<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>trump arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/trump/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/trump/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Nov 2025 11:03:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>trump arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/trump/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trump Dönemi Fon Kesintileri Sonrası Türkiye’de Sivil Toplum Ne Durumda?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/13/trump-donemi-fon-kesintileri-sonrasi-turkiyede-sivil-toplum-ne-durumda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nilsu Orhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:03:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Fon Kesintileri]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kuruluşun fonu kesilmese bile, diğerlerinin finansal kaynaklarının azalması, çalışma sürelerinin kısalması veya istihdam kaybı tüm sistemi etkiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/13/trump-donemi-fon-kesintileri-sonrasi-turkiyede-sivil-toplum-ne-durumda/">Trump Dönemi Fon Kesintileri Sonrası Türkiye’de Sivil Toplum Ne Durumda?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük insani yardım donörü olan Amerika Birleşik Devletleri bir gün aniden çok sayıda projeye finansman desteğini kesseydi ne olurdu? Milyonlarca insan için hayati öneme sahip olan bu devasa yardım mekanizması bir anda dursa, dünyanın kırılgan bölgeleri nasıl bir krize sürüklenirdi? Bu senaryo, ikinci Trump hükümetinin göreve başlamasıyla gerçeğe dönüştü. 20 Ocak 2025’te Trump, en büyük bölümünü ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) fonlarının oluşturduğu ABD dış yardımlarının neredeyse tamamının kesilmesine yol açacak başkanlık kararnamesine imza attı<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a>. Kararname, mevcut ödemelerin ve yeni taahhütlerin değerlendirilmek üzere 90 gün süreyle askıya alınmasını öngörüyordu. Ardından, birkaç gün içinde USAID, fon sağladığı tüm uygulayıcı ortaklarına çalışmayı durdurma emri veren bir bildiri yayımladı<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a>. Şubat ayında Trump, ABD dış yardımlarının USAID fonlarının yaklaşık %90’ını kapsayan ve toplam 60 milyar dolar değerindeki kısmını kalıcı olarak sonlandırma kararı aldığını açıkladı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ABD Dış İşleri Bakanlığı fonları, IOM ve UNFPA gibi Birleşmiş Milletler organları, mülteci ve göçmenlere insani yardım desteği veren Nüfus, Mülteciler ve Göç Bürosu (PRM) ve küresel çapta birçok sivil toplum kuruluşu bu karardan etkilendi. Mayıs 2025 itibarıyla yalnızca USAID kesintileri dünyadaki sağlık ve kalkınma programlarının %80’ini durdurmakla kalmadı, 233 binden fazla sosyal hizmet çalışanının işsiz kalmasına da yol açtı<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a>. Ama fonların geri çekilmesi sadece ABD kaynaklarıyla sınırlı kalmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kesintilerin Türkiye’deki sivil toplum çalışmalarını nasıl etkilediğini anlamak için çeşitli sivil toplum kuruluşlarının çalışanlarıyla görüştüm. Bir insani yardım örgütüne göre, Trump’ın kararları diğer Batı devletleri ve fon sağlayıcılar için bir ilham kaynağı oldu: “Bunu açıkça ifade etmiyor olsalar da, hükümetlerin güvenlik ve ulusal çıkarlar gerekçesiyle peş peşe fonları iptal etmesi Trump’ın kararlarından etkilendiklerini gösteriyor”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye’de sivil toplum, Ukrayna savaşının başından beri uluslararası fon kaynaklarının öncelik değiştirmesinden etkileniyordu. Dünyada sağın yükselişi ve Trump’ın son kararları ise, özellikle göçmenler, mülteciler, azınlıklar, kadınlar ve LGBTİ+’larla çalışan örgütler için durumu daha da zorlaştırdı. Örneğin İngiltere Büyükelçiliği, Türkiye’de mültecilere hukuki destek sağlayacak bir projeyi kaynak yetersizliği gerekçesiyle bitirirken; Heinrich Böll Stiftung artık ekolojiye öncelik vereceklerini bildirerek mülteci alanındaki desteğini daraltıyor. Göçmen ve mültecilere barınma ve gıda yardımı sağlayan Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) İzmir’deki ofisinin kapanması ve Türkiye genelinde sağladığı ayni ve nakdi yardımların kesilmesi, örgütlerin ihtiyaç halinde danışanlarını yönlendirebilecekleri güvenli limanları kaybetmeleri anlamına geliyor. Oysa sivil toplumun kaynakları azalırken sahadaki ihtiyaç azalmıyor, tam tersine artıyor. Dünyada süregelen savaşlar ve soykırımlar sebebiyle toplumlar, zorunlu göçün doğurduğu yeni ihtiyaçları tüm şiddetiyle hissetmeye devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir sivil toplum çalışanı yöneticisi olduğu insani yardım örgütünün değişimini şöyle anlatıyor: “Kesintilerin projelerimiz üzerindeki etkisi %45 oranında oldu. Temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çok fazla kişiyle karşılaşıyoruz. Bu sene 12 kişiye finansal destek sağlayabildik, ama geçtiğimiz yıllarda bu sayıya neredeyse bir günde ulaşıyorduk.” Bir diğer kadın örgütü ise, kendilerine ulaşan göçmen kadın sayısının ciddi şekilde arttığını söylüyor: “Barınma ihtiyacı olan birçok göçmen kadın, biz barınak değil sığınak desteği verdiğimiz halde, göç örgütlerinden barınma desteği alamadıkları için son çare olarak bize ulaşıyor ya da yönlendiriliyorlar.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eden sivil toplum örgütleri için de durum farklı değil. İnsani yardım fonlarının kırılgan gruplara verdiği önceliğin kesildiği bir dönemden geçiyoruz. Bir LGBTİ+ örgütüne göre, fonların hedef kitlesinin değişmesinin sahadaki etkileri büyük: “Kesilen ABD fonları dünyadaki insani yardım fonlarının büyük bir kısmını oluşturuyordu. Fon sağlanan projelerde ulaşılması hedeflenen belirli göstergeler vardı. Örneğin proje LGBTİ+’lar, HIV’le yaşayanlar ve seks işçilerine ulaşmak zorundaydı; güvenli barınma alanı sağlamaya öncelik vermek zorundaydı. Proje uygulayıcıları bu kişilerin kendilerine ulaşmasını beklemeyip onlara hizmet vermeye çalışıyordu. Bu sayede sadece İstanbul, İzmir, Ankara değil, Mardin ve Diyarbakır’da, Türkiye’nin birçok yerinde örgütler ve kurumlar bu gruplara yönelik hassasiyet geliştirmişti. ABD fonları kesildikten sonra, bu kurumların çoğu zaten hak odaklı değil insani yardım odaklı çalıştıkları için, birçok mülteci LGBTİ+, HIV ile yaşayan ve seks işçisi danışanın hizmetlere erişimi kesilmiş oldu.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>USAID’den geriye kalan hibeler acil hastalık vakaları, kıtlık ve benzeri insani krizlerle mücadeleye yönlendiriliyor<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a>. Ama devam eden insani yardım fonlarının önceliğinde bahsi geçen risk gruplarının olmaması hak savunucularını endişelendiriyor. “Şu an Türkiye’de HIV’le yaşayanlara ilaç desteği veren kurum sayısı bir veya iki. Onlar da ancak kişi AIDS tablosuna ulaştığında bu desteği vermeye başladılar. Bu durum cinsel sağlık alanında ciddi bir krize yol açtı. Benzer şekilde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz kalan biri acilen güvenli bir alana ihtiyaç duyuyor. Fonların kesilmesiyle birçok kurum artık bu hizmeti sağlayamıyor.” Toplumsal cinsiyet alanında çalışan sivil toplum uzmanları fon ve hizmetlerin geçmişte de yetersiz olduğunu söylüyor. Fakat mevcut politik konjonktürde, var olan kaynakların da azaldığı, fon bulmanın zorlaştığı, ihtiyacın ve rekabetin arttığı ve bu alana karşı düşmanlığın giderek daha da çoğaldığı konusunda hemfikirler. Ayrıca göç ve toplumsal cinsiyet gibi alanlarda, özellikle hak temelli çalışmalar yürüten örgütler için alternatif fon kaynaklarına yönelmek de kolay değil. Çünkü birçok fon sağlayıcı, politik çizgisi ve şartları bu örgütlerin temel ilkeleriyle uyumlu olmadığı için seçeneklerin dışında kalıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil toplumun kurumları denetleme ve topluma farkındalık kazandırma işlevi göz önünde bulundurulduğunda, insan hakları temelli bakışta yaşanan sarsıntı, azalan kaynakların hem bir nedeni, hem de yeniden ürettiği bir sonucu olarak düşünülebilir. Göç alanında uzman bir sivil toplum çalışanı ve avukat, baroların adli yardım bütçesinin daralması konusunda şunları söylüyor: “Beş sene önce göçmenlerin iltica başvurularının değerlendirilmesi sürecinde yapılan davalamalarda, konuya hak temelli ve ivedilikle yaklaşılması gerektiğini düşünen ondan fazla baro vardı. Adli yardım bütçesinden avukat atamaları yapılıyordu. Şu an ise İstanbul Barosu dahil olmak üzere, barolara bunun neden gerekli olduğunu anlatmak zorundayız. Adli yardım bütçesi daraldığı ve ödemeler çok uzun vadede yapıldığı için sınırlı sayıda atama yapıyorlar. Ama tek sebep bu değil, bakışta da bir değişiklik oldu. Özellikle genel seçim döneminde normalleşen yabancı düşmanlığı, yabancıların adli yardım hizmetlerinden yararlanmasının adil olmadığı yönünde bir kanaat oluşmasına sebep oldu.