<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Handan Uslu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/handan-uslu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/handan-uslu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Jun 2021 15:00:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Handan Uslu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/handan-uslu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Giyilebilir Teknolojilerde Hızlı Adımlar: Mahkeme ve Davalar Sanal Ortama Taşınıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/giyilebilir-teknolojilerde-hizli-adimlar-mahkeme-ve-davalar-sanal-ortama-tasiniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2021 09:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[giyilebilir teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Handan Uslu]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Temür]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72118</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Özellikle pandemi döneminde VR teknolojileri çok gelişti. İş toplantıları evden yapılabilir hale geldi. Çok ilginçtir mahkemeler ve davalar bile bu teknolojiler üzerinden sanal ortama taşınıyor.” Türkiye Gazetesi teknoloji editörü Ömer Temür ve İnternet Gözlemevi kurucusu Handan Uslu ile giyilebilir teknoloji üzerine konuştuk. Uzmanlar, bu ürünlerin dijital dönüşümde baş rolde olduğunu ancak denetlenme ihtiyacının da bir o kadar büyük olduğunu düşünüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/giyilebilir-teknolojilerde-hizli-adimlar-mahkeme-ve-davalar-sanal-ortama-tasiniyor/">Giyilebilir Teknolojilerde Hızlı Adımlar: Mahkeme ve Davalar Sanal Ortama Taşınıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık sektöründen hizmet sektörüne, sanayiden finansa ve en önemlisi de günlük yaşantımıza büyük kolaylıklar sağlayan giyilebilir teknolojiler şimdiden teknoloji dünyasında öncü bir role sahip.</p>
<p>Giyilebilir teknoloji geçmişinin, insanların zamanı ölçmek ve anlamak için taktığı saatle başladığını söylemek mümkün. Bu teknoloji için, günümüzde vücut hareketlerini izleyen akıllı sensörlerle yüklü, genellikle, Wi-Fi, Bluetooth ve mobil internet bağlantısı yoluyla kablosuz olarak akıllı telefonla senkronize edilebilen teknolojik ürünler diyebiliriz. Akıllı saat, akıllı gözlük, vücut sensörleri, elektronik giyim eşyaları, kişisel video kayıt cihazları &#8216;giyilebilir teknoloji&#8217; ürünleri arasında sayılabilir.</p>
<p>Uzmanlar yakın gelecekte de teknolojinin daha çok giyilebilir alana yöneleceğini vurguluyor. Günlük yaşamı kolaylaştırıcı birçok büyük teknolojiyle kısa vadede karşılaşmamız işten bile değil. Giyilebilir kalp pili, giyilebilir ‘cilt’, giyilebilir akıllı montlar, akıllı askeri üniformalar gibi neredeyse binlerce giyilebilir teknoloji ürünü piyasa sürülmeye hazırlanıyor. Tabi son derece yaygın ve kişisel tüketim ortamı yaratan bu teknolojiler bir yandan veri denetimi, siber suçlar ve kullanım düzenlemeleri gibi konu başlıklarına da malzeme oluyor.</p>
<p><strong>Türkiye Gazetesi teknoloji editörü Ömer Temür,</strong> giyilebilir cihazların kullanım alanının pandemi etkisiyle hızla arttığını söylüyor ve araştırma firması MarketsandMarkets’ın giyilebilir teknoloji pazarının 2025 yılında 74 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağına dair yaptığı analizi örnek gösteriyor.</p>
<h5><strong>Sağlıktan Adalete Her Şey Sanal Ortama Taşınıyor </strong></h5>
