<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yargı reformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yargi-reformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yargi-reformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Jul 2021 09:15:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yargı reformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yargi-reformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: Teklif Hakkındaki Düşünceler…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Yazgan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 14:14:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı reformu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Stratejisi Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72551</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi reformdan beklenen, tecride yol açan ve yeterince güvenceli biçimde denetlenemeyen bir kurumun reddedilmesi, kaldırılması olmalıdır. Çünkü tecrit, işkencenin, zorla suç kabulü ya da atfı cürmünün habercisidir. OHAL artıklarını iyileştiremeyiz, ortadan kaldırabilirsek reform yapmış sayılabiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/">Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: Teklif Hakkındaki Düşünceler…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Teklifin, YRSB ile belirlenen amaçlar ve hedeflerle uyumluluk içerecek, “bilgi edinme hakkı kullanımı, adalete erişim, lekelenmeme hakkının korunması” gibi konularda getirdiği yenilikler olumlu karşılanmalı. </span><b>Yine, adli kontroller bakımından zorunlu dönemsel denetim ve üst sınır getirilmesi de uygulamadaki ölçüsüzlükleri nispeten önleyebilecek gibi görünüyor.</b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><b>Ancak, kadını şiddetten koruma amacını yalnızca bazı suçların nitelikli halleri kapsamına boşanmış eşi almakla yakalamak mümkün değil.</b><span style="font-weight: 400;"> Boşanmış eş dışında, nişanlı olan, sevgili olan, fiilen birlikte yaşayan, romantik ve cinsel partnerlerinden şiddet gören kadınların daha az korunması kabul edilebilir mi? </span><b>Yine, şiddeti önleme ile ilgili mücadeleyi öne çıkarmak yerine, suç işlendikten sonra verilecek cezanın artırılması ile sınırlı bir yaklaşım, aslında bir çaresizlik değil mi, vizyonsuzluk içermiyor mu?</b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan, YRSB’yi tanıtan açıklamalarda dile getirilen, </span><b>“2002’den beri sürdürülen AB’ye uyum sürecinde mevzuatın fazlasıyla iyileştirilmesine karşın, uygulamacılarda gerekli zihniyet değişiminin sağlanamadığına ilişkin itiraf” ile uyumlu ve yasalarda zaten var olan kuraların pekiştirilmesine yönelik “rötuş” niteliğinden öteye gidemeyen sığ ve aslında gereksiz bir içeriğe sahip. </b><span style="font-weight: 400;">Nitekim, YRSB ilk açıklandığında “iyi niyet mektubu”, “soyut nitelikte”, “içeriği belirsiz”, “makyaj”, “somut durumun itirafı” gibi değerlendirmeler yapılmıştı. Bu değerlendirmelerin ne kadar doğru olduğu, paketler halinde sunulan torba yasa içeriklerinden ve gerekçelerden rahatlıkla anlaşılıyor. Bu durum, tutuklama ile ilgili yenilikte açıkça ortaya çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin tutuklama ile ilgili sorunu, asıl olarak, </span><b>koşulları yok iken ve amacı dışında bu kuruma başvurulmasıdır</b><span style="font-weight: 400;">. Çocuk istismarını, kadına yönelik şiddeti, cinayetleri, yoksuzlukları önleyemeyen sistem, çareyi suç işlendikten sonra yakalayabildiği failleri hemen tutuklamakta, tutuklama süresini uzun tutmakta buluyor. Halkta da “tutuklamanın, suça karşı gösterilen en etkili tepki olduğu” yönünde bir kabullenme oluşuyor, yerleşiyor, kemikleşiyor. Bunu en son Elmalı’daki çocuk istismarı dosyasında verilen tahliye kararları sonrasında gördük. YRSB ile tutuklamayı en son çare olarak sunan Adalet Bakanlığı, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine hemen tahliye kararı veren hâkim heyeti hakkında soruşturma açtığını açıkladı. İstismar edilen çocukların özel yaşamlarına saygı hakkını ihlal eden pek çok açıklama dinlemek zorunda kaldık. </span></p>
