<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumsal hafıza arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-hafiza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-hafiza/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Nov 2021 07:46:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>toplumsal hafıza arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-hafiza/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adnan Ergeç Fonu Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/15/adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Nov 2021 07:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hibe]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Ergeç Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişle yüzleşme]]></category>
		<category><![CDATA[hibe]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karakutu tarafından desteklenen Adnan Ergeç Fonu, 6.dönem başvurularını açtı. Son başvuru tarihi 9 Aralık 2021. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/15/adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/">Adnan Ergeç Fonu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Başvuru Koşulları</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye’de ikamet etmek,</li>
<li>18-30 yaş arasında olmak,</li>
<li>Proje konusunun Türkiye ile ilişkili toplumsal hafıza, geçmişle yüzleşme, toplumsal barış ve eşitliğin inşası ve/veya ayrımcılığın önlenmesine yönelik bir çalışma olması,</li>
<li>Projenin konusunun ve çıktılarının ırkçılık, cinsiyetçilik, şiddet övgüsü, transfobi-homofobi, etnik, dini ve/veya politik ayrımcılık içermemesi.</li>
</ul>
<p>Birden fazla kişi tarafından uygulanacak bir projeyle başvuru yapılması halinde, ekipten bir kişi grup adına başvuru yapabilir. Bu durumda, proje ekibinin temsilcisi başvuruyu gerçekleştiren kişi olacak.</p>
<h5><strong>Başvuru İçin Gerekli Belgeler </strong></h5>
<ul>
<li>Proje başvuru formu</li>
<li>Proje sahibinin özgeçmişi</li>
<li>(Eğer sanat alanında bir proje fikriyle başvuruluyorsa) Başvuru sahibinin portfolyo veya filmografisi</li>
<li>Proje zaman planı (Projelerin süresi en fazla sekiz ay olabilir)</li>
<li>Projenin bütçesi (Fonun, proje başına üst tutar sınırı 5.000 TL’dir. Karakutu’nun tutarı değiştirme hakları saklıdır.)</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru </strong></h5>
<ul>
<li>Başvuru ve detaylı bilgi için <a href="https://www.karakutu.org.tr/adnan-ergec-fonu-6-donem-basvurulari-acildi/" target="_blank" rel="noopener">tıklayın</a></li>
<li>Son başvuru tarihi: 9 Aralık 2021, Perşembe günü saat 17.00</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/15/adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/">Adnan Ergeç Fonu Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Toplumsal Hafızayı Resmi Söylemin Tekilliğinden Çıkarmak İstedik&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/toplumsal-hafizayi-resmi-soylemin-tekilliginden-cikarmak-istedik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2021 12:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[açık kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Burçak Belli]]></category>
		<category><![CDATA[Press In Arrest]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Press in Arrest Genel Yayın Yönetmeni Onur Burçak Belli, gazeteci yargılamalarının izlenmesiyle oluşturulan veri tabanının hedeflerinden birinin "Toplumsal hafızayı resmi söylemin tekilliğinden çıkarmak" olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/toplumsal-hafizayi-resmi-soylemin-tekilliginden-cikarmak-istedik/">“Toplumsal Hafızayı Resmi Söylemin Tekilliğinden Çıkarmak İstedik&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-67180" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/press-in-arest.jpg" alt="Press in Arrest" width="208" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/press-in-arest.