<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medya ve Göç Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/medya-ve-goc-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/medya-ve-goc-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Feb 2023 20:11:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Medya ve Göç Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/medya-ve-goc-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 17:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Dilan Taşdemir]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem sonrası mülteci ve göçmenlere yönelik nefret söylemi ve şiddet artıyor, hatta derinleşiyor mu? Bu sorunun yanıtı 'Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var' kampanyası ile yanıt buldu. Kampanyayı destekleyen Medya ve Göç Derneği’nden Dilan Taşdemir, "Depremde mültecilere yönelik örgütlenmiş ayrımcı tutum saha bulmuş gibi” diyor. Her şeye rağmen ayrımcılık ve ötekileştirmenin hala önüne geçilebileceğini düşünen Taşdemir, Maraş depremin yeni bir Türkiye için milat olabileceği umudunu taşıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/">‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Deprem bölgesinde sayıları yüksek olan mültecilere karşı artan nefret söylemi, şiddet ile sosyal medyada yayılan işkence ve kötü muamele görüntüleri endişe verici boyuta ulaştı. İnsan hakları ve mülteci alanında çalışan </span><a href="https://twitter.com/insanhaklari/status/1625178872768610313?s=20&amp;t=xnbETuf_fuIBEcqoyhASSw" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">sivil aktörler</span></a><span style="font-weight: 400;"> birbiri ardına sorunun ciddiyetine dikkat çeken uyarılarda bulunuyor. Birkaç gün önce başlayan ve çok sayıda sivil örgütün destek verdiği </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/14/acimizortak-dayanismaya-ve-bir-arada-olmaya-ihtiyacimiz-var/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var”</span></a><span style="font-weight: 400;"> kampanyası ile Türkiye’ye sağduyu çağrısında bulunuldu. </span><a href="https://twitter.com/medya_goc" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Medya ve Göç Derneği’nden</span></a><span style="font-weight: 400;"> Dilan Taşdemir ile deprem sonrası mültecilerin durumunu ve destekçileri arasında yer aldıkları kampanyayı konuştuk. </span></p>
<p><b>Deprem Türkiye&#8217;de genel olarak mültecilere yönelik nefret söylemini, şiddeti derinleştiriyor mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet tabii ki derinleştiriyor. Zaten Türkiye&#8217;de çok uzun zamandır süregelen mültecilere ve göçmenlere yönelik bir nefret söylemi ve ayrımcılıkta bir yükseliş vardı. Bunu bir takım siyasetçiler, medya, sosyal medya, provokasyonlar derinleştiriyordu her geçen gün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü mültecilerin şeytanlaştırılması, herhangi bir uyum politikasının olmaması, bir arada yaşama ilişkin bir takım çağrılarda bulunulmaması ve Türkiye’nin başına gelen her problemin mülteci ve göçmenler, yani öteki grupların üzerine yığılması idi bunun sebebi. Bu sadece Türkiye için geçerli değil. Bu tüm dünyada geçerli olan bir tutum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremde de bu söylemin karşılığını çok net bir şekilde gördük. Çünkü deprem bölgesi mülteci ve göçmenlerin çok fazla yaşadığı bir bölge. Antep, Maraş, Kilis, Hatay, Osmaniye, Adana çok fazla mültecinin ve göçmenin yaşadığı yer. Depremin burada yaşanması, bu söylemin yeniden ortaya çıkmasını tetikledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan da depremin ilk gününden itibaren sahaya inen bir takım “siyasetçi” kişilerin  provokatif ve hedef gösteren tutumlarının yaygınlaşmasından da daha fazla bir yükseliş gözlemliyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Medya doğru, teyitli, tarafsız veriyi yaygınlaştırmakla mesul olarak görseydi kendisini böyle olmayabilirdi belki de. </span></p></blockquote>