<p><b>Teklif ile CMK md 100/3’e eklenen “somut olgulara dayanan” ibaresi ile, artık çocuk istismarı davalarında tutuklamaların çok güç verileceği söylendi. Bunun nedeni, ceza muhakemesi ile ilgili bilgi eksikliği kadar, reform diye sunulan değişikliklerin kafa karışıklığına yol açması ve herkesin reform adı altında yapılan değişikliklerin aslında olumlu değil, genellikle iddia edilenin tersine olumsuz sonuçlar doğurduğuna ilişkin deneyime dayalı yaşam bilgisi. Reform yapıldığına kimse inanmıyor. Çünkü kimse gözü ile adalet dağıtıldığını izleyemiyor, yargılamanın tarafları tatmin edilemiyor. Çünkü yargı bağımsız ve tarafsız değil. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa, tutuklama kararı verilebilmesi için, şuçu işlediği düşünülen kişi hakkındaki şüphenin kuvvetli derecede olması gerekir. Kuvvetli derecede şüphe, “suçüstü” haline denktir. Bu derecede ağır biçimde yani neredeyse yargılama yapmaya gerek kalmayacak kadar suçluluğu gösteren delil elde edilmişse şüpheli tutuklanabilir. Bundan da önce </span><b>bu ülkede bir kişi hakkında ceza muhakemesi başlatılabilmesi için “makul nitelikte” şüphe duyulması gerekir</b><span style="font-weight: 400;">. Prof. Dr. Feridun Yenisey, makul nitelikteki şüpheyi “ortalama zeka seviyesine ve ortalama yaşam deneyimine sahip kimsenin somut duruma baktığında edindiği suç izlenimi” olarak tanımlar ve “Komşu Ayşe Teyze’nin duyduğu şüphe” der. Bu kişi, herhangi bir hukuk eğitimi almamış, mimar, kasap, ev hanımı gibi yaşamın içinden bir kişidir. Bu kişi, avukat/hâkim/savcı/polis veya hukuk alanında çalışan bir akademisyen değildir. Mesleki deneyime, yani kabule/önyargıya dayalı bir bilgi ile hareket etmez. Duyduğu şüphenin iki özelliği vardır: Somut durumdan edindiği izlenime dayalılık ve subjektif değil, objektif olmak. Yani duyulması gereken şüphe tahmine, mesleki deneyime, önceki vakalara/istatistiki bilgilerle uyumluluğun ölçülmesine, varsayıma dayanmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten her suç şüphesi makul yani somut olgulara dayalı olmalıdır. Somut olgu yani delil yoksa soruşturma başlatılamaz ki. Şüphenin kuvvetli olması, derecesi yani nicel yanı ile ilgilidir, niteliği ile değil. Bu nedenle, reform diye “somut olgulara dayanan” eklemesi getirilmesi ile başlayan tartışma hem akıl dışı, hem de pozitif normlara bakıldığında gereksiz olduğundan, son derece trajik bir durumun göstergesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reform yapılacak ise, CMK md 100/3’teki katalog suçlarla ilgili ayrıksı düzenleme kaldırılmalı. Çünkü bu listede yer alan suçlar ağır cezayı gerektiren, öncelikle korunması gereken hukuki değerleri ihlal edici kabul edildiğinden, hakimin tutuklama kararı verebilmesi için yalnızca temel koşul olan “yüklenen suçun işlendiğini gösteren kuvvetli derecede şüphe duyulmasını” yeterli görerek, tutuklama için gerekli ek koşullar olan ve “tutuklama nedeni” olarak kabul edilen “şüphelinin kaçma ya da delil karartma tehlikesi yaratması” olgusunun ortaya konulmasını devre dışı bırakıyor. Böylelikle bazı suçlar için tehlike ölçümü, “suçun niteliğine bakılarak” yapılmakta ve daha kolay biçimde, yani daha az gerekçe yazılarak tutuklama kararı verilmesi sağlanıyor. Bunun için ek olarak, tutuklama kararı verilebilmesi için CMK md 100/1’de aranan “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil” aranırken, CMK md 100/3’teki katalog suçlar söz konusu olduğunda “kuvvetli şüphe </span><b>sebebinin </b><span style="font-weight: 400;">varlığı” ile yetiniliyor. İşte buradaki “sebep” sözcüğü, asıl değişmesi gereken. Çünkü bu sözcük ile, örneğin, “organize suçla mücadele etmekte çekilen güçlük” gibi varsayımsal yani sübjektif bilgiler devreye girerek tutuklama kolaylaştırılıyor. Şimdi teklif ile “sebep” sözcüğünü metinden çıkarmak yerine, zaten her türlü şüphenin makul nitelikte olmasının beraberinde getirdiği “somut olgulara dayalı olmak” gibi gereksiz eklemeler yapılıyor. Gel de reform yapıldığına inan. Çok zor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En tehlikeli madde, şimdilik tekliften çıkarılmış görünüyor. Gözaltında tutulan kişinin müdafii ile görüşmesinin ötelenmesi eskiden yapılan bir iyileştirme sonucu yasal olarak mümkün değilken, OHAL KHK’sı ile CMK md 154 değiştirilmişti. Şimdi reformdan beklenen, tecride yol açan ve yeterince güvenceli biçimde denetlenemeyen bir kurumun reddedilmesi, kaldırılması olmalıdır. Çünkü tecrit, işkencenin, zorla suç kabulü ya da atfı cürmünün habercisidir. OHAL artıklarını iyileştiremeyiz, ortadan kaldırabilirsek reform yapmış sayılabiliriz.