<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk Hakları Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cocuk-haklari-sozlesmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cocuk-haklari-sozlesmesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Jan 2022 11:22:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Çocuk Hakları Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cocuk-haklari-sozlesmesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 10:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[belediye hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[dinozor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devletlerin aldıkları önlemler sayesinde pandaların neslinin artık tükenme riskinde olmadığını annesinden öğrenen dört yaşındaki Deniz’in, belediye hizmetlerinin nasıl olması gerektiğine dair bakış açısı sizce de biz yetişkinlere ve karar vericilere kılavuz olma özelliği taşımıyor mu?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/">&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar dünya nüfusunun bir bölü üçünü oluşturuyor. Özel ihtiyaç sahibi en büyük grup olmalarına rağmen şehirler tasarlanırken yetişkinlerin(hangi yetişkinlerin olduğunu anlamak için ise pencereden sokağa yarım saat bakmak bile yeterli) konforu ve iyilik hali gözetiliyor. Dinozorlar gibi önlemler alınmadığında “tükenecek” bir grup olmasa da çocukları korumak için onların da hak sahibi bir birey olduklarını ve onların korumanın tek yolunun haklarını korumak olduğunu unutmamamız gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sene 20 Kasım Çocuk Hakları Günü&#8217;nde, çocukların sesini daha çok duyurabilmek için kişisel olarak ulaşabildiğim ve onay aldığım çocuklara şu soruları sordum:</span></p>
<p><b>“Kaç yaşındasın? Çocuk hakları sence nedir anlatır mısın? Sence en çok hangi hakkın ihlal ediliyor? Sence belediyeler ya da yetişkinler bunun için ne yapsın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük yaştaki çocuklar için ise soruyu şöyle revize ettim: </span><b>“Bir çocuk en çok ne yapmayı sever? Ne olunca yapamaz ya da yapması kısıtlanır? Büyükler çocukların iyi hissetmesi için ne yapmalı?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört yaşından, on dört yaşına kadar 10 çocuktan aldığım geri bildirimler ise gayet çarpıcı. Gelin kulak verelim:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78082 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/deniz.jpg" alt="Deniz" width="169" height="141" />“Dört yaşındayım. Çocuklar en çok etkinlik yapmayı sever. Etkinlik yapmak için çocuğa kağıt, boya, yapıştırıcı falan almazsa ailesi; çocuk cezalandırılmış gibi hisseder. Etkinlik yapamayan çocuk mutsuz olur”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deniz, 4</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78083 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/umut.jpg" alt="umut" width="179" height="250" />“Beş yaşındayım. En önemli hakkım oyun hakkım. Eğer oyun oynamama izin verilmezse bu hakkım olmaz. Yetişkinler oyuncağı olmayan çocuklara oyuncak vermeli ve daha çok park yapılmasını sağlamalı”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Umut, 5</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78084 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/mavi.jpg" alt="mavi" width="224" height="193" />“Dört yaşındayım. Büyükler çocuklar mutlu olsun diye çocukların resim yaptığı gibi onlara resim yapabilirler. Çocuklara çiçek alabilirler. Birlikte tatile gidebilirler. Şehirde çocukların yüzebileceği ve kumla oynayabileceği yerler olursa iyi olur, çocuklar mutlu olur.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mavi, 4</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Altı yaşındayım. En çok oyun oynamayı, film izlemeyi ve yüzmeyi seviyorum. Okula gitmeme hakkım olduğunu düşünüyorum. Çünkü okula gidince bunları yapamıyorum. Yetişkinlerin okula gitmeme hakkımı çiğnediğini düşünüyorum. Belediyeler bu hakkım için bir şey yapabilir mi bilmiyorum. Büyükler çocuklar iyi hissetsin diye paralarının yettiği şeyleri onlara alabilirler. Çocuklar için ellerinden geleni yapabilirler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ege, 6</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78085 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/can.jpg" alt="can" width="164" height="207" />“Altı yaşındayım. Anneler çocukların brokoli yemesini isterse çocuklar üzülür. Çocuklar oyun oynamayı sever. Büyükler izin vermezse bunu yapamaz ve üzülür. Büyükler çocuklara ‘nasılsın, iyi misin’ diye sormalı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Can, 6</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“10 yaşındayım. Çocuk haklarının bizim için var olduğunu söylüyorlar. Ama bana en yakın park evden 15 dakika uzakta ve oraya tek başıma gidemiyorum. Belediyelerin bu sorunu çözmesi gerek. Bir çocuk yeşiller içinde oynadığında mutlu olur.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömer, 10</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78134 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu-640x728.jpg" alt="batu" width="203" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu-640x728.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 203px) 100vw, 203px" />“9,5 yaşındayım. Nasıl trafik kuralları varsa yasalarda ve kırmızı ışıkta geçmememiz gerekiyorsa, çocuk hakları da öyle. Çocuk hakları da çocuklar için uyulması gereken yasalar gibi bir şey. Mesela binaların, evlerin çocuklar için yapılmaması bence çocuk hakları ihlali. Dünyanın sadece yetişkinlere göre yapılması ve kentlerin çocuklar için yapılmaması bir çocuk hakkı ihlali. Belediyeler çocuklar için parklar, onlara uygun mekanlar yapabilir. Mesela tuvalet, mutfak çocukların kullanımına uygun olabilir, boyları bize göre yapılabilir. Çocuklar da bir insan olduğu için eğer onlara sorarlarsa, çocuklarla konuşurlarsa haklarımızı kullanmamızda bize destek olabilirler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Batu, 9,5</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78086 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/derin.jpg" alt="derin" width="196" height="261" />“11 yaşındayım çocuk hakları bizim yaşamımızı savunan haklardır. En temel hakkımız yaşamak. Bu kanun Unicef ile bize verilmiştir. Benim bi abi kuzenim var. 18 yaşında bana zorla makarna suyu koyduruyor. Ben ona yemek yapmak zorunda değilim. Ben daha çocuğum ama aç olunca benden yemek istiyor. Büyükler ve belediyeler çocukları korusun onlara haklarını öğretsin.