<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>taciz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/taciz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/taciz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Dec 2019 08:33:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>taciz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/taciz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 10:23:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel adalet arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, taciz, cinsel saldırı ve çocuk istismarında ailelerin ve mağdurların bireysel adalet arayışlarının adresi artık sosyal medya. Türk Psikologlar Derneği Üyesi ve Yaşam Psikoterapi Derneği’nin kurucusu Uzman Psikolog Umut Yılmaz ile sosyal medyada bireysel adalet arayışının insan psikolojisini nasıl etkilediği üzerine konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/">Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet konusunda uzun bir zamandır hak mücadelesi sosyal medyada, çoğunlukla da Twitter üzerinden yürütülüyor. Mücadelenin sosyal medya üzerinden yürütülmesinin insan psikolojisi üzerinde nasıl bir etkisi var? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-39538 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-640x640.jpg" alt="" width="332" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/umut-yılmaz1.jpg 960w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" />Saydığınız tüm olumsuzlukların önde gelen faili erkekler… Havaların ısınmasıyla birlikte sıklıkla tanıklık etmeye başladığım “sünnet konvoyları”ından ve “sünnet düğünleri”nden söz etmek isterim. Önde uzun bir eğlence aracıyla çocuklar taşınır, arabada aynı zamanda ya davul-zurna-klarnet ekibi ya da yüksek sesle müzik çalınan bir hoparlör seti bulunur.  “Sünnet” edilen veya edilecek erkek çocuk da ya eğlence aracının içinde arkadaşlarıyla birliktedir ya da eğlence aracının hemen arkasında daha özel bir şekilde hazırlanmış, kimi zaman üstü açık bir arabada, özel kostümü ve elinde asasıyla sokaklardan kornalar eşliğinde geçerek çevredekileri selamlar… Çoğunlukla önceden “sünnet” ettirilmiş ve kendisine bir “erkeklik sertifikası” sunulmuştur. Çocuk, artık bir “erkek”tir ve kültürel kalıpların, törelerin ve geleneklerin bütün yükü-onuru-gururu-namusu, olumlu-olumsuz tüm taraflarıyla onun üzerindedir. Böylesi bir kutsanmışlıkla büyüyen ve kadın-erkek ayrımı olmaksızın ciddi bir kitleyle de ittifak kurabilen “erkek” için her şey mubah hale gelir. Kimi zaman bu yükün altında ezilse de göstermesi gereken bir kimliği vardır artık. Kendisi ön planda olmalıdır, her şey onun için yapılmalı, sözünün üstüne söz söylenmemeli, kendisine yeri geldiğinde “biat” edilmelidir. Bu yapıyla çevrili olarak büyüyen kişi kadına şiddet uyguladığında, taciz, tecavüz ettiğinde ya da kadını öldürdüğünde küçüklüğünden itibaren özenle örülen bilinç harekete geçecektir ve eylemini meşrulaştıran çeşitli cümlelerle toplumun karşısına çıkacak ve o toplum içinde geçmişten itibaren kurduğu ittifaklar sayesinde failliğini hafifletebilecektir. Dolayısıyla kadın ya da türlü olumsuzluklara maruz kalan çocuk için sesini yükseltebileceği ve haklılığını ifade edip failin karşısına güçlü bir şekilde çıkabileceği önemli bir alan olarak sosyal medya devreye girecektir. Olumsuzluklara maruz kalınan çevrede kendileriyle ittifak kurabilecek, anlayabilecek, dinleyebilecek, yardım edebilecek bir yapı bulmakta zorluk çeken birey, sosyal medyada bunu daha kolay ve etkili bir şekilde yapabilecektir</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın geldiği nokta, yaygınlığı, tepkinin oluşturulma hızı, kimi kullanıcıların oluşturdukları dayanışma ağı gibi kolaylaştırıcılar, geçmişten itibaren oluşturulan “erkek erkinin” karşısına cesurca çıkabilmekte ve sonuç alıcı trend topicler yaratabilmektedir.</span></p>
<p><b>Adalet ile medyaya olan inanç ve güvenin azalmasının da bunda etkisi var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddete duyarlı bir danışanım başına gelen şöyle bir durumdan söz etmişti. Oturduğu apartmanda komşusu olan kadına eşi tarafından mütemadiyen şiddet uygulanmakta imiş. Bir gece dayanamadığını ve polisi aradığını ifade etti. Polisin verdiği karşılık, “bu kişiler karı-koca mı, size yönelik bir tehdit var mı, yatın uyuyun” şeklinde olmuş. Danışanım biraz sert ve kararlı konuşup kontrol edilmesini talep edince ekip yollanacağı söylenmiş ve konuşma sonlandırılmış. Ve danışanım uzun süre beklemesine rağmen herhangi bir polis ekibinin gelmediğinden yakınmıştı. Tek başına bu örnek dahi insanların benzer durumlarda nasıl davranacaklarını belirleyebiliyor. Defalarca şiddete maruz kalıp polise sığınan ama kendisine şiddet uygulayan erkekle “barıştırılıp” eve yollanan kişilerin çokluğu elbette adalete olan inancı sarsmaktadır. Yine ana akım-alternatif medya ayrımı olmaksızın medyada şiddet haberlerinin sunuluş biçimi mağduru haksızmış gibi gösteren başlıkları ve içerikleriyle medyanın da güven konusunda geride kalmalarına yol açmaktadır. Geriye kendinizi ifade edebileceğiniz, çığlığınızın duyulması olasılığını arttıran yegâne unsur olarak sosyal medya kalmaktadır.</span></p>
<p><b>Sosyal medyanın insanı yalnızlaştırdığı ifade edilirken mağduriyetin karşısındaki yalnızlık duygusuyla adalet arayışını sosyal medyaya yansıtmak bu ikisi arasındaki çelişki nasıl açıklanabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın kullanım biçimlerindeki değişikliklere bakmak gerekiyor. Bundan on yıl öncesinde Twitter, Facebook, Instagram gibi mecralar ya yoktu ya da yeni yeni yaygınlaşmaya başlıyordu. “İlkokul arkadaşını” aramak sosyal medyada insanların öncelikleri arasındaydı. Yıllar içinde özellikle toplumsal eylemlerde sosyal medyanın eylemin duyurulmasında ve yönlendirilmesinde ne kadar etkili olabileceği keşfedildi. Ve günümüze geldiğimizde hem iktidar hem muhalefetin siyasal iletişim ve propaganda için kullandıkları en önemli mecra, sosyal medya haline geldi. Yaşadığınız bölgedeki herhangi bir aksaklığı, örneğin belediyeye gidip çözmeniz daha uzun bir zaman dilimini alırken, özellikle büyükşehir belediyelerinin Twitter hesaplarına herkesin görebileceği şekilde yazılan mesajlar anında yanıtlanabilmektedir. Yanıtlanmadığında daha fazla sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından söz konusu şikâyet ilgili yerlere aktarılabilmekte ve bu şekilde gündemde tutulması sağlanabilmektedir. Evet, sosyal medya bir zamanlar yalnızlık deneyimi yaşatıyor olabilir insanlara ama şu an ulaştığı nokta tam aksi bir istikamette insanların kalabalık olma deneyimi yaşadıkları bir alan görümündedir. Gün geçtikçe de o kalabalıklar örgütlenmekte ve kendi gündemlerini oluşturabilmektedirler. Yani, sosyal medya artık sadece yalnızlığı temsil etmemektedir; eksiklerine rağmen, birbirini tanımayan kalabalıkların, fiziksel olarak bir araya gelmeksizin, “tweetlerle, retweetlerle, likelarla ve menşınlarla” ortak bir mücadele hattında buluşabildikleri etkili bir mecradır. Herhangi bir sokak eylemi için çağrıda bulunulduğunda elli-yüz kişi bir araya gelemezken aynı konuda açılan bir hastag kısa sürede binlerce kişi tarafından paylaşılmakta ve gündeme getirilebilmektedir. Belki de gücü bu özelliğinden gelmektedir. Ama tabi ki sosyal medyanın pürüzsüz bir alan olduğu iddiasında bulunamayız.</span></p>
<p><b>Sosyal medya üzerindeki desteğin gerçek hayattaki karşılığı aynı oranda olmuyor çoğu zaman. Bu da bir hayal kırıklığına neden olmuyor mu? Ya da öz saygıyı nasıl etkiliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın pürüzsüz bir alan olmadığını daha iyi açabileceğimiz bir soru bu. Elbette gündelik yaşantılarımızda olduğu gibi, sosyal medyada da bir takım ittifaklar kurma gereği ortaya çıkıyor. İttifak kurduğunuz kişilerin, grupların, kurumların etki gücü ölçüsünde siz de sesinizi daha fazla duyurabiliyorsunuz. Kadına yönelik şiddet, taciz, istismar bağlamında değerlendirdiğimizde, bu konulara duyarlı kullanıcıların ortak tepki örgütleme seviyesi bir hayli yüksek olabilirken, bu duyarlı kullanıcıların bir zamanlar ittifak kurdukları ya da hali hazırda ittifak halinde oldukları kimi kişilerin bu türden bir saldırının faili olmaları halinde, failin sessiz kalınarak korunduğu bir tabloyla karşılaşabiliyoruz. Sonuç olarak böylesi bir durumla karşılaşan bireyin yaşadığı suçluluk, utanç gibi duyguların daha yüksek düzeylere çıktığını klinik ortamlarda gözlemleyebiliyoruz. Maruz kaldığı duruma ilişkin anlattıklarına sessiz kalınması, mağdurun da giderek sessizleşmesini ve kendini suçlama eğilimlerinin artmasını beraberinde getirmektedir. Mağdurun yalnız olduğuna ilişkin algısının elbette onun ruh halini olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz. Gerçek yaşamda yalnız olduğunu düşündüğü için sosyal medya üzerinden mağduriyetini duyurmak isteyen birey, orada da yardım arayışına yanıt bulamadığında travma sonrası etkiler daha yoğun bir şekilde hissedilebiliyor. </span><span style="font-weight: 400;">Adalet arayışı karşılık bulmayan birey depresyondan intihara pek olumsuzlukla yüz yüze kalmış oluyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu duruma yol açmamak adına, saldırıya uğrayan hayatta kalan kişinin psikolojik durumunun daha fazla ön plana çıkarılıp gündemde kalmasının sağlanması kişiye yarar sağlayacaktır.</span></p>
