<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ceren Suntekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Apr 2025 18:25:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ceren Suntekin, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklar Nasılsınız?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/11/cocuklar-nasilsiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 17:43:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklardan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Suntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Naci Emre Boran]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetsiz iletişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87450</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ben bu ülke için umudumu yitirmemek için uğraşıyorum.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/11/cocuklar-nasilsiniz/">Çocuklar Nasılsınız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Görsel: Ceren Suntekin</em></p>
<p>Çocuk hakları alanında uzun süredir çalışan biri olarak, çocukların seslerinin duyulması için çaba harcıyorum. Bu nedenle çocuk haklarını çocuklarla değil, yetişkinlerle çalışmayı önceliyorum. Çünkü çocukların, haklarının onlarla çalışılmasından çok, hepimiz gibi hak temelli ilişkiler kurulmasına ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Uzun süredir yaşadığımız bu sıkışmışlık hâlinde bazen alışma, bazen umursamama, bazen karamsarlık, öfke, çokça isyan ve yorgunluk var. Ama konu kendini temsil etme ve anlatma, yani anlattığını duyurma konusunda (bizim yüzümüzden) kısıtlı imkâna sahip olan çocuklar, hayvanlar ve doğa olunca, bende işler değişiyor. Tüm bu gelip geçici ya da kalıcı olabilecek duygular, bu gruplar söz konusu olduğunda lüks kaçıyor.</p>
<p>Herkes bu sıkışmışlıkla baş etmek için çeşitli stratejiler geliştiriyor. Ben ise çocuklara soruyorum: Nasılsınız?</p>
<p>&#8220;Çocuklar Nasılsınız?&#8221; buluşması da işte böyle ortaya çıktı. Yapabileceklerim sınırlı: Çocukları dinleyebilirim, birbirlerini duymalarını sağlayabilirim, varsa önerilerine destek olabilirim, onlarla birlikte olabilirim. Ben de öyle yaptım. Daha önce birlikte çalıştığım çocukların olduğu gruplarda, &#8220;Nasılsınız? Böyle bir buluşma yapalım ister misiniz?&#8221; diye sordum. Çocuklar istekliydi. Sonra Sivil Sayfalar bize destek oldu. Bir başvuru formu hazırladım, 62 başvuru geldi. Başvuruların bir kısmı <a href="https://www.sivilsayfalar.org/cocuklardan/">https://www.sivilsayfalar.org/cocuklardan/</a> yazarlarıydı. Toplantıya 9-12 yaş arasında 19 kişi katıldı. Sevgili Naci Emre Boran ile bir buçuk saat boyunca çocukları dinledik.</p>
<p>Başlarken kendimizi tanıttık. Ben çocuk hakları alanında çalıştığımdan, Naci de şiddetsizlikten bahsetti. Ülkenin durumu karşısında hissettiklerimizi paylaştık. Onları merak ettiğimizi ve her yorumu dinlemeye hazır olduğumuzu anlattık.</p>
<p>Kısa bir sessizlikten sonra çocuklar söz alarak konuşmaya başladı… Bu sessizlikler beni kaygılandırmaz. Hepimizin böyle bir anda durup, ilk defa duymuş gibi o soruları kendimize sormak ve o an kafamızdan gerçekten neler geçtiğini duymak için zamana ihtiyacımız olur. Bu geçiş hâlini sakince karşılayabilmeyi seviyorum.</p>
<blockquote><p><em>“İnsanların aynı fikirde olmaması tatsızlığa sebep olur diyor sosyal bilgiler öğretmeni diyor.”</em></p></blockquote>
<p>İlk söz alan çocuk, siyaset yapmanın yasak olup olmaması üzerine bir kafa karışıklığıyla konuşmaya başladı. Aslında bir şeyler söylemek istiyor ama acaba söyledikleri “yasaklı” mı diye kestiremiyordu. Onun gibi düşünmeyenler varsa söylediklerinden rahatsız olma ihtimalinin yüküyle gelmişti toplantıya. Neyse ki herkes konuşmaya başlayınca bu kaygısı hızla azaldı.</p>
<p>Yoğun kaygı, korku, öfke, umutsuzluk, derin üzüntü en çok ifade edilen duygulardı. Haksız yere hapse atılmak, hapisteki <em>“çocuklar”</em>, demokrasi, protesto, hak, haksızlık kavramları uzun uzun konuşuldu.</p>
<blockquote><p><em>“Böyle şeylere çok ağlamak istemiyorum çünkü o zaman güvenimi kaybediyorum. Bu ülke bence ileriki yıllarda düzelecek”</em></p></blockquote>
<p>Kurumlara çocuk danışma kurulu önermeyi hep önemserim; yine çocuklar, yetişkinlerden çok daha düzeyli ve entelektüel bir tartışma yürütüyorlardı ve çok haklılardı. Böyle zamanlarda çaresizlik ve gurur arasında gidip geliyorum. Hem çocukların gündeminin oyun oynamak yerine bu konular olmasına üzülüyorum hem de akıllarına şükredip umutla coşuyorum.</p>
<p>İktidar, siyaset, devlet, hükümet, muhalefet, demokrasi, bürokrasi gibi kelimeler sıkça telaffuz edilince, Naci’nin de önerisiyle bir an durup kavramların üzerinden yeniden geçmeye karar verdik. Kim devlet, kim hükümet; çocukların kafasında karışmıştı. Nasıl karışmasındı ki? Bu karışıklıkla kavramlar üzerine konuşmanın yine herkes için ne kadar kurtarıcı olduğunu fark ettim. Hakların garantörü, hakları korumak ve güvence altına almakla görevli devlet çatısı altında güvende hissetmemek, hepimizi derinden sarsıyor.</p>
<p>Buluşmanın hedeflerinden biri de çocukların birbirlerinden öğrenmelerine, birbirlerini duymalarına alan açmaktı. Tam bu noktada Amerikalı insan hakları savunucusu Rosa Parks imdadımıza yetişti. Tartışmalar sürerken çocukların bu örneği kendilerinin getirmesi, kim olduğunu bilmeyen çocukların “Neresi?” diye sorması, çocukların kütüphanedeki kitaplarını koşarak alıp getirmesi, Rosa Parks’ın hikâyesini birbirlerine heyecanla anlatmaları ve diğerlerinin pür dikkat dinlemesi karşısında Naci ile heyecanımızı dizginlemeye çalıştık.</p>
<p>1955’te onun bir siyah olarak otobüste beyazlara yer vermeyi reddettiği isyanıyla başlayan ayrımcılık karşıtı eylemleri, çocuklardan biri sanki kendisi de oradaymış gibi, onunla birlikte yaşamışçasına içtenlikle anlattı. Siyah ve beyazların yan yana oturmasını yasaklayan bir yasanın olması, bugün bize ne kadar saçma geliyorsa, çocuklara da şu an ülkede olan birçok olay ve karar vericilerin tutumları o kadar saçma geliyordu. Çok basit ve muhteşem bir mantıkla: “Devlet biziz” demek, her şeyi harika özetliyordu.</p>
<blockquote><p><em>“Devlet biziz bence. Yani devlete karşı çıkmamız gerekiyor, çünkü devlet biziz. Devlete karşı çıkarken de ‘devlet biziz’ diye bağırmamız gerekiyor. Bugünlerde depremler, yangınlar oluyor, herkes çok üzgün. Devlet kimsenin hakkını yiyemez.”</em></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ceren Suntekin</em></p>
<p><em>Sosyal Hizmet Bilim Uzmanı, Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Bonus &#8211; Velilerden Gözlem Notları 1:</em></p>
<p>İlk defa bir çocuk etkinliğine, oğlum vesilesiyle katılmış oldum. Aslında oğlumla muhabbetimiz fena değil. Ama böyle zor bir zamanda yeteri kadar onu duyup duyamadığımı merak ediyordum. O yüzden etkinliğin büyük bir çoğunluğunu kenardan dinledim.</p>
<p>Oğlum başta etkinliğe katılma noktasında çok direnmişti: “Anne ama biliyorsun ben öyle çocuk çocuk değilim” diyerek. “Çocuk çocuk”tan kastı ona sevimli bir sesle yaklaşan, doğrudan söylediklerini kaale alıyormuş gibi yapıp aslında almayan, dil bilmeyenlerin turiste yaptıkları gibi neredeyse bağırarak konuşan ve ancak her şeyi basitleştirdiğinde çocukların anlayabileceğini düşünen etkinliklerdeki tecrübesiydi aslında. Bu etkinlikte öyle olmayınca heyecanını gördüm. Kamerasını açmak istememesi dahil tüm tercihlerinin saygıyla karşılandığını görmek ona çok iyi geldi.</p>
<p>Çocukların paylaşımlarını dinlerken başta yanda biraz ağlamış da olabilirim, yalan söylemeyeceğim. Çünkü her ne kadar bilsem de bu kadar kaygı yüklü paylaşım beklemiyormuşum aslında. Bir yandan da bilgi seviyeleri dehşete düşürdü beni. Çok kaygılılar, çok üzgünler, çok öfkeliler. Bir yandan da “çocukları serbest bırakın” paylaşımlarında ağırlıklı olarak kastedilen yetişkin üniversite öğrencilerini gerçekten kendileri gibi çocuk sanarak da ekstra kaygıya düşüyorlar. Bunları görünce her sözümüzün çocukların zihninde nasıl yankılandığını tekrar öğrenmiş oldum.</p>