<p>Temür, giyilebilir teknolojilerin sağlık sektöründe geldiği ve geleceği noktalara dikkat çekiyor ve <strong>giyilebilir cihazların özellikle sağlık ve sanayide adeta devrim gerçekleştireceğini düşündüğünü ekliyor.</strong> Pandemi ile akıllı saatler ve akıllı bilekliklerin daha fonksiyonel hale geldiğini örnek veriyor. Doktor saatlerin kardiyo başta olmak üzere, tansiyon, oksijen, stres ölçümü, uyku ve hijyen takibi gibi birçok özellikle donatıldığını, böylece bu tür cihazların kan ve şeker ölçümü gibi tıbbi alanda daha fazla veri sunacağını söylüyor. “Akıllı lensler ve akıllı gözlükleri de unutmamak gerek. Pandemi ile göz sağlığı başta olmak üzere, sağlık alanında kullanılmaya başlandı. Hatta bu dönemde maskeler bile akıllı cihazlara dönüştü.”</p>
<p>Giyilebilir cihazların sanayinin dijital dönüşümünde de baş rolde olduğunu söyleyen Temür, teknoloji kullanılarak oluşturulan kurgular ile gerçek ve hayalin birleştirildiği sanal gerçeklik (<i>Virtual reality;</i> VR) ve gerçek dünyadaki çevrenin ve içindekilerin, bilgisayar tarafından üretilen; ses, görüntü, grafik ve GPS verileriyle zenginleştirilerek meydana getirilen canlı veya dolaylı fiziksel görünümü olan artırılmış gerçeklik (<i>Augmented reality; AR)</i> teknolojilerinin bu anlamda öncü olduğunu söylüyor. Temür’e göre, akıllı başlıklar ile fabrikalarda uzaktan teknik hizmet vermek mümkün hale gelirken, akıllı eldivenlerle hata payı en aza indirgenebilir. “Pandemi döneminde VR teknolojisi emlak satış ofisine dönüşürken, iş toplantıları evden yapılabilir hale geldi. Çok ilginçtir mahkemeler ve davalar bile bu teknolojiler üzerinden sanal ortama taşınıyor.”</p>
<h5><strong>‘Artık İnsan Vücudu da Siber Güvenliği İlgilendiren Bir Alan’</strong></h5>
<p><a href="https://gozlemevi.io/">İnternet Gözlemevi</a> kurucusu<strong> Handan Uslu</strong> giyilebilir teknolojilerin faydacıl yapılarına dair örnekler verirken, bir denetim mekanizması ihtiyacına dikkat çekiyor. Bu şekilde teknolojiler genişledikçe, verilerin nasıl ve kimler tarafından kullanılabileceğinin denetlenmesi ihtiyacının artacağına işaret ediyor. “Örneğin akıllı saat verileri, son zamanlarda birçok cinayet vakasının çözülmesine yardımcı oldu. İnsanların kalp atışının hangi an durduğu bilgisine erişebilen güvenlik güçleri, katillerin peşinden giderken artık daha çok dataya sahipler.”</p>
<p>Uslu teknolojilerin giyilebilir olmasının insanı siber suç nesnesi haline getirdiğini söylüyor ve çarpıcı örnekler veriyor: “Giyilebilir teknolojiler, bir anlamda insan ile teknolojiyi bütünleştiriyor. Artık insan vücudu da siber güvenliği ilgilendiren bir alan. Bu sene yaşanan çok ciddi bir hackleme vakasında korsanlar, giyilebilir teknoloji bağlantılarıyla cinsel oyuncakların kontrollerini ele geçirdiler. Mağdurların vücutlarındaki aygıtların kontrol eden korsanlar, sadece para karşılığında bu oyuncakların kontrollerini bırakacaklarını söylediler ve bitcoin ile ödeme talep ettiler. Bu olay bize şunu gösterdi ki siber güvenlik açıkları, doğrudan insan vücuduna zarar verebilir.”</p>
<h5><strong>Peki ya Denetleme Mekanizmasını Kuracak Yasalar?</strong></h5>
<p>Bu tarz teknolojilerin kullanımlarına dair yasal çerçevelerin oluşması gerektiğini düşünen Handan Uslu, giyilebilir teknolojilerin henüz yeterince görünürlük kazanmadığını söylüyor. Özellikle sağlık takibi alanında birçok teknolojinin gelişeceğini düşünüyor. “Ancak bu gelişimin yaşanması için, bu teknolojileri ilgilendiren yasalar da gelişmeli.” diyen Uslu, Google gözlüklerini örnek vererek, insanların gözlerine bir kamera yerleştirmenin teknik olarak kolay olduğunu, ancak herkesin aktif gizli kameralar taşımasının toplum düzenine her zaman uygun olmadığını belirtiyor. Uslu’ya göre, giyilebilir teknolojilerin yaygınlaşması için, bu teknolojilerin hangi koşullarda, insanlara zarar vermeden nasıl kullanılacağının düzenlenmesi gerekli.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/giyilebilir-teknolojilerde-hizli-adimlar-mahkeme-ve-davalar-sanal-ortama-tasiniyor/">Giyilebilir Teknolojilerde Hızlı Adımlar: Mahkeme ve Davalar Sanal Ortama Taşınıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Akım Adı Altında Kişisel Verilerimizi Sosyal Medyaya Yüklemekten Vazgeçmemiz Lazım”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/akim-adi-altinda-kisisel-verilerimizi-sosyal-medyaya-yuklemekten-vazgecmemiz-lazim-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 May 2021 20:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Big Data]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Handan Uslu]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veri]]></category>
