<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsani Yardım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/insani-yardim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/insani-yardim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2023 19:38:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İnsani Yardım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/insani-yardim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2023 11:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Ahbap]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[sivil afet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli depremin neden olduğu büyük yıkıma karşın, umudumuzu yeşerten muazzam bir dayanışma da var. Öte yandan siyasi kutuplaşma ve ayrışma, kaçınılmaz olarak sivil alana da yansıyor. Sivil toplumun duayen isimlerinden Sunay Demircan, 1999 depremlerinden farklı olarak Türkiye’nin bugün iki farklı depremi birlikte yaşadığını söylüyor: “Biri doğal afet, diğeri ise toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet.” Demircan, AFAD- Ahbap ayrışmasında ise; ''Sorun kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algı” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Biz toplum olarak şu an ne yaşıyoruz? 1999 depreminden farklı olan ne? Benzerlikler var mı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-53115 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg" alt="Sunay Demircan" width="222" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg 388w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan-160x160.jpeg 160w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" />1999 yılında, kamu otoritesi ve kurumların (ordu hariç) geç uyanmasına karşılık, seri hareket ederek, olağanüstü bir toplumsal dayanışma sergileyen, eşgüdümlü sayılabilecek yurttaş hareketi vardı. Bugün de yurttaş hareketi var, dayanışma da var ama ortada gözümüze ve gönlümüze saplanmış, sürekli büyüyen kocaman bir başka fay hattı var. Bence mesele de burada. </span></p>
<p><b>Ne kast ediyorsunuz bu ‘başka’ fay hattından?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin şu anda iki farklı depremi birlikte yaşadığını düşünüyorum. Biri, yer kabuğunun hareketlerine bağlı olan doğal afet; diğeri ise </span><b>toplumsal gerilimlere bağlı, derin kırılmalarla yaşanan sivil afet. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem gibi ortaklaşa yaşanan acıların sivil toplumun kendi içinde ve devletle ilişkisinde, dayanışma temelli iş birliğini güçlendirmesi beklenir; böyle zamanlarda halkın moral desteğine çok ihtiyacı olur ve bu morali oluşturan da tüm tarafların dayanışma temelli bir araya gelmeleridir. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Kriz İçinden Kriz Doğuran Kriz Halimiz&#8217;</strong></h5>
<p><b>Bir araya gelmiyorlar mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu depremde gözlediğim üç önemli nokta var. </span><b>Birincisi</b><span style="font-weight: 400;">, canını dişine takmış, gece gündüz tükenmeyen bir umutla çalışan </span><b>gönüllülerin de içinde olduğu bir arama kurtarma, dayanışma seferberliği. Evet, bu açıdan bakınca bir araya gelen büyük bir halk kitlesi var.  </b></p>
<p><b>İkincisi</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>bir türlü beceremediğimiz yerel ve ulusal ölçekteki koordinasyon meselemiz</b><span style="font-weight: 400;">. Olmuyor işte, hala ‘Sistematik nedir, plan ne işe yarar?’ sorularının zihnimizde karşılığı yok. </span></p>
<p><b>Üçüncüsü ise, kriz içinden kriz doğuran kriz halimiz</b><span style="font-weight: 400;">. Nasıl anlatayım, matruşka gibi. Tarafların keskinliklerinden zerre ödün vermedikleri, parçalayıcı dil ve dışlayıcı tavırla, öfke nöbetlerini dalga dalga toplumun üzerine sererek huzur duydukları, nevrotik bir hal bu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda artan siyasi, ekonomik fay hatlarındaki çatlaklar bu felaketle de birleşince, zaten süreç oluşturup yönetme kapasitesinin düştüğü bir dönemde, gidiş ciddi ve kalıcı kayıplara neden olabilir ki</span> söz konusu vatandır; aklımızı başımıza almamız lazım.</p>
<h5><b>Devlet Kurumlarına Güvensizlik, İktidarın Siyasi ve Beşeri Uzantısı  ‘Sivil’ Yapılar</b></h5>
<p><b> “Sivil afet” tespitinizi hangi faktörlerle açıklarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şimdinin meselesi değil ki tarihi, kültürel, ideolojik temelleri, geçmişten birikimi olan bir meseleyi, şurada şıpınişi cümle içine sıkıştırıp, ‘ahan da budur’ demek sadece spekülasyon olur. </span><span style="font-weight: 400;">Ortada ciddi bir güven sorunu var. Yurttaşların önemli bölümü devletin kurumlarına, yetkililerine güvenmiyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılay gibi bu işin zirvesinde olması gereken kuruluşlar da ne yazık ki son yıllarda kendilerine olan güveni sarsmak için epey çaba harcadılar. Bu güvensizlik, kutuplaşmayla el ele vererek, sivil alanda da kendine yer edindi. Hal böyle olunca da </span><span style="font-weight: 400;">her taraf kendi kurtarıcı kahramanını seçmeye başladı</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sivil alandaki fay hatlarının derinleşmesinde, kamu otoritesinin geçmişe göre çok daha etkili rolü olduğunu düşünüyorum. Daha yeni AFAD’ın <a href="https://www.aa.com.tr/tr/asrin-felaketi/stkler-depremzedelerin-yaralarini-sarmak-icin-tek-yurek-oldu/2814985#" target="_blank" rel="noopener">‘tek yürek STK’lar’</a> diyerek, Anadolu Ajansı üzerinden duyurduğu infografikte gördük bunu. Sadece iktidarın siyasi ve beşeri uzantısı olarak kurgulanmış ‘sivil’ yapılardan bir ‘tek yürek’ oluşturulmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiç olmazsa şu günlerde, bunu bağırarak duyurmayaydınız. Duyurmalarının da bir sebebi var tabii, kazanamazsa kaybedeceğinden korkuyor. Mesele var oluş, yok oluş ikilemine gelip dayandı, çok tehlikeli, bu nedenle de duramıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela, </span><span style="font-weight: 400;">bu katılaşma halini 1999 depreminde görmemiştik mesela</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>&#8216;Faylar İçine Sıkışmış Haldeyiz&#8217;</b></h5>
<p><b>Sivil toplum deprem bölgesinde ne yapıyor şu an?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum dediğimiz aslında halk, güruh değil ama, halk. Yani kültür bağlarıyla, ortak değerleriyle bir arada durarak, ortaklaşa medeniyet teşkil etmiş insan grubu. Bu bağlar sivil alanın bin bir emek inşa ettiği ritüelik bağlarıdır,</span> <span style="font-weight: 400;">düğündür, bayramdır, sofradır, yastır…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha durun, sivil toplum olarak acımızı yaşamadık ki, şu telaş bitsin gidenleri uğurlayalım, yasımızı yaşayalım, kalanlarla kucaklaşalım, el birliği yıkılanı inşa edelim… Değil mi? Anadolu’da böyle bir sivil medeniyet oluşturmuştuk. Her türlü iktidar zorbalığına rağmen ayakta kalabilen bir halk medeniyetiydi bu. Ne oldu şimdi? </span></p>
<blockquote><p>Nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda, ya da el birliği ile çıkacağız.</p></blockquote>
<p><b>Ne oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem işte;  faylar içine sıkışmış haldeyiz. Yarığı derinleştirip, bizi birbirimize bağlayan bağları kopartırcasına çekiştiriyoruz, hele de onlara şiddetle ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde. Bu gerilimde elbette iktidarın rolü var ama şuracıkta birilerini suçlu ilan edip, infaza durmak gibi bir niyetimiz de yok, nihayetinde meselenin cereyan ettiği mekân sivil alandır; artık ya el birliği ile batacağız açtığımız çukurda ya da el birliği ile çıkacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soruya dönecek olursam, Türkiye’de özellikle son on yıldır, Suriye ağırlıklı mülteci sorunları nedeniyle, insani yardım konularında ciddi bir sivil deneyim oluştu. Bu deneyime sahip kuruluşlar da zaten şu anda sahada var güçleriyle çalışıyorlar.  Onun dışında da teker teker saymayayım ama pek çok kurum sahada, aktifler, tüm güçleriyle çalışıyorlar, ama dediğim gibi</span><b> mesele tepeden başlayarak ülke sathına yayılmış olan şu ayrışma meselesi.  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Manzaraya bak, </span><b>yardım yapacağın kurumu, sahadaki becerisi ve deneyimine göre değil, siyasi duruşu ve popülerliğine göre seçiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. Daha dur, bunun orta ve uzun vadede yapılacak işleri var, milyonlarca insan, yeni bir hayatın inşası… Hiç kolay değil, daha ilk günde ayrışarak işe başlayacaksak, vah halimize! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Unutmadan şunu da söyleyeyim, 1999 depreminde olmayan bir şey de sosyal medyaydı; sosyal medyanın oluşturduğu bir habitat ve onunla gelenler var. </span></p>
<h5><b>&#8216;En Küçük Hata Sadece Ahbap’a Değil Sivil Alana Zarar Verir&#8217;</b></h5>
<p><b>Ahbap-AFAD tartışmalarını nasıl değerlendirirsiniz? Spesifik olarak Ahbap’ı ve Haluk Levent’i sivil toplum içinde nasıl konumlandırırsınız? Ahbap Türkiye’de sivil toplum aktörlerinin yapamadığı neyi yapıyor? Başarısı, sivil toplum aktörlerine nasıl yansımalı?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın bir sivil toplum örgütü olup olmadığını tartışmıyorum. Haluk Levent’in popüler ve sevilen kimliğinde vücut bulmuş, kişisel / kitlesel yardım ihtiyaçlarında, çağrılara koşarak yardım götüren, dernek statüsünde, işlevsel bir mekanizmadır. Üyelerinin özgür iradesiyle seçilen bir yönetim yapıları var mıdır? Olmak zorunda. Sivil alanda faaliyet yürütüp, etki oluşturuyor mu? Evet, o halde konu kapanmıştır. İlle tartışılacaksa, burada Ahbap üzerinden asıl tartışılması gereken konu başkadır. </span></p>
<blockquote><p>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz.</p></blockquote>
<p><b>Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorun Ahbap değil, Ahbap’ı bugün, bu kadar ön plana çıkmasını sağlayan durumun kendisidir. Yani, bir kuş havada kanadı kırılmış, düşüyor, düşerken de konacak, güvenebileceği bir dal arıyor. Mesele budur, anlatabiliyor muyum?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar bu çöküş halinde, güvenip, tutunacakları dala muhtaçlar. Sormuyorlar ki Ahbap bu boyutta kaç tane kamp alanı kurdu? Kaç kere bu kadar karmaşık insani yardım programı kurgulayıp yürüttü? Bu kadar büyük bütçeyi yönetebilecek kapasitesi var mı? </span><b>Güvensizlik o boyuta gelmiş ki, Haluk Levent’in kişiliğinde, bir tür güven vorteksi oluştu, çekime kapılıp, hep birlikte gidiyoruz</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>Sorunlu durum budur, insanların güvenecekleri dalı olmaması. Kamu otoritesinin işlevsizliği ve yarattığı güven algısıdır</b><span style="font-weight: 400;">. Bu güvensizlik sivil örgütlere yönelik de var tabii, sadece kamu otoritesi değil. Maalesef, ülkenin uluslararası görünüm itibarıyla da durum böyle. Kişiler ve kurumlar yapacakları yardımın akıbetinden o kadar kuşkulular ki, “bunlar ne yapacaklarını bilmeseler de hiç değilse dürüstler” deniyor. </span></p>
<p><b>Ahbap bu durumda ne yapmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahbap’ın kısa vadede yönetmesi gereken riskleri var. Tahmininin üzerinde kaynak akışı oluyor, buna uygun süreç planlayıp yönetebilmesi ve bu sırada da hiçbir suistimal olmadan, her kuruşunun hesabını vererek bunu yapabilmesi önemli. Şimdi Haluk Levent açıklama yaptı, dernek bütçesinin bağımsız denetçiler tarafından denetlenerek, raporlanacağını söyledi, önemli bu.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelen saldırılardaki dile dikkat ederseniz, “Bunlara bu parayı yedirmemek lazım” diyen bir dili kıpırdatan akıldan konuşuyoruz. </span><b>Meselenin yemek / yiyememek meselesine kadar indirgendiği politik zeminde, Ahbap’ın titiz ötesi titiz olması gerekiyor</b><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde, bu ayrışma ortamında olabilecekleri tahmin edebiliyorum. </span><b>Olabilecek en küçük bir istismar ya da hata sadece Ahbap’a değil, Türkiye’de sivil alanda bunca yıldır inşa edilmiş olan ilişkilere ve güvene de tesir eder. </b></p>
