görselleştirme yapmakla görevli Enformasyon Birimi de bulunuyor. Vakfın teknolojiye ve dijital dönüşüme bakışını, Enformasyon Birimi yetkilisi Bekir Arslan ile konuştuk.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/insani-yardim-sektoru-teknolojiyi-ve-dijital-iletisim-araclarini-aktif-kullanmali/">“İnsani Yardım Sektörü, Teknolojiyi Ve Dijital İletişim Araçlarını Aktif Kullanmalı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>STK’ların teknoloji ve dijital dönüşüme uyumundan ne anlıyorsunuz? Teknolojinin sivil toplum çalışmalarına pozitif ve negatif etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma alanlarına tam yoğunlaşabilmeleri için teknoloji sektörünün çözümlerini örgütleri içerinde kullanabilmeyi anlıyorum. Uyum sağlandığında pozitif anlamda ciddi katkıları olabilir. Çünkü</span><span style="font-weight: 400;"> bu örgütlerin en büyük dezavantajı, bu alanlara kaynak aktarmada ve istihdam oluşturmada problem yaşamaları&#8230; Teknoloji, bu problemi minimize edebilir. </span></p>
<p><strong>İHH, Kendi Hazırladığı Yazılımı Kullanıyor</strong></p>
<p><b>İHH, faaliyetlerinde teknolojiyi ve dijital iletişim araçlarını ne ölçüde kullanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aktif olarak kullanmak zorundayız çünkü insani yardım sektörü diğer birçok sektörü kapsayan bir alan. Lojistikten kitle fonlamaya, finanstan bağış ve proje yönetimine, tedarik ve satın almadan, afet yönetimine kadar birçok alan var bu sektörde. İHH&#8217;da tüm bu operasyonları yönetebilmek için kendi bünyesinde hazırlanan bir yazılım ürününü kullanıyor : kuruma özel ihtiyaçların giderilmesi için hazırlanan ve teknik olarak ERP (operasyonel iş yönetimi) ve CRM (bağışçı ilişkileri yönetimi) karışımı bir ürün. Tabii ki çalışma alanlarının ve faaliyet sonuçlarının en başta bağışçılarına anlatılabilmesi için de belli stratejiler dâhilinde iletişim araçları kullanılıyor. </span></p>
<p><b> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46733 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/ihh-logo-2-320x180.jpg" alt="" width="320" height="180" />Bağış ya da gelirlerinizi artırmak için teknolojiden faydalanıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Az önce bahsettiğim yazılım ürünü fon artırımı için de örnek aslında.  Fonlarınızı, projelerinizi hızlı kullanabilir, bağışçılarınıza dönüşlerinizi verimli hale getirebilirseniz bağışlarınız da artar. </span></p>
<p><b>Türkiye Techsoup gibi Google, Microsoft, Facebook gibi sivil topluma ücretsiz destek veren ya da bağış yapan kurumların hizmetlerinden haberdar mısınız? Bunlardan ne ölçüde yararlanıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet bu kuruluşların sivil toplum için verdiği hizmetleri kullanıyoruz. Bazı yazılım altyapılarıdan ve reklam ürünlerinden faydalanıyoruz. </span></p>
<p><b>Dijital iletişim stratejiniz ve doğrudan iletişimden sorumlu bir personeliniz var mı? Sosyal medya hesaplarınızı aktif olarak kullanıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İletişim stratejilerimiz en başta Yayın Kurulu ve İletişim Divanı gibi komisyonlar ile Medya ve Halkla İlişkiler birimlerimiz tarafından belirlenip geliştiriliyor. Bu kararlar her türlü iletişim kanalı vasıtasıyla kullanılmaya çalışılıyor. Günlük içerikler hazırlanıyor diyebilirim. </span></p>
<blockquote><p>İHH’nın Veri Analizi Ve Veri Görselleştirmeden Sorumlu Birimi: Enformasyon Birimi</p></blockquote>
<p><b>Dijital iletişim kanallarınızın etkisine dair bir ölçümleme, etki analizi yaptınız mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Çeşitleme ölçümleme çözümleriyle zaman zaman bu analizler yapılıyor. </span></p>
<p><b>Veri analizi ve veri görselleştirme yöntemleri hakkında bilgiye sahip misiniz? Çalışmalarınız değerlendirmek için veri analizi ve veri görselleştirme yapıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Sadece bu işi yapmak için kurulmuş bir birim var Vakıf içerisinde… Piyasadaki karşılığı veri analitiği ve iş zekâsı olan bu birim, Enformasyon Birimi. Ben de bu birimde görevliyim. </span></p>
<blockquote><p>Bağışçılara en iyi hizmeti sunmak için, teknoloji önemli bir araç.</p></blockquote>
<p><b>Teknolojik gelişmelerin hızına uyum sağlamak gibi bir kaygınız var mı?  Var ise bunun için neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46712 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/ihh-3-640x349.jpg" alt="" width="400" height="218" />Elbette. Kapasite artırım çalışmalarına giren faaliyetler bunlar. Temelde bağışçılara en iyi hizmeti sunabilmeyi amaçlayan bir gayret var. Bunun için de teknoloji önemli bir araç. Biraz önce bahsettiğim yazılım ürünü ve Enformasyon birimi buna örnek olabilir. </span></p>
