<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Ormancılar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/turkiye-ormancilar-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/turkiye-ormancilar-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 May 2023 13:14:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Türkiye Ormancılar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/turkiye-ormancilar-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 13:07:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ormancılık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ormancılar Derneği, seçim öncesinde doğa ve toplum yararına olacak ormancılık politikası önerilerinin bulunduğu bir rapor yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/">2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Ormanların yönetimi için belirlenecek temel ilke; ormanlarımızı belli kesimlerin yararına değil, kamu ve dünyadaki tüm canlıların yararı için yönetmek olmalıdır.</p></blockquote>
<p>Politika belgesi, bu ilke doğrultusunda belirlenen 7 temel amaç ve bu amaçlar kapsamında oluşturulan 54 öneri sunuyor.</p>
<h5><strong>Temel Amaçlar</strong></h5>
<ul>
<li>İklim Değişikliğini Azaltma ve Uyumda Ormanların Rolünü Güçlendirme</li>
<li>Ormansızlaşma ve Orman Bozulmasını Önleme</li>
<li>Orman Yangınlarını Önleme ve Etkili Mücadele</li>
<li>Biyoçeşitliliğin ve Korunan Alanların Yönetimini Etkinleştirme</li>
<li>Katılımcı Bir Ormancılık Yönetim Anlayışı Geliştirme</li>
<li>Orman Köylüsünün Durumunu İyileştirme</li>
<li>Kenti Ormana Değil Ormanı Kente Taşıma</li>
</ul>
<h5><strong>İklim Değişikliğini Azaltma ve Uyumda Ormanların Rolünü Güçlendirme</strong></h5>
<p>Ormansızlaşmanın farkına varılması ve önlenmesinde, ormanların iklim değişikliği ile ilişkisinin öne çıkarmanın önemli rol oynayacağı belirtilen öneride, ormanların iklim değişikliğindeki rolünün toplum tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunun yanında, iklim değişikliğine bağlı ekosistem değişiklikleri, bitki ve hayvan tür göçleri ve onların iklim değişikliğine uyumları üzerine bilimsel araştırmaların teşvik edilerek desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<h5><strong>Ormansızlaşma ve Orman Bozulmasını Önleme</strong></h5>
<p>Sermayenin maliyetini azaltma ve maksimum kar sağlama isteği nedeniyle başvurulan aşırı odun üretimine son verilmesi ve odun üretimi planlamasının ekonomik beklentilere göre değil, silvikültürel ve ekolojik önceliklere göre yapılması öneriliyor.</p>
<h5><strong>Orman Yangınlarını Önleme ve Etkili Mücadele</strong></h5>
<p>İklim değişikliğine bağlı olarak yangın sayısının daha da artacağı öngörülüyor. Bu durumda; sadece Orman Genel Müdürlüğü değil, yerel yönetimler de dâhil tüm devlet kurumlarını ve yurttaşları teyakkuza geçirecek bir yangınla mücadele organizasyonu kurulması gerektiği belirtiliyor. Bunu yaparken de; hem araç-gereç, hem de iş gücü konusunda hiçbir kısıtlamaya gidilmeden maddi kaynakların artırılması vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>Biyoçeşitliliğin ve Korunan Alanların Yönetimini Etkinleştirme</strong></h5>
<p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün birçok yetkisinin başka kurumlara devredilmesi veya korunan alan sınırları dışındaki faaliyetler konusunda yetkisiz kılınmasının, korunan alan yönetiminin etkinliğini azaltmakta olduğu belirtilen öneride, korunan alanların etkin bir şekilde korunması için bu kurumun yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altı çiziliyor.</p>
<h5><strong>Katılımcı Bir Ormancılık Yönetim Anlayışı Geliştirme</strong></h5>
<p>20 yıl süreli Ulusal Ormancılık Programı 2023 yılında sona erecek. Yeni planın hazırlanması sürecinde katılımcı bir model uygulanarak kamu yararına ve doğa korumacı bir anlayışla hareket edilmesi öneriliyor.</p>
<p>Bunun yanında, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bilimsel tanımlara uygun olarak sınırlandırılmış, şeffaf, ölçülebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir veri üretmesi ve bunları kamuoyu ile düzenli olarak paylaşmasının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>Orman Köylüsünün Durumunu İyileştirme</strong></h5>
<p>İl özel idarelerinin ve büyükşehirlerdeki büyükşehir ve ilçe belediyelerin orman köylülerinin kalkınması konusunda daha fazla söz sahibi olması gereksinimi doğduğuna işaret edilerek, yerel yönetimlerin ormancılık örgütü, kooperatifler ve sivil toplum örgütleriyle geliştireceği ortak çalışma modelleri oluşturulması öneriliyor.</p>
<h5><strong>Kenti Ormana Değil Ormanı Kente Taşıma</strong></h5>
<p>Doğayı ve ormanı kente sokacak yeni çalışmaların yanı sıra, mevcut kent ormanları ve tabiat parklarının özel sektör tarafından eğlence parkına dönüştürülerek yönetilmesi anlayışından bir an önce vazgeçilmesi gerektiği, bu sahaların yönetiminin Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra yerel yönetimler tarafından bizzat yapılması ve örnek teşkil edecek şekilde yönetilmesinin sağlanması gerektiği belirtiliyor.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/turkiye-ormancilar-dernegi-2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/" target="_blank" rel="noopener">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="148" height="85" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/">2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ormancılar Derneği’nden &#8216;İkizdere Projesi İptal Edilsin&#8217; Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/11/ormancilar-derneginden-ikizdere-projesi-iptal-edilsin-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 May 2021 07:08:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İkizdere]]></category>
