<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Buğday Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/bugday-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/bugday-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Sep 2024 10:24:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Buğday Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/bugday-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2024 10:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesinin ilk dönemine katılarak eğitimlerini tamamlayan çiftçilerin bazıları hasatlarını tamamlarken, bazılarının üretim süreçleri devam ediyor. Çiftçilerin hasat ettiği ürünler bölgedeki kadın kooperatifleri tarafından işlenerek satışa sunuluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/">Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Hatay’da yürüttüğü Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi’ne katılan çiftçilerin sayısı artıyor. Toprağı onarmayı,  biyoçeşitliliği korumayı, ekolojik ve ekonomik anlamda dirençli örnekler oluşturmayı amaçlayan projeye katılan çiftçi sayısı 120’ye ulaştı.</p>
<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, sürdürülebilir tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, çiftçilerin refahını artırmak, sağlıklı gıdaya aracısız erişimin temellerini atmak üzere Hatay’da başlattığı “Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi”nin ikinci dönemi, yeni başvuran çiftçilere yönelik bilgilendirme toplantısıyla başladı.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği, Ocak 2024’ten bu yana, bir yandan Hatay’ın farklı ilçelerindeki çiftçilere agroekoloji ve onarıcı tarım yöntemleriyle ilgili eğitim ve danışmanlık veriyor, diğer yandan da doğa dostu üretime geçiş dönemindeki çiftçilerin ürünlerini pazarlamalarına destek oluyor.</p>
<p dir="ltr">Projeye yeni katılan çiftçilere yönelik Hatay Güneş Koleji Toplantı Salonu’nda düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Buğday Derneği Strateji Kurulu üyesi Oya Ayman, sürdürülebilir üretime niyet eden çiftçilerle birlikte, Hatay’da tarladan sofraya uzanan zincirin bütün halkalarında onarıcı bir dönüşümü hedeflediklerini söyledi.</p>
<p dir="ltr">Proje Koordinatörü Karel Büyükgazel de projeye ilk dönemde katılan öncü çiftçilerle beraber hem insan ve çevre sağlığına zarar vermeyen sağlıklı ürünler yetiştirme hem de ürettikleri ürünlerin tüketiciye ulaşması konusunda ciddi bir yol kattetiklerini belirtti. Büyükgazel, önümüzdeki dönemde bir yandan yeni katılan çiftçilere eğitimler ve malzeme desteği verirken, diğer yandan da katılımcı tüm çiftçilere üretim süreçlerinde rehberlik etmeye, danışmanlık ve pazarlama desteği sunmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>
<p dir="ltr">Ocak 2024’ten bu yana onarıcı tarım eğitimlerine katılarak agroekolojik üretime geçiş yapan çiftçilerden Gökmen Ekiz, “Şartlarımız, verim, mevsimler o kadar değişti ki artık bildiklerimiz bile bize yetmiyor” diyerek, şöyle devam etti: “30 yıldır çiftçilik yapıyorum. Projeye katıldığım günden bu yana çok değerli bilgiler edindim.  Bu bilgileri uygulayarak bu yıl hiç tarım zehiri ve suni gübre kullanmadığım için giderlerim çok azaldı, en önemlisi toprağımı 15-20 yıl önceki canlılığına nasıl kavuşturacağımı öğrendim.”</p>
<p dir="ltr">Proje danışmanlarından Dr. Gülay Beşirli ise agroekolojinin bir yaşam felsefesi oluğunu belirtek “Bu felsefeyi benimsediğinizde sadece toprağınızı, suyunuzu, biyolojik çeşitliliğinizi korumakla ve zararlıları kontrol altına almakla kalmayacak aynı zamanda birlik olarak hem üretimde hem de pazarlamada kuracağınız dayanışmayla daha güçlü olacaksınız.” dedi.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği yetkilileri ve ilk dönemin öncü çiftçileri, projenin ilk yılında yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdikleri toplantıda yeni katılımcı çiftçilerin sorularını da yanıtladılar. Toplantıya Hatay İl Tarım Müdürlüğü, ziraat odaları, kooperatif temsilcileriyle birlikte projenin eğitim ve tarımsal üretim sponsoru Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı temsilcileri de katıldı.</p>
<p dir="ltr">Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesinin ilk dönemine katılarak eğitimlerini tamamlayan çiftçilerin bazıları hasatlarını tamamlarken, bazılarının üretim süreçleri devam ediyor. Çiftçilerin hasat ettiği ürünler bölgedeki kadın kooperatifleri tarafından işlenerek satışa sunuluyor.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği, proje kapsamında üretilen ürünlere pazarlama desteği de veriyor. Agroekolojik üretime geçiş dönemindeki çiftçilerin ürünlerine ve üreticilerin hikâyelerine <a href="http://hatayicinbirlikte.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://hatayicinbirlikte.org&amp;source=gmail&amp;ust=1727518514965000&amp;usg=AOvVaw2iaKVphsv3C7ZhjUHX9WSq">hatayicinbirlikte.org</a> web sitesinden ulaşılabiliyor.</p>
<p dir="ltr"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-87010" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/09/1727274443_hatay___r__nler_be__inci.png" alt="" width="597" height="435" /></p>
<p dir="ltr">Karakılçık buğdayından biber salçasına…</p>
<p dir="ltr">
Proje, Hatay’ın tarımsal üretiminde ve mutfak kültüründe öne çıkan ürünlere odaklanıyor: Karakılçık bulguru ve unu, biber ve domates salçası, domates kurusu, nar ekşisi, narenciye, tıbbi ve aromatik bitkiler. Uzmanların, bu ürünleri yetiştiren çiftçilere vereceği eğitimler, 4 Ekim’de başlayacak. Samandağ ve Antakya olmak üzere iki bölgede gerçekleştirilecek eğitimler agroekoloji, toprak onarımı, su yönetimi, yetiştiricilik, hastalık ve zararlılarla mücadele, sağlıklı gıdaya aracısız erişim, topluluk destekli tarım, finans yönetimi ve dijital pazarlama konularını kapsayacak. Proje kapsamında verilecek eğitimlerin yanı sıra örnek uygulama alanlarına geziler düzenlenerek, çiftçiden çiftçiye deneyim aktarımı yapılacak.</p>
<p dir="ltr">
Agroekolojik üretimin Türkiye’de yaygınlaşması için çaba gösteren Buğday Derneği, Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesiyle, depremin ardından yaşamını ve üretimini yeniden kurgulamaya çabalayan bölge çiftçisinin refahını ve üretiminin sürekliliğini hedeflerken, tarımsal üretim ve gıda tedarik sistemlerinde Türkiye’nin diğer bölgelerinde de uygulanabilecek ekonomik ve ekolojik anlamda dirençli bir model oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p dir="ltr">Aralık 2025’e kadar devam edecek projede çiftçi eğitimleri ve tarımsal üretim faaliyetleri<br />
Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından destekleniyor. Buğday Derneği üyesi İzel Levi Coşkun ile<br />
BÜNSA Döküm A.Ş.’nin de desteklediği proje ekibinin ulaşım sponsorluğunu ise ALD Automotive üstleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/">Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolu Buğday Hareketi’yle Kesişenlerden Öyküler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/06/yolu-bugday-hareketiyle-kesisenlerden-oykuler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Jun 2024 10:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşin Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[victor ananias]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Hareketi’nin yüzlerce destekleyicisiyle birlikte açtığı yolun, saçtığı tohumların hikâyesi podcast serisinin ardından “Dönüşüm Hikâyeleri” adlı kitapta toplandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/06/yolu-bugday-hareketiyle-kesisenlerden-oykuler/">Yolu Buğday Hareketi’yle Kesişenlerden Öyküler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dönüşüm Hikâyeleri, Buğday Derneği’nin kreatif direktörü ve tohum fotoğrafçısı Lalehan Uysal’ın gerçekleştirdiği ve Derneğin ekolojik yaşam hareketindeki yolculuğuna tanıklık edenlerin anlatılarından oluşan “Kurda, Kuşa, Aşa&#8230; Buğday’la Dönüşüm Hikâyeleri” podcast serisi kayıtlarından doğdu. “Dönüşüm Hikâyeleri” Buğday Hareketi’nin ekolojik yaşama katkısını ortaya koyarken, bireylerin yaşamında nasıl bir dönüşüme kapı açtığına dair hikâyeleri paylaşıyor.</p>
<p>Dönüşüm Hikâyeleri’ni okurken, Buğday Hareketi’nden yolu geçenlerin ekolojik yaşama nasıl el verdiğine, kendi yaşamlarında nelerin değişip dönüştüğüne tanık olacaksınız. Bu okuma yolculuğunda hem bir bütün olarak Buğday Hareketi’nin hem de tek tek bu harekete el verenlerin açtığı patikalarda bıraktığı izleri takip edeceksiniz. Kitapta Leyla Aslan, Berkay Atik, Güneşin Aydemir, Oya Ayman, Neslihan Balamir, Bilgi Buluş, Şaban Burhan, Karel Büyükgazel, İzel Levi Coşkun, Deniz Dinçel, Salim Kadıbeşegil, Emre Karabacak, Hakan Kök, Esin Pamuk, Yasin Sancak, Bora Sarı, Batur Şehirlioğlu, Gürsel Tonbul, Lalehan Uysal ve Afet Zarif’in dönüşüm hikâyeleri yer alıyor.</p>
<p>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Ağustos 2002’de kurulduğunda, geçmişinde 10 yılı aşan bir ekolojik yaşam hareketinin bilgi ve deneyimini taşıyordu. Dolayısıyla Buğday’ın hikâyesi, kurucu lideri Victor Ananias’ın Bodrum pazarındaki bir tezgâhtan saçılan tohumların pek çok elde, gönülde hayat bularak gelişip büyüdüğü ve giderek genişleyen bir bahçenin hikâyesi aynı zamanda…</p>