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/">Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: Teklif Hakkındaki Düşünceler…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: 2019’dan Bu Yana</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-2019dan-bu-yana/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Yazgan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 14:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Eylem Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı reformu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Stratejisi Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Stratejisi İzleme ve Değerlendirme Kurulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reform, şimdilik sadece paketler veya torba yasalar olarak görünürlük kazandı. Çünkü eşzamanlı olarak hak ihlalleri ve hak savunucularına yönelik sistemli saldırılar da devam ediyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-2019dan-bu-yana/">Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: 2019’dan Bu Yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>30 Mayıs 2019’da bizzat Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’nin [bundan sonra kısaca YRSB] yargı reformu ile ilgili bir rehber değeri taşıdığı iddia edilmişti.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu belgede, demokrasinin güçlendirilmesi ile hak ve özgürlüklerin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığı belirtiliyordu. </span><b>İlk olarak, ifade özgürlüğünün insan hakları içindeki yerinin vazgeçilmezliğine vurgu yapılıyor, başat ölçüt olarak “uygulama” esas alınıyordu.</b><span style="font-weight: 400;"> Geçmişte yapılan mevzuat iyileştirme ve zihniyet değişimi çalışmalarına karşın, uygulamada yeterli ya da beklenen düzelmenin gerçekleşmediği açık biçimde kabul ediliyordu. </span></p>
<p><b>Belge’nin giriş bölümünde</b><span style="font-weight: 400;"> hukukun üstünlüğüne dayanan, hak ve özgürlüklerin korunabildiği, yargının bağımsız ve tarafsızlığının sağlanabildiği, rasyonel, ideal, şeffaf, basit süreçli, adalete erişilebilir, makul sürede yargısal sonuç alınabilir bir sisteme yönelik bir perspektif sunulmuştu. Bu perspektifin, Avrupa Birliği üyeliğinin stratejik bir hedef olarak görülmesi ve katılım sürecine bağlılığın dile getirilmesi ile doğrudan ilgili olduğu açıklanıyordu.  </span></p>
<p><b>İlkeler ve Değerler bölümünde</b><span style="font-weight: 400;">, insan odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesi, hak ve özgürlüklerin daha etkin korunup geliştirilmesi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, hukuki güvenliğin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ve yargıya güvenin artırılması ayrı ayrı ele alınıyordu. </span></p>
<p><b>Bu tür bir sisteme erişilebilmesi için, toplam 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyet sıralanırken, bir Eylem Planı hazırlanacağı, Adalet Bakanlığı’nca yıllık izleme raporları yayımlanacağı ve Yargı Reformu Stratejisi İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturulacağı, hazırlanan raporların kamuoyu ile paylaşılacağı açıklanıyordu.</b></p>
<p><b>YRSB’de gösterilen amaçlar,</b><span style="font-weight: 400;"> “hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi”, “yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesi”, “insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılması”, “performans ve verimliliğin artırılması (hedef süre)”, “savunma hakkının etkin kullanılmasının sağlanması”, “adalete erişimin kolaylaştırılması ve hizmetlerden memnuniyetin artırılması”, “ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması”, “hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi ve etkinliğinin artırılması”, “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması” olarak sayılıyordu.</span></p>