<p><b>Sosyal medyanın yanı sıra güvenlik güçlerinin yapması gerekeni Müge Anlı gibi televizyon programcılarının yaptığını da görüyoruz. Çoğunlukla bu programlara mağdurların yanı sıra failler de çıkıyor. Bunun bilinçle nasıl bir ilişkisi var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faillerin dahi bir sakınca görmeksizin televizyon programlarına çıkıp kendilerini ifade etmeye çalışmalarının, kültürel kodlardaki çarpıklığın medyada görünür hale gelmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Kadını “namus” için öldürdüğüne inanan fail, bu çarpık kültürel kodla bağlantılı olarak ekranlara çıkıp bunu meşrulaştırma çabasına girebilmektedir. İşin trajikomik tarafı buna kimi durumlarda adalet mekanizması da ortak olmakta ve “ağır tahrik” unsuru sayılarak failin aldığı cezada indirime gidilebilmektedir. İyi tarafından bakıldığında bu tarz programlar, failin yapıp ettiklerinin kötücüllüğüne ilişkin kamuoyu oluşturmakta ve adalet mekanizmasının daha hızlı çalışmasına vesile olabilmektedir.</span></p>
<p><b>Bazen özellikle Twitter’da intihar duyurularını bile okuyabiliyoruz. Ölümü seçerken bunu sosyal medyada duyurmak nasıl açıklanabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İntihar, dünyada ölüm nedenleri arasında savaşlardan daha fazla can kaybına yol açan yakıcı bir sorun. Ölümle sonuçlanan vakaların yanında intihar girişimleri de bir hayli fazladır. Kimi bireyler, intiharı zihinlerinde romantize edip intihardan sonra çevreyi görmeye devam edeceklerine ve ölümlerinin diğerleri üzerindeki etkilerini izleyebileceklerine inanırlar. Ölümü gerçekçi bir bağlamda değerlendirme yetileri yeterince gelişmemiş olabilir. Duygu dalgalanmaları fazla ve risk algıları düşüktür. Yapılan araştırmalar, intihara yönelen bireylerin büyük bir çoğunluğunda psikiyatrik bir rahatsızlığın varlığına işaret etmektedir. Bu bağlamda sosyal medya üzerinden intiharını canlı yayınlayan kişileri de bu şekilde değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Elbette pek çok gerekçe öne sürebilmektedirler; ancak, unutmamak gerekir ki intihar işlevsiz bir yöntemdir.</span></p>
<p><b>Son olarak sivil toplum, ailelerin yargı ve ‘güçlü failler’ karşısındaki yalnızlığını nasıl giderebilir, mücadelesine nasıl destek olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, taciz, tecavüz gibi durumlarda, mağdurun sesini duyurabilmesinde ve failin mahkeme karşısında cezaya çarptırılmasında, sivil toplumun çok önemli bir işlevi var. Sosyal medya üzerinden olaya ilişkin yayılan videoların, mağdur kişinin anlatımlarının yaygınlaştırılmasının karar verici yargı mercii üzerinde doğrudan etkide bulunduğunu gündelik yaşamımızda görebilmemiz mümkün. Şiddete maruz kalan mağdurun şikâyeti üzerine gözaltına alınıp ifadesi sonrası serbest bırakılan failler, sosyal medyanın ve sivil toplum örgütlerinin konuyu gündemde tutmaları sayesinde tekrar gözaltına alınarak tutuklanabilmekte ve failin hüküm giymesi daha mümkün hale gelebilmektedir. Hem sivil toplum örgütlerinin hem de sosyal medya kullanıcılarının bu konudaki etki güçlerinin daha fazla farkında olması, faillerin daha kolay bir şekilde bulunup yargı önüne çıkarılmasını ve ceza almalarını kolaylaştıracaktır.</span></p>
<p>İlginizi çekebilir: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/04/sosyal-medya-bireysel-adalet-arayisinda-etkin-bir-arac/" target="_blank" rel="noopener">Sosyal Medya Bireysel Adalet Arayışında Etkin Bir Araç</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/12/sosyal-medyada-bireysel-adalet-arayisi-insan-psikolojisini-nasil-etkiliyor/">Sosyal Medyada Bireysel Adalet Arayışı İnsan Psikolojisini Nasıl Etkiliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dizi Sektöründe Çalışan Kadınlar Tacizi Anlattı: “Kadın” Söz Konusuysa İkiyüzlü Bir Ahlak Anlayışı Devrede</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/dizi-sektorunde-calisan-kadinlar-tacizi-anlatti-kadin-soz-konusuysa-ikiyuzlu-bir-ahlak-anlayisi-devrede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2018 21:07:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Deutsche Welle]]></category>
		<category><![CDATA[dizi sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dizi sektöründe kadına yönelik taciz ve mobbing vakalarına karşı, geçtiğimiz haftalarda bir ilk yaşandı. “Biz Takipteyiz” adıyla ortaya çıkan oluşum, oyuncu Talat Bulut’un Fox TV’de yayınlanan “Yasak Elma” dizisinde kostüm çalışanı kadını taciz etmesi olayına takipsizlik verilmesinin ardından imza topladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/dizi-sektorunde-calisan-kadinlar-tacizi-anlatti-kadin-soz-konusuysa-ikiyuzlu-bir-ahlak-anlayisi-devrede/">Dizi Sektöründe Çalışan Kadınlar Tacizi Anlattı: “Kadın” Söz Konusuysa İkiyüzlü Bir Ahlak Anlayışı Devrede</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de dizi sektöründe kadına yönelik istismarı anlatan kadınlar, setlerde karşı karşıya kaldıkları tacizin normalleştirildiğini <a href="https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrk-dizi-sekt%C3%B6r%C3%BCnde-metoo-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1/a-45140901" target="_blank" rel="noopener">Deutsche Welle Türkçe’den Burcu Karakaş</a>’a anlattı. İsimleri değiştirilerek açıklamalarına yer verilen dört kadın yaşanan taviz vakalarını paylaştı.</p>
<p>Sektörde taciz olaylarının içselleştirildiği ve “kadın” söz konusu olduğunda, ikiyüzlü bir ahlak anlayışının devreye girdiği konusunda dört kadın da hemfikir.</p>
<h3><strong>“Yaşlı adamlar ya, üstünde durmadık”</strong></h3>
<p><strong>Senarist Ayfer</strong>, senelerdir dizi sektöründe yer alan bir isim. Oyuncu Bulut’la ilgili taciz olayı basına yansıdıktan sonra geçen sene set çalışanı bir genç kadının, “Bulut beni mesajla rahatsız ediyor” dediği aklına gelmiş. “Yaşlı adamlar ya, üstünde durmadık” diyen Ayfer, o zaman tepki vermemelerine şimdi hayıflanıyor.</p>
<h3><strong>“Adam bir anda bacaklarıma dokunmaya başladı”</strong></h3>
<p><strong>Yardımcı yönetmen Burçin</strong>, 15 senedir sinema ve dizi sektörüne emek veren kadınlardan. İşe yeni başladığı dönemde başına gelen bir taciz vakasını şöyle anlatıyor: “Meşhur bir yönetmenle çalışıyordum. Filmde benim de rolüm vardı. File çorap ve mini etek giymiştim. Ünlü bir erkek oyuncuyla yan yanaydım. Adam bir anda bacaklarıma dokunmaya başladı. Yönetmen görünce oyuncunun üstüne atladı. O yönetmenden hiç beklemeyeceğim bir hareketti aslında.</p>
<h3><strong>“Setlerde bakire olduğunu düşündüğü her kıza asılırdı”</strong></h3>
<p>Reji asistanlığı yaparak 18 sene önce girdiği sektörde şu an <strong>yönetmen olan Ayşegül</strong>, aynı sette çalıştığı oldukça ünlü bir erkek oyuncuya dair anısını “Bu adam setlerde bakire arardı. Bakire olduğunu düşündüğü her kıza asılırdı. Kadınları sürekli taciz ederdi. Ben de yaşadım. Çalıştığım birkaç sette bakire kız bulup birlikte olmuşluğu var” diye anlatıyor.</p>
<h3><strong>‘En kötü ne olabilir ki, şansımı deneyeyim’ diyor</strong></h3>
<p>Yirmi yıldır oyunculuk yapan ve gişe rekorları kıran sinema filmlerinde rol alan Çiçek de taciz olaylarına sessiz kalındığını söylüyor. “Birkaç yapımcı dışında hepsi, ‘En kötü ne olabilir ki, şansımı deneyeyim’ diyor. Kadın olarak görmezden gelmeyi öğrenmek zorunda kalıyorsun” diye konuşuyor. Oyuncu kadınlara profesyonel şekilde yaklaşanların yok denecek kadar az olduğunu söyleyerek taciz eden adamları erkek meslektaşları başta olmak üzere sektörün “kolladığını” anlatıyor ve “Sarkıntılık etmeyen bir yapımcı bile tacizcilerin adı geçtiğinde onlarla dayanışmayı seçiyor. Bunu da sektörü ayakta tutmak için yapıyor” diyor.</p>
<h3><strong>“Benimle işbirliği yaparsan işsiz kalmazsın”</strong></h3>
<p><strong>Ayfer</strong>, genç bir senaristken iş aradığı sırada rahatsız olduğunu söylemesine rağmen taciz etmeyi sürdüren erkek meslektaşını örnek veriyor. Adamın, “Benimle işbirliği yaparsan işsiz kalmazsın” demesi üzerine koşarak uzaklaşmış. <strong>Yönetmen Ayşegül</strong> ise maruz kaldığı mobbing nedeniyle ağır bir depresyon yaşamış ve yaklaşık üç sene evden çıkmamış. Büyük bir yapım şirketinde çalışan adamın, “Senaryonu çekeriz ama yatmadan bir yerlere gelmek bu sektörde zor” dediğini söylüyor. Halen aynı konumda olduğunu ifade ettiği yapımcı, başka kadınları da taciz etmiş.</p>
<p>Ayşegül, Türkiye’de film sektöründen #MeToo hareketi çıkar mı?” sorusuna Hollywood örneğini vererek böyle bir hareketin oluşması için kadınların sektörde daha güçlü bir konumda olması gerektiğine inandığı cevabını veriyor.</p>
<h3><strong>“Erkekleşmezsen deli, cadı ya da fahişe olursun”</strong></h3>
