<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hak İnsiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-insiyatifi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-insiyatifi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:16:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hak İnsiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hak-insiyatifi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan Hakları Ortak Platformu:  &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2019 11:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[BM Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHOP]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44780</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 30. yılı vesilesiyle yaptığı açıklamada, "Türkiye BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceleri kaldırmalıdır" çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/">İnsan Hakları Ortak Platformu: &lt;br&gt; &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği&#8217;nden yapılan ortak açıklamada, Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmenin çocukların insan hakları konusunda devletlere üç temel yükümlülük verdiği belirtilerek, &#8220;Bu yükümlülükler; devletlerin çocukların haklarına saygı göstermesi, onların haklarını koruması ve bu hakların gerçekleşmesi için her türlü olanağı yaratmasıdır. Ancak hem dünyada hem de Türkiye’de devletler çocuklara karşı bu yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Milyonlarca çocuk yerinden ediliyor; savaş ve şiddet sebebiyle yaşamını kaybediyor, işkence, kötü muamele ve istismara maruz kalıyor, ayrımcılığa uğruyor, eğitim, sağlık, barınma gibi temel haklarına erişemiyor, özgürlüğünden yoksun bırakılıyor ve hayatın eşit ortakları olarak kamusal alana katılamıyor.&#8221; denildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sözleşmeyi 1995 yılında üç çekinceyle imzaladığı belirtilen açıklamada, &#8220;Sözleşme’nin 30. yılında Türkiye nüfusunun yüzde 28’ini oluşturan çocukların her birinin sadece çocuk olduğu için BM Çocuk Hakları Sözleşmesinden doğan hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesi, çocuk haklarına saygı duyulması ve bu hakların korunması için devletin tüm organlarını;Sözleşmede yer alan saygı gösterme, koruma ve sağlama yükümlülüklerini yerine getirmeye ve sözleşmenin 17., 29. ve 30. maddelerine konan çekinceleri kaldırmaya çağırıyoruz.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/21/insan-haklari-ortak-platformu-cocuk-haklari-sozlesmesindeki-cekinceler-kaldirilmali/">İnsan Hakları Ortak Platformu: &lt;br&gt; &#8220;Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki Çekinceler Kaldırılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nda Tahir Elçi Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/diyarbakir-insan-haklari-okulunda-tahir-elci-konusuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 10:06:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman Kadın Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi tarafından düzenlenen Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nun ikinci haftasında Fatma Bostan Ünsal Dünyada ve Türkiye’de Müslüman Kadın Hareketi ile ilgili bir sunum yaparken, Neşet Girasun ise “Bir İnsan Hakları Savunucusu Olarak Avukat Tahir Elçi”yi anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/diyarbakir-insan-haklari-okulunda-tahir-elci-konusuldu/">Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nda Tahir Elçi Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hak İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği tarafından düzenlenen ve altı hafta devam edecek olan Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nun ikinci haftasında Müslüman kadın hareketi konuşuldu ve ardından Tahir Elçi anıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İHO’nun bu haftaki ilk oturumunda Fatma Bostan Ünsal, Dünyada ve Türkiye’de Müslüman Kadın Hareketi’ni anlattı. Pakistan, Afganistan, Malezya ve Türkiye’den örneklerle Müslüman kadın hareketlerinin doğuşunu, örgütlenmelerini, talep ve eylemlerini anlatan Ünsal bu hareketlerin zorlukları ve fırsatları üzerine konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haftanın bir diğer dersi, Tahir Elçi’nin öldürülmesinin yıldönümü sebebiyle Elçi hakkında oldu. Tahir Elçi’nin köylüsü, aile dostu ve çalışma arkadaşı olan ve aynı zamanda geçtiğimiz dönem Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisansını Tahir Elçi hakkında yazdığı tezle tamamlayan Neşet Girasun, Elçi’nin avukatlık pratikleri ve hak savunucusu yönünü örneklerle anlattı.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32949" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03-640x480.jpeg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03-610x458.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-04-at-20.11.03-320x240.jpeg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Girasun, Tahir Elçi’nin Cizre’de avukatlığa başladığı 92 yılının, ilçede faili meçhul cinayetlerin had safhada oldu dönem olduğunu hatırlatarak, avukatlığa başlar başlamaz çok zor davaları üstlendiğini aktardı. Elçi’nin ilk zor davasının sonradan AİHM’de “Cülaz ve diğerleri” ismiyle kayda geçen dava olduğunu anlatan Girasun, bu davanın gözaltına alınıp kaybedilen 5 kişi hakkında olduğunu anlattı. Girasun’un anlatımına göre Elçi, bu dosya hakkında o dönem Uluslararası Af Örgütü’ne acil eylem çağrısında bulunmuş ve dikkatleri bu dosyaya çekmiş. Bunun doğal sonucu olarak Elçi’nin tehditler almaya başladığını söyleyen Girasun, mağdur ailelerden bile yaşamından endişe ettikleri Elçi’ye davadan çekilmesini söyledikleri bir atmosferde Elçi’nin bu  davayı bırakmadığını ve 23 avukatlık hayatının 22 yılında bu dosyayı takip ettiğini vurguladı. Girasun, bir tek avukatın, meslek yaşamının neredeyse tamamında bir dosyayı sürekli ve sistematik bir şekilde takip etmesinin dünyada neredeyse örneği bulunmadığını aktardı. Tahir Elçi’deki gibi bir irade, inat, sabır ve titizliğin çok nadir bulunabileceğini vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka davada, Elçi’nin Silopi’de 1993 yılında gözaltında bir kayıp dosyasını takip ettiğini anlatan Girasun, gözaltına alınmayı reddeden karakolun düzenlediği gözaltı tutanağını yanlışlıkla dava dosyasına koyduğunu ve Tahir Elçi’nin de fark eder etmez o belgeyi dosyadan alıp evinin kapı pervazı içinde 6 yıl boyunca sakladığını anlattı. Girasun’un aktarımına göre 99 yılında AİHM’de görülen davada hükümet temsilcileri iddiayı reddediyor ve bu olayın avukatın bir uydurması olduğunu ileri sürüyorlar. Tahir Elçi 6 yıldır sakladığı belgeyi çıkarıp mahkeme heyetine gösterince bu savunmayı yapan kişi mahkeme salonunda baygınlık geçiriyor. Girasun, “çünkü tutanağın altındaki isim ve imza o adama aitmiş” diyor.