<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alevi Bektaşi Federasyonu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/alevi-bektasi-federasyonu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/alevi-bektasi-federasyonu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Aug 2019 09:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Alevi Bektaşi Federasyonu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/alevi-bektasi-federasyonu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABF Başkanı ve Alevi Dedesi Güzelgül: ‘Güvenimiz Kalmadı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/abf-baskani-ve-alevi-dedesi-guzelgul-guvenimiz-kalmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 11:05:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Güzelgül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı ve Alibeyköy Cem evi Dedesi Hüseyin Güzelgül, Alevilerin haklarıyla ilgili devletin tutumunu değerlendirirken, “Kendilerine Alevi kurumları olarak güvenimizin kalmadığını belirtir, kadimden beri var olan bu inançta, kabul etseler de etmeseler de cem evleri ibadet yerimiz, ibadetimiz de Cem’dir. Kıblemiz insandır” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/abf-baskani-ve-alevi-dedesi-guzelgul-guvenimiz-kalmadi/">ABF Başkanı ve Alevi Dedesi Güzelgül: ‘Güvenimiz Kalmadı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Alevi Bektaşi kültürünün tanıtılması ve sorunlarının çözülmesine yönelik olarak çalışan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı ve Alibeyköy Cem evi Dedesi Hüseyin Güzelgül ile gündemlerini konuştuk.</span></p>
<p><b>Alevi Bektaşi kültürünün anlatılması ve tanıtılması yönünde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-38950 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/05/evrensel.net_-640x427.jpg" alt="" width="355" height="237" />Alevi Bektaşi kültürünün tanıtılması konusunda, federasyonumuza bağlı Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve bağımsız kurumlar, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı temsil eden Alevi Bektaşi inanç kurulunu kurdum. İstanbul’dan başlayarak Muş-Varto’ya kadar erkânlarımızın özüne uygun yürütülmesi konusunda eğitimler verildi. Avrupa’da ve Türkiye’de paneller, konferanslar yapılarak, Aleviliğin tarihçesi konusunda bilgi verildi.</span></p>
<p><b>Diğer Alevi dernekleriyle yürüttüğünüz ortaklaşa çalışmalar nelerdir? Bir bütünlük içinde sorunların çözümüne yönelik adımlar atılıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı ve ben Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı birlikte dört genel başkan olarak Türkiye’de sekiz bölgede Alevilerin genel sorunların adı altında toplantılar düzenleyip, canların öneri ve taleplerini, eleştirilerini dinleyip, ona göre hareket etmek amacıyla çalışmalar yaptık. Alevilerin öncelikli talebi tüm Alevi kurumları arasında birlikteliğin sağlanması oldu. Dört genel başkanın birlikte halkın huzurunda olmasının toplumu ne kadar mutlu ettiğini gördük. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun üzerine tüm Alevi kurumlarının genel başkanlarını, Ankara’daki genel merkezimize çağırarak, halkın talebinin birliktelik olduğunu ve birlikteliğin sağlandığı takdirde eşit yurttaşlık mücadelemizin daha güçlü olacağı konusunda fikir birliğine vardık. Bunun devamı açısından kendi aramızda ikrar vererek “Asimilasyon Politikaları Ve Alevilere/Aleviliğe Yönelik Saldırılara Karşı Alevi Kurumları Ortak Bildirgesi” başlıklı bildirgemizi medya karşısında yayınladık. </span></p>