<p><b>Teknolojik dönüşümlere uyum sağlama konusunda, Türkiye’de sivil toplumun kapasitesine ilişkin değerlendirmeniz nedir? Türkiye’de sizce teknolojiyi iyi kullanan ve dijital iletişim araçlarında etkin-başarılı STK’lar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapasite artırımı ve AR-GE alanına ne kadar yatırım yapabildiğinize ve kaynak ayırabildiğinize bağlı olarak değişir bu uyum sağlama konusu&#8230; İHH bunun gayreti içerisinde. Teknoloji kullanımı kurumların kendi iç çözümleri olduğundan dolayı detaylı fikre sahip olamam ama dijital iletişim konusunda başarılarını gözlemlediğim Kızılay, Darüşşafaka, LÖSEV gibi kurumlar ve Ahbap, İhtiyaç Haritası gibi oluşumları sayabilirim. </span></p>
<p><b>Yapay zekâ, kodlama, Blockchain gibi yeni gelişmelerin sivil topluma etkilerine ilişkin verilecek eğitimler sizce gerekli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle gerekli. Kapasite artırımlarına doğrudan katkı yapacak gelişmeler bunlar. Her oluşuma dokunan çözümleri de var üstelik. </span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birkaç kez “kapasite artırım” ifadesini kullandığım için İHH bünyesinde bu alandaki çalışmaları da sayabilirim kısaca. Enformasyon Birimi’nden bahsetmiştim. Ayrıca, ulusal ve uluslararası itibarın korunması amacıyla çalışan Uyum Birimi, kendi iç denetimlerimizi sağlayan Kontrol-Denetim Birimi, çalışma alanları için risk analizleri yapan Güvenlik Birimi ile birlikte, İHH’nın bilgi kaynaklarını korumak ve yönetmek amacıyla, yasal zorunluluk olmasa da, aldığımız Bilgi Güvenliği ve Yönetim Sistemi ISO 27001 sertifikası, kapasite artırım çalışmalarından bazıları…</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/insani-yardim-sektoru-teknolojiyi-ve-dijital-iletisim-araclarini-aktif-kullanmali/">“İnsani Yardım Sektörü, Teknolojiyi Ve Dijital İletişim Araçlarını Aktif Kullanmalı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 14:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[Utoya Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36390</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH Mütevelli Üyesi Osman Atalay, Yeni Zelanda'daki terör sardırısına karşı Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlemantosu'na çağrıda bulunurken; Yazar Yıldız Ramazanoğlu da, saldırının Norveç’in Utoya Adası’nda 69 kişinin öldürüldüğü katliama benzediğini belirterek, “Avrupa değerlerindeki çürümeyi radikal biçimde gözden geçirmeli” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/">Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Zelanda&#8217;nın Christchurch kasabasında cuma namazı sırasında 49 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör saldırısı düzenlendi. Katliamda hayatını kaybedenler için Fatih Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılınırken, Özgür-Der konuyla ilgili yaptığı ilk açıklamada, “Cuma namazı sırasında iki camiye yönelik terör saldırısında katliam yaşandı! Bu saldırı batı emperyalizminin İslam düşmanı politikalarının eseridir” ifadelerine yer verdi. Hak İnisiyatifi de açıklamasında, saldırıyı kınarken,  uluslararası toplumu ırkçı-islam karşıtı saldırganlığa karşı tavır almaya çağırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-36393" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/3216-e1552649680680.jpg" alt="" width="360" height="352" /></p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği Başkanı Mehmet Arif Koçer, ölenlere rahmet, ailelerine sabır dilerken; &#8220;Yeni Zelanda’da yaşanan vahim saldırı dünya yüzünde dinsel (veya etnik) farklılıklara dönük tahammülsüzlüğün , kimilerince körüklenen nefret söyleminin insanlığı uçuruma sürüklediğini gösteren vahim bir olaydır. &#8221; dedi.</p>
<p><strong>BM ve AB Parlementosuna Çağrı</strong></p>
<p>İHH (İnsani Yardım Vakfı) Mütevelli Üyesi Osman Atalay da, Yeni Zelanda’daki terör saldırının dünyada İslamofobya’nın geldiği noktayı özetlediğini belirterek; “Birleşmiş Milletler ve AB Parlamentosu da bu meseleye çok ciddi bir şekilde yaklaşmalıdır. Çünkü insanların inançlarını gerçekleştirdikleri kutsal mekanların savaş olurken bile korunması ve dokunulmaması yönünde aldığı kararlar vardır. Camiler savaş zamanında dahi korunurken, bir terörist camiye girerek insanları tarıyor” dedi. Tüm terör saldırılarının kinden ve nefretten beslendiğine dikkat çeken Atalay, İslamofobya ile beslenen psikolojisi bozuk insanların bu tarz katliamlara daha yatkın olduğunu kaydetti. Dünyada bu tarz terör eylemlerinin sıkça yaşanmaması için önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Atalay;  &#8220;Diğer insan hakları örgütlerinin de bu teröriste ve terör saldırısına gereken cevabı vermelidir ki, dünya herkes için herkes için huzurla yaşanılan bir yer haline gelsin” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;İslam Dünyası Ve Avrupa Şiddet Döngüsüne Karşı Ortak Çalışmalı&#8221;</strong></p>
