<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel İstismar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsel-istismar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsel-istismar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Dec 2021 13:48:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cinsel İstismar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cinsel-istismar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217;  Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Dec 2021 13:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[BİMER]]></category>
		<category><![CDATA[CİMER]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76216</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 yaşından 17 yaşına kadar öz babası tarafından cinsel istismara maruz kalan A.A, yıllardır hukuk mücadelesi veriyor. Uzun bir terapi sürecinden sonra babasına dava açmaya karar veren A.A, 'Ben 9 yıl öz babamın cinsel istismarına uğradım; yasalar ona 13 yıl ceza verdi. Şimdi o elini kolunu sallayarak geziyor.' diyerek yetkililere seslendi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/">&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217; &lt;br&gt; Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bianet</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in </span><span style="font-weight: 400;">‘</span><span style="font-weight: 400;">Erkek Şiddeti Çetelesi</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">ne göre, 2021 yılının ilk on ayında en az 160 çocuk, erkeklerin cinsel istismarına uğradı. Okuyacağınız bu haberde yıllar önce istismara uğrayan bir kız çocuğunun yıllar sonra verdiği hukuk mücadelesi anlatacağız. Dileriz adalet daha fazla geç gelmez!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uşak</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">ta, 8 yaşından 17 yaşına kadar öz babası tarafından cinsel istismara maruz kalan A.A, aldığı terapiler neticesinde cesaretini toplayarak 26 yaşında dava açmaya karar veriyor. Mayıs 2016 yılından beri adaletin tecelli etmesini bekleyen A.A. ile istinaf sürecini tamamlayan ve yargıtay aşmasında olan dava sürecini ve bu süreçte verdiği mücadeleyi konuştuk. </span></p>
<h5><b>&#8216;Annem İnanmadı, Beni Tehdit Etti&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dava açmaya karar verme sürecinin hiç kolay olmadığını belirten A.A yaşadıklarını şöyle anlattı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“9 yıl boyunca babamın cinsel istismarına maruz kaldım ve bu süre boyunca öz annem dahil kimse bana inanmadı. Annem , ‘Şikayetçi olursan bize kim bakacak karnımızı kim doyuracak?’ ‘Kızlığın mı bozuldu, gebe mi kaldın sanki, ne var bunda bu kadar büyütülecek?&#8217; gibi sözlerle bana inanmadığı gibi şikayetçi olursam iftira attığımı, başkasıyla birlikte olduğumu ve babama iftira attığımı söylemekle tehdit etti. Sadece erkek kardeşim benim yanımda oldu hep, çünkü o zaten yaşadıklarıma şahitti. Mahkemede de birinci derece görgü şahidi oldu.”</span></p>
<figure id="attachment_76654" aria-describedby="caption-attachment-76654" style="width: 335px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-76654" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sendika-org-arsivi.jpg" alt="Sendika.org Arşivi" width="335" height="251" /><figcaption id="caption-attachment-76654" class="wp-caption-text">Sendika.org Arşivi</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Uzun Bir terapi Sürecinden Sonra Dava Açmaya Karar Verdim&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">19 yaşına geldiğinde evlenerek baba evinden ayrılan A.A, “Yaşadığım istismarı hiç unutamadım. Evliliğimde de sorunlar yaşamaya başladım. Eşime karşı sürekli agresif tavırlar içindeydim. 2 kız çocuğu sahibi olduktan sonra kaygılarım iyice arttı ve eşimin de desteğiyle psikoloğa gitmeye karar verdim. Eşim yaşadıklarımı ve annem dahil kimse tarafından destek görmediğimi biliyordu. Uzun bir terapi sürecinden sonra dava açmaya karar verdim.” dedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;İddianamenin Hazırlanması 20 Ay Sürdü&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">A.A, Mayıs 2016’da Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunduktan 1 ay sonra babası tutuklanıyor. Babasının 6 ay tutuklu kaldıktan sonra denetimli serbestlik yasalarından faydalandığını belirten A.A şöyle devam etti: </span><span style="font-weight: 400;">“Her ne kadar suçu işlediğine dair deliller güçlü olsa da, ‘Hüküm yememiş birisini daha fazla hürriyetinden yoksun bırakamayız’ diye tahliye ettiler. İddianamenin hazırlanması 20 ay sürdü. Yine benim mücadelem sayesinde bu kadar sürdü diyebilirim. Gecikmeden dolayı BİMER&#8217;e ve CİMER&#8217;e şikayetlerde bulundum ama her defasında ‘Yargı bağımsızdır, bizim herhangi bir yaptırımımız olamaz’ şeklinde dönüş yapıldı.”</span></p>
<figure id="attachment_76655" aria-describedby="caption-attachment-76655" style="width: 357px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-76655" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/gulnaz-bingol.jpg" alt="Fotoğraf: Gülnaz Bingöl" width="357" height="238" /><figcaption id="caption-attachment-76655" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Gülnaz Bingöl</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Sesimi Duyurmak İçin Gazeteci Melis Alphan’a Ulaştım&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ülkemizde hukukun gerçekten yavaş işlediğine şahit oldum. Baktım beklemekle olmuyor; sesimi duyurmak için sosyal medya üzerinden gazeteci Melis Alphan’a ulaştım. O dönem Hürriyet gazetesinde olan Melih Alphan bir cumartesi günü benim haberimi yaptı. Haberin gündem olmasıyla birlikte 1 gün sonra pazar günü resmi tatil olmasına rağmen Uşak Adliyesi&#8217;nden arandım. CİMER başvurumun incelendiğini ve iddianamenin hazırlandığı bilgisi verildi. Hemen sonraki gün de Nisan 2018’e dava günü verildi. Sonra hemen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı konuya müdahil oldu. Fakat çok bir katkısı olmadı. Bu süreçte birçok kadın sivil toplum örgütü davayı yakından takip etti. </span><span style="font-weight: 400;">Dava iki duruşma olarak görüldü. Nisan 2018’deki ilk duruşmada 13 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Fakat ‘hürriyetinden yoksun bırakmaktan’ beraat verildi. Hürriyetimden yoksun bırakmamış, aynı mülkü kullandığımız için herhangi bir yere kaçırıp, kapatmadığı için ‘hürriyetinden yoksun bırakmaya’ girmiyormuş. Bu durumdan faydalanmış. Cinsel istismar suçundan ise olayın işlendiği tarih baz alınarak o dönemin yasalarına göre en üst sınırdan ceza verildi. Biz karara itiraz ettik; 2 yıldan fazla istinaf mahkemesi sürdükten sonra Ekim 2021’de karar çıktı.&#8221;</span></p>
<h5><b>&#8216;Yasalar Böyle Olmamalı, Aklım Almıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“‘Hürriyetinden yoksun bırakmaya’ itiraz etmiştik, ‘Hürriyetinden yoksun bırakmamıştır, aynı mülkü kullanmıştır’ diyerek kabul edilmedi. Ben burada şunu anlamıyorum: Adam zaten aynı evde istediğini yapıyor, neden beni kaçırmak istesin ve başını belaya soksun ki? Üstelik benim kapıları kilitlediğim ve anahtarı bulup kapıların kilitlerini söktüğü davada yer almasına rağmen itirazımız reddedildi. Benim kendime oluşturduğum güvenli alanı ihlal etmesi de hürriyetten yoksun bırakmak değil mi?”</span></p>
<figure id="attachment_76656" aria-describedby="caption-attachment-76656" style="width: 307px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-76656" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/serra-akcan.jpg" alt="Fotoğraf: Serra Akcan" width="307" height="205" /><figcaption id="caption-attachment-76656" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Serra Akcan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Ona Bu Gücü Yasaları Uygulamayanlar Veriyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“İkinci anlamadığım konu ise o zamanki yasalara göre ceza veriliyor. O dönem cezalar caydırıcı değildi demek ki şimdi cezalar artırıldı. Neden günümüze göre ceza verilmiyor. Böyle bir yasa olamaz, aklım almıyor. Hem yerel mahkeme hem de istinaf tarafından bana ‘evet sen haklısın, evet bu suçu işlemiştir, şüphemiz yoktur’ yanıtı verilmesine rağmen neden tutuklanmıyor? Ben 9 yıl öz babamın cinsel istismarına uğradım yasalar, 13 yıl ceza verdi. Şimdi o elini kolunu sallayarak geziyor. Nerede düğün dernek var hep orada. Herkese de ‘Ben suçlu olsam burada ne işim var?’ diyerek kendisine iftira attığımı söylüyormuş. Hala beni bu şekilde bile rahatsız etmeye çalışıyor. Ona bu gücü yasaları uygulamayanlar veriyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Bu Korkunç Şeyi Yaşayan Kim Bilir Kaç Çocuk Var?&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ben davayı açtığımda o evden ayrılmıştım ve istismar son bulmuştu ama benim gibi bu korkunç şeyi yaşayan kim bilir kaç tane çocuk var. Ve maalesef seslerini çıkaramıyorlar. Çünkü korkutuluyor ve susturuluyorlar. Hatta en yakınları tarafından susturuluyorlar. Benim annelik yanım ağır bastı ve şikayetçi oldum ama her anne benim gibi değil.”</span></p>
