<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hasan deniz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hasan-deniz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hasan-deniz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2021 08:56:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>hasan deniz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hasan-deniz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AÇEV&#8217;in “Babayım” Kampanyası Babaları Değişime Çağırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/16/acevin-babayim-kampanyasi-babalari-degisime-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 12:41:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ACEV]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[Baba Destek Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[hasan deniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Babalar Günü için yürüttüğü “Babayım” kampanyasıyla çocukların gelişimlerinin desteklenmesi ve güvende olmaları için babaların rolüne dikkat çekiyor. Erken yaşta evliliklerin çocukların fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkilediğine işaret eden AÇEV Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz, “Çocukların bütüncül iyilik haline yönelik uygun ortamların yaratılması için babaları desteklemeyi ve onlarla iş birliği içinde olmayı çok önemsiyoruz. Babalar Günü’nde tüm babaları çocuklarının yanında olmaya ve onları destekleyecek güvenli ortamı yaratmaya davet ediyoruz” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/16/acevin-babayim-kampanyasi-babalari-degisime-cagiriyor/">AÇEV&#8217;in “Babayım” Kampanyası Babaları Değişime Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71540 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/hasan-deniz.jpg" alt="Hasan Deniz" width="372" height="209" />Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)</strong>, Babalar Günü’nde çocuk yaşta, erken ve zorla evliliklerin önlenmesi için babalara sesleniyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) desteği ile sürdürdüğü <strong>Çocuk Yaşta, Erken ve/ya Zorla Evliliklerin Önlenmesi için Babaların ve Toplumun Desteklenmesi Programı </strong>kapsamında çalışmalarını sürdüren Vakıf, <strong>“Babayım”</strong> kampanyası ile babalık rollerinde dönüşüm sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>Babalar Günü’nde çocuğunun ihtiyaçlarına duyarlı, erken yaşta evliliğin risklerini bilen ve çocuğunun geleceğine sahip çıkan babaların önemini vurgulamak istediklerini ifade eden <strong>Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz </strong>şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye’de her 10 kız çocuğundan 1’i nişanlanma, evlenme, hamile kalma ya da anne olma nedenleriyle eğitim hayatını terk etmek zorunda kalıyor. 2018’de gerçekleştirilen bir araştırmaya göre çocuk yaşta evlenmiş 20-24 yaş grubundaki kadınların yüzde 54’ü ilk doğumlarını 18-19 yaşlarında, yüzde 33’ü 15-17 yaşında yapmış. İstenmeyen gebeliklerle henüz kendisi çocuk olan bireyin annelik sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalması kalıcı sağlık sorunlarına ve psikolojik sorunlara yol açmanın yanı sıra, anne-çocuk ölümü riskini de artırıyor. Çocukların bütüncül iyilik haline yönelik uygun ortamların yaratılması için babaları desteklemeyi ve onlarla iş birliği içinde olmayı çok önemsiyoruz. Çünkü babaların çocuklarıyla geçirdikleri zaman ve kurdukları ilişkinin, çocukların hem zihinsel ve fiziksel gelişimini hem de sosyal ve duygusal kapasitesini etkilediğini biliyoruz. AÇEV olarak, bir babanın hayatındaki en önemli rolün babalık olduğunu savunuyoruz ve “Babayım” kampanyası ile bunun önemini vurgulamak istiyoruz. Babalar Günü’nde tüm babaları çocuklarının yanında olmaya ve onları destekleyecek güvenli ortamı yaratmaya davet ediyoruz.”</p>
<h5><strong>“Babayım, Çocuğumu Erken Yaşta Evlendirmem!”</strong></h5>
<p>1996 yılından beri 3-6 ve 7-11 yaş dönemi çocukları olan babaların eğitim almasına imkân tanıyan Baba Destek Programı ile bugüne kadar 60 binden fazla babaya ulaşan AÇEV, “Babayım” kampanyası ile bu sayıyı artırmayı hedefliyor. Kampanya kapsamında yürütülen iletişim çalışmaları ile erken evliliklerin önlenmesi, çocukların istismardan korunması, şiddetsiz ve huzurlu bir ev ortamı sağlanması, çocukların eğitime devam etmesi gibi konularda babaların sorumluluklarına dikkat çekiliyor.</p>
<p>Erkeklerin babalık sorumluluklarıyla ilgili algısına da değinen Deniz, “Babalık Araştırması’na göre, Türkiye’de babaların yüzde 91’i çocuk bakımında birincil sorumlunun anne olduğuna inanıyor; yüzde 51’i çocuklarını hiç tuvalete götürmediğini, yüzde 36’sı çocuğunun altını hiç değiştirmediğini, yüzde 35’i ise hiçbir zaman tırnaklarını kesmediğini söylüyor. Biz eğitimlerle bu algıyı değiştirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>
<h5><strong>18 İlde 1.250 Babaya Eğitim Verildi</strong></h5>
