<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cumhurbaşkanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Jun 2021 16:32:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cumhurbaşkanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2021 13:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet SistemiCumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Mülteci Hakları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye artık “göç-yoğun” bir ülke… Kimi ülkeler için kaynak, kimi göçmenler için konak ya da hedef bir coğrafya konumunda. Bu durum Türkiye’de siyasi karar alıcıların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yeni bir kurumsallaşma yoluna gitmesini de gerekli kılıyor. Göç yönetiminde kurumsallaşmayı inceleyen Uluslararası Mülteci Hakları Derneği hazırladığı raporda Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu”nun oluşturulması önerisinde bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/">“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2010’lu yıllarla birlikte giderek hız kazanan göç akışı ulus-devletleri göçmenlere karşı yaklaşımda yeni sınavlara tabi tutuyor. Göç yolunda bazı ülkeler kaynak, bazıları transit, bazıları ise hedef konumdayken; Türkiye söz konusu akışta her üç deneyimi aynı anda tecrübe eden kritik bir noktada bulunuyor. Bu durum Türkiye’nin kurumsal inşasında geçmişe oranla artık daha sıcak bir gündeme sahip olan göç başlığının yeniden ele alınmasını zaruri kılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de bir Göç Bakanlığı’na ihtiyaç var mı?” sorunsalı ile yola çıkan Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, Aslı Salihoğlu’nun küresel çapta 198 ülkeyi tarayarak kaleme aldığı “</span><b>Göç Yönetiminde Türkiye</b><span style="font-weight: 400;">” başlıklı raporu yayımladı. Raporda ortaya çıkan başlıca sonuçlardan bir tanesi Türkiye’de göçe ilişkin yeni bir bakanlığa ihtiyaç olmadığı. Fakat raporun bir diğer çıkarımı ise mevcut ve gelecekteki göç dalgalarının daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi için </span><b>Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu” oluşturulması önerisi.</b></p>
<h5><b>Göçmene Her Bakanlık Farklı Yaklaşıyor!</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç yönetimine ilişkin her kurumsal düzen farklı bir yaklaşımı da beraberinde getiriyor. Belirli bir ülkedeki göçten sorumlu kurum veya kuruluşların, ulusal hükümet düzenindeki yerleri, söz konusu ülkedeki baskın göç yönetimi anlayışını yansıtabiliyor. Öyle ki eğer “lider” göç kurumu İçişleri Bakanlığı’na bağlı ise, göçmene ilişkin güvenlikçi bir anlayışın hâkim olduğu gözlemlenirken Adalet Bakanlığı’na bağlı ise hak temelli uygulamalar öne çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçün devletler tarafından bakanlıklar düzeyinde nasıl ele alındığı incelendiğinde çok az ülkenin (taranan ülkelerin %10’u) bir göç bakanlığına sahip olduğu gözlemleniyor. Göç Bakanlığı’na sahip olan ülkeler çoğunlukla tek bir baskın göç dalgasını (örn. işgücü göçü, insani göç) yönetiyor. Ayrıca bazı ülkeler (%15) Göç Bakanlığı’nı bir başka bakanlıkla birleştirebiliyor. Ülkelerin büyük çoğunluğu ise (%55) göç hareketlerini İçişleri Bakanlığı bünyesindeki koordinasyon ile denetliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç yönetimde Dışişleri Bakanlığı’nın aktif rol alması işbirliği merkezli ve uluslararası bir yaklaşımı içerirken; eğer göç yönetimde lider kurum İçişleri Bakanlığı ise sınır kontrolü ve insan kaçakçılığıyla mücadele dahil olmak üzere göçün ulusal güvenlikle ilgili yönlerine odaklanılıyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Sistem Nasıl?