<p><b>Genel olarak medyanın mültecilere yönelik afet sürecindeki yayınlarını nasıl değerlendirirsiniz? Yanlış gördüğünüz uygulamalar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette var çünkü çok kaotik bir ortam. Zaten mülteciler ve göçmenler çok fazla ayrımcılığa maruz kaldıkları için enkazdan çıkarılmaktan tutun da gıdaya erişim, barınmaya erişim gibi birçok desteğe de erişemeyeceklerini düşündüklerinden ya da erişemediklerinden gerilimler yaşanmış olabilir. Biz hala sahada değiliz; sahayı çok yakından takip ediyor olmamıza rağmen tam olarak orada ne yaşandığını bilmiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin kurulduğundan beri gördüğü en büyük afetle baş başayız. Hepsi için demiyorum ama medyanın büyük kısmının,  teyit etmeden, gelen verileri doğrulamadan ya da halkta yaratacağı etkiyi ve  provokatif bir yansımaları olacağını hesaba katmadan belirli grupları hedef göstermesi tabii ki nefret söyleminde arttırdı. </span></p>
<p><b>Medyanın bir kamusal sorumluluğu var ve bu kamusal sorumluluğu yerine getirmenin birçok göstergesi var. </b>Şu an<span style="font-weight: 400;"> zaten inanılmaz kaos içinde olan bir bölge. Bu ortamı sakinleştirmesi ve herkesi doğru bir şekilde bilgilendirmesi gerekirken, bazı medya kuruluşlarının ve bazı kişilerin insanları hedef göstererek “mülteciler yağmacılık yapıyor”  gibi iddiaları yayması…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes aslında üzerine düşeni yapsaydı; yani medya doğru, teyitli, tarafsız veriyi yaygınlaştırmakla mesul olarak görseydi kendisini böyle olmayabilirdi belki de. </span></p>
<h5><b>‘Depremde Mültecilere Yönelik Örgütlü Ayrımcı Tutum Saha Buldu!’</b></h5>
<p><b>Sosyal medyada dolaşan görüntüler, sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüşüyor? Şu an deprem bölgesinde mülteciler ne durumda? Depremzede mültecilerin hak mağduriyetleri var ise bunlar nasıl giderilebilir?  </b></p>
<p>O kadar fazla veriye maruz kaldık ki! Dün izlediğim şeyi bile hatırlamıyorum aslında<span style="font-weight: 400;">. Mülteci ve göçmenlerden aldığımız veriler, sadece afet bölgesinde değil, afet bölgesinden tahliye ettiğimiz Suriyeli arkadaşlarımızın konaklayacakları, barınacakları yer bulmaya çalışırken zorlanıyorlar. </span><b>Suriyeli oldukları için bir haftadır yer bulamadığımız aileler oldu</b><span style="font-weight: 400;">.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü, çok acı ama insanlar Suriyeli diye evini vermek istemiyor. Barınmalarına yardımcı olmak istemiyor. “Biz kefiliz” diyerek araya girmek zorunda kalıyoruz. Suriyeliler “insan değillermiş” gibi bir algı var. Ümit Özdağ örneğindeki gibi mültecilere yönelik hâlihazırda var olan </span><span style="font-weight: 400;">örgütlenmiş ayrımcı tutum kendilerine saha bulmuş gibiydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan şöyle sevindirici şeyler var: “Bizi bir rahat bırakın, mülteciymiş, Suriyeliymiş, Arap&#8217;mış diyorsunuz, biz bir rahat bırakın, acımız var. Burada siyaset yapmayın” diyenleri de gördük. Daha önce hiç mültecilere destek vermediği halde, “onlar da depremzede ne yapıyorsunuz siz?” denmesi de sevindirici. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremden önce de mülteciler Türkiye&#8217;de belki de en çok hak mağduriyeti yaşayan gruplardandı. Depremde ek olarak barınma problemi baş göstermeye başladı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, gittikleri illerde doksan günlük kalış izni verdi şimdilik. Bunu söylemek için çok erken ancak alandaki mültecilerin tam ne yaşadıklarını bilmiyoruz. Bu sorunun en iyi cevabını alandaki insanlar verebilir. </span></p>
