<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>28 Şubat arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/28-subat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/28-subat/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2020 10:42:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>28 Şubat arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/28-subat/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>28 Şubat&#8217;dan 2020&#8217;ye&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/28/28-subatdan-2020ye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Feb 2020 10:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[askeri darbe]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48287</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat’ta hedef tahtasında bir “iç düşman” olarak yeniden üretilmeye çalışılan “irticacılar” vardır: Bu dönemde sivil toplum kuruluşları darbeyi destekleyenler, darbeye sessiz kalanlar ve darbe mağduru olanlar olarak üç gruba ayrılmıştır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/28/28-subatdan-2020ye/">28 Şubat&#8217;dan 2020&#8217;ye&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Demokrasinin en büyük sınavlarından biri askeri darbelerdir. Türkiye’de sivil karar alıcılar ve askeri kurmaylar arasındaki hiyerarşiye olan “sadakat” sancılı bir hafızaya sahiptir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana 1960, 1971, 1980, 1997 ve 2007 yıllarında askeri kurmaylar siyasete doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etmiş, en son 15 Temmuz 2016 tarihinde olmak üzere birçok kez darbe girişiminde bulunmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basit manada demokrasi, her yurttaşın oy verdiği ve aday olabildiği çok partili adil seçimlerin mümkün kılınmış olmasını ifade eder. Demokrasinin modern ve çoğulcu tanımıysa Robert Dahl tarafından çerçevelenmiş ve seçmenlerin tamamının oy verme hakkına sahip olduğu adil ve çok partili seçimlerin ötesinde demokrasinin ikinci boyutundaki temeller olan ifade etme, muhalefet edebilme ve bir araya gelebilme özgürlüklerini de şart koşar. Demokrasinin bu asgari prosedürel kurallarına Shmitter ve Karl iki ön şart daha eklerler: Bunlardan birincisi seçilmiş organların anayasal yetkilerini ordu mensupları gibi atanmış aktörlerin müdahalesine gerek kalmadan kullanabilmeleri şartıdır. Bir diğeri ise ezici dış güçlerden bağımsız bir şekilde seçilmiş aktörlerin kendi kendini yönetebilir hale gelmesidir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Asker riski ölçer, sivil ise karar verir. Dolayısıyla yanılma hakkı, seçmen nezdinde hesap verilebilirlik sorumluluğuna sahip olan seçilmiş sivil otorite adına saklıdır.</span></p></blockquote>
<p>Askeri darbeler, bir devlet için demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelerin selametini seçilmişlerin değil fakat atanmışların sentetik müdahalesi nedeniyle tehlikeye atar. Sivil ve ona bağlı olduğu varsayılan askerin birbiriyle olan sadakat ilişkisini Peter D. Feaver şu ifadelerle berraklaştırır: Asker, sivillerce meydana getirilen ve devletin sürdürülebilir varlığı için tehdidi tanımlama, tehdide karşı gerekli karşılığı verebilecek kapasiteye sahip olma hedefini güden organik bir yapıdır.  Fakat yalnızca sivil otorite askeri müeyyideyi harekete geçirecek risk olma derecesine sahiptir, sahip olmalıdır. Asker, ülkeyi savunmak amacıyla silahlanma derecesini tayin edebilecek gerekli ekipmanları talep eder; fakat sadece siviller başarılı bir toplumun askeri harcamalar için silahlanmaya ne derece kaynak ayıracağına karar verebilir. Asker doğası gereği belirli bir varlığı tehdit olarak tanımlayabilir fakat tehdit olarak tanımlanan varlıkla ilişki derecesine sivil karar verir. Asker riski ölçer, sivil ise karar verir. Dolayısıyla yanılma hakkı, seçmen nezdinde hesap verilebilirlik sorumluluğuna sahip olan seçilmiş sivil otorite adına saklıdır.</p>
<p><b>Milli Güvenlik Kurulu ve 1997 “Post Modern” Askeri Darbesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">28 Şubat “post modern” askeri müdahalesinin kaynağında Milli Güvenlik Kurulu’nun 1960 ve 1980 askeri müdahaleleri sonrasında sahip olduğu yetkiler ve otonomi yer almaktadır.  Söz konusu müdahaleler sivil-asker ilişkileri dengesinin sürekli olarak asker lehine bozulmasına ve MGK karalarının “tavsiye” niteliği ile siyasete doğrudan müdahale etmesine neden olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, ordunun siyasete müdahalesinin bir diğer çarpıcı örneği niteliğindedir. Toplantıda Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın önerisi doğrultusunda hazırlanan “Türkiye’deki Radikal Dinci Akımların Rejime Tesirleri” başlıklı MİT raporu ele alınmıştır. Bunun yanında MGK, hükümetten inkılap kanunlarının korunması hükmünü içeren Anayasa’nın 174. maddesi gereğince laik cumhuriyetin temel niteliklerinin muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yaklaşık dokuz saat süren MGK toplantısı sonucunda hükümete siyasi İslam’ın Kürt milliyetçiliğinden bile daha tehlikeli olduğu ilan ettirilmiş, Başbakan Erbakan yirmi maddelik bir önlem planını kabul etmek zorunda bırakılmıştır. Bu durumda Başbakan Erbakan’ın konumu savunulamaz hale gelmiş ve Erbakan 18 Haziran 1997’de istifa etmiştir. Refah Partisi kapatılmış, partinin önde gelen yöneticilerine beşer yıllık siyaset yasağı getirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla birlikte koalisyon protokolüne göre Başbakan Erbakan ile yardımcısı Tansu Çiller’in yer değiştirme işlemleri sırasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, görevi Mesut Yılmaz’a devretmiş ve bu süreçte İslamcı olarak addedilenler kovuşturulmaya, cemaatlerin yurtları teftiş edilmeye, kilit resmi görevdeki İslamcılar başka yerlere tayin edilmeye, belirli bürokratların İslamcı eğilimleri araştırılmaya ve 1997 yılında sayısı 800’e ulaşan dini vakfın denetlenmesine başlanmıştır.  Ayrıca zorunlu öğretim sekiz yıla çıkarılmış, imam hatiplerin orta okul kısmı kapatılmış ve meslek liseleri ile imam hatip liselerine üniversiteye girişte katsayı uygulaması getirilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erbakan’ın Haziran 1997’de istifası üzerine askerlerin yeni hükümete kabul ettirdikleri EMASYA protokolü nedeniyle askeri vesayet koyulaşmış, askeri özerklik alanı genişlemiştir Protokolle Protokolle, EMASYA komutanlıkları, sıkıyönetim döneminde gerçekleştirildiği üzere, mülki amirin (vali ve kaymakam) daveti olmaksızın toplumsal olaylara doğrudan müdahale edebilme hakkına erişmiştir.  Ali Bayramoğlu’nun vurguladığı üzere protokolün ilk gerekçesi İslami kesime duyulan güvensizlik karşısındaki örgütlenme ihtiyacıdır. İkinci gerekçesi ise Olağanüstü Hal’in kaldırılması ile Olağanüstü Hal nizamını ikame edebilecek bir düzenleme arayışı olmuştur. Söz konusu protokol 2010 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.</span></p>