<blockquote><p>Ahbap olarak iki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek.</p></blockquote>
<p><b>Kapasite derken, neyi kast ediyorsunuz? </b></p>
<p><b>Kurumsal kapasite tabii, konunun kişiyi aşmış olması lazım artık, kurumun teknik, finansal ve idari olarak bu işi yönetecek kapasiteye ulaşmış olması önemli</b><span style="font-weight: 400;">. Diyebilirsin ki, “Nereden biliyorsun o kapasitede olmadığını?” Benimki sadece deneyimlerden hareketle üretilmiş temenni cümleleri; </span><b>bir haftada yağan bu kadar büyük kaynak ve iş yükünü yönetmek hiç kolay değil</b><span style="font-weight: 400;">, umarım vardır, söyledikleri gibi de işleri yoluna koyarlar.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece finans yönetimi ile bitmiyor ki iş. Yapılanları izleme ve değerlendirme, denetleme başka kapasite istiyor; bunları kamuoyu ve destekçilere raporlama başka kapasite… Acil bir iletişim planı lazım, bunu hazırlayıp yürütmek de kapasite. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşleri zor, morallerini bozmak istemem ama dilerim bu durumun onlar da farkındadırlar.  İki kapılı bir odaya girdiler şu an; diğer kapıdan ‘A’ olarak çıkmayacakları kesin, ne halde çıkmak istediklerini şimdiden tasarlayıp, ona göre bir yol çizmeleri gerek, bak bu da kapasite. Ne diyeyim işleri zor, </span><b>bu gibi durumlarda yardım edenin umulandan öteye yardım ihtiyacı olabiliyor, anlamaya çalışmalıyız. </b></p>
<h5><b>‘Çok Kritik Bir Andayız ’</b></h5>
<p><b>“Muhafazakâr STK&#8217;lar sahada değiller&#8221; çıkışına ve tespitlerine yorumunuz olur mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kim diyor bunu? Bal gibi sahadalar, İHH başta, hepsi sahada! Benim bildiğim bu ama yanılıyor da olabilirim, yorum yapmam doğru değil.</span></p>
<p><b>Bu koşullarda ve bu iklimde, sivil toplum aktörleri ne yapabilirler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esas iş bundan sonra başlıyor. Sivil toplum için uzun ve zor bir yol var önümüzde, restorasyon, rehabilitasyon, yeni yerleşimlerin kurulması, değişen demografiler, tüm bunlar olurken seçim ve ekonomik krizin etkileri, dibimizde ne olacağı belli olmayan savaş gerilimi… </span><b>Soğukkanlı olmalıyız, zor günleri ancak dayanışmayla atlatabiliriz. Kritik, çok kritik bir anda olduğumuzu idrak ederek adım atalım lütfen. </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/12/turkiye-dogal-afet-ile-sivil-afeti-birlikte-yasiyor/">&#8221;Türkiye &#8216;Doğal Afet&#8217; ile &#8216;Sivil Afeti&#8217; Birlikte Yaşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 09:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan kadın ve kız çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sema genel karaosmanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek Direktörü Sema Genel Karaosmanoğlu, Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bugün yaşananlara, 20 yıl önceki Afganistan deneyiminin merceğinden bakıyor. Ülkelerinde mucizeler yaratan genç Afganlarla birlikte 2002’de kurdukları, yüzlerce kadın ve kız çocuğunun yararlandığı toplum merkezi ‘Bahar’dan da bu toplum merkezinden sorumlu dostu Nilla’dan da bugün maalesef haber alınamıyor. Sema, Taliban şiddetinden kaçmış olanların insancıl bir yaşam sürme hakkını savunmanın önemini hatırlatıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/">Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="https://www.hayatadestek.org/blog/insani-yardim/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/" target="_blank" rel="noopener">Bu yazı</a>, Hayata Destek Derneği&#8217;nin web sitesinde 22 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanmıştır.  </em></p>
<p>Pazar sabahı, Taliban’ın Kabil şehrini dört bir yandan çevrelediği haberine uyandık. Taliban’ın ülke içinde hızlı ilerleyişini endişeyle takip ediyorduk. Ancak o sabah gelişmeleri okurken gözüme çarpan bir haber içimi parçaladı. Afganistan’da durumun ne kadar vahim olduğu o anda çarptı beni. Taliban’ın Kabil’e girdiği o sabah, öğretmenlerin kız çocukları ile vedalaştıklarını yazıyordu haber. Gözyaşlarımı tutamadım, uzunca bir süre kendime gelemedim.</p>
<p>Bu haberin beni bu kadar derinden etkilemesinin başlıca sebebi, benim o kadın ve genç kızlarla paylaştığım anılar. Yıllar önce, ben kendim de genç bir kadınken, birlikte hayaller kurmuş; sonra da hepsini bir bir gerçeğe dönüştürmüştük. Büyük sevinç, mutluluk ve gurur yaşamıştık hep birlikte.</p>
<h5><strong>Yeni Devrin Heyecanı</strong></h5>
<p>2002 yılında, 28 yaşında genç bir insani yardım çalışanı olarak gittiğim Kabil’de umutlu insanlarla karşılaştım. Kabil’e ayak bastığımda Afganistan’da bir devir kapanmıştı; herkeste eşiğinde durduğumuz yeni bir devrin heyecanı vardı. Ben de katkı sağlayabilecek olmanın heyecanı ile doluydum. İlk defa bu kadar büyük bir insani yardım operasyonu sorumluluğunun altına giriyordum.</p>
<p>Zorlu bir yerdi Afganistan. Bir taraftan dikkatle yaktığım sobaya sokularak geçirdiğim soğuk Kabil geceleri, diğer yandan tam uykuya dalmışken şehre atılan roket seslerine uyanmanın getirdiği tedirginlik…Taliban’ın kaybolan gücünü tekrar ele geçirmek için yaptığı çelimsiz hamlelerdi bunlar. Biliyorduk ki bu hamleler Afgan halkını yıldıramayacaktı. Afganistan’da yaşadığım süre boyunca tanıştığım değerli insanlar, yaptığımız işler, yarattığımız güzel etkiler hayatıma damga vurdu.</p>
<h5><strong>Önceliğimiz Kadın ve Kız Çocukları</strong></h5>
<p>Kabil’den sonra Afganistan’ın pek çok vilayetini ziyaret ettim. Taliban hükümdarlığı altında uzun yıllar eğitimden uzak kalmış kız çocukları ve kadınlar önceliğimizdi.Eşitsizliğin bu kadar keskin yaşandığı bir ülkede zaten başka öncelik olamazdı.</p>
<p>Savaş ve çatışma yaşamış bölgelerde sıkça kullanılan bir yöntemle, hızlandırılmış eğitim programlarıyla ilk defa Afganistan’da tanıştım. Uzun süre eğitimden uzak kalmış kız çocuklarını okula kazandırmak için en etkili yaklaşımdı bu. Ayrıca okul çağını tamamlamış, sivil hayata katılmaya ve iş hayatına atılmaya can atan kadınlara fırsatlar yaratmak da önemli bir öncelikti.</p>
<h5><strong>Diasporadan Dönüş</strong></h5>
<p>Bu hayalleri gerçekleştirmek için çalışmaların lokomotifi olacak Afgan bir ekip oluşturmak ilk adımımız oldu. 11 Eylül 2001 olaylarını takiben Afganistan’ın Pakistan ve İran sınırlarında oluşan mülteci kamplarında daha önce katıldığım insani yardım çalışmalarında bize yardımcı olan Afgan ekip arkadaşlarım vardı. Taliban şiddetinden kaçmış, diaspora Afganlardı onlar. Kadınlı erkekli, genç ve dinamik bir ekiple mülteci kamplarında temel ihtiyaçları karşıladık; hayati işler çıkardık. Kabil’e girilecek kadar güvenli bir ortam oluştuğunda ise yine bu arkadaşlar bizimle birlikte örgütlendi. Kendileri de yıllarca ülkelerinden uzak kalmış mülteciler olarak onlarda da geri dönme heyecanı vardı; hep birlikte ülkeyi ayağa kaldırma ve Afganistan’ı özgürlük içinde, daha yaşanır bir yere dönüştürme heyecanı…</p>
<p>O heyecan ve şevkle genç Afganlar ülkelerinde mucizeler yarattı. Afganistan’a çok miktarda gelen insani yardım hibeleri sayesinde, orada olduğum süreçte binlerce kız çocuğunun eğitime dâhil edilmesine, psikososyal destek almasına, meslek edinmesine tanıklık ettim. Dünyadan ve Türkiye’den giden yardımlarla altyapı çalışmaları tamamlandı, pek çok yere su ulaştırıldı, sosyal ve ekonomik hareketlilik geldi.</p>
<h5><strong>‘Bahar’ Geldi</strong></h5>
<p>Bizim kadınlara yönelik kurduğumuz toplum merkezimizdeki hizmetlerden yüzlerce kadın ve genç kız fayda sağladı. İkinci evleri gibi gördükleri bu merkeze ‘Bahar’ adını verdiler. Kendi elleriyle inşa etmişlerdi, onlar için bu merkez yeni bir başlangıcı ve hayatı temsil ediyordu.</p>
<p>Başka ülkelerde yaşamış olan ve memleketine dönmeyi seçmiş pek çok Afgan kadın ve genç kıza da Bahar’da imkanlar yarattık. Sonuçta tabandan ülkeyi kaldıracak olan onlardı. Nitekim yeni Afganistan’ı onlar kurdu. Eğitimleri yaygınlaştırdılar, iş gücüne dahil oldular, mevki sahibi oldular, başka kadınları güçlendirdiler…</p>
<p>Tüm bu gelişmeler Afgan kadınların kendi azimleri ve girişimleri sayesinde oldu. Bizler sadece var olan kapasiteyi ortaya çıkardık, imkan sağladık. Katılımcı kadınlarımızın sahiplendiği bu mekan daha sonra bir sosyal işletmeye dönüştü. Bu şekilde sürdürülebilir hâle gelmesine yine onlar karar verdi. Bir gün Afganistan’a gelen hibelerin kesileceğinin farkında olarak, ortaya çıkan yapının kendi kendini döndürebilmesini mümkün kılacak güçlü bir kadro oluşturmuştuk Bahar’da. Gözümüz arkada kalmayacaktı. Oradan ayrılırken Bahar’ı emin ellere bıraktığımı biliyordum. Kadınlarla öpüştük, kucaklaştık, ayrıldık; sonrasında yıllarca irtibatımız kopmadı.</p>
<p>Bahar’daki ve Kabil’deki gelişmelerden beni her zaman haberdar eden sevgili arkadaşım Nilla’ya bugün ulaşamıyorum. Bahar’daki liderliği sonrası kadının insan hakları konusunda daha da geniş çaplı işlere girdi ve başarılar elde etti. Bugün ise nerede olduğunu, nasıl olduğunu bilmiyorum…</p>
<p>24 yıllık insani yardım tecrübemde Afganistan’ın yeri apayrıdır benim için. Ufacık da olsa değişime bir katkı sunabilmek hayaliyle ailemi ve arkadaşlarımı bırakıp Afganistan’a gittiğim için orada beni hep el üstünde tuttular, evlerine aldılar, evlattan daha yakın sahip çıktılar bana. Afganistan’ı ikinci evim yaptılar. O yaşta benim için de kolay olmayan bir tecrübeyi dünyanın en güzel tecrübesine dönüştürdü çok değer verdiğim Afgan arkadaşlarım. Minnettarım hepsine.</p>
<h5><strong>Şiddetten Kurtulmanın Tek Yolu</strong></h5>
<p>20 yıl sonra bugün, Taliban şiddetinden kaçarak Türkiye’ye gelmiş ve burada onurlu, insancıl bir yaşam sürdürmek isteyenlerin hakları için çalışıyor olmaktan gururluyum. Dayanışmanın gücü ve hazzını Afganistan’da tatmış biri olarak şiddet ve zorluklardan kurtulmanın tek formülünün bu dayanışma olduğunu biliyorum.</p>
<p>Hayata Destek olarak, Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği gibi pek çok Afgan ve diğer milletlerin mülteci derneklerine destek veriyoruz. Türkiye’de Afganlar da dahil farklı mülteciler tarafından kurulmuş olan bu dernekler savaş ve şiddet yaşamış kişilerin buradaki temel ihtiyaçlarını, hak ve hizmetlere erişimini, işgücüne katılımını ve genel olarak sosyal uyumu mümkün kılan oluşumlar.</p>
<p>Afganistan’da birlikte bir bahar yeşertmiştik. Şimdi Afganistan’ın kısıtlanan özgürlüklerinden kaçıp Türkiye’ye sığınmış olanlarla da benzer çalışmaları yapıyor olmak bana, bize güç veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/">Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/sivil-dayanisma-dogru-yere-kanalize-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 07:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İhtiyaç Haritası]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ercan Özgür]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Destek Bir Yuva]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Nef Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin güneyinde yangın söndürme çalışmaları sürerken, yurttaşlar ve STK’lar güçlü bir sivil dayanışma sergiliyor. İhtiyaç Haritası’ndan Ali Ercan Özgür, bölgede vatandaşlar ve STK’lar tarafından ilan edilen 'gönüllü seferberliğinin' iyi değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Özgür, yurttaşlara yardım faaliyetlerine destek vermeden önce, katkı sunmayı düşündükleri STK’ları ve yardımların nasıl kullanılacağını iyi araştırmalarını tavsiye ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/sivil-dayanisma-dogru-yere-kanalize-edilmeli/">‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afet deneyimi büyük olan İhtiyaç Haritası, yangın bölgesinde faaliyetlerini sürdürüyor. <a href="https://ihtiyacharitasi.org/">İhtiyaç Haritası’nın</a> teknik desteği ile hazırlanan <a href="http://www.afetharitasi.org/">Afet Haritası</a> orman yangınlarının etkisini takip etmeyi ve destek olmak isteyenlere güncel bilgiye ulaşmayı sağlıyor. Nef Vakfı ile birlikte <a href="http://www.birdestekbiryuva.com/">Bir Destek Bir Yuva</a> kampanyası başlatan İhtiyaç Haritası, &#8216;her canlının yuvasına yeniden kavuşması gerektiğine inanıyor&#8217; ve &#8216;hayatların kül olup gitmemesi için&#8217; yurttaşların desteğini bekliyor. İhtiyaç Haritası’ndan Ali Ercan Özgür ile yangın bölgesinde mevcut durumu, STK’ların çalışmalarını ve sorunlarla çözüm önerilerini konuştuk.</p>