<p>Uzun lafın kısası, benim için inanılmaz öğretici bir tecrübeydi. Oğlumun aşırı siyasi bilgiyle yüklü hali kaygımı biraz artırsa da eşit muamele gördükleri alanlarda kaygılarını seyreltme ihtimali bana çok iyi geldi. Ceren ve Naci başta olmak üzere tüm katılımcılara ve bu katılımcıların ebeveynlerine sonsuz teşekkürler!</p>
<hr />
<p><em>Velilerden Gözlem Notları 2:</em></p>
<p>Kızıma böyle bir atölye var, katılmak ister misin diye sorduğum zaman, &#8220;evet ben de konuşmak isterim; fırsatım olacak mı&#8221; diye sordu. ilk kez zoom da bir online toplantıya katıldı ve bunu herkese anlattı. Oldukça heyecanlıydı, “benim toplantım var, akşam bize kimse gelmesin, misafir alamayacağız kusura bakmayın” diye anneanne ve teyzelerine anlattı.</p>
<p>Kızıma senin de kedilerin olduğunu ve çok sevdiğini söylemiştim, o yüzden toplantı esnasında sana kedimizi gösterebilmek için azıcık hırpalayarak sevmiş olabilir <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Toplantı sonrasında, “nasıldı” diye sorduğumda; &#8220;sanırım biz çocuklar aynı şeyleri hissediyoruz anne&#8221; dedi, eğer bunu söylüyorsa keyif almış demektir. Belli ki içselleştirmiş konuşulanları, &#8220;soru sordum ve sormaktan çekinmedim&#8221; dedi, “bir daha olsa günüm ve saatim uyarsa katılmak evet isterim tabi” dedi.</p>
<hr />
<p><em>Velilerden Gözlem Notları 3: </em>Ruhunuza sağlık, olup bitenleri akranları ile konuşmak kızıma çok iyi gelmiş. Sevgiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/11/cocuklar-nasilsiniz/">Çocuklar Nasılsınız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 10:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[belediye hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[dinozor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devletlerin aldıkları önlemler sayesinde pandaların neslinin artık tükenme riskinde olmadığını annesinden öğrenen dört yaşındaki Deniz’in, belediye hizmetlerinin nasıl olması gerektiğine dair bakış açısı sizce de biz yetişkinlere ve karar vericilere kılavuz olma özelliği taşımıyor mu?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/">&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar dünya nüfusunun bir bölü üçünü oluşturuyor. Özel ihtiyaç sahibi en büyük grup olmalarına rağmen şehirler tasarlanırken yetişkinlerin(hangi yetişkinlerin olduğunu anlamak için ise pencereden sokağa yarım saat bakmak bile yeterli) konforu ve iyilik hali gözetiliyor. Dinozorlar gibi önlemler alınmadığında “tükenecek” bir grup olmasa da çocukları korumak için onların da hak sahibi bir birey olduklarını ve onların korumanın tek yolunun haklarını korumak olduğunu unutmamamız gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sene 20 Kasım Çocuk Hakları Günü&#8217;nde, çocukların sesini daha çok duyurabilmek için kişisel olarak ulaşabildiğim ve onay aldığım çocuklara şu soruları sordum:</span></p>
<p><b>“Kaç yaşındasın? Çocuk hakları sence nedir anlatır mısın? Sence en çok hangi hakkın ihlal ediliyor? Sence belediyeler ya da yetişkinler bunun için ne yapsın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük yaştaki çocuklar için ise soruyu şöyle revize ettim: </span><b>“Bir çocuk en çok ne yapmayı sever? Ne olunca yapamaz ya da yapması kısıtlanır? Büyükler çocukların iyi hissetmesi için ne yapmalı?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört yaşından, on dört yaşına kadar 10 çocuktan aldığım geri bildirimler ise gayet çarpıcı. Gelin kulak verelim:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78082 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/deniz.jpg" alt="Deniz" width="169" height="141" />“Dört yaşındayım. Çocuklar en çok etkinlik yapmayı sever. Etkinlik yapmak için çocuğa kağıt, boya, yapıştırıcı falan almazsa ailesi; çocuk cezalandırılmış gibi hisseder. Etkinlik yapamayan çocuk mutsuz olur”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deniz, 4</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78083 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/umut.jpg" alt="umut" width="179" height="250" />“Beş yaşındayım. En önemli hakkım oyun hakkım. Eğer oyun oynamama izin verilmezse bu hakkım olmaz. Yetişkinler oyuncağı olmayan çocuklara oyuncak vermeli ve daha çok park yapılmasını sağlamalı”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Umut, 5</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-78084 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/mavi.jpg" alt="mavi" width="224" height="193" />“Dört yaşındayım. Büyükler çocuklar mutlu olsun diye çocukların resim yaptığı gibi onlara resim yapabilirler. Çocuklara çiçek alabilirler. Birlikte tatile gidebilirler. Şehirde çocukların yüzebileceği ve kumla oynayabileceği yerler olursa iyi olur, çocuklar mutlu olur.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mavi, 4</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Altı yaşındayım. En çok oyun oynamayı, film izlemeyi ve yüzmeyi seviyorum. Okula gitmeme hakkım olduğunu düşünüyorum. Çünkü okula gidince bunları yapamıyorum. Yetişkinlerin okula gitmeme hakkımı çiğnediğini düşünüyorum. Belediyeler bu hakkım için bir şey yapabilir mi bilmiyorum. Büyükler çocuklar iyi hissetsin diye paralarının yettiği şeyleri onlara alabilirler. Çocuklar için ellerinden geleni yapabilirler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ege, 6</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78085 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/can.jpg" alt="can" width="164" height="207" />“Altı yaşındayım. Anneler çocukların brokoli yemesini isterse çocuklar üzülür. Çocuklar oyun oynamayı sever. Büyükler izin vermezse bunu yapamaz ve üzülür. Büyükler çocuklara ‘nasılsın, iyi misin’ diye sormalı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Can, 6</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“10 yaşındayım. Çocuk haklarının bizim için var olduğunu söylüyorlar. Ama bana en yakın park evden 15 dakika uzakta ve oraya tek başıma gidemiyorum. Belediyelerin bu sorunu çözmesi gerek. Bir çocuk yeşiller içinde oynadığında mutlu olur.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömer, 10</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78134 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu-640x728.jpg" alt="batu" width="203" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu-640x728.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/batu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 203px) 100vw, 203px" />“9,5 yaşındayım. Nasıl trafik kuralları varsa yasalarda ve kırmızı ışıkta geçmememiz gerekiyorsa, çocuk hakları da öyle. Çocuk hakları da çocuklar için uyulması gereken yasalar gibi bir şey. Mesela binaların, evlerin çocuklar için yapılmaması bence çocuk hakları ihlali. Dünyanın sadece yetişkinlere göre yapılması ve kentlerin çocuklar için yapılmaması bir çocuk hakkı ihlali. Belediyeler çocuklar için parklar, onlara uygun mekanlar yapabilir. Mesela tuvalet, mutfak çocukların kullanımına uygun olabilir, boyları bize göre yapılabilir. Çocuklar da bir insan olduğu için eğer onlara sorarlarsa, çocuklarla konuşurlarsa haklarımızı kullanmamızda bize destek olabilirler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Batu, 9,5</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78086 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/derin.jpg" alt="derin" width="196" height="261" />“11 yaşındayım çocuk hakları bizim yaşamımızı savunan haklardır. En temel hakkımız yaşamak. Bu kanun Unicef ile bize verilmiştir. Benim bi abi kuzenim var. 18 yaşında bana zorla makarna suyu koyduruyor. Ben ona yemek yapmak zorunda değilim. Ben daha çocuğum ama aç olunca benden yemek istiyor. Büyükler ve belediyeler çocukları korusun onlara haklarını öğretsin.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin, 11</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“13 yaşındayım. Çocuk hakları en temel olarak yaşama, eğitim, eğlenme ve konuşma hakkıdır. En çok eğlenme ve oyun oynama hakkım ihlal ediliyor. Büyükler çocukları daha çok serbest bırakmalı. Niye her şeyi kontrol ediyorlar ki…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ozan, 13</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-78087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/ipek.jpg" alt="ipek" width="157" height="159" />“14 yaşındayım. Bence çocuk hakları din, dil, ırk fark etmeden her çocuğun doğduğu andan itibaren sahip olduğu haklardır. Eşitliği temsil eder. Benim en çok kendimi özgürce ifade etme hakkım yok sayılıyor. Çoğunluğun fikrinden farklı bir fikre sahip olduğum zaman, kendimi ifade etmekten çekiniyorum. Toplum, farklı fikirlere saygı duymadığı için, farklı düşünen çocuklara da müdahale ediyor”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İpek, 14</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında çocukların dile getirdiği hak ihlalleri Çocuk Hakları Sözleşmesinde geçen 12. Madde ve 31. Maddeyi bize tekrar hatırlatıyor.</span></p>
