<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kübra Yüzüncüyıl, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/kubra-yuzunyicil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/kubra-yuzunyicil/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2020 12:15:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kübra Yüzüncüyıl, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/kubra-yuzunyicil/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gıda Bankacılığı’nda Yeni Anlayış: Sosyal Etki Merkezi Modeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/03/gida-bankaciliginda-yeni-anlayis-sosyal-etki-merkezi-modeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Feb 2020 08:45:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Kurtarma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Berat İnci]]></category>
		<category><![CDATA[gıda israfı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atık ve kayıplarla ilgili yürütülen çalışmalara yeni bir anlayış getirmek üzere kurulan Gıda Kurtarma Derneği'nin yönetim kurulu başkanı Berat İnci ile derneğin geliştirdiği yaklaşımı ve gündemini konuştuk. İnci, Sosyal Etki Merkezi modelini, Türkiye’de gıda bankacılığını doğru yürütebilmek ve bu anlamda diğer kurumlara örnek olabilmek adına konsept market olarak kurduklarını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/03/gida-bankaciliginda-yeni-anlayis-sosyal-etki-merkezi-modeli/">Gıda Bankacılığı’nda Yeni Anlayış: Sosyal Etki Merkezi Modeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gıda Kurtarma Derneği’nin kuruluş hikayesinden başlayalım. Hangi ihtiyaçtan doğdu bu dernek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017 yılında atık ve kayıplar ile ilgili çalışmalar yürüten bir ekip olarak bu konuda ileri seviyede olan ülkeleri inceleyerek ülkemizde ne gibi eksikler olduğuna çalışıyorduk. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Çalışmaların en önemli çıktısı olarak; Türkiye’ de hem özel işletmeler hem de halkın kendisinde farkındalık çok düşük seviyede. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">En başta “bizim atığımız var ve değerli” diyebilen çok az kurum ve insan vardı. Hollanda, Amerika, İtalya gibi ülkeleri incelediğiniz zaman bu problemi 40-50 yıldır gündeme almış ve konuşuyor durumundalar. Doğal olarak farkındalık çok yüksek seviyelerde. Üstelik konuşmakla kalmayıp çözümleri mevzuatsal olarak teşvik ve caydırıcı sistemler haline getirmiş ve aksiyonlar alınmış. Diğer bir yandan ise Sivil Toplum Kuruluşları bu konu özelinde alt yapı ve kapasitelerini çeşitli destekler ile geliştirmişler. İsraf olmak üzere olan bir ürün bağışlanmak istendiğinde, bu ürünü alabilecek uygun araçlar, depolayabilecek uygun alanlar ve ihtiyaç sahibi ile buluşturacak sistemler geliştirilmiş. Ülkemizde maalesef bu konular oldukça zayıftı. Bu nedenleri bir araya getirdiğimizde 3 ana misyonumuz ortaya çıkmış oldu ve Gıda Kurtarma Derneği’ni bu çatıda kurmaya karar verdik. Bu misyonlar İsrafın önlenmesi ve kayıpların azaltılması amacı ile iletişim ve farkındalığın arttırılması, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda kapasite ve alt yapılarının geliştirilmesi ve savunuculuk misyonu ile mevzuatsal süreçlerin desteklenmesi olarak sıralanabilir.</span></p>
<p><b>Türkiye gıda israfına ilişkin ilk etapta nasıl bir tablo var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47487 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.jpg" alt="" width="312" height="207" />İsraf ve kayıplar ile ilgili istatistiklere baktığımızda ülkemiz “gelişmekte olan ülkeler” arasında olduğu için bu kategorinin özelliklerini taşıyor. Örneğin gelişmiş ülkelerde %55 atık ev içi tüketimde oluşurken gelişmekte olan ülkelerde bu oran tam tersi. Yani gıda tabağımıza gelene kadar %55’ ini kaybediyoruz. 2014 rakamlarına göre toplam atığımızın değeri 214 Milyar TL iken günümüzde bu rakamın 300 Milyar TL yi aştığını görüyoruz. Bu değerlerin en üzücüsü ise toplam atığın yaklaşık 90 Milyar TL’lik kısmı insan tüketimine uygun ürünler. Biz bu ürünlerin %98’ ini toprağa gömüyoruz, yakıyoruz ve “düzenli depoladık” diyoruz. Hatta domates gibi bazı ürünlerde artık “çöpe atmak için üretiyoruz” durumuna geldik. Bunun birçok nedeni var, tarımdan başlayarak üretim süreçleri, tedarik zinciri ve tüketici ile buluşan noktalar dahil olmak üzere yönetimi çok zor adımlar içeriyor. Atığın yönetimi noktasında “Kaynağında azaltmak”, “İnsani Bağış”, “Hayvan Tüketimi”, “Endüstriyel Kullanım”, “Geri dönüşüm yöntemleri” ve “Kompost” gibi birçok alanda uzmanlık ve iş birliği gerektiren adımlar bunlar. Baktığımız zaman hiçbir firmanın “Atık Yönetim Departmanı” olmadığını gördük ve her yıl bütçelerine milyonlarca TL “İmha Bütçesi” ekleyerek bu sorun yokmuş gibi bir yıl daha atlatılıyor. Bu sebep ile GKTD olarak, Birleşmiş Milletler tarafından Dünya çapında desteklenmek üzere seçilen tek Türk girişimi olan Fazla Gıda ile iş birliği geliştirdik. Fazla gıda, geliştirdiği dijital alt yapısı sayesinde dünyada ilk kez uygulanan 360 derece atık yönetimi sistemi sunarken, GKTD ise insani bağışa uygun olan ürünlerin ihtiyaç sahiplerine ülke genelinde ulaştırılması için gıda bankacılığı geliştirme faaliyetlerini yürütüyor. Bu iş birliği sayesinde iki yıl içerisinde 325.000 ihtiyaç sahibine 12 Milyon Kg ürünü 34 şehirde buluşturduk.</span></p>
<p><b>Derneğin israfı önlemek adına yürüttüğü faaliyetler nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda Kurtarma Derneği olarak üç faaliyet alanımız bulunmaktadır. Bunlar; farkındalık, savunuculuk ve gıda bankacılığıdır. Aslında farklı olmalarının yanı sıra bu üç faaliyet alanında gerçekleştirdiğimiz ve gerçekleştireceğimiz tüm faaliyetlerimizde “sürdürülebilirlik” ortak noktadır. Türkiye&#8217;de gıda israfını azaltmaya odaklanmış bir kurum olarak bu konuda sürdürülebilirliğine inandığımız savunuculuk, farkındalık ve gıda bankacılığı faaliyetlerini en başından beri tüm sektörlerin bir araya gelmesi gerektiği inancıyla yürüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farkındalık ve savunuculuk alanlarının bir arada başı çektiği projelerimizden biri, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı kapsamında desteklenen Sivil Toplum Sektörü’nün Sivil Toplum Destek Programı İkinci Dönemi tarafından hibelenen ve GKTD olarak yürütücülüğünü üstlendiğimiz “Türkiye’de Gıda Atığını Önleme ve Azaltımı için GKTD Kapasite Arttırımı” başlıklı projemizdir. Bildiğiniz üzere Türkiye’de özel, kamu ve s</span><span style="font-weight: 400;">ivil toplum sektörlerini bir araya getirmek zor bir süreçtir. Bu projede amacımız tüm sektörleri bir araya getirerek gıda israfını ve gıda atığını önlemek üzerine bir Savunculuk stratejisi- Savunculuk El Kitabı, boşluk analizi yaparak bir Mevzuat Önerileri Raporu oluşturmaktır. Bu projenin diğer bir çıktısı da gıda atığının en çok oluştuğu sektörlerden olan hizmet sektöründe Endüstriyel Simbiyosis Çalışması yaparak atık haritası ve bunun yönetimi üzerine çıkarımlarda bulunmaktır. Bu proje çerçevesinde 4 Aralık 2019 ‘da İstanbul’da ilk çalıştayımızı gerçekleştirdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalıştayda Taslak Savunuculuk El Kiti, özel, kamu ve sivil toplum temsilcileri ile paylaşıldı ve üzerinden konuşuldu. Buna ek olarak üretici-tüketici olarak konumlandırılan sektörler kendi açılarından bu konuya dair problemlerinden bahsetti. Böyle bir ortam bu zamana kadar birbirlerini dinleme fırsatı bulamayan birçok sektör temsilcisi için ve Türkiye için güzel başlangıçlara adım oldu. 9 Ocak 2020’de ikinci çalıştayımızı Antalya’da gerçekleştirdik. Antalya Çalıştayı’nda amacımız ev dışı tüketim israfının azaltılmasının paydaşı olan gıda ve hizmet sektörünün, kamu ve sivil toplum sektörünün tüm temsilcilerinin katılımı ile HORECA’lardaki gıda israfının ve Endüstriyel Simbiyosis olanaklarının değerlendirilmesidir. Bu projenin 3. ve son etkinliği 9 Mart 2020 tarihinde Ankara Kapanış Toplantısı olacaktır. Projemiz Türkiye’nin geleceği için önemli çıktılara sahip ve oldukça ilgi ile karşılaşıyoruz, bu açıdan Ankara Kapanış Toplantımıza yüksek katılım beklemekteyiz. Bu toplantıda proje kapsamında oluşturduğumuz. Savunculuk El Kitabı ve Politika Önerileri raporumuzu tüm dünyaya duyuracağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farkındalık ve savunuculuk çalışmaları çerçevesinde her ay düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz gönüllü aktivitelerimiz bulunmaktadır. Gönüllülerimiz iki farklı gruptan oluşmaktadır. Bir taraf birlikte çalıştığımız ve başından beri bizlere en büyük destekleri olan bağışçılarımızdan oluşmaktadır. Başta en büyük destekçimiz olan Fazla Gıda ekibi, Sosyal Etki Merkezi modeli hayalimizi oluşturmada en büyük destekçilerimizden olan Ford Otosan ekibi, en büyük gıda bağışçılarımızdan olan Migros ve Metro ekipleri düzenli periyodlarda Sosyal Etki Merkezi’mize geliyor ve burada rutin yapılması gereken işler çerçevesinde bizlerle beraber çalışıyor. Bir taraf ise üniversite öğrencilerinden oluşan gönüllü ekibimiz bulunmaktadır. Kendileri gıda israfının engellenmesi, gıdanın kurtarılması ve kurtarılan gıdanın ihtiyaç sahibi bireylere ulaştırılması konularında oldukça hevesliler. Birlikte yürüttüğümüz her gönüllü etkinliklerinde onların gıda israfı konusuna yaklaşımlarındaki gelişmelerini görmek ve bu enerjiyi hissetmek bizim için dernek olarak doğru bir yolda ilerlediğimizi bir kez daha gösteriyor ve mutlu oluyoruz.</span></p>