<blockquote><p>Afet bilinci ve toplum psikolojisi açısından afetlere hazırlıklı değiliz. Kamu kurumlarının risk planlaması ve afetlere hazırlığı yok.</p></blockquote>
<p><strong>Genel olarak yangın bölgesinde durum nasıl? Sosyal medyaya yansıyan bilgiler ile sahadaki durum örtüşüyor mu? </strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-73284 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ali-ercan-ozgur.png" alt="" width="250" height="250" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ali-ercan-ozgur.png 250w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ali-ercan-ozgur-160x160.png 160w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" />Burada geniş bir bölgede, çok dağınık bir coğrafyaya yayılan, birbirine uzaklığı bazı yerlerde 7 saate ulaşan, rüzgarla beraber anlık olarak çok değişen bir afet hali var.  Vatandaşlar müthiş bir şekilde seferberlik ilan etmiş durumda. Kamunun yetmediği, THK (Türk Hava Kurumu) ve merkezi idarenin sorumluluğunda olan yerlerde eksiklikleri görüyoruz. Burada hem yerel halk, hem tatil için buraya gelenler hem de dışarıdan gelenlerle gönüllü seferberliği var. Bu tür afetler zaten gönüllülerin desteği olmadan çözülemez.</p>
<p>Ancak afet bilinci ve toplum psikolojisi açısından hazırlıklı olmadığımızı görüyoruz. Kriz anında kamu idareleri ve yetkililer vatandaşlarla doğru iletişim kurmadılar.</p>
<p><strong>Yangın felaketinin boyutlarını, oluşan tahribatı ve kamunun aldığı önlemleri nasıl değerlendirirsiniz? </strong></p>
<p>Kriz yönetimi ve iletişimi konusunda problem var. Vatandaşların yangına karşı hassasiyeti yüksek. Türkiye’nin en değerli yerlerinin yanması toplumsal psikolojiyi etkiledi. İnsanlar da bir şey yapmak istiyor. Ya bağış yapıyorlar ya bölgeye bir şey gönderiyorlar ya buraya gelip gönüllü destek veriyorlar.</p>
<p><strong>Ne gözlemliyorsunuz? Eksikler ne? </strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-73308 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-ve-nef-vakfi-640x480.jpeg" alt="‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’" width="325" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-ve-nef-vakfi-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-ve-nef-vakfi-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-ve-nef-vakfi-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-ve-nef-vakfi.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 325px) 100vw, 325px" />İnsanlar bir şey yapmak istiyorlar; herkesin hassasiyet göstermesi ve yardım çabalarına katkı sunma gayretini olumlu buluyorum. Bir şey yapmak isteyen gönüllülerin enerjisini doğru yere kanalize etmek gerekiyor.</p>
<p>Yangın bölgesinde, toprak ve ormanlarla ilgilenen, insani yardım alanında çalışan, hayvanları korumaya gayret eden, yangını söndürmeye katkı sunan pek çok STK ve gönüllü var. Bunlar sivil toplum ve gönüllülük ile ilgili olumlu gelişmeler. Ancak yangınların başladığı ilk günlerde gelen yardım malzemeleri ilgisizdi. Son birkaç günde ihtiyaç duyulan malzemeler ağırlıklı olarak gelmeye başladı. Başlarda asıl ihtiyaçları oluşturan yangında yaralananlar için kullanılacak malzemeler ile yangın söndürmeye katkı sunacak ekipman ve bunları kullanılacak kişiler konusunda sıkıntı yaşandı. Bu nedenle, bazı belediyeler ‘gıda malzemesi ihtiyacı yok’ diye açıklamak durumunda kaldılar.</p>
<p><strong>Kemerköy termik santrali ile ilgili durum nedir? </strong></p>
<p>Modern hayatın gerektirdiği ihtiyaçlarla ilgili olan tüm yatırımların, sürdürülebilirlik ve iklim krizi ile uyumlu olması lazım. Son 10 yıldır, sürdürülebilir kalkınmayı biraz yanlış anlıyoruz. Sürdürülebilir kalkınma popüler bir konu gibi görünse de bu konuda yatırım ve sorumluluk almayı gerektiriyordu. Sürdürülebilirlik, kurumları, binaları, kırsal alanları, geçim kaynaklarını yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Termik santral de bu yaklaşımın uygulamaya geçmemesinin bir örneği.</p>
<h5><strong>‘Risk Planlaması Yapmayan Kurumlar Her Afette Sorunları Yeniden Keşfediyor!’</strong></h5>
<p><strong>Kamuoyunda yetkililerin krizi iyi yönetemediği tartışmalarına dair ne söylersiniz? Sizce, temel olarak, orman yangınlarında yaşadığımız sorunların kaynağı ne? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73310 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-nef-vakfi-640x480.jpeg" alt="‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’" width="307" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-nef-vakfi-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-nef-vakfi-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-nef-vakfi-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-nef-vakfi.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 307px) 100vw, 307px" />Her afet kendine özgü bir süreç ortaya koyuyor. Bu sürece uygun pozisyon almak gerekiyor. Bu tür afet durumlarında kriz masalarının kurulması, buralarda kamu-sivil toplum iş birliğinde faaliyetlerin yürütülmesi gerekiyor. Kurumlar arasında daha çok iletişim kurulması gerekiyor. Kriz planı iyi anlatılmazsa, kamuoyuna bilgiler doğru iletilmezse, zaten hassas psikolojide olan vatandaşlar kendileri sorumluluk almaya başlıyor. Bu da vatandaşın hayatını riske atabiliyor.</p>
<blockquote><p>Çok değerli bir turizm bölgesinde yangın ile ilgili hazırlıkların olmaması çok önemli bir eksiklik.</p></blockquote>
<p>Burada kamu yatırımları açısından çok ciddi eksiklikler görüyoruz. Çok değerli bir turizm bölgesinde yangın ile ilgili hazırlıkların olmaması çok önemli bir eksiklik.</p>
<p>Ayrıca bu tür turizm alanında yangın afeti yaşanması durumunda, risk haritası, risk planlaması ve risk senaryolarının olmaması, vatandaşların afet anında ne tür sorumluluklar üstleneceğinin planlanmaması önemli bir eksiklik. Bu yüzden her seferinde sorunları yeniden keşfetmek durumunda olan kurumlar görüyoruz.</p>
<p>Afetlere hazırlıklı olmalıyız; afet anı ve sonrası olarak süreci değerlendirmek gerekiyor. Bir afet sonrası 90 gün sonra o bölgede hayat tekrar eskisi gibi başlayamıyorsa, o zaman afetle ilgili iyi bir planlama yok demektir. Bence iyi bir planlamaya ihtiyaç var. İyi afet senaryoları yapamıyoruz. Bunlar için Türkiye’nin kamu, özel sektör, sivil toplum ve medyasının bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi önemli. Belki çocuklardan başlayarak bilinçlenmeye ihtiyacımız var.  Toplum olarak afet bilincini edinmemiz gerekiyor çünkü deprem, sel, yangın gibi iklim krizi etkileri ile karşılaşmaya devam edeceğiz.</p>
<h5><strong>‘Bir Destek Bir Yuva Kampanyası Yaşamı Yeniden Tesis Etmeyi Hedefliyor’ </strong></h5>
<p><strong>İhtiyaç Haritası olarak Nef Vakfı ile birlikte </strong><a href="https://twitter.com/ihtiyacharitasi/status/1422878935080185861"><strong>Bir Destek Bir Yuva</strong></a><strong> adlı yeni kampanya başlattınız.  Size destek olmak isteyenler ne yapsınlar? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73287 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-640x640.jpeg" alt="" width="349" height="349" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-640x640.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-1280x1280.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-1024x1024.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 349px) 100vw, 349px" />Bu kampanya ile yaşamı yeniden tesis etmeye katkı sunmaya çalışıyoruz. Şu an yangın söndürme çalışmaları devam ediyor. Biz de hayatı tekrar yaşanabilir kılmaya odaklanıyoruz.  Biz, bir çözüm önerisi ortaya koymak yerine, sürdürülebilir geçim kaynaklarını yeniden tesis etmek için bir süreç başlattık. Bizim gibi başka kurumlar da çeşitli kampanyalar başlattı, hepsi kıymetli. Az, çok demeden bir ucundan tutmak gerekiyor.</p>
<p>Bir Destek Bir Yuva kampanyasına sadece maddi bağış ile değil farklı şekillerde de katkı sunulabilir.  Mesela bir köyde arıcılık faaliyetinin yeniden başlaması, hayvanların yeniden alınabilmesi, turizm sezonunda ortasında pansiyonları yananlara küçük katkılar sunulması gibi, insanların yaşamlarını küçük küçük katkılarla yeniden tesis etmek gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Böyle dönemlerde toplumsal dayanışma, kaynakların verimli ve yerinde kullanılması ile sorunlar çözülecek.</p></blockquote>
<p>İzmir depremi sonrası 1 Kira 1 Destek kampanyası başlatmıştık; 3 haftada 46 milyon TL bağış toplanmıştı. Bu sayede, depremzedeleri çadır kentte mahkûm etmeden, sağlam ve boşta olan evlere yerleştirebilmiştik. Biz böyle basit ve yenilikçi çözümler sunmaya çalışıyoruz. Bu dönemlerde toplumsal dayanışma ve kaynakların verimli ve yerinde kullanılması ile sorunlar çözülecek diye düşünüyoruz. Bu zamanlarda da kamu sivil toplum özel sektörün ortaklaşa ve ayın çalışmasına ihtiyaç var. Biz de İhtiyaç Haritası olarak buna katkı sunmaya katkı sunmaya gayret ediyoruz.</p>
<blockquote><p>Vatandaşlar STK’ların çalışmalarını daha çok okusunlar, takip etsinler. Destek verecekleri kurumların bu bağışları nereye harcayacaklarını öğrensinler. Kendileri neyin parçası olmak istiyorlar, bunu düşünsünler.</p></blockquote>
<p><strong>Bölgede mağduriyetlerin giderilmesine katkı sunmak isteyen yurttaşlara ne önerirsiniz? Ne yapsınlar? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-73288 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-kovan-destegi-640x640.jpg" alt="" width="357" height="357" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-kovan-destegi-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-kovan-destegi-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-kovan-destegi-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/bir-destek-bir-yuva-kovan-destegi.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" />Bir kere, öncelikle insanlar kalpten üzülüyorlar ve bir şey yapmak istiyorlar, bu çok değerli bir reakisyon ve katkı. Ama bunu yaparken biraz okusunlar ve araştırsınlar. Sakin kalıp, hareket etsinler. Herkesin farklı hassasiyetleri var; bu hassasiyetlerle katkı sağlayabileceği farklı uygulama ve projeler var. Ani ve duygusal reaksiyonla hareket edildiğinde, sonra insanlar destek verdikleri STK’lardan pişmanlık duyabiliyorlar.</p>
<p>Vatandaşlar STK’ların çalışmalarını daha çok okusunlar, takip etsinler. Destek verecekleri kurumların bu bağışları nereye harcayacaklarını öğrensinler. Kendileri neyin parçası olmak istiyorlar, bunu düşünsünler. Harekete geçmeden önce araştırsınlar. Burada gönüllü olarak, hukukçu ya da bir psikolog olarak ya da başka bir sıfatla destek verebilirler. Ucundan tutulabilecek birçok alan var.</p>
<blockquote><p>Kamuya da sivil topluma da güven bunalımı var.  Vatandaş bağış yaparken ve destek verirken artık sorguluyor.</p></blockquote>
<p>Benim gözlemim, kamuya da sivil topluma da güven bunalımı var. Vatandaş bağış yaparken ve destek verirken artık sorguluyor. Bu kötü bir şey değil, tabii sorgulasın. Artık şeffaf olana, daha hesap verebilir olana, vatandaş ulaşmak istiyor.</p>
<h5><strong>‘Toplum Olarak Hareket Etmemiz ve Toplu Bir Çaba Göstermemiz Gerekiyor’   </strong></h5>
<p><strong>Son olarak yurttaşlara bir mesajınız var mı? </strong></p>