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32950" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-640x360.jpeg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-1024x576.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-1280x720.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-610x343.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40-320x180.jpeg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/WhatsApp-Image-2018-12-01-at-15.31.40.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cemal Temizöz davasına atıfla “toplu öldürme” sebebiyle bir grubu mahkeme önüne çıkarabilen ilk avukatın da Elçi olduğunu anlatan Girasun, Roboskî Katliamı’ndan çok daha zor olan Kuşkonar Katliamı’nda Elçi’nin Türkiye’yi AİHM önünde nasıl mahkum ettiğini de anlattı. Devletin asla kabul etmediği bu katliam davasının olumsuz neticelenmesine ramak kalmışken Tahir Elçi’nin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden o güne ve koordinatlar ilişkin uçuş kayıtlarını edindiğini ve verilen tek sayfalık cevabın mağdur beyanlarıyla tam olarak örtüştüğü için Türkiye hakkında çok ağır bir ihlal kararı verildiğini anlatan Girasun, Roboskî Katliamı’nın ise devletin kabul ettiği bir dava olmasına rağmen yargıdan olumsuz dönmesini eleştirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AYM ve AİM’in Roboskî kararının siyasi olduğunu, evrak eksikliğinin 24 mağdur yakınının tamamı için söz konusu olmadığını vurgulayan Girasun, bunun yanında hukuki sürecin yürütülme biçimi de eleştirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Girasun, Elçi ile tanışmalarının da kendi çocukluğuna uzandığını ve Elçi’yi hep bir idol olarak gördüğünü, hukukçu olmayı da Elçi’den etkilendiği için tercih ettiğini aktardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 hafta sürecek Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nun 8 Aralık’ta gerçekleşecek üçüncü haftasında Nilgün Toker İnsan Haklarının Felsefi Temelleri ve Tarihsel Süreci’ni anlatacak, Vahap Coşkun ise Düşünce Hürriyetinin Şahsi ve İçtimai Değeri başlıklı bir sunum yapacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/05/diyarbakir-insan-haklari-okulunda-tahir-elci-konusuldu/">Diyarbakır İnsan Hakları Okulu’nda Tahir Elçi Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 07:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[dünya barış günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30017</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Eylül Dünya Barış Günü’ne Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin yasaklanması ile girildi. Galatasaray'daki eylemin yasaklanmasının ardından, Diyarbakır'da 499. hafta eylemine de yasak geldi. Bu atmosfer altında yaşadığımız  1 Eylül Dünya Barış Günü’nü İHD ve Hak İnisiyatifi Diyarbakır temsilcileri ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/">Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç yıl öncesiyle kıyasladığımızda barış ümidine bile çok uzak görünen bir atmosferdeyiz. Bu üç yılda neler yaşadık, neden böyle oldu, toplum bundan nasıl etkilendi, neyi ya da neleri kaçırdık?</strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun (İHD Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Çatışma çözümünün müzakere ve diyalog yöntemi ile başarılacağına dair umut, büyük hayal kırıklığı ile olumsuz sonuçlandı. Türkiye’de siyasi iradenin diyalog süreci devam ederken gerekli cesur yasal düzenlemelerden kaçıp güncel politik hassasiyetleri gözetme çabası (Rojava’yı kast ediyor, SS.) , taraflar arasındaki güvensizliğin derinleşmesi sonucu süreç hükümet tarafından sonuçlandı. Akabinde Sayın Öcalan üzerinde tecritle başlayan, çatışmalar ağır insan hakkı ihlallerinin yanı sıra onarılması güç tahribatlar, yıkımlar getirirken toplumun barışa dair umudu zayıfladı. Her an barıştan ziyade ölümleri, tutuklamaları, ihraçları, kayyumları konuşmak zorunda kaldık. Çünkü siyasi otorite öncekilerden farklı ve çok bütünlüklü güvenlikçi ve baskı politikasıyla Kürt Siyasi Hareketine yöneldi. Barıştan çok, insan hakları savunucuları olarak ihlalleri konuştuk.</p>
<p><strong>Recep Yavuz (HAK İnisiyatifi – Diyarbakır Üyesi): </strong>O dönem çözüm sürecine fiili desteğimizi sunarken uyarıları da sürekli yapıyorduk. Kalekol yapımları ile PKK’ye katılımların yoğunlaşmasının hayra alamet olmadığını söylüyorduk. Neticede korktuğumuzdan çok daha kötü günler yaşadık çözüm süreci bittiğinde. PKK’nin çatışmayı kente taşıyarak mahallelere hendekler açması ve devletin ağır silahlarla operasyon düzenlemesi neticesinde şehirler savaş alanına döndü, yarım milyondan fazla insan yerinden edildi. Gülen Yapılanması’nın merkezde olduğu 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra ilan edilen OHAL ile sivil siyasetin, sivil toplumun, bireysel hak ve özgürlüklerin alanı iyice daraltıldı. Bugün OHAL kaldırılmış olsa da fiili olarak sürmektedir. Kamusal alanın zayıflığı bunun bir göstergesidir. Neden böyle olduğu konusunda çözüm sürecinin aktörlerinin kendi siyasi hesaplarını barışa tercih ettiklerini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Bütün kamusal alanın daha da daraldığı bir ortamdayız. En son Cumartesi Anneleri’nin eylemi de zor kullanılarak engellendi ve devam etmesine izin verilmeyeceği söyleniyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nden başlayarak önümüzde sivil toplum olarak nasıl bir yol haritası var ya da olmalı? Sivil toplum kaybettiği kamusal alanı nasıl yeniden kazanabilir?</strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun:</strong> Barışçıl toplantılara dahi izin vermeyen, toplumun her kesimine karşı mutlak bir hâkimiyet sağlamak isteyen siyasi iradeden bahsediyoruz. Buna karşı çözümün de tam da bu noktadan başlaması gerekiyor. Barış mücadelesi yürütenlerin her mücadele alanında birlikte direnç göstermesi, barış söylemini cesur söylemlerle dillendirmesi gerekiyor. Savaş koşullarında toplumun farklı kesimlerinden cesur ve gür sesle müdahil olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Gösteri ve yürüyüş hakkı temel bir haktır ve devletin sorumluluğu o eylemdekileri korumakla sınırlıdır. Ancak bugün keyfi bir şekilde eylem ve etkinlikler engelleniyor. Sivil toplumun Türkiye’deki serüveni bağımsız bir yerden ilerlemediği için zor zamanlarda güçlü bir sivil toplum alanı kalmıyor. Gerçek gücümüz bugünkü gücümüzdür, o sebeple buradan başlayacağız. Kaybettiğimiz çözüm sürecinden ders alarak kendi gerçek alanımızı inşa etmeliyiz. Sivil toplum güçlü olursa devlet kendisini de sınırlayan kendi kanunlarını bu kadar kolay yok sayamaz.</p>