<p>Bir pazar tezgâhından, doğal ürünler dükkânına, oradan bitkisel ürünler restoranına, ardından fanzine, bültene, dergiye ve nihayetinde Dernek tüzel kişiliğine uzanan yolda sürekli dönüşerek ama değerlerinden taviz vermeden günümüze gelen Buğday Hareketi bugün gönüllüleri, çalışanları, üyeleri, destekçileri, proje katılımcıları ve yüzbinlerce takipçisiyle; “Tek tek bireylerde ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığı oluşturmak; ekolojik dengelerin geri dönüşü olmayacak hız ve biçimde bozulması sonucunda ortaya çıkan sorunlara çözüm yolları sunmak” için çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/06/yolu-bugday-hareketiyle-kesisenlerden-oykuler/">Yolu Buğday Hareketi’yle Kesişenlerden Öyküler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 13:51:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gıda krizi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim dostu tarım]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Derneği, kış sıcaklıklarının artması ve yetersiz kar yağışlarının tarıma etkisi üzerine yayınladığı yazıda; İklim krizinden gıda krizine giden yol kısaldığını belirtirken çözümün, iklim dostu tarım yöntemlerine geçmek olduğunun altını çizdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/">Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kış aylarının sıcak geçmesi ve kar yağışının yetersiz olması toprağın su tutma kapasitesini düşürüyor, zararlı organizmaların artışına ve bitkilerde erken çiçeklenmeye neden oluyor.  Bu durum tarımsal üretimde kayıplara neden olurken, gıda krizinin daha da derinleşmesine yol açıyor. Çözüm, iklim dostu tarım yöntemlerine geçmek.</p>
<p dir="ltr">Cemreler düştü. Bahar geliyor. Hava, su ve toprak ısınıyor. Doğa uyanıyor. Ancak bu sefer, doğanın uyanışını kutlarken, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşulları, gıda üretimindeki risklere yönelik kaygılarımızı körüklüyor.</p>
<p dir="ltr">Copernicus İklim Değişikliği Servisi&#8217;nin <a href="https://climate.copernicus.eu/warmest-february-record-9th-consecutive-warmest-month" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://climate.copernicus.eu/warmest-february-record-9th-consecutive-warmest-month&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw3IR786F7kIF7rLFPXn5wSy">verilerine göre</a>, 2023 Haziran ayından bu yana yaşadığımız her ay, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ay oldu.</p>
<p dir="ltr">Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#8217;nün <a href="https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx?ay=ocak" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx?ay%3Docak&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw0iSyMRdLsWW6C7Huh_HrsF">verilerine göre</a>, Türkiye&#8217;nin birçok yerinde mevsim normalleri aşıldı. 2024 Ocak ayı ortalama sıcaklıkları ülkemizde normallerin 2.8°C üzerinde gerçekleşti ve son 53 yılın en sıcak Ocak ayı oldu.</p>
<p dir="ltr"><strong>Artan Sıcaklıklar Tarımsal Üretim için Ne Anlama Geliyor?</strong></p>
<p dir="ltr">İklim krizi ve artan kış sıcaklıklarının sebep olduğu sorunların başında kuraklık geliyor. Su fakiri olma yolunda bir ülke olmamız da gıda üretimindeki riskleri daha da artırıyor. Sıcaklıkların artması ile nemi azalan toprağın suya doyması için daha fazla sulama yapmak gerekiyor. Yüksek ısı, toprağın azot miktarı ve pH değeri ile mikro bakteriyel bileşimini değiştiriyor ve topraktaki besin maddelerini ve bitki sağlığını olumsuz yönde etkileyerek üretimde kayıplara sebep oluyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Gürsel Tonbul yüksek sıcaklıkların toprakta zararlı mikroorganizmaların üremesine neden olduğunu, fotosentez yavaşladığı için bitki büyümesi ve döllenme yeteneğinin azaldığını, aynı zamanda bahçe ve ormanlarda yangınlara, toplu ağaç kurumalarına ve bitki salgın hastalıklarına yol açtığını söylüyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;Düzensiz ve Aşırı Yağışlar Üretimi Olumsuz Etkiliyor&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">Kuraklık, artan sıcaklıkların ilk sonucu olarak akla gelse de, aşırı ve düzensiz yağışlar da iklim krizinin en önemli sorunlarından birisi. Aşırı yağışlar sonucu topraktaki su doygunluğunun artması, oksijen miktarının azalmasına ve nem artışına bağlı zararlı artışı ile bitki hastalıklarının çeşitlenmesine, çoğalmasına sebep oluyor. Düzensiz yağışlar ise bitkilerin ekim-dikim takviminde aksamalara yol açabiliyor.</p>
<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Köy-Koop İzmir ile birlikte yürüttüğü İklim Dostu Çiftlikler projesinin paydaşları ile yapılan toplantıya katılan üreticiler iklim krizine dair en ciddi sorunun düzensiz yağışlar ve sıcaklık dalgalanmaları olduğunu ifade etti. Mevsimsel dalgalanmalar sebebiyle ciddi ürün kayıpları yaşadıklarını belirten üreticiler kış aylarının sıcak geçmesi sebebiyle çok fazla böceklenme olduğunu, güvelerin tarladaki bütün domatesleri 3 günde yok edebildiğini söylüyor.</p>
<p dir="ltr">İklim değişikliğinin bitkiler üzerindeki etkilerine dair yapılan <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/495105" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/495105&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw2i4-r3tpbrzBLePAPdWITB">araştırmalar</a> sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki değişikliklerin, tarımsal üretimde büyük değişimlere neden olacağı ve özellikle buğday gibi temel gıda ürünlerinin üretiminde kayda değer düşüşlere yol açabileceğini gösteriyor. Yükselen sıcaklıkların, bitkilerin coğrafi dağılımını etkileyeceği ve bazı bitki türlerinin  göç etmesine neden olabileceği görülüyor. Yapılan bir başka <a href="https://www.ipcc.ch/report/ar5/wg2/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.ipcc.ch/report/ar5/wg2/&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw134_ETQMxzADhYY4LBex6s">araştırmada</a>, kış aylarının sıcak geçmesinin, bitkilerin biyolojik saatlerini ve fenolojik döngülerini değiştirebileceği belirtiliyor.</p>
<p dir="ltr">Bu durum, tarımsal üretim desenlerinin ve yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesini ve iklim krizine uyum stratejilerinin geliştirilmesini gerektiriyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;Kar Yağışları Kuraklık ve Don Riskini Azaltıyor&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">Artan sıcaklıkların dışında kışın kar yağışında azalma da söz konusu. Oysa kar yağışlarının tarımsal açıdan çok önemli işlevleri var.</p>
<p dir="ltr">Kar örtüsü, toprağa ısı yalıtımı sağlayarak bitkilerin kış aylarında soğuk hava koşullarından etkilenmesini <a href="https://nevsehir.tarimorman.gov.tr/Sayfalar/Detay.aspx?TermStoreId=368e785b-af33-487d-a98d-c11d5495130b&amp;TermSetId=b0acbfa3-00eb-474c-872f-5fdbb9fa0d72&amp;TermId=cbe92f5e-312a-4a70-8f0f-d278d32cc01e&amp;UrlSuffix=878/Kar-Yagisi-Tarim-Alanlarini-Olumlu-Etkiledi" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://nevsehir.tarimorman.gov.tr/Sayfalar/Detay.aspx?TermStoreId%3D368e785b-af33-487d-a98d-c11d5495130b%26TermSetId%3Db0acbfa3-00eb-474c-872f-5fdbb9fa0d72%26TermId%3Dcbe92f5e-312a-4a70-8f0f-d278d32cc01e%26UrlSuffix%3D878/Kar-Yagisi-Tarim-Alanlarini-Olumlu-Etkiledi&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw3I_Oczn0cDjcLQk6Nikibt">engelliyor</a>.</p>
<p dir="ltr">Taban suyunun doğal dengesinin korunmasında kar yağışı etkili bir rol oynuyor. Karın yavaş yavaş erimesi toprakta suyun daha uzun süre tutulmasını sağlıyor ve bu da bitkilerin kök gelişimi için elverişli bir ortam yaratıyor. Kuraklık riski ve bitkilerin sulama ihtiyacı azalıyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Şaban Burhan, kar yağışının normal olduğu yıllarda 6 saat sulama ile toprağın su doygunluğuna eriştiğini, kar yağmayan yıllarda ise 20 saat sulamanın dahi yetmediğini ve verim kaybı yaşadıklarını ifade ediyor. Şaban Burhan, kar yağışlarının aynı zamanda zararlı mikroorganizmaları azalttığını, bitkilerin ve ağaçların erken uyanmasını önleyerek don riskini azalttığını belirtiyor. Ağaçların erken çiçek açtığı yıllarda ciddi ürün kaybı yaşadıklarını ifade eden Burhan, bunun sonucunda gerçekleşen fiyat artışları ile tüketicilerin de iklim krizinden etkilendiğini söylüyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;İklim Krizine Dayanıklılığın Yolu Doğa ile Uyumlu Tarımsal Üretim&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">İklim değişikliğine uyum sağlayabilmek için doğa ile uyumlu tarım yöntemleri kritik bir rol oynuyor. Kuraklığa, hastalıklara, değişen iklim koşullarına daha dirençli tarımsal üretim için agroekolojik, onarıcı yöntemlere geçiş yapılması gerekiyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Şaban Burhan, kuraklıklardan konvansiyonel tarım yapanlara göre daha az etkilendiklerini ifade ediyor. Konvansiyonel tarımın yıllık verim odaklı olması sebebiyle o yıl yaşanan kuraklıkta ya da mevsimsel dalgalanmada verim kaybının çok olduğunu, organik tarımın uzun vadeli verimlilik odaklı olmasından ötürü kuraklığa bağlı senelik verim kaybının daha az olduğunu belirtiyor. Ayrıca sentetik gübrelerin sulama ihtiyacını artırdığını, doğal gübrelemenin toprağın nemini koruduğunu ekliyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>İklim Dostu Çiftlikler</strong></p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği’nin, kırsal toplulukların dirençliliğini artırmak, doğal varlıkların ve ekosistemlerin korunmasını sağlamak, bütüncül bir model yaratmak ve tarım ve hayvancılık sektörünün iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmak amacıyla İzmir’de yürüttüğü İklim Dostu Çiftlikler Projesi eğitimler, danışmanlık hizmetleri ve güçlü işbirlikleri sayesinde  çiftçileri ve yerel toplulukları desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p dir="ltr">Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı kapsamında desteklenen İklim Dostu Çiftlikler projesi, Köy-Koop İzmir ile İtalya’dan Deafal ortaklığında yürütülüyor ve 18 ay sürecek.</p>
