<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye İstatistik Kurumu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-istatistik-kurumu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-istatistik-kurumu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:19:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Türkiye İstatistik Kurumu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiye-istatistik-kurumu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İGİAD: “İşgörenin Alacağı Ücret İnsan Onuruna Yaraşır Olmalı!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/igiad-isgorenin-alacagi-ucret-insan-onuruna-yarasir-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsüm Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 12:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Adem Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[asgari insani geçim ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Karahan]]></category>
		<category><![CDATA[İGİAD]]></category>
		<category><![CDATA[insani geçim ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstatistiki Bölge Sınıflaması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46704</guid>

					<description><![CDATA[<p>İGİAD, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflaması’nda yer alan 12 farklı bölgeyi dikkate alarak yaptığı araştırmanın sonucunda 2020 yılı insani geçim ücretini 3 bin 192 lira olarak açıkladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/igiad-isgorenin-alacagi-ucret-insan-onuruna-yarasir-olmali/">İGİAD: “İşgörenin Alacağı Ücret İnsan Onuruna Yaraşır Olmalı!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) bünyesindeki İGÜ Tespit Komisyonu on altı yıldır; her aralık ayında Türkiye’nin farklı bölgelerinde “İki çocuklu bir ailenin geçinebilmesi için gerekli asgari ücret nedir?” sorusu çerçevesinde bir araştırma yapıyor. Araştırma iki çocuklu dört kişilik bir ailenin aylık insani geçim maliyetinin hesaplanmasından hareketle yapılan bu araştırma, bir ailenin, gıda, giyim, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar, mobilya, ev aletleri ve ev bakımı, sağlık, ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim hizmetleri ve sair harcamalarını içeriyor. Bu ana sorunun cevabını da içeren İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) raporunu ocak ayının ilk haftasında açıklıyor. TÜİK verilerine dayanarak yapılan hesaplamalarda devlet tarafından karşılanan eğitim giderleri, SGK ve vergi ödemeleri dışarıda bırakılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İGİAD’ın dün açıkladığı rapora göre İstanbul’daki bir işgörenin ailesini geçindirebilmesi için gerekli (asgari) insani geçim ücreti (prim, ikramiye, yardım vb. yan ödemeleri dâhil) toplam 3 bin 192 lira. İGİAD, bu rakamı, işgörene verilmesi gereken insani geçim ücreti tutarı olarak işverenlere tavsiye ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, bu yıl için Türkiye&#8217;de 12 ayrı bölgenin İnsani Geçim Ücreti’nin belirlendiğini, İstanbul için İnsani Geçim Ücreti’nin 3 bin 192 lira olduğunu belirterek, “2020 yılı İnsani Geçim Ücretinin Türkiye Ortalaması 2 bin 676 liradır. Devletin her yıl asgari ücreti belirlerken İGİAD&#8217;ın belirlediği İGÜ’yü dikkate alması, asgari ücrette işgören ve işverenden alınan vergi yükünün azaltılması ve bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmektedir.” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karahan, İGÜ’nün iş görenlerin harcamaları üzerinden reel rakamlarla hesaplandığını, işletmelerde uygulanması halinde gelir dağılımının iyileşmesine, refah seviyesinin artmasına, toplumsal dayanışmanın gelişmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak, İGÜ’nün işletmelerde uygulanmasının maliyet artışı getirmediğini, aksine verimliliği ve bereketi artırdığını dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İGÜ Tespit Komisyonu Üyesi ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz da “İGİAD’ın belirlediği İGÜ bireyi değil iki çocuklu bir ailenin onurlu yaşayabileceği insanca geçinebileceği aylık asgari insani geçim ücretini esas almaktadır. İşgörenin alacağı ücret insan onuruna yaraşır olmalı, çalışanın verimini değil varlığını esas almalı, çalışanın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını ortalama olarak karşılamalı, içinde yaşadığı toplumun refah seviyesini yansıtmalıdır.” İfadelerini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İGİAD’ın 2004 yılından beri Asgari Geçim Ücreti (AGÜ) ismiyle İstanbul için yaptığı çalışma, 2014 yılı itibariyle İGÜ olarak revize edildi ve hesaplamada daha ileri yöntemlerin kullanılmasına geçildi. İGÜ, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflaması’nda yer alan 12 farklı bölge için yapılmaya başlandı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/igiad-isgorenin-alacagi-ucret-insan-onuruna-yarasir-olmali/">İGİAD: “İşgörenin Alacağı Ücret İnsan Onuruna Yaraşır Olmalı!