<p><b>Gıda Bankacılığı anlamında yenilikçi bir bakış açınız var. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de gıda bankacılığı faaliyetlerini yürüten birçok kurum var. Ancak gıda bankaları maalesef birbirlerinden gördükleri yanlışları ya da doğru bildikleri yanlışları sahiplenmekte ve gıda bankacılığı faaliyetlerinde bunları uygulamaktadırlar. Biz dernek olarak kurulma nedenlerimizden biri olarak Türkiye’de gıda bankacılığını geliştirmeyi kendimize bir görev bildik. Bu çerçevede önceden bahsettiğimiz Sosyal Etki Merkezi modelini, Türkiye’de gıda bankacılığını doğru yürütebilmek ve bu anlamda diğer kurumlara örnek olabilmek adına konsept market olarak kurduk. Bağış bulmaktan, mal kabul prosedürüne, mal alımdan lojistiğe, ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinden, kurtarılan gıdaların ihtiyaç sahiplerine dağıtımlarına kadar bir gıda bankasında yapılması gerek maddi ve manevi her türlü iş yükünü ele aldığımız bir market, bir projedir Sosyal Etki Merkezi. Bize göre gıda bankacılığı sadece ihtiyaç sahibi bireylere kurtarılan gıdaları ulaştırmamalı, aynı zamanda bu bireyler ile etkileşime geçmelidir. Gıda israfı ve atık yönetimi konularında bireylerde bir farkındalık da yaratmalıdır. Bilindiği üzere, toplumun en küçük birimi ailedir ve biz gıda israfı konusunda bir farkındalık yaratmak istiyorsak buna ailedeki bireylerden başlamalıyız. Sosyal Etki Merkezi modelimizde bir yandan da bu etkiyi yaratabilmeyi amaçlıyoruz. Tüketici bilincini de oluşturmak istediğimiz bu yolda bizleri mutlu eden gelişmeler de söz konusu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda bankacılığının yanı sıra kendi bünyemizdeki atık yönetiminden de sorumluyuz. Bildiğiniz üzere gıda bankacılığında sarf malzeme (poşet, plastik şişe vs.) ihtiyaçları söz konusudur. Ancak bu tarz malzemeler hem çevreye zararlı hem de maliyet açısından yüksek değerlere sahiptir. Sosyal Etki Merkezi modelimizde bunun önüne geçmek için bireylere kumaş çantalar vermenin dışında kendi kullandığımız malzemeleri de azaltmaya odaklandık. </span></p>
<p><b>Gıdanı Kurtar projesi birkaç etaptan oluştan bir proje. Temel hedefleri neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47489 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-1-640x419.jpg" alt="" width="383" height="251" />Proje 2020 Nisan’a kadar devam ediyor. Gıda kaybını ve israfını azaltmaya yönelik bir savunuculuk Stratejisi ve savunuculuk kiti geliştirmek amacındayız. Gıda bağışına ilişkin yönetmeliklerde Boşluk Analizi yaparak mevzuat değerlendirme önerilerinin yer aldığı bir rapor oluşturmak da istiyoruz. Döngüsel ekonomi çıktıları oluşturmak üzere, HORECA’larda endüstriyel simbiyosis olanaklarını irdelemek ise bir diğer hedefimiz. Sonuç olarak  Gıda atığının azaltılması ve önlenmesiyle ilgili tüm paydaşları bu amaç etrafında bir araya getirecek bir Network Ağı oluşturmak istiyoruz.</span></p>
<p><b>Antalya Çalıştayı nasıl geçti? HORECA’larda ortaya çıkan gıda israfının azaltılması adına panellerde öne çıkan konu başlıkları neler oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antalya Çalışstayı GKTD Yönetim Kurulu Başkanımız Berat İnci’nin hem derneğimizi hem de projemizi katılımcılara tanıtım sunuşuyla başladı. Gıda Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Berat İNCİ “Avustralya’daki yangının sorumlusu hepimiziz! domates kabuklarını çöpe atmaya devam ettiğimiz sürece, insan eliyle oluşan iklim değişikliğine dayalı felaketleri yaşamaya devam edeceğiz…” dedi. İNCİ, Türkiye’de, açlık ve yoksulluk sınırının altında insan sayısının 20 milyonu aştığını ve Türkiye’de gıda atığının 300 milyar TL değerinde olduğunu vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalıştayda dernek olarak bizi en çok mutlu eden şey, her bir konuşmada dernek olarak başından beri gıda israfına dair savunduğumuz birçok şeyin konuşmacılar tarafından da paylaşılması oldu. Bu çok güzel bir şey çünkü artık sektörlerin ortak noktada birlikte adım atabileceklerinin kanıtıydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">GKTD olarak Gıdanı Kurtar projemizde ev dışı tüketimde atığın değerlendirilmesine olanak verebilecek, endüstriyel simbiyosis ilişkilerinin irdelenmesi ve döngüsel ekonomi çıktılarının oluşturulmasına dayalı bir fizibilite çalışması hazırlıyoruz. Gıda Kurtarma Derneği’nin GTE teknik danışmanlığı ile yürüttüğü çalışmada atık geri kazanımı, simbiyoz ve döngüsel ekonomi gibi kavramlarla ülke ekonomisini derinden etkileyecek bir model yaklaşımı geliştirilmekte. Paneller sonrasında GTE eşliğinde katılımcılar ile endüstriyel simbiyosis üzerine çalışma yapıldı. Bizler için çok verimli bir çalıştay ve çalışma gerçekleşti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/03/gida-bankaciliginda-yeni-anlayis-sosyal-etki-merkezi-modeli/">Gıda Bankacılığı’nda Yeni Anlayış: Sosyal Etki Merkezi Modeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Seyahati Yaptıran Fuar: Uluslararası Yeşil Hafta</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/dunya-seyahati-ettiren-fuar-uluslararasi-yesil-hafta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jan 2020 09:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Yeşil Hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Hamlacıbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 17-26 Ocak arasında 94. kez düzenlenen Berlin “Uluslararası Yeşil Hafta”sında tarım, gıda ve bahçecilik alanında dünyada öne çıkan başlıklar konuşuldu. Bu haftayı yakından takip eden Dr. Ümit Hamlacıbaşı ile etkinliklere dair izlenimlerini konuştuk. Hamlacıbaşı, fuar reyonları arasında hızlı bir dünya seyahati gerçekleştiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/dunya-seyahati-ettiren-fuar-uluslararasi-yesil-hafta/">Dünya Seyahati Yaptıran Fuar: Uluslararası Yeşil Hafta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öncelikle sizi tanıyalım. Gıdaya ve tarıma olan ilginiz nasıl başladı ve hangi kaynaklardan beslenerek gelişti? </strong></p>
<p>Seksenli yılların ikinci yarısında turizm ve otel yöneticiliği üzerine üniversite eğitimime başladığımda bu ilgi başladı. Bu eğitimi alan çoğu arkadaşım kendisini işletmeci ve yönetici olarak görme eğilimindeydi. Bense turizmin olumlu ve olumsuz etkilerini tartışırken kendimi gıda ve dolayısıyla onun ayrılmaz parçası olan tarımın içinde buldum. Aile olarak Bozcaada’ya taşınmamız da turizm, gıda ve tarım ilişkisinin son yirmi yıllık dönüşümünü içeriden gözlemlememi sağladı. Böylece hem devam eden akademik çalışmalarım hem de yaşadığım çevre nedeniyle hem gıda hem de tarım ilgi alanım içine girdi.</p>
<p><strong>Berlin “Uluslararası Yeşil Hafta”sında tarım ve gıda trendlerinin konuşuldu. Çarpıcı konu başlıkları nelerdi?</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-47385 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-6.jpg" alt="" width="420" height="197" />Öncelikle “Yeşil Hafta”nın tarihsel geçmişinden kısaca söz etmek lazım.  Yeşil Hafta tarihsel geçmişine ve katılım sayısına bakıldığında çok güçlü olduğu anlaşılıyor. 1926 yılından bu yana 94. kez yani neredeyse bir asırdır gerçekleştiriliyor. Bugüne kadar 91 binden fazla katılımcısı ve 34 milyon kişiye yakın ziyaretçisi ile çok geniş bir etki alanına sahip. Yerelde başlamış ve zaman içinde dünyanın en büyük tarım, gıda ve bahçecilik fuarına dönüşmüş. Başlangıcı 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Alman Tarım Birliği üyeleri düzenli olarak Berlin’de buluşmaya başlayınca, yünlü kumaştan dikilen geleneksel yeşil “loden” ceketleri ile Berlin sokaklarında dikkat çekmeye başlamışlar.</p>
<p>İlk yıllarda şehrin çeşitli yerlerinde dağınık şekilde gerçekleştirilen atçılık ve avcılık gösterileri, küçük baş hayvan sergileri ve tohum pazarları 1926 yılında 7000 metrekarelik bir alana taşınmış ve ilk yıl 50 bin ziyaretçisi olmuş. İlk yılın en büyük sergisi ise metal lastikli 100 hp&#8217;lik bir traktör olmuş. Dört metre yüksekliğinde ve bir insandan daha yüksek tekerlekleri olan bu devasa tarım aracı dünya savaşı sonrasında tarımda sembolik bir gövde gösterisi olmuş ve elbette insan gücünden mekanikleşmeye geçişin göstergesi olmuş. İlk fuardan 94 yıl sonra, fuarın açılış gününde aynı traktörün çağdaş kardeşlerinden yüzlercesi yine Berlin sokaklarında bu sefer “tarımsal hakları” için gövde gösterisi yapıyorlardı.</p>
<p>Yeşil Haftanın 2020 sayılarına bakacak olursak, 80 ülke  ile 1857 katılımcı olduğunu görüyoruz. Toplamda 1534 ürün sergileniyor. Ürünler arasında en büyük yeri gıda sektörünün aldığı görülüyor. Bunun yanı sıra bahçe malzemeleri, tarım ve ormancılık, turizm ve dinlenme, spor malzemeleri, motorlu araçlar, at yetiştirme ve eğitimi ile ilgili ürün ve tanıtımlar bulunuyor. Gıda ile ilgili 466 ürünün arasında 84’ü organik ürün. Tarım alanında 300 ürünün çoğunluğu kırsal turizm ve buna yönelik çiftliklerle ilgili, bunların arasında 22’si çevre ve doğa koruma ile ilgili.</p>