<p><b>‘Dünya Var Oldukça Bu İnanç Yok Edilemez’</b></p>
<p><b>Bir röportajınızda, &#8220;Alevileri yok edemediler, dönüştürmeye çalışıyorlar&#8221; diyorsunuz. Sizce başarılı oluyorlar mı ya da olacaklar mı? Siz bu konuda neler yapacaksınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde Aleviler katledilerek yok edilmeye çalışıldı, ama bunu başaramadılar. Alevi yol erkânını katliamlarla yok edemeyeceklerini anlayınca, Aleviliği özünden kopararak asimilasyon yoluyla dönüştürmeye çalıştılar ve hâlâ devam ediyorlar. Dünya var oldukça, temelinde insan sevgisi ve yaşamı kutsal ve evrensel olarak gören bu inancı, hiçbir zihniyetin yok etmeye gücü yetmez. Bizler bu anlamda yıllardır sürdürdüğümüz gibi bundan sonra da mücadelemizi gerekli yerlerde sürdürmeye devam edeceğiz. </span></p>
<p><b>Alevi toplumunun kenetlenmesi ve bir arada hareket etmesinin sorunların çözümüne nasıl etkileri olur? Siz bu kenetlenme adına neler yapıyor ve yapacaksınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiden baskı ve zulüm altında ibadetlerimizi sürdürmekteydik. 2 Temmuz 1993’te yaşadığımız dehşet verici katliamda sessiz kaldıkça daha fazla katliamlar yaşayacağımızı gördük ve inancımızı da ibadetimizi de daha açık yaşamamız gerektiğini anladık. Bu durumda ibadet yeri ihtiyacı doğurduğundan, cem evlerimizin varlığı önem kazandı. Dünyanın her yerinde cem evleri inşa ederek, özgürce ibadetimizi yaparak, ecdadımıza atılan, inancımızı karalayan iftiraları çürütmüş olduk; ama hâlâ bakı ve ötekileştirme günümüzde de devam etmektedir. </span></p>
<p><b>‘AİHM Kararları Bir An Önce Uygulanmalı’</b></p>
<p><b>Aleviler bir dönem kimliğini gizliyordu, sizce kimliğini gizlememe, açıkça ifade edebilme anlamında olumlu bir değişim yaşandı mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler inancımızı yüzyıllardır yaşayan ve bugünlere getiren bir toplumuz. Kimseye inancımızı kabul ettirmek ya da tarif ettirmek gibi bir çabamız yok. Biz varız, bu ülkenin insanlarıyız ve haklarımızın eşit olmasını istiyoruz. Bu anlamda da inanç yerlerimiz olan cem evlerimizin yasal statü kazanmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve bunun yasayla güvence altına alınmasını istiyoruz. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 48 ülkenin altına imza attığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bu konuda mahkûm ettiği karara rağmen, gereği yapılmamıştır. Zorunlu din dersleri konusunda da mahkûm edilmesine rağmen, katmerleştirerek devam etmektedir. Bir an önce AİHM kararlarının uygulanmasını talep ediyoruz.</span></p>
<p><b>Alevi kimliğinin resmen tanınmasını istiyorsunuz. Bundan tam olarak kastınız nedir? (Yasayla güvence altına alma, resmi ağızdan onay vb&#8230;)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her seçimden önce Alevilerden devşirmeyle oy alma adına yasal statünün verileceğine dair beyanatları duyuyoruz. Daha evvelinde bu konuda 7 tane çalıştay yapıldı. Sonuç alınamadı. Bundan dolayı kendilerine Alevi kurumları olarak güvenimizin kalmadığını belirtir, kadimden beri var olan bu inanç kabul etseler de etmeseler de cem evleri ibadet yerimiz, ibadetimiz de Cem’dir. Kıblemiz insandır.</span></p>
<p><b>‘Kendi Mekânlarına Hapsetmek İsteseler de Aleviler Vardır’</b></p>