<p>Setlerde çalışan kadınların sıklıkla istismara maruz kaldığını anlatan kadınlar, bu nedenle setlerde giydiklerine de dikkat ettiklerini söylüyorlar. “Dekolte giyemezsin, kot pantolon ve tişört giyersin” diyerek sektörde yer edinebilmek için erkekleşmek zorunda kaldıklarını dile getiriyor ve “Erkekleşmezsen deli, cadı ya da fahişe olursun” diye ekliyorlar.</p>
<p>“Mor Yapımcılar” oluşumundan Cihan Aslı Filiz ise tacize karşı setlerde çalışan kadınlar arasında dayanışma ağı kurmayı planladıklarını dile getiriyor. Forum düzenleyerek taciz sorunlarını ele alacaklarını söyleyen Filiz, “Kişisel sınırların aşılması tacizdir ama bunu taciz görmeme durumu var. Önümüzdeki dönem sektör kadınları tacizin tanımını yapacağız ve sonrasında açıklamamızı kamuoyu ile paylaşacağız” diyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/20/dizi-sektorunde-calisan-kadinlar-tacizi-anlatti-kadin-soz-konusuysa-ikiyuzlu-bir-ahlak-anlayisi-devrede/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/29/dizi-sektorunde-calisan-kadinlar-tacizi-anlatti-kadin-soz-konusuysa-ikiyuzlu-bir-ahlak-anlayisi-devrede/">Dizi Sektöründe Çalışan Kadınlar Tacizi Anlattı: “Kadın” Söz Konusuysa İkiyüzlü Bir Ahlak Anlayışı Devrede</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Time dergisi ‘Yılın Kişisini’ seçti: #MeToo deyip tacizi ifşa eden kadınlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/time-dergisi-yilin-kisisini-secti-metoo-deyip-tacizi-ifsa-eden-kadinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Dec 2017 11:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[#MeToo]]></category>
		<category><![CDATA[Ashley Judd]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Taylor Swift]]></category>
		<category><![CDATA[TIME dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20681</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan TIME dergisi bu yıl cinsel taciz ve tecavüzlere karşı ayaklanan kadınları &#8220;Yılın Kişisi&#8221; seçti. Dergi, kendi hikayelerini anlatarak tacize uğrayan diğer kadınlara da cesaret veren bu harekete katılanlara &#8220;Sessizliği Bozanlar&#8221;adını verdi. Hollywood, geçtiğimiz aylarda ünlü yapımcı Harvey Weinstein hakkındaki taciz ve tecavüz iddialarıyla çalkalanmış, daha sonra sosyal medyada &#8220;#MeToo&#8221; (Ben de) etiketiyle bir sosyal kampanya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/time-dergisi-yilin-kisisini-secti-metoo-deyip-tacizi-ifsa-eden-kadinlar/">Time dergisi ‘Yılın Kişisini’ seçti: #MeToo deyip tacizi ifşa eden kadınlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="story-body__introduction">Amerikan TIME dergisi bu yıl cinsel taciz ve tecavüzlere karşı ayaklanan kadınları &#8220;Yılın Kişisi&#8221; seçti. Dergi, kendi hikayelerini anlatarak tacize uğrayan diğer kadınlara da cesaret veren bu harekete katılanlara <a class="story-body__link-external" href="http://time.com/time-person-of-the-year-2017-silence-breakers/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">&#8220;Sessizliği Bozanlar&#8221;</a>adını verdi.<span id="more-21490"></span></p>
<p>Hollywood, geçtiğimiz aylarda ünlü yapımcı Harvey Weinstein hakkındaki taciz ve tecavüz iddialarıyla çalkalanmış, daha sonra sosyal medyada &#8220;#MeToo&#8221; (Ben de) etiketiyle bir sosyal kampanya yayılmıştı.</p>
<p>TIME dergisine göre bu kampanya, &#8220;buz dağının görünen kısmıydı.&#8221;</p>
<p class="story-body__crosshead"><strong>&#8216;On yıllardır görülmemiş bir hızla yayıldı&#8217;</strong></p>
<p>Amerikan NBC televizyonuna konuşan TIME&#8217;ın editörü Edward Felsenthal, &#8220;Bu, on yıllardır görülmemiş türden, çok hızlı büyüyen bir sosyal değişim hareketi&#8221; dedi.</p>
<p>Bu hareketin birkaç kadının öne çıkması, ardından da yüzlerde kadın ve erkeğin cesaretle harekete geçmesi sayesinde geliştiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Dergi her sene Yılın Kişisi&#8217;ni, okurlarının kullandığı oyların ardından editörlerine seçtiriyor. Siyasi liderler gibi toplumsal hareketler de seçilebiliyor.</p>
<figure class="media-landscape has-caption full-width">
<p><figure style="width: 1585px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="responsive-image__img js-image-replace" src="https://ichef-1.bbci.co.uk/news/624/cpsprodpb/CA1A/production/_99083715_tme.jpg" alt="Oyuncu Rose McGowan Weinstein'ın kendisine tecavüz ettiğini söylemişti." width="1585" height="811" data-highest-encountered-width="624" /><figcaption class="wp-caption-text">Oyuncu Rose McGowan Weinstein&#8217;ın kendisine tecavüz ettiğini söylemişti.</figcaption></figure></figure>
<p class="story-body__crosshead"><strong>Lidersiz bir hareket</strong></p>
<p>TIME Editörü, bu yılki kararını şöyle açıklıyor:</p>
<p>&#8220;Hareket herhangi bir lideri olmayan, tek bir inanç ya da görüş altında buluşmayan farklı geçmişlerden kadınları bir şemsiye altında topladı.</p>
<p>&#8220;Bu başkaldırı bir gecede patlak vermiş gibi durabilir ama aslında yıllardır, on yıllardır, hatta yüzyıllardır patlamayı bekleyen bir bombaydı.&#8221;</p>
<p>Dergi, kapağında farklı cinsel taciz türlerine maruz kaldığını söyleyen, farklı dünyaları ve hikayeleri olan kadınların bir arada olduğu bir fotoğrafa yer verdi.</p>
<p class="story-body__crosshead"><strong>Sadece ünlüler yok</strong></p>
<p>Fotoğrafta sadece iki ünlü isim göze çarptı: Weinstein&#8217;ın tacizine uğradığını iddia eden ilk kadınlardan ünlü oyuncu Ashley Judd ile eski bir DJ&#8217;e açtığı taciz davasını kazanan genç pop yıldızı Taylor Swift.</p>
<p>Meksika&#8217;da çilek toplayıcılığı yapan 42 yaşındaki Isabel Pascual (ismi değiştirildi), Kaliforniya eyaletindeki Sacramento&#8217;da lobicilik faaliyetleri yürüten 40 yaşındaki aktivist Adama Iwu ve Uber&#8217;in eski CEO&#8217;su Travis Kalanick&#8217;ı tacizle suçlayan ve iddialarıyla istifaya zorlayan 26 yaşındaki Susan Fowler, kapakta yer alan diğer isimler.</p>
<p>Ancak TIME kadınların hareketini onurlandırmak için sadece kapağına almakla kalmadı, bir de interaktif internet sayfası hazırladı. Çoğu kadın birçok ismin fotoğrafları, hikayeleri ve mesajlarına burada yer verildi.</p>
<figure class="media-landscape has-caption full-width">
<p><figure style="width: 983px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="responsive-image__img js-image-replace" src="https://ichef-1.bbci.co.uk/news/624/cpsprodpb/D4B1/production/_99094445_taylowswft.jpg" alt="Taylor Swift" width="983" height="595" data-highest-encountered-width="624" /><figcaption class="wp-caption-text">Genç şarkıcı Taylor Swift taciz iddiasıyla mahkemede savunma yaparken bile, sanığın avukatlarının kendi avukatlarına, hatta annesine zorbalık yaptığını, tacizde bulunduklarını söylüyor.</figcaption></figure></figure>
<p>Bazı kadınlar ise isimlerini açıklamak ve yüzlerini göstermek istememelerinin nedenlerini de paylaştı.</p>
<p>TIME Geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ı Yılın Kişisi seçilmiş; listesinde Hillary Clinton ikinci, bilgisayar korsanları üçüncü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dördüncü sırada yer almıştı.</p>
<p>Dergi, 2014&#8217;te Ebola salgınıyla mücadele edenleri, 2011&#8217;de de Arap Baharı&#8217;nda rolü olan protestocuları da bu ünvana layık görmüştü.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-42250722" target="_blank" rel="noopener noreferrer">BBC</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/07/time-dergisi-yilin-kisisini-secti-metoo-deyip-tacizi-ifsa-eden-kadinlar/">Time dergisi ‘Yılın Kişisini’ seçti: #MeToo deyip tacizi ifşa eden kadınlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Pembe Alanlara Sıkışmayı Değil; Her Alanda Güvenli ve Huzurlu Bir Şekilde Bulunmayı İstiyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/pembe-alanlara-sikismayi-degil-her-alanda-guvenli-huzurlu-bir-sekilde-bulunmayi-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 09:12:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İLKDER]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Başkent Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilke kadın ilim kültür ve dayanışma derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[pembe vagon]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen haftalarda Bursa Belediyesi metro girişlerine &#8220;bayan yolcularımıza öncelikli vagon&#8221; yazıları koydurdu. Halk arasında &#8220;pembe vagon&#8221; denilen bu uygulamaya tepki gösteren kadın örgütlerinden ikisi olan Başkent Kadın Platformu Derneği ve İlke Kadın İlim Kültür ve Dayanışma Derneği konuyla ilgili ortak bir açıklama yaptılar. Örgütler, &#8220;Bursa’da gündeme gelen bu uygulama yanlıştır, çözüm değildir, daha büyük sorunlar yaratır!&#8221; [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/pembe-alanlara-sikismayi-degil-her-alanda-guvenli-huzurlu-bir-sekilde-bulunmayi-istiyoruz/">&#8220;Pembe Alanlara Sıkışmayı Değil; Her Alanda Güvenli ve Huzurlu Bir Şekilde Bulunmayı İstiyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen haftalarda Bursa Belediyesi metro girişlerine &#8220;bayan yolcularımıza öncelikli vagon&#8221; yazıları koydurdu. Halk arasında &#8220;pembe vagon&#8221; denilen bu uygulamaya tepki gösteren kadın örgütlerinden ikisi olan Başkent Kadın Platformu Derneği ve İlke Kadın İlim Kültür ve Dayanışma Derneği konuyla ilgili ortak bir açıklama yaptılar. Örgütler, &#8220;Bursa’da gündeme gelen bu uygulama yanlıştır, çözüm değildir, daha büyük sorunlar yaratır!&#8221; dediler.</strong></p>