<p>AÇEV Çocuk Yaşta, Erken ve/ya Zorla Evliliklerin Önlenmesi için Babaların ve Toplumun Desteklenmesi Programı kapsamında 2019’dan bu yana Erkeklere Yönelik Bilgilendirme ve Farkındalık Toplantıları ve Toplum Bilgilendirme Seminerleri’ni düzenliyor. Ankara, Urfa, İstanbul, İzmir, Gaziantep, Van, Adana, Antalya, Osmaniye, Kocaeli, Bursa, Hatay, Mardin, Manisa, Eskişehir, Mersin, Samsun ve Diyarbakır olmak üzere 18 ilde düzenlenen seminerlerle 1.250’ye yakın babaya ulaşıldı. Çocuk yaşta erken ve zorla evliliklerin bireysel ve toplumsal etkileri, hukuki karşılıkları ve önleme yolları konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen etkinlikler hem yerel düzeyde bilgi ve farkındalığın arttırılması hem de yeterli bir toplumsal katılım modeli oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/16/acevin-babayim-kampanyasi-babalari-degisime-cagiriyor/">AÇEV&#8217;in “Babayım” Kampanyası Babaları Değişime Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkeklerin Rolü”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/14/toplumsal-cinsiyet-esitligi-mucadelesinde-erkeklerin-rolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2019 13:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[hasan deniz]]></category>
		<category><![CDATA[HeForShe]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Göç]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Moroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Serpil Sancar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özyeğin Üniversitesi kuruluşunun 10. yılı etkinlikleri kapsamında “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkeklerin Rolü” başlıklı panele ev sahipliği yaptı. Özyeğin Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nin düzenlediği panelde, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin çabalara erkeklerin katılımını sağlamayı amaçlayan proje ve oluşumlar konuşuldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/14/toplumsal-cinsiyet-esitligi-mucadelesinde-erkeklerin-rolu/">“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkeklerin Rolü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Moderatörlüğünü Siyaset Bilimci Prof. Dr. Serpil Sancar’ın yaptığı panele Yanındayız Derneği’ni temsilen İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu ile Oyuncu ve UNDP İyi Niyet Elçisi Mert Fırat, UN Women Türkiye Programlar Yöneticisi Zeliha Ünaldı, AÇEV Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz ve Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’nden (EEİİ) Dr. Öğretim Üyesi Murat Göç katıldı.</p>
<p>“Erkeklik” tartışmalarının güncel veriler ışığında tartışıldığı panelde, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde, erkeklerin kendilerini dönüştürmesi gereken özneler olduklarına vurgu yapıldı.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-38688 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1557817323_murat_goc.jpg" alt="" width="386" height="249" />Panelde ilk konuşmayı Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’nden Dr. Öğretim Üyesi Murat Göç yaptı. “Akademinin İçinde ve Dışında Erkeklik Çalışmaları” başlıklı konuşmasında Dr. Göç, “Kadın ve erkek kimlikleri en başta biyolojik kimlikler değil, kültürel ve politik kimlikler aslında. Biz bu kimlikleri üzerimize giyiyoruz. Bunlar bireysel değil artık kurumsallaşmış roller” dedi.</p>
<p><strong>“Futbol üzerinden erkeklik algısını araştırıyoruz”</strong></p>
<p>Panelde Dr. Murat Göç’ün ardından UN Women Türkiye Program Yöneticisi Zeliha Ünaldı söz aldı. Ünaldı konuşmasında UN Women tarafından yürütülen “HeForShe” projesinden bahsetti. Türkiye’de Fenerbahçe Spor Kulübü ile ortak çalışma yaptıklarına değinen Ünaldı, “Spor kulübünden toplumsal cinsiyet konusunda taahhütler aldık. Ciddi analizler, yüz yüze görüşmeler, anketler ve focus grup çalışmaları yapıyoruz. Tribünlerden tesislere, futbolcu ve taraftar tutumundan stattaki tezahüratlara kadar farklı başlıklara toplumsal cinsiyet eşitliği açısından bakıyor ve bunları analiz ediyoruz. Amacımız futbol üzerinden erkeklik algısına bakmak” dedi.</p>
<p>Ünaldı’nın ardından Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz, “Cinsiyet eşitliğinde erkekler nerede?” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Deniz konuşmasında, cinsiyet eşitliği mücadelesinin erkekleri dönüştürmekle mümkün olacağını ifade etti. Deniz, “Erkekleri dönüştürmek gerekiyor. Peki nasıl? Cinsiyet eşitliği mücadelesinin temel öznesi kadınlar olacak. Erkeklerin böyle bir özne olması imkansız. Erkekler olsa olsa kendilerini dönüştürmek üzerine bir özne olabilir. Kendi pratiklerini dönüştürmek üzerine dahli olabilir erkeklerin” dedi.</p>
<p><strong>“Kadınlara yok muamelesi yapılıyor”</strong></p>