<p dir="ltr">Proje süresince yerel paydaşlarla danışma toplantıları yapılarak öncü çiftçi ve çiftlikler seçilecek ve çiftliklerde ekolojik döngüler ve ekosistem işlevleri incelenecek. İklim değişikliğinin tarıma etkileri ile ilgili paydaşların konuyla ilgili görüşlerini de içeren bir durum analizi raporunun hazırlanmasının ardından, öncü çiftçilere eğitim ve danışmanlık verilecek.</p>
<p dir="ltr">Proje kapsamında iklim dostu tarım uygulamalarını destekleyici  bir el kitabı hazırlanarak üreticilere dağıtılacak. Ayrıca bölgede kısa gıda tedarik zincirlerini güçlendirecek ve ilgili paydaşların iklim dostu tarım uygulamalarına geçişi kolaylaştırmalarına yardımcı olacak kapasite geliştirme faaliyetleri de gerçekleştirilecek. Söz konusu faaliyetler, web sayfası, tüketici broşürü, webinarlar, videolar ve konuyla ilgili belgelerin Türkçeye çevrilmesi gibi iletişim ve yaygınlaştırma faaliyetleri ile desteklenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/">Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği &#8216;Üye, Destekçi, Gönüllü ve Etkinlik Koordinatörü&#8217; Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/05/bugday-dernegi-uye-destekci-gonullu-ve-etkinlik-koordinatoru-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 11:21:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin üye, destekçi, gönüllü ilişkilerini ve etkinliklere katılım organizasyonlarını yürütecek, kısmi zamanlı olarak çalışacak ekip arkadaşı aranıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/05/bugday-dernegi-uye-destekci-gonullu-ve-etkinlik-koordinatoru-ariyor/">Buğday Derneği &#8216;Üye, Destekçi, Gönüllü ve Etkinlik Koordinatörü&#8217; Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>İş Tanımı:</strong></h5>
<ul>
<li>Derneğin üye, destekçi ve gönüllüleri ile iletişimi, işbirliğini geliştirmek, güçlendirmek ve yenilerini kazanmak. Bu yönde stratejiler geliştirmek, düzenli raporlama yapmak.</li>
<li>Üye,  destekçi ve gönüllü ilişkileri konusunda ödeme takibi, telefon aramaları, e-postaların yanıtlanması, veri girişi gibi operasyonel süreçleri yürütmek.</li>
<li>Veri tabanlarında düzenli olarak verilerin doğruluğunu ve güncelliğini kontrol etmek, veri ve bilgileri doğru ve zamanında sisteme girmek, gereken düzeltme ve eşleşmeleri yapmak, gerekli güncellemeleri gerçekleştirmek, ilgili kişileri bilgilendirmek.</li>
<li>Üye, destekçi ve gönüllülere yönelik organizasyonlar gerçekleştirmek.</li>
<li>Gönüllülere yönelik oryantasyon programı hazırlamak ve uygulamak. Hem genel hem de ekipten gelecek ihtiyaçlara bağlı olarak gönüllü yönetimi yapmak.</li>
<li>Fuar, festival vb organizasyonlara dernek katılımını organize etmek. Bu çerçevede operasyonel süreçleri yönetmek, raporlamaları yapmak.</li>
<li>Çeşitli kurumlar, organizasyon ve etkinlikler, okullardan gelen talepler doğrultusunda derneği temsil etmek, sunum yapmak.</li>
<li>Gerektiğinde derneğin diğer proje ve çalışmalarına destek olmak.</li>
</ul>
<h5><strong>İstenen Özellikler:</strong></h5>
<ul>
<li>İstanbul’da ikamet etmek.</li>
<li>Tercihen İngilizce bilmek.</li>
<li>Ekolojik yaşam temelindeki konulara ilgili olmak.</li>
<li>İletişim becerileri güçlü olmak. Tercihen müşteri ilişkileri yönetimi konusunda tecrübeli olmak.</li>
<li>Türkçe’yi özenli ve dilbilgisi kurallarına uygun kullanmak.</li>
<li>Word, Excel, PowerPoint gibi Office programlarını ve Google Drive, Google Docs, Google Sheets gibi Google Workspace uygulamalarını iyi derecede kullanabilmek.</li>
<li>Tercihen daha önce Fonzip veya benzeri CRM araçları kullanmış olmak.</li>
<li>Üniversite mezunu olmak.</li>
<li>Ekip çalışmasına yatkın olmak.</li>
<li>Sorun çözme becerisinin güçlü olması ve değişen koşullara kolay uyum sağlayabilmek.</li>
<li>Proje takvimi içerisinde özenli, planlı ve disiplinli çalışabilmek.</li>
<li>Seyahat engeli olmamak.</li>
<li>Çalışma gün ve saatlerinde esnek olmak.</li>
</ul>
<p><em>İlgilenen adayların<strong> özgeçmişleri </strong>ve <strong>niyet mektupları</strong>nı </em><strong>“Üye, Destekçi, Gönüllü ve Etkinlik Koordinatörü’’</strong><em> konu başlığı ile <strong>20 Şubat 2024 Salı </strong>tarihine kadar<a href="mailto:cv@bugday.org" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="cv@bugday.org (yeni sekmede açılır)"><strong> cv@bugday.org</strong></a> adresine</em> <em>göndermeleri gerekmektedir.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/05/bugday-dernegi-uye-destekci-gonullu-ve-etkinlik-koordinatoru-ariyor/">Buğday Derneği &#8216;Üye, Destekçi, Gönüllü ve Etkinlik Koordinatörü&#8217; Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Yaşam Hareketi için &#8216;Birlikteyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/12/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 09:30:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik yaşam hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından 6 Ocak’ta, İstanbul Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Ekolojik Yaşam Hareketi’nin Dünü, Bugünü ve Yarını” buluşmasında, döngüsel ekonomiden ekolojik politikalara, yerelden küresele, insan kaynağından gönüllülük kültürüne kadar birçok konu ele alındı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/12/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz/">Ekolojik Yaşam Hareketi için &#8216;Birlikteyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Sivil Toplum Geliştirme Derneği tarafından yürütülen “Birlikte” Programı desteği ile gerçekleştirilen buluşmada açılış konuşmasını yapan Buğday Derneği Strateji Kurulu Üyesi Oya Ayman, “daha fazla” anlayışının getirdiği bu çöküş döneminde, yaşam tarzımızı, üretim ve tüketim yöntemlerimizi dönüştürmemiz gerektiğine işaret ederek, “Ekolojik yaşam hareketi olarak 30 yılı, Dernek olarak 20. yılımızı geride bırakırken bu harekete el verenlerle geçmişimizi ve gelecekte neler yapabileceğimizi konuşmak için buradayız. Umarım, birlikteliğimiz ekolojik yaşam hareketine güç katar ve dayanışmanın yolunu aydınlatır” dedi.</p>
<p dir="ltr">Konuşmasında toplumun insan üzerindeki  ve insanın doğa üzerindeki tahakkümü arasındaki bağlantıya işaret eden, Türkiye’de, yerellik, ekolojik restorasyon ve permakültüre yönelik eğitimlere pek çok katkı koyan Emet Değirmenci, kapsayıcı olmanın ve küçülmenin önemini vurguladı. Ardından mikrofonu alan aktivist Timur Danış, anti-nükleer hareketten söz ederek “Herkes Akkuyu’ya!” çağrısı yaptı. Ankara’daki Güneşköy’ün kurucularından İnci Gökmen ve Ali Gökmen ise  toplumsal projelerin en büyük sorununun sosyal sürdürülebilirlik ve birlikte çalışma olduğuna dikkat çektiler.</p>
<p dir="ltr">Gazeteci ve Açık Radyo programcısı Yücel Sönmez ise son 20 yıldaki ekoloji hareketi tarihini ve Türkiye’deki siyasi ortamı değerlendirerek söze başladı ve bu hareketin içinde yer alanların daha çok iletişimde olması gerektiğini  belirtti. Ardından buluşmaya çevrim içi olarak bağlanan Ekoloji Birliği’nden avukat Fevzi Özlüer,  ise bu tür toplumsal hareketlerin  kamusal alan yaratma potansiyelinin altını çizerek  kooperatiflerin, tarımsal sendikal hareketin, agroekolojinin böyle bir kamusal alan yarattığını belirtti ve işbirliğinin önemini vurguladı.</p>
<h5 dir="ltr"><strong>Dayanışma ve iş Birliği</strong></h5>
<p dir="ltr"><img decoding="async" class=" wp-image-85846 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/01/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz-1-640x480.jpg" alt="" width="335" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/01/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/01/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz-1.jpg 900w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" />Doğa, iklim ve sürdürülebilirlik alanında iletişim araçları geliştiren  Barış Doğru, ekoloji hareketinin birikiminden söz ederek konuşmasına başladı: “Ekoloji hareketi, biriktirmeyi, derlemeyi toplamayı, dayanışmayı ve iş birliğini bilmiyor. Daha çok dayanışma ağının kurulması,  Türkiye’de zayıf kalan İklim Hareketi’nin daha kurucu ve proaktif olması gerekiyor. Reformlar üzerinden birlikte hareket etmek ve sağlam fikirler çevresinde insanları bir araya toplamak başlıca işlerimizden biri olmalıdır.”</p>
<p dir="ltr">“Organik Tarım Türkiye’yi Besler mi?” başlıklı çalışmanın araştırmacılarından  Yonca Demir, dayanışma ağlarının eksikliğini vurgularken Ekolojik Yaşam Hareketi Buluşması’nın bu ağı oluşturmak için iyi bir vesile olduğunu belirtti. İnsan hakları ve ekolojik yaşam arasındaki ilişkiye işaret eden çevre ve doğa hakkı avukatı Cem Altıparmak, ekolojik yaşamın kentlerdeki sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. 1996 yılından beri profesyonel olarak sivil toplum hayatında yer alan Bilgi Buluş, buluşmaya çevrimiçi olarak katıldı ve Buğday Derneği’nin ekolojik yaşam hareketindeki öncü rolünden söz etti: “Üretimi buldu, tanıdı, destekledi; şehri ve kırsalı birbirine yaklaştırdı ve etki-dönüşümü merkeze koydu.”  Oturumun son konuşmacısı, WWOOF Türkiye/TaTuTa Koordinatörü Ahmet Berkay Atik, TaTuTa ile 6000’den fazla insanın ekolojik çiftliklerde ekolojik yaşam ve üretimle etkileşime geçtiğini ifade etti.</p>