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin, 11</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“13 yaşındayım. Çocuk hakları en temel olarak yaşama, eğitim, eğlenme ve konuşma hakkıdır. En çok eğlenme ve oyun oynama hakkım ihlal ediliyor. Büyükler çocukları daha çok serbest bırakmalı. Niye her şeyi kontrol ediyorlar ki…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ozan, 13</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/ipek.jpg" alt="ipek" width="157" height="159" />“14 yaşındayım. Bence çocuk hakları din, dil, ırk fark etmeden her çocuğun doğduğu andan itibaren sahip olduğu haklardır. Eşitliği temsil eder. Benim en çok kendimi özgürce ifade etme hakkım yok sayılıyor. Çoğunluğun fikrinden farklı bir fikre sahip olduğum zaman, kendimi ifade etmekten çekiniyorum. Toplum, farklı fikirlere saygı duymadığı için, farklı düşünen çocuklara da müdahale ediyor”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İpek, 14</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında çocukların dile getirdiği hak ihlalleri Çocuk Hakları Sözleşmesinde geçen 12. Madde ve 31. Maddeyi bize tekrar hatırlatıyor.</span></p>
<p><b>Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 12:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 -Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 2- Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır. (Kaynak, www.unicef.org)</span></p>
<p><b>Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 31:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 -Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar. 2 -Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkına saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zaman değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler. (Kaynak, www.unicef.org)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sen sus, çocuklar ne bilir”, “çocukça işler”, “çocukluk yapmak”, “çocuklar anlamaz” gibi kullanımların normalleştirildiği, çocuğu ve çocukluğu değersizleştiren bir toplum içinde yaşıyoruz. Bazen “ay ne tatlı şeysin” diyerek sevimlileştirdiğimiz bazen “yaramaz!” diye öfkelenerek çocuklara kulak vermeyi reddettiğimiz; ama çocukla kurduğumuz ilişkide çocuktan daha çok kendi ihtiyacımıza odaklandığımız tutumlar ile çocukları ciddiye almadığımız bir gerçek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetişkinler olarak, hak ihlaline neden olmak yerine hakların hayata geçirilmesi için alan açıcı ve destekleyici olmayı tercih edebiliriz. Tercih diyorum çünkü bu, çocukların haklarını bilmesinden çok yetişkinlerin bu haklara saygı duymayı öğrenmesi ile ilgili. Çocuklara kulak vererek; yükümlülere bıkmadan hakları hatırlatarak, çocuk algımızı dönüştürerek, değişime kendimizden başlayarak çocuklar için daha iyi bir dünya yaratmak mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların bize hatırlattığı üzere, onlara </span><b>“nasılsın?” </b><span style="font-weight: 400;">diye sormayı unutmamakla başlayabiliriz belki değişime. Bazen yüzleşmek zor olsa da bu soruların cevapları hak temelli bir iletişim için kılavuzumuz olabilir. Belediyeler ise 4 yaşındaki bir çocuğun şehirde kumla oynama hayalini, parkları kanserojen olan kauçukla kaplamaya son vererek gerçekleştirebilirler. Çocukların &#8220;insan oldukları için&#8221; en temel hakkı olarak taleplerinin hayata geçmesi için takipçi olmak, çocuğun yararını çocukla birlikte düşünmek, onların gündemi ve ihtiyaçlarını ciddiye almak hem karar vericiler hem de yetişkinler olarak bizlerin görevi. Çocukların haklarını korumanın lütuf değil, sorumluluğumuz olduğunu hatırlatarak sözlerime son veriyorum. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78088 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-640x896.jpg" alt="dinozor bebek" width="186" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-640x896.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-1024x1434.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek.jpg 1181w" sizes="auto, (max-width: 186px) 100vw, 186px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının hazırlanmasına katkı sağlayan, görüşlerini samimiyetle paylaşan ve </span><span style="font-weight: 400;">yayınlanmasına izin veren 10 çocuğa; onların seslerinin ulaşmasını sağlayan </span><span style="font-weight: 400;">ebeveynlerine teşekkür ederim. Çocukları sözlerinin yanındaki resimler kendilerini </span><span style="font-weight: 400;">resmettikleri çizimler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Yazının kısa versiyonu Şişli Belediyesi Komşum Gazetesi Aralık 2021 sayısında </span><span style="font-weight: 400;">yayınlanmıştır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/">&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemiyle Birlikte Yeni Bir Aşamaya Geçen Çocuk Hakları Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/pandemiyle-birlikte-yeni-bir-asamaya-gecen-cocuk-haklari-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Gök]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2020 10:28:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Çocuk Çalışmaları Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61157</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nün 31. yılını kutladığımız şu günlerde, insan hakları belgeleri içerisinde Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin önemi daha da ön plana çıkıyor. COVID-19 salgınının mağdurları gibi görünmeseler de salgının en büyük mağduru olma tehlikesi ile karşı karşıya olan çocukların hak mücadelesi, bu süreçte yeni bir aşamaya geçti. Pandemi açık şekilde gösteriyor ki çocukların Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan haklara erişimleri güçlendirilmeli ve tümü bu haklardan eşit ve sürdürülebilir bir şekilde yararlanabilmeli. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/pandemiyle-birlikte-yeni-bir-asamaya-gecen-cocuk-haklari-mucadelesi/">Pandemiyle Birlikte Yeni Bir Aşamaya Geçen Çocuk Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhtiyaç ve beklentiler sürekli bir şekilde gelişmekte olduğundan, insan hakları ve çocuk hakları mücadelesi de durağan değil sürekli bir yaklaşımı gerektirmekte. Öncelikle çocuk haklarını eğitim hakkı bağlamında değerlendirdiğimizde, dijital alanın kutsal hale gelmesi, engelli ve mülteci çocuklar gibi kaynaklara erişimleri kısıtlı çocukların eğitim hakkına eşit bir şekilde erişememeleri, dijital alanın korunaksız olması ve çocuk dostu olmaması gibi konular yeni dönemde çocuk hakları alanında karşımıza çıkan güncel sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Sadece bu sebepler bile bize şunu gösteriyor: 2020 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi günümüzün şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak revize edilmeli; hatta çocukların katılımıyla Çocuk Hakları Sözleşmesi güncellenmelidir. Ayrıca, BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın çocuk hakları ilişkisi sorgulanmalı ve bu kapsamda yenilikçi yöntem ve araçlar ile çocuk hakları güçlendirilmelidir.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61158 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Izmir-Cocuk-Calismalari-Agi-2.jpg" alt="İzmir Çocuk Çalışmaları Ağı 2" width="406" height="406" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Izmir-Cocuk-Calismalari-Agi-2.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Izmir-Cocuk-Calismalari-Agi-2-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /></strong></p>