<p><strong>Barış temel bir ihtiyaç olarak ortada dururken bu ihtimale de çok uzak görünürken hak mücadelesi yürütenler ne düşünüyor, barış bu kadar uzak mı gerçekten, nasıl yakınlaştırıp bir ümidi büyütebiliriz? </strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun: </strong>Kuşkusuz şuan için siyasi iradede; her türlü hak mücadelesinde yer alanları kriminalize etme, barış söylemini dile getirmeyi terörize eden, suç sayan bakış açısı mevcut. Sorun, Kürtler başta olmak üzere diğer etnik ve inançların statülerinin tanınıp, yasal güvencelerle korunmasından ziyade sorunu “terör” sorunu olarak tanımlayıp askeri ve güvenlikçi politik bakış açısıyla değerlendirildiğinden askeri ve siyasi operasyonlar hız kesmeden devam etmekte. Bu bakış açısının değişmesini veya siyasi iradenin tutum değişmesini beklemekten ziyade barış savunucularının her platformda direnmesi ve mücadelesini toplumsallaştırması gerekiyor. İnsan Hakları ve demokrasi mücadelesi yürütenlerin öncelikli hedefinin barışa dair daha sistemli ve örgütlü çalışma/ yöntem üzerinde yoğunlaşması gerekiyor.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Türkiye’de sivil çözüm imkanları defalarca denendi ancak başarılı olmadıkları için hala barış arayışındayız. Ona en yakın olduğumuz noktadan belki de en uzak noktaya üç yılda savrulduk. Neden böyle olduğunu çok tartıştık, dönüp dünya deneyimlerini gözden geçirdik. Türkiye’deki sürecin zayıflığı gerçeklikten kopuk bir ümit dalgası yaratmasında ve liderlerin arasında gidip gelmesinde yatıyor bana kalırsa. İki taraf da kendi pozisyonlarını güçlendirmeyi düşündüler bu süreçte ve hesaplar süreci kaldıramadığında da çatışmaya dönülmüş oldu. Biz de bütün bu süreci izledik, daha güçlü bir yerden müdahil olduğumuzu söyleyemeyiz. Sanırım Rojava’da tarafların tümünün uzlaşmak zorunda kalacağı bir denklem oturmadan Türkiye’de de bir çözüm süreci zor. Bu konunun tarafları ilgilendiren boyutu, bizi ilgilendiren boyutunda temel hakların pazarlık konusu edilmeyeceğini, barışın herkes için temel bir ihtiyaç olduğunu yeniden ve yeniden anlatmak. Barışın kriminalize edilmesine müsaade etmemek, toplumsal kutuplaşmayı bozacak birliktelikler sağlamak, sulh için çaba sarf etmek.</p>
<p><strong>Türkiye’de bir barış için atılması gereken somut adımlar neler olmalı, kim ne yapmalı? </strong></p>
<p><strong>Abdullah Zeytun:</strong> 2013 yılında başlayan ve ne yazık ki akamete uğrayan demokratik çözüm süreci bizlere barışın nasıl inşa edileceğini gösterdi. Öncelikle barış sürecinin gelişebilmesi için devletin 2015 yılında rafa kaldırdığı süreci ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde başlatması gerekiyor.  Ülkede yaşanan ağır hak ihlallerinin kaynağının çatışmalı sürecin sonucu olduğunu görmek gerek. Çatışmalı süreçlerin sona ermesi için en temel olması gereken durum tarafların karşılıklı bir araya gelmesidir.  Bu çerçevede devletin Sayın Öcalan ile tekrardan görüşmesi ve kendisi üzerindeki tecridi sona erdirmesi gerek</p>
<p>Bugün yaşanan onca yıkım, ölümün çatışmalı durumların sonucu olduğunu görerek farklı görüşteki tüm sivil toplum kuruluşların hukuk örgütlerinin tarafların bir araya gelmesine ve barışı istemlerine dönük ısrarcı tutumlarının olması gerekir. Yani barış barışın istenmesi ile sağlanır düşüncesi ile hareket etmek gerekir.</p>
<p><strong>Recep Yavuz: </strong>Öncelikle anadilde eğitim, anayasal vatandaşlık gibi temel haklarda herhangi bir pazarlık da bahane de kabul edilemez. Ama bunların da çatışma ortamından etkilendiğini hepimiz görüyor ve biliyoruz. Dolayısıyla hakkın tahakkuku bakımından topu sadece hükümete atmıyoruz. PKK de yükselen şiddet dalgasının hakların iadesi ve çözüm önünde nasıl bir engel oluşturduğunu görüp kabul etmelidir. Hak İnisiyatifi olarak bugün şiddetin, çözüm önünde bir engel teşkil ettiğini lakin bunun temel hakları tanımak konusunda bahane olarak da öne sürülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ortada en çok ihtiyaç duyulan şey iradedir, bugün bir iyileşme iradesi gösterilmesi atılacak adımları tartışmak için uygun bir zemin olacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/03/diyarbakirdan-dunya-baris-gunune-bakis/">Diyarbakır&#8217;dan Dünya Barış Günü’ne Bakış</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul/Armutlu Cemevi Baskını Gözlem Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/istanbul-armutlu-cemevi-baskini-gozlem-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Aug 2018 07:44:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[gözlem raporları]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal Kültür Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi İstanbul Temsilciliği tarafından İstanbul/Armutlu Cemevi baskınına ilişkin bir rapor hazırlanmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/istanbul-armutlu-cemevi-baskini-gozlem-raporu/">İstanbul/Armutlu Cemevi Baskını Gözlem Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Raporun sunuş yazısı şu şekildedir:</p>
<p>“19 Temmuz’da İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) bağlı Armutlu Cemevi’ne içeride aranan şahıslar olduğu gerekçesi ile polis baskını düzenlenmişti. Basından ve kamuoyundan öğrendiğimiz kadarı ile Alevilerce Cem ayininin gerçekleştirildiği Perşembe günü yaşanan olayda Cemevi’ne uzun namlulu silahlarla girilmiş, baskın sırasında çok sayıda kişi kötü muameleye maruz bırakılarak gözaltına alınmıştı. Ayrıca Cemevi’nde duvarlara sprey ile yazılar yazılmış, kapılar zorla kırılmış, içerde bulunan eşyalara zarar verilmiş, koridorlara baskını gerçekleştiren polislerce idrar yapıldığı iddiası ileri sürülmüştür. Bu iddialardan sonra Hak İnisiyatifi İstanbul Temsilciliği olarak 29 Temmuz Pazar günü Cemevi yöneticileri ve mahalle sakinleri ile görüşmeler gerçekleştirdik.”</p>