<p><b>Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 12:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 -Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 2- Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır. (Kaynak, www.unicef.org)</span></p>
<p><b>Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde 31:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 -Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar. 2 -Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkına saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zaman değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler. (Kaynak, www.unicef.org)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sen sus, çocuklar ne bilir”, “çocukça işler”, “çocukluk yapmak”, “çocuklar anlamaz” gibi kullanımların normalleştirildiği, çocuğu ve çocukluğu değersizleştiren bir toplum içinde yaşıyoruz. Bazen “ay ne tatlı şeysin” diyerek sevimlileştirdiğimiz bazen “yaramaz!” diye öfkelenerek çocuklara kulak vermeyi reddettiğimiz; ama çocukla kurduğumuz ilişkide çocuktan daha çok kendi ihtiyacımıza odaklandığımız tutumlar ile çocukları ciddiye almadığımız bir gerçek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetişkinler olarak, hak ihlaline neden olmak yerine hakların hayata geçirilmesi için alan açıcı ve destekleyici olmayı tercih edebiliriz. Tercih diyorum çünkü bu, çocukların haklarını bilmesinden çok yetişkinlerin bu haklara saygı duymayı öğrenmesi ile ilgili. Çocuklara kulak vererek; yükümlülere bıkmadan hakları hatırlatarak, çocuk algımızı dönüştürerek, değişime kendimizden başlayarak çocuklar için daha iyi bir dünya yaratmak mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların bize hatırlattığı üzere, onlara </span><b>“nasılsın?” </b><span style="font-weight: 400;">diye sormayı unutmamakla başlayabiliriz belki değişime. Bazen yüzleşmek zor olsa da bu soruların cevapları hak temelli bir iletişim için kılavuzumuz olabilir. Belediyeler ise 4 yaşındaki bir çocuğun şehirde kumla oynama hayalini, parkları kanserojen olan kauçukla kaplamaya son vererek gerçekleştirebilirler. Çocukların &#8220;insan oldukları için&#8221; en temel hakkı olarak taleplerinin hayata geçmesi için takipçi olmak, çocuğun yararını çocukla birlikte düşünmek, onların gündemi ve ihtiyaçlarını ciddiye almak hem karar vericiler hem de yetişkinler olarak bizlerin görevi. Çocukların haklarını korumanın lütuf değil, sorumluluğumuz olduğunu hatırlatarak sözlerime son veriyorum. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78088 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-640x896.jpg" alt="dinozor bebek" width="186" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-640x896.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek-1024x1434.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/dinozor-bebek.jpg 1181w" sizes="auto, (max-width: 186px) 100vw, 186px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının hazırlanmasına katkı sağlayan, görüşlerini samimiyetle paylaşan ve </span><span style="font-weight: 400;">yayınlanmasına izin veren 10 çocuğa; onların seslerinin ulaşmasını sağlayan </span><span style="font-weight: 400;">ebeveynlerine teşekkür ederim. Çocukları sözlerinin yanındaki resimler kendilerini </span><span style="font-weight: 400;">resmettikleri çizimler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Yazının kısa versiyonu Şişli Belediyesi Komşum Gazetesi Aralık 2021 sayısında </span><span style="font-weight: 400;">yayınlanmıştır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/28/dinozorlar-donemindeki-belediyeler-de-onlem-alsaydi-simdi-dinozorlar-yasayabilirdi/">&#8216;Dinozorlar Dönemindeki Belediyeler de Önlem Alsaydı Şimdi Dinozorlar Yaşayabilirdi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokağa, Kente, Hayata Erişim&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/03/sokaga-kente-hayata-erisim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2020 08:15:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[3 Aralık Dünya Engelliler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Suntekin]]></category>
		<category><![CDATA[kente erişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin güvenle yaşayabildiği, kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği olanaklar yaratmanın koşulu daha fazla bütçe değil. Hep birlikte insanca yaşayabilmenin yolu hak temelli bakış açısından ve dayanışmaktan geçiyor. Sakatlığa neden olan bazı durumların geri dönüşü olmayabilir, ama erişebilir kentler için engeli insanda değil bakış açımızda tanımlamak kapsayıcı politika ve hizmetler için mücadeleyi mümkün kılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/03/sokaga-kente-hayata-erisim/">Sokağa, Kente, Hayata Erişim&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yürüyemeyenleri, göremeyenleri, konuşamayanları, zihinsel becerilerde farklılığı/çeşitliliği olanları, yaşlıları ve çocukları düşünün. Şimdi bu cümleyi okurken aklınıza ilk gelen böyle bir kişinin nerede olduğunu ve ne yaptığını düşünün. Mesela siz işe giderken o nerede? Hafta sonu deniz kıyısında kahvaltı planı yaparken; filmin saatini kaçırmamak için metroya ya da vapura bindiğinizde; kendinizi geliştirmek istediğiniz hobiniz için internette araştırma yaparken; kollarınızda çıkan kırmızı beneklerin nedenini doktora sorduğunuzda; sadece özlediğiniz için o gün tüm zamanınızı arkadaşlarınızla geçirirken ya da canınızın çok istediği o turfanda börülceyi almak için semt pazarına giderken…</p>
<p>Pandemi süreciyle hayatımıza giren karantinalar, bu bahsettiğim gündelik hayat pratiklerini yapamamanın ne kadar zorlayıcı olduğunu bize bir nebze da olsa öğretti. Bunun geçici değil bir hayat boyu deneyimlendiğini ve her gün yeniden yeniden üretildiğini düşünün&#8230;</p>
<p>Bir kentte sokakta, ulaşım araçlarında, kamu alanlarında gördüğümüz sakatların, farklılıklara sahip olanların, yaşlıların ve çocukların sayısı aslında o kentin refah seviyesini gösteriyor. (Belediyelerde çalışma deneyimi olan biri olarak söylüyorum ki) herkesin güvenle yaşayabildiği, kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği olanaklar yaratmanın koşulu daha fazla bütçe değil. Hep birlikte insanca yaşayabilmenin yolu hak temelli bakış açısından ve dayanışmaktan geçiyor. Sakatlığa neden olan bazı durumların geri dönüşü olmayabilir, ama erişebilir kentler için engeli insanda değil bakış açımızda tanımlamak kapsayıcı politika ve hizmetler için mücadeleyi mümkün kılar.</p>
