<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anadil arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/anadil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/anadil/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Feb 2022 13:40:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Anadil arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/anadil/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kürtçe Seçmeli Derslerde Kampanyaların Etkisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/22/kurtce-secmeli-derslerde-kampanyalarin-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 13:40:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[anadilde eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Anadil Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78962</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Sivil kurumlar ve hareketlerin muğlak ifadeler arkasına sığınmadan doğrudan Kürtçe'yi ifade etmeleri iş birliği, güven, heyecan ve tabii ki başarma duygusunu pekiştirdi.' Dünya Anadil Günü’nü geride bırakırken kampanyaların seçmeli derslere etkisini Platforma Zimanê Kurdî-Kürt Dil Platformu (PZK)’ndan  Sedat Doğan ve Kürd Dili Hareketi Derneği (HezKurd)’nden Suphi Özgen ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/22/kurtce-secmeli-derslerde-kampanyalarin-etkisi/">Kürtçe Seçmeli Derslerde Kampanyaların Etkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kürtçe seçmeli dersler ile ilgili her sene ilana çıkılır, genelde boş kalırdı. Bu seneki artışı neye bağlıyorsunuz? </b></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-78978 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/suphi-ozgen.jpg" alt="Suphi Özgen" width="234" height="234" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/suphi-ozgen.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/suphi-ozgen-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" />Suphi Özgen: </b><span style="font-weight: 400;">Ortaokullar için seçmeli Kürtçe (Kurmanci, zazaki) ders hakkı 2012 yılından beri olmasına rağmen bu sene ilgi arttı. Kısa adı Hezkurd olan Kürd Dili Hareketi Derneği olarak resmen kurulduk ve doğrudan Kürtçenin yasal haklarını korumak ve geliştirmeyi hedefleyerek seçmeli Kürtçe dersinin tanıtılmasını ve tercih edilmesi için aktif çalışmalar yaptık. </span><span style="font-weight: 400;">Sivil girişimlerin bilgilendirme ve sahada doğrudan veli ve öğrenciler ile teması ilk defa bu sene oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sahadaki çalışmalar başta Rudaw TV olmak üzere TV&#8217;de yoğun bir şekilde haber olunca bu husus da motive edici oldu. Elbette TRT Kurdî&#8217;nin de katkısını ifade etmek gerek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Deva Patisi Genel Başkanı Ali Babacan, PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik ile Hak Par Genel Başkanı Latif Epözdemir&#8217;in hemen ilk günlerdeki destekleyici açıklamaları da önemlidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medya kullanıcıları da KurdîHilbijêre tagi etrafında güzel bir motivasyon kazandılar. </span><span style="font-weight: 400;">Elbette ki her destekleyici açıklama yapan kişi ve kurumların da pozitif katkısı olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dil hakkının temel bir hak olmasına rağmen hep engellenmiş ve baskılanmış olmasının toplumda yarattığı bir açlık vardı. Sivil kurumlar ve hareketlerin muğlak ifadeler arkasına sığınmadan doğrudan Kürtçe&#8217;yi ifade etmeleri de iş birliği, güven, heyecan ve tabii ki başarma duygusunu pekiştirdi.</span></p>
<p><b>Sedat Doğan: </b><span style="font-weight: 400;">Meşru vatandaşlık hakları çerçevesinde Kürtler için asıl yapılması gereken, Kürtlerin Anadilleri önündeki bütün engellerin yaşamın bütün alanlarında kaldırılmasıdır. Türkçeye tanınan bütün özgürlüklerin Kürtçe için de tanınmasıdır. İnsani ve vicdani açıdan yapılması gereken budur.</span></p>
<p><b>Elinizde önceki yıllar ve bu yıl arasındaki seçilme oranları ile ilgili veriler var mıdır? </b></p>
<p><b><img decoding="async" class="size-full wp-image-78977 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sedat-dogan.jpg" alt="Sedat Doğan" width="207" height="243" />Sedat Doğan:</b><span style="font-weight: 400;"> Önceki yılların başvurularına dair elimizde, basına yansıyan şöyle bir veri var: </span><span style="font-weight: 400;">2015-2016 yıllarında Kürtçe seçmeli derslere başvuran öğrenci sayısı: 77.931 öğrenci. Bunlardan 71.616’sı Kurmanci,6.315 Kırtki/ Kirmancki. B</span><span style="font-weight: 400;">u öğrenciler için sadece 59 öğretmen ataması yapılmış. Bunların  48’i Kurmanci, 11’i Kirmancki. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu öğretmenlerin çoğu yeterli donanıma sahip olamadıkları için <a href="https://www.evrensel.net/haber/386372/sectirilmeyen-secmeli-ders-kurtce" target="_blank" rel="noopener">derslere girmemişler ve dersler hep boş geçmiş</a>.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu yıl yapılan başvurular da henüz kamuoyuna yansımadı ama herkesin tahmin ve beklentisi bu yılki başvuruların eski yıllara oranla kat bê kat fazla olacağıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elimizde bu konuda kamuoyuna yapılmış yeterli bir açıklama da yok. Milli Eğitim Bakanı bir soru önergesi üzerine 2021- 2021 yılında 20.265 öğrencinin Kurmanci ve Zazaki dersini seçtiğini açıkladı ama biliyoruz ki bu sene yapılan tercih önümüzdeki 2022-2023 eğitim öğretim yılı içindir. </span></p>
<p><b>Anadil eğitim ve Kürtçenin yaygınlaşması için ne tavsiye edersiniz?</b></p>