<p>Bu süreç çok acı ama bir İstanbul depremi ihtimali var önümüzde. Çok daha acı görüntülere gebeyiz. Herkes kendi şehrinde her an afet olabilecek şekilde hareket etmeli. O nedenle herkesin oturduğu mahalleden başlayarak bir sorumluluk süreci yaratması gerekiyor. Mahalleden başlayarak bir hazırlık komitesi gibi yapılar kurmak gerekiyor.  Afetlere hazırlık ile örgütlenme için ilgili meslekleri ne olursa olsun, herkesin sorumluluk alması, hazırlık yapması gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Bu tür afet süreçlerinin 1 ay sonrasında her şeyi unutuyoruz; bir sonraki afette yeniden buluşmak üzere ayrılıyoruz. Bunu aşmamız gerekiyor.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-73297 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-640x428.jpg" alt="‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’" width="324" height="217" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-1280x856.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi-1024x684.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/ihtiyac-haritasi.jpg 1309w" sizes="auto, (max-width: 324px) 100vw, 324px" />Şu an herkes bir şey yapıyor ama aslında yıllardır yapılması gerekenler yapılmamış. Olay anında bir şey yapmaya çalışınca her şey için geç oluyor. Bu tür afet süreçlerinin 1 ay sonrasında her şeyi unutuyoruz; bir sonraki afette yeniden buluşmak üzere ayrılıyoruz. Bunu aşmamız gerekiyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen seneki yangın sonrası mahallelere yangın söndürme cihazları alındı. Oralarda yangın olunca, hemen bu sayede hızlı müdahale ediliyor.  Ama İzmir deneyimine rağmen, burada belediyelerin önlem almadığını, hazırlıklı olmadıklarını görüyoruz.</p>
<p>Kamunun ve ilgili tüm birimlerin afetlerle mücadele için yatırım yapması; vatandaşın, sivil toplumun ve tüm toplumun hazırlıklı hale gelmesi gerekiyor. Toplum olarak hareket etmemiz ve toplu bir çaba göstermemiz gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/06/sivil-dayanisma-dogru-yere-kanalize-edilmeli/">‘Sivil Dayanışma Doğru Yere Kanalize Edilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandeminin Gölgesinde Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/pandeminin-golgesinde-turkiye-insani-calismalar-yilligi-2020/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2021 08:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68636</guid>

					<description><![CDATA[<p>2020 yılında insani yardım alanında yaşanan önemli gelişmelere mercek tutan ve bu gelişmeleri sistematik bir şekilde analiz etmek üzere Kızılay Akademi tarafından hazırlanan “Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020” yayınlandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/pandeminin-golgesinde-turkiye-insani-calismalar-yilligi-2020/">Pandeminin Gölgesinde Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afet, göç, sosyal hizmet, gönüllülük, halk sağlığı ve uluslararası yardımlar başlıkları altında Türkiye’de 2020 yılında insani yardım alanında yaşanan önemli gelişmelere mercek tutan “Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020”, Kızılay Akademi tarafından hazırlandı. Yıllık, insani yardım alanında hayata geçirilen uygulamalarla ilgili farklı kurumların yöneticilerinin ve akademisyenler kaleme aldı.  Yıllık kapsamında afet, göç, sosyal hizmet, gönüllülük, halk sağlığı ve uluslararası yardımlar gibi tematik başlıklar altında Türkiye&#8217;de 2020 yılında yaşanan önemli gelişmeleri ve hayata geçirilen uygulamaları farklı bölümler altında sunmak ve değerlendirmek amaçlandı.</p>
<blockquote><p>Ulusal ve küresel ölçekte afetin her türlüsünü tecrübe ettiğimiz 2020 yılı dünya tarihinin de önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçti.</p></blockquote>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-68638 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/turkiye-afet-yilligi-2020.jpg" alt="ürkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020" width="595" height="549" /></strong></p>
<h5><strong>Afetler Kronolojisiyle 2020’ye Bakış</strong></h5>
<p>Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020, Türkiye&#8217;nin insani yardım kronolojisini gözler önüne seriyor. Akademik değerlendirmeler ve kurumsal değerlendirmeler olmak üzere iki ana bölümden oluşan yıllıkta, akademik değerlendirmeler başlığı altında afet, göç, gönüllülük, halk sağlığı, sosyal hizmetler ve uluslararası yardımlar başlıkları altında 2020 yılı içinde yaşanan gelişmelere mercek tutuluyor. Elazığ ve İzmir Depremleri, Giresun’da yaşanan sel ve Van’da meydana gelen çığ felaketleri geçtiğimiz yılda yaşanan büyük afetler arasındaydı. Yayın, Pandeminin sadece COVID-19 virüsünün bulaştığı kişileri etkilemesinin ötesinde sağlık sisteminin diğer alanlarındaki etkileri de politika yapıcıların dikkate alması gereken durumları ortaya koydu.</p>
<h5><strong>235.4 Milyon Kişi Yardıma Muhtaç</strong></h5>
<p>2020 yılında meydana gelen afetlerin ve depremlerin haritalarla ifade edildiği yıllıkta, bir diğer öne çıkan konu, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını oldu. “Ulusal ve küresel ölçekte hayatımızın her alanını etkileyen COVID-19 pandemisi 2020 yılı boyunca insani yardım gündeminin en önde gelen konusu oldu. Bununla birlikte, dünyanın farklı bölgelerinde çok çeşitli afetler ve insani krizler de yaşandı.</p>
<blockquote><p>Birleşmiş Milletler İnsani Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre 235.4 milyon kişi insani yardıma muhtaç olarak 2021 yılına girdi.</p></blockquote>
<p>Türkiye’nin ihtiyaç sahibi coğrafyalarda devam eden yardım çalışmalarının yanı sıra dünyanın farklı bölgelerine COVID-19 kapsamında yaptığı yardımlar uluslararası yardımlar konusunda öne çıkan diğer gelişmeler oldu. İnsani yardım çalışmalarının en önemli boyutlarından biri olan gönüllü hizmet konusunda yaşanan gelişmeler ise ülkemizdeki gönüllülük potansiyelini ve bu konuda kurumsal, yasal ve kültürel düzeyde atılması gereken adımları tekrar hatırlattı. Pandeminin dezavantajlı gruplar üzerindeki etkisini azaltmak için yürütülen sosyal hizmet çalışmaları ve bu çalışmaları yürüten kurumlara dair değerlendirmeler de hak temelli sosyal politikaların önemini gösteren diğer bir konu olarak öne çıktı.</p>
<p>Kurumsal değerlendirmeler kısmında yıl boyunca sahada faaliyetlerine devam eden kurum ve kuruluşların değerlendirmelerine yer verildi. Kamu kurumlarının, uluslararası kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği hâlinde yürüttüğü yardım çalışmalarında, çalışanların ve gönüllülerin güvenliğini koruma, fon kaynaklarının geliştirilmesi, kriz iletişimi, gönüllülük, tecrübe paylaşımı, savunuculuk, koruma faaliyetleri, sosyal etki ve insani finans gibi temalar farklı kurumların değerlendirmelerinde öne çıkan konular olarak özetlenebilir.</p>
<p>Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020&#8217;ye <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/kizilay-turkiye-insani-calismalar-yilligi-2020/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/pandeminin-golgesinde-turkiye-insani-calismalar-yilligi-2020/">Pandeminin Gölgesinde Türkiye İnsani Çalışmalar Yıllığı 2020</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Çalıştayı Sivil Toplumda Yeni İş Birliklerine Kapı Aralıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/deprem-calistayi-sivil-toplumda-yeni-is-birliklerine-kapi-araliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 09:59:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Deprem Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın 4 Mart Perşembe 2021’de düzenlediği “Sivil Toplum ve Deprem” başlıklı çalıştaya, TBMM Deprem Araştırma Komisyonu üyesi vekiller, sivil toplum, yerel yönetim, akademi ve kamu kuruluşlarından 40’a yakın temsilci katıldı. Katılımcılar, deprem başta olmak üzere afet çalışmaları konusunda deneyimleri çerçevesinde sorunlar, çözüm önerileri ve iş birliği olanakları konusundaki görüşlerini dile getirdiler. Toplantının sonunda Komisyon ile STK temsilcileri arasında bir çevrimiçi toplantı düzenlenmesi ve STK’lar arasında benzer toplantıların yapılmasının sürdürülmesi kararı alındı. Katılımcılar, sivil toplum, kamu ve yerel yönetimler arasında iş birliği ve koordinasyonun artırılmasına yönelik adımların atılmasında da mutabık kaldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/deprem-calistayi-sivil-toplumda-yeni-is-birliklerine-kapi-araliyor/">Deprem Çalıştayı Sivil Toplumda Yeni İş Birliklerine Kapı Aralıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın Sivil Toplum Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Vakfı desteğiyle TBMM Deprem Araştırma Komisyonunu İzleme Projesi kapsamında çevrimiçi ortamda gerçekleştirdiği Sivil Toplum ve Deprem çalıştayında; sarsılmadan harekete geçmenin, iş birliği yapmanın, afet politikalarına katılımın yolları ve koşullarını tüm aktörleriyle tartışmaya açıldı. Toplantıda söz alan STK temsilcileri sivil toplumun depreme hazır olup olmadığı, STK’lar arası iş birliği ve koordinasyon, STK’ların afet yönetimine katılımları ile depreme hazırlık çalışmalarında üstlendikleri rol ile dile getirdikleri ihtiyaçlar konuşuldu.</p>
<h5><strong>Afet Alanında Çalışan STK’lar: Faaliyetler, İş Birlikleri ve Koordinasyon   </strong></h5>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/08/akut-baskani-salci-turkiyede-afet-kulturu-yerlesmeli-tum-aktorler-ortak-calismali/" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66651 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/komisyoan-gorus-veren-stklar-640x367.jpg" alt="Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="363" height="209" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/komisyoan-gorus-veren-stklar-640x367.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/komisyoan-gorus-veren-stklar.jpg 892w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" />AKUT Arama Kurtarma Derneği’nden</a> Murat Boz, Türkiye genelinde 27 afet müdahale ekibi oluşturduklarını, bu ekiplerin 7 gün yardım almaksızın 7 bölgede oluşabilecek bir afet durumunda hızla alan intikal edebileceğini anlattı. Boz, 2 yıldır üzerinde çalıştıkları afet planını İzmir depreminden sonra başarılı şekilde uygulayabildiklerini söylerken, afet eğitimlerinin yanı sıra AFAD ile ortak çalışmalar sürdürdüklerini kaydetti. Deprem Araştırma Komisyonu’na davet edilen az sayıdaki STK’dan biri olan AKUT’un Komisyon’a ilettikleri önerileri paylaşan Boz, oluşturdukları Deprem Yönetim Şeması, insan kaynağının kurumlar tarafından denetlenebilir olması ve STK’ların AFAD tarafından akredite olmasının önemine dikkat çekerken, İl Afet Planlarının hazırlanmaya başlanmasını olumlu bir gelişme olarak gördüklerini paylaştı.</p>
<p>İnsani Yardım Vafkı’ndan Emre Yerli, Marmara depremi odaklı çalışma yürüttüklerini, 15’e yakın hizmet birimine ek olarak 4 süreç eklediklerini, iletişim, koordinasyon ve iş birliklerini artırmak için çaba gösterdiklerini anlattı. Mahalle bazlı afet müdahale planı oluşturacak şekilde bir yazılım oluşturulmasının sürecin yönetilmesindeki önemine değinen Yerli, sorunlara ve çözüme ilişkin tespitlerini katılımcılarla paylaştı. Ardından, Komisyon’a ağırlıklı olarak kamu kurumlarının çağrılmasının önemli bir eksiklik olduğunu, asıl olarak halktan alınan bilgilere sahip olan STK’ların deneyim ve önerilerini Meclise aktarmalarının sağlanmasını önemli bulduklarını kaydeden Yerli’nin diğer vurguladığı husus, TBMM’de afet konusunda sürekli bir ihtisas komisyonunun kurulmasının gerekliliği idi.</p>
<p>Ahbap Derneğ’inden Tarık Altun, yeni bir dernek olmalarına rağmen afet konusunda pek çok çalışmanın içinde yer aldıklarını ve birkaç gün önce AFAD’la bir iş birliği çerçeve protokolü imzaladıklarını anlattı. Altun, afet öncesi çalışmalar için hijyen ve gıda kolileri hazırladıklarını söylerken aynı zamanda Afet Platformu bünyesinde de çalışmalarını sürdürdüklerini aktardı.</p>
<p>ANDA Kardeşe Vefa Derneği’nden Murat Pehlivanoğlu özellikle afet öncesi hazırlıklara yoğunlaştıklarını, afet eğitimlerinin yanı sıra “Hayatlarımız Sallanmasın” tiyatro oyunu yanında sosyal medyada temel afet sözlüğü hazırladıklarını anlattı. ANDA’nın 30 kentte 360 kişilik profesyonel arama kurtarma personeli olduğunu ve AKUT’la beraber Türkiye’de akreditasyona (hafif düzey) sahip az sayıdaki STK’dan biri olduklarını kaydetti.</p>
<blockquote><p>Pandeminin dikkat çektiği gibi, her kurumun kendi afet planını hazırlayarak faaliyetlerin kesintisiz sürmesini sağlaması önemli.</p></blockquote>