<h5><strong>Pandemide Çocuk Hakları Mücadelesi </strong></h5>
<p>COVID-19 salgını ile birlikte çocuk haklarını artık farklı boyutlarda değerlendirebiliriz. Virüsün bulaşma riskiyle ilgili çocukların üzerinde yarattığı doğrudan etkiler sağlık, yoksullaşma, eğitim ve güvenlik konularında yoğunlaşıyor. Pandemi sürecinin getirdiği değişikliklere uygun olarak yenilikçi araçlar üretilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Pandemi öncesinde çocuklar ile birlikte haklar özelinde çalışmalar gerçekleştirilirken pandemi ile birlikte değişen koşullar, bütün sürecin dijitale kayması nedeniyle çocuklar bu sürecin neresinde konumlanıyor? Dijital alanda çocuk katılımı nasıl geliştirilebilir?</p>
<p>Pandemi ve muhtemel afetler çocuklar ile birlikte katılım sürecine yönelik birtakım yeni araçların geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Değişen koşullar, çocuk hakları konusunda yeni hak alanlarının önemi ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde önemli yeri olan “oyun hakkı ve dijital hak bu dönemde ön plana çıkan hak alanlarından ikisini oluşturuyor.</p>
<p>Bulaş riskinin yüksek olduğu oyun alanlarında yerel yönetimlerin rolü nedir? Çocuk dostu oyun alanları nasıl inşa edilir? <a href="https://www.izmircocukcalismalari.org/">İzmir Çocuk Çalışmaları Ağı</a> olarak biz bu konuda gösterge seti ve kılavuzu hazırladık. Pandemi koşullarında uygun şekilde hijyen ve temizlik yapılıyor mu? Yine, İzmir Çocuk Çalışmaları Ağı olarak dijital çocuk politikası gerekliliği üzerine değerlendirmeler içeren bir bilgi notu hazırladık.</p>
<p>Pandemi birçok hak alanında olduğu gibi çocuk hakları alanında da yeni fırsatların oluşmasına ve var olan ihlallerinin görünür olmasına neden olmuştur. Kırılgan gruba mensup (engelli, mülteci, yoksul) çocukların eğitime erişimleri bu alanda sınırlı kalmakta. Tüm bu sebepler, farklı hak alanlarına yönelik ayrıştırılmış veriler üretilmesini ve politika önerileri hazırlanmasını gerekli kılıyor. Pandemide ailelerde “ev içi iş gücü” olarak görülen kız çocuklarının ev işleri ve kardeş bakımı gibi işlere daha fazla maruz kaldığını biliyoruz.  Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri kadınlar ve kız çocukları için de süreçte ağırlaşarak yoğun olarak yaşanmaya devam ediyor.</p>
<h5><strong>Pandeminin En büyük Mağduru Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Çocuklar </strong></h5>
<p>Mevcut eşitsizlik, pandemi süreciyle çocukların kendilerine ve koşullarına özgü farklı ihtiyaçlarını karşılamaktaki yetersizliklerle daha görünür oldu. Çocuklar, COVID-19 salgınının mağdurları gibi görünmeseler de salgının en büyük mağduru olma tehlikesi ile karşı karşıyalar. COVID-19 salgını, çocukların sağlığı üzerinde, şu ana dek büyük bir etki yaratmasa da kriz, çocukların esenliğini ciddi ölçüde etkiliyor. Her yaştan ve tüm ülkelerden çocuklar, krizin sosyo-ekonomik etkilerine maruz kalmakta ve bazı durumlarda, yarardan çok zarar veren pandemiyle mücadelede alınan tedbirlerden etkilenmekteler.</p>
<p>Pandeminin derinleştirmekte olduğu sorunlar birkaç başlık altında toplanabilir:</p>
<h5><strong>Yoksullaşma</strong></h5>
<p>COVID-19 küresel bir kriz ve bu krizin bazı çocuklar üzerindeki etkileri ömür boyu sürecek. Öte yandan, bu salgının zararlı etkileri eşit bir şekilde dağılmış değil. Salgının etkilerinin, yoksul ülkelerde ve yoksul mahallelerde yaşayan çocuklara ile hâlihazırda dezavantajlı durumda bulunan kişiler üzerinde daha fazla zarar vermesi bekleniyor. 2019 yılında aşırı yoksulluk içinde yaşayan 386 milyon çocuğa ilaveten, bu yıl, tahmini hesaplamalara göre 42 ila 66 milyon çocuk daha kriz nedeniyle aşırı yoksullaşabilir.</p>
<h5><strong>Eğitim Krizinin Şiddetlenmesi</strong></h5>
<p>Pandemi nedeniyle 188 ülkede okulların kapatılması, 1,5 milyarı aşkın çocuğu ve genci etkiledi. Bu durumun, yeni neslin eğitimine ve insan sermayesinin gelişimine ne ölçüde zarar vereceğini hesaplamak güç. Dünya genelindeki ülkelerin üçte ikisinden fazlası, ulusal ölçekte uzaktan eğitim platformlarını uygulamaya koysa da düşük gelirli ülkeler arasında bu oran sadece % 30. Pandemiden önce, dünya üzerindeki gençlerin neredeyse üçte biri, dijital olarak dışlanmış durumdaydı.</p>
<h5><strong>Çocukların Hayatını ve Sağlığını Tehdit Eden Tehlikeler</strong></h5>
<p>Küresel ekonomik gerileme sonucunda ailelerin yaşadığı maddi zorluklar, 2020 yılında yüz binlerce çocuğun ölümüne neden olabilir. Sadece bir yıl içinde, son birkaç yılda bebek ölümlerinin azaltılması konusunda kaydedilen ilerleme, tersine dönebilir. Üstelik bu kaygı verici rakamlar hesaplanırken kriz nedeniyle aksayan hizmetler dikkate alınmamış; sadece ekonomiler ve bebek ölüm hızı arasındaki mevcut ilişki bulgulara yansıtılması, etkinin tahmin edilenden büyük ihtimalle olduğundan daha fazla olduğunu bize düşündürüyor.</p>
<h5><strong>İzmir Depremi: Afet Süreç Yönetimi Çocuklarla Birlikte Geliştirilmeli!</strong></h5>
<p>Son olarak İzmir’de faaliyet yürüten İzmir Çocuk Hakları Ağı olarak yakında gözlemlediğimiz şekilde; deprem gibi felaketler bizlere afet öncesinde, afet sırasında ve sonrasında şehirlerin dayanıklılık kapasitelerinin hak temelli bir şekilde yeniden geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarıyor.  Özellikle “kent hakkı” kavramının bu noktada vurgulanması gerekiyor. “Çocuk dostu kent” kavramı içerisinde kavram bütüncül bir şekilde değerlendirilmeli; kriz ve afet anlarında çocuklara duyarlı alanlar yaratılmalı, çocuk koruma politikası bütüncül bir şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p>Afet sonrası yaratılan alanlar çocukların katılımıyla değerlendirilmeli ve çocuk dostu alanların yaratılması sağlanmalıdır. Güvenlik, oyun alanlarının hijyen ve sağlıklı olması, çocukların afet sonrası psikolojik olarak hazır olma düzeylerinin arttırılması gibi farklı alanlarda çocuklar ile birlikte afet süreç yönetimi geliştirilmelidir. İzmir depremi tüm bu ihtiyaçları yeniden gündeme getiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/20/pandemiyle-birlikte-yeni-bir-asamaya-gecen-cocuk-haklari-mucadelesi/">Pandemiyle Birlikte Yeni Bir Aşamaya Geçen Çocuk Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEB’in Zeka Testi Uygulamasına Tepkiler… &#8220;Sorunları Çözmeyeceği Gibi Eşitsizlikleri Arttıracak&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/mebin-zeka-testi-uygulamasina-tepkiler-sorunlari-cozmeyecegi-gibi-esitsizlikleri-arttiracak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2019 07:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Aygün]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Meltem Arık]]></category>