<p><b>Sedat Doğan: </b><span style="font-weight: 400;">Dil öğrenimi ve eğitim süreci kreşlerden, anaokulundan başlar. Eğitimin bütün süreçlerinde hiç ara verilmeden Üniversitelere kadar bir eğitim ve yaşam dili olarak engelsiz, korkusuz bir şekilde varlığını sürdürür. Sonra bu süreçte öğrenilen bütün bilgiler yaşamın seyri içinde yine o dil yardımı ile pekişir, ila nihaiye devam eder. </span><span style="font-weight: 400;">Kürtlerin coğrafyaları ve içinde var olan bütün maddi ve manevi varlıklar tekrar Kürtçe olarak tanımlanmalı. </span>Toplumsal ve kamusal yaşamda eğitim, öğrenim, hukuk, din, siyaset, ticaret, basın, yayın, ulaşım, iletişim ve teknolojide Kürtçenin önündeki resmi ve hükmi bütün blokajlar kaldırılmalı. Devlet Türkçe&#8217;nin gelişmesi için hangi hizmetleri veriyorsa, bütçeden hangi payı ayırıyorsa, bu ülkede yaşayan herkesin toplumsal huzuru için sağlıklı bir sayımı ve oranlaması yaparak, aynı şeyi Kürtçe için de yapabilmeli.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtlerin çoğunlukta olduğu yerlerde ülkedeki resmi dile paralel olarak bireysel, toplumsal ve kamusal alanda ikinci resmi ve yaşam dili, azı oldukları yerlerde ise birinci seçmeli yaşam ve eğitim dili olarak varlığını korumalı. </span>Kürtçe dil ve kültür hizmetleri Anayasal bir güvence altına alınmalı. Devletin Kürtçe dil hizmeti seçmeli değil, kalıcı, devamlı olmalı. Bütün eğitim ve öğretim süreçleri için devlet eğitim bütçesinden gerekli payı ayırmalı. Bu pay Anayasadaki vatandaşların eşitliği ve temel haklarını koruma maddesi çerçevesinde yapılmalı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçe için bunlar yapıldığı taktirde 60 milyon insanın  günlük yaşamında, umut, hayal, rüya ak ve sevdalarında yine eskisi gibi  birincil yaşam dili olmaması için hiçbir neden yoktur. Yeter ki her Kürt can-ı gönülden diyebilsin ki: </span><b><i>Zimanê me hebuna meyi (Dilimiz varlığımızdır). </i></b><span style="font-weight: 400;">Herkes için herkesin temel insani hakları ile insanca yaşayabildikleri barış, sevgi, özgürlük ve huzur dolu bir dünya dileği ile.</span></p>
<p><b>Suphi Özgen:</b><span style="font-weight: 400;"> Kürtçenin yaygınlaşması, kamusal alanda daha görünür olarak kullanılması ve tabii ki eğitimde kullanılması için öncelikli sorumluluk Kürtlere düşmektedir. Talep ve tercihin yazılı olarak yapılması, sesli olarak da ifade edilmesi gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçmeli dersin sadece ortaokullarda olması büyük bir eksikliktir ancak yasal olan bu adımın kuvvetlendirilmesi, geliştirilmesi gerekmektedir. </span><span style="font-weight: 400;">Özellikle dil bilincinin geliştirilmesi, y</span><span style="font-weight: 400;">asal kurumların da çoğaltılması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasal eşitlik ancak Kürtçe&#8217;nin yasal statüye kavuşması ve kamusal alanda etkin kullanılması ile mümkündür. Bu haklı ve hukuki hak için herkes sorumluluk almalıdır. </span><span style="font-weight: 400;">Ben başaracağımıza inanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılların yarattığı tahribatı onarmak mümkündür. Korkuların atılmasını, umutla, kararlı çalışmalar yapılmasını ve bu konunun sürekli gündemde tutulmasını tavsiye ediyorum.</span></p>
<p>Kapak Görseli: Rawest</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/22/kurtce-secmeli-derslerde-kampanyalarin-etkisi/">Kürtçe Seçmeli Derslerde Kampanyaların Etkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ne Bir Kadın Ne de Bir Dil Eksilsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/10/ne-bir-kadin-ne-bir-dil-eksilmesin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 May 2021 16:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Anadili Kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dayanışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dillerini hakikâtleriyle, yani kadın doğasıyla yeniden buluşturmak için çabalayan bir kadın dayanışması olarak ortaya çıkan Anadili Kadınları’ndan Aylin Karakaş ile oluşum hikaylerini ve gelecek planlarını konuştuk. Anadili Kadınları’nı bir bölgeyle, bir coğrafyayla tanımlamanın mümkün görünmediğine değinen Karakaş, çok renkli, çok kültürlü, çok halklı bir kadın topluluğu olduklarını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/10/ne-bir-kadin-ne-bir-dil-eksilmesin/">&#8220;Ne Bir Kadın Ne de Bir Dil Eksilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Anadili kadınları kimdir? Nasıl oluştunuz? Bir araya geliş hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadili Kadınları 2020 yılının Şubat ayında Kürt kadınlarının çağrısıyla, farklı dillerden kadınların bir araya gelmesiyle yola çıktı. Egemen dil politikalarını, dillerin yaşatılması ve aktarımını, asimilasyonu, toplumsal cinsiyet bağlamında dili tartışacağımız bir çalıştay fikri etrafında buluştuk. Geçen yıl Mart ayıyla beraber başlayan pandemi süreci çalışmaların ilerlemesine engel oldu ve çalıştayı erteleme kararı aldık. Birbiriyle yüz yüze tanışma fırsatı bulamayan kadınlar iletişim grubu üzerinden tanışmaya başladı. Güne farklı dillerden ‘günaydın’ mesajları ve yine farklı dillerden şarkılarla uyanmaya başladık. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Aramızdan bir arkadaşımızın ‘Günaydın Anadili Kadınları’ mesajı ile ismimize karar verdik. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir araya gelmemize engel olan pandemi koşullarında aylarca çevrimiçi buluşmalarla Abhazca, Adigece, Arapça, Kurmanci, Boşnakça, Ermenice, Gürcüce, Hemşince, Zazaki, Lazca, Pomakça, Rumca, Süryanice’yi yani kendi dillerimizi, kültürlerimizi, deneyimlerimizi paylaştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-69842 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari-640x480.jpg" alt="anadili kadıjnları" width="359" height="269" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari.jpg 1000w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" />Kadınlar şüphesiz ki; doğayı hisseden, doğadaki sesleri duyan ilk varlıklardan. Bu aidiyet duygusu; üretimi, ürettiğini paylaşmayı ve kapsayıcılığı esas alıyor. Sahip olduğu değerlerin başında kullandığı dil ve bu dilin toplum-doğa arasındaki bağ var. Ataerkil düzenin kurumsallaşmaya başlaması ile doğa gibi diller de tahakküme maruz kaldı ve erilleştirilmeye çalışıldı. Dillere sınırlar çizildi ve özgür akışları engellendi. Anadili kadınları; dillerini hakikâtleriyle, yani kadın doğasıyla yeniden buluşturmak için çabalayan bir kadın dayanışması olarak ortaya çıktı. Farklı dillerin sonsuz özgürlüğe akmasının ortak mücadelesidir. Abhazca, Adigece, Arapça, Kurmanci, Boşnakça, Ermenice, Gürcüce, Hemşince, Zazaki, Lazca, Pomakça, Rumca, Süryanice dillerinden kadınların ortak kültür bahçesidir.</span></p>