<p>Christchurc saldırısının 2011’de Norveç’te yapılan katliama benzediğini belirten Yazar Yıldız Ramazanoğlu, “Norveç&#8217;in Utoya Adası&#8217;nda 69 genç insanı sadece Müslümanlara taviz verdikleri gerekçesiyle öldüren ırkçı cani Anders Brevnik&#8217;i binlerce insan desteklemiş, yüzlerce kadın evlenme teklif eden mektuplar yazmıştı. “ hatırlatmasında bulundu. Katliamın ‘böyle bir kahramanlığı yaratan Avrupa İslamofobisinin sonuçlarından biri’ olduğunu belirten Ramazanoğlu, “Sonra karanlık biçimde Daeş üretiliyor mütekabiliyet için. Şiddet ve kötülük yanlılarına temel insani ilkelerimizle cevap vermeliyiz. Aliya’nın dediği gibi ‘onlar bizim öğretmenimiz değil’ Avrupa değerlerindeki çürümeyi radikal biçimde gözden geçirmeli. İslâm dünyası ve Avrupa, şiddet döngüsüne karşı ortak çalışmalı ve birlikte yeni bir dünya kurmalıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36392" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484-640x944.png" alt="" width="360" height="531" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484-640x944.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484.png 700w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />&#8220;Kaos ve Aşırı Şiddet ile Tarafları Kutuplaştırarak Neticeye Varmak&#8221;</strong></p>
<p>Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara da twitterde katliamı yapan Brenton Tarrant’ın  sosyal medyadan yayınladığı manifestoyu yorumlarken, “Terörist Tarrant, manifestosunda çok yüksekten gidiyor.  Mealen: Bu tür aydınlatıcı, ön açıcı eylemler ile Batı&#8217;yı kuşatmış nihilizm (hiçcilik), hedonizm (zevkçilik), bireyselcilik hastalıklarını yok etmek amacıyla toplumu kutuplaştırmak ve mücadeleye ivme kazandırmak… Bu ifadeler yabancı değil. İslam alemindeki terör örgütleri de yine &#8220;toplumsal aydınlanma&#8221; ve kutuplaştırma suretiyle Batı&#8217;yla ve tağutlarla mücadelede bir ivme yaratma amaçlarını her zaman beyan etmişlerdir. Malumdur ki terörizm zaten bunu başarmaya çalışıyor.” Değerlendirmesinde bulundu. Sosyal medyadan yayınlanan manifestoya bakıldığında saldırının basitçe ‘aşırı sağ’ olarak yorumlanamayacağını belirten Büyükkara, “Bu epeydir gelişen bir trend ve modern dünyanın temel sorunlarını sağ, sol demeden temsil ediyor. Sağ motiflerle birlikte sol motifleri de ağırlıklı olarak ihtiva eden, içinde çevreciliğin, adaletsiz gelir dağılımının, etnik otonominin, işçi haklarının da yer aldığı bir karma söylem bu. İslamofobik tavır da buna eklemlenmiş demek ki. Daha etraflıca olayı değerlendirmek gerek.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/">Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplama Kampları Kapatılsın!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 18:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34323</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH, 4 STK ile birlikte Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek amacıyla vakıf genel merkezinde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısı yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/">Toplama Kampları Kapatılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı, hem Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek hem de bölgede kurulan Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısında bulunmak amacıyla İHH Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür &#8211; Der), İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum &#8211; Der) ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD)’nin de katılım sağladığı toplantıda bölgede kurulan Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısı yapıldı.</p>
<p class="p3"><strong>“Ne Çinciyiz ne Amerikancı!”</strong></p>
<p class="p1">Konuşmasına, “Doğu Türkistan, erkeklerin bile ağlayamadığı bir yer” diyerek başlayan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Arakan örneğini vererek Myanmar’da da çok zulümler yapıldığını ama erkeklerin hiç olmazsa ağlayarak dünyaya seslerini duyurabildiklerini hatırlattı. Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p class="p1">“Biz Doğu Türkistan meselesini gündeme getiriyoruz diye özellikle sosyal medyada ‘Siz Amerikancı mısınız?’ diye yaygara koparanlar oluyor. Şu iyi bilinsin ki biz Amerika’yı lanetliyoruz. Kudüs’ü sözde başkent ilan eden Amerika’yı tanımıyoruz. Birileri bizlere buna rağmen hala Amerikancı dıyorsa onları da lanetliyoruz. Biz ne Çinciyiz ne Amerikancı.</p>
<p class="p1">Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın Doğu Türkistan hassasiyeti bilinmektedir ve bu bize miras kalmıştır. Çin, ticari olarak İslam dünyasına mecburdur. İslam dünyası Çin’e şunu demelidir: Eğer Doğu Türkistan’a zulmetmezsen biz seninle ticari işbirliğine varız. Yoksa biz yokuz. Müslüman liderlere de sesleniyorum: Doğu Türkistanlı bir çocuğun gözyaşı Çin’in size verdiği paradan bin kat daha değerlidir. Bunu sakın unutmayın.</p>