<p>Deniz’in ardından İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu konuşmasını gerçekleştirdi. Moroğlu, kadın ve erkek eşitliğini hukuk açısından değerlendirdiği konuşmasında, kadınların başta siyaset olmak üzere birçok alanda sayıca çok az olduğunu belirtti. Avrupa Birliği sürecinin kadın erkek eşitliğine çok büyük etkisi olduğunu ve Ceza Kanunu’nun değiştiğini söyleyen Moroğlu, “Türkiye’de kadın meseleleri ile ilgili politikalar üretecek etkili bir bakanlık yok. Yakın zamanda gerçekleşen seçimlerde de gördük, kadınlara yok muamelesi yapılıyor” dedi.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-38689 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/1557817322_mert_firat2.jpg" alt="" width="349" height="225" />Moroğlu’nun ardından UNDP İyi Niyet Elçisi ve Yanındayız Derneği kurucularından oyuncu Mert Fırat konuştu. Fırat, kadın erkek eşitliğini sağlamak adına Yanındayız Derneği’nin yaptığı çalışmalara değindi. Erkeklerin toplumsal cinsiyet mücadelesinde yer almasını önemsediğini belirten Mert Fırat, “Biz kendi hayatımızda kadın erkek eşitliğini sağlamaya çabalıyoruz. Dernek olarak da bunu yapmaya çalışıyoruz. Dernek üyelerimizin birçoğunun şirketlerinde çalışanların yüzde 50’si kadın. Yanındayız Derneği olarak tüm kadın derneklerinin de yanındayız. Ne önündeyiz ne arkalarında. Amacımız bu mücadeleye katkı sağlamak” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/14/toplumsal-cinsiyet-esitligi-mucadelesinde-erkeklerin-rolu/">“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mücadelesinde Erkeklerin Rolü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 14:25:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[hasan deniz]]></category>
		<category><![CDATA[HEMZEMiN]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[Myra Ajans]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Kösemen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33456</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Başarısızlıklar’ temasıyla gerçekleşen, Uluslararası Sosyal Fayda İletişimi Konferansı Hemzemin 2018’de, sivil toplum dünyası kendi başarısızlıklarını konuştu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/">Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">‘Sosyal Fayda İletişimi’ni odağına alan 4. Uluslararası Sosyal Fayda İletişimi Konferansı Hemzemin, önceki gün Pera Müzesi’nde gerçekleşti. ‘Başarısızlıklardan Öğrenmek: Nasihate Dönüşen Musibetler’ başlığıyla ortaya çıkan konferansa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve iletişimciler katılım sağladı. 17 konuşmacının başarısızlık hikayeleri ekseninde, sosyal fayda iletişimi deneyimlerini paylaştıkları programın moderatörlüğünü ise Bizimkiler dizisi ile ünlenen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Atılay Uluışık yaptı. Müzisyen Barış Demirel&#8217;in trompet performansı ile programa renk kattı.</span></p>
<figure id="attachment_37996" aria-describedby="caption-attachment-37996" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37996" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/q.jpg" alt="" width="620" height="387" /><figcaption id="caption-attachment-37996" class="wp-caption-text">Rauf Kösemen / Myra Ajans Başkanı</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Rauf Kösemen: STK bir rekabet alanı değil</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Konferansı düzenleyen Myra Ajans Başkanı Rauf Kösemen, ‘Bir başarısızlık var başarıdan içeri’ başlıklı açılış konuşmasında, tasarlanmış başarısızlıklar üzerine bir sunum yaptı. Sunumu sonrasında Sivil Sayfalara’a konuşan Kösemen şunları söyledi: “Sosyal fayda iletişimi alanında daha önce hiç işlenmeyen bir konu olarak ‘başarısızlıklar’ üzerine yoğunlaştık. Yaşanmış başarısızlık hikayelerini kamuoyunun gündemine çıkararak, başarısızlık kavramına olumlu bir bakış açısı kazandırmayı umuyoruz. Bunun yanında STK’ların başarıya ulaşması için bir meselenin varlığını toplumun gündemine getirebilme kapasitesi ölçü olarak alınabilir. STK’lar sosyal fayda sağlamak adına kendi çizdikleri yol haritaları kapsamında gündem oluşturuyorlarsa bu onlar için başarı kriteri olabilir lakin STK’lar için başarı ya da başarısızlık kriteri koymak bana doğru gelmiyor. STK’lar için gündem oluşturabilme kriteri önemli bu konferansta. Kazanma ya da kaybetme durumu rekabet ortamı için geçerli bir kriter, STK için kazanç söz konusu değildir. Çünkü STK bir rekabet alanı değil.” <span class="Apple-converted-space">   </span></span></p>
<figure id="attachment_37997" aria-describedby="caption-attachment-37997" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37997" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/d.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37997" class="wp-caption-text">Mehmet Ali Çalışkan / YADA Vakfı Kurucusu</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>&#8220;Osman Kavala&#8217;nın ve Yiğit Aksakoğlu&#8217;nın aramızda olmayışı ortak başarısızlığımız&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Başarısızız Öyleyse Varız!’ başlığını seçen Yaşama Dair Vakfı (YADA) temsilcisi Mehmet Ali Çalışkan ise sivil toplum için başarısızlıkların başarıya dönüşme kriterlerini ele aldı. STK’ların içine kapanık yapısına eleştiriler getiren Çalışkan, “Gerçekten sivil topluma ait bir başarısızlıktan söz edeceksek; Osman Kavala’nın ve Yiğit Aksakoğlu’nun bugün aramızda olamaması hepimizin ortak başarısızlığıdır. Bütün bu başarısızlık hikayesinin üzerine kurabileceğimiz tek şey başarısız da olsak yaptığımız şeyi yapmaya devam etmek. Çünkü biz yaptığımız şeyi yapmayı bıraktığımızda o zaman onlara karşı sorumluluğumuzu hiç yerine getirmemiş olacağız. ”dedi.