<p>Kadın örgütlerinin açıklaması şu şekilde;</p>
<p>Kadınların erkeklerle birlikte bulundukları mekanlarda maruz kaldıkları ayrımcılık, şiddet ve taciz gibi çirkin fiillere ve suçlara karşı bir çözüm olarak önerilen, kadınlara ayrı bir yer tahsis ederek koruma uygulaması, iyi niyetli bir düşünce olabilir. Hatta bazı kadınların talebine yönelik bir hizmet de olabilir.</p>
<p>Ancak gerçekten bir çözüm müdür?</p>
<p>Bizler, Başkent Kadın Platformu Derneği ve İLKDER olarak; alanların, araçların pembe renklerle boyanıp kadınlara tahsis edilmesinin, toplumsal hayatta karşılaştığımız sorunlara karşı köklü bir çözüm olacağını düşünmüyoruz. Aksine bu uygulamaların, öncelikle maruz kaldığımız sorunun doğru tanımlanmasını engelleyeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Sorun kadınların erkeklerle bir alanı paylaşması değildir!</p>
<p>Sorun kimi erkeklerin, yaptıklarının yanına kar kalacağı düşüncesi ve tecrübesiyle, kadınlara karşı şiddet ve taciz gibi suçları rahatlıkla işlemeye cüret edebilmeleridir.</p>
<p>Bu yüzden çözüm de, kadınları tecrit etmek değildir.</p>
<p>Biliyoruz ki kadınlar tecrit edildikleri, hatta yuva diye sığındıkları mahrem alanlarda bile bu tür saldırılara maruz kalabiliyorlar.</p>
<p>Üstelik, kadınların kıyafetlerine, hal ve hareketlerine bakarak sürekli namuslu/namussuz kadın ayrımının yapıldığı bir ülkede, tecrit edilmiş alanları kullanmak istemeyen kadınlar için çok daha büyük bir tehdit ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Pembe alanların, kadınların küçük bir kesimini rahatlatması muhtemeldir, ancak geriye kalan çok daha kalabalık bir kesimini damgalama ve tacizlere daha açık hale getirme riski çok yüksektir.</p>
<p>Bu sebeple, kadınları şiddetten, tacizden koruma ve onlara güvenli alanlar sağlama iyi niyetiyle düşünülmüş olsa da, bu tür uygulamaların zararının faydasından büyük olacağına inanıyoruz. Üstelik, bu uygulamayla kendilerine potansiyel tacizci muamelesi yapılmasından erkeklerin de büyük rahatsızlık duyacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Sonuç olarak, Bursa’da gündeme gelen bu uygulama yanlıştır, çözüm değildir, daha büyük sorunlar yaratır!</p>
<p>Biz kadınlar pembe alanlara sıkışmayı değil, her alanda güvenli ve huzurlu bir şekilde bulunabilmeyi istiyoruz. Kadınların değil; kötü niyetli, kötü fiilli erkeklerin tecrit edilmesini, ıslah edilmesini ve kadınlarla bir arada insana yakışır bir şekilde yaşamayı öğrenmelerini istiyoruz!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/pembe-alanlara-sikismayi-degil-her-alanda-guvenli-huzurlu-bir-sekilde-bulunmayi-istiyoruz/">&#8220;Pembe Alanlara Sıkışmayı Değil; Her Alanda Güvenli ve Huzurlu Bir Şekilde Bulunmayı İstiyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“ODTÜ’de de mi taciz var?”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülşah Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2017 14:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Koç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ’de Tacize Son]]></category>
		<category><![CDATA[Özgecan Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz Önleme Birimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13946</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.&#8221; ODTÜ Kadın Dayanışması nedir, kimlerden oluşur, neler yapmıştır, neyi hedeflemektedir? Bu soruların cevabı bu kısacık sorudan çıkar aslında.  Sonuçta dünya sıralamalarına çokça kere üst sıralardan girmiş, Türkiye’de sayılı olarak addedilen üniversitelerden biriydi ODTÜ. Altmış senelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/">“ODTÜ’de de mi taciz var?”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.&#8221;</strong></p>
<p>ODTÜ Kadın Dayanışması nedir, kimlerden oluşur, neler yapmıştır, neyi hedeflemektedir? Bu soruların cevabı bu kısacık sorudan çıkar aslında.  Sonuçta dünya sıralamalarına çokça kere üst sıralardan girmiş, Türkiye’de sayılı olarak addedilen üniversitelerden biriydi ODTÜ. Altmış senelik tarihiyle köklü bir okuldu, öyle ki ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, Hürriyet Ankara’ya verdiği bir röportajda şöyle bahsediyordu okulumuzdan- ‘ Ülkenin konjonktüründen dolayı farklı yansımaları oluyor. AB projelerinde Türkiye’nin en büyük projelerini getiren bir üniversiteyiz’ ve ekliyordu ‘ODTÜ’yü farklı tanıtmak istiyoruz!’. Peki, ne kadar farklı anlatabilirdik ODTÜ’yü? Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.</p>
<p>İşte ODTÜ Kadın Dayanışması bu iki cevabın birleşmesiyle meydana geldi. Otuz beş bine yakın nüfusu olan bir kampüs üniversitesinde tacize karşı, tecavüze karşı, şiddete karşı, homofobiye ve kadın düşmanlığına karşı, cinsiyet eşitsizliğine dayalı uygulamalara karşı sesimizi çıkarabileceğimiz, muhatap alınabileceğimiz bir yer yoktu. Sözcü Gazetesi’nin Mart 2017 tarihli haberine göre ODTÜ dört farklı sıralamada (WEBO-456, US News- 231, QS-475, RUR-341) ilk 500’e girebiliyordu; fakat üniversitesinin yüzde 50’sini yani kadınları görmezden geliyordu. Elbette üniversitedeki kadınlar taciz, tecavüz olaylarında bir araya geliyor, dayanışıyor ve kadın mücadelesini kampüs içine de taşıyorlardı fakat üniversite yönetiminde bizleri muhatap alacak bir birim yoktu. 2014 senesinde 100.Yıl Mahallesi’nde yaşayan iki kadının kaçırıldığı iddiası bir araya gelmenin elzemliğini bir kez daha göz önüne getiren ve dayanışmanın kurulma sürecini fitilleyen bir olay oldu bu süreçte. 2014 senesinde bir gece 100.Yıl mahallesinde<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> yaşayan üniversite öğrencilerinin dayanışma amaçlı kurmuş olduğu, kuruluşundan sonra gerek kampüste gerek Ankara’nın çeşitli yerlerinde yaşayan ODTÜ öğrencilerinin de katıldığı şu an 18.000’den fazla üyesi bulunan ‘100. Yıl Evleri’ Facebook grubunda bir ileti yazıldı. İletide iki kadının bir araca zorla bindirildiği ve bu sırada kadınların yardım istediği yazıyordu. Olayla ilgili okulda gidilebilecek hiçbir yer yoktu ve polis herhangi bir şikâyet olmadan bir şey yapılamayacağını söylüyordu. Bu süreçte çokça kadın bir araya geldi ve neler yapılabileceğini tartışmaya başladı. Olaydan birkaç gün sonra kadın arkadaşlar durumlarının iyi olduğuna dair haber aldık fakat ihtimaller herkesi öfkelendirmiş, yapılan tartışmalar kadınların bir araya gelme sürecini hızlandırmıştı. İşte bu olayın ardından hızlı etkili haberleşme için &#8216;100.Yıl&#8217; ve &#8216;ODTÜ’de Tacize Son&#8217; grubu kuruldu.</p>
<p>100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son Grubu kuruluşunu şu bildiri ile duyurdu: ‘<em>Biz kadınlar her gün tacize uğruyoruz, kimilerimiz paylaşabiliyoruz kimilerimizse sessiz kalıyoruz. Sesimizi çıkardığımızda da şiddete maruz kalıyoruz, çözümden uzak sorulan sorulara cevap veriyoruz ve olayı her anlatışımızda bu şiddeti tekrar tekrar yaşıyoruz. Korkutuluyoruz, sindirilmeye çalışılıyoruz, biz sustukça şiddet katlanarak artıyor. Bildiğimiz tek şey var şiddetin haklı bir tarafı yoktur! Bunu büyük harflerle haykırıyoruz! Sevgiliden, abiden, babadan, tanıdığımız tanımadığımız birinden gördüğümüz şiddeti, tacizi ifşa ediyoruz, korkmuyoruz çünkü biliyoruz ki artık yalnız değiliz, şiddetin meşrulaştırıldığı eril söylemlere savaş açıyoruz. Bütün kadınları hep birlikte</em> <em>mücadele etmeye çağırıyoruz</em>!&#8217;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13948" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/odtü.jpg" alt="" width="677" height="960" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü.jpg 677w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-640x908.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-610x865.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-320x454.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 677px) 100vw, 677px" /></p>
<p>Kuruluşunun ardından grup sadece taciz konuşulmadı, okuldaki birçok kadının konuştuğu, paylaştığı, birlikte ürettiği, birlikte çözüm aradığı bir dayanışma platformu halini almaya başladı. Yaşadığımız taciz olaylarını kadınların bir arada olduğu bu kapalı grupta anlatabiliyor, yalnız olmadığımızı bir kez daha görebiliyor aynı zamanda beraber yardımlaşıp dayanışmayı büyütebiliyorduk. Aynı zamanda grup dünyada ve ülkede olup bitenlere karşı sesimizi duyurmak için neler yapabileceğimi tartıştığımız ve çeşitli eylemler örgütlediğimiz bir platform halini almıştı. Bu eylemlerden en büyüğü 2015 senesinde Özgecan Aslan cinayetinin ardından tecavüze karşı, kadın cinayetlerine karşı örgütlediğimiz kadın yürüyüşüydü. Okulda yapılan eylemlerin yanı sıra kampüs içinde büyük bir kadın yürüyüşü yapıldı. Yüzlerce kadın o gün sokakta, kampüste kadın cinayetlerine karşı, tacize, tecavüze, şiddete karşı susmayacağımızı haykırdık, ‘Yasta Değil İsyandayız! Özgecan İçin Ayaktayız!&#8217; şiarıyla sokağa çıktık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13949 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/odtü2.jpg" alt="" width="351" height="233" /></p>