<p dir="ltr">Öğleden sonraki ilk oturumda ise Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, Good4Trust kurucusu Dr. Uygar Özesmi ve Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği bünyesinde, agroekolojik gıda sistemlerini teşvik eden ve kır-kent bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan çeşitli çalışmalar yapan Ceyhan Temürcü “Ekolojik Yaşam Hareketi’nin yönü nereye doğru olmalı? Örgütlenmenin, ağların önemi, işbirlikleri ve dayanışma için neler yapabiliriz?” sorularını  yanıtladı.</p>
<h5 dir="ltr"><strong>Dönüşümü Tasarlamak</strong></h5>
<p dir="ltr">İkinci oturumda, Stratejik İletişim Yönetimi alanında akademik ve profesyonel birikimi ve yüksek referansları bulunan Salim Kadıbeşegil, UN GEF SGP Ulusal Koordinatörü  Gökmen Argun ve Harmonia ekolojik tasarım, doğal yaşam ve eğitim firmasının kurucu ortağı Melih Aşanlı, “Ekolojik yaşam hareketinde sivil hareketlerin özel sektör, yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla iş birlikleri” konusunu ele aldılar. Sözlerine Buğday Hareketi’nin lideri Victor Ananias’ı anarak başlayan Salim Kadıbeşegil, alternatif çıkış yolları üzerinden modellemeler yapılması gerektiğini ifade eden bir konuşma yaptı. Kadıbeşegil’in ardından mikrofonu alan Gökmen Argun, öznelerin, ittifakların ve müştereklerin önemini vurguladı. Son olarak kültür ve toplumsal bağlar arasındaki ilişkiye işaret eden Melih Aşanlı, toplumsal bağları korumak ve birbirimizle iletişim kurabilmek için kültürün korunması gerektiğini belirtti. Aşanlı, “Bizler ya bu dönüşüme karşı duracağız, ya boyun eğeceğiz ya da bu dönüşümü kabul edip dönüşümü tasarlayacağız. Yapmamız gereken şey dönüşümü tasarlamak.” diyerek yaşamın tasarlamanın önemine dikkat çekti.</p>
<p dir="ltr">Günün son oturumunda Alper Can Kılıç ve Elif Çatıkkaş “Ekolojik yaşam hareketinde insan kaynağı ve gönüllülük, politikaları nasıl değiştirebiliriz, geniş kitlelere nasıl anlatırız, yeni nesli ve kitleleri nasıl katılımcı kılabiliriz?” sorularını konuşmak ve yanıt aramak üzere bir araya geldi. Alper Can Kılıç gönüllülüğe soyunmanın sorumluluğu da beraberinde getirdiğini ifade ederken Elif Çatıkkaş, Kokopelli Şehirde’nin gönüllük ağının nasıl geliştiğini ve halihazırda bulunmayan gönüllü mevzuatından söz etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/12/ekolojik-yasam-hareketi-icin-birlikteyiz/">Ekolojik Yaşam Hareketi için &#8216;Birlikteyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir, Zehirsiz Kent Olma Yolunda</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/25/izmir-zehirsiz-kent-olma-yolunda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:10:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Kentler Kampanyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82725</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Buğday Derneği’nin yürüttüğü Zehirsiz Kentler Kampanyası’nın talepleri doğrultusunda İyi Niyet Belgesi’ni imzaladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/25/izmir-zehirsiz-kent-olma-yolunda/">İzmir, Zehirsiz Kent Olma Yolunda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Zehirsiz Sofralar Platformu iş birliğiyle yürüttüğü “<a href="https://bugday.benchmarkurl.com/c/l?u=EED4746&amp;e=15A56BB&amp;c=65A3D&amp;t=0&amp;l=3224D4D3&amp;email=%2BCYAr7KLvA2CR08Sbke8Ti2B3u1Mhnec&amp;seq=1" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://bugday.benchmarkurl.com/c/l?u%3DEED4746%26e%3D15A56BB%26c%3D65A3D%26t%3D0%26l%3D3224D4D3%26email%3D%252BCYAr7KLvA2CR08Sbke8Ti2B3u1Mhnec%26seq%3D1&amp;source=gmail&amp;ust=1674719456676000&amp;usg=AOvVaw2LtUxJVvYRPbquaAYQc9Ie">Zehirsiz Kentlere Doğru</a>” projesi kapsamında başlatılan Zehirsiz Kentler Kampanyası’na katılma kararı alarak tüm canlıların yaşamını tehdit eden pestisitlerden ve biyosidal ürünlerden arınma yolunda kararlı bir adım attı.</p>
<p>Kampanya talepleri doğrultusunda imzaladığı ‘Zehirsiz Kentlere Doğru İyi Niyet Belgesi&#8217; ile İzmir halkının daha temiz ve daha sağlıklı bir çevrede yaşaması için 2025 yılına kadar herbisit (ot zehiri) kullanımının sonlandırılmasının ve 2040 yılına kadar zararlılarla mücadelede tamamen ekolojik ve doğa dostu uygulamalara geçileceğinin sözünü veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, zehirsiz kentlerin öncü belediyeleri arasına adını yazdırdı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Kadıköy Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi’nden sonra, İyi Niyet Belgesi’ni imzalayan Türkiye’nin dördüncü belediyesi oldu.</p>
<p>Egemenlik Evi Toplantı Salonu’nda düzenlenen imza törenine, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Genel Sekreter Yardımcıları Şükran Nurlu ve Ertuğrul Tugay, Çevre Koruma Kontrol Daire Başkanı Kerem Girişken, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Şevket Meriç, Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürü Huri Aldırmaz, Çevre Koruma ve Kontrol Mesul Müdürü Gülşah Erginer, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Strateji Kurulu Üyesi Oya Ayman, Ege Bölgesi Etkinlik ve Organizasyon Sorumlusu Pembe Albayrak Emül, Proje Yürütücüsü İstem Sever ve İletişim Koordinatörü Ayşe Nur Ayan katıldı.</p>
<h5><strong>Tunç Soyer: &#8216;Kentte de Kırda da Zehir Kullanmamamız Lazım&#8217;</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-82727 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/01/izmir-iyi-niyet-belgesi.jpg" alt="" width="323" height="215" />İyi Niyet Belgesi’nin imza töreninde bir konuşma yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Tunç Soyer</strong>, “Uğruna çalıştığınız meseleler, bizim de meselelerimiz. Bizim de çözüm bulmak istediğimiz konular. Ortak bir irademiz var. Zehirsiz İzmir için çalışmak son derece önemli. Bu konuda hedeflerimiz büyük olmalı. Kentte de kırda da zehir kullanmamamız lazım” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 30 ilçede gerçekleştirilen biyosidal ürün uygulamalarında doğa dostu bir yaklaşımla alternatif entegre haşere mücadele yöntemleri kullandıklarını aktaran Soyer, “Çalışmalarımızın en önemli basamağını bakteri kökenli biyolojik larvasitler ile gerçekleştirmekteyiz. Bunun yanı sıra fiziksel mücadele (derelerin ıslahı ve temizliği, kimyasal içermeyen tuzaklar) yöntemleriyle de larva mücadelemizi desteklemekteyiz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Soyer sözlerini şu sözlerle sürdürdü: “Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile yollarımızın kesiştiği bu noktada çevrenin doğal dengesini bozmamak, insan ve diğer tüm canlılara zarar vermemek için zehirsiz kent vizyonumuza uygun olarak kimyasal mücadele yöntemlerini her geçen yıl azaltacağımıza, mümkün mertebe gerekmediği sürece de kullanmayacağımıza söz vermekteyiz.”</p>
<p>Biyosidal ürün uygulaması yapan diğer belediyelerle de aynı paydada birleşmeyi umut ettiklerini belirten Soyer, “Yarının doğasını toprağa, suya, havaya duyduğumuz şefkatle bugünden yaratacağız” dedi.</p>
<p>Soyer, İyi Niyet Belgesi’nin imzalanması ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin atacağı adımları şöyle açıkladı:</p>
<ol>
<li aria-level="1">Belediye kontrolü altındaki halka açık alanlarda herbisit (ot zehiri) kullanımının 2025 yılına kadar sonlandırılması için gerekli düzenlemelerin yapılması; diğer pestisitlerin ve zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal aktif madde içeren biyosidal ürünlerin kullanımının ise 2040 yılına kadar %30 azaltılması.</li>
<li aria-level="1">Tüm pestisit ve zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal aktif madde içeren biyosidal ürünlerin kullanımının 2040 yılına kadar tamamen sonlandırılması.</li>
<li aria-level="1">Pestisit ve zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal madde içeren biyosidal ürün yasağının, halka açık özel alanlarda ve yaşam alanlarının yanındaki tarım alanlarında uygulanması için katılımcı stratejik eylem planının belirlenmesi ve ilgili tarafların bilgilendirilerek katılımcı olmalarına yönelik çağrı yapılması; bu konuda kent konseylerinde bir çalışma grubu oluşturulması.</li>
</ol>
<p><em>‘Zehirsiz Kentlere Doğru İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İyi Niyet Belgesi’nin tamamına </em><a href="https://bugday.benchmarkurl.com/c/l?u=EED49CD&amp;e=15A56BB&amp;c=65A3D&amp;t=0&amp;l=3224D4D3&amp;email=%2BCYAr7KLvA2CR08Sbke8Ti2B3u1Mhnec&amp;seq=1" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://bugday.benchmarkurl.com/c/l?u%3DEED49CD%26e%3D15A56BB%26c%3D65A3D%26t%3D0%26l%3D3224D4D3%26email%3D%252BCYAr7KLvA2CR08Sbke8Ti2B3u1Mhnec%26seq%3D1&amp;source=gmail&amp;ust=1674719456676000&amp;usg=AOvVaw05m92akpFW-JQZPlFinKfR"><em>buradan</em></a> <em>ulaşabilirsiniz.</em></p>
<h5><strong>Sağlıklı Bir Gelecek için Zehirsiz Kentler</strong></h5>
<p>Buğday Derneği Ege Bölgesi Etkinlik ve Organizasyon Sorumlusu <strong>Pembe Albayrak Emül</strong> ise imza töreninde yaptığı konuşmada, doğaya ve onun döngülerine karşı insan eliyle yapılan her müdahalenin sağlık sorunları, çevre felaketleri ve ekonomik kayıplara yol açtığına dikkat çekti: “Çözüm daha fazla pestisit kullanmakta değil; doğa ile uyumlu yaşamayı öğrenmek, insan merkezci bakış açısını bırakmak, kendimizi doğanın bir parçası olarak tekrar tanımlamak, üretim ve tüketimde doğayı, doğal döngüler ve süreçleri esas alan, onlar ile uyumlu modeller, teknikler, yöntemler ve sistemler geliştirmekte.”</p>