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/press-in-arest-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" />Türkiye’deki gazeteci yargılamalarını izleme, belgeleme ve hafızalaştırma çalışması olan Press in Arrest oluşturduğu veri tabanını online bir panelle tanıttı. Gazeteci Selin Girit’in yönettiği panelde; projenin çıkış noktasını ve kapsamını anlatan Onur Burçak Belli, doğru bilgiye erişimin toplumsal hafızanın doğru oluşmasındaki önemine vurgu yaptı. Gazeteci yargılamalarına dair nesnel bilginin, veri temelli olarak ulaşılabilir kılınmasının ve resmi söylemin tekilliğinden kurtulmasına destek sağlamak amacıyla yola çıktıklarını belirten Belli, “Bu kayıt tutma işi doğru hafızaya destek olsun istedik. Hem gazeteci yargılamalarının arkasında gerçekten ne olduğunu tarif edebilelim, hem de mevcut sistemik arızaları inceleyebilecek bir veriye sahip olalım. Ve bunu doğru yöntemlerle yapacak göstergeleri belirleyebilelim. Yarattığımız izleme stratejisi öyle bir model olsun ki bu bundan sonra Türkiye&#8217;de insan hakları uygulamalarına dair, demokratik meselelerin antidemokratik şekilde geliştiği alanlara dair sorunun nerede olduğunu bulup teşhis edebilelim. Bu da ancak veritabanı ile mümkün olabilir. O yüzden de bir veri tabanı oluşturduk” dedi.</p>
<h5><strong>“Göstergelere Dayalı Stratejik İzleme Hayati Önemde”</strong></h5>
<p>Veri tabanının oluşturulma yöntemleriyle ilgili de bilgi veren Belli, açık kaynaklar üzerinden gittiklerini ve güncel-politik tartışmalara girmeden, dosyasına ulaşabildikleri tüm gazeteci yargılamalarını takip ettiklerini ifade etti: “Açık kaynaklardan ulaştığımız isimlerin hepsinin dava dosyalarına, avukatlarına ve kendilerine ulaştık. Eğer hapistelerse ailelerine ulaşmaya çalıştık. Sonra dava dosyalarını teker teker okuduk. Bu verinin açık hale gelmesini istedik. Dolayısıyla kendimiz teyit edebildiğimiz, çalışabildiğimiz, özetini çıkarabileceğimiz tüm veriyi ve bilgiyi bir yerde toplamak istedik. Böylece herkesin anlayabileceği şekilde gazetecilerin hangi konulardan yargılandığı, haklarında hangi sebeplerle dava açıldığı verisi bir araya getirilmiş oldu.”</p>
<p>Türkiye&#8217;de insan hakları alanındaki izlemelerin strateji ve sistematik içinde yapılabilmesini kolaylaştırabilecek bir model oluşturmak için projeyi yürüttüklerini belirten Burçak Belli, “Bir izleme sistemi, bir izleme stratejisi kurduk. O göstergeleri alıp diyelim ki insan hakları savunucularının yargılanmasına koyabiliriz. Yeni göstergeleri insan hakları standartları içerisinden, mevzuatlar içerisinden, sözleşmeler içerisinden belirleyip o göstergeleri üzerinden aynı şekilde orayı da izleyebiliriz ve oradaki eğilimleri tespit edilebilir hale gelebiliriz. Tüm bunları bu izleme veritabanı modeli sayesinde sistematik olarak yapabiliriz. Türkiye’de insan hakları alanında bu türlü veriye dayalı, sistematik izlemelere büyük ihtiyaç var” dedi. Veri tabanını önümüzdeki yıl tüm kullanıcılara açmayı da hedeflediklerini kaydeden Belli, “Bundan sonra bu model üzerinden maden meselesini de izleyebilirsiniz; aynı şekilde aynı kurgu, anahtar kodlarıyla, göstergelerle. Ya da baraj inşaatları etrafındaki çevresel ve toplumsal sorunları da izleyebilirsiniz, iklim değişikliğinin sosyal adalete etkisini de izleyebilirsiniz. Yani aklınıza gelebilecek tüm hayati insan hakları konularında sistematik izleme yapabilecek hale gelebiliriz. Bilgiye erişimi de kolaylaştıran bir şey yapmış oluyoruz. Sistematik izleme ile beraber kurgunun nasıl işlemesi gerektiğini de bilgilendirebilecek, yeni politikaların nasıl belirlenmesi gerektiğini de bilgilendirebilecek, savunuculuk yapan kurum kuruluşları için altlık oluşturabilecek bir şey yaratmış olduk. Bir veri zemini yaratmış olduk aslında. Bu model ile beraber artık tekil söylem diye bir şey olmak zorunda değil,”  diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/17/toplumsal-hafizayi-resmi-soylemin-tekilliginden-cikarmak-istedik/">“Toplumsal Hafızayı Resmi Söylemin Tekilliğinden Çıkarmak İstedik&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 07:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK TV]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44201</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK’lı olan ve şu anda muhabirlik yapan Büşra Taşkıran KHK TV’ti anlattı: “Yaşananları bir nevi raporlamak istedik. Bu insan hakları ihlali bakımından çok büyük önem taşıyor. Çünkü eğer bu düzeni değiştirebilecek bir şey yapamıyorsak, bu düzeni kayıt altına almalıyız.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/">Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44203 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1500x500-1-640x213.jpg" alt="" width="318" height="106" />15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilenler, toplumsal bir hafıza oluşturmak ve mağduriyetlerini gözler önüne sermek amacıyla YouTube üzerinden yayın yapan bir televizyon kanalı kurdu. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü&#8217;nde öğretim üyesi iken KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Haluk Savaş’ın kurucusu olduğu YouTube kanalında birçok meslek grubundan KHK ile ihraç edilen yurttaşlar çalışıyor. Yayınlarında KHK mağdurlarının şimdi ne durumda olduğuna da dikkat çeken KHK TV’yi kanalın Ankara muhabirliğini yapan ve İdari Yargı Hakim Adayı iken 689 sayılı KHK ile ihraç edilip işinden olan Büşra Taşkıran ile konuştuk&#8230;</span></p>