<p><b>Zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili de bir talebiniz mevcut. Bu talepte gelinen son aşama nedir? Bu sadece Alevilerin talebi değil aslında. Sizce neden kaldırılmıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm inançlar, kültürler güzel ahlak ve sevgi üzerine inşa edilmiş ve varlığını onun üzerinde devam ettirmektedirler. Fakat ülkemizde güzel ahlak ve sevgi deforme edildiği için kendi inancından başka hiçbir inancı kabul görmeyen bir zihniyetle hareket edilmektedir. Alevi toplumunun inancını rencide edici, suç teşkil edecek söylemlerle Aleviler ötekileştirmeye, asimile edilmeye çalışılmaktadır. Son yıllarda ahlak ve edep kavramları tamamen ortadan kalkmıştır. Bu da toplumun kirlenmesine ve ayrışmasına sebep olmaktadır.  Alevilik hiçbir mekâna sığmayan lamekân bir inançtır. Kendi mekânlarına hapsetmek gibi çalışmaların içine girseler de dünyanın her yerinde Aleviler vardır, Alevilik haktır. Alevilik 72 millete bir nazarla bakan, merkezine insanı, yaşamı ve sevgiyi koyan bir inançtır. Bu sebeple kimseyi ayrıştırması söz konusu değildir. Bu dili kullananlar bellidir ve bu insanlar güzel ahlak ve sevgiden nasibini alamamıştır.</span></p>
<p><b>‘Çocuklarını Alevi Çocuklarla Oynatmayan Veliler Var’</b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-38951 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/05/milliyet.com_.tr_.jpg" alt="" width="414" height="232" />Alevi vatandaşların kimliklerinden ötürü yaşadığı zorluklar nelerdir? Yakın zamanda örnekleri var mı? İşten atılma, tehdit vs&#8230; </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemen her gün ülkemizin bir yerinde bu anlamda bir ayrıştırma ya da ötekileştirme haberi almaktayız.  Devletin hiçbir kademesinde Alevileri göremediğimiz gibi, şu anda kamuya alınanlar liyakat esasına göre değil, biat esasına göre alındığı için Alevi çocukları başarılı olmalarına rağmen işe alınmamaktadır. Alevi olduklarını tespit ettiklerinde görevlerinden ihraç edilmektedirler. Okullarda öğrenciler inançlarından dolayı ötekileştirilmekte. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı sebebiyle yemek yedikleri için hem arkadaşları, hem de öğretmenler tarafından rencide edilmekteler. Çocuklarını Alevi çocuklarla oynatmayan veliler bile var. </span></p>
<p><b>Devletin Aleviliği devletleştirmekten vazgeçmesi gerektiğini söylüyorsunuz federasyon olarak. Aleviliği devletleştirmek ne anlama geliyor? Devlet bununla neyi amaçlıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin asimilasyon çalışması dediğimiz tam olarak bu zaten. Bizleri yok edemediği yerde, kendi Alevi’sini yaratmaya çalışmakta; bunun için de kendine yandaş Alevi kurumlarını kurarak, Aleviliği istediği şekilde tarif edip dönüştürmeye çalışmaktadır. Bizler inancımızı yüzyıllardır yaşayıp yaşatarak, özüne göre bu günlere getirdik. Özünden koparıp, kendilerine benzetmeye çalışmaktadırlar. </span></p>
<p><b>‘Çıkar Peşinde Koşanlarla Alevilerin Talepleri Karşılanamaz’</b></p>
<p><b>Alevi derneklerine, Alevi toplumuna ve Türkiye&#8217;deki kamuoyuna konuyla ilgili bir mesajınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim davamız; haktan yana, emekten yana, paylaşımdan yana, dayanışmadan yana, barıştan yana, özgürlükten yana, insan haklarından yana, adaletli bir dünya kurmaktır. Buna da inancımızda “Rıza Şehri” diyoruz. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Gönlümüzdeki “Rıza Şehri” için eşit yurttaşlık istiyoruz, inancımız ayrımcılığa uğramasın istiyoruz. İbadethanelerimiz resmen tanınsın. Çocuklarımıza okullarda Sünnilik öğretilmesin ve çocuklarımızın asimile edilmeye çalışılmasına son verilsin. Dergâhlarımızın geri verilmesini istiyoruz. Üstelik kendimiz için istediğimiz her şeyi ülkemizde ve dünyada yaşayan tüm inançlar için istiyoruz. Ve Türkiye’de devlet Alevileri artık görmek ve duymak zorundadır. Bunun için Alevilerin siyasal alanda da inançsal alanda da muhatapları bellidir. İçi boş yandaş kurumlarla yolun değil, çıkarlarının peşinde koşanlarla Alevilerin taleplerini karşılayamaz, sorunlarını çözemezler.</span></p>
<p><b>‘İfade Özgürlüğü Aleviliğin Temel Değeridir’</b></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir şey var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolumuz inancımız olan Alevilik, evrensel bir inançtır. Kendimizle birlikte tüm dünya toplumları için laik, demokratik, eşitlikçi, barıştan yana, çağdaş hukuk değerlerinden yana bir yaşamı savunuruz ve benimseriz. Alevilik kinden, nefretten, ayrımcılıktan, şiddetten, yasaklardan, baskıcılıktan uzak bir inançtır. İnanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü Alevilerin temel değerleridir. İnancımız yetmiş iki millete bir gözle bakmayı gerektirir. Bizim inancımızda Hak birdir, bir Hıristiyan, bir Musevi, bir Müslüman için Hak ne ise Alevilerin inandığı Hak da odur. Cümle dinlere saygımız vardır. Orta Asya’dan İran’a, Yemen’den Mezopotamya’ya, Anadolu’dan, Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya tüm dünyada Aleviler vardır, Hak inancına sahiptir. Hak birdir. Bununla birlikte bizim Hakk’a varmayı düşlediğimiz yol farklıdır. Yolumuz, inancımız, bilinen kalıpların içine sığmaz. Mezhep, din, içine, dışında kavramları ve tartışmaları Aleviliği anlamak için yeterli değildir. Aleviler Şah-ı Merdan Ali’den, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Pir Sultan’a, cümle erenlere Pirliğine aşk ile bağlıdır. İnancının temel değerlerini, yolunu, erkanını kırklar meclisinden alır. Dört kapı-kırk makamdan ilham alırız. Alevilik hem itikadi olarak, hem de yorum olarak kendine özgü Bâtıni görüşleri olan müstakil bir inançtır. Aleviler, Alevi inancının temel düsturu olan “Yol bir, sürek bin bir” ilkesiyle kendi içinde farklılıkları bir saymış ve birleştirmiştir. Ayrıca Alevilik bir inanç olmakla birlikte, bir kimlik ve yaşama biçimidir. Deyiş ve nefesler Hak kelamıdır. Bağlama Alevilikte kutsal bir sazdır. Hak için semah döneriz ve rızalık önemlidir. Aleviler korkuyu yenip, sevgiyle Hakk’a varmayı yeğler. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/abf-baskani-ve-alevi-dedesi-guzelgul-guvenimiz-kalmadi/">ABF Başkanı ve Alevi Dedesi Güzelgül: ‘Güvenimiz Kalmadı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Daha Yaşanmasın Diye&#8221; Madımak Utanç Müzesi Kuruluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/29/bir-daha-yasanmasin-diye-madimak-utanc-muzesi-kuruluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Apr 2019 13:50:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Bektaşi Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Gani Kaplan]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Utanç Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[PSAKD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) öncülüğündeki Alevi dernekleri, Ankara’da ‘Madımak Utanç Müzesi’ni kuruyor. 25 yıl önce yakılan Madımak Oteli’nde, 33 aydının yaşamını kaybetmesi nedeniyle yıllardır otelin müzeye dönüşmesi talepleri göz ardı edilen Alevi dernekleri, Ankara’daki müze için çalışmalara başladı. 