<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Susma Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/susma-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/susma-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Feb 2022 08:18:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Susma Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/susma-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 08:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu'nun 2021 yılını kapsayan sansür ve otosansür raporu, sivil toplumun üzerindeki artan baskıları savuşturmayı ve baskılara karşı dayanışmayı örgütleyerek çalışmayı sürdürdüğünü tespit ediyor. Raporda yer alan verilere göre, 2021 yılında hak ve özgürlüğün korunması ve savunulması için çalışan STK'ların var olma şartları daha da zorlaştırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-78454 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi.jpg" alt="&quot;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı'" width="269" height="355" />120&#8217;den fazla katılımcıyı içeren Susma Platformu&#8217;nun 1 Ocak ve 31 Aralık 2021 dönemini kapsayan &#8220;Türkiye&#8217;de Sansür ve Otosansür: Ocak 2021 Aralık 2021&#8221; başlıklı raporuna göre, birçok sivil toplum örgütü kendi alanlarında faaliyet yürütürken bir yandan sivil toplum üzerinde artan baskıları savuşturmaya, bu baskılara karşı dayanışmayı örgütlemeye devam etti.</p>
<p>Rapor, sanatsal ifade özgürlüğü, basın-yayın ve medya özgürlüğü, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi birbiriyle kesişen birçok hakkın ve özgürlüğün korunması, savunulması vizyonuyla çalışan sivil toplum oluşumlarının var olma şartlarının daha da zorlaştırıldığı bir yılın geride kaldığını tespit ediyor.</p>
<p>Bununla birlikte, bütün bu olumsuz gelişmelere karşın, 2021 yılında raporda yer bulan örnekler, &#8220;sözünü söyleyebilen, hak savunuculuğunun, dayanışmanın ve mücadelenin içinde yer alan sivil toplum örgütlerinin hafızası ve deneyimi&#8221; açısından umut verici olarak nitelendiriliyor.</p>
<p>Raporda 2021 yılının sansür ve otosansür verileri:</p>
<ul>
<li>Gazetecilik,</li>
<li>Müzik,</li>
<li>Sinema</li>
<li>Televizyon ve İnternet Yayıncılığı</li>
<li>Tiyatro</li>
<li>Yayıncılık</li>
<li>Diğer Sansür Vakaları şeklinde bölümler halinde inceleniyor.</li>
</ul>
<p>Raporun tümüne <a href="https://s3.fr-par.scw.cloud/fra-susma24-tr/2022/02/Turkiyede-Sansur-ve-Otosansur-2021-TR.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/09/2021-hak-ve-ozgurluklerin-korunmasi-ve-savunulmasinin-daha-da-zorlastirildigi-bir-yildi/">&#8216;2021 Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve Savunulmasının Daha da Zorlaştırıldığı Bir Yıldı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susma Platformu İnternet Sitesi Editörü Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/22/susma-platformu-internet-sitesi-editoru-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2020 13:44:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sitesi Editörü]]></category>
		<category><![CDATA[iş ilanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu, web sitesi için içerik üretecek ve projenin günlük operasyonlarına yardımcı  olacak bir "internet sitesi editörü" arıyor. Başvuru için son tarih 1 Ocak 2021. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/22/susma-platformu-internet-sitesi-editoru-ariyor/">Susma Platformu İnternet Sitesi Editörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başvuruda bulunacak adaylardan, gündem takibi, vaka haberleri, alternatifler, röportajlar ve çevrim içi söyleşiler gerçekleştirmesi ve Platform’un web sitesindeki diğer haber ve içeriklere son halinin verilmesi bekleniyor. Adayların ‘kültür ve sanat gazeteciliği’ alanında çalışmış olması ve İngilizce bilmesi tercih sebebidir.</p>
