<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumsal barış arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-baris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-baris/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Aug 2023 07:44:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>toplumsal barış arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-baris/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları Raporu Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/08/turkiyede-din-inanc-veya-inancsizlik-temelli-nefret-suclari-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 07:44:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişim]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84840</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi, inanç topluluklarından gelen bildirimler ve medya izleme sürecinde erişilen verileri temel alarak 'Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları 2022' raporunu yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/08/turkiyede-din-inanc-veya-inancsizlik-temelli-nefret-suclari-raporu-yayinlandi/">Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi, raporunda Türkiye’de nefret suçlarıyla mücadelenin bütünlüklü bir şekilde geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bu doğrultuda, öne çıkan ihtiyaçlar:</p>
<ul>
<li>Din, inanç veya inançsızlık temelli nefret suçlarının kamu yetkilileri ve sivil toplum tarafından izlenip raporlanması,</li>
<li>nefret suçlarının etkili bir şekilde soruşturulması,</li>
<li>zarara ilişkin tazmin,</li>
<li>mağdurların desteklenmesine yönelik bütünsel bir yaklaşım,</li>
<li>çok paydaşlı çalışmalar.</li>
</ul>
<p>İzleme çalışması kapsamında, Ocak – Aralık 2022 aralığında <strong>din, inanç veya inançsızlıkla bağlantılı 36 nefret suçu veya olayı bilgisine ulaşıldı.</strong></p>
<p>2022 yılında, “hedef alınan gruba göre” ulaşılan nefret suçu/olayı bilgisi şöyle:</p>
<ul>
<li>Aleviler 15,</li>
<li>Hristiyanlar 15,</li>
<li>Yahudiler 4,</li>
<li>Ezidiler 1,</li>
<li>Müslümanlar 1.</li>
</ul>
<p><strong>Nefret suçlarının raporlanması veya ihbar edilmesi </strong><strong>ö</strong><strong>nündeki temel engeller:</strong></p>
<ul>
<li>Mağdurların önyargı saikli eylemleri kanıksamış olması ve ihbar veya rapor etme eşiklerinin yüksek olması;</li>
<li>kişilerin dışlanma riskini düşünerek ihbar etmekten kaçınmaları;</li>
<li>mağdurların iddialarının ciddiye alınmayacağına veya ihbarda bulunduklarında, daha büyük mağduriyete uğrayacaklarına dair endişeleri.</li>
</ul>
<p><strong>Raporda ayrıca kamu yetkilileri, sivil toplum ve din veya inanç topluluklarına yönelik öneriler de yer alıyor. Bu önerilerden öne çıkanlar:</strong></p>
<div class="checklist tie-list-shortcode">
<ul>
<li>Kamu yetkilileri; tüm nefret suçlarını engellemek ve bunlarla mücadele etmek amacıyla nefret suçlarına ilişkin mevzuat düzenlenmesini, nefret suçlarının ayrıştırılmış bir şekilde kayıt altına alınmasını, etkin bir şekilde soruşturulmasını, kovuşturulmasını ve uygun bir yaptırım uygulanmasını sağlamalı. Ayrıca, mağdurların desteklenmesi için ihtiyaçlarına yönelik çok boyutlu tedbirler almalı.</li>
<li>Sivil toplum; nefret suçlarıyla ilgili doğru bilgileri yaygınlaştırmak ve nefret suçlarına dair farkındalığı artırmak için medyayla daha iyi ilişkiler kurabilir, politikalar, savunuculuk stratejileri ve nefret suçuyla mücadelede değişim yaratacak araçlar geliştirmek için farklı gruplarla iş birliği yapabilir, nefret suçlarına dair farkındalığı artırmak için faaliyetler yürütebilir, mağdurlara doğrudan destek sunabilir ve nefret suçlarını izleyip raporlayabilir.</li>
<li>Din veya inanç toplulukları; kendi toplulukları için farkındalık yükseltme çalışmaları yürütebilir, nefret suçlarıyla ilgili ihbarda bulunarak, kendi veri tabanlarını oluşturarak ve verileri paylaşarak nefret suçlarının görünürlüğünü artırmaya katkıda bulunabilir; mağdurlara pratik destek sunabilir ve bilgi paylaşabilir ve nefret suçlarıyla ilgili çalışma yapan kuruluşlarla iş birliği yapabilir.</li>
</ul>
</div>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/inanc-ozgurlugu-girisimi-turkiyede-din-inanc-veya-inancsizlik-temelli-nefret-suclari-2022/" target="_blank" rel="noopener">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/08/turkiyede-din-inanc-veya-inancsizlik-temelli-nefret-suclari-raporu-yayinlandi/">Türkiye’de Din, İnanç veya İnançsızlık Temelli Nefret Suçları Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günlük Yaşam Barışı: Her Şeye Rağmen Yan Yana Durabilmek ve &#8216;Hakikatleri&#8217; Konuşabilmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/02/gunluk-yasam-barisi-her-seye-ragmen-yan-yana-durabilmek-ve-hakikatleri-konusabilmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Betül Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[günlük yaşam barışı]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Mac Ginty]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çatışmalı, kutuplaşmış ortamlar her konuda tek resim çizer. O resim de güçlünün resmidir. Oysa hakikat, büyük harfle yazılan mutlak bir kelime değildir. Barışı konuşmak 'hakikatleri' konuşmaktan geçer.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/02/gunluk-yasam-barisi-her-seye-ragmen-yan-yana-durabilmek-ve-hakikatleri-konusabilmek/">Günlük Yaşam Barışı: Her Şeye Rağmen Yan Yana Durabilmek ve &#8216;Hakikatleri&#8217; Konuşabilmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda yaşanan sorunlar ardından hepimizin güzel şeyleri duymaya çok ihtiyacı olduğu günlerdeyiz. Pandemi, patlayan bombalar, ekonomik kriz ve şimdi de deprem. Evet, hepsinde gözlerimizi yaşartan bizi tekrar iyi hissettiren şeyler de oldu. Koca koca yürekli insanlar merhem oldu hiç tanımadıkları insanların yaralarına…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat tüm bu yaşananlar içinde yaramıza tuz basan şeyler de oldu. Türkiye’de kutuplaşma çalışan sosyal bilimciler ülkedeki birçok fay hattında yaşanan ötekileştirme süreçleri konusunda çoktandır yazıp çiziyorlar. Türk-Kürt, Alevi-Sunni, iktidar-muhalefet, Türkiye vatandaşı- mülteci… Liste uzayıp gidiyor. Ne yazık ki tüm bu süreçleri okumalarımız da bu fay hatlarında şekilleniyor. Depremin ağır kaybının suçlusu kim, kime yardım gitti/gitmedi, yağmalamaları kim yaptı, kime bağış yapmalıyım, hataları affedip helalleşiyor muyum, gibi gibi birçok sorunun cevabı da bu hatlar üzerinden verilmiyor mu? Peki nasıl oluyor da bu kadar ötekileştirme içinde aynı zamanda bu kadar el ele verme, yan yana durmayı da görüyoruz? Tüm kötü hissetmelerimiz yanında bir yanımız nasıl oluyor da her seferinde yeniden yeşeriyor?</span></p>