<p><b>Anadili Kadınları’nın buluşma amacı nedir? Neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadili Kadınları’nın temel amacı eşit ve özgür bir yaşam. Kadınlar, ataerkil sistemde yaşamlarını, bedenlerini, iradelerini savunurken hiç kuşkusuz dillerini de aynı gerekçelerle savunuyor. Evde, sokakta, okulda yaşamın her yerinde anadillerimiz bizimle. Dili doğasından ve üreteninden, yaşatıcısı ve aktarıcısı kadından koparan, görmezden gelen anlayışa karşı duruyoruz. Toplumda azınlık dillerini egemen dillerin gölgesine düşürmeye çalışan, tüm alanlar gibi dil alanlarında da kadınların emeğini görmezden gelen, erkeklikle mücadele ediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadili kadınları olarak 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü’nde tercüman verilmediği için gördüğü şiddeti anlatamayarak yaşamını yitiren Fatma Altınmakas için çok dilli &#8220;Anadili yaşatır, İstanbul Sözleşmesi yaşatır&#8221; şiarıyla bir video hazırladık. 21 Şubat Dünya Anadili Günü ve ardından hafta boyunca çeşitli etkinlikler ile anadili farkındalığını arttırmak için söz söyledik. “Bir Dil, Bir Kadın, Bir Hikâye” başlığıyla podcast yayınları yaptık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar kendi dilleriyle ilgili hikâyelerini paylaştı. Aramızdan 7 ayrı dilden 7 kadın ile DHİBRA (Dil hakları izleme belgeleme ve raporlama ağı) ile ortak Online bir söyleşi gerçekleştirdik. 21 Şubat günü için bir bildiri yayınladık. Ayrıca hafta boyunda çeşitli basın yayın kuruluşlarıyla yaptığımız söyleşilerde kadın anadili mücadelesini anlattık. 8 Mart’ta çok dilli hazırladığımız kendi afiş ve dövizlerimizle kendi kortejimizi oluşturarak aynılaşmayı estetik diye dayatanlara bütünlüğün içinde farklılığın güzelliğini hatırlattık. “Ne bir kadın, ne bir dil eksilmesin” diye alanlardaydık. Ayrıca yine çok dilli Anadili kartpostalları yaptık ve sosyal medya hesaplarımızdan paylaştık. 21 Şubat &#8211; 21 Mart tarihleri arasında her gün sosyal medya aracılığıyla anadillerimizde kadın şarkıları paylaştık. 21 Mart’ta baharın gelişini, newrozu kutlamak için Nefel Kadın Kolektifi’nin el örmesi bebekleriyle hazırladığımız stop motion bir kısa film yayınladık. Bu filmde farklı dillerden çocukların seslendirdiği bir hikaye anlatılıyor. Paylaşma ve doğa odaklı bu hikaye bize farklılıklarımızla bir arada var olabileceğimizi hatırlatıyor. Hem paylaştığımız müziklere, hem de kısa filmimize YouTube kanalımızdan ulaşılabilir.</span></p>
<p><b>Bölgeye aidiyet-kapsam- kapsayıcılık ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Nasıl bir boşluğu dolduracaksınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-69843 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari-1-640x478.jpg" alt="anadili kadınları" width="372" height="278" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari-1-640x478.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/anadili-kadinlari-1.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 372px) 100vw, 372px" />Anadil Kadınları’nı bir arada tutan farklılıklarımızla beraber, ortak değer ve ilkelerimiz. Bu temelde Anadili Kadınları’nı bir bölgeyle, bir coğrafyayla tanımlamamız mümkün görünmüyor. Çok renkli, çok kültürlü, çok halklı bir kadın topluluğuyuz. Bir bölge ile sınırlandırması yeterli bir tanım olmadığı gibi doğru da olmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşamın her alanında olduğu gibi dil alanında da kadınların sesini yükseltmek, yok olmaya yüz tutan dillere dair farkındalığı arttırmak için yola çıktık. Kısa zamanda sesimizi, sözümüzü duyurduk. Kuruluş hedefimizde olan ama pandemi koşullarında ertelediğimiz çalıştay için çalışmalara başladık. Farklı disiplinler, farklı alanlarda çalışan üreten kadınlarla dillerimizi konuşmaya, kültürlerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. </span></p>
<p><b>STK-İnisiyatiflerden haberdar mısınız? Olası iş birlikleri için ne düşünüyorsunuz? Anadili kadınları herkese açık mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim gibi sadece kadınlardan oluşan bir dil çalışma grubu yok. DHIBRA ve TOR ile kesişen yönlerimiz var tabi. Ancak onlar dışında birçok örgütün düzenlediği 21 Mart&#8217;ta sadece erkek konuşmacılarla görünür oldu. Kadınların bakış açısı ve tecrübesini hiçe saymayan, eril öğreticilikle doğru bildiğini dayatmaya çalışmayan her kişi ve kurumla iş birliği yapılabilir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kadın bakış açısıyla anadili alanında çalışan, anadilini kendine yurt edinen, dert edinen tüm kadınlarla bir arada olmak temel saikimiz.</span></p></blockquote>
<p><b>Pandemi çalışmalarınızı etkiledi mi? Gelecekte ne gibi planlarınız var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiç şüphesiz etkiledi. Fakat engellediğini söylemek mümkün değil. Anadili kadınları pandeminin yarattığı etkiden kendini birbirinin sesine kulak vererek korumayı seçti. Her sabah farklı bir dilin merhabası ve ezgisiyle uyanmak, bu zorlu süreçlerin moral kaynağı oldu. Pandemi öncesi kurguladığımız takvime uymamız mümkün olmasa da mevcut koşullara göre kendini adapte ettik. Kısa sürede birçok etkinliği gerçekleştirerek kadınlara ses olmaya çalıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdilik aramızda çeşitli atölyeler yapmaya devam ediyoruz. Bu atölyelerin ilerleyen zamanlarda daha farklı geniş çalışmaların zemini olacağını düşünüyoruz. Ortaya çıkabilecek ürünlerin çeşitliliği bizi çok heyecanlandırıyor. Sonbaharda ertelediğimiz çalıştayı yapmak planlarımızın başında geliyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/10/ne-bir-kadin-ne-bir-dil-eksilmesin/">&#8220;Ne Bir Kadın Ne de Bir Dil Eksilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Anadillere Kayıtsızlık Bilinçli Bir Politika&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/01/anadillere-kayitsizlik-bilincli-bir-politika/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 07:55:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİERG]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ÖRAV]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Yağan]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayıcı eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Çayır]]></category>
		<category><![CDATA[örav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2021 yılı öğretmen atamalarıyla ilgili açıklanan kontenjanlar, bir kez daha eğitimde kapsayıcılık konusuna dikkat çekti. 20 bin sözleşmeli öğretmen atamasını kapsayan açıklamada Kürtçe öğretmenliği için üç kontenjan ayrılırken diğer azınlık dillerine hiç yer verilmedi. Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan, konuyu değerlendirirken anadillere kayıtsızlığın bilinçli bir politika olduğunu söyledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/01/anadillere-kayitsizlik-bilincli-bir-politika/">&#8220;Anadillere Kayıtsızlık Bilinçli Bir Politika&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kapsayıcı eğitim meselesini masaya yatıran bir diğer kurum ise ÖRAV oldu. Öğretmen Akademisi Vakfı’nın her ay düzenlediği sohbetlerin mart ayındaki konu başlığı ise “Uzaktan Eğitimde Kapsayıcılık ve Ayrımcılık” olarak belirlendi. ÖRAV Kurumsal İletişim ve Kaynak Geliştirme Yöneticisi Ceylan Tokcan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sohbette İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi ve Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü olan </span><span style="font-weight: 400;">Kenan Çayır; kapsayıcı eğitimin her şeyden önce toplumsal hoşgörü, gelir eşitliği ve birbirine güveni tesis etmiş toplumlarda kök bulacağını söyledi. </span></p>
