<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AB fonları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ab-fonlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ab-fonlari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Aug 2021 14:27:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>AB fonları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ab-fonlari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 11:03:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[AB Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[AB fonları]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Kaymakcı]]></category>
		<category><![CDATA[Nurcan Baysal]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve fon]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumda Yabancı Fon]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSEV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de sınırlı kaynaklarla faaliyetlerini sürdürmeye gayret eden STK’ların fon kullanımının şaibeli ve yasadışı gösterilmesi sivil topluma zarar veriyor. Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), fonların kötüye kullanılmasının ilgili mercilerin sivil toplumu destekleyici bir yaklaşımla ve gerekli tedbirleri alarak önlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Aktivist- yazar Nurcan Baysal ise fon almanın yasadışılaştırılmasını sivil toplum üzerindeki yoğun baskının devamı ve kötüye gidişin habercisi olarak görüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/">‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de bazı medya organlarının ABD merkezli bir vakıf tarafından fonlanması üzerinden başlayan tartışma, sivil topluma yönelik suçlayıcı ifadelerle sürüyor. STK’ların yabancı kaynaklardan fon alması “yasa dışı veya gayri-meşru” gösterilirken, Türkiye’de mevzuatın kullanılan yabancı kaynağı kamu otoritelerine bildirim zorunluluğunu içerdiği ve ilgili kamu kurumların uygulamada denetim süreçlerini işlettiği göz ardı ediliyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-73089 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/faruk-kaymakci.jpg" alt="" width="277" height="185" />Yabancı fon alınması konusuna dahil edilmesi gereken ilk aktör şüphesiz Avrupa Birliği (AB). Türkiye’de STK’ların fon kaynaklarının başat aktörü olan Avrupa Birliği’nin sivil topluma sağladığı destek, <a href="https://www.avrupa.info.tr/tr/abnin-sivil-topluma-destegi-36" target="_blank" rel="noopener">Türkiye’ye AB tarafından yapılan mali yardımın öncelikleri arasında yer alıyor</a>. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Faruk Kaymakcı, sivil toplumda fon tartışmalarına değinmemekle birlikte, AB üyelik sürecinde sivil toplumun üstlendiği role vurgu yaptı. “AB üyelik sürecimiz, kamu eliyle başladı; sürecin hızlandırılması ve başarıyla tamamlanması sivil toplumumuzun katılımı ve yönlendirmesiyle mümkün olabilecek.” <a href="https://twitter.com/frkkymkc/status/1420333705084772352" target="_blank" rel="noopener">diyen Kaymakçı</a>, Türkiye’de sivil toplumunun diğer Avrupa ülkelerinin sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmasının <a href="https://www.iha.com.tr/ankara-haberleri/disisleri-bakan-yardimcisi-kaymakci-biz-ab-uyelik-surecinde-sivil-toplumu-onemsiyoruz-ankara-3126682/" target="_blank" rel="noopener">“çok anlamlı ve değerli</a>” olduğunu kaydetti.</p>
<blockquote><p>Yurt dışından fon alan kurumların bir kanıt gösterilmeden etiketlenmesi ve şaibe yaratılması, meşru şekilde faaliyet gösteren birçok kurumun itibarını zedeleyebilecektir.</p></blockquote>
<p>Fon tartışmalarına ilişkin olarak şu ana dek açıklama yapan tek STK Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) oldu.