<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burcu Arıkan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/burcu-arikan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/burcu-arikan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:09:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Burcu Arıkan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/burcu-arikan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Bir Şeyleri Değiştirmek İçin Bir Yerden Başlamak Lazım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/bir-seyleri-degistirmek-icin-bir-yerden-baslamak-lazim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 16:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Asuman Akpolat]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Muhtar Adayları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın muhtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nurşen Çakır]]></category>
		<category><![CDATA[Zerrin Küçüktabak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37018</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul ile başladığımız "Kadın Muhtar Adayları" dosyasına Bursa Ağlaşan köyü, Erzincan Ocakbaşı köyü, Bartın Kırtepe mahallesi ve Diyarbakır Bağcılar mahallesi ile devam ediyoruz. Kadın adaylar sıklıkla "bir şeyleri değiştirmek için bir yerden başlamak lazım” cümlesine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/bir-seyleri-degistirmek-icin-bir-yerden-baslamak-lazim/">&#8220;Bir Şeyleri Değiştirmek İçin Bir Yerden Başlamak Lazım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Ağlaşan köyü muhtar adayı Nurşen Çakır<span style="font-weight: 400;"> şu anda muhtar azası ve mahalle başkanı olarak görev yapıyor. 5 sene önce emeklilik hayatını temiz ve doğal bir ortamda geçirmek için kayın validesinin köyü olan Ağlaşan köyüne yerleşmiş ve o günden itibaren köyün ihtiyaçları için çalışmaya başlamış. Organik bahçesinde tarımla uğraşan, çektiği fotoğraflarla yarışmalara katılan, çini seramik sanatı ile ilgilenen ve çeşitli korolara katılan Çakır ayrıca yazar olan eşinin kitaplarının ön editörlüğünü de yapıyor. Aday köyde sürekli elektriklerin kesilmesi sorununa karşı ciddi uğraşlar vermiş ve yetkili birimlerle yazışmalar yaparak kesintisiz elektrik bağlantısı kurulması için harekete geçilmesini sağlamış. Aynı şekilde su kesintileri için de yetkili kurum olan BUSKİ ile çalışmaya devam ediyor. </span></p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-37039 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/53278961_1298516500289007_2939463557114232832_n-1-640x521.jpg" alt="" width="640" height="521" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/53278961_1298516500289007_2939463557114232832_n-1-640x521.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/53278961_1298516500289007_2939463557114232832_n-1.jpg 960w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></strong><strong>&#8220;Herşey Çocuklar İçin&#8221;</strong><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çakır, köye internet bağlantısının ulaşması, çocuklar ve gençler için spor faaliyetlerine Kestel Belediyesi’nin destek sağlaması, köy kütüphanesinin kurulması ve büyütülmesi, tarım için yağmur damlama sulama çalışmaları, hayvancılık için devletten destek bulunması, ücretsiz okuma yazma kursu gibi birçok projede çalışmış ve çalışmaya devam ediyor. Köydeki geri dönüştürülebilir atıkların uygun şekilde toplanmasını ve bu sayede köye gelir sağlanmasını amaçlıyor. Plastik ve pil atıklarını toplayan çocuklara hediyeler ve ödüller verilmesini düşünen Çakır’ın en önemli sloganı “her şey çocuklar için”. Tek başına kurduğu kütüphanede çocuklara ders çalışmalarında destek olması ve 30 kişiyi bulan sınıflarda çeşitli aktiviteler ve oyunlarla çocuklara gösterdiği yakın ilgi köy halkının takdirini kazanmasını sağlamış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nurşen Çakır’ın yapmakta oldukları ve yapmayı vaat ettikleri bize köy muhtarlığı hakkında da fikir veriyor. Kentlerde çok atıl bir konum haline gelmiş olan muhtarlık köyde oldukça aktif bir idari pozisyon. Nurşen Çakır her Cuma köyün kadınlarıyla buluşuyor ve bunun dışında da köy halkı ile düzenli toplantılar yaparak ihtiyaçları tespit ediyor, adaylığına giden yol böylece şekillenmiş oluyor: &#8220;</span>Geçen seçimde köyden bir gencin adaylığına ön ayak oldum, muhtar olması için oy topladım ve kendimi de aza olarak yazdırdım. Bu 5 sene içerisinde birçok gönüllü hizmet verdim. Muhtarımız artık köyde pek yaşamadığı için muhtarlık yetkisini de alarak daha iyi hizmet etmek için aday olmaya karar verdim.”<i><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37021 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55608125_2493505460869466_3320997966013005824_n-640x360.jpg" alt="" width="391" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55608125_2493505460869466_3320997966013005824_n-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55608125_2493505460869466_3320997966013005824_n.jpg 720w" sizes="(max-width: 391px) 100vw, 391px" /></span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köy için çalışırken yerelde var olanla birlikte bir hayat kurabilmeyi önemseyen Çakır, dede şenlikleri, bebek kınaları, pilav günleri, iftar buluşmaları gibi buluşmalara katılıyor, ayrıca tiyatro, Hacivat Karagöz oyunu gibi etkinlikler düzenlenmesi için çalışıyor. Muhtarlık ofisini 7/24 açık bir yapıya dönüştürmek isteyen Çakır burada tüm köy halkında internet imkanı sağlama, evrak işlerinde destek olma, hastanesi randevusu almak gibi konularda yardımcı olmayı, öğrencilerin dersleri için çıktı alması gibi imkanlar sunmayı hayal ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köyde spor sahaları ve piknik alanı, düğün ve mevlitler için uygun bir mekân sağlanması gibi ihtiyaçları programına alan Çakır, köy hamamının restore edilerek faaliyete açılması için de çalışacak. Oldukça kapsamlı bir çalışma programı olan muhtar adayı azalık döneminde bu önerilerin birçoğunu bizzat başlatmış ya da projelerin başlaması için emek vermiş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın aday olmanın nasıl bir deneyim olduğunu sorduğumuzda “İzmir’den gelen başı açık gelin” olarak kadınlarla kurduğu temaslarla, verdiği hizmetle ve söz sahibi olmasıyla çok büyük zorluklar yaşamadan çalışabildiğini söylüyor. Özellikle kadınlar ve çocuklarla Bursa ve çevresine ücretsiz geziler düzenleyen Çakır, köylülerin hep birlikte dahil olduğu, ihtiyaçlara odaklanan bir anlayışla herkesle iletişim kurabilmiş. </span></p>
<p><strong>&#8220;Mahalle Konseyi Kurulmasını İstiyorum&#8221;</strong></p>
<p>Bartın, Kırtepe muhtar adayı Zerrin Küçüktabak<span style="font-weight: 400;"> aday olmaya iki dönem önce karar verdiğini ve adaylığını açıkladığında çevresinden ve eşinden çok destek aldığını söylüyor:  </span><span style="font-weight: 400;">“Mevcut muhtarla ilgili birçok eleştirim var, zaten olmasa aday olmaya karar vermezdim. &#8216;Her şey güzel gidiyorsa neden ben aday olayım ki?&#8217; derdim, bu bana düşüncesizlik olarak gelirdi ve koymazdım. Eleştirilecek çok şey var ve eleştiriler maalesef doğru. Kırtepe&#8217;de temizlik sorunu, çok fazla yıkık dökük ev olması gibi birçok melese vardı. Ben muhtarın güler yüzlü olması gerektiğine inanıyorum, muhtarlığa gittiğinizde somurtan bir yüzle karşılaştığınızda sormak istediğiniz bir şeyi soramıyorsunuz, yardım isteyecekseniz isteyemiyorsunuz.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk seçimde mevcut muhtara çok destek olduğunu ifade eden Küçüktabak, sonra bir şeylerin ters gittiğini hissettiğini söylüyor. Gayet iyi durumda olan yollarının zamanla çok kötü hale geldiğini, hiçbir arabanın evinin önüne park edemediğini ve bunların Kırtepe’nin gündelik hayatını çok etkileyen ciddi sorunlar olduğunu söyleyen aday, belediye ile işbirliği kurarak bu sorunları rahatlıkla çözebileceğine inanıyor. “Muhtar olduktan sonra yapabileceklerime dair hayallerim gerçekten çok fazla” diyen Küçüktabak daha güler yüzlü, yaşanabilir bir mahalle istiyor.  Küçüktabak; </span><span style="font-weight: 400;">“Nasıl belediyeler kent konseyi kurabiliyorsa ben de mahalle konseyi kurulmasını istiyorum ve seçildiğimde bunu talep edeceğim ve kurulmasına öncü olacağım. Çünkü mahallede bir şeyler yapılacaksa herkese sorularak yapılmalı diye düşünüyorum. Bunun olması uzun sürecek olsa da ben öncülüğünü yapmaktan çok mutlu olacağım.” diye anlatıyor.<img decoding="async" class="wp-image-37024 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55881981_303540943653534_2060338641305075712_n-640x360.jpg" alt="" width="441" height="248" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55881981_303540943653534_2060338641305075712_n-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/55881981_303540943653534_2060338641305075712_n.jpg 720w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanlış giden birçok şey gördüğünü ve bunları değiştirmek için bir yerden başlamak gerektiğini söyleyen Küçüktabak şu anda dek sivil toplum örgütlerinde görev aldığını ve hep öncülük yaptığını, buna bundan sonra da devam edeceğini söylüyor:  </span><span style="font-weight: 400;">“Hiçbir şey beni engelleyemeyecek, ters giden bir şeyler varsa yanlışların önünde durmayı bugüne kadar hep becerdim ve buna devam edeceğim.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bartın’da termik santral olmaması için yıllardır emek veren Bartın Platformu üyesi de olan Küçüktabak, bu santralin tüm mahallelere, köylere ve çevre şehirlere zarar vereceğini ve termik santralin yapılmamasını çok önemsediğini söylüyor. Mahallede işlerin, herkesle samimi olarak, daha güler yüzlü bir şekilde ve sıkılmadan, yorulmadan yapılması gerektiğini belirten Küçüktabak, kadın aday olmaktan kaynaklanan bir sorun yaşamamış. Bartın’da çok fazla kadın aday olduğunu ve henüz kimseden bir sorun deneyimi duymadığını ifade eden aday, adaylığının çok desteklendiğini, yurtdışında yaşayan Bartınlıların dahi destek ilettiklerini söylüyor:  </span>“Benim mahallemde 3 erkek, 1 kadın aday var, benim için bir avantaj bu. Evlere gittiğimde kapıları kadınlar açıyor daha fazla, onların desteğine ihtiyacım olduğunu söylüyorum, kadınlar da destek vereceklerini söylüyorlar. Benimle beraber çalışıyorlar, benimle beraber yürüyorlar. Mahallemdeki kadınlara güveniyorum. Muhtar olacağıma inanıyorum ve diğer kadın adaylara da seçimde başarılar diliyorum.”<i></i></p>
<p>Erzincan Ocakbaşı köyü mahallesi muhtarlık adayı Asuman Akpolat<span style="font-weight: 400;">, “Kadın olarak güçlü hissetim ve köye bir kadın eli değsin istedim” diyor ve en büyük hayalinin köyünün çağdaş hizmetlerden yararlanması için çalışabilmek olduğunu belirtiyor. Akpolat geçtiğimiz dönem muhtarlık yapmış, bu seçimde ikinci adaylığı için çalışıyor. Köylülerle beraber hareket etmenin en büyük desteği olduğunu söyleyen aday, sorunları hep beraber tespit edip kamu kurumlarını harekete geçirdiklerini anlatıyor. Yerel yetkililerle çok fazla sorun yaşamadıklarını ifade eden Akpolat, muhtarlık döneminde içme suyu sisteminin yenilenmesinin yapılmasını sağlamış. Bunu dışında sulama arkı, köy mutfağı ve aşevi, ağaçlandırma, yollara kilit parke döşenmesi, ziyarete ihtiyaç duyulan oda, mutfak ve lavabonun yapılması, arazilere ulaşan yolların yapılması, kimsesiz ve yaşlılara hem bakım desteği hem maddi destek sağlanması gibi birçok hizmet sağlamış. Siyaset ve yerel yönetimler üzerine eğitim seminerleri içeren Kadın Muhtarlar Akademisi gibi etkinliklere katılan aday kadın aday olmanın farkına dair sorumuzu şöyle cevaplıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İşim ve aileme ek olarak muhtarlık görevlerini layıkıyla yapmak biraz yorucu ama görevimi severek yaptığım için çok da güzel.” </span></p>
<p><strong>Kadınlara Her Cuma Kermes Vaadi&#8230;</strong></p>
<p>Diyarbakır Bağcılar mahallesi muhtar adayı Songul Çelik<span style="font-weight: 400;"> kadın olduğu ve kadınların mağdur olduğunu gördüğü için aday olmaya karar verdiğini söylüyor. Çelik aynı zamanda Diyarbakır Bağlar Semt Pazarı’nda çalışan bir emekçi olan Çelik, </span><span style="font-weight: 400;">“Bir pazartesi pazarında bir kadın yanıma geldi, yumurtanın fiyatını sordu. Fiyatını öğrenince yüzü düştü ben de “al ücretsiz vereyim” deyince boynuma sarılıp ağladı. Ben iki üç gün etkisinden kurtulamadım. Sonra eşimle istişare ettim. O da sağ olsun destekledi beni, aday oldum işte.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37022 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/b1-1.jpg" alt="" width="347" height="463" />Her Cuma kadınlara kermes açma projesi olduğunu söyleyen aday yine her Cuma 13.00-17.00 arasını kadınlara ayıracağını söylüyor. Kermeste kadınlar el emeği, ev yemeği ya da istedikleri, ürettikleri herhangi bir şeyi satabilecek. Kadınlar için spor alanı oluşturmayı da hedefleyen Çelik, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kadınlarla iç içe olmak istiyorum. Elimde not defterim var, her şeyi yazıyorum. Özellikle yalnız olan, eşi olmayan, gücü olmayan kadınlara destek olmak istiyorum.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgelerinde işsizliğin çok ciddi bir sorun olduğunu dile getiren Çelik, gençlerin ancak büyük şehirlerde iş bulabilmesine, Diyarbakır imkân bulamamalarına çok üzülüyor. İki aydır kapı kapı gezdiğini ve sorunları, mağduriyetleri dinlemekten 9.5 kilo verdiğini söyleyen aday kadınların gençlerin ekonomik güçlenmesini, iş bulabilmelerini çok önemsiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın aday olmaya dair deneyimini “Erkekler görünce bozuluyorlar, kadından muhtar mı olur diyorlar. Kadınlar ise gurur duyuyor. Geçen bir genç kız beni görünce çığlık ayıp boynuma sarıldı, çok mutlu oldum” diye anlatıyor. Kadınların yetkili olmaya aday olması diğer kadınları da güçlendiriyor diğer adayların hikâyelerinde de gördüğümüz gibi. Songül Çelik 56 adayla yarışıyor ve işinin hiç kolay olmadığını söylüyor.</span></p>
<p><strong>Kadınlar Siyasete Dahil Olunca &#8216;Gündelik Hayat&#8217; Dahil Oluyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetim ve siyaset konusunda İstanbul, anlaşılır nedenlerle gündemde çok baskın olan bir şehir. Anca ülkenin her yerinde, yerel ölçekte gündelik hayatı iyileştirmeye yönelik birçok mücadele olduğunu görüyoruz ve görüştüğümüz bütün muhtar adaylarının vurguladığı gibi “bir şeyleri değiştirmek için bir yerden başlamak lazım”. </span><span style="font-weight: 400;">Kadınların gerek yapmış oldukları çalışmalar gerekse yapmaya söz verdikleri çalışmalar hem mahallelerde, hem köylerde çok fazla ihtiyaç olduğunu, özellikle köylülerin birçok çağdaş altyapı hizmetinden faydalanamadıklarını da ortaya koyuyor. Kadınların mahalleleri ya da köyleriyle birlikte tüm bu ihtiyaçları en ince detayına kadar tespit etmesi ve ilgili kurumlardan işlerini yapmalarını talep etmesi, sorunların bu sorunlar çözülene kadar peşine düşmesi, muhtarlığın ne kadar etkin bir kurum olabileceğini gösteriyor. Dosya boyunca en çok ön plana çıkan şeyin siyasete kadınların dâhil olmasıyla beraber gündelik hayatın da dahil olması olduğunu düşünüyorum. Kadın adaylar evlerin kapılarını çaldıkça, o kapıları açan kadınlara güç veriyorlar ve onlara yaşadıkları birçok sıkıntıya razı olmaktan başka seçenekleri olduğunu hatırlatıyorlar. Hepsine başarılar dileyerek dosyaya son veriyorum. Toplam 12 muhtar adayı ile görüşmüş olsak da insana muhteşem bir heyecan verecek kadar çok kadın muhtar adayı var. Kadınlar artık yetki almak, bir şeyler yapmak, gündelik hayatı dönüştürmek istiyorlar ve bu yolda da belli ki çok güçlü ve kararlılar. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/bir-seyleri-degistirmek-icin-bir-yerden-baslamak-lazim/">&#8220;Bir Şeyleri Değiştirmek İçin Bir Yerden Başlamak Lazım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy ve Üsküdar’dan Kadın Muhtar Adayları Değişim Müjdesini Yerelden Veriyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/kadikoy-ve-uskudardan-kadin-muhtar-adaylari-degisim-mujdesini-yerelden-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2019 13:06:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ayla Tokmak]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın muhtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Serpil Durbarış]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel seçimlerde, önceki seçimlere kıyasla kadın muhtar adaylarının çokluğu dikkat çekiyor. Üstelik bu durum, İstanbul dışındaki illerde de böyle. Zaman kısıtlılığı nedeniyle görüşebildiğimiz aday sayısı sınırlı olsa da, bu görüşmeler, hem muhtarlığa başka bir açıdan bakmak hem de kadınların siyasette özne olarak varlıklarını anlamak açısından önemli bir katkı sunuyor.<br />