		<category><![CDATA[Sefa Karcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70614</guid>

					<description><![CDATA[<p>DPC Kişisel Veri Güvenliği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Sefa Karcıoğlu, geçtiğimiz günlerde gündem olan 20-YAŞ challenge hakkında konuşurken; bu gibi akımların masum görünse de veri toplama adına çok büyük fırsatlar olduğunu, bizi biz yapan kişisel verilerimizin kolayca analiz edilmesini önlememek için akım ya da meydan okuma adı altında kişisel verilerimizi sosyal medyaya yüklemekten vazgeçmemiz gerektiğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/akim-adi-altinda-kisisel-verilerimizi-sosyal-medyaya-yuklemekten-vazgecmemiz-lazim-2/">“Akım Adı Altında Kişisel Verilerimizi Sosyal Medyaya Yüklemekten Vazgeçmemiz Lazım”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yakın dönemde Whatsapp kişisel verilere erişim için kullanıcılarından izin isteyince olanlar olmuştu. Malumun ilamı diyenler de oldu, yerli uygulamalara geçenler de fark etmeden onaylayanlar da.. Verilerin ticari amaçla kullanılacak olması söz konusu. Günümüzde pazarlama ve teknolojinin mahremiyetle ne denli büyük etik bir çatışmaya gebe olduğunu söylemek mümkün. Big data denilen havuzda toplanılan kişisel veriler insanların mahremiyetini kapitalizmin huzuruna sayısal birer istatistik olarak sunabiliyor. Kişilerin sosyo-ekonomik durumları, kişisel zevkleri ve politik tercihleri depolanıp makro bazda satış, pazarlama ve kampanyalarda kullanılabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 mayıs sonrası sözleşmeyi onaylamayan kullanıcılara kademeli olarak uygulama işlevselliğini azaltma gibi yaptırımlar uygulanması beklenirken Rekabet Kurumu geçtiğimiz günlerde WhatsApp&#8217;ın gizlilik sözleşmesine ilişkin yaptığı bilgilendirmeyi paylaştı. Açıklamada, &#8220;WhatsApp tarafından veri paylaşımını içeren söz konusu güncellemenin, onaylayan kullanıcılar dâhil olmak üzere, Türkiye’deki hiçbir kullanıcı açısından yürürlüğe girmeyeceği tarafımıza bildirilmiştir&#8221; ifadeleri kullanıldı. Whatsapp ise &#8221;Güncellemenin Türkiye’yi kapsamayacağına dair kesin bir kararımız henüz bulunmuyor&#8221; açıklaması yaptı.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>“Whatsapp Gizlilik Sözleşmesinin İletişiminde Başarılı Olamadı.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-70283 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/handan_uslu-640x922.jpg" alt="" width="290" height="418" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/handan_uslu-640x922.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/handan_uslu.jpg 1000w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" />Handan Uslu Facebook’un Whatsapp özelinde gizlilik sözleşmesi durumuna dair iletişim stratejisinin başarısız olduğunu belirtiyor: “Whatsapp’ın gizlilik sözleşmesi güncellemesi ve sözleşmeyi onaya açması, aslında bütün teknoloji firmalarının standart uygulamasıdır. Firmalar sadece ürünlerini değil, gizlilik ve içerik yönetimi gibi politikaları da günceller. Ancak Facebook’un bir parçası olan Whatsapp, Facebook’un halkla ilişkiler yönetimindeki bazı başarısızlıklarının sonucu olarak, gizlilik sözleşmesinin iletişiminde başarılı olamadı.”</span></p>