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 08:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Psikiyatri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Hacımusalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Yunus Hacımusalar, intihara eğilimi arttıran risk faktörlerinin yok edilmesi ve koruyucu faktörlerin artırılmasının gerekliliğini vurgulayarak, eğitim çalışmaları, farkındalık oluşturma, beceri eğitimleri, intihar araçlarına ulaşımın kısıtlanması ve medya haberleri ile ilgili düzenlemeler yapılmasının önemine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/">İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2014-2016 yıllarında Türkiye’de 9 bin 479 kişi intihar etmiş. Son süreçte de intiharlar gündemde. Bu kadar çok intihara sebep ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44415 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/yunus-hac%C4%B1musalar-640x336.jpg" alt="" width="375" height="197" />Dünya Sağlık Örgütü; 2015 yılında Dünyada 800.000 kişinin intihar sonucu öldüğünü bildirdi. Bu sayı dünyada her 40 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiğini gösteriyor ve 2030 yılında bu sayının dünyada bir milyonun üzerine çıkacağı öngörülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılında Türkiye’de intihar hızının yüz binde 3.8, intihar sonucu yaşamını kaybeden kişi sayısının ise 3.161 olduğunu bildirmiştir. İntihar için çok sayıda risk faktörü var. Ruhsal hastalığa sahip olmak intihar için önemli bir risk yaratır. Duygudurum bozuklukları (depresyon ve bipolar bozukluk) intiharla en çok ilişkili olanlardır. Ailevi, sosyal, ekonomik, ilişki sorunları gibi stres oluşturan çok sayıda faktör de intihar için tetikleyici faktörlerdir. </span></p>
<p><b>Peki bu intiharlar bireysel mi, toplumsal mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İntihar daha çok bireysel faktörlerle ilişkilidir. Ancak toplumsal olaylar sonuçta bireyleri </span><span style="font-weight: 400;">etkileyerek intihar davranışı üzerinde etki oluşturabiliyor. Yazılı, görsel ve sosyal medyada </span><span style="font-weight: 400;">intihar haberlerinin sıklıkla yer alması, medyanın bu haberleri detaylı olarak iletmesi, görsel </span><span style="font-weight: 400;">materyalleri sıklıkla kullanması, intihar vakalarının tüm detaylarıyla, dramatize edilerek, </span><span style="font-weight: 400;">sunulması, intihara eğilimli insan üzerinde olumsuz etkiler yarattığı biliniyor. Bu durum </span><span style="font-weight: 400;">toplumu etkileyerek benzer yöntemlerle intihar davranışını artırabilir.</span></p>
<p><b>Yaşam koşulları, şiddet, tecavüz, mobbing, yoksulluk, işsizlik, (atılma, atanamama) bu gibi durumların intihara etkisi ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önemli stres olayları kişileri çaresizlik ve umutsuzluğa düşürerek intihar davranışını </span><span style="font-weight: 400;">artmasına neden olabilir. Yaşam koşulları, şiddet, tecavüz, mobbing, yoksulluk, işsizlik gibi </span><span style="font-weight: 400;">durumlar da önemli stres olaylarıdır ve kişilerde ruhsal hastalık oluşmasına ya da var olan </span><span style="font-weight: 400;">ruhsal sorunların artmasına da neden olarak intihar davranışını arttırabilir.</span></p>
<p><b>Yapılan Haberlere Dikkat Edilmeli </b></p>
<p><b>İntihara ilişkin yapılan haberlere dikkat çektiniz. İntihar haberleri, intihara meyilli olanları etkiliyor ve intihara sürüklüyor mu? Ayrıca intihardan caydırıcı haberi nasıl yapmak gerekir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44416 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-4-640x426.png" alt="" width="400" height="266" />Hem ülkemizde hem de dünyada medyada intihar haberlerinin veriliş biçimine dikkat edilmediği zaman intihar girişimlerinin arttığını gösteren çok sayıda örnek bulunuyor. Yıllar önce Boğaziçi Köprüsü’nde intihar girişimi haberlerinin verilmesinin kesilmesinden sonra intihar girişimlerinin azalması, Avusturya’da intihar haberlerinin kısıtlanmasından sonra intihar olgularının azalması gibi örnekler intiharın medyada yer alması ile gerçekleşmesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Medyada ayrıntılı resim ve görüntülerle verilen haberlerden sonra benzer yöntemi kullanarak intiharların arttığı bildirilmiştir. Aynı zamanda tehlikeli davranışlarda bulunma ve depresyon oranlarında da artış gözlenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi’nde “İntihar olayları hakkında </span><span style="font-weight: 400;">haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte </span><span style="font-weight: 400;">yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır” </span><span style="font-weight: 400;">denilmektedir. Ancak çoğu zaman bildirgeye uyulmadığı görülüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Medya intihar haberi yapmadan önce azami çekinceyi göstermeli ve haber yapılacaksa; yalnız </span><span style="font-weight: 400;">gerekli bilgilerle yetinilmeli, yönteme değinilmemeli, en basit ve yoksun bilgilerle, ayrıntılara </span><span style="font-weight: 400;">değinilmeden haber yapılmalı, intihar davranışına yönelik alternatifler vurgulanmalı ve </span><span style="font-weight: 400;">intihar hiçbir zaman yüceltilmemelidir. Bunun yanında kişileri bilgilendirici, eğitici, yardım alma davranışını artıracak, alanında uzman kişilerle yapılacak programlar faydalı olacaktır.</span></p>