Kadıköy'den Kozyatağı, Sahrayıcedit ve Rasimpaşa (Yeldeğirmeni) mahalleri ile Üsküdar’dan İcadiye Mahallesi kadın muhtar adayları değişimin yerelden geleceğinin müjdesini veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/kadikoy-ve-uskudardan-kadin-muhtar-adaylari-degisim-mujdesini-yerelden-veriyor/">Kadıköy ve Üsküdar’dan Kadın Muhtar Adayları Değişim Müjdesini Yerelden Veriyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bakırköy’ün kadın muhtar adayları ile yaptığımız keyifli sohbetten sonra bu kez İstanbul Anadolu yakası adayları ile görüştük. </span>Kadın adayların anlattıkları hem mahallelerdeki sorunlara dair detaylı bir öngörü sunuyor hem de insanların değişime, yeniliğe ve yaşadıkları alanlarda söz sahibi olmaya karşı büyük bir heyecan duyduklarını ortaya çıkarıyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde belki de en çok umut vaad eden alan muhtarlıklar çünkü birey olarak hayata dokunabileceğimiz bir ölçek tanımlayan mahalle bize gündelik hayatımızın öznesi olma fırsatı sunuyor. Kadınların adaylıkları kapılarını çaldıkları başka kadınlara da güç veriyor, onların bunu yapabilmesi kendilerinin de yapabileceğini gösteriyor. İşlevsiz bir bürokratik basamak olmaktan çıkıp gündelik hayatımızdaki birçok çözümsüzlüğe cevap sunabilecek muhtarlıklar siyasette çok önemli bir rol alacak gibi görünüyor ve kadınlar bu değişimin en aktif özneleri.</p>
<p>Dosyamızın bu bölümünde; Kadıköy&#8217;den Kozyatağı, Sahrayıcedit ve Rasimpaşa (Yeldeğirmeni) mahalleri ile Üsküdar’dan İcadiye Mahallesi muhtar adayları ile görüşmelerimize yer vereceğiz. Bir önceki haberimizde olduğu gibi adaylara muhtarlığın yetkileri, başka bir mahalle hayatı için öneriler ve kadın aday olmaya dair görüşlerini sorduk.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kozyatağı Mahallesi adayı Aslı Karabale mahalledeki sivil insiyatiflerin ortak adayı ve mahallede yerel siyasette aktif rol aldığı bir sürecin sonucu olarak mahallenin birçok sorununa hâkim. Muhtarlığın yetkisizleştirilmiş ve sadece evrak vermeye indirgenmiş bir pozisyon olmaktan çıkıp sorumluluk alan, insiyatif kullanan ve mahallede yaşayanlarla sürekli iletişim ve etkileşim kuran bir noktaya evrilmesi gerektiğini düşünüyor. Sahada yaptıkları çalışmalar sonucunda mahalle nüfusunda ev hanımları ve emeklilerin yoğun olduğunu ve onların sosyalleşmeleri için bir mahalle evine ihtiyaç olduğunu ifade eden Karabale ayrıca kadın emeğini de değerlendirecek bir kooperatif çalışması öneriyor. Emek takası projesi ile mahallede herkesin kendi yapabilecekleri dâhilinde bir dayanışma ağı kurulmasını, bu şekilde hem mahalleliye iş gücü olarak katkı sunulmasını hem de mahalleli arasındaki iletişimin güçlenmesini hayal ediyor. Kendi mahallesinde mevcut muhtar adayının kadın olduğunu ama genç aday olmanın sahada kendisine destek sağladığını söyleyen Karabale bu seçimde kadın muhtar aday sayısının dikkat çekici olduğunu ve siyasette kadının aktif olmasına dair farkındalık yarattığını aktarıyor. Muhtar adayı, kadın olmakla ilgili bir sorun yaşayıp yaşamadığı sorusuna ise mahallesinde eğitim düzeyinin yüksek olması nedeniyle değişimin kadınla başlayacağı algısının hâkim olduğunu söyleyerek cevap veriyor. Muhtarlığa dair en büyük sorunlardan birinin, bu makamın aile fertleri arasında aktarılan, babadan oğla geçen bir makama dönüşmesi olduğunu söyleyen Karabale, bunu yıkmak ve değişimi kabul ettirmek gerektiğini ifade ediyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">25 sene muhtarımız aynı kişiydi. Yani çocuklar doğuyorlar ve onunla birlikte büyüyorlar. Başka bir muhtar düşünemiyoruz bile. Klasik muhtarlar öyledir, seçilirler sonra ya kendileri bırakırlar ya da ölene kadar sürdürürler. Öyle bir anlayış var ülkede. Genel olarak siyasette böyle bir anlayış var maalesef. Yani yeni şeylerden çekiniyor muyuz, biraz tedirgin mi oluyoruz? Çok uzun süre bir mevkide kalırsanız da bazı şeyleri göremeyebiliyorsunuz veya heyecanı yitiyorsunuz.”</span></p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-36801" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/image_from_ios-1-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/image_from_ios-1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/image_from_ios-1-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/image_from_ios-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/image_from_ios-1.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üsküdar ilçesi İcadiye muhtar adayı Serpil Durbarış mahallenin ihtiyaçları konusunda aktif bir rol alabilmek için muhtar adayı olmaya karar vermiş. 25 senelik muhtarla herkesin duygusal bağı olduğu için kendisine bir şansı olmayacağını söylediklerinde ise “seçilmesem de kampanyam ile yapılması gerekenleri, muhtardan beklenenleri görünür kılabilirim” diye düşünmüş. Bu kararından sonra mahalle muhtarının vefat etmesi üzerine uzun bir süre adaylık konusunu konuşmamışlar ama seçim vakti yaklaşınca eski muhtarın kadın azalarından Arzu Çırak ile görüşmüşler. İkisi de bir diğeri aday olursa destekleyeceğini söylemiş ve onun da desteğiyle</span><span style="font-weight: 400;"> Serpil Durbarış’ın adaylık süreci başlamış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neden muhtar adayı olduğunu sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor Serpil Durbarış: </span>“Dünyada insan olarak bir şeyi değiştiremiyorum yani dünyada savaşlar var, insanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, hayvanlar ölüyor. Serpil olarak dünyayı değiştiremem ama ona kendimce katkı verebilirim insan olarak. Ülkemi değiştirebilir miyim? Ülkemde de güzel şeyler olmuyor maalesef. Bunlara bir şey yapabilir miyim Serpil olarak? Buna da bir şey yapamam. Kendi çevremde belki bir şeyler yapabilirim. Birey olarak ne yapabilirim? Türkiye’yi değiştirebilir miyim? Hayır, ama mahallemde yapabilirim. Muhtar olursam yapabilirim. O zaman o gücüm olabilir.”</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Serpil Durbarış muhtarlığın bir köprü olması ve mahallenin ihtiyaçlarını, taleplerini bir üst yerel yönetim kurumuna iletmesi gerektiğini söylüyor. Sadece iletmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Durbarış mücadele edecek, masaya elini vuracak, “gittik söyledik” deyip bırakmayacak ve sonuç alana kadar işin peşinden koşacak bir muhtarlık olması gerektiğine inanıyor:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Muhtar nasıl olmalı? Muhtar benim gibi olmalı. İnatçı, sevecen, dinlemeyi seven -konuşmayı da seviyorum gerçi ama dinlemeyi de seviyorum- anlayacak, onlarla empati kuracak, bu mahallede ve Türkiye standartlarında yaşamış… Ben eşimden ayrıyım, iki çocuğumu tek başıma büyütüyorum. Profesyonel bir iş hayatım oldu. Tek başına mücadele etmenin gücünü biliyorum, bu beni güçlü kıldı. Onların mücadele ederken nelerle uğraştıklarını, nerelere takılmış olabileceklerini, nerede zorlandıklarını, nerede ezildiklerini, nerede ağladıklarını ve nerede güldüklerini çok iyi biliyorum. Ben onlarla hem gülmek, hem ağlamak istiyorum.” </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhtarın kim olduğu kadar ekibinin de önemli olduğunu hatırlatan Durbaşı kendi ekibini oluştururken mutlaka fikir verebilecek, proje geliştirebilecek kişiler olmasına özen göstermiş. Mahallede tespit ettikleri sorunlara çözüm geliştirebilecek birikime sahip insanların birlikte oluşturduğu projeler öneriyor. Özellikle gençlerin ciddi bir uyuşturucu sorunu olduğunu tespit ettikleri için projelerini mahallede gençlere sosyalleşme imkânı sunacak şekilde geliştirdiklerini söylerken önemli olanın gençler bir sınırı aşmadan önce onlara başka seçenekler sunabilmek olduğunu belirtiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Bizim gençlerle ilgili temel sorunumuz yine uyuşturucu. Bir çizgidir bu. Bir bakmışsınız bu taraftasınız, bir bakmışsınız çizginin diğer tarafındasınız. Biz bu çizgi yerine duvar örmek istiyoruz. Bu duvarı örmek için ne yapabileceğimizi düşündük. Yani gençlerimiz bu adımı atmadan caydırıcı veya onları bilinçlendirici faaliyetler ve aktiviteler yapmayı amaçlıyoruz. Tamam, bir uyuşturucu sorunu vardır gencin, ailesiyle bizden yardım isterse tabii ki onu yönlendireceğimiz merkezler var, o ayrı. Ama neden biz bunu önden engellemeyelim, geç kalındıktan sonra bununla uğraşmak çok daha zor, daha üzücü, daha yorucu.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun dışında uyuşturucuya dair eğitimler de vereceklerini söyleyen Durbarış çocukların bu maddeler hakkında bilgili olmasının, zararlarından, hayatlarında yol açacakları sonuçlardan haberdar olmalarının daha etkili olacağını düşünüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bunlar dışında kadınların başka ilçelere (örneğin Kadıköy Halk Eğitim Merkezi) gitmeden, çocukların da aynı şekilde mahallede sosyalleşebilme, eğitim alabilme imkânlarının önemine dikkat çekiyor Durbarış ve mahalle sınırları içerisinde kreş olmasının çocukların da ebeveynlerin de gündelik hayatlarını kolaylaştıracağını düşünüyor. Çocuklara boyama duvarları, mahalleli için dil eğitimi programları gibi önerileri var ve bunların hepsinin başka mahallelere ya da ilçelere gitmeden, mahallenin kendi imkânlarıyla gerçekleşebilmesini öngörüyor. Projelerinin sadece fikir olmadığını, altyapısal olarak da hazır olduklarını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadın aday olmak nasıl bir şey?” sorusuna ise rakiplerinden yana yaşadıkları zorlaştırma girişimleri dışında çok olumlu tepkiler aldığı cevabını veriyor. Erkek adayların güçlü bir kadın gördüklerinde korktuklarını ama özellikle kapılarını çaldıkları kadınların olumlu tepkilerinin çok güç verdiğini söylüyor. Kadınların kendi güçlerinin farkına varmasının önemini vurgulayan Durbaşı’nın 8 aza adayından 4’ü kadın. </span></p>
<p><strong>&#8220;Muhtarlığa Değer Verilmiyor&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadıköy Sahrayıcedit muhtar adayı Ayla Tokmak’ın sloganı “Gelin komşu olalım.” Muhtarlık kurumuna kadın adayların yakıştırıldığını gözlemlediğini söyleyen Tokmak bunun arkasında muhtarlığın en alt birim olmasının yattığını düşünüyor. Ona göre muhtarlık için kadın adaylara daha hoşgörülü yaklaşılmasının nedeni, muhtarlığa değer verilmiyor olması. Tokmak, kadın aday söyleminden çok kadın bakış açısı olan aday söyleminden yana olduğunun da altını çiziyor. Muhtarların projelerini anlatmalarının çok zor olduğunu ifade eden Tokmak, broşürleri dışında hiçbir araçları olmadığını ve muhtarlığa yönelik yasakların kampanyaları çok zorlaştırdığını söylüyor. Kendi mahallesinde de çok karşılaştığı bir sorun, şehirdeki güvenlikli sitelerde kapı kapı kampanya yapmanın mümkün olmaması. Ayrıca vatandaşlar muhtarların başka araçları olmadığını bilmediği için projelerini anlatmaları çok zor oluyor. Mevcut muhtarlar bulundukları makamı kullanarak çok daha etkili kampanyalar yürütebiliyor. Tokmak’a göre bu durum, yeniliğin, değişimin önünde bir engel. Bir diğer engel olarak da, insanların siyasete inancının azalmasını sayıyor. Muhtarlığın yetkisizleştirilmiş bir mevki olduğunu belirten Tokmak, mahalleli ile birlikte sorunları tespit ederek, çözüm üreterek, birlikte yöneterek mevcut durumu değiştirmeyi hayal ediyor. Mahalle meclislerinin mahalle ölçeğine ulaşmakta iyi bir araç olacağını düşünen Tokmak için ekolojik bir yaşam ve mahalle çok önemli. Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) üyesi de olan Tokmak doğal üretim yapan, üreticiyi destekleyen ve güvenli gıdaya ulaşımı sağlayacak bir gıda tüketim kooperatifi ve kadın emeğini değerlendirecek bir kooperatif oluşturmayı planladıklarını belirtiyor. Gençler ve çocuklar için ders çalışabilecekleri mahalle kütüphaneleri oluşturabilmek ve mahalle spor kulübü kurmak da projeleri arasında. Kendi seçim broşüründe yer vermeye gerek görmemiş olsa da kendisine en çok sorulan soru olduğu için Kastamonu, Çatalzeytin’li olduğunu belirtmek istiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Rasimpaşa ya da daha çok bilinen adıyla Yeldeğirmeni Mahallesi adayı Sultan Aksu nasıl bir muhtarlık düşündüğünü ve adaylık sürecini şöyle anlatıyor:  </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Mahalle muhtarlıklarını, mahalleliyi bir arada tutabilecek, sorunları ortaklaştırabilecek ve bu sorunlara mahalleliyle beraber çözümler üretebilecek temsilcilikler haline getirilebileceğini düşünüyoruz. Biz de kendi yaşam alanlarımızda bu eksikliğin farkında olan insanlar olarak, yaşadığımız mahalle için inisiyatif almaya karar verdik. Bu sürece girdikten sonra insanların muhtarlığı çok önemsemediği gerçeği ile yüzleştik. Bu süreçten sonra nasıl bir mahalle arzuluyoruz sorusu üzerine mahalle sakinleri ile toplantılar yaparak eksikleri ve talepleri listeledik.  Muhtarlığın bir bürokratik temsiliyetten ziyade, mahallenin ortak bir yaşam alanı olma niteliğine vurgu yapan, kent yaşamının ortaya çıkardığı sorunlara karşı harekete geçebilen, dayanışma kültürünü önceleyen, demokratik katılımcılığı esas alan bir yaklaşımı hayata geçirebilecek bir merkeze dönüşmesini savunuyoruz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlikte yönetmenin uygulamasına dair neler öngördüğünü sorduğumuzdaysa, yönetmelikler ile çerçevesi belirlenmiş, muhtarın kapasitesine, tecrübesine ve vicdanına bırakılmış bir idari birimin kısıtlarını aşabilecek bir demokratik işleyişe sahip olunması gerektiğinin altını çiziyor Sultan Aksu. Bunun ancak seçimi kazandıktan sonra mahalle sakinleri ile beraber oluşacak kararlarla ortaya çıkacağını ifade eden aday, birlikte çözmek için birlikte öğrenmek gerektiğini belirtiyor. </span></p>