		<category><![CDATA[İkizdere direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[taş ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69908</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ormancılar Derneği, Rize’nin İkizdere ilçesindeki taş ocağı projesinin ormanları, dereleri, vadileri ve yerleşim alanlarını tehdit ettiğini belirterek, “Proje derhal iptal edilmelidir” çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/11/ormancilar-derneginden-ikizdere-projesi-iptal-edilsin-cagrisi/">Ormancılar Derneği’nden &#8216;İkizdere Projesi İptal Edilsin&#8217; Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Ormancılar Derneği hazırladığı raporda, İkizdere Cevizlik köyü yakınlarında çevre sakinlerinin tepkisine rağmen yürütülen taş ocağı projesinin bölge ekolojisine vereceği tahribatı tüm yönleriyle ortaya koyuyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ormancılar Derneği, taş ocağının tamamen yanlış bir yerde planlandığını belirterek, “Böylesine dik, sarp ve ormanlarla kaplı, köy yerleşimlerinin ortasında ve tarım alanlarına neredeyse bitişik bir alanda taş ocağı işletmesi açılmasının daha başlamadan çeşitli çatışmalara yol açtığı bilinmektedir. Öte yandan yöre insanını etkileyecek, mevcut yaşam birliklerini ve habitatları tamamen yok ederek kayalığa dönüştürecek bir faaliyet için “ÇED gerekli değildir” kararı verilmesi de ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.” Dedi.</p>
<p>Taş ocağının gerekçesi olarak İyidere ilçesinde yapılacak lojistik merkez ve limanın gösterildiğini hatırlatan Dernek,  bu projeyle ilgili ÇED raporunda “Proje kapsamında herhangi bir malzeme ocağı işletilmesi veya hazır beton tesisi kurulması planlanmamaktadır&#8221; yazmasına rağmen İkizdere’deki taş ocağında işlemlere başlandığını kaydetti.</p>
<p>Projeyle ilgili diğer bir sorunun yerleşim yerine olan yakınlık olduğunu vurgulayan açıklamada, &#8220;Bölgede yaşayan halkın evlerine 230 metre, tarla ve tarım alanlarına ise 50-70 metre mesafelerde yılın neredeyse tamamında delme, patlatma, yükleme ve taşıma faaliyetlerinin öngörülmesi her şeyden önce fahiş bir planlama hatasıdır.” denildi.</p>
<p>Açıklamada dere yataklarına müdahale edilmesi sebebiyle bölgede sel riskinin artmasına sebebiyet verebilecek projeyle korunması gereken hayvanlar açısından da tehlike barındığına işaret edilirken, “Taş ocağının faaliyete başlamasından sonra oluşacak toz kirliliği nedeniyle vadideki ormanların, çay alanları ve bahçe bitkilerinin olumsuz etkileneceğini söylemek mümkündür.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="https://www.ormancilardernegi.org/icerik_detay.asp?Icerik=1698" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/11/ormancilar-derneginden-ikizdere-projesi-iptal-edilsin-cagrisi/">Ormancılar Derneği’nden &#8216;İkizdere Projesi İptal Edilsin&#8217; Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/tahribat-durmazsa-ormanlar-tukenecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2021 11:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ormancılık Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ormancılık Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Doğanay Tolunay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ormancılar Derneği tarafından 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde “Türkiye’de Ormanlar ve Ormancılık: Algılar ve Gerçekler” adlı çevrimiçi panel düzenlendi. Panelde, çevre alanında uzman 5 gazetecinin sorularını yanıtlayan akademisyenler, Türkiye’de resmi rakamlara göre artmış görünen orman alanının fiili olarak artmadığını, farklı amaçlara tahsisi ve yangınlar nedeniyle, parçalanarak tahrip edildiğini kaydettiler. Akademisyenler, doğa yerine kalkınma öncelikli politikalarla orman tahribatına sonlandırılması gerektiğini ve ekosistemin bütün olarak ele alan bir strateji ihtiyacını vurguladılar. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/tahribat-durmazsa-ormanlar-tukenecek/">&#8220;Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1924 yılında kurulan ve en eski STK’lardan biri olan Türkiye Ormancılar Derneği’nin düzenlediği panele konuşmacı olarak katılan Prof.Dr. Ünal Akkemik, Prof.Dr. Doğanay Tolunay, Prof. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Prof. Dr. Erdoğan Atmış, Doç Dr. Cihan Erdönmez’e Hazal Ocak, Pelin Cengiz, Mehveş Evin, Özer Akdemir ve Yusuf Yavuz’dan oluşan gazeteciler sorular yöneltti.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-67440 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiyede-ormanlar-ve-ormancilik-1-640x390.jpg" alt="Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!" width="364" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiyede-ormanlar-ve-ormancilik-1-640x390.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/turkiyede-ormanlar-ve-ormancilik-1.jpg 674w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" />Panelde ilk söz alan Prof. Dr. Ünal Akkemik, “Türkiye Ormanlarının Biyolojik Çeşitliliği ve Sorunları” başlıklı sunumunda, Türkiye’de orman alanın Avrupa’ya kıyasla zayıf olmasına karşın biyolojik çeşitliliğin zengin olduğunu kaydetti. Ormancılığın temel sorunlarını sıralayan Akkemik, temiz su kaynağı olan ormanların azalması ile Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı düşme eğiliminde, su kıtlığı yaşayan ülkeye doğru gitmekte olduğumuzdan ormanların öneminin arttığına dikkat çekti. Amacı dışında Milli Parklar, orman alanların farklı amaçlara tahsis edilmesi gibi pek çok sorun sonucunda, ormanların hem fonksiyonlarının hem de biyolojik çeşitliliğin azaldığına değindi.</p>
<h5><strong>“Farklı Amaçlara Tahsis Edilen Ormanlar Katlediliyor!&#8221;</strong></h5>
<p>Pof. Dr. Erdoğan Atmış, Türkiye’de “Orman Varlığı Değişimi” konulu sunumunda ormanlar tehdit altında olduğunu ve kamuoyunu uyardıklarını kaydetti. Resmi verilere alansal olarak bakıldığında orman alan miktarının yükseldiğini, hatta Küresel Orman Değerlendirme Raporu’nda ormanlarını en çok artıran ülke arasında Türkiye’nin 6. sırada olduğunu söyleyen Atmış, bu verilerin tablonun bütününü göstermediğini vurguladı. Türkiye’de artıyor görünen orman alanının sebebinin terk edilen ve kendiliğinden oluşan yerler olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-67433 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/erdogan-atmis-ormancilik-gunu-640x343.jpg" alt="Ormancılık Günü Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!" width="392" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/erdogan-atmis-ormancilik-gunu-640x343.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/erdogan-atmis-ormancilik-gunu.jpg 741w" sizes="(max-width: 392px) 100vw, 392px" />Buna göre, ağaçlandırma ile % 3 civarında orman elde edildi; 2010-20 arasında Türkiye’de 160 bin hektar ağaçlandırma ile ormanlaştırma çalışması yapıldı. Son 20 yıldaki tüm orman alanları içinde bunun yarattığı etki % 0.7 seviyesinde kaldı. Özetle Atmış, her ağaçlandırma faaliyetinin ormana dönüşmediğini hatırlattı ve “Türkiye’de orman alanı azalıyor, son 11 yılda ormanların parçalanması, orman alanlarının turizme ve diğer amaçlarla, madencilik-yol yapımı gibi faaliyetlere tahsis edilmesi; son 4 yılda odun üretiminin artması sonucunda, aslında tüm bu faaliyetlerle ormanların katledildiği gibi ekonomiye de aslında katkı sağlanmadığını” belirtti.</p>
