<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Derya Kap, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/derya-kap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/derya-kap/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jul 2024 10:50:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Derya Kap, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/derya-kap/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 11:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum ve afet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu’nun 6 Şubat depremleri sonrası edindiği zengin deneyimi bir kitaba dönüştü: Adıyaman Sivil Toplumu Anlatıyor. Kitabın sürekli “daralmasından” şikâyet ettiğimiz sivil alandaki aktörlere mesajı net: Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu “Türkiye’deki en iyi afet sonrası sivil koordinasyon örneklerinden biri” çünkü “...var olan gücümüzü etkin kullanabildik, süreci rekabetçi değil dayanışmacı şekilde yürüttük.” Kitap aynı zamanda Türkiye’de taban örgütlerinin neden güçlenmesi gerektiğine sahadan yanıt veriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/">“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye “yoğun şekilde yönelen” sivil toplum projeleri ve gönüllülerin sayıları, nispeten azaldı. Kamuoyunun da bölgeye olan ilgisi ekonomik krizin de etkisiyle düştü.  STK’lar gönüllülerin ve kaynakların yetersizliğinden dem vurmaya başladı.</p>
<p>Adıyaman, kentin afet öncesi ve sonrası sivil alana bakışı yönünden özgün bir örnek olabilir.  Depremin hemen ardından Hamit Levent Evci gibi bazı sivil toplum profesyonelleri Adıyaman’da sahada idi. Sürecin birebir tanığı ve afet sonrası sivil toplum faaliyetlerine dair biriken söz ve deneyimleri o kadar yoğundu ki bunları çoklu krizle çağında yaşayacağımız yeni krizler için paylaşma sorumluluğu hissettiler ve neredeyse tüm hak alanlarındaki içgörüleriyle <a href="https://anit417.org/adiyamansiviltoplumuanlatiyor/">Adıyaman Sivil Toplumu Anlatıyor</a> kitabında bir araya getirdiler.</p>
<p>Kitabın yazarlarından Hamit Levent Evci, Gülfer Kırbaş ve Asuman Şahin sorularımızı yanıtladı.</p>
<p><strong>Neden bir kitap yazmayı düşündünüz? Hedefiniz kime ulaşmak? Nasıl bir etki yaratmak? </strong></p>
<p><strong>Hamit Levent Evci: </strong>Deprem sahasında çalışıyorsanız, hele ki Adıyaman gibi “unutulan” bir yerde çalışıyorsanız, birçok şeyi düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Burada çalışan çoğu kişi kendisini çok yalnız hissetti ama bir yandan da bir sürü deneyim vardı burada. Bu kitabı, birçok sebeple kaleme aldık ama en çok şu 3 sebeple sanıyoruz:</p>
<p>Adıyaman’da depremden bu yana bir buçuk sene geçti. Bir buçuk senenin sonunda halen onlarca sorun yaşanıyor. Bu sorunlara yönelik hizmetler ise her geçen gün azalıyor. Dolayısıyla bu kitabı tüm aktörlere “deprem sonrası toparlanma bitmedi, hatta neredeyse yeni başlıyor” demek için kaleme aldık.</p>
<p>Türkiye krizler ülkesi. Birçok kriz oluyor ve ne yazık ki olmaya da devam edecek. Zaten doğal afetlerden kaçmak da mümkün değil, önemli olan krizlere dönmemesi için önlemler almak ve karşılaştığımızda en az hasarla bu süreci geçirmek. Adıyaman’da sivil toplum aktörleri olarak birçok deneyim kazandık. Bu deneyimleri gelecekteki krizlere hazırlanan tüm öznelere anlatmanın önemli sorumluluklarımızdan biri olduğunu düşünüyorduk.</p>
<p>Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu Türkiye’deki, hatta belki de dünyadaki en iyi ve en işlevsel afet sonrası sivil koordinasyon modeli örneklerinden biri. Kitapta da okuyacağınız üzere hacminin çok ötesinde işler başardı ve halen ASTDG koordinasyona ve de kolektif üretime devam ediyor. Hem bu modeli hem de bu koordinasyon etrafında bir araya gelen kişi/kurumların deneyimlerini bir araya getirmenin de bu modeli güçlendirmek için önemli bir adım olduğunu düşündük. Ve gerçekten de öyle oldu.</p>
<p>Kitabın yazarları olarak kitabı ilk gördüğümüzde ne yapacağımızı, birbirimize nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik. Çünkü bu deneyim, uzun süredir söylediğimiz gibi “bizim büyük çaresizliğimizin en güzel dayanışması” ve bu kitap da bu dayanışmanın en güzel üretimlerinden biri.</p>
<h4><strong>Rekabetçi Değil Dayanışmacı! </strong></h4>
<p><strong>Kitap pek çok hak alanını içeriyor, kentte en verimli çalıştığınız alanlar  ve hala çok sıkıntılar var dediğiniz alanlar hangileri?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Adıyaman afet sonrası müdahalede çok yalnız bırakılmış bir şehir oldu. Burada çalışmaya gelen sivil toplum kuruluşları, insani yardım örgütleri de afetin büyüklüğü karşısında yalnız hissetti ve devam edebilmenin tek yolu olarak dayanışmayı buldu. Bu dayanışma temelli koordinasyon ile aslında sınırlı kaynağı etkin şekilde kullanabildi. Dolayısıyla en verimli çalıştığımız alan dayanışabildiğimiz her alan oldu.</p>
<p>Afet sonrası oluşan bu dayanışma halinin kente çok daha geniş bir yansıması olduğunu da gördük. Bir yandan sivil toplum kuruluşlarında çalışmaya başlayan Adıyaman’lı gençler için yeni bir alan açıldı, çok şey öğrenip hızla bu alanda yetişmeye başladılar. Bir yandan da Adıyaman halkı hak temelli çalışmalarla tanıştı ve bu çalışmalara alan açtı.</p>
<p>Örneğin kadın çalışması konusunda Adıyaman’da zorlanacağını düşünebilir pek çok örgüt. Ama afet sonrası süreçte 3 yılda alacağımız yolu 3 ayda aldık, kadınlar için farklılaşan akut ihtiyaçları karşılarken ve bunları gündem ederken çok kısa sürede toplumsal cinsiyet eşitliği konuşur olduk. Sivil alanın varlığı kadınları sivil alana katılımı konusunda da güçlendirdi. Gençlik çalışmaları çok etkili bir şekilde gelişti. Mülteciler özelinde hizmet verilmesinin ötesinde hak savunuculuğu yaptı burada örgütler. Aslında her alanda var olan gücümüzü etkin kullanabildik çünkü bu süreci rekabetçi değil dayanışmacı bir şekilde yürüttük.</p>
<p><strong> </strong>Bugün hala devam eden sorun alanları var. Geçici yerleşim alanlarına ne olacağı, yeni yerleşim alanlarının ne zaman biteceği, buraların kent kültürüne, özel ihtiyaçlara uygunluğu, kentin kadınlar ve çocuklar için destekleyici mekanizmalarının güçlendirilmesi, deprem sonrası kent hafızasının yok oluşu, mültecilerin yaşam alanları…</p>
<p>Ama en büyük sorun bu çalışmaların devamlılığı. Başta kontrolsüzce yığılan destekleri en etkin şekilde kullanmaya çalıştık ama şimdi bu destekler hızla çekiliyor. Henüz sonuçlarını yeni alacağımız merkezler kapanıyor çünkü özel sektör ilk zamanlara kıyasla desteğini çekmiş/veya oldukça azaltmış ve de büyük fon verenlerin gündemi değişmiş. Örneğin, psikolojik destek almaya başlarda hiç hazır değildik ama asıl şimdi buna ihtiyacımız var diyor insanlar. Ama ruh sağlığı ve psiko-sosyal destek alanında çalışan kurumların sayısı bugün oldukça az.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-86710" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/1-160x160.jpeg" alt="" width="346" height="346" />Adıyaman’da Tek Sivil Aktör Gibi Çalışmak! </strong></p>
<p><strong>Adıyaman’dan ve mevcut sivil toplumundan siz ne umdunuz? Ne buldunuz? Ne gözlemlediniz?</strong></p>
<p><strong>Asuman Şahin : </strong>Adıyaman’da deprem öncesinde geniş ve güçlü bir sivil toplum ağından bahsedemiyoruz ne yazık ki. Afetten önce dernekler odasına kayıtlı yüzlerce dernek olsa da çoğu hemşehri dernekleri veya meslek odaları, sahada uluslararası partnerlerle insani yardım alanında çalışan bir dernek ve yeni kurulmuş birkaç gençlik sivil toplum örgütü vardı.</p>
<p>Dolayısıyla sivil toplumdan bir beklentimizin olması çok mümkün değildi.</p>
<p>Hem fon sağlayıcı kurumlar hem de dernekler Adıyaman’ı bilmedikleri için çalışma yapmaya da çekindiler ve Adıyaman’da ya hiç çalışmadılar ya da sahada çalışmaya başlamaları çok uzun zaman aldı, bahsettiğimiz yalnızlık hissini böyle bir yerden de yaşadık.</p>
<p>Depremden sonra ulusal ve bölgesel sivil toplum kuruluşları Adıyaman’a ihtiyaç analizi için gelmeye başladı ve o sırada Adıyaman Sivil Toplum Dayanışma Grubu ile tanıştılar, sağlıklı veriye ulaşabilecekleri, sahada nerede nasıl bir çalışma yürüteceklerine dair öngörü paylaşabilen bir grupla tanıştığı için pek çok kurum Adıyaman’da çalışma yapmaya cesaret edebildi.</p>
<p>Şunu söyleyebiliriz ki öncesinde sivil toplum hareketliliği bulunmayan bir şehirde depremle birlikte yüzlerce kurum çalışma yürüttü, kimisi projesi bittiği için gitti ancak geri dönmenin ve tekrar sahada çalışmanın yollarını arıyor. İnsani yardım ve hak temelli çalışan sivil örgütleri aynı paydada buluşturabildik mesela, iki grup da birbirinin dilini anlamazken kavramlarda uzlaştılar, birbirlerini ve çalışma alanlarını tanıdılar, birbirlerine yönlendirme yaptılar. Adıyaman’da kurum isimleriyle çalışılmadı aslında, tek bir sivil hareket gibi çalışıldı ve herkes ihtiyacı tutabildiği ucundan tutup karşılamak için çabaladı. Bu hepimiz için şaşırtıcı ve oldukça etkileyici oldu, hep “bir şehrin kaderini değiştirmeye niyetliyiz” derdik, çok iyi bir sivil örgütlenme ve koordinasyon örneğini sivil alana katma şansımız oldu. Adıyaman’da tahminlerimizden daha ötesini bulduk diyebiliriz.</p>
<p><strong>Yerel düzeyde STK çalışmasına dair, özellikle deprem sonrası pek çok projenin yönelmesi, nasıl bir etki yarattı? Eleştirel bir değerlendirme yapar mısınız?</strong></p>
<p><strong>Asuman Şahin: </strong>Bu soruyu birkaç ana başlık üstünden düşünmek anlamlı olacaktır :</p>
<p>Deprem sonrasında hem fon kuruluşları hem özel sektör hem de bireysel bağışçılar deprem bölgelerine çok fazla destek sağladı, alana çok fazla proje geldi. Çok fazla fon sağlanmış olsa da bu fonlar illerin depremden etkilenmişlik düzeyleriyle doğru orantılı olarak sahaya dağıtılmadı.</p>
<p>Saha çalışmaları sırasında ihtiyaçlar çok hızlı değişiyordu ve bildiğimiz/alışık olduğumuz proje yönetme sistemleri, prosedürler ve kurum içi uygulamalar ihtiyaca yetişmeyi zorlaştırıyordu. Sahada tespit edilen ihtiyaca uygun bütçeler veya aktiviteler olmadığında veya kurum içi prosedürlere takılıp ihtiyaçların satın alma süresi uzadığında ne yazık ki ihtiyaca cevap verilemiyordu.</p>
<p>Pek çok bağışçı, özel sektör fonu ve büyük fon sağlayıcı kurum afetin başında bu konuda sağlayabileceği bütçenin çok büyük bir kısmını sahaya sundu ve yavaş yavaş sahadan çekilmeye başladılar. Örneğin bugün ilk günlerdekine göre çok daha fazla ruh sağlığı ve psikososyal destek çalışması ihtiyacı var ve hatta tam da bu dönemde bu çalışmalara başlanması gerekirdi ama fon bulunamadığı için bu bağlamda çalışan aktör sayısı çok azaldı.</p>
<p>Fonların da koordinasyonunun sağlanması ve ihtiyaca göre kademeli olarak sahaya yönlendirilmesi gerekirdi. Örneğin şu anda kalkınma ve yeniden kurulum konuşulması gerekiyor ancak sahada bu işler için çalışılabilecek uygun fonlar/projeler yok. İlk zamanlarda ihtiyacın çok üstünde, birbirine çok benzeyen pek çok proje yürütüldü ve bu mükerrer desteklerin verilmesine sebep oldu.</p>
<p>İnsani yardım aktörleri fon sağlayıcıların ajandaları gereği birinci yılın sonunda tamamen mülteci odaklı çalışmalar yürütmek durumunda kaldı ve afet gündeminin dışına çıkıldı, şu anda afet sahalarında kurulmuş operasyonlarda pek çok kurum mülteci koruma programı yürütüyor ve afet programlarını kapattı mesela.</p>
<p><strong>Yerelin İhtiyacına Uyumlanan Sivil Aktörlerin Farkı </strong></p>
<p><strong>Hamit Levent Evci</strong> :  Bu depremlerde sivil toplum çok önemli işler yaptı. Ama sivil toplumu bir bütün olarak da değerlendirmemek lazım. Yerelin ihtiyacını fark edebilen, yereldeki kaynaklarla birlikte hareket eden ve yerel dinamiklerine uyumlananlar fark yarattı. Merkezi bir yerden “ben çok iyi bilirim bu işi” diyen kurumlar ise çuvalladı. Birçok kurumun elindeki fonları “hedef odaklı” kullandıklarını ve etkisinin oldukça sınırlı olduğunu gördük. Bu noktada bir diğer eleştirimiz ise, küresel insani yardım sektörüne olabilir. Türkiye’deki müdahale süreçleri, deprem için ayrılan fonların çok düşük bir miktarının depremzedeye ulaşması ve yereldeki kurumları çok zor durumda bırakan onlarca prosedür vardı. Bu da hareketi oldukça kısıtladı.</p>
<p><strong>Sivil toplumda afet, nasıl bir etki yaratıyor? Adıyaman’ın diğer depremi yaşayan kentlerden farkı var mı? Benzerlikler ne olabilir?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Aslında hem sivil toplum hem insani yardım örgütleri ülkenin geri kalanında olduğu gibi afetlere hazırlıklı değil. Bu yaşanan hepimiz için bir krizdi. Buradan öğrenilen dersleri aktarmak kitabı yazmakta en önemli motivasyonlarımızdandı. Bu dersleri gerçekten içselleştirmemiz ve olası afetler/krizler için en çok koordine olmaya hazırlıklı olmamız lazım.</p>
<p><strong>Adıyaman’a sizin ilk adım attığınızdan bu yana ne değişti? Kendi sosyal etkinizi, sivil toplumun yaptıkları, yapamadıkları, eksik kaldıkları neler olabilir?</strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş</strong>: Deprem öncesi Adıyaman’da sivil toplum örgütlerinin azlığı bir yana sivil katılım yaklaşımının zayıf olduğunu gördük. Deprem bir kriz yaratarak aslında dönüşmesi belki de çok zor bir tutumu değiştirmeye yönelik etki alanı açtı.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları, bağımsız yüzlerce gönüllü depremle beraber Adıyaman’a geldi. İnsanlar başlarda kendilerine uzanan eli can havliyle sormadan tuttular. Sonraları yavaş yavaş “siz neden buradasınız” demeye başladılar. “Sıcak yataklarınızı bırakıp nasıl geliyorsunuz?” dediler. Hatta daha da sonraları biz evlerimize gidip geri dönüyorduk, bunu görenler de “Hadi bir kere geldiniz, bu rezilliği gördükten sonra tekrar nasıl geliyorsunuz onu hiç anlamıyoruz.” dediler.</p>
<p>Bu sorular, yorumlar aslında bir çıkarımız olmadan sırf toplumsal bir soruna birey olarak, sivil toplum örgütleri olarak el uzatabileceğimizi gören zihinlerin düşünme şekliydi. Üstelik bu işleri “hak temelli” yapıyorduk. Yani insanlar “Allah razı olsun” dediğinde “olsun tabi ama bu ekmek, su, çamaşır senin hakkın” diyorduk. Doğalında gelişen bu süreçte dernekler, vakıflar ne iş yapar, neden ve nasıl gelir buralara diye çok sorup düşündü insanlar. Şehir dışından desteğe gelen herkes bir güç kattı Adıyamanlıya ve onlar da kendileri için ne yapabileceklerini düşünmeye başladılar. Bu zaten başlı başına çok büyük bir etki.</p>