<p>Kapak görseli: Ceren Suntekin</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/03/sokaga-kente-hayata-erisim/">Sokağa, Kente, Hayata Erişim&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 08:06:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk fotoğrafı paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60650</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm çocukların hayatlarına güven içinde devam edebilmelerini ve haklarına erişmelerini sağlamak biz yetişkinlerin ve karar vericilerin en temel görevidir. Afet ve acil durumlarda çocuk fotoğrafı paylaştığımız ilk an aslında kötü bir şey yaptığımızı düşünmeyiz, hatta belki de bu acılara ortak olduğumuz hissine kapılırız. Ancak duygularımızı böyle aktarmak çocuklara şiddetsiz bir dünya sunmaya, cinsel istismarı engellemeye, çocukların risklerden uzak yaşamasına, çocukların etkili korunmasını sağlamaya ve en temelde çocukların haklarını korumaya yetmez!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/">Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarla ilgili konularda, mesela onlara şiddet uygulandığı ile ilgili bir haber okuduğumuzda, cinsel istismara maruz kaldıklarını gördüğümüzde, denizde batan bir şişme mülteci botunda boğulduklarını öğrendiğimizde, afetlerde enkaz altında kaldıklarını izlediğimizde çok yoğun öfke ve üzüntü duyguları yaşarız. Çoğu zaman bu duyguların etkisi ile bu olayları yaşamış çocukların görsellerini sosyal medyada paylaşır ve veryansın ederiz. Bunu yaptığımız ilk an aslında kötü bir şey yaptığımızı düşünmeyiz, hatta belki de bu acılara ortak olduğumuz hissine kapılırız. Ancak duygularımızı böyle aktarmak çocuklara şiddetsiz bir dünya sunmaya, cinsel istismarı engellemeye, çocukların risklerden uzak yaşamasına, çocukların etkili korunmasını sağlamaya ve en temelde çocukların haklarını korumaya yetmez! Öfkemizi, üzüntümüzü dışa vururuz hatta konunun magazinleşmesine katkı sağlayıp böyle görüntüler karşısında duyarsızlaşırız ancak çocuklara zarar veren var olan koşulları değiştirmeye yönelik somut adımlar atmayız. Asıl sorunun kaynağını düşünmeden hareket ettiğimiz her durumda kendimize hikayeler ve o hikayelerin kahramanlarını yaratır gerçekteki ihtiyacı ve ihlali gözden kaçırırız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarla ilgili onların görsellerini kullanarak yaygınlaştırmak istediğimiz her durumda kendimize soracağımız ilk soru, bu benim ihtiyacım mı yoksa çocuğun ihtiyacı mı? Şu an bu paylaşımı yapmaya neden ihtiyaç duyuyorum?</span></p>
<p><b>Aşağıdaki bulunan sorulara vereceğimiz yanıtlar bizim konuyu doğru değerlendirmemiz ve çocuk haklarını koruyan adımlar atabilmemiz için yol gösterici olacaktır.</b><br />
<b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların bedenlerinin yetişkinlere “umut” verme sorumluluğu var mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimizin kötü zamanları atlatabilmek için umut duymaya ihtiyacı olabilir, burada umut duyabileceğimiz şey afetlerde çocuk koruma ile ilgili devlet politkalarının geliştirilmesi konusunda olumlu adımlar atılması olmalı. Yetişkinlerin kendilerini iyi hissetmek için çocukların kurtuluş anlarını izlemeleri, paylaşmaları ve yaygınlaştırmaları çocukları araçsallaştırmaktır. Üstelik çocuklara faydası yoktur. </span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Bu fotoğrafı herkesin görmesi çocukların kararı mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların en önemli insan haklarından biri katılım hakkıdır. Çocukların kendilerini ilgilendiren her konuda karar vermeye hakları vardır. Yalnız afet, kaza, savaş gibi kötü olaylar değil gündelik yaşamlarında da her durumda fotoğraflarının çekilmesi ve görünür olması için onaylarının alınması gerekir. 18 yaşın altındaki her çocuğun görüntüsünün medya araçlarında yaygınlaştırılması onun ve bakım vereninin açık onayına ve iznine tabidir.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların desteklenmesi için onların bedenlerini, yüzlerini göstermeye gerek var mı?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar sağlıklı büyüme ve gelişme hakkına sahiptirler. Her çocuk kişisel, bedensel farklılıkları, özellikleri ve koşullarından bağımsız iyilik hallerinin sağlanması için yetişkinler ve karar vericiler tarafından desteklenmelidir. Afet dönemleri dahil her çocuğun en temelde barınma ve sağlıklı büyüme hakkı olduğu kadar birey olarak tanınmaya, anlaşılmaya, kendini güvenle ifade etmeye, psikolojik olarak desteklenmeye ihtiyacı ve hakkı vardır. Çocukların temel ihtiyaçlarına dikkat çekmek; etkili çocuk koruma ve çocuk hakları politikalarını talep etmek çocuk fotoğrafları paylaşmadan da mümkündür.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocukların ihtiyaçlarını ve haklarını anlamak ancak onları “masum” gösteren görsellerle mi mümkün?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetişkinler olarak çocukları “masum”, “korunmaya muhtaç”, “mağdur” gördüğümüzde onları pasifize eder, yetişkinler ve çocuklar arasında hiyerarşik bir ilişkiyi var sayarız. Bu hiyerarşik yaklaşım bizi çocukların kararları, seçimleri ve bedenleri üzerinde söz hakkımız olduğu yanılgısına götürdüğü gibi, bu tanıma sığmayan tüm diğer çocukların da kaçınılmaz olarak yok sayılmasına yol açar. Çocuklar yardıma ihtiyacı olsalar da olmasalar da haklara sahiptirler. Çocukların ihtiyaçları için harekete geçmek nasıl göründüklerinden, hangi gruba mensup olduklarından, yaşlarından ve bizim dikkatimizi çekmelerinden bağımsız yetişkinlerin sorumluluğudur.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Enkaz altından çıkan çocuğun fotoğrafını paylaşmak konuyla ilgili ne fayda sağlıyor?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde rutin olarak yaşanan doğa olaylarından biri depremlerdir. Buradaki temel ereğimiz afetlerin en az hasarla atlatılması ve can kaybının olmaması; karar vericiler tarafından her türlü önlemlerin alındığından emin olarak güven içinde bir yaşam sürdürmek. Çocukların kurtarılma anına ilişkin fotoğraflarını paylaşmamız buradaki ihmalleri görmemizin ve bu konunun takipçisi olmamızın önüne geçeceği gibi çocuğun mahremiyet hakkını da ihlal eder. 18 yaşın altında her çocuğun fotoğraflarının yayınlanması bakım verenin ve çocuğun kendi onayına tabidir.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Daha önce böyle bir deneyimi yaşamış olanlar dahil, bu fotoğrafı görenler ne hissederler?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu fotoğrafları görmenin tetikleyici ve travmatize edici etkileri vardır. Yetişkinler de çocuklar da böyle fotoğrafları gördüklerinde çoğu zaman acı, korku, derin üzüntü gibi birçok olumsuz duyguyu yaşar ve bu, hayatlarında kalıcı olumsuz bir iz bırakabilir. Üstelik bu fotoğrafları görmek ve yaygınlaştırmaya katkı sağlamak kalıcı çözümler için harekete geçebilmenin aksine, çaresizlik hissinin artmasına neden olur.</span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Çocuklar iyileşmeye başladıklarında görsellerin hala dolaşımda olması ne hissettirecek?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğru bir psikolojik destek aldıklarında çocuklar iyileşir ve hayatlarına devam ederler. Ancak medyada ve dijital alanda paylaşılan görseller kaybolmaz. Çocuklar o anı arkada bırakmak istedikçe bu fotoğraflar onların karşına tekrar tekrar çıkarak travmatik anılarının canlanmasına neden olur. </span><b></b></p>
<ul>