		<category><![CDATA[Çaçav]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Teber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[zeka testi]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Selçuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın üç yıl içinde tüm öğrencilerin zeka testine tabi tutulacağıyla ilgili açıklaması; eğitim ve çocuk sağlığı alanında çalışan kuruluşların tepkisine sebep oldu. ERG Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık, testlerin mevcut haliyle çocukların gerçek durumunu yansıtmayacağını ve ayrımcılığa neden olacağını belirtirken, ÇAÇAV’dan Av. Aylin Aygün, fırsat eşitliğinin ortadan kalkacağını ifade ediyor. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği çocuğun üstün yararı için uygulamanın durdurulmasını isterken pedagog Mehmet Teber de, uygulamanın çocuklar ve ebeveynler arasında ‘damgalamaya’ sebep olacağı uyarısında bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/mebin-zeka-testi-uygulamasina-tepkiler-sorunlari-cozmeyecegi-gibi-esitsizlikleri-arttiracak/">MEB’in Zeka Testi Uygulamasına Tepkiler… &lt;br&gt;&#8220;Sorunları Çözmeyeceği Gibi Eşitsizlikleri Arttıracak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, geçtiğimiz ay pilot okullarda 800 bin öğrenciye zekâ taramasının yapıldığını ve taramaların üç yıl içinde tüm Türkiye’de tamamlanacağını açıklamıştı. Kamuoyunda ve eğitim camiasında tartışmalara yol açan zeka uygulamasını eğitim ve çocuk alanında çalışan uzmanlara sorduk…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43399 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Burcu-Meltem-1.jpg" alt="" width="266" height="304" />Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık zeka taramaları ile aynı olanaklara sahip olmayan öğrencilerin değerlendirilmesinin doğru bir yöntem olmadığını belirterek, “Uygulama kamuoyunda tartışmalara neden oldu ve farklı uzmanlar, kurumlar olası olumsuz etki ve sonuçlarını paylaştılar. Yetenek tespiti önemli. Zeka ise karmaşık bir kavram, çok boyutlu. Taramalar için fırsat eşitsizliğini dikkatle değerlendirilmesi önemli. Aynı olanaklara sahip olmayan öğrencileri değerlendirmeye çalışıyorsunuz. Sonra da belirli “zeka” etiketleri ile onları tanımlayacaksınız. Bu testler mevcut haliyle çocukların gerçek durumunu yansıtamayacak.” dedi.</p>
<p>Uygulamanın etkisine bakılması gerektiğini ifade eden Arık, “Çocuğun yeteneklerinin keşfi için okul öncesi dönemden başlayarak kendini keşfine olanak sağlayacak imkanlar sunmak gerekiyor. Bilim, sanat, spor, müzik, vb. alanlarında deneme yanılma yapmasına olanak sağlamak lazım. Bunu yapabilmek için tasarım beceri atölyeleri uygulaması pilot olarak hayata geçti. Etkisine bakmak önemli olacaktır. Etiketlemeye neden olabilir. “Üstün olan” ve “üstün olmayan” algısına çok açık bir süreç olma riski yüksek. Ayrımcılığa yol açabilir. Okulun, ayrımcılığın yeniden üretildiği değil, ayrımcılık karşıtı düşünce ve tutumların geliştirildiği bir yer haline getirilmesi, dünyayı herkes için daha yaşanılabilir kılacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Zeka Taraması Çocukları Kategorize Eder”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43400 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/IMG-20190930-WA0007-640x792.jpg" alt="" width="344" height="426" />Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı’ndan (ÇAÇAV) Av. Aylin Aygün zeka taramasının çocukları iyi tanımaktan ve bireysel farklılıklarını ortaya çıkarıp geliştirilmesini sağlamaktan ziyade, çocukları kategorize ederek damgalanması ve bu damgalanma sonucunda kendi yaşıtlarından akran zorbalığı yaşaması gibi  sonuçlar doğuracağını belirterek, “Kaldı ki zeka testi uygulanıp çocuklar geri, orta ve ileri şeklinde kategorize edildiğinde sadece akran gruplarından değil çevresindeki herkesten bu duygusal istismarı yaşayabilir ve eğitimini sürdüremeyebilir. Eğitimde fırsat eşitliği de bu noktada gerçekleşmeyecektir. Çocukların arasında yapılacak bu tür ayrımlar, en temelde duygusal şiddeti ve fırsat eşitsizliğini beraberinde getirecektir. “ dedi.</p>
<p>Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuğun üstün yararı kavramına tam bir açıklık getirmese de çocuğun yüksek yararına olan şeylerin tanımlanmasına yönelik olarak temel bir yapıtaşı sağladığını belirten Aygün, “Sözleşme aynı zamanda çocuğun üstün yararına olmayan durumları da belirlemektedir. Herhangi bir şekilde şiddete maruz kalmak (m.19), tehlikeli ya da zararlı herhangi bir işte çalışmak (m. 32) ya da diğer şekillerde sömürü ya da istismara maruz kalmak (m. 33‐36) bu durumlar arasında en başlıcalarıdır. Dolayısıyla yapılacak olan bu zeka taraması çocukları duygusal ve belki de fiziksel olarak istismara uğratacak ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun davranılmamış olacaktır. Açıklanan bu nedenler ve Çocuk Hakları Sözleşmesi&#8217;nin anılan maddeleri uyarınca, çocuklar arasında zeka taraması uygulanırsa hak ihlali ortaya çıkacaktır.” Diyor.</p>
<p><strong> “Bütünlüklü Bir Eğitim Politikasına İhtiyaç Var”</strong></p>
<p>‘Bir çocuk bile sözleşmede tanınan haklardan faydalanamadığı sürece sözleşme hükümleri yerine getirilmiş sayılmaz’ diyen Aygün, “Çocukların sosyoekonomik durumlarına göre devlet okulu &#8211; özel okula gitme şeklindeki ayrımlara maruz bırakılması, devlet okulunda okuyan çocukların özel okullarda okuyan çocuklara göre daha niteliksiz eğitim alıyormuş gibi yansıtılması, kırsal kesimlerde okula ulaşmanın zorluğu çocukların eğitim hakkının ihlali anlamına gelir. Bunun yanında çocukların başarısının, duygusal ve zeka gelişiminin; bireysel farklılıklarını da gözeterek değerlendirmek yerine tekdüze sınavlarla değerlendirilmesi de hak ihlalidir. Bu nedenle, devletin bu ihlalleri ortadan kaldırdığı, ülkede yaşayan tüm çocukların sözleşme hükümlerinden eşit şartlarda yararlanabildiği bütünlüklü bir eğitim politikasına, çocuk hakları ihlallerinin önüne geçilmesi için ihtiyaç vardır.” yorumunda bulundu.</p>