<h5><strong>&#8216;Sıradan&#8217; Vatandaşın Olağan Dışı Etkileri</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-83200 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/roger-mac-ginty.jpg" alt="Roger Mac Ginty" width="225" height="300" />Geçenlerde Dublin College Üniversitesi’nin Çatışma ve Barış Merkezi açılış konuşmasında barış çalışmaları alanının önemli isimlerinden Durham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Roger Mac Ginty’i dinlerken bu sorular kafamda uçuşuyordu. Prof. Mac Ginty son yıllardaki çalışmalarını günlük yaşam barışı (</span><i><span style="font-weight: 400;">Everyday Peace</span></i><span style="font-weight: 400;">) üzerine adadı. 2021’de Oxford Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan kitabının alt başlığı ise “’sözde sıradan insanlar’ şiddetli çatışmayı nasıl bozabilir?”. Bu soru çoktandır kafamı kurcalıyor. Siyasi elitin çatışmalı dilinden şüphesiz hepimiz etkileniyoruz. Sosyal medyada her kesimden gelen dezenformasyon da üstüne tuz, biber&#8230; Prof. Mac Ginty göz ardı edilen “sıradan” vatandaşın aslında toplumsal barışa nasıl katkı sağlayacağını yanıtlamaya tam da buradan başlıyor işte. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Tanrının Direniş Ordusu (LRA) tarafından çocuk yaşta kaçırılıp savaştırılan çocukların geri döndüğü köylerde nasıl birlikte yaşadığını şu şekilde özetliyor Prof. Mac Ginty ve günlük yaşam barışını şöyle tanımlıyor: “Bireysel ve grupsal seviyede sessiz kabullenme ya da topluluk üyelerinin potansiyel olarak sorunlu durumlarda yollarını bulmak için kendi araçlarını kullandıkları bir yol”. Bu yol diyor Mac Ginty, eğer ortak yaşam söz konusu ise sağduyu, pragmatizm (sorunların çözümünde kolaylaştırıcı ve pratik yollar bulmak) ve karşılıklı ihtiyaçların karşılanmasından geçer. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güney Sudan’da sivilleri korumak için üstlerinden izin almadan girişimde bulunan küçük bir grup askerin yardımının nasıl büyük bir dönüşüme ivme kazandırdığını da yazıyor Mac Ginty. Bazen küçük bir barış eyleminin kocaman olumlu bir dönüşüme götürebileceği olasılığını görmemizi sağlıyor. Veya İkinci Dünya Savaşı’nda düşman kuvvetlerinin askerinin son anda kendisini öldürülmekten vazgeçtiğini anlatan askerin savaşın seyrini değiştirmese de nasıl hayatta kaldığını ve aile kurduğunu gösteriyor. Bu küçük eylemler bazen büyük dönüşümler sağlıyor bazen sadece birinin hayatını değiştiriyor. Fakat hangimiz birinin diğerinden daha kuvvetli olduğunu savunabilir ki? Ya da önemsiz görünen ikinci örneğin daha büyük güzelliklere dönüşmediğinin/dönüşmeyeceğinin ispatı nedir?</span></p>
<h5><strong>Hikâyenin Tekleşmesi</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışmalı, kutuplaşmış ortamlar her konuda tek resim çizer. O resim de güçlünün resmidir. Oysa hakikat, büyük harfle yazılan mutlak bir kelime değildir. Barışı konuşmak “hakikatleri” konuşmaktan geçer. Tüm bu acılı süreçler farklı dünya görüşleri, farklı kimlikler ve farklı deneyimleri olan insanları nasıl etkiledi? Bu siyasi çatışmalı, kimliklerimizin birbirine karşı adeta silah olarak kullanıldığı ve dezenformasyonla dolu bir ortamda baktığımız her resim aslında bu “hakikatlerin” hangi parçasına denk düşüyor? Acaba resmin görmek istemediğimiz başka parçaları var mıdır? Varsa biz bunu neden göremedik ya da görmeyi reddettik? Gündelik yaşamda barış, işte önce kendimize soracağımız bu sorulardan geçiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkasının “hakikati” benim “hakikatimle” tamamen zıt bir yere düşüyorsa ne yapacağım peki? Öncelikle o “hakikatin” varlığının kabulü ile başlayacağım. Beni ne kadar rahatsız etse de bana ne kadar uymasa da o başkasının “hakikati” ve benim yok dememle yok olmuyor. Sonra bu “hakikati” besleyen nedenleri anlamak için temas edeceğim. Bu daha zor bir süreç. Fakat anlamaya çalışmanın kendisi bile öyle değerlidir ki karşınızdakine onun varlığını kabul ettiğini söyler ve bu kabul ediş büyük değişimlerinin habercisi olabilir ya da sadece bir insanın hayatını değiştirebilir.</span></p>
<h5><strong>Küçük Barış Eylemlerinin Dönüştürücülüğü</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki biz bu olasılığın peşini bıraktık çoktandır. Büyük siyaseti konuşmaktan gündelik yaşamımızda olan küçük güzelliklerinin olası büyük etkilerini görmezden geldik, geliyoruz. Barışın sadece liderlerin dudakları arasında olduğuna inanan toplumlar kendi öznelliklerini, kendi güçlerini yadsırlar. Gündelik yaşam barışı yani bu “küçük barış eylemlerinin,” suda dağılan halkalar gibi dönüştürücü etkisini görmek umudu yeşertecektir. Çünkü toplumsal barış ancak umut varsa yeşerir.</span></p>