<p><b>Adalet Bakanlığı 02 Mart 2021 günü, “Özgür Birey, Güçlü Toplum: Daha Demokratik Bir Türkiye” vizyonu ile hazırlandığı iddiası ile İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladı.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu plan, 11. Kalkınma Planı ile YRSB’de dile getirilen reform iradesinin bir devamı olarak, tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerini kapsıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">30 Nisan 2021 günü Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı’nın 2021/9 sayılı ve 29.04.2021 tarihli bir genelge yayımladığı görülür. Genelge ile, 2021-2023 arası iki yıllık dönemi kapsayacak şekilde hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planı’nın amaç, hedef ve faaliyetler bakımından somut biçimde kaleme alındığına, Uygulama Planı için kısa (1-3 ay), orta (6 ay-1 yıl) ve uzun (2 yıl) vadeli süreçler belirlendiğine dikkat çekiliyor ve plana uyulması için duyarlı ve sorumlu davranılmasına dair beklenti dile getiriliyordu. Söz konusu uygulama takvimini hazırlama görevi de Adalet Bakanlığı’na veriliyordu.</span></p>
<p><b>Bu arada, “İnsan Hakları Eylem Planı İzleme ve Değerlendirme Kurulu” da oluşturuldu. Kurulun başkanı Cumhurbaşkanı. Görevi ise takip ve koordinasyon.</b><span style="font-weight: 400;"> Yani kurul başkanı olarak Cumhurbaşkanı bizatihi Eylem Planı etkin ve  şeffaf biçimde uygulansın diye çalışacak. Kurul için Cumhurbaşkanı yardımcısı, bazı bakanlar (Adalet, Dışişleri, İçişleri, Aile ve Sosyal Politikalar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Hazine ve Maliye) ile Hukuk Politikaları Kurulu başkan vekili ile sınırlı bir üye listesi var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üyeler arasında hiçbir sivil toplum temsilcisinin bulunmadığı dikkat çekiyor. Ancak ihtiyaç duyulduğunda ilgili kurum temsilcilerinin görüşlerine başvurulmak üzere toplantılara çağrılabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurul üyesi olarak adı geçen bakanlıklar dört ayda bir rapor hazırlayıp Adalet Bakanlığı’na gönderecek. Hazırlanan “yıllık uygulama raporu”, Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na gönderilecek, onlar da raporla ilgili değerlendirmelerini TBMM’ne ve Cumhurbaşkanı’na sunacak. Bu raporun son halini ise kamuoyuna yine bizatihi Cumhurbaşkanı açıklayacak.  </span></p>
<p><b>Peki bu kapsamda bugüne dek reform adı altında neler yapıldı? </b><span style="font-weight: 400;">“Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair” torba kanun değişiklikleri içeren dört paket hazırlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paketlerin içeriklerinde ise, çok minik seviyede iyileştirmelerin yanı sıra öne çıkan iki ilginç nokta var:</span></p>
<p><b>Bunlardan ilkini </b><b>‘vazgeçtiklerimize geri dönüş’</b><b> diye nitelemek mümkün.</b><span style="font-weight: 400;"> Sihirli torbasına elini daldıran yasa koyucu, reform diye geçmiş denemeleri yeniden güncelliyor. Buna en iyi örnek olarak </span><i><span style="font-weight: 400;">‘</span></i><b><i>birinci paketin’</i></b><span style="font-weight: 400;"> ardından Ceza Muhakemesi Kanunları (CMK) madde 250 ve 252 ile aramıza yeniden katılan </span><b>ceza kararnamesi</b><span style="font-weight: 400;"> gösterilebilir. (</span><b>Ceza kararnamesi,</b><span style="font-weight: 400;"> savcının yaptırımı belirlediği, yargıcın yalnızca bu yaptırımı incelediği müesseseye verilen ad.) </span></p>
<p><b>2005’te ceza ve ceza muhakemesi kanunları “baştan yazılırken”,</b><span style="font-weight: 400;"> idarenin ceza kararnamesi kesmesi ile yetinilmiş, ceza muhakemesi içinde savcılık ve mahkemelerin ceza kararnamesi düzenlemesinden vazgeçilmişti. </span><b>İşte bugün karşımıza getirilen Yargı Reformu’nun birinci paketiyle</b><span style="font-weight: 400;"> CMK 250 ve 252. maddeler yeniden düzenlenerek, bu yetki savcılık ve asliye ceza mahkemelerine yeniden verildi. Hükümet 2005’te değiştirdiği sistemi, </span><b>‘yeni’ yargı reformuyla eski haline getiriyor.</b></p>