<h5><b>DİERG: Çokdilli Toplum Korku Değil Huzur Vermeli</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67884 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dierg.jpg" alt="DİERG" width="297" height="129" />Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG) Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan, “Çokdilli toplum korku değil huzur vermeli” diyerek başlıyor sözlerine.  Türkiye’de 25 milyonun üzerinde Kürd nüfusu olduğunun tahmin edildiğini belirten Yağan, “Ancak, kaç Kürdün Zazaca ve Kurmancayı da içeren Kürdceyi yeterli düzeyde konuşup yazabildiği hakkında bilgimiz bulunmuyor. Kürdce konuşucuları da 2012 yılına kadar anadili olarak evin içinde öğrendikleri dillerinde okuma ve yazma yeterliklerini kendi kişisel çabalarıyla ve toplumsal dayanışmayla artırmaya çalışırdı” diyor. </span></p>
<h5><b>“Anadillerine Kayıtsızlık, Bilinçli Bir Politika”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağan, 2012 yılında anadili konusunda atılan adımların heyecan verici olduğunu ancak bu olumlu gelişmelerin devamının getirilmediğini ifade ediyor: “Türkiye’de yaklaşık yüz yıl boyunca esnemeyen resmi tek dil politikası geçerliydi. Türkçe dışındaki anadilleri evin içine hapsedilmişti. Bu süreç içinde Türkçe dışındaki anadilleri büyük hasar aldı. 2012 tarihinde Türkiye’de farklı anadillerine heyecan verici çeşitli olanaklar sağlandı, güçlü ve ümit veren ilk adımlar atıldı. Türkiye’nin üst düzey temsilci ve kurumlarının devletin tüm olanaklarını kullanarak gelişen güçlenen Türk diline karşı yaklaşımlarındaki tarihsel ve geleceksel bilinç, yerinde kaygı ve titiz planlamalar dikkate alındığında; Türkçe dışındaki anadillerine karşı devam eden aleni kayıtsızlığın, atılan ancak devam etmeyen olumlu adımların ya da tanınan alanın da sınırlı olduğuna dair bilinçli bir politika sürdürüldüğü izlenimi veriyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milli Eğitim Bakanlığınca son yapılan 20 bin öğretmen atamasında Kürd diline üç kontenjan ayrılmasını, diğer dillere hiç kontenjan verilmemesini bu politikanın bir örneği olarak işaret eden Yağan; “Türkiye’de nasıl görünür bir dil politikası varsa, Türkçe dışındaki anadilleri için de örtük, göz ardı edilen ya da suskun bir politika vardır ve dönemsel iyileştirmelere rağmen bu politikalar kararlılıkla sürdürülmektedir.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dillerin ölümünün kendi kendine gerçekleşmediğine vurgu yapan Yağan, anadili Türkçe olmayanlara yönelik güçlendirme ve araştırmaların çok düşük olduğuna dikkat çekiyor: “Literatür taraması yapıldığında araştırmacıların anadili Türkçe olmayanlara nasıl daha iyi Türkçe öğretilebileceği ya da Türk dil ailesinde sayılan diğer dillerin içeride ya da dışarıda nasıl güçlendirileceği üzerinedir; ancak, anadili Türkçe olmayanların dilsel düzeyleri ve gereksinimleri üzerine çalışmaların ihmal edildiği görülecektir.&#8221;</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Anadili Türkçe olmayan dillerin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması konusu üzerine Milli Eğitim Bakanlığı ve akademinin uyum içinde olduğunu söylemekten bizi alıkoyacak bir kanıt bulmakta zorlanabiliriz.</span></p></blockquote>
<h5><b>“Her Mahallede Çokdilli Kreşler Açılmalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağan, Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi’nin (DİERG) hem geçmiş politikaların verdiği hasarın telafi edilmesi hem de açık, içindeki farklılıkları tanıyan ve onların her haliyle etkileşen bir toplum inşasına katkıda bulunacak bir öneride bulunduklarımdan, bu önerinin ebeveynlerce talep edilmesi halinde yerel yönetimlerin her mahallede çokdilli kreşler açmasını içerdiğinden bahsediyor. </span></p>
<h5><b>“Çokdilli Eğitim Eşit İlişki Getirecektir”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağan son olarak Türkiye’nin bünyesindeki çokdillilikle ele geçmez bir zenginliğin içinde yaşadığına vurgu yapıyor ve daha talepkar olunması yönünde çağrıda bulunuyor: “Çokdillilik günümüz dünyasında toplumların bir zenginliği sayılmaktadır ve eğitim sisteminde çokdilliliğe yer vermek de bu dillerin ve konuşucularının varlığına ve saygınlığına olumlu bir tepkidir. Çokdilliliği de içeren eğitim sisteminin erken çocukluk döneminde ve sonrasında bireye olumlu etkileri olabilecektir. Böylece toplum hem bünyesindeki farklı dillerle ve dolayısıyla farklı kültürlerle “eşit ilişki” kurabilecek, hem de farklı anadillerini erken çocukluk döneminden itibaren öğrenerek bireysel gelişime yani güçlü ve esnek toplumun şekillenmesine izin verebilecektir. Bir düşünce kuruluşu olan DİERG ve bu konuyla açıklıkla, ciddiyetle ilgilenen diğer kuruluş ve bireyler farklı anadili zenginliğinin bireyin ve toplumun bugününe ve geleceğine yön verebileceğinin; dahası, her alanda rekabetçi dünyada çok büyük bir rezerv olduğunun farkına varmasını beklemekle yetinmiyoruz, bunu hızlandırmak ve anadili ne olursa olsun bireylerin, ebeveynlerin de bu çabalarımızı daha talepkar olarak benimsemesi için elimizden geleni yapıyoruz.”</span></p>