<p><strong>&#8220;Kadın Aday Olmak Temsiliyet Açısından Önemli&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi mahallesi özelinde bir mimari kimliğin varlığından ve bunun korunmasının öneminden bahseden Aksu, bu kimliğin aynı zamanda bir farklı kültürlere ev sahipliği yapan bir yaşam biçimini temsil ettiğini ifade ediyor. Farklı etnik ve dini kimliklere mensup insanların yaşadığı ve kilise, havra, cami gibi ibadethaneleri bünyesinde bulunduran bir mahallede bu emanete sahip çıkma görevini mahallede yaşayanlara bıraktıklarını ve olacak herhangi bir dönüşümün yerinde ve yerele uygun biçimde olması gerektiğini savunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanların 50 yıllık babadan oğla geçen saltanatın bitmesini istediklerini ve değişime açık olduklarını ifade eden Aksu broşürlerinde yer alan bütün sorunların çözüm önerilini aradıklarını ve yapabileceklerini sıraladıklarını söylüyor. Aksu ayrıca kadın aday olmanın sahada çalışırken kendisine bir olumsuzluk yaratmadığını ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Mahalleler esas olarak kadınların hayatı yeniden ürettikleri yerler olmasına rağmen muhtarların hemen hepsi erkek oluyor. Bu anlamda kadın aday olmak hem temsiliyet hem de mahalleliyle diyalog açısından çok kıymetli. Seçim çalışması yaparken özellikle kadınlarla kurduğum iletişim çok daha sahici ve birbirimizi anlayan bir yerden oluyor. Şimdiye kadar görüşmelerde kadın olmamdan kaynaklı herhangi bir dezavantajlı durum yaşamadım, bilakis beni çok daha büyük bir coşkuyla desteklemelerine tanıklık ediyorum. Erkek muhtar adaylarının kadın olmamdan kaynaklı bir anti-propaganda yapma olanakları yok aslında. Çünkü mahalleliyle birlikte yaptığımız seçim çalışmasının niteliğinin farkındalar. Bana dair cinsiyetçi, ayrımcı bir dil kullandıkları takdirde benden önce mahallelinin karşılarına dikileceğini biliyorlar. Beraber yönetmeye talip olmak, “birlikte güçlüyüz” demek sadece slogan değil. Seçim çalışmamızda tüm gerçekliği ile hayata geçiriyoruz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/25/kadikoy-ve-uskudardan-kadin-muhtar-adaylari-degisim-mujdesini-yerelden-veriyor/">Kadıköy ve Üsküdar’dan Kadın Muhtar Adayları Değişim Müjdesini Yerelden Veriyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Muhtar Adaylarının Hayali: Birlikte Yaşanan ve Yönetilen Mahalleler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/kadin-muhtar-adaylarinin-hayali-birlikte-yasanan-ve-yonetilen-mahalleler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Mar 2019 09:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aysun Karagün]]></category>
		<category><![CDATA[Bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Koryürek]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[kadın muhtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şakire Şeyda Ataş]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel seçimler yaklaşırken partiler ve partilerin belediye başkanı adayları gündemi en çok işgal eden konu oldu. Oysa gündelik hayatımızın daha içerisinde olan bir yer var, mahalle. Mahallelerimizi ve muhtar adaylarımızı ilçe ve hatta il adayları kadar çok konuşmuyoruz. Bunun bir nedeni de muhtarlığın seçim listelerini askıya çıkarmak, ikametgâh düzenlemek gibi hayatımıza çok tali bir noktadan değen yetkileri dışında bir işlevleri olabileceğini düşünmememiz. Mevcut sistemde hiçbirimizin aklına muhtarlık binası gündelik bir sorunumuzun çözümünü arayacağımız yer olarak gelmez. Bu dosyada son dönemde ön plana çıkan kadın muhtar adayları ve önerdikleri yeni muhtarlık anlayışını konuşacağız. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/kadin-muhtar-adaylarinin-hayali-birlikte-yasanan-ve-yonetilen-mahalleler/">Kadın Muhtar Adaylarının Hayali: Birlikte Yaşanan ve Yönetilen Mahalleler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel seçimler yaklaşırken partiler ve partilerin belediye başkanı adayları gündemi en çok işgal eden konu oldu. Oysa gündelik hayatımızın daha içerisinde olan bir yer var, mahalle. Mahallelerimizi ve muhtar adaylarımızı ilçe ve hatta il adayları kadar çok konuşmuyoruz. Bunun bir nedeni de muhtarlığın seçim listelerini askıya çıkarmak, ikametgâh düzenlemek gibi hayatımıza çok tali bir noktadan değen yetkileri dışında bir işlevleri olabileceğini düşünmememiz. Mevcut sistemde hiçbirimizin aklına muhtarlık binası gündelik bir sorunumuzun çözümünü arayacağımız yer olarak gelmez. Bu dosyada son dönemde ön plana çıkan kadın muhtar adayları ve önerdikleri yeni muhtarlık anlayışını konuşacağız. Yüksek siyasetin duyamadığı gündelik politikayı duymayı ve duyurmayı ve birlikte yönetmeyi öneren ortak bir dil konuşuyor bu kadın adaylar. Dosyamızın ilk haberinde İstanbul, Bakırköy ilçesinden aday olan Didem Koryürek, Hülya Özdemir, Şakire Şeyda Ataş ve Aysun Karagün ile görüştük.</p>
<p><b>Çok temel bir sorudan başlayalım mı? Muhtar ne yapar? Hem güncel muhtarlık uygulamaları hem de sizin muhtarlık tahayyüllünüzden bahsedelim biraz.  </b></p>
<p><b>Didem Koryürek (Kartaltepe):</b><span style="font-weight: 400;"> Temel görevleri dışında tanımlı çok yetkisi yok. Mahallenin alt yapı sorunlarıyla ilgilenmek, ikametgâh ve nüfuz cüzdanı vermek ki bunu artık Nüfus müdürlükleri de yapıyor… Bir başka görevi de seçim listelerini askıya çıkarmaktır. Seçmenler gidip muhtarlıktan alır, bazen muhtar kendisi bırakır, nüfusa göre değişir bu. Mahkeme celpleri mesela, insanlar evde bulunamayınca muhtara bırakılır. Bunun dışında çok bir görevi yok. Ben var olan algının dışında bir muhtarlık anlayışı yaratmak istiyorum. Muhtar aslında insanların bire bir seçtiği tek yönetici. Milletvekillerini de, diğer yöneticileri de parti üzerinden seçiyoruz. Bir tek muhtarlara yüz yüze konuşarak tanıyarak oy veriyoruz.  Bunun için de muhtarlık halkla sürekli birlikte olup yüz yüze gelebileceğiniz çok kıymetli bir alan. O yüzden ben diyorum ki muhtarlar isterse sadece genel geçer görevlerini yapar, 9-5 çalışır, parasını alır gider ama bizim gibi algılayan muhtarlar için iş bitmez. Biz kendi yetki alanlarımızı yetkiye ihtiyaç duymadan, mahalleliyle birlikte genişletmeyi hedefliyoruz. Diyoruz ki bütün ihtiyaç sahiplerini belirleyip bu ihtiyaçlar doğrultusunda kampanyalar yapacağız, mahalle meclisleri kuracağız, hayvan haklarıyla ilgili çalışmalar yapacağız, kadınları işin içine dâhil edeceğiz. Park pazarları kurmak, kooperatifler kurmak gibi projelerimiz var. Bunlar yetkiyle olan şeyler değil, bunlar bir araya gelip dayanışma ile yapılacak şeyler. Muhtar da bunlara ön ayak olur. </span></p>
<p><b>Hülya Özdemir (Cevizlik Mahallesi):</b><span style="font-weight: 400;"> Didem arkadaşımla aynı şeyleri düşünüyorum. Ek olarak, biz muhtarları çalıştırmayı bilmiyoruz. Muhtara işimiz düşmedikçe gitmiyoruz. Bizim burada yapmamız gereken insanlarla iç içe olmak, insanların sorunlarını dinlemek, gerekirse her sokakta bir temsilci seçmek. Örneğin sokaklarımızla ilgili çok sorunlarımız var, onları ele alıp birlikte çalışmalıyız. Muhtarlığın sadece adı olmamalı. Mesela kadınların evde yaptıkları işleri, ördüğü örgüleri, resimleri ile sergiler açmak, gençlerle, yaşlılarla bir araya gelip sorunlarını konuşmak için ve muhtarlığı sadece ikametgâh alma yeri olmaktan çıkarmak için aday oldum. Ben 13 yıldan beri aynı sokaktayım, esnaflık yapıyorum ve insanların muhtarlıktan talep edebilecekleri birçok şeyi bilmediklerini fark ediyorum. Birlikte cidden çok güzel projeler yapılabilir. </span></p>
<p><b>Şakire Şeyda Ataş (Zuhurat baba):</b><span style="font-weight: 400;"> Didem arkadaşımız muhtarlığın belli başlı görevlerini zaten saydı. Ben bunlara ek olarak kendime görev edindiğim şeylerden bahsetmek istiyorum. En önemlisi dayanışma ve yardımlaşma: Kapı kapı dolaşıyorum ve aslında hiç kimse, siyasiler de dâhil ihtiyaç sahiplerine tam olarak dokunamamışlar. Mahallemde %70 yaşlı nüfus var, ben onların taleplerini not alıyorum. Bu insanlara gerektiği biçimde hizmet götürebilmeyi kendime birinci sırada görev sayıyorum. İkincisi din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın artık yaşanmayan komşuluk ilişkilerini canlandırmak için mücadele edeceğim. Bunun da çok büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyorum. İnsanlar birbirine dokunmuyor. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini yaşatmak istiyorum. Yaşlılar sigara dumanları altında kahvehanelere mahkum olmuş vaziyette, bu insanlar için bir şeyler yapmak istiyorum. Mahalledeki atıl yerleri tespit ettim. Buralar belediye ile işbirliği içerisinde yaşlıların ve bütün mahallenin kullanabileceği alanlar haline getirilebilir. Ben hayvan severim ve hayvanlarla ilgili yapılması gereken bir sürü şey var. </span></p>
<p><b>Aysun Karagün (Sakızağacı):</b><span style="font-weight: 400;"> Arkadaşlarımla hemen hemen aynı şeyleri söylüyorum çünkü olması gerekenleri söylüyorlar. Görüştüğümüz insanlar “muhtar ne yapar?” diye karşımıza çıkıyor. Ben muhtarın birçok şey yapabileceğini ama bunların istenmesi gerektiğini söylüyorum insanlara. Yani yol, elektrik, aydınlatma ile ilgilenmek zaten muhtarın görevi. Ama muhtarlar vatandaşa belediyenin numarasını veriyor, siz arayın diyor. Bu yanlış. Vatandaş aradığında bir haftada yapılacaksa muhtarın aramasıyla 1-2 saate yapılır. Bunun dışında afet toplanma yerlerinin belirlenmesi ve mahalle sakinlerine bunların bildirilmesi gerekiyor muhakkak ki. Şu anda sorsak mahallelinin hiçbir fikri yok bu konuda. Yine belediyenin ücretsiz kursları, seminerleri var ama mahallelinin haberleri yok, çünkü bildirilmiyor. Bunları muhtarın yapması gerekiyor çünkü muhtar nedir, mahalle ile ilgilenen kişidir. Görevine dair algı kısıtlı olduğu için halkımız da gidip talep edemiyor, soramıyor. Ben de Hülya Hanım gibi aynı mahallede ikamet ediyorum ve esnafım dolayısıyla müşterilerimden eksiklikleri çok duyuyorum ve bu nedenle aday olmak istedim. </span></p>
<p><b>Yani muhtarın çok temel ama çok bilinmeyen bir işlevi mahallenin ihtiyaçlarını tespit edip üst kurumlara iletmek, çözülmesi için gereken süreci takip etmek ve mahalleliyi bilgilendirmek. İnsanlar bundan çok haberdar değil. Bu noktada birbiriyle ilişkili iki soru sormak istiyorum. Muhtarın siyasi bağlantısı yok, bağımsız. Peki, bu belediyelerle ilişki kurarken bir zorluğa yol açıyor mu? Bir şekilde ilçe yönetimindeki partinin siyasi duruşu mahallelinin ihtiyaçlarının gözetilmesini etkiliyor mu? </b></p>
<p><b>Aysun Karagül:</b><span style="font-weight: 400;"> Belediyenin bu konuda “şu şudur, bu budur” diye ayırt etmesine imkân yok. Yardımlar mahalle muhtarlarına yönlendiriliyor, muhtarlar bunları kişilere veriyor. Çünkü yardım ihtiyacı olacak kişiyi en iyi bilmesi gereken mahalle muhtarıdır. Bunun mağduriyetini yaşayan çok fazla insan var. Ama bu belediyeden değil muhtardan kaynaklı bir durum. Yurttaşın muhtara ulaşması ve muhtardan hizmetin dağılmasıyla ilgili bir sorun oluyor.</span></p>
<p><b>Hülya Özdemir:</b><span style="font-weight: 400;"> Bizler muhtarlığın nasıl bir çalışması olduğunu bilmiyoruz. Bizim amacımız ne, herkesin muhtarlığa gelip sorununu anlatması ve muhtarın da gidip belediye ile işbirliği yapması. Muhtar da çalışacak, mahallede oturan insanlar da çalışacak, belediye de çalışacak, koordinasyon olacak. </span></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Zaten akıllı yöneticiler muhtarları kullanmalı. Yerel iktidar sahipleri mahallelerde bir sonraki seçimde oy almak istiyorlarsa hizmet etmek zorundalar, hizmet etmek istiyorlarsa da mahalleliye ulaşmanın, o hizmeti doğru şekilde götürmenin kilit noktası muhtarlar. Bizim için hangi partinin belediye başkanı olduğu çok mühim değil, önemli olan hizmet veriyor olması. Tabi ki herkes ister kendi görüşüne uygun bir belediye başkanıyla çalışmayı ama biz buna siyasi yönden bakmıyoruz, insani yönden bakıyoruz. İnsanlara hizmet ulaştırılması, ihtiyaçlarının giderilmesi, farklı bir mahalle yaratılması anlamında bakıyoruz. Yerel yönetimler başarılı olmak istiyorsa bence muhtarları desteklemeli, onlarla işbirliği yapmalılar. Bizim de onları sonuna kadar zorlamamız lazım, bu karşılıklı bir şey. Biz onları zorlayacağız, onlar da bizi.</span></p>
<p><b>Şeyda Ataş:</b><span style="font-weight: 400;"> Mesela, Bakırköy’de ZuhuratBaba Yeşilyurt’tan sonra en refahı yüksek mahallelerden biri olarak görülüyor ama aslında öyle değil. Çok fazla ihtiyaç sahibi var. Ciddi bir gelir dengesizliği ve uçurumu söz konusu. Mahallemde, tüm ihtiyaç sahiplerine ulaşmak ve hizmet götürmek istiyorum. Herkes için refah bu yeryüzünde en büyük dileğim. İnsanlarımızın kendini yalnız hissetmemesi, bir dost bir kardeş varlığını bilmesi için var gücümle çalışacağım. Öncelikle bu adaletsizliği mahallemde bitirip parti ve görüş ayrımı yapmaksızın ‘kamu yararına’ hizmet diyorum. Bu hizmeti yaparken de iyi yapılmış olanların üstüne artısını koymak, yapılmamış olanları da yapmak çok önemli.</span></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Ben kendi adıma bağımsız bir aday olarak çıktım, parti üyesi değilim. Elbette bir dünya görüşüm var. Çağdaş, bilimsel, laik eğitime, cumhuriyet değerlerine önem veren kadın adaylarız biz. Bizler başka bir mahalle yaratmaya çalışıyoruz, muhtarlığı siyaset yeri olarak görmüyoruz. </span></p>
<p><b>Bir sonraki konuya geçmeden kısaca özetlersek muhtarların yapabileceklerini insanların fark etmesi, algının değişmesi, bir arada yaşamak üzerine konuştuk. Bu kadar kutuplaşmış siyasetin olduğu bir ülkede muhtarlık bir arada yaşamı kurmak için çok önemli bir ölçek mahalle, anlattıklarınızdan bu ortaya çıkıyor. Şimdi biraz da kadın aday olmak üzerine konuşalım. Kadın aday olmak ne demek? Sahada, insanlarla temasınızda, sorunları tespit etmenizde, geliştirdiğiniz önerilerde nasıl bir farklılık yaratıyor? </b></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Hayatın her alanında olduğu gibi siyasetin de her alanda da kadınların sözü duyulmalı. “Neden kadın aday desteklenmeli?” diye sorulduğunda şöyle cevap veriyorum: “Mahallenin yükünü en çok çeken kadınlar, hayatta da olduğu gibi. Mahallenin sorunlarıyla da en çok boğuşanlar, evde olanlar, en çok çarşı pazar alışverişi yapanlar kadınlar”. Ayrıca, kadınlar gerçekten çözüm odaklı düşünüyor ve çalışıyorlar. Bir kadın kapıları çaldığında insanlar daha güvenle açıyor. Bunun dışında kadınların kullandığı dil daha temiz ve kapsayıcı. Ve bu temiz dile çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Mahallenin tarihindeki ilk muhtar adayı benim ve insanlar çok olumlu karşılıyorlar. Sosyal medyada da yazıyorlar “oh sonunda mahallemizden bir kadın aday çıktı” diye. Özellikle de gençler ve çocuklar olumlu tepki gösteriyorlar. </span></p>
<p><b>Hülya Özdemir:</b><span style="font-weight: 400;"> Benim mahallemde zaten kadın muhtar var ama yaşından dolayı sokağa çıkamadığı için ben aday oldum. Muhtarımız çok işler yapmış. Ben şanslıyım kadın aday olarak. </span></p>
<p><b>Şeyda Ataş:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadınlar, dünyanın da emeğin de yarısı. Ülkemizde maalesef, kadınlara çok fazla temsil hakkı verilmiyor. Bunu istatistiklerde de sokağa çıktığımız da siyaset alanında da görüyoruz. &#8216;Erkekler neden her yerde?’ diye hiç sormazken “muhtarlık kadına mı kaldı?” gibi tepki veren bir azınlıkla da karşılaşıyoruz. Ancak sevindirici bir gelişme olarak, kadınlar ve gençler tarafından çok fazla destek aldığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. Sokakta gördüğüm kadarıyla bir kadın bir kadına ihtiyacını çok daha rahat söylüyor. Annesine, ablasına söylemeye çekindiğini gelip bana söyleyebiliyor. Bu da güven oluşturmakla ilgili. Beni çok etkileyen bir şeyi anlatayım: Bakırköy’ün hiçbir yerinde olmayan çok büyük iki parkımız var ve ilçenin her yerinden çocuklu kadınlar geliyor. Defalarca belediyeye başvurmuşlar, alt değiştirmek, emzirmek için eve gitmek zorunda kaldıklarını ancak karşılık bulamadıklarını söylediler. Bu benim içime dert oldu. Anne değilim ama bence bu çok büyük bir sorun. Bunu bana söylemiş olması çok önemli ve bunun telafi edilmesi gerekiyor. Hiçbir şey yapamazsam muhtarlık binasının bir odasını emzirme ve alt değiştirme odası yapacağım, belediyeye gitmeye bile lüzum yok. Bunun gibi birçok örnek var. Soru çok basit, &#8216;kadınlar varsa neden olmayalım?’ Kadınım ve adayım. Yaşlı, genç, kadın, erkek bu eşitliğe inanan herkesin bu desteği büyütmeye çağırıyorum.</span></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Markette bir seçmenimle konuştum, apartman gününde benim seçim broşürümü okuduklarını ve “kadınlarla birlikte yöneteceğiz” cümlesinden çok hoşlandıklarını söyledi. “Bugüne kadar kimse bize böyle bir şey söylemedi ve biz nasıl yöneteceğimizi de bilmiyoruz” dedi. “Beraber deneyimleyeceğiz, birlikte çözümler bulacağız” dedim, çok “heyecanlanıyorum” dedi, sarıldık. </span></p>