<p><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66645 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/deprem-calistayi-3.jpg" alt="Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="312" height="197" /></em><a href="https://www.nirengidernegi.org/tr/afet-risklerinin-azaltilmasina-yonelik-yuvarlak-masa-toplantisi/" target="_blank" rel="noopener">Nirengi Derneği’nden Zeynep Sanduvaç</a>, insani yardım alanında Türkiye’de ortak dil geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini, bu kapsamda Kızılay’a bu alandaki uluslararası düzenlemenin tercümesine destek verdiklerini ve küresel düzeydeki 5 temel standardı sivil toplumla paylaşarak yaygınlaştırmaya çalıştıklarını belirtti. Dernek olarak sivil alanda yardım faaliyetlerinde bulunanlara psikososyal destek verdiklerini, küreselde yaygın olan bir modülü Türkiye’de tüm afetlere uyarladıklarını kaydetti. Sanduvaç, pandeminin dikkat çektiği gibi her kurumun kendi afet planını hazırlayarak faaliyetlerin kesintisiz şekilde sürmesini sağlamasının önemini vurguladı.</p>
<p>Hayata Destek Derneği’nden Sema Karaosmanoğlu ana faaliyet alanlarının afet olduğunu hem hane bazından hem kurumsal hazırlık alanında çalıştıkların kaydetti. Yakın zamanda afet alanında faaliyet yürüten STK’ların bir araya gelerek oluşturduğu Afet Platformu’nun da içinde yer aldıklarını söyleyen Karaosmanoğlu, birbirlerinin kapasitesini tanıyarak ilerlediklerini belirtti. İnsani yardım ilke ve standartlarını önemini hatırlatarak yerel yönetimlerle birlikte çalıştıklarını söyleyen Karaosmanoğlu, özel sektörün sahip olduğu büyük kaynağı Afet Platformu’na dahil etmek için çalışmalar planladıklarını da ifade etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66654 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/calistay-2.jpg" alt="" width="333" height="195" />Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’den Esra Şimşir (SGDD-ASAM) ise 46 ilde 74 ofiste faaliyet yürüttüklerini ve yakın zamanda afet-kriz anına müdahale etmek içim ani müdahale ekibi oluşturduklarını kaydetti. Bu kapsamda insani yardım deposu kuran SGDD-ASAM, tüm lojistik süreçleri buradan yürüttüklerini, geçtiğimiz yıl Edirne’ye yönelen insani hareketlilikteki krize, Ege ve Marmara bölgesinde 250 kişilik ekiple hızla müdahale edebildiklerini söyledi. Afet Platformu çatışında olduklarını söyleyen Şimşir, ekiplerine temel afet eğitimi vermeye başladıklarını, afet yönetiminin yerelleşmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.</p>
<p>Diğer STK’lardan farklı olarak eğitim alanında faaliyet yürüten Cevdet İnci Vakfı’ndan Ecem Argüden, İzmir depreminde afete karşı hazırlıkları olmadığın fark ettiklerini ancak krize müdahaleye katkı sunduklarını anlattı. Çadır bölgelerinde farklı kurumlarla iş birlikleri geliştirdiklerini, TEV ile burs fonu oluşturduklarını, gezici kütüphane kurduklarını anlatan Argüden, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çocuk ve gençlik merkezleri sağladıklarını ve AKUT ile bir lojistik merkezi kurduklarını aktardı.</p>
<p>İhtiyaç Haritası’ndan Mehmet Sarıca son olarak İzmir depreminde hayata geçirdikleri uygulamaları örnek vererek afet durumlarında geliştirdikleri yeni uygulamalardan söz etti. Afet esnasında dijital araçlarla bölgede neye ihtiyaç olduğunu tespit ederek ona göre hareket ettiklerin söyleyen Sarıca, İzmir depreminde geliştirilen bir uygulama üzerinden ihtiyaçları belirlediklerini; depremzedelerin çadır kentten konteyner kente v oradan da konutlara taşınma sürecinde Bir Kira Bir Yuva kampanyası hazırlayarak, daha önce afetlerde görmediğimiz bir yenilik ortaya koyduklarını aktardı.</p>
<blockquote><p>Türkiye’nin her yeri için zemin ve fay bilgisine sahip olunmasına karşın, 6306 sayılı Kanun’un merkezi ve yerel idarelere verdiği “riskli alan ilan etme” yetkisinin yerinde kullanılmıyor; rant amaçlı kullanıyor.</p></blockquote>
<p>1999 depremi sonrası kurulan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/02/surdurulebilir-ve-guvenli-konutlara-ilham-verecek-bir-ornek-duzce-umut-evleri/" target="_blank" rel="noopener">Düzce Evsiz Depremzedeler Kooperatifi-Umut Evleri </a> ile 6306 sayılı <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6306.pdf" target="_blank" rel="noopener">Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun</a> kapsamında deprem riski olup kentsel dönüşüm kapsamına giren bölgelerde bir araya gelen Mahaller Birliği’nin gönüllü hukukçusu olan Erbay Yucak ise konuşmasında, toplantıya katılan STK’lardan farklı gözlem ve deneyimlere sahip olduklarını söyleyerek sorun alanlarını sıraladı. Yucak’a göre, Türkiye’nin her yeri için zemin ve fay bilgisine sahip olunmasına karşın, 6306 sayılı Kanun’un merkezi ve yerel idarelere verdiği “riskli alan ilan etme” yetkisinin yerinde kullanılmıyor. Son İzmir depreminde riskli alan ilan edilen bölgede hasar oluşmazken Bayraklı’da kayıp vardı. Rant amaçlı kullanılan 6308 sayılı Kanun’un doğru uygulanması için idari yargıda mücadele verdiklerini söyleyen Yucak, ayrıca afet ve deprem konularına yüksek fon ayrılması ve konunun popülerliğinin başka toplumsal problemlere neden olduğunu; buna çözüm olarak merkezi ve yerel idarenin inisiyatif alarak deprem yıkmadan harekete geçmesi, topluma güven veren çalışmaların yapılarak daha kapsayıcı afet organizasyonlarının hayata geçirmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Sevgi ve Kardeşlik Vakfı’ndan Belinda Mumcu Çınar<strong>,</strong> afet ve acil duruma yanıt olarak kurulduklarını belirterek afetlerde dezavantajlı durumda olan kayıtlı-kayıtsız göçmenlerin- mültecilerin durumunun ve nasıl korunabileceğinin göz ardı edilmemesinin altını çizdi. Afgan, İranlı gibi kayıtsız mülteciler konusunda İstanbul ve Hatay’da çalıştıklarını anlatan Çınar, Afet Platformu’nda da yer aldıklarını belirterek STK’lar ve diğer kurumlar arasında koordinasyon, iletişim ve dayanışmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Kırmızı Biber Derneği’nden Burcu Kiriş, çocuklar özelinde çalışan bir STK olduklarını, afet eğitimine ilişkin yapmayı düşündükleri eğitimlerin pandemi nedeniyle gerçekleştiremediklerini kaydetti. Kiriş, her mahallede deprem öncesi ve deprem sonrası ayrımına gidilerek her mahallede deprem simülasyon alanlarının kurulmasını önerdiklerini belirtti.</p>
<blockquote><p>Kentsel dönüşüm gibi “zor” konularda raporda ortaya konulacak hususların hayata geçirilmesi için toplumsal talebin STK’lar tarafından canlı tutulması, önerilerin hayata geçmesinde önemli rol oynuyor.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66655 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/depreme-hazirlik-icin-ele-alinmasi-gereken-konular-640x359.jpg" alt="Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="385" height="217" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/depreme-hazirlik-icin-ele-alinmasi-gereken-konular-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/depreme-hazirlik-icin-ele-alinmasi-gereken-konular.jpg 892w" sizes="auto, (max-width: 385px) 100vw, 385px" />Yasama Derneği’nden (YASADER)  Murat Eker, STK’ların yasama sürecine katılımını artırmak için eğitim ve işbirlikleri yaptıklarını; sivil toplumun mevzuatı ve karar alama süreçlerine katılımı bilmelerinin sonuç almayı etkileyen önemli bir faktör olduğunu kaydetti ve bu konuda hazırladıkları <a href="http://www.yasader.org/duyurular/duyuru-stk-el-kitabi-guncellendi" target="_blank" rel="noopener">STK’lara yol gösterici yayından</a> söz etti. Deprem Araştırma Komisyonu gibi geçici bir komisyon üzerinden kentsel dönüşüm gibi “zor” konularda raporda ortaya konulacak hususların hayata geçirilmesi için toplumsal talebin STK’lar tarafından canlı tutulmasının önerilerin hayata geçmesinde önemli rol oynadığını kaydeden Eker, yoğun olan ülke gündeminde STK’ların çözüm önerilerini siyasilere iletmesinin ve hatta bunu diğer sivil aktörlerle ortak ve daha güçlü olarak yapmasının daha etkili olacağını belirtti. Eker, YASADER olarak tüm STK’lar ile yasama sürecinde daha etkin nasıl yer alınabileceğine ilişkin iş birliğine hazır olduklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>Sarıyer Poligon Mahallesi Sosyal Dayanışma Derneği’nden Veli Sarıboğa ise yaşam ve barınma hakkının siyaset üstü görülmesi gereken en temel haklardan olduğunu hatırlattı ve STK’ların biraya gelerek merkezi iktidar ve yerel yönetimlerle iş birliği geliştirmesi gerektiğini, deprem gerçeğine duyarsız kalan birey ve kurumların ölümlere davetiye çıkaracaklarını kaydetti.</p>
<h5><strong>Meclis Deprem Araştırma Komisyon Üyeleri ve Siyasilerin Depreme İlişkin Tespitleri </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66647 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/muzeyyen-sevkin-deprem-calistayi.jpg" alt="Müzeyyen Şevkin Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="319" height="193" />Çalıştaya katılan Meclis Deprem Araştırma Komisyon Üyesi CHP Adana Milletvekili <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/kentsel-donusum-rantsal-donusum-olmaktan-cikmali/" target="_blank" rel="noopener">Dr. Müzeyyen Şevkin,</a> her yıl afetler nedeniyle Türkiye’de ortalama 200 kişinin hayatını kaybettiğini aktararak, kişisel olarak ve parti düzeyinde depremle mücadeleye ilişkin sorun alanları ile çözüm önerilerini aktardı. 4208 sayılı Yapı Denetim Yasası’nın ihtiyaca cevap vermediğini, çok yozlaştırıldığını, kentsel dönüşümün ranta dayalı olarak algılandığını söyleyen Şevkin, Fay Yasası’nın çıkmasını çok önemsediğini kaydetti. Komisyon’un hazırlayacağı rapordan ziyade sahici önlemlerin alınarak mevcut yasal tedbirlerin hayata geçirilmesinin, 2 yılda bir binaların güvenirliğini test eden karne verilmesi, deprem vergisinin amaca yönelik olarak kullanılması, imar affına kesinlikle gidilmemesi, jeoloji mühendislerinin denetim sürecinden yer bulması gibi tavsiyelerini paylaştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66648 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/ali-kenanoglu-1.jpg" alt="" width="346" height="207" />Çalıştaya katılan diğer <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/16/deprem-arastirma-komisyonu-uyesi-ali-kenanoglu-sivil-toplumun-komisyona-katki-sunmasi-onemli/" target="_blank" rel="noopener">Deprem Araştırma Komisyonu üyesi HDP İstanbul milletvekili Ali Kenanoğlu,</a> Meclisin bugüne dek 6 kez deprem konusunda araştırma komisyonu kurduğunu, özellikle 1999 ve 2010 Deprem Araştırma Komisyon raporlarının çok değerli olduğunu, asıl sorunun raporlarda yer alan önerilerin hayata geçirilmemesinde yattığını kaydetti. Kentsel dönüşüme hem siyasilerin hem vatandaşların rant odaklı baktıklarına dikkat çeken Kenanoğlu, riskli alanlarda genel olarak ciddi bir denetimsizlik olduğunu kaydetti. STK’ların afet alanında halihazırda deprem öncesi-anı ve sonrasına dair yürüttükleri faaliyetlerde birbirleri ile ve diğer kurumlarla koordinasyonun önemini yineleyen Kenanoğlu, AKUT gibi başarılı STK örneklerine rağmen, deprem anında en çok sıkıntının koordinasyon konusunda olduğunu gözlemlediklerini aktardı. Kenanoğlu ayrıca, çalıştaya katılan STK’ların Deprem Araştırma Komisyon üyesi vekiller ile görüşmesi konusunda destek sunacağını sözlerine ekledi.</p>
<p>Çalıştaya katılan bir diğer siyasi aktör DEVA Partisi’nden Ayhan Yılmaz idi. Yılmaz, parti olarak <a href="https://devapartisi.org/parti/e-arsiv/deva-partisi-tbmm-deprem-arastrma-komisyonuna-onerilerini-sundu-turkiye-olas-afetlere-halen-hazr-degil-kaybedecek-vakit-yok" target="_blank" rel="noopener">Komisyon’a sundukları rapordan</a> öne çıkan bazı hususları paylaştı ve Türkiye’de arama kurtarma ve müdahale kapasitesinin afetsellik riski ile orantılı olmayacak düzeyde düşük olduğunu vurguladı. Yılmaz’a göre, AFAD ve diğer tüm STK’lar ile itfaiye teşkilatı dahil edilse bile Türkiye ile benzer durumdaki ülkelere kıyasla düşük seviyede olunan arama kurtarma faaliyetlerinin kamuoyunun dikkatine sunduklarını kaydetti. Yılmaz ayrıca, afet sonrası iyileştirme konusunda daha entegre bir yaklaşım sunulması gerektiğini İl Afet Risk Azaltma planlarının hazırlanmasını ise önemli ve olumlu bir adım olarak gördüklerini kaydetti.</p>