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir diğer göç örgütü avukatı: “Şu an Geri Gönderme Merkezlerinde kalanlar için adli yardım bütçelerinden atama yapan tek baro İzmir Barosu,” diyor ve ekliyor: “Devletin uygulamaları üzerinde etkin bir şekilde sivil denetim yapan, stratejik davalama ve savunuculuk yürüten grup sivil toplum. Fon kesintileriyle birlikte gelen işten çıkarmalar, derneklerin bazı faaliyetlerine ara vermesi ve bazılarının kapanması, devletin ceberut uygulamalarını da artırıyor ve artıracak. Göç, devletin en keyfi hareket ettiği alanlardan biri. Büyük hukuksuzluklar ve insan hakkı ihlalleri gerçekleşiyor, hiçbir şey kanuna uygun yürütülmüyor ama bir şekilde kılıfına uyduruluyor. Uluslararası mekanizmalara başvurduğumuzda Türkiye hakkında etkin bir soruşturma yürütülmüyor. AİHM Türkiye hakkında bir karar vermek için en az on yıl bekliyor, çünkü Avrupa Birliği de mültecileri istemiyor. Biz on sivil toplum örgütü olarak İl Göç İdaresinin yanlış işlemleri nedeniyle meclise gidip hak savunuculuğu yapıyoruz. Ama bu sayı giderek düşecek ve ilçelerdeki hukuksuzluk büyüyecek.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fon kesintileri, yalnızca sivil toplumdan hizmet alan toplulukları değil, bu alanda çalışan emekçileri de doğrudan etkiliyor. Uluslararası kuruluşlar projeleri askıya aldığında veya finansmanı aniden kestiğinde, yereldeki uygulayıcı kurumlar istihdam, kira ve hizmet sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini yerine getiremez hale geliyor. Yani fon sağlayıcılar sahadan çekilirken, ortak oldukları sivil toplum örgütlerini projelerin yüklediği sorumluluklarla baş başa bırakmış oluyor. Örneğin “şu tarihe kadar maaş ödeyebileceğiz” duyurusu, projeyi kapatmak için gereken iş ve geçiş süresini bile kapsamıyor. Bunun sonucunda dünyada ve Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşu kapanmanın eşiğine geldi, çalışanlarının önemli bir kısmını işten çıkarmak ya da çalışma günlerini azaltmak zorunda kaldı. Türkiye’de büyük bir işsiz sivil toplum emekçisi kitlesi oluşuyor. Danışan sayısını ve faaliyetlerini aynı oranda kısmak istemeyen örgütlerde ise çalışanların iş yükü ve buna bağlı psikolojik yük giderek artıyor. Sivil toplum alanı, çalışanlarına ne ekonomik ne de siyasi güvence sağlayabilen bir hale geldikçe, deneyimli profesyoneller başka sektörlere kaymaya başlıyor. Bu da, aynı alanlarda fonlar yeniden sağlansa bile, telafisi güç sonuçlar doğuruyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Azınlık hakları alanında çalışan bir vakıf yöneticisine göre, bu durum Türkiye ve dünyada sivil toplumun acil durum mekanizmalarına duyduğu ihtiyacı gözler önüne serdi: “Yarıda kesilen projeler yüzünden deneyimli çalışma arkadaşlarımızı aniden kaybettik. Avrupa Birliği gibi kurumlar bu süreçte kısa süreli acil durum fonları sağlayabilseydi, örgütler istihdam kaybetmeden kaynak geliştirmek için zaman kazanabilirdi. Ama onlar da böyle bir krize hazırlıklı değildi. Bu kriz aynı zamanda sivil toplumu finansal kaynaklar konusunda daha yaratıcı olmaya yöneltebilir; bireysel bağışçılara veya gönüllü yönetimine yönelik çalışmalar yapmak gibi. Sadece ürün satışı (‘<em>merchandise</em>’) yoluyla değil, bilgi birikimini de finansal desteğe çevirmek için yöntemler üretmek zorundayız. Şu anda birçok STK bunun yollarını arıyor; çünkü gördük ki, bu her an başımıza gelebilecek bir durum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil toplum bir yapboz gibi; her parçası yönlendirme ve dayanışmayla işleyen bir sistem. Bir kuruluşun fonu kesilmese bile, diğerlerinin finansal kaynaklarının azalması, çalışma sürelerinin kısalması veya istihdam kaybı tüm sistemi etkiliyor. Kurumlar arası vaka yönlendirmeleri zorlaşıyor; örgütler, kendi başlarına sağlayamadıkları hukuki, maddi veya psikolojik desteği sunması için danışanlarını yönlendirdikleri diğer kurumlardan olumsuz yanıt almaya başlıyor. Ayrıca, proje ortağı oldukları dernek ve vakıflarla yürüttükleri çalışmalardan aldıkları verim de azalıyor. Yine de bu dayanışma ağı, kriz yönetimini kolaylaştıran kaynak, bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlıyor. Fon kesintilerinin ardından görüştüğüm örgütler, geleceğe dair farklı yollar üzerine düşünüyor. Yarıda bırakılan projelerin getirdiği yükümlülükleri nasıl yöneteceklerini tartışıyor, veya alternatif fon kaynaklarına yönelip yönelmeme ikilemiyle yüzleşiyorlar. Bazılarıysa çözümü yerelleşme çalışmalarını artırmakta görüyor. Tüm zorluklara rağmen Türkiye’de birbirinden güç alan ve dirençli bir sivil toplum, faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> <a href="https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/reevaluating-and-realigning-united-states-foreign-aid/">https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/reevaluating-and-realigning-united-states-foreign-aid/</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> <a href="https://research.jhu.edu/wp-content/uploads/2025/02/2025.01.24-USAID-Stop-Work-Order.pdf">https://research.jhu.edu/wp-content/uploads/2025/02/2025.01.24-USAID-Stop-Work-Order.pdf</a></p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> <a href="https://apnews.com/article/trump-usaid-foreign-aid-cuts-6292f48f8d4025bed0bf5c3e9d623c16">https://apnews.com/article/trump-usaid-foreign-aid-cuts-6292f48f8d4025bed0bf5c3e9d623c16</a></p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> <a href="https://www.usaidstopwork.com/">https://www.usaidstopwork.com/</a></p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> <a href="https://www.nytimes.com/interactive/2025/06/22/us/politics/usaid-foreign-aid-trump.html?login=google&amp;auth=login-google">https://www.nytimes.com/interactive/2025/06/22/us/politics/usaid-foreign-aid-trump.html?login=google&amp;auth=login-google</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/13/trump-donemi-fon-kesintileri-sonrasi-turkiyede-sivil-toplum-ne-durumda/">Trump Dönemi Fon Kesintileri Sonrası Türkiye’de Sivil Toplum Ne Durumda?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Zemini&#8217;nden Trump&#8217;ın İran&#8217;a Saldırı Tehdidine Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/adalet-zemininden-trumpin-irana-saldiri-tehdidine-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2019 10:46:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Nükleer silahlar]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Zemini yayınladığı bildiride,  Amerika Birleşik Devletleri'nin dünyayı yeni bir savaşa sürüklediği belirterek, hükümetten 'Trump’ın yalanlarına, savaş kışkırtıcı politikalarına karşı' çıkılması İncirlik Üssü başta olmak üzere ABD’nin bütün üs ve tesislerini kapatılması talebinde bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/adalet-zemininden-trumpin-irana-saldiri-tehdidine-tepki/">Adalet Zemini&#8217;nden Trump&#8217;ın İran&#8217;a Saldırı Tehdidine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamada, Trump&#8217;ın seçildikten kısa süre sonra, İran&#8217;ı Amerika’nın düşmanları listesinin ‘en tepesine’ koyduğu ve nükleer antlaşmadan tek taraflı çekildiğini duyurduğu hatırlatılarak, &#8220;Bu gelişme sonrasında İran da nükleer antlaşmadan çekildi. Trump, İran’ı nükleer silahlardan arındırmak için gerekirse askeri güç kullanacağını yüksek sesle dillendiriyor. Dünyanın başındaki en büyük nükleer bela, atom bombasını atan, Hiroşima ve Nagazaki’de on binlerce insanı birkaç saniyede öldüren ABD’dir. Üstelik aynı ABD, başta İsrail olmak üzere, bölgede nükleer silahlara sahip başka ülkelerin de en büyük destekçisidir.&#8221; denildi.</p>