<p>Özetle, Yeşil Hafta, on günlük sürecini “balıklar, atlar, çocuklar, bakanlık düzeyinde ekonomik iş birliği ve gelişme, gösteriler, yaşam stili, çok yetenekli ahşap, kırsal ruh hali, etkinlik çiftlikleri, organik ürünler, yenilenebilir kaynaklar, uluslararası yiyecekler, sokak yemekleri, geleceğin yemek eğilimleri, şarap, bakanlık düzeyinde yiyecek ve tarım, girişimciler, eyaletler, çiçekler, hayvanlar ve hareket” başlıkları altında toplamış. Katılımcıların çok büyük çoğunluğunun ticari amaçlı, satışa ve tanıtıma yönelik ürünler olduğunu söylemek gerekiyor. Mutfak eşyalarından tohuma, spor giyimden ahşap ev eşyalarına, bira ve şaraptan kuru meyve ve yağlara, kumaştan peynire süte yumurtaya, çevreci teknolojilerden canlı hayvanlara kadar çok geniş bir ürün çeşitliliğinden bahsetmek mümkün. Fuarın reyonları arasında hızlı bir dünya seyahati gerçekleşiyor.</p>
<p><strong>Yeşil Hafta’ya sivil toplum örgütleri de katılmış mıydı? Sizce hak savunucularının katılımı nasıldı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47386 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2-4.jpg" alt="" width="330" height="327" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/2-4.jpg 330w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/2-4-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" />Yeşil Haftayı çok katmanlı düşünmek gerekiyor. Birinci katman fuar alanında gerçekleşen ticari tüketime yönelik etkinlikler. Ziyaretçileri ürünlerle buluşturan bu fuar alanında sivil inisiyatifi temsilen çeşitli ülkelerin çevre ve kalkınma iş birliği  bakanlıkları ile çiftçi birlikleri ve çeşitli kooperatifler bulunuyordu. Bunlar dışında sivil inisiyatifin eksik olduğunu ve çoğunlukla ticari ilişkiler üzerine yapılandırılmış bir fuar alanında varlarsa da sessiz kaldıklarını düşünüyorum.</p>
<p>Yeşil Hafta&#8217;nın ikinci katmanı ise Berlin CityCube’de gerçekleştirilen sempozyumlardı. Sempozyumların tarımın geleceği ve tüketici alışkanlıkları üzerine kurgulandığını gördük. Sempozyumların yanı sıra katılımcı ülkelerin dans ve müzik gösterileri ve büyükbaş hayvan gösterileri de bu etkinliklerin bir parçasıydı.</p>
<p>Yeşil Hafta&#8217;nın bir başka katmanı da uluslararası düzeyde siyasi ve sivil yetkilileri bakanlıklar düzeyinde Berlin’de bir araya getiren Gıda ve Tarım Küresel Forumu (GFFA) idi. Forumun 2020 yılı ana teması tarımsal ticaret idi. Türkiye’nin bakanlık düzeyinde katılımcı olduğu forum “Herkes için yemek! Güvenli, çeşitli ve sürdürülebilir yiyecek için ticaret” sloganıyla forumu kapattı.</p>
<p>Yeşil Hafta’nın daha çok ticari ve siyasi ilişkiler üzerine odaklandığını ve tarım ve gıda ile ilgili ticari yapıları bir araya getirdiğini görüyoruz. Buna karşın Yeşil Hafta’nın çekim gücüne kapılan, etkinliklerini, protestolarını, gövde gösterilerini fuar ile paralel tarihlerde organize eden sivil toplum kuruluşlarını ise şehrin her yerinde her an görmek mümkün olabilir. Bunlardan birisi de Slow Food Youth Almanya’nın yaptığı disco soup buluşmasıydı. Ticari baskılar nedeniyle pazar dışında kalan bir buçuk ton şekilsiz sebzeyi toplayarak, Alman gençleri imece çalışması ile sembolik bir çorba pişirdiler.</p>
<p>Fuarın açılış günü Berlin sokaklarında dolaşan, caddeleri işgal eden yüzlerce traktör de protestolarını özellikle bu tarihte gerçekleştirdiklerini ifade ediyorlardı. Yeni yasalarla zorlaşacağını düşündükleri tarımsal aktivitelerine dikkat çekmek amacında olduklarını söyleyen çiftçiler, 2024 yılında kullanımdan kaldırılacak olan pestisitler için Almanya genelinde birçok şehirde paralel gösteriler yaptılar.</p>
<p><strong>Türkiye’den katılım var mıydı? Var ise gözlemlerinizi alabilir miyiz? Türkiye’nin gıda politikasına baktığınızda, bu haftada konuşulan hangi başlıklar eksik buluyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47387 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/4.jpg" alt="" width="328" height="327" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/4.jpg 328w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/4-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 328px) 100vw, 328px" />Türkiye fuara tek bir üretici ile katılmıştı. Bahsettiğim gibi fuarın ticari yanı ağırlıklı olduğu için tarımsal ürünlerin ticari tanıtımı mümkün olabilirdi ancak tek bir kuru meyve üreticisinin katılımıyla sınırlı kalmıştı. Öncelikle fuarı ziyaret ederek iklim ve coğrafi özellikleriyle ne kadar şanslı bir bölgede yaşadığımı bir kez daha fark ettim. Zengin ve bereketli bir coğrafyada kaynaklarımızı ne kadar doğru kullanıyoruz sorusuyla karşı karşıyayız. Avrupa Birliği ülkeleri dahil dünyada giderek daha fazla insanın temiz ve güvenli gıdaya ulaşma kaygısı içinde olduğunu görüyoruz. Önceleri gıdanın eşitlikçi dağılımı üzerine kaygılar yaygınken, toprakların kirlenmesi ve iklim değişikliğinin etkisiyle kaygının haksız paylaşımdan çok herkes için güvenli ve temiz gıda kaygısına yöneldiğini görüyoruz. Bu kaygılar bizim için de geçerli. Topraklarımızı yanlış kullandığımız tarım zehirleri ile kirletirken verimli üretimden, temiz gıdadan bahsetmek mümkün değil. Ürettiğimiz gıda kirliyse kendimize silah doğrultmaktan ne farkı var.</p>
<p><strong>Düzenlenen workshoplara katıldınız mı? Konuşmalardan aklınızda kalan çarpıcı istatistikler var mı? </strong></p>
<p>Maalesef workshoplara katılamadım. Ancak bir Alman orman köyünün ziyaretçilere yönelik hazırladığı çalışma dikkatimi çekti. Kesilmiş ağaç dilimlerine “köy hayatının anlamı” üzerine ne düşündüklerini yazmaları isteniyordu. Sabah açılış saatinde bu soru dikkatimi çekmişti ve akşam kapanışta özellikle aynı standa giderek cevapları görmek istedim. Cevapların çoğu bir tatil yöresinin çağrışımları gibiydi: temiz hava, taze bira, şömine sıcaklığı, sessizlik… Hiç kimse çalışmaktan, yorulmaktan, tohumda, topraktan ve temiz tarımdan, temiz gıdadan bahsetmemişti. Bu cevapları gıda ve tarım arasındaki iletişimin kopuşunun çok önemli bir göstergesi olarak kayda geçirdim.</p>
<p><strong>Gıda ve Tarım alanında aynı zamanda çevre dostu yeşil teknolojilerin de tanıtıldığı yazıyor internet sitesinde. Gözünüze çarpan yenilikçi bir alet vs var mıydı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47388 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/6.jpg" alt="" width="339" height="344" />Çevreci enerji üretim yöntemleri dikkat çekiciydi. Rüzgardan sonra artık güneş enerjisinden elektrik üretimi ile ilgili geliştirilmiş teknolojiler ve bunların üreticisi farklı firmalar bulunuyordu. Elektrik kadar bir diğer enerji kaynağı da ağaç ve ağaç atıklarıydı. Peletler ve bunları yakan soba ve şömineler bulunuyordu. Enerjiyi farklı kaynaklardan elde ederek verimliliği ön plana çıkartan ısı pompaları da dikkat çekiciydi.</p>
<p><strong>Eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>İsmindeki “yeşil” kelimesi nedeniyle daha fazla çevre odaklı bir fuar olacağı düşüncesiyle ziyaretine gittiğim “Yeşil Hafta” benim için bu anlamda bir yanılgı oldu. Ancak dünyada iyi veya kötü olup biteni görmek, yönelimleri öğrenmek ve gözlem yapmak için önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Gitmesek ne kaybederiz derseniz; tarım ve gıda konusunda sorularınız varsa pek çok farklı ve güvenilir kaynaktan bir çok bilgiye ulaşmak mümkün. Fuarı görmekten çok Yeşil Hafta nedeniyle Berlin’de gerçekleşen paralel etkinliklere odaklanmanın, şehirde ve farklı yerlerde yaşayan insanların yeşile birbirinden farklı bakışını görmenin, en azından bu sayfaların takipçileri için daha faydalı olacağını düşünüyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/28/dunya-seyahati-ettiren-fuar-uluslararasi-yesil-hafta/">Dünya Seyahati Yaptıran Fuar: Uluslararası Yeşil Hafta</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salkım Kooperatifi’nden Halka: &#8216;Gıda Tekeline Karşı Çaresiz Değiliz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/salkim-kooperatifinden-halka-gida-tekeline-karsi-caresiz-degiliz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 08:58:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Çaresiz Değiliz Meclisleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Marx]]></category>
		<category><![CDATA[Salkım Kooperatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46949</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’ Kozyatağı Mahallesi’nde bundan yaklaşık iki ay önce, endüstriyel gıda tekellerine karşı halka sağlıklı ve güvenli gıda ulaştırmak hedefinde olan Salkım Kooperatifi'nin hikâyesini üyelerinden Burak Yücel ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/salkim-kooperatifinden-halka-gida-tekeline-karsi-caresiz-degiliz/">Salkım Kooperatifi’nden Halka: &#8216;Gıda Tekeline Karşı Çaresiz Değiliz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Salkım kooperatifinin kuruluş hikâyesinden kısaca bahseder misiniz? Nerede ve ne zaman kuruldu? Adı neden Salkım olarak tercih edildi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46950 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-8.jpg" alt="" width="346" height="217" />Bir kooperatif kurma fikri bizler arasında son altı aydır tartıştığımız bir konuydu. “Çaresiz Değiliz Meclisleri” adı altında bir araya gelen yurttaşlar olarak, ülkemizin her alanda gerçek anlamda demokratikleşmesinin ancak yurttaşların mahallelerinde oluşturacakları mahalle meclisleri aracılığıyla gerçekleşebileceğine inanıyoruz. Demokratik bir yurttaşlar platformu olan Çaresiz Değiliz Meclisleri, eğitimden sağlığa, ekoloji mücadelesinden kadın özgürlük mücadelesine dek pek çok alanda çalışmalar yürütüyor. Kooperatif fikri, bu tartışmalar ve çalışmalar içerisinde ortaya çıktı. Endüstriyel gıda tekellerinin gıda alanı üzerindeki hakimiyetine karşı halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya aracısız ulaşmasını sağlamak, küçük üreticilerle dayanışma içerisinde olmak ve temiz tarımın sürdürülebilmesine katkıda bulunmak için Salkım Kooperatifi’ni kurmaya karar verdik. İsim olarak “Salkım”ı beğendik öneriler arasından. Salkım, tek bir daldan çıkan fakat sonrasında onlarca, yüzlerce dal ile çoğalan bir anlam ifade ediyor. Kooperatif kavramı ile ruhen çok yakın ve sıcak geldi bize. Bu yüzden bu adı tercih ettik. </span></p>