<p><strong>“Çocuğun Gerçek Durumunu Yansıtmayacak”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43401 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/türkiye-çocuk-ve-genç-.-640x640.jpg" alt="" width="247" height="247" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/türkiye-çocuk-ve-genç-.-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/türkiye-çocuk-ve-genç-.-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/türkiye-çocuk-ve-genç-..jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 247px) 100vw, 247px" />Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği de yaptığı açıklamada zeka testinin çocuğun gerçek durumunu yansıtmayacağını vurgulayarak, uygulamanın durdurulmasını istedi.</p>
<p>Herhangi bir ihtiyaç hali olmadan her çocuğa zekâ testi uygulanması ve yapılan test sonuçlarının doğru kabul edilmesini, çocuklara ekstra yükler yükleyeceği belirtilen açıklamada, “Çocukların test sonuçlarına göre sınıflandırılması, bu çocukların, duygusal istismardan akran zorbalığına kadar giden geniş yelpazede çeşitli travmalara maruz kalmalarına sebep olabilecektir. Test sonuçlarına göre yapılan sınıflama, ayrımcılığa yol açarak ‘üstün değil’ olarak damgalanan çocukların özgüvenlerinde zedelenmeye, benlik saygılarında düşmeye neden olabilecektir. ‘Üstün’ olarak etiketlenen çocuklarda ise yanlış bir özgüven yükselmesine sebep olup çocuğun kendisini “üstün” görmesine, çabalamaktan vazgeçmesine ya da yüksek düzeydeki beklentilerin ağırlığı altında harap olmasına yol açabilecektir.” denildi.</p>
<p><strong>“Zeka Testi İhtiyaç Halinde Yapılır”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-43398 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/mehmet-teber-640x641.jpg" alt="" width="294" height="295" />Pedagog Mehmet Teber standart uygulama olarak çocuklara zeka taraması yapılmasının doğru olmadığını belirterek,  “Zeka testi ihtiyaç halinde yapılır. Bu durum durduk yere herkese checkup yapmak gibi, hem maliyetli hem de gerekli olmayan bir durum. Bunun bir kaç nedeni var. İlki testlerin zekayı ne kadar ölçtüğü tartışmalıdır. Bir test ancak uzman kanaati ile birleşince anlam kazanır. Testte herhangi bir nedenle düşük zeka çıkmış olabilir ama uzman klinik görüşmesinde çocuğu zeki olarak değerlendirebilir. Test esnasında gerçek performansını yansıtamayabilir. Kaygısı olabilir mesela ya da tepkisi. Testi öylesine yapıp geçebilir. Bu nedenle test sonuçları bir uzman eli ile değer kazanır.” dedi.</p>
<p>Test sonuçlarının kısa sürede yayılacağını ve öğretmen ile ebeveynlerin çocuklara farklı bakmaya başlayacağını belirten Teber, “Nasıl ki deneme sonuçlarına göre organize edilen sınıflarda etiketleme hızlı oluyor. Düşük puan alanlar alt sınıflara gidiyor ve herkes bunu biliyor. Bu da benzeri ve daha vahim duruma yol açar. Kimileri üstün zekası İle böbürlenirken kimileri de “geri zekalı” olarak etiketlenir. Çocuğun ebeveyni ya da çocuk da kendisini etiketleyebilir.” Dedi. Temel olarak belirttiği iki nedenle testleri sadece ihtiyaç duyulan çocuklara psikolojik bir değerlendirme ile birlikte yapmak faydalı olacağını ifaden Teber, “Milli Eğitim zeka yerine yetenek testi yapabilir. Çocukların yeteneklerini keşfedebilir. Ona göre yönlendirme yapabilir. Zeka testini de bir türlü öğrenemeyen, sınıf tekrarı yapan ya da sınıfının ilerisinde giden çocuklara tavsiye edebilir.” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/mebin-zeka-testi-uygulamasina-tepkiler-sorunlari-cozmeyecegi-gibi-esitsizlikleri-arttiracak/">MEB’in Zeka Testi Uygulamasına Tepkiler… &lt;br&gt;&#8220;Sorunları Çözmeyeceği Gibi Eşitsizlikleri Arttıracak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2019 10:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alternatif Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[BBOM]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Ulman]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Doğadaki Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Duruş]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Dilek]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün Finansman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alternatif eğitim modelleri dosyamızın ikinci bölümüne Başka Bir Okul Mümkün Derneği ve Doğadaki Okul ile devam ediyoruz. Her biri mevcut eğitim alışkanlıklarına farklı çözümler sunan bu kurumların esas gayesi; çocukların yaratıcılığını geliştiren, hayal gücünü özgür bırakan ve doğayla iç içe yaşamalarına olanak sunan modeller geliştirmek ve yaygınlaştırmak… Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin kurucusu ve gönüllülerinden Burak Ülman; “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır” diyor. Doğadaki Okul adına konuşan Orman Okulu Uzmanı ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Dilek, çocukların doğada zaman geçirmesini, doğa yoluyla öğrenmesini yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başka Bir Okul Mümkün Derneği: “Her Çocuk Kendine Özgüdür”</strong></p>
<p><b>Geliştirdiğiniz BBOM Eğitim Modeli’nden bahsedebilir misiniz? Bu model, mevcut eğitim sisteminin hangi boşluklarını kapatmayı/hatalarını düzeltmeyi hedefliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği kurulduğu 2010 yılından bu yana Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirlenen hakları hayata geçiren, çocukları birer birey olarak gören ve farklılıklarını tanıyarak kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlayan, katılımcı demokrasiyle yönetilen, ekolojik dengeye saygılı ve ticari kar amacı gütmeyen okullar kurmak ve bu eğitim anlayışının Türkiye’de yaygınlaştırmak için çalışmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009 yılında İstanbul’da bir araya gelen bir grup ebeveyn ve gönüllü Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) adı altında Türkiye’de daha önce bir benzeri olmayan özgün bir alternatif eğitim hareketini başlattılar. Her ne kadar başlangıçta hareket öncelikle gruptaki ebeveynlerin çocukları için bir “alternatif bir okul” açmayı hedefliyorduysa da vizyonunda bu alternatif eğitim hareketinin yaygınlaşması hedefi de yer alıyordu. 2010 yılı başında toplu buluşmalarına başlayan ve dernekleşen grup, Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin sorunlarını tespit etmek, bu sorunlara çözüm önermek ve bu çözümleri hayata geçiren alternatif bir okul modeli oluşturmak üzere çalışmalara başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM hareketi en başından beri her toplumun kendi tarihsel, zamansal, coğrafi, kültürel, siyasal ve toplumsal özgün konfigürasyonu olduğu varsayımı ile özgün bir eğitim çözümü önermeyi hedefledi. Bununla beraber Türkiye’ye özgü bir model oluşturmak amacıyla var olan metotları, dünyadan modelleri, alternatif okul örneklerini ve bağımsız uygulamaları inceledi ve bunlardan da ilham aldı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Araştırmalar yapılırken aslında Türkiye’nin eğitim sorunlarının sadece Türkiye’ye ait olmadığı, dünyanın her yerinde eğitim sorunlarının benzer olduğu da anlaşıldı. 