<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekolojik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 10:48:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ekolojik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 13:20:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[fevzi özlüer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği’nin hazırladığı “Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm” raporunda, mevzuat değişikliklerinin nasıl “istisnai hukuk rejimi” yarattığı, özellikle enerji, madencilik ve fosil yakıtlara ilişkin düzenlemelerin etkileri kapsamlı şekilde ele alınıyor. Devletin enerji, madencilik ve inşaat sektöründe piyasa aktörü haline geldiğini, kamu hukuku ilkelerinin yerini özel hukuk ilkelerinin aldığını ve bu alanlardaki hak ihlallerinin piyasa gerekliliklerinin ileri sürülerek görünmez kılındığını tespit eden rapor, özetle, “hukukun ve her türlü demokratik aracın askıya alındığı istisnai bir hukuk düzeni oluştuğunu” ve bu rejiminin 'olağan rejim' haline gelip gelmemesinin toplumsal mücadelenin gücüne bağlı olduğunu vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/">Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://haklarvearastirmalar.org/" target="_blank" rel="noopener">Haklar ve Araştırmalar Derneği</a> tarafından hazırlanan <a href="https://eur01.safelinks.protection.outlook.com/?url=https%3A%2F%2Fcts.vresp.com%2Fc%2F%3FEuropeanClimateFound%2F3b39d81189%2FTEST%2F081b20639f&amp;data=04%7C01%7Cberivan.dural%40europeanclimate.org%7C7e1cee9b97944d71ae9408d8e4709d57%7Ca23ec020e96348748d152e2a34e0288d%7C1%7C1%7C637510519619325351%7CUnknown%7CTWFpbGZsb3d8eyJWIjoiMC4wLjAwMDAiLCJQIjoiV2luMzIiLCJBTiI6Ik1haWwiLCJXVCI6Mn0%3D%7C2000&amp;sdata=Zn0DaQVNvRQiHfIRvsG5iZ0A0%2F7NtYXMOFD7S%2FB0Pmc%3D&amp;reserved=0" target="_blank" rel="noopener">Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm</a> isimli rapor, kamu yöneticileri, hak savunucuları ve dernekler açısından üç alt başlıkta 2020 yılını hukuki düzenlemeler çerçevesinde tartışıyor; devletin bir piyasa aktörü haline gelmesi, kamunun şirket gibi yönetilmeye başlanması ve bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-67088 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/fevzi-ozluer.jpg" alt="Fevzi Özlüer" width="267" height="238" />Rapora göre, mevzuat değişiklikleri ile devletin piyasa aktörü haline gelmesi, yurttaşlığı yeninden tanımlaması ve kamu hukuku yerine özel hukuk kurallarının öne çıkması nedeniyle çevre konuları dahil olmak üzere pek çok konuda hukuk çözümün değil sorunların kaynağı haline geldi. Çalışmada devletin piyasa ekonomisi içindeki etkisi ve gücü geçtiğimiz 10 yıl boyunca giderek arttığı, bu gücün artmasında, yargı kararları ve enerji sektörünün yasal düzenlemelerden yönetsel düzenlemelere kaymasının etkisinin büyük olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz yıllarda yasalarla yapılan ve kamuoyunda “Madde 45” olarak bilinen termik santrallere çevre koruma standartlarından muafiyet getiren düzenlemelerin artık yönetmelikle yapılıyor olmasının da idarecilere keyfi standartlar belirleme şansı verdiği vurgulanıyor.</p>
<p>Raporda, termik santrallerden hangilerinin gerçek anlamda çevresel standartlara uygun olduğunun, hangisinin uygun olmadığının hukuken izlenmesinin olanaksız kılındığı; hangi firmaya hangi standardın uygulandığının bilinmemesinin, çevrenin ve insan sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını imkânsız hale getirildiği; şirketler arasında haksız rekabet ortamının oluşmasına ve kimi şirketlere ayrıcaklıklar/istisnalar tanıyan bir düzenin ortaya çıkmasına neden olduğu iddia ediliyor.</p>
<p>Raporu hazırlayan <strong>Avukat Fevzi Özlüer, </strong>iklim değişikliğine bağlı sorunların giderek artmasına karşın faaliyetlerin yarattığı kirliliğin ölçülebilir ve belirlenebilir kılınmasına yönelik hukuki düzenlemelerin istisna kılınmasının, iklim kanunu tartışmalarını boşa düşürdüğünü kaydediyor.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iklim değişikliği sorununa karşı bir piyasa yaratma kabiliyet ve kapasitesinin olmadığının görüldüğünü; siyasal krizin istisnalar ve ayrıcalıklarla sürdürülemez olduğu; dolayısıyla sivil toplumun ve şirketlerin talep ettiği Paris Anlaşması gibi serbest piyasa koşulları yaratacak süreçlerin ötelendiği belirten  Özlüer’e göre, “kirlilik kaynaklarının tespiti ve gerekli önlemlerin alınması, ortaya çıkan maliyetlerin, kamu düzeninin ve güvenliğinin oluşturulması için gerekli ve zorunlu.”</p>
