<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim İlke-Sen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-ilke-sen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-ilke-sen/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2020 07:41:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Eğitim İlke-Sen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egitim-ilke-sen/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Online ve Yüzyüze Eğitim Öğretmenlerin Yükünü Arttırdı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/online-ve-yuzyuze-egitim-ogretmenlerin-yukunu-arttirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 07:41:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İlke-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[online eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60400</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlkeli Eğitim ve Bilim Çalışanları Dayanışma Sendikası'ndan yapılan açıklamada, yüz yüze ve online eğitimlerin aynı anda yapılmasının öğretmenleri hem sağlık hem de yoğunluk açısından olumsuz etkilediği belirtilerek, "Eğitimdeki plansızlık öğretmenlerin aile yapılarını tehdit ediyor" denildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/online-ve-yuzyuze-egitim-ogretmenlerin-yukunu-arttirdi/">Online ve Yüzyüze Eğitim Öğretmenlerin Yükünü Arttırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim İlke-Sen&#8217;den yapılan açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın salgın sürecinde eğitim süreçlerini plânlama ve yönetmede başarısız olduğu savunularak, &#8220;Sonbaharla birlikte dünyada ve ülkemizde salgının artışı devam etmesine rağmen Bakanlığın yüz yüze eğitim ve yüz yüze sınav yapma merakı ise çocukların, gençlerin ve öğretmenlerin sağlıklarını riske atmaktan başka bir şey değildir. Geldiğimiz nokta itibariyle uzaktan eğitim, gittikçe hem öğretmenleri hem de öğrencileri zorlayan bir sürece doğru evrilmiştir. Küçük çocukları olan öğretmen ebeveynler son derece zor durumdadırlar ve yine onları daha da zor günler bekliyor. Başlangıçta uzaktan eğitimi sağlıklı yürütmek için küçük çocuklarını kreş ya da bakıcılara vermek zorunda kalan öğretmenler şimdilerde akşam saatleri için de bir çözüm bulmak zorundalar. Çünkü öğretmenler, çok daha fazla sınıfın yüz yüze eğitime başlayacağı yeni süreçte hem okulda bulunacak, hem de geç saatlere kadar akşamları ve cumartesileri uzaktan, çevrimiçi dersler yapacaklar.&#8221; denildi.</p>
<p>Bu uygulamayla öğretmen ve öğrencilerin birer insan olduğunu, pedagojik açıdan bunun sağlıklı olmadığını ve öğretmenlerin de birer anne-baba olabileceklerinin göz ardı edildiği belirtilen açıklamada, &#8220;Pandemi, esnek çalışma için bir alıştırma, bunun için de bir fırsat kabul ediliyorsa bu eğitim ve kamu çalışanları da dâhil olmak üzere bütün emekçilerin çalışma hayatlarında kalıcı dayatmaların habercisi kabul edilmelidir. Bu duruma karşı teyakkuz hâlinde olunmalı, oldubittilerin kabul edilmeyeceği bütün emekçiler tarafından ilan edilmelidir. &#8221; deniliyor.<b></b></p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="http://egitimilkesen.org/egitimdeki-plansizlik-ve-esnek-calisma-ogretmenlerin-aile-yapilarini-tehdit-ediyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/online-ve-yuzyuze-egitim-ogretmenlerin-yukunu-arttirdi/">Online ve Yüzyüze Eğitim Öğretmenlerin Yükünü Arttırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenlikçi Değil İnsan Hakları Temelli Mülteci Politikası Vurgusu..</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/guvenlikci-degil-insan-haklari-temelli-multeci-politikasi-vurgusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 10:21:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhalim Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İlke-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık İlke Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Problemleri Ve Hukuk İhlalleri Karşısında Mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık İlke Sen ve Eğitim İlke Sen'in birlikte düzenlediği "Sağlık Problemleri Ve Hukuk İhlalleri Karşısında Mülteciler" panelinde konuşan Av. Abdulhalim Yılmaz, "Mülteci meselesini 'güvenlikçi' bir mantıkla değil 'insan hakları' temelinde ele almalıyız" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/guvenlikci-degil-insan-haklari-temelli-multeci-politikasi-vurgusu/">Güvenlikçi Değil İnsan Hakları Temelli Mülteci Politikası Vurgusu..