<h5><b>“Talep Etmemiz Gereken, Kullanıcıların Güvenliğini Birinci Sıraya Almış Gizlilik Politikalarıdır”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Uslu kullanıcılar olarak taleplerimizi doğru niteliklerle yansıtırsak teknoloji politikalarında aktif bir rol oynayabileceğimize, oynamamız gerektiğine vurgu yapıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kullanıcılar olarak, kendimizi teknoloji dünyası gibi görebileceğimize değinen Uslu, &#8220;Konu teknoloji olunca, kendimizi teknoloji ürünlerinin politikalarında pasif hissetmemeliyiz.  Ürün kullanıcıları olarak, kendi haklarımız ve güvenliğimiz ile ilgili taleplerde bulunmalıyız. Burada, sözleşmelere uymadan uygulamaları kullanmayı devam ettirmek, bizim faydamıza olan bir talep değil. Talep etmemiz gereken, kullanıcıların güvenliğini birinci sıraya almış gizlilik politikalarıdır. Whatsapp’ın, gizlilik sözleşmesine onay vermeyen, aslında whatsapp’a verisini işlemesi için rıza vermemiş oluyor. Whatsapp da verisini işlemek için rızasını olmayan kullanıcının bilgilerini toplamıyor. Yani sözleşmeyi onaylamayarak, Whatsapp’a kendi verisini kullandırtmayan biziz.&#8221; diyor.</span></p>
<h5><b>“Bu Teknolojileri Şekillendirmek Bizim Elimizde.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-70287 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/big-data.jpg" alt="" width="320" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/big-data.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/big-data-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" />Big data, veri güvenliği, etik ve kapitalizm kapsamında değerlendirmeler yapan Uslu kullanıcılar olarak bilinçli yaklaşımlarla böylesi teknolojilere şekil verilebileceğini vurguluyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Firmalar, online yaptığımız her tıklamada, hakkımıza en mahrem verileri topluyorlar. Uykusuz kalıp sosyal medyanızı karıştırmış olabilirsiniz, hastalanmış ve tedavi araştırıyor olabilirsiniz. Teknoloji firmaları uyku düzenimizden tutun rahatsızlıklarımız, özelimiz ve bütün duygularımızdan haberdarlar. İnternette karşımıza çıkan reklamlar, aslında hiç masum değil.  İnternet platformlarında satışları arttırmak için bu özelliklerimiz kapsamında bizi hedefliyorlar. Mikro seviyede yapılan bu hedefleme, bizim irademizi elimizden alıyor. Unutmamamız gereken şu: bu teknolojileri şekillendirmek bizim elimizde. Kullanıcılar olarak, insan için tasarlanacak bir interneti katılımcı bir şekilde inşa edebiliriz.”</span></p>
<h5><b>“STÖ&#8217;ler, Bahşiş Kutusu Özelliğini Kullanacak mı, Yoksa Bu Özellik STK&#8217;lara Yasaklanacak mı?” </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter ve birçok mecranın başlattığı Bahşiş kutusu özelliğine değinen Uslu, hükümetin bu gibi teknolojik hareketlere karşı izleyeceği politikaların önemine dikkat çekiyor. Uslu, bahşiş verme özelliğinin sivil toplum örgütleri için sahip olduğu potansiyel öneme vurgu yapıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Twitter, Instagram ve Youtube gibi sosyal medya platformları üzerinden artık bahşiş vermek mümkün. Bu uygulamalar, içerik üreten kişilere gelir kaynağı oluşturması açısından özellikle faydalı. Önemli olan Türkiye devletinden, bu yeni özelliklere karşı gelecek hamleler. Türkiye’de teknoloji politikaları, her zaman vatandaşın faydasına işlemiyor. Devletin de kendi teknoloji okur yazarlığını arttırması ve vatandaşa en faydalı uygulamalar için iş birliği yapması gerekli. Örneğin Paypal’ın yasaklanması ile, binlerce kişi işsiz kaldı, ürünlerini dünya pazarlarına açamadılar. Bu şekilde yasaklar ciddi mağduriyetlere yol açıyor, ekonomiye zarar veriyor. Bir benzer örnek sivil toplum kuruluşlarında. Türkiye’de sivil bir örgütlenme olmak için, ciddi bürokratik yük altına girmek zorundasınız. Süreç hiç esnek değil. Acaba sivil toplum örgütleri, bahşiş kutusu özelliğini kullanacak mı, yoksa bu özellik sivil toplum kuruluşlarına yasaklanacak mı? Uygulama karşısında geliştirilecek politikaları takip etmemiz gerekli.”</span></p>