<figure id="attachment_76658" aria-describedby="caption-attachment-76658" style="width: 275px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76658" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman-640x853.jpeg" alt="Sümeyye Kahraman | A.A’nın avukatı " width="275" height="366" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /><figcaption id="caption-attachment-76658" class="wp-caption-text">Sümeyye Kahraman | A.A’nın avukatı</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2016’da açılan davanın en başından beri A.A’nın avukatlığını yapan Sümeyye Kahraman dava açıldıktan sonraki süreci şöyle özetledi: </span><span style="font-weight: 400;">“Yerel Mahkeme tarafından sanık hakkında 13 yıl 6 ay cezalandırma kararı verilmişti. Biz verilen cezanın az olması sebebiyle itiraz ettik. Karşı tarafın avukatı da cezanın azaltılması ve beraat yönünde talepte bulunmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi de cezayı onadı, şu an 13 yıl 6 ay hapis cezası var. İki tarafta temyiz isteminde bulunduğu için dosya şu an Yargıtay aşamasında. Yargıtay’dan olumsuz bir karar çıkacağını ummuyoruz. Zaten dava açıldıktan sonra 20 ay iddianamenin hazırlanmasını bekledik. Sonra yerel mahkeme aşamasında karar çıktıktan sonra istinaf aşamasında 3 yıl bekledi dosya. 11 Ekim 2021’de karar çıktı ve şimdi de Yargıtay aşaması derken bu süreç çok uzadı. Verilen hapis cezasına rağmen sanık tutuklu değil. Dışarda istediği gibi dolaşıyor olması müvekkilimi tedirgin ediyor.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Cinsel Suç Davaları Daha Hızlı Sonuçlanmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok uzun yargılama süreçlerini adalet sağlanmış olsa bile ‘geç gelen bir adalet’ olduğuna dikkat çeken avukat Sümeyye Kahraman, “Türkiye’de müvekkilim gibi bir çok kadın, mağdur. Çünkü yargılama süreci hem çok yavaş işliyor hem de çok uzun sürüyor. Bu kadar uzun sürmesi mağduriyeti daha da artırıyor. Cinsel suç davaları daha hızlı sonuçlanmalı. Bu tarz dosyalarda dava sürecinin hızlanması için çalışma yapılmalı. Hapis cezası olmasına rağmen sanık dışarıda dolaşıyor. Sonuçta bunu kızına yapan başka kadınlara neler yapar kim bilir?” dedi. </span></p>
<figure id="attachment_76657" aria-describedby="caption-attachment-76657" style="width: 253px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76657" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc-640x853.jpeg" alt="Canan Tekin Çekiç | Avukat " width="253" height="337" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 253px) 100vw, 253px" /><figcaption id="caption-attachment-76657" class="wp-caption-text">Canan Tekin Çekiç | Avukat</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Hukukta Tutukluluk Tedbirdir&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği avukatlarından Canan Tekin Çekiç, A.A’nın yaşadığı dava sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel istismar davalarında, istismarın devam etmemesi için verilen hükümle birlikte tutukluluğun devam etmesini vicdanen istediklerini belirten avukat Canan Tekin Çekiç, “Şu an tahliye olması bu cezayı çekmeyeceği anlamına gelmiyor. Hukukta tutukluluk bir tedbirdir. Bu tedbir tanığın kaçma şüphesi varsa, yerleşik bir ikamet sahibi değilse, delilleri karartma gibi bir şüphesi varsa mahkemeler tutukluluk tedbirine başvurabilirler. Yargıtay da istinaf gibi karar verir ve bu hükmü onaylarsa sanık cezasını çekecek” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarz davalarda Yargıtay büyük oranda üst mahkemelerin gördüğü, istinafın verdiği kararı onadığına vurgu yapan Tekin Çekiç, “Karar ancak dosyada ilk incelemeleri yapan yerel mahkemenin gözünden kaçan ve dosyanın seyrini değiştirecek çok önemli bir eksiklik tespit ederlerse ancak bozulur. Böyle olsa bile beraat gibi bir sonuç çıkmaz, eksikliğin giderilerek dosyanın devamına karar verilir” şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>&#8216;Tutuksuz Yargılanan Sanıklar, Dışarıda Olduğu İçin </b><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Suçsuzum</b><span style="font-weight: 400;">’ </span><b>İmajı Yaratmaya Çalışır&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel istismar davalarında tutuksuz yargılanan sanıklar genelde, dışarda olduğu için ‘suçsuzum’ imajını yaratmaya çalışır” diyen avukat Tekin Çekiç şöyle devam etti: “Mahalle halkı ‘tutukluluk nedir?’ tam olarak bilmediği için, sanıklar bu yönde bir imaj takınabiliyor ama bu durum suçsuz oluğu veya cezasını çekmeyeceği anlamına asla gelmiyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Rehabilitasyon Desteği Şart&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu süreçte STK olarak mağdur olan kişilere bu süreçle baş edebilmeleri için manevi gücü, desteği vermeye devam ediyoruz. Rehabilitasyon desteği bu süreçte çok önemli. Bu dava sürecinde de mağdur olan arkadaşımızın bu rehabilitasyon desteğini almasını hukuka erişim kadar önemli olduğuna inanıyoruz. Davanın sonucu ne çıkarsa çıksın kişinin hayatına devam edebilmesi için rehabilitasyon desteği şart” açıklamalarında bulundu. </span></p>
<p><em><b>Fotoğrafı: Hale Güzin Kızılaslan</b></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/">&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217; &lt;br&gt; Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı Açtı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/nirengi-dernegi-istismara-karsi-destek-hatti-acti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 09:39:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Nirengi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[İstismara karşı destek]]></category>
		<category><![CDATA[istismara psikolojik destek]]></category>
		<category><![CDATA[nirengi dernegi]]></category>
		<category><![CDATA[Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nirengi Derneği, istismar mağduru çocukların ve/veya bakım verenlerinin ücretsiz psikososyal ve yasal danışmanlık alabilmesi amacıyla Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı’nı hayata geçirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/nirengi-dernegi-istismara-karsi-destek-hatti-acti/">Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Hat Kapsamında Hangi Konularda Destek Sağlanıyor?</strong></h5>
<ul>
<li>çocuk istismarı vakaları için yasal mercilere bildirim konusunda yasal yönlendirme,</li>
<li>istismar bildirimi adli mercilere yapılan ancak henüz Baro’dan avukat atanmamış istismar mağduru çocuklara yasal destek,</li>
<li>istismar bildirimi adli mercilere yapılan ancak henüz Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden psikososyal destek için uzman atanmamış mağdur çocuklar için psikososyal destek.</li>
</ul>
<p>Cinsel, fiziksel, ekonomik ve duygusal olarak tüm istismar ve şiddet türleri bu hattın kapsamı içindedir.</p>
<h5><strong>Telefon Hattı Kimlere Nasıl Hizmet Vermektedir?</strong></h5>
<p>Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı’nı mağdur çocuk, mağdur çocuğun bakım vereni veya istismar durumundan şüphelenen/emin olan çocukla ilişkili herhangi bir kişi arayabilir. Hat hafta içi 10:00-19:00 saatleri arasında hizmet vermektedir.</p>
<p>Daha fazla bilgi edinmek için web sitesini <a href="https://www.nirengidernegi.org/tr/cocuk-istismarina-karsi-destek-hatti/">buradan</a> ziyaret edebilirsiniz.</p>
<h5><strong>Yetişkinlere Yönelik Bilgilendirme İçeriği</strong></h5>
<ul>
<li>Aşağıdaki mesajı 18 yaş üstü bilgilendirme için kullanabilirsiniz.</li>
<li>Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı’nı mağdur çocuk, mağdur çocuğun bakım vereni veya istismar durumundan şüphelenen/emin olan çocukla ilişkili herhangi bir kişi destek için arayabilir.</li>
<li>Telefon hattı hafta içi 10:00-19:00 saatleri arasında hizmet veriyor.</li>
<li>Hatta<strong> </strong><strong>0850 216 53 67</strong> numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.</li>
<li>Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı bir bildirim hattı değildir.</li>
</ul>
<p>Bir çocuğun istismar veya ihmal tehlikesi altında olduğu biliniyor veya bu konuda şüphe bulunuyor ise en kısa sürede aşağıdaki kuruluşlardan birine ihbarda bulunulmalıdır.</p>
<ul>
<li> Cumhuriyet Başsavcılıkları</li>
<li> Barolar, Çocuk Hakları Merkezleri</li>
<li> Kolluğun çocuk birimleri:</li>
<li>– İl Emniyet Müdürlüğünde Çocuk Şube Müdürlüğü</li>
<li>– İlçelerde Çocuk Büro Amirliği</li>
<li>– Jandarma Genel Komutanlığı “Çocuk ve Kadın Kısım Amirlikleri”,</li>
<li> Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri, Sosyal Hizmet Merkezleri,</li>
</ul>
<h5><strong>Telefon Hatları</strong></h5>
<ul>
<li> 155 Polis</li>
<li> 156 Jandarma Çocuk ve Kadın Kısım Amirliği</li>
<li> ALO 183 Sosyal Destek Hattı</li>
</ul>
<h5><strong>Çocuk Ve Gençlere Yönelik Bilgilendirme İçeriği</strong></h5>
<p>Aşağıdaki mesajı 18 yaş altı bilgilendirme için kullanabilirsiniz.</p>
<ul>
<li>Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı: <strong>0850 216 53 67</strong></li>