<h5><b>Prof. Dr. Kenan Çayır: “Kapsayıcı Eğitime Sosyolojik Açıdan Yaklaşmak Gerekir&#8221;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67886 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kenan-cayir-640x359.jpg" alt="kenan çayır" width="364" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kenan-cayir-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kenan-cayir.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" />Öğretmen Akademisi Vakfı tarafından </span><span style="font-weight: 400;">her ay Youtube üzerinden düzenlenen sohbetlere konuk olan</span><span style="font-weight: 400;"> Prof. Dr. Kenan Çayır, </span><span style="font-weight: 400;">Eğitimde kapsayıcılık ve ayrımcılık hakkında konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi ve Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü olan </span><span style="font-weight: 400;">Kenan Çayır, kapsayıcı eğitim konusuna da mutlaka sosyolojik açıdan bakılması gerektiğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasına kapsayıcı eğitimin kökeniyle ilgili bilgiler vererek başlayan Çayır, kavramın 90’lı yıllarla birlikte günümüzdeki anlamını kazanmaya başladığını ifade etti: “Kapsayıcı eğitim, esasen özel eğitim alanından, engelli hareketlerinden çıkan bir kavram. 1970’lerde İngiltere ve Amerika başta olmak üzere bazı ülkelerde özellikle engellilere yönelik ayrımcı muameleye yönelik bir itiraz başladı. Mekânsal ayrışmaya itiraz ettiler. Kavramın ortaya çıkışına bakarsak; kapsayıcı eğitim dediğimiz zaman geleneksel kavram olarak özel gereksinimli öğrencilerin genel eğitime dahil edilmesini anlıyoruz. Fakat 1990’ların ortalarında kavram biraz anlam değiştirdi. Artık sadece engellileri, özel gereksinimli öğrencileri değil tüm farklılıkları kapsayacak bir anlama doğru evrilmeye başladı. Peki niye böyle oldu? 90’ların ortalarında ne oldu da kapsayıcı eğitim sadece engellileri kapsamaktan çıkıp da dil, din, etnik farklılıkları da içermeye başladı? Berlin Duvarı’nın yıkılışı 1989, kimlik hareketlerinin başlaması, eşit yurttaşlık hareketlerinin başlaması. Pek çok ülke artan özgürlük taleplerini eğitimde nasıl karşılayacağı sorusuna cevap olarak kapsayıcılık çıktı. &#8220;</span></p>
<h5><b>“Kapsayıcı Eğitim Türkiye’de 2016’da Konuşulmaya Başlandı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenan Çayır, kapsayıcı eğitim kavramının Türkiye’ye çok yakın zamanda 2016 yılında girdiğini anlattı: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınlarından projelerden görebildiğim kadarıyla Türkiye’de kavramın yaygınlaşması 2016 yılı ve sonrasında oldu. Bugüne geldiğimizde artık kapsayıcı eğitim kavramı oturdu, bakanlık da kullanıyor, STK’larda. Bakanlık esasen 2000’lerle birlikte farklılık taleplerini görmeye çalışmıştı. Çalıştaylar düzenlendi, Roman çalıştayı, Alevi çalıştayı gibi… 2010’ların başında Kurmançi, Zazaca, Abazaca dersleri girdi müfredata. Ama o zamanlar kapsayıcı eğitim bir kavram olarak tartışılmadı. Ne zamanki 2012 yılında Suriyeli mülteciler meselesi gündeme geldi, o zaman kapsayıcı eğitim konuşulmaya başlandı. Hatta ilk dönem geçici eğitim merkezleri vardı çünkü mültecilerin geçici olacağı düşünülüyordu. Böyle olmadığı anlaşılınca Bakanlık uluslararası kuruluşlarla projeler yapmaya başladı. Bu kapsamda 2017 yılında sınıfında yabancı uyruklu öğrenciler bulunan öğretmenler için bir el kitabı yayınlandı. Bu el kitabında “göç dalgası karşısında kapsayıcı eğitim uygulamaları geliştirme ihtiyacı doğdu” deniyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çayır, kapsayıcı eğitimin ayrımcılığı önleyebilmesi için önce işin sosyolojik boyutuna eğilinmesi gerektiğinin altını çizdi. Çayır’ın üstünde durduğu konuların başında hoşgörü eksikliği ve sosyal adaletin yetersizliği geldi: “Kapsayıcı eğitim ayrımcılığı önler mi? Bu soruyu yanıtlamadan önce farklılıkları kabulde hangi noktada olduğumuza bakmalıyız. “Toplumlar çeşitliliği ne derece kabul ediyor?” başlıklı bir araştırma yayınlandı. 2008 yılından bugüne ülkelerin farklılıklara karşı hoşgörüsü ölçülmüş. Sonuç maalesef iç açıcı değil. En gerileyen ülke Macaristan. Türkiye ikinci sırada. Pek farklılıklardan haz eden bir toplum değiliz maalesef. Bir diğer araştırma ise toplumlardaki güven endeksine odaklanmış. Danimarka’da yüz kişiden 60’ı insanlara güvenirim diyor. Türkiye’de ise sadece yüz insanın 8’i ben diğer insanlara güvenirim diyor. Biz eğitimciler için de bu çok önemli bir veri. Okullarda neyi yapamıyoruz da insanlar birbirine güvenmiyor? Ya da daha acı bir soru; bu güvensizlikte eğitimin katkısı ne? Bunların üstünde durmak gerekiyor. Bir diğer önemli konu ise sosyal adalet. AB ve OECD ülkelerindeki sosyal adalet endeksi, yani ayrımcılığa uğramama ve sosyal hayata dahil olma oranına baktığımızda Türkiye listedeki 41 ülke arasında 39. Sırada yer alıyor. Bu da ülkemizde çok ciddi bir sosyal adaletsizlik olduğunu gösteriyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çayır’ın üstünde durduğu bir diğer önemli konu ise gelir adaletsizliği oldu: “Nüfusu beş parçaya bölsek, nüfusun alt yüzde 20’si Türkiye’de milli gelirin sadece yüzde 6,1’ini alıyor. Bir diğer deyişle 16 milyon insan pastanın yüzde 6’sını alıyor. Üst yüzde 20 ise milli gelirin yüzde 40,6’sına sahip. Bu ciddi bir gelir eşitsizliği anlamına geliyor. Alttaki yüzde 20 ile üstteki yüzde 20 arasında 8 kat fark var. Örneğin İsveç’te bu fark 3 kat. Gelir dağılımı çok politik bir ölçüttür.” </span></p>
<h5><b>Kapsayıcı Eğitimin Sosyal, Eğitimsel ve Ekonomik Gerekçeleri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">UNESCO’nun kapsayıcı eğitim için üç gerekçe sunduğunu söyleyen Çayır, bu gerekçelerins sosyal, eğitimel ve ekonomik gerekçeler olduğunu ifade etti: “Uluslararası belgeler bize “kapsayıcı eğitim yapmak için sınıfınızdaki çocukların farklı gereksinimlerini görün ve ayrımcılığı azaltın” diyor. UNESCO üç gerekçe sunuyor kapsayıcı eğitimin neden gerekli olduğuyla ilgili. Bu gerekçeler; sosyal, eğitimsel ve ekonomik gerekçeler. Sosyal gerekçe şu; kapsayıcı eğitimde öğrencilere eşit davranırsak daha adil bir toplum oluşabilir. Eğitimsel gerekçe; çocukların farklı gereksinimlerini görürsek akademik başarıları artar. Ekonomik gerekçe; farklılıklara farklı okullar yapmak yerine tüm farklılıkları aynı mekanda eğitmek ekonomik olarak da daha faydalı.”</span></p>