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-73090 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev.jpg" alt="" width="240" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/tusev-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" />TÜSEV tarafından yapılan “<a href="https://www.tusev.org.tr/tr/duyurular/uluslararasi-fonlar-hakkinda#.YQEdf44zbIX" target="_blank" rel="noopener">Uluslararası Fonlar Hakkında</a>” başlıklı açıklamada, sivil toplumun demokrasinin gelişmesi ve toplumsal meselelerin çözümünde üstlendiği hayati rol ve bu işlevi yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu farklı gelir kaynakları hatırlatılıyor. Sivil toplumun yapısal sorunlarının yinelendiği açıklamada; Türkiye’de STK’ların erişebildiği kısıtlı ve çeşitliliği sınırlı fon kaynakları ile yeterince gelişmeyen bireysel bağışçılık kültürünün yanı sıra, Yardım Toplama Kanunu’nun kısıtlayıcı hükümlerine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Bu çerçevede, sivil toplumun işlevini sürdürebilmesi için yurt içi ve yurt dışındaki kaynaklardan hibe almasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiliyor ve “Yurt dışından fon alan kurumların bir kanıt gösterilmeden etiketlenmesi ve şaibe yaratılması, meşru şekilde faaliyet gösteren birçok kurumun itibarını zedeleyebilecektir.” uyarısında bulunuluyor. TÜSEV’in açıklamasının sonunda, kamu otoritesinin bir yandan fonların kötüye kullanımı ile tedbir alırken diğer yandan da STK’ların çalışmalarını destekleyici bir yaklaşımı önceliklendirmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Fon Alan STK’ları Yasadışılaştıranlar, Çıkarsız Desteğe İnanmayanlar&#8217;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-73091 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal-640x359.jpg" alt="" width="331" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nurcan-baysal.jpg 980w" sizes="(max-width: 331px) 100vw, 331px" />Tartışmalara ilişkin olarak Sivil Sayfalar’a konuşan Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün (DİSA) kurucularından olan ve halihazırda farklı uluslararası fon kuruluşları ve vakıfların Ortadoğu danışmanlığını yürüten yazar Nurcan Baysal, uluslararası düzeyde faaliyet yürüten ve fon alıp veren sivil toplum aktörlerinin “ajandası olan ve yasadışı faaliyetler içinde” olduğu önyargısındaki sorunlu zihniyetin temellerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Sivil toplumun kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yabancı ülke menşeli kuruluşlardan fon alarak bağımsızlığını ve sivilliğini koruyabileceğini söyleyen Nurcan Baysal’a göre ölçüt “STK’nın kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda fon alıp, alınan fonun o doğrultuda kullanılması”. “Yabancı menşeli kuruluşlar kendi gündemlerini dayatıyorlar” ya da “kendi ajandası ile gelen fon kuruluşu” iddiasının sivil alanı yönlendirmesi için fon vermenin ötesinde işleyişe, ilgili STK’nın yapısına ve daha birçok şeye daha müdahil olması ve o konularda söz hakkı olması gerekir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin STK’lar açısından kaynağın çok az olduğunu ve pek çok ülkenin tersine bireysel bağışçıların da yetersiz kaldığını hatırlatan Baysal, ayrıca fon sağlayıcı kuruluşların da gündeminde “Türkiye’nin bugün en yaşamsal ihtiyaçları olan barış, eşitlik, demokrasi, adalet, insan hakları meseleleri” gibi konuların pek yer bulmadığına dikkat çekiyor. Sivil topluma aktarılan kurumsal hayırseverlik (filantropik) desteklerinin de daha çok Sabancı, Koç, Özyeğin, Eczacıbaşı gibi büyük ailelerin vakıfları ve holding vakıfları ile sınırlı kaldığına dikkat çeken Baysal, bu koşullarda sivil toplumun yabancı kaynak arayışının kaçınılmaz olduğuna vurgu yapıyor.</p>
<blockquote><p>Türkiye’den bir fon kuruluşu gider Gana’daki çocuklar ölmesin diye oradaki çocuk STK’larını fonlar, ABD’den bir Vakıf gelir çok kültürlülük devam etsin, Anadolu’nun halklarının mirasları yaşasın diye Türkiye’deki bir STK’yı insanlığın ezgileri kaybolmasın diye fonlar.</p></blockquote>
<p>Türkiye’de “kimse kimseyi boşu boşuna fonlamaz” sözünün toplumdaki algıyı yansıttığını ve fonlayan kişi ya da kurumun muhakkak arka planda bir amacı ya da çıkarı olduğuna inanıldığını söyleyen Baysal, bu yaklaşıma sahip kişilerin aktivistlerin ve sivil toplumcuların temel motivasyonlarını idrak edemediklerini kaydediyor:</p>