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun yazarı Aslı Salihoğlu göç yönetimindeki küresel standartlarla karşılaştırıldığında, Türkiye’nin halihazırdaki kurumsal düzenini “olgun” olarak değerlendiriyor. Salihoğlu’na göre bu düzenin yasal temelleri, Türkiye’ye Suriye savaşı sonrasında gelen kitlesel insani göç dalgalarını daha etkin yönetebilmek adına 2013 yılı ve sonrasında atıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşzamanlı olarak hem göç alan ülke, hem göç veren ülke, hem de transit geçiş coğrafyası konumundaki Türkiye, göç yönetimindeki sorumlulukları çeşitli bakanlık-altı göç departmanlarına dağıttı. İçişleri Bakanlığı merkezli şekillenen bu kurumsallaşma ulusal güvenlik meselelerinin ağır bastığı, ekonomik kalkınma gibi alt başlıkların görece göz ardı edildiği bir kamusal göç politikasını yansıtıyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Yeni Hükümet Sistemine Geçildi Fakat…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş yaptı. Birçok bakanlık söz konusu yapılanmada yeniden şekillendi. Fakat 2013 yılında genel olarak Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) çerçevesinde şekillenen göçün kurumsal denetiminin artık yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç var.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hükümet sisteminin değişmesi, göç bağlamında yeni bir kurumsallaşma modelini aramaya sevkediyor.</span></p></blockquote>
<p>Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sırasında ulusal yönetiminin birçok bileşeninin daha da merkezileştiğini vurgulayan Salihoğlu, Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulu’na göç alanında tanınan birkaç danışmanlık vasfı dışında, Türkiye’deki göç yönetimine ilişkin kurumsal düzenin büyük ölçüde değişmediğinin altını çiziyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Göç Kurulu’nun ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurumsal nüfuzunu ve yürütme yetkilerini göreceli olarak azalttı. Bu bağlamda hem mevcut kamusal düzende güvenlikçi politikaların vurgulanması hem de göç alanındaki başlıca devlet kurumlarının cumhurbaşkanlığı sisteminde ana karar mercilerinden uzak kalmaları, orta-uzun vadede ülkemizdeki göç politikalarının bütüncül ve etkin yönetimini güçleştiriyor.</span></p>
<h5><b>Cumhurbaşkanlığı’na Doğrudan Bağlı Bir “Göç Politikaları Kurulu”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun yazarı Salihoğlu’na göre Türkiye’de karma göç dalgalarının gelecekte daha da artacağını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Söz konusu dinamikler ekonomik kalkınmayı, insan haklarını ve göç politikalarının ulusal güvenlikle olan ilişkisini eşit derecede vurgulayan, merkezi yönetim süreçlerine olabildiğince dahil bir kurumsal mimarinin gerekliliğini de mecbur kılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salihoğlu’nun vurguladığı üzere bu etkin yönetim, yapısal olarak Göç Kurulu’nun feshedilmesi ve yerine Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu”nun oluşturulması ile elde edilebilir. Bu kurul, devlet paydaşlarını (İçişleri, GİGM, AÇSHB, UİGM, Dışişleri, KTB, vb.) ve ulusal güvenlik, ekonomi, hukuk, dışişleri, sosyal hizmetler, eğitim ve sağlık dahil olmak üzere birçok alandan uzmanı bir araya getirerek göç alanında bütüncül politika yönetimini ana karar mercii olan Cumhurbaşkanlığı’na taşıyabilir. Göç Politikaları Kurulu’nun oluşturulması, bütüncül bir ulusal göç stratejisinin tasarımını kolaylaştıracak, ekonomi ve hukuk alanlarında uzman ve yetkili paydaşların Türkiye’nin göç yönetimindeki göreceli önemini artıracak bir siyasi manevra olacaktır.</span></p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://umhd.org.tr//upload/Dokuman/opt-goYcY-yoYnetiYmiYnde-tuYrkiYye-178J9YYA6UTU7EYWX2J9.pdf" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/">“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER&#8217;den Cumhurbaşkanına Mektup</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/mazlumderden-cumhurbaskanina-mektup/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Feb 2019 10:55:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstişare ve Değerlendirme Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Beyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35568</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAZLUMDER Başkanı Ramazan Beyhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığı mektupta: güçlünün değil haklının üstün olduğu bir Türkiye için "Lütfen, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için, değerlerimize büyük zararlar veren söz konusu uygulamalara engel olunuz." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/mazlumderden-cumhurbaskanina-mektup/">MAZLUMDER&#8217;den Cumhurbaşkanına Mektup</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>MAZLUMDER Başkanı Ramazan Beyhan mektubuna, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın&#8217;ın AK Parti Kızılcahamam 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı&#8217;ndaki şu sözleri hatırlatarak başlıyor: &#8220;AK Parti bu ülkede her bir vatandaşımızın içinde kendi hayallerini, hedeflerini bulduğu, kendine yer bulabildiği, kendini evinde hissettiği dev bir çatıdır. Bu çatının altında asla istismarı bulamazsınız, yalanı, kandırmacayı bulamazsınız, ayrımcılığı ötekileştirmeyi, haksızlığı göremezsiniz.</p>
<p>(…) Emniyet müdürlüklerini artık korkulan yerler olmaktan çıkardık. Doğrusu eskiden karakola gittiğimizde biraz ürperirdik, korkardık, çünkü malum oturtulan yerlerden tut da oradaki işlemlere varıncaya kadar hepsi insani olmayan bir yapıdaydı. Ama şimdi bizler geldiğimizden bu yana ısrarla şunu söyledik, &#8216;İşkenceye sıfır tolerans&#8217; dedik.</p>
<p>Biz kimseyi kökeninden, dininden, inancından, kültüründen veya herhangi bir farklılığından dolayı ötekileştirmiyoruz, ayrıştırmıyoruz.”</p>
<p>Bugün gelinen durumun içler açısı olduğu, Diyarbakır’da bir kadının site içindeki evine, gece yarısı 03.00’te, kapısı koçbaşı ile kırılarak girildiği. inanca ve mahremiyete saygı gösterilmediği., nezarethanelerde kadınların başörtülerinin çekip alındığı, STK’lar üzerinde baskı kurulduğu, basın açıklamalarının engellendiği, kapalı dernek toplantılarında bile polislerin kapılara dayandığının belirtildiği mektupta, &#8220;İçişleri Bakanı, suçu önleme adına güvenlik görevlilerine şiddet tavsiye edip, “yakalayın, ayaklarını kırın” diyebiliyor. Bir kadın, erkek güvenlik görevlileri tarafından, &#8216;karga tulumba&#8217; gözaltına alınırken, cinsel taciz tartışmalarına neden olacak görüntüler basına yansıyor. Sorumlu Bakan, &#8216;suçlu bile olsa bir kadına böyle davranılmaz&#8217; diye polisini uyaracağına; &#8216;Yasadışı eylem yapıp direnirseniz, uyarılardan sonra ‘kargatulumba’ gözaltına alınırsınız. Eğer bir taciz varsa üzerine ilk biz gideriz. Hayatı kendi gibi düşünmeyenleri tacizle geçenlerin ‘Babası FETÖ’den ihraç, kardeşi DHKP-C’li, proje kadın’üzerinden polisi ezmesine müsaade etmeyiz&#8217; diye bir tweet atabiliyor.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>FETÖ ya da diğer örgütler bahane edilerek hukuk ve adâlet görmezlikten gelinmemesinin vurgulandığı mektupta, &#8220;Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir Türkiye! Lütfen, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için, değerlerimize büyük zararlar veren söz konusu uygulamalara engel olunuz.&#8221; çağrısında bulunuluyor.</p>
<p>Mektubun tamamını okumak için <a href="http://mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/duyurular/19/cumhurbaskanina-acik-mektup/13476" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/22/mazlumderden-cumhurbaskanina-mektup/">MAZLUMDER&#8217;den Cumhurbaşkanına Mektup</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dernekler Dairesi Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dernekler-dairesi-sivil-toplumla-iliskiler-genel-mudurlugu-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2018 07:35:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dernekler Dairesi Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[STGM]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSEV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı’nın 12 Eylül 2018 tarihli kararnamesi ile Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın adı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü olarak değiştirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dernekler-dairesi-sivil-toplumla-iliskiler-genel-mudurlugu-oldu/">Dernekler Dairesi Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı’nın 17 Nolu “Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın adı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü olarak değiştirildi. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) konuyla ilgili açıkladığı<a href="http://panel.stgm.org.tr/vera/app/var/files/s/i/sivil-toplumla-iliskiler-genel-mudurlugu-bilgi-notu.pdf" target="_blank" rel="noopener"> bilgi notunda,</a> kurumun görev ve yetkilerinde kapsamlı bir değişiklik yapılmadığını belirtti. Bu değişiklikle İç İşleri Bakanlığı’nın ilgili birimin isminin “Dernekler” ile sınırlı olmaktan çıkarıldığı belirtilen bilgi notunda, “Bilindiği üzere halihazırda sivil toplum alanında derneklerin yanı sıra vakıflar, kooperatifler, sendikalar gibi tüzel yapılar farklı rejimlere tabidir. Mevcut değişiklik ile yeni oluşturulan birimin görev yetkileri temel olarak derneklerle sınırlı olmaya devam etse de bu isim değişikliğiyle ileride gündeme gelebilecek yeni düzenlemeler için bir zemin oluşturulmuştur.” Denildi. Bilgi notunda dikkat çekilen başka bir konu da kararname ile kurumun daire başkanlığından genel müdürlük seviyesine getirilmesi ve böylece daha geniş ve yetki sahibi bir teşkilat şemasına sahip olmasının mümkün kılındığı oldu.</p>
<p>Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) Genel Sekreteri Tevfik Başak Ersen konuyla ilgili Sivil Sayfalar’a yaptığı açıklamada, kararname ile büyük değişikliklerin yapılmadığı görüşüne katılarak, kurumun kamuda hiyerarşi açısından daha yüksek bir konuma getirilmesinin, doğru işletildiği taktirde, sivil toplum kurumlarını karar alma mekanizmalarını etkileyebilmek açısından daha avantajlı bir duruma getirdiğini ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/dernekler-dairesi-sivil-toplumla-iliskiler-genel-mudurlugu-oldu/">Dernekler Dairesi Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2017 15:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[7 Haziran Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Evet Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[hayır cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13403</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.” Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.”</strong></p>
<p>Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına neden olan motivasyonunu. Tartışmada odak konular devletin, AK Parti&#8217;nin ve MHP&#8217;nin ve hatta CHP&#8217;nin kurumsal gerekçelerinden ziyade, liderlerin kişisel motivasyonları, açık-gizli niyetleri, kariyer hesapları oldu. Söz konusu tartışmalar, ne bu zamanda bu değişikliğin yapılmasının arka planını ne de Ak Parti-MHP gibi son on yılda düşmanlık derecesinde birbirinden uzaklaşmış iki siyasal aktörün ortak bir yaklaşım üretebilmesinin sebeplerini açıklamaya yeter gözüküyor.</p>
<p>Tartışmada ihmal ettiğimiz önemli bir nokta bu değişiklik referandumdan geçsin ya da geçmesin Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının bir süredir değişmekte olduğu gerçeği. Aslında ne rejim değişikliği gibi büyük bir çerçeveyi ne de hükümet sistemi gibi teknik bir detayı konuşuyoruz. Konumuz Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının nasıl bir değişim geçirdiğiyle ilgili. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden bu yana yeni bir karar alma mekanizması işliyor. Bu sadece halkın cumhurbaşkanını seçmesine yol açan hukuksal bir değişiklikle değil, karar almak için toplumsal desteği ve siyasi kapasitesi olan bir elitler grubunun hükümet etrafından çekilip ‘saray’ etrafında toplanmasıyla da ilgili oldu. Bu gelişme ‘sarayı’ siyasi ve ekonomik kararların merkezi haline getirirken hükümeti de teknik ve bürokratik bir heyete dönüştürdü. Şimdi karşı karşıya olduğumuz durum ise bir süredir yaşadığımız bu tecrübeye hukuksal bir zemin kazandırma çabası. Referandumdan ‘evet’ çıkarsa, meclisteki çoğulluğu dikkate almak zorunda olmayan, her zamankinden daha arınmış ve homojenleşmiş bir karar mekanizması hukuksal zemine kavuşmuş olacak. ‘Hayır’ çıktığında ise ‘saray’ efradının karar mekanizmasını daha da merkezileştirme konusunda işi zorlaşacak. Ancak ana fikirden vazgeçmelerini beklemek naiflik olur. ‘Hayır’ cephesinin içinden ortak bir proje çıkması ihtimalinin zayıflığı da ‘evet’ cephesinin yeni hamleler üretme ortamını kolaylaştırıyor.</p>