<p><strong>&#8216;Yaşanan Mağduriyetleri Kayda Almak İstedik&#8217;</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-44204 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/bergamada-keskten-uyelerinin-ihracina-protesto-_7250_dhaphoto5-640x427.jpg" alt="" width="336" height="224" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal bir hafıza oluşturmak için ihraç olan ve olmayan bir grup insan olarak KHK TV için bir araya geldiklerini belirten  Büşra Taşkıran, “İnsanlar bu dönemde sorgusuz sualsiz işlerinden ihraç edildiler. Mahkemeye erişim hakları engellendi. OHAL komisyonları kuruldu ve bu dönemde sağlık güvencelerinden yararlanamadılar. KHK’lı olan koruyucu ailelerin elinden çocukları alındı. İnsanlar toplumdan soyutlandı ve ötekileştirildi. Bu yüzden biz de bu dönemde 3 yıllık OHAL döneminde yaşanan ve hala yaşanmakta olan bu süreci kayda almak istedik ve toplumsal hafızayı amaç güderek KHK TV’yi oluşturduk.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplum KHK’lıları tanımıyordu” diyen Taşkıran şöyle sürdürüyor sözlerini: &#8220;İnsanlara bir cesaret vermek, ‘biz buradayız’ demek, ‘biz yaşıyoruz’ demek ve sivil ölüme itilen insanların aslında kimler olduğunu topluma, insanlığa ve tarihe de anlatmak için KHK Tv’yi oluşturduk ve bu şekilde yola çıktık.”</span></p>
<p><strong>&#8216;KHK&#8217;lı Veya KHK&#8217;lı Olmayan Herkese Kapımız Açık&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44220 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/65186-640x427.jpg" alt="" width="400" height="267" />KHK TV’nin amacını anlatmaya devam eden Taşkıran, “KHK TV’ye röportaj vermek isteyen KHK’lı veya KHK’lı olmayan herkese kapılarımızı açıyoruz. Amacımız bu zaman dilimindeki hukuksuzlukları ortaya çıkarmak. Yani toplum bu insanların ne yaşadıklarını, iş bulamadıklarını, ötekileştirildiklerini, sivil ölüm yaşadıklarını, sosyal güvencelerinin olmadığını, iş bulma kurumundaki eğitimlerden yararlanamadıklarını, üniversitedeki doktora veya yüksek lisans tezlerindeki burslardan yararlanamadıklarını, üniversitelere öğrenci olarak dahi giremediklerini bilmiyorlar. Bunlar sadece birkaçı. Bunları dahi bilmiyor insanlar. Biz bunları anlatabilmek, topluma duyurabilmek, tarihe not düşebilmek, engelleyebilmek, susan insanların bu zulme katılmayan insanların seslerinin çıkacağı bir mecra olarak yola çıktık. Biz bu duruma “hayır” diyen insanların konuşabileceği, KHK’lı olsun veya olmasın bir mecra oluşturma amacıyla bu işe giriştik” dedi.</span></p>
<p><strong>Mağdurlara Cesaret Veriyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yayına yaz ayında  başlayan KHK TV henüz birkaç aylık geçmişe sahip ancak yine de yaptıkları çalışmaların sonucu olarak olumlu tepkiler aldıklarını söylüyor Taşkıran, “Çok güzel tepkiler alıyoruz. Yani sosyal medyadan çok güzel dönüşler alıyoruz. Dışarıda her gün bir kişi önümü kesiyor ve ‘ben sizi izledim’, ‘röportajlarınızı izledim’, ‘bize umut, cesaret verdiniz’, ‘kendimi daha iyi hissediyorum’ diyen çok fazla insan oldu. Devam etmemizi ve daha fazla insanı çekmemizi istiyorlar. Özellikle siyasilerden bu işe destek vermeyen insanlara ‘şuna teklif ettiniz mi?’, ‘kabul etti mi röportajı’ diyen çok fazla insan var. Özellikle Ak Parti’den, İyi Parti’den, CHP’den röportaj yapmamızı ve bu insanların tepkilerini merak ettiklerini söylüyor izleyiciler. Tepkiler çok güzel. Cesaret verdiğimiz genelde duyduğumuz kelime.”</span></p>