<h5><strong>“Mevcut Mevzuatla Yasal ve İdari Olarak İyi Bir Orman Yönetimi Mümkün Değil”</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/cihan-erdonmez-ormancilik-gunu.jpg" alt="Ormancılık Günü Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!" width="335" height="254" />“Türkiye Ormancılığın Yasal ve Yönetsel Boyutu” konusundaki sunumunda Doç. Dr. Cihan Erdonmez, Türkiye’de neden sağlıklı bir ormancılık politikası olmadığını anlattı. Anayasamızda, pek çok ülkeden farklı olarak, ormancılığa ilişkin iki madde eklenerek orman alanlarının korunmasının amaçlandığını ancak pek çok durumda anayasanın ihlal edilerek ya da mevcut düzenlemelerin eksikliği nedeniyle ormanların azaldığını kaydetti. Pek çok kez ormanlara zarar verecek düzenleme girişimleri olduğunu da hatırlatan Erdönmez, 2007 yılındaki değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarağından iptal edildiğini belirtti.</p>
<p>Erdönmez, &#8220;Türkiye’de mevcut yasal ve idari yapı ile iyi bir orman yönetiminin yapılması mümkün değil, Orman Kanunu’nda sürekli değişiklikler yapıldı. Orman alanlarında madencilik yapılmasına izin veren son düzenlemelerin torba yasa ve hatta bir kısmının OHAL döneminde çıkan yasa çıkarılarak ormanlara zarar veren hükümler hayata geçirildi. Ormancılık Genel Müdürlüğü’nün bağlı olduğu bakanlık ve birim sürekli değişti. Orman Genel Müdürlüğü eksik personelle çalışıyor. Kurumda zorunlu yer değişikliği-rotasyon uygulanıyor, bu da “sürgün” gibi uygulamalara kapı aralıyor. Personel alımında mülakat sistemine geçilmesi liyakatın önüne geçiyor.&#8221; dedi.</p>
<h5><strong>“Türkiye’de Ormanlar Paramparça!”</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67435 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/doganay-tolunay-ormancilik-gunu-1-640x398.jpg" alt="Ormancılık Günü Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!" width="357" height="223" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/doganay-tolunay-ormancilik-gunu-1-640x398.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/doganay-tolunay-ormancilik-gunu-1.jpg 736w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" />Panelin devamında, orman ekosistemlerindeki sorunlar konusunda sunum yapan Prof. Dr. Doğanay Tolunay, ormanların tahrip edilmesi kavramı ile ormansızlaştırma kavramları arasındaki farkı vurgularken, Türkiye’de ormansızlaşma olduğu tespitinin yapılması gerektiğini kaydetti. Ormansızlaşma kavramının, orman alanının en az 50 yıl süre ile orman vasfını yitirmesiyle gerçekleştiğini ve bu alanın orman dışına çıkarılması gerektiğini ancak Türkiye’de anayasa hükmü gereği orman alanlarının daraltılmasına izin verilmediğinden, ağaç olmasa bile o bölgenin orman “orman” statülüsünde kaldığına dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye’de resmi rakamlara göre orman alanı artıyor çünkü mevzuat gereği üzerinde ağaç olmasa bile, o alan kâğıt üzerinde orman olarak görünmeye devam ediyor. Özetle, Türkiye’de orman alanı fiilen artmadı. Gerçek tablonun ortaya çıkması için uydu görüntülerinin kullanılabileceğini kaydeden Tolunay, ağaçlandırma konusunda kamuoyunda oluşan algının aksine en fazla ağaçlandırma çalışmasının 1980’li yıllarda yapıldığını söyledi. Ağaçlandırma ile ormanlaştırma kavramlarının da birbirine karıştırıldığını söyleyen Tolunay, her ağaçlandırmanın ormanlaştırmaya dönüşmediğini; bahçenize diktiğiniz bir fidanın da ağaçlandırma sayıldığını hatırlattı ve Türkiye’de endüstriyel ormanlaştırma uygulamalarının son yıllarda yaygınlaştığını, sıfırdan bir bölgede yapılan ağaçlandırmanın çok az olduğunu belirtti.</p>
<p>Türkiye’de orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımına verilen izin sayısını 93 bini bulduğunu kaydeden Tolunay, ağırlıklı olarak enerji- madencilik, RES, HES yapımı amacıyla orman alanlarını tahsisi sonucunda, her yıl yaşanan yangınlardan çok daha fazla orman alanının parçalandığını ve yok olduğunu vurguladı.</p>
<h5><strong>“Türkiye’de Korumaya Değil Kalkınmaya Öncelik Veriliyor!”</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67439 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/oguz-kurdoglu-ormanicilik-gunu-640x540.jpg" alt="Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!" width="324" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/oguz-kurdoglu-ormanicilik-gunu-640x540.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/oguz-kurdoglu-ormanicilik-gunu.jpg 798w" sizes="auto, (max-width: 324px) 100vw, 324px" />Türkiye’de korunan alanlar üzerinden ormanları değerlendiren Prof. Dr. Oğuz Kurdoğlu ise Türkiye’de son yıllarda farklı statülerdeki korunan alanlara ayrılan bütçenin yıllara göre düşme eğilim gösterdiğini, korumaya daha az önem verildiğini kaydetti. Orman alanlarının muhafazası konusunda gerekli adımların atılmadığını, çevre koruma-kalkınma ikileminde Türkiye’nin kalkınmaya öncelik vererek doğal kaynakların sömürülmesine izin verdiğinin altını çizdi.</p>
<p>Orman alanlarının madencilik, HES gibi farklı gerekçelerle parçalanması sonucunda yaban hayatı dahil o alandaki tüm varlıkların bundan etkilendiğini, sonuç olarak hem ormanın hem suyun yok olduğunu vurgulayan Kurdoğlu, ekosistemin nasıl işlediğini bilmeyen yöneticilerin orman alanlarını yöneten mevkilere gelmesi ve sürekli yasal değişiklikler yapılması nedeniyle, Milli Parklar da dahil tüm korunan alanların tehdit altında olduğunu belirtti.</p>
<p>Karadeniz’de Milli Park statüsünde olan alanların, önlem alınmadan Yeşil Yol adıyla “yeşil yokluğa” açıldığını söyleyen Kurdoğlu, dağ ormanlarının da yol yapılarak tarumar edildiğini söyledi. Türkiye’de orman alanlarında kent kurulması eğilimine dikkat çeken Kurdoğlu, Doğa Koruma Karnesi’nde görülen tablonun toplumun kültürel yansıması olduğunu; doğa öncelikli bakmadığımız için, doğal kaynakları hoyratça tükettiğimizi hatırlattı.</p>