<blockquote><p>Bu günlerde dayanışmaya ve bir arada olmaya ihtiyacımız yoksa başka ne zaman var!</p></blockquote>
<p><b>“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var” kampanyasına destek veren STK’lardan birisiniz. Neden? Kampanyaya başka kimler destek veriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/14/acimizortak-dayanismaya-ve-bir-arada-olmaya-ihtiyacimiz-var/">“Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var”</a> kampanyasının destekçisiyiz çünkü kampanyada da söylendiği gibi her kriz durumunda belirli bir grubu ya da tüm mültecileri hedef gösterme halini, çok uzun yıllardır gözlemiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiyeli kişinin hırsızlık yapması bütün Türkiyelilerin hırsız olduğu anlamına gelmiyorsa, bir mülteci, bir Suriyeli, bir Afgan’ın bölgede yağmacılık yapması, milyonlarca insanın yağmacı olduğu anlamına gelmiyor. </span><b>Siz, bir konuda tüm bir grubu ya da milyonlarca insanı aynı şeyle itham ederseniz, çatışmayı, krizi ve kaosu daha fazla derinleştirirsiniz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, “Dayanışmaya ve Bir Arada Olmaya İhtiyacımız Var” desteklenmesi de gereken bir söylem. Çünkü bu günlerde dayanışmaya ve bir arada olmaya ihtiyacımız yoksa başka ne zaman var! Bu kampanya, bütün Türkiye&#8217;yi kapsayabilen bir kampanya, birçok kurumun sosyal medya hesaplarında paylaştığını gördük.</span></p>
<h5><b>‘Bu Bir Toplumsal Sağduyu Çağrısı!’</b></h5>
<p><b> “Acımız Ortak” ,“Umudumuz Ortak” sloganıyla dayanışma çağrınızı siz Dernek olarak kime yapıyorsunuz? Afet koşulları, kampanyanın olumlu karşılık bulmasını güçleştirir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz açıkçası bu kampanyayı paylaşan diğer kurumların hedef kitlesi ya da muhatabı kim bilmiyoruz. Medya ve Göç Derneği olarak biz buna destek verirken bütün Türkiye </span><span style="font-weight: 400;">bir mesaj vermek istedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle büyük afetler, bir toplumların yaşayabileceği büyük toplumsal krizlerden birisidir. </span><span style="font-weight: 400;">Böyle zamanlarda hem en büyük çatışmalar olur ama en büyük dayanışma ve bir arada olma duygusunun da aslında en fazla geliştiği zamanlardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem sonrası, milyonlarca insan, bütün Türkiye tek yürek oldu. Ben zannetmiyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">herhangi bir belediyenin yaptığı yardım kampanyasında “bunu mültecilere vermeyin” desin!  H</span><span style="font-weight: 400;">iç duymadık böyle bir şey. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm dünya bize destek olurken, yaralarımızı sarmaya yardımcı olurken, biz bu kampanyanın başka bir zamana göre daha fazla olumlu karşılık bulacağını düşünüyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Sadece toplumsal olarak değil bireysel olarak da hayatımızda çok ciddi anlamda değişimler, dönüşümler yaşadığımız bir zamandayız. Bu yüzden çağrının daha olumlu karşılık bulacağını  düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama tabii ki bu, yalnızca STK&#8217;ların ya da bireylerin katkısıyla olacak iş değil. Bu bir toplumsal sağduyu çağrısı ve siyasetçilerin, medyanın, toplumsal aktörlerin destek olması gerekiyor. Umarım yerine ulaşır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca şunu hatırlatmak gerekir; mülteciler dün gelmedi Türkiye&#8217;ye. 2011’den beri geliyor ve 12 senedir Türkiye&#8217;de yaşayan milyonlarca insan var. Bu insanlara dair ciddi politikaların yapılmamasının ve bir arada yaşamın örgütlenmemesinin sonuçlarını görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz her zaman şunu dedik: Bunun önüne geçmezseniz, toplumsal kaos çıkacak, çatışma ortamı yaşanabilir. Biz ısrarla “çatışma” diyoruz çünkü burada sadece mültecilere yönelik bir tutumdan da bahsetmiyoruz ne yazık ki. Gerçekten artık kendilerini korumak, canlarını korumak yapılan, ayrımcılığa karşı gelmek için cevap veren öfkeli bir kalabalık da oluşuyor olabilir. Şu an bunu bilmiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz </span>şu an, bu zamana kadar alınmayan önlemlere ek olarak depremde daha da fazla üzerine gidilen nefret söylemi, ayrımcılık ötekileştirmenin sonucunu yaşıyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu büyük acıyı yaşarken, toplumdaki </span><b>bu çatışmanın önüne hala geçirebilir. Bu zamana kadar geçilmemiş olması, bundan sonra geçilmeyeceği anlamına gelmiyor</b><span style="font-weight: 400;">. Maraş depremi ülke için bir milat ve gerçekten yeni bir yeni bir Türkiye olacak gibi. Umarım bir arada yaşamaya değer verdiğimiz, birbirimizin kıymetini bildiğimiz bir ülkede yaşarız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/15/multecilere-yonelik-ayrimciligin-onune-hala-gecilebilir/">‘Mültecilere Yönelik Ayrımcılığın Önüne Hala Geçilebilir!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2021 11:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sığınmacılar ve Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile haklarında sınırdışı kararı verileceği açıklanan mültecileri ve sivil toplumun yapması gerekenleri konuştuk. Dilan Taşdemir, vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı olması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir </span><span style="font-weight: 400;">Youtube kanalında yayınlanan sokak röportajında, Türkiye vatandaşının Suriyeli gence </span><b>“Ben muz yiyemiyorum, siz kilolarca muz alıyorsunuz” </b><span style="font-weight: 400;">demesi sosyal medyada gündem olmuştu.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu sözler üzerine mültecilerden tepki olarak video paylaşımları yapıldı. Göç İdaresi Başkanlığı bu videoları paylaşan kişileri &#8220;provakatör&#8221; olarak tanımlayıp yedi kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini açıkladı. 11 kişinin göz altına alındığı ve video paylaşımında bulunan 31 kişinin kimliklerinin belirlendiği haberleri üzerine birçok sivil toplum örgütünün imzacı olduğu ortak bir açıklama yapıldı. İmzacı sivil toplum örgütlerinden Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile konuştuk.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Mültecilerden Tepki Geleceğini Bekliyorduk.&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Durumun endişe verici olduğunu, uluslararası sözleşmeler ve Türkiye yasalarıyla korunmuş kişilerin ifade özgürlüğü konusu ve geri göndermeme ilkesine değinen Dilan Taşdemir, bu ilkenin kapsamının “kimse geri gönderilemez” üzerinden kurgulanmamakta olduğunu söyledi. Bunun bir mesaj olduğunu düşünen Taşdemir, bu sürecin bugün başlamadığını; ekonomik krizin kaynağı olduklarının söylenmesi, demografik yapının bozulması, suçla ilişkilendirilme gibi konularda gerçeğe uymayan sebeplerle mültecilerin sürekli hedef gösterildiğine değindi. Bunların sonucunda bu tip toplumsal kaoslar yaşanmasının beklenen sonuç olduğunu belirten Taşdemir, mültecilerden tepki geleceğini beklediklerini söyledi: &#8221;Bu videolar şu açıdan önemli; mülteciler ilk defa kitlesel bir tepki verdi, bunun karşılığında da &#8216;herhangi bir muhalif bir tutum sergilerseniz, varlığınızı savunacak bir şey yaparsanız sizi sınır dışı ederiz&#8217; mesajı verilmiş oldu. Bu, kişilerin ifade özgürlükleri için bir tehditken öte yandan mültecilerin içinde bulundukları durumlara dair herhangi bir savunuculuk ve seslerini çıkaramayacaklarını gösteren bir hamle. Onun dışında bir mültecinin en ağır şekilde cezalandırılacağı şey,  zulüm altında olduğu için ayrıldığı ülkesine geri gönderilmesi veya bununla tehdit edilmesi; bu da ciddi anlamda endişe verici bir şey.&#8221;</span></p>