<p><em>Görsel: Hanna Barczyk</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/02/gunluk-yasam-barisi-her-seye-ragmen-yan-yana-durabilmek-ve-hakikatleri-konusabilmek/">Günlük Yaşam Barışı: Her Şeye Rağmen Yan Yana Durabilmek ve &#8216;Hakikatleri&#8217; Konuşabilmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çatışmalı ve Bölünmüş Kentlerde Hafıza ve Mekan</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/17/catismali-ve-bolunmus-kentlerde-hafiza-ve-mekan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 10:59:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışmalı ve Bölünmüş Kentlerde Hafıza ve Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakikat Arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hafıza Merkezi, dünyada ve Türkiye’de hakikat arayışı, ırkçılık, adalet talebi ve toplumsal barışa dair farklı deneyim ile yaklaşımların konuşulacağı bir panel serisine başladı. Panel 21 Haziran Salı günü Çatışmalı ve Bölünmüş Kentlerde Hafıza ve Mekan başlığıyla çevrimiçi olarak düzenlenecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/17/catismali-ve-bolunmus-kentlerde-hafiza-ve-mekan/">Çatışmalı ve Bölünmüş Kentlerde Hafıza ve Mekan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Suriçi ve Lefkoşa üzerinden çatışmaların kentlerin tarihi dokusuna ve hafızasına etkilerinin konuşulacağı bu panelde, bu iki kente yapılan mekansal müdahaleler ve geçirmiş oldukları sosyal ve kültürel dönüşümler ele alınacak. Suriçi ile Lefkoşa’da uygulanan devlet politikalarının yanı sıra, kent sakinlerinin yaşadıkları hak ihlallerini ve bu dönüşümün politik ve sınıfsal etkileri de ele alınacak. Panelde aynı zamanda iki kentin ve mekanlarının hafızasını korumak adına yürütülen çalışmalar, bu çalışmalarda bir mücadele alanı olarak sanatın işlevsel yönü de konuşulacak.</p>
<p><b>Tarih: </b>21 Haziran Salı – 17.00</p>
<h5><b>Konuşmacılar: </b></h5>
<ul>
<li>Dilan Kaya</li>
<li>Nihal Soğancı</li>
</ul>
<p><b>Moderatör: </b>Veli Aksoy</p>
<p><strong>Panele kayıt olmak için <a href="https://bit.ly/39vRK8P">tıklayın</a>.</strong></p>
<p>Detaylar için <a href="https://hakikatadalethafiza.org/panel-catismali-ve-bolunmus-kentlerde-hafiza-ve-mekan/" target="_blank" rel="noopener">buraya tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/17/catismali-ve-bolunmus-kentlerde-hafiza-ve-mekan/">Çatışmalı ve Bölünmüş Kentlerde Hafıza ve Mekan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfaz Düzenlemesi Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/infaz-duzenlemesi-nasil-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 07:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[infaz düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü salgını nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birtakım radikal tedbirler alınıyor. Bu alanlardan birisi de cezaevleri. İnfaz Kanunu değişikliği ile salgın yayılmadan cezaevlerinin boşaltılması planlanıyor. Kamuoyuna ulaşan taslak metine göre 100 bin kişiye tahliye yolu açılırken, farklı görüşlerden tepkiler de var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/infaz-duzenlemesi-nasil-olmali/">İnfaz Düzenlemesi Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden yarı yarıya indirilecek. Aynı suçu tekrar işleyenler, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti suçlarından mahkum olanlarda dörtte üç olan bu oran ise üçte ikiye indirilecek. Yine aynı oranda (3/4) uygulanan kasten öldürme, terör suçları ile örgütlü suçlardan hüküm alanlar bu düzenlemeden yararlanamayacak. Diğer bir deyimle kişinin cezaevinde geçireceği süre aldığı cezanın yarısına veya üçte ikisine düşecek. Kalan süreden de ayrıca denetimli serbestlik süresi düşecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakette yer alan önemli geçici düzenlemelerden biri de 1 yıllık denetimli serbestlik süresinin 3 yıla çıkarılması olacak. Çok sayıda tahliye getirmesi beklenen düzenlemeden belirli bir tarihten önce işlenen terör, kasten öldürme ve özel hayatın gizliliğine ilişkin suçlar işleyenler faydalanamayacak. Bu düzenlemeyi 2016’dan da hatırlıyoruz. Denetimli serbestlik süresi 2 yıla çıkartılmış ve yaklaşık olarak 38 bin mahkum tahliye edilmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca 0-6 yaş grubunda çocuğu olan ve koşullu salıverilmesine 2 yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler için denetimli serbestlik süresi 4 yıla çıkarılması öngörülüyor. Yine 65 yaşının üstündeki hükümlülerin denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılması, çocuk hükümlülerinse 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdikleri 1 gün 3 gün olarak sayılması planlanıyor.</span></p>
<h4>Getirilecek Düzenleme Bir Af mı?</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Getirilen düzenleme bir af değil, ancak pratik anlamda bir af olduğu söylenilebilir. Zira hukukumuzda ‘infazın durdurulması’ gibi bir kurum var ve virüsün yaratacağı olası etkilerin önüne geçmek adına bu tedbire de başvurulabilirdi. Bunun yerine zaten son 3 yıldır toplumda beklentisi oluşan infaz düzenlemesine başvurulduğu görülüyor. Suç politikası çerçevesinde affın genelde üç nedenle yapıldığı görülür: Olağanüstü (savaş, kıtlık gibi) dönemi kapatan af, toplumsal barış affı ve hükmü düzeltici af.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemiz hukuk sistemini göz önünde bulundurduğumuzda bu düzenlemenin saydığımız son iki nedenle yapılması gerektiği düşünülebilir. Zira politik kutuplaşma nedeniyle toplumda hatırı sayılır sayıda kişi gözaltı, tutuklama, hapis cezası, mesleğinden-makamından men, mallarına el konulma gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldı, kalmaya da devam ediyor. Bununla beraber, politik bir sebebi olmamasına rağmen eksik inceleme, kanunun yanlış uygulanması gibi nedenlerle haksız şekilde mahkum olan kişilerin sayısı da azımsanacak gibi değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumda oluşan af beklentisi de en az virüs tehdidi kadar bu değişikliğin etkenlerinden birisi. Çünkü af kavramı hukuki olduğu kadar sosyolojik de bir kavram. Geçmişte yaşanan kötü örnekler de göstermiştir ki af söylentilerinin etkileri en çok cezaevlerindeki mahkumlarda görülmektedir. Olası bir salgın ile isyan ateşinin tetiklenmesi işten bile olmayabilirdi. Diğer yandan salgın tehlikesi ve cezaevlerinin fiziki koşullarının elverişsizliği, ekonomik maliyeti gibi kaygılarla yapılan düzenlemenin bazı şerhler düşülerek yerinde olduğunu ifade edebiliriz. </span></p>