<p>Yayının tümünü <a href="https://www.youtube.com/watch?v=rfdKHOP0r0I" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Ormancılar Derneği YouTube</a> hesabından izleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/tahribat-durmazsa-ormanlar-tukenecek/">&#8220;Tahribat Durmazsa Ormanlar Tükenecek!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kazdağları Ormanları Altın Şirketlerinin Kuşatması Altındadır” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/kazdaglari-ormanlari-altin-sirketlerinin-kusatmasi-altindadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2020 10:07:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Hüsrev Özkara]]></category>
		<category><![CDATA[Maden Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kazdağları’nda kesilen ağaç sayısının açıklanan rakamların çok üstünde olduğunu vurgulayan Türkiye Ormancılar Derneği 2. Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, “Bakanlık tarafından açıklanan 13.400 ağaç ciddiyetten uzaktır. TEMA tarafından hesaplanan 195.000 gerçeğe en yakın değerdir. TOD olarak yaptığımız hesaplamalara göre ise Kazdağları’nda kesilen ve damgalanan toplam ağaç sayısı 347.815 adettir. Gerçek rakamlar böyle iken başka bir konuya dikkat çekiyoruz. Kazdağları’nda tartışılan konunun ağaç sayısı gibi basit bir konuya indirgenmesi dikkatleri gerçek tahribattan uzaklaştırma çabası olarak algılanmalı. Çünkü kaybedilen ağaçlar değil, bir ekosistemdir. “Kazdağları Ormanları altın şirketlerinin kuşatması altındadır.” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/kazdaglari-ormanlari-altin-sirketlerinin-kusatmasi-altindadir/">“Kazdağları Ormanları Altın Şirketlerinin Kuşatması Altındadır” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği” başlığıyla hazırladığımız maden dosyamızın sekizinci bölümünde, (TOD) Türkiye Ormancılar Derneği 2. Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ile gerçekleştirdiğimiz röportajımıza yer veriyoruz. Özkara ile madencilik sektörünün doğal ve yaban hayata etkileri üzerine bir röportaj yaptık. Özkara’nın verdiği bilgilerle madencilik faaliyetlerinin doğaya ve insan yaşamına ne denli büyük ve onarılması mümkün olmayan yıkımlara sebep olduğunu bir kez daha gündeme getiriyor. </span></p>
<figure id="attachment_62842" aria-describedby="caption-attachment-62842" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-62842 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/TOD-Baskani-Husrev-Ozkara2-640x640.jpg" alt="Ahmet Hüsrev Özkara / Türkiye Ormancılar Derneği 2. Başkanı " width="275" height="275" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/TOD-Baskani-Husrev-Ozkara2-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/TOD-Baskani-Husrev-Ozkara2-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/TOD-Baskani-Husrev-Ozkara2.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /><figcaption id="caption-attachment-62842" class="wp-caption-text">Ahmet Hüsrev Özkara / Türkiye Ormancılar Derneği 2. Başkanı</figcaption></figure>
<p><b>Türkiye’de maden arama çalışmaları; hem ormanlara hem de doğal ve yaban hayata dair ne tür tahribatlara sebep olmuştur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de madenlerin ruhsatlandırılması o kadar hızlandırıldı ki bunların tek tek araştırılması çok zor. Bu alanların çoğunlukla orman veya mera alanlarına denk geldiği, tarım alanlarının da bu alanlar içinde yer aldığı biliniyor. Ülkeyi kalkındırma iddiasındaki iktidar, bunu sanayi ve hizmet sektörünü destekleyerek yapmak yerine kendince ülkenin ormanlarını, meralarını ve ovalarını yerle bir etme çabası içine girdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle maden sahaları oluştu ki İstanbul, Bursa, İzmir gibi inşaat sektörünün yoğun olduğu bölgelerin çevresindeki mera ve ormanlar delik deşik edildi. En iyi nitelikteki ormanlarda bile mıcır ve taş ocağı dahil her türlü maden arama ve işletme olanağı getirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Maden Kanunu’nda 2004 yılında yapılan değişikliklerden sonra, orman alanlarındaki maden arama ve işletme çalışmaları kolaylaştırıldı. Böylece dünyanın sayılı ekosistemleri arasında yer alan orman ve meralarımızın yerli ve yabancı firmaların madencilik faaliyetleri için gözden çıkarıldı. Yönetmelik ve genelgelerle; her çeşit ormanlar, ağaçlandırma sahaları, özel koruma bölgeleri, milli parklar, meralar, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları, turizm bölgeleri, askeri yasak bölgeler ve şahsa ait özel alanlar dahi madencilik faaliyetine açıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mera ve orman ekosistemlerinin paramparça edilmesi demek; orada yaşayan yaban hayatının yerinden edilmesi, bitki ve ağaçların gelişiminin olumsuz etkilenmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması, su kaynaklarının kuruması, topraklarımızın erozyon ve toprak kaymasına açık hale getirilmesi anlamına geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan, ülkedeki tarım ve hayvansal ürün üretiminde yaşanan yetersizlik, bu ürünlerin yurt dışından ithal edilmek zorunda kalınması, mera ve tarım alanlarının madenlerle paramparça edilmesinin bir sonucu olarak ülkenin gıda güvenliğini tehdit etmektedir.</span></p>
<h5><b>“Tür Kaybıyla İlgili Bilgiler Mevcut Değil”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tahribat genel olarak; ekosistem kaybı, yaban hayatı yaşam alanının parçalanması, toz, kirlilik, depolanmış karbonun azalması, doğal yaşam alanlarında stres, ekosistem hizmetlerinin yerine getirilememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Orman içerisinde yer alan hemen hemen bütün maden sahalarında bu sorunlar yaşanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tür kaybıyla ilgili bilgiler mevcut değildir. Ancak yaşam alanı kaybı çok açık bir şekilde ortadadır. Taş ocağı, maden ve turizm amaçlı verilen izin sahalarının miktarı 700.000 hektara yakın olup bu alanlardaki orman ekosistemleri büyük oranda kaybedilmiştir. Ne yazık ki bu alanları tekrar orman ekosistemlerine dönüştürmek için rehabilite edilen alan miktarı yok denecek azdır. Zaten ekosistemin eski haline gelmesi onlarca yıl sonra mümkün olabilecektir.</span></p>