<p><b>“28 Şubat” ve Sivil Toplum Kuruluşları</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum devletin kontrolünde olmayan ve kendi faaliyetlerini organize ve inşa edebilen özerk kuruluşlardır. Jurgen Habermas’ın ifade ettiği üzere sivil toplum aynı zamanda toplumsal alandaki problemleri devletin dışında çözüme ulaştırmayı hedefleyen gönüllü kurumlardır. Sivil toplum, meselelere ilişkin belirli bir yaklaşımda uzlaşabilen devletin hegemonyası karşısındaki “özne”ler için bir aradalık zeminidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet ve sivil toplum karşılıklı olarak konumlandırılmak yerine aynı zamanda birbirini tamamlayıcı iki öğe olarak okumak mümkündür. Örgütlenmiş aktif bir grup kamusal alanda kendini gösterip yasama ya da diğer karar organlarına toplumsal talepler konusunda karar alıcılar için pozitif katkılar gerçekleştirebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de sivil toplum özellikle 1990’lar sonrasında iletişim olanaklarının hızlanması ve ekonomik liberalleşme akımıyla birlikte güç kazanmıştır. Özellikle Türkiye’nin 1996 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı olan Habitat II konferansına ev sahipliği yapması sivil toplumun elini daha da güçlendirmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat 28 Şubat 1997 tarihindeki Başbakan Necmettin Erbakan’ın istifasını talep eden MGK kararları sonrasında başlayan “irtica” tehdidine karşı ordu ve bürokrasi merkezli süreç demokrasi ve sivil toplum zemini derinden sarsmıştır. Tunahan Gür’e göre kurmaylar bu dönemde sivil toplumu (1) Türk ulusal kimliğinin yanında diğer kültürel kimliklerin tanınmasına yönelik taleplerde bulunan “bölücüler”, (2) Cumhuriyetin kazanımlarını yetersiz gördükleri için eleştirel yaklaşan “Sözde Aydınlar” ve (3) toplumsal alanda dini bir takım özgürlükleri dillendiren “irticacılar” başlıklarıyla sınıflandırarak üç tehlikeli odak şeklinde adlandırmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">28 Şubat’ta hedef tahtasında bir “iç düşman” olarak yeniden üretilmeye çalışılan “irticacılar” vardır: Bu dönemde sivil toplum kuruluşları darbeyi destekleyenler, darbeye sessiz kalanlar ve darbe mağduru olanlar olarak üç gruba ayrılmıştır. Bu dönemde irticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle vakıfların 187 taşınmazına el koyulmuş, 21 vakıf da kapatılmıştır. Bu noktada maalesef bazı kemalist-modernleşmeci sivil toplum kuruluşlarının askeri müdahaleye destek verdiğini kayda geçmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’li yılların başı ise sivil toplum kuruluşlarının özellikle Avrupa Birliği adaylık süreci ile yükselişe geçtiği yıllar olarak kaleme alınmıştır. Örneğin 2004 yılı AB İlerleme Raporu; Türkiye’de reform hareketlerinin başlamasıyla insan haklarından ordu üzerindeki genişletilmiş sivil denetime kadar birçok değişikliğin gerçekleştirildiğini ve sivil toplumun daha güçlendiğini kayda geçmiştir. Nitekim Birlik 2005 yılı Türkiye raporunda “Özellikle Ceza Kanunu ve Dernekler Yasasının yürürlüğe girmesiyle temel özgürlüklerin uygulanması konusunda yasal ilerleme sağlanmış ve uygulamada hem bireyler hem de sivil toplum örgütleri geçmişe kıyasla daha büyük özgürlüklere sahip olmuşlardır.” ibaresini not düşmüştür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB-Türkiye ilişkileri 2006 yılında Fransa ve Kıbrıs’ın engellemeleri nedeniyle zayıflamıştır. 2013 yılında gerçekleşen Gezi Olayları ve 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi sonrasında hükümetin tutumu AB yetkilileri tarafından katı bir şekilde eleştirilmiştir. Bu dönemde Avrupa Birliği Olağanüstü Hal sonrası Türkiye’deki tutuklama süreçlerini, KHK’ları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini, yargı sistemi ve yolsuzlukla mücadele gibi birçok başlığa eleştiriler yöneltmekteyken, hükümet ise Birliğin Türkiye’ye karşı ikircikli bir tavır sergilediği, raporların siyasallaştığı, Türkiye’nin münhasır güvenlik koşullarının göz ardı edildiği gerekçesiyle Birliğe eleştiriler yöneltmiştir. 2019 yılına gelindiğinde ise hükümet nezdinde inandırıcılığını yitiren İlerleme Raporu, “Temel haklar ve özgürlükler alanında faaliyetlerini sürdüren sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanı daha da daralmıştır.” ifadesini kayda geçmiştir.</span></p>
<p><b>Küresel sistemin “Askeri Darbeler” ile Olan İmtihanı Son Bulmuş Değil!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’li yıllarda en çok dikkat çeken verilerden biri de giderek yükselen popülizm dalgaları ve askeri darbeler nedeniyle demokrasilerin düşüşüdür. Yapılan araştırmalara göre küresel sistemde soğuk savaşın bitiminden sonra son 30 yılda darbe girişiminin sayısı azalmasına rağmen, demokratik ülkelerdeki darbe girişimlerinin sayısı artmıştır. Üstelik demokratik ülkelerde darbe girişimlerinin başarılı olma ihtimalinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Demokratik ülkelerdeki liderlerin neredeyse 3’te 2’si askeri darbelerle devrilmiştir. Bu yönüyle Curtis Bell askeri darbelerin aynı zamanda Batılı demokratik ülkelerin de bir meselesi olduğunu vurgulamaktadır.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-55985 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/darbe-girisimleri.jpg" alt="Askeri Darbe Girişimleri" width="603" height="306" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil asker ilişkilerinde ordunun otonomisini çerçeveleyen demokratik sınırlamaların ve çok boyutlu demokratik reformların darbelerden korunma konusunda ek bariyerler getirdiğini inkâr etmek mümkün değildir. Uluslararası araştırmalarda demokratik pekişme askeri darbeleri önlemek için yeterli bir yöntem olmadığı gözlemlenmiştir. Darbelerin kaynağında kültürel kodlar, toplumsal yaklaşım, dış müdahaleler ve her orduda bulunabilen otonom aktörler yer alabilmektedir. </span></p>
<p><b>Türkye Sivil-Asker İlişkilerinde Dikkate Değer bir İlerleme Kaydetti fakat…!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">28 Şubat 1997 yılında MGK açıklaması yoluyla gerçekleştirilen askeri müdahalenin ardından Türkiye sivil asker ilişkilerinde özellikle ilk dönemde AB reformlarıyla dikkate değer bir ilerleme kaydetmiştir. MGK’nın yetkileri “sivilleştirilmiş”, Sayıştay’ın silahlı kuvvetleri denetlemesi konusunda yetkileri artırılmış, Askeri Mahkemelerin sivil alandaki yetkileri kısıtlanmış, Yüksek Askeri Şura’nın kompoziyonda sivil ağırlık artırılmış, Milli Savunma Bakanlığı’nın konumu güçlendirilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat sivil-asker ilişkileri başlığında Narcis Serra’nın vurguladığı üzere; sivil-asker ilişkilerinde uyum sadece yasal bir süreçten ibaret değildir ve askeri reformlar genel reform sürecinden soyutlanmamalıdır. Demokratik pekişme tek yönlü olarak sivil-asker ilişkileri üzerinde yürütülmeye çalışılırsa bu eksik ve problemli kalacaktır.  Bir ülke genel olarak demokratikleşme sürecinde ilerleme kaydedemezse, askeri kurmayların demokrasiyi özümseyebilmesi mümkün olmayabilecektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/28/28-subatdan-2020ye/">28 Şubat&#8217;dan 2020&#8217;ye&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların 28 Şubat Hafızasından Yansımalar: &#8220;Böyle Daha Güzelsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/27/kadinlarin-28-subat-hafizasindan-yansimalar-boyle-daha-guzelsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2020 07:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[KADEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle Daha Güzelsin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın ve Demokrasi Derneği'nin (KADEM) düzenlediği 28 Şubat sürecini kadınların deneyimi ve hafızası üzerinden anlatan Böyle Daha Güzelsin isimli sergi Darphane-i Amire'de 28 Şubat'ta açıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/27/kadinlarin-28-subat-hafizasindan-yansimalar-boyle-daha-guzelsin/">Kadınların 28 Şubat Hafızasından Yansımalar: &#8220;Böyle Daha Güzelsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat sürecini başörtülü kadınların deneyimleri ve hisleri üzerinden ele alan serginin lansmanı, Topkapı Sarayı Darphane-i Amire binasında yapıldı.  <span style="font-weight: 400;">Açılışta kısa bir konuşma yapan KADEM Başkanı </span><span style="font-weight: 400;">Saliha Okur Gümrükçüoğlu, </span><span style="font-weight: 400;">“28 Şubat zor bir dönemdi; bununla mücadele ederek o zorlukları aştık. Kolay olmadı, çünkü o dönemde hayata dair verdiğimiz kararların pek çoğu yıllar sonra sizi geri dönülmez bir noktaya getiriyor, bunları geri alamıyorsunuz… Her bir sanat eserinin duyguyu çok güzel yansıttı” ifadelerini kullandı.  </span></p>
<p><b>“Yaralarımızı Tek Başımıza Değil Birlikte İyileştireceğiz”</b></p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-48258" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/IMG-2049.jpg" alt="" width="272" height="204" /></p>