</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık İlke Sen ve Eğitim İlken Sen&#8217;in birlikte düzenlediği  “Sağlık Problemleri ve Hukuk İhlalleri Karşısında Mülteciler” toplantısına konuşmacı olarak Dr. Fatma Örgel ile Av. Abdülhalim Yılmaz katıldı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44377 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Fatma-%C3%96rgel.jpeg" alt="" width="234" height="296" />Av. Mehmet Ali Başaran’ın moderatörlüğünde yapılan toplantıda konuşan Dr. Fatma Örgel, göç krizlerinde ilk 3-4 yıl akut dönem olarak kabul edildiğini belirterek, &#8220;Türkiye’nin ilk 3-4 yılda, akut krizi yönetmekte görece başarılı olduğu söylenebilir fakat 4-5 yıl geçtikten sonra artık ayağa kaldırılıp topluma entegre edilmesi gereken insanlar uzamış bir misafirliğin mağduru olmaya başladılar&#8221; dedi. Misafirlik söyleminin mültecilere temel haklarını vermemek için kullanılan “yumuşak” bir dil olduğunu savunan Örgel, &#8220;7-8 yıldır buradan olan ve halen insani yardıma muhtaç şekilde yaşayan, temel haklarından yoksun insanlarda ciddi “kronik stres sendromları” gelişiyor. Ayrıca entegrasyonun başarısız olması gettolaşmaya, kaçak işçiliğe, emek sömürüsüne, çocuk istismarına ve benzeri bir sürü soruna neden oluyor. &#8216;Geçici Sığınmacı&#8217; kimliği olmayan hiçbir sığınmacı Acil Servis Hizmetleri ve Enfeksiyon Hastalıkları dışında hiçbir sağlık hizmetini alamıyor. Kronik Hastalığı olan pek çok hasta tedaviye erişemiyor. Bu insanlar bir yandan da çalışan insanlar, yerlilerin çalışmayacağı işlerde ve çalışmayacağı ücretler çalışıyorlar, en temel sağlık hakkına erişemiyorlar. Geçici Sığınmacı kimliği olanlar ise kayıtlı bulundukları şehirlerde sağlık hizmetinden yararlanabiliyor. Bu aileler birleştikçe sorun oluşturuyor. Çocuklar ve ebeveynler ya da eşler ayrı şehirlere kayıt edilmiş olabiliyor. &#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Amacımız Toplumsal Entegrasyon Olmalı&#8221;</strong></p>
<p>Suriyelilerin doğum öncesi kontroller için Suriyeli doktorların merdiven altı kliniklerini tercih ettiklerini sadece doğum anında hastanelere gelmelerinin hem hekim hem hasta için ciddi bir zorluk olduğunu belirten Örgel, &#8220;Bir diğer sorun bu insanlar yoğun bir ekonomik sömürüye maruz kalıyor ve bunu kalabalık ve dar evlerde yaşamalarına neden oluyor. Bir göz evde 10-15 kişi, birkaç aile yaşıyorlar. Bulaşıcı hastalıkların tedavisini ve kontrolünü zorlaştıran bir durumdur bu. Aynı zamanda mahremiyet algısını kaybediyorlar. Çocuk istismarları, 18 yaş altı gebelikler artıyor. 7-8 yıldır sürekli göç eden ve eğitim alamamış çocuklar, temel sağlık ve hijyen bilgisi edinemiyor. Okul yaşındaki çocuklar çalışmak zorunda kalıyor. Ruh Sağlığı, çok sık es geçilen bir bahis, devlet dahil hiçbir kurum -birkaç dernek dışında- bu konuda çalışmıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Çözüm önerisi için mültecilik statüsünün verilmesinin gerekli olduğunun altını çizen Örgel, &#8220;Amacımız toplumsal entegrasyon olmalı. Kendi geçimlerinin yardım almadan sağlayacak duruma gelmelerini sağlamamız lazım. Kadınların entegrasyonu daha zor, erkekler çalışıyor ve toplum içine giriyorlar kadınlar ise eve kapanıyor ve savunmacı bir izolasyona çekiliyorlar. Kadınların entegre edilmesi bu yüzden önemli. Dil kursları ve meslek edindirme kursları önemli. AB finansmanı ile Göçmen Sağlık Merkezleri açıldı. Burada Suriyeli hekimlerden sağlık hizmeti alabiliyorlar. Fakat sayıları yetersiz. Bu hizmetler ASM’lere dağıtılabilir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>AB Türkiye İlişkilerinde Temel Mesele: Mülteciler</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-44376 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/A.-Halim-Y%C4%B1lmaz-640x754.jpeg" alt="" width="257" height="303" />Av. Abdulhalim Yılmaz da, hak ihlallerine karşı en dezavantajı kesimin mülteciler olduğunu belirtti.  Zorunlu nedenlerle göç eden herkesin mülteci olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, &#8220;3 milyon kadar insan kayıtlı, yaklaşık beş milyon kadar insan olduğu söyleniyor. Bunlardan sadece 70 bini Zorunlu nedenlerle göç etmiş herkes “mülteci” kabul edilmeli. Türkiye Cumhuriyet Cenevre Mülteci Sözleşmesine taraf, işi mevzuata boğmamak lazım. Bu insanlara, sözleşmeye konulan coğrafi şerhten, mültecilik hakkı verilmiyor. “ Misafir” kavramı ilk defa Rus-Çeçen savaşında Türkiye’ye sığınan 1000-1500 Çeçen için kullanılmıştı. Misafir gelir ve gider. Kulağa hoş geliyor ama meselenin hukuki kısmını örtmek için kullanılan bir kavram. Devlet bu kelimeyi kullanmasının bir diğer nedeni de Uluslararası ilişkiler. Böyle bir belirsizlik içinde göçmenler çalışma izni alamıyorlar, oturma izni alamıyorlar. Kaçaklığa mahkûm ediliyorlar.&#8221; dedi.</p>