<p>Bu sokağa çıktığımız ilk gün ya da son gün değildi. Öncesinde de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ve 25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır Günü’nde ODTÜ’lü Kadınlar olarak sokağa çıkmış, kadın mücadelesini kampüsten sokağa, sokaktan kampüse taşımıştık. Fakat dayanışmamız artık çok daha güçlü ve sayımız artık çok daha fazlaydı. Biz kadınları görmezden gelen rektörlüğün karşısında kadınlar kendi birimini çoktan oluşturmuştu bile. Sayımız ve dayanışmamız büyüdükçe özellikle taciz olayları karşısında daha sistematik şekilde mücadele etmemizin gerektiğini düşündük ve yöntem tartışmalarına başladık. Bu tartışmalar sırasında hukuki süreçlerle ve haklarımızla ilgili daha çok bilgi edindik. 100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son grubunu daha güvenli bir hale getirmek için tartışmalarda bulunduk ve bütün çeşitliliğiyle okul öğrencisi olan kadınların katılımına açık bir forum aldık. Forumun sonucunda ODTÜ Kadın Dayanışması kapalı grubu kuruldu, gruba dört maddelik kurallar eklendi. Bu kurallardan üçünü aşağıda sıralıyoruz:</p>
<ul>
<li>Grupta konuşulan her şey yine grup içerisinde kalır, dışarıyla paylaşmıyoruz</li>
<li>Kimsenin diline, dinine, inancına, etnik kimliğine, cinsiyetine ve yönelimine karşı hakaret ve nefret söyleminde bulunmuyoruz.</li>
<li>Kişilerin açık kimliğini belli edecek bilgileri karar almadan paylaşmıyoruz.</li>
</ul>
<p>ODTÜ Kadın Dayanışması yine 100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son grubu gibi hareket ediyor fakat bunu daha sistemli ve yöntem olarak daha güçlü bir şekilde yapıyordu. 2016 senesinin 8 Mart’ında daha önce hep beraber yazıladığımız Barış Duvarı’mız önünde bir barış zinciri oluşturduk ve o senenin 8 Mart’ını barış talebimizle örgütledik. Öncesinde ODTÜ Rektörlüğü tarafından üç kez silinen Barış Duvarı’mıza bir kez daha sahip çıktık, kampüsten kadınların barış sesini yükselttik. Yine aynı sene 8 Mart’a ODTÜ Kadın Dayanışması olarak çıktık. Nisan 2016’da senelerdir okulda çeşitli siyasetlerden, gruplardan, topluluklardan kadınların da mücadelesini verdiği, talep ettiği rektörlük bünyesinde ‘Taciz Önleme Birimi’nin kurulması için eylemlerimize başladık. Bu süreçte taleplerimizden biri ‘Herkesin Bildiği Tacizci’nin okuldan atılması idi. Kampüs içinde hakkında on ikiden fazla dilekçenin verilmiş olduğu bir tacizci vardı ve rektörlük bununla ilgili hiçbir şey yapmıyordu. Bu yüzden 27 Nisan 2016 tarihinde rektörlük önünde oturma eylemlerimize başladık. İki talebimiz vardı:</p>
<p><strong>1</strong>-Herkesin Bildiği Tacizci Okuldan Atılsın!</p>
<p><strong>2</strong>&#8211; Taciz Önleme Birimi Kurulsun!</p>
<p>Oturma eylemlerimiz ve ODTÜ Kadın Dayanışması öncesinde de bu okulda yaşamış yüzlerce kadının verdiğini mücadele sonucunda 24 Mayıs 2016&#8217;da, ODTÜ Rektörlüğü, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme ve <a href="http://genduy.odtu.edu.tr/2016/ODTU_ToplumsalCinsiyetEsitligi_Komisyon_Yonergesi.pdf">Cinsel Tacizi Önleme Birimi Yönergesini</a> yayınladı. 26 Mayıs 2016 günü de ODTÜ’de yurtlar bölgesinde başlayan ‘Şiddete, Tacize, Tecavüze, Cinayetlere, Kadın Düşmanı Yasalara Karşı Ses Çıkarıyoruz! Unutma, Sen Susunca Eksiliyoruz’ şiarıyla bir gece yürüyüşü gerçekleştirdik. Ağustos ayında Şengal bölgesindeki katliama karşı Ezidi Kadınlar için ‘Şiddet Dil Olduğunda Sessizlik Direniştir’ sloganıyla sessizlik eylemlerimizi gerçekleştirdik. 2016 Ekim’ine geldiğimizde de rektörlüğün bir kez daha sildiği ‘Barış Duvarı’mızı tekrar inşa ettik.</p>
<h4>&#8220;Biliyoruz ki üniversite içinde ve üniversiteler arasında kadın dayanışması güçlendikçe, seslerimize sesler eklendikçe hep birlikte özgürleştireceğiz kampüslerimizi&#8221;</h4>
<p>2017 senesinde de gündemimiz, aslında çok uzun senedir gündemimizde olan, okuldaki cinsiyet eşitsizliğe dayalı uygulamaları yok etmeye yönelik. ODTÜ bir kampüs üniversitesi olduğundan sınırları içinde çokça kadın ve erkek yurdu barındırıyor. Fakat bu yurtlardaki cinsiyete dayalı ayrımcılığa göz yumuyor. Erkek yurtlarında giriş ve çıkış saatleriyle ilgili dayatmalar bulunmazken, kadınlar geç girdiklerinde savunma yazmaya, açıklama yapmaya maruz bırakılıyor. Senelerdir bir ODTÜ geleneği (!) olarak lanse edilen ‘elektrikler kesildiği zaman erkek yurtlarından çıkan öğrencilerin kadın yurtları önünde istedikleri cinsiyetçi sloganları atma, homofobik küfürleri etme eylemi’ hakkı kadınların muhalefetine rağmen engellenmezken, kadınların özgür ve eşit yaşama hakkı gasp ediliyor. Bunun yanı sıra, senelerdir var olma mücadelesi veren kadınların ve aynı zamanda yirmi seneden fazladır yine bir var olma mücadelesi veren LGBTİ Dayanışması’nın ODTÜ Rektörlüğü Kültür İşleri bünyesinde resmi bir topluluk olma talebi geri çevriliyor. Kadınların ve LGBTİ&#8217;lerin seslerini kısmaya çalışıyorlar. Toplantı yapan kadınlara ‘izinsiz sınıf kullanmak’ gibi ifadelerle soruşturmalar açılıyor, LGBTİ standı ‘izinsiz’ denilerek iç hizmetler görevlileri tarafından engelleniyor, kadın eylemlerine destek veren öğrenci toplulukları kapatılmakla tehdit ediliyor. Bu sene ODTÜ gündemine ‘8 Mart Yasakları’ olarak girmiş uygulamalar, kadınların seslerinin yükselmesine yönelik korkuyu bir kez daha gözler önüne seriyor. Okulda faaliyet yürüten ODTÜ Kadın Dayanışması ve ODTÜ Kadın Çalışmaları Atölyesi’nin de içinde bulunduğu, birçok resmi öğrenci topluluklarından kadınların bir araya gelerek oluşturduğu ODTÜ 8 Mart İnisiyatifi Kültür İşleri’nin ‘polis tehdidine’ rağmen etkinliklerini yapmış olması bu korkunun ne kadar yerinde olduğunu da gösteriyor aslında.</p>
<p>Türkiye’nin birçok yerindeki üniversitelerde öğrenim gören kız kardeşlerimizin bizlerle benzer sorunları yaşadıklarını biliyoruz. Fakat bildiğimiz, deneyimlediğimiz bir diğer olgu da kadın dayanışmasının gücü oldu bu üç sene içinde. Bu süreçte diğer üniversitelerdeki kadınlarla iletişimimiz hiç eksilmedi. Geçtiğimiz dönem Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) ile üniversitelerdeki kadın mücadeleleri konusunda ortak etkinlik yaptık, Koç Üniversitesi’nden kadın arkadaşların 25 Kasım sürecinde aldıkları cezalara yönelik bulunduğu dayanışma çağrısına ses vermeye çalıştık. Biliyoruz ki üniversite içinde ve üniversiteler arasında kadın dayanışması güçlendikçe, seslerimize sesler eklendikçe hep birlikte özgürleştireceğiz kampüslerimizi.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Ankara’yı bilmeyenler için 100.Yıl ODTÜ’nün A4 çıkışı tarafında bulunan ve kampüse yakınlığı sebebiyle üniversite öğrencilerinin çoğunluk olarak yaşadığı bir mahalledir.</p>
<p><i>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında hazırlanmış ve yayına alınmıştır. </i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/">“ODTÜ’de de mi taciz var?”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 12:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[FARE]]></category>
		<category><![CDATA[FEMIFESTO]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Büyüktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şehlem Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13181</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.* -Öncelikle bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;.</strong></p>
<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.*</p>
<p><strong>-Öncelikle bu derneği neden kurdunuz, nasıl bir ihtiyaca yönelik kurdunuz ve şu an ne noktadasınız?</strong></p>
<p><strong>Özge</strong>: Özel olarak bu alana odaklanan bir dernek veya oluşum yoktu. Kadın örgütleri içerisinde, cinsel şiddet önemle üzerinde durulan ve mücadele edilen bir şiddet biçimi. Fakat oralarda kadınlarla sınırlı kaldığını düşündük, çok geniş bir alan aslında. Kadınlarla birlikte, çocuklara, LGBTİ+’lere, göçmenlere, hayvanlara, engellilere yönelik cinsel şiddeti bütünsel olarak, Kuir feminist bir yaklaşımla anti-hiyerarşik bir yerden ele alma ihtiyacımızdan doğdu diyebilirim.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Öncesinde cinsel şiddete karşı kadın platformu vardı. Bazılarımız bu platformun içerisindeydik, oradan da beslenerek bugüne geldik.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: 2012 gibi üzerinde konuşmaya başladık. 2014’e kadar ara ara toplanarak öz-yardım materyalleri, görseller üretmeye başladık. Çeviriler yapmaya başladık. Tecavüz Kriz Merkezleri’nin yurt dışındaki sitelerine baktık. Dernek aslında melez bir dernek ve herkesin cinsel şiddet odaklı kendi motive olduğu gündemlere yönelik üretmek istediği politikalara, savunuculuk ya da materyal sağlamaya odaklanıyor. Bu amaçla bir araya gelip oluşmuş bir derneğiz.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hayvan hakları üzerinde çalışan arkadaşlar var Özge gibi. Mülteciler alanında çalışanlar var, çocuk/gençlik alanında çalışanlar var. Medya alanında çalışıyoruz biz Pınar’la. Özge’yle aynı zamanda görsel materyal üretmeye çalışıyoruz. Görseller üzerinden biraz daha yoğunlaşmaya çalıştık çünkü az kişiyiz ve ilk başta bilinmeyen bir yerden de başlamak istedik. Çünkü cinsel şiddet nedir bilinmiyor.</p>