<p>Barış ve halkların kardeşliğini savunan Adalet Zemini katılımcılarının tüm dünyada nükleer silahların ortadan kaldırılmasını, savaşların son bulmasını istediği belirtilen açıklamada, &#8220;ABD, Irak’ı petrol için, enerji yataklarını denetlemek için, dünya hegemonyası için 2003 yılında işgal etti; hâlâ askerlerini geri çekmiş değil. 2003’ten bugüne Irak’ta yüz binlerce insan öldü, milyonlarca kişi işsiz kaldı. Kadınlara tecavüz edildi, cezaevlerinde işkenceler, kentlerde soykırımlar yapıldı. Irak’ın kültürel eserleri yağmalandı. Aynı acılı hikayelerin İran’da veya dünyanın herhangi başka bir yerinde yaşanmasını istemiyoruz.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Hükümete, &#8220;Trump’ın yalanlarına, savaş kışkırtıcı politikalarına karşı çıkın. İncirlik Üssü başta olmak üzere ABD’nin bütün üs ve tesislerini kapatın&#8221; taleplerinin de dile getirildiği açıklamada, &#8220;Türkiye’de halkın büyük bir çoğunluğu ABD’nin İran’a saldırısına karşı çıkmaktadır. 2003 yılının 1 Mart’ında savaş karşıtları olarak Irak’ın işgaline karşı çıktık. Bugün de ABD’nin İran’a saldırmasını asla kabul etmiyoruz. Bütün dünyadaki savaş karşıtları ile birlikte bir kez daha söylüyoruz: İran’a yönelik savaş tehditlerine hayır.” denildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/22/adalet-zemininden-trumpin-irana-saldiri-tehdidine-tepki/">Adalet Zemini&#8217;nden Trump&#8217;ın İran&#8217;a Saldırı Tehdidine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump&#8217;dan Amerika&#8217;ya Yürüyen Göçmenlere: Ordumuz Sizi Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/trumpdan-amerikaya-yuruyen-gocmenlere-ordumuz-sizi-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 13:41:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32003</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD, Orta Amerika ülkelerinden yürüyüşe geçen göçmenlerin Meksika sınırına yaklaşması nedeniyle sınıra asker gönderme kararı aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/trumpdan-amerikaya-yuruyen-gocmenlere-ordumuz-sizi-bekliyor/">Trump&#8217;dan Amerika&#8217;ya Yürüyen Göçmenlere: Ordumuz Sizi Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Guatemala, Honduras ve El Salvador&#8217;dan 12 Ekim&#8217;de ABD&#8217;ye (Amerika Birleşik Devletleri) gitmek isteyenlerin başlattığı yürüyüş, göçmen kafilesine yeni kişilerin katılımlarıyla devam ediyor.</p>
<p>Kafilenin ABD sınırına her ne kadar hala 1600 kilometre uzakta olduğu ve sınıra ulaşmaları haftalarla ifade edilse de ABD&#8217;nin sınıra 5 bin 200 asker gönderme kararı aldığı ifade ediliyor.</p>
<p>ABD&#8217;li yetkililer yürüyüşe geçen kişi sayısını tam sayı olarak bilmediklerini ifade etseler de ABD&#8217;ye gitmek için yola çıkan göçmenlerin sayısının 7 binle 10 bin arasında olduğunu belirtiliyor.</p>
<p>The New York Times ise Amerika&#8217;ya ulaşmaya çalışan göçmenlerini sayısının 7 bin kişiden 3 bin 500&#8217;e düştüğünü fakat kafileye yol üzerinde yeni katılımların olduğunu, bu nedenle sayının sürekli değiştiğini yazdı.</p>
<h3>Trump: &#8220;Ordumuz sizi bekliyor&#8221;</h3>
<p>ABD Başkanı Donald Trump da Twitter hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada &#8220;Lütfen geri dönün, yasal süreçlerden geçmeden ABD&#8217;ye kabul edilmeyeceksiniz. Bu ülkemizin istilasıdır ve ordumuz sizi bekliyor&#8221; dedi.</p>
<p>ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Meksika sınırında asker bulundurulması için geçtiğimiz hafta meclise önerge vermişti.</p>
<p>ABD&#8217;li General Terrence O&#8217;Shaughnessy ise sınıra gönderilen 5 bin 200 asker hakkında bir hafta içerisinde yeni görev yerlerine ulaşacaklarını ve bölgeye askerlerin yanı sıra ilave silah, helikopter, uçak ve bariyer de konuşlandırılacağını ifade etti.</p>
<h3>Seçimler öncesi siyasi malzeme</h3>
<p>6 Kasım&#8217;da ABD&#8217;de düzenlenecek olan Kongre Ara Seçimleri nedeniyle de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler birbirlerini göçmenler üzerinden siyaset yaparak oy çalmaya çalışmakla suçluyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/goc/202147-trump-dan-amerika-ya-yuruyen-gocmenlere-ordumuz-sizi-bekliyor" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/trumpdan-amerikaya-yuruyen-gocmenlere-ordumuz-sizi-bekliyor/">Trump&#8217;dan Amerika&#8217;ya Yürüyen Göçmenlere: Ordumuz Sizi Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>17 Eyalet Göçmen Politikası Nedeniyle Trump&#8217;a Dava Açtı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/17-eyalet-gocmen-politikasi-nedeniyle-trumpa-dava-acti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jun 2018 09:28:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen politikası]]></category>
		<category><![CDATA[TIME dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28204</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD'de Başkan Trump'ın göçmenlerin çocuklarını ailelerinden ayıran göçmen politikası nedeniyle 17 eyalet Trump yönetimine dava açtı, "Seyirci kalmayacağız" açıklamaları yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/17-eyalet-gocmen-politikasi-nedeniyle-trumpa-dava-acti/">17 Eyalet Göçmen Politikası Nedeniyle Trump&#8217;a Dava Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Time dergisi geçen haftaki kapağına ailesinden ayrılan 2 yaşındaki Honduraslı bir çocuk ve Trump&#8217;ı taşımıştı.</p>
<p>ABD&#8217;de New York, California ve Washington başta olmak üzere 17 eyalette başsavcılar, Başkan Donald Trump&#8217;ın &#8221;yasa dışı ve acımasız&#8221; göçmen politikası nedeniyle ABD yönetimini mahkemeye verdi.</p>
<p>Seattle Bölge Mahkemesine sunulan 128 sayfalık dava dosyasında, Trump&#8217;ın göçmen politikasının ABD Anayasası&#8217;ndaki eşit hak, federal iltica ve statü haklarını ihlal ettiği savunuldu.</p>
<h3>&#8220;Bizim ülkemiz bu değil&#8221;</h3>
<p>New York Başsavcısı Barbara Underwood yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;Çocukları ebeveynlerinden ayırmak insanlık dışı, vicdansızca ve yasa dışıdır. Biz de bunu durdurmak için dava açıyoruz&#8221; ifadelerini kullandı ve ekledi:</p>
<p>&#8220;Trump yönetimi çocukları ebeveynlerinden ayırarak ve onları yüzlerce kilometre uzağa göndererek bu çocuklarda çok büyük bir travmaya neden oldu. Bizim ülkemiz bu değil. Trump yönetiminin anayasayı ve haklarımızı baltalamasına seyirci kalmayacağız&#8221;.</p>
<h3>San Diego 30 gün süre verdi</h3>
<p>San Diego eyaletinden bölge mahkeme başkanı Dana Sabraw ise çocuklar ile ailelerinin en fazla 30 gün içinde bir araya getirilmeleri, çocuklar eğer 5 yaşından küçükse bu sürenin en fazla 14 gün olacağı yönünde karar aldı.</p>
<h3>ABD Kongresi de harekete geçti</h3>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28206" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-266.jpg" alt="" width="475" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-266.jpg 475w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-266-320x179.jpg 320w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" /></p>
<p>ABD Başkanı Trump, ülke genelinden ve uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ülkeye yasa dışı yollardan giren göçmenlerin çocuklarının ebeveynlerinden ayrılmasını engelleyecek bir başkanlık kararnamesine imza atmıştı.</p>