<h5><strong>İstisnai Hukuk Düzeni ve</strong> <strong>Çevre Üzerinde Yarattığı Tahribat  </strong></h5>
<p><strong> </strong>Türkiye’de demokratik haklara yönelik kısıtların idari kararlarla hayata geçirilme biçimi, özgürlüklerin ve hakların kanunla ve kanunda belirtildiği biçimde yapılabileceğine yönelik Anayasal kuralların ihlalinin sonucunda istisnai bir hukuk düzeni oluştuğunun kaydedildiği raporda, bu süreçte çevre sorunlarının nasıl derinleştiği yasal düzenlemelere referans verilerek açıklanıyor.</p>
<p>2020 yılında özellikle “ÇED Gerekli Değildir” kararları, “ÇED Muafiyet Kararları” gibi çevresel denetim kapsamı dışında tutulacak daha etkili hukuki araçlar ve istisna sayılacak düzenlemeler yapıldığına dikkat çekilen çalışmada, hava kirliliği, kuraklık, iklim değişikliği sorunlarına yol açan işletmelerin yükümlülüklerini askıya alan, görünmez kılan düzenlemeler, 2019 sonu ve 2020‘de daha etkili bir biçimde yürürlüğe girdiği hatırlatılıyor.</p>
<p>Raporun en dikkat çekici iddialarından biri, Türkiye’de, kamu düzeni ve güvenliği gerekçesine dayanıldığı, yasamanın önemli oranda devre dışı bırakıldığı, idari kararlar ve uygulamalarla hakların sınırlandırıldığı büyüme stratejisi ve siyasal istikrar dönemlerinin devreye girmesiyle “istisnai bir hukuk düzeni” işlemeye başladığı yönünde.  Bu düzende, yasamanın ulusun temsilcisi sıfatı işlevsizleşti; <strong>yargı kararlarının </strong>idareyi denetlemeye değil onaylamaya yönelik bir yargılama süreciyle elde edildi; büyüme odaklı stratejilerinin önemli oranda <strong>denetimsiz </strong>kaldığı bir rejim ortaya çıktı.</p>
<p>Raporda, iktidarın iklim değişikliği sorununa tekelci bir yaklaşımla müdahale etmesinin, bu sorunu bir kısım yatırımcı ve bakanlık uhdesinde götürmesinin ve katılımcı yolların tıkanmasının aynı zamanda çevre örgütlerinin, derneklerin “güvenlik sorunu” gibi kodlanmasına yol açtığı belirtiliyor.  Ayrıca, Dernekler Kanunu ve Avukatlık Kanunu düzenlemeleri ile birlikte iklim değişikliğine karşı katılımcı politika beklentilerinin “kriminal bir talep” olarak sunulmasına yol açtığı vurgulanıyor.</p>
<p>Son olarak raporda, <strong>kolluk, kamu hizmeti, kamu güvenliği </strong>kavramları esas alan bir kamusal alan yaratma tercihinin “hak ve özgürlükleri kullanılmaz kılacak düzenlemeleri” beraberinde getirdiği savunuluyor. Tüm bu dönüşümün sonucunda da “yurttaşların yönetime katılıma zeminlerinin giderek koptu ve yurttaş örgütlenmelerinin dağıtılması” hedeflendi.</p>
<p>Raporun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-ekolojik-ekonomik-ve-siyasal-krizler-esliginde-2020de-yasanan-hukuki-donusum/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/">Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir’deki Sempozyumda Kent Sorunları Ele Alındı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/izmirdeki-sempozyumda-kent-sorunlari-ele-alindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2019 11:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğli Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir bir Kent ve Adil bir Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41281</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Çiğli Belediyesi tarafından 'Ekolojik, Sürdürülebilir bir Kent ve Adil bir Yaşam' başlığı ile düzenlenen kent sempozyumunda 3 gün boyunca kente dair sorunlar ve yerel yönetimlerin neler yapması gerektiği konuşuldu. Yerel yönetimler ve katılımcılık üzerine sunum yapan Prof. Dr. Ayşen Uysal katılımcılığın hala Türkiye’de içselleştirilemediğini belirterek “Yurttaşların katılım sürecine dahil olması için sorunu fark etmesi, çözülebileceğine inanması ve örgütleyici olanlara güvenmesi gerekiyor.'' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/izmirdeki-sempozyumda-kent-sorunlari-ele-alindi/">İzmir’deki Sempozyumda Kent Sorunları Ele Alındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumda, akademisyenler, meslek odalarından uzmanlar, vakıf, kooperatif ve dernek temsilcileri, yerel yönetimler, kentsel dönüşüm, tarım, yenilenebilir enerji, iklim değişikliği, doğa, katılımcılık, sivil toplum, demokrasi, kooperatifçilik konuları ele alındı.</span></p>