<h5><strong>&#8216;Şaka mı? Bir Akıl Tutulması mı Yaşıyoruz?&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8221;Kendi açımdan, bu haberleri öncelikle şaşkınlıkla, hele ki gözaltılar ve sınır dışı kararları ile ilgili haberleri önce &#8216;şaka mı? Bir akıl tutulması mı yaşıyoruz?&#8217; diye izlediğimi söyleyebilirim açıklamalarında bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban, şaka olmadığını anlayınca ayrımcılığın, dışlamanın, mülteci korumasının ve hukuk ihlalinin geldiği nokta itibari ile üzüldüğünü ve endişesinin arttığını söyledi: &#8221;Trajikomik bir durumun ortasındayız, insanlar muz yeme videoları paylaştıkları için haklarında soruşturma açılıyor ve sınır dışı kararı veriliyor; şu anda hala sınır dışı edilmedilerse geri gönderme merkezlerinde özgürlüklerinden mahrum edilmiş şekilde alıkonuyorlar.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erçoban, &#8221;Düşünün ki, savaştan zulümden kaçıp size sığınan insanlar, sürekli &#8216;istenmiyorsunuz, sevilmiyorsunuz, defolun gidin&#8217; mesajlarının, bakışlarının, uygulamaların altında yaşamak durumunda kalıyorlar; yedikleri-yemedikleri, söyledikleri-söylemedikleri, çalıştıkları-çalışmadıkları için sürekli siyasi çevrelerin, basının, sosyal medyanın hedefi haline getiriliyor ve her gün böyle bir dışlanma ile yaşamlarını sürdürmek durumunda kalıyorlar.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Geçicilik&#8217; üzerine kurulu bir statüde ülkede yıllar, hatta bir ömür geçirmiş olsalar bile, her an sınır dışı edilmek korkusu yaşadıklarının altını çizen Erçoban, herhangi bir eleştiride, bir şikayette, bir serzenişte bulunma haklarının da olmadığını söyledi. Erçoban, böylesi mesajların her an, her taraftan geldiği bir ortamda yaşayan insanların, hele ki çocukların psikolojisini, insan onuruna verdiği zararı düşünmek zorunda olduğumuzu ve sahadaki izlenimlerinden çok ciddi ihlaller, ayrımcılık ve nefret suçuna varan söylem, davranışlar karşısında bile, mültecilerin şikayet etmekten çekindiklerini gösterdiğini ekledi. Erçoban buna örnek olarak, haftalarca, aylarca çalışıp, ücretini alamayan pek çok kişi olduğunu ancak şikayetçi olmak istemediklerini gösteriyor. Veya iş kazası sonrası sakat kalanlar, hayatını kaybedenlerin ailelerinin şikayetçi olmadıklarını, haklarını aramadıklarını; çünkü, çalışma izni olmadan çalışmaktan dolayı sınır dışı edilmekten korktuklarını söyledi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hukuki açıdan bakarsak, Anayasa’nın 25 ve 26. Maddeleri, Türkiye’nin taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10. Maddesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlalidir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tepki videolarının kin ve nefret içermediği, kamu düzenini bozmaya yönelik bir eylem olmadığı halde, suç yaratılmakta olduğunu söyleyen, Erçoban, &#8220;19 Sivil toplum kuruluşunun imzaladığı açıklamada ifade edildiği gibi, eğer ortada bir suç olduğu düşünülüyorsa, bu olayda olduğu gibi her fırsatta kin ve nefretle mültecileri hedef alan paylaşımlar, açıklamalar, TCK’nın 122. Maddesi&#8217;nde yer alan &#8216;nefret ve ayrımcılık&#8217; suçu kapsamında soruşturulmalı ve cezasız kalmamalıdır. Eğer muz yeme paylaşımlarının bir &#8216;suç&#8217; olduğu konusunda ısrar ediliyorsa, kişilerin adil bir şekilde yargılanıp, kendilerini savunmalarına izin verilmelidir. Apar topar, üstelik yasaları ihlal riskini göze alıp, sınır dışı etmek adil yargılanma hakkını da ihlal edecektir.