<p><strong>&#8216;Susmak Bir Eylem Değil&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44221 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/NTV-640x431.jpg" alt="" width="358" height="241" />“Değerli insanların KHK ile işten atıldığını topluma göstermeye çalışıyoruz” diyen Taşkıran “Hala toplum ve insan kaygısı taşıyan insanlar ve topluma yararlı olmak isteyen insanların çırpınışlarını kayıt altına alıyoruz. Bir KHK’lı yalnız olmadığını hissedebilmek için, yanında dayanışabileceği insanların varlığını anlayabilmek ve ulaşabilmek için bizi izlemeli. Diğer insanlar da bu yapılanlara karşı susarak KHK’lıların yanında durulmayacağını fark edebilmeleri için izlemeliler. Yani susmak bir eylem değildir. Susmak sadece bu hukuksuzluğu yapan kesimin güç kazanmasına yardımcı oluyor. Bizi izleyerek bile bize destek olabilirler. Bu hukuksuzluğa destek vermediklerini fark edebilir, anlatabilirler” diye konuştu. </span></p>
<p><strong>Ölüme Terk Edildiler&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44222 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/bo%C4%9Fazici-eylem-640x360.jpg" alt="" width="409" height="230" />KHK’lıların yaşadıkları mağduriyetleri de şöyle sıralıyor Büşra Taşkıran, “Hiçbir yerde iş bulamıyor KHK’lılar. Özel sektörde işverenler SGK kaydında KHK’lı olduğu gözüken işten çıkarıldığı görülen bu kişileri işe almak istemiyor. Çünkü vergi denetmenlerinden, devletin ona baskı yapacağından korkuyor ve işe almıyor. Yüksek lisans ve doktoraya kabulümüz çoğu üniversitede olmuyor. Yüksek lisans ve doktora bursu alabilmek için çoğu üniversitede KHK’lı olmaması şartı konulmuş mesela. KHK’lı koruyucu ailelerin yani evlatlık edinen ailelerin ellerinden evlatları alındı. Bu çok büyük bir ihlal. Düşünsenize, 15 yaşına kadar size ‘anne’ demiş, ‘baba’ demiş bir çocuk, bir anda elinizden alınıp yetiştirme yurduna geri gönderiliyor. Belki de başka bir aileye evlatlık olarak veriliyor. Bunun haricinde KHK’lı engelli arkadaşlarımız var. Bunların sayısı 2 bin ila 3 bin arasında. Bu insanlar öncelikle engelliler. Normal bir KHK’lı iş bulamazken engelli bir KHK’lının, engellinin halini siz düşünün. Bu insanlar engelli maaşı alamıyorlar. İş bulamıyorlar. Zaten dezavantajlı bir grup. Ölüme terk edildiler. Toplum size öteki olarak bakıyor. Gittiğiniz bir yerde KHK’lı dediğiniz zaman bakışlar devrilebiliyor. İnsanlar sizinle konuşmak istemeyebiliyorlar. Bu aslında tamamen devletin onlara karşı, bize yakın davranırlarsa zarar görürüz düşüncesinden kaynaklı.”</span></p>
<p><strong>&#8216;Düzeni Değiştiremiyorsak En Azından Kayıt Altına Alalım&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YouTube üzerinden yayınlarına ulaşabileceğiniz KHK TV, röportaj yapmak isteyenlere de çağrı yapıyor. Büşra Taşkıran son olarak “Yaşananları bir nevi raporlamak” olarak değerlendiriyor KHK TV’yi ve ekliyor, “Bu insan hakları ihlali bakımından çok büyük önem taşıyor. Çünkü eğer bu düzeni değiştirebilecek bir şey yapamıyorsak, bu düzeni kayıt altına almalıyız. Kayıt altına alarak da bu ihlallerin gelecekte daha sorgulanabilir olması ve bir daha gerçekleşmemesi için bir adım atmış oluruz”. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/">Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hafıza, Hatırlama ve Anma Üzerine</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/hafiza-hatirlama-ve-anma-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Neslihan Akbulut Arikan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2019 09:33:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Agos gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Hafıza Mekânı]]></category>
		<category><![CDATA[Rakel Dink]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37224</guid>

					<description><![CDATA[<p>23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı 23 Nisan’da kapılarını açacak. O kapıların arkasındaki yıllara ve yollara yayılan emeğin ve aklın bizlere ulaşması çok önemli. Dünya üzerinde farklı farklı acı, yıkım ve felaket anlarından sonra acıyı sağaltmak ve anma üzerine girişilen pek çok model var. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/hafiza-hatirlama-ve-anma-uzerine/">Hafıza, Hatırlama ve Anma Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bazısı anıtlaştırma, bazısı ters-anıtlaştıma (yok olanın boşluğunu korumak) ve bazıları da toplumsal hafızayı biriktirme üzerine kurulu yapılar niteliğindeyken, Türkiye’de bu acının sağaltılması ve toplumsal hafızanın gelecek nesillere ulaşması gibi bir algının çok kısıtlı ve kısır olduğunu söylemek gerekiyor. Bizim bu dile ve bu deneyime çok ihtiyacımız var. 