<p>Rapora ulaşmak için lütfen <a href="https://hakinisiyatifi.net/wp-content/uploads/2018/08/I%CC%87stanbul2FArmutlu-Cemevi-Bask%C4%B1n%C4%B1-Go%CC%88zlem-Raporu29.07.2018-4-1.pdf">buraya tıklayınız.</a></p>
<p>Kaynak: <a href="https://hakinisiyatifi.net/istanbul-armutlu-cemevi-baskini-gozlem-raporu-29-07-2018/" target="_blank" rel="noopener">Hak İnsiyatifi</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/istanbul-armutlu-cemevi-baskini-gozlem-raporu/">İstanbul/Armutlu Cemevi Baskını Gözlem Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 May 2018 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış Vakfı’nın İstanbul’da sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle düzenlediği Çözüm Süreçleri ve STK’lar Çalıştayı’nda; 2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları Raporu değerlendirilirken, sivil toplumun bundan sonraki süreçte yapması gerekenler de konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/">Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyen Cuma Çiçek’in 45 STK temsilcisi ve alanda çalışan 3 uzmanla yapılan görüşmelerle kaleme aldığı raporda, tarafların sivil toplumu sürece katmak istememesi gibi dış sebeplerin yanı sıra, sivil toplumun siyasal angajmanlar, tarafgirlik, içe kapanma ve gettolaşma gibi yapısal sebeplerle çözüm sürecinde etkin olamadığının altı çiziliyor.</p>
<p>Barış Vakfı’nın Taksim’deki Nippon Hotel’de düzenlediği toplantıya, İnsan Hakları Derneği, Hak İnisiyatifi, Barış İçin Kadın Girişimi, Denge Denetleme Ağı, Diyarbakır Barosu, Barış Bloku, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Yurttaşlık Derneği, Hak ve Adalet Platformu, Hafıza Merkezi temsilcisinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 kişilik sivil toplum temsilcisi, gazeteci ve akademisyen katıldı.  Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz açılışta yaptığı konuşmada, barış kelimesinin dahi kullanılmasından rahatsızlık duyulan bir ortamda ‘barış fikrini unutturmamanın kıymetli bir çaba’ olduğunu belirterek, “Böylesine bir çabanın tarafları barış ve çözüm yoluna girmeleri konusunda teşvik edici olacağından hiç kuşkumuz yok. Geleceğimize umutla bakabilmeyi becerdiğimizde başarma şansımız da doğar. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu günlerden geçiyoruz. Bölgemizde bütün taşlar yerinden oynadı. Büyük oyun kurucularının planları birbiriyle çatışıyor. Bizler barışın yolunu inşa edemediğimiz müddetçe, bunlar arasındaki çatışmadan en fazla siyasal, sosyal ve toplumsal daha fazla zarar görmeye devam ederiz.  Çözüm sürecini ilerletememenin bedelini bugün ağır bir biçimde ödüyoruz. Kürt sorunu sınırlarımızın ötesine taşındı, bölgesel bir soruna dönüştü. Çözüm de çok taraflı, çok aktörlü ve karmaşık bir hal aldı. Bu durum bize zamanı iyi kullanmamız gerektiğini gösteriyor. Şiddetin, çatışmanın ve kopuş duygusunun en güçlü olduğu anda bile, insanlarımızın, tarafların yüzlerini barışa dönmeleri için çok şey yapabiliriz, yapmalıyız.” Diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-26527 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-640x447.jpg" alt="" width="359" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-640x447.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-1024x715.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-610x426.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-320x223.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680.jpg 1081w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" />Akademisyen Cuma Çiçek, Barış Vakfı için hazırladığı  “2013-2015 Çözüm Sürecinde Sivil Toplum Kuruluşları” başlıklı raporla ilgili yaptığı sunumda, 3 dilde hazırlanan araştırmanın, Diyarbakır, Van, İstanbul ve Ankara’da, 45 STK temsilcisi ve alanda çalışan 3 uzmanla yapılan görüşmelerle ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de sivil toplum alanının sınırlılığı ve sivil toplum aktörlerinin zayıflığı konusunda katılımcıların çoğunda ortak bir görüş olduğunu belirten Çiçek, “2013-2015 Çözüm Süreci’nde STK’ların sınırlı düzeyde yer aldıkları görülüyor. STK’ların çoğunlukla çözüm sürecinde esas olarak AK Parti hükümeti ve ana-akım Kürt Hareketini merkeze alan lobicilik ve savunuculuk faaliyetlerine odaklandılar. Bunun yanı sıra, arabuluculuk ile Kürt meselesinin kamusal alanda tartışılması barış kültürünün yaygınlaştırılması çalışmaları da kısmi olarak çözüm sürecinde yapıldı. Kürt meselesinin kapsamı ve zorluğu dikkate alındığında, yukarıda özetlenen çalışmalar STK’ların çözüm sürecine katılımının ve katkısının oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor. ‘Barışın toplumsallaştırılması’, ‘barışın yerelleştirilmesi’, farklı toplumsal grupların birlikteliğine odaklı çalışmalarla siyasal ve bölgesel gettoların aşılması STK’ların altını çizdikleri ‘eksik kalan’ ya da ‘yapılamayan’ işleri oluşturuyor“ değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bu sınırlı katkının sebepleri arasında sürecin taraflarından kaynaklı sorunların yanı sıra sivil toplumun kendisinden kaynaklı sorunların altının çizildiğini de belirten Çiçek, “ Tarafların STK’ları sürece katmaması, sivil toplumla kurulan temasların çoğu durumda ‘usulen’ yapılması, sürecin kamusal denetime olanak tanımayacak ölçüde kapalı olması, STK’ların taraf olmaya zorlanması devlet ve AK Parti hükümeti ile ana-akım Kürt Hareketinden kaynaklı temel sorunlar olarak not ediliyor. Öte yandan, sivil toplumun siyasal angajmanları ve tarafgirliği, güçlü toplumsal ilişkilerden ve destekten yoksunluk, çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası için hazırlık yapmama, büyük ölçekli ve ülke genelinde etkin STK’ların sürece destek sunmaması, CHP ve etkisindeki STK’ların sürece mesafeli yaklaşması ve son olarak sürece zarar vermeme kaygısıyla inisiyatif geliştirmeme sivil toplumun kendisinden kaynaklı temel sorunları oluşturuyor. Saha araştırması bulguları dikkate alındığında STK-STK ilişkisine dair üç ana hususun altı çizilebilir. Bunlardan ilki, STK’lar arası siyasi/ideolojik ayrışmadır. İkinci olarak, STK’lar arası işbirliklerinin büyük oranda sektörel/konu bazlı olduğu, sektörler/konular arası, birbirini bütünleyen çalışmaların sınırlı olduğu görülüyor. Üçüncü olarak da STK’lar arası bölgesel bir ayrışmanın olduğu gözlemleniyor. “ dedi.</p>