<h4><b>Düzenleme Eşitlik İlkesine Uygun mu?</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam hakkı en temel ve yüce insan hakkıdır. Devletler ve bireyler en öncelikli olarak bu hakka saygı göstermelidir. Bu nedenle alınmaya çalışılan önlem yerinde olmakla beraber, eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği açıktır. Anayasa Mahkemesi’nin 1991 ve 2001 tarihli iki kararında; aynı miktar cezayı alan iki hükümlüden birinin, sırf suçunun türü nedeniyle daha uzun süre çektikten sonra tahliye edilmesini eşitlik ilkesine aykırı bulmuştur. Bu bağlamda cezaevlerindeki toplam kişi sayısının %15’ine karşılık gelen ve bir çoğu silahla ilişkilendirilemeyen örgütlü ve terör suçu mahkumlarının göz ardı edilmesi en hafif tabirle yanlıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrımcılık, hukukumuzda aynı statüde olanlara farklı işlem yapılmasından ve bunun makul bir nedene dayanmamasından ortaya çıkan bir haldir. Salgınının dünyayı ve Türkiye’yi yerle bir ettiği bir dönemde yapılan infaz düzenlemesinin amacı virüsün cezaevlerindeki mahkûmlara bulaşmasını önlemek olduğu kuşkusuzdur. Bu amaç, suçları ne olursa olsun bütün cezaevinde yatanlar için geçerli olmalıdır. Öyleyse infaz yasasını işlediği suça göre, bazılarına uygulayıp bazılarına uygulamamak Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve AİHS’e aykırıdır. Cezaevleri gibi devletin denetimi altındaki yerlerde bulunan insanların yaşamlarından devlet sorumludur. Aksi hal yaşam hakkının ihlalidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok sayıda, gazeteci, sivil toplum aktörü, sanatçı, siyasi sırf muhalif olduğu için ya çok uzun süreler tutuklu olarak cezaevinde ya da şiddet eylemlerine karıştıklarına, şiddet eylemlerini kışkırttıklarına veya yasa dışı silahlı gruplara lojistik destek sunduklarına ilişkin hiçbir delil olmamasına karşın, terör örgütü üyeliğinden ceza alıyor. Bu bağlamda tutukluluğun bir cezalandırma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmeli ve terör tanımı üzerine tekrar düşünülmelidir.</span></p>
<h4><b>Ne Yapılmalı?</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Tutuksuz yargılama ilkesi sözde değil, özde uygulanmalıdır. Ağır cezalı suçüstü halleri dışında bütün tutuklular serbest bırakılmalı; yargılamalar tutuksuz olarak yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Terör ve örgütlü suçlar da infaz düzenlemesinin içine dahil edilerek, şiddet eylemine karışmayanlar yönünden uygulanması sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılacak bu düzenlemenin ‘toplumsal barışı sağlayan af’ perspektifiyle ele alınarak, Terörle Mücadele Kanunu’ndaki terör tanımı güncellenmeli, siyasi muhalefeti bastırmak için bir araç olarak kullanılmaktan vazgeçilmeli, salgın nedeniyle yaşanılan olumsuz süreci bu şekilde toplumsal kucaklaşmaya vesile edilmelidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/infaz-duzenlemesi-nasil-olmali/">İnfaz Düzenlemesi Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır sivil toplumu İzmir’e barışı konuşmaya gitti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/16/diyarbakir-sivil-toplumu-izmire-barisi-konusmaya-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2018 13:07:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİTAM]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Arif Ali Cangı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Burç Baysal]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kızbes Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sevilay Çelenk]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Barış Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Kıraç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=23687</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİTAM’ın Toplumsal Barış Ağı toplantılarının sondan bir önceki ayağı İzmir’de gerçekleşti. İzmir ve Diyarbakır’dan yüze yakın sivil toplum temsilcisi barış meselesine dair görüş alışverişinde bulundu. Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) sürdürdüğü Toplumsal Barış Ağı bünyesinde, İzmir’de düzenlenen bölgesel çalıştayda Diyarbakır ağırlıklı olmak üzere bölgeden ve İzmir’den yüze yakın katılımcı &#8220;Toplumsal Barış Süreçlerinde STK’ların Rolü&#8221;nü konuştu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/16/diyarbakir-sivil-toplumu-izmire-barisi-konusmaya-gitti/">Diyarbakır sivil toplumu İzmir’e barışı konuşmaya gitti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİTAM’ın Toplumsal Barış Ağı toplantılarının sondan bir önceki ayağı İzmir’de gerçekleşti. İzmir ve Diyarbakır’dan yüze yakın sivil toplum temsilcisi barış meselesine dair görüş alışverişinde bulundu.</strong><span id="more-23687"></span></p>
<p>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) sürdürdüğü Toplumsal Barış Ağı bünyesinde, İzmir’de düzenlenen bölgesel çalıştayda Diyarbakır ağırlıklı olmak üzere bölgeden ve İzmir’den yüze yakın katılımcı &#8220;Toplumsal Barış Süreçlerinde STK’ların Rolü&#8221;nü konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, &#8216;Toplumsal Barış Ağı’nın hazırlık çalışmalarını çözüm süreci döneminde yaptıklarını ancak çalışmaya başlayınca çatışma ortamının dönmüş olduğunu hatırlatarak, sivil toplumun barış meselesini gündemden düşürmemesi gerektiğini vurguladı. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin güçlü bir sivil toplum ve medya reaksiyonu ile akim kaldığını hatırlatan Kaya; Diyarbakır, Van, Hakkari, Batman, Şanlıurfa, Malatya, Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde düzenledikleri toplantılarda oluşturmaya çalıştıkları barış ağı hakkında detaylı bilgiler vererek, “sivil toplum arasındaki barış ağı, toplumsal kutuplaşmanın da panzehiridir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Çalıştayın sabah oturumunda Doç. Dr. Sevilay Çelenk &#8216;Medya, Demokrasi ve Toplumsal Barış&#8217;, Dr. Cuma Çiçek de &#8216;Çatışma Çözümü, Barışın İnşası ve Sivil Toplum&#8217; başlıklı birer sunum yaptı. Barış olgusunun medyada haber değeri olmadığını söyleyen Çelenk, “Biz sivil toplum temsilcileri olarak birbirimize konuşuyoruz, oysa sesimizin daha çok yere ulaşması gerek, esas konuşacağımız insanlarla konuşmalıyız. Bu konuda yetersiz kaldık. Her yere ve herkese konuşabilen medyada ise barış o kadar çok kriminalleşti ki, &#8216;Ayşe Öğretmen&#8217; vakasında gördüğümüz üzere medya, barış talebine yer verdiği için özür dilemek zorunda kaldı” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Çelenk’ten sonra söz alan akademisyen Cuma Çiçek, Barış Vakfı için hazırladığı “2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları” raporunu anlatarak sivil toplumun kapasite ve potansiyeline dair bir fotoğraf aktardı. Türkiye’deki STK envanterine bakıldığında bunların yüzde 95 gibi yüksek bir oranının &#8216;Kürt meselesi&#8217; gibi konulara hiç dokunmadığını vurguladı.</p>