<p class="p1"><img decoding="async" src="https://www.ihh.org.tr/public/news/4/4149/bulent-yildirim1.jpg" alt="bulent-yildirim1.jpg" /></p>
<p class="p3"><strong>“Mahremiyet bitiriliyor”</strong></p>
<p class="p1">Çin, Kültür Devrimi adı altında bir sürü kamp kurdu. Alıyorlar insanları ve bu kamplarda işkenceye tabi tutuyorlar. Oradan bir şekilde kurtulanlar bize şunları anlatıyor: Kadın tutukluların yüzlerine sigara söndürüyorlar. Elektrik veriyorlar. Soğukta bekletiliyorlar. Yoğun ve parlak ışıkta bekletiliyorlar. Uykusuz bırakılıyorlar. Aç ve susuz bırakılıyorlar. Ellleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılıyorlar. Buraya getirilen insanların evlerine de Kardeş Proje kapsamında Çinli erkekler yerleştiriyorlar. İkiz kardeş ilan ediyorlar. Böylelikle de mahremiyet bitiriliyor.</p>
<p class="p1">Bu kamplar niçin kuruldu? Bu kamplarda neler yaşanıyor? Bu kampları ziyaret etmek isteyenler neden engelleniyor? Batı emperyalizminin oyununa gelmeyin. Biz biliyoruz Amerika’nın ne olduğunu. Kudüs’te ne yapmak istediğini de iyi biliyoruz. Çin, Amerika’nın oyununa gelmesin. Doğu Türkistan’da eğer gerekeni yapmazsanız Çin içerisindeki Siyonist güçlerin sizi nasıl esir alacağını da iyi göreceksiniz.</p>
<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.ihh.org.tr/haber/toplama-kamplari-kapatilsin" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/">Toplama Kampları Kapatılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Myanmar’da Yaşanan Katliamlara Sadece Nobel Ödüllü Devlet Başkanı Değil, Dünya da Sessiz Kalmış Durumda&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/12/myanmarda-yasanan-katliamlara-sadece-nobel-odullu-devlet-baskani-degil-dunya-da-sessiz-kalmis-durumda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2017 13:09:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arakanlı Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Myanmar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Myanmar’dan kaçıp Bangladeş’e sığınan sivillerin sayısı 300 bini aşarken bölgede insani tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor.  Son olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, Myanmar ordusunun Arakanlı müslümanlara yönelik operasyonlarını “vahşi ve ölçüsüz” olarak tanımladı. Öte yandan kaçan Müslüman nüfusun geri dönmesini engellemek için sınıra mayınların döşendiği de kamuoyuna [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/12/myanmarda-yasanan-katliamlara-sadece-nobel-odullu-devlet-baskani-degil-dunya-da-sessiz-kalmis-durumda/">&#8220;Myanmar’da Yaşanan Katliamlara Sadece Nobel Ödüllü Devlet Başkanı Değil, Dünya da Sessiz Kalmış Durumda&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Myanmar’dan kaçıp Bangladeş’e sığınan sivillerin sayısı 300 bini aşarken bölgede insani tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor.  Son olarak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin, Myanmar ordusunun Arakanlı müslümanlara yönelik operasyonlarını “vahşi ve ölçüsüz” olarak tanımladı. Öte yandan kaçan Müslüman nüfusun geri dönmesini engellemek için sınıra mayınların döşendiği de kamuoyuna yansıyan iddialar arasında. Myanmar&#8217;ın Nobel ödüllü fiili lideri Aung San Suu Kyi ise, şiddet olaylarını hafife aldığı ve müdahale etmediği için insan hakları örgütlerinin eleştiri odağında. Myanmar-Bangladeş sınırında insani dram devam ederken biz de mikrofonumuzu 21 yıldır bölgede yardım faaliyetleri düzenleyen İHH-İnsani Yardım Vakfı’na uzattık. İHH İnsani Yardım Vakfı Medya Koordinatörü Mustafa Özbek ile bölgedeki son durumu ve insani yardım çalışmalarını konuştuk.</p>
<p><span id="more-19009"></span></p>
<p>Röportaja geçmeden önce İHH ailesine küçük bir sitemim de olacak. Kendilerine türlü vesilelerle ulaşmaya ve görüşlerini almaya çalışıyorum. Bu röportaj, bununu için bir ilk olacak. Sivil toplum haberciliği yapan bizler için daha ulaşılabilir olmalarını umuyorum.<strong>*</strong></p>
<p><strong><em>Myanmar’da</em> neler oluyor? Bölgede son durum nedir?</strong></p>
<p><em>Myanmar’da son 20 günde 2 binden fazla kişi öldürüldü. Öldürülenlerin çoğu kadın ve çocuk. Bölgede 2-3 bin civarında kişi yaralı durumda. Myanmar&#8217;da 2 binden  fazla ev, cami, Kuran kursu, medrese, okul ve dükkân yakıldı; 70&#8217;e yakın köy boşaltıldı. Bangladeş Hükümeti mülteci girişini engellemeye çalışsa da son dönemde geçişlere izin vermesiyle birlikte 300 binden fazla Müslüman Bangladeş’e giriş yaptı. Bölgede göç akını devam ediyor. İnsanlar kilometrelerce yürüyerek sınıra ulaşmak ve hayatlarını kurtarmak istiyor. Ve yine bu insanlar yolculukları sırasında gerek saldırılarda, gerekse nehirde teknelerin batması sonucu yaşamlarını yitiriyorlar.</em></p>