<h4>“MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor.”</h4>
<p>Türkiye muhalefeti ve sivil toplumunun hatırı sayılır bir kısmı bir süredir karar mekanizmasındaki bu değişimi ya görmüyor ya da görmezden geliyor. Bu da karar alma sürecini etkilemekten uzak, kendi arasında dertleşen, içine kapalı bir muhalefet ve sivil toplum performansı ortaya koyuyor. Anlaşılan o ki, karar alma sürecinin değişen dinamiğini ise, bir tek MHP gördü. Ya da etkili bir devletli güç MHP&#8217;ye bunu gösterdi ve yeni dönemin ruhunu etkileyebileceğine onu ikna etti. Bunu MHP&#8217;nin görebilmesinin esaslı nedeni ise tehdit olarak hissettiği bir başka gelişme olabilir. Görece serbest bir ortamda geçen ve çözüm sürecinin henüz iyimser havasının dağılmadığı zamanlardaki 7 Haziran seçimlerinde HDP&#8217;nin elde ettiği başarı, demokratik ortamlarda yapılan seçimlerde Kürtlerin meclise MHP&#8217;den daha kalabalık ve etkin gelebileceğini gösterdi. 1 Kasım seçimleri ise ortam baskı altına alındığında ve HDP&#8217;nin önü kesildiğinde bile barajı geçip meclise gelebildiklerini ortaya koydu. Görünen o ki, HDP her şartta baraj sorununu geride bırakmış durumda. Bu olgu temel siyasi kararların alıcısı ve uygulayıcısı olan hükümetin mecliste kurulduğu, bakanların milletvekillerinden oluştuğu bir sistemi etkileme konusunda HDP&#8217;yi MHP&#8217;den daha etkili kılıyor. MHP için bu durum sadece siyasi etkisinin azalmasını ifade etmiyor, aynı zamanda devletin karar alma mekanizmasının Türklükle malul karakterini de tehdit ediyor. Sonuçta karar alma mekanizmasını merkezi kılan onun teknik çerçevesi değil homojenliği. Bilginin, kaynağın ve yetkinin homojen bir grupta toplanması. Bu nedenle MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor. Anlaşılan o ki, Ak Parti ile MHP arasında kurulan ittifak referandumun ötesine geçen bir değer taşıyor.</p>
<h4>“Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan sivil toplum faaliyetleri için karar mekanizmalarının farklı seslere ve hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var.”</h4>
<p>Malum Sivil Sayfalar’da sivil toplumla ilgili yazılara yer veriliyor. Bu yazı buraya kadar öyle durmasa da sivil toplumla ilgili. Geçirdiğimiz değişim pek çok sivil toplum kuruluşunun (STK), Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kapatılması, faaliyetlerinin durdurulması ya da İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder) örneğindeki gibi STK’ların bizzat kendi yönetimlerinin hem tematik hem de kimlik açısından yapılarını homojenleştirmeleriyle sonuçlandı. Sivil toplumun geri kalan hacimli kısmında ise sessiz bir görüntü hâkim. Bir kısmı karar mekanizmasındaki değişime uyum sağlayamadığı, hala bakanlıkların bürokratlarını etkilemeyi esas aldığı için etkisizleşirken, bir kısmı da yeni karar halkalarını meşru bulmadığı için kararları etkileme fikrinden neredeyse tamamen uzaklaşmış durumda. Görünen o ki karar mekanizması ile birlikte onu etkileme potansiyeli taşıyan yapılarda da bir arınma, homojenleşme ya da etkisizleşme yaşanıyor. Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan bir sivil toplum faaliyeti için karar mekanizmalarının farklı seslere hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var. Aslında konumuz misyonlarını toplumsal meseleleri keşfetmek ve yaklaşımları ile kararları etkilemeye çalışmak olarak gören STK’ların bundan sonra nasıl bir hayatları olacağı.  