<h5><b>“Türkiye Azınlıklarla İlgili Sorunlarını Kolayca Aşamıyor”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çayır’a göre Türkiye’de kapsayıcı eğitimi zorlaştıran şeylerse şunlar: “Kapsayıcı eğitimi duruma göre zorlaştıran ya da kolaylaştıran dört şart sayılır. Birincisi alt yapı, ikincisi öğretmen becerileri ve tutumları, üçüncüsü pedagojik stratejiler, dördüncüsü de müfredat. EBA’ya erişim sorunları mesela altyapı sorunudur. Okulların fiziksel imkanları da bir altyapı konusudur. Kapsayıcı eğitim için altyapının tamamen bu mantığa göre düşünülmesi lazım. Ancak örneğin Suriyeli mülteciler için öğretmenler Arapça şarkılar öğreniyor, Arapça’yı anlamaya çalışıyorlar ancak resmi kurumlarca da destek olması lazım. Türkiye azınlıklar konusundaki sorunlarını kolayca aşamıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin anadille ilgili üç maddesine çekince koymuştur Türkiye. O zaman Suriyeliler meselesinde Arapçayı ne yapacağız? Biraz öğretmenlerin sırtına yüklenmiş bu yük.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çayır son olarak ÖRAV ile ortaklaşa olarak Eylem Araştırmacısı Öğretmen adıyla bir proje yürüttükleri bilgisini verdi. Projede öğretmenlerden kapsayamadığı bir öğrencisini düşünmelerini istenmiş. Çayır, yakında rapor halinde yayınlanacak projeyle ilgili izlenimlerini; “Öğretmen arkadaşlarımız ilk başta öğrenci niye katılmıyor diye düşünüyor. Sonra kendine dönüp ben acaba neyi yapmıyorum, neyde eksik kalıyorum diye düşünmeye başladı. Eylem araştırmaları öğretmenlerden kendilerine dönük olarak beceri ve tutumlarını düşünmelerini hedefliyor” sözleriyle anlatıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/01/anadillere-kayitsizlik-bilincli-bir-politika/">&#8220;Anadillere Kayıtsızlık Bilinçli Bir Politika&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 11:03:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi, Eylül-Ekim 2019 tarihlerinde 8 il ve 25 ilçede, Kürt ebeveynlerle yürütülen araştırmanın bulgularını açıklandı. Araştırmaya göre, ebeveynlerin anne-baba ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken,  bu oran çocuklarla olan konuşmalarda  %13'e düşüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Çalışmaları Merkezi&#8217;nin Rawest Araştırma ile birlikte yaptığı araştırmada, çocuklarının Kürtçe öğrenmesini isteyen ebeveynler arasında ortalamanın üstünde bir çaba sarf edenlerin oranı 1/3 oranında. Ailelerin üstesinden gelemediği bir diğer konu; çocuklarının çevresindeki uyaranların çoğunlukla Türkçe olması ve şahsi çabayla bunun üstesinden gelinemeyecek olması.</p>
<h4>Ebeveynlere Göre Çocukların Anadil Kullanımında Düşüş</h4>
<p>Raporda ailelerin anne-babaları ile sadece Kürtçe konuşma oranı %48 iken bu oran çocuklarında %13 olarak açıklanıyor. Araştırmaya katılan ebeveynler ile çocukları karşılaştırıldığında Kürtçe kullanımı 1/3 oranında azalırken Türkçe kullanımı aynı oranda artış gösteriyor. İki dilin birlikte kullanıldığı durumda süreç Türkçenin artışı ve Kürtçe’nin azalışı şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Ebeveynlerin büyük çoğunluğu çocuklarını Kürtçe’nin (de) eğitim sürecinde yer aldığı bir okula göndermek istiyor. Yine yaklaşık 3/4’ü Kürtçe’nin Türkçe ile birlikte resmî dil olarak kabul edilmesini talep ediyorlar.</p>
<p>Raporun tamamına<a href="http://rawest.com.tr/wp-content/uploads/2020/02/Ebeveyn_Ana_Dil_Arastirmasi.pdf"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/kurt-ebeveynlerin-sadece-yuzde-13u-cocuklariyla-kurtce-konusuyor/">Kürt Ebeveynlerin Sadece Yüzde 13&#8217;ü, Çocuklarıyla Kürtçe Konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadil Mücadelesini Konu Edinen Sergi: “Bir Dilin Peşinde”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/anadil-mucadelesini-konu-edinen-sergi-bir-dilin-pesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 09:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul bilgi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[karşı sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39488</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu tarafından düzenlenen “Bir Dilin Peşinde - 90’lardan Günümüze Kültürel Alanda Anadil Mücadelesi” sergisi,  Karşı Sanat’ta 17 Haziran'a kadar sürecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/anadil-mucadelesini-konu-edinen-sergi-bir-dilin-pesinde/">Anadil Mücadelesini Konu Edinen Sergi: “Bir Dilin Peşinde”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39489 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/zeynep-yesimgokce-640x640.jpg" alt="" width="336" height="336" />İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu, 1990’lardan günümüze Türkiye’de kültürel alanda verilen anadil mücadelesini bir sergide buluşturdu.  “Bir Dilin Peşinde &#8211; 90’lardan Günümüze Kültürel Alanda Anadil Mücadelesi” sergisi</span> <span style="font-weight: 400;">Friedrich Ebert Stiftung, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu desteğiyle düzenleniyor.</span> <span style="font-weight: 400;">17 Haziran’a kadar Karşı Sanat’ta görülebilecek olan sergide; söyleşiler, müzik dinletileri ve etkinlikler katılımcılara açık olacak. Sergide yer alan çalışmaları, anadil mücadelesini </span><span style="font-weight: 400;">Araştırma/Proje Ekibinden Zeynep Yeşim Gökçe ile konuştuk.</span></p>
<p><b>“Anadil, Farklı Kültürlerin Verdikleri Mücadelede Ortak Nokta”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadili üzerine çalışma yürütmeye nasıl karar verdiklerini anlatan Gökçe, sergide anadili meselesini çok rastlanmayan kültürel üretim yönü ile ortaya koymaya çalıştıklarını belirtti. Türkiye Kültürleri Çalışma Grubu olarak, beş seneden fazla süredir Türkiye’deki farklı kültürel gruplar üzerine çalışmalar yürütmekte olduklarını belirterek, &#8220;Bu kültürler üzerine çalışan insanları bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bu sene yürüttüğümüz proje kapsamında, Türkiye’deki farklı kültürel gruplar üzerine araştırma yapmakta olan bağımsız araştırmacıları akademi ile buluşturduk. Bütün bu deneyimler bize gösterdi ki farklı kültürlerin aidiyet ve kültürler haklar alanında verdikleri mücadelenin en büyük ortak noktası &#8216;anadil&#8217; ”meselesi. Zaten Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra dil meselesi ve dil politikaları devletin çok önemli bir gündemi olmuş, senelerce Türkçe dışında dil kullanılması yasaklanmış. Dolayısı ile bu çoğunluğa mensup olmayan farklı anadillerinin hepsinin en büyük derdi, kendini yaşatmak, bu dillerle üretim verebilmek. Farklı kültürlere dair ortaya koymak istediğimiz çalışmalarda bizi hep ortaklaştıran şey &#8216;anadil&#8217; ve onun mücadelesi oldu. “ dedi.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39490 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/InShot_20190610_152231865.jpg" alt="" width="384" height="192" />“5 Dildeki Kültürel Üretimlere Odaklandık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmalarında 5 dil seçerek o diller ile ilgili mücadele veren kişilerin hikâyelerine yöneldiklerini ifade eden Gökçe, &#8220;Anadil ve anadil mücadelesini ortaya koymaya karar verdikten sonra ilk yaptığımız iş, bizlerin yıllardır birlikte yaptığımız projelerden ve çalışma grubumuzdan tanıdığımız, bu diller konusunda çalışma yürüten arkadaşlar ile iletişime geçmekti. Bu süreçte yolumuz sergimizin tasarımcısı Didem Dayı ile kesişti. Kendisi, daha önceden bizlerin araştırma grubu içerisinde olmadığı için, konuya daha dışarıdan bakıyordu ve onun yaratıcı yönlendirmeleri ile bu diller üzerine mücadele vermekte olan &#8216;aktivist&#8217; arkadaşlarımızın hikayelerine, yaşantılarına odaklanmaya karar verdik. Bu karar verme aşaması zaten epey zamanımızı aldı. Bundan sonra ise, bu arkadaşlar ile sergide de görülebilecek olan video çekimlerini yaptık. Onların yönlendirmeleri ile bu dillerde üretim yapan başka insanlar ile tanışıp, müzik, edebiyat, ders kitabı, süreli yayın ve radyo-televizyon alanlarındaki üretimleri bulmak konusunda onlardan destek aldık.