<p>Daha önce neredeyse hiç STK çalışmasının olmaması aslında pek çok yerde olan STK yorgunluğunun da olmaması demekti. Yani yereli gözetmeyen, hedef odaklı ve mükerrer işlerle karşılaşmaktan insanlar yorulabiliyor. Defalarca kapısı çalınan, soru sorulan insanlar buna karşılık anlamlı bir destek bulamayabiliyor. Adıyaman’da bu yoktu. Bunun olmaması için de iyi bir koordinasyon yürütmeye çalıştık. Umarız bundan sonra da Adıyaman bu konuda iyi bir örnek olmaya devam eder.</p>
<p><strong>Sivil Alanda ‘Dayanışmacı Birliktelik’ Elzem !</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Türkiye’de genel olarak sivil alana dair bir tespitiniz ya da bir mesajınız var mı? </strong></p>
<p><strong>Gülfer Kırbaş: </strong>Hem deprem bölgesinde hem ülkenin diğer her ilinde çalışan sivil toplum örgütleri arasında ne yazık ki bu bahsettiğimiz gibi dayanışmacı bir birliktelik bulunmuyor. Evet sivil toplum bir sektöre dönüştü ama bu arasında rekabet olan, yerelin ihtiyaçlarını ve gücünü görmeyen bir yapıya dönüştü.</p>
<p>Biz, buna karşı iyi bir örnek oluşturduk Adıyaman’da. Bu örnekle aslında yerelleşme savunuculuğu yapıyoruz. Yereli iyi bilmek, yereli güçlendirmek yaklaşımıyla hareket edersek anlamlı işler yapabiliyoruz.</p>
<p><strong>Hamit Levent Evci:</strong> Merkezi yönetimleri ve yaklaşımları genellikle eleştiriyoruz. Sivil toplum içinde de bunu eleştirmeliyiz ve de değiştirmeliyiz. Türkiye sivil toplumu denilince birkaç şehirdeki güçlü yapılanmalar geliyor akla. Birçok yerel örgüt var ve bu yerel örgütlerin güçlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla bence Türkiye sivil toplumunun büyümesi/gelişmesi gereken taraf taban örgütlerinin güçlenmesidir. Büyük STÖ’lerin de en temel görevlerinden biri yerelde, kendileriyle benzer konularda çalışan STÖ’lerle işbirliklerini artırması ve karşılıklı öğrenme ortamlarını güçlendirmesi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Yayının tamamına bu <a href="https://anit417.org/adiyamansiviltoplumuanlatiyor/">linkten</a> ve Sivil Sayfalar raporlar bölümünden ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/23/buyuk-caresizligimizin-en-guzel-dayanismasi/">“Büyük Çaresizliğimizin En Güzel Dayanışması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayrımcılığı Belgeleyen ve Eşitliği Hedefleyen Merkez: Eşitlik İzleme Merkezi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jul 2024 11:34:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Eşit Haklar İçin İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İzleme Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de ayrımcılığa uğrayanları, bu alanda mücadele edenleri destekleyen ve eşitlik politikalarının geliştirilmesi için çalışan bir Merkez var: Eşitlik İzleme Merkezi (EİM). Sporda yaşanan ırkçılıktan, seçimlerde oy kullanamayan evsizlere kadar çok çeşitli konularda ayrımcılıkları gündeme getiriyor ve “devlete neyi yapmadığını hatırlatıyor.” Ayrımcılığa Karşı Ağ kuran EİM, hem online hem telefon ile hukuki başvuru alıyor. “Bildirilmeyen Ayrımcılık Görünmez Kalır” sloganıyla EİM, başvurularınızı bekliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/">Ayrımcılığı Belgeleyen ve Eşitliği Hedefleyen Merkez: Eşitlik İzleme Merkezi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşitlik İzleme Merkezi, Türkiye’de ayrımcılığa uğrayan kişi ve grupların adalete erişiminin güçlendirilmesi için ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri, insan hakları savunucuları, meslek örgütleri, akademik kurumlar ve araştırmacıların bir arada çalışmasına fırsat oluşturmak üzere 2022 yılında kuruldu.</p>
<p>Eşitlik İzleme Merkezi, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD) ile Hollanda Helsinki Komitesi (NHC) tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen “Ayrımcılığa Karşı Birlikte: Ayrımcılık Mağdurlarının Adalete Erişiminin İyileştirilmesi İçin Sivil Toplum Koalisyonu İnşa Edilmesi” projesi kapsamında faaliyet gösteriyor.</p>
<p><strong>EİM Neler Yapıyor?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Ayrımcılığa uğrayan kişi ve grupları desteklemek amacıyla bu alanda çalışan STK ve diğerleriyle birlikte izleme ve savunuculuk faaliyetleri yürütüyor,</li>
<li>Türkiye Eşitlik ve İnsan Hakları Kurumu ( TİHEK ), Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) gibi ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik politikalarının desteklenmesi konusunda çalışan kurumların faaliyetlerini izliyor, raporluyor. Bu karumların daha etkili faaliyet göstermesi için görüş ve tavsiyelerde bulunuyor,</li>
<li>Ayrımcılık alanında çalışan STK’lara ve akademisyenlere hibe desteği ve araştırma bursu sağlıyor,</li>
<li>Ayrımcılık karşıtı faaliyet gösteren STK, barolar, akademisyelerden oluşan “Ayrımcılığa Karşı Ağ” faaliyetlerini destekliyor,</li>
<li>Ayrımcılığa karşı olan kişi ve gruplardan başvuru alıyor ve bu başvurularla ilgili tavsiyelerde bulunup, gerektiğinde ilgili kurumlara yönlendirebiliyor.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-86607 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim1-640x426.jpeg" alt="" width="484" height="322" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim1-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim1-1280x853.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim1-1024x682.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 484px) 100vw, 484px" />Ayrımcılık Algı Araştırması</strong></p>
<p><strong> </strong>Eşitlik İzleme Merkezi’nden Seda Alp, EİM’in yürüttüğü faaliyetlerin detayları konusunda şunları söylüyor :</p>
<p>“EİM kurulduğu günden bugün dek her yıl ayrımcılık algısı araştırması yapıyoruz. Yüz yüze ve online toplantılar gerçekleştiriyoruz. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) kararlarının analizini yapıyoruz. 2023 yılında deprem bölgesinde iki saha çalışması yaptık ve iki raporumuz yayınlandı.</p>
<p>EİM olarak paydaşlarımız ile birlikte Türkiye’de ayrımcılığın izlenmesi için farklı araçlarla veri topluyoruz, izleme ve raporlama yapıyoruz. İzleme çalışmalarımızın bulguları raporlar, bilgi notları, web sitesi ve sosyal medya platformlarında paylaşıyoruz.</p>
<p>Türkiye’de ayrımcılığa karşı bir mekanizma görevi üstlenen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu (TİHEK) yakından takip ediyoruz. TİHEK kararını ve faaliyetlerini izliyor ve daha etkili olabilmesi için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz.”</p>
<p><strong>Ayrımcılığı Yerelde İzlemek ve Belgelemek! </strong></p>
<p>Alp, EİM’in yerel düzeyde de faaliyet yürüttüğünü 2023 depremleri örneği üzerinden anlatıyor:</p>
<p>“Ayrımcılığın yerel düzeyde izlenmesi çalışmalarımızı 2023 yılında yaşadığımız deprem felaketiyle birlikte afet bölgesine yoğunlaştırdık. Afet ve etkileri sürecinde temel insan haklarına yansımasını düzenli gözlem, veri toplama ve raporlama çalışmalarıyla takip ettik. Bu süreçte iki (2) saha ziyareti gerçekleştirdik.</p>
<p>Sivil toplum örgütünden gelen temsilciler ve bağımsız uzmanlarından oluşan sivil toplum heyeti ile Adana, Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa illerine 11-14 Şubat 2023 tarihlerinde bir gözlem ziyareti gerçekleştirdik ve saha gözlemlerimizi raporladık.”</p>
<p>EİM’in diğer izleme faaliyeti Romani Godi ve Sivil Düşler Derneği ile birlikte Adana, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Şanlıurfa ve Hatay illerinde 2023 yılının Nisan ayında yapılan görüşmelerdi: Roman, Dom ve Abdal halkının yaşadığı alanlara saha ziyaretiyle ekonomik ve sosyal haklar başta olmak üzere  ayrımcılığa dair veri toplandı ve raporlandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Nefret Söylemine Karşı Kampanya! </strong></p>
<p><strong> </strong>EİM’den Seda Alp ayrıca Merkez olarak seçim süreçlerinde yükselen nefret söylemine karşı da bir kampanya çalışması gerçekleştirdiklerini aktarıyor:</p>
<p>“Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Türkiye Eşitlik ve İnsan Hakları Kurumu’na (TİHEK) bu konuda etkili çözüm üretmesi için <a href="https://drive.google.com/drive/folders/1Tu6BibBjJdeQneIlfmFUPbqOnpppmpRJ?usp=sharing">10 maddeden oluşan taleplerimizi</a><a href="https://drive.google.com/drive/folders/1Tu6BibBjJdeQneIlfmFUPbqOnpppmpRJ?usp=sharing"> içeren </a><a href="https://drive.google.com/drive/folders/1Tu6BibBjJdeQneIlfmFUPbqOnpppmpRJ?usp=sharing">resmi başvuru </a>yaptık. 18 Sivil Toplum Örgütü bu başvuruda imzacı oldu. Yine aynı konuda o dönemde YSK, TİHEK, siyasi partiler, politikacılar ve seçmenler olarak seçim dönemlerinde nefret söylemini durdurmak için neler yapabileceğimize yönelik 10 maddeden oluşan bir manifesto da yayınladık.”</p>
<p>Türkiye Eşitlik ve İnsan Hakları Kurumu’na (TİHEK) yaptıkları stratejik başvurularla “sporda yaşanan ırkçılıktan, seçimlerde oy kullanamayan evsizlere dair birçok konuyu” gündeme getirerek, haklara erişimde yaşanan ayrımcılığa dikkat çekmek istediklerini kaydediyor.</p>
<p><strong>Ayrımcılığa Karşı Ağ</strong></p>
<p>EİM’in Türkiye’de kurduğu Ayrımcılığa Karşı Ağ bünyesinde 35 STK, 6  Baro ve 2 Üniversite bulunuyor. Bu örgütlerle her ay online buluşmalar yapılıyor ve birlikte ortaklıklar kurmak hedefleniyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignright wp-image-86608 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim2-640x427.jpeg" alt="" width="510" height="340" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim2-640x427.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim2-1280x854.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim2-1024x683.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/eim2.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" />EİM’e Başvuru: Online Ya da Telefonla </strong></p>
<p><a href="https://www.esitlikizlememerkezi.org/ayrimciligi-bildiriyorum/">EİM ayrıca hem online hem de telefon ile hukuki başvuru alıyor</a>. “Bildirilmeyen Ayrımcılık Görünmez Kalır” sloganıyla ayrımcılığın bildirmesini teşvik ediyor.</p>
<p>Ayrımcılığa uğrayan veya tanık olan herkes Eşitlik İzleme Merkezi ’ne başvuru yapabilir.</p>
<p>EİM Türkçe, İngilizce, Arapça ve Kürtçe dillerindeki videoları, sosyal medya araçlarını kullanarak yaygınlaştırıyor; ayrımcılığa uğrayanlara veya tanık olanlara ulaşıyor.</p>
<p>Ayrımcılık Başvuruları, EİM’in web sitesinde yer alan çok dilli (Türkçe,İngilizce,Kürtçe ve Arapça) başvuru formu üzerinden, merkezin mail adresi aracılığıyla veya telefon hattı üzerinden iletilebilir.</p>
<p>Ayrıca başvuruculara anonim kalma seçeneği de sunuluyor.  Anonim olarak gerçekleştirilen başvurularda başvurucuların kimlikleri açıklanmıyor. Başvurular, ayrımcılık temellerini ortaya çıkarabilmek amacıyla veri olarak değerlendiriyor.</p>
<p>Türkiye’de yaşanan güncel olayları, yargı organlarının verdiği kararları, #AyrımcılığaKarşıBirlikte ağ üyelerinin çalışma alanlarını ve dönüşümlerini içeren yazılar <a href="https://www.esitlikizlememerkezi.org/ayrimciliga-karsi-blog/">Ayrımcılığa Karşı Blog</a> sayfasında yer alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ayrımcılığa Karşı Hibe Programı</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>EİM geçtiğimiz yıl ayrımcılık alanında çalışan sivil toplum örgütlerine ve akademisyenlere hibe desteği ve araştırma bursu sağladı.</p>
<p>EİM 2023 yılından bu yana hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin ayrımcılık vakalarında başvuruları ele alıyor, stratejik dava açma, Ulusal İnsan Hakları Kurumları ile ilişki kurma kapasitelerini güçlendirmek, ayrımcılık karşıtı çalışmalar için ağ oluşturmak ve iş birlikleri oluşturmayı desteklemek amacıyla yönelik Ayrımcılığa Karşı Hibe Programı’nı yürütüyor.</p>
<p>Program, ayrımcılıkla mücadele etmek ve daha etkili, bağımsız ulusal insan hakları mekanizmalarını desteklekliyor. Bu kapsamda STK’lar ile barolar-avukatlar arasında iş birliğini teşvik için 6 projeyi 2023-2024 yılları arasında 12 ay süreyle finanse ettİ.</p>
<p>EİM, akademik araştırmalar için de hibe ile akademisyenleri destekliyor, bu sayede Türkiye’de eşitlik ve ayrımcılık çalışmalarındaki boşluğu doldurmaları konusunda destekleniyor.</p>
<p><strong>‘Devlete Neyi Yapmadığını Hatırlatmak!’</strong></p>
<p>Desteklenen STK’lar arasında yer alan Denizli Otizm Derneği’nden Av. Meryem Bilge İnce EİM tarafından sağlanan desteğin etkisini şu sözlerle özetliyor: “Ayrımcılığa Karşı Birlikte  Güçleniyoruz projesinde hedefimiz, Türkiye genelindeki ulaşabildiğimiz bir çok Otizm Derneği&#8217;ne ulaşarak ‘hak savunuculuğu ve ayrımcılığı izleme üzerine neler yapabiliriz?  ortaya koymak.</p>
<p>Özellikle okullarda uğranılan ayrımcılığa karşı birçok başvuru aldık. Ancak bu konuda aileler tabii ki yeterince cesaret gösterip bu başvuruları tek başlarına yapamıyorlar. Ve bu konularda asıl önemli olan derneklerin onları itici güç olmasını, destekleyici olmasını önemsiyoruz&#8230; En önemlisi de devlete neyi yapmadığını hatırlatmak, yani bu sebeple ayrımcılığa bildirmek çok çok önemli.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/">Ayrımcılığı Belgeleyen ve Eşitliği Hedefleyen Merkez: Eşitlik İzleme Merkezi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/08/ayrimciligi-belgeleyen-ve-esitligi-hedefleyen-merkez-esitlik-izleme-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumcular “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” İçin Toplandı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/01/sivil-toplumcular-sivil-topluma-yonelik-ayrimciliklar-raporu-icin-toplandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2024 16:52:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Avrupa Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil topluma yönelik ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[TAV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın Türkiye Avrupa Vakfı (TAV) Sahne Projesi İncele alt hibe programı kapsamındaki desteğiyle hazırladığı “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” bulguları, sivil topluma katkı sunan bir grupla Müze Gazhane’de paylaşıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/01/sivil-toplumcular-sivil-topluma-yonelik-ayrimciliklar-raporu-icin-toplandi/">Sivil Toplumcular “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” İçin Toplandı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın Türkiye Avrupa Vakfı (TAV) Sahne Projesi İncele alt hibe programı kapsamındaki desteğiyle hazırladığı “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” bulguları, sivil topluma katkı sunan bir grupla Müze Gazhane’de paylaşıldı. Katılımcılar, raporun bulgularını teyit etti ve sivil topluma yönelik siyasi aktörlerden ve kutuplaşma ikliminden kaynaklanan ayrımcılıklar ile sorunlara deneyimleriyle katkı sundular. Yanı sıra, STK’ların birbirlerine karşı ayrımcı tutumlarına dikkat çekerek diyalog ihtiyacına vurgu yaptılar.</p>