Referandumdan çıkacak her tür sonuçta da yeni bir dönem başlayacak. STK’ların karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor. Konuya giriş mahiyetindeki bu yazının ardından bundan sonraki birkaç yazıda karar alma mekanizmasının giderek merkezileşmesinin ve siyasetin yeni ittifaklarının sivil toplum kuruluşları için ne anlama geldiğini STK temsilcilerini de katarak tartışacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Halk Oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetler ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. Bianet&#8217;te yer alan habere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi.</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bianet&#8217;te yer alan habere göre HRW, değişikliğin, ülkenin yönetişim yapısını parlamenter bir sistemden cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin büyük ölçüde artığı bir başkanlık sistemine dönüştüreceğini ifade etti.</p>
<p>Anayasa değişikliğiyle ilgili beş soru ve cevap şöyle:</p>
<h4>Denge ve denetleme mekanizması</h4>
<p><strong>*İnsan hakları açısından bir sistem diğerinden daha mı iyi? </strong></p>
<p>Başkanlık sisteminin mi, parlamenter sistemin mi, ya da ikisinin bir karışımının mı tercih edilmesi gerektiği, insan haklarıyla ilgili bir mesele olmaktan çok, bir ülkenin yurttaşları tarafından verilmesi gereken siyasi bir karar.</p>
<p>İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli olan şey, sistemde siyasi makam sahiplerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını engelleyebilecek bir denge ve denetleme mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Tüm yönetişim sistemlerinin özünde de bu vardır.</p>
<p>Demokrasi belirli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma fırsatına sahip olmaktan ibaret bir şey değildir. Seçmenlerin yetkili makamlara seçtikleri kişilerden demokratik yollarla hesap sorabilmelerine olanak tanıyan anlamlı araçlara sahip olabilmeleri için, bir denge ve denetleme mekanizmasının varlığı olmazsa olmaz önemdedir.</p>
<p>Denge ve denetleme mekanizmasının merkezinde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı, yasama organının (kanun koyucu parlamento veya meclis), yürütmenin (siyasi liderler) ve yargının (bağımsız mahkemelerin) kurumsal olarak birbirlerinden ayrı bir şekilde işlemesi demek. Bu sayede yasama organı ve mahkemeler, farklı şekillerde, yürütmenin sahip olduğu yetkileri etkin bir şekilde denetleyen kontrol aygıtları olarak işleyebilir ve yürütmenin anayasal sınırlar içinde kalarak, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmasını sağlayabilirler.</p>
<h4>Meclis’i fesih yetkisi</h4>
<p><strong>*Seçmenlerin oylaması istenen değişiklikler neler?</strong></p>
<p>Hükümetin “Türk tipi” olarak nitelendirdiği icracı cumhurbaşkanlık sistemini oluşturmak için önerilen değişiklikler, 1946’da çok partili sisteme geçilmesinden bu yana Türkiye’nin siyasi kurumlarında yapılacak en kayda değer değişiklik olacak.</p>
<p>İki değişiklik hemen yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı, yargının idaresinden sorumlu olan ve hakim ve savcıların atamalarını denetleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK-yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu-HSK) üzerinde daha fazla yetkiye sahip olacak ve cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle bağının bulunması yasağı kalkacak. Türkiye’de halen zaten siyasi etkilere açık olan mahkemelerin bağımsızlıkları bu değişikliklerle daha da azalacak.</p>
<p>Yani, örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın meclis çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi’nde öncü bir rol oynaması resmi olarak mümkün olabileceği için söz konusu değişikliklerle Erdoğan’ın HSK üzerindeki etkisi hem meclisin, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri üzerinden daha da artabilecek.</p>