<p>STK-siyaset ilişkileri bağlamında, toplumsal alanda yaşanan siyasi kutuplaşmaya paralel olarak STK camiasında da sert bir siyasi kutuplaşma yaşandığını belirten Çiçek,  sınırlı girişimler dışında STK’ların kendi ‘siyasi mahallelerinde’ kalmayı tercih ettiklerinin gözlemlendiğini ve bunun da sürece katkı sunma noktasında olumsuz etki yaptığını vurguladı.</p>
<p>Kürt meselesinin siyasi çözümüne dönük bir müzakere ve uzlaşı sürecinin yeniden başlayacağı konusunda STK’lar arasında genel bir kabul olduğunu ve çoğu katılımcının masa dışında bir seçeneğin olmadığının altını çizdiğini belirten Çiçek, “Bununla birlikte katılımcılar mevcut koşullar dikkate alındığında yeni bir müzakere ve uzlaşı sürecinin kısa vadede başlamasının zor olduğunu ileri sürüyorlar. Bu konuda sıklıkla hatırlatılan tarih ya da dönüm noktası seçimler. Buna göre, seçimle birlikte Türkiye’de siyasi türbülans bitebilir. Kürt meselesi hem bu siyasi türbülansın sonlandırılmasında bir işlev görebilir hem de siyasi türbülansın sona ermesinden sonra tekrar müzakere ve uzlaşı bağlamında gündeme gelebilir. “ değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Toplantıya katılanlardan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen Sivil Sayfalar için yaptığı değerlendirmede, 2013-2015 yılları arasındaki süreçte STK’ların kendini katmak için uğraştığı bir dönem olduğunu belirterek, “Katmaya çalıştı diyorum çünkü iki taraf da buna izin vermedi. Bu süreçte sivil toplumun etkin olamamasında tarafların katma ve bilgilendirme yönünde bir istek, irade göstermemelerinin önemli bir sebep olduğunu görmek gerekiyor. Sivil toplumun bilgilenme dahil sıkıntıları vardı. Ancak kendi çabalarıyla, zorlamalarıyla sürece katıldıkları için etkin olamadılar.” Dedi. Siyasi tarafgirlikten çok sivil toplum kuruluşlarının çok azının sürece dahil olmasının olumsuz etkilerinin yüksek olduğunu belirten Özmen, “Sayının azlığı etkili olamamanın temel faktörlerinden biri. Siyasal angajman bütün sivil toplum kuruluşları açısından öne sürmek çok doğru bulduğum bir şey değil. Ana aktör olarak iyi bir şekilde söz söyleyen sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğunun siyasal angajmanın dışında çözüm sürecinin devamını sağlayacak şekilde objektif bir gözle baktıklarını düşünüyorum” diye konuştu.</p>
<p>İHD’den Gülşen Yoleri de raporun, yaşanan sorunları ortaya çıkardığı, nerede ne yapıldığını, neyin yapılamadığını gösterdiği için önemli olduğunu belirterek, “Sivil toplumun kendi içinde meseleyi tam halletmemiş olmadığını biliyoruz. Sivil toplum örgütlerinin daha fazla toplumla buluşması yani gerçek anlamda toplumla buluşması, onların isteklerini, iradelerini temsil noktasında daha çok çaba göstermeleri bu tür süreçlere daha fazla müdahil olması gerektiği ortaya çıkmış oluyor. Sivil toplum örgütlerinde bu tür süreçlere dahil olan hep yönetici kadrolar esas olarak  sivil toplum örgütlerinin tabanında ne tür şeyler tartışılıyor, taban tam olarak ne söylüyor çok fazla görünür olmuyor. Ve genel olarak bu tür örgütleri temsil edenler ilkelerle konuşuyor. Misal barışı, çatışma çözümünü ilkesel olarak tartışıyor ama altta toplumdaki o sorular, örgütün tabanında var. Toplumda ne kadar anlam karmaşası, istek karmaşası, ötekileştirme ya da düşmanlık olarak tabir edeceğimiz şey varsa sivil toplum örgütlerinde de var, O yüzden kendi tabanı için de kültürel dönüşüm hazırlamak kendi iç işleyişinde de barış ve demokratik teamüller içinde hareket etmesi gerekiyor. Ötekileştirmeden yanındakiyle konuşabileceği bir kültürel yapının oluşması lazım, bunu siyaset yapmıyorsa sivil toplumun bu alana talip olması lazım.” dedi.</p>
<p>Barış Vakfı&#8217;nın çalıştayla ilgili sonuçlarını okumak için <a href="http://barisvakfi.org/index.php/2018/05/14/5-mayis2018-catisma-cozumleri-ve-stklar-calistayi-sonuclari/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/">Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Andımız Ölmedi, Kitaplarda Yaşıyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/andimiz-olmedi-kitaplarda-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 10:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Andımız]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24136</guid>

					<description><![CDATA[<p>2013 yılında okutulmasına son verilen öğrenci andının halen kitaplarda durduğunu açıklayan Diyarbakır Hak İnisiyatifi, daha önce yürüttüğü “Andımız Kaldırılsın” kampanyasını hatırlatarak, öğrenci andının ders kitaplarından da çıkarılması çağrısında bulundu&#8230; 2013 yılına kadar ilkokullarda her sabah öğrencilere okutulan öğrenci andı, o yıl hayata geçirilen bir “demokratikleşme paketi” kapsamında kaldırılmıştı. Metnin kaldırılmasını savunan dönemin başbakanı Recep Tayyip [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/andimiz-olmedi-kitaplarda-yasiyor/">“Andımız Ölmedi, Kitaplarda Yaşıyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2013 yılında okutulmasına son verilen öğrenci andının halen kitaplarda durduğunu açıklayan Diyarbakır Hak İnisiyatifi, daha önce yürüttüğü “Andımız Kaldırılsın” kampanyasını hatırlatarak, öğrenci andının ders kitaplarından da çıkarılması çağrısında bulundu&#8230;</p>
<p>2013 yılına kadar ilkokullarda her sabah öğrencilere okutulan öğrenci andı, o yıl hayata geçirilen bir “demokratikleşme paketi” kapsamında kaldırılmıştı. Metnin kaldırılmasını savunan dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, öğrenci andı için “30&#8217;larda Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için bu tür uygulamalar yapılıyordu. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocukların içtimaya dizildiği, ırkçı sloganlar okunan metinler göremezsiniz.” demişti. Ancak söz konusu metnin çocuklara okutulmasına son verilirken metnin ders kitaplarından çıkarılmamış olması sık olmasa da bugüne kadar eleştirilegeldi.</p>
