<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hayvanları koruma kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvanlari-koruma-kanunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvanlari-koruma-kanunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Apr 2022 11:49:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>hayvanları koruma kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvanlari-koruma-kanunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hukuk Devletinin Köpeklerle İmtihanı ve Avukat Örgütlenmesinin Önemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/hukuk-devletinin-kopeklerle-imtihani-ve-avukat-orgutlenmesinin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 09:44:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[köpek rehabilitasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Köpek düşmanlığı konusunda vites artmış olabilir ama biz de başta avukatlar olmak üzere tüm meslek gruplarından aktivistlerle köpeklerimizin yanında her zamankinden daha güçlü, cesur, kararlı ve örgütlü duruyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/hukuk-devletinin-kopeklerle-imtihani-ve-avukat-orgutlenmesinin-onemi/">Hukuk Devletinin Köpeklerle İmtihanı ve Avukat Örgütlenmesinin Önemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son günlerde Türkiye’nin gündeminde köpekler var. Gaziantep’te yaşanan olay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın açıklamaları ve son olarak Çevre, Şehircilik ve İkim Değişikliği Bakanlığının genelgesi. Yürütme kanadında konuyla ilgili ağzı olan konuşuyor ama hukuk devleti olduğu iddia edilen bir ülkede kimsenin aklına kanundan bahsetmek gelmiyor. Kanuna göre bu kadar net olan bir durumun, bu derece polemik konusu hâline gelmesinin altında iyi niyetli bir amaç olmadığı aşikâr.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle Hayvanları Koruma Kanunu’nun 2004 yılından beri yürürlükte olan ve 2021 temmuz ayında yürürlüğe giren değişiklikte de aynen korunan 6. maddesini hatırlayalım. 6. madde gereğince; köpeklerin yaşam alanını sokaklar, parklar, bahçeler, yani insanın bulunduğu her yerdir. Belediyeler sokaklarda yaşamını sürdüren köpekleri sadece onların iyiliği için kısırlaştırma, aşılama, tedavi amaçlarıyla geçici hayvan bakımevine götürebilir ve işlemler tamamlanır tamamlanmaz aldığı yere geri bırakmak zorundadır. Bu işlemleri yaparken köpeğe zarar vermeden, onu korkutmadan, onun bir çöp değil canlı olduğunun farkında olarak hareket etmek zorundadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada geçen; belediyelerin barınak (kanundaki adıyla geçici hayvan bakımevi) kurma zorunluluğuna, köpeklerin beslenmesi için gıda artıklarının kullanılmasına yönelik bir strateji oluşturulmasına ilişkin ifadelerde bir problem yok. Bunlar zaten kanunun da belirttiği, bizim de argümanlarımızda vurguladığımız ancak belediyelerin çoğunun uygulamamakta ısrarcı olduğu konular. Ancak; Cumhurbaşkanının “sahipsiz hayvanların yeri sokaklar değildir” ifadesi kanuna aykırıdır ve kabul edilemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asıl önemli olan bu açıklamanın sahaya yansımaları. Açıklamanın muhatabı olan belediyeler, köpekleri kendilerine yük olarak gördükleri için onlardan kurtulmanın yollarını arayan, hâlihazırda kanuna açıkça aykırı davranarak köpekleri öldürmekten, ormana atmaktan, bakımevine hapsetmekten çekinmeyen; görevlerine aykırı davrandıkları için yaptığımız suç duyurularında soruşturma izni verilmediği için işledikleri suçlar cezası kalan, bundan cesaret alarak kanuna aykırı davranışlarını daha da arttıran kurumlar. Açıklama, kanuna aykırı davranmayı, suç işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş belediyelere, bir cesaret kapısı daha yarattı. Açıklamanın hemen arkasından, her zamankinden daha kendine güvenli, daha cesur, daha sert, daha umursamaz tavırlarla köpekleri çöp gibi toplamaya başladılar. Çoğunun köpekleri götürebilecekleri bir geçici hayvan bakımevi bile olmamasına rağmen, köpekleri alıp bilinmezliğe götürdüler.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanının açıklamalarının rüzgârı dinmemişken bu sefer bir haber de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#8217;ndan geldi. Bakanlık tüm belediyelere bir genelge gönderdi. Aslında genelgede, kanundan farklı bir şey yazmıyor. Açıklamada yer alan açıkça kanuna aykırı ifadeden sonra, kanunda yer alan belediyelerin aldığı yere geri bırakma yükümlülüğünü yuvarlak ifadelerle de olsa belirterek durumu toparlamaya çalışmış gibi görünüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama genelgede geçen ifadeleri daha detaylı irdelediğimizde; bir algı yaratma, kanuna dayalı zorunluluklardan ziyade takdire dayalı bir uygulama yapma çabası içinde olduğunu görebiliyoruz. Rehabilite edilmeden alındığı yere bırakılmaz, saldırgan tavırları düzelmeden alındığı yere bırakılmaz, sağlığına kavuşmadan alındığı yere bırakılmaz gibi ifadelerle, sanki esas olan alındığı yere bırakılmama gibi bir hava yaratmaya çalışıyor. Net bir şekilde; “belediyeler sokaktan aldıkları köpekleri kısırlaştırma, aşılama, tedavi işlemleri tamamlandıktan sonra Hayvanları Koruma Kanununun 6. maddesi gereğince aldığı yere geri bırakmak zorundadır, bu sayılanlardan başka gerekçeyle köpek toplayamaz” gibi bir ifade kullanmıyor. Bunun yanında, rehabilitasyon sürecinin kaç günde tamamlanacağı, saldırganlık hususunun hangi kriterlere göre değerlendirileceği, yine hangi kriterlere göre saldırganlığın geçtiği kanaatine varılacağı gibi konularda somut bir nitelendirme yapmıyor. Bakımevine alınan köpeklerin özgürlüklerine kavuşmalarını tamamen belediye görevlilerinin takdirine bırakmaya çalışıyor. Bu şekilde takdire dayalı uygulamalar ne hukuk devletiyle ne de Hayvanları Koruma Kanunu ile bağdaşır. Genelgeyle ilgili bir diğer gariplik de genelgeyi yayınlayan Bakanlık. Hayvanları Koruma Kanunu’nun ana yürütücüsü olan, belediyeleri hayvanla ilgili görevleri konusunda denetlemekle ve gerektiğinde onlara yaptırım uygulamakla görevli olan Tarım ve Orman Bakanlığı olmasına rağmen, nedense bu genelge Çevre, şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayınlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geldiğimiz noktada en önemli konu; açıklamalar, genelge ve bundan cesaret alıp kanuna aykırı şekilde köpek toplayan belediyeler ile ilgili sahadaki gönüllüler olarak bizler ne yapmalıyız. Öncelikle belediyelerin kanuna aykırı davrandığının, bu konudaki haklarımızın farkında olalım. Bu kanuna aykırı davranışlarla ilgili karakol ve savcılıklara suç duyurusunda bulunma hakkımız var. Özellikle hayvan koruma polisini (HAYDİ) bu konularda hayvan lehine kullanmaya çalışalım. Sağlıklı bir süreç ilerletebilmemiz için iddiamızı ispat edebilmemiz gerekiyor. Bunun için de bölgemizde yaşayan köpeklerimizin tek tek farkında olalım, fotoğraflarını, küpe numaralarını elimizde bulunduralım. Kanuna aykırı toplama işlemi gerçekleşirken mutlaka fotoğraf, video kaydı alalım ve köpeklerin nereye götürüldüğünü takip edelim. Bu verilerle suç duyurumuzu yapalım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu gelişmeler, belediyelerden gelen kurumsal şiddetin yanında bireysel şiddeti de arttırdı. İnsanlar hem yürütme kanadından gelen açıklamalarla hem yasama kanadının çıkardığı yetersiz yasayla hem de basının büyük bölümünün köpekleri hedef gösteren haberleriyle köpeklerin toplumun gözünde düşmanlaştırılması sonucunda bireysel şiddet için cesaret buldu. Türkiye’nin her yerinde köpeklere yönelik ateşli silahla öldürme, zehirleme vb. fiillerde artış meydana geldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karşı karşıya kaldığımız bu şiddet sarmalı karşısında biz de hızlıca hukuk mücadelesine giriştik. Belediyelerin kanunsuz toplamalarıyla ilgili; İstanbul Bağcılar, Ankara Kızılcahamam, Konya Selçuklu, Nevşehir Derinkuyu, Kilis Elbeyli, Düzce Gümüşova, Şanlıurfa Akçakale, Van Erciş, Samsun Yakakent, Afyon Sandıklı, Afyon Bolvadin, Kahramanmaraş Elbistan, Kocaeli Körfez, Nevşehir Göreme, Kırıkkale Yahşihan belediyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bireysel şiddet ile ilgili; İstanbul Tuzla, Şanlıurfa Viranşehir, Çankırı Şabanözü, İstanbul Esenler, Burdur Hacılar olayları hakkında suç duyurusunda bulunduk. Herkese tanık olduğu kanunsuz toplama ve bireysel şiddet olaylarıyla ilgili suç duyurusunda bulunma çağrımızı yineliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam da böyle zamanlarda Hayvanlara Adalet Derneği’nin kuruluş amacı olan Türkiye geneli avukat örgütlenmesinin önemini bir kez daha anlıyoruz. Yürütme kanadından gelen açıklamalar ve buna dayalı olarak yapılan kanunsuz toplamalar gerçekleşirken, biz de adeta buna bir cevap niteliğinde Diyarbakır’da Baronun Hayvan Hakları Merkezinin davetiyle bir meslek içi eğitim seminerindeydik. O bölgedeki meslektaşlarımızla tanıştık, hayvan haklarını ve mücadeleyi konuştuk. Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi ve Hayvanlara Adalet Derneği olarak hayvan hakları için iş birliği ve örgütlü mücadele kararı aldık. Türkiye’nin her yerinde meslektaşlarımızla kuracağımız bu tarz iş birlikleri hayvan hakları mücadelesine güç katacaktır. Şu ana kadar altı kere yapılan ve yedincisi için gün saydığımız Türkiye Baroları Hayvan Hakları Kurultayları bu örgütlenme çabasına çok önemli katkı sağlamaktadır. Hâlihazırda Türkiye’nin birçok ilindeki meslektaşlarımızla süren irtibatlarımızın kaynağı bu kurultaylardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları mücadelesinde yer alan bir avukat en kısa ve net ifadesiyle dosta güven düşmana korku verir. Her ne kadar son dönemde avukatlık mesleğine yönelik bir itibarsızlaştırma girişimi olsa da bu meslek hâlâ özellikle küçük yerlerde saygı görmektedir. Hayvanlar için kamu kurumlarıyla yapılan görüşmelerde bir avukatın da yer alması, kanun koyucuya taleplerin avukat ağzından açıklanması, yargı süreçlerinde kişilerin ya da sivil toplum kuruluşlarının bir avukatla temsil edilmesi hem daha etkili, doğru iletişim anlamında hem de muhatap olduğumuz kurumların mevzuya verecekleri önem anlamında mücadeleye olumlu katkılar sağlamaktadır. Bunun yanında, her anlamda baskının yoğun olduğu Türkiye gibi ülkelerde, insanların hak arama cesaretleri ve umutları yok edilmiş durumdadır. İnsanlara bu cesareti verecek, yol gösterecek, şikâyet etmek hakkın, korkma diyecek olan avukatlardır. O yüzden her hak mücadelesinde olduğu gibi hayvan hakları mücadelesi için de avukatlar çok önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim de Türkiye geneli avukat örgütlenmesine verdiğimiz önem, bunun için harcadığımız çaba bu yüzdendir. Son yaşadığımız olaylarda, Türkiye geneli örgütlenme anlamında daha yolun çok başında olmamıza rağmen, Baroların güçlü bir şekilde ses yükseltmesi ve belediyelere kanuna uyun çağrısı yapması çok değerlidir. Mücadeledeki avukat sayısı arttıkça bu çağrıların etki alanı da genişleyecektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de köpeklerin yaşamı her zaman zordu. Köpek düşmanlığı konusunda vites artmış olabilir ama biz de başta avukatlar olmak üzere tüm meslek gruplarından aktivistlerle köpeklerimizin yanında her zamankinden daha güçlü, cesur, kararlı ve örgütlü duruyoruz. Bireysel direnişle, örgütlü mücadeleyle, yeri geldiğinde de kanundaki haklarımızı kullanarak böyle bir katliama izin vermeyeceğiz. </span></p>