<p><strong>-Kavram tartışmalarınız oldukça etkileyici. Altı tane gerçekleşmiş gördüğüm kadarıyla. Bu tartışmaların sonuçlarını nasıl özetlersiniz?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: “Bunu Yapabiliriz” diye 2015 Aralık’ta bir kampanya başlattık, 2016 boyunca sürdü. Kampanya kapsamında “Bunu Yapabiliriz” diye bir blog<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> açtık. Oraya kavram tartışmalarının beş tanesinin kısa raporunu koyduk. Örneğin, tecavüz kriz merkezleri üzerine; cinsel şiddet dayanışma merkezi mi danışma merkezi mi tecavüz kriz merkezi mi denilsin tartışması vardı. Hayatta kalan nedir, mağdur nedir, fail nedir? Bunların çıktıları var. Niye sapık demiyoruz niye fail diyoruz gibi. Bunları tartışmaya açmak amacıyla zaten kavram tartışmalarını başlatmıştık.</p>
<h4><strong>“CİNSEL ŞİDDETE KARŞI ANA AKIM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>-Bir de futbol üzerinden yaptığınız kampanyalar var. O kampanyalarla ilgili ne diyebilirsiniz? Nasıl başladınız, nasıl karar verdiniz, nasıl ilerledi sizin için?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Fenerbahçeli bir taraftarın cansız mankene Galatasaray forması giydirip taciz etmesi, sonra da yakması olayı oldu. Olay sosyal medyada çok tepki gördü. Bilgi Üniversitesi’nden bir arkadaş “Biz bu konuda dava açmak istiyoruz, bunu dernek üzerinizden yapabilir miyiz?” diye sordu. Bize gelen bir teklifle başladı yani. Suç duyurusunda bulunuldu, daha sonra da dava açıldı. Davalar dışında kulüplere bir protokol imzalatabilir miyiz dedik, en azından cinsiyetçi küfür ve pankartlara karşı biz bir şeyler yapacağız diye bir protokol imzalasınlar, niyet ortaya koysunlar istiyorduk. Böyle bir şey olamadı ama. Yine de bir talepler listesi oluşturduk<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Kulüpler bu konuyla mücadele etmek istiyorsa önce yönetimlerine kadın kotaları getirsinler, altyapılarında cinsel taciz eğitimleri versinler, sporcuları eşlerine şiddet uygularsa ve buna benzer bir şey yaparsa yaptırımda bulunsunlar, taraftarlarına da Passolig üzerinden caydırıcı yaptırımlar uygulasınlar gibi. Bu süreçte başka tepki çeken bir olay daha oldu, tekrar suç duyurusunda bulunduk. Bir de ilk olaydaki taraftar ceza aldı, olumlu bir şey bu tabii ki. Tüm bu gelişmeler üzerinden futboldaki cinsiyetçi ayrımcılık ve tribün şiddeti üzerine kampanyalarımızı devam ettirelim dedik.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Olaylarla birlikte, yapılanın bir cinsel şiddet türü olduğu en azından görünür oldu. Bunun cezası var, bu bir suç, o yüzden çok iyi oldu dava süreci. Ve suç duyurularında bulunmaya başladık. Mesela Antalyaspor maçlarının birinde, Antalyaspor diğer takıma gol attığı zaman kutlamak için tribünlerde tecavüz marşı dedikleri, Nuri Alço’yla özdeşleşen şarkı çalıyordu. Bunun için suç duyurusunda bulunuldu. Antalya’da bir avukat arkadaşımızla çalışarak, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’yle beraber suç duyurusunda bulunduk.</p>
<p>Bunlar dışında bir de ‘FARE’ diye bir ağ var. Futboldaki ayrımcılığa karşı uluslararası eylemlilikler yapan bir ağ. Futbolda cinsiyetçiliğe son ve futbol herkes içindir hashtagleriyle bir sosyal medya kampanyası ve futbolda cinsiyetçiliğe karşı bir turnuva düzenleyerek bu kampanyaya dahil olduk. Yirmi gün boyunca bir sosyal medyacıyla çalıştık, görseller ve videolar ürettik. Bu konuda bayağı bir görünür olduk, gazetelere çıktık. Türkiye’de bizim dışımızda Ankara’dan Sportif Lezbon homofobi karşıtı bir turnuvayla kampanyaya destek verdi. Türkiye Futbol Federasyonu da futboldaki ayrımcılığa karşı, bir futbolcunun üzerine FARE ağının tişörtünü giydirip bir tane tweet attı.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu’nu (TFF) da biz taraf olarak görüyoruz. Cinsel şiddeti önlemek için ne yapıyorlar, tribünlerde ne gibi önlemler alıyorlar önemli bizim için. Veya bu kültürün kendisini önlemek için yaptırım, uygulama veya koruyucu önleyici bir yaklaşımda bulunuyorlar mı? Biz bunları kendilerinden dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. O yüzden mayıs ayında bir sempozyum düzenleyeceğiz futbol ve cinsel şiddet üzerine. Orada da TFF’den de yetkilileri çağırmayı planlıyoruz. Akademisyenleri de çağırmayı planlıyoruz. Futbol ayağı böyle.</p>
<p>Biraz aslında, mesela biri geliyor, “Benim bu konuda bir derdim var, burada böyle bir şey oldu ve bu cinsel şiddet” diyor. Biz de “Beraber bir şey yapalım” diyoruz. Böyle gelişiyor.</p>
<p><strong>-Bir de medya çalışması var gördüğüm kadarıyla. Hak temelli habercilik broşürü de var. Nasıl karar verdiniz, nasıl işledi süreç?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Kavram tartışmalarıyla beraber oldu aslında bu biraz. Medyada çıkan haberler çok kötü. Ve bizim üstüne konuştuğumuz mitleri yeniden üreten haberler çıkıyor. Biz de dedik ki medyayla ilgili bir şeyler yapmamız lazım. Kavram tartışmalarından sonra medyadaki habercilere “şunu yapın bunu yapmayın” gibi bir yerden yaklaşalım diye konuştuk ve “medya çalışanının kendine notları” üzerine görseller çıkarttık.  Sonra araştırırken Kanada’dan FEMIFESTO diye bir örgütün medyaya yönelik “Use the right words” diye bir kitapçıklarını bulduk. Onlarla bağlantıya geçtik, biz bu kitapçığı çevirmek istiyoruz dedik. Ama süreçte yerlileştirme sorunu da oldu biraz.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Kanada kanunlarıyla ilgili yerleri Türkiye’deki duruma göre yerelleştirmeye çalıştık. Basın manşetlerinde mesela Nevin Yıldırım’la ilgili yapılan başlıkları örnek verdik. Ya da başka cinsel şiddetle ilgili olaylarda Türkiye’de çok kullanılan kötü örnekler, klişeler varsa onları kullandık.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Sonra Hilal bunun dizaynını yaptı ve düzeltmelerini yapıp FEMİFESTO’yla da bir anlaşma imzalayarak iki bölümünü yayınladık. Şimdi yürüttüğümüz medya projesiyle de tüm kitapçığı çevireceğiz.</p>
<p><strong>-Görselleriniz de oldukça öne çıkıyor. O görselleri hazırlarken nasıl bir süreç işlettiniz? Yaygınlaşmaya dair misyonu nedir sizce?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Özge’nin şahane tasarımlarından çıktı 10 madde serisi. İlk 10 madde tamamen Nurgül’ün fikriydi. Gördüğü bir metni yerelleştirerek düzelti yapıp paylaştı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Bu ilginç olabilir dedi. O görsel acayip patladı, basında da yer aldı. Çok insan tarafından paylaşıldı. Basın açıklamaları, uzun uzun metinler artık okunmuyor. Bizim böyle stickerlara, basit sloganlara ve kısa videolara, görsel olan ve o şekilde paylaşılabilecek şeyleri üretmeye daha fazla ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Bir de en başta güçlendirici etkisi olsun istedik görsellerin. Neler yapılmış, neler yapılmamış bunlara baktık.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Dijital medya üzerinden düşündüğümüzde görsellerin yaygınlaştırılmasının kolaylığı da önemli. Örneğin; sosyal medyada küçük bir görseli açıp bir telefondan okumakla uzun bir makaleyi okumak arasında çok büyük fark var. Var olan araçları da birazcık hesaba kattığımızda o zaman tabii ki görseller daha erişebilir oluyor. Orada bir stickerdaki üç kelime daha akılda kalıcı olabiliyor uzun bir metindense. Uzun bir metin okumak isteyenler için de kaynaklar var tabii, yok değil. Ama bence öyle bir etkisi de var.</p>
<h4>“CİNSEL ŞİDDETİN ONLARCA ÇEŞİDİ VAR”</h4>