<li><b>Depremin ve her türlü şiddetin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekmek için çocuk hakları odağında ne yapabilirim?</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle her durumda çocuğun yüksek yararını düşünmekle başlamak gerekir. Bir yetişkin olarak öncelikle bir çocuğun bu durumu yaşamasını engellemek için harekete geçmemiz gerekir. Bu  da çocuğu bir birey olarak görerek afetler ve hazırlık için çocukları doğru bilgilendirmek demektir. Ayrıca devletin imar yasası ve deprem kanunu ile ilgili politikalarının ve uygulamalarının; yıkıma ve can kaybına neden olan ihmallerle ilgili sorumluların yargılanmasının takipçisi olmak, bu konuda giden yanlış uygulamalarda ses çıkarmak önemlidir. Afetler yaşandıktan sonra çocukların en temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak ve güvenli alan tahsisi için çalışmak, bu konuda çalışan ekiplerin koordinasyonu çerçevesinde duyurularını takip etmek, onların yönlendirmelerine göre hareket etmek önemlidir. Çocukların kriz anı ve sonrası ile baş edebilmelerini sağlayacak araçların sağlanması için konunun uzmanlarından destek almalarına katkı sağlamak ve takipçisi olmak, çocukların görsellerini paylaşmadan fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını gündemleştirmek; bu konuda çalışan sivil toplum örgütlerine maddi manevi açıdan destek olmak, doğru kaynaklardan haber almak önemlidir. Çocuk hakları konusunda okumalar yapmak, çocuk hakları alanında çalışan uzmanların görüşlerini dikkate almak, çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinde gönüllü olmak yapılabilecek şeyler arasındadır. Tüm çocukların hayatlarına güven içinde devam edebilmelerini ve haklarına erişmelerini sağlamak biz yetişkinlerin ve karar vericilerin en temel görevidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/09/cocuk-gorseli-paylasmak-icin-iyi-niyetli-olmak-yeterli-mi/">Çocuk Görseli Paylaşmak için İyi Niyetli Olmak Yeterli mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Pandemi Sürecini Nasıl Yorumluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/11/cocuklar-pandemi-surecini-nasil-yorumluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2020 08:29:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Sürecinin İstanbul’un Farklı Yerleşimlerindeki Çocukların Haklarına Erişimi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54750</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların pandemi sürecindeki yaşadıklarına odaklanan anketi düzenlemekteki amacım, en azından ulaşabildiğim çocukların seslerini duyurabilmekti… Sosyoekonomik olarak orta ve orta üst denebilecek sınıflardan çocukların aktarımları ile şekillenen çalışmaya bakınca, sosyo ekonomik olarak dezavantajlı çocukların aktarımları ile benzerliklerini, çocuk algısının haklara erişimde ne kadar büyük engel olduğunu siz de fark edeceksiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/11/cocuklar-pandemi-surecini-nasil-yorumluyor/">Çocuklar Pandemi Sürecini Nasıl Yorumluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Karantina döneminde çocukların durumunu anlamaya ilişkin birçok çalışma yapılıyor. İçlerinde en çarpıcı bulduğum, Tarlabaşı Toplum Merkezi, Sulukule Gönüllüleri Derneği, Başak Kültür ve Sanat Vakfı ve Small Projects İstanbul tarafından ortak olarak gerçekleştirilen ve risk altındaki ve dezavantajlı bölgelerdeki çocukların haklarına erişimin raporlandığı  </span><a href="https://etkiniz.eu/blog/istanbul-covid-cocuk-haklari/"><span style="font-weight: 400;">“Covid-19 Sürecinin İstanbul’un Farklı Yerleşimlerindeki Çocukların Haklarına Erişimi” araştırması</span></a><span style="font-weight: 400;"> oldu. Final raporunu Haziran ayı sonu ile görebileceğimiz araştırmanın Tarlabaşı Fatih, Kayışdağı ve Sarıgazi’den </span><b>123 </b><span style="font-weight: 400;">çocukla yapılan ön bulguları, bu örgütlerin sosyal medya hesaplarından dolaşıma girdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Virüsün çocukları “hasta etmediği” bilgisinden hareketle sanki çocuklar ile ilgili kaygılanmayı gerektirecek bir durum yokmuş gibi yansıtılan sürecin tek etkisi hastalığa indirgenemez. Özellikle de çocuk katılımının önemsenmediği ve çocukların bir birey olarak görülmediği toplumlarda, destek mekanizmalarına erişimin olmadığı ya da çok az olduğu karantina koşullarının da etkisiyle çocukların seslerini duymak ve ihtiyaçlarını görünür kılmak epey zorlaştı. Ev içi şiddet durumları çok arttı ve eskiden hiç olmazsa okulda rehber öğretmeni ile görüşebilen çocuklar, şimdi kendilerine ait yeterli alanın bulunmadığı evlerde, yetişkin istismarları ile karşı karşıya kaldı. Baro, bu dönemde çocuk hakları merkezine olan başvurulardaki azalmanın nedenini ev içi şiddetinin azalması olarak değil, çocukların ve onların hakları için harekete geçenlerin destek sistemlerine erişememesi olarak yorumluyor. Haklarına ve destek sistemlerine erişimde her zaman sorunlar yaşayan engelli çocuklar ise, bu dönemde eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde daha da ciddi sorunlar yaşadılar. SEÇBİR uzmanlarından İdil Seda Ak’ın da pandemi sürecinde engelli çocukların durumuna dair bilgi verdiği </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=OE2rpuoQU4I&amp;list=PLes0DHephb3e4B0f-bs2wgWrggcgxjhN_&amp;index=10"><span style="font-weight: 400;">videoda</span></a><span style="font-weight: 400;"> söylediği gibi, ancak haklara erişimin sistematik olması ile her çocuğun haklarının korunduğundan söz edebiliriz. Krizlerden, toplumun geri kalanına göre daha fazla / farklı etkilenen kırılgan grupların görünür olmasını sağlayan bu çalışmaların bulgularına göre önlemler almak, programlar geliştirmek ilgili kurumlara baskı yapmak için sorumluluklarımız var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanırım yukarıda bahsettiğim araştırmadan bağımsız olarak, fakat onunla aynı dönemde ben de belediyelere ve çocuk hakları çalışanlarına iletmek üzere bir </span><a href="https://docs.google.com/forms/d/1jEgRslum8bTw0shCcpeL-XCdULN_AXCIouhjnfJIbJc/edit"><span style="font-weight: 400;">anket</span></a><span style="font-weight: 400;"> hazırladım. Amacım, en azından ulaşabildiğim çocukların seslerini duyurabilmekti… Size bulgularından bahsedeceğim bu araştırma, bilimsel bir araştırma değil. Bu çalışma eşin dostun çocukları, o çocukların arkadaşları ve uzun süredir birlikte çalıştığım Sarıyer Çocuk Danışma Kurulu ve Şişli Çocuk Meclisi’nin aktarımları ile hazırlandı. Sosyoekonomik olarak orta ve orta üst denebilecek sınıflardan çocukların aktarımları ile şekillenen çalışmaya bakınca, sosyo ekonomik olarak dezavantajlı çocukların aktarımları ile benzerliklerini, çocuk algısının haklara erişimde ne kadar büyük engel olduğunu siz de fark edeceksiniz. Çocukların Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile ilgili görüşleri ve aile üyelerinin çocuklarla kurduğu ilişkilerde toplumun çocuk algısının yol açtığı etkinin neden olduğu ihmal ve istismar davranışlarını sıkça göreceksiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğer çocukları belli sosyo ekonomik, kültürel, bedensel özelliklerden ibaret sayarsanız, ki aslında hazırladığım anketi cevaplayan çocukların bu gruptan olduğunu varsayabiliriz, o zaman bu tanım dışında kalan, toplumsal cinsiyet rollerine sığmayan, gelişimsel ve bedensel özellikleri birbirinden farklı olan, çeşitli dezavantajlara sahip tüm çocuklar görünmez olur. En basitinden bu anketin sonuçları -örneğin- internet erişimi olmayan çocukları seslendiremiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hazırladığım anketi sosyoekonomik olarak orta sınıf ailelerden internete erişimi olan gönüllü, 38’i kız, 29’u oğlan</span><b> 67</b><span style="font-weight: 400;"> çocuk cevapladı. Çocukların engellilik, kronik rahatsızlık durumunun da sorulduğu ankette sadece bir çocuk gözlük takıyor olmayı engel olarak tanımlamış, bir çocuk alerjisi olduğunu bir çocuk da kalp damar tıkanıklığı yaşadığını belirtmiş.</span></p>