<h5><strong>Yerel Yönetimlerin Afetle Mücadele Uygulamaları </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66649 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/kemal-duran.jpg" alt="Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="321" height="195" />Sivil Toplum ve Deprem çalıştayına katılan yerel yönetim temsilcileri de yerel düzeyde İstanbul ve İzmir’de hayata geçirilen ve geçirilmesi planlanan faaliyetleri paylaştı. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/05/ibbnin-ana-hedeflerinden-biri-istanbulun-depreme-dayanikli-sehir-haline-gelmesi/" target="_blank" rel="noopener">İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü’nde Kemal Duran</a>, sivil toplum ile yerel yönetimler arasında iş birliği kurulmasında STK’lara ilişkin yeterli bilginin ve netliğinin olmamasını sorun olarak gördüklerini aktardı. Duran, sivil toplumun sürece dahil olması için yasal ve idari sorunları olan sivil aktörler hakkında derli toplu bilgiye ulaşamadıklarını, İBB olarak düzenledikleri Deprem Çalıştayı esnasında davet edilecek STK’ların belirlenmesinde yaşadıkları deneyimi aktararak ifade etti. Afet alanında çalışan ve profesyonel çalışma yürüten STK’ların belirlenmesinin öneminin yanı sıra Duran, ilçe belediyeleri düzeyinde afet yönetim müdürlüğü olmamasının idari mekanizmada yarattığı eksikliğe dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Buket Yılmaz Özenç ise depremde kent olarak afete hazırlıklı olmadıklarını fark ettiklerini, zemin etüdü yapılmadan binaların kontrolsüz şekilde büyümesinin yeni bir deprem durumunda daha ağır kayıplar yaratacağını hatırlattı. Belediye bünyesinde afete müdahalede ilgili daire başkanlıklarında bilgi alarak, gönüllük alanları belirledikten sonra ilgili STKlarla birlikte çalışacaklarını anlatan Özenç, bu sayede hem belediye bünyesinde kendi farkındalıklarını hem de İzmir’de gönüllü ekip kuracaklarını kaydetti. Özenç, İzmir depreminin kendilerine kurumsal bir ders verdiğini ve afetle mücadele konusunda adım atmaya teşvik ettiğini söyledi.</p>
<h5><strong>Yer Bilimleri Mühendislerinin Afetlerin Önlenmesinde İhmal Edilen Uzmanlıkları  </strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66650 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/tmob-jeofizik-muh.odasi-erdal-bey.jpg" alt="Sivil Sayfalar Sivil Toplum ve Deprem Çalıştayı " width="183" height="244" />TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’da sunum yapan kurumlardan biri olan ve çalıştaya Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul şubesinden katılan Erdal Şahan, afet konusundaki en temel sorunlardan ikisinin eğitim ve denetim olduğunu belirtti. İstanbul’da depreme dayanıklı olmayan tüm binaların, en hızlı bir tarama ile dönüştürülmesinin 3 yıl süreceğini kaydeden Şafak, dönüştürme işlemin hızlanması gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca 4708 sayılı yasada yer bilimcilere yine verilmemesinin de önemli bir eksiklik olduğunu belirten Şafak, tüm mühendislerin birlikte çalışması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul şubesinden diğer katılımcı Behçet Baran Koruklu, afet sonrası alanların hazırlanması gereği ile afet öncesinde çocuklar ve yetişkinlere eğitim verilmesinin ve düzenli tatbikat yapılmasının gerektiğinin altını çizdi.  Afet durumlarında engelliler ve diğer dezavantajlı bireyler için ayrı eğitim ve uygulamaların yapılması gerektiğini hatırlatan Koruklu, ayrıca yerel yönetimlerin ilçe bazlı denetim sürecinde yapı denetiminde yer bilimleri uzmanlarının da istihdam edilmesinin zemin ve yapı güvenliğini sağlayacağını kaydetti. Koruklu’ya göre yeni yasa yerine mevcut yasaların uygulanarak denetimin artırılmasının ve tüm ilgili paydaşların katılımı ile çevrimiçi çalıştay-online platform oluşturulmasının sorunların çözümüne katkı sunabileceğini belitti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/deprem-calistayi-sivil-toplumda-yeni-is-birliklerine-kapi-araliyor/">Deprem Çalıştayı Sivil Toplumda Yeni İş Birliklerine Kapı Aralıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dayanışma Gününde Birleşmiş Milletler Ne Kadar Etkin?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/20/dayanisma-gununde-birlesmis-milletler-ne-kadar-etkin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2020 12:07:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İnsani Dayanışma Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62820</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 20 Aralık 2020… Birleşmiş Milletler’in hükümetlere uluslararası anlaşmalara verdikleri taahhütlere saygı göstermelerini hatırlatmak ve halkların farkındalığı için 2005 yılından bu yana kutladığı Uluslararası İnsani Dayanışma Günü… BM’nin kuruluş hedeflerinin merkezinde uluslararası sistemin istikrar ve güvenliği yer alıyor. Peki sistem ne durumda? Uzlaşı, işbirliği ve dayanışmaya mı yoksa çatışmaya mı eğilimli?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/20/dayanisma-gununde-birlesmis-milletler-ne-kadar-etkin/">Dayanışma Gününde Birleşmiş Milletler Ne Kadar Etkin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası sistem son yüzyılda iki büyük savaş gördü. İlk büyük savaşın [1914-18] sonu Milletler Cemiyeti, ikinci büyük savaşın [1939-45] sonu Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi birçok işbirliği girişimini de beraberinde getirdi.</p>
<p>Soğuk Savaş döneminde [1945-90] kutuplar arası ilişkiler nükleer başlıkların sırtında seyrederken iki kutuplu sistem kapanışını Afgan Savaşı [1978] ve ABD’nin Irak müdahalesi [1991] ile yaptı. Soğuk Savaş sonrası ABD önderliğindeki tek kutuplu dönem ise Balkanlar’daki soykırım, Afrika’daki yeni gerilimler ve devlet dışı aktörlerin yükselişini de beraberinde getirdi. 11 Eylül 2001 sonrası ise yeni bir difüzyonla birlikte geldi. Son yirmi yıldır “çok kutuplu dünya” tartışılmaya devam ederken Orta Doğu sistemin yeni sınavı oldu… 2020 sonrası dönem ise koronavirüs gibi daha önce hiç görülmemiş yeni bir kırılma ile karşı karşıya…</p>
<p>Liderler söylemde sürekli barış, işbirliği ve dayanışma ihtiyacından bahsetmelerine karşın pratikte korku ve güvenlik tehditleri yeniden üretildi. Gelinen noktada son bir yıldır neredeyse bütün bir kürenin evlerine kapandığı, kaygı dolu yeni bir kırılmanın içinde olduğumuzu görmekteyiz.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-62822" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Gorsel_1.jpg" alt="Dayanışma Gününde Birleşmiş Milletler ne kadar etkin?" width="460" height="341" />İnsanlar Niçin Bir Arada Yaşarlar?</strong></p>
<p>Bu soru birçok farklı cevap verilebilir fakat verilecek her cevabın arka planında güvende hissetme ve huzur arayışı yer alır. Bireyin güvenliğinin tesis edilmesi ve bu durumun sürdürülebilir kılınabilmesi için temel zemin ise “bir aradalık”tır. Birleşmiş Milletler aynı zamanda; 193 farklı üye ülkesi için barış içinde bir arada yaşayabilme ülküsünü sürdürebilecek dayanışma mekanizmasıdır.</p>
<p>Bunun farkındalığı ile 20 Aralık’ta kutlanan Uluslararası İnsani Dayanışma Günü <a href="https://www.un.org/en/observances/human-solidarity-day">BM için</a>;</p>
<ul>
<li>Çeşitlilik içinde birliğin kutlanmasıdır.</li>
<li>Hükümetlerin uluslararası anlaşmalara verdikleri taahhütlere saygı göstermelerinin yeniden hatırlatılmasıdır.</li>
<li>Dayanışmanın önemi konusunda halkın bilinçlendirilmesidir.</li>
<li>Yoksulluğun ortadan kaldırılması için yeni girişimleri teşvik etmektir.</li>
</ul>
<p>Fakat BM’nin söz konusu idealleri işletme konusunda yeterince etkin olabildiğini kim söyleyebilir. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesine [ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya] verilen veto yetkisi nedeniyle uluslararası krizlerde etkin çözüm bulamıyor.</p>
<p><strong>Uluslararası Sistem İşbirliğine Açık mı?</strong></p>
<p>Birbirine benzeyen aktörlerin güvenlik kaygısıyla bir araya gelişini “ittifak” olarak isimlendiriyoruz. İttifaklar aktörler için; sistemde gücü dengeleme, iktisadi akışı kolaylaştırma ve aktörlerin kimliklerini pekiştirebilmesini mümkün kılmaya çalışan “lig ve statü” beyanlarıdır.</p>
<p>Örneğin, Avrupa Birliği günümüzde ittifak ilişkilerinin devlet-üstü düzeyinde geniş zemine yayıldığı demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları iddiasında bir işbirliği modelidir. Avrupa Birliği içinde istikrarın sürdürülmesine ilişkin kaygı birliğin derinleşmesini sağlayan temel motivasyondur. Fakat bu durum [kısmen] sadece bu birliğe üye 28 devlet için geçerli… Öyle ki, Avrupa Birliği, Küresel Barış Endeksi’ne göre sistem içinde “en huzurlu” bölge iken; kendi sınırları içinde dış politika, göç, ırkçılığa karşı mücadele gibi çeşitli başlıklarda ulusal devletlerin baskısı nedeniyle dayanışma konusunda büyük çatlaklar yaşıyor.</p>
<blockquote><p>“En huzurlu” ülkeler ile “en huzursuz” ülkeler arasındaki açık daha da artmışken, Birleşmiş Milletlerin küresel dayanışma mücadelesinde yol kat edebildiğini ifade etmek mümkün değil.</p></blockquote>
<p>Tarık Oğuzlu’nun vurguladığı üzere “devletler birbirine güvenmiyor.” Uluslararası ilişkilerin çıkar-merkezli doğası uzun vadeli işbirliklerini engelliyor. Güven eksik… İlişkilerde gerilme arttıkça uluslararası örgütler de [AB dahil] devletler tarafından bir diğerinin aleyhine avantaj elde edebilmek için kullanılan araçlar konumuna indirgeniyor. Bu yönüyle ulus-devletler, doğru ve yanlış varsayımlarına ilişkin egemenlik haklarını aşırı derecede kıskanıyorlar. Aldatma ve göreceli kazançlar konusundaki endişeler, devletlerin güvene dayalı ilişkiler geliştirmesini <a href="https://www.dailysabah.com/opinion/op-ed/we-are-now-living-in-world-of-structural-realism">engelliyor</a>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-62823" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Gorsel_2-640x489.jpg" alt="Dayanışma Gününde Birleşmiş Milletler ne kadar etkin?" width="440" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Gorsel_2-640x489.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Gorsel_2-1024x783.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Gorsel_2.jpg 1074w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" />Bu nedenle işbirliği ve dayanışma maalesef ancak çatışmadan sonra gelebiliyor. Son on yılda, biz göremesek bile yüzbinlerce hayat şiddet ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle alt üst oldu. Birleşmiş Milletler ise söz konusu çalkantılarda etkin ve yapıcı bir tutum izleyemedi. <a href="https://www.visionofhumanity.org/wp-content/uploads/2020/10/GPI_2020_web.pdf">Küresel Barış Endeksi</a>’ne göre 2012-2017 yılları arasında şiddetin maddi maliyeti Suriye, Libya, Yemen, Orta ve Kuzey Afrika’daki artan gerilimler nedeniyle geçmiş döneme göre %11 artarak 14,6 trilyon dolara yükseldi. 2019 yılında şiddetin küresel ekonomi üzerindeki ekonomik etkisi, satın alma gücü paritesi cinsinden 14,5 trilyon dolar oldu. Endekse göre “en huzurlu” ülkeler ile “en huzursuz” ülkeler arasındaki açık daha da arttı. Dünyada en az 96 ülke bir şiddet olayına maruz kaldı. 2011-2019 arasında isyanlar, genel grevler ve hükümet karşıtı gösteriler %244 arttı.</p>
<p>Küresel dayanışmanın önemi her geçen gün daha da artıyorken devletler [özellikle orta ve küçük güçler] kısa vadeli çıkarları pahasına stratejik özerkliklerini korumayı önceliyorlar. Küresel koronavirüs salgını da gösterdi ki normlara dayalı uluslararası sistem hedefinden giderek uzaklaşıyoruz. Devletleri başarısız kabul edebileceğimiz Uluslararası İnsani Dayanışma Günü’nde, neyse ki, sivil toplum ayakta kalmaya ve insanlığa güç vermeye devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/20/dayanisma-gununde-birlesmis-milletler-ne-kadar-etkin/">Dayanışma Gününde Birleşmiş Milletler Ne Kadar Etkin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy BAK Afet Gönüllüleri Arıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/kadikoy-bak-afet-gonulluleri-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2020 13:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy BAK]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy Belediyesi, Kadıköy'ün 21 mahallesinde afetlerde hızlı müdahale yapabilecek gönüllü ekipleri kurmak için ‘Mahalle Afet Gönüllüsü’ eğitimlerine başlıyor. Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma Takımı (BAK KADIKÖY) ekibinin öncülüğünde gerçekleşecek eğitimlerle Kadıköy Afet Gönüllüleri ekipleri oluşacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/kadikoy-bak-afet-gonulluleri-ariyor/">Kadıköy BAK Afet Gönüllüleri Arıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir depreminde Rıza Bey Apartmanı enkazındaki Ayda bebeği yaşama döndüren Kadıköy Belediyesi Kentsel Arama Kurtarma takımı (BAK Kadıköy), Kadıköy’de afetlerde görev yapacak bir gönüllü ordusu örgütlemeye hazırlanıyor.</p>