<p>Rapordan yola çıkarak bazı önerilerde bulunan Çiçek; siyasi, coğrafi ve sektörel sınırları aşarak öteki mahallelerle diyalog kurma, barışa katkısı olacak meseleleri makro ölçekten mikro ölçeğe, gündelik ilişkilere taşıma, siyasi angajmana girmemiş STK’ları sürece dahil etme, çatışma çözümü ve barış inşası çalışmalarını yerelleştirme gibi vurgularda bulundu.</p>
<p>Çalıştayın öğleden sonraki oturumu Yazar Şeyhmus Diken’in moderatörlüğünde, sivil toplum temsilcilerinin değerlendirmeleri ile tamamlandı.</p>
<p><strong>Zafer Kıraç (İzmir):</strong> Barış emek istiyor, bu bir yaşam biçimi bugünden yarına hemen cevap vermiyor. O yüzden barış çalışmalarını sürekli yapmalıyız. Barış çalışmasında Kürtlerin yorulduğunu, bu yüzden Türklere daha çok iş düştüğünü düşünüyorum. İzmir ve Diyarbakır’ın barış çalışmaları anlamında kıymetli şehirler olduğunu düşünüyorum. Sahada yapılacak çalışmaların çocuk ve gençleri kapsayıcı şekilde derinleşmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Kızbes Aydın (İzmir): </strong>Ben Kafkas Türküyüm, İzmir’de herkes bana &#8216;Kürtsün&#8217; diyor. Bir türlü Türk olduğumu ispatlayamadım. Batıda, İzmir’de barışı anlatmak çok zor. Barışseverler olarak farklılıklarımızla bir arada nasıl yaşayabileceğimizi tartışmamız gerekiyor. Ben barışı Kürtlerin kara kaşı kara gözü için değil, Türk halkının zararlarını gördüğüm için istiyorum. Savaş ve çatışmalar en çok kadını etkiliyor. Eğer barış gelecekse, barışın lokomotifi kadınlar olmak zorundadır. Savaş ve çatışmalar eril zihniyetin ürünüdür. Toplumsal Barış Ağı&#8217;nın kadın ayağını oluşturup, İzmirli ve Diyarbakırlı kadınların öncülüğünde sadece kadınların yer aldığı ayrı çalıştaylar yapalım ve sonuç bildirgesi yayınlayalım.</p>
<p><strong>Arif Ali Cangı (İzmir): </strong>Barış sadece dilemekle olmuyor, gerçekleşmesi için çaba harcamak gerekiyor. Barış sürecinin başlayabilmesi için toplumun ortaya irade koyması gerekiyor. Bu noktada bu ihtiyacın ortaya çıkması için STK ve aktivistler olarak çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Geçmişte İzmir ve Diyarbakır arasında Kocaoğlu ve Baydemir üzerinden ciddi adımlar atılmaya başlamıştı ama maalesef yarım kaldı. Bu ilişkiyi devam ettirmek gerektiğini düşünüyorum. Toplumun üzerindeki korkunun aşılması için mutlaka ve mutlaka ortaklıklarımızı öne çıkarmalıyız. Barışta ortaklaşıp bunun çalışmasını derinleştirmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>Burç Baysal (Diyarbakır):</strong> İzmir ve Diyarbakır gibi özgürlüğüne düşkün iki kenti bir araya getiren DİTAM’a öncelikle çok teşekkür ederim. Ülkenin içerisindeki gelirden eşit pay almamamızın da adaletsizliği etkileyen bir süreç olduğunu gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Ahmet Özmen (Diyarbakır): </strong>Barış süreçleri için sivil toplumun kendi akil insanlarını oluşturması gerekiyor. Kendi akil insanlarımızı oluşturup, heyetler halinde toplantılar yapmanın çok etkili olacağını düşünüyorum. Çözüm sürecinde yapılmayan yüzleşme meselesinin üzerine bu şekilde gitmek gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/16/diyarbakir-sivil-toplumu-izmire-barisi-konusmaya-gitti/">Diyarbakır sivil toplumu İzmir’e barışı konuşmaya gitti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karakutu Derneği “Adnan Ergeç Fonu” başvuruları açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/10/karakutu-dernegi-adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Nov 2017 09:18:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Karakutu Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Ergeç Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitliğin İnşası]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişle yüzleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Karakutu]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül 2017’de ilk dönemini geride bırakan Adnan Ergeç Fonu, 18-30 yaş arası gençlerin Türkiye ile ilişkili toplumsal hafıza, geçmişle yüzleşme, toplumsal barış ve eşitliğin inşası ve/veya ayrımcılığın önlenmesine yönelik projelerini desteklemeye devam ediyor. Başvuru Koşulları Türkiye’de ikamet etmek, 18-30 yaş arasında olmak, Proje konusunun Türkiye ile ilişkili toplumsal hafıza, geçmişle yüzleşme, toplumsal barış ve eşitliğin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/10/karakutu-dernegi-adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/">Karakutu Derneği “Adnan Ergeç Fonu” başvuruları açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül 2017’de ilk dönemini geride bırakan Adnan Ergeç Fonu, 18-30 yaş arası gençlerin Türkiye ile ilişkili toplumsal hafıza, geçmişle yüzleşme, toplumsal barış ve eşitliğin inşası ve/veya ayrımcılığın önlenmesine yönelik projelerini desteklemeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Başvuru Koşulları</strong></p>
<ul>
<li>Türkiye’de ikamet etmek,</li>
<li>18-30 yaş arasında olmak,</li>
<li>Proje konusunun Türkiye ile ilişkili toplumsal hafıza, geçmişle yüzleşme, toplumsal barış ve eşitliğin inşası ve/veya ayrımcılığın önlenmesine yönelik bir çalışma olması,</li>
<li>Projenin konusu ve çıktıları ırkçılık, cinsiyetçilik, şiddet övgüsü, transfobi-homofobi, etnik, dini ve/veya politik ayrımcılık içermemesi.</li>
</ul>
<p>Birden fazla kişi tarafından uygulanacak bir projeyle başvuru yapılması halinde, ekipten bir kişi grup adına başvuru yapabilir. Proje ekibinin temsilcisi başvuruyu gerçekleştiren kişi olacaktır.</p>
<p><strong>Son Başvuru Tarihi</strong></p>
<p>30 Kasım 2017, Perşembe günü saat 17.00</p>
<p><strong>Başvuru İçin Gerekenler</strong></p>
<p><a href="https://goo.gl/forms/wW8dRXknXwCNjpjq1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Proje başvuru formu</a></p>