<p><strong><em>Olayların geçmişini bir de sizden dinleyebilir miyiz?</em></strong></p>
<figure id="attachment_18266" aria-describedby="caption-attachment-18266" style="width: 267px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18266" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Mustafa-Özbek-Arakan27da.jpeg" alt="" width="267" height="177" /><figcaption id="caption-attachment-18266" class="wp-caption-text">Solda İnsani Yardım Vakfı Medya Koordinatörü Mustafa Özbek</figcaption></figure>
<p><em>Birlemiş Milletler raporlarına göre Rohingya Müslümanları, dünyada en çok haksızlığa uğrayan, zulüm gören etnik gruplardan biri. Myanmar Hükümeti&#8217;nin yok sayma politikaları ve Budist çetelerin saldırıları, müslümanların bu bereketli topraklardan silinip yok edilmesini amaçlıyor. Toplam nüfusu 3.5 milyonu bulan Rohingya müslümanlarından yalnızca 800 bini ana vatanları Arakan’da yaşayabiliyor. Geriye kalanlar ise farklı ülkelerde mülteci.</em></p>
<p><em> </em><em>Yaklaşık 250 yıldır baskı ve şiddet altında yaşayan Arakanlı müslümanlar, farklı tarihlerde defalarca katliama uğradı. 1942 yılında Minbya kasabasında yaşanan katliam da bunlardan biri. O yıl Budist çeteler, korkunç bir şekilde kadın çocuk demeden müslümanları mızraklarla katletti. Kadınları, tecavüz ettikten sonra vahşice öldüren çeteler, katliamın ardından bölgeyi yağmaladı. Kısa sürede bütün Arakan’a yayılan ve yaklaşık 40 gün süren saldırılarda en az 150  bin Arakanlı Müslüman katledildi, köyler yağmalanarak yerle bir edildi. Benzer olaylar daha sonra defalarca tekrarlandı. Budist saldırıların benzeri Haziran 2012’de ve Ekim 2016 tarihlerinde gerçekleşti ve yine binlerce Müslüman katledildi.</em></p>
<p><strong>Çatışmaların Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu militanlarının polis noktalarına saldırmasıyla başladığı iddia ediliyor. Bölgeden elde ettiğiniz bilgilere göre bu iddia gerçeği yansıtıyor mu?</strong></p>
<p><em>Myanmar Hükümeti ilgili konuyu dillendiriyor. Bu konuda çok fazla bizlere ulaşan bilgi olmadı ama yerel kaynaklardan aldığımız bilgilerde bazı karakollara saldırı olduğu bilgisinin kesin olmamakla birlikte bölgede konuşulduğu söyleniyor. Bu iddia üzerine bölgede Myanmar ordusu suçlu/suçsuz ayrımı yapmadan çok zalimce bir operasyon düzenliyor. Yüz binlerce Müslüman bundan dolayı yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Yaşadıkları bütün köyler ordu mensupları ve radikal Budist çeteler tarafından yakılıyor.</em></p>
<p><strong> Myanmar’da insan hakları için mücadele ederken 15 yıl hapis yatan ve demokrasi yanlısı görüşleri nedeniyle yıllarca ev hapsinde kalan, fiili devlet başkanı, Nobel Barış Ödülü sahibi Suu Kyi,  şiddet olaylarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamasını nasıl karşılıyorsunuz?</strong></p>
<p><em>Myanmar’da yaşanan katliamlara sadece Nobel ödüllü devlet başkanı değil, dünya da sessiz kalmış durumda. Uluslararası mekanizmalar ilgili  saldırıları durdurmada ne yazık ki yetersiz kalıyor. Bununla ilgili tüm dünyada vicdan sahiplerine çağrıda bulunuyoruz ve şiddetin ve katliamların durdurulmasını temenni ediyoruz.</em></p>
<p><strong>Fiili hükümet müslümanlara yönelik şiddetti bir metod olarak mı görüyor? Şiddeti sonlandırmak için neler yapılabilir?</strong></p>
<p><strong> </strong><em>Bölgede yapılan operasyonlarda ne yazık ki sivil ayrımı yapılmıyor. İnsanlar suçlu olup olmadığına bakılmayan yaşadıkları bölgelerden sürülüyor. 70’den fazla köy yakılmış durumda. Binlerce ev yakılmış durumda. On binlerce insan yollara düşmüş hayatlarını kurtarmak için Bangladeş&#8217;e sığınmaya çalışıyor.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>Birleşmiş Milletler&#8217;in ve diğer uluslararası yardım kuruluşlarının Arakan hususundaki çabalarını yeterli buluyor musunuz?  Daha çok nasıl katkı sağlanabilir?</strong></p>
<p><em>İlgili kurumların bölgede çok fazla çalışması yok. Özellikle Myanmar’da BM çalışanları bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Dünya ilgili konuda daha fazla çaba göstermek zorunda. İnsanları yaşatmak için dünyadaki vicdan sahibi insanlar ve mekanizmalar harekete geçmek zorunda. Aksi durumda daha kötü bir duruma doğru gidiyor bölge.</em></p>
<p><strong>&#8216;Mülteci&#8217; konumuna düşen Arakanlı müslümanların ihtiyaçları nelerdir?</strong></p>
<p><strong> </strong><em>Gıda, ilaç ve tıbbi malzeme, branda, çocuk maması, elbise, hijyen ve yaşam malzemeleri ve barınma temel ihtiyaçları teşkil ediyor.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>-İHH olarak Arakan&#8217;a  yardımları nasıl sağlıyorsunuz , bizzat bölgeye gidiyor musunuz?</strong><strong><br />