<p>KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, sergiyi Sivil Sayfalar&#8217;a değerlendirirken, &#8220;<span style="font-weight: 400;">28 Şubat’ın bizde izi çok büyük. Bu sergi ile 28 Şubat’ın insanlarda bıraktığı duygusal tarafı göstermek istedik. Bu gerçekten sanatla, bu mecazi tarafı ile, o derinlikli tarafı ile ifade edilmeden, o duygusal boyutunu hissetmek kolay değil. Biz şunun farkındayız: ne kadar yakın olsak da , büyük bir kesimin bu yaranın, bu izlerin farkında olmadığının bilincindeyiz. </span><span style="font-weight: 400;">Böyle büyük bir travma toplumda varken, hala bu yaraların izleri devam ederken, bilinmemesi haksızlık olur ve bundan sonra da başka haksızlıklara kapı açar. O yüzden, bu sergi aynı zamanda bir tanışma vesilesi…Bu tanışmalar çok önemli. Çünkü tanıştıkça ve birbirimize yaklaştıkça, yaralarımızı daha kolay iyileştireceğiz. Tek başımıza değil birlikte iyileştireceğiz”.  diye konuştu. </span></p>
<p><strong>&#8220;Hislerimizi Görünür Kılmaya Çalıştık&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48259 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/IMG-2128.jpg" alt="" width="304" height="406" />Serginin küratörü Yasemin Darbaz Karaca, serginin çıkış hikayesinin temelinde 28 Şubat&#8217;la ilgili hislerin görünür kılınmak olduğunu belirterek, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Böyle Daha Güzelsin” ismi aslında ikna odalarından çıkma bir cümle; olduğu haliyle var olamayan kadınlara, olmasını istedikleri halin nazikçe dayatması. Günün sonunda pozitif bir söylem ya da bir iltifat değil; çünkü burada vurgulanan şey aslında böyle daha güzelsin! Bizim burada arkasında durmak istediğimiz şey.&#8221; dedi.</span></p>
<p>Serginin <span style="font-weight: 400;">28 Şubat döneminde yaşadığı hikayeleri yada bir şekilde şahit oldukları hikayeleri sanat aracılığıyla bir biçime dönüştürmek isteyen sanatçıların bir araya gelerek oluşturduğu kolektif bir çalışma olduğunu dile getiren Karaca, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bizim bu sergi ile hislerimizi görünür kılmaktan başka hiçbir bir amacımızın olmadığı, onun dışında başka bir konuya değinmek istemediğimiz,  Sadece günümüzde o dönemeden ne kaldığını, nasıl sonuçların olduğunu göstermek istediğimiz bir sergi… Burada düşündüklerimizi eserlere yansıtmak için deneysel bir şey yaptık aslında. </span><span style="font-weight: 400;">Bu sergide hislerimizi görünür kılmaktan başka bir amacımız yok.  Bu bizi güvenli kıldı, kimseyi suçlamıyor, yargılamıyor, hissiyat üzerinden gidiyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"> Dolayısıyla bunu bir tanışmaya, bir iyileşmeye ve bir anlaşmaya  vesile olmasını ümit ediyoruz. O yüzden herkesi sergimizi görmeye davet etmek isteriz.” diye konuştu.</span></p>
<p><b>“28 Şubat Sürecinde Hislerimiz Hiç Konuşulmadı</b><b>” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48260 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/ASIL-KAPAK-FOTO.jpg" alt="" width="325" height="325" />Bilgi Üniversitesi’nde psikoloji okuduğu dönemde 28 Şubat sürecini deneyimleyen ve sergiye “Aramızdaki Şey” video art eseri ile yer alan yönetmen ve senarist Elif Eda ise, </span><span style="font-weight: 400;">28 Şubat sürecinin her aşamasını yaşamış ve kuşak kuşak etkilerini görmüş biri olduğunu belirterek, &#8220;Açıkçası çok sessiz kalarak atlatmam gereken bir süreçti çünkü anlatamadığımı , ifade edemediğimi düşündüğüm için  kendi içime hapsolduğum bir süreçti. </span><span style="font-weight: 400;">28 Şubat süreci biraz önce ve daha sonrasında çok yaygın bir psikolojik şiddet vardı ve bunun çok görünmez olduğunu fark ettim. Toplumsal bakışın, nasıl bir psikolojik şiddet sürecine dönüştürdüğünü somutlaştırmak istedim. Nasıl o bakış, insanı insan olmaktan çıkarıp, bir “şey” haline dönüştürüyor. Dolayısıyla,  üzerinde herhangi bir duygu hissetmeden, bakış sahibine itip kakma hakkı veriyor? Bunu somutlaştırmaya çalıştım. &#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Kadın dayanışması yaşatır&#8217; mottosuna inandığını belirten Eda, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Birbirimizin hikâyelerine, kadınlar olarak açık olursak ve kadın seçmezsek, kim kadın kim değil vb. ayrımlara girmezsek  bir iletişim dili de üretebilirsek, birbirimizin hikâyelerine açık olabilirsek, diğerlerine de belki anlatabiliriz.  </span><span style="font-weight: 400;">28 Şubat sürecinde biz kadınların hisleri hiç konuşulmadı</span><span style="font-weight: 400;">.  Bu sergi, kendi travmalarımla da yüzleşmemi sağladı.</span><span style="font-weight: 400;"> 28 Şubat sürecinde, hala siyaset üzerinden yürüyen bir zemin var. </span><span style="font-weight: 400;">Hala, başörtülü kadınlar siyasi figür olarak görüyor. Oysa bir başörtülü kadın olarak benim sizinle konulabilecek çok şeyim var. </span><span style="font-weight: 400;">Muhafazakârlar açısından bir sürü şey değişse de, toplumun ön yargıları değişmedi. Yeni ön yargılar, yeni duvarlar örülüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Hepimizin birbirini anlamaya çalışması lazım.</span><span style="font-weight: 400;"> Daha çok muhabbet alanlarını açmamız lazım.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48261 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/KAPI-DUVAR-640x640.jpg" alt="" width="354" height="354" /></p>
<p><b>İyileşmek İsteyen Herkesi Sergiye Davet Ediyoruz”</b><b>  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sergiye eşi Fatih Ergün ile beraber Kapı Duvar eseriyle katılan, psikoterapist Aslıhan Ergün sergiyle birlikte 28 Şubat&#8217;la yüzleşemediğini farkettiğini belirterek, &#8220;</span>Kendimiz de anlatmadık o dönemde, çünkü bir şekilde hayatımızı sürdürmek zorundaydık. Üniversite sınavında puan kesilmesi ciddi bir kayıptı; ben adaletsizlik olduğunu düşünme fırsatı bulamadan, ekonomik güçlük çeksem de, başka okul ve bölümlerde okuyabildim… Bu eserde, bir kapının bir duvar kimi zaman duvar oluşunu, bu subjektifliğini anlatıyor. 28 Şubat, bizim için anlam verilemeyen bir subjektiflikti. <span style="font-weight: 400;">Temel olarak asıl hedefim, hem kendimi iyileştirmek hem de izleyicileri iyileştirmek… Bütün yaralar için aynı şeyi diliyorum. İnşallah, her yaralı kesimin, kendi hikâyesini anlatabilir ve duyulabilir. … Ben kadın dayanışmasının iyileştiriciliğine inanıyorum.”  dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapı Duvar eserine ve 28 Şubat’a dair hislerini paylaşan mimar Fatih Ergün ise,</span><b> “</b><span style="font-weight: 400;">Mekânsal olarak ve sanat formu olarak ifadesi üzerinde eşimle birlikte çalıştım. Bu eserde, kapının ne tarafında durduğunuz çok önemli, içeri girebilen misiniz? Yoksa dışarıda kalıp, bunun aslında bir kapı değil, duvar olduğunu görebilen misiniz? Ziyaretçiye böyle bir tecrübe yaşatmaya çalıştık. Biz alsında, iyileşmek isteyen herkesi bu sergiye davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/27/kadinlarin-28-subat-hafizasindan-yansimalar-boyle-daha-guzelsin/">Kadınların 28 Şubat Hafızasından Yansımalar: &#8220;Böyle Daha Güzelsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;28 Şubat Uygulamaları Terk Edilsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/28-subat-uygulamalari-terk-edilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 17:14:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi, 28 Şubat'ın yıldönümüyle ilgili yaptığı açıklamada, "Üzerinden 20 yıldan fazla süre geçmiş 28 Şubat Darbesi için adalet talep ederken, OHAL mirası keyfiliklerin de tamamen sonlandırılmasını ve mağduriyetlere son verilmesini, kişi hak ve hürriyetlerine saygılı bir yönetim benimsenmesini talep ediyoruz" çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/28-subat-uygulamalari-terk-edilsin/">&#8220;28 Şubat Uygulamaları Terk Edilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat&#8217;la ilgili geçtiğimiz yıl yapılan açıklamanın hatırladıldığı basın açıklamasında, OHAL uygulamasının sona ermesine rağmen, hukuksuzluk ve keyfi uygulamaların bitmediği vurgulandı.  