<p>ABD dahil tüm dünyada tepkilere yol açan tartışmalı uygulamayı sona erdirmek için ABD Kongresi de harekete geçmişti.</p>
<h3>2 bin çocuk tesislerde tutuluyor</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28207" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-267.jpg" alt="" width="475" height="267" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-267.jpg 475w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/475-267-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" /></p>
<p>Ödüllü fotoğrafçı John Moore tarafından çekilen fotoğrafta sınırdan ailesi alınmadan geçirilen 2 yaşındaki Honduraslı bir çocuk hıçkırarak ağlıyor. Time dergisinin kapağına da konu olan fotoğrafa &#8220;Amerika&#8217;ya hoşgeldin&#8221; başlığı atılmıştı.</p>
<p>ABD İç Güvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen, nisan ve mayıs aylarında ABD&#8217;ye yasa dışı olarak getirilen yaklaşık 2 bin çocuğun tesislerde tutulduğunu açıklamıştı.</p>
<p>Nielsen, basına yansıyan görüntülerin aksine bu çocuklara iyi bakıldığını, sağlık durumlarının yerinde olduğunu ve şartları uygun olanların iltica başvurusunda bulunabileceğini bildirmişti.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://bianet.org/bianet/siyaset/198637-17-eyalet-gocmen-politikasi-nedeniyle-trump-a-dava-acti" target="_blank" rel="noopener"> Birgün</a>, Fox News, Washington Post, AP</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/27/17-eyalet-gocmen-politikasi-nedeniyle-trumpa-dava-acti/">17 Eyalet Göçmen Politikası Nedeniyle Trump&#8217;a Dava Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump’ın Paris İklim Anlaşmasından çıkması ne anlama geliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/trumpin-paris-iklim-anlasmasindan-cikmasi-ne-anlama-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2017 11:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[karbondioksit]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[sera gazı]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15392</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Geri dönüşü olmayan noktaya çok yakınız. ABD’nin olmaması otobüsün 150 ile değil, 160 kilometre hızla duvara çarpması demek. Tabi zenginler emniyet kemerini satın almış olacaklar ama kime ne?&#8221;* Trump, Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan çıkma sinyallerinin ardından yaptığı bir sonraki açıklamasıyla konu Türkiye’de sosyal medyanın gündemine oturdu.  Meclisimiz daha yeni Sanayi Komisyonu&#8217;ndan mera ve zeytinlikleri sanayi tesislerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/trumpin-paris-iklim-anlasmasindan-cikmasi-ne-anlama-geliyor/">Trump’ın Paris İklim Anlaşmasından çıkması ne anlama geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Geri dönüşü olmayan noktaya çok yakınız. ABD’nin olmaması otobüsün 150 ile değil, 160 kilometre hızla duvara çarpması demek. Tabi zenginler emniyet kemerini satın almış olacaklar ama kime ne?&#8221;*</strong></p>
<p>Trump, Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan çıkma sinyallerinin ardından yaptığı bir sonraki açıklamasıyla konu Türkiye’de sosyal medyanın gündemine oturdu.  Meclisimiz daha yeni Sanayi Komisyonu&#8217;ndan mera ve zeytinlikleri sanayi tesislerine açan maddeyi geçirmiş ve bir kereden bir şey olmaz diyerek Kıyı Kanunu&#8217;nu Trabzon için delmeye karar vermişken konu çok güzel denk geldi.</p>
<p>İklim müzakerelerinde/politikalarında ABD’nin varlığı çok değerli. Sırf ABD de olsun diye müzakerede bazı maddeler çok hafifletilmişti. Bağlayıcılığı azaltılmış, iklim değişikliğinin geldiği noktada oluşan felaktlerde kayıp ve zararları telaffuz eden (Madde 8) ama bunun tanziminde ağır davranan bir anlaşma ortaya konmuştu. Tek başına burada ABD bahane edilemez ama ABD’yi katma derdi olmasa anlaşmanın daha gerçekçi olabileceğine de itiraz etmek zorundayız.</p>
<p>ABD büyük ekonomisi, son dönemde azalan emisyonları, 2030 yılında 2005 yılına göre yüzde 26-28 daha az sera gazı salacağını taahhüt etmesi, bu taahhüttü ile mevcut gidişata (referans senaryo) göre azaltımda  yüzde 21’lik payı ile çok değerli bir yeri vardı. Ama olmadı, buraya kadarmış.</p>
<p>Dünya şimdi ABD’yi beklemek için kaybettiği yıllara mı yansın, yoksa ABD’yi bahane edip kalan yüzde 79 azaltımda payı olacak ülkelerin su koyma ihtimaline mi yansın?</p>
<p><strong>Türkiye çok sevinebilir</strong></p>
<p>Türkiye şimdi bir dost kazandı diyebiliriz. 1990-2015 arası emisyonlarını yüzde 125 arttırarak 475 Milyon tona çıkartan Türkiye  2030’da bunu bile katlayacağını bildirmişti. Trump’ın anlaşmadan çıkması ile ABD’nin azaltım liginde olmaması 2030’da emisyonlarını ikiye katlama hedefindeki Türkiye’yi sevindirecektir. Düşünsenize, her iklim felaketinde ya da her termik santral tartışmasında o tırmalayan sesi duyacaksınız artık: “Ama ABD’de Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan çıktı.”</p>
<p><strong>Ama Paris kurtarmayacaktı ki</strong></p>
<p>Paris İklim Anlaşması çok hızlı bir şekilde taraftar buldu ve bir yıl olmadan yeterli kriterlere ulaştı. Şu an 147 ülke taraf olmuş durumda. ABD düşünce 146 diyelim. Hafif bir anlaşma olması, hedeflerinin küçük olması, hala emisyon artışına devam ettirmesi ciddi bir handikap idi. 190 civarı devletin verdiğini niyet beyanları ile 2010’da 48 milyar ton olan karbondioksit salımları artışı yavaşlayacak ve 55 milyar ton civarında kalacaktı. Şimdi bu biraz artacak. Ama bu hali ile daha fazla fosil yakıt salınacağı ortada bir anlaşmayı yapmak, sırf ABD’de de bu anlaşmanın içinde olacak diye anlaşma yapmak ciddi bir tartışma konusu.</p>
<p><strong>ABD istemese de karbonsuzlaşıyor</strong></p>
<p>2000’lerde yedi milyar tondan fazla sera gazı salan ABD, 2015’e geldiğimizde neredeyse 6,5 milyar ton mertebesine düşürerek ciddi olarak karbonsuzlaşma yoluna girdi. Tabii ki bu iklim politikaları için yeterli değildi ve hızlanması müthiş olacaktı. Ancak açık bir gerçek var ki, hem yatırımda, hem yakıtta hem de iklim felaketlerinde üç defa ödediğiniz faturayı teke indirme mantığı ABD’de benimsenmeye başlayan bir konu oldu. İklim politikalarında eyaletler zaten çok ciddi yol aldılar bile. Kesin olan şu ki, Trump bir şey yapmak istemeyen için önemli de olsa bir bahane. Yapmak isteyen için o kadar çok referans var ki bunu zamanla göreceğiz</p>
<p><strong>Trump Türkiye’’yi taklit etmek zorunda</strong></p>
<p>Açık ki kamu paraları olmadan var olamayan kömür, petrol ve doğalgaz sektörü için Trump bu kararı aldı. Şimdi Şili 1 KWh elektrik için 2,91 cent öderken Türkiye &#8216;Çayırhan B Kömür Santrali&#8217; için 6,04 cent verecek. Trump anlaşmadan çıkarak Şili gibi değil, Türkiye gibi iş yapmak durumunda. Düşünsenize ABD’de zeytinlikleri, meraları, koruma alanlarını nasıl ekonomiye katacak? Zaten Trump’ın temel argümanı ABD’nın rekabet gücünü artırmak değil miydi? Bu anlamı ile Türkiye’den öğrenecek çok şeyi var.</p>
<p><strong>ABD’siz ne olacak?</strong></p>
<p>Çok açık ki ABD olmadan bir kat motivasyon azalacak, politikacıların bahaneleri bir kat artacak. Ama zaten sanayileşme öncesi 280 parçacık olan karbondioksit yoğunluğu 1987’de güvenli sınır olan 350’yi geçti ve bugünlerde günlük olarak 410 ppm olarak da ölçülüyor. Yani geri dönüşü olmayan noktaya çok yakınız. ABD’nin olmaması otobüsün 150 ile değil, 160 kilometre hızla duvara çarpması demek. Tabi zenginler emniyet kemerini satın almış olacaklar ama kime ne?</p>
<p><strong>Kömür kader Değil</strong></p>
<p>Siyaset dört belki beş boyutlu dengeler üstüne kurulu. ABD gibi bir ülke dengeleri kötü yöne çekebilecek güce sahip. Türkiye gibi bir ülke de daha küçük bile olsa kötü politikalar ile dengeleri etkiliyor. Tam tersi de geçerli. ABD’de halkın önünde hükümet politikalarına karşı eyalet politikalarından yürüme şansına sahip. Bizim böyle bir şansımız pek yok. Her yer beton ve asfalt, her yer ithal kömür ve ithal doğalgaz santrali.</p>