<h5>Kadıköy’de Afet Seferberliği Başlıyor</h5>
<p>BAK Kadıköy, “BAK&#8217;san yaşatırsın” sloganıyla başlatılan proje ile mahalle afet gönüllüleri oluşturarak, bilinçli bir mahalleli oluşturmak ve afete karşı daha hazırlıklı olmak için seferberlik başlattı. Proje ile “Mahalle Afet Gönüllüleri’nin mahallelerini daha iyi tanıması, risklerini bilmesi ve afet sonrasında hızlı müdahale edebilmesi amaçlanıyor. Olası İstanbul depremini de göz önünde bulundurarak hazırlanan bilinçlendirme eğitimlerinin yanında, ilk yardım, temel yapı bilgileri ve hafif arama kurtarma eğitimleri de gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kadıköy Afet Gönüllüsü olmak için adınızı, soyadınızı ve iletişim bilgilerinizi &#8220;afet@kadikoy.bel.tr&#8221; adresine e-posta olarak gönderebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/18/kadikoy-bak-afet-gonulluleri-ariyor/">Kadıköy BAK Afet Gönüllüleri Arıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 10:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılay Haftası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60640</guid>

					<description><![CDATA[<p>1868 yılından bu yana yardım faaliyetleri yürüten Türkiye Kızılay Derneği,(Türk Kızılayı-Kızılay) 152 yaşında. Kızılay Haftası’nın (28 Ekim-4 Kasım) İzmir depremi ile çakışması nedeniyle, Kızılay’ı, afet ve özellikle depremde üstlendiği rol üzerinden ele alıyoruz. Yağmurda su alan beyaz bez çadırlardan modern afet çadırları üreten fabrikaları ile devasa sivil örgüte dönüşen Kızılay, her afette sahada aktif olarak görev alıyor. STK Afet Platformu içinde diğer sivil örgütlerle birlikte hareket eden Kızılay, yer yıl 30 milyona yakın kişiye yardım ulaştırabilen, 50’den fazla ülkeye yardım ulaştıran, Türkiye’nin en fazla bağış toplayan ve en çok çalışanı olan derneklerinden biri. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/">Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en eski ve en yaygın sivil toplum kuruluşu olan Kızılay Derneği&#8217;nin kamu ile ilişkileri, bağımsızlığı ve statüsü her zaman önemli tartışma konularından biri olageldi. Türkiye’de Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü bulunan en eski STK, Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Türkiye Kızılay Derneği). Bu statüyü 1913 yılında kazanan Kızılay, bu sayede mali konularda, bağış ve yardım yoluyla gelir yaratmak ve vergi muafiyeti gibi kazanımlara sahip oldu. Bununla birlikte, Kızılay, aynı zamanda bu statüdeki diğer derneklerden farklı olarak, bazı özel düzenlenmiş hükümlere de tabi. Kızılay Derneği diğer kamu yararına çalışan diğer dernekler gibi en az iki yılda bir İçişleri Bakanlığı’nca denetleniyor ancak 5253 sayılı Dernekler Yasası, dernek ile ilgili özel hüküm içeriyor;  buna göre dernek tüzüğündeki değişiklikler, Bakanlar Kurulu’nun onayı ile yapılabiliyor. Bu durum Kızılay’ı <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/705535">“kamunun yakın gözetimindeki dernek”</a> durumuna sokuyor.</p>
<p>COVID-19 salgınında kan bağışının yanında, immun plazma (pasif aşılama) bağışı toplanmasında görev üstlenen Kızılay’ın kurumsal yapısı ve üstlendiği sorumluluklar oldukça çeşitli; ulusal afet yönetimi, kan hizmetleri, uluslararası yardımlar, sosyal hizmetler, sağlık hizmetler, ilk yardım, gençlik hizmetleri, göç ve mülteci hizmetleri ile yardım ve bağış faaliyetlerini yürütürken, aynı zamanda kendi gelirini temin etmek için barınma sistemleri ve mineralli su işletmeleri ile gelir getirici faaliyetler yürütüyor.</p>
<p><strong>Kızılay’ın Depremde Üstlendiği Görevler</strong></p>
<p><a href="https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/ulusal-afet-yonetimi">Ulusal Afet Yönetimi</a> başlığı altında, afet müdahale ve afet lojistik sistemlerini Türkiye’nin her bölgesine yaygınlaştıran Kızılay, bu ağ ile “dünyanın en iyi afet örgütlenmelerinden birine” sahip. 9 Bölgesel ile 23 Yerel Afet Müdahale ve Lojistik Merkezleri sayesinde en kısa sürede afet alanına ulaşabiliyor; afet olduğunda, öncelikle bir afet bölgesine Mobil Ekmek Fırını, Mobil Mutfak ve Mobil İkram Araçları ile acil beslenme hizmeti veriyor. Acil barınma konusunda ise diğer ilgili kamu kurumlarına yardımcı rol üstleniyor. Ankara ve Erzincan’da çadır işletmesi ve üretim atölyesi bulunan Kızılay, yurt içi ve yurt dışı insani yardım çalışmalarında uzun süreli kullanılabilen afet çadırı üretiyor.</p>
<p>Kızılay afet dönemlerinde afetin yaşandığı bölgeye özel bağış toplayabilmek amacıyla, Bağış Kategorileri arasında “Afet Bağışları” altında Acil Afet Çadırı Bağışı, Mobil Mutfak Bağışı ve her afet için ayrı isimle bağış olanağı sunuyor. Son yaşanan İzmir depremi için <a href="https://www.kizilay.org.tr/Bagis/BagisYap/197/izmir-depremi-insani-yardim">İzmir Depremi İnsani Yardım</a> hesabı açarak, dileyen bağışçıların doğrudan İzmir’de depremzedelere bağışta bulunmasına olanak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.kizilay.org.tr/Bagis/BagisYap/20/acil-afet-cadiri-bagisi">Acil Afet Çadırı Bağışı’nda</a> da belirtildiği gibi, Kızılay afet bölgelerinde oluşan geçici barınma ihtiyacını kendi ürettiği afet çadırları ile karşılıyor. Geçmişte yağmurlu havalarda su geçiren bez çadırları ile hatırladığımız Kızılay, Malatya’da faaliyete geçirdiği Kızılay Çadır Üretim Tesisleri adlı çadır fabrikası ile yurt içi ve yurt dışı insani yardım çalışmalarında uzun süreli olarak kullanılabilecek afet çadırları üreten bir konuma geldi. Afet çadırlarının yanı sıra, ihtiyaca yönelik özel çadırlar üretebiliyor. Afetzedelerin güvenliği ve rahatlığı düşünülerek tasarlanan Acil Afet Çadırları, %100 pamuklu kumaştan üretiliyor, su geçirmiyor ve tutuşmuyor. 2005 yılında ticari işletme statüsü kazanan <a href="https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/barinma-sistemleri">Kızılay Çadır Üretim Tesisleri’nin</a> amacı, “her türlü doğal ve insan kaynaklı acil durumlarda kullanılan geçici barınma ihtiyaçlarını modern ve güvenilir ürünler ile en hızlı şekilde karşılamak”. Kızılay, Barınma Sistemleri tarafından üretilen ürün satışından elde edilen gelirin fazlasını sosyal yardım ve afet müdahale hizmetlerinde kullanıyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-60645 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Kizilay-Izmir-Depremi.jpg" alt="" width="227" height="688" />İzmir Depreminde Kızılay </strong></p>
<p>Her afet bölgesinde olduğu gibi önce beslenme için mobil ve beslenme üniteleri, barınma ve barınma ve temel afet malzemeleri gönderiyor. Ek olarak afet bölgesine halk sağlığı ve psiko-sosyal destek ekiplerini sevk ediyor. Ayrıca, COVID-19 salgını nedeniyle, artık her afet bölgesine maske dezenfektan da ekleniyor. Ek olarak, afet bölgesinde ihtiyaca bağlı olarak kan bağışı ve kan desteğinde bulunuyor.</p>
<p>Geçen hafta İzmir depremi nedeniyle “İzmir’in Yaralarını Birlikte Saralım” mesajı ile faaliyetlerini sahada sürdüren Kızılay’ın yürüttüğü İzmir’de STK Afet Platformu ile birlikte ve diğer çözüm ortakları ile ortak çalışmalar yürütüyor. İzmir’de 200’ü aşan profesyonel çalışanı 500’den fazla gönüllüsü ile hizmet veriyor. 10 bin aileye alışveriş kartları veriyor. Pandemi devam ederken, İzmir’de 2,5 milyon kişisel koruyucu ekipman ve dezenfektan dağıtan Kızılay, afetzedelerin içinde bulundukları durumu en az hasarla atlatabilmeleri ve afet sonrası post-travmatik stresle başa çıkabilmeleri için psiko-sosyal destek hizmeti de veriyor. Bu kapsamda 900’e yakın kişiye ulaşan Kızılay, afet alanında ve çadır kentlerde ziyaretler gerçekleştirerek görüşülen afetzedelere psikolojik yardımı sürdürüyor. Evleri hasar gördüğü veya yıkıldığı için geceyi dışarıda geçirmek durumunda kalan İzmirlilerin soğuktan etkilenmemesi için bölgeye 2 bin 403 barınma malzemesi ile bin 256 adet ısıtıcı, 16 bin 50 adet battaniye, 6 bin 888 adet yatak ve 2 bin 657 adet mutfak seti gönderdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/kizilay-haftasi-ve-kizilayin-afette-ustlendigi-rol/">Kızılay Haftası ve Kızılay’ın Afette Üstlendiği Rol</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK Afet Platformu Dayanışmayı Büyütmeye Çağırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/stk-afet-platformu-dayanismayi-buyutmeye-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 10:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[STK Afet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Kuruluşları Afet Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elazığ depreminde beraber çalışarak sinerji yarattıklarını fark eden STK’ların kurduğu STK Afet Platformu, “afetlere hazır bir toplum inşa etme” misyonuyla İzmir'deki depremzedeler için dayanışma çabalarını sürdürüyor. Platform, afet dönemlerinde bilgi kirliliğini ortadan kaldırabilmek ve kamu kurumlarıyla işbirliği yaparak dayanışmayı büyütebilmek için yurttaşlar, STK’lar ve özel sektör dahil tüm toplum kesimlerine destek çağrısında bulunuyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/stk-afet-platformu-dayanismayi-buyutmeye-cagiriyor/">STK Afet Platformu Dayanışmayı Büyütmeye Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ocak ayında Elazığ depreminde sahada olan ve birbirlerini yakından tanıyan çok çeşitli konularda uzmanlıklara sahip olan STK’ların işbirliği ve koordinasyon deneyimi, STK Afet Platformu’nun doğmasını sağladı. <a href="http://stkplatform.org/">Sivil Toplum Kuruluşları Afet Platformu</a> (STK Afet Platformu) ihtiyaç analizinden arama kurtarmaya, gıda bankacılığından gönüllü koordinasyonuna kadar farklı alanlarda uzmanlıkları olan ve ulusal düzeyde faaliyetlerini yürüten 23 STK&#8217;dan oluşuyor ancak sayı her geçen gün artıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60415 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/STTK-Afet-Platformu-640x640.jpg" alt="STK Afet Platformu" width="297" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/STTK-Afet-Platformu-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/STTK-Afet-Platformu-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/STTK-Afet-Platformu.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 297px) 100vw, 297px" />1 Ekim 2020 itibarıyla misyon ve vizyonunu belirleyerek kurumsal bir kimlik kazanan STK Afet Platformu, ağırlıklı olarak afet olmayan dönemlerde çalışıyor. İzmir’de yoğun şekilde yardım faaliyetlerini sürdüren platformdan ulaştığımız STK Afet Platformu Sözcüsü Serhan Süzer, Itır Erhart ve Nef Vakfı’ndan Ercümen Arabacı “afetin olduğu her yerde biz olacağız” diyor ve teyit etmeden yardım yapılmaması uyarısıyla birlikte, bireysel ve kurumsal destek çağrısında bulunuyorlar.</p>