<h5><b>“Rekabet Kurumunun Başlattığı Soruşturma Güzel Bir Adım”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Handan Uslu Whatsapp’ın rekabet kurumu ile paylaştığı son açıklamaya istinaden vatandaşlar için gizlilik gibi alanlarda devlet tarafından sergilenecek korucuyu eylemlerin önemini hatırlatıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Avrupa’nın teknoloji firmalarına dayattığı veri kanunları başta olmak üzere, artık bölgeler ve ülkeler teknoloji ürünleri ile ilgili kendi kanunlarını ve yasaklarını oluşturmaya başladı. Burada önemli olan, toplumun ve insanların faydasını ön planda tutarak adımlar atmak. Whatsapp’ın gizlilik sözleşmesi, sosyal medyada büyük tepki görünce Rekabet Kurumunun başlattığı soruşturma güzel bir adım, çünkü dijital alanda vatandaşların gizliliğini sağlamak devletin görevi. Toplumda tepki ve korku yaratan konu, Whatsapp mesajları ile Facebook profillerinin birleştirilmesi ve kullanılması idi. Toplum net bir şekilde rahatsızlığını belirtti. Buna cevap olarak Facebook, Whatsapp kişisel mesajlarının, Facebook profilleri ile entegre edilmeyeceğini belirtti. Rekabet kurumu da Whatsapp sözleşmesinin hangi maddelerinde neden, nasıl değişiklik talep ettiğini belirtebilir. Rekabet kurumunu izliyoruz, hangi maddeler neden bizim gizliliğimize zarar veriyor, açıklamalarını takip edeceğiz. Gelişmeleri izliyoruz.&#8221;</span></p>
<h5><b>Whatsapp Gizlilik Sözleşmesi Meselesi<img decoding="async" class=" wp-image-70284 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sefa-karcioglu.jpg" alt="Sefa Karcıoğlu" width="293" height="152" /></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konu hakkında açıklama yapan DPC Kişisel Veri Güvenliği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Sefa Karcıoğlu şu ifadeleri kullandı: </span><em><span style="font-weight: 400;">“</span></em><span style="font-weight: 400;">WhatsApp gizlilik ilkelerinde, kullanıcıların hesap bilgileri, bağlantıları, işlem ve ödeme verileri, kullanım ve kayıt bilgileri, müşteri desteği ve diğer iletişim bilgileri, cihaz ve bağlantı bilgileri, konum bilgileri, çerezler, başkalarının kullanıcı hakkında sağladığı bilgiler, kullanıcı bilgileri, WhatsApp işletmeleri, üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları ve hizmetleri bilgilerinin toplanacağı Gizlilik ilkelerinde söz konusu kişisel verilerin, WhatsApp hizmetlerinin yürütülmesi, sağlanması, iyileştirilmesi, anlaşılması, özelleştirilmesi, desteklenmesi ve pazarlama yapılması amacıyla kullanılacağı bildirildi.” </span></p>
<h5><b>“WhatsApp’ın Onay Vermeyi Dayatması KVKK’ya Aykırıdır”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Karcıoğlu bu tutumun KVKK’ya göre aykırı ve yanlış olduğunu dile getiriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“WhatsApp tarafından, kullanıcıların kişisel verilerinin detaylı bir aydınlatma ve açık bir bilgilendirme yapılmaksızın, genel ve ucu açık cümleler içeren gizlilik ilkelerinin kullanıcıya sunulması ve onay gerektiren ve/veya gerektirmeyen her türlü kişisel veri işleme süreci için zorunlu onay alınması, Kanun’un öngördüğü genel ilkelerden hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkeleriyle bağdaşır nitelikte değildir. Bir ürün ya da hizmetin sunulması için, onay vermeye zorlamak KVKK’ya aykırıdır. Hizmet şartına bağlanan ve uygulamaya erişilmeme yaptırımı söz konusu olarak alınan onayın ise, veri koruma hukuku bakımından geçerli kabul edilmeyeceği açıktır. Kullanıcıların kişisel verilerinin pazarlama, anket, araştırma, teklifler sunma gibi amaçlarla işlenmesi, işlenen kişisel verilerin yurtdışında kurulu başka şirketlere aktarılması seçme hakkı tanınmış özgür irade ile mümkündür.”</span></p>