<p><b>Kâr amacı elde etme odaklı endüstriyel gıda sisteminin dışında nasıl konumlanıyorsunuz ve sürdürülebilirliğinizi nasıl sağlıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nüfusu yirmi milyona yaklaşan -resmi rakam on altı milyon- büyük bir kentte yaşıyoruz. Bu kentteki insanların en acil ihtiyaçlarından biri sağlıklı beslenebilmek. Endüstriyel gıda rejiminin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ne olduğunu görebilmek için, kanser oranlarına dahi bakmak yeterli. Bugün için sınırlı sayıda insana ulaşabiliyor olsak dahi sağlıklı ve güvenli gıdayı insanlara ulaştırabilmeyi anlamlı buluyoruz. Tek misyonumuz kuşkusuz bu olmamakla birlikte tüketim kooperatifi tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor. Memleketin pek çok noktasında temiz tarım yapan fakat tekelci zincirin dışında bırakılan ve yaşama şansları günden güne azalan binlerce üretici var. Tüketim kooperatifleri bu üretici dostlarımız için de insanlara ulaşabilmede değerli birer köprü. Bizim gibi daha pek çok dost kooperatif var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu sürecin henüz başındayız. Dolayısıyla üretim aşamasına dâhil olmak için biraz zamana ihtiyacımız var. Bundan kaynaklı şu anda bir tüketim kooperatifi olarak varlık göstermek, bugünkü gerçekliğimize denk düşüyor. Kâr elde etmek, elde edilen kâr ile özel mülkiyeti büyütmek gibi bir amacımız yok. Zira kooperatifçilik fikri ile taban tabana ters bir fikir bu. Amacımız, kooperatifimizin yaşayabilmesi için gerekli olan asgari geliri elde etmek. Ayrıca kadınlar, çocuklar, savaş ve göç mağduru kesimler, ekoloji mücadelesi veren öznelerle elde ettiğimiz kârın bir bölümünü paylaşmak gibi bir ilkemiz var. Sürdürülebilirliğimizi gönüllülük ve dayanışma ile sağlıyoruz. Salkım kooperatifi için hepimiz kolektif bir emek süreci ortaya çıkartmak için çabalıyoruz. Bu olmazsa öyle zannediyoruz ki, kooperatif bir gün bile yaşayamaz. </span></p>
<p><b>Kooperatifiniz endüstriyel gıda sistemindeki hangi sorunlara çözüm üretme arayışında?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46952 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-5.jpg" alt="" width="399" height="357" />Bundan yaklaşık yüz elli yıl önce büyük düşünür Karl Marx, “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser” demişti. Aynı önerme endüstriyel gıda tekelleri için geçerlidir. Endüstriyel gıda sisteminin amacı kâr etmektir ve bunun için de insan sağlığını yok etmek de dâhil olmak üzere her şey mubahtır. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, pestisitler, kimyasal katkılar, kimyasal gübreler, tüm bu olguların kaynağında endüstriyel gıda sistemi yatıyor. Gerek üretim gerekse de tüketim kooperatiflerinin amacı onların sebep oldukları bu olgulara alternatifler üretmek. Üreticilerimizin kimyasal herhangi bir katkı maddesi kullanmadan üretim yapmalarını bir önkoşul olarak koyuyoruz. Kimyasal ilaç yerine doğal koruma yöntemleri bulmaya çabalıyoruz. Üretim sürecinin şeffaf ve takip edilebilir olmasına dikkat ediyoruz.  Tedarik ettiğimiz pek çok ürünü laboratuvar testinden geçiriyoruz. Referanslı üretici ve ürünleri tercih ediyoruz. Tüketicilerin sağlığı için elimizdeki tüm imkânlar dâhilinde mücadele ediyoruz. </span></p>
<p><b>Kooperatifinizdeki ürünleri nasıl seçiyorsunuz? Üreticileri nasıl belirliyorsunuz? </b><b>Tüketicilerle onları buluştururken karşılaştığınız zorluklar neler oluyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ürünleri tüketicilerle buluştururken yaşadığımız pek çok zorluk var. Bunlardan birincisi, gerçek anlamda temiz ve doğal üretim yapan az sayıda üretici kalmış durumda ülkemizde. Dolayısıyla her ne kadar ürün çeşitliliği geniş bir ülke olsak da sınırlı miktarda üretilebiliyor temiz ve sağlıklı ürün. En önemli handikap bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci en önemli zorluk ise nakliye ya da ürünlerin İstanbul’a ulaştırılmasında yaşanıyor. Bu, ürün maliyetlerinde inanılmaz bir yük olarak çıkıyor maalesef karşımıza. Çözmemiz gereken öncelikli sorunların başında geliyor bu. Sadece Salkım Kooperatifi olarak bizim değil, diğer tüm kooperatiflerden dostlarımızın da temel gündemlerinden biri bu. </span></p>
<p><b>Ülkemizde tüketim kooperatiflerinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda umut veren bir gelişme var bizce bu anlamda. Yeterli olmamakla birlikte bir bilinçlenme ve kooperatiflerin sayısında artış var. Önümüzde oldukça uzun bir yol var elbette. Yapılması, yapmamız gereken çok şey var. Fakat tüm eksik gediklere rağmen toplumda kooperatifleşmenin gereğine dair ciddi bir hassasiyet oluşuyor olması bizim için önemli. </span></p>
<p><b>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gıda Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen kooperatifçilik seminerinde gıda üretim ve tüketim ilişkilerine dair neler söylendi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul’da alternatif bir gıda rejimini ortaya çıkartmak için çeşitli adımlar atıyor. Kendileri tarafından bizlere ifade edilen görüşler bu yönde. Alternatif gıda rejiminin özü, memleketin dört bir yanında üretim yapan üretim kooperatifleri ile İstanbul’daki tüketim kooperatiflerini bir araya getirerek İstanbul halkının sağlıklı ve güvenli gıdaya aracısız ulaşabilmesini sağlamak. Ayrıca, İstanbul’un yakın çevresindeki Silivri, Çatalca gibi alanlarda tarımsal üretimi kooperatifleşme aracılığıyla teşvik etmek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB’nin önüne koymuş olduğu bu proje kuşkusuz çok kapsamlı ve de zorlu. Umuyoruz ki, eldeki imkânlar böylesi bir projeyi hayata geçirme noktasında yeterli olur. Zira, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, yirmi milyonluk bir kentte yeni bir gıda rejimi tesis etmek hiç kolay bir iş değil. Beraberinde, böylesi bir yola girilmiş olması başlı başına olumlu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/salkim-kooperatifinden-halka-gida-tekeline-karsi-caresiz-degiliz/">Salkım Kooperatifi’nden Halka: &#8216;Gıda Tekeline Karşı Çaresiz Değiliz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’dan Taze Bir Nefes:  &#8220;Temiz Gıdaya Ulaşmak Mümkün ve Kolay&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/bursadan-taze-bir-nefes-temiz-gidaya-ulasmak-mumkun-ve-kolay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 07:12:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Gıda Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Gülçin Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz ve adil gıdanın peşinde olan bireylerin bir araya gelmesiyle kurulan Bursa Gıda Topluluğu'nun gündemini kurucu gönüllerden Gülçin Aydın ile konuştuk. Aydın, temiz gıdaya erişimin hak ve kolay olabileceğini, sadece “organik'ten ibaret olmadığını ve finansal olarak erişilebilir olduğunu anlatmakla başlayabileceğimizi söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/bursadan-taze-bir-nefes-temiz-gidaya-ulasmak-mumkun-ve-kolay/">Bursa’dan Taze Bir Nefes: &lt;br&gt; &#8220;Temiz Gıdaya Ulaşmak Mümkün ve Kolay&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Topluluk yeni kurulmasına rağmen hızlı büyüyor. Biraz bu süreçten bahsedebilir misiniz? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk etapta Yeryüzü Derneği&#8217;nin çağrısı ve rehberliği ile kurulduk. Kendilerinden hemen her konuda destek aldık ve almaya devam ediyoruz. İlerleyen süreçte ülkemizdeki diğer gıda toplulukları ve kooperatiflerle gerek sosyal medya üzerinden, gerek çeşitli etkinlikler sırasında tanışma, fikir ve bilgi alışverişinde bulunma şansı yakaladık. Gıda toplulukları, üretim ve tüketim kooperatifleri, ve temiz gıda konusuna önem veren diğer dernekler sürekli iletişim halindeler. Paylaşım ve ortak akıl ile doğruyu bulma konusunda çok ciddi bir dayanışma olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz. </span></p>
<p><strong>Bursa halkının toplulukla kurduğu iletişim hangi düzeyde? Tanınıyor mu topluluk?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46958 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/11.jpg" alt="" width="359" height="262" />Topluluk kurulalı henüz 6-7 ay oldu. İlk etapta temiz tarım konusuna kişisel merakı olan, üretim yapan ya da yapmayı planlayan, daha önceki topluluk girişimlerinde yer almış kişiler bir araya geldi. Ancak 2,5 Milyonluk bir şehir için yeterli bir sayı olduğunu söyleyemeyiz. Sosyal medya paylaşımları ve üyelerin tanıtımları ile git gide çoğalıyoruz. Bu konuda kentimizdeki farklı girişimleri de duymaktayız ve bu tarz girişimlerin günden güne arttığını duymak mutluluk verici. Sosyal medya paylaşımlarının gördüğü beğeni ve yorumlardan Bursa halkının konuya ilgi gösterdiği gayet açık. Ancak insanların kafalarındaki tereddüt ve soru işaretlerini gidermek kolay değil. Tabi bir de bugüne kadar edinilmiş ve öğrenilmiş alışveriş alışkanlıkları da bir diğer engel. Bunları cevaplamak adına da çeşitli paylaşımlar yapıyoruz. Sayımızın giderek artacağına inanıyoruz. Umutluyuz. </span></p>