<p><strong>-Derneğinize dışarıdan gelen tepkiler ne oldu peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Cinsel şiddet görünmez ya da sessiz kalınan bir alan olduğu için, ne gerek var gibi bakılabiliyordu sanki başta. Sonra insanlar seslerini çıkarmaya başladılar son 3-4 yıldır. Biliyorsunuz ve bir sürü olay yaşadık. Özgecan oldu, basın ilgi gösterdi buralara. Ondan sonra biraz daha bizim derneği yoğun bir arama, ilgi ve paylaştıklarımızı takip etme de olabildi. Bir de biraz da alan açmayla ilgili bir şey bu. Biz de bu alanda çıktığımız için biraz daha tepkiler biraz nötrden ya da negatiften daha pozitife gitti sanki diye gözlemliyorum.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Olumsuz anlamda şöyle tepkiler olabiliyor: Mesela Beşiktaş’lı birkaç taraftar grubunun bu kanlı çarşafı temsil eden, Japon bayrağı diye açtıkları flamalar vardı. Gerdek gecesini sembolize ettiğini söylüyorlar. Biz onları paylaştığımız zaman “zaten bunlar kötü, bir de siz mi gösteriyorsunuz, niye reklamını yapıyorsunuz” tepkileri olmuştu. Sanki fail bizmişiz ve yapılanı işaret etmemeliymişiz gibi. Ya da bir şeye dikkat çektiğimiz zaman, örneğin Metro firması otobüsündeki muavinin mastürbasyonu, mağdur olan kişinin üzerine boşalması olayında, o zaman bize diyorlar ki “bunlar çok ayıp neden bunlardan bahsediyorsunuz”. Sanki fiilin kendisi, fiil için kullanılan şeyler ayıp ve suçmuş gibi davranılıyor. Oysa suç olan bunların rıza olmadan ve şiddet, aşağılama amaçlı yapılması. Reglden, kandan, meniden vs.den utanmıyoruz, bunlar suç değil. Bunların kullanılma amacı, biçimi suç ve şiddet. Bu cinsel davranışla cinsel şiddet ayrımı meselesinde insanların kafası bayağı karışık. O kısımlarda çok dikkatli tepki verilmesi gerekiyor. Verdiğimiz röportajlarda, yaptığımız açıklamalarda, neyin aslında yanlış ve suç olduğu, neyin olmadığı gibi konularda konuşmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da insanların kaldıramayacağı, baş edemeyeceği, dehşet içeren içerikler de üretiliyor. Psikolojiyi bozan birçok haberi zaten haber niteliği taşımadığı, dili kötü olduğu ve şiddeti tekrar ürettiği, pazarladığı için paylaşmayı tercih etmiyoruz. Daha güçlendirici şeyler paylaşıyoruz. Web sitemizin rengarenk olmasının sebebi de bu biraz. Bir politikayı dikkatle gütmeye çalışıyoruz orada.</p>
<p>Bir taraftan mitleri de anlatmaya çalışıyoruz. Senin şu yaptığın aslında mağdur suçlayıcılık<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gibi. Tecavüz kitinin ne olduğu bilinmiyor, tecavüz kriz merkezinin ne olduğunu kimse bilmiyor, destek biriminin ne olduğunu, hayatta kalanı bilmiyorlar ve bilinenler de yanlış bilinebiliyor gibi. Çocuk gelin tabiri kullanılıyor mesela istismarda. Zorla evlilik, erken evlilik, rıza inşası, rıza, -rıza yok hayatımızda- ne olduğunu bilmiyorlar. Bilinen şeyler taciz ve tecavüz ama cinsel şiddetin onlarca çeşidi var. Stalking, mobbing, ne bileyim ısrarlı takip, savaş tecavüzleri, bedene müdahale, kürtaj yasası, zorunlu trans geçiş ameliyatları, interseks bebeklere yapılan operasyonlar, sünnet, akran zorbalığı, flört şiddeti&#8230; Bir sürü konu var. Bunları da tartışacağız, tartışmaya açmak istiyoruz ve hiçbir zaman doğrusu bu demiyoruz. Biz bunları bulduk, gelin tartışalım diyoruz.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Kurumsal çalışmalarda derneğin adının da bir dirence yol açtığını biliyoruz bir de. Taciz tecavüz sanki böyle bambaşka bir mefhummuş, cinsel şiddetle hiçbir alakası yokmuş gibi uzaktan bakılıp konuşulabiliyor belki ama cinsel kelimesi bile çoğu insanı rahatsız edebiliyor hatta kurumsal olarak da bazen sıkıntılara yol açabiliyor.  Farklı tali yollar bulmamızı gerektirebiliyor.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Cinsel yazmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hatta e-postalarda ‘spam’ kutusuna düşüyor maillerimiz. Cinsel şiddetle mücadele derneği logosunu da resim olarak yapıştırıyoruz maillerin altına ki, ‘spam’e düşmeyelim.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Mesela bir lisede atölye yapacaktık. Milli Eğitim’den onay almak için, sırf cinsel geçtiği için derneğin ismini gönderemediler. Programda geçmedi derneğin adı.</p>
<p><strong>-O alanda çalışamamak, çalıştırmamak için neler olabilir. Dijital alanın bile karşısında, mail bile karşınızda duruyor yani. Çalışma alanınızın yaygınlaşması için nasıl bir politika güdüyorsunuz peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Çalışma alanımız siyasetler üstü. Feminist politika temelinde bir şeyler yapıyoruz tabii. Ama mesela Ensar Vakfı olayında 45 çocuk tacize uğradıktan sonra o komisyonun kurulmaması, kurulup çalışmaması bizi deli etti. Bu çünkü artık başka bir şey. Partiler üstü bir konu. Neden olmadı?</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Bir de biz bir tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz. Çünkü öteki tarafta “sapığa, canavara daha çok ceza verilsin, idam edilsin, hadım edilsin” denilen ve gündelik hayatlarımızdaki ilişkilenmelere de yerleşmiş koskoca bir cinsel şiddet konusunu, tüm o mağdur yargılamalarını görünmez kılan, mitler üzerinden yürütülen bir algı var. Çok çeşitli, deniz derya bir alan. Çok fazla şey üzerinden konuşulabilir. O yüzden biz daha o kısımlara, konuşulup tartışılması gereken asıl kısımlara girmeye çalışıyoruz. Hukuk davalarına da girdik, müdahil olduk (müdahillik talebinde bulunduk) ama asıl yapmak istediğimiz daha çok materyal, veri üretmek.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/tartismalar</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://cinselsiddetlemucadele.org/2016/06/28/futbol-kuluplerine-yonelik-oneri-ve-talepler/</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Örneğin; Cinsel şiddeti önlemek için 5 dk. İçerisinde yapabileceğimiz 10 şey, Cinsel istismarla mücadelede ebeveyn olarak yapabileceğiniz 10 şey. Link için bkz: http://cinselsiddetlemucadele.org/gorsel-malzeme/</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mağdur suçlayıcılık nedir? https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/image/157902057852</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*<em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel istismarı ortaya çıkaran Saadet öğretmene ABD&#8217;den cesaret ödülü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/cinsel-istismari-ortaya-cikaran-saadet-ogretmene-abdden-cesaret-odulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2017 08:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Saray]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Melania Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas A. Shannon]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde her yıl verilen Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü&#8217;nün 12 sahibinden biri, Türkiye&#8217;den öğretmen Saadet Özkan oldu. Saadet Özkan, İzmir Menderes&#8217;te üç yıl önce yaşları 6 ile 11 arasında değişen 6 kız öğrencisinin okul müdürünün cinsel istismarına uğradığını ortaya çıkarmış ve yılmaz mücadelesi sonunda müdürün tutuklanmasını sağlamıştı. Özkan&#8217;a ödülü Beyaz Saray&#8217;daki törende First Lady [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/cinsel-istismari-ortaya-cikaran-saadet-ogretmene-abdden-cesaret-odulu/">Cinsel istismarı ortaya çıkaran Saadet öğretmene ABD&#8217;den cesaret ödülü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde her yıl verilen Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü&#8217;nün 12 sahibinden biri, Türkiye&#8217;den öğretmen Saadet Özkan oldu.</p>
<p>Saadet Özkan, İzmir Menderes&#8217;te üç yıl önce yaşları 6 ile 11 arasında değişen 6 kız öğrencisinin okul müdürünün cinsel istismarına uğradığını ortaya çıkarmış ve yılmaz mücadelesi sonunda müdürün tutuklanmasını sağlamıştı.</p>
<p>Özkan&#8217;a ödülü Beyaz Saray&#8217;daki törende First Lady Melania Trump verdi.</p>
<p>Özkan&#8217;ı sahneye davet eden konuşmayı yapan ABD Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakanı Yardımcısı Thomas A. Shannon, &#8220;Saadet öğretmen yetkililerden gelen baskılara, öteki öğretmenlerden gelen tehditlere karşın sesini kısmadı. Kendisi cesareti ve kararlılığı, adalet arayışı ve siyasi baskılara karşı direnişi nedeniyle bu ödüle layık görüldü&#8221; dedi.</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın verdiği ödül, 2007 yılından bu yana barış, adalet, insan hakları, cinsiyet eşitliğini savunan, bu konularda olağanüstü cesaret ve liderlik örneği sergileyen kadınlara veriliyor.</p>
<p>20 yıldır görev yapan evli ve 2 çocuk babası müdür, kız öğrencilere cinsel içerikli film izlettirerek istismar uygulamaktan tutuklanmıştı. Müdür hakkında 102 yıl hapis cezası isteniyor.</p>
<p>Kaynak: BBC</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/cinsel-istismari-ortaya-cikaran-saadet-ogretmene-abdden-cesaret-odulu/">Cinsel istismarı ortaya çıkaran Saadet öğretmene ABD&#8217;den cesaret ödülü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2017 10:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[#sırferkekpanel]]></category>
		<category><![CDATA[Acun Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ALO deterjan]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></category>
		<category><![CDATA[BenDenyoMuyum]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle Çok Daha Güzelsin]]></category>
		<category><![CDATA[CinsiyetçiOnedio]]></category>
		<category><![CDATA[EGO]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Petekkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Erktolia]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[İthaki Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın odaklı kuruluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Melih Gökçek]]></category>
		<category><![CDATA[P&G]]></category>