<h5><b>“Kazdağları Ormanları Altın Şirketlerinin Kuşatması Altında”</b></h5>
<p><b>Kazdağları’nda yapılan kıyımla ilgili Türkiye Ormancılar Derneği olarak nasıl çıktılar elde ettiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62868 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-isletmesi-640x448.jpg" alt="maden işletmesi" width="411" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-isletmesi-640x448.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-isletmesi.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" />Kazdağları Ormanları altın şirketlerinin kuşatması altındadır. Faaliyet gösteren şirketlerin yanında, arama ve işletme ruhsatı almış 30&#8217;dan fazla şirket daha sırada beklemektedir. Kirazlı mevkiinde altın çıkarmak için yürütülen çalışmaların doğaya ve yaban hayatına vereceği zararlar çok açıktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta bir gün yer altındaki bu cevher bitiyor. Geriye ise eski haline dönmesi mümkün olmayacak bir doğa, değişmiş bir coğrafya ve üzerinde yaşam bulunmayan, ay yüzeyini andıran kraterlerden oluşan bir alan kalıyor. Orman ise yenilenebilir bir doğal kaynak ve varlığıyla ekonomik, ekolojik ve sosyo kültürel pek çok değer üretiyor. Üstelik bunu madenler gibi sadece bir kez değil, sürekli olarak üretiyor.</span></p>
<h5><b>“Kaybedilen Ağaçlar Değil, Bir ekosistemdir”</b></h5>
<blockquote><p>Genel olarak yaptığımız bu değerlendirmelere ilaveten Kazdağları Kirazlı mevkinde Türkiye Ormancılar Derneği olarak hazırladığımız raporla dikkat çektiğimiz şey çok önemliydi. Raporda; “Ormanlarla örtülü alanlarda maden işletmeciliği esnasında kaybedilen ağaçlar değil, bir ekosistemdir. Ekosistemin değeri odun miktarı ve ağaçlandırma bedeli ile ölçülemez. Onarımı da doğa ve vejetasyon dinamiği ile uyuşmayan basit bir ağaçlandırma işlemi ile gerçekleştirilemez.” dedik.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda doğa tahribatı kesilen ağaç sayısı ölçümüyle tarif edilir oldu. Bu, bize göre son dönemlerdeki hükümetin algı yönetmesi ve rakamları büyük gösterdikçe de bozulandan daha çoğunun yerine getirildiği havası yaratmasıdır. Burada mesele ekosistem tahribatıdır. Ağaç sayısının 100.000 ya da 150.000 olmasından çok tahrip edilen ekosistemin geri döndürülüp döndürülemeyeceğidir. Buradaki tahribat sadece kesilen ağaç değil, buradaki yaban hayatı için bir gedik açılması, toprak erozyonu, toprakta depolanacak suyun azalması, toprak kaybı, çalı ve otsu bitki kaybıdır. Bunlarla birlikte de ağaç kaybıdır. Burada sadece ağacı öne çıkarmak ve buradaki sayının daha fazlasını başka yerlere dikmek bu ekosistemi kurtaracak bir yaklaşım değildir.</span></p>
<h5><b>“Kazdağları’nda 283 Tür Bitki Tamamen Traşlandı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları Ormanları mevcut haliyle her yıl 1391 ton oksijen üreterek yaşanabilir hava kalitesine katkı yapmaktaydı. Traşlanan alanın % 97&#8217;si ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda, 7’si endemik olmak üzere 283 tür bitkinin bulunduğu ve alanlar tamamen traşlanıp, iş makineleri ile toprak ana kaya derinliklerine kadar taşınacağı için bu vejetasyonun bir daha gelmemek üzere alandan tamamen silineceği gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altın madeni için çalışılacak alanın; cevher çıkartma, üst toprak depolama, ekonomik olmayan kayaların yığılacağı alanlar Kirazlı Şefliği&#8217;nde, liç alanları, tesisler, araç parkları, işletme binaları ve benzeri yapıların bulunacağı alanlar ise kaba hatlarıyla Aladağ Şefliği&#8217;nde kalmaktadır. </span></p>
<h5><b>Atikhisar Barajı Çanakkale’nin İçme Suyu Kaynağıdır</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İşletmenin yapacağı ekosistem tahribatı yanında, Kirazlı Şefliği&#8217;nde kalan kısımlarda halk sağlığı açısından öne çıkan ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir husus bu alanın Atikhisar Barajının üst havzası olduğudur. Atikhisar Barajı Çanakkale’nin içme suyu kaynağıdır</span><b>. </b></p>
<blockquote><p>Altın üretimi sürecinde alanda 18.900 ton siyanür kullanılacaktır. Bu Çanakkale‘de, en başta insanlar olmak üzere, yaşamını sürdüren tüm canlılar için büyük bir risk oluşturmaktadır.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı’da ve bu yöredeki diğer maden işletmelerinin, özellikle siyanürlü ve ağır metalleri açığa çıkarılmış atık barajlarındaki olabilecek hasarlar ya da kazalar nedeniyle yeraltı ve yerüstü suları için çok ciddi tehlike oluşacak. Çok geniş bir alandaki kızılçam ve meşe orman ekosistemi kesilerek yok edildiği için, taşkın ve seller ile erozyon artacak, baraj ve göletlerin ömrü kısalacaktır.</span></p>
<h5><b>“Pek Çok Ağır Metal Derelere, Buradan Atikhisar Barajına Ulaşacak”</b></h5>
<figure id="attachment_62869" aria-describedby="caption-attachment-62869" style="width: 343px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62869" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mustafa-sivka-640x371.jpg" alt="Fotoğraf: Mustafa Şıvka" width="343" height="199" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mustafa-sivka-640x371.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/mustafa-sivka.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 343px) 100vw, 343px" /><figcaption id="caption-attachment-62869" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mustafa Şıvka</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin, Topoğrafik haritadan kolayca belirleneceği gibi işletme alanının içinden başlayan dereler iki koldan Koca Çaya ulaşmakta ve Atikhisar Barajı&#8217;nı beslemektedir. Bir yandan Topalkaya Deresi, Kabakoz Deresi, Gökbüyet Deresi, Bent Deresi ve Nur Kayası; diğer taraftan Hacıkırı Deresi, Koyunsuyu Deresi, Balıklı Deresi ve Armutcuk Deresi Koca çaya ulaşmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşletme sırasında açığa çıkan gümüş, arsenik, altın, bizmut, kadmiyum, bakır, civa, molibden, kurşun, selenyum, kurşun, çinko ve benzeri pek çok ağır metal bu derelere ve buradan da Atikhisar Barajı&#8217;na ulaşarak halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturacaktır. Pasa yığını ve açık ocak dolgusu sızıntı suyuna geçecek ağır metal kompozisyonları ÇED Raporunda yer almıştır.</span></p>