<li>Birisinden zarar görüyorsan veya zarar gören bir çocuğu tanıyorsan yasal veya psikososyal destek için hattı arayabilirsin.</li>
<li>Hafta içi her gün saat 10:00-19:00 saatleri arasında destek hattı aktif olacak.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/nirengi-dernegi-istismara-karsi-destek-hatti-acti/">Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Hattı Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel İstismarı Önlemede Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar Kitapçığı Çıktı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/cinsel-istismari-onlemede-yetiskinlere-dusen-sorumluluklar-kitapcigi-cikti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2021 10:02:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği'nin “Çocukların Bedensel Söz Hakları” Yaygınlaştırma Programı kapsamında, yetişkinler olarak çocuklara ve çocukların bedenlerine dair algımız, cinsel istismarı ele alışımız ve istismarla mücadele için yapabileceklerimize dair bütünlüklü bir bakış açısı sunmak amacıyla hazırladığı “Cinsel İstismarı Önlemekte Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar ve Çocukların Bedensel Söz Hakları” kitapçığı çıktı!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/cinsel-istismari-onlemede-yetiskinlere-dusen-sorumluluklar-kitapcigi-cikti/">Cinsel İstismarı Önlemede Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar Kitapçığı Çıktı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">&#8220;Cinsel istismarı önlemenin ilk koşulu, cinsel istismarın önlenebilir bir mesele olduğuna inanmaktır. İstismarı önlemek kapsamlı bir sistem işidir ve bu sistemin sorumluluğu devlete aittir. Bunun yanı sıra toplumu oluşturan bireyler olarak cinsel istismarla mücadelede bizlerin de alabileceği pek çok sorumluluk vardır. Cinsel istismarı önlemedeki bakış açımız çocuklara kendilerini korumalarını öğretmekten çok, yetişkinlere çocukları istismar etmemelerini anlatmak olmalıdır. Cinsel istismarla mücadele sorumluluğu çocuklara değil, yetişkinlere aittir.&#8221;</p>
<p>Yetişkin bireyler olarak istismarı önlemek için yapılabilecekleri, sorumluluklarımızı öğrenmek için kitapçığa <a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2021/06/C%CC%A7BSH-kitapcik-web.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/21/cinsel-istismari-onlemede-yetiskinlere-dusen-sorumluluklar-kitapcigi-cikti/">Cinsel İstismarı Önlemede Yetişkinlere Düşen Sorumluluklar Kitapçığı Çıktı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2021 07:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk evlilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[meclis komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TİHEK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meclis komisyonu gündeminde çocuk evliliğinin yasallaşması ve “erkeğin mağduriyetleri” vardı. Kadın hukukçular ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile pörtleyen bu ifadeleri ve çocuk evlilikleri mevzularını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk yaşta evlilik ve cinsel ilişki konusu Türkiye’de farklı kesimler arasındaki derin çatlaklardan biri. Özellikle kız çocuklarına dair resmi yetkililer ya da siyasiler tarafından sıklıkla hortlayan talihsiz açıklamalar kendi başına bir rutin haline geldi.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmenin kadına yönelik şiddet ve cinsiyet eşitliği konularında yaratacağı boşluğun kaygısının ayyuka çıktığı bu günlerde; üstelik meclisin ilgili komisyon toplantısında, işte böyle bir ‘erkek’ açıklaması yeniden pörtledi.</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan, 26 Mayıs günü TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda bir sunum yaptı.</p>
<p>Açıklaması sırasında erken yaşta evliliklerin yasallaşmasını da savundu; 15 yaşında nikah kıyılamamasını “insan hakları ihlali” olduğunu da…</p>
<p>“Şiddet uygulayan erkek mağdur oluyor,” dedi. Evlilik oranları azalırken, boşanma ve nikahsız birlikteliklerin arttığını söyleyerek, evlilik dışı ilişkilerde kadının daha fazla riske açık hale geldiğini öne sürdü. Evlenmeksizin birlikte yaşamanın toplumsal değerlerle bağdaşmadığını, kadına şiddete ve farklı şekilde mağduriyetine neden olduğunu iddia etti.</p>
<p>Tabii ki, yine, yeniden bu açıklamalara birçok çevreden tepki geldi.</p>
<p>Arslan’ın sözlerine karşılık Komisyon’da konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, “Kız çocuklarının erken yaşta ve zorla evlendirilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğu yönünde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mesajları çok açık ve nettir.” dedi.</p>
<p>Komisyon’da 2016&#8217;da AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan tasarıda yer alan ve tepkiler üzerine geri çekilen “çocuk yaşta evliliklere af getirilmesini” öngören madde de yeniden gündeme geldi.</p>
<p>Tasarı, Türk Ceza Kanunu&#8217;nun çocuğa yönelik cinsel istismarı suçunu düzenleyen 103. maddesini kapsıyor. Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı&#8217;ndaki madde “cinsel istismar suçu” çerçevesinde mağdur ile failin evlenmesi halinde, “fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine imkan veriyor.</p>
<p>Yani bir kız çocuğuna ya da kadına tecavüz eden “erkek” o kadınla evlenirse cezalandırılmıyor. Yani bir kız çocuğunun tecavüzcüsüyle evlenmeye zorlanmasının yolu açılıyor.</p>
<h5><strong>Çocuklar İçin Ne Anlama Geliyor?</strong></h5>
<p>Sürekli gündeme gelen çocuk yaşta evlilik konusunun, çocuklar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerini, çocukların insan haklarını ve tabii bir insan hakları kurumunun yöneticisi olarak Arslan’ın sözleri konusunda ne düşündüklerini hukukçu ve kadın örgütü temsilcileriyle konuştuk.</p>
<p>Çocuk yasta evliliklerin, insan hakları alanındaki yeri pek çok sözleşme ve mevzuatla düzenleniyor. Üstelik bunlar Türkiye’nin taraf olduğu ve kendi iç kanunlarından Anayasayla üstün tuttuğu standartlar. Buna rağmen, belli cevreler tarafından bu konu sanki hala çerçevesi netleşmemiş ve tartışmaya devam edilmesi gereken bir boşlukmuş gibi yansıtılıyor. Arslan’ın meclis komisyonundaki ifadeler de bu turlu bir yaklaşıma örnek teşkil ediyor.</p>
<p>Avukat Seda Akço’ya göre, bu tip bir yaklaşımda “Sorun nikahmış gibi tarif ediliyor.” Yani, çocuklar arasında cinsel ilişki veya evlilik söz konusu olduğunda, yaşıt iki çocuğun bunları yaşaması ile, bunun bir çocuk ile bir yetişkin arasında olması arasında fark yokmuş gibi davranılıyor. &#8220;Hem çocuk gelişimine dair her türlü bilgi, hem o yaşta evlenen çocukların içinde bulundukları koşullara dair her türlü bilgi gösteriyor ki çocuk yaşta evlenmek çocuklara gelişimsel açıdan çok büyük zararlar veriyor.”</p>
<p>Akço pek çok uluslararası Sözleşme’nin de bu sebeple bunun önlenmesini öngördüğünü hatırlatıyor: “Öte yandan bir yetişkinin çocukla evlenmesi konusu ise, sadece çocuk yaşta cinsel ilişki veya çocuk yaşta evlenme konusu değil, bir çocuk istismarı konusu. Çocukların istisnasız korunmasını gerektiren bir durum.”</p>
<h5><strong>‘Çocuk ve İnsan Haklarına Aykırı’</strong></h5>
<p>Evlilik bir sözleşme ve bu sözleşme kişiye çok ağır hukuki yükümlülükler yükler. Bunlar bir çocuğun bilinçli bir biçimde karar vermesinin bile çok zor olduğu yükümlülükler. Dolayısıyla Akço, evliliğin bir çocuğa vereceği “hamilelik veya eğitimden uzak kalmak” gibi zararlara da dikkat çekiyor: “O yüzden tam tersine evlenmesi çocuk ve insan haklarına aykırı.”</p>
<p>Arslan tarafından sorunun formüle ediliş biçimini de değerlendiren hukukçu, çocuk yasta evliliğin yasaklanmasının “insan hakları aykırı” olarak nitelendirilmesinde de kavramsal olarak hata buluyor. Bu nedenle “insan hakları kavramının anlamı ile ilgili birikimin reddedilmiş olduğunu ve böyle kullanıldığında kavramların içini de boşaltıldığını” vurguluyor.</p>
<p>Zira, kişiler kavramları “kafalarına göre” kullandığı zaman anlaşma zemininden çıkılıyor. Bu bağlamda Akço, TİHEK başkanının konuyu insan haklarına bağlamasının, konuşma zeminini ortadan kaldırdığını ifade ediyor. Böylece Arslan’ın o kavram üzerindeki anlaşmayı da reddettiğini belirtiyor: “Hem çocuk evliliklerine bakış açısından zaten yanlış; hem de insan hakları üzerinden açıklamaya kalktığı anda insan hakları kavramındaki fikri birliğini reddettiği, kavramın içini boşalttığı için de sorunlu.”</p>
<h5><strong>‘Erken Yaşta Evlilik’ Denilerek Yasallaştırılmak İsteniyor</strong></h5>
<p>Bu konularda uzun süredir çalışan uzmanlardan biri olan Fidan Ataselim, Arslan’ın ifadelerini “akıl almaz” ve “kabul edilebilir değil,” diye tarif ediyor.</p>
<p>Ataselim, kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye’nin önde gelen sivil toplum platformlarından biri olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri. Platform, Türkiye’de başta kadına yönelik şiddet olmak üzere toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla tanınıyor. Dolayısıyla, sürekli hortlatılan bu söylemlerle de mücadele ediyor.</p>