<p>Zehirsiz Sofralar Platformu tarafından sağlıklı bir gelecek için yürütülen çalışmaların kamuoyu ve karar vericiler nezdinde karşılık bulmasını umut verici olarak değerlendiren Pembe Albayrak Emül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada ve Türkiye’de zehirsiz kent olma yolunda önemli adımlar atılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi, halk sağlığını tehdit eden zararlılar ile mücadele konusunda ekolojik ve doğa dostu alternatiflere yönelmeye başlayan belediyelerimizin ortaya koyduğu iyi örnekler, model uygulamalar sayesinde önümüzdeki yıllarda bu kararlılığı beyan eden belediyelerin artacağını ümit ediyoruz.”</p>
<p>Buğday Derneği ve Zehirsiz Sofralar Platformu olarak belediyeler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için çalışmalar yürütmeye devam edeceklerini aktaran Emül, tüm belediyeleri ve vatandaşları Zehirsiz Kentler Kampanyası’na destek olmaya davet etti.</p>
<p><em>Zehirsiz Kentler Kampanyası’na destek olmak için<a href="https://www.change.org/p/belediyelerin-%c3%b6nc%c3%bcl%c3%bc%c4%9f%c3%bcnde-zehirsizkentler-m%c3%bcmk%c3%bcn-t%c3%bcm-canl%c4%b1lara-zarar-veren-pestisitlerin-ve-biyosidal-%c3%bcr%c3%bcnlerin-kullan%c4%b1m%c4%b1-sonland%c4%b1r%c4%b1ls%c4%b1n-zehirsiz-ag-mansuryavas06-ekrem-imamoglu-tuncsoyer?utm_source=share_petition&amp;utm_medium=custom_url&amp;recruited_by_id=175139f0-567e-11ec-982b-e79e6e55ae4d&amp;utm_source=BenchmarkEmail&amp;utm_campaign=%c4%b0ZM%c4%b0R_ZKD_%c4%b0Y%c4%b0_N%c4%b0YET_BELGES%c4%b0&amp;utm_medium=email" target="_blank" rel="noopener"> buraya tıklayınız.</a></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/25/izmir-zehirsiz-kent-olma-yolunda/">İzmir, Zehirsiz Kent Olma Yolunda</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 07:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zehirsiz Sofralar için mücadele veren Buğday Derneği, yeni projesi ile İstanbul’daki tarım-gıda paydaşlarını dayanışmaya davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği tarafından, agroekoloji temelli kısa gıda tedarik zincirlerinin oluşmasına ve gelişmesine katkı sunma hedefiyle, Portekiz’den K-Evolution ve Türkiye’den Marmara Belediyeler Birliği ortaklığında yürütülen “İstanbul ve Setúbal’da Yerel Yönetimler ile Yerel Gıda Sistemini Dönüştürmek” projesi kapsamında <strong>5 Kasım 2022 Cumartesi</strong> günü, İstanbul-Beyoğlu’nda yüz yüze bir toplantı düzenlenecek.</p>
<p>İstanbul’da faaliyet gösteren gıda toplulukları, tüketici kooperatifleri ve bu alanda çalışan STK ve sivil inisiyatiflerinin katılımına açık olan toplantıda projeye dair bilgi paylaşımı ile birlikte İstanbul’daki tarım-gıda sisteminin genel bir resmini ortaya koymak üzere deneyim ve işbirlikleri konuşulacak.</p>
<p>Kontenjanın sınırlı olduğu toplantıya katılım için <strong>4 Kasım 2022</strong>, Cuma gününe kadar kayıt formunu doldurmak gerekmektedir. Katılımı onaylanan katılımcılara mekân ve program bilgisi toplantı öncesinde kayıtlı mail adresleri üzerinden iletilecektir.</p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSenxbnfgGwYqJ8N6TvaaL64vpMJQ3lJUzO4JYRL1QfaEmlxaQ/viewform" target="_blank" rel="noopener">Katılım formu için tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2022 10:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel gıda krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81016</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli.' Küresel gıda krizi üzerine konuştuğumuz Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden Merve Atınç, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81020 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg" alt="Merve Atınç" width="199" height="354" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/merve-atinc.jpg 750w" sizes="auto, (max-width: 199px) 100vw, 199px" />Ben Merve Atınç, gıda mühendisiyim. İstanbul Üniversitesi’nde Gıda Güvenliği üzerine yüksek lisans yaparak bu alanda uzmanlaştım. İki yıldır Buğday Derneği’nin %100 Ekolojik Pazarlar projesinde çalışıyorum. </span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği hakkında bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buğday hareketinin tohumları aslında bundan otuz iki yıl önce Victor’un Bodrum’da açtığı bir pazar tezgâhı ile başlıyor. O tezgâh ardından Başak Doğal Ürünler Dükkanına dönüşüyor. Sonrasında ise 1992 yılında bir restoran açılıyor; Buğday Vejetaryen Restoranı. Bu restoranda organik ürünler satılıyor, sağlıklı yaşam, doğa, ekolojik yaşam ilkeleri konuşuluyor. Bu sohbetler Buğday hareketini, bir basılı yayına dönüştürüyor ve 1998 yılında ilk Buğday Dergi çıkıyor. Buğday Hareketi 2002 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneğine dönüşüyor ve böylece şu an hala devam eden projelere imza atmaya başlanıyor. TaTuta ile Türkiye’nin dört bir yanındaki çiftlikleri ziyaret edip, toprağa dokunma fırsatı doğuyor. %100 Ekolojik Pazarlar ile organik tarım yapan çiftçiler, ürünlerini halka sunmaya, satmaya başlıyor. Pek çok çiftçi organik üretime adım atıyor. 2019’da yürütülen Zehirsiz Sofralar projesi ile harika başarılara imza atılıyor; 165 bin kişi zehirsiz kampanyayı destekliyor. Zehirsiz Sofralar Pestisit Eylem Ağı kuruluyor, pestisit konusunda ülke çapında farkındalık yaratılıyor ve bu projeyle yasaklanan pestisit sayısı 27’ye yükseliyor. Şu an ise Zehirsiz Kentler projesi yapılıyor. Bunların haricinde burada özetleyemediğim pek çok başarılı projeye imza atılıyor.</span></p>
<p><b>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü İl Dünya Gıda Programı tarafından oluşturulan Gıda Krizine Karşı Küresel Ağın hazırladığı Küresel Gıda Krizi raporunda, yaklaşık 193 milyon insanın akut gıda güvensizliği yaşadığı bildirildi. Bu krizin ana nedenleri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu raporu gerçekten çok acıklı buluyorum ve henüz bu gıda krizinin ne yazık ki başında olduğumuzu düşünüyorum. Bu krizin nedenlerine gelecek olursak öncelikle temelde e</span><span style="font-weight: 400;">kolojik ve sosyal ilkelere dayalı, yerel bilgi ve uygulamaları bilim ile birleştiren, doğal döngüler ve süreçlerle uyum içinde, gelecek kuşakların ve tüm canlıların yaşam hakkını gözetecek, gıda bağımsızlığının öncelik olduğu, uzun vadeli ve bütüncül tarım politikalarının olmaması. </span><span style="font-weight: 400;">Bunun devamında hepinizin bildiği üzere iklim krizi, su krizi, COVİD-19, artan enerji fiyatları ve Ukrayna’da devam eden savaş var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaş başlamadan önceki FAO verilerine baktığımızda, durumun aslında geçmişte yaşanan 2008-2011 gıda krizinden daha vahim olduğunu görüyoruz. Başlayan savaş zaten her geçen gün artan enerji fiyatlarını da vurdu ve kriz giderek kendini göstermeye başladı. Savaşın devam ettiği her geçen gün ne yazık ki bu kriz katbekat artacak. Yalnızca savaşın olduğu komşu ülkeler değil, daha geniş coğrafyalar özellikle hali hazırda gıda sorunu yaşayan ülkeler zarar görecek.</span></p>
<p><b>Küresel gıda krizinin etkilerinin kontrol altına alınması için gerekli önlemler hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında tüm parametreler göz önüne alındığında oldukça geniş bir konu. Öncelikle Birartıbir’de yayınlanan yazıda Hilal Elver’in söylediği şu sözün altını çizmek istiyorum: ‘‘</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kentlerde gıda konusunda gerçekçi adımlar atmak istiyorsak, üç-dört senede bir eleştirel raporlar hazırlamalı, bağımsız gözlemcilerin görüşlerine başvurmalıyız. Bu da tabii ancak demokrasi, kendine güven ve dayanışmayla mümkün olabilir.’’ Ülkemiz bazında demokrasi, kendine güven ve dayanışmayı hatırlatmak ve şunları söylemek mümkün; iklim değişikliği konusunda ayağı yere basan adımlar atmaya başlamalıyız, biyoçeşitlilik kaybı, iklim ve gıda krizi hususunda agroekoloji bilgisini yaygınlaştırmak ve uygulamak zorundayız artık. Kırsalı, tarımı ihmal eden, betonu ve daimî kentleşmeyi kalkınma aracı gören yanlış politika acilen bırakılmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında ise şunu kabul etmek gerekiyor, artık ülkemiz kendi kendine yetebilen net ihracatçı konumunda olan bir ülke değil. Bu kabulden sonra tersini yaşamak, yeniden kendi kendine yetebilen bir ülke olmak için adımlar atmak gerekiyor. Öncelikle buğday ve baklagiller gibi temel gıda maddelerinin üretim miktarlarını artırmaya yönelik teşvik edici, destekleyici uygulamalar yapılmalı. Bununla birlikte doğa dostu tarım yapan küçük üreticiler desteklenmeli. </span><span style="font-weight: 400;">Farklı ölçeklerde (yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğinde) tarım-gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlayacak etik ve adil politikalar desteklenmeli.</span><span style="font-weight: 400;"> Yem konusunda ise GDO’lu yem ithal etmek yerine bütüncül mera yönetimi ve doğa dostu tarımı desteklemeli, uygun üretim planlaması ile kendi yemimizi üretebilmeliyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel bazda konuşacak olursak, BM’nin yeni açıklamasına göre eğer savaş devam ederse, dünya yıllarca bitmeyecek korkunç bir küresel gıda krizini yaşayacak. Bu nedenle ilk temennimiz her zaman olduğu gibi barış. Sonra ise iklim krizi ile mücadele için farkındalıkların arttırılması ve uygulamaların yapılması. En temelde ise bu doğanın hâkimi değil de doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlayıp, onun ve bizim için yarınımızı görüp, bu doğrultuda adımlar atmak.</span></p>