<p><b>Aysun Karagül:</b><span style="font-weight: 400;"> Arkadaşlarımızın dediği gibi kadınlar kadınlarla daha rahat konuşabiliyorlar bu da bizim için çok önemli. Bizim muhtarımız üç dönemdir muhtar, çok kalıplaşmış değil. En büyük sıkıntımız muhtarın mahalliliye küçümseyerek bakması ve dolayısıyla insanlar muhtarlığa gitmeyi kesmişler. Kadın olmamın insanlarla iletişimimi kolaylaştırdığını ve  kadınların sorun çözücü olduklarını düşünüyorum ben de. </span></p>
<p><b>Kadınla ilgili anne olmak, evde olmak vurgusu ön plana çıkıyor. Oysa evli olmayan, çocuklu olmayan kadınlar da sorunlar yaşıyor. Şöyle diyebilir miyiz, kadınlar genel olarak sözlerini ulaştıramıyor? </b></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Toplumumuzda kadınlar kendilerini ifade etmeye ve hatta birilerinin kendilerine fikir sormasına hiç alışkın değiller. Tanımı fark etmiyor, kadınlara “sen ne istiyorsun” denilmiyor bu toplumda.</span></p>
<p><b>Şeyda Ataş:</b><span style="font-weight: 400;"> Kadınlar yaşamın her alanında zaten var, biz bunu niye başka alanlara da taşımayalım. Ya da evinde olan kadını niye söz ve kararlarımıza ortak etmeyelim, bizim amacımız bu. Kadının yaşamın her alanındaki varlığını görünür kılmak, sözünü yükseltmek ve dinlenmesine vesile olmak amacımız. </span></p>
<p><b>Biraz bu uzun süreli muhtarlık konusu üzerine konuşalım mı, gerçekten ciddi bir problem var sanırım bu konuda:</b></p>
<p><b>Didem Koryürek: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim mahallemizin muhtarı 82 yaşında ve kaç dönemdir görevde olduğunu sayamıyoruz. Bunun sebebi şu, insanlar muhtarlıkları çok önemsemedikleri için alışkanlık olmuş, o ismi gördüklerinde oy vermişler. Karşılarına farklı bir mahalle düşü olan, farklı şeyler söyleyenler de çıkmamış ve muhtarlık da bir saltanat haline gelmiş. Aşağı yukarı bütün muhtarlıklarda durum aynıdır. Ama farklı bir muhtarlık, farklı bir mahalle hayali sunduğunuzda insanların tepkileri farklılaşıyor.</span></p>
<p><b>Tabi sadece ikamet alınacaksa kimden alındığı çok önemli gelmiyordur insanlara.</b></p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> İnsanlar sokakta hep öyle diyorlar. Sosyal medyada bir seçmenim “ilk defa bir muhtar kapımıza geldi” yazmış. “Kapı kapı gezip, ben adayım, projelerim şunlar diyen çıkmadı. Biz tanıyorduk, aileden devam ediyordu, oy veriyorduk” diyorlar. </span></p>
<p><b>Aysun Karagül: </b><span style="font-weight: 400;">Aslında toplumda şöyle bir algı oluşmuş, sanki muhtar sadece komşusu, “biz ona alıştık, niye başka birisine oy verelim” diyorlar. Gitmiyorlar bile, zaten yerinde bile bulunamıyor çoğu zaman muhtar. Kimse hizmet istemiyor, talep etmiyor Ama biz yapacaklarımızı anlattığımızda hoş karşılanıyor..</span></p>
<p><b>Programlarınızda deprem toplanma alanı, sokak aydınlatması, kaldırımların onarılması gibi altyapısal ve uygulama açısından belediyenin yetki alanına giren hizmetler görüyorum. Siz bu süreçlerde nasıl bir rol almayı düşünüyorsunuz? Muhtarın konumu nedir yurttaş, belediye ve hizmet ilişkisinde? </b></p>
<p><b>Aysun Karagül:</b><span style="font-weight: 400;"> Öncelikle dilekçe yazmak ve sonra da takip etmek zorunda. “Ben yazdım, bitti” deyip beklemek olmaz. Mahalleli bir hizmet gitmediğinde doğrudan belediyeyi suçluyor, kimsenin aklına muhtar gelmiyor. Ben de şöyle diyorum: “Belediye buraya gelip sokak sokak gezmez, hangi sokakta ne var bilemez. Mahallenin muhtarı bunları tespit edecek, belediyeye iletecek, yapılabilecek bir şeyse “hayır” cevabını kabul etmeyecek, “bunun yapılması gerekiyor” diyecek.” Ama muhtarlar belediye ile iyi geçinmek için, sorun çıkarmamak için “biz aradık, belediyeye bildirdik, yapmıyorlar” diyorlar. </span></p>
<p><b>Yani kadın adaylar sadece sorun çözen uzlaşmacı muhtarlar değil gerektiğinde sorun çıkaran, talep eden ve hesap soran muhtarlar da olacak?!</b></p>
<p>(Hep beraber gülüyoruz ve “kesinlikle!” cevabı geliyor hep bir ağızdan)</p>
<p><b>Didem Koryürek:</b><span style="font-weight: 400;"> Genel olarak hizmet istemek, talep etmek ve hesap sormak mekanizmaları yok. Aslında yönetimin işleyiş şekli bu ama insanlar bu haklarını bilmiyorlar. Muhtarlar da yerel yönetimlerle ilişkilerini kollamak için sorun çıkarmıyorlar.</span></p>
<p><b>Hülya Özdemir:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu yüzden biz sadece muhtar olmak değil muhtarlığın sorumlulukları konusunda da insanları bilgilendirmek istiyoruz. Emin olun biz seçilmesek de artık insanlar muhtarlıklardan daha çok şey bekleyecek, oralara daha çok gidecekler. İnsanların taleplerini, isteklerini söyleyebilecekleri bir yer olduğunu söylemiş olduk. Benim mahallemde son 4 yılda belediyeye hiçbir tane yazı gönderilmemiş, düşünebiliyor musunuz?</span></p>
<p><b>Şeyda Ataş:</b><span style="font-weight: 400;"> Aslında bazen de belediyenin birimleriyle doğrudan ilişkiniz, iletişiminiz olmalı. Dilekçe yazmadan doğrudan arayarak ya da giderek de sorunları iletebilir ve hızlıca çözebilirsiniz. Siz iletince belediye o hizmeti zaten vermek durumunda. Onun için dilekçe yazmaya gerek yok. Bu ihtiyaçlar yapılamayacak şeyler değil. Ben geçen seçimde de adaydım ve çok az bir oyla kaybettim. Seçilmedim ama seçilen muhtar benim önerdiğim bazı projeleri hayata geçirdi. Mahalleli de bunlara ihtiyacı olduğunu, talep edildiğinde hayata geçirilebileceğini gördü. Ama hayat devam ediyor, değişen talep ve ihtiyaçları da takip etmek gerekiyor. Mesela mahallede eski bir adliye binası vardı. Yıkıldı ve yeri atıl olarak kaldı ve birileri orayı otopark yapmak istediler. Burada mahalleli bir direnişe geçti, muhtar haber aldı, kaymakamlığa, belediyeye gidildi ve otopark girişimini engellendi. Sonuçta mahalleliyi arkanıza alırsanız, onlarla birlikte olursanız yapılamayacak hiçbir şey yok. </span></p>
<p><b>Kadın Muhtar Adaylarının Seçim Çalışmalarından Notlar</b></p>
<p>Kadınlar güvenlikli sokaklar için aydınlatma sorunları, yaşlılar için uygun sosyalleşme alanları, herkes için güvenli kaldırımlar, gençlere çalışma, sosyalleşme mekânları ve bunun gibi bir çok öneriyle başka bir mahalle hayatı öneriyorlar. Ortak noktaları gündelik hayatımızı daha insanca yaşayabilmek için bir arada ve birlikte çalışmayı öğrenebilme talebi. Bunun dışında kent politikalarına dair önerileri de var. Örneğin kentsel dönüşümün köşeye sıkıştırdığı yaşlı nüfusun evlerini değerinin altına satıp yoksullaşmasına engel olmak için meslek odaları ile iletişimde olmak ve komisyonlar oluşturmak istiyorlar.</p>
<p>Kadın aday olarak sahada olumlu tepkiler aldıklarını, insanların heyecanlandığını ve güvenerek sorunlarını açtıklarını fakat erkek rakiplerinin cinsiyetçi, özel hayata yönelik konularda dedikoduların çıkarılması gibi sorunlar yaşadıklarını ifade ettiler. Hiçbir erkek aday evli olup olmaması gibi konular hakkında konuşmak zorunda değilken kadın adaylar bunlara maruz kalabiliyor. Ama sokakta erkeklerin de kadın adayları desteklediğini söylüyorlar. Kadın oldukları için muhtarlığın gereklerini yapamayacaklarına dair imalar da yok değilmiş ama onlar mücadeleden vazgeçmiyor. Kadın olmanın çözüm odaklı olmak olduğunu ifade ederken aynı zamanda görülmeyen, duyulmayan, görmezden gelinen sorunlara ses olup, “sorun çıkaran” ve çözüm talep eden bir muhtarlık anlayışı öneriyorlar. Ayrıca “yeni nesil kadın adaylar” birlikte çalışıyor. Birbirlerinin broşürlerini taşıyor, başka mahallelerin sorunlarına denk geldiklerinde birbirlerine iletiyor ve dayanışmacı bir seçim kampanyası yürütüyorlar. Kampanyaları ile vaat ettikleri dayanışmacı mahalle hayali şimdiden uyuşuyor diyebiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/07/kadin-muhtar-adaylarinin-hayali-birlikte-yasanan-ve-yonetilen-mahalleler/">Kadın Muhtar Adaylarının Hayali: Birlikte Yaşanan ve Yönetilen Mahalleler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Feb 2019 11:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Nafaka dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce hazırladığımız Nafaka dosyasında son olarak 10 Ekim 2018 Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantısında geçen tartışmaları aktarmıştık. Bir süredir gündemden düşen fakat Yeni Akit gazetesinde avukat Tuba Torun’un sosyal medya paylaşımları üzerinden tekrar tartışmaya açılan bu konuyu Tuba Torun’la bir kere daha değerlendirdik.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sosyal medyada uzun süredir çok ön planda olmayan nafaka konusu, sizin paylaşımlarınızın Yeni Akit gazetesi tarafından manşete taşınması ile yeniden gündem oldu. Güncel olaya geçmeden önce ekim ayındaki çalıştaydan bu yana nafaka meselesine dair kısa bir özet ve son gelişmelere dair bir bilgilendirme ile başlayalım isterseniz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle süresiz nafaka tartışmasının da dayanağı olan boşanma komisyonu kurulmuştu 2015 yılında ve o komisyondaki önerilerden biriydi süresiz nafakanın süreli hale getirilmesi. Zaten o boşanma komisyonunda nafakayla beraber bugün kadının insan haklarının başına bela olan başka öneriler de getirilmişti. </span></p>
<p><b>Rapor kapsamında gündeme getirilen diğer öneriler nelerdi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela müftülük yasası da orada konuşulan bir şeydi ya da süt izni yasası</span><span style="font-weight: 400;"> da orada konuşulmuştu. Ayrıca bu evlilik affı</span><span style="font-weight: 400;"> meselesinin kökeni de oradan geliyor, hani şu aralar çok konuşulan… 6284’e olan saldırıların da menşei aynı zamanda&#8230; Çünkü adı üstünde ‘Boşanma Komisyonu’nun amacı aileyi korumak ve boşanmalara engel olmaktı, hedefi buydu. Neticede şu anda gündemdeki bütün tasarılar ve geçmiş olan müftülük yasası gibi yasalar hep tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun aile kurumunu korumak. Aile kurumu çok önemli ama ‘her ne pahasına olursa olsun’ korunması gereken bir şey değil. Kadın şiddete uğradığında, hakarete uğradığında, tehlikeye girdiğinde gerekirse sonlandırılması gereken bir durum var demektir. Nasıl evlenme hakkımız varsa boşanma da bize medeni kanun tarafından tanınmış bir hak. Her ne pahasına olursa olsun koruduğumuzda aile kurumu da sağlıklı olmuyor zaten. Nafaka o raporda önerildi ama meclisten geçmedi, oylama aşamasına gelmedi, sadece bakanlığın önerileri var. </span></p>
<p><b>Peki, bakanlıklar 10 Ekim 2018’deki çalıştaydan sonra neler yaptılar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık nafaka hükmünün düzenlenmesine ilişkin kendi önerisini evli kalınan süreyle orantılı olarak kademeli şekilde nafaka ödenmesi olarak açıkladı</span><span style="font-weight: 400;">.Bu tartışılıyordu. Bizim tepki gösterdiğimiz nokta en başta şu: Kadına dair bunca hayati sorun varken, bunca önerimiz varken neden bu konuşuluyor ve neden şimdi konuşuluyor? Bu bir; ikincisi bu kanunun gerekçesi şu şekilde belirtiliyor: Türk toplumunda kadın evlendiğinde evle ve çocukla ilgilenmek zorunda kalıyor, iş yaşamanı sonlandırmak zorunda kalıyor çoğu zaman. Dolayısıyla kadın boşandığında yaşamını devam ettirebilecek standartlardan yoksun kalıyor bazen ve o boşluğun giderilmesi için statüsünün bir miktar desteklenmesi lazım, en azından hayatta kalması, yaşamını devam ettirmesi için bir miktar para ödenmesi gerekiyor. Yani kadının toplumdaki ikincilliğini vurgulayan bir gerekçesi var. En azından yaşamsal anlamda kadını erkeğe eşitlemeye çalışıyor, zaten toplum kadının ikincil görüyor. Çok mantıklı, hem dünyada hem de Türkiye’de gerçekliğe uygun bir gerekçe. Şu anda sanki bu durum ortadan kalkmış, kadının iş yaşamına gerektiği biçimde katılımı sağlanmış gibi düşünülerek kaldırılması planlanıyor.</span></p>
<p><b>Süresi nafaka karşıtları, çalışan kadınların nafaka almak için çalışmadığı, nafaka ile geçindikleri gibi hatta zenginleştikleri gibi iddialar sunuyorlar. Bir kadının nafaka ile geçinmesi mümkün mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu en çok kurduğumuz cümlelerden biri: Ortalama gelir üzerinden bir erkek, 2000-3000 diyelim, 250, 300 lira gibi bir rakam ödüyor, bizim davalarımızdaki durum bu şu anda. Bu miktarla ne bir kadın zenginleşir, ne de bir erkek fakirleşir ama hayatını idame ettirmek kısmından bakınca belki bir haftalık mutfak alışverişini yapar. Ekonomik krizin bu kadar tavan yaptığı bir ülkede 250-300 lira ile ne kadar yaşamsal faaliyetlerinizi devam ettirebilirsiniz? Bu arada nafaka çift taraflıdır, erkek de talep edebilir ama uygulamada kadın talep ediyor bu nafakayı, bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüzünden. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka psikolojik olarak kadına güç veren bir şeydir, siz bu hakkı kadından aldığınız zaman kadın boşanmaya da korkar hale geliyor. Elbette ki 250 tl ile zenginleşmiyor kadın ama aynı zamanda psikolojisini destekliyor. Elinden bunu aldığınızda siz o kadının dayanma gücünü, cesaretini kırıyorsunuz, kadınların kafasına “boşanırsan ortada kalacaksın, sokakta kalacaksın” algısını iyice sokuyorsunuz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendilerini Nafaka Mağdurları olan tanımlayan insanlara baktığımızda çok azının mağdur olduğunu görüyoruz. Hakikaten bıkmış olabilirler, karşı tarafa hıncı vardır, kanun zoruyla ödemek istemiyordur ve bunların sayısı az diye düşünüyorum. Biz sosyal medyada nafaka mağduru adı altında paylaşımlar yapan kayınvalideler, görümceler, eltiler de görüyoruz. Burada kişisel meseleler de devreye giriyor, eski eşe geline kızgınlık da etkili oluyor. </span></p>
<p><b>Peki, bunlar hukuki bir dayanak olabilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi ki olamaz, bir kere ben hesapları tek tek incelediğimde hep tek bir siyaseti destekleyen hesaplarla karşılaşıyorum. Bunun topyekûn bir mücadelenin parçası olduğunu düşünüyorum. Nafaka meselesinde önce kadının istihdamını sağlayacak, kadının iş yaşamına girişini destekleyecek, İstanbul Sözleşmesi ve her türlü önleyici tedbir içeren, altına imza attığımız politikaları uygulayacak, ondan sonra olmuyorsa “bu kadınların şartları iyi de bu nafaka haksızlık” diyeceksiniz. Binali Yıldırım bir açıklama yapmıştı; yaşlı bir adam gelmiş, “kadınlara çok fazla sosyal yardımda bulunuyorsunuz, kadınlar erkeklere ihtiyaç duymuyor, biz de evlenemiyoruz” demiş. Bunun üzerine Yıldırım o kadar yardım ediyoruz ki insanlar evlenemiyor sonucuna varmıştı. Yani burada bir çelişki var, çok iyi sosyal politikalar uygulanıyormuş gibi de gösteriliyor.  </span></p>