2010-2012 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda dört eksenli “alternatif bir okul modeli” ortaya çıkarıldı. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu 4 ekseni genel haliyle özetlemek gerekirse;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alternatif Eğitim: BBOM eğitim modeli, her çocuğun farklı olduğu ve dolaysıyla farklı öğrenme hakkı olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Bu düşünce, çocuğun tanınmasına yönelik bilinçli bir çaba ve programa dair her öğe için (hedefler, içerik, öğretim yöntemleri, öğretim materyalleri, değerlendirme) çocuğa söz hakkı ve seçme hakkı tanıyarak hayat bulur. Okuldaki eğitim modeli bir yandan çocukların bireysel ilgi, ihtiyaçları ve potansiyelleri doğrultusunda gelişimlerini desteklemeyi hedeflerken diğer yandan yaşamın gerçeklerine ve sorunlarına duyarlı bireyler yetiştirmeyi hedefler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgün Finansman: BBOM özgün finansman anlayışı, eğitimin kamusal kaynaklar ile karşılanması gerektiğini esas alır. Eğitimin kamusal kaynaklarla karşılanması gerektiğini bir yandan dillendirmeye devam ederken bir yandan da bu makro dönüşümün gerçekleşeceği günün öncesinde de finansman yapısına dair bir ara çözüm olarak kendi giderlerini karşılayacak ve toplumsal fayda sağlayacak bir okul sistemini öngörmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik Duruş: BBOM okul modeli ekolojik felsefeyi merkeze alarak eğitim sürecinde farklı bir örnek sunmayı hedefler. BBOM okulunda ekoloji konusu müfredatla iç içedir ve tüm okul içi süreçler ve uygulamalarda ekolojik bilinçlendirme ve farkındalık yaratacak şekilde kurgulanır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demokratik Yönetim: BBOM modeli demokrasinin tüm unsurları ile okulun tüm bileşenlerince (öğretmen, ebeveyn, çalışan vb.) içselleştirilmesine olanak sağlayacak bir yönetim yapısı önerir. Okulun tüm bileşenlerinin kendi alanı, kendi yaşamı ile ilgili doğrudan ya da dolaylı kararlara katılmaları ve eşit söz hakkına sahip olmaları ilkesel olarak kabul edilirken, çocukların bu katılımı bir hak olarak algılamalarını ve bu hakkı kullanmalarını sağlayacak sürdürülebilir mekanizmalar oluşturulur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM Derneği’nin önerdiği dört sac ayaklı eğitim modeli Türkiye’deki eğitim sorunlarına yönelik alternatif bir yaklaşım önermektedir. BBOM Derneği’ne ve BBOM eğitim modeline Türkiye’nin dört bir yanında gösterilen ilgi önerilen modelin bir ihtiyaca karşılık verdiğini göstermektedir. BBOM Derneği olarak amacımız bu eğitim anlayışının kademeli olarak Türkiye’nin tamamına yayılmasının sağlanmasıdır. </span></p>
<p><strong> 5 yıllık okulculuk deneyimimizin de sayesinde “öğretmen”in bu ve benzeri alternatif eğitim uygulamalarında en kritik bileşen olduğunu öğrendik ve bu konuda ülkede herhangi bir destek programının olmaması sebebiyle kendi destek programlarımızı hayata geçirmeye başladık. </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sebeple BBOM Derneği 2015 yılından bu yana &#8220;öğretmen destek programları&#8221; yürütmektedir. Şu ana kadar binlerce başvuru arasından seçilen 300’ün üzerinde öğretmen bu programlardan yararlanmıştır. Bu programlarda sadece BBOM okullarında çalışan/çalışacak öğretmenler değil, devlet okullarında da çalışan öğretmenlere &#8220;çocuk hakları&#8221;, demokratik eğitim&#8221;, &#8220;şiddetsiz iletişim&#8221;, &#8220;pozitif disiplin” gibi farklı modüller verilmektedir. Amacımız BBOM Derneği’nin temsil ettiği değerlerin ve eğitim anlayışının Türkiye çapında fikirsel yaygınlık kazanmasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmen destek programlarımızın içeriğindeki ilk modül olarak tasarlanan &#8220;Çocuk Hakları&#8221; Modülü katılımcıların mevcut &#8220;çocuk algıları&#8221; ile yüzleşmelerine ve değişimin başlangıç noktasını görmelerine alan açıyor. İlk modülde içerik; yaygın çocuk algısı, çocuk hakları ve gelişim süreci, ayrımcılık ve hak ihlallerinin gündelik hayattaki yaygın karşılığı, birey olarak çocuk ve kendi yaşamını şekillendirme hakkı, bir anahtar olarak katılım izleğinde farkındalık geliştiriyor. İkinci modül olan Şiddetsiz İletişim ile şiddet ve hiyerarşinin gündelik hayattaki yaygınlığı, öğretmenin ve çocuğun kendi gücünü eline alabilmesi için bir araç olarak şiddetsiz iletişim, haklar ve sorumluluklar ilişkisi üzerine bir farkındalık sağlıyor. Bu modül aynı zamanda öğretmenin bireysel gelişimine de alan açan, bireysel ihtiyaçlarını merkeze sağlayan bir akışa sahip. Pozitif Disiplin başlıklı üçüncü modül katılımcıları, sınırların belirlenmesi ve disiplin konusunda geleneksel yöntemlerin dışında kalan alan ile tanıştırıyor. Ödül ve cezanın olmadığı yerde hangi araçların olduğuna dair farkındalık bu modülün içeriğinde yer alıyor. Demokratik okullar başlıklı dördüncü modüle katılımcılar yönergesi belli bir ön çalışma ile geliyorlar. Verili bir çerçeve içerisinde çeşitli demokratik okulları inceleyen katılımcılar modülün sonunda interaktif bir akışla demokratik okulların olmazsa olmazlarını çıkarmış oluyorlar. Nihayetinde BBOM modülü ile de önceki dört modülde edinilen kazanımların ve farkındalığın bir arada çalışıldığı son adım oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm modüllerin içerikte ortaklaştığı kavramlar ve hedefler ise başlangıç programına katılan öğretmenin mesleki gelişim için ilk adımı attığı, sürdürülebilirliğin sorumluluğunu aldı, katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluğunun ortak hedefe dönüştüğü ve bu yolda ortak dilin oluştuğu zemini üretmiş oluyorlar.</span></p>