<p><em>Barış Karlı</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/17/hukuk-devletinin-kopeklerle-imtihani-ve-avukat-orgutlenmesinin-onemi/">Hukuk Devletinin Köpeklerle İmtihanı ve Avukat Örgütlenmesinin Önemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 12:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici Kısırlaştırma Üniteleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucularının 2011 yılından beri hayvanlar lehine değişmesi için mücadele ettiği Hayvanları Koruma Kanunu 14 Temmuz 2021’de değiştirildi. Maalesef yasa hak savunucularının talepleri dikkate alınmadan hazırlandı. Şimdi ise yasanın uygulama yönetmeliği üzerinde çalışılıyor. HAYKURDER’in ulaştığı ve kamuoyu ile paylaştığı yönetmelik taslağı ise Artık Yeter! dedirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa hazırlanma sürecinde Özlem Zengin’in evlerde maksimum 3 köpek olacağını söylediği açıklaması çok fazla tepkiye sebep olmuştu, tepkiler sonucu yasaya bu madde eklenmedi. Ancak yeni yasanın 3. maddesindeki “&#8230;sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” cümlesi evdeki hayvan sayısına sınırlama getirilebileceğinin sinyalini vermişti. Yasa çıktığında hak savunucuları olarak bu tehlikeden bahsetmiştik ve korktuğumuz başımıza geldi. Uygulama yönetmeliği taslağına “Apartman ve site konutlarında yavrulama ve emzirme dönemleri haricinde azami üç köpek ve/veya beş kedi bulundurulabilir.” bendi eklendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıkça hayvanlara ve hayvan korumacılarına yönelik bir saldırı. Bize (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) en çok gelen ihbarlardan biri evinde birlikte yaşadığı hayvanın komşular tarafından istenmemesi, bu yüzden de kişilerin tehdit ve tacize maruz kalmaları ile ilgili. Sokaktaki küçücük bir köşeyi hayvana çok gören zihniyet insanların evlerinde baktıkları hayvanlara bile tahammül edemiyor ve bakanlık hayvanları koruyanları değil hayvan düşmanlarını sevindirecek düzenlemeler yapıyor. Bunu yaparken de dillerinden düşürmedikleri istifçilikten bahsediyorlar. Evinde onlarca hayvan ile yaşamanın ne kadar zor olabileceği ve bu kişilerin bunu neden yaptıkları düşünülmüyor. Sokakta yaşayan hayvanlara bakma görevi yerel yönetimlere ait ancak bizler yıllardır hayvanları belediyelerden korumaya çalışıyoruz. Belediyeler sorumluluklarını yerine getirmediği için insanlar evlerine bu kadar hayvan almak zorunda kalıyor. Belediye bakımevleri ile deneyimi olan hayvanseverler hayvanları bu yerlere göndermek istemiyor çünkü bu yerler resmen işkencehanelere dönüşmüş durumda. Bu maddenin nasıl uygulanacağı ise muğlak. Gerçekten bakanlık insanların ölümden döndürdüğü, sokakta ölmesin diye evinde gözü gibi baktığı hayvanları teslim edeceğini mi düşünüyor? İstifçilikten bahseden bürokratlara ve yasa koyuculara gerçek istifçilik görmek istiyorlarsa mezbahalara, süt-yumurta-kürk çiftliklerine yani insan menfaati için sömürülen hayvanların tutulduğu tesislere bakmalarını öneriyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taslaktaki bir başka problem ise Geçici Kısırlaştırma Üniteleri. Eski yasada bulunan mobil kısırlaştırma uygulaması çok tepki çekiyordu çünkü mobil kısırlaştırma araçlarında ameliyat edilen hayvanlar iyileşmeden sokağa bırakılıyor  bu da ölümlere sebep oluyordu, tepkiler yüzünden bu uygulamanın kaldırılacağı söylenmişti. Ancak bu uygulama yerine geçici kısırlaştırma ünitelerini koymuşlar gibi görünüyor. Ünitelerin hareket etmiyor oluşu mobil kısırlaştırmadan daha iyi sonuçlar doğuracağı anlamına gelmiyor. Bugüne kadar alanda yaşadığımız sorunlar yüzünden de bu ünitelerin hayvanlar için iyi olabileceğini düşünmüyorum. Mevcut geçici bakımevlerinde bile ameliyatlar düzgün bir şekilde yapılmazken bu ünitelerde yapılan ameliyatlar sokakta yaşayan hayvanlar için kıyım anlamına gelebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobil kısırlaştırmanın yasaklanacağının, evde hayvan sayısına sınırlama getirilmeyeceğinin sözünü defalarca veren yasa koyucular ve bürokratlar hak savunucularını aptal yerine koymaya devam ediyor. Yunus parkları kapatılmadı, hayvanat bahçeleri yasaklanmadı, kürk üretimi devam ediyor, belediyeler korunuyor, petshoplarda hayvan satışı bitmedi … ve daha pek çok konuda verilen sözler tutulmadı. Sözler tutulmazken hayvanlar üzerinden gelir elde edenler, hayvan düşmanları ödüllendirildi, hayvanlar cezalandırıldı. Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir genelge ile tehlikeli olduğu düşünülen ve yuvalanmaları yasak olan bu yüzden bakımevlerinde ömür boyu hapse mahkum edilen hayvanlara yeni türler eklendi;  yine geçtiğimiz hafta yapılan bir yönetmelik değişikliği ile “cana zarar veren” yabanda yaşayan hayvanlar, koruma altında bile olsalar, öldürülebilecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelik taslağı hak savunucularının eline geçmeseydi bir sabah uyandığımızda yürürlüğe girmiş olacaktı ancak şu an tepkiler sonucu bu maddeleri geri çekme ihtimalleri var ve bunun için baskı yapmaya devam edeceğiz. Hayvanların ve bizlerin hayatlarını bu kadar etkileyebilecek kararların kimseye kulak asmadan bir gecede alınmasından bıktık! Bu sadece hayvan hakkı savunucularının değil tüm vatandaşların yaşadığı bir sorun. Doğayı, hayvanı umursamayan, halkına vatandaş muamelesi yapmayan bu yönetim anlayışı değişmek zorunda. Çünkü artık nefes alamıyoruz, bugün ne olacak korkusu ile uyanıyoruz. Ancak tabi ki hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 08:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvana şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahsettiğimiz dönem 2010’dan günümüze kadar uzanan zaman dilimi. Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması için birçok kanun teklifinin gündeme geldiği, tartışıldığı ve nihayetinde hepsinin kadük kaldığı bir dönem. 2021 yılında yeni kanunun çıkmasıyla bu sürecin sonuna gelmiş olduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği tekliflerinin ve yeni kanunun içeriğine, bunları hazırlayan milletvekillerinin argümanlarına baktığımızda, hayvanlar için iyi bir şey yapmalarını umduğumuz insanların mevzuya ilişkin cahilliği ve bilgisizliği üzücü ve umut kırıcı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemin gelişini anlamak için biraz 2004 öncesi ve 2004-2010 arası yani Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilk yürürlük dönemine değinmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 öncesi dönem belediyelerin sokaklarda tüfeklerle, zehirli kıymalarla köpekleri öldürdüğü ve bunun yasal olduğu dönem. O yüzden 2004 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu köpeklerin yaşamı açısından çok önemli bir adımdı. Belediyelerin köpekleri öldürmesi yasaklanmıştı. Belediyeler artık köpekleri koruyacak, besleyecek, onlar için geçici bakımevi inşa edecek, kısaca daha önce yaptığının tam zıddını yapacak, onları yaşatacaktı. Bunun uygulaması tabii ki yazıldığı kadar kolay olmadı. Belediyeler kendilerine verilen görevleri, yükümlülükleri, sorumlulukları kötüye kullanmanın bir yolunu buldu. Kısırlaştırma, tedavi, aşı bahanesiyle topladığı köpekleri; ormanlara attı, bakımevine kapattı, gönüllülerin girmesine izin vermediği bakımevlerinde kapalı kapılar ardında öldürdü. Kanunun köpekler için bir hastane olarak kurguladığı geçici hayvan bakımevini ölüm kampına çevirdi. Bunu bu kadar rahat bir şekilde, çekinmeden yapabilmelerinin en önemli sebebi cezasızlıktı, yani kanunun bu fiilleri suç olarak tanımlamamış olmasıydı. Diğer yandan bu cezasızlık ortamı nedeniyle bireysel şiddet de artarak devam ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hikâyenin öbür tarafında da belediyeler, kendilerine yüklenen yükümlülüklerden mutlu değildi, hem köpekleri yaşatma fikrine alışamamıştı hem de hiçbir işlerine yaramayan bu hayvanlar için maddi kaynak ayırma fikri cazip gelmiyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamanın her cephesinin kanundan kendince bir rahatsızlığı olunca, bu süreç bizi değişiklikler dönemine götürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Değişiklikler dönemini, detaylarda boğulmadan şu ifadelerle özetleyebiliriz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvana şiddet suç olsun dedik; onlar, köpekleri toplayacağız dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, belediyelere yaptırım uygulansın dedik; onlar köpekleri öldürelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, av yasaklansın dedik; onlar köpekleri yok edelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvanat bahçeleri kapatılsın dedik; onlar sokakta köpek olmaz dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Argümanlar bu şekilde uzayıp gider. Nihayetinde biz kanun değişikliği tartışmasının kapsamını genişletmeye çalıştıkça, onlar konuyu köpeklere, köpekleri yok etmeye sıkıştırdılar. Çünkü diğer taleplerimiz onlara para kazandıran alanlardı, köpekler ise onlar için sadece maddi yüktü. Bu seviyede bir tartışma ortamından tabii ki bir kanun değişikliği sonucu çıkmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çözümsüzlük hâli, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komsiyonu’nun kurulmasına vesile oldu. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, mecliste grubu olan beş partinin milletvekillerinin katılımıyla toplam 12 kişiden oluşuyordu. Kurulma amacı Türkiye genelinde hayvan hakları ihlallerini araştırmak ve çözüm önerilerinde bulunmaktı. Hayvan hakları mücadelesi için daha önce örneği olmayan, önemli bir adımdı. Beş partinin ortak iradesiyle oluşacak bir öneri raporunun olası bir kanun değişikliği için vazgeçilmez olacağını düşünüyorduk. O yüzden bu komisyonun oluşturacağı içerik çok önemliydi. Uzun süren ve birçok ilklerin yaşandığı komisyon görüşmeleri sonucunda, tüm isteklerimizi tam olarak karşılamayan ama yine de o güne kadar oluşturulmuş en iyi metin ortaya çıktı. Görüşmelerin yapıldığı süreçte; milletvekillerinden gelen “peki yediğimiz hayvanlar ne olacak?” sorusu, hayvan sömürüsü içermeyen ikramlar, mezbaha görüntülerinin izlenmesi, komisyonda yer alan milletvekillerinin hayatlarında ilk kez geçici hayvan bakımevi ziyareti yapması, fayton zulmünü yerinde incelemesi gibi ilkler yaşandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda özetle, isteklerimizi karşılayan, hayvana şiddet fiilleri için nitelikli, caydırıcı, faillerin fiilen cezaevine girmelerini sağlayacak hapis cezası yaptırımı; yunus parklarının iki sene içinde tamamen kapatılması; belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması; sokak hayvanlarının sokakta yaşamalarını güvence altına alan 6. maddeye dokunulmaması; yasaklı-tehlikeli köpek tanımının ortadan kalkması ve bu şekilde tanımlanan tüm köpeklerin yuvalanmalarının önünün açılması gibi öneriler vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rapor sayesinde kanun değişikliği için umutlanmıştık. Beş partinin bizzat kendi milletvekilleri aracılığıyla oluşturduğu bir rapordaki önerilerin çıkarılacak kanunda mutlaka yer alacağına inanıyorduk. Ancak; 14.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni kanun tam bir hayal kırıklığı oldu. Rapora imza atan milletvekilleri ve temsil ettikleri partiler, birkaç istisna dışında bizzat kendi önerdikleri ve altına imza attıkları önerileri unuttular, bambaşka göstermelik, aslında hiçbir şey değiştirmeyecek bir kanun ortaya çıkardılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıdaki örneklerden ilerlersek, yeni kanunda; ne caydırıcı hapis cezası ne yunus parklarının kapatılması ne yasaklı-tehlikeli tanımının kaldırılması ve bakımevinde esir tutulan bu köpeklerin özgürlüklerine kavuşması ne de belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması var. Sadece 6. madde mevcut hâliyle duruyor gibi görünüyor ama yaptıkları yönetmelik atıflarıyla o konuyu da yönetmelikle uygulanamaz hâle getireceklerinin sinyalini vermişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında sadece yaşam, adalet, özgürlük ve bunlara müdahale edenler cezaevine girsin istiyoruz. Oldukça basit, net ve haklı bir istek olmasına rağmen; amaçları yaşam ya da yaşatmak olmadığı için her şeyi olduğu gibi hayvanları da siyasi hesaplarına malzeme yaptılar. Mücadelemiz 2004 öncesinde kanunun olmadığı dönemde başlamıştı, eksikleriyle hayatımıza girip çıkan kanunlarla devam ediyor. Onlar siyasi, maddi hesaplar yapıyor; biz de yaşam, adalet, özgürlük hesabı yapıyoruz. Mutlaka biz kazanacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na Yaz Makyajı Yapıldı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/17/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanununa-yaz-makyaji-yapildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2021 09:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Savunucları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta Mecliste kabul edilen Hayvan Hakları Yasası’na hayvan hakları savunucularından itiraz sesleri yükseliyor. Hayvanlara Adalet Derneği’nden Hülya Yalçın, eski yasaya kötü bir makyajla hazırlanan yeni yasanın hayvan katillerinin yargılanmasını imkansızlaştırdığını ve eski hatalara yenilerini eklediğini vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/17/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanununa-yaz-makyaji-yapildi/">‘5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na Yaz Makyajı Yapıldı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5199-20100611.pdf" target="_blank" rel="noopener">5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun (2004 tarihli mevcut yasa)</a> bazı kısımları çok dillendirilmekten, bazı kısımları çok kullanılmaktan bazı kısımları da hiç kullanılmamaktan yıprandı, tozlandı, eskidi yıllar içinde.</p>
<p>Hayvanları bu kanuna dayanarak, korumaya çalışan bizler de “madem bir koruma kanunu var, hadi biz bunu biraz iyileştirelim de ‘adına uygun bir hale gelsin’ hayvanları gerçekten korusun” diye yıllar süren bir çalışmaya girdik.</p>
<p>Çok yazıldı tartışıldı ama temel olarak neler istediğimizi şöyle sıralayalım;</p>
<p>1-Hayvanları koruyan bir kanun en başta “hayvan” tanımını dosdoğru yapmalıdır. Madem hayvanı koruyacak, bütün hayvanları kapsamalıdır. At, inek, sinek, yılan, balık, aslan vb. Tümü.</p>
<p>2-Hayvan Koruma Kanunu; hayvanları çeşitli gerekçelerle işkenceye maruz bırakan, öldüren tüm yasal uygulamaları ortadan kaldırmalı, bu hemen olmasa bile bunlara karşı güçlü bir koruma çabası göstermelidir. Örneğin av, deney, yarışlar, hayvan satışları, geleneksel bahanesiyle boğuşlar, sahibi yaptı diye eziyetine sessiz kalınan “sahipli” hayvanlar, endüstriyel dediğimiz korkunç vahşetin vitrini olana mezbahalar, üretim çiftlikleri ve benzeri konular acil olarak ele alınmalı ve koruma tavrı ile revize edilmeli, gerekirse yasal dayanakları ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<p>3-Yerel yönetimler bölgelerindeki hayvanların sağ ve sağlıklı olmasından doğrudan sorumlu olmalı bu konuda kısırlaştırma aşılama işlemlerini öncelikle yapmalı; görevi ihmal ya da kasten zarar verme hallerinde misliyle cezalandırılmalarının yolu açılmalıdır.</p>
<p>4-Hayvanat bahçeleri, sirkler, yunus parkları ve benzeri yerler tamamen ve hemen kapatılmalı, hayvanlar koruma altına alınmalıdır.</p>
<p>5-Hayvanlara karşı suç fiillerini işleyenler, başta tecavüz ve işkence olmak üzere, basit yasal süreç izlenerek hapis cezasıyla cezalandırılmalıdır.</p>
<p>6-Hayvan haklarının medeni sosyal süreçte gerektiği gibi korunabilmesi için sosyal ve milli eğitim düzeyinde ciddi, amaca uygun eğitim çalışmaları yapılmalı, yazılı ve görsel basın dilinde tam bir düzenleme çalışmasına başlanmalıdır.</p>
<p>Temel olarak taleplerimiz bunlardı yıllar boyu. Kimisi 6. madde kimisi 18.madde, kimisi başka maddeler düzeyinde zaten var olan ama yaptırımları ve bürokratik hiyerarşi nedeniyle bir türlü hakkı verilerek uygulanamayan bu maddeler etrafında işe yarar düzenlemeler talep ettik.</p>
<p><em>“Kanunda veya herhangi bir yerde hayvanın CANLI olduğu yazınca mı anlayacağız onun canlı olduğunu?</em><em>”</em></p>
<p>Bu arada çok gündeme gelen “hayvan mal değil candır” konusu beni bizzat utandırıyor, söylemeden geçemeyeceğim. Kanunda veya herhangi bir yerde hayvanın CANLI olduğu yazınca mı anlayacağız onun canlı olduğunu? Bu nasıl bir ayıp ve aymazlık!  Neyse tüm STK’ların da ortak talebi olduğundan bunu janjanlı paketlerle basına servis etti hükümet. Böylece biz de hayvanların canlı olduğunu resmen anlamış olduk ülkecek.</p>
<p>Hayvana karşı suçların failleri ise toplumun her kesimine dağılmış ve o kadar kalabalık ki. Belli bir profile bile koyabilmek zor. Kimisi takım elbisesiyle efendi kariyer sahibi bir adam, kimisi sokakta yatan meczup, kimisi çocuk sahibi kadın, kimisi herkesle dalaşan bir çaçaron. Yani hayvana kötülük edenlerin belli bir sosyal tanımı yok.  Her yerde herkes olabiliyor. Kimi üstlerine kaynar su dökerek, kimisi üşenmeden zehirli yemek hazırlayarak, kimisi araca bağlayıp sürükleyerek, kimisi torbaya koyup çöpe atarak, kimisi sopalarla döverek, kimisi kuytuda kemiklerini kırana kadar tecavüz edip öldürerek.   Yani profil çok tehlikeli ve toplum içinde çok iyi gizlenebilen bir “kriminal yapı” gösteriyor.</p>
<p><em>“Hayvana karşı suçların failleri ise toplumun her kesimine dağılmış ve o kadar kalabalık ki</em><em>”</em></p>
<p>İşte bunların cezalandırılmasını toplum açısından da çok olumlu bulduğumuzu anlatan dosyalar dolusu yazı taşındı Ankara’ya. Hepsi tozlu odalarda yerlerde sürünüyor şimdilerde. Ne okuyan ne ilgilenen.</p>
<p>Özetle;</p>
<p><a href="https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k7332.html" target="_blank" rel="noopener">geçen hafta Mecliste kabul edilen ve Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapan yeni düzenleme</a> ile belediyeler sorumlu olsun dedikçe cezasızlık zırhları güçlendirildi;</p>
<p>Hapis cezası için makas (hukuki ceza aralığı) iyice açıldı, hapis cezası verecek ilk hâkimi başımızın üstünde taşıyacağız muhtemelen. Çünkü vermeyecekler bu belli;</p>
<p>Hayvanat bahçeleri, yunus parkları vs. konusunda ise uzun zamanlar öngörülerek niyetler belli oldu.</p>
<p>İşin kötüsü, fazla detaya girmeden, bizim çok net çok açık taleplerimize karşın üç beş altı boş cümle ile ve işimizi daha da zorlaştırarak, hayvan katili ve sorumlularının yargı sürecini adeta imkansızlaştırarak kötü bir makyaj yapıldı 5199’a acilen. Her yeri akıyor, eski hataları gizlemek bir yana yeni katmanlar berbat duruyor.</p>
<p>İnsanlar ilk defa böyle umutlanmıştı haklı olarak.  Çünkü TBMM’deki tüm siyasi partilerin ortak iradesiyle TBMM Tarım Komisyonunda 50 maddelik bir rapor hazırlanmış, yasanın da buna uygun olacağı deklare edilmişti. Yani büyük bir yalan söylendi; onlarca ay yüzlere kişinin gecesi gündüzü emeği bir anda ÇÖPE ATILDI.</p>
<p>Bu makyajı övenler ya gerçekten anlamadı ya konuyla alakasız ya başka menfaatleri var ve hayvanı harcıyor.</p>