<p><b>Öneriler arasında devletin bir fon oluşturarak devreye girmesi gibi bir öneri vardı, bunun uygulanabilirliği nedir sizce?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin ve mağdurların önerisi nafaka için bir fon oluşturulması yönünde. Evliliğin başından itibaren eşit miktarda karşılıklı olarak bir fona para koyması ve boşandıktan sonra kişilerin sosyo-ekonomik durumuna göre biriken fondan nafaka alsınlar, fondaki para bitince nafaka da bitsin. Şimdi böyle bir önerileri var. Mağdurlar karı kocanın eşit şekilde katkı sunarak fon oluşturmasını öneriyor. Kadın ve erkeğin eşit katkı koyabileceğini var sayıyorlar. Ama bazı avukatlar da süresiz nafaka kalksın, devlet bir fon kurulsun diyor. Burada da sormak lazım, hasta, yaşlı, kimsesiz insanlara bile destek sağlanmayan bir durumda kadına nafaka sağlanır mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten 6284 sayılı yasaya saldırı, nafakaya saldırı, müftülük yasası ve şu anda toplumsal cinsiyet eşitliğinin engellenmesine kadar tüm bunların hepsi tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun evlilik kurumunun korunması. Dolayısıyla bunlar yapılmayacak öneriler. Kadına o desteği vermek isteseler zaten her şekilde sağlarlar. Bir çocuk yapana şu kadar para, ikiye daha fazla falan diyen insanlar isteseler bunu da yaparlar ama amaçları kadına destek olmak değil. </span></p>
<p><b>Sizin hedef gösterildiğiniz son olaya dönersek, bu konunun sosyal medyada tartışılması konunun gelişimi için sağlıklı oluyor mu sizce? Çok hassas, incelikli ve hukukun alanına giren konuların sosyal medyada gündemleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi hiçbir yerde konuşturmuyorlar. Bu konu bu kadar gündemde olmasına rağmen ana akımda nafakayı konuşabileceğimiz bir mecramız, alanımız yok. Mecburen sosyal medyada tepki göstermek zorunda kalıyoruz. En ufak bir tepkimizde bir anda yüzlerce olumsuz yorum alıyoruz. Zaten mecramız, konuyu gündeme getirecek platformumuz yok, bu yüzden mecburen sosyal medyada direnç oluşturmaya çalışıyoruz. Ama bir direnç oluşturuyorsak beş atak geliyor. Gelen atakların neredeyse tamamının sahte hesap olduğunu düşünüyorum. Birkaç nafaka adına kurulmuş gerçek dernek hesabı dışında sahte hesaplar ve aralarında gerçek mağdur neredeyse yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette bazı konular, sadece nafaka değil, cinayetler ve şiddet de, hukuki. Hele ki Türkiye şartlarında kadın mücadelesi tamamen hukuk alanına sıkışmış durumda. Hâlbuki çok daha geniş, çok boyutlu bir mücadeledir bu. Ama mecburen hukuka sıkıştı. Yargıyı bile ezdikleri için, iteklendik iteklendik, bir duvara dayandık. O dayandığımız duvar yargı ve şu anda o duvarı baltalıyorlar ve biz o duvarı yıktırmamaya çalışıyoruz. Başka yolumuz kalmadı. </span></p>
<p><b>Sizin attığınız bir tweet üzerine gelişen olaya karşılık olarak 13 STK bir tepki açıklaması yaptı. Bu açıklamada kendilerine sosyal medyada yapılan hakaretlere sessiz kaldığınızı ve çanak tuttuğunuz söylüyorlar. Sosyal medyada edilen hakaretlerin sorumluluğunun size yüklenmesi, sadece şahsınızın hedef gösterilmesi hakkında ne hissediyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben oradaki sahte hesapları kastettim. Tepki verdiğim gönderi de kadına yönelik şiddet ve kadın ölümlerinin artışının nedenleri olarak nafaka, kısıtlı velayet, 6284 sayılı kanun gibi sebepler sıralanmıştı. Ben de “</span><span style="font-weight: 400;">Trollerin paylaştığı şeye bakın; 6. Maddeyi unutmuşlar: “Kadın” yazmaları gerekiyordu. Utanmışlar herhalde. “Kadın cinayeti” yazamamışlar mesela “kadın ölümü” yazmışlar. Çünkü bütün kadınlar kendi kendilerine ölür doğru, öldürülemezler. Vah troller vah&#8230;” dedim. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi trol demek zaten bir algıyı yaymaya çalışan insan demek, orada bahsedilen hakaretlerle ilgisi yok. Etkin buldukları, konuya hâkim gördükleri insanları hedef göstererek pasivize etmeye çalışıyorlar. Yeni Akit gazetesinde ise hiç söylemediğim hakaretler için hedef gösterilmişim, trol olduğunu düşündüğüm hesapları kastederek trol dedim ve bunun dışında bir şey demedim. Bu açıklama yapan dernekler dışındaki sosyal medya hesapları küfür ve hakaret içeren tweet’ler yazmıştı, bu trollük değilse nedir? Bunun dışında misyoner kelimesini de kullandım, evet nafaka konusundan daha öte bir görev, bir misyon için hareket ettiklerini düşünüyorum. Bunu bu kadar kesin ve net açıklamamın da hedef gösterilme nedenim olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Birkaç kere gerçek mağdurlardan bahsettiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyada binlerce hesap varken mağdur derneklerine üye bu kadar insan yok, bunu çok önemli buluyorum. Çok azı gerçekten mağdur hissediyordur. Mağdur olup olmadıklarını bilmiyoruz, sosyal medyadan anlayamıyoruz. Süresiz nafaka diye geçiyor kanunda ama nafaka her zaman azaltılabilir, arttırılabilir, geri alınabilir ya da ortadan kalkabilir. Bunun birçok şartı var ve bu tamamen kadını desteklemeye, toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemeye yönelik ama çift taraflı bir hükümdür. Bunu çarptıp, yok efendim bir ay evli kaldık ama yirmi yıldır nafaka ödüyorum diyenler var. Ne yazık ki ben bu örneklerden bir tanesine bile rastlamadım bu zamana kadar. Bir de “kadın onurlu olsun, erkeğin parasıyla yaşamasın” diyorlar. Zaten kadın erkeğin eline bakarak yaşamak istemez. İnsan haklarına hizmet ederek, kadın erkek eşitliğini sağlayıp kadınlara bu cesareti ve özgüveni aşılamaya hizmet eden, İstanbul Sözleşmesinde de var olan politikaları uygulayacağınıza, kadının elinden nafakayı alarak kadını onurlu hale getiremezsiniz. Bunu söylerken bile aslında kadına hakaret ediyorsunuz. Bu kadın bu noktaya geldi, ama nasıl geldi? Kadınlar onursuz olmaya yatkın varlıklar mı da durup dururken bu noktaya geldiler? Orada bile bir itham, ötekileştirme var. Bu sebeple katiyen kabul etmiyoruz, söylediklerimizin arkasındayız. Gerçek mağdurlar vardır ama sosyal medyadaki hesapların birçoğu da başka bir durumdur. Kadına yönelik şiddettin arkasında bir sürü neden varken bunların arasında velayeti, nafakayı sayan insanları inandırıcı bulmuyorum ve kötü niyetli olduklarını düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Bu açıklamada sizin söylemediğiniz ama başka hesapların dile getirdiği “maaşlı çete” iddiasına karşı “o zaman avukatlar da gelirlerini açıklasınlar” gibi bir talep var. Oldukça spekülatif bir biçimde “ziynet eşyaları ve mal paylaşımından ve tazminatlardan pay alınması” gibi bir ithamları var. Mesleki açıdan bu tehlikeli ve yanlış algılara yol açabilecek bir itham, bu konuda bir söz hakkınız olmalı diye düşünüyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunu bayadır yapıyorlar ama biz cevap vermemeyi tercih ediyoruz çünkü açıkçası bunu kayda değer bulmuyoruz.  Biz mesleğimizi hakkıyla yapmaya devam edeceğiz. Bunlar tamamen hedef göstermeye yönelik ithamlar. Yasal olan ama kendileri için tehlikeli gördükleri herkesi karalamak istedikleri gibi iktidarın söylemlerinden de güç alarak karalıyorlar. Avukatlık kanununa göre avukatların alabilecekleri paylar yasal olarak bellidir, sınırlıdır ve avukatlar bunu aşamazlar zaten. Avukatlar serbest meslek mensuplarıdır ve bu kurallar çerçevesinde mesleklerini icra ederler. Bu soruların hep muhalif avukatlara yöneltilmesini de ayrıca kötü niyetli ve ötekileştirici buluyorum ve makro politikaya hizmet ettiğini düşünüyoruz ve ciddiye almıyoruz.</span></p>
<p>#NafakaDosyası: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/" target="_blank" rel="noopener">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 08:51:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[feride eralp]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Birlikte Güçlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32522</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kadınlar Birlikte Güçlü” sloganı artık kulağımıza çok tanıdık gelen, gündelik hayatın içerisinde sıkça denk geldiğimiz bir slogan oldu. Kadınların birçok sorununun özel alana hapsolduğunu ve çoğu kadının “bunları bir tek ben mi yaşıyorum?” duygusuyla başa çıkmak zorunda kaldığını düşününce, bu sloganın hepimize çok iyi geleceğini düşünüyorum duyduğum ilk günden beri. Tek başımıza değiliz, hepimiz kadınlığın ortak coğrafyasında yaşıyoruz ve evet, birlikte güçlüyüz. Kadınlar Birlikte Güçlü sloganıyla çağrısı yapılan İstanbul İller Buluşmasına gittiğimde bu çok tanıdık sloganın hikâyesini çok da bilmediğimi fark ettim ve hem kendim, hem sizler için bu toplantıda onlarca ilden gelmiş, 200’den fazla kadının nasıl bir araya geldiğini Feride Eralp’le konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/">Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Feride, Kadınlar Birlikte Güçlü çok tanıdık ama hepimizin daha çok tanımaya da ihtiyacı var galiba, bu buluşma halinin hikâyesini biraz anlatabilir misin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’ten itibaren Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem grubu diye bir grubumuz vardı. Bu grubun içerisinde sol örgütlerden kadın grupları, sendikalardan, partilerden kadınlar ve bağımsız/örgütlü feministler bir araya geliyordu. O dönem İstanbul Feminist Kolektif hala vardı ve o da bu grubun içerisindeydi. Özelikle “meclis toplansın, kadın cinayetlerine karşı acil önlem alınsın” dediğimiz bir kampanya ile bir araya gelmiştik. Ankara, Adana, Bursa, İzmir kadın platformları gibi kadınların bir araya geldiği bir platformumuz olmadığı için bu kampanya grubu sonrasında bir iletişim platformu olarak devam etti, İstanbul’da bir kadın platformunun eksikliğine karşılık geldi. </span></p>
<p><b>Bu iletişim ağının devamı nasıl ilerledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar kampanya bazlı ilerledik. Güncel gelişmeler üzerine çağrı yaparak bir araya gelip eylem örgütlediğimiz bir biçimde ilerledi. Bu süreçte kalıcı ilişkiler kurulmaya başlandı. Sonrasında, 2017’de, “Türkiye Anayasa Değişikliği Referandumu” sürecinde, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem grubu olarak bir araya geldik ve kadınlar olarak bu konuya dair sözümüz ne olabilir üzerine konuştuk. Bir kampanya düşündük ve bir çağrı yaptık ve 27 Ocak 2017’de Cezayir toplantı salonunda bir toplantı düzenledik, epey kalabalık bir toplantı oldu. Sonrasında, 6 Şubat’ta Feminist Mekân&#8217;da bir toplantı daha oldu. “Kadınlar Birlikte Güçlü” ismi bu toplantıda şekillendi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-32525 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023.png" alt="" width="424" height="117" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023.png 594w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023-320x88.png 320w" sizes="auto, (max-width: 424px) 100vw, 424px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu toplantılarda üçayaklı bir kampanya yürütme kararı alındı. Takvim günleri kadın hareketinin düzenli bir araya gelişlerinde önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden başlangıç olarak herkesin aşina olduğu bir tarih olan 14 Şubat’ı belirledik. Sonrasında 25 Şubat’ta birçok ilden kadının dâhil olacağı bir buluşma daha yapıp 8 Mart’ı güçlendirecek bir süreç düşündük. 8 Mart için de o sene gündemde olan Uluslararası Kadın Grevi’ne ses vermeyi planladık. 20’den fazla ilde ortak bir metin okundu ve bundan bir video üretildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu esnada hem referanduma dair kadınların sözünü söylemek istiyor hem de kadın politikasını referanduma sıkıştırmaktan çekiniyorduk. Yani referanduma ses veren ama oraya sıkışmayan bir kampanya hayal ettik. Bu yüzden mesela 14 Şubat’ın sözü “Eşitsiz Aşka Hayır” olmuştu, içinde hayır da geçiyordu ama tek derdi o değildi. Kampanya sözü “Tek Başına Olmaz, Hayır, 8 Mart’a Doğru Kadınlar Birlikte Güçlü” olmuştu. Hem 8 Mart’ı, hem tek başına olmamayı hem de hayır sözünü vurgulamak istedik. Bu süreçte insanlar bütün bu kampanyalardan “Kadınlar Birlikte Güçlü” diye bahseder hale geldi, 8 Mart’a doğru kısmı gölgelenmiş oldu, geriye kadınlar birlikte güçlü kaldı. Bir yandan da 8 Mart’ı güçlendiren bir yanı oldu kampanyanın. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8 Mart sonrasında Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde birçok ilden gelen yaklaşık 200 kadınla bir mini buluşma yaptık ve kampanyayı sonlandırdık.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-32526 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024.png" alt="" width="357" height="265" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024.png 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024-320x237.png 320w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" /></p>
<p><b>Bu kampanya sonrasında başta bahsettiğin iletişim ağı nasıl devam etti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampanya bittikten sonra bu vesileyle oluşmuş iletişim ağlarını kullanmaya devam edelim dedik. Yani kampanya bitti ama orada ortaya çıkan “Kadınlar Birlikte Güçlü” ortadan kalkmadı. Bu süreçte Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem ağından farklı olarak, daha önce o iletişim ağında olmayan kadın grupları da dâhil oldu. Önceki senelerde ortak işler yapmamış olan kadın grupları bir araya gelmiş oldu ve bu ağ İstanbul’daki kadın örgütlerinin iletişim zeminlerinden biri haline gelmiş oldu. Bu noktada sadece İstanbul özeli için konuşuyorum, Türkiye genelinde kadınların bir araya geldiği farklı farklı platformlar var. </span></p>
<p><b>Bu süreçten sonra bir iletişim ağı olarak Kadınlar Birlikte Güçlü nasıl işledi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müftülük yasasına karşı eylemler, çocuk istismarına karşı söz üretmek gibi çağrılar Kadınlar Birlikte Güçlü iletişim ağı üzerinden yapılmaya başlandı. Bir şekilde beraber ses çıkaracağımız gündemlerde bu iletişim ağı bir araya gelme aracı olarak kullanıldı ama bir platform olmadığımız için ortak imza verilecek metinlerde imzası olan bir oluşum değildi, bu metinlerde herkes kendi kurumsal ismiyle imza vermeye devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin son iki senedir 25 Kasım çağrılarını ilk olarak Kadınlar Birlikte Güçlü mail grubundan yapıyoruz ve 25 Kasım Kadın Platformunu bu iletişim ağı üzerinden kuruyoruz İstanbul’da. Kadınlar Birlikte Güçlü’nün mail adresi ve sosyal medya araçları bir araç haline geldi, amaçtan ziyade. Bu bir platform diyemem, ortak hareket etmemizi sağlayan bir araç. </span></p>