<p><b>Gıda krizinin nedenlerinden önemli biri de aşırı iklim olayları, iklim olaylarının etkilerine dair neler söylemek istersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler öyle bir zamana denk geldik ki bu değişiklikleri maalesef gözlerimizle görüp, etkilerini yaşadık ve her geçen gün bu yaşayış hali biraz daha bizleri, dünyamızı ve evreni daha da vuruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim Krizi tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynaklarını, insan sağlığını, biyoçeşitliliği doğrudan veya dolaylı yoldan etkiliyor. Biz her hafta %100 ekolojik pazarlarda olduğumuz için iklim değişikliğinin tarımı, tarımsal üretimi nasıl etkilediğini yakından kederle gözlemliyoruz. 2010’ların ortasında yazılan raporlar, makaleler iklim değişikliğinin uzun dönemde su ve diğer kaynaklar üzerinde stres oluşturacağını söylerdi; tarımsal üretimi azaltacağını ve gıda güvenliğinin tehlikeye gireceğini… Öyle bir noktaya geldik ki artık bunları yaşıyoruz. Tarımsal üretim azaldı, büyük bir su krizinin ortasındayız, tarım mahsullerinde hastalıklar zararlılar ve çoğaldı, küresel salgın hastalıklar arttı; her geçen gün yeni bir salgın hastalıkla tanışıyoruz.</span></p>
<p><b>Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak amacınızın bireylere ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığını oluşturmak olduğunu biliyoruz, gıda krizine karşı mesajınızı bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler dünya üzerinde birbirimize görünmez iplerle bağlıyız ve üzerinde yaşadığımız doğanın da ufacık bir parçasıyız. Bu duyumu hatırlatarak gıda krizi konusunda bir dayanışma içine girmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bireysel olarak bence artık hepimiz bir farkındalığın içindeyiz, şimdi bu halka büyümeli ve toplumsal olarak da aynı hedeflerle yürümeliyiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/27/doganin-hakimi-degil-bir-parcasiyiz/">&#8216;Doğanın Hakimi Değil Bir Parçasıyız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 08:23:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir yaşam, güvenli gıdaya ulaşım, zehirsiz sofralar, ekolojik tarım gibi konularda mücadele veren STK’lar ile güvenli gıdaya erişim ve güvenli gıdayı etkileyen faktörleri konuştuğumuz bir dosya hazırladık. Dosyanın ilk bölümünde Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile insanlığı iklim krizinden ve yetersiz beslenmeden kurtarıp ekoloji ve insan dostu güvenli gıdaya ulaştıracak çözüm yollarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/">&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım sistemlerinin, pestisit kullanımının, bilinçsiz tüketimin doğaya, insan sağlığına ve iklim dengesine verdiği zararlar düşünüldüğünde insanlığın gıdaya ulaşımının daha ne kadar mümkün olabileceği büyük ve göz korkutucu bir soru işareti olarak beliriyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Bütüncül ve Uzun Vadeli Planlarla Pestisitsiz Tarıma Geçilmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79284 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey-640x847.jpeg" alt="Gözde Özbey" width="225" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey-640x847.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/gozde-ozbey.jpeg 750w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" />Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği İletişim Sorumlusu Gözde Özbey, yapılan araştırmaların mevcut gıda üretim sistemlerinin dünyamıza verdiği zararları ortaya koyduğunu ve bu haliyle gıda üretiminin sürdürülemez olduğunu söylüyor: “</span><span style="font-weight: 400;">2020 Avrupa Komisyonu tarafından 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde yayımlanan Çiftlikten Çatala (F2F) ve Biyoçeşitlilik (BDS) strateji dokümanları, mevcut gıda üretiminin sürdürülemez olduğunu kabul ederek; biyoçeşitliliği ve toplum sağlığını Avrupa Gıda Politikası’nın merkezine alan ve pestisit kullanımını azaltmaya yönelik hedefler belirledi. Hem F2F hem de BDS’de ortaya konan çaba ile 2030 yılına kadar pestisitlerin genel kullanımının ve yüksek derecede tehlikeli pestisit kullanımının %50 azaltılması, pestisitlerin agroekolojik uygulamalarla değiştirilmesi, 2030 yılına kadar AB’nin tarım arazilerinin %25’inin organik tarıma ayrılması ve nihayetinde pestisitlerin AB kentsel yeşil alanlarında da yasaklanması hedeflendi. Biz de Zehirsiz Sofralar projemiz kapsamında pestisitlerin yasaklanması için yürüttüğümüz</span><a href="https://www.change.org/p/t%C3%BCm-canl%C4%B1lar-i%C3%A7in-zehirsiz-sofralar-tar%C4%B1m-zehirleri-yasaklans%C4%B1n-zehirsizsofralar-bekirpakdemirli-tctarim"><span style="font-weight: 400;"> Zehirsiz Kampanya</span></a><span style="font-weight: 400;">’nın yanı sıra, Tarım ve Orman Bakanlığı’na Türkiye’de 2030 yılına kadar zehirsiz tarıma nasıl geçilebileceğine dair önerilerimizin yer aldığı </span><a href="http://zehirsizsofralar.org/zehirsiz-sofralar-icin-yol-haritasi/"><span style="font-weight: 400;">“Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası”</span></a><span style="font-weight: 400;">nı sunduk.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Dünyada Organik Tarım Pazarı Hızla Büyüyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Özbey, dünyada organik tarım pazarının hızla büyüdüğünü, zehirsiz gıda talebi ile birlikte agroekolojik ve doğa dostu uygulamaların da gün geçtikçe yaygınlaştığını ifade ediyor ve örnekler veriyor: “İsveç bu teknik ve yöntemler sayesinde pestisit kullanımını, önceki yıllara kıyasla yarı yarıya azaltmayı başardı. Dünyanın önde gelen pirinç üreticilerinden Endonezya ise 1986 yılında pestisit kullanımını azaltmaya yönelik destek ve çiftçi eğitimine dayalı entegre zararlı yönetimi uygulaması ile pestisit kullanımını altı yılda yüzde 62 oranında azalttı ve aynı dönemde ürün verimliliğinde yüzde 10 artış sağladı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özbey’in aktardığına göre araştırmacılar Türkiye’nin ekilebilir alanlarının yüzde 76’sında yapılacak organik tarımdan elde edilecek bitkisel ve hayvansal ürünlerin Türkiye nüfusunu besleyebileceğini kanıtlıyor. Özbey; “Pestisitsiz bir tarıma geçiş mümkün ama zaman alacak bir süreç ancak bunun için önce konuda bütüncül ve uzun vadeli yaklaşım ile tarım politikalarının değişmesi gerekiyor. Alternatif tarım teknikleri, uygulamaları ve sistemleri konusunda ARGE çalışmaları ve bu konuda destekleme politikalarına ihtiyaç var” diyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Eko-Kooperatifler, Agro-Ekoturizm Bir Çözüm Yolu Sunabilir&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım yöntemlerine mecbur kalan çiftçinin uygulanan tarım politikalarının altında ezildiğini söyleyen Özbey’e göre doğa dostu tarım yöntemlerine geçmek bir çözüm olabilir: “</span><span style="font-weight: 400;">Satın alınan girdilerin işletme içinde üretilmesi ve agroekolojik, organik, onarıcı tarım gibi doğa dostu tarım yöntemlerine geçiş bir çözüm olabilir. Bir üretim dalının yan ürünleri veya atıkları, diğeri için girdi olabilir. Çiftçi üzerindeki baskının azalması için ise ürünlerin doğrudan tüketiciye satılmasının yolları aranmalı. Bu da ekolojik üretici pazarları, topluluk destekli tarım grupları ile ilişki kurulması, kargo sistemi ile interneti kullanarak pazarlama, eko-kooperatiflerin kurulması, agro-ekoturizm gibi yollarla sağlanabilir.</span><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<h5><b>&#8216;Mücadele Etmiyorsak ‘Nerede O Eski Domatesler&#8230;’ Diye Söylenmeye Hakkımız da Yok&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözde Özbey, gelinen noktada tüketiciler olarak bizlerin de pasif birer tüketici olma lüksümüzün kalmadığını, öyle olacaksak da “nerede o eski domateslerin kokusu” diye söylenmeye hakkımızın olmadığını ifade ediyor. Özbey; “Slowfood’un kurucusu Carlo Petrini, yaşadığımız çağda gıdamıza sahip çıkmamız için artık sadece ne üretici ne de tüketici olamayacağımızı belirtiyor ve her birimizin üretim-tüketim birlikleri kurarak “türetici” olabileceğimizi söylüyor. Dikkatimizi gıdamıza ve günlük kullanımımız için gereken ürünlere çevirerek, bu ürünlerin kaynağından, alışveriş çantamıza gelene kadar geçirdiği üretim aşamalarından her birimizin sorumlu olduğunu hatırlatıyor. Türetici, çağımız insanının daha önce karşılaşmadığı ve bu nedenle de içinden bir türlü çıkamadığı sorunlara çözümler “türetiyor”. Türetici, bu türetme eylemi için bir işbirliği, yeniden kafa kafaya vermek ve bıkmadan usanmadan denemek, yanılmak, tekrar denemek zorunda.” diyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Pestisit Kullanımı Tarımsal Üretimdeki Sorunları Derinleştiriyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79285 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg" alt="Zehirsiz Sofralar" width="282" height="282" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/zehirsiz-sofralar.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 282px) 100vw, 282px" />Buğday Derneği’nin mücadele verdiği alanlardan biri de zehirsiz sofralar. Özbey;</span><b> “</b><span style="font-weight: 400;">Sofralarımız tarımda ot ve böcek öldürmek amacıyla kullanılan ve büyük verimlilik vaatleriyle çıkıp piyasayı talan eden toksik etkili kimyasal maddeler ile zehirleniyor. Pestisitler (tarım zehirleri) tarımsal üretimde kullanılan toksik etkili kimyasal maddelerdir.