<p>Müze Gazhane ’de toplanan sivil topluma profesyonel ve gönüllü olarak katkı sunan grup, raporun bulgularına dair görüş ve önerilerini paylaşırken, toplumsal ve siyasal düzeyde kutuplaşmanın sivil alan üzerindeki etkilerini aşmanın yollarında dair tespitler de yaptı.</p>
<p>Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu, literatür taraması, saha çalışması ve önceki araştırmaların bulgularını harmanlayan bir araştırma niteliğini taşıyor.  Araştırmada, sivil toplumun bir bütün olarak maruz kaldığı ayrımcılık ve sorunlar 5 başlıkta toplanıyor:</p>
<p>1-Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşu İlişkileri,</p>
<p>2-Sivil Toplum Kuruluşlarının Karar Alma Mekanizmalarına Katılımı,</p>
<p>3-Sivil Toplum Kuruluşlarının Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgiye Erişimleri,</p>
<p>4-Sivil Toplum Kuruluşlarının Mali Kaynaklara Erişimi,</p>
<p>5-Sivil Toplum Kuruluşlarının Görünürlüğü</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-86590 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG_9972-640x480.jpeg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG_9972-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG_9972-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG_9972-1024x768.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>“Siyaset Değiştikçe Sivil Toplum da Değişiyor!” </strong></p>
<p>Sivil Sayfalar adına raporun tanıtımını yapan Rümeysa Çamdereli, “sivil topluma yönelik ayrımcılık meselesinin ne kadar az konuşulduğu” tespitinden hareketle, araştırmaya dair katılımcıların görüş ve deneyimleriyle rapora nihai halini vereceklerini söyledi.</p>
<p>Katılımcılar da siyasetin kutuplaştırıcı ortamının sivil toplumu etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu, karar alma süreçlerinde STK’ların görüşlerine yer verilmeyişini, &#8220;her siyasetin kendi STK&#8217;larıyla&#8221; işbirliği yaptığı algısının yarattığı ayrıştırıcı duruma deneyimleriyle katkı sundu.</p>
<p>Katılımcılar, sivil alanın güncel durumu hakkında “daralma-genişleme” tartışmaları da dahil bir çok konuda görüşlerini paylaştı.</p>
<p><strong>“Sivil Toplumun Kendi İçindeki Ayrımcılıkları ve Bunu Aşma Yollarını da Konuşmalıyız” </strong></p>
<p>Toplantıda söz alan katılımcılardan Pınar İlkiz, “sivil toplum 5’ten büyüktür” sözleriyle toplum tarafından en çok bilinen birkaç STK’nın sivil alan üzerindeki egemenliğine dikkat çekti. İlkiz ayrıca, afet odağında dahi STK’ların ayrımcılıklara maruz kaldığını, hatta hani STK’nın hangi bağlamda desteklendiğini konusunun bile bulanıklaştığını kaydetti.</p>
<p>Araştırmacı Ulaş Tol, “sivil toplumun daraldığına” ilişkin dilimize pelesenk olan tespite son zamanlarda kendisinin de ikna olduğunu fakat asıl olarak toplumda STK’ların itibarına odaklanılması gerektiğini söyledi: “sivil toplum eskisinden daha itibarsız, bir nedeni iktidar politikası ve STK’ların kendisi. STK’ların toplumsal bağları zaten zayıftı, artık daha zayıf” dedi. Tol, “sivil toplum daraldı dedikçe, alan daha da kapandı.” tespitini yaptı.</p>
<p>Tol’dan farklı olarak uluslararası projelerin değerlendirilmesi alanında uzman Didem Tekeli, “sivil toplumdaki daralma zihinlerimizde olabilir, akvitizme ve sivil topluma bakış açısı farklılaşmalı” görüşünü paylaştı.</p>
<p>TAV adına toplantıya katılan Uygar Altınok ise “yekpare bir sivil toplum algısının” olmadığını vurguladı. Özellikle Twitter-X sosyal medya platformunda “troll”denilen profillerin etki alanlarının sanılandan daha büyük olduğunu ve bunun sivil toplumu olumsuz etkilediğini kaydetti.</p>
<p>Bir diğer katılımcı Ömer Burak Tek, hazırladıkları Rapor Bülteni üzerinden edindiği deneyimleri paylaşırken, toplumdaki tüm fay hatlarının sivil alanı da etkilediğini ve bu gerçek ile çözüm önerileri geliştirmenin gereğini vurguladı.</p>
<p>Zeynep Duygu Ağbayır ise yeni kurdukları ve yoksulluk odağında çalışan dernekleri üzerinden edindiği içgörüden hareketle “sivil toplumun kendi içinden yeni bir sivil toplum anlayışı filizlenmesi gerekiyor” sözleriyle toplumla daha yakın bağların kurulması için değişmesi gereken zihniyete dikkat çekti.</p>
<p>Son olarak, katılımcıların paylaşımlarından da edindiği izlenimle Rümeysa Çamdereli, “sivil toplumda tartışma ve konuşmalara ihtiyaç var, bunun için Sivil Sayfalar olarak elimizden gelen katkıyı sunmaya gayret edeceğiz” sözleriyle <a href="http://www.meydanda.org">Meydan</a> buluşmalarının benzerlerine duyulan ihtiyacı paylaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/01/sivil-toplumcular-sivil-topluma-yonelik-ayrimciliklar-raporu-icin-toplandi/">Sivil Toplumcular “Sivil Topluma Yönelik Ayrımcılıklar Raporu” İçin Toplandı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Apr 2024 12:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[6 şubat deprem]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgül Kaptan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86559</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinden hemen sonra kadın örgütleri sahadaydı ve hala afetin yarattığı tahribata merhem olmaya çalışıyorlar.  Çünkü “afetler her türlü eşitsizliği açığa çıkarıyor ve devleştiriyor”. Peki afet sonrasında iyileşmenin “taşıyıcı kolonları”-kadınlar ne durumda? Neye ihtiyaç duyuyor?  EŞİK Platformu gönüllüsü Özgül Kaptan ile feminist-eşitlikçi afet yönetiminin neden kamu politikası olması gerektiğini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/">Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın dernekleri, deprem sürecinde neler yaşadı? Özellikle deprem bölgesindeki kadın örgütleri neleri deneyimledi? </strong></p>
<p>6 Şubat depremlerinden sonra en hızlı harekete geçen yapılar kadın örgütlenmeleri oldu. Keza Deprem bölgesinde de en hızlı toparlananlar da onlardı. Görünür veya görünmez biçimlerde engellenenler de onlar oldu tabii. Görünür engelleri herkes hatırlayacaktır: çadır / konteryner kentlere girmelerine kadınlarla çalışmalarına izin verilmedi ve bu sorun halen devam ediyor. Bazılarının kendi olanakları ile kurdukları destek çadırları kaldırıldı.</p>
<p>Görünmezden kastım daha geniş boyutlu bir mesele ama bir örnekle kısaca şöyle açıklayayım:  adı sonradan “Aile Bakanlığı” yapılan ve adına paralel işlevi de kadın erkek eşitliği perspektifinden soyutlanıp “sosyal yardım” bakanlığına dönüştürülen Aile Bakanlığı ile bağımsız kadın örgütlerinin irtibatı sıfırlandı. Oysaki bütün bakanlıklar arasında en çok bu bakanlığın kadın örgütleri ile ilişkisinin olması gerekir.</p>
<p>Mesela bakanlığın deprem yaşanan kentlerde şiddete karşı önceden hazırlanmış depremde yıkılmayacak bir kadın güvenli alanı olmalı. Buralarda sorumluluk alacak kendi personeli dışında yereldeki sivil toplum gönüllülerini dahil eden önceden hazırlığı, (eğitimleri, sorumluluk tanımları vb.) yapılmış bir acil eylem planı olmalı. Afete müdahalede yerelde eğitimli ve örgütlü sivil yapılar kritik derecede önemlidir. Depremden sonra oluşan güvensiz koşullarda, ki bu koşulların oluşacağı da önceden bilinen bir gerçek, kadınlar yapayalnız ve şiddete müdahale konusunda en ufak bir fikirleri olmayan gönüllülerle baş başa kalmazdı.</p>
<p>Kamu kaynaklarını kullanan bu yapının örgütlerin önünü açan, sivil dayanışmayı olumlu yönde destekleyen organizasyon rolünün olması gerekir. Görünmeyen engel bu işte. Deprem sürecinde başrolde olması gereken kamu kurumlarının çoğu destek değil köstek pozisyonunda idiler.</p>
<p>Söylemeden geçmeyelim; Kadın örgütlerinin çok hızlı harekete geçmesinin nedeni salt organize yapılar olmaları, sürekli iletişimde olan ağlarının olması değil.  Kadın örgütleri zaten sürekli bir dayanışma ve deyim yerindeyse teyakkuz halinde uzun zamandır. Başka çeşit afetler yaşıyoruz yıllardır, günde en az 3 kadının öldürüldüğünü, bir o kadarının ölüm tehdidi aldığını duymadığımız tek bir gün yok mesela.</p>
<p>EŞİK’te ne yapacağımızı, nasıl bir destek örgütleyebileceğimizi konuşmaya başladığımızda depremin üzerinden yarım saat geçmemişti. Whatsapp gruplarında kimimiz aşevi kurmak için kolları sıvarken, kimimiz enkaza vinç ya da vinçe operatör bulmaya çalıştık. Kimimiz şiddete maruz bırakılan kadınlara destek bulmaya çalıştı, kimimiz Adana’dan balıkçı tekneleri ile Samandağ&#8217;a erzak gönderilmesine uğraştı, kimimiz kayıp çocukları gündeme taşıdı.</p>
<p>İletişim ağlarımızın tümü, ki hemen hemen her şehirden ve birçok ülkeden yaklaşık 1500 kadın var gruplarımızda hem ihtiyaçlara dair bilgilerin hem de kaynakların aktarıldığı yerler oldu. Sahada olan arkadaşlarımız, EŞİK bileşenleri de vardı elbette. İnternet bulabildiklerinde haberleşiyorduk. Aslında 1999 Marmara depreminde, bu denli geniş sivil ağların olmadığı bir zamanda da kadınlar en örgütlü desteği sağladılar deprem bölgesine. O zamanki dayanışmadan 3 tane kadın örgütü çıkması tesadüf olmasa gerek.</p>
<figure id="attachment_86560" aria-describedby="caption-attachment-86560" style="width: 334px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-86560" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/06/ozgulkaptan-e1717678232794-160x160.jpeg" alt="" width="334" height="334" /><figcaption id="caption-attachment-86560" class="wp-caption-text">Eşik Platformu Gönüllüsü Özgül Kaptan</figcaption></figure>
<p><strong>Afetler Cinsiyet Eşitsizliğini Devleştiriyor! </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Afet İçin Feminist Dayanışma’nın depremin 1. yılında yayınladığı metinde “ patriyarkal kapitalizmin yarattığı yıkımın, kadınlar açısından her alanda derinleştirdiği ikincilleştirme, ayrımcılıktan” söz ediyordu. Siz bu konuda ne söylersiniz? Sizin gözlemleriniz neler? </strong></p>
<p>Afetler her türlü eşitsizliğin açığa çıktığı ve devleştiği bir etki yaratıyor. İki katlı müstakil villada yaşayanların evi depremde yıkılmıyor. Kapıda arabasına bir şey olmuyor. Kontağı çevirip mesela başka bir şehirdeki ikinci konutuna gidip hayatına devam edebiliyor.</p>
<p>Sınıfsal eşitsizlikle iç içe geçmiş en derin eşitsizlik tabii ki toplumsal cinsiyet eşitsizliği.  Afetler en çok cinsiyet eşitsizliğinin sonuçlarını katlıyor. Çünkü kadınlar aynı zamanda afet sonrası iyileşme döneminin taşıyıcı kolonları. Bu sebeple kadınların “zarar görebilir guruplar” tanımın içinde sayılıp geçilmesine karşı çıkıyoruz. Kamusal hizmetlerden biri olması gerekirken özelleştirilmiş olduğu için çadıra sayaç koyan enerji dağıtımı şirketi, en çok yemek pişirmesi, temizlik yapması, hasta veya çocuk bakması gereken kadının işini zorlaştırıyor.</p>
<p>1999 depreminin 3. gününde bölgede gözümüze çarpan ilk şey; erkekler Açıkhava kahveleri oluşturmuşlardı, oturuyorlardı. Kadınların kimi ekmek kuyruğunda, kimi çocuğunun hastalığı için ilaç peşinde idi. Bu yüzden toplumsal cinsiyete duyarlı afet planlaması şart diyoruz.</p>
<p>Depremlerin en az zarar vermesinin pek çok koşulu var elbette, afet risk haritasına göre yerleşim planlaması ve depreme dayanıklı yapılaşma en başta geliyor. Giderek vahşileşen kar / rant / beton ekonomisinin yönünü değiştirmek, bir kamu politikası olmaksızın mümkün değil. Bunun pek de zor olmadığını Şili örneğinde gördük. Ülkenin zengin olmasıyla da bir ilişkisi yok. Tamamen bilimi, kamu yararını öne koyan siyasetle ilgili.</p>
<p>Temel sorun; nüfusunun yüzde 70 ‘i fay hatları üzerinde yaşayan ve tüm dünya ülkeleri gibi iklim krizinin yol açtığı felaketleri de yaşayan bu ülkede, deprem ve iklim felaketlerini en az zararla yönetmek için köklü bir değişim gerekiyor. Çok yönlü bir değişimden söz ediyorum. Risk altında yaşayan insanların etkin şekilde dahil olduğu bir değişim gerekli. İstanbul depreminin yakınlaştığı 1999 depreminden bu yana 25 yıldır konuşuluyor.</p>
<p>Tek konu en az can kaybına yol açmayacak şekilde yapılaşma değil elbette. Hayatta kalanların insanca yaşama koşullarına yeniden kavuşturulması süreçlerinde cinsiyet eşitliğine kafa yormak kritik önemde. Mesela deprem gibi olayların erken doğuma yol açtığı biliniyor. Deprem riski yüksek şehirlerde depremde yıkılmayacak kadın doğum hastaneleri inşa etmek çok mu zor? Kızılay’ın bebek maması – çocuk bezinin yanı sıra kadınlar için hijyen malzemelerini de stoklaması neden mümkün olmasın? Bütün arama kurtarma ve ilk yardım ekipmanlarının büyük merkezlerden taşınması şart mı? Neden yüksek riskli yerleşim yerlerinde nüfusa oranlı lojistik merkezi önceden kurulmuyor? Kurumların bir merkezden emir beklemesi ne demek mesela?</p>
<p>Bütün şehirlerin afet acil eylem planlarında hangi kurumun ne yapacağı önceden belli olmalı, herkes afet anında işinin başında olmalı zaten. Zarar görecek kurumların başka şehirlerdeki yedekleri önceden hazırlanmalı. Ve her kurumun kadınların özgün durumlarına ilişkin eğitimleri de tabii ki önceden yapılmalı.</p>
<p><strong>Kadın Örgütleri “Afetlere Müdahalede Eşitlik” Konusunda 6 Şubat’a Dek Aktif Değildi!</strong></p>
<p><strong>Kadın örgütleri söz konusu sorunlarla baş etmek için neler yaptı? Sizce yeterince örgütlü bir kadın mücadelesi (deprem-afet-kadın odağında) şekillendi mi? Engeller nelerdi? </strong></p>
<p><strong> </strong>Bence kadın hareketi genel anlamda bu konuda 6 Şubat sürecine kadar pek bir şey yapmadı. Dönüp bakınca bir özeleştiri gerekiyor bence. 99 deneyimi bu konuda öğretici bir deneydi. Bu deneyim iyi değerlendirilemedi. Oysaki 2000’li yılların ortalarına kadar cinsiyet eşitliği yönünde birçok adımın atılmasına uygun bir siyasal iklim mevcuttu.</p>