28 Şubat darbesinin icra ettiği gibi toplumu sindirmeyi hedef alan tutumların başka kılıf ve saiklerle yaşandığı vurgulanan açıklamada, &#8220;Seçilmiş milletvekilleri de dahil olmak üzere bazı siyasi kişiler çoğu rutin faaliyetlerinden oluşan konuşmalar sebebiyle keyfi ve orantısız yargılamalara maruz kalmaktadır. Tutukluluk istisnai bir tedbir iken rutin olarak işletilmekte ve basit gerekçelerle cezalar verilmektedir. Binlerce insan keyfi şekilde ve özensiz yargılamalara tabi tutulmakta, masumiyet karinesi ilkesi çiğnenmekte, davalar bir türlü sonuçlandırılmamaktadır. Hükumete karşı eleştirel tutumu ile öne çıkan sivil toplum bileşenleri ve medya çalışanlarına yönelik karalamaların önü alınmamakta ve polisiye operasyonlara maruz kalabilmektedirler. Birçok insan barış talebini dillendirdikleri için ‘terör örgütü propagandası’ gibi keyfi ve haksız suçlamalarla hapis cezalarına çarptırılmakta ve ifade hürriyeti ağır bir şekilde ihlal edilmektedir. Cezaevlerinde 700’e yakın bebek annesiyle beraber tutulmakta ve bu konuda var olan yasal düzenlemeler dahi anne ve bebekler lehine işletilmemektedir. İçişleri Bakanı gözaltında zorla kadınların başörtüsünü çıkarttırmayı meşrulaştırabilmektedir.&#8221; denildi.</p>
<p>Bu manzaraların 28 Şubat’ın karanlık günlerini hatırlattığı belirtilen açıklamada, &#8220;Bu sebeple Hak İnisiyatifi olarak, üzerinden 20 yıldan fazla süre geçmiş 28 Şubat Darbesi için adalet talep ederken, OHAL mirası keyfiliklerin de tamamen sonlandırılmasını ve mağduriyetlere son verilmesini, kişi hak ve hürriyetlerine saygılı bir yönetim benimsenmesini talep ediyor, bu konuda hükumeti topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz!&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/28/28-subat-uygulamalari-terk-edilsin/">&#8220;28 Şubat Uygulamaları Terk Edilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İade-i İtibar Mücadelemiz ‘Kadro Peşinde Koşmak’ Olarak Değerlendiriliyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/iade-i-itibar-mucadelemiz-kadro-pesinde-kosmak-olarak-degerlendiriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Mar 2018 08:46:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat Öğrenci Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Emine İlyas]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Denetçiliği Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25161</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat Öğrenci Derneği Başkanı Emine İlyas, 28 Şubat darbesiyle yüzleşme çabalarının başladığını ancak yeterli olmadığını belirterek, “Hala devam eden mağduriyetler var. Devlet de toplum da bu mağduriyetlere karşı yeterli ilgiyi göstermemektedir. Örneğin bizlerin iade-i itibar için emsallerimizle aynı yerde olmak isteyişimizi 'kadro peşinde koşmak' olarak yorumlayanları duyuyoruz ve bu bizi çok incitiyor” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/iade-i-itibar-mucadelemiz-kadro-pesinde-kosmak-olarak-degerlendiriliyor/">“İade-i İtibar Mücadelemiz ‘Kadro Peşinde Koşmak’ Olarak Değerlendiriliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-25162 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28-subat-dernegi-10.jpg" alt="" width="271" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28-subat-dernegi-10.jpg 480w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28-subat-dernegi-10-320x349.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 271px) 100vw, 271px" />21. yılını dolduran 28 Şubat darbesiyle ilgili gündem geride kaldı bir daha ki yıl dönümüne kadar. Bu konuyu gündemden düşürmemek için uğraşan tek kurum ise Konya merkezli 28 Şubat Öğrenci Derneği… Sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışan derneğin çabalarıyla Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı Şeref Malkoç&#8217;un da katıldığı bir çalıştay yapıldı. Dernek Başkanı Emine İlyas ile 28 Şubat ve yüzleşme çabalarını konuştuk.</p>
<p><strong>Öncelikle derneğiniz hakkında kısa bilgi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>Derneğimiz, Şubat 2017’de 28 Şubat sürecinde üniversite öğrencisi olup başörtüsü yasağından dolayı okullarını bırakmak zorunda kalmış,2011 affı ve başörtüsü yasağının kalkması ile okullarına dönüp 2012’den itibaren peyderpey mezun olan kadınlar tarafından kurulmuştur. Derneğimizin kurulma amacına, ‘28 Şubat post modern darbesinin yol açtığı mağduriyetleri dile getirmek ve bunun için ilgili mercilerle görüşerek hakların iadesi noktasında mücadele etmek ve yaşanan mağduriyetlerin bir daha yaşanmaması adına toplumda farkındalık oluşturmak’ diyebiliriz.</p>
<p><strong>28 Şubat darbesiyle ilgili yüzleşme ve hesaplaşma çalışmalarını nasıl değerlendiriyor sunuz?</strong></p>
<p>Bu konuda devletimizin de toplumun da yüzleşmeye başladığı kanaatindeyim, ama yeterli bulmuyorum, çünkü yüzleşmek sadece suçu kabullenmek değil, suç sonucu oluşan mağduriyetlerin telafisi için inisiyatif alabilmektir. Bu noktadan baktığımızda devletimiz ve toplum, 28 Şubat’ta ciddi mağduriyetler olduğunu, direkt olarak devletin dolaylı olarak toplumun bu mağduriyetlerde rol aldığını kabullenmiştir. Ancak hala devam eden mağduriyetler vardır ve devlet de toplum da bu mağduriyetlere karşı yeterli ilgiyi göstermemektedir. Örneğin bizlerin iade-i itibar için emsallerimizle aynı yerde olmak isteyişimizi kadro peşinde koşmak olarak yorumlayanları duyuyoruz ve bu bizi çok incitiyor. O yüzden yüzleşmenin yarım kaldığı kanaatindeyim.</p>
<p><strong>Bu yüzleşmenin tam yapılabilmesi için yapılması gerekenler nelerdir?</strong></p>
<p>Öncelikle toplum vicdanını harekete geçirecek çalışmalar yapılmalıdır ki mağdurlara hakları iade edildiğinde birileri bunun bir haksızlık olduğunu düşünmesin. Bunun için de çeşitli programlar, etkinlikler, sinema, tiyatro hatta televizyon dizileri kamu spotları… vb birçok şey yapılabilir. Bundan sonrasında ise tek bir mağdur kalmayacak şekilde imkânlar ölçüsünde hakların iade edilmesi ve zararların tanzimi ancak yüzleşmeyi tamamlayabilir</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-25163 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/22886053_1718138514904571_8774341263090965437_n.jpg" alt="" width="365" height="365" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/22886053_1718138514904571_8774341263090965437_n.jpg 639w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/22886053_1718138514904571_8774341263090965437_n-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/22886053_1718138514904571_8774341263090965437_n-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/22886053_1718138514904571_8774341263090965437_n-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" />Derneğiniz bünyesindeki 28 Şubat mağdurlarının geçmişten şu anki durumdaki mağduriyetlerini ve nasıl giderileceği hakkında bilgi verir misiniz?  </strong></p>
<p>28 Şubat post modern darbesinin akabinde gelen başörtüsü yasağı ile başlayan mağduriyetler günümüze kadar farklı şekillerde de olsa devam etmiştir. Öncesinde okullarına devam edemeyen mağdurların bir kısmı kınama uzaklaştırma gibi cezalarla bir kısmı da devam edemedikleri için devamsızlıktan dolayı okullarından uzaklaştırılmışlardır. Aşağı yukarı 15 yıl sonra 2011 affı ile tekrar öğrenci olma haklarını kazanmışlar ve zorlu bir sürecin ardından okullarından mezun olabilmişlerdir. Fakat diplomalarını almakla mağduriyetleri bitmemiştir. Özel sektörde çalışmayı düşünenler, tecrübesizlikle itham edilip işe alınmamışlar ya da çok komik ücretlerle çalıştırılmışlardır. Kamuda çalışmak isteyenlerse ya yaş haddinden istihdam edilememiş ya da 20’li yaşlarda sınav odaklı yetişmiş gençlerle eşit koşullarda KPSS gibi sınavlara tabi tutulmuş, kimisi sorumluluklarından dolayı yeterli çalışamayıp sınavı kazanamamış kimisi 0,05 gibi puanlarla sıralamaya girememiş kimisi de kazandığı halde aile birliğini bozmak istemediği için atandığı yere gidememiştir. Dolayısıyla mağduriyetler hala devam etmektedir. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için mevzuatta yapılacak yasal bir çerçevede yönetmeliklere yapılacak basit ilavelerle çözümün mümkün olduğu kanaatindeyiz. Birkaç teklifimiz olmakla beraber genel olarak isteğimiz 28 Şubat döneminin kamu personeli olarak ilk atamasına eş değer bir atama yapılmasıdır. Devletimizden isteğimiz dershane öğretmenlerine tanınan hakkın, ücretli öğretmenlere tanınacak hakkın, 28 Şubat dönemi üniversite öğrencileri için de tanınmasıdır.</p>