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman, yapılan açıklamada herkesin ifade hürriyeti hakkına sahip olduğunu, geri göndermeme, iade etmeme yükümlülüğünü yeniden ve yeniden hatırlatmaya çalıştıklarını söyledi. Bunlar dışında birkaç noktaya dikkat çekmek isteyen Alpman, sığınmacılara yönelik giderek artan bu tahammülsüzlüğün nedenlerini ve Türkiye’deki aşırı-sağın ve milliyetçiliğin göçmenleri bahane ederek topluma dayattıkları siyasal seçeneklerin, göçmenlere yönelen fiili şiddetten ve ayrımcılıktan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. </span></p>
<h5><strong>&#8221;Biz Muz Yiyemiyorken Onlar Muz Yiyorlar&#8217; İfadesi Türkiye’de Yaşanan Krizi Dile Getiren Cümle&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, yaşadıkları hayatın gerçek sorunlarını çözmek için gerçek çözümler üretmeyen seçmenlerin, bunu üretmekle yükümlü olanlara seslerini duyuramadıklarını ve ekonomik, sosyal, siyasal alanlarda üst üste yaşadıkları yıkımların nedeni olarak göçmenleri yaftaladıklarını söyledi: “&#8217;Biz [yurttaşlar] muz yiyemiyorken onlar [sığınmacılar] muz yiyorlar&#8217; ifadesi Türkiye’de yaşanan krizi dile getiren cümle. Gerçek sorumlulardan hesap soramıyor olmanın çaresizliği ile ekmeğini göçmenlere kaptırmış gibi hissetmenin öfkesi, göçmenlerle ilgili hiçbir hakkaniyet ilkesi tanımayan ırkçılık-milliyetçilik ile iç içe girerek muz gibi -artık lüks olan- bir meyveyle gösteriliyor.&#8217; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, bu tutumun göçmenleri sosyoekonomik gerilemenin nedeni olarak damgalamakla sınırlı olmadığını ama onları bir iç güvenlik sorunu ya da asalak gibi temsil etmeye yönelik girişimlerin arkasında ekonomik krizin, düşük ücretlerin, artan masrafların ve işsizlik baskısının izlerini görmenin mümkün olduğunu ekledi.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Örgütleri Bir Şeyler Yapıyor Ancak Yeterli Değil&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun sivil toplum boyutuna geldiğimizde ise Dilan Taşdemir, sivil toplum örgütlerinin</span> <span style="font-weight: 400;">hukuki destek, savunuculuk, bir arada yaşama ve uyuma dair şeyler yaptıklarını ancak bunun yeterli olmadığını gördüklerini söyledi. Taşdemir&#8217;e göre bu sadece sivil toplum çabasıyla çözülebilecek bir mesele değil. Sivil toplum örgütlerinin bir arada yaşam, uyum, mültecilerin medya ve siyasiler tarafından hedef gösterilmemesi için politikacılara daha fazla baskı yapması gerektiğini belirten Taşdemir, &#8221;Medya kuruluşlarının nefret söylemi üreten ve üretilmesine aracı olan özellikle sosyal medya kurumlarının bir politika üretmesine dair örgütlü bir çalışma yürütebilir. Özellikle mülteci hakkı ve ifade özgürlüğü çalışan kurumlar mültecilere yönelik nefret söylemiyle mücadele eden daha fazla çalışma yapabilir. Herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı vardır; vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın bu olmalıdır. Geri göndermeye dair bir politika uygulanacaksa sivil toplum örgütleri olarak bunun işaretlerini almalı ve daha sıkı çalışma yapmalıyız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pırıl Erçoban, </span><span style="font-weight: 400;">imzacı oldukları açıklamada 19 kurumun kısa sürede güçlerini birleştirerek tepkisini ortaya koyduğunu; bazı kuruluşların bireysel açıklamaları ile bunu yaptığını vurguladı: &#8221;Avukatlar, barolar, sivil toplum kuruluşları, bu olayda haklarında sınır dışı kararı verilen kişilere ulaşmak için çaba harcıyor. Umarım, bu kişilere ulaşılabilir, adalete erişimleri sağlanır ve tabii hukuk uygulanır. Bu tepki sesleri de özellikle ırkçı reaksiyon verenlerin de kulağına gider, durup içtenlikle &#8216;haklı mıyız?