<p><strong>Düzenlediğiniz etkinliklerden ve faaliyet alanlarınızdan detaylı bir şekilde bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bursa Gıda Topluluğu, ülkemiz ve dünyadaki diğer gıda toplulukları gibi temiz, zehirsiz gıdaya erişimin bir hak olduğunu düşünen bireylerin bir araya gelmesi ile kurulmuştur. Temiz tarım yöntemleri ile insan sağlığına zararlı herhangi bir kimyasal girdi kullanmadan, doğaya ve hayvanlara saygı göstererek üretim yapan üreticilerden herhangi bir aracı olmaksızın ürünleri türeticilere / tüketicilere ulaştırıyoruz. Temiz gıdaya erişim bireylerin hakkı olduğu gibi, temiz gıda üreten üreticinin de emeğinin karşılığını tam olarak alması aynı seviyede bir haktır. Gıdamız temiz olduğu kadar adil de olsun istiyoruz. Topluluğumuz hiç bir kar amacı gütmeyen ve tamamen gönüllülük esası ile çalışan bir sivil toplum insiyatifidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aylık periyotlarda topladığımız siparişleri üreticilerden tedarik ederek üyelerimize (türeticilerimize) ulaştırdığımız dağıtımlarımız ana etkinliğimiz. Bunun yanısıra belli zamanlarda tanıtım toplantıları düzenliyoruz; zaman zaman gönüllüler ve üyeler arasında fikir alışverişinde bulunmak ve çeşitli kararlar almak için de bir araya geliyoruz. Diğer topluluklarla beraber üretici ziyaretlerimiz oldu, ileride daha çok yapmayı planlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En son Aralık sonunda düzenlenen 4. Gıda Toplulukları ve Kooperatifleri Çalıştayı&#8217;na paydaş olarak katıldık. Önümüzdeki dönemde de bu tarz çalıştaylara, tohum takas şenlikleri gibi etkinliklere katılmayı planlıyoruz. Tecrübe kazandıkça ve sayımız arttıkça kentimizde de benzer etkinlikler planlamayı, paydaşı olmayı isteriz. </span></p>
<p><strong>Size ilham veren bir gıda topluluğu var mı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46959 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/22-1.jpg" alt="" width="418" height="311" />İlk kuruluşumuzda Yeryüzü Derneği’nin bünyesindeki gıda topluluklarının desteğini aldık ve benzer bir yapılanma sergiledik. Zamanla birçok topluluk ve kooperatif ile paylaşımlarda bulunduk. Onlardan öğrendiklerimiz de oldu. Yeni bir topluluğuz ve öğrenme evremiz devam ediyor. </span></p>
<p><strong>Toplulukta kimler çalışıyor? Gönüllük ilkeleriniz neler?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllü olmak isteyen herkes ihtiyaç duyulan konularda çalışabilir. Şu an 3-4 kişilik çekirdek bir ekip var, ancak topluluğun büyümesiyle daha fazla gönüllüye ihtiyaç duyulacağı aşikâr. İmece usulü demek belki de yapılabilecek en yalın tanım olabilir. Çünkü gönüllü olmadığı halde çeşitli konularda, etkinliklerde destek veren birçok arkadaşımız mevcut. Herkes gerektiğinde elini taşın altına koyuyor. Gönüllülük ilkemiz, belli bir organizasyon ve emek isteyen işlerin “gönlünce” değil “gönülden”, ciddiyetle yapılması. Verilen görevlerin keyfekeder değil belirli bir sorumluluk çerçevesine gerçekleştirilmesi yegâne beklentimiz. </span></p>
<p><strong>Sizce Türkiye’nin tarım politikasındaki en büyük sorun nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi kendine yetebilen sınırlı sayıdaki ülkelerden biri iken, buğday dahi ithal edecek konuma düşmüş bir ülkeden bahsedeceksek, tarım politikasında yıllara yayılmış sorunlar silsilesinden bahsetmemiz ve bunları neden sonuç ilişkileri içerisinde analiz etmemiz gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Politik anlamda ana sorun, önlenemeyen köyden kente göç ve şehirlerdeki tarımsal alanların imara, kentleşmeye, sanayileşmeye açılması diyebiliriz. Bu yanlışların üzerine eklenen birçok hatalı karar, ülke tarımını maalesef kritik bir eşiğe getirmiştir. Kırsala yapılmayan yatırımlar, çiftçilerin maddi olarak yeterince desteklenmemesi, tarımda bilimin doğru ve yeteri kadar kullanılmaması, aşırı kimyasal kullanımını ve denetimsizliği gibi birçok sorun konuyu daha da karmaşık hale getirmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Somut olarak gelinen nokta gençlerin terk ettiği sadece yaşlılardan oluşan köyler, atıl durumdaki topraklarımız, tarım arazilerinin gereksiz kimyasal girdi kullanımı nedeniyle verimsizleşmesi ve çılgınca artan betonlaşma, kentleşme.Tüm bunların neticesinde şehirdeki insanların toprağa ve aldıkları gıdaya yabancılaşması da konuyu bir açmaza sürüklemiş, yapılan bu yanlış politikalara karşı güçlü toplumsal muhalefeti neredeyse imkansız hale getirmiştir. Bu olumsuzlukların tamamına karşın ortaya çıkan ve gün geçtikçe artan gıda toplulukları, kooperatifler ve temiz üreticiler umudun hala var olduğunu anlamak adına çok kıymetli. </span></p>
<p><strong>Sizce gıda toplulukları kentlerdeki gıda adaletini sağlamlaştırmak adına neler yapabilir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temiz gıdaya erişimin hak olduğunu ve kolay olabileceğini göstermek, sadece “organik&#8217;ten ibaret olmadığını ve finansal olarak erişilebilir olduğunu anlatmakla başlayabiliriz. Ama gıda adaletini sağlamak sadece gıda topluluklarının görevi olmamalı. Bizlerin yapabileceği en önemli şey bu konudaki farkındalığı artırmak, dayanışmayı yükseltmektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/17/bursadan-taze-bir-nefes-temiz-gidaya-ulasmak-mumkun-ve-kolay/">Bursa’dan Taze Bir Nefes: &lt;br&gt; &#8220;Temiz Gıdaya Ulaşmak Mümkün ve Kolay&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kentlerde Sağlıklı Ve Temiz Gıdaya Erişimin Yolu: Gıda Toplulukları ve Kooperatifleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kentlerde-saglikli-ve-temiz-gidaya-erisimin-yolu-gida-topluluklari-ve-kooperatifleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 08:55:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda toplulukları ve Kooperatifleri Çalıştayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda toplulukları ve Kooperatifleri çalıştayının dördüncüsü 29 Aralık 2019 tarihinde Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Çalıştay, gıdanın bütün yönlerini tartışan, üzerine düşünen yeni fikirler üreten toplulukları bir araya getirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kentlerde-saglikli-ve-temiz-gidaya-erisimin-yolu-gida-topluluklari-ve-kooperatifleri/">Kentlerde Sağlıklı Ve Temiz Gıdaya Erişimin Yolu: &lt;br&gt;Gıda Toplulukları ve Kooperatifleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştay, gıdaların üretim, işleme, dağıtım ve tüketim süreçlerinin şeffaf, doğa dostu ve insan sağlığını ön plana çıkaran yöntemlere ilgi duyan her topluluğun katılımına açık. Kurucu isim olan Yeryüzü Derneği, çalıştayın düzenlenmesinde her sene farklı paydaşların olduğunu söylüyor. Bu sene 26A Kolektifi, Ataşehir Tüketim Kooperatifi Girişimi, Antalya Gıda Kooperatifi, Bios Coop – Yunanistan, BİTOT Gıda Topluluğu, Bursa Gıda Topluluğu, Çevre ve Arı Koruma Derneği, Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Gıda Topluluğu, Eskişehir Yıldıztepe Kooperatifi, Kadıköy Kent Konseyi Gıda Çalışma Grubu, Nusratlı Kadın Kooperatifi Girişimi, Sıfır Gelecek, Silivri Gıda Topluluğu, Refikler Komünü, Yeryüzü Derneği, Yeryüzü Kooperatifi Girişimi, Yeşil Düşünce Derneği, Yeşil Gıda Topluluğu olmak üzere on sekiz paydaş yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya deneyim aktarımı sağlamak adına </span><span style="font-weight: 400;">Selanik&#8217;teki Koukouli Kooperatifi&#8217;nden Nikos Mysirlis çağrıldı. Mysirlis konuşmasında, Koukouli Kooperatifi’nin Yunanistan&#8217;daki ekonomik kriz sonrası işsiz kalan kişilerin kurduğu, Selanik&#8217;te yaşayan 20 kişiyle 80 üreticinin dahil olduğu bir kooperatif olduğunu belirtti. Kooperatifin yalnızca kendi ortaklarının ürettikleri ürünleri sattığını, bu anlayışla ilerleyerek iki sene önce Selanik&#8217;teki iki dükkânlarından elde ettikleri cironun 1 milyon Euro&#8217;ya ulaştığını söyledi. Tüm ortakların işsiz kalan üniversite mezunları olduğunu ve tamamen güven esasına dayalı bir çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46786 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-2.jpg" alt="" width="283" height="185" />İklim Krizi ve Gıda Tedariki, çalıştayın dikkat çeken oturumlardan bir tanesi oldu. Sıfır Gelecek gönüllülerinden Özdeş Özbay&#8217;ın moderatörlüğünde, yine Sıfır Gelecek gönüllülerinden ve Yeryüzü Kooperatifi ortaklarından Ayşe Özden&#8217;in sunuş yaptığı oturumda tarımsal faaliyetlerin iklim krizinden olumsuz etkilendiği, bununla birlikte endüstriyel tarımın ve mevcut gıda sisteminin iklim krizini tetikleyen başlıca etkenlerden biri olduğu üzerinde duruldu. Endüstriyel tarımın getirdiği yoğun mekanizasyonun, gıdanın dağıtımında kullanılan fosil kökenli yakıtların, üretim girdilerinin kimyasal ilaçlara ve sentetik gübrelere kaymasının, vb gibi faktörlerin etkisiyle endüstriyel tarım ve global gıda sisteminin iklim krizine etkisinin % 40-50&#8217;ler civarına ulaştığı konuşuldu. Tüm bu sebepler nedeniyle tarımın bir enerji tüketicisi haline geldiği belirtildi.