<p><b>Son toplantının motivasyonu neydi? Bu iletişim ağı süreci nasıl bir araya gelme toplantısına vardı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">24 Haziran seçimi sonrasında herkes umutsuz hissediyordu. Kadınlar Birlikte Güçlü ağı İstanbul’da bir araya geldi. Önümüzde başka bir rejim, başka bir sistem şekilleniyor, biz bunun karşısında hayatlarımıza sahip çıkmak için gereken gücü nasıl bulabiliriz diye düşündük. Kendi yerellerimizde de, genelde de dağınık olduğumuz bu dönemde bir Türkiye buluşması, iller arası buluşma yapmanın vaktidir diye düşündük. Bu dağınıklık içerisinden bir enerji bulmak hepimize iyi gelebilir dedik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8 Eylül ve 22 Eylül’de, Feminist Mekân&#8217;da kalabalık toplantılar yaptık ve bu buluşmayısını konuştuk. Ortak bir kaygı vardı: Kadınların kazanılmış haklarının bu kadar bilincinde olduğu ve bunlara sahip çıktığı bir dönemde, iktidar kadın hareketini doğrudan karşısına almamaya dikkat ediyor. Doğrudan karşısına aldığında neler olduğunu tecavüzü meşrulaştırma yasa tasarısında hep beraber gördük. Ortaya çıkan tepki çok kuvvetliydi ve “buna belli tipte kadınlar karşı çıkıyor” söylemine indirgeyemeyecekleri kadar karma bir tepkiydi. Daha da önemlisi bu ortak söz birbirine temas etmeden dahi gelişiyor. Bu yüzden haklarımızı elimizden almıyormuş gibi görünen biçimlerle süreci yürütmeye başladılar. Mesela “kamu kreşlerini kapatıyoruz” diye bir açıklama yapmak yerine, Sayıştay belediye kreşlerini denetliyor ve bu kreşler için kaynak tahsis edilmemesi gerektiğini açıklıyor. Maliye Bakanlığı bundan sonra kaynak tahsis edilmeyecek diye bir tebliğ yayınlıyor. Bunlar gözden kaçan şeyler ama bir bakıyorsun 2008’den bu yana 400’den fazla kamu kreşi kapanmış, 2016’da 56’ya inmiş sayı. Bu esnada müftülük kreşleri artmış ve kadınlara buna mecbur bırakılmış. Bunları göstere göstere yapmıyorlar artık, daha dolaylı yollarlarla toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren bir politika güdüyorlar. Kadınların ortak bir ses çıkarmasına fırsat ve zemin sunmayacak biçimlerde politika yapılıyor. Buna ek olarak da kadın hareketini ikame etmeye çalışıyorlar. Kadınlar kadın hareketine güveniyor, kadın hareketinin çok genel bir meşruiyeti var bu yüzden hareketin altının oyulması lazım. Dolayısıyla kendine yakın kadın örgütlenmelerine fonlar akıtırken diğerlerini tutuklama, kapatma, yasa tasarılarının görüşüldüğü toplantılara almama gibi çeşitli yollarla devre dışı bırakmaya çalışıyor. Bu yüzden yaptığımız toplantılardaki ortak kaygılardan en önemlisi de kadın hareketinin muğlaklaştırılmasının tehlikesi ve buna sahip çıkmamız gerektiği oldu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hareketinin ne olduğunu elbette kimse tek başına belirleyemez, ama bazı ortaklıklarımızı konuşmak lazım dedik. Bunun için de birbirimizle temaslarımızı arttırmak gerekiyor. Aynı şeyleri söylemek zorunda değiliz ama farklı farklı illerden kadınların birbirileriyle iletişimi olması önemli. Eskiden birbirimizden daha haberdardık, ortak eylemleri daha sık yapardık, kadınlar birbirini daha çok tanıyordu. Dolayısıyla belki buna hizmet eder diyerek iller arası bir kadın buluşması çağrısı yapmaya karar verdik.</span></p>
<p><b>Bu bir araya gelme İstanbul’la mı kısıtlı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz İstanbul’da, kendi yerelimizde bir çağrı yapalım dedik ama diğer iller de kendi aralarında konuşuyorlar, Adana’da, Mersin’de, Kocaeli’nde, Samsun’da il buluşmaları yapıyorlar. Herkes kendi bulunduğu yerde konuşuyor aslında, iller arası bir buluşmada ortak temas alanlarımız neler olabilir üzerine konuşmak istedik. İller arası büyük bir buluşmada bir araya gelip önerilerimizi konuşalım ve en azından şöyle bir soruyla ayrılalım istedik: Biz çok farklı kadınlarız, farklı platformlarımız var, hepimizin farklı tarihleri var ama bunların birbirine değdiği, birbiriyle ilişkilendiği bir zemin var edebilir miyiz?</span></p>
<p><b>Bu özellikle gerektiğinde bir araya gelebilmek açısından önemli, değil mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, ortak imzalı metinler çıkıyor, bu olumlu bir şey ama başka ortak eylemlilikler mümkün olabilir, bunu önümüze koyabiliriz. Şimdiye kadar eş zamanlı eylemler yapıldı ama daha çok İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerler üzerinden olmayan bir iletişim ağı mümkün mü diye düşündük. Örgütlerin Türkiye’yi kapsayan iletişim ağları var ama bunlar yine kendi içlerinde, bunları aşan ortak temas zemini nasıl olabilir? </span></p>
<p><b>Yani bir örgütlenme değil de bir temas alanından bahsediyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz böyle bir ağımız olsun, gerektiğinde buradan harekete geçebilelim diye düşündük ve böyle bir şeye gerçekten ihtiyacımız var mı sorusunu bir araya gelerek cevaplamayı istedik. İlk toplantı bu motivasyonla yapıldı ve şimdi Ocak’ta daha geniş kapsamlı bir iller arası buluşması önerdik. Biz kendi yerelimizde konuşup iletişim ağına bu öneriyi gönderiyoruz, başka yereller de kendi önerilerini iletiyor. Eğer yapılacak toplantıda “evet bizim iletişim halinde olmaya ihtiyacımız var” duygusu çıkarsa ve önümüze bizi canlandırabilecek bir somut öneri koyabilirsek iyi bir başlangıç olacak. Çünkü bu aralar kadın hareketinde çok duyduğumuz bir söylem var: “biz eskiden…” Biz aslında şimdi de çok güçlüyüz ama bunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Kadınlar Birlikte Güçlü bir platform adı değil, yeni bir şey kurma arzusu değil; bir hatırlatıcı, zaten var olanlar arası bir ilişki. Yeni buluşmada değişebilir, adı olmayabilir, bunun önemi yok. Önemli olan birlikteliğin kendisi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınaklar Kurultayı mesela geniş bir yapı ama çok belirli bir çerçevesi var, İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu var, TCK değişikliği için bir araya gelen Şiddete Son Platormu platformu var. Fakat Kadınlar Birlikte Güçlü’ye dahil olan kadınların bir kısmı bu mevcut ağlara entegre değiller. Sözlerini sahipleniyorlar ama tam içinde değiller. Bunlara ek olarak daha geniş kapsamlı bir zemin yok. Bu herkes bir araya gelsin iddiası değil; herkes birbirinden daha haberdar olsun derdi. Kadın hareketinde yıllar içersinde bir sürü ilişkiler kuruluyor, bunun aktarımı için yollar bulmak gibi bir sorumluluğumuz da var diye hissediyorum. Birçok kadın grubu var ama onların arasında bir iletişim, sürekli ve sürdürülebilir bir bağın oluşması ve bunun aktarılması bana önemli geliyor. Çünkü birçok mail gruplarımız oldu ama zaman içerisinde bunlar işlevsizleşti.</span></p>
<p><b>Peki, bu iletişim ağı neden farklı bir umut vaat ediyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte yeni buluşmada hepimiz bu soru üzerine düşünüp birbirimize önerilerimizi sunmalıyız. Nasıl olur da bu iletişim canlı kalabilir, kadınların teması sürdürülebilir üzerine hepimizin düşünmesi lazım. Ben senelik buluşmalar düzenlenmenin ve yüz yüze gelmenin gücünü kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Farklı illerden kadınların birbirine gidip geldiği durumları artırmak da bir yol.</span></p>
<p><b>İstanbul’un genelde merkez olması eleştiriliyor yer yer, buna ne diyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence sadece İstanbul kadın hareketiyle ilgili değil bu durum. İstanbul’un kendisinin kalabalık olmasıyla, kendi içinde çok büyük olması da buna neden oluyor. Birçok konu İstanbul üzerinden konuşuluyor aslında. 8 Mart’ta İstanbul’un Taksim eyleminin fotoğrafı Türkiye’yi temsil eden bir fotoğraf haline gelir mesela. Merkez olmak gibi bir isteğimiz yok, ama yine de sık sık hem kendimize bunu hatırlatmamız, hem de beraber yol aldığımız kadınlara bunu hissettirmemiz lazım. Bu aramızdaki güvenle çözülebilecek bir şey. İstanbul kadın hareketinin birtakım farkları var, bu yüzden ortaya çıkabiliyor bu endişe. Bir kere daha sık bir araya geliyoruz, daha hızlı tepki veriyoruz. Bu da İstanbul’un hızıyla, temposuyla ilgili olabilir diye düşünüyorum. Burada hayat her konuda çok hızlı akıyor, bizim için acele “bir saat içerisinde” demek oluyor. Burada 2 saat içerisinde e-mailine cevap vermezsen sorun oluyor, bu kadar hızlı akması aslında hayatı insana dar eden bir şey. Ama bir yandan da çok hızlı tepki vermeyi getiriyor ve bu da bizi çağrı yapan konumuna itebiliyor. Bu alışkanlıkları hep sorgulamamız gerekiyor. Hepimizin, durduğumuz yerden, kendimiz ile diğer dinamikler arasındaki ortak alanı arttırmak için inisiyatif almamız gerekir. Bunun olabilmesi için de daha sıkı bir iletişim ağı lazım. Hani uçakla bile bir yere giderken İstanbul’dan aktarma yapılır ya, bazen öyle bir durum oluyor. Bunun değişmesi için iller arası buluşmada bir araya gelmeyi, beraber hareket etmek için farklı yollar bulmayı öneriyoruz tam da. Bu ilişkileri nasıl kurduğumuzu yeniden düşünmemiz ve dönüştürmemiz lazım, bu yüzden de daha sık bir araya gelmemiz lazım.</span></p>
<p><b>Nasıl bir ilişki kurma biçimi olabilir Kadınlar Birlikte Güçlü derken düşüneceğimiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela İspanya’da kadın grevi örgütleniyor, değil mi? Nasıl örgütleniyor? Bölgesel koordinasyonlar kuruyorlar, her bölgenin kendi koordinasyonu var, o koordinasyonun içinde o bölgedeki örgütler, bağımsız kişiler var. Genel bir koordinasyon var ama esas olan o bölgesel koordinasyon, genel olan da bölgelerdeki kişilerden oluşuyor. Genel koordinasyon bir iletişim alanı aslında bölgeler arasında, ama temel olarak bölgeler çalışmayı yapıyor, bölgeler hareketli. Merkezden değil, tabandan kuruluyor ağlar. Dolayısıyla bizim bu bir araya gelişimiz de İstanbul’la sınırlı kalırsa güçlenemeyiz. Ancak yerellerdeki örgütlülükler, bölgesel örgütlülükler, ilişkiler, o ilişkilerin daha derinlikli olması, daha genişlemesi sonucunda hakikaten bir şeyleri değiştirecek gücü bulabiliriz. Bu belli ölçülerde var zaten, ama bunu büyütmek derdimiz.</span></p>
<p>Feride Eralp’in aktardıkları bir çatı, bir platform önerisindense kadın hareketinin çeşitliliğini, yerelde güçlenmeyi ve bu özgünlüklerin ortak dertlerle bir araya gelebilmesine vesile olacak bir ağı tarifliyor. Bu ağ mail grubu ve sosyal medya üzerinden genişliyor ve ülkenin her yerinden kadınlara birlikte güçlü olduğumuzu, hepimizin birbirinin sesine ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. Adana, Mersin, Kocaeli,  ve Antakya illerinden kadınların 25 Kasım’a yönelik çağrıları sosyal medyadan duyuruldu, İstanbul 25 Kasım Platformu’nun duyuru videosu da yayınlandı. Bu alanın hepimizin birbirimizden haberdar olmasını sağlamasını ve birlikte daha güçlü olmamızı umuyorum.</p>
<figure id="attachment_32528" aria-describedby="caption-attachment-32528" style="width: 452px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32528" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030.png" alt="" width="452" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030.png 452w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030-320x215.png 320w" sizes="auto, (max-width: 452px) 100vw, 452px" /><figcaption id="caption-attachment-32528" class="wp-caption-text">Mersin- Kocaeli Kadınlar Birlikte Güçlü Buluşması</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32530" aria-describedby="caption-attachment-32530" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-32530" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-640x143.jpg" alt="" width="640" height="143" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-640x143.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-610x136.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-320x71.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz.jpg 826w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-32530" class="wp-caption-text">Mersin, Adana, Kocaeli Kadınlar Birlikte Güçlü buluşması</figcaption></figure>
<p><iframe loading="lazy" title="Tek Başına Olmaz, Hayır! 8 Mart&#039;ta Doğru Kadınlar Birlikte Güçlü kampanya videosu" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/2D3UMDUFyUI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Kadınlar Birlikte Güçlü İletişim: </strong></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/KadinlarBirlikteGuclu/"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/KadinlarBirlikteGuclu/</span></a></p>
<p><a href="https://twitter.com/8MartaDogru"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/8MartaDogru</span></a></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kadinlar.birlikte.guclu/?hl=tr"><span style="font-weight: 400;">https://www.instagram.com/kadinlar.birlikte.guclu/?hl=tr</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/">Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2018 11:29:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadın Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki 10 Ekim 2018 Çarşamba günü, Ankara’da gerçekleşti. Buluşmaların konusu Medeni Kanunun nafakayı tanımlayan maddeleri idi. Nafaka tartışması dosyasında konuyla ilgili çeşitli görüşleri ve sahada çalışan uzmanların görüşlerini dinledik. Şimdi ise çalıştay katılımcılarından bazılarının buluşmaya dair izlenimlerine yer veriyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı adına katılan avukat Selin Nakıpoğlu, açılış konuşmalarından anladıkları kadarıyla çalıştayın gerekçesi olarak nafaka ödemekte olan ve ödemek istemeyen erkeklerin şikâyetlerinin esas alındığını belirtiyor. Organizasyona ev sahipliği yapan iki bakanlığın konu hakkında istatistikî veri sunmadıklarını ve bahsedilen erkek şikâyetleri dışında bir hazırlıkları olmadığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Stk’lar, avukatlar, hâkimler, yüksek yargı bürokratları ve hukuk akademisyenlerinden oluşan yaklaşık 60 kişiye beşer dakika konuşma süresi verildi. Katılımcılar arasındaki fark dikkat çekiciydi. Bu fark; alanda çalışan, mevzuata hâkim ve objektif olanlar ile hukuki metin dışında ilerlemek isteyen, medeni kanunun ruhuna aykırı, hangi veriye dayandığı belli olmayan söylemlerde bulunanlar şeklinde açıklanabilir” diyen Nakıpoğlu hukuki kavramlarla oynamamın gerektiğini, özellikle yüksek yargı mensupları tarafından buna cevaz verildiğini görmenin üzücü olduğunu söylüyor ve ekliyor:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayın kazanımı kadın dayanışmasını bir kere daha görmek oldu. Farklı siyasi düşüncelerden olsak da, farklı yaşam biçimlerinden gelsek de kadınlar olarak hayatlarımıza yapılmaya çalışılan tüm müdahalelere karşı bir arada duruyoruz. Bunu daha önce müftülük nikâhı özelinde de gördük. Bu çalıştayda da bu sonucu gördüm: Kadın dayanışmasının paha biçilmez değeri. Bu devam ettiği sürece kazanılmış haklarımızdan geri düşmeyeceğimizi düşünüyorum. Hep birlikte göreceğiz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent Kadın Platformu adına çalıştayda bulunan Berrin Sönmez ise çalıştayın düzenlenme gerekçeleri ve içeriğini şu şekilde değerlendiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Nafaka konusu, 2016 yılının ilk yarısında, dört ay süreyle çalışan ve ‘aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi’ amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu taslak raporu ile toplum gündemine girmişti. Komisyonun başkanı Düzce milletvekili Ayşe Keşir, çalıştayda kendisine ilk konuşmacı olarak tanınan on dakikalık sürede doyurucu bir açıklama yapmadı. Bakanlık sunuşları da net bilgi vermekten uzaktı. Kesinlikle hiçbir veri, doküman sunulmadı. Israrlı sorulara rağmen mevcut nafaka sisteminde sorun olduğunu gösterecek verilere sahip olunmadığını kamu adına katılanlar da farklı ifadelerle dile getirdi. Kamunun ve yargı sisteminin topluma sunmadığı bilgilerin, veri ve dokümanların katılımcıların elinde bulunamayacağı açıktır. Ancak sivil toplum temsilcileri kendi çalışma alanlarında konuya ilişkin edindikleri deneyim ve bilgileri, hâkim ve avukat katılımcılar ellerindeki dava dosyalarına ilişkin genel bilgileri paylaşarak, bu konuda çalıştayı düzenleyen iki bakanlık mensuplarından daha donanımlı olduklarını ortaya koydular. ‘Yoksulluk nafakası için yeni yasal düzenleme yapılmalı mı’ sorusu temel konuydu.