&#8217; diye düşünürler, özeleştiri yaparlar; bu tutumda ısrar edenler için de gerekli idari ve yasal süreçler işletilir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat Alpman ise daha önce </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Sivil Sayfalar</span></i></a><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/">’da sivil toplum teorisi üzerine birkaç yazı yazdığını</a> hatırlatıp, o yazılarda sivil toplum ile devlet ilişkisinin niteliğini çözümlemeye ve değişen toplumsal formasyonun içinde sivil toplumun nereye karşılık geldiği üzerine düşünmeye çalıştığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirminci yüzyılın dönüştürücü dinamiklerinden biri olan sivil toplum hareketinin, bu yüzyıl için aynı dinamiklere sahip olmadığını düşündüğünü söyleyen Alpan, &#8221;</span><span style="font-weight: 400;">Elbette &#8216;sivil toplum örgütleri ne yapıyor ve ne yapmalı&#8217; sorusu pratik bir yanıt talep ediyor. Şunları yapıyor, şunları yapmalı gibi… Göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri takip, izleme, değerlendirme, raporlama, saha araştırmaları, ayni-nakdi yardımlar, eğitim-edindirme programları ve hak savunuculuğu başta olmak üzere neredeyse her şeyi yapıyor. Örgütlerin büyük çoğunluğu bu faaliyetleri gerçekleştirebilmek için uluslararası fonların ve hibe programlarının standartlarına uygun bir iş planı ve tekniği geliştirmek zorundalar, çünkü öz gelir kaynakları ya çok kısıtlı ya da yok. Dolayısıyla uğraş verdikleri alanla ilgili gittikçe profesyonelleşme baskısı artıyor. Sivil toplum hareketi içerisinde profesyonelleşmenin gelişmesi ise sivilliğin niteliğini konuşmamızı zorunlu hale getiriyor.&#8221; açıklamalarında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman son olarak, göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri &#8216;ne yapmalı&#8217; sorusuna, &#8221;Göçmenlerle ilgili ne yapılacağını biliyoruz. Bunların neredeyse hepsi Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler tarafından belirlenmiş. Sivil toplum örgütleri, bu sözleşmeler tarafından belirtilen siyasal, hukuki, ekonomik uygulamaların gerçekleştirilmesi için hükümeti teşvik etmek ve onu zorlamakla yükümlüdür. Bunun yapılmadığını söyleyemeyiz ama neredeyse hiçbir etki üretemediği de ortada… Belki de Türkiye’deki sivil toplum pratiği üzerine daha düşünmeliyiz&#8221; dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 07:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya ve Göç Derneği’nin yürüttüğü Proje Sessiz’in ilk serisi yayınlandı. Türkiye’de mülteci ve göçmenlerin karşılaştıkları nefret söylemi ve ayrımcılıkları kendi cümleleriyle betimledikleri anlatılardan oluşan Proje Sessiz, dijital bir hafıza merkezi oluşturmayı hedefliyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/">Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteği ile yürütülen Proje Sessiz’in yayınlanan ilk serisinde “İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor?”  “Onlara Göre Biz Hiçbir Şeyiz.” ve “İnsan Bile Değil!” başlıkları ile mülteci ve göçmenler karşı karşıya kaldıkları nefretin günlük hayatlarındaki etkilerinden bahsediyor.</p>
<p>Proje, mülteci ve göçmenlerin &#8220;Türkiye’de hangi ayrımcı/ötekileştirici durumlarla karşı karşıya kaldınız?&#8221; sorusuna cevap olarak aktardıkları deneyimleri video ve podcast formatında hikayeleştirerek nefret söylemine dikkat çekmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Proje Sessiz’in yayınlanan ilk serisi ayrımcılık hikayelerinde dile getirilen üç temayı baz alıyor:</p>