<p><b>İkincisi ise Strasbourg’dan esen rüzgârın siyasi iktidar üzerinde hala etkili olması.</b><span style="font-weight: 400;"> İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) tarafından hâlihazırda incelenen ve karara bağlanmak üzere olan bireysel başvurularda, Türkiye aleyhine ihlal kararı verileceğine dair sinyal gelen uygulamalarda rötuş ya da kelime oyunu denebilecek, göstermelik sayılabilecek hukuki düzenlemeler yapılıyor. Sanki, bir anlamda Strasbourg merkezli Mahkeme’ye ‘sorunu gördük, düzeltiyoruz’ mesajı veriliyor.</span></p>
<p><b>Reform adı altında, “kendi kendimizi tekrar etmek” ve aynı fasit daire içinde dönmekten öteye gidebilecek miyiz?</b><span style="font-weight: 400;"> Emin değiliz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reform, şimdilik sadece paketler veya torba yasalar olarak görünürlük kazandı. Çünkü eşzamanlı olarak hak ihlalleri ve hak savunucularına yönelik sistemli saldırılar da devam ediyor.  </span></p>
<p><b>Bugüne kadar yargı reformu süreci ile üç paket geldi Meclis’e ve kabul edildi.  </b></p>
<ol>
<li><b> Paket:</b><span style="font-weight: 400;"> 7188 sayılı Kanun (soruşturmada tutukluluk için üst süre, seri muhakeme, basit yargılama </span></li>
<li><b> Paket:</b><span style="font-weight: 400;"> 7242 sayılı 14.04.2020 günlü Kanun ceza infaz rejimi değişikliği</span></li>
<li><b>Paket:</b> 7251 sayılı 22.07.2020 günlü Kanun Hukuk Muhakemeleri Kanunu değişikliği</li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Haziran Salı günü, </span><b>IV. Paket</b><span style="font-weight: 400;"> TBMM Genel Kurulu’na sevk edildi.  </span></p>
<p><strong>Haberin 2. bölümü olan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-dorduncu-paketin-icerigi/" target="_blank" rel="noopener">&#8216;Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: Dördüncü Paketin İçeriği&#8217; bölümüne buradan</a>, 3. bölüm olan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-teklif-hakkindaki-dusunceler/" target="_blank" rel="noopener">&#8216;Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: Teklif Hakkındaki Düşünceler…&#8217;e ise buradan</a> ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/yargi-reformu-stratejisi-belgesi-sureci-2019dan-bu-yana/">Yargı Reformu Stratejisi Belgesi Süreci: 2019’dan Bu Yana</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>294 STK “Yargıda Acil Reform” Çağrısı Yapıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/16/294-stk-yargida-acil-reform-cagrisi-yapiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2020 11:41:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[DDA]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı reformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge ve Denetleme Ağı’na (DDA) dahil olan 294 STK tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yargıyı ele alan “2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yargı” başlıklı rapora göre, Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle birlikte yürütmenin yargı üzerindeki etkisi artarken, yargıya güven toplumun tüm kesimlerinde azaldı. DDA bünyesindeki STK’larla birlikte, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması ve yargıya güvenin tesisi için acil reform çağrısı yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/16/294-stk-yargida-acil-reform-cagrisi-yapiyor/">294 STK “Yargıda Acil Reform” Çağrısı Yapıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>294 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Denge ve Denetleme Ağı (DDA), Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kabul edildiği ve hukuk sisteminde önemli değişikliklerin yapıldığı 16 Nisan 2017 referandumundan bu yana yargının durumunu mercek altına alan bir rapor hazırladı. Raporda,</p>
<ul>
<li>I. ve II. Yargı Reformu Paketleri’in yargıdaki temel sorunlara çözüm olmadığı,</li>