<p><b>İntihar bulaşıcılığı ve kopya intiharlar da var&#8230; Örneklerine ilişkin çalışmalar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1970’lerde, Britanya’da, bir kendini yakarak intihar etme eylemi uluslararası medyada </span><span style="font-weight: 400;">oldukça fazla yer bulmuştur. Bunu takip eden 12 ay içerisinde Britanya’da kendini yakarak </span><span style="font-weight: 400;">intihar etme eylemi (taklit intihar) normalde beklenenden 60 adet daha fazla arttığı </span><span style="font-weight: 400;">saptanmıştır. Avustralya’da yapılan bir araştırma, ülkenin iki ulusal gazetesinde intihar </span><span style="font-weight: 400;">haberlerinin yer almasından sonra Avustralyalı erkeklerde intihar oranının yükseldiği </span><span style="font-weight: 400;">görülmüştür. 1985 yılında ABD’de genç yaş intiharlarını önlemeye yönelik 4 film hazırlanmış, değişik haftalarda yayınlanarak, ailelerin ve gençlerin intihar davranışına dikkat çekmesi hedeflenmiştir. Ancak bu filmlerin gösteriminden sonra intihar girişiminde bulunan gençlerin sayısında artış görülmüştür. </span></p>
<p><b>İntihar Örnekleri Azalabilir, Ama Nasıl?</b></p>
<p><b>Ne yapmak gerekir, intiharı en aza indirmek, artmasının önüne geçmek için? Sivil topluma, sosyal mecralara, sağlık kurumlarına, kuruluşlara, devlete, medyaya ne gibi sorumluluklar düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44418 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-2-640x368.png" alt="" width="339" height="195" />Ruhsal hastalıkların erken dönemde saptanması, intihar riski olan bireylerin uygun tedavisi önemli. Daha da önemlisi birincil düzey koruma olarak insanların intihara eğilimini arttıran risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ve koruyucu faktörlerin artırılmasıdır. Bu aşamada eğitim çalışmaları, farkındalık oluşturma, beceri eğitimleri, intihar araçlarına ulaşımın kısıtlanması ve medya haberleri ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruhsal hastalıklar ve intihar ile ilgili önyargılar intihar düşünceleri olan kişilerin uygun ruh </span><span style="font-weight: 400;">sağlığı hizmetlerine ulaşımını engeller. Toplumun her bireyinin bu konuda bir </span><span style="font-weight: 400;">sorumluluğu bulunuyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Tarama çalışmaları ve intihar riski yüksek olan kişilerle karşılaşabilecek personelin eğitimi de önemlidir. İntihar davranışlarının tekrar ortaya </span><span style="font-weight: 400;">çıkmasının önlenmesi ve bunun sonucunda intiharın kişilere ve çevresine verebileceği </span><span style="font-weight: 400;">zararların en aza indirgenmesi gerekir. Hastaların ruhsal hizmetlere ulaşımının kolaylaştırılması, sağlanan hizmetin sürekliliği, hasta ve hasta yakınlarının da rehabilitasyon sürecine katılımı, intihar araçlarına ulaşımın engellenmesi, intiharla ilgili medya haberlerinin yapılmamasının intihar oranları azalttığı gösterilmiştir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Birden fazla kurumun içinde yer aldığı programların sinerjik etki ile çok daha etkin sonuçlar sağladığı çalışmalarla gösterilmiştir</span></p></blockquote>
<p><b>Ulusal İntihar Önleme programlarına İhtiyaç Var </b></p>
<p><b>İntihara meyilli bireyleri kurtarmak için herhangi bir çalışma var mı peki? Örneğin herhangi bir kuruluşun bu konuda dikkat çektiği bir çalışma var mı? Devletin buna ilişkin bir adımı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44419 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-1-640x384.png" alt="" width="347" height="208" />Ülkemizin ölçülebilir hedefleri olan, etkinliğinin değerlendirilebildiği, tüm toplumu kapsayan </span><span style="font-weight: 400;">ve süreklilik gösteren ulusal  intihar önleme programlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Bu </span><span style="font-weight: 400;">programlar halk sağlığı uygulamalarının bir parçası olarak yürütülmelidir. İntihar </span><span style="font-weight: 400;">davranışında genetik, psikolojik, sosyal  ve kültürel bir çok değişken etkilidir. Bu nedenle bu </span><span style="font-weight: 400;">alanda yapılacak önleme programlarının birden çok alanı kapsayan, çalışanların ve </span><span style="font-weight: 400;">uzmanların dahil olduğu şekilde planlanması gereklidir. İntihar önlemede yöneticiler, ruh </span><span style="font-weight: 400;">sağlığı çalışanları, eğitimciler, medya, aile ve arkadaşlar hep birlikte çalışmalıdır. Tek bir </span><span style="font-weight: 400;">disiplin tarafından uygulanan önleme programlarının belirgin bir etkisi olmazken, birden fazla </span><span style="font-weight: 400;">kurumun içinde yer aldığı programların sinerjik etki ile çok daha etkin sonuçlar sağladığı </span><span style="font-weight: 400;">çalışmalarla gösterilmiştir.</span><span style="font-weight: 400;">İntiharla ilgili ulusal ve uluslararası dernekler ve sivil toplum örgütleri bulunmaktadır ancak </span><span style="font-weight: 400;">bu çalışmalar devlet politikaları ile de desteklenmelidir.</span></p>
<p><b>İntiharı Düşünenler Ne Yapmalı </b></p>