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>&#8220;Sivil toplum kuruluşları gerçekten ne iş yapar?&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplum kuruluşları gerçekten ne işe yaradığı sorusunu irdeleyen Çalışkan, “Sivil toplum bir şirketten, akademik bir çalışmadan ve siyasetin performansından farklı olarak ‘keşfeder’. Bildiğimiz sorunların hepsini, bir sivil toplum kuruluşu keşfettiği ve bizim gündemimize soktuğu için varlar. Eğer birileri bu sorunları bizim önümüze getirmemiş olsaydı, bu sorunlar olmazdı ve siyasetin gündemine girmezdi. Çünkü siyaset, toplumdan bir soruna dair baskı aldığı zaman o sorunu çözer. O zaman sivil toplum dünyasının en önemli işlerinden bir tanesi keşfetmek. Biz bu noktada akademiden biraz rol çalıyoruz. Akademi de aslında ürettiği bilgiyi keşfetmek üzerine üretiyor. Ama biz keşfetmekle kalmamalıyız, keşfettiğimiz bilgiyi bırakamayız. Keşfetme konusunda iyiyiz ama keşfettiğimiz konuyu gündemleştirme noktasında o kadar iyi değiliz.” diyerek konuşmalarına devam etti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Sivil toplum dünyasının 3 başarısızlığı </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplum dünyasının, keşfettikten sonra kenara çekilmesini birinci başarısızlık olarak değerlendiren Çalışkan, “Sivil toplum dünyasında okuduğunuz herhangi bir raporu düşünün akademik bir rapordan çok farklı olmuyor. Bir bilgi koyuyor önümüze. Oysa STK’ların ürettiği bilgi, akademik bilgiden fazlasını koymalı, bir politika koymalı, politikayı etkileyecek bir şey koymalı, mesela ayrımcılıkla mücadele edecek bir araç koymalı. Aslında keşfetmenin yanında ikinci aşama olarak sivil toplum dünyası sorunu başkalarının gündeme taşır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Bir sorunu gündemleştirdikten siyasetin rolünü çalarak, sorunu çözmeye çalışıyoruz.” Diyen Çalışkan konuşmasına şöyle devam etti: “Bu bizim ikinci başarısızlığımız. Biz Türkiye’deki 4 milyon mültecinin Türkiye toplumuna entegrasyonu sorunu nasıl çözebiliriz ki? Çözemeyiz; kapasitemiz, insan ve finans kaynaklarımız buna yetmez. Ama o sorunu nasıl çözeceğimize dair fikirler, öneriler, modeller geliştirebiliriz. Dolayısıyla biz sorunun öznesi değil, biz nasıl çözüleceğinin bulmasının öznesiyiz.” </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sivil toplumun kendi içlerinde konuşamama ve kendi öz eleştirisini yapmama halinin, üçüncü başarısızlık olduğunu söyleyen Çalışkan, “Türkiye sivil toplum dünyası keşfettiği meseleleri başkalarının gündemine sokmadıkça başarılı olamayacak. Bir meseleyi mesele yapan şey; o meseleyi keşfedenin onu kendine benzemeyenin gündemine sokmayı başardığı zamandır aslında. Yani bugün Cemevi için talepte bulunan alevilerin, ibadet hakkının savunuculuğunu sadece Aleviler yaptığı zaman mesele çözülmüyor. Aleviler gündemini Alevi olmayanların gündemine soktuğu zaman konu gündemleşmiş ve çözülme aşamasına gelmiş oluyor.</span></p>
<figure id="attachment_37998" aria-describedby="caption-attachment-37998" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37998" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Alıntısı-15.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37998" class="wp-caption-text">Pınar Gürer / YADA Vakfı Yöneticisi</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“8 Mart&#8217;tan daha önemli bir gün daha var hayatımızda, 9 Mart&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Başarmak ya da başaramamak ya da başarmış gibi yapmak’ başlıklı konuşma yapan YADA temsilcisi Pınar Gürer, özel sektörün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapılan güzellemelerinin 9 Mart’ta son bulma başarısızlığını irdeledi. Büyük markaların, 8 Mart’ta bir rekabete dönüşen reklam kampanyalarının 9 Mart’ta etkisini yitirişinin ironikliğine vurgu yapan Gürer şöyle konuştu: “Büyük şirketler 8 Mart’ta bize duygulara dokunan, izlediğimizde kendimizi iyi hissettiren, toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu yapan reklamlar izletti. Her şey ‘-e rağmen’ başarmış, tüm engelleri aşmış, içindeki gücü keşfetmiş kadınların başarı hikayelerini izledik. Bence 8 Mart’ta daha önemli birgün var hayatımızda o da 9 Mart. Birgün önce toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili dilimizi söyleyen aynı şirketler karşımıza ‘Hanım ütülü gömleğim nerde? sorusunu soran bir makine reklamıyla ya da evdeki tek ebeveyn anneymiş gibi çocuğun yemeğini yediren ve altını değiştiren kadınların reklamları tekrar karşımıza çıkıyor. 8 Mart ile 9 Mart arasında bir mesafe var bu da özel sektörün samimiyetini, iletişimdeki ölçüsüzlüğünü ve sorumluluklarını sorgulatıyor.”</span></p>