<p>“Kadınların korunmasının ‘erkek mağduriyeti yaratıyor’ şeklinde anlatılması başta insan hakları ihlalidir,” diyor Ataselim. “Çocuk yaşta zorla evlendirme” meselesinin “erken yaşta evlilik” şeklinde tanımlanarak yasal hale getirilmeye çalışıldığını belirtiyor.</p>
<p>Ataselim, “Çocuğun cinsel istismarını suç olarak tanımladığınızda onu erken evlilikle aklayamazsınız. ‘Suç olmasın’ demenin istismarı meşrulaştırmak olduğunu savunuyor: “Nitekim tüm sunum boyunca akran cinselliğini de, evlilik dışı birliktelikleri de ‘olamaz bir şey’ gibi anlatması çağ dışı ve hukuk dışı bir yaklaşımdır.”</p>
<p>Erken evlilik konusunun Türkiye’de her zaman tartışma konusu yapılmasını eleştiren Ataselim, “Dönem dönem bu tartışmayı sözde mağduriyetler anlatarak gündeme getirmeleri karşılık bulamaz. Çünkü devlet çocukları herkesten korumakla sorumludur,” uyarısını da ekliyor. “Çocuğun anayasal haklarını, Çocuk Koruma Kanunu’nu ve Lanzarote Sözleşmesi’ni uygulamakla yükümlü olanlara diyecek sözümüz: ‘Anayasayı, yasayı, sözleşmeyi uygula!”</p>
<h5><strong>Demir: Açık Tehdit Niteliğindedir</strong></h5>
<p>Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Hatice Demir ise, TİHEK Başkanının sözlerini “ayrımcı” ve “cinsiyetçi” olarak niteliyor ve “nefret söylemi” içerdiğini ifade ediyor.</p>
<p>Demir, “Temel amacı ayrımcılığın önlenmesi, insan haklarının korunması ve eşitliğin sağlanması olan bu kurumun başkanının sözleri bulunduğu göreve de aykırı. Hatta görevin kötüye kullanılması niteliğindedir,” diyor. Demir’e göre bu ifadeler “kadınların yaşamlarına, kararlarına ve özgürlük alanlarına açık tehdit niteliğinde.”</p>
<p>Arslan’ın açıklamaları ile nikahsız beraberlik yaşayanları hedef gösterdiğini ve suç işlediğini söylüyor Demir: “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan çocuk yaşta evlilikleri savunulabilmesi utanç verici. Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmeleri ve iç hukuktaki yasal düzenlemeleri de tanımadığının göstergesidir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/03/cocuk-evlilikleri-kadina-siddet-uygulayan-erkek-magdur/">Çocuk Evlilikleri: ‘Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Mağdur’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 13:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20284</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Kasım Dünya Çocuk Hakları dolayısıyla bir araya geldiğimiz Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun, Sivil Sayfalar için çocuk hak ihlalleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Torun, çocuk dostu bir anayasanın şart olduğuna dikkat çekerek çocukların anlayacağı formatta hazırlanan anayasanın başta çocuklar olmak üzere herkesin erişimine açılmasının gerekliliğine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun’un ifadesiyle SHD, devletin sosyal olma yükümlülüğünü harekete geçirmeye çalışıyor. Bunu, Aladağ ve Soma gibi sosyal &#8220;cinayet&#8221; olarak nitelediği davalara bakarak yapıyor. Kadın, çocuk, kent, hayvan, eğitim, sağlık şeklinde hak atölyeleri var; paneller, sergiler, film gösterimleri düzenliyorlar. Soma ve Aladağlı çocuklar için yaz okulları organize ediyorlar. Sosyal Hukuk Grubu da ‘Sosyal Hukuk’ adlı dergi çıkarıyor ve ülkenin sosyal sorunlarını hukukî açıdan yorumluyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de temel hak ve özgürlükler kağıt üstünde mi kalıyor?</strong></p>
<p>Türkiye bir sürü sözleşmeye imza atmış, sözleşmeler bizi bağlıyor ancak dünyanın en mükemmel kanunlarına da sahip olsanız uygulamadığınız sürece anlamı yok. Hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama, gelişim ve sağlık hakkından bahseder. Ancak mevcut uygulamalar bu sözleşmelerin ve hakların tepelendiğini gösteriyor. Bir şeyin uygulanması için kanun olmasına da gerek yok; insan hakları bilincinin yerleşmiş olması yeterli.</p>
<p><strong>Anayasada çocuk, kendi haklarını kullanma kapasitesi gelişen hukuki bir kişi olarak tanımlanmıyor…</strong></p>
<p>Anayasa çocukları korumak üzerine kurulmuş. Evet, özel olarak çocuğun haklarından bahsetmiyor. Çocuk “birey” olarak tanımlansa daha iyi olur.</p>
<p><strong>Bunun ideali nedir? </strong></p>
<p>Anayasa hazırlanırken çocukların hakları da yer almalı. Akademisyen, pedagog ve çeşitli uzmanlarla birlikte çocukların da görüşü alınmalı. Çocuk dostu bir anayasa şart. Anayasanın çocukların anlayacağı dilde bir forma sokularak çocukların olduğu her yerde dağıtılması gerekiyor.</p>
<h4><strong>“Çocuklar Çıraklık Adı Altında Sömürülüyor&#8221; </strong></h4>
<p><strong>Çalışma yaptığınız bir diğer alan çocuk işçiler… </strong></p>
<p>Sanıyor muyuz ki, hayatlarının en heyecanlı döneminde soğuk inşaatlarda, yakıcı sıcağın altında tarlada ya da boğucu sanayilerde çalışmaya can atıyorlar? Çoğu, eve ekmek götürmeye çalışan, bir şekilde buna zorlanan, erken yaşta gereğinden fazla olgunlaşmış çocuklar.</p>
<p><strong>Artan çocuk işçi ölümlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>DİSK &#8211; Genel-İş Sendikası’nın “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak” başlıklı bir raporunda çalışma hayatında iki milyona yakın çocuk işçi bulunduğu ve çocuk işçilerin yaklaşık yüzde 80’inin kayıt dışı çalıştığı belirtiliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre sadece 2017 ağustos ayında 16 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Daha doğrusu sosyal cinayete kurban gitti. 2016 yılında 56 çocuk işçi yaşamını yitirmişti ve bu zamana kadar en çok çocuk işçi ölümlerinin yaşandığı yıl olmuştu. İnsan hayatını rakamlarla ifade etmek her zaman zor ve çirkin. Her biri en az benim en az sizin kadar can. Henüz hayata dair bir fikir dahi edinemeden, yeterince göremeden, gülemeden ve de sevemeden gidiyorlar.</p>
<p><strong>“Çırak” olarak çalışmalarını nasıl yorumlamak gerek?</strong></p>
<p>“Çıraklık” kavramının düzenlendiği 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Yasası var. Bu yasa, 2016 sonunda yapılan değişiklikle revize edildi ve aday çıraklık yaşının 11’e kadar düşmesiyle oldukça tepki aldı. Yasaya baktığınızda, “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre çırak, bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” şeklinde tanımlanıyor. Yani çırak mesleki eğitim amaçlı çalışma hayatına katılan öğrenci statüsündeki kişiler olarak ele alınmış ve yaş sınırı var. Çırak olabilmek için en azından ortaokul mezunu olmak, yani 13 yaşını doldurmuş olmak gerekiyor. 14 yaşından küçükler ise kısa süreli olarak “aday çırak” olabiliyor. 19 yaşından gün alana dek çırak olarak çalışabiliyorlar. Üstelik çıraklar, 4857 Sayılı İş Kanunu’na tabi değiller ve zaten yasanın 71’inci maddesine göre 15 yaşından küçük işçi çalıştırmak yasak. Yani, çırakların İş Kanunu’ndan kaynaklanan hiçbir hakları yok. Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde bir çocuğun çırak olabilmesi için mutlak surette işverenle arasında çıraklık sözleşmesi imzalanmış olması gerekiyor. Aksi halde, işveren çocuk işçi çalıştırdığı gerekçesiyle cezalandırılır.</p>
<p><strong>Çocuklar bu yolla sömürüye açık hale mi getiriliyor?</strong></p>
<p>Evet. Çocukların “çırak” adı altında ne derece kolay sömürülebilecekleri rahatça anlaşılıyor. Sömürülüyorlar da. Zira çocuk işçi yahut çırak demek ucuz iş gücü demek.</p>
<p><strong>“Çocuklar meslek öğreniyor” yaklaşımı da var…</strong></p>
<p>Bu çocukların neredeyse tamamı geçimini sağlamak için çalışıyor. Asgari ücretin, adı üzerinde, geçinmek için gereken en asgari rakam olduğu kabul edildiğinde, emek veren çocuklara bu rakamın üçte biri veriliyor!</p>
<p>E, meslek öğreniyorlar diyeceksiniz de bu geçerli bir gerekçe değil. Çünkü çıraklık fiiliyatta eskiden olduğu gibi değil artık. Eskiden çırak ustasıyla yan yana olurmuş, onunla düşünür onunla üretirmiş. Şimdiki çıraklık sistemine baktığınızda tamamen kapitalizmin donuk resmini görüyorsunuz. Çıraklara daha ziyade beden gücüne dayalı işler yaptırılıyor, meslek öğretme odaklı bir tavır söz konusu değil. Kaldı ki, mesleği öğrenseler bile maddi imkanı olmayan bu çocukların ileride herhangi bir girişimde bulunmaları pek mümkün değil. En iyi ihtimalle, çıraklık dönemi bittiğinde aynı pozisyonda yahut bir üstünde İş Kanunu’na tabi işçi olarak devam ediyorlar çalıştıkları yerde.</p>
<p><strong>Bir hukukçu olarak çözüm öneriniz var mı peki?</strong></p>
<p>Elbette. Türkiye, ILO’nun 138 No’lu “Asgari Yaş Sözleşmesi” ve 182 No’lu “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” başta olmak üzere çocuk işçiliğine ilişkin düzenlemelerin hüküm altına alındığı çok sayıda uluslararası sözleşmenin altına imza atmış durumda. Bu sözleşmelerin doğru şekilde uygulandığını denetleyen bir mekanizma kurulması ve işletilmesi, var olan mekanizmaların çalışır hale getirilmesi şart. Bunun yanı sıra, çıraklık yaşının 18’e yükseltilmesi de zaruri. O çocukların okuması gerekiyor ve mevcut sistemde sömürüldükleri gayet açık. Kaldı ki, 18 yaşın altındaki bir çocuktan sağlıklı bir meslek seçimi yapması da beklenemez. Esas mesele ise, ailelerin ekonomik geçim düzeyinin artırılması ki, çocukları iş hayatına yönlendirmektense buna ilişkin politikalar üretilmesi daha sağlam sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte 4+4+4 sistemi ile fiilen zorunlu eğitimin 13 yaşına indirilmiş olduğu da bir gerçek. En başından beri karşı çıktığımız bu sistemin de yeniden düzenlenmesi ve eğitimin kontrollü hale getirilmesi gerekiyor. Çocuk işçilerin çoğu mevsimlik işçi olarak çalıştıkları tarım sektöründe sosyal cinayete kurban gidiyor ve neredeyse tamamı kayıt dışı çalışıyor. Çocukların kayıt dışı çalışmasının kati surette yasaklanması ve bu durumun ciddi şekilde denetlenmesi de iş güvenliği ve sağlığı açısından bir zorunluluk.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuk Mahpuslara Yetişkin Muamelesi Yapılıyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Hakları ihlal edilen bir diğer kesim de çocuk mahpuslar…</strong></p>