<p><b>İntihar etmeyi düşünen kişi ne yapmalı? Nasıl bir yol izlemeli, arayacağı, cevap ve yardım alacağı herhangi bir kuruluş, yol, yöntem var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda hepimizin sorumluluğu var. İntihar ve ruhsal hastalıklar konusunda kendi ön yargılarımızın farkında olmak, etrafımızdakileri ve kendimizi bu konuda eğitmek ve geliştirmek, intihar riskinin arttığı durumları öğrenmek ve yakınlarımızda bu riski gördüğümüzde uygun hizmetlere yönlendirmek hepimizin sorumluluğu olmalıdır. İntihar düşüncesinden bahseden kişilerle karşılaşıldığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları konusunda desteklenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık kuruluşları intihar düşüncesi olan kişilerin ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi konusunda gereken yardımı yapacaktır. Bu nedenle genel sağlık hizmeti sunan pratisyenlerin eğitimi intiharın önlenmesinde önemli bir yer almaktadır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/">İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşsizlik Oranı Yükselmeye Devam Ediyor: Yüzde 11,4</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/issizlik-orani-yukselmeye-devam-ediyor-yuzde-114/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 11:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik oranı]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33307</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre Türkiye genelinde işsiz sayısı Eylül 2018 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 330 bin kişi arttı. İşsizlik oranı 0.8 puanlık artış ile yüzde 11,4 olarak gerçekleşti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/issizlik-orani-yukselmeye-devam-ediyor-yuzde-114/">İşsizlik Oranı Yükselmeye Devam Ediyor: Yüzde 11,4</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Eylül ayı işsizlik verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı Eylül&#8217;de geçen yılın aynı dönemine göre 330 bin kişi artarak 3 milyon 749 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,8 puanlık artış ile yüzde 11,4 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/92689/510/352" width="510" height="352" /></p>
<p>Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 0,7 puanlık artış ile yüzde 13,5 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,6 puanlık artış ile yüzde 21,6 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 0,9 puanlık artış ile yüzde 11,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p>İstihdam edilenlerin yüzde 19,2&#8217;si tarım, yüzde 19,6&#8217;sı sanayi, yüzde 6,9&#8217;u inşaat, yüzde 54,3&#8217;ü ise hizmet sektöründe yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/92692/510/167" width="510" height="167" /></p>
<h3>Kadınlarda işgücüne katılma oranı yüzde 34,9</h3>
<p>İşgücü 2018 yılı Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 598 bin kişi artarak 32 milyon 813 bin kişi ile yüzde 54 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre, kadınlarda işgücüne katılma oranı 0,4 puanlık artışla yüzde 34,9 olarak gerçekleşti. Erkeklerde ise bu oran 0,4 puanlık artışla yüzde 73,5 oldu.</p>
<h3>Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 33,8</h3>
<p>Eylül 2018 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 puan azalarak yüzde 33,8 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre değişim göstermeyerek yüzde 22 oldu.</p>
<h3>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı azaldı</h3>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 81 bin kişi azalarak 28 milyon 797 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı 0,1 puan azalarak yüzde 47,4 oldu.</p>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 45 bin kişi artarak 3 milyon 676 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,1 puan artarak yüzde 11,3 oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/92690/510/260" width="510" height="260" /></p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/ekonomi/203603-issizlik-orani-yukselmeye-devam-ediyor-yuzde-11-4" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/17/issizlik-orani-yukselmeye-devam-ediyor-yuzde-114/">İşsizlik Oranı Yükselmeye Devam Ediyor: Yüzde 11,4</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakım Sorumluluğu Olanların Oranları Açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/bakim-sorumlulugu-olanlarin-oranlari-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Oct 2018 10:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[bakım sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[İş ve Aile Yaşamının Uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31901</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK'in verilerine göre, işgücü piyasasına katılan kişilerden bakım sorumluluğu olanların 18-64 yaş nüfus içindeki oranı yüzde 42,9 oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/bakim-sorumlulugu-olanlarin-oranlari-aciklandi/">Bakım Sorumluluğu Olanların Oranları Açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bakım sorumluluğu olanların 18-64 yaş nüfus içindeki oranı yüzde 42,9 </strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurum (TÜİK), &#8220;İş ve Aile Yaşamının Uyumu&#8221; çalışmasına ait Nisan-Haziran 2018 verilerini kamuoyu ile paylaştı.</p>
<p>Türkiye’de 2018 yılının 2&#8217;nci çeyreğinde, 18-64 yaş grubundaki 49 milyon 819 bin kişinin yüzde 42,9&#8217;unu bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 41,2 iken kadınlarda yüzde 44,6 oldu.</p>
<p><strong>İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 46,9 </strong></p>