<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18267 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/HH_Arakan_Yardımları-9.jpeg" alt="" width="318" height="217" /></strong><em>İHH, bölgede Arakanlı Müslümanlara yardımlarını düzenli olarak sürdürüyor. Hatta bölgede 21 yıldır yardım faaliyetlerimiz devam ediyor. Krizle birlikte çalışmalarımızı hızlandırdık. Halihazırda Rohingya müslümanlarına yönelik yardımlarını aralıksız sürdüren ve kurban çalışmaları için bölgede bulunan İHH İnsani Yardım Vakfı, katliamdan kaçanlara ilk günlerde acil gıda paketi yardımı ulaştırdı. Ayrıca da her aileye 15 dolarlık nakdi yardımda bulundu.</em></p>
<p><em> </em><em>Gıda yardımlarının yanı sıra İHH, her gün düzenli olarak Bangladeş sınırına ulaşan Arakanlı müslümanlara yardımlarını sürdürdü. İHH, vakıf olarak,  bu güne kadar Bangladeş’e göç eden Arakanlı Rohingya Müslümanları&#8217;na ilk günden beri ulaşmaya çalıştı. Bugüne kadar yapılan çalışma kapsamında 62 binden fazla insan ulaşıldı. Acil yardım çalışmalarımız kapsamında 4 bin 750 aileye gıda yardımı,  2 bin 250 aileye branda,  1050 aileye mutfak ve yaşam malzemesi,  2 bin  aileye nakit yardımı, 950 aileye kıyafet yardımı, 1500 kişiye sıcak yemek dağıtımı yapıldı. Ayrıca 30 yaralıya tedavi yardımı, sınırı geçenlere de anlık gıda dağıtımları yapıldı.</em></p>
<p><em>İHH ekipleri, müslümanlara yapılan zulmün bitmediği Arakan’da ayrıca toplamda 4 bin 550 adet hisse kurban keserek ihtiyaç sahibi kişilere ulaştırdı. Önümüzdeki günlerde İHH ekipleri kurban çalışmaları ve acil yardım çalışmaları kapsamında bölgede yardımlarını artıracak.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>Karşılaştığınız zorluklar nelerdir?</strong></p>
<p><em>Bölgede çalışma şartları çok zor. Çok sayıda insan bölgeye gelmeye devam ediyor. Kamplarda insanlar için yerler yok. Altyapı bölgede yok denecek kadar az durumda. Bölgede bütün alanlarda çalışma yapmak gerekiyor.</em></p>
<p><strong> </strong><strong>Türkiye&#8217;deki insani yardım örgütleri neler yapabilir? Arakanlılara yardım ve destek konusunda sivil toplum ve insani yardım kuruluşlarına düşen rol nedir?</strong></p>
<p><em>İlk günden itibaren bölgede bulunan İHH İnsani Vardım Vakfı ilk gelen mültecilere acil gıda paketi ulaştırarak hayata tutunmalarını sağlamaya çalıştı. Bölgede ihtiyaç çok. Bütün kurumlar çok fazla çalışma yaparak insanların ihtiyaçlarını gidermek zorunda.<strong>**</strong></em></p>
<p><strong>*</strong>Mustafa Özbek ile iletişimimi sağlayan Sayın Bilal Gündoğdu&#8217;ya buradan bir kez daha teşekkür ederim.</p>
<p><strong>**</strong> İHH üzerinden Arakanlı müslümanlara yardım etmek için <a href="https://www.ihh.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bu bağlantıyı</a> kullanabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/12/myanmarda-yasanan-katliamlara-sadece-nobel-odullu-devlet-baskani-degil-dunya-da-sessiz-kalmis-durumda/">&#8220;Myanmar’da Yaşanan Katliamlara Sadece Nobel Ödüllü Devlet Başkanı Değil, Dünya da Sessiz Kalmış Durumda&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MÜLTECİ DOSYASI: İHH</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/19/multeci-dosyasi-ihh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2015 12:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3187</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH Açık hapishaneye dönen kamplar uzun vadede insanları içinde tutmaya kadir olamayacaktır STK’lar hem yardımlar, hem savunuculuk, hem de barış arayışları konusunda gerekli duyarlılığı göstermedi Sorun sığınma krizinin sebebi olan savaşlar durdurularak çözülebilir 1. Suriyeli sığınmacılar sorununu, nedenleri, boyutları ve gelişimi açısından nasıl özetleyebilirsiniz? Türkiye bu sorunun altından kalkabildi mi? Baş gösteren sorunların (Barınma, sağlık, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/19/multeci-dosyasi-ihh/">MÜLTECİ DOSYASI: İHH</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>İHH</strong></h3>
<ul>
<li>
<h3><strong>Açık hapishaneye dönen kamplar uzun vadede insanları içinde tutmaya kadir olamayacaktır</strong></h3>
</li>
<li>
<h3><strong>STK’lar hem yardımlar, hem savunuculuk, hem de barış arayışları konusunda gerekli duyarlılığı göstermedi</strong></h3>
</li>
<li>
<h3><strong>Sorun sığınma krizinin sebebi olan savaşlar durdurularak çözülebilir</strong></h3>
</li>
</ul>
<p><strong>1. </strong><strong>Suriyeli sığınmacılar sorununu, nedenleri, boyutları ve gelişimi açısından nasıl özetleyebilirsiniz? Türkiye bu sorunun altından kalkabildi mi? Baş gösteren sorunların (Barınma, sağlık, eğitim, erken yaşta evlilik, fuhuş, ucuz işgücü, dil sorunları vb.) ne kadarı, nasıl aşılabildi? Uzun vadeli, kapsamlı planlar yapılabildi mi?</strong></p>
<p>Suriye halkının, başta komşu ülkeler olmak üzere, dünyanın birçok ülkesine, büyük dramlara yol açan yolculukları aslında bir sebep değil sonuçtur. Sebep ise ülkelerinde a. can güvenliğinin kalmaması ve b. ihtiyaç duyduklarğ maişetten mahrum kalmalarıdır.</p>