<p><b>Eğitim sisteminde en çok üzerinde durduğunuz yanlışlar neler? Esasen bir de diğer taraftan bakmak isteriz; bu konuda özne çocuklar olsa da yine en çok konuşanlar biz yetişkinler oluyoruz. Sizin çocuklarla yaptığınız bir araştırma var mı, onlar nasıl bir okul istiyorlar? En çok nelerden mutsuzlar ve mutlulukla gidecekleri okul nasıl bir yer? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada BBOM’un eğitim-çocuk ilişkisine dair algısını hatırlamakta fayda var: BBOM’a göre “Her çocuk kendine özgüdür ve yaşamının bir parçası olan eğitim sürecini şekillendirmeye hakkı vardır.” Bu bakımdan eğitim/öğretim/öğrenim süreçleri çocukların farklılıklarına hitap edebilecek esneklikte ve çocuğun planlamasına açık olmalıdır. Bu anlayışta standart program/müfredat olamaz. Öğretmen çocukla/çocuklarla birlikte program geliştirir (ki bu da mevcut eğitim fakülteleri donanımına sahip öğretmenler için çok zor ve yıpratıcı bir durumdur). Bu çıkış noktası BBOM’un sabit ve önden tanımlı bir çerçevesi olan bir eğitim/öğretim programı yerine özgün bir öğrenme yaklaşımı geliştirmesini sağlamaktadır. Öğrenme yaklaşımından kastettiğimiz öğrenme sürecinin hedeflerine (ki bu hedefler çocukla beraber belirlenir) ulaşmak için tasarlanmış öğretmen ve çocuk arasındaki etkileşimler bütünüdür. Bilginin nasıl elde edildiği, öğrenenin bilgiyi elde etme sürecindeki konumu, öğrenme ortamlarının tasarımı, değerlendirmenin sistematiği gibi boyutlarda verilen cevaplar öğrenme yaklaşımının çerçevesini belirler. Tam da bu eksenlerde ile BBOM özgün bir çerçeve sunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BBOM Derneği olarak sınıfta da, okulda da, ebeveynler arasında da bir öğrenme topluluğuna dönüşmenin mümkün olduğunu iddia ediyoruz. Bunu sağlayabilmek için de iki temel kavramı garanti altına almak gerekiyor: “katılım” ve ”barış”. Katılım çok genel hatlarıyla üyelerin ihtiyaç ve duygularının dinlenmesi, dikkate alınması ve karar mekanizmalarına katılmaları demek. Katılım topluluk üyelerinin topluluğa ait hissedebilmelerinin ön koşulu; katılımla artan aidiyet duygusu üretimi ve verimi arttırıyor. Üretimin ve verimin artması daha çok katılım alanı yaratıyor ve bu da aidiyet ve sahiplik duygusunu daha da yükseltiyor. Bu döngü zaman içinde ortak bir geçmiş ve kültür oluşumunu sağlıyor ve hem bireysel hem de topluluk güçlenmesini [</span><i><span style="font-weight: 400;">empowerment</span></i><span style="font-weight: 400;">] sağlıyor. Bir öğrenme topluluğunun ikinci koşulu “barış” da topluluk üyelerinin uyum, ahenk ve huzur içinde olmasını tanımlıyor. Bu barış ve huzur halini sağlamak için hem topluluk üyelerinin kendi bireysel ihtiyaçlarını karşılanmasını hem de topluluğun ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak gerekiyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sadece birilerinin ihtiyaçlarının karşılandığı ya da birilerinin ihtiyaçlarına öncelik verilen ortamlarda uyum, ahenk ve huzur yerine çatışma, rekabet, mücadele gibi topluluk olmayı engelleyen haller kaçınılmaz.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, katılım ve barışı garanti altına almak için ne yapmak gerekiyor? Hem katılımı arttırmak hem de barışçıl ortamı sağlamak için toplulukta 4 temel alanda yani iletişim, iş bölümü, karar alma ve anlaşmazlık alanlarında bir takım mekanizmalar belirlemek gerekiyor. BBOM Derneğinde tüm bu alanlarda bolca çuvalladığımız için deneyimle bunlara yönelik yöntemler aradık ve bulduk.  İletişim alanında Şiddetsiz İletişim, iş bölümünde Sosyokrasi, karar almada İçermeci Karar Alma (Derin Demokrasi) ve anlaşmazlık çözümünde Onarıcı Adalet yaklaşımlarını benimsedik. Deneyim sonucunda geldiğimiz bu nokta ve bu mekanizma ve araçların birlikteliği aslında tam da BBOM Öğrenme Yaklaşımının zemini oluşturuyor.</span></p>
<p><b>Türkiye genelindeki tüm okulları alternatif eğitim merkezlerine çevirmek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Sizce yine de geleneksel müfredatla bile yapılacak şeyler var mı? Bu noktada öğretmenlere ve velilere düşen sorumluluklar neler? Dernek olarak alternatif okulların yanında tüm eğitim sistemine çözüm üretecek çalışmalarınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geldiğimiz noktada BBOM girişimi olarak da hayalimiz eğitim alanında bu araçları kullanarak katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluklarının yaygınlaşmasına katkıda bulunmak. Bu hedefe yerel kooperatifleriyle, okullarıyla, Öğretmen Köyü’yle, yayınlarıyla büyük BBOM topluluğu olarak emek koymaya devam ediyoruz. Süreç içinde denemenin ve hata yapmanın öğrenmenin en temel döngüsü olduğunu deneyimledik. Deneyerek ve yanılarak gerek sınıfta, gerek okulda, gerek öğretmenler odasında somut olarak kullanılabilecek ve güçlü mekanizmaları olan bir öğrenme yaklaşımı geliştirdik. İki açıdan bu geldiğimiz son nokta değil. Birincisi öğrenme sürecimiz devam ediyor, daha bu çerçevede geliştirilecek çok alt alan var ve uygulamaya dönük olarak daha çok materyal ve kaynak üretmemiz gerekiyor. Son dönemde BBOM Derneği’nin Sosyokratik yapısında kurulan “Model Geliştirme Çemberi” BBOM öğrenme yaklaşımını destekleyecek kaynak ve materyalleri geliştiriyor. Yine “Öğretmen Destek Çemberi” gerek öğretmen eğitimleri gerekse katılım mekanizmaları üzerine farklı projeler yürütüyorlar. Uzun lafın kısası genel çerçevesi oturmuş olsa da çerçevenin içini doldurmak adına daha yapılacak çok iş var. Bu çabaya devam etmemizi gerektiren ikinci konu da bu yaklaşımımızın tüm Türkiye çapında yaygınlaşması için daha çok çalışma azmi ve kararlılığı. Tam da bu sebeple bütün bileşenleriyle büyük BBOM topluluğu olarak ülkedeki tüm sınıfların, tüm okulların ve hatta tüm eğitim kurumlarının katılımcı ve barışçıl öğrenme topluluklarına dönüştüğü günlerin hayali ile çalışmaya ve öğrenmeye devam edeceğiz. Bununla beraber alternatif eğitim camiasında uygulamadan beslenen deneyimlerimiz sayesinde sosyal duygusal güvenliğin ve öğrenmenin önemini vurgulayan temel bileşen haline geldik. Çok yakın zamanda kamusal eğitimin okuldaki sosyal-duygusal güvenliğin ve öğrenme zemini sağlayacak bağlantı çemberleri, sınıf ve okul meclisleri, daha bol serbest zaman ve çocukların kendi ilgi ve becerilerine uygun atölye düzenlemeleri göreceğimize de eminiz.</span></p>
<p><strong>Doğadaki Okul: “Köy Enstitüleri bizim alternatif okul modelimizdi”</strong></p>
<p><b>Doğadaki Okul adına konuşan Orman Okulu Uzmanı ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Dilek, çocukların doğada zaman geçirmesini, doğa yoluyla öğrenmesini yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söylüyor. </b></p>
<p><b>Doğadaki Okul modelinin detayları hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu model, mevcut eğitim sisteminin hangi boşluklarını kapatmayı/hatalarını düzeltmeyi hedefliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğadaki Okul günümüzde teknolojik gelişmelerin, kültürel yozlaşmaların ve değişen yaşam biçiminin oluşturduğu ortamdan dolayı çocukların doğa ile kopan bağlarını onarmak, tekrar bağ kurmalarını sağlamak, ebeveyn ve eğitimcileri bu konuda teşvik etmek ve doğada zaman geçirmenin çocuklar üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için çalışmalar yürütmektedir. Birleşmiş Milletler genel kurulu tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede 31. maddeye göre &#8221;Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.&#8221; oyun bir çocuk hakkıdır. Fakat çocuklara küçük yaşlardan itibaren yüklenen ağır ders yükleri, sınavlarda derece beklentisi çocuğun bu hakkını elinden almaktadır. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Doğadaki Okul, Birleşmiş Milletler tarafından çocuklara tanınan oyun hakkının aslında çocuğun gelişimi ve öğrenmesi içinde gerekli olduğunu bilimsel çalışmalar öne sürerek geniş kitlelere yaymaya, çocuğun bu hakkını tekrar elde etmesini sağlamayı hedefliyor.</span></p></blockquote>