<p>“Afetlere müdahalede eşitlik” konusu feminist mücadelenin konularından biri olmadı bir şekilde. Depremler kendini sık sık hatırlattı aslında. 2010’lardan sonra bu siyasal iklim değişti, kazanılmış hakların savunulması süreci başladı ama yine de toplumsal cinsiyete duyarlı afet yönetimi en azından söylem olarak gündemde tutulabilirdi.  Hiçbir şey yapılmadı diyemeyiz elbette ama çok cılız kaldı. Kısacası engeller esas olarak kadın hareketinin kendi dinamikleri ile ilgiliydi bence.</p>
<p>Ama “böyle olmasaydı ne değişirdi?” diye soracak olursak çok şey değişmezdi.  Geldiğimiz noktada, şiddeti dini telkinlerle önleyebileceğini, kadınlar ses çıkarmazsa her şeyin yolunda gideceğini empoze etmeye çalışan bir zihniyetin hâkim olduğu bir ülkede, cinsiyet eşitliği bakımından harika eylem planları hazırlamış olmak bir işe yaramazdı. Örneğin, AFAD geçici barınma merkezlerinde ilk iş çamaşırhane açmazdı. Aile Bakanlığı ilk iş kadın güvenli alan oluşturmazdı. Sağlık bakanlığı ilk iş üreme sağlığı ve doğurganlık hakları ile ilgili destek mekanizması oluşturmazdı. Ya da Kızılay kadınların özel ihtiyaçları kimse istemeden yardım malzemelerine dahil etmezdi. Afet olmadan ne yapılmadığına bakınca bunları görmek zor değil.</p>
<p><strong> </strong><strong>Afet Yönetiminde Eşitlik Depreme Dayanıklı Bina Kadar Hayati! </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Feminist afet politikası ne demek? </strong></p>
<p>Kadınların afetlerin mağduru değil, afet yönetiminin her aşamasında, sürecin etkin bir toplumsal aktörü olduğunun, ataerkil sistemin kadınların omuzlarına yüklediği rollerin aslında ne kadar yaşamsal ve hayat kurucu roller olduğunun, çok değerli olduğunun kabul edilmesi demek. Kadınların ev içi emeğinin ekonomik değerinden bahsederken “bir kap yemek pişirmek, inşaat yapmak ya da banka yönetmekle aynı ekonomik değerde olabilir mi” sorusunun ortadan kaldırılması demek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Genel olarak afet öncesi-sırası ve sonrası için nasıl bir feminist politika izlenebilir? Buna dair nasıl bir gözleminiz ve deneyiminiz var?  </strong></p>
<p>Bu sorunun yanıtı uzun, minik birkaç örnek verdim az önce. Sadece nereden başlamak gerektiğini söyleyeyim; öncelikle eşitlik politikalarının temel alınması gerek. Afet yönetiminde toplumsal cinsiyet eşitliğinin depreme dayanıklı bina yapmak kadar temel bir mesele olduğunun bir kamu politikası olarak kabul edilmesi gerek. Sonrası kolay; afet öncesi, sırası ve sonrasının bu kabullere göre planlanması, bu planlamaya bağımsız kadın örgütlerinin dahil edilmesi, afet yönetiminde rolü olan ve olacak tüm kurumlarda eşit temsilin sağlanması ve cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirilmesi durumunda feminist afet politikasından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kadın örgütlerinin deprem mağduru kadınların hayatlarına nasıl bir katkısı oldu? Hak kayıplarının telafi edilmesi ya da yeni oluşumlara örnek verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Yardım veren ve alan ikiliği/ayrımcılığı yaratmadan dayanışma örgütlenebileceğinin örneklerini oluşturdular, oluşturuyorlar. Kadınların, kendilerini, güçlerini görmelerini, birlikte üretim ve yeniden üretimi deneylemelerini sağlıyorlar. Bence kıymetli olan da bunlar aslında.</p>
<p><strong> </strong><strong>Karar alıcılara (ulusal ve yerel düzeyde) feminist bir afet politikasını anlatabildiniz mi? Bir karşılık alabildiniz mi?  </strong></p>
<p>Son dönemde yerel yönetimler düzleminde konuştuk daha çok.  En azından “Afetlerde kadın erkek herkes zarar görüyor, sadece kadınları konuşmanız ayrımcılık olmuyor mu?” sorusunu aştık belli bir düzeyde. “Kadınların özel ihtiyaçlarının hesaba katılması/katılmaması” konusu da belli bir düzeyde kabul edildi.</p>
<p>Ama asıl meseleye henüz gelemedik diyebilirim.  Bazen “kırılgan gruplar” bazen de “zarar görebilir gruplar” listesine konulan kadınları “mağdur” algısından çıkarıp eşitlik politikalarını konuşmaya tam olarak geçemedik henüz. Tam da eşitsizliği yeniden üreten bakım emeğine, Feminist mücadelenin ana konusuna yani. Elbette bizler konu ediyoruz da kabul edilmesini sağlayabildik mi zaman gösterecek. Orta vadede hem kadın örgütlerinin hem de yerel yönetimlerin ne kadar sahip çıktıkları gösterecek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bundan sonrası için EŞİK olarak sizin afet odağında ne tür faaliyetleriniz olacak ?</strong></p>
<p>EŞİK Platformu misyonunu kadınların kazanılmış haklarına yönelen eşitlik karşıtı tüm saldırılara karşı ortak mücadele olarak belirlemişti. Eşitlik ve laiklik karşıtlığının afet yönetiminde cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının da önündeki en büyük engel olması nedeniyle elbetteki çizdiği sınırla örtüşüyor. Ancak cinsiyete duyarlı afet alanı, özel olarak gündeminde değil. Yani bu konuya özel kampanya yürütmek gibi bir planı yok. Tabii ki bütünün bir parçası ve birçok bileşeni özel olarak da alanda çalışıyor. Bu yönüyle elbette gündemde o ayrı.</p>
<p>İki önemli çerçeve metin ürettik. Biri 6 Şubat depreminin ilk iki ayını toplumsal cinsiyet bakımından izlediğimiz <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/ESIK_DepremRaporu_TCE_BakisAcisindan_GelecegeNotlar.pdf">deprem raporumuz</a>, diğeri ise <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/ESIK_Yerel_Yonetimler_Icin_Bes_Acil_Sart_4_Mart_2024.pdf">“nasıl bir yerel yönetim istiyoruz?”</a> konusunda çıkardığımız çerçeve metin. Bunlar sadece birkaç kişinin oturup yazdığı metinler değil tabii, her Çarşamba yaptığımız toplantılarda konuşuluyor, tartışılıyor sonra yazılıyor.</p>
<p>Her iki metinde de bakım yükünün eşit paylaşılması ve kamusallaşması konusu ile afet yönetiminde eşitlik ilkesinin ilişkisini kuruyoruz. <a href="https://esik.org.tr/s/2547/i/Turkiyede_Toplumsal_Cinsiyet_Esitligi_icin_Ekonomi_Politikalari_Bilgi_Notu.pdf">Mor-Yeşil ekonomi şarttır</a> diyoruz. Belki bu konuyu da açan metinler üretiriz ileride. Mor Ekonomi Prof. İpek İlkaracan’ın geliştirdiği bir model. Pandemi süreci bu modelin ne kadar da gerçekçi olduğu ortaya çıkmıştı. Bu konuda İpek İlkkaracan ve Emel Memiş’in hazırladıkları bilgi notu da EŞİK web sitesinde bulunabilir.</p>
<p>Rant odaklı tahribat yaratan doğa ve emek sömürüsünden, insanların yaşam hakkını ve doğanın kendini yenileme ve iyileşme hakkını elinden alan neoliberal ekonomi politikaları yerine, kamu yararını esas alan planlı, anayasal sosyal devlet anlayışına geri dönülmesi gerekiyor; bu bir gün dahi ertelenemez. Afet risk azaltma sürecinden başlayarak doğa haklarına ve insanların doğal çevreye uyumlu yerleşimlerde yaşama hakkına saygılı planlama döneminin başlatılması ve kamusal hizmetleri özelleştirme politikasından derhal vazgeçilmesi gerekiyor.</p>
<p>“Nasıl olacak?” derseniz biraz konu dışına çıkacağım ama doğa söylüyor aslında neler olacağını&#8230; Filistin’de soykırımı, tüm dünya da ama en çok da bizim gibi ülkelerde ekokırımı ve cinskırımı seyrediyoruz. Bazen böyle bir çağda halen en temel kadın haklarını savunmak zorunda kalmamız inanılır gibi gelmiyor. Bunları sadece ben düşünmüyorumdur elbette. Umut veren de bu zaten.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/06/feminist-afet-politikasi-elzem-cunku-kadinlar-afet-sonrasinin-tasiyici-kolonlari/">Feminist Afet Politikası Elzem Çünkü Kadınlar Afet Sonrasının Taşıyıcı Kolonları! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Proje Yazmanın Sırrı &#8216;Bizim Proje Geçmedi&#8217; Podcast Serisinde!  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/29/proje-yazmanin-sirri-bizim-proje-gecmedi-podcast-serisinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Feb 2024 10:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Tekeli]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Alan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok çeşitli alanlarda şahane bir fikriniz var fakat bu fikri bir proje haline getirip hayata nasıl geçireceğinizi bilmiyorsunuz. Veya iyi bir proje hazırladığınızı düşündüğünüz halde projeniz kabul edilmedi. O halde tam size uygun bir podcast serisi var: Bizim Proje Geçmedi. Atölye Tekeli çatısı altında bu alanda uzman bir isim olan Didem Tekeli’nin hazırladığı podcast, proje tasarlarken temel konuları öğrenmek ve sık yapılan hatalara düşmemek için size sunulan bir 'gıda takviyesi' gibi. Didem Tekeli ile podcasti ve proje yazma serüvenleri üzerine konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/29/proje-yazmanin-sirri-bizim-proje-gecmedi-podcast-serisinde/">Proje Yazmanın Sırrı &#8216;Bizim Proje Geçmedi&#8217; Podcast Serisinde!  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Neden b</strong><strong>ö</strong><strong>yle bir podcast hazırlama ihtiyacı duydunuz? </strong></p>
<p>Fikrimizi projelendirmek ve bu projeyi yabancıların karşısına çıkarıp gerekliyse onların desteğini istemek, doksanların sonunda yeni bir şeydi. Bu, Türkiye’de doğup yetişmişler için çok tanıdık bir pratik de değildi doğrusu. En azından benim böyle bir pratiğim yoktu. Fakat artık “proje” sözcüğüne de bizden “proje” talep edilmesine de alışığız.</p>
<p>Buna rağmen proje yazanların yaptığı hataların on beş yıldır değişmediğini görüyorum. Şahit olduğum hatalardan yola çıkarak, bir başka deyişle deneyimime bakarak, daha geniş bir kitleye konuşmak istedim.</p>
<p>Kısaca söylersem; proje tasarlanırken aynı hatalar tekrarlanmasın istiyorum. Özellikle sivil alanda ve sosyal fayda sağlamak için fikir üreten insanların projelerinde iyiye doğru bir değişim olduğunu görmek istiyorum. E, yalnız istemekle olmaz. Değil mi? Ben de söz ettiğim, istediğim dönüşüme katkı vereyim diye kolay tüketilebilir bir podcast içeriğini ürettim.</p>
<blockquote><p>Proje yazanların yaptığı hatalar on beş yıldır değişmedi.</p></blockquote>
<p><strong>Proje derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? </strong></p>
<p>Harika bir soru! Çünkü görüyorum ki insanların kafasında bambaşka şeyler var “proje” dendiğinde. Sanıyorum bunun temel nedeni “proje” sözcüğünün Türkçe olmaması. Örneğin İngilizce sözlükte “<em>project</em>” sözcüğünü ararsanız, TDK sözlükte yazandan daha net ve tam da kullandığım şekilde anlamını okuyabilirsiniz.</p>
<p>Okuyucularınız podcastimi dinlesin istediğimden önce şöyle demek isterim: Podcastin 3. bölümünde projenin tanımını veriyorum. Öbür bölümlerde de hatırlatıyorum dinleyiciye.</p>
<p>Diyorum ki, proje, kısıtlı zamanda, kısıtlı imkanlarla belli bir sonuca ulaşmak için ortaya konan hizmet ve ürünler silsilesidir. Proje derken demek istediğim şey bu.</p>
<p>Farkındaysanız proje bir plan temelde. Yani yalnızca destek ararken yazdığımız bir şey değil.</p>
<p>Ayrıca, benim söz ettiğim proje mantığı bir iş planı için de geçerli. O yüzden adı “proje” veya “mantığa dayalı plan” veya “iş planı” olabilir. Belirli bir sonuca ulaşmak için yapılan aktiviteler silsilesinden söz ediyorum. Bu aktivitelerin kısıtları olduğunu unutmamaktan söz ediyorum.</p>
<p><strong>Tüm alanları ve kurumları kapsayan projeler mi bunlar? Sadece sivil toplum ya da Avrupa Birliği projeleri ya da uluslararası projeler mi? Medya vb. alanlardaki projeler de buna dahil mi?  </strong></p>
<p>Söz ettiğim planı kimin yaptığının hiçbir önemi yok. Farkındaysanız şunun yaptığına proje denir, bunun yaptığına denmez demiyorum. İster devlet yapsın veya yazsın projeyi, ister sivil toplum örgütü, ister gazeteci veya medya kuruluşu. Fark etmez.</p>
<h5><strong>&#8216;Proje İle İlgili  Terimleri Bilmek Önemli!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Proje jargonunda bazı kavramlar var: hak temelli yaklaşım, hedef kitle, paydaş, proje amacı- proje çıktısı, sosyal fayda vb. Bunları da açıklar mısınız? </strong></p>
<p>Podcastın özellikle iki bölümü var ki, kullanılan dilin ve ifadenin önemi üstünde duruyorlar. Sorunuzu okuyan kişileri, daha geniş cevabımı duyabilmek adına, 4. ve 5. bölümleri dinlemeye davet etmek isterim.</p>
<p>Bir “proje jargonu” var mı gerçekten Türkiye’de? Olsaydı, daha biraz önce dile getirdim, “proje deyince herkes başka bir şey anlıyor,” der miydim?</p>
<p>Ben bir jargondan söz edip edemeyeceğimizi tartışmaya değer bulduğumdan; o jargonun varlığını hemen alıp kabul etmediğimden, proje yazarken kullanılan terimler demeyi tercih edeceğim.</p>
<p>Ve evet, okununca, duyulunca hemen kavranmayan bazı terimler var. Bu terimlerin hemen hepsi başka bir dilden çeviri. İlk bakışta anlaşılmamalarının en büyük nedeni bu olmalı. Proje sözcüğü de, demin dediğim gibi, Türkçe değil.</p>
<p>Sizin verdiğiniz örneklere bakalım. Örneğin, “<em>paydaş</em>.” İstanbul’da, Trabzon’da günlük hayatta ne kadar kullanılıyor bu sözcük acaba? Veya bahsettiğiniz, “<em>hedef kitle</em>.” Hedef kim, kitle nerede; kimin hedefi? Kimin kitlesi? Duralım burada. “<em>Hedef kitle”</em> teriminin İngilizcesi “<em>target group</em>.” Ana dilim İngilizce değil ama İngilizce konuşabilen birisi olarak “t<em>arget group</em>” bana hedef kitleden daha çok şey söylüyor doğrusu. Üstelik “<em>hedef kitle</em>” başka alanlarda başka anlamlara sahip. Bir akademisyen bana, “biz medya araştırmalarında, örneğin bir dizinin, filmin hedef kitlesinden söz ediyoruz. Senin bahsettiğine başka bir şey desek olmaz mı?” diye sormuştu. Haklı. Bence olur.</p>
<p><strong>Bu terimleri bilmek </strong><strong>ö</strong><strong>nemli mi? </strong></p>
<p>Evet, elbette. Çok önemli. Ben size “<em>cqbryeugerıu</em> yapın,” dersem, ne istediğimi anlar mısınız? Anlamanız ve cevap vermeniz için “<em>cqbryeugerıu</em>” ne demek bilmeniz, kavramanız gerekir. Ürettiğim içerik herkes proje terimlerini anlasın, bilsin, hiç olmadı onlarla yakınlaşsın diye var.</p>
<p>Yüzmeye başladıysak, palet, şnorkel, yüzücü gözlüğü arasındaki farkı bilmemiz gerekir. Proje çıktısıyla proje sonucu arasındaki farkı bilmeden anlamlı bir aktivite planı çıkaramayacağımız ortada. Ne dediğimizi bilelim. Aynı şekilde bize denileni anlamamız gerekecek.</p>