<figure id="attachment_37999" aria-describedby="caption-attachment-37999" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37999" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/r.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-37999" class="wp-caption-text">Hasan Deniz / AÇEV Direktörü</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Babalık kahramanlaştırıldığı için başarısızlıktır&#8221;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">‘Kollektif Başarısızlığımız: Babalık’ başlığıyla programda yer alan Anne Çocuk Vakfı (AÇEV) temsilcisi Hasan Deniz’in başarısızlık kadrajında babalar vardı. Babalığa yücelten değerler atfedildikçe başarısızlık tohumlarının ekildiğine vurgu yapan Deniz, “Babalık toplum tarafından kahramanlaştırıldığı için başarısızlıktır. Yazılan şiirler, baba temalı filmler, baba siyasetçiler gibi örnekler üzerinden babalık yüceltildikçe erişilmez oluyor. Böylece baba ile çocuk arasındaki bağ zayıflıyor.” diyerek devam etti. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Otuz yıl önce yapılan araştırmalarda erkeklerin büyük bir çoğunluğunun, soyunu devam ettirmek için çocuk sahibi olduklarını belirten Deniz, “AÇEV olarak 2015-2017 yılları arasında bir babalık araştırması yaptık. Soru sorduğumuz babaların %92’si, çocukları sevdiği için çocuk yaptıklarını söyledi. Bu da başarısızlığın başka bir ifadesi oluyor. Ama aynı babalara ‘Çocuğa bakmak kimin görevi? diye sorduğumuzda, annelerin cevabını aldık.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Babaları eğitimle değiştireceğimizi sandık&#8221; </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çocuklarıyla bağ kuramayan, ilgisiz babalar sorununa panzehir olarak ortaya koydukları projenin başarısızlıklarını anlatan Deniz, “Babaların çocukların bakımında ve gelişiminde sorumluluk üstlenmesi, karşılıklı ve yakın ilişiki kurması, birlikte oynaması, masal anlatması kısacası çocuğuyla birlikte büyümesine biz ‘İlgili Babalık’ diyoruz. Birçok STK kendi alanında ilk müdahelenin eğitim olduğunu düşündü biz de aynı hataya düştük. Babaları eğitimle değiştireceğimizi sandık. Babalık sadece babaları eğiterek değişemez ve dönüştürülemez. Bu başarısızlıktan ders çıkarmaya çalıştık ve kampanyalar yapmaya başladık. Türkiye’de babaların tutum ve davranışlarını üzerinde etkisi olan her türlü aktörü değiştirecek, belediyelere, reklamlara ve özel sektöre müdahelelerde bulunduk. Bir bebek bezi yapan firmayı, sadece anneye yönelik reklam yapmasın diye uyaran çalışmalar düzenledik.” dedi.</span></p>
<figure id="attachment_38000" aria-describedby="caption-attachment-38000" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-38000" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/g.jpg" alt="" width="620" height="400" /><figcaption id="caption-attachment-38000" class="wp-caption-text">Barış Demirel / Müzisyen</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Başarısızlık temalı Hemzemin 2018’deki Konuşmacılar ve Konu Başlıkları: </b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kösemen &#8211; Bir Başarısızlık Var Başarıdan İçeri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Mehmet Ali Çalışkan &#8211; Başarısızız Öyleyse Varız!</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ali Erhan Nalbant &#8211; Kim Derdi ki Hepimiz Bir Gün Başaramayacağız</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sait Fehmi Asduk &#8211; Hepimiz Ayrı Telden</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Batuhan Aydagül &#8211; Deneme Yanılma Yöntemiyle Öğrenmemek</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şule Yücebıyık &#8211; Virüslerden Öğrenmek</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pınar Gürer &#8211; Başarmak ya da Başaramamak yada Başarmış Gibi Yapmak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Steve Connor &#8211; Açık Kalp Kampanyası</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Christophe Konninckx &#8211; Başarısız Bir Proje Nasıl Daha İyisine Yol Açar? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Barış Demirel &#8211; Fail Play </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hasan Deniz &#8211; Sizin Hiç Babanız Oldu mu? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tanzer Kantık &#8211; İki Teker Bir Ülke </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sibel Bülay &#8211; Ve Teker Dönmedi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Güneşin Aydemir &#8211; Bak Bir Varmış Bir Yokmuş</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnanç Mısırlıoğlu &#8211; Bizim Derin Sessizliğimiz</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aleksander Deliyannis &#8211; Anlarsa Halkım Anlar</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Güven Força &#8211; İleri Dönüşüm Kutusu Fazla mı İleriydi? </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bastyen Vandrille &#8211; O, ‘Gösterişli Anlatı’nın Peşinde</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/20/sivil-toplum-dunyasi-hemzeminde-basarisizliklarini-konustu/">Sivil Toplum Dünyası Hemzemin’de Başarısızlıklarını Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Babamız bizi sevmedi”: Babasız Büyüyen Nesiller</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/18/babamiz-bizi-sevmedi-babasiz-buyuyen-nesiller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2016 09:30:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Çocuk Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Babalık]]></category>