</span> <span style="font-weight: 400;">İşlevlerine göre, böcek öldürücü (insektisit), ot öldürücü (herbisit), mantar öldürücü (fungusit) veya kimyasal yapılarına göre organoklorlu, organofosfatlı, karbamatlı gibi çeşitli sınıflara ayrılır.</span> <span style="font-weight: 400;">Dünyada yılda 3 milyon ton civarında pestisit kullanılıyor. Türkiye’deki pestisit kullanımı ise 2018 yılı için 59 bin ton olarak tahmin ediliyor. Türkiye’de 1979 yılı ile 2018 yılları arasında pestisit kullanımı yedi kat artış gösterdi. </span><span style="font-weight: 400;">Kentsel alanda kullanılan pestisitlerin yeraltı sularına karıştığını ve Türkiye’deki içme suyu arıtma tesislerine ulaşan sularda saptanan 49 mikro kirleticinin 33’ünün pestisit olduğu tespit edildi. Bu zehirli kimyasallar özellikle hamile kadınları ve çocukları etkiliyor; hamile kadınların erken doğum, düşük yapma gibi durumlarla karşı karşıya kalmasına sebep oluyor.”</span><span style="font-weight: 400;"> diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımını eleştiren Özbey, bu maddenin tarımsal üretimde zararlı bir kısırdöngüye sebep olduğunu belirtiyor: “Agro-ekoloji, permakültür, organik vb. gibi doğa dostu pek çok yöntemin aksine pestisit kullanımı, tarımsal ürünlere zarar veren ot ve böceklerin pestisitlere karşı direnç geliştirmesine neden oluyor. Bunun karşısında daha fazla pestisit kullanımı öneriliyor ve bu durum da zararı derinleştiren bir kısır döngüye neden oluyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Tarımsal Faaliyetlerin Sera Gazı Üretimindeki Etkisi Yüzde 30’u Buluyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79286 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/bugday-dernegi.jpg" alt="Buğday Derneği" width="208" height="243" />Gıda üretimi ve tüketimiyle, ekolojik tarım teknikleriyle iklim krizinin önüne geçmenin ne denli mümkün olabileceğini sorduğumuz Gözde Özbey; gıda üretim tüketim zincirinin </span><span style="font-weight: 400;">küresel sera gazı emisyonları içindeki payını belirlemede hangi etkenlerin, nasıl hesaba katılacağı konusunda büyük belirsizlikler olduğunu söylüyor. Pestisit kullanımının iklim krizi üzerinde ne kadarlık bir paya sahip olduğunu söylemenin zor olduğunu ifade eden Özbey,  fosil yakıt kullanımı, gübre üretimi ve tarımsal kaynaklı arazi kullanımı gibi ilave etkenler dâhil edildiğinde tarımsal faaliyetlerin sera gazı emisyonlarındaki payının yüzde 30 civarında olduklarını bildiklerini söylüyor. İklim krizini güçlendiren gıda uygulamalarına örnekler veren Özbey, pestisit kullanımının terk edilmesinin küresel iklim krizine olumlu yansıyacağının altını çiziyor: “Ülkemizde fındık üretiminde kullanılan sülfüril florür bileşiğinin küresel ısınma sorununa katkısı ise bir birim karbondioksit molekülüne kıyasla 4800 kat daha fazla. Ozon tabakasının delinmesine yol açtığı için Montreal Protokolü gereğince kullanımı kademeli olarak azaltılarak sonlandırılacak metil bromürün (ABD dahil pek çok ülkede halen kullanılıyor) yerine güvenilir bir alternatif olarak önerilen sülfüril florürün küresel ısınma sorununa yol açan bir bileşik olduğu ancak 22 yıl sonra, 2009 yılında fark edilebildi. Bu tip bilinmezlikler başka kimyasal bileşikler için de geçerli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle iklim krizinde çeşitli etkenlerin payının ne olduğunu belirlemeye yönelik hesaplamalarda dikkate alınmayan etkenlerin olması mümkün. Bu belirsizlikler iklim krizinin yol açacağı zararların daha erken ortaya çıkabileceğini ya da düşünülenden daha şiddetli olabileceğini dikkate almayı gerektiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımını azaltan ya da ortadan kaldıran doğa dostu tarımsal faaliyetler ise toprağa ciddi miktarda karbon gömülmesini de sağladığı için küresel iklim krizinin çözümü yolunda olumlu katkı sağlıyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Tüketiciler Haklarını Bilmeli ve Örgütlenmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüketicilere düşen sorumluluklara da değinen Gözde Özbey, bilinçli ve örgütlü olmanın önemine vurgu yapıyor: “Tüketicilerin önce haklarının farkında olması ve örgütlenmesi gerekiyor. Bunu sivil toplum örgütlerine dahil olarak, gıda toplulukları veya tüketim kooperatifleri oluşturarak yapabilirler. Pestisitlerden korunmanın yolu organik sertifikalı ürünleri tercih etmekten geçiyor. Organik ürünlere denetimli organik pazarlardan ya da satış noktalarından ulaşılabilir. Bir diğer çözüm ise örgütlenerek üreticiler ve üretici örgütleri ile işbirliği içinde güvenilir, katılımcı üretim tüketim modelleri yaratmak. Bunlardan biri de toplum destekli tarım. Bu model sayesinde üreticiler ile anlaşarak koyduğunuz ilke ve kurallar çerçevesinde üretim yaptırıp, bunu gözetirken adil bir model yaratarak üreticileri destekleyebilir, onlara alım garantisi verebilirsiniz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Sorunların Kaynağında Endüstriyel Gıda Sistemi Var&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79283 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/emine-aksoydan.jpg" alt="Emine Aksoydan" width="219" height="297" />Sürdürülebilir Yaşam Derneği (SUYADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emine Aksoydan; yeryüzünde yaşayan her bireyin yeterli, güvenli, sağlıklı gıdaya kolayca ve sürdürülebilir şekilde ulaşma hakkı olduğuna ve gıda hakkının, insanın tarihsel gelişimi içerisinde kazandığı ilk haklardan biri olduğuna vurgu yaparak başlıyor sözlerine. Güvenli gıda yerine gıda güvencesi tanımını kullanan Aksoydan; gıda güvencesini “İnsanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri durumu” olarak açıklıyor.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Endüstriyel Gıda Sistemi Hem Gıda Hem de İklim Adaletsizliğine Yol Açıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım alanlarının gezegendeki en büyük ekosistemlerden birini oluşturduğunu ve bu ekosistemde hakim olan gıda üretim sistemi, endüstriyel tarım sistemi olduğunu ifade eden Aksoydan, tarım ve gıda alanlarının da küresel piyasa ekonomisine bağlı olduğunu ifade ediyor. Endüstriyel gıda sisteminin dünyamıza geri dönüşü çok zor zararlar verdiğini vurgulayan Aksoydan; “Üretici bağlamında bakıldığında ise gıda tekelleri güçlenirken birçok çiftçinin üretimden kopması veya sözleşmeli üretimle kendi arazilerinde çalışan işçilere dönüşmesi söz konusudur. Endüstriyel gıda sistemi, bir yandan ekolojik tahribatın ve iklim krizinin derinleşmesine neden olurken açlığa veya yetersiz beslenmeye çözüm olamamakta, ekonomik, sosyal, politik ve ekolojik krizlere karşı da dirençsizliği nedeni ile iklim değişikliğine sebep olmayan zincirin zayıf halkalarını, örneğin, küçük üreticileri ve yoksul tüketicileri daha kırılgan hale getirerek hem bir gıda adaletsizliği hem de iklim adaletsizliği yaratmaktadır” diyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Türkiye’de Tarım Dışa Bağımlı ve Kırılgan Hale Getirildi&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79287 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/suyader.jpg" alt="suyader" width="299" height="100" />Aksoydan Türkiye ölçeğinde endüstriyel tarımın etkilerine de yakından bakıyor ve alına kararlarla Türkiye’de insan ölçekli aile çiftçiliğin gerilediğini söylüyor: “2006 yılında kabul edilen Tohum Yasası, şirketlerin ve ulusötesi sermayenin tohumların üretim ve satışı üzerindeki egemenliğini güçlendirmiş, 2012’de kabul edilen Büyükşehir Yasası ile de kırsal alanlarda yaşayan halkın tarım ve hayvancılık faaliyetlerini zorlaştırmıştır. Bu süreçte, entansif hayvancılığa, monokültüre ve dışsal girdilere dayalı endüstriyel tarım teşvik edilirken, krizlere karşı dayanıklı ve sosyal yönden daha adil olan insan ölçekli aile çiftçiliğini geriletmiş ve Türkiye’de tarımı her düzeyde dışarıya bağımlı ve kırılgan hale getirmiştir.”</span></p>