<p>Proje sahibinin özgeçmişi</p>
<p>(Eğer sanat alanında bir proje fikriyle başvuruluyorsa) Başvuru sahibinin portfolyo veya filmografisi</p>
<p>Proje zaman planı (Projelerin süresi en fazla sekiz ay olabilir)</p>
<p>Projenin bütçesi (Fonun, proje başına üst tutar sınırı 3.500 TL’dir. Karakutu’nun tutarı değiştirme hakları saklıdır.)</p>
<p>Proje başvuru formuna <a href="https://goo.gl/forms/wW8dRXknXwCNjpjq1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> erişebilirsiniz. Diğer belgelerin (öz geçmiş, varsa portfolyo veya filmografi, proje zaman planı ve bütçe) <a href="mailto:aef@karakutu.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">aef@karakutu.org.tr</a> adresine gönderilmesi ve e-postanın konu bölümüne  “Adnan Ergeç Fonu başvurusu – ek belgeler” yazılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Değerlendirme ve Seçim Süreci</strong></p>
<p>Önkoşulları sağlayan başvurular, Karakutu temsilcileri ve Adnan Ergeç Fonu bağışçıları tarafından değerlendirilecek ve desteklenecek projeler ortak kararla seçilecektir.</p>
<p>Karakutu’nun çalışmalarında yer almış başvuru sahiplerine öncelik verilebilir.</p>
<p>Değerlendirme başvuruların kapanmasının ardından iki hafta içerisinde tamamlanır.</p>
<p>Sonuçlar, Karakutu temsilcisi tarafından e-posta yoluyla ve derneğin web sitesi üzerinden tüm başvuranlara ilan edilir.</p>
<p>Başvurular arasında koşullara uygun proje olmaması halinde, ilgili senenin tutarı bir sonraki seneye aktarılır.</p>
<p><a href="http://www.karakutu.org.tr/adnan-ergec-fonu-sik-sorulan-sorular/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Sık Sorulan Sorular</strong></a></p>
<p>AEF ile ilgili merak ettiklerinizi fonun kurucularından Evren Ergeç ile faydalanıcılar Rüya Telli, Tuğçe Özdemir ve Ayşegül Özadak’a sorduk, sizin için <a href="http://www.karakutu.org.tr/adnan-ergec-fonu-sik-sorulan-sorular/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yanıtladılar.</a></p>
<div class="sharedaddy sd-sharing-enabled">
<div class="robots-nocontent sd-block sd-social sd-social-official sd-sharing">
<h3 class="sd-title"></h3>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/10/karakutu-dernegi-adnan-ergec-fonu-basvurulari-acildi/">Karakutu Derneği “Adnan Ergeç Fonu” başvuruları açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Jul 2017 15:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Cerattepe]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16562</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Milletvekili Enis Berberoğlu&#8217;nun tutuklanmasıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun 20 Temmuz&#8217;da başlattığı &#8220;Adalet Yürüyüşü&#8221; sivil toplumdan da katılım buldu. Halkın ve sivil toplumun kimi taleplerini sizinle paylaşıyoruz. 6 Temmuz Perşembe günü mola verdikleri esnada katılımcılara neden yürüdüklerini, yürüyüşteki çeşitliliği  ve beklentilerini sorduk&#8230;* &#8220;Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok&#8221; Güzin Alpaslan: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/">Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>CHP Milletvekili Enis Berberoğlu&#8217;nun tutuklanmasıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun 20 Temmuz&#8217;da başlattığı &#8220;Adalet Yürüyüşü&#8221; sivil toplumdan da katılım buldu. Halkın ve sivil toplumun kimi taleplerini sizinle paylaşıyoruz.</h3>
<p>6 Temmuz Perşembe günü mola verdikleri esnada katılımcılara neden yürüdüklerini, yürüyüşteki çeşitliliği  ve beklentilerini sorduk&#8230;*</p>
<h4>&#8220;Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok&#8221;</h4>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-16563 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786.jpeg" alt="" width="596" height="656" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786.jpeg 596w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_008-e1499451794786-320x352.jpeg 320w" sizes="(max-width: 596px) 100vw, 596px" /></p>
<p><em><strong>Güzin Alpaslan:</strong></em> Şu an adaletten daha fazla ihtiyacımız olan bir şey yok. Başta yürüyüş hakkında ümitsizdim fakat şu an daha iyiye gidiyor. Kılıçdaroğlu adalet talebini genişletti. Baştaki gibi sadece kendi vekili için değil herkes için adalet talep etmeye başladı. Çeşitliliğin artmasıyla katılanların talepleri çoğaldı. Bugün bu talep nerede oluşuyorsa oraya gitmek ve o sesi yükseltmek gerektiğini düşünüyorum. Onun için bugün kadınlar olarak kadınların talepleriyle geldik.</p>
<p>Bu yürüyüş en azından tüm Türkiye&#8217;ye adalet talep eden insanların var olduğunu gösterdi. Sonucun nasıl olacağını muhalefetin kararlılığı belirleyecek.</p>
<h4>&#8220;Bu yürüyüşün daha fazla insanı kapsaması gerektiğini düşünüyorum&#8221;</h4>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16564" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436.jpeg" alt="" width="600" height="803" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436.jpeg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_000-e1499452414436-320x428.jpeg 320w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><em><strong>S.E*: </strong></em>Herkes susturulmuş olmaktan şikayetçi, buradaki herkesin farklı bir adalet talebi var. Hukukun fiili olarak askıya alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Ben de herkes gibi adalet için katıldım. Adaletsizlik tepemizde bir  Demokles kılıcı gibi. Onunla terbiye ediliyoruz ve hayatımızı ona göre dizayn ediyoruz. Korkuyla yaşıyoruz ve düşünce dünyamızda bu adaletsizliğe teslim oluyoruz. Bu bizi günlük hayatımızda yönlendiriyor.</p>
<p>Bu yürüyüşün daha fazla insanı kapsaması gerektiğini düşünüyorum, burada yürüyen insanların sadece kendileri için değil, herkes için adaleti istemesi ve ona inanması gerekiyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de sadece kendimiz için adalet istersek yine değişen bir şey olmaz. Eğer bu yürüyüşü başlatan Kemal Kılıçdaroğlu  gerçekten herkes için adalet isteyecekse; suçlular için de adalet isteyecek, terörist için de adalet isteyecek Adaletten kastım affetmek değil, adalet dediğimiz şey adil yargılanma mekanizmasını herkes için var etmek. Herhangi biri niye buna itiraz etsin ki? İtiraz edenin insanlıkla problemi vardır, aklıyla problemi vardır.</span></p>