		<category><![CDATA[Babalık Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Babasız Büyüyen Nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[hasan deniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=7879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Babalar günü sanıldığının aksine fazla kutlanan bir gün değil. Babalık da benzer şekilde değer gören bir konu değil. Anneler ve annelik daha fazla gündemde, zira çocukların yetiştirilmesinde rol ve sorumluluklar ağırlıkla anneye yüklenmiş durumda. Çocuk gelişiminde babanın varlığı neredeyse belirsiz. Herkes kendi babasından şikayetçi iken, yeni ve iyi bir babalık nasıl olmalı ve mümkün mü? [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/18/babamiz-bizi-sevmedi-babasiz-buyuyen-nesiller/">“Babamız bizi sevmedi”: Babasız Büyüyen Nesiller</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Babalar günü sanıldığının aksine fazla kutlanan bir gün değil. Babalık da benzer şekilde değer gören bir konu değil. Anneler ve annelik daha fazla gündemde, zira çocukların yetiştirilmesinde rol ve sorumluluklar ağırlıkla anneye yüklenmiş durumda. Çocuk gelişiminde babanın varlığı neredeyse belirsiz. Herkes kendi babasından şikayetçi iken, yeni ve iyi bir babalık nasıl olmalı ve mümkün mü? Babalar günü vesilesiyle, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)’ndan Hasan Deniz ile babalar ve babalık üzerine konuştuk. Hasan Deniz AÇEV’de Aile Eğitimleri Birimi Koordinatörü ve Baba Destek Eğitimleri Programı’ndan sorumlu.</strong></h3>
<p><strong>Neden babalarla uğraşıyorsunuz? </strong></p>
<p>Bir uzmanlık hastalığı olarak herkes kendi uzmanlaştığı noktanın hayatın kilit noktası olduğunu düşünür gerçi ama babalık gerçekten de epeyce bir şeyin merkezinde duruyor. Yeni nesillerin nasıl insanlar olacağının, ev içinde, toplum içinde demokrasinin, bir yükün paylaşılmasına bir sorumluluğun adil ve eşit paylaşılmasının, cinsiyet rollerinin, epeyce bir şeyin merkezinde durduğu için.</p>
<p><strong>Babalara eğitim şart dediğinize göre, Türkiye’de babalar babalığı bilmiyor mu diyorsunuz?</strong></p>
<p>Yeterli derecede bilmiyorlar. Ebeveynlik, çoğunlukla annelerin de çok etkin bir şekilde bilmediği bir mesele ama babalar ta çocukluktan itibaren ebeveyn olmaya, oyunlarda, atıflarda, sevilme biçimlerinde, nasıl çocuk bakacaklar, ebeveynlik edecekler, ona nasıl destek verecekler, hiç böyle bir donanıma yönlendirilmedikleri için bu konuda yetersiz kalıyorlar.</p>
<p><strong>Bunun sonucu ne oluyor peki, aslında şunu mu diyorsunuz: bizim toplumumuzda çocuklar babasız büyüyor?</strong></p>
<p>Ağırlıkla evet. Türkiye’de çocuklar babasız büyüyor. Türkiye babasız bir toplum. Başka bir açıdan bir babalık var tabi. Baba çınardır, sekiz köşe şapkalıdır, cefakardır, ekmek getirir, korkulur, yiğittir, merttir, kaya gibi serttir. Bununla ikame ediliyor. Çocukla ilişki kurmayan, gelişimini desteklemeyen ona tırnak içinde insan olmanın rehberliğini etmeyen aksine kendinden uzaklaşmasını korkmasını kendini kısıtlamasını sağlayan.</p>
<p><strong>Peki babasız büyüyen çocuklarda ne eksik kalıyor?</strong></p>
<p>Onlar da babasız çocuklar büyütüyorlar, aynısını tekrar ediyorlar, sevgili olamıyorlar, sevmeyi bilmiyorlar, demokratik insanlar olamıyorlar, eş olamıyorlar. Netice de ergen bile olamamış bir toplumla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p><strong>Günümüz babaları “babamız bizi sevmedi”, “bize hep mesafe koydu” diyor. Peki kendileri farklılaşıyor mu?</strong></p>
<p>Evet, bir miktar farklılaşıyor, kuşak değişiyor, babalık da değişiyor tabi. Ama bu değişimin muhtevası ne? Türkiye’de babalık önemli bir yara, insanlar babasız büyüyorlar dediniz ya, babasız büyümelerinin acısını yeni nesillerden çıkarıyorlar bunu isteyerek bilerek yapmıyorlar, öğrendikleri yol bu olduğu için yapıyorlar. Bilmiyorlar. Net bilmiyorlar, çok teknik bir mesele. Şöyle söyleyeyim siz gidin çevrenizde eğitimli birine çocuğuyla bir oyun oynamasını isteyin, sizinle bir deney yapacağım deyin, şuradan 3 tane çocuk oyunu oynar mısın deyin size bocalayacağını garanti ederim. Aslında anne babadan beklentimiz çocukla değerli zaman geçirebilme kurgusuna sahip olması, ama bu yok. Yakınlık dediğiniz şey, “seni çok seviyorum” diyerek kurulabilen bir şey değil. Hayat üstünden, birlikte oynamak, bir şeyi birlikte yapabilmek, beraber zaman geçirebilmek, bir kararı alabilmek için ortak tartışma sürdürebilmektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7883 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/06/IMG_0379-e1466172418553-768x1024.jpg" alt="IMG_0379" width="768" height="1024" /></p>
<p><strong>Yeni nesil babalarda bu değişmiyor mu hiç?</strong></p>
<p>Ben sanıyordum ki kızım doğduğu zaman böyle bir feng shui olacak, bi aydınlanma olacak. Ben ağlayacağım, hıçkırıklarla falan ama aldım kızı elime, öyle bi aydınlanma falan olmadı. Ama altını değiştirirken bacaklarının altı tombiş tombiş falan, ben o emeği verip o işi yapınca onunla bağ kurdum. Bir şey paylaşmadan yakınlık kurulmuyormuş. Yakınlaşmayı öğrendim, birlikte oyun oynadıkça, kutuplardaki yaşam hakkında konuştukça, çünkü bunu yapmazsan o bağ kurulmuyor. Türkiye’de babalık gelişiyor gibi görünüyor ya, aslında boğuşuyorlar böyle hareketli bedensel sportif işler yapıyorlar ve bunu belli bir yaşa gelince yapıyorlar; ama yakınlık orada kurulmuyor. Bu nedenle çok küçük adımlarla başlamayı önemsiyoruz. Bizim temel meselemiz ilgili babalık, sorumlu babalık. İlgili babalık derken çok uç ve kozmopolit bir şey demiyoruz, oyun oynasın. Birkaç temel şeyi yapsın, gece uyandığında çocuk anne diye uyanıyor, neden? Her baba bunu sorsun isterim. Kirlilerin nereye konulacağı konusunda babada bir planlama içinde mi?</p>