<p><b>Aksoydan, </b><span style="font-weight: 400;">iklim krizi ve güvenli gıdaya erişim arasındaki ilişkiyi maddeler halinde ortaya koyuyor:  </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin neden olduğu kuraklık, aşırı sıcaklık, su baskınları, biyoçeşitlilikte azalma gibi etkilerle gıda üretimi;  Gıda üretim alanlarının azalması, ürünün bu sürece adapte olamaması, üretilen gıdanın tarladan başlayarak son noktaya gelene kadar zarar görmesi gibi nedenlerle nitelik ve nicelik olarak azalır ve bunun sonucunda da insanların sağlıklı, besleyici gıdaya erişimleri kısıtlanarak gıda güvencesizliği ortaya çıkar. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizi özellikle mısır, pirinç, buğday gibi ürünlerin üretiminden sofralara ulaşma sürecindeki tüm aşamalarını tehdit etmektedir. Bu tehdit, temel besin kaynağı bu ürünler olan milyarlarca insanın gıda güvencesizliği içinde olması anlamına gelmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin biyoçeşitlilikteki azalma üzerine etkisi deniz ürünleri boyutunda da önem kazanmaktadır. Balıkçılığın gıda üretimine önemli  bir katkısı vardır. Deniz ürünleri, kıyı bölgelerinde yaşayan dünya nüfusu için neredeyse tek protein kaynağıdır. Deniz ekosistemindeki asitlenme bu ürünlerde geri dönülmez bir azalmaya neden olmakta ve bunun sonucunda da sağlık yararı yüksek pek çok besin ögesinden yoksunluğu beraberinde getirmektedir.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizi sonucu ortaya çıkan mevsimsel kaymalar, haşere popülasyonları çoğaltarak daha çok pestisit kullanımına neden olarak besin güvencesizliğinin yanı sıra besin güvenliği  riskini de artırır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Artan sıcaklıklar ve atmosferde artan CO2 seviyeleri gıda arzını ve güvencesini etkilemenin yanı sıra erişilebilir gıdanın kalitesini de düşürerek gıda güvenliği boyutunda da sağlık riskleri oluşturur.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sel ve tropikal fırtınalar gibi aşırı hava olayları, gıda üretiminden geçimini sağlayan   insanların geçim kaynaklarını yok ederek bu grubun gıda güvencesini tehdit eder. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Üretilen gıda miktarındaki azalma gıda fiyatlarındaki artış ile sonuçlanır. Bunun sonucunda da özellikle yoksulların gıdaya erişimi ekonomik olarak zorlaşır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin,  gelir dağılımında adaletsizlikle sonuçlanan etkileri de çok belirgindir. Küresel düzeyde tüm nüfusa yetecek kadar gıda üretilse bile ekonomik eşitsizlikler sonucu Sahra Altı Afrika, Güney Asya gibi yoksul ülkelerde yaşayanların gıdaya erişimi güçleşmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Küresel düzeyde üretilen gıdaların 1/3’ünün israf olması gıdaya erişimi güçleştiren diğer önemli bir faktördür. </span></li>
</ol>
<h5><b>&#8216;Hak Temelli Bir Tarım-Gıda Sistemine Geçilmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan sürdürülebilir bir gıda sistemi için atılması gereken adımları şu sözlerle ifade ediyor: “Ekosistemdeki tüm canlıları gözeten doğa dostu üretim yöntemleri, tüketicinin ve küçük üreticilerin desteklenmesi bağlamında aracısız, doğrudan satışa yönelik kolaylaştırıcı mevzuatlar, kırılgan grupları ve adil gelir dağılımını önceleyen, kültürel değerleri, yerel kimlikleri, kadim bilgi kaynaklarını koruyan, gıda israfını ve atıklarını azaltan, kriz durumlarında gıdaya erişimi güçleştirmeyen uygulamalar olmalıdır. Kısaca, hak temelli bir tarım-gıda sistemine geçilmesi gereklidir ki bu, toplumun kendi gıdasını üretme kapasitesini, imkanlarını ve yeteneklerini desteklemek/gıda sistemini yerelleştirmek anlamına gelmektedir.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan agroekolojik gıda sistemlerini, sürdürülebilir gıda için iyi bir örnek olarak sunuyor: “Agroekolojik gıda sistemleri,  bu uygulamaların tümünü kapsayan,  hem çevresel sorunlara, hem de işsizlik ve yoksulluk gibi sosyoekonomik sorunlara düşük bütçelerle etkin çözümler sunan sürdürülebilir sistemlere en iyi örnektir. Agroekolojik gıda sistemlerinde,  zincirin her bir halkasının ekolojik olması önceliklidir.  Bu sistem, hem ekolojik üretim, dağıtım ve tüketimin iklim değişikliğinin azaltımına katkı sunar hem de  iklim değişikliğinin etkilerine karşı üretimin ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve adaptasyonunu sağlar.  Agroekolojik yöntemde çeşitliliğin korunması önceliklidir. Hayvan, bitki, mantar ve bakterilerin çeşitliliği, arazi kullanımında çeşitlilik, çiftçilik uygulamaları ve ekonomik çeşitlilik, iklimsel şokları en aza indirmek için koruyucu faktörler ön plandadır. Aynı zamanda, toprağı koruyucu yöntemlerin uygulanması, sentetik gübre ve pestisit girdisinin ortadan kaldırılması, karbon-yoğun üretimden çıkışı sağlar. Kısa tedarik zincirleriyle agroekolojik uygulamalar, emisyonların neredeyse yüzde 30-35’inden sorumlu olan hâkim tarım-gıda sisteminin aksine, çevreyi koruyarak, insanların gıdaya erişimini destekler.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Aşırı ve Bilinçsiz Tüketimden Kaçınılmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun tüketim boyutuna da değinen Aksoydan; burada da aşırı ve bilinçsiz tüketim alışkanlıklarından vazgeçilmesinin önemine vurgu yapıyor: “Tüketim boyutu ile bakıldığında, ilk vurgulanması gereken konu aşırı tüketim alışkanlıklarından vazgeçilmesidir. Birey olarak, aile olarak gerçek ihtiyacımız olan kadarını satın almak, aşırı ve bilinçsiz tüketimden kaçınmak gıdaya erişmekte güçlük çeken grupların gıda hakkına da saygı duymak ve onların kırılganlığını azaltmak anlamına gelmektedir. Gereksiz satın alınan gıdaların yaklaşık yarısı atık olmaktadır. Oysa dünya genelinde israf edilen gıdaların yalnızca 1/3’ü ile dünyadaki tüm açları doyurmak mümkündür. Tüketilecek/satın alınan gıdanın nerede, hangi koşullarda üretildiği, sofraya gelene kadar hangi süreçlerden geçtiğine ilişkin bilgi sahibi olmak önemlidir; üretimde pestisitlerin kullanılma durumu, adil üretim ve gelir dağılımı koşulları, tedarik zincirinin uzunluğu, gıdanın ekolojik ayak izi, mevsiminde ve yerel üretim bilgileri konularında tüketici bilincinin oluşturulması gıda güvenliğini ve güvencesini destekleyen konulardır.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Sürdürülebilir Yaşam İçin Tüketici Değil Türetici Olmalıyız&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan, son olarak SUYADER’in altını çizdiği “tüketici değil türetici” anlamını ve sürdürülebilir yaşam içerisindeki önemini açıklıyor: “Türetici, eylemleriyle toplum ve gezegen için değer yaratan kişidir. Sosyal ve ekolojik açıdan adil üretimleri destekleyen, topluluk olarak üreticiler ile birlikte ürünleri, hizmetleri ve onların standartlarını belirleyen ve satın aldığı ürünlerin ve bu ürünlerin üreticilerinin toplum ve gezegen için değer yaratmasını sağlar. Sürdürülebilir beslenme boyutundan bakıldığında ise türetici; Gıdasına sahip çıkan, saygı duyan, gıdanın üretim sürecinde, kaynaktan sofrasına gelene kadar geçirdiği her aşamanın farkında ve sorumlu olan, üretime katılan, üreticilerin sorunlarına çözümler üreten ve üretici ile güvene dayalı bir ilişki kuran kişidir. Diğer bir deyişle, ihtiyaçlarını karşılarken/tüketirken ekolojik ayak izini azaltarak gezegenin kaynaklarını da tüketmemek için çaba gösterir. Tüketici, alış-veriş ilişkisinde çoğunlukla pasiftir ve davranışları sadece fiyat ve üreticilerin reklam ve pazarlama faaliyetleri ile belirlenir. Kendisine tüketmesi için sunulan ürünlerin üretiminde, üretim süreçlerinde belirleyici bir rolü yoktur ve genellikle üretim süreci- ekosistem ilişkisini sorgulamaz ve bu süreçte kendisini sorumlu hissetmez.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksoydan, “Gıda üreticisi ve tüketicisine/türeticisine  düşen temel sorumluluklar için Buğday Derneği’nin kurucusu Victor Ananias’ın şu beş öğüdünün aslında tüm insanların sorumluluklarını en çarpıcı biçimde ifade ettiğini düşünüyorum” diyor. Ananias’ın öğütleri şunlar:  </span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Yaşayabilmem için gerekli olan tüm kaynakların benim gibi doğanın bir ürünü, ekolojik/doğal döngülerin bir sonucu olduğunu sık sık kendime ve çevremdekilere hatırlatabilirim,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Enerji, gıda, su ve diğer ihtiyaç malzemelerinin ana kaynağının doğa, bütün, denge olduğunu bildiğim için, onları kullanırken elimden geldiğince tasarruf ederim ama bununla yetinmem,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Paranın doğal bir kaynak değil, doğal kaynakların el değiştirmesinde kullanılan bir araç olduğunu bildiğim için, harcadığım her kuruşun ekolojik döngülere olan etkisini öğrenmeye çalışır, tüketen–zarar veren etkimi azaltırım,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Ekolojik yaşamı bir fantezi ya da ulaşılamayacak ideal olarak değil, bugün elimden geleni yaparak katkı verdiğim, her bireyin temel hakkı ve ortak geleceğimiz olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı olarak algılarım,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Her doğal döngünün tohumdan ölüme giderken yeni tohumlar saçmasının, yaşamın devamlılığındaki sır olduğunu bildiğimden her düşünceyi, davranışı faydalı bir tohum olarak paylaştığımda zenginleşeceğimizi bilir, gereğini yaparım.</span></li>
</ol>
<h6>*SUYADER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emine Aksoydan’ın paylaştığı linkler:</h6>
<h6><a href="https://www.bugday.org/blog/wp-content/uploads/2021/03/turetici_rehberi.pdf"><span style="font-weight: 400;">https://www.bugday.org/blog/wp-content/uploads/2021/03/turetici_rehberi.pdf</span></a></h6>
<h6><a href="https://bianet.org/bianet/iklim-krizi/248195-iklim-krizine-direncli-bir-gida-tarim-sistemi-nasil-mumkun"><span style="font-weight: 400;">https://bianet.org/bianet/iklim-krizi/248195-iklim-krizine-direncli-bir-gida-tarim-sistemi-nasil-mumkun</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.iklimhaber.org/iklim-degisikliginin-gida-uretimi-ve-guvenligine-etkileri-giderek-kotulesiyor/"><span style="font-weight: 400;">https://www.iklimhaber.org/iklim-degisikliginin-gida-uretimi-ve-guvenligine-etkileri-giderek-kotulesiyor/</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.dortmevsimekoloji.org/turkiyede-tarim-ve-gida/"><span style="font-weight: 400;">https://www.dortmevsimekoloji.org/turkiyede-tarim-ve-gida/</span></a></h6>
<h6><a href="https://www.etcgroup.org/whowillfeedus"><span style="font-weight: 400;">https://www.etcgroup.org/whowillfeedus</span></a></h6>
<p>İllustrasyon: Tolga Demirel</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/">&#8216;Endüstriyel Gıda Sisteminden Kurtulursak Dünyayı da Kurtarabiliriz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