<p>İstihdamda olan 18-64 yaş grubundaki fertlerin yüzde 46,9’unun bakım sorumluluğu bulunurken bu oran erkeklerde yüzde 48,1, kadınlarda ise yüzde 44,2 olarak gerçekleşti. Diğer taraftan, işgücüne dahil olmayanların yüzde 38,7’sinin bakım sorumluluğu bulunurken erkeklerde bu oran yüzde 14,8, kadınlarda ise yüzde 45,9 oldu.</p>
<p><strong>İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların yüzde 94,6’sını çocuk bakımı oluşturuyor</strong></p>
<p>İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların yüzde 94,6’sını çocuk bakımı oluştururken bu oran erkeklerde yüzde 96,5, kadınlarda yüzde 90,3 oldu. Diğer taraftan istihdamda olup bakım sorumluluğu olanların yüzde 5,4’ünü  15 yaşın üstünde bakıma muhtaç çocuk veya akraba bakımı oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 3,5, kadınlarda ise yüzde 9,7 oldu.</p>
<p><strong>İstihdamda olup çocuk bakım sorumluluğu olanların yüzde 13,1&#8217;i bakım hizmeti aldı</strong></p>
<p>İstihdamda olup 15 yaş altında çocuk bakım sorumluluğu olanların yüzde 13,1&#8217;i profesyonel bakım hizmeti kullanırken bu oran erkeklerde yüzde 11,7, kadınlarda yüzde 16,6 oldu. Çocuk bakım sorumluluğu olan istihdamdaki kadınların yüzde 12,8’i kurumsal bakım merkezini, yüzde 3,3’ü evde ücretli bakımı, yüzde 0,6’sı ise her ikisini birlikte kullandı.</p>
<p>İstihdamda olup 15 yaş üstünde bakıma muhtaç çocuk veya akraba bakım sorumluluğu olanların yüzde 35,9&#8217;u profesyonel bakım hizmetini kullanırken bu oran erkeklerde yüzde 15,5, kadınlarda ise yüzde 54,3 oldu. İstihdamdaki kadınların yüzde 53,7’si evde ücretli bakımı, yüzde 0,7’si ise kurumsal bakım merkezini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk bakımını kendisi veya eşiyle birlikte yürüten kadınların oranı yüzde 52,2 </strong></p>
<p>İstihdamda olup, çocuk bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 62,3&#8217;ü bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürütürken, bu oran erkeklerde yüzde 66,2, kadınlarda ise yüzde 52,2 oldu. Çocuk bakım hizmeti kullanmayan kadınların yüzde 15’i bakımı büyükanne, büyükbaba vb. desteğiyle sürdürdüğünü belirtirken, yüzde 14,8’i çocukların kendilerine bakabildiğini, yüzde 12,2’si ise bakım hizmetini pahalı bulduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Çalışan kadınların yüzde 83,3’ü çocuk bakımı nedeniyle iş düzenini değiştirmedi</strong></p>
<p>İstihdamda olan kadınların yüzde 83,3’ü çocuk bakım sorumluluğu nedeniyle mevcut çalışma düzenini değiştirmezken yüzde 5,3&#8217;ü çalışma saatlerini azalttı, yüzde 4,1&#8217;i ise gelir artışı sağlayacak değişikliklere gitti.</p>
<p><strong>İş ve Aile Yaşamının Uyumu çalışması nedir?</strong></p>
<p>Kişilerin bakım sorumluluklarının işgücü piyasasına katılımları üzerindeki etkisi ve sorunlu alanların tespitine yönelik olarak 2018 yılının 2&#8217;nci çeyreğinde Hanehalkı İşgücü Anketi ile birlikte &#8220;İş ve Aile Yaşamının Uyumu” modüler anketi uygulandı. Bu çalışma ile işgücü piyasasına katılan fertlerin bakım sorumluluğunun olup olmadığı, bakım için hangi yöntemleri kullandıkları ve bakım sorumluluğunun iş ve aile yaşamının uyumu üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Bakım sorumluluğu; kişinin aynı hanede veya hane dışında yaşayan ve düzenli olarak ilgilendiği 15 yaşın altındaki çocukları ile 15 ve daha yukarı yaştaki hasta, engelli çocukları veya bakıma muhtaç yaşlı ebeveyn veya akrabalarını kapsıyor.Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı dönemde 18-64 yaş grubu nüfusa uygulanan araştırma, bu konuda Türkiye&#8217;de yürütülen ilk modüler anket olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://ilkha.com/haber/85086/bakim-sorumlulugu-olanlarin-oranlari-acikladi" target="_blank" rel="noopener">İlkha</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/bakim-sorumlulugu-olanlarin-oranlari-aciklandi/">Bakım Sorumluluğu Olanların Oranları Açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Gıda Günü’nde Geldiğimiz Nokta: Konya Büyüklüğünde Tarım Alanını 25 Yılda Kaybettik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/dunya-gida-gununde-geldigimiz-nokta-konya-buyuklugunde-tarim-alanini-25-yilda-kaybettik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2018 10:04:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[#SıfırAçlık]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Gıda Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda ve Tarım Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31481</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde yaptığı açıklama ile açlıkla mücadele edilebilmesi için tarım alanlarının ve meraların amaç dışı kullanımının önlenmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/dunya-gida-gununde-geldigimiz-nokta-konya-buyuklugunde-tarim-alanini-25-yilda-kaybettik/">Dünya Gıda Günü’nde Geldiğimiz Nokta: Konya Büyüklüğünde Tarım Alanını 25 Yılda Kaybettik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tarım arazilerinin kapladığı alanın Türkiye’de 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken, 2017 yılında 23,4 milyon hektara gerilediğinin de kaydedildiği açıklamada tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi gerekliliğinin ön plana çıktığı vurgulandı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu yılki 16 Ekim Dünya Gıda Günü temasını “Eylemlerimiz, geleceğimiz. 2030’a kadar tüm dünyada #SıfırAçlık hedefine ulaşmak mümkün” olarak belirledi. FAO’nun açlık ile ilgili verilerine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Verilere bakıldığında 2014-2017 yılları arasında dünyada aç insanların sayısının giderek arttığı görülüyor. 2017 yılında ise yaklaşık 821 milyon kişinin açlık içinde yaşadığı tespit edildi. Diğer bir deyişle her dokuz kişiden biri açlık çekiyor ve bu insanların yüzde 60’ı kadınlardan oluşuyor. Gıda hakkı yaşam hakkı olduğundan açlığın önlenmesi ve her bireyin yeterli ve sağlıklı gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak erişebilir kılınması tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” dedi.</p>