<p><b>İş Tanımı</b></p>
<ul>
<li>Web sitesi editörlüğü</li>
<li>Haber ve röportaj yazmak, söyleşi yapmak, son okuma ve redaksiyon sürecinin sorumlusu olmak</li>
<li>Medya, kültür, sanat alanlarında üretim yapan kişi/kurumlar ve Susma Platformu’nun katılımcıları arasında iletişimi sağlamaya yardımcı olmak</li>
<li>‘Susma24.com’ internet sitesinin içeriğini sorumlu koordinatörlerle birlikte belirlemek (yayımlanacak makale, röportaj, araştırma, video vd.)</li>
<li>Platformun farkındalık, savunuculuk, alternatif yaratma faaliyetlerinde sorumlu koordinatörlere yardımcı olmak</li>
<li>Web Sitesi içeriklerinin sosyal medyada paylaşım sürecinde iletişim sorumlusuna yardımcı olmak</li>
<li>Yıllık Sansür ve Otosansür raporunun yazımına katılmak</li>
</ul>
<p><b>Aranan Özellikler</b></p>
<ul>
<li>Tam zamanlı çalışmak konusunda bir engeli olmaması</li>
<li>Adayın kültür- sanat gazeteciliği alanında – tercihen yazılı- habercilik deneyimi olması</li>
<li>Kültür, sanat ve medya alanlarında üretim yapan kişi ve kurumlara aşina olması,</li>
<li>İyi derecede İngilizce bilmesi</li>
<li>Temel haklar ve ifade özgürlüğü konularında duyarlılık sahibi olmak. Tercihen bu alanlarda çalışma deneyimine sahip olmak</li>
<li>WordPress site altyapısı, temel görsel hazırlama ve MS Office programları bilgisine sahip olması</li>
</ul>
<p><strong>Başvuru</strong></p>
<p>Başvuruda bulunacak gazetecilerin özgeçmişlerinde en az iki referansa yer vermeleri, kısa niyet mektuplarıyla beraber varsa adayın yazdığı ya da editörlüğünü yaptığı haber-yazı-rapor örneklerini de ekleyerek 1 Ocak tarihine kadar, “Susma Platformu- Web Sitesi Editörlüğü” başlığı ile <a href="mailto:susmaplatformu@gmail.com">susmaplatformu@gmail.com</a> adresine göndermeleri bekleniyor.</p>
<p>İlan ile ilgili detaylı bilgiye <a href="https://susma24.com/web-sitemiz-icin-sorumlu-editor-ariyoruz/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/22/susma-platformu-internet-sitesi-editoru-ariyor/">Susma Platformu İnternet Sitesi Editörü Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Pandemi, Bilgiye Erişim ve Sansür” Webinarına Davetlisiniz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/pandemi-bilgiye-erisim-ve-sansur-webinarina-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2020 07:42:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgiye Erişim Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu, koronavirüs salgınıyla beraber hayati önemi hatırlanan bilgiye erişim hakkını masaya yatıracak. 31 Mayıs Pazar günü, Şebnem Korur Fincancı ve Can Ertuna’nın katılımıyla düzenlenecek webinara kayıt yaptırarak katılabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/pandemi-bilgiye-erisim-ve-sansur-webinarina-davetlisiniz/">“Pandemi, Bilgiye Erişim ve Sansür” Webinarına Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Susma Platformu</strong>, toplumdan bilgi saklamanın ya da yalan haber yapmanın en az virüs kadar tehlikeli olduğunun ortaya çıktığı şu günlerde “Pandemi, bilgiye erişim ve sansür” webinarına çağırıyor. Adli tıp uzmanı, insan hakları savunucusu <strong>Şebnem Korur Fincancı</strong> ve gazeteci, akademisyen <strong>Can Ertuna</strong> çalışmaları ve uzmanlıkları ışığında Susma Platformu Koordinatörü <strong>Ayşen Güven</strong>’in sorularını yanıtlayacak.</p>