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı oluşumunun da önemi buradan gelmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Hrant Dink’in 2007’de katledilmesinin ardından ve onun anısıyla (ya da acısıyla) kurulan Hrant Dink Vakfı bugün 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanına varan süreçte benzer bir hafıza aktarım çabası içine girdi. Bu mekanın kurulmasını sağlayan süreçte dünyanın farklı coğrafyalarında hafıza mekanlarını ziyaret ederek birikimlerini bu projeyi şekillendirmekte kullanan Hrant Dink Hafıza Mekanı Program Koordinatörü Nayat Karaköse ve arkadaşları dünyadan tecrübe biriktirmekle kalmayıp Türkiye genelinde de pek çok atölye ve toplantı gerçekleştirdiler. Ben de projeden Mardin’e geldiklerinde haberdar oldum. Nihayetinde 22-23 Mart 2019 günlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen Başka Bir Gelecek için Hafıza Mekanları, Hafıza Yolları Konferansı programında dünyanın farklı yerlerinden gelen kurum temsilcileri ile biz de buluşup farklı-benzer tecrübeleri dinleme imkanı bulduk.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hrant Dink’in katledilmesi yakın tarihimizdeki en acı olaylardan biri şüphesiz. Fakat bu acıyı özel ve önemli kılan bir diğer yanı, olayın duyulmasının ardından cinayetin gerçekleştiği yere, o günkü Agos Gazetesi ofisinin önüne koşan kalabalıkta gizli. İnsanlar öncelikle belki de bir refleks olarak orada buluştular. Sonrasında Dink’in cenazesi o güne kadar görülmemiş bir insan seline dönüştü. Bu sel Hrant Dink’in onu katledilmeye kadar götüren karanlığı dağıtmak için inşa etmeye çalıştığı dilde kucakladığı kadar çok çeşitli kimliği ve insanı barındırıyordu. Onun hayatında yapmaya giriştiği işi adını taşıyan Vakıf devralmış görünüyor. Sempozyumda görevli olan gençlere baktığınızda farklı farklı yerlerden gelip buluşmuş bir toplulukla karşılaşıyorsunuz. Ve bu topluluk, adına ister “acıyı bal eylemek” diyelim, ister “acıyı anmak” diyelim, bence adeta acının küllerinden bir hayat var etme çabası gibi bir anma mekanı oluşturmaya girişmişler. 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı acıyı anmakla kalmamış; o acının üzerine “başka bir gelecek” inşa etmemiz için de çalışacak bir mekan olmuş. Türkiye’de bu anlamda örneği olmayan ama çok ihtiyaç olan bir tecrübe duruyor karşımızda. Aynı Hrant Dink’in cenazesinin ardından akan o insan seli gibi… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konferansta dinlediğimiz örneklerle Lübnan’dan Bosna’ya, Kosova’dan Güney Afrikaya, oradan New York’a neredeyse dünyanın pek çok merkezini ve çevresini dolaşan bir hafıza, acı, yıkım ve yenilenme ağı çıkıyor karşımıza. Bunların hemen hepsi son yüz yılımıza ait acı ve yıkımlar maalesef…  Konferans boyunca zihnimi Hanna Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı etrafında dönen tartışmalar meşgul etti. Her acı ve kayıp döneminden sonra karşılaşmak istediğimiz fail öyle alelade bir insan olarak çıkabiliyordu karşımıza; sanki sadece emirleri yerine getirmiş bir memur kimliğinde… Kötülüğün sıradanlığı zalimi şeytanileştirip günlük hayatın istisnası olarak görmediği için “zulmedeni mazur gösteriyor” gerekçesiyle çok eleştiri aldı. Ama tartışmasız bir yanı vardı ki zulmün hüküm sürmesi için kitlelerin buna ikna olması ve hatta umursamaz kalarak zımnen onaylaması gerekiyor. Bir faciayı, bir yıkımı, bir cinayeti yani bir zulmü anmak ancak bu sıradanlıkla yüzleştiğimiz anda kamplaşma eksenini aşıyor. Çünkü ancak o zaman asıl karşı durulması ve mahkum edilmesi gereken koca bir karanlıkla yüzleşebiliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlar aklımdan geçerken Rakel Dink ile de konuşma fırsatı buldum. Daha acının ilk günlerinde dilimize “bir bebekten bir katil yaratan karanlık” tanımlamasını yerleştiren sevgili Rakel Dink tam da Arendt’in tasvir ettiği gibi bir nevi “akışa ayak uydurmanın sakıncaları” üzerinde duruyordu. “Mağdur olmak bir noktadır, asıl bu noktadan sonra zalimleşmemek gerek” derken o an içinde bulunduğumuz dönemin gündemine uyup zalim pozisyonuna taşınmanın kolaylığından bahsediyordu. Onun sözlerinde, kendi acısının, kendi mağduriyetinin bu acının bir daha yaşanmaması için düşlediği “başka bir geleceğe” hizmet etmek için nasıl bir mekana dönüştüğü daha iyi görülebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir acıyı bir anıt dikerek anabiliriz. Dahası “keşke olmasaydı” da diyebiliriz. Ama günümüzün umut veren hafıza mekanları bu acıların tek ve tekil