<li>Üst mahkemelerin ve uluslararası mahkemelerin aldığı kararların uygulanmamasının hukuk devletinin temel prensibi olan normlar hiyerarşisini bozduğu,</li>
<li>Tüm bunların sonucunda, yargıya güven toplumun tüm kesimlerinde düşüş gösterdiği,</li>
<li>Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması ve yargıya güvenin tekrar tesisi için acil reform yapılması gerektiği vurgulanıyor.</li>
</ul>
<p><strong>“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Beraber Yürütmenin Yargı Üzerindeki Etkisi Arttı!”</strong></p>
<p>Rapor, temel olarak Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle birlikte yürütmenin yargı üzerindeki etkisi arttığı, yargıya güvenin toplumun tüm kesimlerinde azaldığı tespitine dayanıyor.</p>
<p>“2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yargı” başlıklı rapora göre, Meclis’ten geçen yargı paketleri, kısmi iyileştirmeler sağlasa da uzun tutukluluk süreleri, yargılama süreçlerindeki belirsizlik ve etkin olmayan soruşturma süreçleri gibi temel sorunlara çare olamadı. Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, üst mahkemelerin kararlarının alt mahkemeler tarafından siyasi söylemlerin etkisiyle uygulanmaması normlar hiyerarşisini bozdu.</p>
<p>Tüm bunların sonucu olarak yargıya güven, siyasi görüşü ne olursa olsun toplumun tüm kesimlerinde azalış gösterdi.</p>
<p>Yargıya güven probleminin artık partiler üstü bir sorun haline geldiği vurgulanan raporda, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvenceye alacak, yargıda likayat ve yetkinliği arttıracak, adil yargılanma ve etkin savunma başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayacak düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuldu.</p>
<p><strong>Hukukun Üstünlüğünde Baş Aşağı Gidiş</strong></p>
<p>Raporda, Türkiye’de yargının dört temel alanda sorunlar yaşadığı belirtilirken, bu başlıklar şöyle sıralandı:</p>
<ul>
<li> Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı,</li>
<li> Yargıda liyakat ve etkinlik,</li>
<li>Temel haklar ve özgürlükler açısından tutukluluk süreleri, adil yargılanma hakkı ve savunma,</li>
<li>Yargıya güven.</li>
</ul>
<p>Raporda, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü alanındaki bu sorunlu durumunun, uluslararası saygınlığa sahip endekslere de yansıdığına dikkat çekildi.</p>
<p>Raporda dikkat çeken diğer tespitlerden bazıları şunlar;</p>
<ul>
<li>Yüksek Yargı Yürütmenin Kontrolüne Girdi: Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısında yapılan değişikliklerle, HSK’nın üye kompozisyonunun belirlenmesinde hakim ve savcıların yetkilerinin ortadan kaldırıldı.</li>
<li>AYM ile Kutuplaşma: Anayasa Mahkemesi (AYM) ve yürütme arasındaki kutuplaşmanın hukukun üstünlüğünü zedeyelen etkenlerden biri oldu.</li>
<li>Normlar Hiyerarşisi Bozuldu: AYM ve AİHM gibi yüksek yargı organlarının kararlarının alt mahkemeler tarafından uygulanmadığı durumların, hukukun üstünlüğü ve normlar hiyerarşisi prensipleri yönünden sorun yaratmayı sürdürüyor.</li>
<li>Reform Paketleri Çare Sunmadı: Yargı Reformu Strateji Belgesi çerçevesinde çıkarılan paketlerin etkisi sınırlı kaldı.</li>
<li>Yargıya Güven Artık Partiler Üstü Bir Sorun: Türkiye’deki siyasi kutuplaşma seviyesi göz önüne alındığında, bu veriler yargıya güven probleminin partiler üstü bir sorun haline geldi.</li>
<li>Reform Çağrısı: Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvenceye alacak, yargıda likayat ve yetkinliği arttıracak, adil yargılanma ve etkin savunma başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını temin edecek olan ve raporda belirtilen somut öneriler dikkate alınmalı.</li>
</ul>