<p>Size ne söylendiğini anlamak ve ne dediğinizi bilmek başarının anahtarı mıdır? Evet. Demek ki projenin de başarısı açısından önemli. Bu dediğimi podcast bölümlerinde de dile getiriyorum.</p>
<blockquote><p>&#8216;Sizin proje geçmedi&#8217; dediğimde, projenin mantığının gümlemesinden, sınıfta kalmasından söz ediyorum.</p></blockquote>
<p><strong>Bu terimleri bilmek projenin kabul edilmesini mi kolaylaştırıyor? </strong></p>
<p>“Bizim Proje Geçmedi…” sonuca yönelik atılan, belirli kısıtlar içinde atılan adımlara proje diyor. Sosyal fayda sağlayacak olanlara odaklanıyor. Bir projenin sonuca ulaşması önemli, kabul alıp almaması değil. Tabii eyleme geçmek için bütçe gerekir. O ayrı. Fakat hedef sonuca ulaşmak olmalı, finansal kaynağa değil. Ben bunun altını çizmek isterim. Çünkü bu, “ne için proje yazarız, tasarlarız?” sorusunun da cevabı.</p>
<p>Tekrarlamış olayım: ben, “Bizim Proje Geçmedi…” veya “sizin proje geçmedi,” dediğimde, projenin mantığının gümlemesinden, sınıfta kalmasından söz ediyorum.</p>
<blockquote><p>Proje hazırlayacak kişinin meraklı, öğrenmeye açık ve dolayısıyla araştırmaya, okumaya hazır olması şart.</p></blockquote>
<p><strong>Bir proje hazırlamak isteyen kişi, asgari seviyede proje yazma eğitimi almış olmalı mı</strong><strong>?</strong></p>
<p>Kısa cevabım, hayır. Bir eğitimin şart olduğunu düşünmüyorum. Fakat proje hazırlayacak kişinin meraklı, öğrenmeye açık ve dolayısıyla araştırmaya, okumaya hazır olması şart. Ki Podcastin 1. bölümü bu tezle başlayıp bitiyor. Hatta buna proje yazmanın sırrı, diyorum. Proje yazmak isteyen kişinin en azından internete girip deminden beri konu ettiğimiz terimleri arayıp ne demek istediklerini anlaması gerekecek elbette.</p>
<h5><strong>İyi bir Proje İçin Geçerli Olan Yaklaşım Biçimi </strong></h5>
<p><strong>Projelerin kabul almasında en temel etkenler ve en çok hata yapılan konular neler? Sizin deneyimleriniz ne g</strong><strong>ö</strong><strong>steriyor</strong><strong>?</strong></p>
<p>Bir projenin başarısı benim için “kabul” almakla bir değil. Biraz önce de dile getirmeye çalıştım. Bununla birlikte sahip olunması gereken bir yaklaşım biçimi, bir mantık var. O mantığı bilmekte fayda var. İşte o mantığı, o yaklaşım biçimini anlatabilmek adına 8 bölüme yaydığım bir içerik hazırladım ve podcast olarak sizlerle paylaştım. Merak eden herkesi dinlemeye davet ediyorum.</p>
<p><strong>Sizin </strong><strong>“ç</strong><strong>ok </strong><strong>şahane bir fikir fakat iyi projelendirilmediğ</strong><strong>i i</strong><strong>çin reddedilen&#8221; ya da </strong><strong>“</strong><strong>hiç kabul almaz” deyip </strong><strong>“</strong><strong>kabul edilen” proje başvuruları örneklerinden hatırladıklarınız var mı</strong>?</p>
<p>Bir defa daha altını çizmek istiyorum: ben iyi bir proje tasarımı için bütün dünyada geçerli olan bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bu mantığa sahip her proje gerçekleşmesi için şansı hak edecektir. Çünkü o proje kapasitesini bilir. Konuşacağı topluluğu bilir vs. Bu nedenle, açıkçası hiç kabul almaz deyip de geçen bir projeye denk gelmedim. Geçsin istemediğim projelerin geçtiği olmuştur; fakat o bambaşka bir durum. Üstelik ben “dünyanın proje otoritesi” de değilim. Ben projenin mantığında yanlış veya eksik görmüşümdür fakat bir başka kişi çok gerekli bulmuştur onu. Olabilir.</p>
<p>“Çok şahane fikir” olup “iyi projelendirilmediği” için kabul edilmeyen onlarca, yüzlerce taslak okudum öte yandan. Bu dediğinizden tonlarca var! Çünkü, hayal, istek, fikir ve proje arasında fark var. Bölüm 2 ve bölüm 3 bu gerçeğe vurgu yapmak için yazıldı ve podcast olarak karşınıza çıktı.</p>
<blockquote><p>Proje yazmak eğlenceli bir iş.</p></blockquote>
<p><strong>Proje yazmak, genelde zahmetli ve deneyim gerektiriyor. Bu işin eğlenceli y</strong><strong>ö</strong><strong>nleri de var mı</strong><strong>?  </strong></p>
<p>Bence proje yazmak tamamen eğlenceli bir iş. Nereye varmak istediğini biliyorsun, o varmak istediğin yere gitmek için oyun kuruyorsun. Her şey sana bağlı. Bu büyük bir fırsat, öyle değil mi?</p>
<p>Sosyal fayda için hazırladığımız projeleri düşünelim. Kolay iş mi bu? Hayır. Sorumluluk almak, öne çıkıp adım atmak, elini taşın altına koymak kolay değil. Ama güzel, zevkli bir iş bu.</p>
<p><strong>Spesifik olarak sivil toplumla ilgili projelerde sorunlar neler sizce? </strong></p>
<p>Ben yekpare bir sivil toplumun var olduğunu düşünmüyorum. O nedenle herkesi kapsayan bir cevap vermem mümkün değil.</p>
<p>Sivil aktörlerin tasarladığı projelerde gördüğüm tökezlemelerden yola çıkarak 8 bölümlük bir podcast içeriği oluşturdum. Ve dinleyin isterim, cevap o bölümlerde bence.</p>
<h5><strong>&#8216;Ekonomik Krizde Proje Bütçesini Hazırlarken Risk Analizi Yapın. Bütçeyi Esnek Tutun&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Ekonomik kriz koşullarında, proje bütçeleri hazı</strong><strong>rlan</strong><strong>ırken nasıl bir yol izlenmeli? Euro ve dolar kurunu dikkate alarak, bütç</strong><strong>ede </strong><strong>ö</strong><strong>ng</strong><strong>ö</strong><strong>rülmeyen durumlara karşı nasıl </strong><strong>ö</strong><strong>nlemler alınabilir? </strong></p>
<p>Bütçe yazma konusunda 8. bölümün ikinci kısmında söylediklerimden fazlasını söyleyemem ne yazık ki. Çünkü proje bütçesi proje içeriğine göre şekillenir ve genel açıklamalar yapmak zordur. Benim için zor en azından. Projeden projeye yapılması gereken veya yapılmasında fayda olan değişecektir. Dolayısıyla harcama planı değişecektir. Ne desem, okuyucuya, dinleyene uymaz.</p>
<p>Ayrıca, proje spesifik bir finansal yardımı hak etmek için yarışmaya girecekse, o yarışmanın koşullarına bakmak gerek. Bazı yarışma der ki, ben insan kaynağına para ayırmayacağım. Oysa ben herkese, “insan kaynağına yatırım her şeyin başıdır,” deyip duruyorum. Ne olacak? Didem boş boş konuşmuş olacak.</p>
<p>Dövizdeki dalgalanmalara nasıl cevap vermek gerekir, diye soruyorsunuz. Keşke bilsem de söylesem! Bir tek, “bütçeyi esnek hazırlayın”, diyebiliyorum. Ki bu esnekliğin ne demek olduğunu 8. bölümde örneklerle açmaya çalıştım.</p>
<p>Proje tasarlarken mutlaka risk analizi yapmak gerekir. Bütçe için de yapılmalı bu analiz. A planını bütçeye koyduysanız, B planını da kafada tutmakta fayda var. Örneğin, X marka mikrofon için pazar araştırması yaptınız. Ama X marka piyasadan kalkarsa diye bütçeyi hazırlarken Y markasına da yetecek bir miktar parayı ilgili kaleme eklemekte fayda var. İlk hedef X markayı almak ama Y markaya da yeten bir bütçe.</p>
<p>Risk analizi yapıp, oluşacak riskleri bertaraf etmek için gerekli harcamayı da bütçeye koymak bir başka iyi fikir kanımca. Örneğin çok fazla kişiye telif ödeyeceğiniz bir iş planını yönetebilmek için, telif konusunda bilgili bir avukatın danışmanlığına para ayırmak, gibi.</p>
<p><strong>Podcast yayınınızı dinlemeden </strong><strong>ö</strong><strong>nce, dinleyicilere ne </strong><strong>ö</strong><strong>nerirsiniz? Temel seviyede proje bilgisi eğitimi almış olmaları mı gerekir? </strong></p>
<p>İstedikleri zaman, istedikleri yerde kulaklıklarını takıp beni dinlesinler isterim. İster yürürken, ister koltukta yayılmışken, ister temizlik yaparken, ister bilgisayar başındayken.</p>
<p>Yalnızca meraktan da dinlesinler isterim. Bu çok hoşuma gider. Fakat eğer podcast onlara yol göstersin istiyorlarsa, bugüne kadar proje tasarlama deneyimlerini de gözden geçirebilirler dinlerken. O kadar. Başka hiçbir şeye gerek yok. “Bizim Proje Geçmedi…” Podcast Serisi bir ilaç değil. Bence acı bir tadı da yok. Keyifle dinleyin!</p>
<p>Ek olarak, şunun altını çizmek istiyorum: çalıştığınız alan büyük ihtimalle dallı budaklı, geniş bir alan.</p>
<ol>
<li>Bu alanın her bir kesitine sizin yetmeniz büyük ihtimalle zor. O yüzden kendi güçlü yanınıza göre, alandaki ihtiyaca göre o genişlik içinde spesifik bir yere odaklanmanızı öneririm. Fark yaratabileceğiniz bir alana. Daha önce o konuda yapılanın üstüne taş koyabileceğiniz veya eksiği giderebileceğiniz bir alana odaklanın.</li>
<li>Genişlemeden önce derinleşmeyi düşünün. İnsan kaynağında genişleme, çalışma alanında genişleme, faaliyet alanının/coğrafyanın genişlemesinden önce derinleşmeyi düşünmek anlamlı geliyor bana. Başladığınızı sürdürmek için de iyi bir fikir bence bu.</li>
</ol>
<p>Ve tabii “<a href="https://podcasters.spotify.com/pod/show/atlye-tekeli">Bizim Proje Geçmedi</a>…” adlı podcastı dinleyin. Yorum yapın. Paylaşın. Tartışın.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: BİRAZ ÖZET-BİRAZ BÜTÇE" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/show/3YhOfaN17wc5vm1VrQTXVQ?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/29/proje-yazmanin-sirri-bizim-proje-gecmedi-podcast-serisinde/">Proje Yazmanın Sırrı &#8216;Bizim Proje Geçmedi&#8217; Podcast Serisinde!  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 10:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Yerel Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Kaşıkırık]]></category>
		<category><![CDATA[KAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85219</guid>

					<description><![CDATA[<p>2024 yerel seçimleri yaklaşırken, yerel yönetimlerde kadın aday sayısını artırmaya yönelik proje ve faaliyetler çoğalıyor. Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı (KAPI) da bunlardan biri. Kadın muhtarlar odağında faaliyet yürüten KAPI, “1 Kapı Da Sen Aç!” kampanyasıyla seçmenleri kadın adaylara desteklemeye çağırıyor. Eşit ve Kapsayıcı Kadın Muhtar Ağı'nın kurulmasına da öncülük edecek olan KAPI’nın Dernek Başkanı Ayşe Kaşıkırık, “Eşitlik mahallede başlar!” diyor ve muhtar olmak isteyen tüm kadınlara yakında başlayacak eğitimleri kaçırmamasını öneriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/">Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KAPI, eşitlik, kapsayıcılık ve TCE odağında çalışan bir dernek olarak yerel seçimler için nasıl bir strateji belirlediniz? </strong></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi/"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55989 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-640x485.jpeg" alt="Ayşe Kaşıkırık" width="284" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-640x485.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-1024x776.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik.jpeg 1125w" sizes="auto, (max-width: 284px) 100vw, 284px" />Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı</a> olarak, nüfusun yarısını oluşturan kadınların yerel yönetimlere giriş KAPI’sı olan muhtarlık kurumlarında eşit temsil edilmesini temel bir hak olarak değerlendiriyor, daha eşitlikçi ve kapsayıcı mahallelerin ve köylerin inşası için çalışmalarımızı kararlılıkla yürütüyoruz. Buna bağlı olarak, 2024 yerel seçimleri öncesi hem mevcut kadın muhtarları güçlendirmek hem de kadın muhtar sayısını arttırmak amacıyla çalışmalara başladık. Bu çalışmalar ile kadın muhtar adaylarını etkilemeyi, kamuoyunda kadın muhtar konusunda farkındalık oluşturmayı, her mahalleye ve her köye bir kadın muhtar seçilebilmesi için savunuculuk çalışması yapmayı planlıyoruz. 2024 yerel seçimlerinde muhtar olmak isteyen kadın sayısının artmasını ve böylece kadın muhtar oranının yükselmesini bekliyoruz. Aday olan tüm kadınların verdikleri mücadele çok kıymetli. Bu uzun soluklu yolda her geçen gün dayanışmayı güçlü kılarak her zaman kadın muhtar adaylarının ve kadın muhtarların yanlarında olacağız.</p>
<h5><strong>&#8216;Türkiye’de Kadın Muhtar Oranı Sadece %2,24!&#8217;</strong></h5>
<blockquote><p>Kadın muhtar adaylarının nasıl aday olabilecekleri, seçime nasıl hazırlanabilecekleri, seçim stratejileri, iletişim teknikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çok sayıda konuya odaklanan bir kılavuz rehber hazırlayacağız. Sosyal medyada savunuculuk kampanyaları yürüteceğiz.</p></blockquote>
<p><strong>Yerel seçimler odağında hangi faaliyetleri hayata geçirmeyi planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Muhtarlık kurumu 19. yüzyılın başından itibaren hayatımızın içinde olmasına karşın kadın temsili neredeyse yok denecek kadar az. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadınlar muhtarlık kurumuna 1933 yılında seçilmeye hak kazandı. 2023 itibarıyla, Türkiye’de 50 bini aşkın muhtar var, 1010 mahalle ve 124 köy olmak üzere toplam 1134 kadın muhtar görev yapıyor. Kadın muhtar oranı sadece %2,24. Bu sayıları kabul etmek mümkün değil!</p>
<p>Türkiye genelinde 7 bölgede, 7 şehirde yoğun çalışmalarımız olacak. Marmara için İstanbul, Ege için İzmir, Akdeniz için Antalya, Doğu Anadolu için Van, Güneydoğu Anadolu için Mardin, Karadeniz için Amasya, İç Anadolu için de Kayseri illerinde kadın muhtarlara ve muhtar adaylarına yönelik eğitimler planlıyoruz. Kadın muhtar adaylarının nasıl aday olabilecekleri, seçime nasıl hazırlanabilecekleri, seçim stratejileri, iletişim teknikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çok sayıda konuya odaklanan bir kılavuz rehber hazırlayacağız. Sosyal medyada savunuculuk kampanyaları yürüteceğiz.</p>
<p>“Eşit ve Kapsayıcı Kadın Muhtar Ağı”nın kurulmasına öncülük edeceğiz. Eğitimlere katılan kadın muhtarlar başta olmak üzere Türkiye genelindeki tüm kadın muhtarlara bu ağa katılmaları için açık çağrı yapacağız ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışacağız. Proje çıktılarının paylaşılacağı 1 günlük sempozyum düzenleyeceğiz. Bu sempozyuma muhtarları, belediyeleri, akademiyi, medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını davet edeceğiz.</p>
<h5><strong>‘Kadın Muhtarlar Yerelde Değişimin ve Gelişimin Müjdecisi’</strong></h5>
<blockquote><p>Kadın muhtarlar aracılığı ile kadınların ve kız çocuklarının sorunları daha görünür olmakta ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirilmekte.</p></blockquote>