<p>Sığınmacıların yolculukları daha büyük tehlikeden daha az olanını tercih etmelerinden müteşekkildir. Bu durum sadece Suriye halkı için değil, Arap Baharı’yla, özgürlük mücadelesi veren bütün bölge halklarının maruz kaldıkları şiddet, darbe ve baskılar sonucu üretilen göç hareketleridir. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra şahit olduğumuz en büyük göç hareketleri bugünlerde yaşanmaktadır.</p>
<p>Göç hareketinin birinci amacı olan can güvenliği komsu ülkelerde sağlanırken, ikinci amacı olan maişet ve müstakbel hedefleri için Avrupa ve Amerika’nın gelişmiş ülkeleri hedef olmuştur. Batıdaki mezkur ülkelerde mültecilik ve göçmenlik idarelerinin olması, ekonomik olarak gelişmiş olması, adaptasyon sistemlerinin olması mültecileri cezbeden ana faktörler olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye için durum farklılık arz etmektedir. Türkiye resmi olarak göç kabul etmeyen, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile yaptığı anlaşmada ülkesine gelecek mülteci akımları için coğrafi sınırlama getirmiş ve sadece batıdan gelen mültecileri kabul edeceğini belirtmiştir. Bu sınırlama devam ettiği için Türkiye’ye Ortadoğu, Asya, Afrika ve Kafkasya’dan gelen mülteciler için “misafir” ismi verilmiştir. Daha yeni yeni göç idaresi kurulmakta ve güçlendirilmektedir.</p>
<p>Resmi bir statüsü olmamasına rağmen Türkiye açık kapı politikası uygulamaktadır. Savaş ve krizlerden kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli, Iraklı, Mısırlı ve diğer ülkelerden gelen insanlar kamplarda ve hemen hemen bütün şehirlerde hayatlarını idame ettirmektedirler.</p>
<p>Sayıları milyonlara ulaşan mülteciler ülkemizin siyasetini, ekonomisini, güvenliğini, içtimai hayatını yakından ilgilendirir olmuştur.</p>
<p>Siyasi partilerin çoğunun meseleye etnik veya mezhepsel yaklaşması, sığınmacı olayını bir iç politika malzemesi yapmıştır. Seçimlerin yenilenmesine kadar giden süreçte ülkemizdeki mültecilerin rolünün olduğunu söylemek yanlış olmaz.</p>
<p>Ekonomik olarak devletin gerek kamplarda ve gerekse kamp dışında mültecilere sunduğu sağlık, gıda, barınma, eğitim ve diğer masraflar 7 milyar doları geçmistir. Bunlar daha fazla ülkemizin milli gelirlerinden karşılanmış olup çok az miktarda dış yardım alınmıştır.</p>
<p>Suriye’den gelen ve ülkemizde üretime katkı sağlayacak insanlar kendilerine oturum verilmemesi ve çalışma izni alamamaları sebebiyle başka ülkelere giden beyin göçü olmuşlardır.</p>
<p>Savaşın ne zaman biteceği belli olmayan ve ülkelerine gidip gidemeyecekleri müphem olan bunca insan için halen kalıcı çözümlerin üretildiğini söylemek mümkün değildir. Açık hapishaneye dönen kamplar çok kısa bir süre için belki bir çözümdü ama uzun vadede hiçbir kamp insanları içinde tutmaya kadir olamayacaktır.</p>
<p>İnsanların yegane ihtiyacı barınma ve yeme-içme değildir. Sosyal hayattan izole edilmiş bir hayata mecbur bırakılan insanların diğer ihtiyaçlarını karşılayacakları ve daha özgür yaşayacakları ülkelere akın etmeleri doğal bir sonuçtur. Suriyeli milyonların ülkemizde ciddi manada bir güvenlik riski oluşturduğunu, en azından bugün itibariyle söylemek doğru değildir. Çok az sayıda kişisel vakalar bile Türkiye ortalamasının çok altındadır.</p>
<p>Sosyal ve kültürel açıdan yüzde yüz uyumdan bahsetmek mümkün değildir ama çok büyük kırılmalar da yaşanmamıştır. Suriyeli mültecilerden ucuz işçilik veya karşılıksız hizmet olarak istifade edenlerin hak ettiği müeyyideleri aldığını söylemek maalesef mümkün olmamıştır. Denize düşen köpüğe sarılmıştır. Kariyer sahibi insanlar bile ekmek parasına çalışmaya razı olmuşlardır. Maişet için belki bütün aile efradı çalışmak zorunda kalmıştır, hatta çocukları dilenmiştir ama hırsızlık yapmamışlardır</p>
<p>Göçmen kız ve dul kadınlardan bazılarının hem kendi ihtiyaçları ve hem de akrabalarının ihtiyaçlarını gidermek için Türkiye’de evlilik yaptığı doğrudur. Onların mağduriyetini suistimal eden vakaların yaşandığı da bir gerçektir. Ama bunu umumileştirmek ve bütün mültecilere bu gözle bakmak da doğru değildir.</p>
<p><strong>2. Kurumunuz ne tür çalışmalar yaptı, şu an neler yapmakta?</strong></p>
<p>1992 yılında yardım çalışmalarına başlayan İHH, Türkiye’nin ilk uluslararası yardım kuruluşudur. Bosna savaşında, savaş mağduru sivillere yardım ederek çalışmalarına başlayan vakfımız, bugun 140 ülkede yardım faaliyetleri yapmaktadır. Yardım ederken dünyanın en büyük üç problemini hedefe koymuştur: Fakirlik, eğitimsizlik, savaş ve krizler. Buradan yola çıkarak vakfımız hizmetlerini a. savas ve kriz bölgelerinde, b. doğal afet bölgelerinde ve c. kronik olarak fakirliğin yaygın olduğu bölgelerde yürütmektedir. Aynı şekilde,  insani yardım, insan hakları ve insani diplomasi alanlarında çalışmayı birbirine paralel olarak yürütmektedir.</p>