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nden katılan akademik hukukçuların bir kısmının yoksulluk nafakasına 1-5 yıllık alt-üst sınır düzenlemesi getirilmesi görüşünde olduğunu ifade ediyor. Sönmez’in izlenimlerine göre katılımcılardan BİAPLATFORM ve Aile Akademisi bu hukukçularla aynı görüşte: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayda ilk konuşmacı olan Düzce milletvekili Ayşe Keşir ünlü Boşanma Komisyonu sonuçlarından çıkardığı üç noktaya dikkat çekmişti. Fiili birliktelik gerçekleşmeyen evlilikler, altı aydan kısa evlilikler ve eşit kusur hali. Bu üç durum için yasanın değişmesi fikrini beyan etti&#8221; diyen Sönmez ‘nafaka konusunda adaletli düzenleme’ vaat eden maddenin eylem planına giriş sebebinin, yoksulluk nafakasını bir toplumsal sorunmuş gibi gündeme taşıyarak medeni kanuna müdahale için geçerli bahane yaratmak olduğunu ifade ediyor. Buna ek olarak, çalıştayda hiç dile getirilmediği halde, kapanışta bakanlıklar adına yapılan konuşmalarda, İstanbul Sözleşmesinin boşanmalarda arabuluculuk sistemine engel olduğunun belirtilmesi ve psikolojik, ekonomik şiddet kavramlarına karşı çıkılmasını çalıştaya dair en kötü izlenimleri arasında sayıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’in dikkat çektiği bir başka husus ise çalıştaya katılımda yaşanan sorunlar:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Başkent Kadın Platformunun çalıştaya davet edilmeyişi, çalıştayın sadece dindar seküler karşıtlığı üzerine oturtulmak amacına dayanıyordu muhtemelen. Karşıtlık ekseninden yararlanarak çalıştay sonuçlarını gönüllerince değiştirmeleri daha kolaydı. Ancak dindar kadınlar da yoksulluk nafakasını kadın yoksulluğuyla ilişkilendirerek değerlendirdikleri için sonuç umdukları gibi olmadı. Fakat bu onları durdurmadı da. Özenli ve kapsayıcı yaklaşımla tüm kadın örgütlerinin dayanışmasına en çok ihtiyaç bulunan bir sürece girdiğimiz çok açık. Krizi ekonomiden çok medeni kanunu korumak alanında yaşayacağımızı söyleyebilirim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’e göre siyasi görüşü ve hayat tarzı birbirinden farklı kadınların yoksulluk nafakası ile kadın yoksulluğu ve ekonomik eşitsizlik arasında ilişki kurması ve bunun kadınları bir birine hayli yaklaştırması çalıştayın önemli bir kazanımı:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadın örgütü temsilcileri, yasal değişikliğe ve süre sınırına kesinlikle itiraz ettiler. İktidara yakın kadın katılımcılar ise yasal düzenlemeyi kadının yoksulluktan kurtulması için gerekli düzenlemelerin yapılıp, istihdam ve kreş gibi temel ihtiyaçların karşılanmasından sonraya ötelenmesini önerdiğini ifade etti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın düzenlenmesine temel oluşturan şikâyetçileri sosyal medya üzerinden bir araya getiren BİA Platformu kurucu başkanı İlknur Birsel ise çalıştay gündemini:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hukukçu akademisyenler, avukatlar, kadın dernekleri temsilcileri, stk&#8217;lar, aile mahkemesi hâkimleri, milletvekilleri gibi çok çeşitli grupların katılımıyla gerçekleşen çalıştayda dört görüş ortaya çıktı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu akademisyenlerin, avukatların ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri yasadaki ‘süresiz’ ibaresinin kalkması yönündeydi. Bu noktada 1-5 yıllık alt- üst sınır önerisi ön plana çıktı. Süreli olup alt ve üst sınırların belirlenmemesi ve hâkim takdirine bırakılması ise bir başka görüştü. Bir kısım katılımcının görüşü de “süresiz” ifadesi kalsın zaten şu andaki haliyle hâkim süreye karar verebilir, yasayla oyamaya gerek yok, iştihad ile halledilebilir doğrultusunda şekillendi. Dördüncü görüş ise nafakanın kazanılmış hak olduğu ve süresiz olması gerektiği yönündeydi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömür boyu bir hak ancak emeklilik olabilir diye düşünüyorum. Mevcut yasada yoksulluk nafakası süresiz ve 1988’den bu yana, yani 30 yıldır zaten uygulanıyor. Çalıştay katılımcıları arasında yer alan Yargıtay 2.hukuk dairesi başkanı Ömer Uğur Gençcan nafakanın 1-5 yıl arası sınırlandırılması ve süre sonunda desteği sosyal devletin üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bizim de platform olarak talebimiz bu şekilde. Buna ek olarak nafaka başlangıç tarihinin dava açılma tarihi olması gerektiğini dile getirdik. Anladığım kadarıyla kadın dernekleri şiddet gören kadınlarla ilgileniyor. Şiddet gören kadın çocuğuna bile nafaka istemeye cesaret edemiyor. Onlara sahip çıkılmalı. Biz kimsenin mağdur olmadığı, insan odaklı bir öneride bulunuyoruz” şeklinde değerlendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Türk Kadın Dernekleri Federasyonu adına çalıştayda bulunan Canan Güllü, çalıştayın, nafaka  konusu Cumhurbaşkanlığı’nın yeni hükümet sisteminin 100 günlük eylem planının içinde yer aldığı için, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak düzenlendiğini ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Malum Başbakanlık sisteminin kalkması ve hükümetin Cumhurbaşkanlığına bağlanması nedeniyle oluşan yeni bir sistem hayata geçmişti 24 Haziran sonrası. Hükümetin başı sıfatıyla da Sn. Cumhurbaşkanı 100 gün içinde ne yapılması gerekli acil sorun maddelerini açıklayan bir toplantı düzenlemişti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlığın elinde nafakanın sorun olduğuna ve bu sorundan mağdurlar olduğuna dair bir araştırma, analiz veya rapor olmadığını belirten Güllü bunu bizatihi Adalet bakanı bürokratının kendisinin söylediğine dikkat çekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O zaman aklımızı kurcalayan şu sorular önem kazanıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafakanın büyük bir sorun olduğunu söyleyerek Cumhurbaşkanının 100 günlük eylem planına maddeyi yerleştiren kimler ve neden yapılıyor bu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan yola çıkarak, bu konu hakkında iki önemli bakanlık neye dayanarak çalıştay düzenliyor? Sormuyorlar mı bu teklifi yapan bürokratlarına ‘elimizde araştırma raporu var mı’ diye? Ya da ters mantıkla, bürokrata talimat verince, bakanlık bürokratı ‘efendim rapor olmadan böyle bir çalıştay olmaz, bu ülkenin kadın STK’ları çok güçlü bize sorarlar, cevap veremez isek mahcup oluruz’ demiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bu durum, toplantı başlamadan evvel sunumunu beklediğimiz bir araştırmanın olmayışı ile anlamını yitiren ya da zorlama unsuru ile yapılan bir çalışma ile karşı karşıya kaldığımızı ortaya çıkarmış oluyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın istatistikî ve verisel hazırlığına ilişkin kadın STK’larının sahada edindikleri mücadelenin birikimleri ile her cephede hazır olduğunu söyleyen Güllü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplantı öncesi siyasi olarak farklı düşünen arkadaşlarla da kısa bir görüş alışverişinden sonra aynı pencereden bakmanın mutluluğunu yaşadık. Bu toplantıdan çıktı olarak elimizde kalan en büyük kazanım” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güllü çalıştay sonuçlarını ve sonrası olasılıkları:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Özellikle Akademisyen gurubunun sahadan haberi olmadığını çok üzülerek fark ettik. Çünkü tezlerini Avrupa ülkelerinin düzenlemelerine dayandırmışlardı. Ancak Türkiye 2017 Dünya Ekonomik formu raporuna göre 144 ülke arasında 131.sırada. Verilere göre bu durumda olmamıza rağmen akademisyenlerin konuyu bu sıralamada ilk 10 sırada yer alan ülkeleri temel almaları gerçekten üzücü bir durum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılan bir Yargıtay mensubunun uygulamadaki hatayı düzenlemek için uygulamaya yönelik değişimler önermesi yerine yasa değiştirme girişimlerini tercih etmesi de popülist bir yaklaşım olarak değerlendirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma olmadan sorunun büyüklüğünü anlayamayacağımız, özellikle bu ülkedeki şiddet, kadın istihdamı, erken yaş evliliği, istismar gibi sorunların giderilmesine yönelik çalışmalar olmadan nafakaya odaklanmasının yanlışlığına dikkat çekildi. Yasal değişim yerine uygulama açısından düzenleme yapılması ve zihniyet dönüşümü vurgulanarak, konunun daha geniş zaman dilimlerinde enine boyuna tartışılması adına toplantı kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben, olmayan sorun hakkında sorun varmış gibi davranan bir hükümetin iki bakanlığına tanıklık ettim. Bu olumsuzluklara rağmen kadın dayanışmasını görmek muhteşemdi. Bence hükümet sürecin devamında, olmayan bir sorun için yasa değişim maddesi hazırlayıp meclise sunacak ve seçim öncesi seçim yatırımı yapacak. Mesele bununla da kalmayarak Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin bazı maddelerine çekince koyma hazırlığını da yasal surece taşıyacak derim” şeklinde aktarıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2018 13:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KADAV]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİTİZ]]></category>
		<category><![CDATA[Filmmor Kadın Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[KAHDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakalığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki bugün gerçekleşiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Buluşmalarda Medeni Hukuk’un 175 ve 176. maddeleri ile tanımlanan nafaka hususunda çeşitli katılımcılar önerilerini ve itirazlarını sunacak, nafakaya ilişkin bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun nasıl biçimleneceği irdelenecek. Dosyamızın ilk iki haberinde Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu’nun toplantıda sunacağı önerilerden bahsetmiş ve bunları konunun uzmanları ile tartışmıştık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri dışında, buluşmaya dair kadın örgütleri de ortak bir bildiri yayınladı. Bildiri EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu), Filmmor Kadın Kooperatifi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı – KADAV, KAHDEM (Kadınlara Hukuk Destek Merkez Derneği) ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından ortak hazırlanmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılım konusunda ciddi sorunlar olduğunu ifade eden kadınlar, Türk Kadınlar Birliği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu dışında kalan, alanda yıllardır çalışan bağımsız kadın örgütlerine davet gelmemesini eleştiriyorlar. Davet gönderilmediği halde Çalıştay’a katılmak istediklerini telefon ve e-mail gibi çeşitli iletişim araçları üzerinden belirten bağımsız kadın örgütlerinin ısrarlı talepleri sonucu ancak bir kadın örgütünün (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı) daha Çalıştay’a davet edilmesinin mümkün olduğunu ifade ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiriyi hazırlayan kadın örgütleri “Çocukların ve yaşlıların bakımı dahil, ev içinde ücretsiz emek sarf etmiş, bu sebeple çalışma hayatına hiç katılamamış, katılması engellenmiş veya ev içindeki bakım emeği yükü nedeniyle iş hayatından ayrılmak zorunda kalmış, yeniden çalışma hayatına katılması önünde bir dizi bariyer bulunan kadınların nafaka hakkına sınırlama getirmenin Türkiye’de giderek artan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceğini biliyoruz” diyor ve “Devletin görevi kadınları daha da güçsüzleştirecek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirecek ve toplumsal cinsiyete duyarsız düzenlemeler yapmak değil; aksine, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten sosyal politikalar üretmek ve ücretsiz, kaliteli bakım hizmetlerini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktır. Kadınların iş gücü piyasasına katılabilmeleri için ücretsiz, kaliteli bakım evleri ve kreşlerin açılması, kadınların eğitime katılmaları önündeki engellerin kaldırılması, yüksek öğrenim görememiş kadınların da en azından temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri ücretli işlerde çalışmalarını sağlayacak kaliteli eğitim ve iş fırsatlarının yaratılması gerekmektedir” şeklinde önerilerini sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantı katılımcılarıyla gerçekleştireceğimiz görüşmeler doğrultusunda tartışmalara ve kararlara ilişkin verileri dosyanın devamında paylaşmaya devam edeceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2018 08:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Süresiz nafaka tartışmalarını mercek altına aldığımız dosyamızın bugünkü kısmında Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakanın kısıtlanmasına paralel olarak önerdiği sosyal devlet destekleri konusunu konuşacağız. Avukat Selin Nakıpoğlu ve ekonomist Prof. Dr. Şemsa Özar ile konu üzerine konuşmaya devam edeceğiz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoksulluğa düşen kadına devletin destek olması mümkün mü?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun sınırsız nafakanın süre kısıtlamasıyla düzenlenmesi durumunda kadına ne olacağına dair önerileri sosyal devlet politikaları kapsamında şekilleniyor. İnsanı ve herkese adil yaklaşımı odaklarına aldıklarını ifade eden İlknur Birsel, “Eski eşlerin çocuk yoksa en fazla 1 yıl, çocuk varsa en fazla 5 yıl yoksulluk nafakası vermesi ve sonrasında devletin oluşturacağı bir fondan kadının desteklenmesini istiyoruz. Kadının desteksiz, ortada kalmasını savunmuyoruz. Ayrıca boşanan kadınlara mesleki eğitim, iş kazandırmada öncelik gibi uygulamalar da öneriyoruz” diyor. Kadınların özellikle de çocukla iş bulmasının ve çalışmasının zorluklarını çok iyi bildiğini ifade eden Birsel, bu durumun başka bir mağduriyeti yok saymasına karşı olduklarını söylüyor. Platform, kanunun dünya örnekleri üzerinden incelenmesini ve sosyal devlet politikası bağlamında çözülmesini öneriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu öneriler hakkında hukuki görüşünü ifade eden Selin Nakıpoğlu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Lütfen kadın hareketinin senelerdir dillendirdiği taleplere, kadının görünmeyen emeği, calışma hayatına katılamama sebepleri uzerine yaptığı çalışmalara bakılsın. Bir kadın şiddet gördüğü, yüzünü bile görmek istemediği eski eşi ile nafaka üzerinden de olsa bağını neden sürdürmek istesin? ‘Kurtulayım da nafakasını istemem’ diyerek boşanma protokolünü imzalıyor kadınlar, yani boşanmaları engelleyici bir baskı unsuru aslında nafaka. Devletin, daha önce sebeplerden dolayı senelerce evde kalmak zorunda kalan kadının iş bulması için oluşturulmuş mekanizmaları yok. Hadi güvencesiz de olsa bir iş buldu diyelim, çocuğunu bırakacağı ücretsiz kreş yok, yani herhangi bir alt yapı calışması yok ortada ama ilk iş nafakanın kesilmesi talebi oluyor. Üstelik bu kadının güçlenmesi adı altında yapılıyor. Bu düzenlemenin sakıncalarını önyargıyla değil, tamemen tecrübe ve verilere dayanarak söylüyoruz. Bu kadın dostu bir politika değildir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de boşanan kadının durumunun kanun düzenlemesi için incelenecek ülkelerden çok farklı olduğuna dikkat çeken Özar ise böyle bir düzenlemenin sosyal koşullarının incelikle düşünülerek her durum için farklı kategoriler belirlenerek oluşturulmasının ve düzenlemeden önce altyapısının hazırlanmasının önemini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nakıpoğlu Almanya’da boşanma sonrası desteğin devlet tarafından yürütüldüğünü ifade ediyor. “Bu destek azami koşullarda barınma, geçim ve varsa çocuk bakımını kapsıyor. Yani kadının hayatını idame ettirmesi güvenceye alınıyor” diyor ve bunlara paralel olarak meslek kazandırma ve iş bulma desteği olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Boşanma sonrası eski eş yerine sosyal devletin araya girmesinin kadına daha güvenceli bir destek sağlayacağını ve eski eşle bağın kopmasının da tercih sebebi olacağını düşünüyorum fakat altyapıyı kurmadan kadınları mevcut destekten mahrum bırakmanın yoksulluğu arttırıp kadınları şiddet yaşadıkları evlere mahkum kılacağını da biliyoruz.”</span></p>