<h5><b>“Kazdağları’ndaki Maden Şirketinin Ekonomik Ömrü 6 Yıl”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">ÇED raporundan edinilen bilgiye göre; “Kazdağları’ndaki maden şirketinin ekonomik ömrü 6 yıldır. Bu altı yıllık süre boyunca firma 472,5 milyon dolar kazanırken ülke ekonomisine yapacağı katkı devlet hakkı olarak 53,0 milyon, katma değer vergisi olarak 22,3 milyon, toplam da 75,3 milyon dolardır. Bu yatırıma izin verenlerin ve durdurulması yönünde yapılan çalışmalara engel olanların 6 yıl sonra geriye kalacak zehir havuzlarına bakıp iki kez düşünmeleri ve yıkım başlamadan, yol yakınken, henüz her şey sona ermemişken, doğanın halen onarılması mümkünken bunu durdurmaları gerektiğine ilişkin rapor tarafımızdan düzenlenmiştir.” denilmektedir.</span></p>
<p><b>‘Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’te Mart 2020’de bir değişikliğe gidildi. Buna göre doğal sit alanlarının belirlenmesinde nasıl bir değişiklik söz konusu? Madencilik sektörü ve faaliyetleri açısından da değerlendirir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 Mart 2020 gününde yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile tabiat varlıklarının bulunduğu doğal sit koruma statüleri daha önce 1., 2. ve 3. derece iken, yeni düzenlemede tabiat varlıklarının yer aldığı doğal sit alanları için “Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları” olarak üç yeni statü tanımlanmıştır. </span></p>
<h5><b>“Birinci Derece Sit, Mutlak Korunacak Alandır”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İsim değişikliğinden ziyade neyi amaçladıklarını doğru görmek lazım. Burada önemli olan isim değişikliği değil. Önemli olan mevcut durumda nereye geldiğimiz. Doğal sitlerin ayırt edici özellikleri değiştirilmiştir. Sit alanları henüz Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;ndan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;na geçmeden önce birinci, ikinci ve üçüncü derece doğal sit alanı olarak 1265 alan vardı. Bu alanların %72&#8217;si birinci derece sit alanıydı. Birinci derece sit, mutlak korunacak alandır. Bunların şu anda büyük bir kısmını ikinci ve üçüncü derece sit alanına çevirme çabası içindeler. Doğal olarak birinci derece sit alanları hızla azaltılmaktadır. Dolayısıyla yapılan değişikliklerin doğada olumsuzluğa yol açan, çok önemli sonuçları ortaya çıkacaktır.</span></p>
<h5><b>“Yaban Hayatı Koruma Sahası İsmi Kaldı Sahanın Tamamı Yok Edildi”</b></h5>
<p><b>Peki Yaban Hayatı Koruma Sahası statüsü de aynı değişiklikten nasibini aldı mı?</b></p>
<figure id="attachment_62870" aria-describedby="caption-attachment-62870" style="width: 364px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62870" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Mustafa-OZKAN-Erfelek.Sinop_-640x426.jpg" alt="Fotoğraf: Mustafa Özkan" width="364" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Mustafa-OZKAN-Erfelek.Sinop_-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Mustafa-OZKAN-Erfelek.Sinop_.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" /><figcaption id="caption-attachment-62870" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Mustafa Özkan</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı durum Yaban Hayatı Koruma Sahası statüsü için de geçerli. Bu sahaların toplam büyüklüğü geçmişte, 1 milyon 800 bin hektardı. Bu sahaları daha sonra yeniden düzenlediler. &#8216;Yaban Hayatı Koruma Sahası&#8217;  ismi kaldı sahanın tamamı yok edildi. Daha gevşek statü olan çeşitli kullanıma izin verecek ‘Yaban Hayatı Üretimi ve Geliştirme Sahaları&#8217;na dönüştürdüler. Yaban Hayatı Üretimi ve Geliştirme Sahası 1 milyon 200 bin hektar olarak ilan edildi. Yani bir taraftan 600 bin hektar alan daha ilandan hemen sonra kayboldu. Diğer taraftan mutlak koruma alanları kullanıma açıldı. Söz konusu alanlarda önceki statüsündeyken herhangi bir şey yapılmasına izin verilmiyordu. Yani yaban hayvanlarının özgürce yaşayabileceği alanlardı.</span></p>
<h5><b>Daraltılan ‘Anıt Ağaç’ Statüsü </b></h5>
<p>Yönetmelikte, anıt ağaçlara dair dikkat çekici bir değişikli yapılmıştır. Doğa varlıklarına dair koruma politikalarının kısa özeti niteliğinde bir değişiklik bu. Eski düzenlemede sayılı niteliklerden birini içermesi halinde anıt ağaç statüsü kazanan ağaçlar şimdiki düzenlemede sayılı tüm özellikleri içermesi şartına bağlanmıştır. Diğer yandan, kent dokusunu tamamlayan, kent imajına etkisi olan grup, dizi veya tek ağaçların anıt ağaç tanımından çıkarılması da kent merkezli yaşamın kültürel değerlerini doğa varlıklarından kopararak anlamlandıran bir politik anlayıştır.</p>
<h5><strong>“Yönetmelik, Sit Koruma Statüsünün Amacına Aykırı”</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelik, </span><span style="font-weight: 400;">sit koruma statüsünün amacına aykırıdır.</span><span style="font-weight: 400;"> Koruma hukukunun dayandığı koruma mevzuatının bütünsel koruma mantığına aykırı sonuçlar doğuracak ve ülkemizin uzun yıllar içinde oluşturulan koruma geleneği ve mevzuatına yansıyan amaçları idarenin tasarruflarına terk edilmiş olacaktır.</span></p>
<h5><b>“10 Bin 500 Civarında Bitki Türümüz Var”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sahip olduğumuz önemli biyolojik çeşitliliğimiz var. 10 bin 500 civarında bitki türü, yüzlerce sürüngen, memeli, çeşitli tırnaklı hayvan türleri ve hem denizde hem karada yaşayan türlerimiz. Bunların hepsi maalesef büyük bir tehdit altında. Gelecek nesillere bunları taşıyamadığımız takdirde sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz. </span></p>
<h5><b>“Kazdağları’nda Kesilen ve Damgalanan Ağaç Sayısı 347.815 Adettir”</b></h5>