<h3>Gıda israfının küresel maliyeti 2,6 trilyon dolar</h3>
<div id="attachment_150198" class="wp-caption alignleft"><a class="cboxElement" title="Dünya Gıda Günü’nde geldiğimiz nokta: Konya büyüklüğünde tarım alanını 25 yılda kaybettik" href="https://cdn.yesilgazete.org/wp-content/uploads/2018/10/Deniz_Atac.jpg" rel="lightbox[150196]"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-150198" src="https://cdn.yesilgazete.org/wp-content/uploads/2018/10/Deniz_Atac.jpg" alt="" width="200" height="341" /></a></p>
<p class="wp-caption-text">TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç</p>
</div>
<p>Artan nüfus ile birlikte gıda ihtiyacının da arttığına değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, gıdamızın %95’ini temin ettiğimiz toprak varlığının tehlike altına girdiğini ifade etti. 1998-2013 yılları arasında dünyadaki tarım alanlarının %20’sinin, mera alanlarının ise yaklaşık %25’inin bozuluma uğradığını belirten Deniz Ataç, “Erozyon, tuzlanma, kirlilik, yanlış tarımsal uygulamalar, verimli tarım topraklarının ve mera alanlarının tarım dışı amaçlara tahsisi toprak bozulumunun önde gelen nedenlerini oluşturuyor. Üstelik iklim değişikliğiyle ilişkili yüksek sıcaklıklar, kuraklık artışları, fırtınalar, taşkınlar gibi hava hallerinde görülen artışlar da tarımsal üretimi olumsuz olarak etkiliyor. Üretilen gıdanın üçte biri israf oluyor, çöpe gidiyor. Gıda israfının küresel maliyeti, çevresel ve sosyal maliyetler de hesaba katıldığında yılda 2,6 trilyon dolara yakın bir düzeye ulaşıyor. Bugün dünyada yaşanan savaşların ve göçlerin arkasında gıdaya erişim ve dolayısıyla açlık sorununun yer aldığı biliniyor. Bu nedenle dünyada barışı sağlamanın yolu toprağın sunduğu bereketi sürdürülebilir kılmaktan geçiyor” şeklinde konuştu.</p>
<h3>Tarım arazileri ve meralar hızla kaybediliyor</h3>
<p>Dünya bir yandan açlığın önüne geçmeye çalışırken diğer yandan amaç dışı tahsislerle tarım alanları ve meralarda azalma oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tarım arazilerinin kapladığı alan Türkiye’de 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken, 2017 yılında 23,4 milyon hektara geriledi. 25 yılda yaklaşık 4 milyon hektar yani yaklaşık Konya ili büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi. Bu da tarım alanlarının %15 küçülmesi anlamına geliyor. 1920’lerin başında arazilerimizin %56’sını oluşturan meraların oranı bugün %19’a geriledi ve mevcut meralarımızın %70’inde bitki örtüsü zayıf ve verimsiz hale geldi. Öte yandan Türkiye’de 2023 yılına kadar 6 milyon nüfus artışı olacağı tahmin ediliyor. Sadece tahıl üretimi bile dikkate alındığında, artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için tarımsal üretimimizin de artması gerekecektir. Verimlilik artışı sağlamadan sadece 1 milyon ton tahıl için yaklaşık 400 bin hektar (yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde) tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı düşünüldüğünde, tarım alanlarımızdaki kayıpların ne kadar kritik olduğu görülüyor.</p>
<h3>Alınabilecek önlemler var</h3>
<p>İhtiyaçlar dikkate alındığında, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi gerekliliği ön plana çıkıyor. Bu kapsamda 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun öngördüğü şekilde Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Planları’nın hazırlanması gerekiyor. Tarımsal potansiyeli yüksek olduğu için büyük ova ilan edilen alanların tarım dışı amaçlara tahsis edilmesi önlenmelidir. Toprağın sürdürülebilir yönetimi, toprak koruma ve erozyonla mücadele tedbirleri acilen desteklenmelidir. Tarım alanları gibi meraların da amaç dışı kullanımına son verilmelidir. Hayvancılığın geliştirilmesi, biyolojik çeşitliliğin ve toprağın korunmasına hizmet edecek şekilde “sürdürülebilir mera yönetimi” hayata geçirilmelidir. Ayrıca tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için alınacak önlemlerle üreticinin kazancı iyileştirilmeli, kırsal göçün önüne geçmeyi sağlayacak kırsal kalkınma politikaları benimsenmelidir. Tarladan tüketime tüm zincirde gıda israfını önlemek için çalışmalar gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/10/16/dunya-gida-gununde-geldigimiz-nokta-konya-buyuklugunde-tarim-alanini-25-yilda-kaybettik/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/dunya-gida-gununde-geldigimiz-nokta-konya-buyuklugunde-tarim-alanini-25-yilda-kaybettik/">Dünya Gıda Günü’nde Geldiğimiz Nokta: Konya Büyüklüğünde Tarım Alanını 25 Yılda Kaybettik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Sep 2018 12:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Sağlığı Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ormancılar