<p>“İnsan dediğimiz şey sadece bireysel çıkarı uğruna çalışan ve para kazanan bir canlı türü değildir. İnsanlar inandıkları şeyler uğruna, inandıkları dünya uğruna mücadele ederler. İnsanlar bireysel çıkarı olmaksızın, sadece hayalleri için, hayalindeki o dünyaya bir adım daha yaklaşabilmek için gider hiç tanımadığı bir ülkede çocuk yoksulluğunu da fonlar, gider Afrika’nın en uç köşesine milyonlarca çocuğu da aşılar. Türkiye’den bir fon kuruluşu gider Gana’daki çocuklar ölmesin diye oradaki çocuk STK’larını fonlar, ABD’den bir Vakıf gelir çok kültürlülük devam etsin, Anadolu’nun halklarının mirasları yaşasın diye Türkiye’deki bir STK’yı insanlığın ezgileri kaybolmasın diye fonlar. İnsanlık birbirine bağlıdır ve bu bağ bizi başka başka dünyalar, başka başka ülkelerde yaşananlara karşı da bir şey yapma ihtiyacına götürür. Yurtdışından gelen fon kaynaklarını krimanilize eden insanlar, o bahsettiğimiz hayallere sahip olmayan, insanların çıkarı olmaksızın bir şeyi destekleyebileceğine inanmayanlardır. İnanmıyorlar çünkü bu onlar için inanılmaz bir durumdur zaten. Osman Kavala meselesi gibi. Neden bir adam tüm bu iyilikleri, güzellikleri yapmış diye sorup duruyorlar. Çünkü onlara göre altında bir şey olması lazım.”</p>
<h5><strong>Türkiye’de STK’ların Varlığını Sürdürmesi Bir Mücadeleye Dönüştü!</strong></h5>
<p>Türkiye’de sivil toplumun fon almasının krimanilize edilmeye çalışılmasının, uzun zamandır sivil toplum üzerinde yoğun baskının devamı olarak gören Nurcan Baysal,  2016-2017’de çıkan OHAL Kararnameleri ile kapatılan ve mal varlıklarına el konulan binlerce STK ile Kavala, Gezi, Büyükada Davaları’nın sivil toplum üzerinde “Demokles’in kılıcı gibi sallandığını” ve  7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’u hatırlatıyor.</p>
<p>Tüm bu gelişmeleri, “korku iklimi yaratılması ve hak savunucuları ile STK’ların nefesinin kesilip çalışmalarının zorlaştırılması” olarak nitelendiren Baysal, “bugün Türkiye’de bir sivil toplum örgütü kurup, onu sürdürmeye çalışmak başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda” diyor.</p>
<p>“Hükümet kalan bir avuç STK’yı da bu şekilde kriminilize ederek, çalışamaz hale getiriyor” diyen Baysal, bu sürecin Rusya’daki gibi sivil topluma yönelik daha ağır bir yasanın önü açarak Türkiye’de sivil toplumun cenazesinin kaldırmasına doğru ilerlediği uyarısında bulunuyor. Baysal son olarak bu gidişe dur demek için kollektif mücadele vermek ve birlikte eylemenin yollarını bulmak gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>Sunay Demircan ile yapılan &#8220;İlke ve Değerlere Uygun Kullanılan Fonlar STÖ&#8217;lerin Sivilliğine Zarar Vermez&#8221; başlıklı söyleşiye <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/ilke-ve-degerlere-uygun-kullanilan-fonlar-stolerin-sivilligine-zarar-vermez/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/mesru-yoldan-fon-alan-stklar-uzerinde-saibe-yaratiliyor/">‘Meşru Yoldan Fon Alan STK’lar Üzerinde Şaibe Yaratılıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“AB Fonları Sivil Toplumun Depolitize Olmasına Katkı Sağlıyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/ab-fonlari-sivil-toplumun-depolitize-olmasina-katki-sagliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 07:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[AB fonları]]></category>
		<category><![CDATA[Carnegie Vakfı']]></category>
		<category><![CDATA[Özge Zihnioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Depolitizasyon kitabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni çıkan Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Sivil Toplum ve Depolitizasyon kitabını ile çalışmalarını konuştuğumuz Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Özge Zihnioğlu, “AB fonlarının Türkiye’deki sivil toplumun profesyonelleşmesine yol açmadığı, ancak depolitize bir sivil topluma katkı sağladığı sonuçlarına ulaştım” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/ab-fonlari-sivil-toplumun-depolitize-olmasina-katki-sagliyor/">“AB Fonları Sivil Toplumun Depolitize Olmasına Katkı Sağlıyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Liverpool Üniversitesi Politika Bölümü’nde öğretim üyesiyim. Genel olarak Türkiye’de sivil toplum üzerine araştırmalar yapıyorum. Ayrıca Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri üzerine çalışıyorum. Uzun süre AB’nin sivil toplum politikasını ve dış yardımların sivil toplum üzerine etkisini çalıştım. Şimdiki çalışmalarım daha çok aktivizm, enformel sivil toplum aktörleri ve muhafazakar/milliyetçi sivil toplum üzerine odaklanıyor.</span></p>