<p><b>Kaz Dağları&#8217;nda kesilen ağaç sayıları net olarak bilinmiyor. Çevresel Etki Derlendirme (ÇED) raporuna göre 45.650, Orman Genel Müdürlüğü&#8217;ne göre (OGM) 13.400, TEMA&#8217;ya göre 195.000 ağaç kesildiği ifade ediliyor. Hem Kaz Dağları özelinde hem de Türkiye genelinde kesilen ağaçlara dair sizin elinizde bir veri var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları’nda kesilen ağaç sayısına konusunda Bakanlık tarafından açıklanan 13.400 rakamı ciddiyetten uzaktır. TEMA tarafından hesaplanan 195.000 adet ağacın kesildiği gerçeğe en yakın değerdir. Hesaplama yapılırken ağaçların kesilmiş olduğu alanlarda ve henüz kesilmemiş ama kesilmek üzere dikili ağaç damgası yapılmış alanlarda Orman Genel Müdürlüğü’nün veri tabanında kayıtlı rakamlar dikkate alınmıştır. Damgası yapılmamış alanlar için de amenajman planı verileri dikkate alınmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Ormancılar Derneği olarak; yaptığımız hesaplama açıklanan rakamların çok üstündedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı ve Aladağ Orman İşletme Şeflikleriyle birlikte, altın maden işletmeciliği amacıyla kesilen ağaç sayıları:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Şefliğinde kesilen damgalanan (orbis) &#8211; 62.718 adet</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Şefliği pasa döküm alanında kesilen (hesaplanan) -26.659 adet</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Karadağ gölet inşaatı kesilen damgalanan (orbis) &#8211; 15.703 adet</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yol, enerji hattı (orbis) &#8211; 53.108 adet</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Aladağ 1, 3, 14 bölmeler (orbis) &#8211; 118.636 adet </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Aladağ 2, 6, 7, 15 nolu bölmelerde kesilen (hesaplanan) -70.991 adet</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Yani Kazdağları’nda kesilen ve damgalanan toplam ağaç sayısı 347.815 adettir. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçek rakamlar böyle iken başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Kazdağları’nda tartışılan konunun ağaç sayısı gibi basit bir konuya indirgenmesi dikkatleri gerçek tahribattan uzaklaştırma çabası olarak algılanmalı. Çünkü tahrip edilen bir ekosistemdir. Ağaç varlığı elbette önemlidir. Ancak, o ağaç varlığının orada bulunmasıyla sağlanan ekosistem bütünlüğünün yok olması ve yerine yeniden konulmasının yüz yıllar alacak olması hatta hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağı asıl tartışılması gereken konudur. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin oksijen deposu olan Kazdağları’nın ‘Önemli Bitki Alanı’ verilendirmesi hakkında bilgi verir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları </span><span style="font-weight: 400;">Önemli Bitki Alanı (ÖBA)’nın uluslararası ölçütlere göre hazırlanan tanıtımında, veriler özetle şöyledir</span><b>:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Toplam endemik takson: 42 adet ( 25 tanesi salt Kazdağı için endemik )</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ülke Çapında Nadir Takson:75 adet ( 42 si endemik)                                                                                                     </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Küresel Ölçekte Tehdit Edilen Tür; 11 adet                                                                                                                 </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Avrupa Ölçeğinde Tehdit altındaki türler:31 adet                                                                                                                                 </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ulusal ölçekte Tehdit altındaki Türler: 34 adet (Özhatay 2012)</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüldüğü gibi</span> <span style="font-weight: 400;">salt ÖBA ile ilgili kısa bir tanıtım bilgileri bile bu dağın, ne denli önemli ve korunması gereken ekosistemler topluluğu olduğunu anlatmak için yeter de artar bile.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları ormanlarının toplam alanı 258.000 hektar yani 2.580 milyon dönüm genişliğindedir. Ancak bu alanın yalnızca 21.463 hektarı, 1994 yılında Kazdağı Milli Parkı olarak ilan edilmiştir. Dünya Bankası Küresel Çevre Fonu (GEF) hibe katkısı ile desteklenen Genetik Çeşitliliğin Yerinde Korunması Projesi (28632-TU ) kapsamındadır. </span></p>
<h5><b>“Biga Yarımadası’nda Yetişmeyen Ürün Yok Denilse Yeridir”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62871 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orman-640x426.jpg" alt="orman" width="364" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orman-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/orman.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" />Kazdağı Göknarı Tabiatı Koruma Alanı; Kazdağı Göknarı, Kazdağları’nda tespit edilen 42 adet endemiğin en tanınmış, en önemli türüdür. 240 hektar genişliğinde bir alan Kazdağı Göknarı Tabiatı Koruma Alanı olarak tescil edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biga Yarımadası sadece orman açısından değil, tarım açısından da dünyanın sayılı bölgelerinin başında gelmektedir. Bu bölgede yetişmeyen ürün yok denilse yeridir. Sözgelimi Çanakkale, gerek  ürün deseni, gerekse verimlilik bakımından ülkemizin önemli illerinden birisidir. Bu ilde 108 çeşit bitkinin üretimi yapılmakta ve önemli bir miktarda ihraç edilmektedir.</span></p>
<p><b>25 yıldır Artvin Cerattepe’de süren bir mücadele var. Son olarak Cengiz Holding’in çıkardığı altın madenini işleme ve ayrıştırma için Murgul&#8217;a siyanür havuzu kurmak istemesi yine büyük bir halk hareketine sebep oldu ve pandeminden dolayı sosyal medya üzerinden eylem yapıldı. Cerattepe’de 1992’den beri süre gelen tahribatı nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cerattepe 1995 yılında bir panelin ardından başlayan ülkemizin en uzun soluklu çevre mücadelesidir. Artvin’liler buna çevre mücadelesi değil yaşam mücadelesi diyorlar. 1995 yılından itibaren iki yabancı şirket tüm faaliyetlerini durdurup alanı terk etmek zorunda kaldı. Bu bir maden işletmesinin ruhsatının ilk kez tamamen iptal edilmesi demekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mart 2011’de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Yeni Maden Kanunu çerçevesinde içinde Artvin Cerattepe ve Genya’nın da bulunduğu, ülke genelinde 1343 maden alanın ihale edileceği duyurdu. İşin kötüsü önceleri 250 hektar olan ve iptal edilen maden sahası bu kez 4406 hektar olarak ihale edildi. Bakır Cengiz Holding’e, Altın ise Özaltın Grubu’na verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2 Nisan 2011 tarihinde çevre korumaya dikkat çekmek için planlanan Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün Karadeniz ayağı Yeşil Artvin Derneği’nin öncülüğünde Artvin’den başladı. Ülkenin dört bir yanından binbir dertli Anadolu insanı Ankara’da buluştu. Ancak meclise gitmelerine izin verilmedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mücadele bundan sonra da devam etti. 2014 yılında Rize Bölge İdare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı da verdi. Ama 2009/7 Genelgesi ile yeni ÇED yapıldı ve iş yeniden başlatıldı. Ardından 245 günlük nöbet ve her sosyal ve siyasal kesimden binlerce kişilik Artvin Halkı, tomalarla, gaz fişekleri ile coplarla dağıtıldı. Şirket madencilik faaliyetine yeniden başladı. </span></p>