<p>Raporun tamamına <a href="https://mcusercontent.com/5355e71920e024c640c10b89b/files/f05482d6-6faf-4225-9dba-b981ceaab9d0/2021_e_Girerken_CHS_Yarg%C4%B1_Raporu.pdf">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/16/294-stk-yargida-acil-reform-cagrisi-yapiyor/">294 STK “Yargıda Acil Reform” Çağrısı Yapıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargılamaların İzlenmesinin STK&#8217;lar İçin Önemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/yargilamalarin-izlenmesinin-stklar-icin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Dec 2019 08:01:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[AGİT]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı reformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargı reformu ihtiyacının toplumun farklı kesimlerince dile getirildiği şu günlerde, sivil toplumun yeteri kadar etkili kullanamadığı bir yönteme değinmekte yarar görüyoruz: Yargılamanın izlenmesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/yargilamalarin-izlenmesinin-stklar-icin-onemi/">Yargılamaların İzlenmesinin STK&#8217;lar İçin Önemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">AGİT, yargılamanın izlenmesini dar ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tanımlamıştır. Dar anlamda izleme, mahkeme işlemlerinin takibidir. Bunun çıktısı genellikle rapor olarak karşımıza çıkmaktadır. Yargının doğrudan gözlemlenmesi, yasal sürecin sadece anlık bir görüntüsünü verir. Bu bağlamda, adalet sistemini oluşturan tüm kurumların (polis, jandarma, hukuk fakülteleri, barolar, yasa yapım süreçleri, cezaevleri gibi.) izlenmesi ise geniş anlamda yargılamanın izlenmesi olarak tanımlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargılama izleme faaliyetleri, çoğunlukla kendi başına bir sonuç vermekten ziyade, belirli sonuçlara ulaşmak için kullanılsa da zaman zaman somut davanın daha adil işletilmesini sağlama amacıyla da yapılabilir. Genel olarak katkılarını ise şöyle sıralayabiliriz:</span></p>
<p><b>Aleni Yargılanma Hakkının Etkili Kullanılmasını Sağlar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzleyicilerin ve nitelikli raportörlerin varlığı, mahkemelerin adil yargılanma hakkı kapsamında alacakları tedbirleri iyileştirebilir. Kamuoyunda son yıllarda itibar kaybına uğramış yargı organına olan güvenin tazelenmesini sağlayabilir. Ayrıca spesifik olarak izlenen davalarda da yargılama eksikliklerine dikkat çekilmesini sağlayabilir.</span></p>
<p><b>Yargının Sorunlarını Tespit Etmeye Yardımcı Olur</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargılamanın izlenmesi, mahkeme süreçleri hakkında nesnel bilgiler toplamak ve bu sayede adalet sisteminin işleyişiyle ilgili sonuçlar çıkarmak ve bunu yaygınlaştırmak için bir teşhis aracı olarak görülebilir. Yasama, yürütme, yargı ve sivil toplumun dikkate alacağı türde objektif sonuçlar sunabilir. İzleme sonucunda yapılan öneriler savunuculuk çalışmalarında etkili olabileceği gibi paydaşların harekete geçirilmesini de sağlayabilir. Bununla beraber, yargı organının kendisini iyileştirmeye yönelik çalışmalarında yol gösterici olabilir, yasama organının eksik alanlarda düzenleme yapmasında tetikleyici olabilir. Sivil toplumun politikaları etkileme gücünü ortaya koyabilecek etkili bir yöntemdir.</span></p>
<p><b>Hukukçular Ve Sivil Toplum Örgütleri İçin Kapasite Geliştirmeye Katkı Sağlar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargılamanın izlemesi çalışmaları, içinde barındırdığı savunuculuk ve kapasite geliştirme faaliyetleri sayesinde, hukukçuları uluslararası insan hakları standartları noktasında teknik gelişim göstermelerini sağlayacaktır. Sivil toplum örgütlerini ise iyi uygulamaları araştırmaya, yasal reform süreçlerine katkı sunma çabasına iteceğinden, kurumsal kapasitelerinde gelişim sağlayacakları şüphesizdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak yargılamanın izlenmesi, adil yargılamanın ulusal ve uluslararası güvenceleri ile yargı reformunu destekleme açısından güçlü bir araçtır. Yargılamaların bağımsız olarak izlenmesiyle, adalet sistemlerinin hem zayıf hem de güçlü yönleri belirlenebilir ve daha iyi uygulamalar için politika üretilebilir. İzleme sürecinin paydaş sivil toplum aktörlerini de dahil ederek, objektif ve sistematik bir şekilde işletilmesi sorun alanlarına yönelik somut tespitler yapabilmek, çözüm önerileri geliştirebilmek adına da çok kıymetlidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/02/yargilamalarin-izlenmesinin-stklar-icin-onemi/">Yargılamaların İzlenmesinin STK&#8217;lar İçin Önemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