<p><b>Türkiye’deki sivil toplum çalışmalarına diyalog ve işbirliği üzerinden bakıldığında ne gibi yapısal sorunlar göze çarpıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53168 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozge-zihnioglu-640x361.jpg" alt="Özge Zihnioğlu" width="326" height="184" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozge-zihnioglu-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozge-zihnioglu-1280x722.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozge-zihnioglu-1024x577.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 326px) 100vw, 326px" />Türkiye’de sivil toplum içerisinde diyalog ve işbirliği genelde sınırlı. Bunun bence temel nedeni sivil toplumun fikirlerden ziyade kişiler üzerinden örgütlenmesidir. Bununla birlikte sivil toplum içerisinde, çok farklı alanlarda giderek daha fazla irili ufaklı, geçici işbirlikleri görmeye başladık. Örneğin çevre, kadın, hayvan hakları örgütleri çeşitli kampanyalar için hızlıca ve bazen uzun bir süre boyunca beraber hareket edebiliyor, en azından dirsek temasını koruyabiliyor. Hatta Kanal İstanbul Koordinasyonu gibi yapılar, ortak bir amaç için çok farklı konularda çalışan grupları bir araya getirebiliyor. Bu tür işbirliklerinin kurulabilmesi ve sürdürülebilmesinde bir diğer önemli faktör siyasi ideolojilerin geri planda tutulabilmesi. Gruplar belli bir siyasi duruşa sahip olabilir, ancak ideolojiler çok öne çıktığında farklı gruplarla diyalog kurabilmek veya yapılan işbirliğini sürdürebilmek mümkün olmuyor.</span></p>
<p><b>Carnegie Vakfı&#8217;nın Civic Research Network projesinden ve yürütülen çalışmalardan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu projenin amacı, özellikle geçtiğimiz on yılda gözlemlediğimiz büyük protestolar sonrası dünyada sivil toplumun değişen biçimini anlamak. Bu amaçla Carnegie Vakfı, Brezilya, Hindistan, Mısır, Türkiye, Ukrayna, Zimbabve gibi dünyanın dört bir yanından uzman ve araştırmacıları bir araya getiriyor. Bu projenin bir parçası olarak biz münferit ya da karşılaştırmalı araştırmalar yapıp, kısa yazılar ya da daha detaylı raporlar hazırlıyoruz. Örneğin muhafazakar sivil toplum üzerine 2018’de, protestolar sonrası aktivist grupların izlediği yolları üzerine 2019’da birer raporumuz çıktı. (Çalışmaların hepsine <a href="https://carnegieendowment.org/specialprojects/civicresearchnetwork/">bu </a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://carnegieendowment.org/specialprojects/civicresearchnetwork/">adresten</a> ulaşılabilir.) Projenin bir diğer amacı da sivil toplumun bu değişiminin sivil toplum destekleri üzerindeki etkisini analiz edip bu desteklerin yeniden biçimlendirilmesi için önerilerde bulunmak. </span></p>
<p><b>Bu çalışmalar dünyadaki sivil toplum hareketlerinde ne tür değişimler olduğunu ortaya koyuyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde, sivil toplum içerisinden formel olarak örgütlenen, daha esnek yapılara sahip grupların yaygınlaştığını görüyoruz. Bu, formel yapıların, mesela bizdeki derneklerin yok olduğu anlamına gelmiyor, ancak giderek daha fazla kişi ve grup dernekleşmeden faaliyet gösteriyor. Bunlardan bir kısmı yardım toplamak gibi pratik nedenlerden ötürü dernekleşse bile bunu ön plana çok çıkarmıyor.</span></p>
<p><b>Formel yapılardan uzaklaşılmasının sebepleri neler? Türkiye’deki durumla ilgili gözlemlerinizi alabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-53170 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Avrupa-Birliği-Türkiye-İlişkileri.jpg" alt="Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri" width="278" height="425" />Enformel ağların önem kazanmasının sebebi ülkeden ülkeye değişebiliyor. Türkiye bağlamında birkaç farklı sebebi var. Birincisi, dernekleşme çok fazla bir idari yük ve sorumluluk getiriyor. Özellikle az insan kaynağı ile hareket eden küçük gruplar için bu önemli bir sorun. Faaliyetlerinin maddi bir boyutu olmayacaksa dernekleşmeye gerek duymuyorlar. Ayrıca, hak temelli çalışan birçok grup denetlemelerin ve cezaların keyfi olmasından yakınıyor ve bu yolla doğabilecek dolaylı baskıyı bertaraf etmek için enformel olarak örgütlenmeyi tercih ediyor. Bu noktada derneklere getirilen üye bildirim zorunluluğunun da bundan sonrası için etkili olabileceğini düşünüyorum. Son olarak, enformel olarak örgütlenmek, bu gruplara büyük bir esneklik sağlıyor. Enformel gruplara üye girişi (ve tabii çıkışı) çok daha rahat olabiliyor, daha hızlı mobilize olabiliyorlar.</span></p>