<p><strong>Neden kadın muhtarları odağınıza aldınız? Kadın muhtarlar görev aldıkları mahalle ya da köyde nasıl bir rol üstlenebilirler? Yerel düzeyde bir muhtar, görev aldığı kentte ne düzeyde bir etki yaratabilir? Buna dair iyi örnekler var mı? (kadın muhtar örneğinde) </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-85222 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi.jpeg" alt="" width="288" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi.jpeg 554w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi-160x160.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 288px) 100vw, 288px" />Yerel yönetimler siyasete girişin ilk basamağı, muhtarlık kurumu ise yerel yönetimlere giriş kapısı. Her bir muhtarlık eşitliğe, adalete, kapsayıcılığa ve özgürlüğe açılan bir kapı olma potansiyeline sahip. Her bir kadın muhtar kız çocukları için rol model. Gelecekte siyasete girmeyi düşünen kadınlar için “yapabilirlik duygusu” yaratmakta. Kadın muhtarlar yerelde değişimin ve gelişimin müjdecisi.</p>
<p>Kadın muhtarlar aracılığı ile kadınların ve kız çocuklarının sorunları daha görünür olmakta ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirilmekte. Mahallede veya köyde ikamet eden kadınlar kendilerini kadın muhtarlara daha yakın hissetmekte ve sorunlarını daha kolay aktarmakta. Aslında kadın muhtarlar sadece kendi mahallerine veya köylerine değil, yapabildikleri ölçüde yakın mahallelerde veya köylerde ikamet eden kadın ve kız çocuklarına da destek olmakta. Böylece, mahallerinde ve köylerinde rol model olarak kadın ve kız çocuklarını cesaretlendirmekte.</p>
<p>Kadınların muhtar olması, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik kalıp yargıların yıkılması, yerel düzeyde kadın sorunlarının görünürlüğünün arttırılması ve çözüm önerileri geliştirilmesi açısından çok önemli. Kadın muhtarların deneyimlediği “yapabilirlik hissi” diğer kadınlara da örnek olmakta, ilham vermekte ve “biz de yapabiliriz” duygusu yaratmakta. Nihai olarak, mahallelerde kadınların konularına ve sorunlarına yönelik duyarlılığı olumlu yönden etkilemekte.</p>
<p>Örneğin, Diyarbakır’ın 6 kadın muhtarından biri olan Dilek Demir, seçildiği ilk gün kadınların yaşadığı mağduriyetleri önlenmesi ve mağdur olanlara yardım edilebilmesi için muhtarlığın duvarına dilek- şikâyet kutusu asmıştır. Böylece, muhtarlığa gelen ihbar mektupları sayesinde 40 kız çocuğunu erken yaşta evlenmekten kurtarmıştır.</p>
<p>Siirt’in Atalay Köyü’nün muhtarı olan Defne Berivan Demir, Siirt’in ilk kadın muhtarı olarak kayıtlara geçmiştir. Köydeki tüm kadınlar ile dayanışma göstermektedir. Köye bir çocuk parkı yapmış ve köyün kanalizasyon sorununu çözmek için sistemi köylüler ile kurmuştur.</p>
<p>Batman’ın Sağlık Mahallesi muhtarı Fatma Türkan, Batman’ın ilk kadın muhtarı olmayı başarmıştır. Muhtar Türkan, kız çocuklarının eğitim hakkına erişebilmesi, kadına yönelik şiddetin sona ermesi, kadın hakları ve özgürlüklerinin tanınması konusunda çaba göstermektedir.</p>
<p><strong>İstanbul merkezli bir dernek olarak kadın muhtarlar odağındaki proje ve faaliyetlerinizi ulusal düzeye ve özellikle Anadolu kentlerine nasıl taşıyacaksınız?</strong></p>
<p>Türkiye genelinde faaliyetlerimizi planladığımız illerdeki sivil toplum kuruluşları, büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri ile yakın temas halindeyiz. Gerek yüz yüze gerekse de online görüşmeler ile çalışmalarımızı planlıyoruz. Kadın muhtarlara ve kadın muhtar adaylarına yönelik eğitimlerimizi yüz yüze yapacağız. Kampanyalarımız ise sosyal medya üzerinden ilerleyecek.</p>
<p><strong>Bilgi teknolojileri ve çevrim içi olanaklardan yararlanarak muhtarların eğitimine yönelik eğitimlerin daha ulaşılabilir olması için bir planınız var mı? </strong></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi/"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-85221 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari.jpeg" alt="" width="324" height="324" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari.jpeg 554w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari-160x160.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 324px) 100vw, 324px" /></a>Hak temelli savunuculuk kampanyalarımız (#1KapıdaSenAç #kadınmuhtar) sosyal medya üzerinden ilerleyecek. Kadın muhtar sayısının artması için daha çok dayanışma, adaylaşma ve güç birliği sağlamak, kamuoyunda kadın muhtarlar hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak üzere bir kampanya filmi hazırlayacağız. Eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler için daha çok kadın muhtarın seçilmesi amacıyla “1KapıdaSenAç’’ sloganıyla seçmenler kadın adaylara oy vermeye davet edilecek.  <a href="http://www.kadinmuhtarlar.com">www.kadinmuhtarlar.com</a> isimli bir web sitesi kuracağız. Projelerimizin tüm çıktılarına (eğitim materyalleri, kılavuzlar ve raporlar) bu web sitesinde yer vereceğiz.</p>
<p><strong>Hangi kurumlar ile iş birliği ve dayanışma içindesiniz? </strong></p>
<p>Ege Kadın Buluşması Platformu, EŞİK (Eşitlik için Kadın Platformu), Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu, Tüm İstanbul Muhtar Dernekleri Federasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve yerel yönetimlerle iş birliği ve dayanışma halindeyiz.</p>
<p><strong>Kadın muhtar olmak isteyenler ne yapmalı? Nasıl size ulaşabilirler? </strong></p>
<p>2024 yerel seçimlerinde muhtar adayı olmak isteyen tüm kadınlar eğitimlerimize katılabilirler. Özellikle İstanbul, İzmir, Antalya, Van, Mardin, Amasya ve Kayseri’deki kadınlar bize muhakkak web sitemiz veya sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşsınlar. Ayrıca, deprem bölgesindeki iller ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca bir tane bile kadın muhtar çıkarmayan “Şanlıurfa” için özel çalışmalar planlıyoruz. Birbirimize destek olalım, birlikte yol alalım. Kadınların adaylaşmalarına ve görünürlük çalışmalarına destek olalım.</p>
<h5><strong>&#8216;Eşitlikçi, Kapsayıcı ve Adil Mahalleler-Köyler İçin Daha Çok Kadın Muhtar!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Farklı STK’lara ve gönüllülere bir çağrınız var mı? </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasının her sorunun üstesinden gelebilecek güçte olduğuna inanıyorum. Ümitsizliğe kapılmak, yılmak ve yorulmak yok. Başta deprem olmak üzere tüm yaralarımızı dayanışmayla ile hep birlikte saracağız.</p>
<p>Önümüzde altın değerinde bir fırsat var: “2024 yerel seçimleri”. Şimdi var gücümüzle eşit temsil ve eşit katılım için çalışmanın, dayanışmanın; iş birliği ve güç birliği yapmanın tam zamanı! Birlikte hareket edelim, birbirimize yoldaş olalım.</p>
<p>Çünkü, eşitlik mahallede başlar! Eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler ve köyler için daha çok kadın muhtar!</p>
<p><strong>Size destek olmak isteyenler nasıl ulaşabilir?    </strong></p>
<p>Kapımız herkese açık. Bize <a href="https://www.esitlikvekapsayicilikagi.org/" target="_blank" rel="noopener">web sitemiz</a> ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşabilirler.</p>
<p>Eşitliğe giden yol muhtarlıklardan geçiyor. Eşitlikçi ve kapsayıcı mahalleler ve köyler için daha çok muhtar olmalı. Kadınlar demokrasinin beşiği olan muhtarlık kurumlarında ve tüm karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmeli.</p>
<p>Kadın muhtar sayısının artması için daha çok dayanışma, adaylaşma ve güç birliği gerekiyor. Bu motivasyonla eşitlik ve kapsayıcılık anlamında önemli bir ihtiyaca cevap verecek olan “1 KAPI DA SEN AÇ!” isimli savunuculuk kampanyamızı hayata geçirdik. Bu kampanya ile Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı olarak, 2024 yerel seçimlerinde eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler ve köyler için daha çok kadının muhtarın seçilmesini istiyor ve seçmenleri kadın adaylara oy vermeye davet ediyoruz!</p>
<p>Yolumuz her daim “bilim”, yoldaşımız “dayanışma” olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/">Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buradayız Hatay Derneği, Kenti Yeniden Canlandırmak için Çalışıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/buradayiz-hatay-dernegi-kenti-yeniden-kurmak-icin-calisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 10:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Buradayız Hatay Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[6 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84818</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’ın yeniden yapılandırılması için kentte yaşayan bir grup, Buradayız Hatay Derneği’ni kurdu. Dernek, Hatay’ın yeniden canlanması için sürdürülebilir projeler hayata geçiriyor ve kentteki gelişmeleri sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Kenti yeniden canlandırmaya gayret eden Dernek ekibi, dileyen herkesi destek olmaya çağırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/buradayiz-hatay-dernegi-kenti-yeniden-kurmak-icin-calisiyor/">Buradayız Hatay Derneği, Kenti Yeniden Canlandırmak için Çalışıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Burs vermek, yıkılan bölgedeki esnafa destek olmak, ihtiyaç sahibi ailelere farklı konularda ulaşmak amacında olan Buradayız Hatay Derneği&#8217;nin Kurucusu ve Başkanı Mehmet Ali Gümüş ile misyonlarını ve yürüttükleri faaliyetleri konuştuk. </span></p>
<p><b>Buradayız Hatay Derneği olarak hangi ihtiyaçtan ve hangi hedefleri gerçekleştirmek için yola çıktınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Şubat depremlerinden sonra şehrimiz Antakya tamamen yıkılmıştı. Depremin ilk zamanlarında ülkeden ve dünyanın her yerinden yardımlar akıyordu. Bu sıralarda hayatta kalan Antakyalıların çoğu başka yerlere gitmek zorunda kalmıştı. Bizler hem söz konusu yardımların uzun vadede kalıcı olmadığını bildiğimiz için sürdürülebilir projeler üretmek adına hem de burada hayatı yeniden başlatıp başka yerlere giden hemşehrilerimizi yeniden kendi memleketimize döndürebilmek için yola çıktık.</span></p>
<blockquote><p>Antakya’daki hayatın canlanabilmesi, insanların burada yaşama tutunabilmesi için kalıcı ve sürdürülebilir projeler odaklı çalışıyoruz.</p></blockquote>
<p><b>Kendinizi ve ekibinizi nasıl tanımlıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84820 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/08/mehmet-ali-gumus-640x689.jpeg" alt="Mehmet Ali Gümüş" width="267" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/08/mehmet-ali-gumus-640x689.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/08/mehmet-ali-gumus.jpeg 829w" sizes="auto, (max-width: 267px) 100vw, 267px" />Kendimi tanımlayamam ama öncelikle belirtmek gerekir ki ekibimiz her Antakyalı gibi hem maddi hem manevi çok ağır kayıplar yaşamış ve hala Antakya’da yaşamaya devam etmeye çalışan Antakyalılardan oluşuyor. Ekibimiz şartlar ne olursa olsun; kalbiyle, aklıyla, sabrıyla zorlukların üstesinden nasıl geldiğini ve insanı ne kadar uç noktalarda fedakar olduğunu gösteren insanlardan oluşuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yardımdan ziyade kendimizi yan yana, omuz omuza bir dayanışma ağının içerisinde görüyoruz. Gündelik ya da kısa vadeli ‘yardımlardan’ ziyade Antakya’daki hayatın canlanabilmesi, insanların burada yaşama tutunabilmesi için kalıcı ve sürdürülebilir projeler odaklı çalışıyoruz. </span></p>
<p><b>Kurulduğunuzdan bu ana dek neler yaptınız? Neleri hayata geçirdiniz? Yakında hayata geçecek projeler neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz depremin ilk haftalarında yani insanların derin bir umutsuzluk ve korku halinde olduğu günlerde açtığımız &#8216;<a href="https://www.instagram.com/buradayizhatay/" target="_blank" rel="noopener">Buradayız Hatay</a>&#8216; Instagram sayfasında Hatay’da yeniden açılmaya başlayan işletmeleri paylaşmaya başladık. Bu sayede özellikle başka yerlere gitmiş vatandaşlarımıza moral verirken diğer yandan dükkanını açan veya açmak isteyen vatandaşlarımıza güç vermiş olduk. Sayfamız çok hızlı büyüdü. Hala da insanlar Hatay’da neyi nerede bulabileceğine bakmak için sayfalarımızdan faydalanıyor. Bu nedenle çok mutluyuz. Hatta ben de hala her ihtiyacım için işletmeler sayfasına bakıp faydalanıyorum. </span></p>
<p><b>Finansal kaynağı nasıl yaratıyorsunuz? Hangi aktörlerle iş birliği yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Finansal kaynağımız bağışlar ve kurumsal iş birlikleri. Fonzip üzerinden düzenli bağışçılarımız var; ayrıca özel gün sertifikalarını satın alarak derneğimize bağış yapabiliyorlar.</span></p>
<h5><b>Dayanışma, Dayanışma…! </b></h5>
<p><b>Sahada faaliyet yürüten ve diğer kentlerden gelen STK’lardan farklı olarak ne yapıyorsunuz? Diğer STK’lar ile iş birlikleriniz var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer kentlerden gelen STK’ların buralardaki çalışmalarının kıymetini anlatmaya gerek yok ancak bizim şöyle bir farkımız olduğunu gözlemliyorum; az önce belirttiğim gibi derneğin tüm kurucuları, gönüllüleri, çalışanları Antakyalı. Tarifi mümkün olmayan bir acıyı birlikte yaşamış insanlar. Dışlayıcı bir dil gibi algılanmasın lütfen, sadece durum tespiti olarak bu acı yaşamayanın anlayabileceği bir acı ya da şu an yaşadığımız şartlar içinde olmayanın anlayabileceği şeyler değil. Dolayısıyla Antakya’nın, Antakyalıların ne istediğini, neye ihtiyacının olduğunu, ne duymak istediğini, geleceğe dair endişelerini en iyi biz biliyoruz. Çünkü biz yaşıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerek yerelde gerek ulusalda diğer sivil toplum örgütleri, platformlar ve inisiyatifler ile iş birliğini çok önemsiyoruz. Başından beri söylediğimiz gibi dayanışma, dayanışma&#8230;! Bizi davet eden, iş birliği içinde olmak isteyen birçok sivil inisiyatifle bir araya geldik. Halihazırda bazı sivil toplum örgütleriyle Hatay için oluşturmaya çalıştığımız bir çatı platform var. Bunun üzerinde de çalışıyoruz.</span></p>
<blockquote><p>İlk günlerden bu yana sivil toplum çok iyi refleks geliştirdi ve o günlerden bu günlere hala sahadalar.</p></blockquote>