<p>Okulların ikinci döneme başlamasından önce bu konuyu gündeme getiren Diyarbakır Hak İnisiyatifi, bir <a href="https://hakinisiyatifi.net/andimizkaldirilsin">açıklama yayımlayarak</a> hükümete öğrenci andının ders kitaplarından çıkarılması çağrısında bulundu. Andın, ideolojik ve tektipleştirici olduğunun altını çizen Hak İnisiyatifi açıklamasının ilgili kısmında şu ifadeler yer alıyor: “Türkiye, Türk etnik kimliğiyle beraber, otuzu aşkın başka etnik kimliği barındıran, çok kimlikli ve çok kültürlü bir ülkedir. İlkokul kitaplarındaki öğrenci andında &#8220;Türküm&#8221; ile başlayan ve &#8220;varlığım Türk varlığına armağan olsun&#8221;, &#8220;Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.&#8221; ve son olarak &#8220;Ne mutlu Türküm diyene!&#8221; şeklindeki ifadeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kimlikli, çok kültürlü yapısına zarar veren, toplumu tek tip olarak algılayan ve algılamak isteyen ifadelerdir. Bu metinde &#8220;Türk&#8221; ırkını esas alan, Türkiye&#8217;deki diğer etnik kimliği görmezden gelen hatta asimile sonucu doğurabilecek ifadeler olmakla birlikte ideolojik devlet algısını küçücük çocuklara dayatan tek tipçi ve ırkçı bir metindir.</p>
<p>Çocuklarımız ne Türklüğe ne de başka bir ırka varlıklarını armağan etme andını zorunlu olarak okutulan kitaplarında görmek mecburiyetinde bırakılmamalıdır. Çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren bir ideolojinin kalıplarına sıkıştırılan insanlar olmaktan çıkarılmalıdır. Sonuç olarak; Türkiye&#8217;deki tüm etnik ve diğer kimliklerin özgürce var olma, farklı ırkların ve ideolojilerin kendilerine dayatılmadığı özgür bir ortamda eğitim görme hakkı olmalıdır.”</p>
<p><strong>‘Demokratikleşme topal, MEB kendi yönetmeliğini bile çiğniyor’</strong></p>
<p>Hak İnisiyatifi üyesi Av. Recep Yavuz, Sivil Sayfalar için şu değerlendirmelerde bulundu: Şubemiz, Mazlumder’deki bir grup tarafından hukuksuz bir şekilde kapatılmadan önce 4-5 yıl boyunca Andımız’ın kaldırılması için mücadele yürüttü. Bunun için kampanyalar düzenledi, davalar açtı. 2013 yılında demokratikleşme paketi ile bu andın okutulmasına son verilmesini memnuniyetle karşıladık, ancak hemen arkasından bu demokratikleşme paketinin eksik olduğu görüldü. MEB ile son yazışmamızda bize İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde andın okunmasını düzenleyen 12. maddesinin kaldırıldığı buna karşın  Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin halen yürürlükte olan 8. maddesine dayanılarak  bu metnin 1, 2, ve 3. sınıf ders kitaplarında hala zorunlu olarak yer aldığı cevabı verildi. Fakat MEB kendi yönetmeliğini dahi çiğniyor burada, çünkü mevcut yönetmelik ilk üç sınıfı kapsamasına rağmen bu ırkçı metin yönetmeliğe aykırı olarak ilkokul 4. sınıfların ders kitaplarında da yer alıyor. Biz burada hem söz konusu çelişkileri göstermek istedik hem de bu antidemokratik uygulamaya tamamen son verilmesi için bir kere daha çağrıda bulunduk. Hükümeti tutarlı davranmaya ve bu ırkçı metni tamamen kaldırmaya çağırıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/02/andimiz-olmedi-kitaplarda-yasiyor/">“Andımız Ölmedi, Kitaplarda Yaşıyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sayacılık Sektöründe Yaşanan Hak İhlallerine Dair Gözlem Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/22/sayacilik-sektorunde-yasanan-hak-ihlallerine-dair-gozlem-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Oct 2017 09:49:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İşçilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt dışı istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[sayacılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19455</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak İnsiyatifi, eylül ayının ilk haftalarında Adana, İstanbul ve Antep’te başlayıp kısa süre içinde tüm ülke geneline yayılan ve birçok şehirde halen devam eden sayacı eylemlerine ilişkin insan hakları gözlem raporu hazırladı. Raporun tanıtım metni şöyle: Ayakkabı imalatının önemli bir ayağını oluşturan ve küçük atölyelerde icra edilen sayacılık mesleği, güvencesizliğin ve denetimsizliğin gölgesinde gün geçtikçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/22/sayacilik-sektorunde-yasanan-hak-ihlallerine-dair-gozlem-raporu/">Sayacılık Sektöründe Yaşanan Hak İhlallerine Dair Gözlem Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Hak İnsiyatifi, eylül ayının ilk haftalarında Adana, İstanbul ve Antep’te başlayıp kısa süre içinde tüm ülke geneline yayılan ve birçok şehirde halen devam eden sayacı eylemlerine ilişkin insan hakları gözlem raporu hazırladı. Raporun tanıtım metni şöyle:</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Ayakkabı imalatının önemli bir ayağını oluşturan ve küçük atölyelerde icra edilen sayacılık mesleği, güvencesizliğin ve denetimsizliğin gölgesinde gün geçtikçe göz önünden uzaklaşan ve değer kaybeden bir meslek haline gelmektedir.</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Eylemlerin nasıl başladığına ilişkin bilgiler almak için eylemlere öncülük etmiş farklı şehirlerden işçi önderleriyle görüşülmüştür.</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Raporun içerisinde, eylemler boyunca karşılaşılan zorluklar, sürecin getirdiği imkânlar ve Suriyeli işçilerin eylemlerdeki rolü hakkında bilgiler yer almaktadır.</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Rapor, eylem sürecine dair güncel bilgiler paylaşmakla birlikte sektörün uzun soluklu problemlerine de ışık tutmaktadır.</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Yaygın kayıt dışı istihdam, çocuk işçilik, düzensiz ve yoğun çalışma saatleri, zayıf iş güvencesi, işçi sağlığını tehdit eden çalışma ortamı ve düşük ücretler, araştırma sonucunda sektöre dair tespit edilen temel sorunlar arasında yer almaktadır.</p>
<p class="m_4928887135911117119gmail-MsoFootnoteText">Çalışmanın sonuç bölümünde geliştirilen öneriler ışığında umuyoruz ki saya işçilerine dönük insan hakları ihlalleri en kısa zamanda son bulur.</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.net/wp-content/uploads/2017/10/Sayac%C4%B1l%C4%B1k-Sekt%C3%B6r%C3%BCnde-Ya%C5%9Fanan-Hak-%C4%B0hlallerine-Dair-G%C3%B6zlem-Raporu.pdf">Rapora ulaşmak için lütfen tıklayınız.</a></p>