<p><strong>Bu yıl 28 Şubat konusunda kamuoyunda büyük ilgi vardı ancak sizlerin itiraz ve sesleri pek duyulmadı bunu nasıl yorumluyorsunuz? </strong></p>
<p>Bazen yapılan mücadelelerin sadece edebiyatı yapılır. Mücadeleyi veren insanlara ne olduğu çoğu zaman kimsenin umurunda olmaz, çünkü bazı insanlar sorumluluk almaktansa edebiyat yapmayı daha kolay bulurlar. Bizse artık edebiyatımızın yapılmasından yorulduk. Sorunlarımızın çözülmesini bekliyoruz ve bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Dolayısıyla sorumluluk almak istemeyenlerin gündeminde olamıyoruz. Ama Allah’a şükür hala aklıselim insanlarımız var ve bizim mücadelemize destek oluyorlar. Bu bile bizim için büyük bir gelişme ve biz bir gün aklıselimin galip geleceğine inanıyoruz.</p>
<p><strong>Son olarak geçtiğimiz hafta sonu Kamu Denetçiliği Kurumu&#8217;yla bir çalıştay yaptınız. Bu konudaki değerlendirmelerinizi alabilir miyim? Öncesinde sosyal medya çalışmasında &#8216;çalıştaydanümitliyiz&#8217; diyordunuz, beklentilerinize cevap olabildi mi?</strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-25164 size-thumbnail" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DYGPaSrWsAAaLoD-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DYGPaSrWsAAaLoD-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DYGPaSrWsAAaLoD-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/DYGPaSrWsAAaLoD-640x640.jpg 640w" sizes="auto, (max-width: 160px) 100vw, 160px" /></p>
<p>12 Mart Pazartesi günü gerçekleştirilen çalıştayın bizim için en önemli tarafı, artık meselemizin  ayaküstü konuşulan bir mesele olmaktan çıkmasıdır. Muhatap alınmış olmak  dertlerimizin dinlenmesi ve bu konuda haklı olduğumuzun düşünülmesi bile bizim için önemli bir gelişme. Çünkü daha önceleri yapmış olduğumuz görüşmelerde mağduriyetimiz karşısında ilettiğimiz talep haksız bir talep olarak değerlendirilebiliyordu. Bu çalıştayla yaşadığımız mağduriyetin farkına varılmış olması ve ne yapabiliceğinin düşünülmesi yaklaşık dört yıldır verdiğimiz mücadelenin şimdilik en güzel meyvesidir. Kamu Başdenetçimiz Şeref Malkoç&#8217;un başkanlığında Konya Milletvekilimiz Sayın Leyla Şahin Usta,  Cumhurbaşkanlığı Hukuk Başkanı Sayın Veysel Bektaş ve ilgili bakanlıklardan katılan bürokratlarla gerçekleştirilen çalıştayda, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi dile getirdik.Zikrettiğim isimler konu ile ilgili neler yapılabileceğini, çekincelerini dile getirdiler. Çalıştay ekibinin büyük çoğunluğu dikkatli bir çerçeve çizilirse bu sorunun çözülebileceğini dile getirdi. Bunun üzerine kamu başdenetçiliği çalışmaları tamamlayıp meclise sunacaklarını bildirdiler . Yani son söz yine Meclisin. Biz bu konuda ümitli olmak istiyoruz, çünkü artık gerçekten çok yorulduk, <img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-25189 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-640x360.jpg" alt="" width="512" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/IMG-20180312-WA0017.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 512px) 100vw, 512px" />bu çalıştayın birşeyler yapıyormuş gibi görünmek amacıyla düzenlendiğini düşünmek istemiyoruz, çünkü yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımızın ardından Sayın Şeref Malkoç&#8217; un, Sayın Leyla Şahin Usta&#8217;nın ve diğer devlet büyüklerinin bu konudaki hassasiyetleri bizi ümit kanadında tutuyor. Bekleyip neticeyi birlikte göreceğiz. Her zaman söylediğimiz gibi aklı selimin galip geleceğine inanıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/14/iade-i-itibar-mucadelemiz-kadro-pesinde-kosmak-olarak-degerlendiriliyor/">“İade-i İtibar Mücadelemiz ‘Kadro Peşinde Koşmak’ Olarak Değerlendiriliyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu 28 Şubat Son Olsun ve Yeni 28 Şubatlar Olmasın!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/28-subat-son-olsun-yeni-28-subatlar-olmasin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 12:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24851</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat darbesi, Müslüman kimlikli siyaset, sivil toplum ve cemaatler başta olmak üzere insan hak ve hürriyetlerine sahip çıkan her kişi ve kesimi bastırmak üzere gerçekleştirilmiş; ordu, siyaset, medya, iş dünyası ve sivil toplum ayağı olan bir post-modern darbedir. Genelkurmay salonlarında yargıya brifing verildiği, yasama ve yürütmenin ordu tarafından kuşatıldığı, İslami görünürlüğün suç sayıldığı, Müslümanlarla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/28-subat-son-olsun-yeni-28-subatlar-olmasin/">Bu 28 Şubat Son Olsun ve Yeni 28 Şubatlar Olmasın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat darbesi, Müslüman kimlikli siyaset, sivil toplum ve cemaatler başta olmak üzere insan hak ve hürriyetlerine sahip çıkan her kişi ve kesimi bastırmak üzere gerçekleştirilmiş; ordu, siyaset, medya, iş dünyası ve sivil toplum ayağı olan bir post-modern darbedir. Genelkurmay salonlarında yargıya brifing verildiği, yasama ve yürütmenin ordu tarafından kuşatıldığı, İslami görünürlüğün suç sayıldığı, Müslümanlarla dayanışma gösteren herkesin gadre uğradığı ve darbeciler tarafından bin yıl süreceği söylenen bu post-modern darbenin travması 20 yıldan uzun süredir devam ediyor. O dönem haksız yere hapsedilen çoğu islami kimliğe sahip insanlar hakkında adalet hala tecelli etmiş değil. Çeyrek asırdır 28 Şubat’ın son bulmasını, fail ve sorumluların adil bir şekilde yargılanmasını, dönemin darbeci yargı kararlarının iptal edilmesini bekleyen mağdurlar adına; 28 Şubat yargı kararlarının iptal edilmesi, 28 Şubat Darbesi’nin bütün alanlardaki fail ve sorumlularının yargılanmasın ve adaletin mağdurları tatmin edecek şekilde tecelli etmesi konusundaki çağrımızı 28 Şubat mağdurlarının içinden çıkmış siyasi iktidara hitaben bir kere daha yineliyoruz!</p>
<p>27 yıllık bir insan hakları mücadelesinin birikimini taşıyan Hak İnisiyatifi olarak, “Bu 28 Şubat Son Olsun” derken, 28 Şubat’ın rahle-i tedrisinden geçmiş, çoğu yerde onu aratır duruma gelen uygulamalara karşı da adil şahitliğimizin gereğini yerine getirme sorumluluğuyla “Yeni 28 Şubatlar Olmasın” diye ekliyoruz.</p>
<p>15 Temmuz Darbe Girişimi her ne kadar 28 Şubat günlerinden daha kötü bir akıbet tehlikesi taşısa da toplumun iradesi bu tehlikeyi bertaraf etmiş ve iradesini askeri cuntaya teslim etmemiştir. Ancak hemen arkasından ilan edilen OHAL yaklaşık iki yıldır devam etmekte ve yer yer 28 Şubat günlerindeki hafızamızı canlandırmaktadır.</p>
<p>Hilafet devleti arzusunu sivil ve şiddetsiz bir şekilde dile getiren Hizbu-t Tahrir Cemaati, 28 Şubat aklının ve Gülen Yapılanması’na mensup yargının mağduru olarak “silahlı terör örgütü” suçlamasıyla yargılanmakta ve onlarca dosya bu gerekçeyle yakın zamanda Yargıtay tarafından onanmış bulunmaktadır. Çoğu dosyanın 28 Şubatçı Kemalistler ve Gülen Yapılanması tarafından operasyonel bir şekilde hazırlandığı bugün aşikar olmasına rağmen dosyaların onanmış olması endişe vericidir.</p>