<h5><b>“Gelen Tepkiler Üzerine Askıya Aldılar. Bir Süre Sonra Yine Karşımıza Çıkabilir”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Rekabet kurumu tarafından yapılan son açıklamaya değinen Karcıoğlu Whatsapp’ın verileri kullanma onayını almaktan vazgeçmeyeceğini belirterek, </span><span style="font-weight: 400;">“Rekabet kurumunun açıklaması, kısa ve net. Whatsapp’ın resmi bir açıklamasını görmedik. Ama benim anladığım, gelen tepkiler üzerine askıya aldılar. Bir süre sonra yine karşımıza çıkabilir. Kesin bir geri dönüş yok. Çünkü çok fazla veri ve müthiş bir Pazar var. Bu verileri kullanabilmek için her yolu deneyeceklerdir.” </span><span style="font-weight: 400;">dedi. </span></p>
<h5><b>“Seçimlerden Tutun da Sivil Toplum Hareketi Bile Bir Şirket Tarafından Kontrol Edilebilir Bir Hal Alacaktır”</b><b>  </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter, geçtiğimiz günlerde kullanıcıların maddi olarak desteklemek istedikleri diğer kullanıcılara para gönderebilecekleri &#8220;TIP JAR&#8221; (Bahşiş kutusu) özelliğini sınırlı sayıda kullanıcı için yayınladı. Bahşiş kutusu özelliği için konuşan Karcıoğlu sistemin zamanla yaratabileceği olası sorunlara dikkat çekiyor: </span><em><span style="font-weight: 400;">“</span></em><span style="font-weight: 400;">Masum gibi gözükse de aslında bu bir havuz sistemi. Takipçilerin kimi ne oranda ve ne şekilde desteklediğini tespiti için yapılan bir sistem. Amaç takipçisi çok olan kişilerin popülerliğinden faydalanarak, bir taraftan takipçisi çok olan kişilerin Twitter üzerinden para kazandırırken diğer taraftan bağış yapan takipçilerin profilini çıkarmak. İlerde seçim çalışmaları, sivil toplum kuruluşları bu şekilde maddi kaynak sağlayacaktır. Buradaki tehlike, tüm dünyada hâkim konumda olan bir şirketin, şirket politikası adı altında, dilediği kişi ya da gruplara imtiyaz sağlaması ya da yasaklaması söz konusu olacaktır. İşte bu halde de seçimlerden tutun da bir sivil toplum hareketi bile bir şirket tarafından kontrol edilebilir bir hal alacaktır.”  </span></p>
<h5><b>“Verinin Big Data Üzerinden İşlenmesi ve Yapay Zeka ile Analiz Edilmesi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-70285 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/whatsapp-gizlilik-ilkeleri-640x391.jpg" alt="" width="314" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/whatsapp-gizlilik-ilkeleri-640x391.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/whatsapp-gizlilik-ilkeleri.jpg 706w" sizes="auto, (max-width: 314px) 100vw, 314px" />Karcıoğlu kişisel verilerin big data havuzuna işlendiği ve pazarlama amaçlı kullanıldığı bu sistem için çarpıcı ifadeler kullanıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“WhatsApp kullanan kişinin günlük hayatına ilişkin konum bilgisi üzerinden nereye gittiği, hatta o an o konumda kimlerin olduğu, kimlerle görüştüğü, hangi telefonu kullandığı, rehberinde kimlerin kayıtlı olduğu, duruma yüklenen fotoğraflar ve Türkiye’de ileride devreye girecek olan ödeme bilgileri üzerinden nelere ilgileriniz olduğu gibi  bizi biz yapan, alışkanlıklarımızı ortaya koyan onlarca kritik veriyi Facebook ile paylaşılması, size özel bir çok verinin Big Data’ya işlenmesine ve pazarlama stratejilerinde kullanılmasına yasal zemin oluşturulması demektir. Ana gayesi para kazanmak gibi görünen Facebook, Analitica skandalı ile ortaya çıktığı üzere kişilerin kendi istekleri ile sisteme yüklediği kişisel veriler üzerinden yapay zeka sayesinde kişilerin siyasi düşüncelerini de etkilemekte. Ülke bazında milyonlarca kişinin günlük yaşantısına ilişkin verinin Big Data üzerinden işlenmesi ve yapay zeka ile analiz edilmesi, ulusal güvenliği de tehdit etmektedir. Facebook’un kullanıcılarının bilgilerini paylaşması, özel yaşamın gizliliği, mahremiyetin korunması, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması, bireylerin onların bilgisi ve izni olmaksızın veri kaynağı olarak kullanılmaması gibi etik değerleri aşındırmıştır. Bu durum hem büyük veri etiği hem de sosyal medya etiği açısından bir sorun teşkil etmektedir.