<p>Evet, öyle. CMK avukatlığı da yapıyorum, davaların yüzde 90’ı çocuklarla ilgili. Suça sürüklenen bir çocuğa ilk kez müdafi atandığım bir dosyada, çocukla hakim karşısına çıkarılmadan önce konuşmak istedim. Dosyaya ilişkin biraz konuştuktan sonra, bana “Abla benim bunun gibi bir sürü dosyam ve cezam var zaten. Sen kendini boşuna yoruyorsun, biz alışkınız” dedi. Bir süre ne diyeceğimiz bilemedim. “Böyle düşünme, şu andan itibaren herhangi bir suça bulaşmasan, cezan da elbet biter ve daha düzgün devam edebilirsin yaşamına” dedim. Müstehzi yarım bir gülüş attı. Yanımızdaki polise baktım, aynı gülüşü o da attı. Nasıl aptal gibi hissettiğimi anlatamam. O gün bugündür de suça karışmış çocuklarla konuşurken eziliyorum.</p>
<p><strong>Kanun bu çocuklarla ilgili ne diyor?</strong></p>
<p>Çocukların haklarını gözetmek üzere ayrıca düzenlenmiş bir Çocuk Koruma Kanunu’muz var. Bu kanunda çocukların tutukluluğuna ilişkin tek düzenleme 21. Maddede geçen tutuklama yasağı. Bu hükme göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. Bu hüküm doğal olarak yetersiz; çünkü tutuklu çocuklara ilişkin özel bir usul yahut uygulamadan bahsetmiyor. Dolayısıyla, tutuklu çocuklara ilişkin yetişkinlere uygulanan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. vd. maddeleri uygulanıyor. Yani, çocuklar da yetişkinler gibi sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklanıyorlar. Halbuki çocuk sorgusunun, tıpkı yargılamada olduğu gibi çocuklar bakımından uzman ve çocuklara ilişkin özel tedbir alabilecek ayrı bir merci tarafından yapılması gerekiyor. Bununla birlikte CMK Madde 102’de yer alan tutukluluk süresi bakımından çocuklar için ayrı bir hüküm bulunmuyor. Bu süresinin olabildiğince kısa tutulmasını öngören bir emredici hüküm şart. Kaldı ki; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde “çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması”nı öngören temel bir ilke var.</p>
<p><strong>Anneleriyle birlikte içeride kalan yüzlerce bebek için durum değişkenlik gösteriyor mu?</strong></p>
<p>5275 nolu Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. Maddesinin 4. Fıkrasında diyor ki; “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş̧ veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.”</p>
<p>Bu şu demek; 6 aydan küçük bebeği olan kadınlar ve hamile kadınlar cezaevinde tutulamazlar. Ama bugün baktığımızda yaklaşık 700 bebek içeride. Mevcut durumda, belirttiğimiz yasa hükümlerinin uygulanmadığı son derece açık. Kaldı ki, hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama hakkından, gelişim hakkından, sağlık hakkından bahseder. Mevcut uygulamayla bu sözleşmelerin topyekun tepelendiği de aşikâr.</p>
<h4><strong>“SHD, Çocuklara Hak Bilincini Vermeye Çalışıyor”</strong></h4>
<p><strong>Çocuklar için neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Sosyal Haklar Derneği, her türlü bürokratik, fiziksel ve de psikolojik zorluğa rağmen kutsal diyebileceğimiz bir çalışmaya imza attı. Üç yıldır Soma’da yaptığı gibi, Aladağ’daki Kışlak ve Köprücek köylerinde çocuklar için bir yaz kampı organize etti. Çocuklarla oyunlar oynadık, öğrendik, eğlendik ve dayanışmanın o tarifsiz güzelliğini hissettik. Yaz okullarında yaptığımız hak atölyeleri özellikle önemli. Burada hak bilincini vermeye çalışıyoruz; ağacında hakkı var, kuşunda hakkı var… Anlatıyoruz.</p>
<p><strong>SHD bu anlamda bir şeyleri değiştirdi mi?</strong></p>
<p>Bence değiştirdi. Bir önceki yıla göre fark var. Soma’da yaz kampımıza ortalama 200 çocuk katıldı. İlk gittiğimizde siyah resimler yapıyorlardı, şimdi o resimler çiçeğe böceğe dönüşmeye başladı. Bu kamplarda başka bir dünyanın olduğunu göstermek istiyoruz. Çünkü sosyo-ekonomik anlamda travmatik bir çevrede yetişiyorlar. Babası madenden geliyor, tarlada çapa yapıyor, bir yandan hayvanlarına bakıyor. Sürekli bir ekmek derdi var. Çocuğun anne babasıyla vakit geçirme hakkı var ama bu bile ne kadar mümkün? Çocuk gibi büyümüyorlar ve ne yazık ki ‘Doktor mu öğretmen mi olayım?’ diye düşünmek yerine madende çalışıp/çalışmayacağına kafa yoruyor.</p>
<p><strong>Aladağ’daki çocuklar için de bu durum geçerli mi?</strong></p>
<p>Aladağ’da Soma’ya göre çok daha değişik bir ortam var. Yerleşim bölgeleri dağlık yerlere serpilmiş. Ev yok, yol yok, tarım-hayvancılık yok, araçlar köylere çıkmıyor. Köy, okulların bulunduğu merkeze çok uzak. Mecburen çocuklarını okulun yakınındaki cemaat yurduna vermişler. Denetimsiz yurtlarda çocuklar göz göre göre can vermiş.</p>
<p><strong>Ailelere güven telkin etmek zor olmadı mı?</strong></p>
<p>Oraya ilk giden SHD idi. Dava süreciyle birlikte bir güven ilişkisi gelişti. Aileler kamptayken bize yemek getirdiler, evlerini açtılar. Bende çocuklara haklarından bahsetmek için oradaydım; fakat ben onlardan daha çok şey öğrendim. Hepsinin “Haksızlık deyince akıllarına ne geldiği” sorusuna verecek bir cevabı var mesela; kimi çat diye “Adalet!” deyiveriyor ama kimi de “Karıncaları öldürmektir” gibi naif bir cümleyi bırakıveriyor önünüze. “Barış deyince aklınıza ne geliyor?” diye sorduğunuzda; “Hava almak” cevabı kalbinize saplanıyor ya da “Kelebek” diyen çocuğu pamuklara saramadığınız için utanıyorsunuz.</p>
<p><strong>Bir diğer hak ihlali çeşidi de cinsel istismar…</strong></p>
<p>Çocuklarla alakalı en çok karşılaştığımız hak ihlali çeşidi cinsel istismar ve her geçen gün artarak devam ediyor. Bu konuda siyasilerin tutumları çok önemli, örnek verecek olursa Diyanet İşleri Başkanı’nın “Dokuz yaşında bir çocuğa şehvet duyulması” gibi açıklamaları ya da kanundaki açıklar bu vakaların artmasına sebep oluyor. Ayrıca “tecavüz yasası” dediğimiz erken yaşta evliliğin önünü açan yasa gibi öneriler her ne kadar biz bunu engellemiş olsak da insanların zihninde bir meşruiyet zemini oluşturuyor. Ülkemizdeki “ayıp” olgusu da bu durumun üstünü örtmekte, yaşanan on olaydan ancak birini öğrenebiliyoruz biz. Bütün bunların sonucunda yaptırımların yeterli olmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>OHAL ilanıyla beraber kapatılan STK’larla ilgili değerlendirmeniz nedir?</strong></p>
<p>Dernek kurmak, hem uluslararası sözleşmelerde hem anayasada yer alan temel bir hak. Temel olan hakkı, bir kararnameyle ortadan kaldırıyorsunuz. Ancak kararname, uluslararası sözleşmeyle tanınan haktan daha üstün olamaz. Kaldı ki çocuklar kanuni temsilcileriyle yani velileriyle haklarını kullanabiliyorlar Bu, çocukların korunmaya muhtaç bireyler olduğu anlamını da taşıyor. O dernekleri kapatarak çocukların korunma hakkını elinden alıyorsunuz.</p>
<p><strong>Boşluk oluştu mu?</strong></p>
<p>Hem de nasıl. Bugün Türkiye’de çok önemli işler başarmış Gündem Çocuk gibi birçok dernek ortadan kaldırıldı. Mücadele veren derneklerin ortadan kaldırılması dolaylı yoldan çocuk haklarının ihlalidir.</p>
<p><strong>Çocuk hak ihlallerinin önüne geçme konusunda STK’lar ne yapabilir?</strong></p>
<p>Hak mücadelesi tek bir ayaktan oluşmaz. Siyasi, hukuki ve STK ayağı var. Birinin eksik olsa sistemin çökmesi anlamına gelir. STK’lar ne kadar işler hale gelirse hak güvencesi o kadar sağlanmış olur. STK’ların ilk görevi farkındalık oluşturarak ihlallere dikkat çekmek ve her mecrada bunu dile getirmek. Diğer görevi siyaseti harekete geçirmek, meclise önergeler taşınmasını sağlamak, yeni kanun oluşturma konusunda itici güç olmak.</p>
<p><strong>Partiler STK’larla güçlü bir ilişki içerisinde mi?</strong></p>
<p>Tabii ki değil. Mevcut sistemde çoğunluğa dayalı bir yasa yapma silsilesinden bahsediyoruz. En iyi yasa yapma yöntemi; çoğunlukçu değil çoğulcu yöntemin benimsenmesidir. LGBTİ’den tutun etnik kimliklere varana kadar her kesimle bol müzakere edilerek yasa yapılmasıdır. Partiler, barolarla ya da hak mücadelesi veren akademisyenlerle de iş birliği içerisinde değiller. İletişim içindeyse bile muktedir düşünce çerçevesinde iletişimdeler. Bu da tek tipleşmeye dönüşüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Değişim Benimle Başlar’ Eğitim Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/degisim-benimle-baslar-egitim-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 12:20:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD)]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim Benimle Başlar]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Türkiye’nin her yerinden alınan talepler doğrultusunda “Değişim Benimle Başlar”cinsel şiddet farkındalık eğitimlerine 2019’da da devam ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/degisim-benimle-baslar-egitim-basvurulari-acildi/">‘Değişim Benimle Başlar’ Eğitim Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="column one-second">