<p><b>“Anketi Doldururken Kendimi Büyük Biri Gibi Hissettim”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık uçlu sorulara yer verilse de aslında çocuklarla yüz yüze olmayan, otomatik, seçmeli, kategorilere ayırmalı, dijital bir anket aracılığı ile görüşmek birçok riski de barındırdığından uygun bulmadığım bir yöntem. Ancak bu süreçte her kesimden çocuğa eşit bir şekilde ulaşılamasa dahi, ulaşılabilen çocuklara sınırlı kaynaklarla bile olsa temas etmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Keşke bu, birkaç sivil toplum örgütünün ya da kişisel çabaların dışında çocukların seslerini ve ihtiyaçlarını daha sistematik araçlarla duyabileceğimiz ve çocukların da bir birey olduklarını sıklıkla unutan belediyelerin, bakanlıkların, okulların da ilk işi olsa. Anketi hazırlarken danıştığım çocuklardan duyduklarım çocukların bir birey olarak görülmeye duydukları ihtiyacı kanıtlar nitelikte…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışma genel olarak çocukların bir günlerini nasıl geçirdiklerini anlamaya odaklandı. Birçok çocuk kendilerine böyle sorular sorulmasından duydukları memnuniyeti “kendimi büyük biri gibi hissettim”,  “ilk defa biri bize ne durumda olduğumuzu sordu”, “çok eğlendim”, “keşke daha uzun olsaydı, kendimi anlatmak çok hoşuma gitti” gibi ifadelerle belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anketi 7 ve 8 yaşlarında 28 çocuk, 9-11 yaş arası 11 çocuk, 12-15 yaş arası 11 çocuk ve 16-18 yaş arası 16 çocuk doldurdu. Çıkan sonuçlarda çocukların yaklaşık yarısının sabah 09:00-11:00 arası uyanıp akşam 22:00-24:00 arası uyuduğu sonuçlara yansırken, hatırı sayılır bir kesimin de gece 01.00 ile 04.00 saatleri arası yatıp öğlen 12’den sonra uyandığı görüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların sadece 19’u her gün telefon, mesajlaşma, görüntülü konuşma aracılığıyla arkadaşları ile görüşebilirken, 51 çocuk arkadaşları ile ya hiç görüşmediğini ya da haftada en az bir kez görüşebildiğini belirtmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anketi cevaplayan 67 çocuktan 50’si ise her gün 1-3 saat arası ders çalıştığını, 33’ü ise EBA’yı takip ettiğini dile getirmiş. EBA’yı takip edenlerin 18’i yayını “iyi” bulduklarını belirtirken geri kalan çocuklar “yetersiz”, “faydalı değil”, “anlatan öğretmeni sevmedim”, “kötü”, “kasıyor”, “anlamakta çok zorlanıyorum”, “saçma”, “sıkıcı”, “gereksiz”, “çok hızlı anlatıyor”, “konular çok hızlı geçiyor” ifadeleri ile değerlendirmişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçlara göre, bu süreçte çocukların evde yapmaktan en zevk aldığı şeyler uyumak, resim yapmak, oyun oynamak, kitap okumak, müzik dinlemek ve dizi izlemek. 67 çocuktan 54’ü evde harekete dayalı çalışmaları düzenli yaptıklarından ve çoğunlukla zumba, yoga, jimnastik, pilates, dans, bale ve evde yapabildikleri sporları tercih ettiklerinden söz etmiş. Küçük bir kısmı bunu anneleri ile gerçekleştirirken bir kısmı da Youtube’tan video açarak yaptığını belirtmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankete katılan çocukların büyük çoğunluğunun evde kaldığı sürede yapmaktan nefret ettiği şeylerin başında ders çalışmak geliyor. Ayrıca internette ya da telefon başında zaman geçirmek de, sanılanın aksine, çocukların hoşuna gitmeyen şeylerin içinde yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, “haber izlemek”, “evde sürekli haberlerin ya da büyüklerin izlediği programların açık olması” “ev işi yapmak”, “kardeşimin tabağını toplamak”, “oyuncak toplamak”, “TV başında yalnız kalmak” ve “hiçbir şey yapamamak” çocukların nefret ettiği şeylerin başında geliyor.</span></p>
<p><b>“Süreçte Beni En Kızdıran Şey Herkesin Evde Olması”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankete katılan çocuklar en çok aile üyelerinin onları kızdırdığını dile getirerek “Evde seni en çok ne kızdırıyor?” sorusunu, “abim”, “ablam”, “kardeşim”, “kardeşlerim”, “annem”, “babam”, “yeğenim”, “ebeveynler”, “evdekilerin evde olması” şeklinde yanıtlamışlardır. “Özel alanımın olmaması” ifadesi ise tekrarlanan yanıtlar içinde yer almıştır. Ayrıca çocuklar “ben izlerken evdeki diğer kişilerin kanal değiştirmesi”, “söylememe rağmen hoşlanmadığım hareketlerin yapılmaya devam etmesi”, “babamın beni sıkarak sevmesi ve sulu sulu öpmesi”, “dinlenmemek”, “engellenmek”, “annemin bana sürekli karışması”, “evde sigara içilmesi” gibi ifadelerle yetişkinlerin bedensel söz hakları ve sınırlarına saygı duyulması konusundaki ihtiyaçlarını anlatmışlardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların evde olmakla ilgili en sevdiği şeylere verdikleri cevaplardan yetişkinlerin aslında nasıl bir okul sistemi ve ev düzeni yaratması gerektiğini anlıyoruz. Çocuklar kendi ihtiyaçlarının en iyi aktarıcısıdır. Ancak kulak verdiğimizde onların haklarıyla ilgili ne kadar çok ihlal yaşadıklarını fark edebiliriz. Stres, baskı ve ayrımcılıktan azade; çocukların gelişimlerini güvence altında hissettikleri eğitim ortamları yaratmak; kendilerini keşfedebilmelerini sağlayacak güvenli alanlar sağlamak, tüm farklılıkları ve çeşitlilikleri ile bir çocuk olarak kabul gördükleri bir çevre, bir ev ortamı yaratmak elimizde. Çocuklar daha fazla dinlenmek, daha fazla oyun oynamak, daha fazla paylaşmak ve daha kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duyuyorlar ve bu onların en temel hakkı. Bu süreçte bir veli grubuyla yaptığım toplantıda çocuğunun ders başarısının çok yüksek olduğunu, aynı zamanda yüzme takımında olduğunu ve çok severek yüzdüğünü ancak yıllardır devam eden tiklerinin sadece bu süreçte son bulduğunu ifade etti. Çocuk hem düzenli ders çalışmadığı hem de düzenli antrenmana gitmediği bu dönemde, arkadaşları da aynı koşullarda olduğu için rekabete gerek olmadığını ve rahatladığını ifade etmiş. </span></p>
<p><b>Arkadaşlarım… Arkadaşlarım… Arkadaşlarım…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların en çok özlediği ve bu süreçte en çok ihtiyaç duydukları şeylerin başında arkadaşları ve okulları, ikinci olarak dışarıda oyun oynamak ve gezmek geliyor. Ayrıca sıklıkla “arkadaşla gezmek”, “arkadaşlarla okulda olmak”, “arkadaşlarla oyun oynamak” da ayrıca belirtilmiş. Çocuklar ayrıca yüzmeyi, denize girmeyi, bisiklete binmeyi, doğada özgür olmayı, dondurma yemeyi ve anneannelerini de özlediklerini; evden çıkar çıkmaz ilk iş olarak arkadaşları ile buluşup zaman geçirmek istediklerini ya da “yaz olsa bile okula gitmek” istediklerini belirtmişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar arkadaşları ile zaman geçirmeye ek olarak ankette bu süreçte kendilerini iyi hissetmeleri için gereken şey sorusuna verdikleri “keşke öğretmenimi görebilseydim,” keşke öğretmenimiz bize ders anlatsaydı”, “öğretmenimi çok özledim” yanıtları ile öğretmenlerine duydukları ihtiyacı da sıkça dile getirmişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca çocuklar, “bir yavru köpeğim olsaydı”, “koronavirüsü öldürebilseydim”, “herkese boya dağıtsalar”, “havuzlu, bahçeli bir evimiz olsaydı”, “en azından haftada bir kez sokağa çıkma izni olsaydı”, “yalnız kalabilseydim”, “uzaktan dahi arkadaşımla oynayabilseydim”, “annem ve babam yanımda olsaydı”, “sevgilimi görebilseydim”, ifadeleri ile kendilerini daha iyi hissetmelerine yardım edecek şeyleri dile getirmişlerdir.  Sadece bir çocuk “bu süreçte ne olsaydı kendini iyi hissedersin” sorusunu “sigara içebilseydim” diyerek yanıtlamış. Belki bu da onun stresiyle baş etme yöntemi olarak yorumlanabilir… </span></p>
<p><b>“Yetişkinlere İletmek İstediklerim”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankette son olarak çocuklara eklemek ve yetişkinlere iletmek istedikleri soruldu. Ayrıca Şişli Çocuk Meclisi ile yapılan video konferansta çocukların ilettiklerine de aşağıda yer verildi. Gelen cevapları yorumsuz iletiyorum: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okula gidip arkadaşlarımla oynayıp yine arkadaşlarımla ders yapmak istiyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okulu özledim, evde çalışmayı sevmiyorum. Okulumu arkadaşlarımı geri istiyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Herkes kurallara uysun hastalık yayılmasın.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Karantina bir an önce bitsin arkadaşlarımı, öğretmenimi çok özledim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cahil bir toplumuz, çocukları dikkate almalılar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okulları hemen açmayın saçımı kestim <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çocuklarınızla iyi vakit geçirin”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bizim de bu süreçte çok kötü hissettiğimizi unutmayın, bize anlayış gösterin”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ne olur çocukları eğlendirmeye çalışın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yeter artık, evde temizlik yapmak istemiyorum, arkadaşlarımı istiyorum”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dışarı çıkıp hasta olmayın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yetişkinler çocukları rahat bırakın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Evde kalın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bizi bi salın da”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu süreçten hep beraber geçiyoruz ve düzeni kaymış stabil hayatımızdan hep beraber koptuk. O nedenle anlayış ve saygı en büyük isteğim. Sağlıktan daha önemlisi bir ders bir ödev değil aksine ruh ve beden sağlığıdır. Hep bunu göz önünde bulundurmanızı istiyorum. Saygı kaybolursa her şey kaybolur. O nedenle bu iş tek taraflı değil sırf çocuğunuzuz diye size itaat etmek zorunda değiliz. Saygı karşılıklı olmalı. Teşekkürler.