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39491 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/InShot_20190610_152321936.jpg" alt="" width="370" height="185" />“Türkiye’deki Politik Süreç Anadil Alanındaki Üretimleri de Kısıtlıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1990’lardan itibaren, dünyadaki yaşanan değişimler, çok kültürlülüğün bir politika olarak ortaya çıkması ve kültürel haklar alanında yaşanan gelişmelerin Türkiye’de de kendini göstermeye başladığını anlatan Gökçe, &#8221; Anadil mücadelesinin öncüsü konumundaki Kürtçe için elde edilen bazı haklar ile birlikte, diğer dillerin de üretim ve haklar konusunda daha çok geliştiğini söylemek mümkün. Özellikle Türkçe dışı dillerde yayın yasağının kalkması da bu üretimlerin artması açısından etkili oldu ancak özellikle 2015 yılından beri Türkiye’nin içinde bulunduğu temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı politik süreç ile birlikte, her alanda olduğu gibi anadil alanında da üretimler kısıtlandı ve kriminalize edilmeye başlandı.” dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/11/anadil-mucadelesini-konu-edinen-sergi-bir-dilin-pesinde/">Anadil Mücadelesini Konu Edinen Sergi: “Bir Dilin Peşinde”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2018 08:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[chalak events]]></category>
		<category><![CDATA[Gernas Nenas]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batman'ın bir köyünde doğup büyüyen Gernas 2008’de okumak için İstanbul'a geldi. Kendine ait bir bilgisayarı olmadan Whatsapp’ı Kürtçeye çeviren şimdilerde Ermenice çevirisi için çalışan Gernas Nenas hikayesini Sivil Sayfalar’a anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/">Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gernas kimdir? Ne iş yapar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Batman’ın bir köyünde doğdum on yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Geçimimi inşaatta çalışarak sağlıyorum. Fakat 2008&#8217;den beri çeşitli Kürtçe dergi, gazete ve sitelerde yazarlık yapıyorum. Hala maddi sıkıntılarla ara verdiğimiz Kürtçe mizah dergisinde yazarlık yapmaya çalışıyorum. Onun yanında dublaj, çeviri ve video montajlarıyla uğraşıyorum. Bir de </span><span style="font-weight: 400;">Chalak Events </span><span style="font-weight: 400;">isimli bir oluşumun üyesiyim.</span></p>
<figure id="attachment_33045" aria-describedby="caption-attachment-33045" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33045" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/IMG-20181205-WA0002.jpg 1296w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33045" class="wp-caption-text">Gernas Nenas</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Chalak Event röportajı için &#8211;&gt;<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/15/celadetin-hawari-1932den-beridir-kulaktan-kulaga-yayiliyor/" target="_blank" rel="noopener"> Celadet’in Hawar’ı 1932’den Beridir Kulaktan Kulağa Yayılıyor</a></span></p>
<p><b>Kürtçeyle ilişkin nasıl başladı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim Kürtçeye olan ilgim doğumundan önce olmadıysa eğer doğmamla beraber olmuştur diyebiliriz. Benim hayatım Kürtçe. Bu dille yatıp kalkıyorum, bu dille aşık oluyorum, bu dille üzülüyorum. Hepimiz hayatımız için çalışmıyor muyuz aslında? Ben de hayatım için uğraşıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürtçe öğrenirken okuma-yazma ile  aynı anda tanıştım. Bilirsiniz, okumayı yeni sökmüş bir kişi gördüğü her şeyi okur. O zamanlarda Kürtçe basılmış bir takvim bulmuştum. X, W, Q ve Ê harflerini ilk o zamanlar öğrendim. Zaten bu maceramı kendi blog’umda uzun </span><span style="font-weight: 400;">uzun</span><span style="font-weight: 400;"> anlattım (</span><a href="http://gernasnenas.blogspot.com/"><span style="font-weight: 400;">gernasnenas.blogspot.com</span></a><span style="font-weight: 400;">). 2008 yılında da profesyonel Kürtçe dil eğitimi aldım, çok kısa bir süre de olsa ders de verdim. Onun dışında Facebook üzerinden Dersimiz Kürtçe isimli bir sayfada yaklaşık 7 sene Kürtçe ders konularını yazdım. O zamanlar Kürtçe ile içli-dışlı olmaya başladım. Hala o sayfadan tanıdığım arkadaşlarla görüşüyoruz.’’</span></p>
<p><b>Elinde bir bilgisayar olmadan bir yazılım yapmak zor olmadı mı? Bu süreci ve motivasyonunu anlatabilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiden herkes gibi toplanıp internet kafelere giderdik. Fakat herkes oyun oynarken ben sürekli internet siteleriyle, site kodlamalarıyla uğraşırdım. Bu yüzden hala bilgisayar oyunlarını oynayamıyorum. (En son arkadaşımla araba yarışı oynarken bana 4 tur bindirmişti :)). Bildim bileli kodlar içindeyim, kodlarla uğraşmayı severim. Beni mutlu ediyor. Fakat hiç kendime ait bir bilgisayarım olmadığı için planladığım birçok proje yarım kaldı. Hep bir bilgisayarın eksikliğini yaşadım.</span></p>
<p><b><i>&#8221;50 milyon insanın dili teknolojik programlarda, uygulamalarda kullanılmıyorsa bu Kürtlerin değil bütün dünyanın ayıbıdır.&#8221;</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">WhatsApp&#8217;ı Kürtçe’ye çevirme fikri her Kürt’ün hayalidir diye düşünüyorum çünkü günlük yaşamda hemen hemen herkesin kullandığı bir uygulama kendi dili ile konuşuyorsa yazması da gerekir. Benim çıkış noktam bu oldu ayrıca 50 milyon insanın dili teknolojik programlarda, uygulamalarda kullanılmıyorsa bu sadece Kürtlerin değil bütün dünyanın ayıbıdır. Herkes kendi dilinde kullanabiliyor milyonlarca insan bundan mahrum kalıyor. Bu insanlardan biri olmak beni böyle bir şeye itti, hep araştırdım bir yolunu bulmaya çalıştım. Olmadı yine denedim ve sonuç gördüğünüz gibi.</span></p>
<p><b><i>&#8221;WhatsApp&#8217;ı Kürtçe’ye çevirme fikri her Kürt’ün hayalidir.&#8221;</i></b></p>