<p>Trump’ın ABD’yi anlaşmadan çıkarması çok büyük bir sorun olsa da bahane değil. Bizim ne yapacağımızı bilmememiz yada yapmamız gerekeni yeterince yapmamamız daha büyük bir sorun. Mesela Mera ve Zeytinlikleri betona açacak yasa meclisten geçemese ABD’nin etkisi bir nebze azalır.  Ama Trump’ı bahane etsek, ABD’nin etkisi bir nebze artar. Mesela İskoçya gibi termik santrallerini kapatsak ABD’nin etkisi ciddi azalır.</p>
<p>*<strong>Önder Algedik</strong></p>
<p>Enerji ve İklim Uzmanı</p>
<p>@Onderalg</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/trumpin-paris-iklim-anlasmasindan-cikmasi-ne-anlama-geliyor/">Trump’ın Paris İklim Anlaşmasından çıkması ne anlama geliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mültecilere destek olmak için Amerika-Meksika sınırını yüzerek geçtiler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/08/multecilere-destek-olmak-icin-amerika-meksika-sinirini-yuzerek-gectiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2017 09:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası yüzücülerden oluşan bir grup, dünya genelinde yükselen mülteci karşıtı politikaları protesto etmek için yüzerek Amerika ve Meksika arasındaki görünmez sınırı geçti. Yeni Zellandalı, Güney Afrikalı ve İsrailli 12 aktivistten oluşan grup, dört saat içinde Kaliforniya’dan Tijuana’ya yüzdü. Uluslararası yüzücülerden oluşan 12 kişilik bir aktivist grup, mülteci haklarına dikkat çekmek ve yükselen ırkçı tavırlara tepki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/08/multecilere-destek-olmak-icin-amerika-meksika-sinirini-yuzerek-gectiler/">Mültecilere destek olmak için Amerika-Meksika sınırını yüzerek geçtiler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Uluslararası yüzücülerden oluşan bir grup, dünya genelinde yükselen mülteci karşıtı politikaları protesto etmek için yüzerek Amerika ve Meksika arasındaki görünmez sınırı geçti. Yeni Zellandalı, Güney Afrikalı ve İsrailli 12 aktivistten oluşan grup, dört saat içinde Kaliforniya’dan Tijuana’ya yüzdü.</strong></h3>
<p>Uluslararası yüzücülerden oluşan 12 kişilik bir aktivist grup, mülteci haklarına dikkat çekmek ve yükselen ırkçı tavırlara tepki göstermek için Amerika ve Meksika’yı “görünmez bir şekilde ayıran” sınırı yüzerek geçti.</p>
<p>Gazete Karınca’dan Ezgi Gül’ün haberine göre, ABD’nin Kaliforniya Imperial Plajı’ndan başlayan etkinlik Meksika’nın Playas de Tijuana kıyılarında son buldu ve yaklaşık 4 saat sürdü.</p>
<h4><strong>Farkındalığı arttırmak için yüzdüler</strong></h4>
<p>Yeni Zellandalı, Güney Afrikalı ve İsrailli 12 aktivistten oluşan grup, dünya genelinde mülteci hakları hakkında farkındalığı arttırmak ve yükselen mülteci karşıtı retorikle mücadele etmek için yüzdü.</p>
<p>Yüzücüler, Amerika-Meksika sınırını geçmeye çalışırken hayatını kaybeden insanların yakınlarına destek olmak için çalışan Kolibri İnsan Hakları Merkezi’ne bağış topladı.</p>
<h4><strong>Trump’ın mülteci karşıtlığı protesto edildi</strong></h4>
<p>Donald Trump’ın <em>“ülkenin etrafına çit çekeceğine yemin etmesi”</em> ve destekçilerine <em>“Güney komşumuz bunun faturasını ödeyecek”</em> tarzı söylemlerde bulunup Meksika ile olan tansiyonu yükseltmesi sebebiyle Imperial Sahili’nden Tijuana’yı ayıran lokasyon sembolik olarak seçildi.</p>
<h4><strong>“Aslında büyün insanlar birbirlerine okyanusla bağlılar”</strong></h4>
<p>Yeni Zellandalı yüzücü Kim Chamber’ın Reuters’a yaptığı açıklamada, <em>“Bu uluslararası etkinlik insanların birbirlerine okyanus yoluyla nasıl bağlı olduklarının altını çiziyor”</em> dedi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler’e (BM) göre açlık ve şiddet küresel bağlamda bu kadar artan ilticanın en önemli sebepleri.</p>
<p>BM raporuna göre 2015 yılında dünyada 65.3 milyon insan yerlerinden edildi. Bu sayı, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç bu kadar yükselmemişti.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://sendika39.org/2017/05/multecilere-destek-olmak-icin-amerika-meksika-sinirini-yuzerek-gectiler/?utm_source=ReviveOldPost&amp;utm_medium=social&amp;utm_campaign=ReviveOldPost" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sendika.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/08/multecilere-destek-olmak-icin-amerika-meksika-sinirini-yuzerek-gectiler/">Mültecilere destek olmak için Amerika-Meksika sınırını yüzerek geçtiler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emine Deniz: Trump seçimler sırasında vermiş olduğu sözleri tutuyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/04/emine-deniz-trump-secimler-sirasinda-vermis-oldugu-sozleri-tutuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2017 10:56:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil direniş]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[Trump karşıtı protestolar]]></category>
		<category><![CDATA[womens march]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11253</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD&#8217;de Trump&#8217;ın başkan olarak göreve gelmesiyle ülke genelinde çeşitli protestolar başladı. İslamofobi, ırkçılık ve seksizm karşıtı bu protestolar ülkemizde de tartışma konusu oldu. ABD&#8217;deki protestoları ve bu protestolar etrafında bir araya gelen sivil toplumun ülke siyaseti üzerindeki etkisini anlamak için New York Üniversitesi&#8217;nde doktora eğitimini sürdüren Emine Deniz&#8217;le röportaj yaptık. Deniz merkezine Türkiye sivil toplumunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/04/emine-deniz-trump-secimler-sirasinda-vermis-oldugu-sozleri-tutuyor/">Emine Deniz: Trump seçimler sırasında vermiş olduğu sözleri tutuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD&#8217;de Trump&#8217;ın başkan olarak göreve gelmesiyle ülke genelinde çeşitli protestolar başladı. İslamofobi, ırkçılık ve seksizm karşıtı bu protestolar ülkemizde de tartışma konusu oldu. ABD&#8217;deki protestoları ve bu protestolar etrafında bir araya gelen sivil toplumun ülke siyaseti üzerindeki etkisini anlamak için New York Üniversitesi&#8217;nde doktora eğitimini sürdüren Emine Deniz&#8217;le röportaj yaptık. Deniz merkezine Türkiye sivil toplumunu alan değerlendirmelerini de bizimle paylaştı.</strong><span id="more-17637"></span></p>
<h4>&#8220;Müslümanlar Trump&#8217;ın Amerikan başkanı seçilmesinden önce ülke sınırlarında güllük gülistanlık zaman geçirmiyorlardı&#8221;</h4>
<p><strong>-ABD&#8217;de neler oluyor?</strong></p>
<p>Bu soruya en kestirme cevap: “Trump, seçimler sırasında vermiş olduğu sözleri tutuyor” olurdu. Hatırlarsak Trump’ın seçim vaatleri arasında Müslümanların ülkeye girişlerine dair güvenlik adımlarını daha da kuvvetlendirmek vardı. Seçilmesinin ardından imzaladığı bir kanun hükmünde kararname ile Irak, İran, Libya, Somali, Sudan, Suriye ve Yemen vatandaşlarının ülkeye girişini 90 gün boyunca yasakladı.</p>
<p>Burada bir parantez açalım. Müslüman Amerikan vatandaşları, Müslüman yeşil kart sahipleri veya Müslüman-çoğunluk ülkelerin Amerikan vizesine sahip vatandaşları Trump’ın Amerikan başkanı seçilmesinden önce ülke sınırlarında günlük gülistanlık zaman geçirmiyorlardı. Bunun yanı sıra bu ülkeler Obama yönetimi sırasında “kaygıya mahal ülkeler” olarak tanımlanmışlardı.</p>
<p>Ve hatta filmimizi daha da geriye saralım. Kolonyal donemde ayrı post-kolonyal donemde ayrı canına okunmuş bir nüfustan bahsediyoruz. 2003 yılında Irak’ın işgali ile başlayan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı yangın yerine çevirme ve insanları bir şiddet sarmalına hapsetme tarihi var. Yangın yeri hali radikalleşmeye, radikalleşmenin güvenlik önlemlerinin artmasına neden olmasına, bu durumun daha da radikalleşmeye neden olduğu uzun bir süreçten bahsediyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-11256" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/DEFEE13F-747D-43A6-B85E-0D70E74F6655-e1486205491531.jpg" width="900" height="527" /></p>
<h4>&#8220;Trump tarafından önümüze konan uygulamayı Obama dönemi ile uygulamaları karşılaştırmak Trump ve benzerlerini normalleştirmek olur&#8221;</h4>