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dışarı çıkmamak hiç hoşuma gitmiyor”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Eğer eğitimi internet üzerinden alabilecek olsaydım ben neden okula gidiyordum ki veya neden öğretmenler maaş alıyor ki?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Lütfen evde kalın, bu hastalık çabucacık bitsin ve aileme kavuşabileyim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Artık virüs bitsin lütfen”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Doğamızı koruyun bize iyi bir dünya bırakın. Çocukları sevin. Özellikle bu dönemde çok ilgilensinler, oynasınlar (en çok da bu durumu sevdim bu dönemde</span><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f601.png" alt="😁" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span><span style="font-weight: 400;">) Çocuk ve hayvanlara şiddet uygulamasınlar</span><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f621.png" alt="😡" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span><span style="font-weight: 400;"> Uygulayanlara en ağır ceza verilsin. Sigara içmesinler annem içmiyor ama babam içiyor gerçi bıraktım diyor ama arada içiyor</span><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f623.png" alt="😣" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çocuklarınızla empati yapın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hayat yüz yüze güzel”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Virüsü yenmek için evde kalın”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ülkemin bilinçsiz insanları umarım bilinçlenir ve bu süreci hayırlısıyla en kısa sürede atlatıp eski hayatımıza geri döneriz”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Daha güzel sağlıklı bir yer istiyorum”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Öğretmenimi özledim”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu durum bitsin ve okuluma kavuşayım”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okulların açılmasını istiyorum lütfen”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Neden denize giremiyoruz ama AVM’lere gidebiliyoruz?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Lütfen virüsün aşısını bir an önce bulun”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/11/cocuklar-pandemi-surecini-nasil-yorumluyor/">Çocuklar Pandemi Sürecini Nasıl Yorumluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi Sürecine Çocuk Hakkı Üzerinden Bakmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/pandemi-surecine-cocuk-hakki-uzerinden-bakmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Suntekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 08:30:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklardan sorumlu olanlar sadece onların bakıcıları olamaz. Onlar için yaşanılabilir bir çevre, haklarına erişebildikleri bir düzen yaratmak da devletlerin, sistemin gereği ve yükümlülüğü. Bu süreç önemli bir gösterge ama yalnızca bu süreçte değil, çocukları ilgilendiren her konuda onlarla hareket etmemizi sağlayacak ve onların haklarını koruyacak bir düzen oluşturmak biz yetişkinlerin birincil sorumluluğu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/pandemi-surecine-cocuk-hakki-uzerinden-bakmak/">Pandemi Sürecine Çocuk Hakkı Üzerinden Bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreç hepimizi çok çeşitli yönlerle etkiledi. Çocuklar, yaşlılar, engelliler, göçmenler, kronik rahatsızlıkları olanlar, lgbti+lar, kadınlar, yanız yaşayanlar, kalabalık yaşayanlar, gebeler, mahkumlar, sosyo ekonomik dezavantajlı aileler, farklı meslek grupları, günübirlik işlerle geçinenler, öğrenciler, öğretmenler&#8230; Hepimiz farklı şekillerde etkileniyoruz. Sosyal haklar konusunda adil bir sistem içinde yaşamadığımız için; sürecin zorlukları her grup için farklı sonuçlar yaratıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk hakları alanında uzun zamandır çalışan kişiler olarak, tabi karantina sürecinden bu yana çocukların durumu üzerine araştırmaya, bu dönemdeki ihtiyaçlara cevap verecek araçlar üretmenin yollarını düşünmeye başladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte çocukların gelişimleri için çok önemli olan bolca hareket etmeleri, arkadaşları ile zaman geçirip oyun oynamalarından uzak kalmaları, bu belirsiz süreci somutlaştıramadıkları bir durumun kaygısıyla kalmaları, eğitim süreçlerinden ve öğretmenlerinden uzak kalmaları, hepimiz gibi rutinlerinin bozulması ve tüm süreçte yetişkinlere göre daha az sıklıkta akranları ile uzaktan da haberleşmeleri gibi konularda aksaklıklar yaşadılar. </span></p>
<p><b>Süreç Eşitsizlikleri Daha Görünürleştirdi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk işçiler için başka tehlikeler (ya da çocukların genelde virüsün taşıyıcısı olması bilgisi ile büyük bir grup için çocukların işçileştirilmesi durumu), sosyo ekonomik olarak dezavantajlı ailelerde yaşayan aileler için eve gelen gelir azaldığı için beslenme yetersizlikleri, derin yoksulluk durumları yaşanıyor. Zaten ailelerde ev içi iş gücü olarak görülen kız çocukları ev işleri ve kardeş bakımı gibi işlere daha fazla maruz kaldı. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri kadınlar ve kız çocukları için de süreçte ağırlaşarak yoğun olarak yaşandı. Zaten varolan eşitsizlik, pandemi süreciyle çocukların kendilerine ve koşullarına özgü farklı ihtiyaçlarını karşılamaktaki yetersizliklerle daha görünür oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzaktan eğitim ise biliyoruz ki her çocuk için uygun değil. Çoğu çocuğun evinde bir bilgisayar yok. Akıllı telefonlar olsa da internet erişimi yok ya da kısıtlı. Zaten var olan öğrenme farklılıkları tek tip bir eğitim akışı içinde çocukları zorluyor. Çoğu çocuğa göre konu anlatımları çok hızlı. Eğer ev içindeki yetişkinler okur yazar değil ya da ilkokul mezunu ise çocukların ihtiyacı olduğunda ders desteği için başvurabilecekleri bir kişi de yok. Başka bir zorluk ise, eğer evde farklı yaş gruplarından çocuklar varsa derslerin çakışması nedeniyle her çocuk aynı anda eğitimden de faydalanamıyor olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aileler çocukların okuldan geri kalmamasını istiyor, ama aynı zamanda hem kendi kaygılarını gidermeleri hem çocukların ihtiyaçlarını bu belirsizlik içinde karşılamaları gerekiyor. Eğer bir desteği ya da güvencesi yoksa, ailede hastalığa yakalanmış bir yetişkin çocukları kendi başlarına bırakmak zorunda kalabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetişkinler belki bir telefon ederek sevdikleri ile dertleşebiliyorken her çocuk için sıkıntı yaşadığında dertleşebileceği, yardım isteyebileceği bir seçenek yok. Günün her saati belki gerilim yaşadıkları bir yetişkinle aynı evde ve bu anlamda yalnızlar.</span></p>