<p>Hükümete karşı eleştirel tutumu ile bilinen Furkan Vakfı’na yapılan polisiye operasyon ve onunla birlikte yürütülen medya karalaması, 28 Şubat günlerinin değişmeyen tekrarına benzemektedir. Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul ve tutuklu diğer cemaat mensuplarının tutukluluk gerekçeleri hukuki olarak nitelendirilemez ve son derece siyasidir.</p>
<p>Eski Genel Başkanlarımızdan Ömer Faruk Gergerlioğlu ve binlerce sivil insan, barış talebini dillendirdikleri için “terör örgütü propagandası” gibi keyfi ve haksız suçlamalarla hapis cezalarına çarptırılmakta ve ifade hürriyeti ağır bir şekilde ihlal edilmektedir.</p>
<p>Seçimle meclise gelmiş milletvekilleri, çoğu siyasi faaliyetlerinden oluşan konuşmalar sebebiyle keyfi ve orantısız yargılamalara maruz kalmakta, tutukluluk bir istisna iken bir rutin olarak işletilmekte ve basit gerekçelerle cezalar verilerek vekilleri düşürülmektedir.</p>
<p>Binlerce insan keyfi şekilde ve özensiz yargılamalara tabi tutulmakta, masumiyet karinesi ilkesi çiğnenmekte ve Gökhan Açıkkolu örneğinde olduğu gibi bazı haksız yargılamalar telafisi imkansız hale gelmektedir.</p>
<p>Bütün bu manzara bize 28 Şubat’ın karanlık günlerini hatırlatmakta, çoğu insan için çoğu zaman o günleri de aratmaktadır. Bu sebeple Hak İnisiyatifi olarak, üzerinden 20 yıldan fazla süre geçmiş 28 Şubat Darbesi için adalet talep ederken bugün OHAL kaldırılarak mağduriyetlere son verilmesini, kişi hak ve hürriyetlerine saygılı bir yönetim benimsenmesini talep ediyor, bu konuda hükümeti topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz!</p>
<p>Bu 28 Şubat Son Olsun! Bu Son 28 Şubat Olsun! Yeni 28 Şubatlar Olmasın!</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/28/28-subat-son-olsun-yeni-28-subatlar-olmasin/">Bu 28 Şubat Son Olsun ve Yeni 28 Şubatlar Olmasın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 10:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[16 Nisan Referandumu]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat Mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve Adalet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararname]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak ve Adalet Platformu, 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kamuya açık etkinlik ve toplantılar düzenliyor. Hak ve Adalet Platformu&#8217;nun bu cumartesi düzenleyeceği toplantı çağrısı şöyle: “Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı” Adım adım 16 Nisan Referandumu&#8217;na doğru giderken topluma egemen olan çatışmacı ruh hali, birlikte yaşama irademizi aşındırmaya devam ediyor. Bu ruh hali, adalet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/">“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak ve Adalet Platformu, 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kamuya açık etkinlik ve toplantılar düzenliyor. Hak ve Adalet Platformu&#8217;nun bu cumartesi düzenleyeceği toplantı çağrısı şöyle:</p>
<p>“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</p>
<p>Adım adım 16 Nisan Referandumu&#8217;na doğru giderken topluma egemen olan çatışmacı ruh hali, birlikte yaşama irademizi aşındırmaya devam ediyor. Bu ruh hali, adalet arayışımızı ve ahlaki bir toplumda var olma istencimizi etkilese de, buna teslim olmamak bizim elimizde. Bu ruh halini, birlikte tartışarak, yan yana gelerek ve bu zeminleri güçlendirerek aşabileceğimize olan inancımız tam! Bu inançla hepinizi etkinliğimize bekliyoruz&#8230;<br />
<span class="text_exposed_show"><br />
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen öğretim üyesi ve hekimler arasında bulunan, Fatma Bostan Ünsal, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Cihangir İslam ile birlikte referandumu ve toplumun ahvalini değerlendireceğimiz sohbetimize hepiniz davetlisiniz!</span></p>
<p><strong>Hak ve Adalet Platformu</strong></p>
<p><span class="text_exposed_show">Konuşmacılar:<br />
<strong>FATMA BOSTAN ÜNSAL</strong><br />
<strong>ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU</strong><br />
<strong>CİHANGİR İSLAM</strong></span></p>
<p><span class="text_exposed_show"><strong>Tarih</strong>: 18 Mart 2017 Cumartesi<br />
<strong>Saat:</strong> 18.30<br />
<strong>Yer</strong>: Renk Düğün Salonu, Hasan Halife Mah. Halıcılar Cad. No: 7/9, Fatih &#8211; İstanbul<br />
<strong>İletişim:</strong> 0545 942 42 39</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/">“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 Şubat bitti mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 19:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Yol Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[islami sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=3182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üzerinden geçen 19 senede 28 Şubat 1997 darbesi üzerine çok şey yazıldı. 28 Şubat yapısı itibariyle nasıl bir darbeydi, “bin yıl sürecek” mi, yoksa çoktan nihayete erdi mi, mağdurlara hakları iade edildi mi, basın o dönemde nasıl bir sınav verdi, sorularının yanına Sivil Sayfalar olarak eklemek istediğimiz sorular var: &#160; Türkiye sivil toplumunun kırılma noktaları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/">28 Şubat bitti mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Üzerinden geçen 19 senede 28 Şubat 1997 darbesi üzerine çok şey yazıldı. 28 Şubat yapısı itibariyle nasıl bir darbeydi, “bin yıl sürecek” mi, yoksa çoktan nihayete erdi mi, mağdurlara hakları iade edildi mi, basın o dönemde nasıl bir sınav verdi, sorularının yanına Sivil Sayfalar olarak eklemek istediğimiz sorular var:</h3>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Türkiye sivil toplumunun kırılma noktaları anılırken 28 Şubat’a neden gereken önem verilmedi?</li>
<li>28 Şubat’ın sivil toplumun kutuplaşmasındaki payı ne idi?</li>
<li>28 Şubat darbesinin mağdurlarının maruz kaldığı insan hakları ihlalleri toplumun diğer kesimlerinden neden tepki görmedi?</li>
<li>28 Şubat ile herkes kendi mahallesine mi döndü?</li>
</ul>
<p>28 Şubat dosyasını aklımızda bu sorularla açıyoruz. 28 Şubat üzerine düşünme çağrısı olarak görülebilecek bu dosya, merkezine 28 Şubat’ı bugünden bakarak hatırlamayı alıyor.</p>
<h4><strong>28 Şubat’ta ne olmuştu?</strong></h4>
<p>Refah Partisi’nin (RP) Aralık 1995 Genel Seçimlerinden birinci parti olarak çıkmasıyla başlayan süreçte “irtica tehlikesi” Türkiye siyasetinin bir numaralı gündemi oldu. Haziran 1996’da kurulan RP-Doğru Yol Partisi (DYP) koalisyon hükümeti, devlet bürokrasisi ve ordu temsilcilerince rejimin seküler niteliği açısından bir tehlike olarak resmedildi. Başta RP’nin temsil ettiği kesim olmak üzere neredeyse bütün İslami sivil yapılanmalar ve dindar kimlikli insanlar yoğun bir şekilde hedefe konuldu. Birçok yargı, medya, sermaye, üniversite ve sivil toplum bileşeninin aktif bir şekilde rol aldığı bu baskı sürecinde yoğun bir tasfiye operasyonu yürütüldü. Hedefte ise öncelikli olarak RP-DYP hükümeti vardı.</p>
<p>Başbakan Necmettin Erbakan’ın İran, Pakistan, Endonezya, Mısır gibi nüfusunun çoğu Müslüman olan ülkelerle geliştirdiği temaslar, RP’nin üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakma girişimleri vb. birçok gelişme, laikliğe açık bir saldırı olarak tasvir edilerek kamuoyunda hükümet karşıtı ciddi bir hava oluşturuldu. Hükümet üzerindeki baskıların iyice arttığı bir dönemde, 28 Şubat 1997 tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 9 saat sürdü. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığın bildirildiği toplantı sonucunda temel eğitimin sekiz yıla çıkarılmasından imam hatip okullarının meslek okullarına dönüştürülmesine kadar bir dizi “yaptırım” niteliğinde karar kamuoyuna açıklandı. Erbakan, kullanılan bazı ifadelerden dolayı kararları imzalamayacağını duyurdu. Başta sekiz yıl kesintisiz eğitim olmak üzere kararları uygulamamada direnen RP, hükümet ortağı DYP dahil siyasi partilerden ve kendi seçmeni dışındaki toplumsal kesimlerden destek bulamadı.</p>