</span><span style="font-weight: 400;"> La Via Campasina&#8217;nın sloganı &#8220;Küçük ölçekli çiftçiler dünyayı soğutuyor.&#8221; sorunun çözümünü özetleyen bir cümle olarak nitelendirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun dışında “Yonca Demir ve Bulut Aslan&#8217;ın yaptığı Organik Tarım Türkiye&#8217;yi Besler Mi?” adlı araştırmanın sonuçları üzerinde duruldu. Bu iki akademisyenin </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de çok tüketilen bütün bitkisel ürünleri içeren, yeterince enerji veren ve yağ &#8211; protein &#8211; karbonhidrat açısından dengeli, yıllık bir menü hazırladığında, Türkiye&#8217;deki ekilebilir alanların %54&#8217;ünün, tüm ülkeyi beslemek için yeterli olduğu sonucuna dikkat çekildi. Bu vegan menü dışında hepçil beslenme ile hayvanları besleyecek ürünlerin üretimini de hesaba katarak bir çalışma yaptıklarında Türkiye&#8217;deki ekilebilir alanların %63&#8217;ünün yeterli olduğunu sonucuna ulaştıkları belirtildi. Organik tarımın gıda üretim sistemindeki krize çözüm önerisi olabilmesinin ancak bütüncül bir yaklaşım gerektirdiği söylendi. Üretimden dağıtıma oluşan gıda zayiatının sürecin parçasından ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantıdaki diğer panellerde üreticiler ile türeticiler, gıdaya erişimdeki radikal yöntemler, yerel yönetimler ve gıda toplulukları arasındaki iş birliği konuları, gıdaya erişimde katılımcılık modelleri ile endüstriyel üretimin iklim krizindeki rolü ele alındı. Gıda üzerindeki tahakkümü kırmak, kentlilerin sağlıklı ve temiz gıdaya erişimini güçlendirmek ve üretici ile türetici arasındaki dayanışmayı arttırmak için Türkiye’nin dört bir yanındaki gıda kooperatiflerini her sene bir araya getiren çalıştay aynı zamanda adil, yerel, temiz ve doğaya saygılı üretim yapan çiftçileri, ve üreticileri ile bu gıdalara uygun fiyatlarla ulaşmak isteyen türeticileri de bir araya getirdi. Çalıştayda gıda topluluklarının ve kooperatiflerinin ihtiyaç listesinin çıkartılabileceği, dijital çağın getirdiği olanaklardan yararlanarak üreticilerin daha çok görünür kılınması gerektiği hakkında tartışıldı. Bu tartışmaların sonraki senelerde derinleşeceği ön görüldü.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kentlerde-saglikli-ve-temiz-gidaya-erisimin-yolu-gida-topluluklari-ve-kooperatifleri/">Kentlerde Sağlıklı Ve Temiz Gıdaya Erişimin Yolu: &lt;br&gt;Gıda Toplulukları ve Kooperatifleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda Üretimine Doğayla Dost, Bütüncül Bir Yaklaşım: Agroekoloji</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gida-uretimine-dogayla-dost-butuncul-bir-yaklasim-agroekoloji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFSAD Kısa Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Agroekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhan Temürcü]]></category>
		<category><![CDATA[Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarımsal üretim ve tüketimin ekolojik ve sosyal duyarlılıkla yapılmasını içeren agroekoloj terimi Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği’nin anahtar kelimelerinden biri. Kurulduğu günden bugüne doğa dostu üretim pratiklerini arttırmak adına çalışmalar yürüten dernek, yerel dayanışma ağlarında da aktif rol alıyor. Agroekoloji felsefesini anlatmak, topluluk destekli tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak adına çalışmalar yürüten derneğin koordinatörü Ceyhan Temürcü ile söyleştik.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gida-uretimine-dogayla-dost-butuncul-bir-yaklasim-agroekoloji/">Gıda Üretimine Doğayla Dost, Bütüncül Bir Yaklaşım: Agroekoloji</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği dört mevsim çalışıyor. Peki kurulma süreci nasıl gelişti? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz resmi olarak 03.02.2014 tarihinde kuruldu. Aslında 2009 yılından itibaren, arkadaş grupları olarak Güdül İlçesi’nde çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Kardeş Bitkiler topluluğu olarak 2 yıl boyunca, Yeşilöz kasabasında, Kirmir Çayı kıyısında bir bahçede ekip biçmeyi öğrendik, ekolojik tarım pratikleri yaptık. Sonrasına Tahtacıörencik Köyü’nde edindiğimiz bir arazide benzeri çalışmaları sürdürdük. Bir grubumuz köy halkı ile yakın ilişkiler geliştirdi. Köydeki bazı üreticileri temiz tarıma teşvik ettik ve aracısız satış ağlarında yer almalarını sağladık. Özellikle Kır Çocukları ekibi olarak köy halkı ile iletişim ve işbirliği pratiklerimiz zamanla gelişti. Köyün öncü üreticilerinin de içinde olduğu bir grupla beraber, bir taban oluşumu olarak Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi’ni kurduk ve <a href="https://tahtaciorencik.org/">Web yoluyla</a> görünürlük sağladık</span><span style="font-weight: 400;">. Bu çabalar sonucunda köydeki doğa-dostu üretim pratiklerinde ciddi bir artış oldu. 2014 yılında, çalışmalarımızın kalıcı olmasını düşünerek, Tahtacıörencik Köyü merkezli Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği’ni kurduk. Derneği aktif şekilde kullanmaya ve fon destekli projelerde yer almaya ise ancak 2018 yılında başladık. <a href="https://dortmevsimekoloji.org/">Web sitemizi</a> de bu yıl etkinleştirdik.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45426 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/1-2.jpg" alt="" width="352" height="258" />Derneğin gündeminde hangi projeler var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz, öncelikle Güdül İlçesi ve Ankara yereli olmak üzere, agroekoloji yaklaşımının ve uygulamalarının yaygınlaşmasına yönelik faaliyetler yürütüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Agroekoloji, üretim tarzından tedarik araçlarına, tüketimden yaşam biçimine ve politik alana kadar, gıda sisteminin bütün aşamalarını ve yönlerini kapsayan bütünsel bir yaklaşım. Bu sebeple çalışma alanlarımız kırsaldaki çiftçilerin üretim faaliyetlerinden tüketici örgütlenmelerine, yerel yönetimlerle işbirliğinden farkındalık artırıcı faaliyetlere kadar geniş bir alnı kapsıyor. Şimdilerde Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte, Güdül’de Gıda Toplulukları ile Agroekolojik Dönüşüm projesini yürütüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>UNDP SGP/GEF Tarafından Desteklenen “Öncü Çiftçiler” İle Çalışıyoruz</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çiftçilere eğitim ve danışmanlık desteği sağlıyor, tüketicilerle ve STK’larla buluşturup görünürlüklerini artırıyor, aracısız satış ağlarına girmelerini kolaylaştırıyoruz. Projenin diğer faaliyetleri arasında bölgenin tarım ve mutfak kültürünü belgelemek, örnek uygulama alanları oluşturmak, toplu çiftlik ziyaretleri düzenlemek var. Proje faaliyetleri Kasım 2020’ye kadar devam edecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Gerek tüzel kişiliğe sahip gerekse taban örgütlenmesi olan çok sayıda yapıyla yakın temas ve işbirliği içinde çalışıyoruz. Bunun dışında çeşitli ağ kurma faaliyetlerinde etkin rol alıyoruz. Örneğin Güdül İlçesi ve Ankara ölçeğinde birer katılımcı güvence sisteminin oluşmasına katkı veriyoruz. Ankara’da hafta sonları merkezi bir yerde bir üretici pazarı kurulması için belediyeler ile temas halindeyiz. Buğday Derneği’nin yürüttüğü ve 95 sivil toplum örgütünün yer aldığı Zehirsiz Sofralar Ağı’na katkı veriyoruz.</span></p>
<p><b>Akdeniz TDT ağına üyesiniz sanırım,  eğitim dokümanları nasıl oluşturuldu?  Dokümanlar açık erişimli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45427 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/2.jpg" alt="" width="348" height="258" />Evet, bir adıyla Akdeniz Topluluk Destekli Tarım Ağı, tam adıyla Akdeniz Agroekoloji için <a href="http://urgenci.net/the-mediterranean-csa-project/">Yerel Dayanışma Ortaklıkları Ağı</a></span><span style="font-weight: 400;">. 2016 Mart ayındaki kuruluş toplantısından başlayarak bu ağın içinde yer aldık. Sonrasında yalnızca dernek ekibi olarak değil, Türkiye’deki çeşitli gıda topluluklarından birçok kişiyle birlikte bu ağda yer aldık. 2017’de FAO’nun da desteğiyle, biri Ankara’da, diğeri Beyrut’ta çeşitli Akdeniz ülkelerinden katılımcıların olduğu öğrenme ziyaretleri gerçekleştirdik. Bu alanlardaki farklı gıda topluluğu oluşumlarını ve çiftlikleri ziyaret ederek yerinde gözlem ve deneyim paylaşımları gerçekleştirdik. Bu süreçte, Akdeniz havzasındaki gıda temelli farklı dayanışma yapılarını yansıtan ve alandaki ihtiyaçlara yanıt verecek bir eğitim müfredatı için çalışmaya başladık. 2018’de Fas’ta, Cezayir’de ve Yunanistan’da gerçekleşen buluşmalarla ve sonrasında uzaktan da çalışarak eğitim materyallerinin ilk versiyonlarını çıkardık. İngilizce, Fransızca ve Arapça versiyonlar <a href="https://hub.urgenci.net/">şu adreste</a> erişime açıklar.</span><span style="font-weight: 400;"> Şimdilerde bu materyallerin (kursiyer ve eğitmen kitapçıkları) Türkçeleşmesi için Türkiye Topluluk Destekli Tarım Ağı’ndan arkadaşlarla birlikte bir imece çalışması içindeyiz. Türkçe belgeler de açık erişimli olacak.</span></p>
<p><b>Zehirsiz Sofralar ağında da bulunuyorsunuz. Görev paylaşımı yapıldı mı? Hangi alanlarda görev alacaksınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, ağda yer alan kuruluşlar hangi alanlarda katkı verebileceklerini ortaya koydular ve süreç devam ediyor. Bizler de kampanya yaygınlaştırma çalışmaları dışında kapasitemiz elverdiği ölçüde etkinliklere destek sağlıyoruz. Örneğin 14 Aralık’ta, AFSAD Kısa Film Festivali kapsamında gerçekleşecek Zehirsiz Sofralar gününde panelist olarak derneğimizden bir kişi de yer alacak. Ayrıca Güdül İlçesinde Zehirsiz Sofralar’ın yerel bir etkinliğini planlamak için de çalışmaya başladık.</span></p>