<h4>&#8220;Bütün canlılara adalet için, Cerattepe’ye adalet için yürüyoruz&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16565" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981.jpeg" alt="" width="600" height="602" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981.jpeg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-180x180.jpeg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-300x300.jpeg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/Dosya_006-e1499467167981-320x320.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><em><strong>Neşe Karahan (Yeşil Artvin Derneği Başkanı):</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Cerattepe için, adalet için buradayız. Biliyorsunuz, Artvin halkı yirmi beş senelik yaşamsal bir mücadele sürdürüyor. Mücadelemiz yirmi beş senedir devam ediyor. Bütün hukuksal ve bilimsel kazanımlarımıza rağmen, çarşamba günü Danıştay kararı gerekçesiz bir şekilde onadı, aynı Danıştay 2009’da burada madencilik yapılamaz diye ruhsatları iptal etmişti. 2015’te yine ÇED raporunu iptal etti, ama ne yazık ki aynı Danıştay dün biliyorsunuz 19 Eylül’den beri Artvin’de olağanüstü halin dışında valilik yasakları var ve sürekli tekrar ediyor her ay, eylem yapmamız yasaklanıyor. Daha doğrusu eylemin ötesinde basın açıklaması herhangi bir duyuru yapmamız da yasaklanmaya çalışılıyor. Ama Artvin halkı mücadelesine devam ediyor. Danıştay o kararı onadı, bir gerekçe belirtmeden onadı, bu utanç verici bir şey, yani hukukun tamamen bittiğini gösteren bir şey. Danıştay kendini inkâr ederek, daha önceki kararlarına rağmen böyle bir karara vardı. O karar bizi zaten Danıştay’ın kararını beklemeden yukarıda jandarma eşliğinde, yani devletin güvenlik güçlerini kullanarak bir miktar çalışma yapmaya çalışıyorlar. Biz son zamanlarda zaten hep onların kirliliklerini hem de kurumlara suç duyurusunda bulunduk. Mücadelemiz sürecek, sürüyor. Asla geri çekilmeyeceğiz. Orası bizim yaşam alanımız. Aynı zamanda da bir dünya mirası. Bu yüzden bu dünya mirasını gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Artvin sadece Artvinliye ait değil. Onun için herkesin desteğine ihtiyacımız var. Asla vazgeçmeyeceğiz. Onu bir yenilgi veya son olarak kabul etmiyoruz. Zaten başka kanallara da başvuracağız. Mücadelemiz sürüyor. Şu anda da burada bütün canlılara adalet için yürüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün canlıların adalete ihtiyacı var. O yüzden bütün canlılara adalet için, Cerattepe’ye adalet için yürüyoruz. B</span><span style="font-weight: 400;">u kadar hukuksuzluğun yükselmesi halkta da tepkiyi artırıyor. Gerçekten her şey inanılmaz kötü gidiyor. Bu artık saklanacak bir şey değil.  O yüzden tepki gittikçe artıyor. Artmak da zorunda. Bir şekilde buna dur demek zorundayız. Hem yaşamsal olarak her açıdan, hem doğa açısından, ekoloji açısından inanılmaz yıkım var. Her şey açısından adalete ihtiyacımız var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her kesim geliyor, bu yürüyüşe katılıyor, bu yürüyüşü destekliyor. Çünkü doğru bir şey, kendimizi ifade edecek bir yer bulunması lazım. Yani sesimizi duyurmak kendimizi ifade etmek gerekiyor. Bu da halkın isteği, dileriz bunu artık göz ardı etmezler.</span></p>
<p>İnsanlar burada <span style="font-weight: 400;">CHP adı altında yürümüyorlar biliyorsunuz, her kesimin katılma hakkı var. Kimse kimseyi dışlamıyor. Tamamen sadece adalet yürüyüşü olarak algıladık biz. Öyle de geldik. Bizim hareketimiz 25 senedir herhangi bir siyasi bir şeye bağlı değildir. Bu zaten doğru bir yürüyüş, o yüzden de hem desteklemek hem de bizi de burada ifade etmek amacı var.</span></p>
<h4>&#8220;Darbe karşıtı eylemlere hangi saiklerle katıldıysak Adalet Yürüyüşü&#8217;ne de aynı saiklerle katıldık&#8221;</h4>
<p><em><strong>S.Y.*:</strong></em> B<span style="font-weight: 400;">en kendi açımdan şöyle söyleyeyim, 7 Haziran seçimlerinden sonra meydana gelen </span>olaylardan itibaren  yani Suruç patlaması ve devamında  meydana gelen olaylardan itibaren, aslında bütün adaletsizliklere karşı bir şekilde, kendi çabamızla  bir şeyler yapmaya çalıştık.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suruç&#8217;taki patlama sonrasında Cizre&#8217;de yaşananlara tepki göstermek için eylemler yaptık arkadaşlarımızla.  15 Temmuz&#8217;da </span> <span style="font-weight: 400;">darbeye karşı arkadaşlarımız çıktılar &#8220;Toplumsal barış için demokrasi&#8221; pankartıyla bir eylem yaptılar. Darbe karşıtı eylemlere hangi saiklerle katıldıysak Adalet Yürüyüşü&#8217;ne de aynı saiklerle katıldık. Devletin uyguladığı zulme karşı kim olursa olsun mazlumdan yana durma gibi bir tavrımız var. O nedenle buraya da katılıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">7 Haziran&#8217;dan 1 Kasım&#8217;a gelirken bütün o yaşananlar;  gar patlamaları, sonrasında sivil siyasetçilerin içeri atılması, belediyelere kayyumlar atanması meselesi bunlar son derece sivil alanın önünü kapattı. STK&#8217;lar kapatıldı mesela, dernekler kapatıldı, çocuk televizyonları kapatıldı. Bütün bunlar demokratikleşme önünü kesen şeylerdi ve onun sonucunda gittiği yer itibariyle bir darbe girişimi oldu o darbe girişiminde de 248 galiba vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu insanlar canları pahasına darbeyi önlemeye çalıştılar. Yani yargılamanın olmadığı yerde bir adalet arayışı hep devam etti.</span></p>
<p>Geçen gün bir haber gördüm, kocası FETÖ davasından içeri atılmış bir kadının iki çocuğuyla yaşadığı ev üzerinde adli kontrol var. Ev sahibi kapısına dayanıp &#8220;Paramı ver Fetöcü, defol git&#8221; diyor. Kadın gidiyor validen izin istiyor. &#8220;Babamın evine gideyim bari, babam bana ve çocuklarıma bakar&#8221; diyor. Vali de &#8220;Şayet evden çıkarsan seni tutuklarım&#8221; diyor. Yani bu adaletsizliğin çok büyük bir göstergesidir.</p>