<p><b>Rutini Yaratma Baskısı Olmamalı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madalyonun öte tarafında da internet ile çok zaman geçirilen, yetişkinlerin bu süreçte çocuklarla ilgili onaylarını gevşettikleri ya da gevşetmek zorunda kaldıkları bir süreç de yaşanıyor. Çoğu yetişkin çocuk gelişimi için zararlı olarak kodladığı bilgiler içinden en sürdürülebilir, en daha az zarar yaratabilecek, zarar yaratsa da telafi edilebilecek olanları tekrar tekrar sıraya sokuyor; bazı ilkelerden psikolojik sağlamlılığı uzatabilmek için vazgeçiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu zorluklar içinde yetişkinlerin kendileri için de çocuklar için de yine de ev içinde kaldıkları bu süreçte bir rutin yaratmaları, günü programlamaları yararlı olabilir. Ama rutin yaratmak zorunda hissetmek de baskı yaratmasın. Bazen her şeyi kontrol edemeyiz. Rutin oluşturmak hayatı kolaylaştırır ama bu bazen bir hafta içinde kendiliğinden  olur bazen günler geçer o rutini yakalamak zaman alır. Burada süreci ve yarattıklarını birlikte karşılamak önemli. Konuyla ilgili yapılan yayınları ya da haberleri izlerken yine de çocukların aynı ortamda olmadıkları ya da uyudukları anları gözetmeleri önemli. Çocuğun konuyla ilgili bizden bilgi almasını sağlamak, ona sakince süreci anlatmak ve onu dinlemek de diğer çok önemli konu. Çünkü çocukların kaygısı yetişkinlerle aynı olmak zorunda değil. Siz onun iyi beslenip beslenemediğinden, derslerinden, virüsün bulaşmasından kaygılanıyor olabilirsiniz ama belki o sadece arkadaşlarını göremediği için üzgün. Üzgün ya da kaygılı da olmak zorunda değil. O nedenle çocukları gözlemek ve onları dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak bu süreçte önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçle hepimiz belli stresler altında baş etmeye çalışıyoruz. O nedenle çocuklara öyle değilmiş gibi davranmak da dürüst ve gerçekçi değil. Kendi duygularımızı onun anlayabileceği şekilde aktarmak, onun duygularını duymak da bu dönemde önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazen nasıl biz de artık sosyal medyada eskisine oranla daha fazla zaman geçiriyorsak tüm aile üyelerinin de zaman zaman internette çok zaman geçirmesi bazen kaçınılmaz olabilir. Buna çocuklar için dikkat etmeye çalışsak da bazen dikkat edemediğimizde telaşa kapılmamak da faydalı olabilir.</span></p>
<p><b>Rol Model Yetişkinlik…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kadar uzun zaman evde geçirince elbette daha üretken şeylere yönelmek, yaratıcı şeyler yapmak en başta zamanı keyifli geçirmek için önemli ama her an da yararlı bir şey yapmayı odağımıza almamıza gerek yok. Her zaman üretken olmayı hissetmek de baskı yaratabilir. Burada önemli olan çocuklara odaklanmaktan öte, yetişkinlerin zamanlarını nasıl geçirdikleri ile ilgili kendilerine bakması. Eğer yetişkin olarak bizler o gün kendimizi iyi hissetmek için bir şeyler yapıyorsak; ne olursa olsun hafif de olsa egzersiz yapmaya çalışıyorsak, kitap okuyor, kendimize bizi iyi hissettirecek meşgaleler buluyorsak, iyi besleniyor düzenli uyumaya dikkat ediyorsak, çocuklar da bizi rol model alacaklardır. Biz Instagram&#8217;dan, Twitter&#8217;dan kafamızı kaldıramıyorsak, çocuklara kitap okumalarını öğütlemek pek de işe yaramayabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53541 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/klavuz-640x414.jpg" alt="Kılavuz" width="362" height="234" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/klavuz-640x414.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/klavuz.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" />Sürecin başında daha çok çocuklarla kalan yetişkinlere rehberlik edecek, onları süreçte destekleyecek bir </span><a href="http://bianet.org/bianet/yasam/222291-cocuklarla-evde-olan-yetiskinler-icin-mini-kilavuz-ve-uc-etkinlik-onerisi"><span style="font-weight: 400;">kılavuz</span></a><span style="font-weight: 400;"> hazırlamıştım. Aslında süreç başladığından beri ilk aklıma gelen çocuklar oldu, onların bu süreçte iyi olma halini nasıl gözetebiliriz, onları nasıl destekleyebiliriz, bir yandan da yetişkinleri bu kadar kaygılandıran bu süreçte onların salim kalmalarını ve çocuklarına doğru şekilde destek olmalarını nasıl sağlarız. O nedenle ilk olarak çocuklarla yaşayan yetişkinleri desteklemek ve onların çocukları anlamasına katkı sağlayacak içinde üç etkinliğin de olduğu bir mini kılavuz hazırladım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-53540 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/etkinlikitabi-640x414.jpg" alt="Az Malzemeyle Sıkıntıyla Baş Etme Etkinlikleri" width="393" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/etkinlikitabi-640x414.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/etkinlikitabi.jpg 680w" sizes="auto, (max-width: 393px) 100vw, 393px" />Çocuk hakları alanında çalışanlar olarak sürecin her çocuk için aynı şekilde geçmediğinin farkındayız. O nedenle Melda Akbaş ve Gözde Durmuş ile direkt çocuklara hitap eden ve her evde bulunabilecek şeylerle evde sıkıntıyla baş etmelerini sağlayacak etkinlikler üretmeye giriştik. Bunları da bir </span><a href="http://bianet.org/bianet/yasam/223066-cocuklar-da-evde-yetiskinlere-maruz-kaliyor-az-malzemeyle-sikintiyla-bas-etme-yollari"><span style="font-weight: 400;">kitapçık</span></a><span style="font-weight: 400;"> olarak hazırlayıp yayınladık. Basıp online erişim sağlayamayan çocuklara ulaştırmak hayalimiz.</span></p>
<p><b>Çocuk Odaklı Bakışın Önemi…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Süreç, aslında devletlerin ve sistemlerin de çocuklara bakış açılarını da ortaya koyuyor. Çocuk odaklı ya da dezavantajlı grupların ihtiyaçları odağında bir kurgu yok. Pandemi ilanından sonra okullar hemen tatil edildi, uzaktan eğitime hemen geçildi evet. Ama zaten okuldayken de çocukların farklı öğrenme özelliklerine uygun bir sistem olmadığı için EBA birçok çocuğu dışarıda bırakarak uygulamaya başlamış oldu. </span><a href="http://yeniyasamgazetesi1.com/turkiyede-cocuk-isciliginde-yas-5e-kadar-indi/)"><span style="font-weight: 400;">TÜİK  raporuna göre,</span></a><span style="font-weight: 400;"> Türkiye’deki okul çağındaki çocukların neredeyse yüzde onu aileler tarafından okuldaki derslere destek için dershaneye gönderiliyor. Şimdi internet erişimi olmayan bir ailede çocuğa destek olacak bir yetişkin yoksa çocuk devlet tarafından kendi kaderine terk edilmiş oluyor. Bu alt yapıyı sağlanmadan maalesef devletlerin tam anlamıyla önlemler almış olduğundan bahsedemeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk bakımı sorunu ise, Deniz Arzuk’un </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/402545/dr-deniz-arzuk-iyi-ebeveynlik-bireysel-degil-toplumsal-bir-mesele?a=73a20&amp;fbclid=IwAR11OCdAqX0EyxILql2NJ1869gMIG1ykFl8SU2zA95zJ5pdsWVLbFyn_ksg"><span style="font-weight: 400;">değindiği gibi</span></a><span style="font-weight: 400;"> çok katmanlı bir sorun ve bu anlamda devletin güvence vermesi gereken pek çok faktörü barındırıyor. Yetişkinlerin çocuk algıları sistemleri yaratıyor. Çocuklar sistemler içinde karar alma mekanizmalarına dahil edilemeyecek dolayısıyla bir birey olarak görülmeyen varlıklar. Çocuklar kendilerini ilgilendiren konulara bile kendilerinden önce ailelerin onayı ile dahil olabiliyorlar. Elbette onlardan sorumlu olan kişilerin desteği şart ancak, çocuklara sorulmadan, çocukların fikri alınmadan, onlar yokmuş gibi davranılarak çalışmalar oluşturuluyor. Devletler de çocukların ihtiyaçlarını görmeden, onları bir birey olarak değerlendirmeden kendi yapısını kuruyor. Bu da özellikle böyle durumlarda daha da kendini belli ediyor. Dolayısıyla çocuklardan sorumlu olanlar sadece onların bakıcıları olamaz. Onlar için yaşanılabilir bir çevre, haklarına erişebildikleri bir düzen yaratmak da devletlerin, sistemin gereği ve yükümlülüğü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreç önemli bir gösterge ama yalnızca bu süreçte değil, çocukları ilgilendiren her konuda onlarla hareket etmemizi sağlayacak ve onların haklarını koruyacak bir düzen oluşturmak biz yetişkinlerin birincil sorumluluğu.</span></p>
<p>Kapak görseli: Unicef- Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi Atölyesi</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/pandemi-surecine-cocuk-hakki-uzerinden-bakmak/">Pandemi Sürecine Çocuk Hakkı Üzerinden Bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