<p>Türkiye de insanlık ikiye ayrılıyor, yakınlaşmayı bilen beceren, bilmeyen ve beceremeyen insanlar diye; yakınlaşmak illa ki salya sümük şeyler değil. Ebeveynlik çok oynanan bir şey, hep öğrenilmiş içten olmayan şeyler, çocuğunla nasıl konuşuyorsun? Nasihat denen şey, “onları yapmıyorsun babacım” dediğinde mesela sen konuşmuyorsun şablon konuşuyor aslında dertleşmek, “evet evet… ne yapıyoruz başkalarından bir şey almıyoruz”, “çok güzel benim kızıma aferin benim kızıma!” Sen konuşmuyorsun yakınlık yok burada, burada bir ezber konuşuyor sen bir makinesin o diski koymuşsun diskteki 1000 yıllık aktarılan program konuşuyor. Konformize olan program.</p>
<p>Çok farklı kesimlerden babalarla çalıştım, herkesin fark ettiği şey şu, ben kendi babam gibi olmayacağım, bu böyle gitmez diyorlar. Bunun idrakını çok net görüyorum onun pratiği lazım.</p>
<p><strong>Babalar, sizin önerdiklerinizi yapmaktan utanıyorlar mı? </strong></p>
<p>Utanmaktan ziyade adam öyle bir pratiğin içinden gelmiyor ki. Utananlar da var ama esas olarak ikna olsa da ne yapacağını bilmiyor. Ben şeyi biliyorum eve gittiğimde bir set tahta oyacağım sonra biraz sohbet edeceğiz sonra biraz kitap okuyacağım sonra vakit kalırsa dünden kalan kağıtları keseceğiz. Kağıtları keserken de şekiller üzerine konuşacağım. Gerçekten o donanım yok asıl mesela burada utanmak daha tali.</p>
<p><strong>Bu donanım annelerde de yok ama annelerin mecburen kurduğu bir ilişki var sanırım?</strong></p>
<p>Evet aynen bence annelik de büyük sorun. Annelerle konuşurken bu en büyük derdim. Zorunlu olan şeyler yani giydirmek, yedirmek, yıkamak gibi şeyler, o kadar çok zaman alıyor ki, olay bu zannediliyor. Diğerleri ile ilgili ne zaman, ne nosyon var, ama utanmak babalarla ilgili. İki şey görüyorum biri çok utandığı için babalığı bunlardan uzaklaşmak üzerine kuran bir şey var ve tam tersine ne kadar yakın olduğuyla övünen babalar var. Utanmak daha çok bu birinci grup için geçerli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7884" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/06/IMG_0381-e1466172403175-576x1024.jpg" alt="IMG_0381" width="576" height="1024" /></p>
<p><strong>Ne tür konularda utanıyorlar, örneğin bir AVM’de çocuğun altını değiştirmekten mi?</strong></p>
<p>Altını değiştirmek, kız çocukların regl olması ile ilgili konuşmak, yemeklerin sorulması, yemekle ilgili sorumluluk üstlenmek ne yiyeceğinin sorulması, mama yedirmek, çünkü Türkiye’de erkeklerin ciddi anlamda ev işlerinde bir niyetsizliği ve beceriksizliği var, donanımsızlığı var.</p>
<p><strong>Biraz daha büyük yetişkinlerin ya da ergenlerin babalarının babalıkları nasıl?</strong></p>
<p>En belalı yer burası. Dünyada ergenliğin, annelik babalık açısından, eğitim politikası açısından, ne bileyim libido açısından bu kadar yönetilemediği bir yer az bulunur. Diyoruz ya sen çocuğun sadece gelişim alanını desteklemekle kalmamalısın, karşılıklı ve yakın bir ilişki kurmak zorundasın. 11, 12 yaşına kadar, yakınlık kurmasan da çocuk zaten ev dışında bir yere gidemez çünkü çocuk sana fiziksel ve duygusal olarak mecbur, kötü bile davransan gidecek bir yeri yok. 12 yaşına geldi zaten bir miktar uzaklaşması ve özerkleşmesi normal, sağlıklı olan ama artık sana hiçbir muhtaçlık ilişkisi hissetmediği için ilişki kopuyor; çünkü bir ilişki zaten yok, bir yakınlık yok, neyin üstünden yürüsün ki. Zorunluluklar da çıktı aradan, “evi pansiyon gibi kullanıyor”, e geçmiş olsun zaten öyle olacak.</p>
<p>Ergenlik meselesinde babanın kız çocuğuyla nasıl ilişki kurduğu oğluyla nasıl ilişki kurduğu, nasıl idealize ettiği ve neleriyle övündüğünün önemli bir mesele olduğunu düşünüyorum. Baba 14 yaşındaki oğlunun neleriyle övünüyor? Bu ara şu çok var ve bence büyük bir sorun, ön ergenlikte ve ergenlikte babalar oğlan çocuklarının sevgilileri olmasıyla çok övünüyorlar başarılarıyla,  kavgacılıklarıyla hatta geç gelmeleriyle övünüyorlar.</p>
<p><strong>Kız çocuğunun neyiyle övünüyor, neyinden tedirgin oluyor?</strong></p>
<p>Edepli olmasıyla en çok övünüyor. Eve vaktinde gelip gitmesiyle. Başına bir şey geleceğinden bir saldırıya uğrayacağından, böyle ifade edilmese de taciz edileceğinden, cinsel taciz edileceğinden de tedirgin oluyor.</p>
<p><strong>Erkek çocukta tedirgin olduğu konular?</strong></p>
<p>Erkek çocuğunda biraz madde bağımlılığından korku çok söyleniyor, bir de kötülüğe bulaşmasından korkuyor, bazen terör olur bazen başka soyut tehlikeler olur.</p>
<p><strong>Yani şu ilginç o zaman, kız çocuğunun başına kötü bir şey gelmesinden, erkek çocuğunun ise kötü bir şey yapmasından tedirgin oluyor.</strong></p>