<p>Bu yıl İstanbul İsveç Başkonsolosluğu desteğiyle yürütülen “Değişim Benimle Başlar” projesi kapsamında 24 tam günlük eğitim çalışması yürüterek cinsel şiddete dair toplumsal yaklaşımın dönüşmesine ve yaygın yanlış inanışların değişmesine katkıda bulunmak hedefleniyor.</p>
<p>Önceki yıllarda uygulanan üç farklı çalışmaya, bu yıl hayvana yönelik cinsel şiddetle ilgili bir modül de eklendi. ‘Değişim Benimle Başlar’ projesi kapsamında eğitimler aşağıdaki 4 başlıkta gerçekleşecek</p>
<ol>
<li><strong>Flört Şiddeti ve Güvenli İlişkiler</strong></li>
<li><strong>Cinsel İstismara Koruyucu Önleyici Yaklaşım</strong></li>
<li><strong>Cinsel Şiddet, Kavramlar ve Mücadele Yöntemleri</strong></li>
<li><strong>Hayvana Yönelik Cinsel Şiddetle Mücadele</strong></li>
</ol>
</div>
<div class="column one">
<p>Proje ile ilgili detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak için<a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/projeler/degisim-benimle-baslar-egitimleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> <strong>buraya</strong></a> tıklayabilirsiniz.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/degisim-benimle-baslar-egitim-basvurulari-acildi/">‘Değişim Benimle Başlar’ Eğitim Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarla cinsel istismarı nasıl konuşmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/13/cocuklarla-cinsel-istismari-nasil-konusmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2017 07:14:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç devlet kanalı NRK]]></category>
		<category><![CDATA[NRK]]></category>
		<category><![CDATA[Save the Children]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20026</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hiçbir çocuk, hiçbir aile ve toplumun hiçbir kesimi istismardan muaf değil. Çocukları istismar konusunda bilgilendirmek başlı başına bir önlem niteliğinde.&#8221; Çocuklarla cinsel istismar hakkında konuşmak, onları can yakan sırları paylaşma konusunda daha güvende hissettirir. Bu yüzden Norveç devlet kanalı NRK&#8217;nun çocuk kanalı NRK Super bu hafta cinsel istismara odaklanıyor. Bu belki de o ertelediğiniz konuşmayı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/13/cocuklarla-cinsel-istismari-nasil-konusmali/">Çocuklarla cinsel istismarı nasıl konuşmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Hiçbir çocuk, hiçbir aile ve toplumun hiçbir kesimi istismardan muaf değil. Çocukları istismar konusunda bilgilendirmek başlı başına bir önlem niteliğinde.&#8221;</em></strong></p>
<p>Çocuklarla cinsel istismar hakkında konuşmak, onları can yakan sırları paylaşma konusunda daha güvende hissettirir. Bu yüzden Norveç devlet kanalı NRK&#8217;nun çocuk kanalı NRK Super bu hafta cinsel istismara odaklanıyor. Bu belki de o ertelediğiniz konuşmayı yapmak için bir fırsat olabilir.</p>
<p>Pek çok ebeveyn çocuklarla cinsel istismar hakkında konuşmaktan çekiniyor. Çekinmenize gerek yok.</p>
<p>Stine Sofie Vakfı&#8217;nda proje liderliği yapan Erik S. Oksavik, bunun kesinlikle bütün ebeveynlerin çocuklarıyla yapması gereken bir konuşma olduğu görüşünde.</p>
<p>Çocuklarımızı toplumdaki bütün tehlikelerden korumak isteriz, değil mi? O zaman şiddet ve istismarın da çocuklara yönelik bir tehlike olduğunu fark etmemiz gerekiyor.</p>
<p>NRK&#8217;ya konuşan Oksavik, ebeveynleri sorumluluk alıp konuşmayı yeterince güvenli bir şekilde yapacak kadar bilgilenmeye teşvik ediyor.</p>
<p>Silje Vold ise Save the Children Norveç&#8217;te özel danışmanlık veriyor. En önemli şeyin istismarın ne olduğunu açıklamak ve çocukların kendi bedenleri üzerinde karar vermesi olduğunu savunuyor.</p>
<p>&#8220;Bunun yasadışı olduğunu, hiçbir zaman çocuğun suçu olmadığını ve istismara maruz kalmış çocukların bunu güvendikleri bir yetişkine anlatmaları gerektiğini aktarmanız gerekiyor.&#8221;</p>
<p>İşte çocuklarla istismar hakkında konuşmanızı kolaylaştıracak altı tavsiye:</p>
<p><strong>1. Konuyu açmaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Save the Children Norveç&#8217;ten Silje Vold, pek çok yetişkinin cinsel istismar hakkında konuşarak çocukları korkutmaktan çekindiğini söylüyor.</p>
<p>&#8220;Haliyle konuşmayı çocuğu güvende hissettirmeye odaklı bir biçimde ilerletmek önem taşıyor. İstismarın ne olduğunu açıklarken böyle şeyleri çok çok az sayıda yetişkinin yaptığını belirtebilirsiniz.&#8221;</p>
<p><strong>Çocuklara öğrettiğimiz trafikte can güvenliği ya da yangın tatbikatı gibi diğer olası konulara benzer bir şekilde düşünmek işe yarayabilir.</strong></p>
<p>&#8220;Hiçbir çocuk, hiçbir aile ve toplumun hiçbir kesimi istismardan muaf değil. Cinsel istismar çocukların bulunduğu her ortamda gerçekleşebiliyor.”</p>
<p><strong>Çocukları istismar konusunda bilgilendirmek başlı başına bir önlem niteliğinde.</strong></p>
<p>&#8220;Bu sayede çocuklara istismarı zorla kabul ettirmek ya onları manipüle etmek zorlaşırken, istismara maruz kalmaları halinde anlatmaları kolaylaşır.&#8221;</p>
<p>Vold, çocukların bedenleri, sınırlar ve istismar hakkında bilgilenmelerinin zararlı olmadığının altını çiziyor. Save the Children Norveç çocuklara inisiyatif almaları ve konuşmayı yönetmeleri konusunda izin vermeyi öneriyor. Konuya ilişkin çizimler bulundurmak da düşüncelerinizi kelimelerle ifade etmenin zor olduğu durumlarda yardımınıza koşabilir.</p>
<p><strong>2. Konuyu güvenli bir ortamda açın</strong></p>
<p>Save the Children Norveç&#8217;in tavsiyesi, çocuğun konuyu kapatma ya da değiştirme isteği halinde buna saygı göstermek. Çocuğun hislerini ciddiye alın ve sözlerini hiçe saymayın. Çocuğun dediklerini doğru anlayıp anlamadığınızı öğrenmek için tekrarlayın.</p>
<p><strong>Örneğin &#8220;yaşadığımız muhitte çocuklara kötü şeyler yapacak yetişkin olmaz&#8221; demek akıllıca bir hareket değil. Bunun yerine, &#8220;benim için en önemlisi, senin güvende olduğundan emin olmak&#8221; diyebilirsiniz.</strong></p>
<p>&#8220;Konuyu güvenli bir ortamda açmalısınız. Olası sorulara yanıt verecek geniş bir zamanınız olduğundan emin olun. Bilmediğiniz durumlarda ise bunu belirtip yanıtı bulup bulamayacağınıza bakacağınızı söyleyebilirsiniz, diyor Stine Sofie Vakfı&#8217;ndan Oksavik.</p>
<p><strong>3. Konuşma çocuğun yaşına uygun olmalı</strong></p>
<p>Save the Children Norveç&#8217;in tavsiyesi konuşmanın çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olması yönünde. Çocukların çoğu zaman sandığımızdan çok daha fazlasını anladığını aklınızda bulundurun.</p>
<p>&#8220;Çocuk üç yaşına geldiğinde beden hakkında konuşmaya başlayabilirsiniz. Bedenin farklı kısımlarının adlarını çocuklara öğretebilirsiniz. Çocuk yaklaşık beş yaşına geldiğinde ise üreme hakkında konuşabilirsiniz. Bu da güzel ve can yakan dokunuşlar, iyi ve yasadışı sırlar hakkında konuşmaya bir giriş kapısı aralayabilir.&#8221;</p>
<p>Oksavik konuşmanın çocuk okul yaşına geldiğinde tekrarlanması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>&#8220;O zaman cinsellik hakkında daha fazla konuşabilir, beden gelişimini anlatabilirsiniz.&#8221;</p>
<p><strong>4. Somut ve açık konuşun</strong></p>
<p>Save the Children Norveç, cinsel istismarın ne olduğunu açıklarken somut ve açık olmanın önemli olduğunu belirtiyor.</p>
<p>&#8220;Çocukların hiçbir zaman yetişkinlerin penisini okşayamayacağını, aynı şekilde yetişkinlerin de çocukların penisini okşayamayacağını anlatabilirsiniz.&#8221;</p>
<p>Ayrıca istismarın, çocuk &#8220;katıldığını&#8221; hissetse ya da bir an heyecanlı bulsa bile, hiçbir zaman çocuğun suçu olmadığı konusunda açık olmak önem taşıyor.</p>
<p>Oksavik çocuklarla beden hakkında konuşmanın iyi bir başlangıç noktası olduğunu düşünüyor.</p>
<p>&#8220;Çocuklara &#8216;pipi&#8217; yerine penis demeyi öğretin. Çocukların farklı dokunuşlar olduğunu bilmesi de önemli. Sarılmak ve birinin saçını okşaması güzel olabilir. Çocuklara farklı şekilde dokunmak, örneğin çocukları penis ya da popo üzerine oturtmak ise, yasaktır.”</p>
<p>Çocukla internette istismar hakkında da konuşmalısınız. <strong>Çocukların çıplak resimlerini çekmenin, önlerinde kıyafetlerini çıkarmalarını istemenin yasak olduğunu anlatın.</strong></p>
<p>&#8220;Çocuklara soyunmanın nerede normal olduğunu anlatın. Örneğin çıplak yıkanmalarına karşın birinin istemesi halinde bilgisayarın önünde soyunmanın iyi bir şey olmadığını paylaşın.</p>
<p><strong>5. Çocukların yasak olduğunu bildiği şeylerden yola çıkın</strong></p>
<p>Stine Sofie Vakfı&#8217;ndan Oksavik, çocuklara öğrettiğiniz diğer şeylerden yola çıkmayı öneriyor. Dayak atmanın ya da kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmenin yasak olması gibi birinin çocuğun penisiyle oynamasının ya da çocuğu kıyafetlerini çıkarmaya zorlamasının da yasak olduğunu anlatabilirsiniz.</p>