<p><b>Önünüzdeki hedeflerden bahsedelim biraz da, hangi konu başlıkları öne çıkıyor?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Güdül Agroekoloji projesinde yaygın ve etkin sonuçlara ulaşmak; özellikle de tüketiciler, sivil toplum ve gıda toplulukları ile yereldeki çiftçiler/üreticiler arasında daha fazla bağ kurulmasını sağlamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ankara’da topluluk desteği ve denetimiyle işleyen (katılımcı güvence sistemi) bir üretici pazarının kurulmasına katkı vermek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Güdül İlçesi’nde doğa dostu bir kırsal gelişim için kamu, yerel yönetim, diğer STK’lar, üreticiler ve yerel halk ile birlikte etkin bir koordinasyon kurulmasını sağlamak.</span></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gida-uretimine-dogayla-dost-butuncul-bir-yaklasim-agroekoloji/">Gıda Üretimine Doğayla Dost, Bütüncül Bir Yaklaşım: Agroekoloji</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Video Destekli Temel Veri Gazeteciliği Eğitimleri Başlıyor </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/07/video-destekli-temel-veri-gazeteciligi-egitimleri-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Dec 2019 08:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[NewsLab Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Saadettin Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[veri gazeteciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Veri Okuryazarlığı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Voyd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veri Okuryazarlığı Derneği (VOYD) ve NewsLab Türkiye platformu veri gazeteciliği süreçlerini hakkında temel ve erişilebilir bir kaynak oluşturmak adına işbirliği yaptı. Bu işbirliğinin detaylarını VOYD yönetim kurulu üyesi Saadettin Demirel ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/07/video-destekli-temel-veri-gazeteciligi-egitimleri-basliyor/">Video Destekli Temel Veri Gazeteciliği Eğitimleri Başlıyor </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>VOYD daha önce eğitim düzenledi mi? Bu eğitimlerden kimler faydalanabiliyor? Eğitimler ücretsiz mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">VOYD daha öncesinde hem bireysel olarak hemde kuruluş olarak özellikleri üyelerinin katıldığı veri gazeteciliği eğitimleri düzenledi. Pınar Dağ tarafından düzenlenen eğitimlere bir çok üyemize katıldı. Eğitimler genelde üyelerimize ve katılmak isteyenlere de açık oluyor. Yani eğitimlerden yararlanmak için üye olmak zorunluluk değil. Konuyla ilgilenmeniz ve zaman yaratmanız yeterli.</span></p>
<p><b>VOYD’un yakın zamanda içinde yer aldığı etkinliklerden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">VOYD 4 Ekim 2019 tarihinde Yeni Medya Çalışmaları IV. Ulusal Kongresinde &#8220;Veri Okuryazarlığı’nın Veriye Ulaşmada, Okumada ve Yorumlamada Rolü”  ve “Bir Veri Eşitsizliği Örneği Olarak ‘Gatesnotes 2019 Raporu’nun Anlattıkları!&#8221; atölyesini gerçekleştirdi. Son olarak NewsLab Turkey (NLTR) ile video destekli temel veri gazeteciliği eğitimleri vermek adına bir işbirliği gerçekleştirdi.</span></p>
<p><b>Bu iş birliğinden bahsedebilir misiniz? Ne zaman başlayacak eğitimler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">NewslabTurkey ile yaptığımız iş birliği veri kazıma, veri temizleme, veri düzenleme, veri analizi, veri görselleştirme olmak üzere 5 modül ve 16 ayrı videodan oluşuyor. Video destekli eğitimlerde temel amacımız veri gazeteciliği süreçleri üzerine temel bir kaynak oluşturmak. Bunun yanı sıra gazeteciler ve geleceğin gazeteci adaylarının veri becerilerini geliştirebileceği ve kolaylıkla erişebileceği bir olanak sunmak da istedik. Eğitimler temel seviyede tutuldu, kullanılan araçlar,  yazılımlar açık kaynak veya ücretsiz ulaşılabilecek teknolojiler. Herkes cihazında eğitimlerdeki adımları kendi cihazında kolaylıkla tekrarlayabilecek ve yaparak öğrenebilecek. Eğitimler Aralık ayının ilk haftası Newslabturkey ve VOYD’un Youtube kanallarından yayınlanacak.</span></p>
<p><b>VOYD’un iş biriliği yaptığı başka kurumlar var mı? Önünüzdeki projelerden kısaca bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Tarım Ve Beslenme Için Küresek Açık Veri” olarak Türkçeleştirebileceğimiz “Global Open Data For Agriculture and Nutrition” adlı İngiltere merkezli dernek ile ortaklık kurduk. Açık verinin önemini tarım ve beslenme alanlarında da anlatmak istiyoruz. Bununla ilgili destek arayışlarımız sürüyor. Önümüzdeki günlerde Tarım 4.0 projelerinde açık verinin üretilmesi, kullanılması ve yaygınlaştırılması adına çalışmalarımız olacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/07/video-destekli-temel-veri-gazeteciligi-egitimleri-basliyor/">Video Destekli Temel Veri Gazeteciliği Eğitimleri Başlıyor </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Savunuculuk Faaliyetlerini Geliştirmek İçin Faydalanıcı Veriler Daha Çok Kullanılmalı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/savunuculuk-faaliyetlerini-gelistirmek-icin-faydalanici-veriler-daha-cok-kullanilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 09:32:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Veri Okuryazarlığı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Voyd]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45351</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Kongre merkezinde 19.’su düzenlenen Bilişim Zirvesi’nin bu seneki teması “Data Talks” “Veri Konuşur” idi. Veri Okuryazarlığı Derneği (VOYD) üyesi Bekir Arslan’ın zirveye dair izlenimlerini dinlerken, verinin savunuculuk faaliyetlerinde hangi yöntemlerle konuşturulabileceği hususunda söyleştik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/savunuculuk-faaliyetlerini-gelistirmek-icin-faydalanici-veriler-daha-cok-kullanilmali/">“Savunuculuk Faaliyetlerini Geliştirmek İçin Faydalanıcı Veriler Daha Çok Kullanılmalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>20-21 Kasım’da düzenlenen Bilişim Zirvesi’nde hangi başlıklar öne çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45353 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/h.jpg" alt="" width="369" height="241" />Katılımcısına göre değişen bir soru bu. Ben veri analitiği ve iş zekası konularıyla ilgili panellere katıldım. Yapay zekadan çok veri güvenliği, mobil veri ve haberleşme alanları benim diğer dikkatimi çeken konulardı.</span></p>
<p><b>Sivil toplum örgütlerinin zirveye katılımı nasıldı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcı olarak vardır mutlaka ama bu zirve daha çok bilişim sektöründe çalışanları bir araya getirdi bence. O yüzden herhangi bir sivil toplum örgütünün standını göremedim. Tanıtım stantları da daha çok bilişim alanında ürünleri olan şirketlerin oluşturduğu stantlardı. Ama bu demek değil ki sivil toplum örgütlerini bunlar ilgilendirmiyor. Tam tersi örgütler kendi bünyelerindeki problemleri çözebilmek için bilişim sektörüne başvurmak zorunda. O yüzden daha çok sivil toplum örgütü temsilcisini görmek isterdim.</span></p>
<p><b>Bu zirvenin teması “veri konuşur”idi. Peki sivil toplum örgütlerinin yürüttüğü hak temelli savunuculuk faaliyetlerinde veri nasıl konuşabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savunuculuk faaliyetlerini geliştirmek için kriz verileri kadar önemli bir başka şey daha var, o da faydalanıcı verileri. Demografi, eğitim ve aile durumu, dezavantaj nedeni, yaşadığı yer, krizden ne derece etkilendiği ve neye ihtiyaç duyduğu gibi verileri buna örnek verebilirim. Bu verilerin derlenmesi yetmiyor, düzenli raporlanması, işlenmesi ve faaliyet sonucunda ne gibi sosyal etkiler oluştuğu temel mesele bence.</span></p>
<p><b>Bahsettiğiniz sürece dair bir örnek verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Verinin konuşması tabiri bana geçenlerde yaşattığım bir olayı hatırlattı. Anlatacağım şey veri görselleştirme alanıyla ilişkili. Eve su faturası geldi. Çoğu kişinin yaptığı gibi ben de gelen her su faturasına bakmadan -ücret bilgisi hariç- direk çöpe atıyorum. Çünkü otomatik ödeme talimatı faturayı takip etmeme ihtiyaç bırakmıyor. Başka bir zaman oldu mu hatırlamıyorum ama geçen ay ilk defa evimizde ailecek ne kadar su tükettiğimizi merak ettim. Merak etmemle küçük bir şok geçirmem bir oldu çünkü günlük ortalama 190 litre su harcamışız. Veri olarak sadece bu bilgi vardı ama veri görselleştirmeci zihnim hemen bunun 10 adet damacana suya tekabül ettiğini söyledi. Faturaların bu gözle değerlendirilip belediyelerce görselleştirilmesi eminim birçok farkındalığı da beraberinde getirecek. Çünkü faturalar sayılardan ibaret, benimle konuşmuyor. Görselleştirildiği anda benimle konuşmaya başlayacak. Yurtdışında bu konuda çalışma yapıp çok iyi geri dönüşler alan şirketler biliyorum. </span></p>