<h5><strong>1-İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor?</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72028 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor.jpg" alt="" width="238" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor.jpg 414w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 238px) 100vw, 238px" />Kadın olmaktan daha zoru kadın mülteci veya göçmen olmak…Mülteci ve göçmen kadınlar yalnızca ayrımcılığın ve nefret söyleminin değil aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin de hedefi oluyorlar.</p>
<p>Türkiye’ye henüz yeni göç etmiş olan Wafaa çalıştığı tekstil atölyesindeki ilk gününde iş yeri sahibi tarafından uğradığı tacizi anlatıyor. Wafaa’nın anlatısında yer alan ’’İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor ?’’  sorusu mülteci ve göçmenlere yönelik algıyı sorgulamanın önemini hatırlatıyor.</p>
<p>İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor videosunu <strong><a href="https://youtu.be/iBNYuCRnLeg" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>‘’Ya başıma birşey gelirse diye internetsiz asla dışarı çıkmam. Mülteci kadınların ‘’maddi ihtiyaçları’’ var diye kolay sanıyorlar&#8230;’’ diye anlatıyor Nur, mülteci kadınların günlük hayatlarında yaşadığı tedirginliği.</p>
<p>Nur’un hikayesini <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/73yJSwyTyxUhpkSLl8PrnF?si=dwDl6LUXQYKHI6KUJs5uMw&amp;dl_branch=1" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<h5><strong>2- Onlara Göre Biz Hiçbir Şeyiz…</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72029 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz.jpg" alt="" width="269" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz.jpg 415w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" />Nefret, aynı sokakta yaşanan, her gün aynı yolda yürünen insana bile kendini öteki hissettirebilecek kadar güçlü bir olgu…</p>
<p>Anadilini konuştuğunda mülteci olduğunun anlaşılacağını düşündüğü için konuşmaktan kaçınan, sokakta ayrımcılıkla karşılaşmamak için yolunu değiştirerek yürüyen Rahaf ‘’Onlara göre biz hiçbir şeyiz’’ diye tarif ediyor mülteci ve göçmenlerin hissettiklerini.</p>
<p>Rahaf’ın hikayesini <strong><a href="https://youtu.be/GDPAtriM53A" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>İsmail mülteci ve göçmenlere en sık yöneltilen ‘’İşimizi elimizden alıyorsunuz! ‘’, ‘’Neden savaşmıyorsunuz!’’ Türkiye’deki hayatı üzerindeki etkilerini anlatıyor.</p>
<p>İsmail’in hikayesini <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/1wLoBg9KLFfqhO3W1OSypW?si=fb61aee605b647f2" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<h5><strong>3- İnsan Bile Değil!</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72030 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insan-bile-degil.jpg" alt="" width="250" height="247" />Yıllarca emek verilerek kurulan ev, aile, kariyer, arkadaşlıklar&#8230; kısacası hayatta insanca var olabilmek için gerekli herşey.  Mülteci ve göçmen olmanın en zor yanı ise tüm bunları geride bırakıp göç edilen yerdeki önyargı ve kalıplarla baş etmek.</p>
<p>Tanınmayan veya yanlış tanınana dair olan nefretin günlük hayattaki karşılığını ‘’Araplar insan bile değil.’’ ile yaşıyor Ahmad.</p>
<p>Ahmad’ın hikayesini <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=I-b7WegIhLw" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>Ahmad’ın Türkiye’de geçirdiği üç senenin ardından kurduğu yaşamı geride bırakıp Libya’ya dönüş hikayesi mülteci ve göçmenlerin insan bile olmadıklarını var sayacak boyuta ulaşan ayrımcılığı gözler önüne seriyor.</p>
<p>Ahmad’ın Libya’ya dönüş hikayesini ise <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/7CBg3M9wuAmUl54pfoT6Z6?si=78575bbe7c8e44cf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/">Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