<p><b>‘Yerel Yönetimler Katılımcılığın Altını Doldurmuyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumda yerel yönetimler ve katılımcılık üzerine sunum yapan Prof. Dr. Ayşen Uysal katılımcılığın hala Türkiye’de içselleştirilemediğini belirterek “Yurttaşların katılım sürecine dahil olması için sorunu fark etmesi, çözülebileceğine inanması ve örgütleyici olanlara güvenmesi gerekiyor. Temsili demokrasinin yarattığı krizler karşısında yurttaşlar tekrar aktif hale gelmenin yollarının arayışı içine girdi. Katılım süreçlerine dahil olma yurttaş olmayı gösterme ve bunu icra etme anlamına geliyor. Gördüğüm kadarıyla yerel yönetimlerde katılım nostaljik bir terim olarak kullanılıyor ve altı doldurulmuyor. Demokratik ilkelerin yeniden ele alınması gerekiyor. Gezi’deki tartışma biçimleri, kent konseylerinin işleyiş biçimleri temellerini bu tartışmalardan alıyor” dedi.</span></p>
<p><b>‘Katılımcılık Yerel Hizmetlerin Verimli Olmasını Sağlar’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Kent Konseyleri Onursal Başkanı Adnan Akyarlı, katılımcılık ve sivil toplum üzerine yaptığı konuşmada, katılımcılığın uygulanması halinde yerel hizmetlerin daha etkin ve verimli olacağını ve yerel demokrasinin güçleneceğini dile getirdi. Türkiye’deki devlet ve sivil toplum ilişkilerinin ‘güçlü devlet, zayıf sivil toplum’ vesayeti altında olduğunu ifade eden Akyarlı “Devlet çoğu yeredle sivil toplum kuruluşlarına devletin çıkarlarına zarar verir endişesiyle bakmakta, sivil topluma değer vermeyen anlayışa sıkça rastlanmaktadır. Bu baskıya karşı örneğin ülkenin çeşitli bölgelerinde doğayı katleden kurumlara karşı etkili direnmeler sergileyebilmiştir” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Yerel Yönetimler ve Kooperatifler Arasında İşbirlikleri Geliştirilmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Sema Kaya, yerel kadın örgütlenmeleri olan kadın kooperatifleri için belediyelerle geliştirilen işbirliklerinin büyük bir önemi olduğunu dile getirdi. Kadın kooperatifleri ve belediyelerin ortak girişimlerinin yasal altyapı olmaması nedeniyle çoğu zaman başlatılamadığını başlatılsa bile sürdürülebildiğinde zorluklar yaşandığını ifade eden Kaya şunları söyledi “Kadın istihdamının arttırılması ve belediyeler tarafından verilen sosyal iş ve hizmetlerinin yaygınlaşması, etkinliklerinin artması için kadın kooperatiflerinin yerel yönetimlerle işbirlikleri ile kolaylaştırılması gerekmektedir”. Kaya, belediyelerle ilgili mevzuatta kadın kooperatiflerinin desteklenmesine yönelik düzenlemelerin yapılmasını da istedi.</span></p>
<p><b>‘Kentlerin İklim Krizi Karşısında Direnci Arttırılabilir’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Bengu Aydın, alınacak önlemlerle kentlerin iklim krizi karşısında direncinin arttırılabileceğinin altını çizdi. Yerel yönetimlerin neler yapabileceğini anlatan Aydın “Arazi kullanımı, altyapı sistemleri, inşaat yapımı gibi konularda düzenleyici çerçeveler geliştirebilir ve uygulayabilirler. Yerel yönetimler iklim krizi konusunda dirençli toplumların yaratılmasına katkı sağlayabilir. Belediyeler katı atık yönetimi ile sera gazı salınımını düzenleyebilir. İklim bilimi denilen tüm disiplinleri içine alan bir bilim kurulu oluşturulmalı ve belediyeler bu kurumlarla iş birliği halinde çalışmalı. Bu kurulların karar alma sürecinde etkin katkısı olmalı. Alınacak önlemlere maliyet olarak bakılmamalı, çalışmalarda karlılık değil, kamu yararı gözetilmeli” dedi.</span></p>