<p><b>Peki bahsettiğiniz fatura sizi su tüketimleri verisini araştırmaya yönlendirdi mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette. 190 litrelik veriyle karşılaştığımda ne yaptım? Türkiye’deki hane halkı su tüketimlerini inceleyen bir içerik var mı sorusunun peşine düştüm. Üç yıl önce yapılmış bir araştırma haricinde hiçbir şey bulamadım. Devletin resmi kurumu TÜİK’de de aradım, bulamadım. Vardır mutlaka ama kim bilir hangi dehlizlerde. Son kullanıcının anlamayacağı türde bir yerde duruyor olabilir bu veriler. Halbuki açık veri hepimiz için. Kamusal alana hizmet eden kurumların büyük sorumluluğu olan bir konu veri okuryazarlığı bence. Veri görselleştirme sadece şirket ve kurumların karar alma mekanizmaları için gerekli olan bir şey değil, insanlara bir şeyi en temiz ve sade bir şekilde anlatabildiğin bir iletişim aracı aynı zamanda. </span></p>
<p><b>Son olarak neler eklemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel kurumlar, kamu kuruluşları ya da sivil toplum örgütleri yürüttükleri faaliyetlerini veri perspektifinden ve söyleşide bahsettiğim döngü açısından yeniden değerlendirmeli. Sadece savunuculuk değil diğer tüm alanlardaki faaliyetler için de geçerli bu durum. Sonuçta ölçemediğiniz şeyi geliştiremezsiniz, ana kural bu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/savunuculuk-faaliyetlerini-gelistirmek-icin-faydalanici-veriler-daha-cok-kullanilmali/">“Savunuculuk Faaliyetlerini Geliştirmek İçin Faydalanıcı Veriler Daha Çok Kullanılmalı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevreci Enerji Derneği’nin Acil Talebi:  “Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Teşviki Netleşmeli”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/cevreci-enerji-derneginin-acil-talebi-yenilenebilir-enerji-yatirimlarinin-tesviki-netlesmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 08:28:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevreci Enerji Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Çevre ve Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma için Sürdürülebilir Sivil Toplum Diyaloğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Şallı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevreci Enerji Derneği Başkanı Tolga Şallı ile derneğin gündemi, düzenlediği faaliyetler ve yürüttüğü projeler hakkında söyleştik. Şallı, dernek olarak yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin kullanmak, bu kullanımın yaygınlaştırılması ve geliştirilmesine katkı sağlamak böylelikle gezegenin yaşam hakkını savunmak adına kurulduklarından bahsediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/cevreci-enerji-derneginin-acil-talebi-yenilenebilir-enerji-yatirimlarinin-tesviki-netlesmeli/">Çevreci Enerji Derneği’nin Acil Talebi: &lt;br&gt; “Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Teşviki Netleşmeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çevreci Enerji Derneği’nin kuruluş fikri nasıl gelişti? Neden İzmir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43604 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Alıntısı-23.jpg" alt="" width="279" height="278" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Alıntısı-23.jpg 413w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Alıntısı-23-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 279px) 100vw, 279px" />İklim krizi ile mücadelede en önemli gücün yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek olduğunu biliyoruz. Tabi bunun yanında enerji verimliliği, atık yönetimi gibi kavramlar da önem arz etmekte. Ancak İzmir’de yenilenebilir enerjinin önemini anlatan, iklim krizi ile mücadelede projeler üretebilen aktif bir sivil toplum kuruluşunun olmadığını fark ettik. Asıl kuruluş nedenimizin bu olduğunu söyleyebiliriz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Savunuculuk faaliyetlerinizi güçlendirmek adına neler yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir şeyi savunabilmek için onu iyi bilmek gerekiyor. Tüm idari, hukuki ve teknik süreçler hakkında bilgi sahibi olmadan savunuculuk faaliyetleri topluma zarar vermekte. Hatta maalesef yenilenebilir enerji hakkında bile hala yanlış bilgiler dolaşmakta. Bu yüzden, gerçek bilgileri halkımızla paylaşabilmek adına birçok etkinlik düzenledik. Sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz. </span></p>
<p><b>İşbirliği içerisinde olduğunuz kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları var mı? Nasıl projeler yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum sektörü programı altında yürüttüğümüz “Sürdürülebilir Çevre ve Enerji” isimli projemizde, proje iştirakçimiz İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü. Projenin amacı; özellikle çevre ve enerji alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının idari ve teknik kapasitelerinin geliştirilmesi ile ilgili. Sivil Toplum Diyaloğu programı altında yürüttüğümüz “Sürdürülebilir Kalkınma için Sürdürülebilir Sivil Toplum Diyaloğu” projemizde ise İtalya’dan Kyoto Club ortağımız, Bologna Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi ise iştirakçilerimiz. Bu projenin amacı; AB Müktesebatı Çevre faslı altında bulunan alt başlıklarda (Doğa koruma, iklim değişikliği, yatay mevzuat, kimyasalların kontrolü, hava kirliliği, su kalitesi) sivil toplum aracılığı ile iyi uygulamaların ülkemize entegre etme çabası. Proje süresi 15 ay olup 01 Nisan 2019 tarihinde başlandı ve 30 Haziran 2020 tarihinde sona erecek. Özellikle çevre ve yenilenebilir enerji alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Enerji kaynaklarının kullanımı konusunda bilinçlendirmeye katkıda bulunmak ve paylaşmak, toplumun ve sektörün bilgi ve farkındalık düzeylerini yükseltmek amaçlarıyla düzenlediğiniz faaliyetler nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde tüm dünyayı ilgilendiren en önemli konu iklim krizi.  Başa çıkabilmek için de yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği en öncelikli konular. Ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin bir ülke. Özellikle; rüzgar, güneş ve biyogaz kaynaklarımızın daha fazla ve etkin kullanılması gerekmekte. Ancak, daha önce aktardığımız gibi yenilenebilir enerji hakkında yanlış bilgiler, bu kavramların önemini azaltmaya neden olmakta. Bilim insanları aracılığıyla halkımıza doğru bilgileri paylaşmaya çalışıyoruz. Yürütmekte olduğumuz projelerle, çevre ve enerji alanında çalışan STK’ların kapasitelerini arttırmaya ve özellikle Avrupa Birliği ülkelerindeki iyi uygulamaları ülkemize aktarmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43605 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/2-1.jpg" alt="" width="355" height="256" /></span></p>
<p><b>Dernek sürecinde, savunuculuk faaliyetlerinizde sizi en çok zorlayan meseleler hangileri?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savunduğumuz konunun ne kadar hayati bir konu olduğunun farkındayız. Ancak toplumların yaşamadıkça öğrenememe gibi bir sorunu var. Bu yüzden bireyin ya da toplumun yaşayacağı olumsuzlukları anlatmakta zorlandığımızı söyleyebiliriz. Ancak oldukça fazla ilerleme kaydedebildik. En azından kavramsal olarak yenilenebilir enerji, iklim krizi gibi kavramlar toplum tarafından kabul edilebilir noktaya geldi.</span></p>
<p><b>Sizce gelecek nasıl bir tablo çiziyor? Türkiye’de tablo nasıl? Ülkemizde temiz, yeşil ve yenilebilir enerji kullanımının yaygınlaşması için atılması gereken adımlar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir karamsarlık var. Ancak umudumuz olduğu sürece, bilimsel çalışmalar yapıldığı </span> <span style="font-weight: 400;">sürece ve uygulanabilirlik arttıkça, gelecek daha iyi olacaktır. Ülkemizde özellikle son </span> <span style="font-weight: 400;">10 yılda yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi arttı. Artmaya da </span> <span style="font-weight: 400;">devam ediyor. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücünün </span> <span style="font-weight: 400;">2024 yılında geçen yıla göre yüzde 50 artarak 63 gigavata ulaşacağı öngörülüyor. Bu </span> <span style="font-weight: 400;">artışla Türkiye, Avrupa&#8217;da en fazla yenilenebilir enerji kapasitesi bulunan 5 ülkeden </span> <span style="font-weight: 400;">biri </span> <span style="font-weight: 400;">olacak. Atılması gereken en önemli adım ise yenilenebilir enerji yatırımlarının </span> <span style="font-weight: 400;">teşvik mekanizmasının netleşmesi. Çünkü YEKDEM denilen mekanizma 2020 yılı </span> <span style="font-weight: 400;">sonu itibariyle bitecek. Yatırımların finansal sürdürülebilirliğinin artması ve finans </span> <span style="font-weight: 400;">kaynaklarına daha rahat erişimi yatırım motivasyonunu ve finansal riskleri minimize </span> <span style="font-weight: 400;">edecektir.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka bir nokta var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemiz, doğasıyla, tarımıyla sanayisiyle, turizmiyle, enerjisiyle en önemlisi insanıyla yüksek bir değerler zincirine sahip. Kaynaklarımızın planlı ve verimli kullanılması halkımızın daha refah bir yaşantı sürmesine neden olacaktır. Bu doğrultuda; sivil toplum sektörünün gelişmesi; yerel yönetimlerin, kamu idarecilerinin, yatırımcıların daha etkin kararlar almasına destek olacaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/24/cevreci-enerji-derneginin-acil-talebi-yenilenebilir-enerji-yatirimlarinin-tesviki-netlesmeli/">Çevreci Enerji Derneği’nin Acil Talebi: &lt;br&gt; “Yenilenebilir Enerji Yatırımlarının Teşviki Netleşmeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