<p>Şimdi temiz bir bezle yeniden çalışmaya başlayacağız elbette. Bu öyle bir dava ki, bıktım, yoruldum vazgeçtim demek mümkün değil. Nasıl olsun. GÖZLERİMİZE BAKIYORLAR…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/17/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanununa-yaz-makyaji-yapildi/">‘5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na Yaz Makyajı Yapıldı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 14:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlara Adalet Derneği’nden Avukat Barış Karlı, hayvan hakları savunucularının geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen yasaya yönelik itirazlarını ve yasalaşma sürecindeki sorunları kaleme aldı... </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, üç gün içinde öncelikle TBMM Tarım Komisyonu’nda, onu takiben Genel Kurul’da aceleyle kabul edildi. Şu anda yürürlüğe girmek için Cumhurbaşkanı’nın onayını bekliyor. Aceleyle kabul edilen bu kanuna ilişkin itirazlarımızı daha net ifade edebilmek için, kanun değişikliği sürecinin geçmişini hatırlamamız gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması, on seneyi aşkın süredir gündemde olan bir konu. Her seferinde lobi çalışmalarıyla başlayıp, vekillerin yüzümüze gülerek sözler vermesiyle devam edip, vekillerin yüzümüze karşı verdikleri sözleri unutup tamamen taleplerimize aykırı, hayvan aleyhine, hayal kırıklığı yaratan metinler ortaya çıkarmasıyla sonuçlanıyor. Bugüne kadar sivil toplumun gösterdiği tepkiyle hayvan aleyhine bu metinler genel kurul aşamasına gelememişti. Genel kurulda kabul edilme sürecini ilk kez yaşıyoruz. İşin ironik tarafı aslında on yılı aşkın süredir devam eden bu kanun değişikliği mücadelesinde belki de en güçlü hissettiğimiz dönemde bu sert darbeyi yedik. Güçlü hissetmemizin sebebi, 2019 yılında kurulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu ve bu komisyonun hazırladığı rapor. Bu rapor, mecliste grubu olan beş partinin ortak iradesiyle hazırlandı. Bu raporun da birçok eksiği var ama şu ana kadar bu meclisten hayvanlarla ilgili çıkan en iyi metin. Beş partinin ortak iradesiyle hazırlandığı için artık kimsenin bu rapora aykırı bir kanun teklifini gündeme getirmeyeceğini düşünüyorduk. Alt sınırımızın bu rapor olacağını, onun üzerine çıkmak için bir mücadele yürüteceğimizi sanıyorduk. Ancak, süreç tahmin ettiğimiz gibi ilerlemedi ve bu rapora tamamen aykırı bir metinle karşılaştık; kabul edilen kanunda, raporda yer alan bir hususu bile göremedik. Biz, muhatap olduğumuz vekillerin sözlerinden döndüklerini çok gördük ama altına imza attıkları kamuoyuna yansımış yazılı metinden döneceklerini öngöremedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun teklifinde rapora bağlı kalınmayacağının ilk sinyalini 11 Mart’ta mecliste sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan toplantıda aldık. Toplantıya katılan vekillerin oradaki açıklamalarından kafalarında oluşmuş bir teklif olduğu anlaşılıyordu; toplantının amacı, kafalarındaki teklifle ilgili son kez usulen bizim de görüşümüzü almış gibi yapmaktı. Sonrasında başta Yunus Kılıç olmak üzere bazı vekiller, ulusal medya aracılığıyla çeşitli mecralarda yaptıkları açıklamalarla teklife ilişkin ipucu vermeye devam ettiler. Sonunda temmuz başında, kafalarındaki hususları, bir kanun teklifi olarak karşımızda gördük. Teklifi görünce aslında yapmak istedikleri şeyin 11 Mart’tan beri belli olduğunu, o aşamadan sonra bizimle yapılan görüşmelerin tamamen usulen, toplumda sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük algısı yaratmak amacıyla yapıldığını anladık. Teklif, Tarım Komisyonu’na sunuldu ve birkaç gün sonrasında da Komisyon, teklifi görüşmek üzere toplandı. Bu toplantının organize ediliş biçimi de çok problemliydi. Toplantıya Tarım Komisyonu başkanı Yunus Kılıç’ın uygun gördüğü sivil toplum kuruluşları çağrıldı. Kanun değişikliğine ilişkin yapılan tüm çalışmaların içinde yer almış, sürece aktif katkı sağlamış birçok sivil toplum kuruluşu, Yunus Kılıç’ın iradesiyle toplantıya davet edilmedi. Bu tavır üzerine biz de Hayvanlara Adalet Derneği olarak toplantıya katılmama kararı aldık. Hiçbir talebimizle uyuşmayan bu kanunu neredeyse tüm sivil toplum kuruluşlarının protesto süreci de böylece başladı ve devam ediyor. Yunus Kılıç bu toplantıda, son aylarda yaşadığımız süreci özetleyen itiraf niteliğinde şu sözleri söyledi: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Sivil toplum kurulışlarını dinleyebiliriz ama söylediklerini yapmak zorunda değiliz.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Bu açıklama, sivil toplumun kanun değişikliği sürecine usulen dahil edildiğini, amacın toplumda algı yaratmak olduğunu ve bu kanunu hazırlayan vekillerin amacının hayvan için iyi bir şey yapmak olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları da, çok başarılı bir protesto süreci yürüttü ve Yunus Kılıç’ın haddini aşan bu sözlerine gereken cevabı verdi. Bunun üzerine; Yunus Kılıç, toplantıya sivil toplantı kuruluşları olmadan devam etme kararı aldı ve teklif Tarım Komisyonu’nda kabul edildi. Diğer vekillerin teklifi inceleyip itirazlarını hazırlamalarına fırsat vermemek için hemen ertesi gün aceleyle Genel Kurul gündemine alındı ve orada da kabul edildi. </span></p>
<p><b>Peki bu kanuna ilişkin temel itirazlarımız nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kanun, topluma </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadesiyle lanse edildi. Lansman toplumda iyi bir şey algısı yaratmak amacıyla böyle yapılsa da, bu ifade gerçeği yansıtmıyor. Zaten kanun koyucu; mezbaha, av, deney gibi alanlarda sömürülen hayvanları hiçbir zaman canlı kabul etmedi, etmiyor. Dolayısıyla kanunda bu konularla ilgili hiçbir düzenleme yokken, oralardaki sömürü onaylanmışken böyle bir lansman komik duruyor. Bu kısmı bir kenara bırakırsak; kanun koyucu canlı olarak kabul etmeyi amaçladığı kediler, köpekler, kuşlar bakımından da, yaptığı düzenlemeyle sınıfta kalmış durumda. Evcil hayvan satış yeri, üretim çiftliği gibi kavramlar kanunda yer aldığı; evcil hayvan satış yerlerinde kuş, balık gibi hayvanların satışına devam edildiği; kedilerin ve köpeklerin satışlarına üretim çiftliklerinde devam edildiği sürece, yani özetle masa, sandalye gibi hayvan satışına izin verildiği sürece </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demek çelişkili ve yanlıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatımızda, </span><i><span style="font-weight: 400;">“tehlikeli köpek”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi bir kavram vardı, bundan kurtulacağımızı umarken, bu kavramın hem korunduğunu hem de kapsamının genişletildiğini gördük. Yeni kanunla; hangi köpeğin tehlikeli olduğuna karar verme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na verildi. Köpeklerin hangilerinin tehlikeli kabul edileceğini belirleme yetkisi, çok geniş ve kötüye kullanılmaya müsait bir takdir yetkisidir. Böyle bir konuda hiçbir kurum kanunla sınırlanmamış bir yetkiye sahip olmamalıdır. Örnek olsun; Tarım ve Orman Bakanlığı, on yıldır sokağınızda yaşamını sürdüren köpeğin bir anda tehlikeli olduğuna kanaat getirip onu oradan alma yetkisine sahip oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tehlikeli olduğuna kanaat getirdiği köpeklerin beslenmesi ve bakılması yasaklandı. Fiilen hayatımızda olan, bu köpeklerin bakımevlerinde müebbet hapsine ilişkin bu uygulama, kanunla tescillenmiş oldu. Sadece; hâlihazırda tehlikeli kabul edilen bir köpekle birlikte yaşayanlar, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde köpeklerini kısırlaştırıp kaydettirirlerse onunla yaşamaya devam edebilecek. En önemli beklentilerimizden biri olan, hâlihazırda bakımevlerinde esir tutulan dövüşlerden kurtarılmış köpeklerin yuvalandırılmasının önü açılmadı, bu hayvanlar için esaret yeni kanun döneminde de devam edecek. Bu konuda yapılacak düzenleme, bu hayvanları dövüştürenlerin onlara erişimini, ticaretini, üretimini yapmalarını engellemeye odaklanmalı, herhangi bir süre sınırı olmadan korumak amacıyla evine alan iyi niyetli insanlara engel olunmamalıydı ama maalesef köpeklerin esaretine odaklanan bir düzenleme yapıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanundan beklentimiz hayvanların hayvanat bahçesi adı altındaki esaret alanlarında kapalı tutulmalarının yasaklanması iken, doğal yaşam parkı adı altında yeni bir esaret alanı oluşturuldu ve teklifte olmamasına rağmen Genel Kurul’da önergeyle bu alanları gerçek ve tüzel kişilerin de açabileceğine ilişkin ibare maddeye eklendi. Bahsi geçen doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için hangi amaçla hangi kurum tarafından kurulabileceğinin belirsiz olması, keyfi ve kötü niyetli uygulamalara yol açacaktır. İsim değişikliği yerine bu tür sınırlandırılmış mekânların tamamen yasaklanması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. madde”</span></i><span style="font-weight: 400;"> konusuna, bu maddenin uygulanamaması için kurulan tuzaklara da değinmemiz gerekiyor. Bu kanunun yine en büyük lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. maddeye dokunmadık”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, bilindiği üzere, sokakta yaşamını sürdüren köpeklerin belediyeler tarafından kısırlaştırıldıktan ve tedavi edildikten sonra alındığı yere bırakılmasını düzenliyor. Yani köpeklerin sokaklardaki yaşamının güvencesi. Evet, bu maddeye açıktan dokunulmadı ama bu maddenin uygulanamaması için çeşitli tuzaklar kuruldu. Birinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hangi köpeğin tehlikeli kabul edileceğine ilişkin takdir yetkisi. Tarım ve Orman Bakanlığı, sizin sokağınızdaki köpeğin tehlikeli olduğuna kanaat getirirse, o köpek 6. Madde’ye uygun şekilde sokağına dönemeyecek, bakımevinde esir tutulacak. İkinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz doğal yaşam parkı düzenlemesi. Her ne kadar konu </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanat bahçesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı madde içinde düzenlenmiş olsa da; doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için olduğuna ilişkin maddede hiçbir detay belirtilmiyor. Kanun yürülüğe girdikten sonra bir belediye doğal yaşam parkı inşa edip, sokaktaki köpekleri buraya toplamaya karar verirse, kanunda bunu engelleyen hiçbir düzenleme yok. Üçüncü tuzak; kanunda yer almıyor ama Yunus Kılıç, televizyondaki açıklamalarında bu konuda ipucu vermişti. Köpeklerin her yerde beslenemeyeceğini, belediyeler ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gösterdiği yerlerde beslenebileceğini söylemişti. Bu konunun yönetmelikle hayatımıza girme ve 6. maddeyi fiilen ortadan kaldırma ihtimali var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En önemli konulardan biri de yaptırım konusu. Öncelikle hapis cezası konusuna değinmemiz gerekiyor. Çünkü yine kanunun lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hayvana şiddet suç oldu.”