</span><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<h5><b>“Kişisel Verilerimizi Sosyal Medyaya Yüklemekten Vazgeçmemiz Lazım”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz günlerde gündem olan </span><b><i>20-YAŞ challenge</i></b><span style="font-weight: 400;"> hakkında konuşan Karcıoğlu, bu gibi akımların masum görünse de veri toplama adına çok büyük fırsatlar olduğunu dile getiriyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Kişisel bilgilerimiz ve beğenilerimiz ile beslenen big data aynı zamanda fiziksel özelliklerimizle de reklam hacmini genişletiyor. Aslında masum gibi görülen bu akım global firmaların, kişilerin geçmişteki görüntüsüne ilişkin verilerin ele edilmesini sağlıyor. Çok masum gözükse de 20 yıl önceki birçok veriyi sisteme yüklemiş oluyorsunuz. Şimdiki fotoğrafınızla 20 yıl önceki halinizi yan yana koyup paylaştığınızda veri işleyen firmalar için bulunmaz bir nimeti kendi ellerimizle sunmuş oluyoruz. Kim tarafından ne amaca hizmete ettiği belli olmayan akımlar adı altında fotoğrafların sunulması için bilinç oluşması lazım. Bu tür verilerimizi bu kadar kolay vermememiz gerekir. Bizi biz yapan kişisel verilerimizin kolayca analiz edilmesini önlememek için bilinçli olmalıyız. Akım ya da meydan okuma adı altında kişisel verilerimizi sosyal medyaya yüklemekten vazgeçmemiz, bilinçli davranmamız lazım.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/akim-adi-altinda-kisisel-verilerimizi-sosyal-medyaya-yuklemekten-vazgecmemiz-lazim-2/">“Akım Adı Altında Kişisel Verilerimizi Sosyal Medyaya Yüklemekten Vazgeçmemiz Lazım”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Haklarını Google’da Arıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/kadinlar-haklarini-googleda-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2021 08:59:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[2020 İnternet Aramaları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Handan Uslu]]></category>
		<category><![CDATA[kadinhaklari.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddete karşı dijital hak bilgilendirme çalışmaları yürüten kadinhaklari.org'un 'Kadınlar Haklarını Google’da Arıyor' başlıklı 2020 İnternet Aramaları Raporu yayınlandı. 2020 yılı içinde şiddet gören 8 bine yakın kadının hakkını öğrenmek ya da yardım istemek için Google’a girdiğini tespit eden rapor, Türkçe konuşan kadınların Almanya, Fransa başta olmak üzere 49 ülkede şiddete uğradığını ve en az 10 farklı ülkede zorla evlendirildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/kadinlar-haklarini-googleda-ariyor/">Kadınlar Haklarını Google’da Arıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kadinhaklari.org" target="_blank" rel="noopener">kadinhaklari.org</a>&#8216;un Ocak-Aralık 2020 aylarındaki internet aramalarından yola çıkarak hazırladığı rapor, Türkiye dışında yaşayan ve Türkçe konuşan kadınların davranışlarını da ölçümlüyor ve oldukça çarpıcı sonuçlara ulaşıyor. Türkçe konuşan kadınların Türkiye dışında en az 49 ülkede daha şiddet gördüğünü ortaya koyan rapora göre şiddetin en çok yaşandığı 5 ülke sırasıyla, Almanya, Fransa, Hollanda, Bulgaristan ve Avusturya olarak açıklanıyor. Rapor, Fransa, Türkmenistan, Yunanistan, İsveç, Avusturya, Ermenistan, İngiltere, Almanya, Kıbrıs ve Azerbaycan başta olmak üzere, en az 10 ülkede kadınların zorla evlendirildiklerini ortaya koyuyor. Kadınların google&#8217;deki aramalarının içerikleri ülkelere göre değişiyor.</p>