<p>&#8220;Böyle şeyler yapan birinin sonradan özür dilemesinin ya da hediyeler almasının da kabul edilemeyeceğini söyleyin. Bunların olması halinde çocuk güvenebileceği bir yetişkine durumu anlatmalı.&#8221;</p>
<p>Save the Children Norveç, çocukları birine sarılmak istedikleri zaman bunu karşı tarafın izniyle yapabilecekleri konusunda da bilinçlendirmek gerektiğini aktarıyor. Silje Vond konuya şöyle dikkat çekiyor:</p>
<p>&#8220;Bu sayede çocuklara hem kendimizin hem de diğer kişilerin kendi bedenleri hakkında söz sahibi olduğunu anlatmış oluruz. &#8216;Dur&#8217; demek ya da bedenlerine istemedikleri bir şey yapılması halinde bunu bir yetişkine anlatmak gibi basit kuralları çocuklara öğretebiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>6. Konuyu düzenli aralıklarla gündeme getirin</strong></p>
<p>Silje Vold, yetişkinleri bunu &#8220;yapmaları gereken bir konuşma&#8221; olarak düşünmemeleri konusunda uyarıyor.</p>
<p><strong>&#8220;Bu tek bir konuşmadan ibaret değil, düzenli aralıklarla konuşmaya devam edilen bir konu olmalı.&#8221;</strong></p>
<p>Konuyu doğal bir biçimde, mesela arabayla gezmeye çıktığınızda, açmak çocuğa soru sorma olanağı tanımak açısından işe yarayabilir.</p>
<p>Vold ayrıca &#8220;çocuğun merak ettiği bir şey olduğunda ya da arkadaşlarıyla olsun, kardeşleriyle olsun oyun oynarken karşısına engeller çıktığında bunları olanak olarak düşünün&#8221; tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<p>Çocuğun yaşı ilerledikçe yasalar, cinsellik ve beden ile ilgili giderek daha fazla bilgi sunabilirsiniz.</p>
<p>&#8220;Çocukları dinlerken acele etmez ve sordukları sorulara güzelce yanıt verirseniz, konuyla ilgili konuşma fırsatları kendiliğinden açılacaktır.”</p>
<p><em>Kaynak:</em> <a href="https://www.nrk.no/livsstil/slik-snakker-du-med-barn-om-overgrep-1.13725332" target="_blank" rel="noopener noreferrer">NRK</a></p>
<p>*Söz konusu yazı ilk olarak <a href="http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=24949" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAOSGL sayfasında</a> yayınlanmış olup, Sivil Sayfalar&#8217;da  da paylaşılmasına da izin verilmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/13/cocuklarla-cinsel-istismari-nasil-konusmali/">Çocuklarla cinsel istismarı nasıl konuşmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2017 10:58:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gashlighting]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kiminle ilgili olursa olsun, şiddetten bahsederken; güncel politik dilin kaygısıyla başbaşa kalabiliriz. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin bu kaygılar için bir kavramlar sözlüğü var. “Kurban” sıfatının nelere tekabül ettiğini, rıza ve rıza inşası arasındaki ilişkiyi, son yıllarda tanımlanan bir şiddet biçimi olarak &#8220;gashlighting&#8221;i inceleyen sözlüğe buyrun birlikte bakalım: 1. Hayatta Kalan Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/">Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kiminle ilgili olursa olsun, şiddetten bahsederken; güncel politik dilin kaygısıyla başbaşa kalabiliriz. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin bu kaygılar için bir kavramlar sözlüğü var. “Kurban” sıfatının nelere tekabül ettiğini, rıza ve rıza inşası arasındaki ilişkiyi, son yıllarda tanımlanan bir şiddet biçimi olarak &#8220;gashlighting&#8221;i inceleyen sözlüğe buyrun birlikte bakalım:</p>
<h3><strong>1. Hayatta Kalan</strong></h3>
<p>Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan.</p>
<p>İngilizce’de survivor kelimesinden gelmektedir. Cinsel şiddete maruz bırakılmış bireyler için, “mağdur” ya da “kurban” yerine daha güçlendirici olan “hayatta kalan” kelimesinin kullanılması tercih edilir.</p>
<p>Hayatta kalmak; yaşanılan şiddet ve yarattığı travmanın ölçüsü ne olursa olsun, içimizdeki güçle, kendimize tutunarak ve çevremizden destek alarak şifa bulabileceğimizi, daha tatminkar ve üretken bir hayat yaşayabileceğimizi bize anlatır. Yaşanılan travmanın hayatınızı ele geçirmesine izin vermiyorsanız, bir şekilde bu metne ulaşmış ve okuyorsanız, zaten en kötüsünden kurtulmuşsunuz demektir. Siz kurban değil hayatta kalansınız.</p>
<h3><strong>2. Rıza</strong></h3>
<p>Kişinin belirli bir davranışı özgür iradesiyle, sözlü veya bedensel ifade yoluyla onaylaması.</p>
<p>Cinsellik içinde rıza kavramı cinsel davranışlar çerçevesinde kullanılır. Cinsel davranışın tam olarak başladığı an kişiler için son derece farklı olabilir. Bu nedenle rıza aynı zamanda iletişim, çok soru sorma, birbirini dinleme ve birbirinin sınırlarına saygı gösterme anlamına gelir.</p>
<p>Daha önce rıza gösterilen bir cinsel eylem her tekrarlandığında rıza olacak demek değildir. Eğer herhangi bir noktada rıza geri çekilmiş ya da devam etmek için sürdürülmemişse bu da HAYIR anlamına gelir. Sessizlik rıza göstergesi değildir, hiçbir zaman EVET anlamına gelmez. Sürekli cinsel talebin ya da tehdidin olduğu; baskı içeren koşullarda rızadan bahsedilemez. Hukukta rıza cinsel suçların belirlenmesinde ölçütse de; rıza olmaması “bağırma, yardım isteme, fiziksel direnç gösterme” gibi fiillerle sınırlanarak, failin ve hayatta kalanın koşullarının yok sayıldığı yanlış kararlar verilmektedir.</p>
<p>Rıza kişinin kendini dinlemesi, sınırlarını keşfetmesi ve her zaman kolay olmasa da “hayır” diyebilmesini sağlayan bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir. Rıza kavramı, birbirimizle ilişkilenirken saygılı ve temkinli yollar bulmamız demektir. Rıza hepimiz içindir: cinsiyeti, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi ne olursa olsun.</p>
<h3><strong>3. Rıza İnşası</strong></h3>
<p>Kişinin rıza göstermediği herhangi bir cinsel davranıştaki &#8216;hayır’ı &#8216;evet’e çevirmek için kullanılan ve “fiziksel zorlama içermeyen” bütün yöntemler.</p>
<p>Bu yöntemler ısrar (sürekli talep etme), manipülasyon (rahatlatıcı yalan söyleme), duygusal tehditler (rıza verilmezse başkalarına gitme tehdidi), ikna süreçleri (hediyeler, maddi destek ve ikram), duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme), kaygıyı azaltma (birliktelik üzerine verilen güvenceler) vb. olabilir.</p>
<p>Oysa her birey cinsiyetinden bağımsız olarak, cinsel davranışlara rıza göstermeyi veya göstermemeyi seçer. Rızanın inşa edilmesi, bu seçimlerin bulanıklaşmasına ve hayatta kalanın maruz bırakıldığı şiddeti çok sonra fark etmesine sebep olabilir.</p>
<p>Arzu ve rıza birbirine karıştırılmamalıdır. Arzunun varlığı görüldüğünde “rıza da var” önkabulü, birçok dinamiğin yok sayılarak fiziksel zorlamanın olmadığı bir cinsel şiddetin oluşması riskini taşır. “Tecavüz kültürü” denilen toplumdaki eril şiddet yaklaşımını da besler.</p>
<p>Rıza inşasını başkaları üzerinde kurabildiğimiz gibi, kendimiz üzerinde de kurabiliriz. Rıza inşasının sorgulanması; kendimizi ve birbirimizi dinleme, iletişim kurma, bilgilerimizi değil duygularımızı anlama ve ifade etme, sınırlara saygı gösterme üzerine bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir.</p>
<h3><strong>4. Tecavüz Kriz Merkezi</strong></h3>
<p>Tecavüz Kriz Merkezi (TKM); İngilizce Rape Crisis Center (RCC) ifadesinden çevirilmiştir. Türkiye’de henüz Tecavüz Kriz Merkezleri olmadığından, bu hizmeti verecek merkezler için de henüz net olarak belirlenmiş bir isim yoktur. Bazı savunucular “Tecavüz Kriz Merkezleri” olarak, bazıları da Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri olarak ifade etmektedir.</p>
<p>Tecavüz Kriz Merkezleri; tecavüz, cinsel istismar ve cinsel şiddete maruz bırakılan kişilere destek hizmeti veren, toplum-temelli işleyen sivil kurumlardır. Verdikleri hizmetler, hayatta kalana ve yakınlarına hukuki-adli süreçte destek sunulması, acil kriz hattı hizmetiyle başvuruların alınması ve takibi, sosyal destek koruyucu-önleyici programları ve topluma yönelik farkındalık arttırıcı eğitim programları olarak kategorilendirilebilir. Amerika’dan Japonya’ya, Avrupa ülkelerinden Kanada, Tayland, Yeni Zellanda, Peru gibi ülkelere kadar, birçok farklı ülkede bulunan TKM’lerin farklı organizasyon ve hizmet modelleri vardır.</p>
<p>TKM’ler her zaman hastane içinde bir birim olarak bulunmazlar. Farklı ülkelerde farklı uygulamaları da bulunabilir. Bir ulusal ağ’a bağlı ülke genelinde çalışabilir ya da yerel hizmet verebilirler. Bağımsız çalışan ve stratejik ortakları olan kurumlar olarak çalışabilirler. Bir sığınma evi veya kadın danışma/dayanışma merkezi içerisinde bir birim olarak çalışabilirler. Bakanlık veya belediyeye bağlı bir merkez olarak hizmet verebilirler. Yurt dışında TKM’lerin Governmental/Non-governmental (Devlete bağlı-Devlete bağlı olmayan) bu tür örnekleri bulunmaktadır.</p>
<h3><strong>5. </strong><strong>Gaslighting</strong></h3>
<p>Birini bilinçli şekilde sürekli manipüle ederek onun gerçekliğinin yerine kendi gerçekliğini koymak. Bir kişiyi kendi algısından ve hafızasından şüphe duyacak hale getirerek delirtme girişimi.</p>