<p><b>Çocuğun doğayla buluşması için çalışıyorsunuz. Orman Okulları konusunda hangi aşamada Türkiye? Yeterli ilgi var mı? İlgili kurumlardan destek görüyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orman okulu yaklaşımının ismi ilk başlarda insanlara komik gelebiliyor. İnsanlar teknolojinin inanılmaz derecede ilerlediği bu çağda ormanda eğitime sıcak bakmaya biliyorlar. Fakat bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki doğada bulunmak en az bir bilgisayarla çalışmada bulunmak kadar çocuğun gelişimine ve öğrenmesine katkı sağlamakta. Bunun yanında teknolojik  gelişmeler insan sağlığını tehdit edecek yüzlerce hastalık ortaya çıkarırken doğanın ve doğada bulunmanın çocuklar ve yetişkinler üzerinde iyileştirici etkisi olduğu araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır. Günümüzde şehir merkezlerinde neredeyse yok denilecek kadar ağaçlık veya yeşil alanlar bulunmaktadır. Bu durum çocukların doğada zaman geçirmesini zorlaştırmakta hatta birçok çocuk doğada hiç zaman geçirememektedir. Uluslararası alanda orman okulu yaklaşımı çocukların doğada daha çok zaman geçirebilmesi için 1950&#8217;li yıllardan itibaren kabul görmeye ve hızla yayılmaya başlamıştır. Ülkemizin orman okullarıyla tanışması ise son birkaç yıl içinde olmuştur. Buna rağmen orman okulu ismi ve uygulamaları hızla yayılıp, orman okulu adında özel okullar açılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı son yaptığı seminer ve hizmet içi eğitimlerde sınıf dışı eğitimin üzerinde durarak bu alanda ilgi uyandırmaya çalışmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz senelerde Richard Louv tarafından kaleme alınan Doğadaki Son Çocuk kitabını öğretmenlerin okumasını ve analiz etmesini isteyerek bu alana olan ilginin artması sağlamıştır.</span></p>
<p><b>Türkiye genelindeki tüm okulları alternatif eğitim merkezlerine çevirmek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Sizce yine de geleneksel müfredatla bile yapılacak şeyler var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında birçok Avrupa ülkesinin bu yönde çalışmalar yapacak alanları veya imkanları yok. Fakat bu ülkelerden olan İngiltere orman okulu uygulamalarını doğrudan almayıp kendi ülkesine uyarlayarak orman okulunu &#8221;Ormanda veya ağaçlık alanda gerçekleştirilen, bireylerin aktif katılımının sağlandığı ilham verici bir süreç.&#8221; olarak tanımlayarak kendi ülkesinde uygulanabilir bir eğitim yaklaşımı oluşturmuştur. Aslında bahsedilen yöntemi biz köy enstitülerini kurarak oluşturmuşuz. Şu an Amerika&#8217;da akademik kariyerine devam eden Dr. Olcay Yavuz  katıldığı bir programda köy enstitülerinden bahsediyor ve ortamda bulunan herkes hayretle dinliyor kendisini. Olcay hocaya program sonrası siz bu sistemi yıllar önce kurmuşsunuz neden vazgeçtiniz acaba diye sorular yöneltiliyor ve kendisi bunu üzülerek aktarıyor. Evet köy enstitülerinde sorunlar yaşanmış olabilir fakat işleyen bir sistem kökten sökülüp atılarak yeni bir sistem bulma arayışlarına girilmiş ve ne yazık ki hala o arayış günümüzde bile sürmekte. Milli Eğitim Bakanlığı bu eksikliği görerek yakın zamanda Tasarım Beceri Atölyeleri kurmaya başladı. Güzel bir adım fakat geliştirilmesi ve ilerletilmesi gerekiyor. Bunun içinde öncelikle velilerin bu konuda ikna edilmeye ve eğitilmeye ihtiyaçları var. Şuan oluşturulan eğitim ortamında veli eğitimi sınav sonuçları ve alınan puanlarla ölçtüğü için çocuğun kazandığı becerinin, somut olarak üretilen bir olgu değer görmemektedir. Bir gün sınav sonuçlarının yaşamımızı sürdürmek ve yeni bir şeyler üretmek için yeterli olmadığını anladığımızda eğitim sistemimizin içinden üreten, düşünen, analiz eden, çıkarımda bulunan bireyler yetişecektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/16/egitim-sistemine-alternatif-yaklasimlar-2/">Eğitim Sistemine Alternatif Yaklaşımlar (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 14:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Bir Okul Mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[iş ilanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başka Bir Okul Mümkün, Eskişehir’de açılacak ilkokula, 2017-2018 dönemi için müdür ve öğretmenler arıyor. BBOM, aşağıdaki ilan ile çağrı yapıyor: “Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Eskişehir Eğitim Kooperatifi tarafından 2017 yılında açılacak  ilkokula; 2017-2018 dönemi için aramıza katılarak, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen hakları hayata geçirecek, çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine rehberlik edecek öğretmenler ve okulumuzda demokratik iklim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/">Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başka Bir Okul Mümkün, Eskişehir’de açılacak ilkokula, 2017-2018 dönemi için müdür ve öğretmenler arıyor. BBOM, aşağıdaki ilan ile çağrı yapıyor:</p>
<p>“Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Eskişehir Eğitim Kooperatifi tarafından 2017 yılında açılacak  ilkokula; 2017-2018 dönemi için aramıza katılarak, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen hakları hayata geçirecek, çocukların kendilerini gerçekleştirmelerine rehberlik edecek öğretmenler ve okulumuzda demokratik iklim yaratılmasında öncü olacak, okul-aile-kooperatif-dernek ilişkisinin merkezinde yer alacak, çocukları yakından tanıyıp onlara rehberlik edecek, kurucu müdür olma kimliği, yetenekleri ve iradesi ortaya koyabilecek okul müdürümüzü arıyoruz.”</p>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için <a href="http://www.baskabirokulmumkun.net/eskisehir-bbom-mudurunu-ve-ogretmenlerini-ariyor-2/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">burayı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://siviltoplum.la/genel/eskisehir-bbom-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/">Başka Bir Okul Mümkün, Müdür ve Öğretmenlerini Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/25/baska-bir-okul-mumkun-mudur-ve-ogretmenlerini-ariyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