<p>Diğer değişiklikler Kasım 2019’da yapılması planlanan başkanlık ve milletvekili seçimlerinden sonra, başbakanlık makamı kaldırıldığında yürürlüğe girecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı tek başına cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atama veya görevden alma yetkisine sahip olacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarabilecek ve cumhurbaşkanlığı bütçesini meclis onayı şartı olmaksızın güvence altına alabilecek. Cumhurbaşkanı milletvekili ve başkanlık seçimlerinin yenilenmesini isteyerek meclisi feshedebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı beş yıllık iki dönem görev yapabilecek; ikinci dönem sona ermeden meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi halinde üçüncü kez aday olabilecek.</p>
<h4>Meclis’in gensoru verme yetkisi</h4>
<p><strong>*Meclisin rolü ne olacak?</strong></p>
<p>Anayasa değişiklikleri kabul edildiği takdirde Kasım 2019’daki seçimlerden ve yeni başkanlık sisteminin tam olarak yürürlüğe girmesinden sonra meclis, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan müteşekkil olacak yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kaybedecek.</p>
<p>Her ne kadar meclisteki sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacak olsa da, Meclis halen elinde bulundurduğu, hükümet ve bakanlar hakkında gensoru önergesi verme yetkisini kaybedecek. Meclis, bunun yerine, yalnızca cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru önergesi verebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanına ise yazılı soru önergesi de verilemeyecek.</p>
<p>Meclisin kanun koyma yetkileri devam edecek ve teorik olarak, cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi Meclis’in yasama yetkisiyle çelişemeyecek. Ancak cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle resmi bağı olması yasağının kalkmasıyla, cumhurbaşkanının meclis üzerindeki nüfuzu, cumhurbaşkanının partisi meclis çoğunluğuna sahip olduğunda artmış olacak</p>
<h4>Yargı bağımsızlığı</h4>
<p><strong>*Uluslararası hukuk uzmanları Türkiye’de önerilen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendiriyor?</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku ile ilgili danışma organı Venedik Komisyonu değişikliklerin olası sonuçları hakkında kaygılı.</p>
<p>Komisyon 13 Mart’ta yayımladığı anayasa değişiklikleri hakkında görüş başlıklı mütalaada, bu değişikliklerin “yürütme yetkisinin ölçüsüz bir biçimde cumhurbaşkanlık makamında yoğunlaşmasına ve meclisin yürütme yetkisinin zayıflamasına yol açacağını” ve “Türkiye’ye, rejimin otoriterleşmesini önleyecek denge ve denetleme mekanizmalarından yoksun bir başkanlık rejimi getireceğini” söylüyor.</p>
<p>Venedik Komisyonu ayrıca cumhurbaşkanının hem cumhurbaşkanı hem de meclis politikalarında baskın bir güç olarak üstlendiği ikili rol sayesinde yargıdaki atamalarda büyük bir kontrol elde edeceğinden ve “dolayısıyla yargı bağımsızlığını ciddi anlamda tehlikeye atacağından” duyduğu kaygıyı da dile getiriyor.</p>
<h4>KHK’larla olağanüstü yetkiler</h4>
<p><strong>*Cumhurbaşkanının yetkileri hakkında referandum yapılması kararının zamanlaması hakkında ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesine ve ülkeyi meclis ve yargı denetiminin zayıfladığı koşullarda, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak sağladı.</p>
<p>Referandumda oya sunulan anayasa değişiklikleri, pratikte cumhurbaşkanının mevcut durumda üstlendiği olağanüstü yetkilerin kalıcı olmasını sağlayacak.</p>
<p>Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği “evet” kampanyası Türkiye’nin kamusal alanına, yazılı basınına ve TV kanallarına hakim olduğu için referandum öncesinde herkes için eşit bir mücadele alanı bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>
<p>Bu koşullarda bir anayasa referandumu yapılmasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Venedik Komisyonu şu yorumda bulundu:</p>
<p>“An itibariyle Türkiye’de gazetecilik yapmaya elverişsiz ve giderek verimsizleşen kamuoyu tartışmalarının tek taraflı yürütüldüğü bir ortamın bulunması, önerilen değişikliklerin arzu edilirliğine ilişkin anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası yürütmenin mümkün olup olmadığını sorgulanır kılıyor”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