10 milyon TL’ye mal olacak müze için onaylı bir hesap açılırken, müze arazisi belirlendi ve çalışmalara başlandı. Ankara’da 2 yıl içinde açılması planlanan ‘Madımak Utanç Müzesi’ ile ilgili, PSAKD Başkanı Gani Kaplan ile görüştük. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/29/bir-daha-yasanmasin-diye-madimak-utanc-muzesi-kuruluyor/">&#8220;Bir Daha Yaşanmasın Diye&#8221; Madımak Utanç Müzesi Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara&#8217;da müze kurma fikri ilk ne zaman doğdu? Bu konuyla ilgili ne kadar süredir çalışıyorsunuz? </strong></p>
<p>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı olarak bu çalışmalarınız için, tüm Aleviler adına size teşekkürlerimi iletiyorum. Bu topraklarda Alevi olmak her ne kadar zor olsa da belki de ondan daha zor olan bir şey daha var ki, o da sesimizin duyulmaması ve kendi yalnızlığımız içerisinde kendi çığlıklarımızla yaşamaya mahkûm edilmiş olmamız.</p>
<p>Madımak Katliamı’ndan bu yana çeyrek asır geçti. Bu ülkenin Alevileri olarak suçluların yakalanmalarını ve tam 25 yıldır hem yüreklerimizde, hem de Madımak’ta yanmakta olan yangının sönmesi için adil bir yargılanma bekledik. Madımak Alevilerin uğradığı ne ilk ne de son katliamdır. Çok uzun bir zaman dilimini incelemeye gerek var mı?</p>
<p>Sadece son elli yıla baktığımızda, 18 Nisan 1978 Malatya Katliamı, 3-7 Eylül 1978 Sivas Katliamı, 9-24 Aralık Maraş Katliamı, 3-4 Temmuz 1980 Çorum Katliamı, 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı, 12 Mart 1995 Gazi Katliamı ilk akla gelen katliamlar.</p>
<p>Biz 2 Temmuz 1993 Katliamı’nı yaşadığımız günden itibaren “Madımak Utanç Müzesi olmalı” talebimizi haykırdık. Bunu her zeminde, her platformda dile getirdik. Hatırlatmamızda fayda var: Yine aynı yıl, yani 1993 yılının 29 Mayıs’ında, Almanya’nın Solingen şehrinde, Türklerin yaşadığı bir ev kundaklanmış ve Genç ailesinin 5 ferdi yakılarak öldürülmüştür. Solingen katliamının ardından, olayın yaşandığı ev müze haline getirilmiş ve &#8220;Ey Alman halkı, insanlığa yaşattığın utancı hatırla&#8221; anlamına gelen bir tabela asılmıştır.</p>
<p>Oysa bizlerin 25 yıldır ‘Madımak Utanç Müzesi olmalı’ talebimiz karşılıksız kaldı. Bizim Alevi-Bektaşi örgütlerimizin içinde onlarca Sünni arkadaşımız var. Ancak ne yazık ki Sünni STK’lardan hiçbir şekilde destek görmedik. Bu coğrafya Alevilere sağır, dilsiz ve kör.</p>
<p>Tam 25 yıldır yetkili makamlarla sayısız görüşmeler yaptık ama sonuç alamadık. Geldiğimiz noktada katliamın yaşandığı Madımak Oteli, Bilim ve Kültür Merkezi yapıldı. Otelin lobisinde bir anı bölümü oluşturuldu ve Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın ve 2 otel personelinin yanı sıra, oteli ateşe veren katillerden olan 2 kişinin de adının bulunduğu bir levha asıldı. Düşünebiliyor musunuz? Bizi katledenlerle birlikte şehitlerimizin adı aynı levhada. Bu bile Alevilere saygı gösterilmediğinin en somut göstergesi. Oysa bizler otelin kamulaştırılmasını ve ‘Utanç Müzesi’ yapılmasını talep ediyorduk.</p>
<p>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak Sivas’ta Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ olması talebimizden hiç vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz de. Ancak mademki Sivas ısrarımız karşılıksız kalıyor, o zaman bizler de bu müzeyi yapabileceğimiz her yerde yaparız, diye düşündük ve bu düşüncelerimizi hayata geçirmeye karar verdik. Yaklaşık olarak bir yıldır müze çalışmalarımızı hızlandırdık. Bizimle beraber olmak isteyen ve bize destek olan yol arkadaşlarımızla böyle bir yola koyulduk ve güzel de yol aldık.</p>