<h4><strong>Devreye giren silahsız kuvvetler</strong></h4>
<p>Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere yüksek rütbeli devlet görevlileri tarafından açıkça uyarılan RP’ye karşı, medya, sivil toplum ve yargının da dahil olduğu “silahsız kuvvetler” etkili biçimde devreye girdi. Medya ve yargı mensuplarına irtica tehdidi brifingleri veren Genelkurmay, Deniz Kuvvetleri bünyesinde Batı Çalışma Grubu’nu (BÇG) kurdu. Laiklik aleyhtarı faaliyetleri takip altına almayı hedefleyen BÇG, camiler ve okullar dahil birçok İslami kurumu ve özellikle kamu çalışanları olmak üzere milyonlarca kişiyi fişledi. Birçok STK’nın düzenlediği irtica karşıtı gösterilerin yanında  “Beşli Sivil İnisiyatif” adı altında bir araya gelen meslek ve işveren örgütleri (TOBB, TESK, TÜRK-İŞ, DİSK ve TİSK) MGK kararlarına tam destek verdiklerini açıkladı. Mayıs 1997’de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, “Türkiye’yi iç savaşa sürüklüyor” gerekçesiyle RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Artan baskılar sonucu Necmettin Erbakan haziran ayında başbakanlıktan istifa etti ve hükümet düştü. RP, laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu gerekçesiyle Ocak 1998’de kapatıldı.</p>
<p>“İrticaya karşı topyekun savaş” vb. manşetler eşliğinde ayrımcı ve baskıcı politikalar uygulanmaya devam edildi. RP’li siyasetçiler hakkında seri yargılamalar başladı. 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasının yürürlüğe girmesiyle imam hatiplerin orta kısımları kapatıldı. Başörtülü öğrenciler üniversitelere ve lise sınavlarına alınmazken, Kuran’ın 12 yaşından önce öğretilmesi yasaklandı. Ayrıca, STK yöneticilerinin evlerine baskınlar düzenlendi ve birçok İslami vakıf ve dernek kapatıldı. Üniversitelerde, orduda, emniyet teşkilatında ve diğer birçok devlet kurumunda çalışan binlerce memur “irtica” sebebiyle işten çıkarıldı. “İslami sermaye”, “İslami medya” vb. kavramlaştırmalarla dindar kesimlere karşı operasyon planları oluşturuldu.</p>
<p>Sonuç olarak, askeri ve gayri askeri unsurların “irtica tehdidi” söylemi temelinde özellikle muhafazakar ve dindar kesime karşı yürüttükleri çok boyutlu bir darbe süreci olarak 28 Şubat, Türkiye tarihindeki alışılagelmiş darbe yöntemlerine bir istisna oluşturmuş ve “postmodern darbe” olarak anılmıştır.</p>
<h4><strong>Bugünden 28 Şubat’a Bakmak</strong></h4>
<p>Bugün 28 Şubat sürecine geri dönüp baktığımızda birkaç senelik istisnai bir kriz dönemi değil, sonuçları itibariyle tesiri hala süren derin bir toplumsal vakıayı görebiliriz. İrtica söylemi ile toplumu irticacı/gerici/anti-laik ve irtica karşıtı/ilerici/laik olarak kutuplaştıran darbeci aktörler, toplumun bir kesimini diğer kesimin kimliği üzerinden mahkum etmiş oldu. 28 Şubat’ın toplumun fay hatlarında oluşturduğu bu gerilimin etkisini, yazının girişinde sunduğumuz sorularla birlikte tartışmaya açıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/28-subat-bitti-mi-2/">28 Şubat bitti mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Zemini: 28 Şubat mı? Bir daha asla!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/adalet-zemini-28-subat-mi-bir-daha-asla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 08:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11949</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat’tan bugüne belki mağdur olanlar değişti; mağrur olanlar da değişti ama mağduriyet üreten düzen özünü muhafaza ediyor. Askeri müdahale geleneği içinde cereyan eden 28 Şubat sürecinin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan geçen sürede e-muhtıralara, paramiliter yapıların hesaplaşmalarına ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimine şahit olduk. Dün olduğu gibi bugün de darbelere karşı “bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/adalet-zemini-28-subat-mi-bir-daha-asla/">Adalet Zemini: 28 Şubat mı? Bir daha asla!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>28 Şubat’tan bugüne belki mağdur olanlar değişti; mağrur olanlar da değişti ama mağduriyet üreten düzen özünü muhafaza ediyor.</h3>
<p>Askeri müdahale geleneği içinde cereyan eden 28 Şubat sürecinin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan geçen sürede e-muhtıralara, paramiliter yapıların hesaplaşmalarına ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimine şahit olduk.</p>
<p>Dün olduğu gibi bugün de darbelere karşı “bir daha asla” derken; zinde güçleri bu tür bir kötülükten kati surette men etmenin öncelikle, hâkim zihniyetin değişmesine ve sistemin yapısal sorunlarının toplumsal mutabakata dayalı bir zeminde çözülmesine bağlı olduğunu anladık.</p>
<p>28 Şubat, egemen sistem tarafından siyasete ve toplumsal muhalefetin farklı bileşenlerinden gelen siyasal taleplere yönelmiş bir baskı süreciydi. 90’lı yılların karanlığında vuku bulan faili meçhul suikastlarla, köy yakmalarla, çatışmalarla kimlik eksenli bir bölünmeye götürülen toplumun; başörtüsü ve din eğitimi yasaklarıyla, fişlemelerle, katsayı engelleriyle bir kez de hayat tarzı üzerinden ayrıştırılmasıydı.</p>
<p>28 Şubat, Türkiye’nin, kuruluşundan beri siyasal ve kamusal alanından kovulmaya çalışılan kimliklerin, her türlü temsiline ve siyasal talebine egemenler tarafından uygulanan şiddet dalgasının devamıydı.</p>
<p>28 Şubat; toplumu devlet eliyle dizayn etmeyi kendisine vazife gören egemen zihniyetin, askeri bürokrasi komutasında harekete geçmesiydi. 20 yıl sonra, o dönem yaşananları hatırlarken, aynı zamanda bugünle yüzleşme ihtiyacını hissediyoruz.</p>
<p>28 Şubat sürecinde temel insan hakları ihlal edildi, toplum kutuplaştırıldı, siyasi partiler hedef gösterildi, siyasetçiler yargılandı. Medya koro halinde tek ses çıkardı. Brifinglendirilmiş hâkim ve savcılar, siyasi yargılamalarla hukuksuz kararlar aldı. Akademi, YÖK aracılığıyla emir-komuta zincirine alındı ve akademisyenlerle, öğrenciler baskılandı. Eğitim tek tip bir zihniyetle yeniden kurgulandı. Kamuda tasfiyeler yapıldı. Sivil toplum örgütleri ideolojik devlet aygıtına dönüştürüldü. O dönemden bugüne baktığımızda, aslında sistemin yapısal sorunlarının devam ettiğini görebiliyoruz.</p>
<p>28 Şubat’tan bugüne belki mağdur olanlar değişti; mağrur olanlar da değişti ama mağduriyet üreten düzen özünü muhafaza ediyor. Yönetenler, toplumu kendi ideolojik kodlarına göre birbirine karşı konumlandırmaktan hâlâ imtina etmiyorlar. Devlet yönetiminde olanlar, hâlihazırda toplumun tüm kesimlerine karşı hakkaniyet, liyakat, adalet ve özgürlükler temelinde hizmet etme sorumluluğunu üstlenmeyi başaramadılar.</p>
<p>Farklı kimliklerin siyasal hak ve özgürlükleri ya da toplumsal muhalefetin kamusal alanda temsili söz konusu olduğunda, eski ve yeni iktidar seçkinlerinin aynı kodlarla hareket edebildikleri anlaşılıyor.</p>
<p>28 Şubat’ta olduğu gibi, bugün de, iktidar sahipleri; toplumu kocaman bir ikna odasına almayı kendisine hak görebiliyor. İşte bu sebeple, asıl değişmesi gerekenin vasiler değil, vesayet sistemi olduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde, bir kesimin 28 Şubatı biterken, başka bir kesimin 28 Şubat’ı başlıyor.</p>
<p>12 Eylül’den 28 Şubat’a ya da 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a geçen süreçler, devlet gücüyle toplumsal mühendisliğe soyunmak isteyenlerin hep var olduğunu ortaya koymuştur. Darbeleri tamamen tarihe gömmek, öncelikle toplumun tüm kesimlerinin adalet zemininde buluşmasını, kalıcı bir mutabakat sağlamasını ve barış içinde özgürce yaşamasını sağlamakla mümkün olacaktır.</p>
<p>28 Şubat’ın yıl dönümünde, her türlü darbe ve vesayete karşı sözümüzü yükseltiyor, hep birlikte “Bir daha asla” diyoruz.</p>
<p><a href="http://adaletzemini.org/28-subat-2017-28-subat-mi-bir-daha-asla/" target="_blank">Adalet Zemini</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/adalet-zemini-28-subat-mi-bir-daha-asla/">Adalet Zemini: 28 Şubat mı? Bir daha asla!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 08:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?* 28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?*</h3>