<p><strong>-Peki bu durumu diğerlerinden farklı kılan neydi?</strong></p>
<p>Amerikan Başkanı Trump’ın uygulamaya koyduğu karar kazanılmış hakları askıya alıyor. Dünyanın bütün devletleri sınır güvenliklerini sağlamak için bir takım uygulamalara başvuruyorlar. Vize almak, sığınma veya vatandaşlık hakkı elde etmek kolay değil. Fakat bütün bu işlemler sonucu devlet ve birey arasında bir sözleşme oluşuyor. O sözleşmenin ihlali durumunda da yapılacaklar belirleniyor. Ve bir gün devlet birdenbire herhangi bir geçerli ve meşru neden olmadan aranızdaki sözleşmeyi feshediyor. Yani oyunun kuralları biz oyunun içindeyken değişiyor.</p>
<p>Burada yukarıda Obama yönetiminin bu yedi ülkeyi daha önce “kaygıya mahal ülkeler olarak” belirlemesinden, 2011 yılında Irak’a ayrılmış özel mülteci vizelerini altı ay boyunca durdurmuş olmasından veya 2015 yılında İran, Irak ve Suriye’nin de aralarında bulunduğu ülkeler için vize kurallarına yeni maddeler eklemesinden farklı olan birden fazla durum var. İnfazı kabil sözleşme esasına aykırı hareket etmek, ikincisi 130 milyonluk bir nüfusu etkileyen bir kararı küçük bir danışman kadrosu ile vermek &#8211;Trump yönetimi değil Trump, Obama değil Obama yönetimi demem bilinçli bir tercih&#8211;, kararnameye ilişkin uygulama ve kuralların belirsizliği ve kararnamenin Amerikan Anayasası’na olası aykırılığı akla ilk gelenler.</p>
<p>Burada kişisel bir görüş için kendime yer açmak istiyorum. Herhangi bir devletin ülkesinin sınırlarını korumak üzere attığı veya atacak olduğu adımların özgürlüğü güvenlik politikalarına önceleyen insanların damağında kekremsi bir tat bırakmaması mümkün değil. Fakat Trump tarafından önümüze konan uygulamayı Obama dönemi ile uygulamaları karşılaştırmak en basitinden Trump ve benzerlerini normalleştirmek olur. Bu normalleştirmenin sonunun da hayırlı bir yere çıkacağını düşünmüyorum.</p>
<h4>&#8220;Direnişte görünür olan beyaz, eğitimli, liberal orta sınıf bir kitle var&#8221;</h4>
<p><strong>-Bir sivil direniş var. Sizce bu direniş siyasete nasıl yansır?</strong></p>
<p>Geçtiğimiz haftaya kadar radarımıza girmemiş olmaları tamamen bizim suçumuz olan ama yıllardır yapısal İslamofobiye, insansız hava araçları (drone) ile yapılan saldırılara karşı aktivizm peşinde zamanlarını, sağlıklarını, ve hatta sosyal statülerini harca(mış)yan kimseler var. Daha da eskiye gitmeliyiz!  Yerlilerin kültürel, sosyal, siyasi hakları için, yerlilerin mülkiyet hakları için organize olmuş aktivistler, siyahilerin önce eşit vatandaşlıkları için, bugünlerde karşılaştıkları yapısal ırkçılık için örgütlenmiş bir sivil direniş var.</p>
<p>Sivil direniş yeni değil ama direnişe katılan ve görünürlüğü, ne yazık ki, daha fazla olan bir kitle var: (Çoğunluğu) Beyaz, eğitimli, liberal orta sınıf.  Bu sınıf 1) siyasi eliti üretiyor, 2) siyasi eliti etkileyecek mekanizmalara sahip. Aynı zamanda da dünya genelinde artan popülist milliyetçi söylemin liberal demokrasinin bütün kazanımlarına vuracağı darbeye karşı oluşan bir tepki var.</p>
<p>Şu anda en çok duyduğum şeylerden biri: “2018 yılında yarı donem kongre ve senato seçimleri için çok iyi adaylar yetiştirmeliyiz.” Hatta Barack Hussein ve Michele Obama zamanlarını ve kaynaklarını en küçük yönetim biriminden en büyüğüne daha iyi siyasiler yetiştirmek için harcayacaklarını açıkladılar.</p>
<p><strong> -Sizce Amerikan sivil toplumunun siyaset karşısında bir şansı var mı?</strong></p>
<p>Amerikan siyasetinde sivil toplumun etkisi tartışılamaz. Düşünürseniz, telefonla temsilcilerini arayarak veya mektup/e-mail yolu ile ulaşarak oylamada nasıl oylamaları istediklerini bildiren bir seçmen grubundan bahsediyoruz. Ve kongre/senato üyesi bunları haftalık bültenlerinde açıklıyor.  Ama aynı zamanda daha önce de bahsettiğim gibi Amerika’nın kuruluşundan bu yana gelen haksızlıklara karşı uzun zamandır sivil direniş gösteren gruplar var. Bir de yine daha önce bahsettiğim gibi bu sahneye yeni yeni adım atan beyaz-çoğunluk, eğitimli ve liberal bir kitle var. Bu iki grup arasında George Orwell’in muhteşem tabiri ile kimin “daha eşit” olduğu hepimizin mâlumu.</p>
<p>Bunu da kabaca iki sebebe bağlayacağım. İlki, milli iradenin tecellisinde kimin oy kullanabildiğinin ve kimin oy vermek için sandık başına gideceğinin ve daha önemlisi gidebileceğinin verilerle biliniyor olması. Bir parantez daha Trump’ın seçildiğinden beri, biliyorsunuz popüler oylamayı 2,9 milyon oy ile Hillary Clinton kazandı, ve secim öncesinde de seçimlere hile karıştığını iddia etmesinin narsistliğinden başka bir nedeni daha var: Güneyli Cumhuriyetçilerin uzun zamandır peşinde oldukları yerli, siyahi, hispanik, ve illegal yollar ile ülkeye gelip çeşitli sebeplerle vatandaşlık hakkını kazanmış vatandaşların oy kullanma haklarının elinden alınmasına neden olacak kanunları geri getirme çabası.</p>
<p>İkincisi ise Amerikan siyasetinde politika finansmanı ve bu sayede de paranın önemi: En yakın örneğini Çarşamba günü yasadık. Trump’ın secim zamanı ve yemin töreni sırasında kamu politikası uygulamalarından biri de “yerli ve milli” üretim, işçi ve tüketim idi. (Produce American, Hire American). Trump’ın çalışanlara tahsis edilen H1B vizesinde bir değişikliğe gideceğini öngörülüyor. Ve Kaliforniya eyaletinin Demokrat temsilcilerinden biri bir yasa tasarısı önerdi. Tasarının detaylarına girmeden şunu söylemek istiyorum, yasanın eski hali ile karşılaştırıldığında yeni tasarı iyi Amerikan üniversitelerinden mezun olanları ve teknoloji sektörünü koruyor. Kanun tasarısı Trump’ın olası daha “korkunç” tasarısından korumak üzere ve tarafsız olarak lanse ediliyor. Sivil toplum için ve ülkeye eğitim almak için gelmiş önce göçmen sonra da vatandaşlık statüsüne geçecek olan kimseler için elbette yararlı bu tasarının kimin lobi faaliyetleri sonucu ortaya çıktığı da yanı sıra son derece açık.</p>
<h4>&#8220;Yargının tavrını tamamen sivil direniş etkiledi demem mümkün değil&#8221;</h4>
<p><strong>-ABD yargısı Trump&#8217;ın Müslümanlara vize kısıtlaması kararını askıya aldı. Yargının bu tavrını sivil direniş ne derece etkiledi?</strong></p>
<p>Öncelikle sıklıkla görülen bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim, Brooklyn’de bölge savcılığından bir yargıç geçici olarak vize kısıtlamasını ülkeye girmek üzere havaalanında olan ve karar sırasında “in-transit” (yolda) olan kimseler için askıya aldı. Yargının tavrını tamamen sivil direniş etkiledi demem mümkün değil. İki kişinin şikâyeti mahkemeye bu durumlar da tecrübeli Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) tarafından taşındı ve elbette ki hangi mahkemeye taşımaları gerektiğini biliyorlardı. Davaya bakan yargıç altı yıl sure boyunca görevini yerine getirmek üzere Obama tarafından atanmıştı ve Demokrat seçmenin genel eğilimine yakın biriydi. Bu durumda davayı sonuçlanması gerektiği gibi sonuçlandırmaması için bir neden yoktu. Yani gördüğümüz yıllara yayılmış bir devlet aygıtının güçler arasında eşit dağılımını sağlama çabasının tezahürü idi.</p>
<p>Oysa Amerikan yargısının Treyvon Martin, Michael Brown, Philando Castile, Alton Sterling davaları ve daha nicelerinde sicili böylesine parlak değil.</p>
<p><strong>-ABD&#8217;deki protestolar toplumun genelinde nasıl karşılık buluyor?</strong></p>
<p>Protestocular arasında beyazların bulunması, Amerika’nın kadim meseleleri sınıf ve ırk ayrımcılığına dair değil genel geçer vurgusu olan protestolar olması nedeniyle elbette daha yumuşak karşılanıyor. Kimse insanları “uyuşturucu kullanan, hapse girip çıkan, eğitimlerini yarıda bırakan ve ahlaki değerleri zayıf” olarak yaftalamıyor. Protestonun Cumhuriyetçi kanada yakın ana akım medyada yer alma biçimi protestocuları karalama üzerinden çok, protesto edilen şeyin Amerika’nın güvenliği için alınmış bir karar olduğunu ve Obama yönetimin de aynısını yaptığını –hakikat sonrası habercilik kuralları dahilinde&#8211; vurgulamaya dayanıyor.</p>