<p><strong>Müzenin İki Yılda Bitirilmesi Planlanıyor</strong></p>
<p><strong>Müze için sizin öncülüğünüzde bir ekip oluşturuldu. Ekipte başka kimler var?Müzenin açılışıyla ilgili takviminiz nasıl?</strong></p>
<p>Evet, Ankara’da bir müze düşüncemiz netleşince artık yol almamız gerektiğine karar verdik ve Madımak Müze Komitesi isimli bir komite oluşturduk. GYK üyemiz Alaattin Türkoğlu, Müze Komitesi Genel Koordinatörü olarak görev yapıyor. Genel Koordinatör Alaattin Türkoğlu ile birlikte GYK üyemiz Onur Kaya ve Denetim Kurulu Başkanımız İsmail Ateş, Müze Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi olarak bu komitenin yürütmesini oluşturuyor. Komitede Haydar Yılmaz, Hikmet Parlak, Hüseyin Karaba, Gülizar Aysun Yiğit, Asuman Tecirlioğlu, Serdar Doğan, Murat Daşkın, Özge Özcan Diken, Mehmet Ali Ayyıldız, Orhan Tüleylioğlu, Arif Balaban da aktif olarak görev yapıyor.</p>
<p>Tabii ki ekip sadece bu kişilerden oluşmuyor. Madımak Müze Komitesi’ne bağlı olarak çalışan birden fazla komisyon var. Bu projenin hayata geçmesi için hepimize farklı görevler düşüyor ve hepimiz görevimizi ve sorumluluklarımızı bilerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Kabul edersiniz ki bürokratik görüşmeler yapmak ve yasal düzenlemeleri takip edip sonuca götürmek bu örgütün genel başkanı olarak bana düşüyor. Ben daha çok, bu bürokratik görüşmeleri yaparak arkadaşlarımın yolunu açıyorum. Müzenin yapılacağı alanı uzun ve ısrarlı görüşmelerin ardından alabildik mesela. Burada Çankaya Belediye Başkanı Sayın Alper Taşdelen’ e sizler aracılığı ile de teşekkür etmek istiyorum.</p>
<p>Heykeltıraş arkadaşımız Murat Dalkılıç, Madımak şehitlerimizin 33  balmumu heykelinin yapımından sorumlu. Koca çınar Asım Bezirci’ye ait balmumu heykelin yapımı tamamlandı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’miz de yerini aldı. Murat Hoca ve ekibi, İnci Türk’e ait heykeli de tamamlamak üzere. Yakın zamanda İnci Türk’ün heykeli de dernek genel merkezimizde yerini alacak.</p>
<p>Ressam arkadaşlarımız Asuman Tecirlioğlu ve Gülizar Aysun Yiğit, 33 şehidimizin kara kalem tablolarını yapıyor. Hazırlamış olduğumuz müze tanıtım kataloğunda bu kara kalem portre çalışmalarını görebilirsiniz.</p>
<p>Elbette yapılacak çok fazla işimiz var, her şeyden evvel ‘Madımak müze oluyor’ sloganı ile kamuoyunu bilgilendirmek ve projemizi anlatmak. Çünkü bu proje büyük bir proje. Ve biz bunu tek başımıza değil, çoğulcu olarak yapmak istiyoruz. Planlamalarımız tutarsa eğer, tabii ki hedeflediğimiz destekleri alabilirsek, en fazla 2 yıl içerisinde Ankara’da ‘Madımak Utanç Müzesi’ açılışını yapmış oluruz, diye düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Müzede Katliamın Canlandırılacağı Bir Bölüm Olacak</strong></p>
<p><strong>Nasıl bir müze planlanıyor? İçerisinde neler olacak? 2 Temmuz, ziyaretçilere nasıl yaşatılacak? </strong></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin tahsis etmiş olduğu arazi 1,5-2 dönüm civarında. Müze iki ana bölümden olacak. Müze bölümü ve yönetim bölümü. Yönetim bölümünde PSAKD ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) genel merkezleri yer alacak. Bir tane dijital kütüphane bulunacak. Böylece, sadece müzeyi gezmeye gelenlere değil, diğer zamanlarda da gençlere, öğrencilere, araştırma yapmak isteyen herkese hizmet veren bir kütüphanemiz olacak. Bir sinema odası bulunacak ve bu odada katliamların anlatıldığı belgesel ve sinema gösterimleri yapılacak.</p>