<p>Türkiye’nin ekonomik yapısının mültecilerin geldiği ülkelere göre daha iyi ve tercih edilebilir olduğunun belirtilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, &#8221; Bu insanlar kalacak yer, yiyecek ve evlerine para gönderebilecekleri bir iş arıyorlar. Devlet bu durumu görmezden gelmemeli, bu insanlar bu ülkeye değer kazandırıyor. Hiçbir düzenleme yapılmazsa kazanan sadece sermayedarlar olacak. Devletler hiç kimseyi ölüm riski ya da işkence riski olan yerlere geri gönderemez. AİHM’nin emsal kararları var. Fakat İstanbul’da kayıtlı olmasına rağmen geri gönderilen Suriyeliler mevcut. Konuyu “güvenlikçi” bir mantıkla değil “insan hakları” temelinde ele almalıyız. Olması gereken gerçekleri kabul etmek. İnsanlar Hz. Adem’den beri göç ediyorlar. Buna bağlı politikalar üretilmeli. Mültecilerin potansiyeli de karşılıklı fayda esasıyla değerlendirilebilir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/guvenlikci-degil-insan-haklari-temelli-multeci-politikasi-vurgusu/">Güvenlikçi Değil İnsan Hakları Temelli Mülteci Politikası Vurgusu..</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 08:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aysu]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftçi-Sen Konfederasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İlke-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım sektörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, 'Çöküşle Çözüm Arasında Tarım" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, "Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Sağlık İlke-Sen ve Eğitim İlke-Sen’in düzenlediği “Çöküşle Çözüm Arasında Tarım” başlıklı toplantıda konuşan Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, tarım sektörünün içindeki krizi anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-36492" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg" alt="" width="360" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2.jpeg 833w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />24 Ocak kararları doğrultusunda peşi sıra uygulanan ve o günden bugüne hükümet eden bütün siyasi partilerin dâhil olduğu bir süreçte tarımla ilgili en temel kamu kuruluşlarının kapatıldığını, sermayenin talepleri doğrultusunda tarımda radikal değişikliklerin yapıldığını söyleyen Aysu’nun konuşmasından notlar şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">–  5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile çiftçi çiftçilikten çıkarıldı, yerli tohum satışı yasaklandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kendi ürettiği ürünün tohumunu ayırıp devam eden çiftçidir; tohumunu ayıramayıp devam eden tarla bekçisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tohum takas şenlikleri yapılınca 2018’de yönetmelikle tohum takasını engellemek istediler. Aracısız işleyen üretici ve tüketici kooperatifleriyle yönetmeliğin engeline takılmadan işleri yürütebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Küçük köylü tarımı endüstriyel tarımdan daha verimlidir. Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – 175 tane olan hal sayısını 30’a indirip halleri şirketlere devredecekler. “Hal Yasası değiştiğinde aracılar olmayacak, fiyatlar düşecek.” denilerek Hal Yasası için tanzim satışı kullanacaklar. Gıdanın üretimi, pazarlanması şirketlerin tekeline geçecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Tarım bilgisi olan nüfus köylerde yaşıyor. Şehirde kalanlar şartlar ağırlaşınca köye dönmeye mecbur kalacak. 2008 krizinde 640 bin aile köye dönmüştü.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Çiftçiliği ortadan kaldırıp tarımı şirketlere devrediyorlar.  El ele verip direnç noktası olan kooperatiflerde bir araya gelmeliyiz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kissenger “Enerjiye sahip olanlar devletleri; gıdaya sahip olanlar insanları yönetir.” der.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Arpayı hayvana verirsen yem fabrikasına ihtiyacın kalmaz. Aynı şekilde hayvanın gübresini kullanırsan gübre fabrikasına muhtaç olmazsın.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tarım ve hayvancılığı isminden itibaren ayırıp şirketlere alan açıyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Günümüzde yaklaşık 127 bin işçi icra takibine takılmış durumda.</p>
<p style="font-weight: 400;">– 1980’den sonra tarımın yapısı çökertildi. Devlet Üretme Çiftlikleri, Et Balık Kurumu, Zirai Donatım Kurumu, Tansaş, Tariş vb oluşumlar özelleştirildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  16 tane tarım satış kooperatifi vardı (Tariş, Trakya Birlik, Marmara Birlik vs). 100 büyük firma arasında bunların büyüklüğü 10 ile 46 arasında değişiyordu.  Bankalar battığında tarım kooperatifleri kurtardı onları. Eğer bu kooperatifler korunabilseydi süpermarketler ülkeye giremezdi, çünkü imalat vardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">– Çiftçinin rahat geçinmesi, sizin doğal ürün tüketmeniz değil mesele.  Bu baştan bozuk sistemi tersine çevirebilme olmalı esas mesele.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmanın <a href="https://www.youtube.com/watch?v=JjDpugLkYqk" target="_blank" rel="noopener">tamamı</a> için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