<h4>&#8220;Türkiyeli sivil toplum örgütlerinin devlet ile olan ilişkilerini sürekli olarak sorgulamaları önemli&#8221;</h4>
<p><strong>-Bu örnekten Türkiye sivil toplumunun çıkarması gereken dersler var mı sizce? Varsa nedir bunlar?</strong></p>
<p>Öncelikle ders yerine, üzerine düşünmemiz için neler var diyelim isterim. Üzerine düşünmeniz gereken noktaları sıralarken de iki konuyu açıklığa kavuşturmam gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>İlki, ben liberal gelenekten gelen ve liberal gelenek ilkeleri içinde siyasi varoluşunu sürdürmeye çalışan biriyim. Bu durumda yaşamımın akışı sürecinde karşılaştığım şeyler üzerinde düşünürken isteyerek ve çoğu kez istemsizce bu siyasi düstur ile düşünüyorum. Yani buradan sonra okuyacaklarınız bir liberalin Amerika sivil toplumuna bakıp Türkiyeli sivil toplum üzerine neler düşündüğüdür.</p>
<p>İkincisi ise, her toplumun kendi iç dinamiklerinin farklı olduğunu unutmadan ilkelerim dahilinde bir düşünme egzersizi bu, bu nedenle genel geçer uygulanabilecek noktalardan bahsetmek istiyorum. Nüansları atladığım için herkesten özür dilerim.</p>
<p>Sivil toplumun devlet şiddetini kontrol altına almak belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz araç. Bu durumda Türkiyeli sivil toplum örgütlerinin devlet ile olan ilişkilerini sürekli olarak sorgulamalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bahsettiğim, bağışcılığın az olduğu bir ülkede, devlet yardım ve hibelerinden uzak durmak değil, ama o hibeleri alabilmek için devlete veya devletin tezahürlerine yanlamayı işin kuralı saymamak.</p>
<h4>&#8220;Türkiyeli sivil toplum örgütlerinde çok karşılaştığım bir söylem eğer kelli ferli heteroseksüel erkek olmaz ise panelde/çalıştayda/sunumda/çalışmada bizi kimse dinlemez algısı&#8221;</h4>
<p>Bahsetmek istediğim bir diğer noktayı sevgili Umut Tümay Arslan’ın şahane kavramsallaştırması ile anlatmak istiyorum: ““heteronormatifliği ve Türklük ethosunu* yeniden üretmeyen” bir sivil toplumun peşinde olmalıyız. Türklük ethosunu daha az önemli görmediğimi vurgulayarak, son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım heteronormatifliğin yeniden ve yeniden üretilmesi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Sivil toplumdan bahsedeceksek öncelikle bu soyut varlığın heteroseksüel hükümran sınıfa ait erkek egemenliğinden çıkmasının gerekliliğinden bahsetmemiz lazım. Türkiyeli sivil toplum örgütlerinde çok karşılaştığım bir söylem eğer kelli ferli heteroseksüel erkek olmaz ise panelde/çalıştayda/sunumda/çalışmada bizi kimse dinlemez algısı. Dinlemez tabii, sen hiç dinlemeleri için sınırları genişletmeye çalışmamışsın ki. Beni inanılmaz hayal kırıklığına uğratıyor bu her seferinde. Elbette Amerika’da da tamamı erkeklerden oluşan televizyon programları, konferans panelleri var, ama bunu konuştuğunuzda sivil toplum temsilcilerinden “ne yapalım başka türlü ilgi çekemeyiz “den farklı cevaplar duyuyorsunuz.</p>
<p>Bir diğer konu herhangi bir konuda sivil toplum hamlesine ihtiyaç duyacak isek, bu hayvan haklarından, eşit yurttaşlığa, LGBTİ haklarından devlet şiddetine tek tip olmamızın gerekliğinin neredeyse gizli bir kabul olması. Amerikan sivil toplumu bu günahtan âri mi? Ee elbette hayır, ama Trump’ın başkan seçilmesinden beri gördüğümüz protestoların yayınlanan bildirilerin içeriklerine bakıldığında bu konuda bir aşama kaydedilmesi için atılan adımları görüyorsunuz. Çok katmanlılık Amerikan sivil toplumun sıklıkla konuştuğu konulardan biri. Mesela, 2016 kışında katıldığım bir konferansta Türkiye’nin çeşitli yerlerinden iş kadını örgütleri vardı. Konferansın ana teması, 2015 Temmuz’unda yeniden başlayan çatışmalı süreç içinde kadının is hayatına katkısı idi. Ülkenin batısındaki iş kadınlarını temsil eden örgütlerden herhangi biri ülke ve dünya genelinde bir ekonomik kriz yaşandığından bunun da herkesi etkilediğinden öteye gidemediler. Birbirimiz ile bir örnek, tek flama altında ve asla birbirimizi eleştirmeden ve tartışmadan sivil kontrolü devlet üstünde oluşturma çabalarının 19 Mayıs müsamerelerinden farkı yok. 19 Mayıs müsameresinin de sivillik ile alakası yok.</p>
<p>Burada bir noktaya daha değinmek istiyorum, tek tipleştirme ve yekpare bir oluşumdan bahsediyormuşçasına konuşma ve davranma bicimi hem sivil toplumun içinde hem de sivil toplumun karşısında devlet tezahürüne yakın duranlar arasında var. Muhalefet etmek, bir konuda karşı fikir ifade etmek, sivil bir hareketin içinde yer almak kalın bir fırçayla tek renge boyanmak gibi. İlkeleriniz nedeniyle çeşitli zamanlarda, belki de siyaseten asla yan yana gelmeyeceğiniz kimseler ile bir arada olabilmek bir olgunluk belirtisi değil neredeyse bir günah. Kadınların yürüyüşü ile başlayan, Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanması ile devam eden süreçte okuduğum birçok yazıdan çok etkilendim. Çoğunun ana teması da su idi: Bugün bizimle sokakları dolduranların bu yaşananlarda payı büyük olabilir, hatta belki de bazen baskının ve devletin dilini yeniden üretiyor olabilirler fakat onlara yanımızda olma fırsatı vermek, ötelememek ama bunu yaparken de sorumluluklarını hatırlatmak geleceğimiz için önemli.</p>
<p>Bu noktada benim başka bir düşünme noktası da sorumlulukların nasıl hatırlatıldığı oldu. Kimseden bunu beklemek gibi hakkım olmadığını biliyorum ama olsa daha iyi olur diye ekliyorum. Beni hem düşündüren hem utandıran yazıların diline dönüp baktığımda sunu fark ettim: Kimseye “giydirmiyor”, kimseyi “hizaya çekmiyor” ama hiç taviz vermeden hatırlatıyor eksiklerini. Keşke başkalarında kızdığımız baş öğretmen tavrımızı bir kenara bırakabilsek. Belli ki, ben de su anda aynı şeyi yapıyorum, bir grup insani hizaya çekmeye çalışıyorum. Bunu da kabul ediyorum. Ama ben Türkiye’deki “o zaman neredeydiniz” veya “biz size dememiş miydik” aktivizmden çok bunaldım. Yalnız olmadığımı da çok iyi biliyorum.</p>
<p>Kapatırken vurgulamak istediğim ve belki de en önemli olduğunu düşündüğüm şey ise: “Eskiden ülke/dünya böyle değildi” çığırtkanlığına mahal vermemek. Kendimizi, dilimizi sürekli kontrol etmek.  İmtiyazlarının, o imtiyazların seni “eskiden” nasıl koruduğunun farkında olmak lazım. Bu bizim sorumluluğumuz. Nokta.</p>
<p>Yukarıda sözünü ettiğim konu ile bağlantılayarak bitirmek istiyorum, biri herhangi bir sivil toplum temsiliyetine ister hizaya çekerek ister başka yollarla imtiyazlarını ve imtiyazlarının yaptıkları iste nasıl görünür olduğunu söylerse dinlemek ve gerekli düzeltmeleri yapmak o sivil toplum temsiliyetinin sorumluluğu. Hakkaniyet bunu gerektirir.</p>
<h6>*Umut Tümay Arslan, bir yazısında, özellikle bazı sosyalist sol ve demokrat kesimlerden insanların 1915’e sanki yüz yıl öncesinde olmuş-bitmiş ve orada kalmış bir olgu olarak yaklaşmalarını, aradan geçen bir asırlık dönemde yaşanan “çifte ortadan kaldırma” sürecinin (Ermenilerin yok edilmesi ve Ermenilerden geriye kalan izlerin yok edilmesi) görmezden gelinmesi durumunu <i>Türklük Ethosu</i> olarak tanımladığı oluş ile açıklar/Kaynak için <a href="http://istiraki.blogspot.com.tr/2016/05/turkluk-ethosu.html">tıklayın</a></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/04/emine-deniz-trump-secimler-sirasinda-vermis-oldugu-sozleri-tutuyor/">Emine Deniz: Trump seçimler sırasında vermiş olduğu sözleri tutuyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;daki Kadın Yürüyüşleri&#8217;nden kuş bakışı görüntüler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/amerikadaki-kadin-yuruyuslerinden-kus-bakisi-goruntuler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2017 19:18:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[women's marches]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, ülkenin dört bir yanından gelen kadınlar, Donald Trump&#8217;un seçilmesini protesto etmek ve kadın haklarını geliştirmek için cumartesi günü Washington DC&#8217;de bir araya geldi. Aynı zamanda, ülke çapında çeşitli şehirlerde büyük mitingler düzenlendi. Havadan çekilmiş video ve fotoğraflar ülkenin her yerinde toplanan büyük kalabalıkları gösteriyor. Şimdiye kadar yapılan en büyük mitinglerden bazıları Los [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/amerikadaki-kadin-yuruyuslerinden-kus-bakisi-goruntuler/">Amerika&#8217;daki Kadın Yürüyüşleri&#8217;nden kuş bakışı görüntüler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, ülkenin dört bir yanından gelen kadınlar, Donald Trump&#8217;un seçilmesini protesto etmek ve kadın haklarını geliştirmek için cumartesi günü Washington DC&#8217;de bir araya geldi.</h3>