örnekler olmadığının farkında olarak “bir bebekten bir katil yaratan karanlık” ile mücadele edecek bir anma, unutmama ve harekete geçme merkezleri olarak çıkıyorlar karşımıza. Belki de en önemlisi bu hafıza mekanları hafızamızı kimliksizleştirmiyor, aksine nefret dilini terk ettirecek bir üst seviyede acıyı anmamıza olanak sağlıyor. Nihayetinde tüm bu acılar ve yıkımlar belli bağlamlar içinde yaşanıyor ama tarihin bize öğrettiği en önemli ders -İslami tabirlerle bahsedecek olursak- zulüm ekseninde “zalim” ve “mazlum” kategorilerinin değişken olduğudur. Hiçbir kimlik, kişi ve topluluk salt zalim ya da salt mazlum olarak varlığını sürdürmemiştir. Yahudi soykırımı anıtlarından bahseden sunumları dinlerken bugün İsrail’de ya da Filistin’de yaşanan benzer zulüm örneklerinin aklımıza gelmesi uluslararası arenada artık normal bir durum. Ama konu kendi meselelerimize geldiğinde de zalim ve mazlum kimliklerinin zaman içindeki akışkanlıklarının farkına vararak zalimleşmemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Dahası acılarımızı anarken o mazlumdan zalim yaratan çarka su taşımamamız gerekiyor. 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı bu anlayış üzerine inşa edilmiş bir yapı olarak çıkıyor karşımıza.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/hafiza-hatirlama-ve-anma-uzerine/">Hafıza, Hatırlama ve Anma Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Hafıza Barıştan Yanadır”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/25/hafiza-baristan-yanadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 May 2018 09:47:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokratik Gelişim Enstitüsü’nun (DPI) davetlisi olarak İstanbul’a gelen Kolombiya Ulusal Tarihsel Hafıza Merkezi’nden Nancy Prada ile bir kamu kuruluşu olan merkezin çalışmalarını, Kolombiya’nın barış sürecinde kadınların deneyimlerini ve çatışma çözümünde bellek oluşturmanın önemini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/25/hafiza-baristan-yanadir/">“Hafıza Barıştan Yanadır”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hafızanın barıştan yana olduğunu belirten Prada, &#8220;Kadınlar, hafıza sürecinin gelişmesinde çok efor sarf ettiler, geçmişi unutmak için değil, ölülerinin, kendilerinin anılarını onore etmek için ve neler olduğunu anlayarak bunların tekrar yaşanmamasını gözetmek için.&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong>Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>Felsefe, kültürel çalışmalar ve toplumsal cinsiyet alanında çalışan biriyim. Daha önce Kolombiya Ulusal Üniversitesi’ndeki Toplumsal Cinsiyet Okulu da dahil çeşitli yerlerde dersler verdim. Asıl çalışmam biyopolitika, cinsiyetler ve tarihsel hafıza çizgilerinin içinde kalıyor. Daha önce UN Women (Birleşmiş Milletler Kadınları), Institute for Educational Research and Pedagogical Development in Colombia (Kolombiya Eğitim Araştırmaları ve Pedagojik Gelişim Enstitüsü) ve  Network of Sex Workers of Latin America and the Caribbean (Latin Amerika ve Karayip Sex İşçileri Ağı) gibi birkaç kuruluşta uzman toplumsal cinsiyet danışmanlığı yaptım. 2012’den beri Kolombiya Ulusal Tarihsel Hafıza Merkezi’nin toplumsal cinsiyet ekibinin koordinatörü olarak çalışıyorum. Bunun dışında “Annihilate the Difference (Farklılığı Ortadan Kaldır)” (2015) , &#8220;The War Inscribed in the Body (Bedene Yazılmış Savaş )” (2015) gibi ulusal raporların koordinasyonunda görev yaptım.</p>
<p><strong>Kolombiya’daki çatışmalı süreci kısa özetlemeniz mümkün mü?</strong></p>
<p>İçinde yer aldığım Hafıza Merkezi, savaşın başlangıç tarihini 1958 yılı olarak belirliyor. Daha sonra halkın çıkarlarını göz ardı eden geleneksel partiler arasındaki anlaşmaya cevaben, FARC olarak bilinen Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri dahil köyden gelen bazı gerilla grupları doğdu. 80’li yıllarda bu gerillalar güçlendikçe, özel sermayenin hizmetinde paramiliter gruplar ortaya çıktı. Güvenlik güçleri, gerillalar ve paramiliterlerin karşı karşıya gelmesine ek olarak, bazı silahlı aktörlerin üzerinden kar elde ettiği uyuşturucu ticareti başladı. 2005’te paramiliterlerle, Terhis Anlaşması imzalandı, fakat topraklardaki diğer güçler iktidara karşı tekrar silahlandı. Bu noktada Kolombiya’da terhis sonrası paramiliter gruplar olarak bildiğimiz gruplar ortaya çıktı. Kolombiya savaşında yer alan en az dört silahlı aktörden bahsettim: gerillalar, paramiliterler, güvenlik güçleri ve terhis sonrası paramiliter gruplar. Bu kayıpların henüz tam olarak açıklanmadığı uzun ve karmaşık bir savaş. Bugüne kadar yaklaşık üç yüz bin cinayet, altmış bin kayıp, yirmi beş bin cinsel şiddet mağduru ve yerinden edilmiş yedi milyondan fazla kişi olduğu biliniyor. Rakamsal veriler çok büyük.</p>