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Evet, hayvana şiddet suç oldu ama bunun yanında faillerin şikâyet edilmesini, soruşturulmasını, ceza almasını, hapse girmesini engelleyecek her türlü düzenleme yapıldı. Fail, fiilen hapse girmedikten sonra suç olmasının da bir anlamı kalmıyor. Kanunda suç olarak nitelendirilen fiiller için üç ay ile bir yıl arasında ceza alt sınırları belirlenmiş. Bu da şu anlama geliyor; hakim isterse, bir köpeği öldüren ya da ona tecavüz eden faile sadece altı ay ceza verebilir. Üç ay, altı ay, bir yıl ya da iki yıl hapis cezası alan bir fail cezaevine girmeyecek ve bu nedenle gerçek anlamda caydırıcı bir yaptırıma maruz kalmayacaktır. Uygulamada yaptırımı etkisiz bırakacak bu problemin alt sınırı yüksek tutmak gibi basit bir çözümü varken bunun yapılmaması, göstermelik bir düzenlemenin amaçlandığı izlenimi yaratmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptırım konusunda bir diğer problem de şikâyet şartı konusu. Hayvana karşı işlenen suçlarda; Savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve sahipli hayvanlar özelinde ek olarak hayvan sahibine verildi. Bu da şu anlama geliyor; sokakta bir hayvana şiddet olayı gördüğümüzde, biz bireysel olarak suç duyurusunda bulunamayacağız, aynı şekilde sivil toplum kuruluşları suç duyurusunda bulunamayacak. Biz sadece konuyu Tarım ve Orman Bakanlığı’na iletebileceğiz, Bakanlık uygun görürse suç duyurusunda bulunacak. Hayvana karşı işlenen suçlarda genel soruşturma hükümleri uygulanmalı ve Savcılık resen ya da gerçek-tüzel herhangi bir kişinin ihbarı üzerine harekete geçebilmelidir. Bu şekilde bir muhakeme şartı, anayasal ihbar ve şikâyet hakkına aykırılık teşkil etmekte ve teknik bir alan olan soruşturma görevinin Savcılık dışında aracı bir kuruma verilmesi temel ceza hukuku prensipleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca; hâlihazırda hayvana yönelik fiillerde idari yaptırım uygulamakla görevli kurum olmasına rağmen bu görevini doğru düzgün yerine getirmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının ihbar-şikâyet sürecinde aracı kurum olarak da görevini layıkıyla yerine getirmeyeceği, keyfi ve kötü niyetli sonuçlar ortaya çıkacağı aşikârdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamada belediyeler en büyük sorunlarımızdan biri. Sokakta yaşamını sürdüren köpekleri; ormana atan, bakımevlerinde esir tutan, toplu katliamlar yapan onlar. Asıl problemimiz ve bu kadar rahat ihlal yapabilmelerinin sebebi, hiçbir yaptırıma maruz kalmamaları. Yeni kanuna ilişkin en önemli beklentilerimizden biri de buydu, belediyelere ciddi idari yaptırım getirilmesi ve görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmalarının önünün açılması. Kanun, bu konuda da hayal kırıklığı yarattı. Yeni kanunda da mevcutta olduğu gibi belediyelere </span><i><span style="font-weight: 400;">“yapar, eder, esastır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi netlik içermeyen ifadelerle yükümlülükler yüklendi. Bu yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde herhangi bir idari yaptırım getirilmedi. Görevi kötüye kullanma suçu bakımından uygulamada soruşturma izni verilmemesi engeline takılıyoruz. Belediye görevlileri kamu görevlisi olduğu için soruşturma yürütülmesi için ilgili birimden izin alınması gerekiyor. Ama; </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlarla ilgili konular belediyelerin asli görevi değil”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gerekçesiyle bu izinler verilmiyor ve bunun sonucunda belediye görevlileriyle ilgili soruşturma yapılamıyor. O yüzden belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerini Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen asli görevleri arasında sayılmasını beklerken, mevcuttan farkı olmayan, sadece madde numaralarının değiştiği bir manzarayla karşılaştık. Sonuç olarak; belediye görevlileriyle ilgili hem idari hem adli anlamda cezasızlık süreci devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer önemli konu da yunus parkları. Yunus parklarının en fazla bir sene içinde tamamen kapatılmasına ve oralarda bulunan yunusların kalan ömürlerini oluşturulacak rehabilitasyon merkezlerinde geçirmelerine ilişkin düzenleme beklerken, mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetlerini sürdürmesine, buralara yeni yunus getirilmesinin ve yeni yunus parkı açılmasının yasaklanmasına ilişkin bir düzenleme ile karşılaştık. Mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetini sürdürmesi kabul edilebilir bir düzenleme değil, yunus parkı sektörünün kazandığı paranın yunusların yaşamından daha önemli olduğunu gösteriyor. Bu alanlarda eziyet gören yunuslar zaten en fazla beş altı sene yaşayabiliyorken, on senelik süre verilmesi anlaşılabilir bir şey değil. Milyonluk bir sektör olan yunus parklarına yeni yunus getirilmesinin cezasının 25.000 TL idari para cezası olması da komik ve adeta yeni yunus getirmeye teşvik eder nitelikte bir düzenleme. Aslında iki konuyu birlikte düşününce; kanun koyucu, yunus parkı sahiplerine </span><i><span style="font-weight: 400;">“sana on sene daha süre verdim, gerekirse bu süreyi de uzatırım, cezasını düşük tuttum, sen gizli gizli yeni yunus da getir, güzel güzel paranı kazan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> mesajını veriyor. Yunus parkları için yıllardır öne sürülen gerekçe olan, otizmli çocuklara yunusla terapinin iyi geldiği iddiasının, hem otizm derneklerinden hem Türk Psikologlar Derneği’nden yapılan açıklamalarla herhangi bir bilimsel veriye dayanamadığı ve gerçeği yansıtmadığı, aksine yunusla terapinin hem yunuslar hem de çocuklar için kötü olduğu anlaşılmıştır. Bu koşullarda; yunus parklarının devamındaki ısrarın tek sebebi büyük paralar dönen bu sektörün kanun koyucu üzerindeki baskısıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha birçok noktaya itiraz dile getirebiliriz ama en temel itirazlarımız bunlar. Bu kanunun TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu ile uyuşan bir tane noktası bile yok. Bu tavır, kanun koyucunun hem sivil toplum kuruluşlarını yok saymaktan çekinmediğini hem de birçok konuda kendi iradesini yansıtmaktan bile aciz olduğunu ortaya koyuyor. Bu kanun, hayvanlar düşünülerek değil; Bakanlıkların keyfi, evcil hayvan satış yeri, hayvanat bahçesi, yunus parkı gibi işletmelerin gelirleri düşünülerek hazırlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum kuruluşları, bu itirazları 11 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen eylemde de dile getirdi. Bu aşamada öncelikli olarak, Cumhurbaşkanı’nın toplumda hiçbir şekilde karşılık bulmayan bu kanunu veto etmesini bekliyoruz. Veto gelmezse ve bu kanun yürürlüğe girerse de, tabii ki biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Hayvan için işimize yaradığı noktada bu kanunu da kullanırız, yeri gelir etrafından dolaşırız ya da hiç işimize yaramazsa üstüne basar geçeriz.</span></p>
<p><strong>Barış Karlı</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Yasa Teklifi İtirazlar Dikkate Alınmadan Komisyondan Geçti!  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/hayvan-haklari-yasa-teklifi-itirazlar-dikkate-alinmadan-komisyondan-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2021 15:34:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları yasası]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllardır çıkarılması için mücadele verilen Hayvan Hakları Yasası taslağı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na sevk edildi. İlk gün Komisyon çalışmalarında yer alan STK'lar ve hayvan hakları savunucuları hazırlanan rapora uygun şekillenmeyen teklifin hayvanları korumaktan uzak teklif ve iyileştirme içermediği uyarısını sürdürdü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/hayvan-haklari-yasa-teklifi-itirazlar-dikkate-alinmadan-komisyondan-gecti/">Hayvan Hakları Yasa Teklifi İtirazlar Dikkate Alınmadan Komisyondan Geçti!  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları alanında çalışan sivil toplum aktörlerinin yıllardır çıkması için mücadele ettiği 18 maddelik yasa teklifi, dün ve bugün yapılan Komisyon görüşmesinin ardından</span><a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-hayvan-haklari-yasasi-komisyonda-kabul-edildi"><span style="font-weight: 400;"> kabul edilerek</span></a><span style="font-weight: 400;"> TBMM’ye sevk edildi. </span><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin dün TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu&#8217;nda başlayan görüşmeleri STK’ların katılımı ve itirazları ile başladı. Bugün ise Komisyon’a STK temsilcileri alınmadı ve görüşmeler basına kapalı yapıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun teklifi ile ilgili STK’ların itiraz ettiği öncelikli konulardan biri, isminin “Hayvan Hakları” değil “Hayvanları Koruma Kanunu” olması idi.  Sadece bu detayın bile hayvanları “mal” olarak gören anlayışın terk edilmediğini gösterdiğini söyleyen STK&#8217;ların teklifte diğer itiraz ettikleri konu “hayvanlara cinsel istismar” yerine “hayvanlarla cinsel ilişki” ifadesinin yer alması. Hayvan haklarının ihlal edilmesi durumunda öngörülen cezaların caydırıcılıktan uzak olduğunu söyleyen hayvan hakları savunucuları, daha ağır yaptırımların uygulanmasını da talep etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu </span><span style="font-weight: 400;">ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin Meclise sevki ve görüşmeleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı üzerinde hızlandırıldı. 4. yargı paketi görüşmelerinin tamamlanmasının ardından,    TBMM’in hafta sonu mesai yapması ve teklifi kabul etmesi bekleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyon görüşmelerinde muhalefetin ve STK’ların itirazları ile değişiklik önerileri kabul edilmezken, sadece bir önerge kabul edildi ve teklife eklendi. Eklenen önerge ile hayvan hakları alanında medya organlarına kamu spotu yayınlama sorumluluğu getirildi. </span></p>