<p>Çalışmalarımızdaki en önemli başlıklar ise;</p>
<ul>
<li>İnsanların hayatlarını korumak,</li>
<li>İnsanların onurunu korumak,</li>
<li>İnsanların haklarını müdafaa etmek,</li>
<li>İnsanların yardıma ulaşma haklarının önündeki engelleri (abluka, ambargo vd)  ortadan kaldırmak,</li>
<li>İnsanların ihtiyaçlarını gidermek için elimizden gelen bütün yardımları yapmak.</li>
</ul>
<p>İHH, diğer bütün kriz bölgelerinde olduğu gibi, Suriye krizinin başından itibaren insanı yardım çalışmalarını başlatmıştır. Yakın bir geçmişe kadar Suriye içerisinde yardım yapan tek uluslararası yardım kuruluşu vasfını da sürdürmüştür.</p>
<p>İHH’nin yardımları hem Suriye içindeki hem de Suriye dışındaki mültecilere ulaşmaktadır. Suriye içerisinde yerlerinden edilen mülteciler için kurulan 200 kamptan 18’i İHH tarafından kurulmuştur ve işletilmektedir. Diğer bütün kamplarda ve kamp dışındaki savaş mağdurları için de yardımlar sürdürülmektedir.</p>
<p>Başta gıda, barınma, sağlık, hijyen, eğitim ve rehabilitasyon olmak üzere Suriyeli mağdur ve mültecilerin her türlü ihtiyaçları için bu güne kadar 400 milyon liranın üzerinde yardım yapılmıştır. Yardımlar yapılırken etnik ve mezhepsel ayırım yapılmamıştır.</p>
<p>İnsanı yardım çalışmalarına ilaveten İHH’nin Suriye konusunda yürüttüğü en önemli çalışmalardan birisi de insani diplomasi birimi tarafından yürütülen arabuluculuk çalışmalarıdır. İHH savaşın önlenmesi ve bir mezhep savaşına dönüşmemesi için ilgili taraflarla defaatle görüşmüş ama engel olamamıştır.</p>
<p>Savaşın en acı yüzünü oluşturan rehineleri ve esirleri kurtarmak için büyük gayretler sarfetmiş, 10’dan fazla ülkeye mensup 2200 civarında insanı özgürlüğüne kavuşturmuştur.</p>
<p><strong>3. </strong><strong>STK’lar bu konuda nasıl bir sınav verdiler; aralarındaki iletişim ağı ve yapılan araştırmalar yeterli miydi?</strong></p>
<p>Suriye krizinde ve bu krizin sonucu olan mülteciler konusunda Türkiyeli ve yabancı STK’ların sınavı geçtiklerini söylemek doğru olmaz. Hem yardımlar konusunda, hem savunuculuk konusunda ve hem de barış arayışları konusunda STK’lar gerekli duyarlılığı göstermemişlerdir.</p>
<p>Bunda STK’ların meseleye insanı olmaktan fazla siyasi yaklaşmalarının etkisi olmuştur.</p>
<p>Yardım yapan az sayıda kuruluşun arasında iyi bir iletişimin olduğunu söylemek de doğru olmaz. İHH Suriye içinde ve dünya genelinde 200’den fazla STK ile işbirliği yapmayı başarmıştır. Ama maalesef benzer işbirliği Türkiye içerisindeki STK’lar arasında gerçekleşememiştir. AFAD, Kızılay ve İHH’nın illerdeki derneklerini istisna tutarak bunu söylüyorum.</p>
<p><strong>4. </strong><strong>Avrupa’nın konuya yaklaşımını ve son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Avrupa ve genelde batının Suriye krizinin sonucu olan sığınmacılardan önce, krize yaklaşımlarını değerlendirmek doğru olacaktır. Avrupalı ülkelerin krize yaklaşımlarında bildiğimiz demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi değerler tamamen gözardı edilmiştir. Barışçıl gösterilerle reform ve özgürlük talebine silahla cevap veren rejim karşısında halkın yanında yer aldıklarını net bir şekilde ortaya koyamamışlardır.</p>
<p>Suriye’nin Dostları olarak kendilerini ön plana çıkaran 100’den fazla ülke, Suriye’nin düşmanı ile işbirliği yapar hale gelmişlerdir. Başta Güvenlik Konseyi olmak üzere, etkili hiçbir platform savaşı durdurmak için inisiyatif almamışlardır.</p>
<p>Avrupa ve Amerika’da gördüğümüz bu duyarsızlık, göçmenlerin kapılarına dayanmasıyla değişmiş, bu günlerde acil bir formül arayışları başlatılmıştır.</p>
<p>Mülteci krizini beş yıl sonra Aylan Kürdi’nin sahile vuran bedeniyle görmeleri de yukarıda söylediğimiz duyarsızlığı teyid eder mahiyettedir. Bu günlerde Avrupa ülkelerinin mültecilere yardım etmek yerine, onları engellemenin yollarını araştırmak için defaatle bir araya gelmeleri de gerçek niyetlerinin yardım etmek olmadığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>5. </strong><strong>Sizce bu sorun nasıl aşılabilir?</strong></p>
<p>Sığınma krizinin sebebi olan savaşlar durdurulmalıdır. Diplomatik bütün yollar kullanılıp, Ortadoğu’nun halklarının birbirini öldürmesinin önüne geçilmelidir.</p>
<p>Taraf olan ülkeler hasımlarını Suriye sahasında alt etmekten ve yüzbinlerce insanın kanına girmekten vazgeçmelidir. Fillerin dans ettiği Suriye’de ezilmesine göz yumacağımız başkan çimenler olmasın.</p>
<p>Hangi etnik yapı veya mezhepten olursa olsun, ülkelerimize sığınan mültecilerin de insan olduğunun bilincinde hareket edilip ihtiyaçlarını gidermek ve uzun vadede sorunlarına çözüm olacak politikalar geliştirilmelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/19/multeci-dosyasi-ihh/">MÜLTECİ DOSYASI: İHH</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