Derneği 26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü nedeniyle hazırladığı raporda kirlilik ve talana karşı acil önlem çağrısı yaparken,  5 yıl sonra su kıtlığı ile kirli havadan kaynaklı ölümler yaşanacağını söyledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Birgün</strong></em>&#8216;den <strong><em>Uğur Şahin</em></strong>&#8216;in <a href="https://www.birgun.net/haber-detay/kirlilik-surerse-toplu-olumler-kapida-231637.html" target="_blank" rel="noopener">haberine</a> göre, Türkiye Ormancılar Derneği, hazırladığı raporla alarm verdi. Raporda, orman alanlarının ranta açılması nedeniyle 81 ilin 75’inde öldürücü hava kirliliği yaşandığı vurgulanarak, su kaynaklarının kirlendiği, denizlerin lağım çukuruna dönüştüğü ve kanser ile salgın hastalıklarda anormal artışlar gözlendiği aktarıldı.</p>
<div class="content-wrapper">
<div class="inner">
<div class="post-entry bottom40">
<p>Raporda kirliliğin ortaya çıkardığı tablo şöyle özetlendi;</p>
<p><strong>27.5 milyon ailenin oksijeni kesildi</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde 550 bin hektarlık orman arazisi maden ve turizm tahsisleri gibi kullanımlar nedeniyle yok edildi. Bu alan, İstanbul’un yüzölçümünden fazla. Yok edilen ağaç sayısı ise 55 milyonun üzerinde. İki ağacın 4 kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarımızla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeni kesildi.</p>
<p><strong>2023&#8217;te su kıtlığı yaşanacak</strong></p>
<p>Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye artık su fakiri bir ülke konumuna gelmiş durumda. 2023’te su kıtlığı baş gösterecek.</p>
<p><strong>Yurdun dört yanı HES’lerle çevrili</strong></p>
<p>En temiz su havzaları HES projeleri ile yok ediliyor. DSİ verilerine göre 2018’de 595 HES faaliyette. 83’ü inşa halinde olmak üzere 639 HES bulunuyor.</p>
<p><strong>80 milyonun hayatı tehdit altında</strong></p>
<p>Türkiye nüfusunun yarısı, Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine göre havası kirli ortamda yaşıyor. Büyük kentlerde yaşayanlar yılda 250 gün ölümcül kirli hava solumakta. Önlem alınmaz ve orman talanı sürerse İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütahya, Sakarya, Kırklareli, İçel ve Samsun’da salgın hastalıklar ortaya çıkacak, solunum yolu enfeksiyonu, kanser, erken bebek ölümleri ve sakat doğumlarda artış olacak, hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacak.</p>
<p><strong>İstanbul zehir soluyor</strong></p>
<p>Dev inşaat projeleri, hafriyat kamyonları, 3 milyon 571 bin araçtan çıkan egzoz gazı, İstanbul halkına adeta zehir soluttu. Kanser vakalarında yükseliş gözleniyor.</p>
<p><strong>Kirli su denize dökülüyor</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre atık suyun yüzde 40’ı denize, yüzde 48’i akarsuya, yüzde 3’ünü baraja, yüzde 2’sini göl ve göletlere boşaltılıyor. Üstelik bu suların ancak yüzde 45’i gelişmiş arıtmaya tabi tutuluyor.</p>
<p>Dernek hazırladığı raporda kirlilik için çözüm önerilerini de şöyle sıraladı;</p>
<ul>
<li>Ormanları ranta açılması derhal durdurulmalı.</li>
<li>İnşaat halindeki HES projeleri bir an önce durdurulmalı, planlanan HES projeleri iptal edilmeli, ekosistem duyarlı yeni bir enerji politikası geliştirilmeli.</li>
<li>Şehir merkezlerindeki inşaat ve kentsel dönüşüm projeleri gözden geçirilmeli, çevre sağlığını tehdit edenler durdurulmalı ya da yıkılmalı.</li>
<li>Şehirlerdeki kamyon, kamyonet ve iş makinalarına yeni bir trafik düzeni ve emisyon standardı getirilmelidir.</li>
<li>Yoksul halka kalitesiz kömür dağıtımından derhal vazgeçilmeli, gerekiyorsa doğalgaz yardımı yapılmalı.</li>
</ul>
<p>Kaynak: <a href="http://stgm.org.tr/tr/manset/detay/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/26/turkiye-icin-kirmizi-alarm-kirlilik-toplu-olumlere-yol-acabilir/">Türkiye İçin Kırmızı Alarm: Kirlilik Toplu Ölümlere Yol Açabilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den Yurt Dışına Gidenlerin Sayısı Yüzde 42’lik Artışla 253 Bin Kişiyi Buldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/05/turkiyeden-yurt-disina-gidenlerin-sayisi-yuzde-42lik-artisla-253-bin-kisiyi-buldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2018 13:16:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yıllık göç istatistikleri, ilk kez idari kayıtlar üzerinden üretildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 31 Aralık tarihi referans alınarak üretilen istatistiklere göre Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 22,4 artarak 466 bin 333 kişi oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/05/turkiyeden-yurt-disina-gidenlerin-sayisi-yuzde-42lik-artisla-253-bin-kisiyi-buldu/">Türkiye’den Yurt Dışına Gidenlerin Sayısı Yüzde 42’lik Artışla 253 Bin Kişiyi Buldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu nüfusun yüzde 52,3’ünü erkek, yüzde 47,7’sini ise kadın nüfus oluşturdu. Türkiye’den göç eden kişi sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 42,5 artarak 253 bin 640 oldu. Bu nüfusun yüzde 54’ünü erkek, yüzde 46’sını ise kadın nüfus oluşturdu.</p>
<h3>En fazla gençler göç ediyor</h3>