<p>Aynen öyle ama erkek çocuğunda övünülen bazı yanlarsa kız çocuğu için kötülüklerle doğrudan ilişkili, bizimki çapkındır biraz diye sevinirler mesela. Buradan ailelere sesleniyorum, her yakın olunan ilişki seksüel içerikli değildir, insanlar yakın olarak ilişki kurar, aileler buna garip garip tepki vermesinler. Benim kızım 5 yaşında ve herkesi öpüyor şimdi diyorlar ki yılışık yılışık senin kız erken başlamış ya diye. Erken başlamış değil inşallah onun herkesle bu yakınlaşma isteğini sabote etmemeye çalışacağım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7885" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/06/Screen-Shot-2015-08-22-at-17.24.55-794x501.png" alt="Screen-Shot-2015-08-22-at-17.24.55-794x501" width="794" height="501" /></p>
<p><strong>Peki babalara bu kadar eğitim veriyorsunuz işe yarıyor mı?</strong></p>
<p>İşe yarıyor. Bir babanın 14 hafta boyunca babalık üstüne düşünüyor olması bile kıymetli bir şey bizim için. Bir sürü şeyi sorguluyor. Çocukla kurduğun yakınlık, kuralları koyuşun. En sevdiğim anket soruları şunlardır, çocuğun arkadaşının adı ne, çocuğun öğretmeninin adı ne? Çoğu baba bilmiyor mesela bunun yollarını öğretiyorsun, nasıl dinleyecek, çocuklara nasıl kurallar koyacak, nasihat etmenin ne kadar işe yaramaz bir şey olduğunu öğrenecek. Ama elbette zaman geçtikçe etkiler azalabiliyor.</p>
<p><strong>Biraz babalar gününü konuşalım istiyorum, neden böyle bir gün var?</strong></p>
<p>Valla ben de bilmiyorum nereden çıkmış. Biz krizi fırsata çevirme derdindeyiz. Babalar günü, babaların birey olarak kendi babalıkları üzerine bir düşünme günü olsun istiyoruz. Bir kutsallık gününden ziyade bir özeleştiri günü olsun, bir yenilenme ve keyfini yaşama günü olsun çünkü kutsallığın olduğu yerde iş gerçeklikten çıkıyor. Kutsallaştırma her zaman yalan söylüyor, gerçeği saptırdığı için. Babalar gününde çalışkan eve ekmek getiren sekiz köşe şapkasıyla idealizasyonuyla fetişleştirilen, kutsallaştırılıp yüceltilen baba yerine, şunları biraz daha ön plana çıkaralım istiyoruz:</p>
<ul>
<li>babanın çocuğun bakımında ve beslenmesinde sorumluluk üstlendiği,</li>
<li>çocuğu ile yakın ilişki içinde olduğu, çocuğunun annesine sorduğu ve annesinden istediği şeyleri babasından da isteyebildiği,</li>
<li>babalığın güçle korkutmakla değil de yakınlıkla, sırların en son duyulduğu değil, ilk duyulan kişi olmakla övünüldüğü,</li>
<li>baba olarak ben çocuklarıma ne kadar zaman ayırıyorumun fark edildiği bunun üzerine bir özeleştiri yapıldığı,</li>
<li>ben baba olarak çocuğumun okul arkadaşını tanıyor muyum, en son en çok üzüldüğü şeyi biliyor muyum, ben baba olarak çocuğumun üzüldüğü şeyleri hangi reaksiyonumla kapatıyorum, çözümü ben mi buluyorum onun bulmasına mı yardımcı oluyorum çözümü parayla mı nasihatla mı buluyorum yoksa gerçekten o meselenin kendisiyle mi ilgileniyoruz çocuğumla birlikte.</li>
</ul>
<p>Bunların hatırlandığı ve uygulandığı bir gün olmasını isteriz yoksa inanın aksi, babalara da çocuklara da kötü. Ama şimdi daha çok babanın elinin öpüldüğü babanın kutsallaştırıldığı bir de bir masraf kapısının açıldığı bir gün.</p>
<p><strong>Neden anneler günü gibi kutsal değil?</strong></p>
<p>Anneliğin bir karşılığı var; çocuk yetiştirme doğrudan annenin görevi görüldüğü için de bu kadar yüceltiliyor, bu kadar da kutsanıyor ama ben annelerle ilgili şiirler ve şarkıların babalarla ilgili şiirler ve şarkıların revize edilmesini istiyorum.</p>
<p><strong>Örnek verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Annelerle ilgili bir şiir eleştirisi yaptım, çok da eğlendim. 5 adımda kutsal annelik şiiri yazmak diye bir şey. Gece uyanıp sessizce çocuğunun üstünü örtecek, saçı süpürge olacak ve sessiz sessiz ağlayacak, her şeyini adayacak, güzel kokulu yemekler yapacak, nadiren vuracak ama vurduğu yerde gül bitecek. Saçı süpürge imajı mesela. Bu bile kutsal anneliğin nasıl kutsallaştırıldığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Baba şiirinde ne var?</strong></p>
<p>Baba çınar olacak güçlü olacak, sekiz köşe şapkalı olacak, biraz o şiiri okuyanın sesi kalınlaşacak ve erkeksileşecek, bunun şimdi bir ekolü var böyle şiir okuyan insanlar var, bu adam benim babam, yiğitti, mertti, kaya gibi sertti falan diye. Üstelik bu garip şekilde ideolojiler üstüdür.</p>
<p><strong>Son olarak, babaların değişimi başka nelere bağlı?</strong></p>
<p>Türkiye’de ilgili ve sorumlu babalığın önündeki en büyük engellerden biri de şu: Türkiye’de babalar çok uzun çalışıyor, adam bizim dediklerimizi yapmaya ikna olsa dahi, 13 saat çalışan adam eve gelip nasıl oyun oynasın? Türkiye’de dar gelirli bir kesim var: garsonlar, boyacılar, tekstil çalışanları, 15 saat çalışanlar, pastacılar, oto tamircileri, tezgahtarlar vs. Buradan çalışma bakanlığına sesleniyorum, bu düzenlenmeden ilgili ve sorumlu babalık ilerlemez. Ben adamı eğittim adam ikna oldu, Hasan Abi söz veriyorum çocuğumla ilgileneceğim dedi ama enerji yok zaten yazık.</p>
<p><strong>Çok teşekkürler.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/06/18/babamiz-bizi-sevmedi-babasiz-buyuyen-nesiller/">“Babamız bizi sevmedi”: Babasız Büyüyen Nesiller</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