<p>Bu yürüyüşten anlıyoruz ki herkes için bir adalet olması gerekiyor. Ali Bulaç aylardır niye içeride tutulur? Ahmet Altan niye durur? Ahmet Şık vaktiyle Ergenekon&#8217;dan alınmıştı, şimdi FETÖ&#8217;den alındı. Tüm bunlara baktığımızda en azından asgari bir adalet talebi için buradayız. Çok büyük bir beklenti değil bu. Burada bir talep var ve biz de bu talep içerisinde kendi sözümüzü söylemek istiyoruz.</p>
<p>İslami sivil toplum bu kadar sessiz olmamalıydı. Yani Allah adaleti emreder denilen bir inanç bu. İktidarda bulunduğu zaman bu kadar adaletsizliğe göz yumulması inanılmaz bir şey. Hani başka yere bakamıyorlarsa Mavi Marmara davasına baksınlar. Kendilerine dönüp Mavi Marmara davasının getirildiği hale baksınlar.</p>
<h4>&#8220;Oğlum için yürüyorum&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16566" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0005-e1499470100704-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><em><strong>Umut Kahraman&#8217;ın annesi Meral:</strong></em> <span style="font-weight: 400;">Ben Umut Kahraman’ın annesi Meral. Oğlum için yürüyorum.  Oğlum sekiz ay önce gözaltına alındı. Sekiz aydır iddianamesi hazır değil. Doğru düzgün ne ile suçlandığını bilmiyoruz. Sekiz aydır bekliyoruz. Bu bekleme bizi yıprattı, ta ki ayın 8’ine kadar. Ayın 8’inde Cumhuriyet Gazetesinde bir yazı çıktı. Bu yazıyla beraber, biz çocuklarımızın dosyaları elden geçirilirken aslında soldan tutuklu olan sol bir örgütten, partiden tutuklu olan çocuklar ve bu çocukların dosyalarına FETÖ de eklenmiş olduğunu öğrendik. Bununla beraber bir kavram kargaşası yaşıyoruz. Çocuklarımıza özgürlük istiyoruz. Adalet istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşanan adaletsizliklerin arttığını, insanların yaşadıkları sıkıntılara herhangi bir kişi tarafından cevap verilmediğini, sıkıntıların dikkate alınmadığını ve insanların hukuksuzluk ağı altında insanların var olan özgürlüklerinin kısıtlandığını, haklarının gasp edildiğini ve var olan insan haklarının kaybolduğunu düşünüyorum. Bu yüzden katıldım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Ben bir anne olarak katılıyorum. Yani annelerin yaşadıkları sıkıntıları dillendiremiyoruz, gerek ekonomik gerek sosyal olarak imkanlarımız olmuyor. Burada böyle biri imkân doğdu. Bir de basına getirilen kısıtlamalardan dolayı bizler sesimizi hiçbir yerde duyuramıyoruz. Çocuklarımız sekiz aydır tutuklu. Çocuğum gibi bir sürü çocuk daha fazla zamandan beri tutuklu ve biz bunları hiçbir yerde duyuramıyoruz. Burası bizim için bir duyurma yeri/yolu oldu. Onun için buraya katılma ihtiyacı duydum ve katıldım.</span></p>
<p>Farklı kesimlerle adalet çatısı altında bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. <span style="font-weight: 400;">Çünkü temelde adalet için yürüyoruz. Bu insan için olabilir, hayvan için olabilir, doğa için olabilir, benim gibi çocuğu için olan olabilir. Önemli olan böyle bir formda birlikte olabilmek. Ben bunu çok doğru buluyorum ve olması gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yürüyüşten beklentim, sesimizi duysunlar. Artık tek kişinin konuşup diğerlerinin kafa sallamasını istemiyorum. Biz burada kimsenin kimseyi ezmemesini, temel hak ve özgürlüklerimizin elimizden alınmamasını istiyoruz. Ondan dolayı katılıyorum. Ben bir anneyim. Bir anneye verebileceğiniz en büyük ceza o annenin elinden evladını almak. Ben evladıma sahip çıkmak için geldim. Kesinlikle burada haykırılan şeylere saygı duyuyorum, sahip çıkıyorum ve doğru olduğuna inanıyorum.</span></p>
<h4>&#8220;Nuriye ve Semih&#8217;i desteklemek için buradayım&#8221;</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16567" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631.jpg" alt="" width="900" height="675" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631.jpg 900w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG-20170707-WA0003-e1499470495631-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<p><em><strong>Tülin Karakulunç:</strong></em> Ben bir kamu emekçisiyim. <span style="font-weight: 400;">Çalışırken de hâlâ da adalet arıyorum. Çünkü ben kendimi bildim bileli bu ülkede adalet yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşe katılmamın esas sebebi şu; Nuriye ve Semih için, açlık grevini desteklediğim için buradayım ve onlar için yürüyorum. Burada onların sesi olmak istedim. Çünkü bu ülkede bizim bu şekliyle akademisyenlere, öğretmenlere ihtiyacımız olduğundan dolayı, çocuklarımızı emanet edebileceğimiz gerçek insanlar ve haksızlığa uğradıkları için. Şu anda Nuriye ve Semih’in işten atılmalarının hiçbir gerekçesi yok, hiçbir sebebi yok. Tamamen keyfi bir iş, FETÖ davası ile hiçbir alakası olmayan saçma sapan bir düşünce bazında işten atıldılar. Sonuçta yaşam haklarını ellerinden aldılar. Yani bu insanların yurt dışına çıkma yasağı var. Kendi mesleklerini bu ülkede bir daha icra edemeyecekleri için, insanca yaşama haklarını ellerinden aldıkları için, ben destekliyorum açlık grevlerini. Çünkü zaten ha öyle aç, ha böyle aç. Hiçbir farkı yok yani.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Ensar Vakfında çocuklara tecavüzden tutun, kadınlara şiddetten tutun, Cizre’de öldürülen çocuklardan tutun, Türkiye’de her anlamda A’dan Z’ye her türlü katliama karşı buradayız. Sen farklı düşünebilirsin, ben farklı düşünebilirim. Kimsenin yaşamlara karışmak gibi bir hakkı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşten beklentim adalet. Tabii biz duvara karşı yürüyoruz, onun da bizi anlayacağını düşünmüyoruz. Bundan sonra süreç nasıl gelişir, neler olur bilmiyorum ama biz bu süreçte her zaman varız.</span></p>
<h6>*Güvenlik kaygıları sebebiyle ismini paylaşmak istemeyen konuşmacıların yalnızca isim ve soy isimlerinin baş harflerini paylaşıyoruz.</h6>
<h6>Ana görsel: Delta Haber</h6>
<p>*Röportaj deşifreleri Sena Yağmur ve Emre Küçük&#8217;ün katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/08/adaleti-yollarda-arayanlar-buradayim-cunku/">Adaleti &#8216;yollarda&#8217; arayanlar: Buradayım, çünkü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