<p><strong>Bu yıkımın en ağır faturasını kadınlar yaşadı diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Kolombiya’daki savaş, kadınların üzerinde orantısız bir etkiye sahipti. Kadınların ve erkeklerin mağduriyeti silahlı çatışma çerçevesinde büyük farklılık gösteriyor. Tüm silahlı aktörler (farklı yöntem ve yoğunlukta olsa da) kadına ve diğer feminen bedenlere karşı cinsel şiddet uyguladılar; dokunma, zorla soyma, tecavüz, seks köleliği ve diğerleri. Bu spesifik şiddet türlerinin yanı sıra kadınlar türler arasında ayrım yapmayanlardan da çekti: hedef gözeterek öldürme, zorla ortadan kaybetme, tehditler, yerinden etme ve diğerleri. Erkeklerin de acı çektiği bu olayların, toplumda oynadığımız eşit olmayan roller nedeniyle kadınlar üzerinde orantısız bir etkisi oldu. Örneğin, çocuklarıyla beraber şehirlere taşına köylü kadınların karşı karşıya kaldığı durum,  yalnız bir erkeğinkiyle aynı değil ya da aynı sosyal sermayeye sahip değiller.</p>
<p><strong>Çalıştığınız Ulusal Tarihsel Hafıza Merkezi hangi amaçla kuruldu, ne gibi çalışmalar yapılıyor?</strong></p>
<p>Merkez,  2011’de Mağdurlar Yasası çerçevesinde kurulan bir kamu kuruluşudur. Amacı genel toplumun yanı sıra Kolombiya’daki silahlı çatışma mağdurları için kapsamlı tazminat ve hakikat hakkına katkı sağlamak. Merkez bunu mağdurların verdikleri ifadeler yoluyla, çatışma kapsamında yapılan ciddi insan hakları ihlallerini tekrar inşa ederek; doğruyu, adaleti, tazminatı ve sürdürülebilir, kalıcı bir barışı arayarak yapıyor. Şiddet olaylarının yaşandığı bölgelerde yaşayanlarla diyalog kurarak ve onları çatışmaların en çok vurduğu bölgelerdeki mağdurlara ayrıcalık tanıyan atölyelere, konuşmalara, röportajlara, araştırmalara, sergilere ve fotoğrafik, görsel-işitsel incelemelere entegre ederek kolektif bir bellek inşasını sağlıyoruz.</p>
<p>Ayrıca tarihi aydınlatmaya katkıda bulunmak ve olayların tekrarlanmaması güvencesini sağlamak için mağdurların bakış açısını vurgulayarak, Kolombiya silahlı çatışmasının çoğul hatıralarının eklemlenmesi, derlenmesi, dahil edilmesi ve görünürlüğünün artması üzerine çalışan bir platformuz. NCHM tarafından toplanan bütün bilgiler, Kolombiya’nın politik ve sosyal tarih bilgisini zenginleştiren; eğitimsel, akademik ve kültürel inisiyatifleri içeren çeşitli müze etkinlikleri aracılığıyla eğitim kurumlarına, uluslararası işbirliği ortaklarına, kamu kuruluşlarına ve genel vatandaşların yanı sıra çatışma mağdurlarına açıktır.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-27118" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708-640x480.jpg" alt="" width="400" height="300" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/IMG-9708-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" />Merkez bünyesindeki toplumsal cinsiyet bölümü nasıl şekillendi?</strong></p>
<p><strong> </strong>2012’de Kolombiya hükümeti ve FARC gerillaları arasında Küba, Havana’da bir müzakere masası kuruldu. İlk çıkan resim toplumsal cinsiyet bağlamında felaketti, hiç kadın yoktu. Kadın toplumsal hareketi buna karşı sesini çıkarttı ve kadınların masadaki yokluğunu duyurarak devlet başkanından kadınların müzakereci olarak atanması için talepte bulundu. Kısa süre sonra kadınların ısrarları sayesinde Haziran 2014’te “Toplumsal Cinsiyet Alt Komisyonu” kuruldu. Komisyon, Havana mağdur kadınlar heyetini ağırladı ve onların taleplerini dinledi. Müzakere, 2016’da çatışmanın sona ermesi için imzalanan nihai anlaşmaya kadar dört yıl sürdü.  Anlaşma altı maddeden oluşuyor ve bunların hepsi Toplumsal Cinsiyet Alt Komisyonu’nun başarısıyla kadınların farklı meselelerini içeriyor.</p>
<p><strong>Kadın belleğinin önemi nedir ve bunu nasıl kayıt altına alıyorsunuz?</strong></p>
<p>Meslektaşlarımla beraber hafızanın barışın yanında olduğunu ve hafıza üzerine yapılan çalışmalara kadınların özellikle önem verdiğini düşünüyoruz. Kadınlar, hafıza sürecinin gelişmesinde çok efor sarf ettiler, geçmişi unutmak için değil, ölülerinin, kendilerinin anılarını onore etmek için ve neler olduğunu anlayarak bunların tekrar yaşanmamasını gözetmek için.</p>