<p><b>Eleştirel bir bakışla Hatay’daki mevcut durumu değerlendirir misiniz? Depremden bu yana Hatay’da neler değişti ve düzeldi? Siz kurulduğunuzdan bu yana kentteki, bölgedeki ve ulusal düzeydeki sivil aktörlerin sorunların çözümüne etkisi ve katkısını nasıl değerlendirirsiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatay’ın şu anki durumunu hem kamu yönetimi anlamında hem de insanlık medeniyetinin geldiği nokta itibariyle tek kelime ile tarif edebilirim: ayıp. Burada yaşanan devletin ve insanlığın ayıbı olarak tarihe geçti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hatay’da neler değişti?” sorusuna şunu söyleyebilirim; merkezler dışındaki yerlerde özellikle kırsalda hayat yeniden başladı, zor şartlar da olsa. İlk günlere kıyasla çok fazla dükkan yeniden açıldı buralarda. Bazı mahalleler için dışarıdan baktığınızda çadır ve konteynerları görmezseniz, hayat normale dönmüş gibi görünüyor. Ama merkezi yerlerde, mesela Antakya merkezde, yaşam tamamen bitti. 6. ay itibariyle hala yıkım ve enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Henüz hiç enkaz kaldırılmamış mahalleler var. Korkunç ve insanı mahveden görüntüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu eksiklere rağmen ilk günlerden bu yana sivil toplum çok iyi refleks geliştirdi ve o günlerden bu günlere hala sahadalar. Özellikle birkaç STK burayı bırakmadı. Onlara bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca yerel sivil halkın dayanışması da devam ediyor. Zaten bunlar da olmasa biz en başından bitmiştik açıkçası.</span></p>
<h5><b>‘Bir Gün Antakya Yeniden Kurulacak!’ </b></h5>
<p><b>Yeni kurulan bir dernek olarak gönüllü desteğine ve diğer STK’larla iş birliğine ihtiyacınız var mı? Yurttaşlara ve bağışçılara mesajınız ne olur?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette desteğe ve gönüllülere her zaman ihtiyaç var. Destekler ve gönüllülerimiz sayesinde yapıyoruz her şeyi. Bizi unutmayan, yok olmuş şehrimizi yeniden kurmamıza yardımcı olmak isteyen herkesi meblağ hiç önemli değil bağışçımız olmaya davet ediyorum. Yapacağınız her bağış bizim sahadaki koşturmamıza destek oluyor, emin olun. Bir gün Antakya yeniden kurulacak, bu yolda yanımızda olanlara minnettarım. İmkânım olsa hepsine ayrı ayrı sarılırdım.</span></p>
<p><b>Sosyal medya hesaplarınız var mı? Sizi nereden takip edebilirler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi var. En aktif kullandığımız platform tabi ki Instagram. Ancak diğer platformlarda da süreç içerisinde daha aktif hale geleceğiz. Umarım kimse bizim yaşadıklarımızı yaşamaz ama umut hep var. Bizi yalnız bırakmayan herkese memleketim adına teşekkür ederim. Buradayız Hatay sosyal medya hesapları </span><a href="https://www.instagram.com/buradayizhatay/"><span style="font-weight: 400;">Instagram,</span></a> <a href="https://twitter.com/buradayizhatay"><span style="font-weight: 400;">Twitter</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.facebook.com/buradayizhatay"><span style="font-weight: 400;">Facebook</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.linkedin.com/company/buradayizhatay/"><span style="font-weight: 400;">Linkedin.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/buradayiz-hatay-dernegi-kenti-yeniden-kurmak-icin-calisiyor/">Buradayız Hatay Derneği, Kenti Yeniden Canlandırmak için Çalışıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:45:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[afet gönüllüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[afetzede]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Expo]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin üzerinden 2 ay geçti fakat afetten doğrudan etkilenmeyen bizler depremi ve afetzedeleri unutur gibiyiz. Oysa bölgede acılar hala çok taze, ihtiyaçlar hala çok ve acil! 6 Şubat’tan bu yana bölge insanının acılarına ortak olan ve onlar için gönüllü emek veren binler var. Onlar, umudun taşıyıcı kolonu; deneyimlisi, deneyimsizi, tüm gönüllüler, afet gönüllüleri... Bu yazıda, onlardan sadece dördü yer alıyor. Bölgede koşullar o kadar ağır ki, onlar o kadar can-ı gönülden çalışıyor ki, tüm gönüllüleri saygıyla kucaklamak ve tabii dayanışmayı sürdürmek gerekiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Antakya’da Afet Platformu’nun koordinasyonunda Hatay Expo çadırında farklı STK’lar adına Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen çok sayıda gönüllü var. Bazıları daha önce hiçbir gönüllü faaliyette bulunmadan, depremin ardından kendi olanaklarıyla dayanışmaya dahil olmuş. Bazıları ise hâlihazırda sivil alanda gönüllük deneyimi ile sahaya katkı sunmak için gelmiş. TOG adına Buse Toraman ve </span><span style="font-weight: 400;">Fehmi Toktay, </span><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası adına </span><span style="font-weight: 400;">Vasfi Göndoğdu, Nef Vakfı adına Burak Şentürk ile konuştuk. Her biri, </span><span style="font-weight: 400;">neden afet gönüllüsü olmayı seçtiğini, hala neden gönüllü ihtiyacı olduğunu ve gönüllüğün kendilerine ne kattığını anlatıyor. </span></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/busetoraman/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83650 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-640x377.jpg" alt="Buse Toroman" width="310" height="182" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-640x377.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman-1024x603.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/buse-toroman.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 310px) 100vw, 310px" />Buse Toraman</span></a><span style="font-weight: 400;"> Fikir Değirmeni adlı Türkiye’nin ilk çocuk ve genç girişimcilik merkezi kurucusu ve TOG Hatay Gönüllü Koordinatörü. 10 yıldan bu yana gönüllük deneyimine sahip. Depremin 4. günü İstanbul’dan Hatay’a gelmiş. İlk günlerde depoda 400 civarında gönüllü olduğunu ve ortalama 10-15 tırın geldiği alanda daha yoğun olduklarını anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse, gönüllülerin motivasyonunu şu sözlerle aktarıyor: “Sabah uyandıktan sonra deponun içerisine girdiğimizde, bugün kaç kişiye yardım ulaştıracağımızı düşünüyor ve gün sonunda ulaştığımız datalar bizi çok mutlu ediyor. Motivasyonumuzu daha da arttırıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse, verilen emeğin karşılığının ölçülemeyeceğini ise şu sözlerle özetliyor:  “Profesyonel hayatta bir şirkette, bir kurumda çalışanlarına “günde 15-18 saat çalış, üzerine bu kadar yok şartlarda konakla, ihtiyaçlarını gider” deseler hiç kimse buna evet demez ama burada gönüllerin hepsi her işin ucundan tutuyorlar, canla başla çalışıyorlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgeye destek ihtiyacının sürdüğünü vurgulayan Buse, “herkesin yardımı bırakmadan devam ettirmesi gerekiyor. Afet Platformu üzerinden bizlerle iletişime geçin.” çağrısında bulunuyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Biz parayla birilerini tutsak desek ki ‘burada bu işleri yapın’, emin olun ikinci günü burada çalışacak kimseyi bulamayız.</span></p></blockquote>
<h5><b>&#8216;Biz Buradan Umudu Yeşerteceğiz!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83656 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/vasfi-gundogdu-1.jpg" alt="" width="273" height="277" />Yine İstanbul’dan bölgeye gelen </span><a href="https://www.instagram.com/bayrasko/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Vasfi Göndoğdu</span></a><span style="font-weight: 400;"> mühendis ve DJ. Hatay Expo çadırında afet gönüllü olarak depo şefliği yapıyor. Daha önce hiçbir gönüllü faaliyette bulunmamış ya da STK&#8217;da görev almamış. Deponun </span><span style="font-weight: 400;">Hatay&#8217;da en sistemli işleyen depolardan olduğunu ve günde 400 aile ve yaklaşık 8-10 bin kişiye ulaştıklarını söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buse gibi Vasfi de gönüllülerin motivasyon gücüne vurgu yapıyor: “Biz parayla birilerini tutsak desek ki ‘burada bu işleri yapın’, emin olun ikinci günü burada çalışacak kimseyi bulamayız.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vasfi&#8217;nin gönüllü olarak bölgeye gelmek isteyenlere mesajı da şu şekilde: &#8220;Lütfen umutsuz olmasınlar, onların umudu bizim enerjimiz oluyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Biz buradan umudu yeşerteceğiz!&#8221; Vasfi bölgede kalarak gönüllüğe devam etmek konusunda kararlı:  “</span><span style="font-weight: 400;">Bu iş devam ettiği sürece biz burada olacağız. Desteklerini bizden esirgemesinler, en çok onların desteğine ihtiyacımız var.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Biz Bunu Yapmazsak Kimse Yapmayacak&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83658 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/burak-senturk-1.jpg" alt="" width="286" height="309" />Expo çadırında gönüllük yapan bir diğer gönüllü ve avukat olan </span><a href="https://www.instagram.com/av.burakc.senturk/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Burak Şentürk,</span></a><span style="font-weight: 400;">  Ankara’dan “büyük bir ailenin parçası olmak için” bölgeye gelmiş. Vasfi gibi Burak da </span><span style="font-weight: 400;">ilk defa gönüllü faaliyette bulunuyor. </span><span style="font-weight: 400;">Burak da diğer gönüllüler gibi bölgede hayatın normale dönmediği ve uzun süre ihtiyaç duymaya devam edeceğini söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Birbirimizle dayanışmak zorundayız!</span><span style="font-weight: 400;"> Bizim bunları sağlamamız gerekiyor. Biz bunu yapmazsak kimse yapmayacaktı. Onların bize, bizim onlara ihtiyacımız var.” diyen Burak, Afet Platformu çatısı altında, bir kaosun içinde bir sistem kurarak hızlı bir şekilde insanlara ulaşmaya çalıştıklarını, bir kişi eksik olduğu zaman bir rolün eksik olduğunu belirtiyor.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet gönüllüsü olmanın kendisi için anlamını ise şu sözlerle ifade ediyor:  “</span><span style="font-weight: 400;">Burada işe yaradığımızı hissediyoruz çünkü hazırladığımız her malzeme bir kişinin hayatına dokunuyor</span><span style="font-weight: 400;">. Burada olmaktan dolayı mutluyuz. Ekip olarak çalışıyoruz</span><span style="font-weight: 400;">. Burada olmanın verdiği huzur yadsınamaz.” Diğer gönüllüler gibi Burak da imkânı olan herkesin gönüllü olmasını tavsiye ediyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Bitti Sanıyoruz ama Daha Yeni Başlıyoruz!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83657 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/04/fehmi-toktay-1.jpg" alt="" width="318" height="249" />Expo çadırında tanıştığım gönüllülerden biri olan </span><a href="https://www.instagram.com/fehmi.toktayy/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Fehmi Toktay</span></a><span style="font-weight: 400;">, İzmir’den Hatay’a gelmiş ve 13 Şubat&#8217;tan itibaren bir ay boyunca sahada kaldı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Afet gönüllülüğü tecrübesi olmayanların bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Fehmi, bazı uyarılarda bulunuyor: “Onlarla konuşmalı, onların dertlerini dinlemeli fakat bazen de susmak gerek. Acıma duygusuyla değil de empati duygusuyla yaklaşmaları gerek. Bir söz verilmeyecek, çünkü bu onlara umut veriyor. Sonra yapamadığımızda o umutları yıkılıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fehmi de bölgeye verilen desteğin ve gönüllülerin sayısının azaldığına dikkat çekiyor: “</span><span style="font-weight: 400;">Normalleşmeye başladığımızı düşünüyoruz ama asla normalleşmemesi gereken bir durum.</span><span style="font-weight: 400;"> Hala ihtiyaçlarımız var. Gönüllü sayısı</span><span style="font-weight: 400;"> azaldı, gönüllüye çok ihtiyaç var.”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının ilk bölümüne </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/"><span style="font-weight: 400;">buradan</span></a><span style="font-weight: 400;"> ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/07/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-2/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 13:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Plaformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çorbada Tuzun Olsun Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç haritası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin üzerinden iki aya yakın bir zaman geçti.  Biz “normal” hayatlarımıza dönmeye odaklanır ya da bocalarken, bölgede “sivil toplum ve sivil aktörler ne yapıyor? Umut yeşeriyor mu?” sorularına yanıt aradım. Antakya’da Afet Platformu’nın koordinasyonunda Hatay Expo çadırında iki gün geçirdim. Herkes sanki orada ve elinden geleni yapıyor ama çeşitlenen ihtiyaçlar ve azalan gönüllü desteğiyle ihtiyaçlara yetebilmek çok güç. Yine de afetzedelerin tükenen ümidine karşın, burada umudun taşıyıcı kolunu sivil aktörler, gönüllüler… İlk yazıda, depremin başından beri saha olan Afet Plaformu’ndan 4 STK temsilcisinin sorunlara ve çözüme dair tespitleri yer alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/Fow8rZYFQog?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">11 ve 12 Mart’ı Antakya’da </span><a href="https://www.instagram.com/afetplatformu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Afet Platformu’nu</span></a><span style="font-weight: 400;">n gönüllüleri ile geçirdiğimde izlenimlerini paylaşmak ve analiz yapabilmek için karşılaştığım herkesin görüşüne ve deneyimine başvurdum. Çokça eleştirilen AFAD’dan görüş almayı başaramadım ancak bir grup AFAD görevlisi ile havaalanında kayıt dışı sohbet ettim. Kanaatim şu ki: herkes elinden geleni yapıyor, hatta dahası için zorluyor ama ihtiyaçlar o kadar çok ve çeşitli ki yetebilmek şu aşamada imkansız gibi…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83551 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1-640x480.jpg" alt="" width="359" height="269" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" />Bölgeye gönüllü olarak gitmiş biri olarak, dayanışmaya katkı sunmak isteyen herkese bir STK ile bağlantı kurarak, onların deneyim ve koordinasyonunda hareket etmelerini tavsiye ederim. 30’a yakın gönüllü, İBB’nin Afet Platformu üyeleri ve gönülleri için tahsis ettiği iki otobüs ile Afet Platformu koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Hatay Expo çadırına ulaştık.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı gruplar özelinde yaptığım görüşme ve gözlemlerle aldığım notlar:  </span></p>