		<category><![CDATA[pembe taksi]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Pink]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Pink meyve suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Virginia Woolf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz feministler için 2016, ASLA kolay olmadı. Dört yanımızı saran cinsiyetçilikle baş etmek, ‘ama feministler de rererörörö’lerine birbirimizin kulaklarını kapatmaya çalışıp ‘enerjimizi doğru yere yönlendirelim’ sakinleştirmeleri yapmak, şimdilerde yasaklı; yasaklı değilken de olaylı sokak eylemlerinde ‘biz de varız’ demek, pembe sevmeye mahkum edilmek, reglimizin yine dillere destan olduğuna şahit olmak, asabiliğimizin muhtemel ‘kocasızlıktan’ kaynaklandığı imalarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/">2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Biz feministler için 2016, ASLA kolay olmadı. Dört yanımızı saran cinsiyetçilikle baş etmek, ‘ama feministler de rererörörö’lerine birbirimizin kulaklarını kapatmaya çalışıp ‘enerjimizi doğru yere yönlendirelim’ sakinleştirmeleri yapmak, şimdilerde yasaklı; yasaklı değilken de olaylı sokak eylemlerinde ‘biz de varız’ demek, pembe sevmeye mahkum edilmek, reglimizin yine dillere destan olduğuna şahit olmak, asabiliğimizin muhtemel ‘kocasızlıktan’ kaynaklandığı imalarına maruz kalmak ve daha neler neler…</strong><span id="more-17772"></span></p>
<p>Keşke 2016’da feministleri çıldırtanlar sadece sizlere derlediklerimizle sınırlı kalsaydı. Fakat öyle olmadı. 2016’da birçok kadın ve LGBTİ+, şiddetin her türlüsüne maruz kaldı. Yaşadığımız topraklarda devir değişirken tırnaklarımızla kazıyarak verdiğimiz mücadelelerle elde ettiklerimiz elimizden alınmaya çalışıldı. Sesimizi bastırmak, direncimiz kırmak, umutlarımızı da yok etmek için bir hayli uğraşıldı. Mücadeleden vazgeçmedik, haykırmaya hep devam edeceğiz: Varız, buradayız!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12420" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/pinar-pink-relax_717349.png" alt="" width="900" height="339" /></p>
<p style="padding-left: 30px;">2016’yı Pınar’ın ‘Pınar Pink meyve suyu, kadınlara özel’ sloganlı cinsiyetçi ürün reklamı ile açtık. Reklamda ürün, ‘Kadının rengi’ (elbette) pembe tonları ve bir de çanta sapı ilavesi yapılarak servis edilmişti. İçindeki melisa özleri ile rahatlamaya ihtiyacı olduğunu iddia ettikleri kadınların, rahatlamaya değil, rahat bırakılmaya ihtiyacı var dedik. Haklıydık. Ama ilgili markadan dönüş alamadık.</p>
<p>Yine bir sabah uyandık ve öğrendik ki çamaşırları kar beyazı olmadığı için asla dışarı çıkamayan kadın arkadaşımız işte tam da bu nedenle ALO’nun deterjan reklamında partnersiz kalmış. Neyse ki reklamın devamında kurtarıcı erkek birey muhteşem deterjan ile gelip, çamaşırları beyaz, esas kadını da partner sahibi yapmıştı. Hayli şaşkındık, çünkü cinsiyetçi birçok yargıyı tek bir reklamda kullanabilmek aslında bir başarıydı(!) Ama şu an reklamı izleyip bu cinsiyetçiliği gözlerinizle göremeyeceksiniz, çünkü P&amp;G Türkiye reklamı yayından kaldırdı!</p>
<p style="padding-left: 30px;">2016 yılında da kadına ve LGBTİ+’ya şiddet her yerdeydi maalesef. Karabük Üniversitesi&#8217;nde ders sırasında montaj işlemini başardığı için sevinen İ.K. adlı kadın öğrencisine, &#8220;Yatakta çıkardığın sesleri burada çıkaramazsın, burası sınıf ortamı&#8221; diyen öğretim üyesi E.L. derslere girmeye devam ederken; kadın öğrenciye &#8220;personelin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemde bulunduğu&#8221; gerekçesiyle iki hafta okuldan uzaklaştırma cezası verildi. Taciz edene ceza verilmemişken, tacize uğrayana yaptırım uygulanmasına delirdik, evet.</p>
<p>Fışkıyelerin kırık, bürokrasinin bol olduğu Ankara’dan gelen ‘öğrenci-bayan’ ‘öğrenci-bay’ anonsu ile kendimizden geçtik. Bu ne cesaretti yiğidim!  Ankara Büyükşehir Belediyesi, EGO kart bünyesinde cinsiyetçi bu uygulamayı başlatarak bizlerin haklı hedefi haline geldi. ‘Sahtekarlığı önlemek için bu uygulamayı yapıyoruz’ açıklamasına tabii ki inanmadık, fotoğraflı kartlarla sahtekarlığın önüne geçin, bayan/bay anonsunu kaldırın kart okuma cihazlarından dedik, ama dinletemedik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12422" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/boyle-cok-daha-guzelsin.png" alt="" width="1832" height="1114" /></p>
<p style="padding-left: 30px;">Programa katılan kadınların kıyafetlerine, saçlarının modeline ve hatta fiziksel olarak nasıl görünmeleri gerektiğine eşlerinin kendi beğenilerine göre karar verdiği ve erkeklerin istekleri doğrultusunda estetik operasyonlar da dahil olmak üzere kadınların bir dizi çok ciddi değişikliğe maruz kaldığı ‘Böyle Çok Daha Güzelsin’ adlı televizyon programını tırnaklarımızı yiyerek karşıladık! Kadın reyting malzemesi miydi? Hayır. Eril zihniyetin dayattığı imaja ve güzellik algısına uymak zorunda mıydı? Asla. E o zaman, kaldırılsın program? Tabii ki! Acunn Medya programı yayından kaldırdı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12352" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Sivas-PT2.jpg" alt="" width="900" height="594" /></p>
<p>Sivas&#8217;ta sadece kadınlar ve ailelerin bindiği, kadın şoförlerin kullandığı &#8216;pembe taksi&#8217; uygulaması başladı. Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz gibi olaylarda kadının giyimi, oturuşu, yaşantısı etkenmiş gibi kabul edildiği sürece değil pembe taksi, pembe bir dünya yaratsanız da sorunlar çözülmeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12419" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/s-feca79c0d8533dcfe58f6b28a719994901bed1f1.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p>İthaki Yayınları, Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı kült feminist eserini, Woolf’un akıl hastalığı ve feminizmi ile dalga geçen bir biyografi ile yayınladı. İthaki, “59 yaşında mezarlığa adım attı”, “bir kaşık suda boğuldu”, “Geri gelir mi? Gelirse gelsin. Kim korkar bakire kurttan” gibi cümlelerle Woolf’u bir yazar olarak küçük düşürmeye çalışmakla kalmamış, feminist yazını da “Paranoyaklığı zaten Shakespeare’in olmayan kız kardeşi üzerine saatlerce konuşmasından belliydi” diyerek küçümsemiş; eril dilin tipik bir örneği haline gelen son derece hadsiz bir biyografi denemesi basmıştı, peki ne oldu? Güzeelce özür dileyip, bu ifadelere yeni baskılarda yer vermeyeceklerini açıkladılar. Aferin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12349" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Erkan-Petekkaya-1.jpg" alt="" width="900" height="872" /></p>
<p>Erkan Petekkaya verdiği bir röportajda #BenDenyoMuyum diye sordu; açıkçası bu sorunun cevabını biz de çok merak ettik. &#8220;Gazetelerin üçüncü sayfaları yıllardır kocası evden çıktıktan sonra içeriye erkek alan kadınların cinayetleriyle dolu&#8221; diyen Erkan Petakkaya&#8217;ya karşı suç duyurusunda bile bulunduk.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Cüneyt Genç isimli bir tıp doktoru, sosyal medya hesabından LGBTİ+ bir hastasının fotoğrafını ifşa ederken ‘Günaydın! Millet kapısının önünde kedi yavrusu bulur, bizim kapının önünde bunu buldum. İçimdeki insan sevgisi nedeniyle baktım tabii’ yorumunu iliştirdi.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Anadolu-Sigorta.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p>Anadolu Sigorta trafikte yapılan hataları emoji kullanarak anlattığı görselleri Twitter ve Facebook sayfalarında paylaştı. Görsellerde erkek sürücülerin kaza yapma sebepleri olarak uykusuzluk ve cep telefonuna bakmak gösterilirken, kadın örneğinde “ruj sürmek” kaza nedeni olarak verildi. Başlattığımız sosyal medya eylemi sonuç verdi ve firma görselleri kaldırdı ve özür diledi.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Onedio alışkanlık halinde hepimizi çok kızdıracak içerikler yayınladı. . #CinsiyetçiOnedio etiketi ile Twitter’da yakalarını bırakmadık. Kâh haberi kaldırdılar, kâh kulak tıkadılar ama radarımızdan hiç kaçamadılar.</p>
<p>Görsel medyada kadını yok sayan programlara denk geldik. Siyasetten, sağlığa, ekonomiden spora geniş yelpazede yapılan tartışma programlarının konuklarının arasında kadın olmamasına biraz şaşırdık, çokça sinirlendik. #SırfErkekPanel izlemiyoruz, izlemeyin dedik.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keşke 2016’da feministleri çıldırtanlar sadece sizlere derlediklerimizle sınırlı kalsaydı. Fakat öyle olmadı. 2016’da bir çok kadın ve LGBTİ+ şiddetin her türlüsüne maruz kaldı. Yaşadığımız topraklarda devir değişirken tırnaklarımızla kazıyarak verdiğimiz mücadelelerle elde ettiklerimiz elimizden alınmaya çalışıldı. Sesimizi bastırmak, direncimiz kırmak, umutlarımızı da  yok etmek için bir hayli uğraşıldı. Mücadeleden vazgeçmedik, haykırmaya hep devam edeceğiz: ‘Varız, buradayız!’</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür. </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/">2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