<p><b>Bu yazılımı yaptıktan sonra ne gibi tepkiler aldın? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok güzel tepkiler aldım. Sanırım beş yüzü aşkın kişiye sadece İnstagram üzerinden cevap yazmak zorunda kaldım. Kimisi mutluluğunu paylaştı, kimisi tebrik etti, kimisi yardım istedi. Böyle bir ilgi beklemiyordum açıkçası. Beni mutlu etti açıkçası. Paradan daha kıymetli şeyler bunlar.</span></p>
<p><b>Bundan sonra yapmak istediğin başka uygulamalar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birkaç arkadaş da Kürtçenin Zazakî lehçesini çevirme talebinde bulundu, çeviriler bittikten sonra ikisini aynı uygulama üzerinden yayınlayacağız ve ikisinden birini seçmek kullanıcıların elinde olacak. Eğer çeviri desteği alırsam mutlaka Soranî lehçesini de dâhil edeceğim. Bir de Ermeniceyi eklemek istiyorum, maalesef WhatsApp&#8217;ta Ermenice de yok. Çeviri konusunda yardım etmek isteyen olursa bana her zaman ulaşabilirler .</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/10/whatsappi-kurtce-ile-tanistirdi/">Whatsapp&#8217;ı Kürtçe İle Tanıştırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2017 07:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKA-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[KURDÎ-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Kürdoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Karekeçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14571</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#8220;KURDÎ-DER  kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiçbir engel yok. Her alanda, her mekânda bu dili yaşatmamız gerekiyor” OHAL sürecinde kapatılan derneklerden Mersin KURDÎ-DER yöneticilerinden Serdar Karekeçi ile OHAL sürecinin Kürtçe öğrenme üzerindeki etkileri üzerine konuştuk. KURDÎ-DER ’in kapatılmadan önceki kapasitesi nasıldı? Özellikle Kürdistan&#8217;dan gelen üniversite öğrencilerinin ilk durağı KURDÎ-DER di. Çünkü KURDÎ-DER , Kürtçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/">“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;KURDÎ-DER  kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiçbir engel yok. Her alanda, her mekânda bu dili yaşatmamız gerekiyor</strong>”</p>
<p>OHAL sürecinde kapatılan derneklerden Mersin KURDÎ-DER yöneticilerinden Serdar Karekeçi ile OHAL sürecinin Kürtçe öğrenme üzerindeki etkileri üzerine konuştuk.</p>
<p><strong>KURDÎ-DER ’in kapatılmadan önceki kapasitesi nasıldı?</strong></p>
<p>Özellikle Kürdistan&#8217;dan gelen üniversite öğrencilerinin ilk durağı KURDÎ-DER di. Çünkü KURDÎ-DER , Kürtçe öğretmenin dışında Kürtçe&#8217;ye ev sahipliği de yapıyordu. Kurum kapatılmadan önce yıllık ortalama 300 ile 400 öğrenci mezun ediyorduk. Amacımız mezun olan, Kürtçe öğrenmek isteyen ve öğrenen insanların bir arada yaşamasını sağlamaktı. Kurumumuzda sekiz öğretmenimizle beraber hiç bilmeyenlerin olduğu grup ile başlayıp birinci, ikinci ve üçüncü seviyelerde eğitim veren, akademik bir kurumdu. Sadece Kurmanci lehçesinde değil Zazaki lehçesinde de eğitim veren bir kurumdu.</p>
<p><strong>Kapatılmasıyla Mersin’deki Kürtçe öğrenme mekânı şansı neredeyse yok oldu&#8230;</strong></p>
<p>Dernek kapatıldıktan sonra, hem serbest meslek yapan, hem de vicdani olarak Kürtçeyi öğretmek isteyen hocalarımızla yeni bir yaşam alanı oluşturamadık. Çünkü resmi bir kurumun dışında eğitim vermeye, siyasi açıdan olumsuz bakıyorlardı. Dernek kapatıldıktan sonra öğrencilerin başka bir kurumda Kürtçe dersi almasını da ciddi tehlikeye sokuyordu. Çünkü resmi bir tabelanın altında eğitim  vermek ile başka bir yerde eğitim verme arasında farklılıklar var malesef. Kapatıldıktan sonra Twitter ve Facebook sayfamızdan binlerce mesaj aldık. KURDÎ-DER yönetimi olarak birkaç girişimde bulunduk. AKA-DER’e (Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği) başvurduk ve bize kapılarını açtılar. Ancak KURDÎ-DER olmamasından kaynaklı, insanlar bu işe soğuk bakıyorlar. Potansiyelimizde oldukça düştü bu nedenle. Yıllık 600 ile 800 arasında öğrenci mezun ettiğim, bir araya geldiğimiz kurumdan, şu anda başka yerlerde 8 ile 10 öğrenciyle bir araya gelebiliyoruz. OHAL süreci, Eğitim-Sen’li öğretmenlerin ihracı insanları tedirgin ediyor.</p>
<p><strong>Kapatma kararına itiraz ettiniz mi?</strong></p>
<p>Temel hedefimiz KURDÎ-DER &#8216;in tekrar eğitim ve öğretim dönemine başlamasıdır. Bu yönde çabalarımızda oldu. Diyarbakır Valiliği tarafından kapatıldı derneğimiz, orası merkezli olarak. Üç ay süreyle kapatıldı deniyor ancak altı aydır eğitim veremiyoruz. Ve OHAL uzatıldıkça kapalı kalacak gibi duruyor. Bu da Kürtlerin anadilini araştırmalarında büyük bir engel. Açtıkları üniversiteler de tamamen isimden ibaret, bu da bir gerçek. Devletin üniversitelerine başvuran, Kürdoloji bölümünü okuyan hocalarımız var. Devletin hiçbir imkanı sağlayamadığından kaynaklı bölümü bitirip, evlerine dönüp oturuyorlar. Yani resmi olarak bitirmelerine rağmen maalesef boşta kalıyorlar. Bundan kaynaklı olarak da açılan Kürdoloji bölümlerine talep azalıyor. Çünkü bundan iki yıl öncesine kadar binlerce arkadaşımız, hocalarımız ya da bu dille ilgilenmek isteyen insanlar sınavlara başvuruyorlardı. Şimdi bu bölüm için başvuru sayısı 50&#8217;lere, 100&#8217;lere kadar düşmüş durumda. Bunun sebebi Kürtçe&#8217;nin önüne koyulan engellerin tam olarak kaldırılmamasıdır.</p>
<p><strong>Derneğin kapatılmasının Kürtçe öğrenme ve öğretme ile ilgili isteğinize bir etkisi oldu mu?</strong></p>
<p>İnşaat Mühendisliği okumuştum. Ardından Kürdoloji&#8217;ye yüksek lisans için hazırlandım. KURDÎ-DER kapatıldıktan sonra elimden geldiğince bütün  yaşam alanımı Kürtçe’ye çevirmeye başladım. Dernek kapatıldıktan sonra daha da arttı bu bende. Kürtçe medeniyet dilidir. Ve bunun için çalışan, çabalayan herkesin emeğinin görülmesi gerekiyor. Bu baskı, bu politikalar ve siyaset yıllarca uygulandı ancak ne bu halk bitti, ne bu dil bitti. Halk da  bitmeyecek, dil de bitmeyecek. Bu yüzden öncelikli isteğim insanlardan, gerek batı metropollerinde gerekse Kürdistan&#8217;da bu dille yaşamaya çalışmaları. Bunun dışında hiçbir şey bizi ayakta tutamaz. Kurdi-Der kapatılmış olabilir ancak Kürtçe yaşamamızın önünde hiç bir engel yok. Her alanda, her mekanda bu dili yaşatmamız gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/her-alanda-her-mekanda-kurtceyi-yasatmaliyiz/">“Her alanda, her mekânda Kürtçe&#8217;yi yaşatmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