<h5><b>“Madencilik Güzelim Artvin Doğasını Tarumar Ediyor”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Artvin’in tepesinde doğal yaşlı ormanlarla kaplı şahane bir arazide artık binlerce ağaç kesiliyor. Tünellerden çıkan ve çıkartılmaya devam eden binlerce ton kimyasallara bezenmiş hafriyat yamaçlardan aşağıya hiç dokunulmamış güzelim yaşlı ormanlara boca ediliyor. Ormanlar bu kez yamaçlardan da siliniyor. Sular artık renksiz değil, kimyasallar yüzünden bembeyaz akıyor, köylülerin inekleri zehirleniyor, ama ne gam. Artık hiç zarar verilmeyecek denilen madencilik güzelim Artvin doğasını tarumar ediyor. Tam da beklendiği gibi. </span></p>
<h5><b>“Artvin İçin Büyük Bir Yıkım Başladı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden ruhsatı alınırken altın çıkarılmayacak sözü verenler; altını, kumdan ve çamurdan siyanürle ayrıştıracakları siyanür havuzları inşa etmeye kalkıyorlar. Bu kez de Artvin ve Murgul halkı şiddetli protestolara başladı. Murgul madencilikle zaten tarumar edilmişti, asit maden drenajı ile zehirlenmişti. Şimdi Artvin de Murgul gibi perişan edilirken ağır metallerin yanına promosyon olarak siyanür getiriliyor. Söylenecek söz kalmadı. Artvin için büyük bir yıkım başladı bunun cefasını bu bölge bu ülke fena halde çekecek.</span></p>
<h5><b>“Ormanları, Devlet ve Özel Şirketler Tehdit Ediyor”</b></h5>
<p><b>Halen yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu (1956) ile ormanlar üzerindeki yıkıcı, zarar verici faaliyetler engellenmeye çalışılmış, ta ki 2016 yılında yapılan değişikliğe kadar. Orman Kanunu’nda nasıl bir değişikliğe gidildi de ağaçlar böyle kolayca ve korkusuzca kesilebiliyor? Nasıl bir Orman Kanunu’muz var? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62872 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-4-640x448.jpg" alt="maden" width="392" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-4-640x448.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/maden-4.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" />Ormanları daha çok sıradan vatandaş değil, devlet ve özel şirketler tehdit ediyor. Bu durum 2016’dan çok önce 24 Ocak 1980 kararlarının uygulamaya konmasıyla başlamıştır. 1983’te başlayan yasal değişikliklerle ormanlar piyasanın bir parçası olmaya başlamış ve doğal varlık olarak korunması yerine, piyasada para eden bir mal haline dönüşmüştür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüze baktığımızda son 15 yılda yılda 13 milyon m</span><span style="font-weight: 400;">3</span><span style="font-weight: 400;">’den 31 milyon m</span><span style="font-weight: 400;">3</span><span style="font-weight: 400;">e aşırı arttırılan odun üretimi, toplamda 700 bin hektara yaklaşan ve her yıl 28 bin hektara ulaşan orman ekosistemlerinin enerji, madencilik, turizm, eğitim, altyapı vb. ormancılık amacı dışında kullanımına yönelik tahsisler ve korunan alanların biyolojik çeşitliliği yok edecek şekilde korumadan çok kullanıma konu edilmesi var olan mevzuatın suistimal edilmiş olmasının sonuçlarıdır.</span></p>
<h5><b>“Yapanın Yanına Kar Kaldığı Bir Düzen” </b></h5>
<p><b>Çevre kirliliğiyle mücadelede mevcut yasalar geliştirilmeye muhtaç iken TCK’da yapılan değişiklikler umut kırıcı. Orman Kanunu’nda ve TCK’da yer verilen “Çevreye Karşı Suçlardaki” caydırıcı olmayan para cezaları nedeniyle, alınan risk kazanılan paraya değecek nitelikte. Bu durumda parasını ödeyen cezadan kurtuluyor diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamada sorun var, yasaların gereği yerine getirilmiyor. Öncelikle çevreyi kirletenler tespit edilmediği gibi az sayıda göstermelik işlemler yapılıyor. Yapanın yanına kar kaldığı ve af süreçleri ile de kirletenlerin ödüllendirildiği bir düzen sürmektedir. </span></p>
<p><strong>Son olarak, ormanların, doğal ve yaban hayatın korunması için neler önerirsiniz? Devlet tarafında nasıl önlemler alınmalıdır? </strong></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Doğa bir meta değil çok değerli bir varlıktır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Anayasa’dan başlayarak yasal düzenlemelerdeki yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin giderilmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Örgüt yapısının düzeltilmesi (personel politikası dahil olmak üzere).</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Genel olarak doğal varlıkları özel olarak ormanları ekonomik değil ekolojik işlevleri ile öncelikli olarak değerlendiren kalkınma ve sosyal politikaların oluşturulması.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bilim-politika ilişkilerinin dengelenmesi; bilim ve araştırma kuruluşlarının yaşadığı sorunların çözümlenmesi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Doğa piyasanın isteklerine göre yönetilemez. Doğal varlıkların toplum yararına yönetilmesi birinci öncelik olmalıdır. Bunun içinde geniş katılımla oluşturulacak bir yönetim modeline gereksinim vardır.</span></li>
</ul>
<h6><b>Teşekkür.. </b></h6>
<h6><b>Bu sorulara yanıt verirken; Türkiye Ormancılar Derneği Ormansızlaşmayla Mücadele Komisyonu üyeleri; Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Prof. Dr. Ünal Akkemik, Prof. Dr. Erdoğan Atmiş, Doç. Dr. Cihan Erdönmez ve Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu’nun görüş ve çalışmalarından yararlanılmıştır.</b><b> </b></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/21/kazdaglari-ormanlari-altin-sirketlerinin-kusatmasi-altindadir/">“Kazdağları Ormanları Altın Şirketlerinin Kuşatması Altındadır” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