<p><b></b><b>Sivil Aktörler</b><span style="font-weight: 400;">: Azalan gönüllü desteğine karşın sürekli artan ve çeşitlenen ihtiyaçlara yetmeye çalışan Türkiye&#8217;nin pek çok kentinden deprem bölgesine gelen çok çeşitli sivil aktörler (en bilinen STK&#8217;lar; Ahbap, Afet Platformu, İHH, kadın örgütleri, Okçular Vakfı, &#8220;İslami STK&#8217;lar&#8221;, adını önceden duymadıklarım&#8230;)</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Gönüllüler</b><span style="font-weight: 400;">: Hayatında hiçbir STK’ya destek olmamış, dahası hiç gönüllü faaliyete de katılmadan kendini &#8220;afet gönüllüsü&#8221; gibi ağır bir yükümlülük altında bulan; deneyimli ve gönüllüğü yıllardır sürdüren farklı eğitim, statü ve deneyime sahip gönüllüler&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Kamu Kurumları ve Belediyelerin Çalışanları</b><span style="font-weight: 400;">: Çok farklı kentlerden “görevlendirme” ile ya da gönüllü gelen çeşitli kamu kurumları ve belediyelerin çalışanları ve askerler…</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Özetle, herkes aslında elinden geleni yapıyor ama hayat o kadar yerle bir olmuş, moloz yığınları, toz-duman arasında ihtiyaçlar o kadar değişken ve çeşitli ki yetebilmek çok zor!</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<h5><b>&#8216;Afete Hazır Değiliz!  Ama Artık Nasıl Hazır Olunacağını Biliyoruz!&#8217;</b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/ihtiyacharitasiofficial/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83553 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2-640x480.jpg" alt="" width="408" height="306" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-2.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 408px) 100vw, 408px" />İhtiyaç Haritası’ndan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Mehmet Sarıca ile de toplum olarak afetten çıkarmamız gereken dersi ve afet gönüllüğünün önemini konuştuk. Sarıca, öncelikle Maraş depremlerinin büyüklüğünü ve tüm gayretlere rağmen ihtiyaçlara yetişememe hissiyatını paylaşıyor. </span><span style="font-weight: 400;">“Burada çok fazla sivil kuruluş var; bir yandan devlet kuruluşları çalışıyor ama bir yetememe hali hissediyorum.” diyor ve bunu İhtiyaç Haritası’nın kurduğu WhatsApp hattına her gün artan ihtiyaç girilmesinden hareketle teyit ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca, kamu ve sivil toplum AFAD-AHBAP tartışmalarını yersiz buluyor ve 11 ili etkileyen bir depremde ihtiyaçlara sadece kamunun yetebilmesinin olanaksızlığını vurguluyor. Bu nedenle, sivil toplum, kamu ve özel sektörün desteği ile ciddi iş birlikleri kurulması gerektiğini söyleyen Sarıca gönüllü desteğine ihtiyaca dikkat çekiyor: “İlk günlerde destek de gönüllü sayısı da çok fazlaydı. Ama 1 ayın sonrasında gelen destekler azaldı. Bizim çok fazla gönüllüye ihtiyacımız var burada. Örgütlü, gönüllü olursa çok daha iyi oluyor. Çünkü ne yapacağını bilen, sahada da daha önce gönüllülük yapmış insanlara özellikle ihtiyaç var”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca ile afet gönüllüsü olmanın farkını ve zorluklarını da konuştuk: “Gönüllülük dediğin şey zaten zor bir iş. Profesyonel çalışandan da zor.  Afet gönüllülüğü ise çok daha zor bir iş. Burada hayatında ilk defa gönüllülük yapan insanlar, afet gönüllülüğü yapmaya çalıştı. Ama maneviyatı da aslında diğer gönüllülük yapanlara nazaran çok daha doyurucu, çok daha iç huzurunu artıran, zenginleştiren bir şey.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarıca’ya göre Maraş depremlerinden sonra, sahaya çok ciddi bir gönüllü akışı oldu. Bunların arasından güzel çalışan, nitelikli, kendini geliştiren insanlar da oldu. Depoculuğu, makine kullanmayı, insani yardım dağıtmayı burada öğrendiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Sarıca’ya hem Adana’da depremi yaşayan bir depremzede ve yıllardır edindiği  afet gönüllüsü deneyimi ile 6 Şubat depremlerinin çıkarılması gereken dersin sordum: “</span><span style="font-weight: 400;">Devletin ve diğer kuruluşların çıkaracağı ders şu; hazır değiliz. Hazır olmalıyız!</span><span style="font-weight: 400;"> Nasıl hazır oluruz? Gerekli olan nitelikli insan gücü, gönüllü ya da profesyonel, nitelikli ekipman. Bunlarla hazır olmamız lazım. Sahada neye ihtiyaç var biliyoruz artık.” </span></p>
<h5><b>Koordinasyon Sorunu Sivil Toplumda da Var!  </b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/corbadatznolsun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Çorbada Tuzun Olsun Derneği</span></a><span style="font-weight: 400;"> Başkanı Ahmet Türker, depremin başından beri sahada; Afet Plattormu’nun Expo deposunu koordine ediyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Türker ile afetin başından bu yana en sık tekrarlanan koordinasyon sorununu ve AFAD ile ilgili eleştirileri konuştuk.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-83555 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3-640x480.jpg" alt="" width="393" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1-3.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" />Türker, Elazığ depreminde kurulan Afet Platformu&#8217;nun içinde olan, kendi alanında uzmanlıkları olan STK&#8217;ların en iyisi yapmaya, eleştirileri de dikkate alarak gayret ettiğini söylüyor. “Yapılabilecek birçok şey var; bunlara yetecek kaynaklarımız, gücümüz var ama en büyük problemimiz koordinasyon.” diyen Türker,</span><span style="font-weight: 400;"> “Sadece kamuda değil, sivil toplumda da koordinasyon sorunu var. Bireycilik, ego sivil toplumu kitliyor ve koordinasyon sorunu yaratıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koordinasyonsuzluğun toplumda çok yaygın olduğunu belirten Türker, “Diyalogdan çok uzaklaşabiliyoruz çünkü çok da duygusal bir toplumuz. Duygularımızı biraz geri planda tutmayı hepimizin öğrenmesi lazım.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türker ayrıca </span><b>toplumdaki yaygın ayrışmaya dikkat çekerek,  koordinasyonsuzluğu sadece AFAD üzerinden kamu kurumlarına yüklemenin doğru olmadığını belirtiyor ve toplumsal olarak öz eleştiri yapmamız gerektiğine inanıyor. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AHBAP-AFAD tartışmalarına da değinen Türker, hem Çorbada Tuzun Olsun Derneği hem Afet Platormu çatısı alında AFAD ile kolektif çalıştıklarını, çünkü AFAD&#8217;ın koordineli çalışmadan, afet sahasında görev alınamayacağını hatırlatıyor: “Sahada faaliyetleri yarıştırmak da kurumları kötülemek de doğru değil.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türker’in dikkat çektiği bir diğer nokta, Türkiye&#8217;de sivil topluma yönelik ciddi güvensizlik. “İnsanlar gönüllü olmak, iyi şeylerin parçası olmak, bağış yapmak istiyor ama sivil toplumda aşırı bir parti siyasileşme mevcut.” diyen Türker&#8217;e göre, bu sebeplerle STK’lara duyulan güven zayıf.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Ahmet Türker, bölgeye destek vermek ve dayanışmak isteyen yurttaşlara şu mesajı veriyor: “Sahayı duymazsak, sadece duygularımıza göre hareket edip gereksiz yardımlar yaparız. Her yardım, her desteğin gerekli bir şekilde sahada karşılığını bulabilmesi lazım. Bizim şu anda en çok istediğimiz şey insan kaynağı, gönüllü desteğine ihtiyacımız var.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Gönüllü İhtiyacı Çok Fazla&#8217;</b></h5>
<p><a href="https://www.instagram.com/nefvakfi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Nef Vakfı’ndan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Sosyal Hizmet Koordinatörü Ercüment Arabacı, Afet Platformu’nun kurulduğu günden bu yana tüm afetlerde sahada aktif olarak görev alıyor. Arabacı da depremin büyüklüğüne ve gönüllü ihtiyacına dikkat çekiyor: “Depremin üzerinden geçen zamanda burada yaralar sarılmadı. Buradaki ihtiyaçlar bitmedi. Gelen malzemelerin hızlı bir şekilde afetzedelere ulaştırabilmesi için gönüllü ihtiyacımız var.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatay deprem bölgesi özelinde hayatın hızlı bir şekilde geri dönmesinin çok zor olduğunu belirten Arabacı, “Biz STK’lar olarak, Nef Vakfı ve Afet Platformu olarak el ele verdik. Sahada çalışmalarımıza devam ediyoruz. Depo faaliyetleri yanında, konteyner kentler çalışmalarımız da devam ediyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgeye gelecek gönüllülere çağrı yapan Arabacı, “Sağlık sorununuz yoksa, kendinize fiziken ve ruhsal olarak güveniyorsanız, ‘her türlü zorlukta çalışırım. Her türlü sıkıntıyı katlanırım’ diyorsanız siz de buyurun. Afet Platformu sayfasında bulunan üye kuruluşlarından hangisini istiyorsanız bizimle iletişim kurup, gönüllü olarak Hatay&#8217;a gelebilirsiniz.”  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afetzedelere destek vermenin pek çok yolu olduğunu hatırlatan Arabacı, “paranız olmayabilir</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">önemli olan gönlünüz olsun. Önemli olan bir derdiniz olsun. Hiçbir şey yapamıyorsanız, sosyal medyadan gönüllü çağrısına destek verin ya da Afet Platformu’nun </span><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası’nın malzeme çağrılarını, paylaşabilirsiniz.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllülerin emeğini bir anekdotla paylaşan Ercüment Arabacı, TOG gönüllüsü olarak Expo çadırında tekerlekli sandalyesiyle destek veren gönüllüyü paylaşıyor:  “Evet. Sağlık sorunları vardı. Problemleri vardı ama tekerlekli sandalyesiyle masada kayıt tuttu. Çay dağıttı. Onu unutamayız. Gönüllülüğün parayla pulla alınacak bir yeri yok</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">sonsuz saygı duyuyoruz, sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Doğal Afet + İnsan Elinden Çıkan Yıkım&amp; Şiddet: Etkilerini Tüm Türkiye Görecek!&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet Platformu koordinasyonunda çalışan </span><a href="https://www.instagram.com/worldhumanrelief/?hl=tr" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">World Human Relief</span></a><span style="font-weight: 400;"> (WHR- Dünya İnsani Dayanışma Derneği) Başkanı Doç.Dr. Ayten Zara ile deprem sonrası bölgenin çeşitlenen ve artan ihtiyaçları karşısında dayanışmanın ve gönüllüğün sürdürülebilir kılınması için ne yapılabileceğini ve afetin psikolojik etkilerini konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye gündemindeki siyasi konuların ağırlığının da etkisiyle afetin gündemdeki yerinin azaldığını söyleyen Zara, öncelikle azalan ilgilinin sahaya tekrar kanalize edilmesi gerektiğini kaydediyor: “Deprem bölgesinde her şey normalmiş gibi insanların ilgisini de azalttı bu ya da afet bölgesindeki ihtiyaçları arka plana eti. Oysa hala orada çok ciddi anlamda temel ihtiyaçlarının giderilmesi, psikolojik desteklenmesi gerekiyor. Hem yazılı hem de görsel medyanın bu konuya sık sık vurgu yapıyor olması lazım.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayten Zara’ya ayrıca deneyimleri çerçevesinde, 6 Şubat depremlerinde “yeni” olanın ne olduğunu sordum. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok afette görev alan Zara, depremleri sadece “doğal afet” olarak tanımlamıyor; “Aynı zamanda insan elinden çıkan bir şiddetti, bir yıkımdı. İnsanların sevdiklerini kurtaramayışı ya da ölüm yani kurtaracak kimseyi bulamayışı ve ölüme terk edilişi de bence insan elinden çıkan yıkım olarak görüyorum</span><span style="font-weight: 400;">.</span> <b>6 </b><b>Şubat depremleri sadece doğal afet değil aynı zamanda insan elinden çıkan yıkımı da şiddeti de barındıran özelliği nedeniyle, etkisi hem kısa dönemde hem de uzun dönemde çok fazla olacak</b><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu sadece afet bölgesinde bu yıkımı yaşayan insanlar için değil, Türkiye de bir toplum olarak bunun etkilerini maalesef çok olumsuz olarak görecek.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afetten doğrudan etkilenmeyen biz yurttaşların “normal hayata” dönerken bir yandan da nasıl dayanışmayı ve desteği sürdürebileceğimizi, özetle aradaki dengeyi nasıl kuracağımız sorusunu Zara’nın psikoloji bilimi çerçevesinde yanıtı şu oldu: </span><span style="font-weight: 400;">“Afetin bu kadar yıkıcı olduğu ve binlerce insanın öldüğü ve yakınlarını kaybettiği bir afette hemen normale dönülemeyebilir ancak normale dönmek için çabalayabiliriz. Evet işimize gidebiliriz, sorumluluklarımızı yerine getirebiliriz, okula gidebiliriz. Sosyal hayatımızda olabilir. Ama bu sosyal hayatın içinde hiçbir şey yokmuş gibi eğleniyor olmak aslında bizim o afet bölgesinde acıları olan, kayıpları olan insanlara karşı büyük saygısızlık olduğunu düşünüyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zara’ya göre, </span><b>“afetzedeler kadar acılıyken bir şey yokmuş gibi eğleniyor olmamız, onları unutuyor olmamız onları yeniden kendi yüreklerinde öldürmek anlamına gelir</b><span style="font-weight: 400;">. ”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu durumda, “ ne yapmalıyız?” soruma Zara’nın yanıtı şu oldu: “Onların acılarını anıyor, tanıyor olmamız lazım. İlla oraya gidip bir şey yapmakla da olmaz. Ama onları anarak, onların acılarına saygı duyarak olur. Bunu yapabilmenin birçok yolu var, hem bireysel düzeyde hem de toplumsal düzeyde yapabiliriz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayten Zara, bu kadar büyük bir yıkım karşısında yas sürecinin birkaç aydan uzun sürmesi gerektiğini düşünüyor.  Zara’nın biz afetzede olmayanlara ve “normal hayatı” da sürdürme kaygısı taşıyanlara önerisi şu: “Görmezlikten gelmek, unutmak değil. Onları hala düşündüğümüzü, onlar için canımızın, kalbimizin attığını hissettirecek bir sosyal medya paylaşımı bile çok kıymetli olur.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/">Deprem Bölgesinde Umudun Taşıyıcısı Sivil Toplum ve Gönüllüler! (1)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/deprem-bolgesinde-umudun-tasiyicisi-sivil-toplum-ve-gonulluler-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