<p>Gaslighting terimi 1944 yapımı Gaslight filmiyle ortaya çıktı ve daha sonra psikolojide “gaslighting kavramı” olarak kullanılmaya başlandı. Aslında spesifik olarak o filmdeki mağdura yaşatılan bir psikolojik şiddet türünü tarifliyor. Ancak bugün flört ve aile gibi yakın ilişkilenmelerde yaşanan duygusal şiddet biçimlerinin birçok türü de “gaslighting” olarak ifade edilmeye başlandı. Böylece duygusal şiddetin sadece bir biçimi olan manipülasyon ve manipülasyonun sadece bir türünü ifade eden gaslighting, şemsiye bir kavram gibi algılanır oldu. Duygusal bir şiddete maruz bırakıldığını hisseden ama ne olduğunu tanımlayamayan birçok insan “evet ben de bunu yaşadım!” diyerek bu kavrama tutunuyor.</p>
<p>Gaslighting’de; failin bilinçli hareket etmesi ve bir duygusal/maddi çıkar elde etmeyi amaçlaması ölçüttür. Gaslighting için sabit olan, failin uyguladığı yöntemden çok –çünkü farklılaşabiliyor- maruz bırakılanın yaşadığı üzerinden “sürekli kendi gerçekliğinden, algı ve hafızasından şüpheye düşmesi” denilebilir.  Ancak suçlu hissettirilme ve yaşadığı sorunu dile getirmek isterken kendini özür dilerken bulma gibi durumlar da, failin bilinçli/bilinçsiz hareket etmesine bakılmadan gaslighting olarak nitelendirilebiliyor.</p>
<h3><strong>6. Tecavüz Kültürü</strong></h3>
<p>Tecavüz ve cinsel şiddet biçimlerinin çok yüksek oranda görüldüğü kültürlerde tecavüzün ataerkil normlar ve yanlış inanışlar yoluyla normalleştirilmesi ya da doğallaştırılması.</p>
<p>Tecavüz kültürü İngilizce’de “Rape Culture” olarak aktif kullanılan çeviri bir kavram. Ancak Türkçe’de yerelleştiği söylenemez. Kökeni “üretmek, yetiştirmek” anlamına gelen “Kültür” kavramına İngilizce’de daha tarafsız, Türkçe’de ise daha çok olumlu ve aidiyete yönelik anlamlar yüklendiğinden, tecavüz kelimesiyle birlikte kullanılması farklı noktalardan ve farklı gerekçelerle sorunsallaştırılıyor. Kavramın tecavüzü meşru kıldığı, normalleştirdiği gerekçesi bunlardan biri, anlam olarak kültür olmadığının söylenmesi de bir başka gerekçe diyebiliriz.</p>
<p>Tecavüz kültürü ifadesi; tecavüz bir kültür olmasa da, yüzyıllar boyunca toplumun derinine işleyip kemikleşen ve erkeğin tecavüzünü normalleştiren ataerkil algıyı örgütleyip beslemesi açısından eleştirel bir yerden kullanılıyor. Bireysel sahiplenmeyi değil, toplumdaki o genel kabul ve yadırgamama üzerinden kodlanıyor. Tecavüzün normal olduğu yaklaşımının (erkektir yapar, kadın kuyruk sallamıştır vb.) kadının güvenilmez olduğu algısının (kadının sözüne güvenilmez, kadın aldatır, şeytandır vb.) erkeğin doğal suçsuzluğuna olan inancın (erkeklerin hormonlarının, beyinlerinin, cinsel dürtülerinin kontrol edilemez olduğu iddiası) hayatın her alanında sosyal olarak inşa edilerek aktarılmasına tecavüz kültürü deniliyor.</p>
<h3><strong>7. Onay Kültürü</strong></h3>
<p>Duygulara ve cinselliğe dayalı tüm ilişkiler ve ilişkilenmelerde rızanın varlığının sorgulandığı ve konuşulduğu bir iletişim biçiminin toplumda normalleşmesi, doğallaşması.</p>
<p>İngilizce’de “consent culture” olarak kullanılan bu kavramı Türkçe‘ye “onay kültürü” olarak çevirmeyi tercih ediyoruz. Rıza kavramı hem Türkçe’de hem de İngilizce’de olumlanan onayı, ya da olumlayarak istemeyi tam olarak karşılamadığından ve daha çok hukukta kullanıldığından bu tercih yapılmaktadır.</p>
<p>Onay kültürü, her zaman ve her koşulda cinsel davranışlara onay verilmesi demek değildir. Aksine; her zaman ve her koşulda, bir cinsel davranışa yönelik olumlanan onayın olup olmadığının sorgulanması ve kişilerin birbirinin sınırlarına saygı duymalarına dayalı bir iletişimin o toplumun kültürüne yerleşmesi demektir.</p>
<p>Onay kültürü; çocukların hayır ya da evet derken kendilerini dinlemeleri ve kendi sınırlarını keşfetmeleri üzerine yetiştirildiği, toplumsal cinsiyet rollerine göre ayrıştırılarak kişilerin arzularını ifade etme veya gizleme üzerinden baskılanmadığı, onayın olmadığı cinsel davranışların teşvik edilmediği ve şiddetin çeşitli gerekçeler ve yanlış inanışlar aktarılarak kişilere öğretilmediği bir kültürü yansıtmaktadır.</p>
<h3><strong>8. Mağdur Suçlayıcılık</strong></h3>
<p>Yaşanılan bir mağduriyette çeşitli gerekçelerle kabahati o mağduriyeti yaşayan kişiye yapıştırarak faili aklayan yaklaşım.</p>
<p>Mağdur suçlayıcılık İngilizce’de “Victim-blaming” olarak kullanılıyor. Cinsel şiddet durumlarında, mağdur olan kişide kusur ya da kabahat bulmaya çalışılarak mağduriyetin kendisinin o kusur üzerinden ortaya çıktığı mesajı verilir. Mağdur suçlayıcılar “hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez” yerine “bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder” düşüncesinden beslenir. Çoğu zaman açıktan suçlamada bulunmaz, örtük olarak mağdurun şiddeti hak ettiğini telkin ederler. Ancak “şunu yapan tacizi hak eder”, “bunu giyen tecavüzü hak eder” gibi açıktan mağdur suçlayıcılar da bulunmaktadır. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli ahlaki-toplumsal gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı (bazıları yaptıklarıyla cinsel şiddeti hak eder) beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır.</p>
<p>Türkiye’de hiç kimsenin kendinden utandırılmadan ve açıktan “ben cinsel şiddete maruz bırakıldım” diyememesinin, yaşadığı şiddeti gizlemek zorunda kalmasının birinci sebebi mağdur suçlayıcılıktır. Cinsel şiddetin sürekli mağdur olan kişi üzerinden konuşulmasına sebep olduğu için; failler yok sayılarak toplumda cinsel şiddetin sebebi belirsiz ve çözümü olmayan bir gerçeklik olarak algılanması sonucunu da doğurmaktadır. Cinsel şiddet üzerine konuşan, yazan, yorum yapan herkesin, kendinde ve diğerlerinin yaklaşımında mağdur suçlayıcılık olup olmadığını sorgulaması ve üzerine farkındalık geliştirilmesi, en az rızanın varlığının sorgulanması kadar önemlidir.</p>
<p>Kavramların görselleştirilmiş hâline <strong><a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/kavramlar-sozlugu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=24847" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAOSGL</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/">Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel İstismara Karşı Çocuklar İçin Yeni Bir Kaynak: Benim Hulahopum Var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/cinsel-istismara-karsi-cocuklar-icin-yeni-bir-kaynak-benim-hulahopum-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2017 12:44:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Nar Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artan cinsel istismar vakalarının ardından çocuklara yönelik farkındalık yaratmak amacıyla harekete geçen Nar Kadın Dayanışması “Benim Hulahopum Var” kitabını yayınladı. Nar Kadın Dayanışması&#8217;nın hazırlamış olduğu “Benim Hulahopum Var” kitabı yayınlandı. Artan cinsel istismar vakalarının ardından çocuklara yönelik farkındalık yaratmak amacıyla harekete geçen Nar Kadın Dayanışması psikolog Cemre Erten’le birlikte hazırladıkları cinsel istismara karşı farkındalık atölyesinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/cinsel-istismara-karsi-cocuklar-icin-yeni-bir-kaynak-benim-hulahopum-var/">Cinsel İstismara Karşı Çocuklar İçin Yeni Bir Kaynak: Benim Hulahopum Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artan cinsel istismar vakalarının ardından çocuklara yönelik farkındalık yaratmak amacıyla harekete geçen Nar Kadın Dayanışması “Benim Hulahopum Var” kitabını yayınladı.<span id="more-19018"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18322 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/benim-hula-hopum-var.jpg" alt="" width="294" height="294" />Nar Kadın Dayanışması&#8217;nın hazırlamış olduğu “Benim Hulahopum Var” kitabı yayınlandı. Artan cinsel istismar vakalarının ardından çocuklara yönelik farkındalık yaratmak amacıyla harekete geçen Nar Kadın Dayanışması psikolog Cemre Erten’le birlikte hazırladıkları cinsel istismara karşı farkındalık atölyesinin üretimi olan çocuk öyküsünü kitaplaştırdı.</p>
<p>Kitabın baskıya hazırlanmasının ardından yaygın dağıtımı ve çocuklara ulaşması için çağrı yapan Nar Kadın Dayanışması ‘çocuklara adanmış kitaplar serisi,’nin ilk kitabını şu şekilde tanıtıyor:</p>
<p>‘Sevgili çocuklar,</p>
<p>Bu öykü sizin haklarınızın farkına varmanız ve sınırlarınızın farkına varmanız ve sınırlarınızı belirleyebilmeniz için hazırlanmıştır. Haydi! Herkes hula-hopunu alsın eline, çıkalım yolculuğa!</p>
<p>Sevgili anne-babalar,</p>
<p>Çocuklarınızın ‘hayır’ diyebilmesi, haklarını fark etmesi ve kendilerini korumayı öğrenmesi için bir kaynak var elinizde. Bu yolculuğa onlarla beraber çıkın ve güneş olun diye…’</p>
<p>Kitaba ulaşmak için <a href="https://dukkan.r-komplex.org/urun/benim-hulahopum-var/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>tıklayabilirsiniz&#8230;</strong></a></p>
<p><a href="http://r-komplex.org/haber/2927/cinsel-istismara-karsi-cocuklar-icin-yeni-bir-kaynak-benim-hulahopum-var" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/13/cinsel-istismara-karsi-cocuklar-icin-yeni-bir-kaynak-benim-hulahopum-var/">Cinsel İstismara Karşı Çocuklar İçin Yeni Bir Kaynak: Benim Hulahopum Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