<p>Hayvanlara Adalet Derneği, Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu&#8217;nda değişiklik yapılmasına ilişkin bir değerlendirme yazısı yayınladı. Yazıya <a href="http://hayvanlaraadalet.org/hayvanlari-koruma-kanunu-ile-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifinin-degerlendirmesi%ef%bb%bf/2021/07/02/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu </span><span style="font-weight: 400;">ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin detaylarına </span><a href="https://www.dw.com/tr/hayvanlar%C4%B1-koruma-kanunu-teklifi-mecliste/a-58125459" target="_blank" rel="noopener"><b>buradan</b></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife STK’ların yönelttiği itirazların detaylarını da </span><a href="https://twitter.com/haykurder/status/1412422339330023441" target="_blank" rel="noopener"><b>buradan</b></a><span style="font-weight: 400;"> inceleyebilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanların Haklarının Korunması İle Hayvanlara Eziyet Ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu’na ise </span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss132.pdf" target="_blank" rel="noopener"><b>bu bağlantıdan</b></a><span style="font-weight: 400;"> erişebilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/07/hayvan-haklari-yasa-teklifi-itirazlar-dikkate-alinmadan-komisyondan-gecti/">Hayvan Hakları Yasa Teklifi İtirazlar Dikkate Alınmadan Komisyondan Geçti!  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: Eşit, Adil ve Yaşanabilir Bir Dünya İçin Hayvanların Yaşam Hakları Korunmalı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/25/yasam-icin-yasa-inisiyatifi-esit-adil-ve-yasanabilir-bir-dunya-icin-hayvanlarin-yasam-haklari-korunmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2021 12:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64505</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM’de Hayvanları Koruma Kanunu’nun yakın zamanda görüşülerek revize edileceğine ilişkin açıklamalar üzerine, hayvan hakları alanında çalışan STK’lar basın açıklamaları yaparak, yasada yer almasını elzem gördükleri hususları kamuoyunun ve karar alıcıların dikkatine sunuyor. Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, “eşit, adil ve yaşanabilir bir dünyanın en temel ve gerekli koşulu olan hayvanların yaşam haklarının korunmasına” dikkat çekerek, tüm hak savunucularını verdikleri mücadelede desteğe davet ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/25/yasam-icin-yasa-inisiyatifi-esit-adil-ve-yasanabilir-bir-dunya-icin-hayvanlarin-yasam-haklari-korunmali/">Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: Eşit, Adil ve Yaşanabilir Bir Dünya İçin Hayvanların Yaşam Hakları Korunmalı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin amacı, Türkiye’de ve dünyada giderek hızlanmakta olan ekolojik yıkıma, hayvan, insan, işçi, kadın, çocuk, engelli, LGBTİ+, çevre ve yaşam hakları ihlallerine, iklim krizine, artan şiddete, ayrımcılığa, emniyetsizliğe karşı kapsayıcı, katılımcı ve dönüştürücü bir eşitlik, özgürlük, barış, hak ve adalet söylemi ve siyaseti geliştirmek. İnisiyatif’in temel iddiası ve ortak ilkesi net: Eşit, adil ve yaşanabilir bir dünyanın en temel ve gerekli koşulu, hayvanların yaşam haklarının korunması.</p>
<p>Bu ilke doğrultusunda taleplerini, 2004 yılında yürürlüğe giren ve önümüzdeki haftalarda yeniden TBMM’nin gündemine gelmesi beklenen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun, yaşam hakkı savunucularının talepleri ve çalışmaları doğrultusunda hayvanlara adalet getirecek ve onların yaşam haklarının tanınarak korunmasını mümkün kılacak bir biçimde değişmesi olarak açıklayan  Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin basın açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı:</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-64506 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/basin-toplantisi-yasamicinyasa-640x377.jpeg" alt="Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi 2021 25 Kasım" width="353" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/basin-toplantisi-yasamicinyasa-640x377.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/basin-toplantisi-yasamicinyasa.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 353px) 100vw, 353px" />&#8220;Yürürlükteki şekliyle hayvanların haklarını korumaktan uzak olan Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesi ile ilgili çalışmalar 2012 yılında başladı ve o dönemden beri bu haklı talep, birçok defa kamuoyunun gündemine geldi. Siyasetçiler ise, bu değişiklik taleplerine ya seçimlerden önce, ya da toplum vicdanını yaralayan şiddet vakalarının ardından eğildi ve yasanın Meclis’e geleceğine dair yetersiz açıklamalarda bulundular. Ancak yasanın Meclis gündemine yıllardır inatla getirilmemesi bir yana, nasıl getirileceği yönünde çok ciddi endişelerimiz bulunuyor.</p>
<p>Hayvan hakkı savunucularının talebi ve ısrarı üzerine Şubat 2019’da kurulan Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, Ekim 2019’da, TBMM’de temsil edilen 5 partinin de ortaklaştığı tavsiye raporunu yayınladı. Yasanın, eksiklikleri olmasına rağmen, hayvanların yaşam hakkının tanındığı ve korunduğu pek çok madde içeren bu rapora paralel bir şekilde hazırlanacağı defalarca dile getirildi ancak kanun taslağı meclise asla gelmedi.</p>
<p>Basına yansıyan son açıklamalar, Kanun’un 26 Ocak 2021 Salı günü açılacak olan Meclis’in gündemine geleceğini işaret ediyor. Ancak Kanun hakkında açıklama yapan milletvekillerinin, kamuoyunun pek çok talebini hiç dile getirmemesi, yasanın içeriği hakkında büyük bir endişe yaratmaktadır. Meclis’teki tüm vekillere çağrımız, ilgili kanunun, amasız-fakatsız bir şekilde, hayvanların yaşam hakkını tanıyacak ve koruyacak şekilde çıkarılmasını sağlamalarıdır.</p>
<p>Vekillerimize hatırlatıyoruz: Hayvanların yaşam hakkının tanınması ve korunması ancak, kamuoyunun taleplerini yansıtan aşağıdaki değişikliklerle mümkün olacaktır:</p>
<ol>
<li>Hayvanlar, Kanun önünde mal ya da eşya olarak değil, “doğuştan gelen haklara sahip ve duyguları olan hissedebilen bireylerdir” olarak tanımlanmalıdır. Yaşam hakları derhal anayasal güvence altına alınmalıdır.</li>
<li>TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere, mevcut yasadaki “sahipli – sahipsiz hayvan” ayrımı kaldırılmalıdır. Ayrıca mal statüsüne ve mülkiyet ilişkilerine işaret eden “sahipli” hayvan ve genellikle sokak hayvanlarını nitelemek için kullanılan “sahipsiz hayvan” ifadelerinin kaldırılmalıdır. Hayvanların toplum içinde yaşayan, kamusal alanı paylaşan, vatandaşlar olarak korunan, beslenen, bakım gören, hakları da korunması gereken varlıklar olduğu tarihsel gerçeğiyle uyumlu ifadeler kullanılmalıdır.</li>
<li>Hayvana yönelik gerçekleşen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine, ertelemesiz ve indirimsiz hapis cezası yaptırımı getirilmeli, ceza alt sınırı 3 yıl olarak belirlenmelidir. Hayvana şiddet içeren fiiler için ceza miktarı belirlenirken Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında takdiri indirim yapılmamalıdır.</li>
<li>Hayvana şiddet içeren fiiller, Tarım ve Orman Bakanlığı ile belediye görevlileri ve hayvana bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilirse, bu durum “nitelikli hal” kabul edilerek ağırlaştırılmış ceza uygulanmalıdır.</li>
<li>Hayvanlara yönelik hak ihlâllerinin soruşturulması konusunda cumhuriyet savcıları re’sen yetkili kılınmalıdır. Böylece hayvana yönelik şiddet fiilleri için soruşturma açılması, herhangi bir kişinin ya da kurumun şikayeti şartına bağlanmamalıdır; vatandaşın şikayet hakkı ellerinden alınmamalıdır.</li>
<li>Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları noktaya bırakılmalıdır. Mevcut 5199 Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi aynen korunmalıdır. Bu maddenin değiştirilmesi hayvanların ormanlara, dağ başlarına, bilinmeze gönderilmesi, halihazırda gözden ve insandan uzak yerlere atılmaların resmi hale getirilmesi demektir.</li>
<li>Sorumluluğunu aldığı hayvanı terk eden kişiye en az 10.000 TL idari para cezası uygulanmalı, bu kişilere bir daha bir hayvanın sorumluluğunu alma izin verilmemelidir.</li>
<li>Evcil ve egzotik hayvan üretimi, ticareti ve satışı yasaklanarak suç kapsamına alınmalı ve failler 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmalıdır.</li>
<li>“Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları, listeleri kaldırılmalıdır. Halihazırda barınaklarda müebbet hapse mahkum edilen ve ziyaretçilere kapalı olan bölmelerde tutulan bu köpekler rehabilite edilmeli ve aile yanına yuvalandırılmalıdır.</li>
<li>Nesli tükenen türleri, endemik türleri ve “av hayvanı” olarak tanımlanan pek çok yaban hayvanını zevk, hobi ve spor adı altında katletmeyi hedefleyen avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalıdır. Çünkü av cinayettir; yasalarla meşrulaştırılamaz.</li>
<li>Hayvanlar için müebbet hapis ve işkence merkezi anlamına gelen hayvanat bahçeleri ve yunus parkları kapatılmalı ve yasaklanmalı, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere yenilerinin açılmasına izin verilmemelidir. Yeni hayvan alımlarının önüne geçmek amacıyla hayvan ithalatına da yasak getirilmelidir.</li>
<li>Hayvanlı kara sirklerinin ve hayvan gösterilerinin hiçbir çeşidinin kurulmasına ya da ülkeye girişine izin verilmemelidir.</li>
<li>Hayvan dövüşleri, güreşleri ve yarışları istisnasız bir şekilde yasaklanmalı, faillere ağır yaptırımlar getirilmelidir.</li>
<li>Hayvan deneyleri yasaklanmalı, hayvan kullanılmayan bilimsel metotlara hızla geçilmelidir.</li>
<li> Atlı faytonlar ve at arabaları, İstanbul’da olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde de yasaklanmalı; hayvanların yük taşımak amacıyla kullanılmasına son verilmelidir.</li>
<li>TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği gibi hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalıdır.</li>
<li>Çiftlik hayvanları diye tanımlanan ancak hissedebilen bireyler olan hayvanların öldürüldüğü ve sömürüldüğü tesislere 7/24 kamera zorunluluğu getirilmelidir. Bu hayvanların, kesim merkezlerinde yaşadıkları zulüm gözler önüne serilmelidir. 21. Yy için utanç kaynağı olan canlı hayvan ticareti yasaklanmalıdır.</li>
<li>Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için büyük tehlike arz eden, gürültü ve çevre kirliliğine sebep olan, insan ve hayvan sağlığına zarar veren havai fişekler yasaklanmalıdır.&#8221;</li>
</ol>
<p>Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin açıklamasının sonunda şu çağrıda bulunuluyor:</p>
<p>“Bizler, tüm ayrımcılık biçimleriyle olduğu gibi, hayvanlara uygulanan ayrımcılıkla da mücadele edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Biliyoruz ki ayrımcılık ayrımcılığı, hak mücadelesi ise adaleti ve eşitliği besler. Haklar birbirinden ayrılamaz ve gerçek barış yeryüzünün ve içinde yaşayan bütün canlıların özgürleşmesi ile sağlanabilir. Bu yüzden bütün hak savunucularını, eşit ve adil bir yaşamı hayal eden her bir bireyi, hayvan hakkı yasasının hayvanlar lehine değişmesi için verdiğimiz mücadelede desteğe davet ediyoruz.”</p>