<p><b>Devlet desteği daha önce gündeme geldi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanma sonrası sosyal devlet desteğinin dünyada birçok örnekte başarıyla uygulandığını belirten Şemsa Özar bu örneklerde kadına çocukların bakım ve eğitimi, barınma, iş edindirme gibi temel ihtiyaçlara yönelik desteklerin detaylı bir şekilde tespit edildiğini ve karşılandığını ifade ediyor. “Tekrar etmek gerekirse bağlamı düşünmeden kanun değişikliği çalışması yapılmamalı” diyen Özar, </span><span style="font-weight: 400;">Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2012 yılında kendilerinden bir araştırma talep ettiğini ve araştırma ekibi olarak eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, eşinden ayrı yaşayan ve eşi cezaevinde olan kadınların karşı karşıya kaldıkları sosyal ve ekonomik sorunları bir bütün olarak politika yapıcıların dikkatine sunduklarını ifade ediyor. Sonuçta ortaya çıkan programın “Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Sosyal Yardım Programı” olduğunu ve boşanmış kadınların devlet tarafından destek kapsamına alınmadığını, ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Özar, kendi isteğiyle aile kurumundan ayrılan kadını yoksulluğunu veriler ortada olmasına rağmen görmezden gelmiş </span><span style="font-weight: 400;">bir devletin sözüne güvenerek yasadaki sınırsız ibaresini kaldırmanın kadınları çok daha büyük bir yoksulluğa ve güvencesizliğe iteceğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Arastirilmasi ve Aile Kurumunun Guclendirilmesi Icin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Icin Meclis Komisyonu’nun </span></i><span style="font-weight: 400;">2016 tarihinde kurulduğunu ve davet edilmedikleri için durumdan katılmak isteyen kadın örgütlerinin oturumlara alınmamasıyla ancak haberdar olduklarını söylüyor. Komisyonun 2016’da yayınlanan raporunun kadınlar ve çocuklar açısından zaten kısıtlı olan pek çok kazanılmış hakkın yasal düzlemde ortadan kaldırmayı önerdiğini belirtiyor. Nafakanın süreye bağlanması ise en çok tartışılan konu olmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu başkanı İlknur Birsel üyelerinin mağduriyetini gidermek için çalışırken bir çok örnek inceleyerek kimsenin mağdur olmayacağı bir model önermek istediklerini, bu yüzden sadace nafaka süresi kısıtlaması değil buna paralel olarak sosyal devlet destek fonu gibi başlıkları da kapsayan bir öneri oluşturduklarını ifade ediyor.  Kendisi sadece süre kısıtlaması tekliflerinin değil sosyal devlet düzenlemelerinin de arkasında olacağını ifade ediyor. </span></p>
<p><b>Kapsamlı konularda sivil toplum ve uzmanların önemi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka kadar kapsamlı bir konuda, konu üzerine çalışan bütün sivil toplum oluşumlarının bir araya geldiği, saha bilgisine sahip uzmanların görüş ve uyarılarının göz ardı edilmediği ve düzenlemelerin altyapısının, uygulanabilirliğinin incelikle tartışıldığı bir süreç işletilmesi gerektiği görülüyor. Başka ülkelerden örnekler incelenirken geliştirdikleri modelleri nasıl tartıştıkları, nasıl altyapı oluşturdukları ve uygulamaya hangi süreçlerden geçerek ulaştıklarına bakmak da önemli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği Gündem Buluşmaları’nın ilki, 10 Ekim 2018, Çarşamba günü nafaka gündemiyle yapılacak.. Çalıştay katılımcıları henüz belli değil. Haberin devamında bu çalıştaya kimler dahil edildi, neler konuşuldu ve nasıl bir yol haritası çıktı sorularını değerlendireceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 09:48:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde boşanma sonrası sınırsız yoksulluk nafakası kavramı çok tartışılan bir konu haline geldi. Boşanma sonrası nafaka, Medeni Kanunun 175 ve 176. Maddeleri ile tanımlanmış. Özetle boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek tarafın desteklenmesi yönünde bir düzenleme. Sınırsız ibaresi kanunun üst çerçevesini oluşturuyor ve 176.maddede nafakanın iptal edilebileceği durumlar yer alıyor. Yoksulluğa düşen tarafın gelir durumunun değişmesi de iptal için aranan koşullardan biri. İtirazlar bu “sınırsız” çerçevesine yöneltiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hazırladığımız dosyada konuyu süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesini talep eden sivil toplum kuruluşları ve uzmanların konu hakkında görüşleri çerçevesinde tartışacağız. Dosyanın ilk bölümünde süresiz yoksulluk nafakasına dair dile getirilen mağduriyetler ile bağlantılı olarak konunun sosyolojik ve ekonomik boyutu üzerine konuşacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci bölümde ise sosyal devlet çerçevesinde önerileri ve bu önerilerin uygulanabilirliğini tartışacağız. Öncelikle süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesi taleplerinin ardında yata nedenleri dinleyeceğiz. Ardından avukat <strong>Diren Cevahir Şen</strong>, avukat <strong>Selin Nakipoğlu</strong> ve ekonomist <strong>Prof.Dr. Şemsa Özar</strong>’ın konuyla ilgili değerlendirmelerine yer vereceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu</strong> bu düzenlemelerin yarattığı mağduriyetleri gündeme taşımak için bir araya gelmiş. Platformun kurucu başkanı<strong> İlknur Birsel,</strong> ailesinde yaşadığı bir deneyim sonrasında konuyu araştırmaya başladığını ve adil olmayan bir durum gördüğünü belirtiyor. 2014 yılında kurduğu sosyal medya platformu vasıtasıyla benzer deneyimleri olan insanları bir araya getirdiklerini ve sürecin sonunda bir talep listesine ulaştıklarını ifade ediyor. Sınırsız nafakanın ömür boyu bir borca dönüştüğünü ve bunun boşanan kişiler arasındaki ilişkinin kopması önünde de engel teşkil etiğini söyleyen Birsel, özellikle kısa süreli evlilikler sonucunda uzun yıllar nafaka ödenmesinden doğan mağduriyetler olduğunu ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üyeleri arasında bir haftalık evlilik sonucunda 28 senedir nafaka ödeyenlerin olduğunu söyleyen Birsel, işsiz kalma, geçinememe durumlarında nafakanın ödenememesinin hapisle sonuçlanmasını eleştirirken nafakaya itiraz hakkının kanunda olmasına rağmen karar aldırmanın çok zor olduğunu ekliyor. Müşterek çocukların bakımını kapsayan iştirak nafakasıyla ilgilenmediklerini ifade eden Birsel boşanma olsa da çocukların ebeveynlere bağımlılığının sürdüğünü vurguluyor. Ayrıca nafakanın kaldırılması koşulları arasında bulunan evlilik dışı birlikte yaşamak ve haysiyetsiz yaşamak gibi durumları kanıtlama gerekliliğinin eski eşleri birbirlerinin hayatına olumsuz bir biçimde dahil ettiğini belirtiyor. Birsel yoksulluk nafakasının devlet fonundan karşılanacağı bir durumda bunun da önüne geçileceğini savunuyor ve nafaka yükümlüsünün borcunu ödeyemediği durumlarda eski eş yerine devlete borçlanmasını öneren platform bu şekilde hem alacaklının mağdur olmayacağını hem de kişisel husumetlerin önüne geçileceğini ekliyor. Süresiz nafakanın yarattığı bir diğer sonun ise ikinci evliliklerde ortaya çıktığını belirten Birsel nafaka ödeyen erkeklerin ikinci evliliklerinde ekonomik sorunlar yaşandığını söylüyor. </span></p>
<p><b>Kanunda cinsiyet belirtilmemesine rağmen nafaka neden kadına verilen bir para olarak gündemde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen hukukta kuralın dezavantajlı grupları dikkate alarak belirlendiğini ve istisnaların eklendiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ise bu soruyu <em>“Bu soruyu sosyolojik açıdan bakmadan cevaplamak eksik hatta yanlış olacaktır. Çünkü toplumsal cinsiyet ve cinsiyete dayalı iş bölümünün bu kadar keskin hatlarla çizilmiş olduğu bizim gibi toplumlarda kadınların işgücüne katılım oranı oldukça düşüktür. </em></span><em><span style="font-weight: 400;">Nafaka, zaruret halindeki kişileri kapsar. Medeni Kanun der ki, nafaka boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenir. </span></em><span style="font-weight: 400;"><em>Bu ülkede kadınların istihdam oranının %28 olduğunu ve çoğunlukla sosyal güvenlikten yoksun işlerde çalıştıklarını düşününce boşanma halinde neden kadınların yoksulluğa düştüklerini de anlayabiliriz”</em> şeklinde yanıtlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklu boşanmalarda ise kadının yoksulluğa düşme oranının arttığını söyleyen Nakıpoğlu <em>“Kadınlar mevcut hükümetin çocuk sayısının artmasına ilişkin politikası ile daha çok güvencesiz ve yari zamanlı işlerde çalışmaya mecbur bırakıldılar. Çünkü özellikle kentsel alanda çocuklu olmak ve çocuk sayısı işgücüne katilimi azaltan etkenlerdendir”</em> diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise her konuda olduğu gibi nafaka tartışmasında da koşulları hesaba katmadan düşünmenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Türkiye’de kadını etkileyen üç ana başlığı ‘devlet, piyasa ve aile’ olarak sıralayan Özar, cinsiyetçi iş bölümünde ev işleri ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin, yani ailede bakıma muhtaç olanların sorumluluğunun devlet ve aile tarafından kadınların sırtına yüklendiğini belirtiyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Devletin maddi açıdan ulaşılabilir ve kaliteli kreş sağlamadığını, çoğu çalışan kadının gelirinin mevcut kreşlerin ücretini karşılamaya yetmediğini ve piyasanın beklediği çalışma saatlerinin kreş saat aralıklarıyla uyuşmadığını hatırlatıyor. Kadınların iş beğenmediğine dair söylemin temelsiz olduğunu söyleyen Özar, saha çalışmalarında, küçük çocuklarıyla yalnız yaşayan birçok boşanmış kadının evden uzağa gitmeleri mümkün olmadığı için oturdukları sokaktaki evlerin merdivenlerini temizleyerek geçinmeye ve çocuklarına bakmaya çalıştıklarını saptadıklarını anlatıyor. Çoğu zaman bu kadınlar küçük çocuklarını evde tek başlarına zorunda kalıyor ve gelirleri de ayda 100-200 lira arasında değişiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özar’a göre ele alınması gereken bir başka husus ise aile. Özar sahada çalışmanın önemini tekrar vurgulayarak birçok kadının kazancına evlilik süresince eşleri ve eşlerinin aileleri, boşanma sonrasında ise kendi aileleri tarafından el koyulduğunu gördüklerini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri arasında kadının eski eşten alacağı nafakaya sunulan alternatiflerden biri olan alt/ üst soy yardımının ekonomi bilimi açısından çok sorgulanabilir bir öneri olduğunu ifade eden Özar, çocukların kendi geçimlerini sağlamalarının zor olduğu ülke koşullarında annelerine bakmalarını beklemek doğru değil diyor. Sahada görüştükleri birçok kadının zorla evlendirilme ya da kaçarak evlenme nedeniyle boşanma sonrasında aile tarafından kabul edilmeme durumu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bireyler kadına nafaka verecekse ve bu sosyal devlet kanalıyla olmayacaksa neden yıllardır iş bölümü içinde emek verdiği ailedeki erkek yerine alt/ üst soydan bunu bekleyelim?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadının yıllar boyunca maaş ve sosyal güvence ile karşılığını alamadığı bir ‘evi çekip çevirme ve bakım emeği’ verdiklerinin altını çizen Özar, devletin kadın istihdamı açısından attığı adımların ise sahadaki gerçeklikle kıyaslandığında çok yetersiz olduğunu belirtiyor. Özar’a göre şu ana kadar atılan somut adımlar, bir kaç haftalık eğitimle meslek kazandırma iddiasına dayanan kadın girişimci destekleme projeleri ve işe kadın alan işverenlere ilk 5 yıl sigorta primini ödemekten öteye gitmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise durumu “Kadınların nafaka ile geçinmesi söylemi gerçeklerle uyuşmuyor. Nafaka miktarları bir insanın geçinmesine yetmekten çok uzak. Bu yüzden “nafaka alabilmek için çalışmayan kadın” tanımlaması hem nafaka verileriyle uyuşmuyor hem de istihdamdaki büyük toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görmezden geliniyor. Ayrıca kadının evlilik içerisinde yaşadığı ekonomik şiddet de çoğu zaman konuşulmuyor. Genelde medyatik insanlarla gündem olan çok istisnai yüksek rakamlar ise yasa belirlemek için uygun bir kıstas değil” diye açıklıyor. </span></p>
<p><b>“Kısa süreli evliliklerin oluşturduğu mağduriyet” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlknur Birsel, platformlarına başvuran yaklaşık iki milyon mağdur olduğunu belirtirken bunların yoğun olarak bir seneden kısa süren  çocuksuz evliliklerden kaynaklı olduğunu ifade ediyor. Uzayan boşanma süreçlerinde de tedbir nafakasının devreye girdiğini ve bunun da bir şikayet konusu olduğunu ekliyor. Kendi ailesinde yaşadığı deneyimde 4 aylık, eşit kusurla sonuçlanan bir evliliğin yıllardır nafaka borcuna dönüştüğünü ifade eden Birsel bu konunun daha detaylı bir düzenleme ile çözülmesi gerektiğini vurguluyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise uzun süreli evlilik oranlarının çok daha yüksek olduğunu ( %51.2 6 yıl ve üzeri, %3.2 1 yıldan az) bu yüzden kanun çerçevesinin bunu dikkate aldığını ifade ediyor. “Düşük oranda da olsa mağduriyet yaratan durumlar için yeni düzenlemeler üzerine çalışılmalı fakat bu zaten dezavantajlı olan gruplar için daha olumsuz sonuçlar oluşturmayacak şekilde yapılmalı” diyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Nakıpoğlu “</span><span style="font-weight: 400;">Bir seneden az süren evlilikler hukuken anlaşmalı boşanma ile sonuçlanamaz, çekişmeli dava açılmalı. Erkeğin kusuru var ki bu davada davalı ve tazminat\ nafakaya hükmetmiş mahkeme. ‘Bir gün evli kaldık senelerdir nafaka ödüyorum’ söyleminin arkasında böyle bir hukuki süreç vardır, bu süreci eksik aktarmamak gerekir. Unutmayalım, boşanma nafaka hukukunda hakimin geniş takdir yetkisi var. Her dosya kendine özgüdür ve tarafların durumuna göre karara bağlanır” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise “kısa süreli” ifadesinin yanıltıcı olduğunu, sürenin kısa olmasının kadının fiziksel, psikolojik ya da ekonomik şiddet görmemiş olacağı anlamına gelmeyeceğini belirtiyor ve 1 gün süren evliliklerde dahi böyle durumlarla karşılaştıklarını, hakimlerin boşanma davalarında kanunda belirtilen kıstasları incelediğini ekliyor. Şen hakimin uygun gördüğü bir sebeple ayrı evde yaşama durumu varsa yine yoksulluğa düşen tarafa tedbir nafakası verildiğini, boşanma gerçekleştiğinde bunun yoksulluk nafakasına çevrildiğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka hakkında yapılacak düzenlemelerin detaylı ve kapsamlı tartışmalar sonucunda şekillenmesi elzem görünüyor. Konunun uzmanlarının dinlenmesi ve mağduriyetler giderilirken yeni mağduriyetler oluşmamasının sağlanması önemli. Platform başkanı Birsel önerecekleri düzenlemenin kadınlar için olumsuz bir sonuç içermemesine özen gösterdiklerini ifade ederken uzmanlar süresiz nafakanın kısıtlanmasının mevcut koşullarda sorunlara yol açacağı konusunda uyarılar yapıyor. Dosyanın yarın yayınlanacak kısmında, boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakaya alternatif olarak sundukları sosyal devlet uygulamalarını ve bu uygulamaların farklı boyutlarını konuşacağız. </span></p>
<p><b>Konuyla ilgili görüşler: </b></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg"><span style="font-weight: 400;">https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg</span></a></p>
<p><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/</span></a></p>
<p><a href="https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