<p>Türkiye’ye 2017 yılında göç edenlerin, yüzde 12,3’ünün 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla yüzde 11,6 ile 20-24 ve yüzde 10,8 ile 30-34 yaş grubu izledi. Diğer yandan, Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında; en fazla göç edenlerin yüzde 15,5 ile yine 25-29 yaş grubu olduğu görüldü. Bu yaş grubunu sırasıyla yüzde 14,4 ile 20-24 ve yüzde 12,3 ile 30-34 yaş grubu izledi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30181" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1546.png" alt="" width="511" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1546.png 511w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1546-320x168.png 320w" sizes="auto, (max-width: 511px) 100vw, 511px" /></p>
<h3>En fazla İstanbul göç aldı</h3>
<p>Türkiye’ye 2017 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde; 166 bin 44 kişi ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul’u sırasıyla 46 bin 475 kişi ile Ankara, 21 bin 888 kişi ile Antalya, 12 bin 31 kişi ile İzmir ve 11 bin 191 kişi ile Bursa takip etti.</p>
<p>Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise 75 bin 849 kişi ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul’u sırasıyla 27 bin 379 kişi ile Ankara, 15 bin 56 kişi ile Antalya, 13 bin 946 kişi ile Bursa ve 10 bin 353 kişi ile İzmir izledi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30182" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1547.png" alt="" width="567" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1547.png 567w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-05_1547-320x130.png 320w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></p>
<h3>En fazla Irak vatandaşları geldi</h3>
<p>Türkiye’ye 2017 yılında gelen yabancı uyruklu nüfusun içerisinde ilk sırayı yüzde 26,6 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu sırasıyla; yüzde 10,4 ile Afganistan, yüzde 7,7 ile Suriye, yüzde 5,7 Azerbaycan ve yüzde 5,6 ile Türkmenistan izledi. Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfusun içerisinde ilk sırayı yüzde 20,4 ile yine Irak vatandaşları aldı. Bunu sırasıyla; yüzde 7,5 ile Azerbaycan, yüzde 6,7 ile Suriye, yüzde 4,6 ile Afganistan ve yüzde 4,5 ile Çin takip etti.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/09/05/turkiyeden-yurt-disina-gidenlerin-sayisi-yuzde-42lik-artisla-253-bin-kisiyi-buldu/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/05/turkiyeden-yurt-disina-gidenlerin-sayisi-yuzde-42lik-artisla-253-bin-kisiyi-buldu/">Türkiye’den Yurt Dışına Gidenlerin Sayısı Yüzde 42’lik Artışla 253 Bin Kişiyi Buldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bireysel Silahlanma Kolay, Cezasızlık Yaygın</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/28/bireysel-silahlanma-kolay-cezasizlik-yaygin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2018 20:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel silahlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bireysel silahlanma sonucu meydana gelenler olaylar çoğu zaman "kaza kurşunu" tanımlamasıyla sunulurken Türkiye'de her yıl ortalama 4500 kişi bireysel silahlarla ölüyor. Kolayca ulaşılabilen bireysel silahlarla açık hava toplantılarında havaya ateş etmek, tartışmada silah kullanmak bilindik bir durumken cezasızlık ise oldukça yaygın. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/28/bireysel-silahlanma-kolay-cezasizlik-yaygin/">Bireysel Silahlanma Kolay, Cezasızlık Yaygın</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>bianet</em>&#8216;ten <em>Beyza Kural</em>, geçtiğimiz hafta parkta oynayan çocuğu silahla yaralayan kişinin serbest kalması üzerine Umut Vakfı temsilcileri Sevim Ertemur ve Ayhan Akcan ile bireysel silahlanma ve cezasızlık üzerine konuştu.</p>
<p>Umut Vakfı  Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Akcan söyleşide, haber taramaları sonucu mevcut bireysel silahların yüzde 90’ının ruhsatsız, yüzde 10’unun ruhsatlı olduğuna ulaştıkları söylerken, “Taramalarımıza göre ruhsatlı silah sayısı iki buçuk milyon gibi görülüyor bu durumda toplam silah sayısı tahmini 20 milyon civarında.” diye konuşuyor. Söyleşide evdeki silahlara sahibinden başka insanların da ulaşabilmesinin yarattığı tehlikeye dikkat çeken Akcan, “Bu durumun şiddete davetiye çıkardığını” vurguluyor.</p>
<p>Umut Vakfı editörü Sevim Ertemur ise silahlı saldırılarda ölüm yaşanmadığı  müddetçe serbest bırakılmaların yaşandığını söylüyor. Erkek şiddeti vakalarında da benzer durumun sık yaşandığını işaret eden Ertemur, “Genelde cezasızlık suçları artırıyor. İlla ölmesi mi gerekiyor? Ceza için bir canın yok olması mı gerekiyor. O savcıları, hukukçuları eleştiriyorum. Ceza çekmediği zaman aynı suçu işlemeye devam ediyor.&#8221; diye konuşuyor. Ertemur,  &#8220;Gazeteciler fikirleri için yıllarca hapiste yatarken, birini silahla buran kişi savcılıktan serbest bırakılıyor. Bunu eleştiriyoruz. Düzeltilmesi gerekir. Hukukçular daha titiz olmalı.” diyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun istatistiklerine göre 2016 hükümlü sayısı 187 bin 730 iken Ateşli silahlar ve bıçaklar ile ilgili suçlar nedeniyle hükümlü sayısı 4 bin 164.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/bireysel-silahlanma-kolay-cezasizlik-yaygin" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/28/bireysel-silahlanma-kolay-cezasizlik-yaygin/">Bireysel Silahlanma Kolay, Cezasızlık Yaygın</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