<p>Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin basın açıklamasının tümüne <a href="https://yasamicinyasa.org/2021/01/25/yasam-icin-yasa-basin-aciklamasi/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/25/yasam-icin-yasa-inisiyatifi-esit-adil-ve-yasanabilir-bir-dunya-icin-hayvanlarin-yasam-haklari-korunmali/">Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: Eşit, Adil ve Yaşanabilir Bir Dünya İçin Hayvanların Yaşam Hakları Korunmalı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Yasası İçin Mücadelede Nereden Nereye?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/11/hayvan-haklari-yasasi-icin-mucadelede-nereden-nereye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Alpar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jan 2020 09:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan hakları savunucularının uzun süredir mücadele verdiği Hayvan Hakları Yasası'nın görüşülmesine TBMM'de önümüzdeki günlerde başlanıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/11/hayvan-haklari-yasasi-icin-mucadelede-nereden-nereye/">Hayvan Hakları Yasası İçin Mücadelede Nereden Nereye?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlara uygulanan şiddet ve kötü muamele olaylarının incelenmesi ve bu olayların önlenmesi için alınacak tedbirleri belirlemek amacıyla geçtiğimiz yıl Şubat ayında TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu kurulmuştu.</p>
<p>Komisyon, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan 12 toplantı sonunda 200 sayfalık bir rapor hazırlamış, 2019’un Ekim ayında sunmuştu. Raporun en önemli özelliği ise, yeni bir “Hayvan Hakları Kanunu hazırlanması için Meclis Başkanlığı’na veya 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılacak değişikliklere zemin hazırlayacak tavsiyeler içermesiydi.</p>
<p>Şimdi bu süreçte son aşamaya girildi. İnsan menfaatlerini gözetmeden, hayvanların lehine sonuçlanacak bir kanun hazırlanması amacıyla Komisyon’a görüş bildiren ve önergeler sunan hayvan hakları örgüt ve oluşumlarının gözü kulağı yine Meclis’te.</p>
<p>Peki, Hayvan Hakları Kanunu için 2004’ten bugüne süren mücadelenin seyri nasıl oldu?</p>
<p><strong>“Koruma”dan “Haklar”a…</strong></p>
<p>2004 yılında yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun yetersiz yaptırımları, hayvanlara yönelik kötü muameleyi “kabahat” olarak değerlendirmesi ve bu fiilleri suç kapsamına sokmaması gibi birçok neden ile hayvan hakları savunucuları yeni bir yasa için on beş yıldır mücadele ediyor.</p>
<p>Tüm partilerin üzerinde uzlaştığı “Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ilk olarak 2011’de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Ancak bu tasarı hayvan hakları savunucularının hiçbir talebine yer vermemekle birlikte “Ölüm Yasası” olarak anıldı.</p>
<p>Tasarı, evde hayvan sayısının kısıtlanmasını ve tüm sokak hayvanlarının “doğal yaşam parkı” adı verilen tecrit merkezlerinde toplanması gibi hayvanların aleyhinde maddeler öneriyordu. Ayrıca tasarıda hayvana yönelik suçların Türk Ceza Kanunu’na (TCK) kapsamına alınması öngörülüyor, ancak ceza alt sınırının düşük olması nedeniyle de savunucular taslağı kabul etmiyordu.</p>
<p>Bu tasarıya yönelik kitlesel eylemler ve imza kampanyaları neticesinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan hayvansever sanatçıları Dolmabahçe’de ağırladı.</p>
<p>2012 yılında Hayvanları Koruma Kanun tasarısı Galatasaray Lisesi önünden başlayan kitlesel bir yürüyüşle protesto edildi. “<a href="https://www.facebook.com/pg/yunuslaraozgurluk/photos/?tab=album&amp;album_id=10151108090620959">Ölüm Yasasına Hayır</a>” diyen ve eyleme hayvanlarıyla katılan savunucular, sokakta yaşayan hayvanlar için “yaşam hakkı” istedi. Ardından <a href="https://www.facebook.com/pg/yunuslaraozgurluk/photos/?tab=album&amp;album_id=10151350967840959">bir dizi eylem gerçekleştirildi</a> ve bu eylemlerde dile getirilen ortak talep aynıydı: “Ölüm Yasası geri çekilsin”&#8230;</p>
<p>Kitlesel eylemlere sebep olan Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, <a href="http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/bildiri-tbmm-cevre-komisyonu-hayvanlar-aleyhinde-bir-koruma-yasasi-hazirliyor">hayvan hakları savunucularının tüm itirazlarına<sup><u>[1]</u></sup> rağmen, 2014 yılında Çevre Komisyonunda kabul edildi</a>, ancak Genel Kurulda görüşülmeyerek kadük oldu.</p>
<h4>Katliam Tasarılarına Karşı Kitlesel Eylemler</h4>
<p>Tasarının geride kalması ile birlikte 2014 ile 2018 arasında çeşitli kitlesel protestolar gerçekleşti ve hayvan hakları basında sıklıkla yer aldı.</p>
<p>1 Temmuz 2017’de yaklaşık 200 dernek ve grubun yanı sıra bağımsız aktivistlerin de katıldığı eş zamanlı kitlesel eylemin ardından Adalet Bakanlığı 2018 Ocak’ta hazırladığı tasarıyı tüm komisyonlara iletti. Bu tasarı hayvan hakları aktivistleri ile paylaşılmadı.</p>
<figure id="attachment_46759" aria-describedby="caption-attachment-46759" style="width: 420px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-46759" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-1.jpg" alt="" width="420" height="237" /><figcaption id="caption-attachment-46759" class="wp-caption-text">1 Temmuz 2017 “Katliam Yasa Tasarısına Hayır” İstanbul yürüyüşü</figcaption></figure>
<p>Ancak ilgili bakanlığın hazırladığı tasarıda da hayvana yönelik işlenen suçların cezaları yetersizdi, sahipli hayvan için soruşturma açılması sahibinin şikayeti şartına bağlanmıştı. Dahası, hayvana tecavüz suç kapsamına alınmamıştı, 2 bin TL idari para cezası ile cezalandırılmıştı. Ayrıca ‘sahipsiz’ hayvanın ihlal edilen hakkına yönelik başvuru, tasarıya göre sadece Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılacaktı.</p>
<p>24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hayvan hakları yasasını kastederek “Bu kanun hâlâ neyi bekliyor?” diye sormasının ardından hızlanan süreçte Tarım ve Orman Bakanlığı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> devreye girdi.</p>
<p>Bakan Bekir Pakdemirli Ekim 2018’de “Sahipsiz hayvanların korunması çalışmalarını, belediyelerle iş birliği halinde aşıla, kısırlaştır, işaretle, kaydet, sahiplendir, izle ve denetle ilkeleri çerçevesinde yürütüyoruz” diyerek, hayvan hakları savunucularının “kırmızı çizgisi” olarak belirtilen, Kanunun 6. maddesinde “kısırlaştırıp-yerine bırakma” ilkesinden söz etmedi.</p>
<h4>Güç Birliği: Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu</h4>
<p>Bunun üzerine hayvan hakkı savunucuları “Hayırsız Ada istemiyoruz”, “Katliam tasarısı istemiyoruz” diyerek yeniden kitlesel eylemler ile örgütlendi. Hayvan haklarını ilgilendiren yasama çalışmasının peşini bırakmayan 350’yi aşkın sivil toplum örgüt ve inisiyatifi güç birliği yaparak “Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu”nu kurdu.</p>
<p>1 Kasım’da, delegasyonun çağrısı ile 69 ilde eş zamanlı basın açıklamaları yapıldı. 25 Kasım’da yine delegasyonun çağrısı ile “Katliam Yasa Tasarısına Hayır” diyerek Kadıköy’de bir araya gelindi.</p>
<figure id="attachment_46760" aria-describedby="caption-attachment-46760" style="width: 370px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-46760" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2-1.jpg" alt="" width="370" height="243" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/2-1.jpg 579w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/2-1-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 370px) 100vw, 370px" /><figcaption id="caption-attachment-46760" class="wp-caption-text">25 Kasım 2018 “Katliam Yasa Tasarısına Hayır” İstanbul eylemi</figcaption></figure>
<p>Delegasyonun kitlesel eylemlerinin ardından Hayvan hakları savunucuları ile görüşmeyi kabul eden ilk kurum Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Delegasyon, milyonlarca kişinin ortak talebini ileterek, yasama sürecinin şeffaf bir şekilde yürütülmesini talep ederken Türkiye’nin geçiş yaptığı Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne göre, yasama yetkisinin sadece parlamentoda olması gerektiğini hatırlattı. Delegasyon, bürokratlarca hazırlanacak ve hayvan hakları savunucularının dinlenmediği bir yasayı kabul etmeyeceğini defalarca tekrar etti.</p>
<h4>Hak Savunucuları Meclis’te</h4>
<p>Bu süreçte bir yanda kitlesel hayvan hakkı eylemleri diğer yanda toplumda infial uyandıran hayvana yönelik suç olaylarının ardından siyasiler nihayet hayvan hakkı savunucularını meselenin tarafı olarak kabul etti ve savunucular Meclis’e giderek hayvan hakları konusunda bilgilendirmeler yapmaya başladı.</p>
<p>Şubat 2019’da kamuoyunun da baskısı ile TBMM Genel Kurulu&#8217;nda, beş parti grubunun ortak önergesiyle hayvanlara uygulanan şiddet ve kötü muamele olaylarının incelenerek, bu olayların önlenmesi için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu kuruldu.</p>
<p>TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu, Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu‘nu üç defa ziyaret etti. Kasım ayında kaybettiğimiz delegasyon üyelerinden Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) kurucusu ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği Başkanı Burak Özgüner, Meclis tarihinde ilk kez komisyon üyelerine mezbaha videosu izlettirdi ve delegasyonun yalnızca evcillerin değil tüm türlerin haklarını savunduğunun altını çizdi.</p>
<figure id="attachment_46761" aria-describedby="caption-attachment-46761" style="width: 410px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46761" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/3.jpg" alt="" width="410" height="223" /><figcaption id="caption-attachment-46761" class="wp-caption-text">Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu meclis görüşmeleri</figcaption></figure>
<p>Komisyon’un raporunu 23 Ekim’de Meclis Başkanlığı’na sunduğunu biliyoruz. Raporun son halinde hayvanlar yürürlükte olan mevzuatta olduğu gibi bir “meta” değil “hisleri olan canlılar” olarak tanımlanıyor. Raporda yunus parklarının kapatılmasından yeni hayvanat bahçelerinin yasaklanmasına, atlı faytonculuğun yasaklanmasından kürk üretim çiftliklerinin kapatılmasına, hayvana karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu kapsamına girmesinden sokakta yaşamını sürdüren evcillerin yaşam hakkını garanti altına alan önerilere kadar umut vadeden pek çok tavsiye içeriyor. Taslak bu haliyle hayvan sömürüsünü topyekûn ortadan kaldıracak iradeyi taşımasa da bu yönde atılacak önemli bir adıma işaret ediyor.</p>
<h4>Başa Dönersek</h4>
<p>Komisyon raporu ışığında 5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu’da yapılacak değişiklikler için son düzlükteyiz.</p>