<p><b>‘Hayvan Dostu Kentler İçin Strateji Geliştirilmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haytap Temsilcisi Av. Senem Demirel hayvan dostu belediyeciliğin nasıl olması gerektiğini anlattı. Stratejiler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Demirel “Sahipsiz hayvanların sahiplendirilmesine ve kısırlaştırma konularına önem verilmelidir. Sahiplendirmeyi özendirici çeşitli kampanyalar yapılabilmeli, örneğin mama desteği sağlanabilir. Kentin belirli noktalarına hayvanlar için beslenme ve barınma noktaları kurulmalı. Üretim ve satış yerleri denetlenerek kayıt dışı satış engellenmeli. Etkin bakım evleri açılmalı. Mikroçiplerle kayıt yapılmalı ve terk edene ceza verilmelidir. Çocuklara yönelik hayvan sevgisini geliştirecek çalışmalar, halka yönelik eğitici bilgilendirmeler yapılmalı. Sivil toplum kuruluşları, yerel hayvan koruma görevlileri ve hayvan dostları ile bağlar güçlendirilmeli.” dedi.</span></p>
<p><b>‘Yaya Öncelikli Kentler Yaratılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaya Hakları Derneği Başkanı Elif Birol da kentlerde yayaya ait alanların oldukça az olduğuna dikkat çekti. İnsanların sosyalleşebileceği alanların olmadığını belirten Birol “Ülkemizde bunun eksikliği var. Yayalara ait kamusal alanlar işgal altında. Özgürce, güvenli bir şekilde yürüyebileceğimiz kamusal alanlar yaratılmalı. İnsan için tasarlanmış sokaklar, insan odaklı şehircilik ve yerleşim alanları, güvenli yaya yolları, yayalara danışan, yayaları önceleyen, yaya taleplerine önem veren yönetimlere ihtiyacımız var. Dernek olarak yerel yönetimlerle çalışmak önceliğimiz” diye konuştu.</span></p>
<p><b>‘Toplu Taşıma Sistemleri Bisikletle Entegre Olmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bisikletli Ulaşım Derneği (BİSUDER) Başkanı Tanzer Kantık da bisiklet kenti olmanın temel özelliklerini anlattı. Bisiklet kenti olabilmek için bisikletli ulaşım, altyapı ve iletişim politikalarının olması gerektiğini ifade eden Kantık şunları söyledi “Belediyeler hizmet üretirken bisikletliye ve yaya daha az bütçe ayırdığı için kamusal adaletsizlik zemini yaratılıyor. Bisikletli ulaşım altyapısı çekici olmalı ki tercih edilmeli. Kentteki toplu ulaşım imkanlarının bisikletle entegre olmalı. Bisikletli alt yapısını ulaştırmak büyükşehir belediyesinin sorumluluğunda ama ilçe belediyeleri de çalışmalar yapabilir. İlçelerde bisiklet birimi olmalı. Bisikletli ulaşımın yoğun olduğu yerlerde bisiklet tamir istasyonları kurulabilir”.</span></p>
<p><b>‘Erişilebilirlik Konusu Tam İstenilen Düzeyde Değil’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Kırmızı Bayrak Komisyonu üyesi Ayşe Baysal, kentlerin herkes için nasıl erişilebilir olacağına değindi. Aysal “Kamu kurumlarında erişilebilirlik konusunda ilerleme kaydedildi ama tam istenilen düzeyde değil. Hatalar oluyor, standartlara bakmıyorlar. Her belediyenin erişilebilirlikle ilgili bir birim kurması lazım. Yapılara oturma izni verilmeden önce erişilebilirliğine uygunluğu denetlenmeli. Projenin gereği yerine getirilmeli. Belirlediğimiz standartlar yerine getirildiğinde sorun kalmayacaktır” dedi.</span></p>
<p><b>‘Adil Bir Kentsel Dönüşüm’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehir Plancısı Dr. Ali Kemal Çınar ‘Yerel Yönetimlerde Kentsel Dönüşüm Uygulamaları’ başlığı ile yaptığı sunumunda şunları söyledi “Kentsel dönüşüm projelerinin arka planında yatan kentsel politikaların yere, siyasi partiye göre göre farklılık göstermediği muhalefet partilerinin de iktidar partileri gibi sorunlu pratikleri aynen kopyaladığı veya benzerini yapmaya çalıştığını görüyoruz. Otoriter dayatmacı anlayışa karşı demokratik kapsayıcı ve adil bir kentsel politika üretebilmek ve bu eksende kentsel dönüşüm alanlarında yoksullaşan geniş kitlelere uzanabilmek gerekli. Rant amaçlı yerinden edici, soylulaştıran ve parsel bazlı değil, bütüncül, yerinden etmeyen, ekonomik ve sosyal kapasiteleri geliştirmeye dönük, yaşayanların barınma hakkını göz önüne alan, ekolojik, yerele özgü modeller üretilmelidir”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/izmirdeki-sempozyumda-kent-sorunlari-ele-alindi/">İzmir’deki Sempozyumda Kent Sorunları Ele Alındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