<p>Bunu üç bölümde anlatmak mümkün. Birincisi, bir yanda çoğu durumda katliamlardan ve hedef göstererek öldürme eylemlerinden kurtulanlar kadınlar oldu. Ölümden çocuklarını yanlarına alarak kaçabildiler. Eşlerinin öldürülmesinden ya da kaybolmasından sonra zorla yer değiştirdiler. Birçok durumda cinsel şiddetin de dahil olduğu başka şiddet türlerinden çektikleri acıdan sonra bunu yapabildiler. Neler yaşadıklarını anlatan hikayelerin yazılması belleğin oluşmasında çok önemli.</p>
<p>Diğer yanda hafızada toplumsal cinsiyetten izler var. Çoğu vakada kadınlar ve erkekler aynı durumu farklı şekilde hatırlarlar. Bu farklılığın doğal değil kültürel bir nedeni vardır: belirli hatırlama yolları temelde nasıl sosyalleştikleriyle alakalıdır. O nedenle kadınlar silahlı çatışma bağlamında deneyimlerini hatırladıklarında, bunu kendi kültürel sistemlerinde bulundukları yere uygun olarak yaparlar. Birçoğu hakim toplumsal cinsiyet düzenine uygun şekilde ev işlerinde, topraklarda, kız ve erkek çocukların büyütülmesinde yorulmadan çalışmış ve bu nedenle hayatın bu alanlarıyla güçlü bağları vardır.  Kendi soylarından gelenlerin kaderiyle, kayıp akrabalarının ya da ölülerinin bedenlerinin iadesini isterken geçtikleri acılı yollarla, sadece onların bildiği ev içi kölelik gibi şiddet türleriyle ya da şiddetin ailelerinde ve toplumlarında bıraktığı izlerle ve kırıklarla yüklü hatıraları örüyorlar. Kadınların bellekleri bize bunları anlatıyor, erkeklerinki değil. Çünkü toplumsal cinsiyet, kültürün yüklediği rolleri ayırır, bu noktada kadınların hafızası farklı öğrenme biçimini ve ilişkileri teşvik eden, herkesin konuşabileceği bir yerdir. Üçüncü önemli husus ise kadınların ve diğer alt grupların belleklerinin, baskın iktidar yapılarının üstünlüğü ve savaş mantığı arasındaki bağlantıyı kurmayı başarmasıdır. Bununla birlikte kadınların hafızası, silahlı çatışmanın anlaşılmasına temel katkılar sağlar. Ve olayların tekerrür etmemesinin garantisi, bizim neler olup bittiğini çok iyi anlamış olmamızdan geçer.</p>
<p>Örneğin kadınların hafızası, onlar için şiddetin bir sürekliliği olduğunu, yani savaşın onlara karşı olan şiddeti yaratmadığı ama ağırlaştırdığını anlamamızı sağlar.</p>
<p><strong>Hafıza oluşturulmasın, bellek kaydının barış süreçleri için önemi nedir?</strong></p>
<p>Hafıza barıştan yanadır. Neden yana olduğunu  madde madde saymak isterim.</p>
<ul>
<li>Unutmak her zaman bizi tekrara sürükledi: Kolombiya çok fazla unuttu ve savaş hep geri geldi.</li>
<li>Çünkü tarihsel bellek, hegemonik bir hikaye değildir. Bu, eleştirel bir alıştırma; diyaloğa ve gerilime maruz kalan çeşitli hatıraların birikimidir.</li>
<li>Çünkü hafıza, mutlak düşmanlıklar arasındaki çatışmadan, düşmanlar arasında yapılan münazaraya geçmemize izin verir.</li>
<li>Çünkü şimdilerini avutmak için anılarından feragat eden toplumlar, dargınlık veya intikamdan nadiren kaçarlar.</li>
<li>Çünkü görevlerinden biri sorunları çözmek için donatılmış olmasa bile sorunlara işaret etmektir. Politikalar, kalkınma modelleri ve sosyal düzen bunun için var.</li>
<li>Çünkü hafıza mağdurların ölülerini bulmaları için, neler olduğunu öğrenmeleri için ve üzerlerindeki lekeleri çıkarmaları için bir ihtiyaç ve haktır.</li>
<li>Çünkü hafıza bir nedensellik ve etki yaratır, anlamları yorumlar ve yaşanmışlıkların içine bakar, sadece izole olmuş olayları değil süreçleri fark eder.</li>
<li>Çünkü mağdurların anıları zehirli ya da intikamcı değildir. Çoğu mağdur her ne pahasına olursa olsun adalet istemez, doğruyu ve yaşadıklarının tekrar yaşanmamasını ister.</li>
<li>Çünkü hafıza ve bunun ifadesi, şiddete karşı barışçıl bir direniştir. Bir sesin, durumun, bitmemiş bir sorunun veya çözümün varlığını tanımaktır.</li>
<li>Çünkü hafıza çoğunlukla bir demokratik açılım pratiği ve barışın inşa edilmesinde, şimdinin dönüşmesini ve geleceğin kurulması yönünde çalışan bir araçtır.</li>
</ul>
<p>Bu uygulama hafızanın, geçmişin durağan resimlerinin bir koleksiyonu olmadığını, onun yerine insanların geçmişi açıklayan ve gelecekle şimdiki zamana şekil veren parçaları oluşturabilecekleri bir alan olduğunu anladığımız sürece işe yarayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/25/hafiza-baristan-yanadir/">“Hafıza Barıştan Yanadır”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