<p>Aynı zamanda, ülke çapında çeşitli şehirlerde büyük mitingler düzenlendi. Havadan çekilmiş video ve fotoğraflar ülkenin her yerinde toplanan büyük kalabalıkları gösteriyor. Şimdiye kadar yapılan en büyük mitinglerden bazıları Los Angeles, Boston ve Chicago&#8217;da gerçekleşti. İşte etkileyici hava fotoğraf ve videolarından bazıları;</p>
<h4>Los Angeles</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">We’re in a helicopter high over the <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> in Los Angeles. Watch on Facebook Live <a href="https://t.co/oSIhv2N87s">https://t.co/oSIhv2N87s</a> <a href="https://t.co/KKTHA64xrP">pic.twitter.com/KKTHA64xrP</a></p>
<p>&mdash; CNN (@CNN) <a href="https://twitter.com/CNN/status/822877751707398146?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><a href="https://twitter.com/molly_knight/status/822876048647852032">https://twitter.com/molly_knight/status/822876048647852032</a></p>
<h4>Denver</h4>
<figure id="attachment_11079" aria-describedby="caption-attachment-11079" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11079 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/womens-march-e1485111232677.jpg" width="900" height="596" /><figcaption id="caption-attachment-11079" class="wp-caption-text">Görsel: Andy Cross/The Denver Post</figcaption></figure>
<p>https://twitter.com/LaurenMJ_PT/status/822884245790216192</p>
<h4>Seattle</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">Seattle <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> has finally left Judkins Park. Early numbers from the city estimate 130,000 participants. <a href="https://t.co/6hICuBFsmF">pic.twitter.com/6hICuBFsmF</a></p>
<p>&mdash; KING 5 News (@KING5Seattle) <a href="https://twitter.com/KING5Seattle/status/822918628341260288?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Boston</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">View of <a href="https://twitter.com/hashtag/Boston?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Boston</a> Common right now from <a href="https://twitter.com/hashtag/Sky5?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Sky5</a>. <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/BosWomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#BosWomensMarch</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/wcvb?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#wcvb</a> <a href="https://t.co/ecp5eTwx5x">https://t.co/ecp5eTwx5x</a> <a href="https://t.co/fpWtGpreLq">pic.twitter.com/fpWtGpreLq</a></p>
<p>&mdash; Jenny Barron (@JennyWCVB) <a href="https://twitter.com/JennyWCVB/status/822844006023491584?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Chıcago</h4>
<p>https://twitter.com/gwencstacy/status/822858436656373761</p>
<h4>New York</h4>
<p>https://twitter.com/billcanacci/status/822858452213047297</p>
<h4>St. Louıs</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">The <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> in downtown St. Louis! This is what democracy looks like. <a href="https://t.co/mzb5xMZUKC">pic.twitter.com/mzb5xMZUKC</a></p>
<p>&mdash; Antonio French (@AntonioFrench) <a href="https://twitter.com/AntonioFrench/status/822834279205969921?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>St. Paul-Mınnesota</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">Friend&#39;s pic from St. Paul, <a href="https://twitter.com/hashtag/minnesota?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#minnesota</a> Capitol steps. My god. <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> <a href="https://t.co/ffOEw2tdZi">pic.twitter.com/ffOEw2tdZi</a></p>
<p>&mdash; Abe Sauer (@abesauer) <a href="https://twitter.com/abesauer/status/822906767965306881?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Portland-Oregon</h4>
<p>https://twitter.com/EileenParkTV/status/822900952835366913</p>
<h4>Austın-Texas</h4>
<p>https://twitter.com/thisisbray/status/822890502076895232</p>
<h4>Sacramento-Calıfornıa</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">Incredible aerial view of masses in front of state Capitol. Photo courtesy of <a href="https://twitter.com/DJMeliMel?ref_src=twsrc%5Etfw">@DJMeliMel</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/cbs13?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#cbs13</a> <a href="https://t.co/4DUS3zhW1W">pic.twitter.com/4DUS3zhW1W</a></p>
<p>&mdash; Shirin Rajaee (@ShirinRajaee) <a href="https://twitter.com/ShirinRajaee/status/822927426191667200?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Lansıng-Mıchıgan</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">An estimated 10,000 rallying against Trump in Lansing, Michigan <a href="https://t.co/ZIZXBH24sY">pic.twitter.com/ZIZXBH24sY</a></p>
<p>&mdash; MIRS.news (@MIRSnews) <a href="https://twitter.com/MIRSnews/status/822876306685693952?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Nashvıle-Tennessee</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">Huge crowd for the Women&#39;s March here in Nashville! Rally happening now at Cumberland Park before the march starts. <a href="https://twitter.com/NC5?ref_src=twsrc%5Etfw">@NC5</a> <a href="https://t.co/LhDuLoiRgY">pic.twitter.com/LhDuLoiRgY</a></p>
<p>&mdash; Jesse Knutson (@Jesse_ACM) <a href="https://twitter.com/Jesse_ACM/status/822864962389442561?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Kansas Cıty-Mıssourı</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">Organizers with <a href="https://twitter.com/kcmarch2017?ref_src=twsrc%5Etfw">@kcmarch2017</a> say 10,000 people attended the <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a> in <a href="https://twitter.com/hashtag/KC?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#KC</a> today. This is what that looks like. <a href="https://t.co/gDZ3RwFS2F">pic.twitter.com/gDZ3RwFS2F</a></p>
<p>&mdash; KCTV5 News (@KCTV5) <a href="https://twitter.com/KCTV5/status/822911988179357698?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Park Cıty-Utah</h4>
<p>https://twitter.com/alissamarie/status/822847128938496000</p>
<h4 id="qG6MO5">Raleıgh-North Carolına</h4>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="500" data-dnt="true">
<p lang="en" dir="ltr">HUGE crowd in <a href="https://twitter.com/hashtag/Raleigh?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Raleigh</a> for the <a href="https://twitter.com/hashtag/WomensMarch?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#WomensMarch</a>. Look at all these people @TWCNewsRDU. <a href="https://t.co/P8MBMNqI8I">pic.twitter.com/P8MBMNqI8I</a></p>
<p>&mdash; Ryan Breslin (@ryanjbreslin) <a href="https://twitter.com/ryanjbreslin/status/822841145919238144?ref_src=twsrc%5Etfw">January 21, 2017</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<h4>Ithaca-New York</h4>
<p>https://twitter.com/cornellsun/status/822850532180185088</p>
<h6><strong>Kaynak: <a href="http://www.vox.com/2017/1/21/14345972/boston-denver-chicago-march">Vox</a></strong></h6>
<h6><strong>Ana görsel: <a href="http://www.elle.com/culture/career-politics/news/g29352/womens-march-washington-dc-best-pictures/">Elle</a></strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/22/amerikadaki-kadin-yuruyuslerinden-kus-bakisi-goruntuler/">Amerika&#8217;daki Kadın Yürüyüşleri&#8217;nden kuş bakışı görüntüler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