<p><b>Yeni çıkan kitabınız Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Sivil Toplum ve Depolitizasyon hangi konulara odaklanıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akademik literatürde dış yardımların sivil toplumu, özellikle taban hareketlerini STK’laştırdığı (NGO-ization), yani gönüllülerin yerini maaşlı çalışanların aldığı ve bu arada hareketi depolitize ettiği yönünde bir tartışma var. Ben de AB fonlarının Türkiye’deki sivil toplumun üzerinde böylesi bir etkisinin olup olmadığını araştırmak için 2015 ve 2017 yılları arasında bir TÜBİTAK projesi yürütmüştüm. Proje kapsamında Türkiye’de sekiz farklı ilde 48 STK ile görüştüm, projelerini, çalışmalarını inceledim. Özet olarak, AB fonlarının Türkiye’deki sivil toplumun profesyonelleşmesine yol açmadığı, ancak depolitize bir sivil topluma katkı sağladığı sonuçlarına ulaştım. Kitap, araştırmayı bir adım daha öteye götürerek sivil toplumun depolitizasyonunun Türkiye-AB ilişkileri için ne ifade ettiğini tartışıyor. Bunu yaparken de bir yandan Türkiye-AB ilişkilerinin güncel sorunlarını diğer yandan Türkiye’de sivil toplumun mevcut durumuna ışık tutuyor.</span></p>
<p><b>AB fonlarının Türkiye&#8217;deki sivil toplumun depolitizasyonuna katkı sağlamasıyla ilgili sonuca nasıl ulaştınız? Bu anlamda AB&#8217;nin nasıl bir düzenlemeye gitmesi gerekir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak AB programlarının bence temel yapısal sorunu çok fazla faaliyet ve çıktı odaklı olması. ‘Başarılı’ bir proje ürettiği somut çıktılarla ölçülüyor. Bu da sivil toplumu ölçülebilir faaliyetlerin ağırlıkta olduğu projelere yöneltiyor. Bu tür faaliyetleri hizmet temelli çalışmalarda yürütebilmek daha kolay. Örneğin bir eğitimi kaç kişiye verdiğinizi, o konuda kaç kitap bastığınızı çok rahat sayılara dökebilirsiniz. Ancak hak temelli çalışmaları ya somut çıktılara dökmek çok zor ya da bu çalışmaların sonuçları (örneğin kanun değişikliği gibi) çok uzun vadede ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, AB fonları dışında hak temelli çalışmalar yürüten STK’lar bile AB fonlarıyla daha ziyade hizmet temelli çalışmalara yöneliyor. Daha yeni oluşturulan bazı programlar bunu aştı. Ancak AB’nin bu programların yapısını daha genel olarak değerlendirmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b>AB’nin Türkiye’deki sivil toplum alanının genişlemesine katkıları size göre yeterli çoğullukta mı?  Bu fonların Türkiye’deki sivil toplum arasındaki kutuplaşmaya katkı sağladığıyla ilgili değerlendirmelere katılıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dış yardımların bir ülkedeki sivil alanın genişlemesine katkısı diğer, ülke içi faktörlerden ayrı olarak değerlendirilemez. Sivil toplumu doğrudan ya da dolaylı ilgilendiren hukuksal çerçeve, devlet ve toplumun sivil toplum algısı çok önemlidir. Bu faktörler sivil toplum için olumlu yönde geliştiğinde AB fonları da katalizör etkisi yapmıştır. Diğer yandan toplumdaki kutuplaşma genel olarak artarken sivil toplumun da kendi içinde kutuplaşmasının artması da doğal bir gelişme.</span></p>
<p><b>Sivil Sayfalar olarak hazırladığımız Sivil Toplumun Öncüleri dosyamızda birçok görüşme yaptık. Sivil toplum alanında farklı kurum ve düşünce yapısından aktörler genel olarak, Türkiye&#8217;de sivil toplum faaliyetleriyle ilgili şeffaflık, kapsayıcılık üzerinden sorunlara işaret ediyor.  Siz sivil toplum çalışmalarını artılar eksiler yönünden nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil toplumun içerisinde dinamik ve yaratıcı bir grup var. Mevcut sorunlara yaratıcı yollarla yaklaşabiliyor ya da COVID-19 gibi güncel sorunlara hızlı tepkiler verebiliyorlar. Sayıca çok kalabalık olmasalar bile seslerini duyurabiliyorlar. Diğer yandan, Türkiye’deki sivil toplumun temel eksiklerinden birinin kapsayıcılık olduğuna katılıyorum. Genel olarak STK’ların topluma nüfuzları sınırlı. Tabii bu sadece STK’ların toplumla ilişkisi değil, aynı zamanda toplumun sivil toplum algısıyla da alakalı bir durum.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/ab-fonlari-sivil-toplumun-depolitize-olmasina-katki-sagliyor/">“AB Fonları Sivil Toplumun Depolitize Olmasına Katkı Sağlıyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