<p>Bu sürecin nasıl işleyeceğine dair siyasilerden bir açıklama yok. Hayvan hakları savunucuları hem sürecin şeffaflığı hem de Meclis’in hayvanların haklarından taraf bir yasa çıkarmaları için mücadele etmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Yazımızı bitirirken hatırlatalım ki bu mücadelede kamuoyu desteği halen çok büyük öneme sahip. Herkesi hayvanların haklarından taraf bir yasa için verdiğimiz mücadelemize yoldaş olmaya davet ediyoruz.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> İtirazların sebeplerinden biri Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. Maddesinin değiştirilmesine yönelik talepti. Tasarı, kısırlaştırılmak için alınan hayvanların, alındıkları yere bırakılacağı ama bırakılacakları yerin okula, hastaneye, parka ve bunun gibi insanların yoğun olarak bulundukları yerlere yakın olamayacağına dair koyulan şerhti. Halen yürürlükte olan Kanun maddesi ise şöyle diyor: “Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.”</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> 9 Temmuz 2018’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirildi yeni ismi, Tarım ve Orman Bakanlığı oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/11/hayvan-haklari-yasasi-icin-mucadelede-nereden-nereye/">Hayvan Hakları Yasası İçin Mücadelede Nereden Nereye?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Hayvanlar Arasındaki Ayrım Kalkmalı, Bakanlığı Kurulmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/hayvanlar-arasindaki-ayrim-kalkmali-bakanligi-kurulmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2019 08:45:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Cumalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Funda Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Haytap]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Nevcivan Güldaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Okçuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Berber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43876</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Barosu'nun gündemde olan Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklikler ilgili düzenlediği Hayvan Hakları Yasası Çalıştayı'nda yasadaki hayvanlar arasındaki ayrımın kalkması ve bakanlık önerisi gündeme geldi. Barınakların kötü durumlarının de gündeme getirilirken belediyelere sivil toplum kuruluşları ile ilgili işbirliklerini arttırması gerektiği vurgulandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/hayvanlar-arasindaki-ayrim-kalkmali-bakanligi-kurulmali/">‘Hayvanlar Arasındaki Ayrım Kalkmalı, Bakanlığı Kurulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Baronun konferans salonundaki çalıştayda avukatlar, akademisyenler, veteriner hekim örgütleri ve hayvan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri sunum yaptı. Çalıştayda mevcut yasa ve yönetmelikte sorunlar tespit edildi, çözüm önerileri dile getirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Bölümü&#8217;nden Doç. Dr. Emre Cumalıoğlu, mevzuatta hayvanlara ilişkin net tanımlar yapılmadığını, kimi zaman eşya kimi zamanlı olarak ele alındığını hatırlatarak, “İnsan ile hayvan arasındaki ilişkinin; kültüre, iklime, inanca göre farklılık göstermesi, evrensel hayvan hakkı tanımı yapılamayacağı, yapılsa da uygulanamayacağı görüşünün esaslı dayanaklarındandır. Ancak tüm bu farklılıklar, hayvanların özgürlüklerini reddetmeye gerekçe olamaz, nitekim aynı farklılıklar insan hakları bakımından da mevcuttur. Hayvan hakları, kişinin ve devletin hayvan üzerindeki hakkının sınırıdır. Önemli olan bu sınırın aşılmamasının hukuki yaptırımlar dışındaki yollarla sağlanması ancak bu sağlanamıyorsa caydırıcı yaptırımlara yer verilmesidir.” dedi. </span></p>
<p><b>‘Uygulamalar Belediyeden Belediyeye Değişmemeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43878 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hayvan_haklar%C4%B1_calistay3-640x428.jpg" alt="" width="389" height="260" />Belediye Veteriner Hekimler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Okçuoğlu, hayvan hakları ile ilgili mevzuatın açık ve net olarak belirlenmediğini ve nasıl uygulanacağına dair boşlukların olduğunu dile getirdi. Önerilerini dile getiren Okçuoğlu, “Standartları belirlenmemiş bakımevlerine ciddi yaptırımlar getirilmeli, bakımevi standartlarına uymayan yerler ivedilikle kapatılmalı ve bu yerler hakkında cezai işlem uygulanmalıdır. Rehabilitasyon merkezlerinde standardizasyon olmalıdır. Barınak standartlarıyla ilgili kanun maddesi yeterli değildir. Her ilçede veteriner işleri müdürlüğü kurulması zorunlu olmalıdır. Bütçesi bakanlık tarafından belirlenmelidir. Uygulamalar belediyeden belediyeye hatta başkandan başkana değişmemelidir. Sokak hayvanı rehabilitasyonu işlemi başkan inisiyatifinden çıkmalıdır.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okçuoğlu&#8217;nun önerilerinin arasında mikrochipin sahipli sahipsiz tüm hayvanlara uygulanması, ulusal bir veri tabanı oluşturulması, sokakta bulunan sahipli hayvanlar için ciddi yaptırımlar getirilmesi, hayvan besleme ehliyetinin mutlak surette hayata geçirilmesi, satış ve üretim çiftliklerinin sıkı takip altına alınması gerektiği yer alıyor. </span></p>
<p><b>‘Görev İhmali Olan Belediyeler Ceza Almalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ege Hayvan Hakları Federasyonu Başkanı Funda Ersoy, Türkiye’nin 2004’ten bu yana hayvanların yaşadığı sorunların üstesinden gelemediğini dile getirdi. Hayvanlara angarya olarak bakan belediyelerin tutumundan dolayı 14 yıldır sokak ve evcil hayvan sorununun giderek büyüdüğünü ve çözülemediğini belirten Ersoy, “O nedenle sadece hayvanlar ile ilgilenecek, proje yapacak, çözüm getirecek hayvan hakları bakanlığının kurulması ve aynı zamanda yasa bilgisi olan komisyonların belediye bünyesinde bakanlığa bağlı olarak görev alması gerekmektedir.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barınaklardaki durumların içler acısı olduğunu ifade eden Ersoy şunları söyledi: ”En iyi barınak yoktur, kötünün iyisi vardır denir ama aç, susuz bırakmanın adını ne koymalı bilemiyorum. Barınaklar eleştirilmedikçe kendi düzenini ve yanlışını sürdürmeye devam eder. STK’ların böyle durumlarda belediye barınaklarını siyasi kimliği nedeniyle koruma altına alması, eleştirileri görseller ile ispatlansa bile inkar eden belediyenin koruması haline gelmesi  barınaktaki durumları içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Köpek barınaklarına yeterli sayıda veteriner hekim ve işçi tahsis edilmemektedir.  Personel sayısı artmalı ve barınaklarda çalışan görevli işçiler belediyenin istemediği kişilerin  sürgün yerleri olmamalıdır. Barınaklar idrarını yapmaması için su verilmeyen, dışkısını yapmasını engellemek için mama verilmeyen zulüm yerleri olmamalı. Görev ihmali olan her belediye barınağının ve belediyenin ceza alması için yaptırım getirilmelidir”.</span></p>
<p><b>‘Barınak Değil Bakımevleri, Mesai Saatleri Dışında Da Hizmet’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43879 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/hayvan_haklar%C4%B1_calistay3-1-640x428.jpg" alt="" width="379" height="253" />HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) İzmir Temsilcisi Dr. Nevcivan Güldaş, sokak hayvanları dahil her türlü yabani ve deniz hayvanlarına kötü muamelede bulunmanın Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilmesinin Hayvanları Koruma Kanunu’nun hükmünü yitirmesine neden olduğunu belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Binlerce hayvanın doldurulduğu barınaklara karşı olduklarını ifade eden Güldaş, “Bunun yerine, gölgelikli, kapalı ve açık alanlı, ağaçlı bahçelerden oluşan, toprak zeminli, mağdur, sakat, kör, güçten düşmüş, terk edilmiş, işkence görmüş hayvanlar için olan orta ve küçük ölçekli, hayata yakışan, gönüllülerin orada yaşayan canlılarla birebir ilgilenebildiği fonksiyonel bakımevlerinin her ilçede, tüm hayvanları da kapsayacak şekilde olması gerektiğini düşünüyoruz. Halen birçok belediye bakımevi gönüllü işbirliğine yanaşmıyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Hayvan bakımevlerinin, gelen tüm hayvanların tedavilerinin yapıldığı birer küçük hastane olması esastır. Belediye bakımevlerinde mesai saatleri dışında hizmet verilmemesi çok önemli bir sorundur. Nasıl ki insan sağlığına hizmet veren hastanelerde 7 gün 24 saat  hizmet alınabiliyorsa hayvan sağlığı için de belediyelerin bu sistemi hayata geçirmesi gerekmektedir.” dedi.</span></p>
<p><b>‘Yasa Hayvan Değil İnsan Merkezli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyesi Av. Tuğçe Berber, yeterli mevzuata ve yaptırım gücüne sahip olunmadığını vurgulayarak, “Hayvanları koruma adı altında çıkarılan yasa ve yönetmelikler hala insan merkezli olup yeri geldiğinde insan çıkarlarını ön plana çıkaran hükümler içermekte. AB uyum sürecinde mevzuatımıza eklenen yasa ve yönetmelikler günümüzde etkisini yitirmiş durumda. Öncelikle hayvanın canlı bir varlık olması sebebiyle hakları bulunduğu fikrinin sistemimize oturtularak mal kapsamından çıkartılması gerekiyor. Artık mesele; hayvanın hakka sahip olup olmadığı tartışmasından bir an önce çıkarak, ülkemizde hayvan haklarının nasıl daha etkin gözetileceğini, hayvana şiddete karşı ne tür önlemler alınması gerektiğini konuşmak olmalı. Toplumda bu bilince sahip olunması, akıl sahibi olan bizlerin bu dünyada tek başımıza yaşamadığımızı fark etmemizden geçmektedir.” dedi. </span></p>
<p><b>‘Yasadaki Hayvan Tanımları Kaldırılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasada değiştirilmesi gereken hususlara da değinen Berber şunları söyledi: “Öncelikle yasanın adı Hayvan Hakları Kanunu olmalıdır. Yaptırımlar, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılarak TCK’da düzenlenmeli, savcılığa resen soruşturma izni verilmeli. Kendisini savunamayacak durumda olan bir varlığa saldırı olduğu için ağırlaştırılmış hükümler uygulanmalı. İhlali gerçekleştiren kişilerin sabıkasına bu suç işlenmelidir. Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı, evcil ve süs hayvanı, deney hayvanı tanımları kaldırılmalı. Hayvan ticareti kavramı tamamen yasadan kaldırılmalıdır. Hayvanlı sirkler tamamen yasaklanmalıdır. Hayvan hakları ihlallerinin tespiti adına sadece bu konuda çalışacak kolluk kuvvetleri içerisinde bir ekip oluşturulmalıdır ”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atölye oturumları ile sonlanan çalıştayın sonuç metni önümüzdeki günlerde açıklanacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/04/hayvanlar-arasindaki-ayrim-kalkmali-bakanligi-kurulmali/">‘Hayvanlar Arasındaki Ayrım Kalkmalı, Bakanlığı Kurulmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