<div class="yazi">
<p>28 Şubat&#8217;lı yıllar bu ülkede dindarlar için acı dolu, zalimliklerin had safhaya ulaştığı, hüzün dolu yıllardı. O gün yalnız, güçsüzdük ama zulme uğradığımız için haklı ve çok güçlüydük, yıllar geçti şimdi de öyle mi, iddialarımızın ne kadar arkasındayız, İlkelerimiz artık ne kadar geçerli bizim için?</p>
<p>1000 yıl sürmeyi bırakın, üç beş senede bittiler, dökülüp gitti zorbalar ve yandaşları, ya siz şimdi kimlik değiştirmediğinize ne kadar eminsiniz muktedir koltuklarınızda? Ya sadece adı değişmişse 28 Şubat&#8217;ın?</p>
<p>Artık 28 Şubat&#8217;ta zulme uğrayanlar iktidarda, o gün zorbaca alınan iktidarı tekrar ele geçirdiler, ya kimlikleri, adalet talep eden tok sözleri ne alemde, yoksa onlar değişti, muktedirleşti mi?</p>
<p>28 Şubat programları yapacaklarmış, hükümetimiz, belediyelerimiz hazırlık içinde, bilboardlar çok ve büyük.  Ama büyük acıların yaşandığı 28 Şubat&#8217;ı,  şimdiki acıları hiç hissetmeden anmak nasıl içe siniyor acaba? Şu anı konuşmadan sadece bir zaman dilimini anmak çok yeterli, değil mi?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ta büyük zorbalıklar yaşandı, dayatmalar yapıldı, hakaretler yapıldı, peki bunu yaşayanların çoğu bugünkü haksızlıklara niye suskun?</p>
<p>Zulme karşı çıkışınız köprüyü geçene kadar mıydı? Hiç yok mu bir çift lafınız öldürülmüş çocuğu anılarak yuhlatılan analar için? Tekmelenerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz&#8217;ı da mı görmediniz? Bu tekmeyi görmediyseniz yere düşene tekme atan Soma mütekebbirini de mi görmediniz? Ya işçi cinayetlerini? Ölümler artık gücü ele geçirenin kimliğine göre mi yorumlanacaktı?</p>
<p>Zaten Roboskili mazlumları hiç görmemiştiniz, bir çift kelam bile etmemiştiniz, 13 yaşındaki yavrusunun ceset parçaları bir poşet içinde kendisine verilen annenin yürek yangınını hiç hissetmediniz zaten, sizden mi adalet bekleyecektik?</p>
<p>Yıllarca<strong> &#8220;din özgürlüğü&#8221;</strong> dedik ama zorunlu din dersinin özgürlüğe aykırı olduğunu söyleyen Aleviyi etiketlemeyi çok iyi bildik, kendine Müslüman nasıl olunur iyi gösterdik, değil mi?</p>
<p>Hrant Dink&#8217;e ve Ermenilere yapılanı ne kadar hatırladın? 100 yıllık bir davanın senin mağduriyetinden ne farkı vardı ki, göz göre göre öldürülen vicdanlı bir  adamın dosyasının sümenaltı edilmesine göz yumdun, politik çıkarların için kullanmaktan çekinmedin?</p>
<p><strong>&#8220;Herkese adalet, başörtüsüne özgürlük&#8221; </strong>derken de mi anlamamıştın, bir zulme karşı çıkışın çifte standartlı olmaması gerektiğini, ilkeselliğini? Oysa ne güzel slogandı o, o zaman da şimdi de ben aynısını söylüyorum, ya sen niye herkesi unuttun?</p>
<p>Acıları yarıştırmayalım, çok acılar çektin, çektik, dini, başörtüsü için hayattan dışlanan oldun, buna uğrayan, şimdi dışlanananı nasıl görmez, asıl  bana bunu açıkla?</p>
<p>Tek dert sen ve senin derdinin halledilmesi miydi? Zulüm, mazlum kavramlarından hakikaten bu muydu anladığın, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>20 yıl geçti şimdi hatırladın 28 Şubat&#8217;ı, referandum için dini bir argüman bulmak çok önemli, değil mi?</p>
<p>Çözüm sürecinde demokrat, bitişinde statükocu olmak, nasıl birşeydir Müslüman, açıklar mısın bana? Kıblen hak, adalet değil miydi senin, nasıl bu kadar mankurtlaştın? Nasıl bu kadar içselleştirdin statükoyu?</p>
<p>28 Şubat&#8217;ın  üzerinden 20 yıl geçti, toplantılar yapıyorsun, paneller yapıyorsun ama bunlar artık devlet organizasyonlarıyla yapılan soğuk, ruhsuz, heyecansız toplantılar, hissetmiyor musun? <strong>&#8220;Herkese adalet&#8221;</strong> sloganın gücü eline geçirene kadar mıydı, söyle bana, söyle bana..!</p>
<p>Taybet ana, Miray bebek, genç kız Helin&#8217;i duydun mu hiç?  Onlar az zulme mi uğradılar, kimsesiz, iftira atılarak çukurlara attın onları, unuttun, zaten hiç önemsemedin ki,  hatırlatayım sana, böyle başörtüsü zulmü hatırlaması seni bilmem ama benim kanıma dokunuyor, haksız mıyım söyle bana..!</p>
<p>15 Temmuz darbesine haklı olarak direndin, direndik, demokrasi nöbetleri tuttun da demokrasiden uzaklaşılan tüm adımlara niye sessiz kaldın? Yoksa demokrasi derken sadece kendi hakimiyetinin sarsılmasını mı kast ettin? Onca nöbette hiç mi açıp bakmadın demokrasinin tarifine?</p>
<p>Yaş, kuru demeden yüz binlerce insan işinden atılır, tutuklanırken hiç mi<strong> &#8220;yanlış mı yapıyoruz?&#8221;</strong> diye sormadın? Büyük insani acıları sahi hiç mi duymadın, işinden <strong>&#8220;terörist&#8221; </strong>damgasıyla atılıp intihar edenleri hiç mi duymadın?, yoksa duydun da kulağının üstüne yatmak daha mı kolaydı? Her eleştireni düşman ilan edenler sana hiç mi birşeyleri hatırlatmadı? Feryatlar arşı inletirken hiç hissetmeyenin sözü, hangi zulmedir, söyler misin bana?</p>
<p>Siyaset bir oyuncağa dönüştürülürken, hukuk ayaklar altına alınırken, yargı bağımsızlığı yok edilip, demokrasi felç edilirken susman ne içindi, sana dokunmadığı için mi? Türkiye tüm dünyada demokratik ve hukuki standartlarda son sıralara düşerken, <strong>&#8220;üst akıl&#8221;</strong>, <strong>&#8220;kokteyl teröre&#8221;</strong>  herşeyi bağlamak en kolayıydı değil mi? Kafa konforunu bozmaya ne gerek vardı?</p>
<p>Ülke sorunları boyunduruk altına alınıp, 28 Şubat brifinglerinden beter iktidar gösterileri yapılırken hiç mi 28 Şubat, bugün kıyası yapmadın? Ben iki dönemi de iyi bilirim, iki dönemin de mazlumuyum, kıyası yapıyorum, bil ki bugün daha kötü.</p>
<p>Dini Türkçülükle harmanlamak hangi kitapta yazıyor? Nerede yazılır bilmem ama benim yüce kitabım yazmaz öyle şeyleri..! Binlerce genç ülke sorunları için ölürken hamasetten başka ne yaptın, ne kadar adil düzlemde baktın soruna, çatışmalara? Gözü yaşlı anaları yeni dini hurafelerle ne kadar da çabuk kandırdınız? Din esasında <strong>&#8220;çocuklar ölmesin, analar ağlamasın&#8221;</strong> der, hükmetme sevdanız için bunu da mı tersine çevirdiniz?</p>
<p>Sana haksızlık edenle öyle nasıl da hemen pazarlık yaptın, sustun, üstünü örttün, beraber güçlendin, susturdun vicdanını..! Derin devletin mahzenlerinde çok dolaşma, kaybolacaksın..!</p>
<p>Söyle ne içindi bunlar, bunca zulme göz yummak için, o kadar mazlumiyeti lekelemeye değer miydi? <strong>&#8220;1000 yıl sürecek&#8221; </strong>diyorlardı şımarıkça, o zaman mazlum ve umutsuzduk, şimdi haksızlıklardan şikayet edenlere hiç empati yapma niyetin, düşüncen yok mu? 1000 yıl mı susacaksın, vicdanını toprağa mı gömeceksin?</p>
<p>Hayır, haksızsın..! Bunu sana yıllarca başörtüsü mücadelesi vermiş, babası, ablası, ailesi, eşi, çocuğu aile boyu dindarlığı için baskıları yaşayan birisi olarak söylüyorum, hemen kolaya sapma,  düşmanlaştırma,  kutuplaştırma..!</p>
<p>Yeter..! Kalk adına konuştuğun dini araştır, adalette var mıymış  bir çifte standart? Yarın hiç hakkın kalmayacak, çıkar vicdanını yerin altından, uyan, gör çürümeyi, sorgula, eleştir yeni 28 Şubatları. Bil ki zulüm uzun süreli değildir, yarın yine mazlum olursun, bakacak yüzün, söyleyecek kelimen kalmaz, unutma..!</p>
<p><em>*Bu makale Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun izniyle kendi <a href="http://www.omerfarukgergerlioglu.com/yazdir.php?q=h&amp;id=1637" target="_blank">bloğundan </a>alınmıştır.</em></p>
<p><strong><a href="https://twitter.com/gergerliogluof" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://twitter.com/gergerliogluof&amp;source=gmail&amp;ust=1488174449136000&amp;usg=AFQjCNEdkYq14h99jxsXi94hNs61x-d7Ig">@gergerliogluof</a></strong></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/28/gergerlioglu-28-subatta-haksiz-tarafta-olmak-mi-vardi-kaderinde/">Gergerlioğlu: 28 Şubat&#8217;ta haksız tarafta olmak mı vardı kaderinde?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