<p>STK Afet Platformu’nda yer alan Nef Vakfı’ndan Ercüment Arabacı, STK Afet Platformu’nda yer alan STK’lar olarak el ele vererek çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüklerini söylüyor. Arabacı, bazı mahallelerde hiç deprem olmamış gibi görünse de evlerine giren İzmirli sayısının çok az olduğunu, çoğunun dışarıda olduğunu belirtiyor. Kentte en çok ihtiyaç olan şeyin uyku tulumu ve ısıtıcı olduğunu kaydeden Arabacı, battaniye ihtiyacının kalmadığını, Türkiye’nin birçok yerinden bağışların İzmir’e gelmekte olduğu bilgisini veriyor. Deprem nedeniyle İzmir’e gelen yardımların bazı ihtiyaç sahipleri tarafından suistimal edildiğine dikkat çeken Ercüment Arabacı, yardım taleplerinin teyit edilmesinin çok önemli olduğunu, herkesin teyit ederek gerçek ihtiyaç sahiplerine yardımları ulaştırmaya gayret etmesini öneriyor. Pandemi nedeniyle, 2. el kıyafet gibi bağışların kabul edilmediğini hatırlatan Arabacı, havaların soğumasıyla depremzedelerin güvenli alana geçirilmesi sürecinin devam ettiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Kutuplaştırıcı Paylaşımlardan Kaçınılması Uyarısı&#8230;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60417 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Platform.jpg" alt="afet platformu" width="403" height="302" />Platforma desteğini İstanbul’dan sürdüren Itır Erhart, STK Afet Platformu’nu, “dayanışmanın, iş ve güç birliğinin en güzel örneklerinden biri” olarak nitelendiriyor ve Platform&#8217;un çalışmalarını İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, AFAD ve ilgili kamu kuruşları ile iş birliği içinde yürüttüğünü özellikle vurguluyor. “Sosyal medyada STK&#8217;ların birbirleriyle ve kamu kuruluşları ile birlikte çalışamadıklarına yönelik çok sayıda paylaşım yapıldığına dikkat çeken Erhart, “özellikle böylesine güzel bir dayanışma hareketi sürerken, sahada olan STK çalışanlarının iyi olma hallerini düşünerek bu tür kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı paylaşımlardan kaçınılması” ricasını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Amaç: “Afetlerin Negatif Etkisini ve Zararlarını Asgariye İndirmek” </strong></p>
<p>Platform Sözcüsü Serhan Süzer, oluşumun  Elazığ depremi ardından ortaya çıktığını hatırlatarak, “Elazığ’da şunun farkına vardık; biz senelerdir bir şeyler yapabilmek için çaba sarf eden STK’ların kurucuları, yöneticileri ve profesyonelleriyiz. Hepimiz aslında birbirimizi tanıyoruz. Biz Elazığ’da omuz omuza çalışınca sinerji yaratabildiğimizi gördük. Ben TİDER ekibiyle Elazığ’a giderken 2 STK ile beraber gitmiştim. Orada, İhtiyaç Haritası, Hayata Destek Derneği ve TOG gibi STK’lar ile bir anda kendiliğinden organik bir yapı oluşturduk. Biz depremde gerçekten birlikte hareket ettiğimizde, ciddi etkimizi artırarak akut dönemi aşabilecek yapı oluşturduğumuzu fark ettik.&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60418 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Serhan-Suzer.jpg" alt="serhan süzer" width="348" height="261" />“Biz STK&#8217;lar hem kendi aramızda koordine olabildik hem de kamu ile birlikte çalışabildik&#8221; diyerek sivil toplumda kamu kurumları ile işbirliği pratiğinin eksikliğine dikkat çeken Süzer, Türkiye’de kurumlar arası koordinasyon ve işbirliği deneyiminin zayıflığını da şöyle hatırlatıyor: &#8220;Normalde Türkiye’de 2-3 kişi bir araya gelse sıkıntı yaşar; ama biz onlarca STK biraya geliyor ve üstelik kamu ile hareket edebiliyoruz. İşte, bunu başarınca, ‘biz bunu kurumsal yapıya dönüştürelim’ dedik.”</p>
<p>Şubat ayında Platform&#8217;a dahil olan STK’ların bunu kararlaştırmak üzere konuşmaya başladığını ancak mart ayında pandeminin araya girdiğini kaydeden Süzer, buna rağmen her hafta STK’lar ile düzenli olarak toplantılar yaptıklarını; nasıl bir araya gelip verimli şekilde çalışabileceklerini tartıştıklarını, konu ile ilgili uzmanları da çağırarak değerlendirdiklerini ve kurumsal yapının nasıl olması gerektiği üzerinde en sonunda mutabık kalarak, 1 Ekim 2020 itibariyle resmi olarak STK Afet Platformu’nu kurduklarını anlatıyor. Platformun tüzel bir kişiliği olmadığını ve olmasına ilişkin henüz karar vermediklerini belirten Süzer, STK&#8217;lar olarak kendi aralarında prensipler anlaşması yaparak, nasıl hareket edeceklerini , misyon ve vizyonu belirlediklerini söylüyor.</p>
<p>STK Afet Platformu’nun 23 STK dışında diğer sivil aktörlere açık olup olmadığı sorumuza Süzer’in yanıtı, İzmir depremi ile birlikte kendilerine dahil olan yeni STK’lar ile sayının 30 civarında olduğu ve İzmir’de yerel örgütlerden de katılımların başladığı yönünde.</p>
<p>Platforma dahil olmanın kriterlerini, “Özellikle bizim gibi düşünen, gerçekten bir şeyler yapmak isteyen, tarafsız, şeffaf, dürüst olan, düzgün çalışan STK’lara kapımız açık, hata teşvik ediyoruz. Üyelik kriterlerimiz var; hatta Üyelik Komisyonumuz var. Komisyon, yeni gelecek üyelerle ilgili mülakatlar yapıyor, kriterlere uyanlar, referansla bize katılabilir” şeklinde açıklayan Süzer, İzmir’le ilgili bir koordinasyon grubu da oluşturduklarını, bu şekilde İzmir’deki yerel STK’ların kendilerine katıldığını belirtiyor.</p>
<p>STK Afet Platformu’nda işbirliği ve koordinasyonun nasıl sağlandığı sorumuza ise Süzer, “Biz zaten birbirimizi iyi tanıyoruz. Her bir işin, farklı STK’sı var. Koordinasyonu birebir yapıyoruz; sabah ve akşam koordinasyon toplantıları oluyor. Herkesin görevi belli; herkes kendi uzmanlığında hareket ediyor. Bazı STK’lar temel ihtiyaç, bazıları arama kurtarmada bazıları da psikolojik destek konusunda uzman. Bu uzmanlıkları bir araya getirerek, sonunda &#8216;biz bir anlamda STK’lar olarak Voltran’ı oluşturduk.&#8217; yanıtını veriyor. “Herkesin uzman olduğu bilgi birikimini ortaya koymasıyla, afetlerde akut dönemin hızlı atlatılmasını sağlıyoruz. Amacımız: afetlerin negatif etkisini ve zararlarını asgariye indirmek.”</p>
<p><strong>STK Afet Platformu, Ağırlıklı Olarak Afet Olmayan Dönemde Çalışıyor! </strong></p>
<p>Serhan Süzer, STK Afet Platformu’nun faaliyetlerinin afet dönemleriyle sınırlı dolmadığını, afet olmayan dönemlerde daha fazla çalıştıklarını; asıl olarak afet öncesi dönemlerde yapacakları çalışmaları çok daha kritik gördüklerini söyleyerek, “Biz Platform olarak tam hazırlıklarımızı tamamlamadan İzmir depremi oldu; buna rağmen  çok hızlı koordine olabildik. Zaman geçtikçe daha da iyi olacağız çünkü bunun için çalışıyoruz” diyor.</p>
<p>Süzer, STK Afet Platformu’nun özellikle “risk azaltma” konusuna eğildiğini, misyonları doğrultusunda afetlerin yaratacağı zararların asgari düzeye düşürülmesi ve risklerin bertaraf edilmesi için çalışmayı sürdüreceklerini kaydediyor. Platformun faaliyetlerini sürdürürken kamu kuruluşlarının yaklaşımına ilişkin sorumuza ise Serhan Süzer, afetlerde kamu ile işbirliği yaparak çalıştıkları için birbirlerini artık tanıdıklarını ve AFAD gibi ilgili kamu kurumlarının desteğinin yerelde kendilerine kolaylık sağladığını belirtiyor. “Makinanın dişlilerini oturttuk, birbirimizi tamamlar şekilde çalışıyoruz.” diyen Süzer, afet bölgelerinde yerel yönetimler arasında bazı farklılıklar olmasına rağmen beraber çalışarak bunları aşabildiklerini vurguluyor.</p>
<p>STK Afet Platformu tarafından sıklıkla güncellenen ihtiyaç listesini sosyal medya hesaplarından takip ederek, dileyen herkesin İzmir’e desteklerini iletebileceklerini söyleyen Süzer, kurumsal bağışçılar için ve bireysel bağışçılar için iki ayrı depo oluşturduklarını, dileyenlerin listede yer alan ihtiyaçları temin edip İzmir’e gönderebileceklerini belirtiyor.</p>
<p><strong>Özel Sektöre Destek Çağrısı </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60419 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ihtiyac-Listesi.jpg" alt="ihtiyaç listesi" width="441" height="441" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ihtiyac-Listesi.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/Ihtiyac-Listesi-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 441px) 100vw, 441px" />Özel sektör için STK Afet Platformu’nda Destekçiler Platformu oluşturduklarını ve özel sektör kuruluşlarının daha çok desteğini görmek istediğini belirten Süzer, “Afetle ilgili yapacak çok şey var, herkes bir yerinden tutabilir. Biz özel sektöre çağrı yapıyoruz” diyor ve afet eylem planı hazırlamaktan birçok alana kadar, özel sektör firmalarının, sigorta şirketlerinin ve bankaların destek verebileceğini vurguluyor. Süzer, STK Afet Platformu’nun Kaynak Geliştirme Komisyonu oluşturduğunu ve hazırlamakta oldukları birçok projeye özel sektör kuruluşlarının sponsor olabileceğini ya da farklı şekillerde destek verebileceklerini sözlerine ekliyor.</p>
<p><strong>Verimli Bir Dayanışma Örneği: STK Afet Platformu </strong></p>
<p>Platforma mensup kişilerin görüşlerine bu şekilde yer verdikten sonra, Sivil Toplum Kuruluşları Afet Platformu&#8217;nun kuruluş sürecinden bugüne gelinen aşamayı ve çalışma şekillerini paylaşmak, pandemide sivil toplumun her şeye rağmen sahada aktil kalarak yürüttüğü  iyi uygulama örneklerinin başında görülebilir.  24 Ocak 2020 tarihinde yaşanan Elazığ depreminin ardından Türkiye’de farklı alanlarda çalışan 20’den fazla sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Platform,  henüz kurumsallaşmaya yönelik adımlar atarken ve kasım ayında lansman yapmayı planlarken, 30 Ekim’de Ege Denizi’nde meydana gelen depremin yaralarını sarmak için İzmir’e hızla intikal ederek, üyeleri ve gönüllüleri ile sahada aktif rol alıyor.</p>
<p>“Kamu kurumlarından özel sektöre, sosyal fayda üretecek bir işbirliğini sağlamak üzere bir araya” gelen STK Afet Platformu, ağı büyütebilmek, kamuoyu ile iletişimini sağlayabilmek ve aynı zamanda kamuoyunda afet dönemlerinde artan bilgi kirliliğini ortadan kaldırabilmek adına, bünyesindeki STK’lar aracılığıyla sosyal medyada sıkça paylaşımlar yapıyor.</p>
<p>STK Afet Platformu üyesi STK’ların her biri; İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, AFAD ve ilgili kamu kuruluşları ile iş birliği içinde uzman oldukları alanlarda afetin yaralarını sarmak için gayret sarf ediyor. İzmir’de ilk 2 günde 300’e yakın gönüllü ile durum ve ihtiyaç analizi yapan STK Afet Platformu, depremden etkilenen kişilere psikolojik destek verilmesini ve gelen desteklerin toplanması için depo oluşturulmasını sağladı. İzmir’de bünyesindeki STK’lar ve gönüllüleri ile organizasyon ve koordinasyonun sağlanması için hummalı çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>STK Afet Platformu, üyesi olan STK’lardan ihtiyaç analizi ve gönüllü organizasyonu alanında deneyimli olanlar doğrudan ve sosyal medya üzerinden gelen ihtiyaçların doğrulamasını yapıyor; bir taraftan da yardımda bulunmak isteyen kişilerin kayıtlarını alıyor. Daha sonra belirlenen bu ihtiyaçlar, ihtiyaç haritalamasında uzmanlaşmış STK’lar, hazırlanan özel bir yazılım sayesinde, depremden en çok etkilenen Bayraklı ve Seferihisar bölgeleri başta olmak üzere afet bölgesindeki ihtiyaçların harita üzerinde işaretlenmesine ve bu ihtiyaçların karşılanmasına katkı sunuyor.  Sürecin devamında, talep edilen ve doğrulaması yapılan ihtiyaçların karşılanması için gıda bankacılığı ve lojistik alanında tecrübeli olan STK’lar önemli bir görev üstleniyor ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen destek paketlerinin depo yönetimini yerine getiriyor. Söz konusu ihtiyaçların yanı sıra psikolojik destek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, psikolog ve sosyal travma uzmanlarından oluşan birçok STK, çocuklar başta olmak üzere depremden etkilenen kişilerin yaşadıkları travmayı atlatmaları ve moral desteği vermek için çalışıyorlar. Sahada görev alan gönüllülerin koordinasyonları ise STK Afet Platformu içerisinde bulunan ve koordinasyon alanında uzmanlaşmış STK’ların gönüllüleri tarafından sağlanıyor.</p>
<p><strong>Platform Üyeleri&#8230;</strong></p>
<p>STK Afet Platformu üyesi kuruluşlardan İzmir’de faaliyetlerini sürdüren ve yerelden platforma katılan STK’lar şunlar; AÇEV, Açık Açık, Ahbap Derneği, Akut Vakfı, Çorbada Tuzun Olsun Derneği, Dünya Doktorları Derneği, Hayata Destek Derneği, İhtiyaç Haritası, İstanbul Gönüllüleri, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı, Kadın Girişimciler Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Koruncuk Vakfı, Lokman Hekim Sağlık Vakfı, Maya Vakfı, Nef Vakfı, Nirengi Derneği, Sevgi ve Kardeşlik Vakfı, Temel İhtiyaç Derneği, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Turkish Philantropy Funds, Türk Psikologları Derneği ve World Human Relief’in yanında; İzmir’de yer alan Corona Günlerinde İyilik Platformu, Geleceği Paylaş Sivil İnisiyatifi, İZMAD, MSYD-ASRA, Mülteci Destek Derneği, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/03/stk-afet-platformu-dayanismayi-buyutmeye-cagiriyor/">STK Afet Platformu Dayanışmayı Büyütmeye Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