<div id="jp-relatedposts" class="jp-relatedposts"></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/22/sayacilik-sektorunde-yasanan-hak-ihlallerine-dair-gozlem-raporu/">Sayacılık Sektöründe Yaşanan Hak İhlallerine Dair Gözlem Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutuklu İnsan Hakları Savunucularına Destek Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/tutuklu-insan-haklari-savunucularina-destek-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2017 06:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükada’daki bir otelde yapılan toplantıda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları savunucularıyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, hukuki süreç ve cezaevi koşulları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. İnsan hakları savunucularına gönderilen mektupların verilmediğini belirten avukatlar, Cumhuriyet, Evrensel ve BirGün gazetelerinin, sayfalarında bu mektuplara yer verecekleri bir kampanya başlattıklarını duyurdu. Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Eşit Haklar İçin İzleme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/tutuklu-insan-haklari-savunucularina-destek-toplantisi/">Tutuklu İnsan Hakları Savunucularına Destek Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Büyükada’daki bir otelde yapılan toplantıda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları savunucularıyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, hukuki süreç ve cezaevi koşulları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. İnsan hakları savunucularına gönderilen mektupların verilmediğini belirten avukatlar, Cumhuriyet, Evrensel ve BirGün gazetelerinin, sayfalarında bu mektuplara yer verecekleri bir kampanya başlattıklarını duyurdu. Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan da basın toplantısında yaptığı konuşmada, asıl olanın hukukun işlemesi olduğunu belirterek, “Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz” dedi.</strong><span id="more-19003"></span></p>
<p>Büyükada’daki bir toplantıda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan insan hakları savunucuları için Galatasaray’daki Limonlu Bahçe’de düzenlenen basın toplantısı bir yandan da dayanışma toplantısı işlevi gördü. Yurttaşlık Derneği&#8217;nden Emel Kurma, Uluslararası Af Örgütü&#8217;nden Özgün Özcer, İnsan Hakları Gündemi Derneği&#8217;nden Özlem Yılmaz, İnsan Hakları Ortak Platformu koordinasyonundan Feray Salman, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği&#8217;nden Nejat Taştan, Kadın Koalisyonu&#8217;ndan Melek Özman ve Hak İnisiyatifi&#8217;nden de Zeynep Uçar ve Nebiye Arı’nın katıldığı toplantıda, müdafi avukatlardan Deha Murat Boduroğlu, Meriç Eyüboğlu ve Hülya Gülbahar da bilgilendirmede bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-18212 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/IMG-7942-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Tutuklu ailelerinin yanı sıra, Adalet Zemini’nden Yıldız Önen, İHAK’tan Ahmet Zeki Olaş, Yazar Yıldız Ramazanoğlu, Roni Margulies, Yetvart Danzikyan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Emel Kurma, Büyükada tutuklamalarıyla ilgili ilk günden itibaren iki yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti. Bir yandan hukuk mücadelesi yürütüldüğünü kaydeden Kurma diğer yandan da, medya aracılığıyla kamuoyunun manipüle edilmesine karşı mücadele ettiklerini belirtti. İnsan hakları savunucularının tutuklanması kadar rutin bir toplantının ‘gizli toplantı’ olarak lanse edilip soruşturmaya tabi tutulmasının da bir hak ihlali olduğunun altını çizen Emel Kurma, “Arkadaşlarımız Türkiye’de, dünyada hemen herkesin üzerinde çalıştığı konularda yapılmış bir toplantının üçüncü gününde gözaltına alındı. Herhalde bir yanlışlık var, gerçek ortaya çıkacak dedik. Ama bugün 66’ncı gün oldu. Temel bir itirazımız da böyle bir toplantıdan dolayı soruşturmaya uğratılmayadır” diye konuştu.</p>
<p>Toplantıda İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) ile ilgili bilgilendirmede bulunan Feray Salman da, Büyükada’da düzenlenen toplantının İHOP’un 7 Nisan’da Antalya’da düzenlediği toplantısında kararlaştırılan rutin bir eğitim programı olduğunu ifade etti. Bunun artık medyada birçok köşe yazısında dile getirildiği halde, insan hakları savunucularının keyfi bir şekilde tutukluluğunun sürdüğünü belirten Salman, “Hakikatin yok edildiği bir ortamda bu hukuksuzluğu konuşmaya çalışıyoruz. Bir algı oluşturulmaya çalışıldığı için ve pek çok haksız uygulamaya maruz kalındığı için bütün insan hakları savunucularına yapılmış bir saldırı olarak görebiliyoruz” dedi. Toplantı katılımcılarından olduğunu ancak son anda çıkan işleri sebebiyle katılamadıklarını belirten Feray Salman ve Emel Kurma, durumun keyfiyetinin altını çizdiler.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-18216 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/DJL7XjuW4AAypEd-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Nejat Taştan da konuşmasında bu keyfiyeti bir kez daha şu cümlelerle dile getirdi: “Arkadaşlarım niçin içeride ben niçin dışarıdayım bilmiyorum. Hepimiz aynı toplantıdaydık.”  Medyada sansasyonel bir şekilde ‘gizli toplantı’ olarak duyurulan toplantının havuz kenarındaki cam bir toplantı odasında gerçekleştiğini belirten Taştan, havuzda yüzenlerin seslerini duyduklarını, onların da kendilerini duyduğunu ifade etti. Gözaltı sürecinde yaşadıkları hak ihlallerini de anlatan Taştan, davayla ilgili Adalet Bakanlığı ya da diğer kurumlar nezdinde görüşmeler yapılmasını değerlendirirken, “Dava İstanbul’da biz niye Ankara’da görüşmeler yapalım. Asıl olan hukukun herkes için işlemesidir. Cezaevlerinde hiç kimsesi olmayan binlerce tutuklu var. Adil bir yargılamanın herkese sağlanması gerekir” dedi. Hakkında çıkartılan yurt dışına çıkış kararını da değerlendiren Nejat Taştan &#8220;Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Toplantıda konuşan avukatlar da davanın ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde hukuki değil siyasi bir dava olduğunun ortaya çıktığını belirterek, soruşturmanın ilk günden itibaren hukuksuz yürütüldüğünü ifade ettiler. Avukatlar, hak savunucularının izolasyon ve mahrumiyet koşullarında özgürlüklerinden mahrum biçimde ve dosyadaki kısıtlılık kararının sürdürülmesi müdafileriyle görüşmelerindeki yoğun kısıtlamalar nedeniyle savunma hakları ve doğrudan etkili biçimde kısıtlanmış bir şekilde, tutuklu olarak yargılanmalarının temel hak ve özgürlüklerine açık bir ihlal olduğunu dile getirdiler. İnsan hakları savunucuları hakkında gazetelerde çıkan hedef gösterici ve yanlış bilgiler içeren haberlerle ilgili tekzip başvurusu yaptıklarını belirten avukatlar, bunların dikkate alınmadığı gibi yalan ve iftira haberlerle ilgili açmak istedikleri davaların da savcılar tarafından ‘basın özgürlüğü’ gerekçesiyle reddedildiğini ifade ettiler.</p>