<h5><strong>Pandemide Artan Şiddet</strong></h5>
<p>Küresel pandemi sürecinde yaşanan şiddetin verilerinin de incelendiği raporda, pandeminin Türkiye’de en yoğun hissedildiği Nisan 2020’de, kadınların yaptıkları beyanların Mart ayına oranla yaklaşık iki katına çıktığını gözlemleniyor. Araştırmaya göre bu aylarda, “Zorla evlendiriliyorum” araması % 228, “Kardeşim beni dövüyor” araması % 295, “Kocam beni dövüyor” araması % 175 artmış görünüyor. Rapora göre; şiddet gören kadınların %75’i telefon üzerinden arama gerçekleştirirken, geri kalanların da en çok, masaüstü bilgisayar ve tablet kullandıkları görülüyor.</p>
<h5><strong>1057 Kadına Ula</strong><strong>ş</strong><strong>ıldı</strong></h5>
<p>Raporun ikinci bölümü ise, kadinhaklari.org’un 2020 yılı çalışmalarının sonuçlarını açıklıyor. Şiddet gören ve internette arama yapan 1057 kadın, kadinhaklari.org’u ziyaret ederek, haklarını ve onları bekleyen süreçler hakkında bilgilendirme almış. Platforma başvuran kadınlarıh, en çok 23:00 &#8211; 24:00 saatleri arasında arama yaptığı belirtiliyor.</p>
<h5><strong>“Yaşadıklarını Polise ya da Yakınlarına Anlatmak Kadınlar İçin Kolay Değil”</strong></h5>
<p>Şiddet gören kadınların hak arama çabalarının güvenliklerini tehlikeye sokan bir süreç yarattığını söyleyen <a href="http://kadinhaklari.org" target="_blank" rel="noopener">kadinhaklari.org</a>&#8216;un kurucularından Handan Uslu Uslu, kadınların hukuki bilgiye anonim olarak ulaştıklarını ve bunun için de internet arama motorları aracılığıyla yardım istediklerini anlatıyor: “2020 yılında Türkiye’de öldürülen 300 kadından 96’sı ‘boşanmak istemek&#8217;, ‘barışmak istememek’, ‘evlenmeyi reddetmek’ gibi, kendi hayatları hakkında kararlar almak isterken öldürüldü. Kadınlar interneti kullanıyor çünkü, polise ya da yakınlarına yaşadıkları şiddeti anlatmak her zaman kolay olmayabiliyor. Çevrelerinden ve hukuk sisteminden gelecek tepkiler, kadınların bu konuda yardıma ulaşmalarını engelleyebiliyor. Arama motorları da, kadınların bu kaygılarından kurtularak anonim olarak bilgi alabilecekleri bir arayüz sağlıyor.”</p>
<h5><strong>“Sonuçlar İstanbul Sözleşmesi’nin</strong> <strong>Ö</strong><strong>nemini Hat</strong><strong>ı</strong><strong>rlat</strong><strong>ı</strong><strong>yor</strong>”</h5>
<p>Araştırma sonuçlarının, kadına şiddet verilerinin detaylıca devlet kurumları tarafından toplanması, yayınlanması ve incelenmesini zorunlu kılan İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin altını çizdiğini belirten Handan Uslu, kadınların kimler tarafından, hangi bahanelerle öldürüldüğü, öldürülen kadınların ekonomik durumları gibi konuların araştırılması, incelenmesi, ve inceleme sonucunda rakamların söylediklerini baz alarak sosyal politikaların uygulanması gerektiğini kaydediyor.</p>
<p>2018’de Kadın Hakları Dijital Veri Platformu adıyla kurulan, Türkiye ve dünyadan kadın hakları aktivistlerinin çevrimiçi örgütlendiği <a href="http://kadinhaklari.org" target="_blank" rel="noopener">kadinhaklari.org</a>, yürüttüğü dijital hak iletişimi çalışmalarıyla bugüne dek 3 binden fazla şiddet görmüş kadına ulaştı.</p>
<p>Geçen yıl arama motorlarına şiddet gördüğünü yazarak yardım isteyen 1057 kadına yönlendirme ve bilgi desteği sağlayan <a href="http://kadinhaklari.org" target="_blank" rel="noopener">kadinhaklari.org</a>&#8216;un raporunu <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/kadinhaklari-org-2020-internet-aramalari-raporu/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/09/kadinlar-haklarini-googleda-ariyor/">Kadınlar Haklarını Google’da Arıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