<p>Madımak’ta katledilen 33 şehidimizin balmumu heykeli olacak ve 33 şehidimizin eşyaları da aynı bölümde yer alacak. Asım Bezirci’nin kitaplarını da, Asaf Koçak’ın karikatürlerini de göreceksiniz. Behçet Aysan’ın şiirlerini okuyup Hasret Gültekin’in bağlamasını da dinleyeceksiniz.</p>
<p>Müzede bir bölüm daha olacak. Bu bölüm de Madımak Katliamı yeniden yaşatılacak. Bu bölüme, belli bir yaşın altındaki çocukların ve astım ve kalp rahatsızlığı gibi hastalıkları olanların girişi mümkün olmayacak. Sıcaklığı, insan bünyesinin kaldırabileceği en yüksek derecelerde olacak ve is kokacak. Katliamın yapıldığı gün, 2 Temmuz 1993 günü Madımak önünde atılan sloganlar, bağrışmalar, duman ve is kokuları olacak. Yani 2 Temmuz 1993 gününü müzeyi ziyaret eden tüm ziyaretçilerin yaşamasını istiyoruz.</p>
<p><strong>Müzenin yaklaşık 10 milyon TL&#8217;ye mal olacağı söyleniyor. Bununla ilgili &#8216;Madımak Müze Oluyor&#8217; hesabı açıldı. Bugüne dek hesapta ne kadar para birikti? </strong></p>
<p>Şu anki hesaplamalarımız bu yönde, ama ülkemiz kırılgan bir ekonomiye sahip. Bu yüzden maliyetlerin daha yukarılara çıkacağını tahmin ediyoruz.‘Madımak Müze Oluyor’ isimli İş Bankası’nda TR54 0006 4000 0014 2670 4622 40 İBAN numaralı bir hesap açtık, ancak öyle çok fazla bir birikim oluşmadı. Çünkü biz henüz kamuoyu ile bu konuda bir paylaşım yapmadık ve bir yardım kampanyası başlatmadık. Bu projeyi çok dikkatli bir şekilde yürütüyoruz. Kolay değil, en az 10 milyon lira toplamalıyız. Bu yüzden titiz ve dikkatli olmak zorundayız.</p>
<p><strong>Madımak Oteli müzeye dönüştürülmedi. Ankara&#8217;da planladığınız müzeyle ilgili kimlerden destek gördünüz? Karşı çıkanlar oldu mu?</strong></p>
<p>Başta Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kata ve 25. dönem milletvekili Aylin Nazlıaka, projenin başından bu yana bizimle olan ve bizden desteklerini esirgemeyen yol arkadaşlarımız.</p>
<p>Ayrıca bir konuya açıklık getirmek zorundayız: Biz Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ olması projemizden hiç vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz. Bunun altının çizilmesini istiyoruz. Bırakın ‘utanç müzelerimizi’ her yere yapalım. Yapalım ki bu katliamlar unutulmasın. Bakın iddia ediyor ve biliyorum ki, eğer ‘Madımak Utanç Müzesi’ zamanında yapılmış olsaydı, Ankara Çubuk’ta, şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na o saldırı yapılmayacaktı. Orada en tehlikeli şey, atılan yumruk değildir. Oradaki kalabalığın içerisinde bulunan bir kadının attığı çığlığı hatırlıyor musunuz? “Yakın, bu evi yakın” diye haykırıyordu. İşte bu histerik çığlık, yapanın yanına kâr kalmasından dolayı atılıyor. Bu linç kültürü, birilerinin genetiğinde yaşıyor. Onlar biliyor ki kendisi gibi düşünmeyen herkesin linç edilmesi, yakılması, katledilmesi hükümet edenlerce destekleniyor, sırtları okşanıyor ve zaman aşımına uğruyor.</p>
<p>Biz, intikam almak için değil, bir daha bu tür katliamların yaşanmaması için Madımak ‘Utanç Müzesi’ olana kadar mücadelemize devam edeceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/29/bir-daha-yasanmasin-diye-madimak-utanc-muzesi-kuruluyor/">&#8220;Bir Daha Yaşanmasın Diye&#8221; Madımak Utanç Müzesi Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