<p>İnsan hakları savunucularının cezaevi koşulları hakkında  bilgi veren Avukat Meriç Eyüpoğlu, diğer tutukluların sahip olduğu temel hakların bile sağlanmadığını belirterek şunları söyledi: “Silivri’de tutulan hak savunucularına kart, mektup verilmiyor ve kitap sınırı var. Birinci derece yakınları dışında kimseyi göremiyor, birbirlerini göremiyor cezaevi faaliyetlerine gitmelerine izin verilmiyor bütünüyle yalıtılmış durumdalar. Hak ihlalleri içeride devam ediyor. Ciddi sağlık problemi ile de karşı karşıyayız. Gözaltı sürecinden itibaren ciddi sağlık problemi olan arkadaşlarımız var, bunun raporları da mevcut. Yalnızca hukuki değil, insani boyutuyla da hak ihlalleri yaşanıyor. Gözaltı sürecindeki ihlaller ve tutukluluğun gereklilik olmadığını ve öncelikli değil son çare olması gerektiği, tutukluluk koşulları olmadığı halde tutuklulukları için AYM’ye başvuruldu. AYM önünde binlerce dosya var henüz önüne bile almadı. Sadece hukuki sürece değil ciddi bir dayanışma ve kamuoyu desteğine ihtiyaç var”</p>
<p>Avukat Hülya Gülbahar da mektup yasağına karşı Evrensel, Cumhuriyet ve BirGün gazetelerinin her gün bir köşesini ayıracağını belirterek, herkesi bu kampanyayı desteklemeye ve tutuklu insan hakları savunucularına mektup yazmaya devam etti.</p>
<p><strong>Nejat Taştan: İçeride olsam psikolojik olarak daha rahat olurdum</strong></p>
<figure id="attachment_18213" aria-describedby="caption-attachment-18213" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18213 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/IMG-7940-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18213" class="wp-caption-text">Nejat Taştan: Bu yaşadıklarımız ilk değil. İnsan hakları savunucuları daha önce de bedeller ödedi. Yurt dışı yasağı getirilmiş, getirilmese de bir yere gideceğimiz yok burada kalıp mücadeleye devam edeceğiz.</figcaption></figure>
<p>Toplantının ardından sorularımızı yanıtlayan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan, süreci değerlendirirken derin bir mahcubiyet hissettiğini belirterek, “Bir şeye alet olmuş gibi hissediyorum. Yani bu davada sanki hukuk işliyor ve ‘işte bakın biz suçsuzları, daha az suçluları dışarı bıraktık, suçlular içeride’ demek için bizi bıraktılar diye düşünüyorum.  Ve farkında olmadan böyle bir şeye alet edildim mi diye çok düşünüyorum. Ortada öyle büyük bir hukuksuzluk var ki, ne olduğunu bilmek zor.  Yani ‘niye’ sorusunun cevabı ortadan kalkıyor. Bir  kriter üzerinden değerlendirme yapamıyorsunuz. Ama kalıcı olan duygu mahcubiyet. Aileleri aramaya çalışıyorum çoğu şehir dışında olduğu için ancak telefonla görüşebiliyorum. İçeride olsam psikolojik olarak daha rahat hissederdim&#8221; diye konuştu.  Tutuklamaların insan hakları savunucularına yönelik ‘gözdağı’ olduğuyla ilgili değerlendirmeyi sorduğumuz Taştan, “Öyle olsa bile değişen bir şey yok bizim açımızdan. Gözaltından çıktıktan sonra sadece iki gün ara verdim. O da bacaklarımda yürümemi sağlayan cihazı tamir etmek içindi. Emniyetteyken kopmuştu onu tamir ettikten sonra derneğe gitmeye devam ettim. Hatta dün Suriyeli bir mahkum için ombudsmandan karar çıkarttım. Mücadeleye devam edeceğiz. Bizim yaşadığımız insan hakları savunucularının başına ilk kez gelmiyor. Konuşmamda da söyledim bu yolda öldürülen arkadaşlarımız da oldu. 1986’dan beri bu alandayım. Yurt dışına çıkış kararı olmasa da bir yere gideceğim yok. Bu saatten sonra bırakıp gidersem kendi kendimi, yıllardır süren mücadelemi inkar etmiş olurum. Nasıl şimdi arkadaşlarıma karşı mahcup hissediyorsam, gidersem bunun on katını daha yaşayacağımı biliyorum” dedi. Taştan insan hakları savunucularının her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olması gereken günlerde olunduğunu da ekleyerek, “Bu hoyratlıkla başa çıkmamız için daha dayanışmaya ve daha dikkatli olmaya, birbirimizi kollamaya ihtiyacımız var&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>5 Temmuz’dan bugüne…</strong></p>
<p>İHOP tarafından çeşitli hak örgütlerinden temsilcilerin katılımıyla Büyükada’daki bir otelde düzenlenen toplantıyı 5 Temmuz’da basan polis, 10 hak savunucusunu gözaltına aldı. Gözaltına alınmalarından 5 saat sonra haklarında gözaltı kararı verilen 10 hak savunucusundan 6’sı 18 Temmuz’da çıkarıldıkları mahkemece “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ve “silahlı terör örgütüne üyelik” iddialarıyla tutuklanarak cezaevine gönderilirken 4’ü serbest bırakıldı. 21 Temmuz’da savcı, dört hak savunucusunun serbest bırakılmasına itiraz etti ve haklarında yakalama kararı çıkartıldı. Evlerinden gözaltına alınan İlknur Üstün ve Nalan Erkem 23 Temmuz’da tutuklandı. 25 Temmuz&#8217;da savcının itirazı üzerine yeniden mahkemeye çıkarılan Nejat Taştan (Eşit Haklar İçin İzleme Derneği) ve Şeyhmus Özbekli (Hak İnisiyatifi) ise haftada iki gün adli kontrol şartıyla ve yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Tutuklanan hak savunucularından Özlem Dalkıran (Yurttaşlık Derneği), Peter Steudtner (Almanya vatandaşı insan hakları eğitimcisi), Ali Gharavi (İsveç vatandaşı insan hakları eğitimcisi), Veli Acu (İnsan Hakları Gündemi Derneği), Günal Kurşun (İnsan Hakları Gündemi Derneği), İdil Eser (Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü) ve Nalan Erkem (Yurttaşlık Derneği) halen Silivri 9 No’lu F Tipinde, İlknur Üstün (Kadın Koalisyonu) ise Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.</p>
<h5>İnsan hakları savunucularının tutuklanmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi notu için<a href="https://medium.com/free-rights-defenders-hak-savunucular%C4%B1na-dokunma/g%C3%B6zalt%C4%B1ndaki-hak-savunucular%C4%B1-ve-kat%C4%B1ld%C4%B1klar%C4%B1-faaliyetlere-dair-bilgi-notu-d2dbdebc2a6" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayınız. </a></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/tutuklu-insan-haklari-savunucularina-destek-toplantisi/">Tutuklu İnsan Hakları Savunucularına Destek Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