<p>Koronavirüs salgını tüm dünyada bir “felaket” olarak dolaşırken nesnel ve bilimsel bilgiye erişebiliyor muyuz? Gazetecilik bu süreçte nasıl bir rol üstleniyor?</p>
<p><strong>31 Mayıs Pazar günü saat 17.00</strong>‘de düzenlenecek webinara soru ve görüşlerinizle katılabilirsiniz.</p>
<p>Kayıt için <a href="https://us02web.zoom.us/meeting/register/tZAqcOqvrD4qG9xbHqLmSZQqHDLp6sbL6bgH">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bilgilendirme notu:</strong> Kayıt yaptırdıktan sonra, e-posta adresinize iletilecek olan mailde yer alan linke ya da “”Click Here to Join” ibaresine tıklamanız gerekmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/21/pandemi-bilgiye-erisim-ve-sansur-webinarina-davetlisiniz/">“Pandemi, Bilgiye Erişim ve Sansür” Webinarına Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanatçılar ve Kültür Profesyonelleri İçin Kitlesel Fonlama Atölyesi Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/18/sanatcilar-ve-kultur-profesyonelleri-icin-kitlesel-fonlama-atolyesi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 12:57:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[kitlesel fonlama atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53933</guid>

					<description><![CDATA[<p>Susma Platformu'nun düzenlediği sanatçılar ve kültür profesyonelleri için kitlesel fonlama atölyesine davetlisiniz!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/18/sanatcilar-ve-kultur-profesyonelleri-icin-kitlesel-fonlama-atolyesi-basliyor/">Sanatçılar ve Kültür Profesyonelleri İçin Kitlesel Fonlama Atölyesi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medya antropoloğu Doç. Dr. Suncem Koçer’in yürütücülüğünü yapacağı, teorik ve pratik olarak iki ayrı bölümden oluşan bu atölyenin sonunda katılımcıların kendileri için bir kitlesel fonlama kampanyası oluşturmuş ve kampanyanın iletişim stratejisini planlamış olmaları hedefleniyor.</p>
<p><strong>1. Webinar</strong></p>
<p>Atölyenin ilk bölümü olan Webinar’da Suncem Koçer, kitlesel fonlamanın ne olduğu, toplumsal işlevleri, kampanya ve iletişim stratejisi oluştururken nelere dikkat etmek gerektiği ve iyi kampanya örnekleri gibi konuları anlatacak.</p>
<p>Webinar 28 Mayıs, Perşembe günü, saat 21:00 – 22:15 arasında Zoom üzerinden yapılacak.</p>
<p>Katılım için <a href="https://us02web.zoom.us/meeting/register/tZMrdOqpqzsoE9bBmepNBOT7haixu71MqBOo">buraya</a> tıklayınız.</p>
<p><strong>2. Birebir Mentörlük ve Proje Grup Toplantısı</strong></p>
<p>Atölyenin ikinci bölümündeyse katılımcıların kitlesel fonlama projeleri önce Suncem Koçer’le birebir olarak yarımşar saat, daha sonra grup toplantısında diğer katılımcılarla beraber değerlendirilecek.</p>
<p><strong>Atölyenin bu bölümüne katılmak için başvuru yapılması gerekmektedir ve katılımcı sayısı 5 kişiyle sınırlanmıştır. </strong></p>
<p>Mentörlük ve proje grup toplantısından oluşan bu ikinci bölüme katılmak isteyen kişilerin, kitlesel fonlama projesi fikirlerinin özeti ve kullanacakları bir fotoğrafı <strong>en geç 3 Haziran günü içerisinde <a href="https://susma24.us19.list-manage.com/track/click?u=47c9a7761e1a5264d647b2d3e&amp;id=1dc6bacd1b&amp;e=961b8b0040" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://susma24.us19.list-manage.com/track/click?u%3D47c9a7761e1a5264d647b2d3e%26id%3D1dc6bacd1b%26e%3D961b8b0040&amp;source=gmail&amp;ust=1589883479183000&amp;usg=AFQjCNEtovg1k-kBJQNGdiDn0kCR1oXQzw">susmaplatformu@gmail.com</a></strong> adresine mail atmaları bekleniyor.</p>
<p>Başvuruculara geri dönüş 5 Haziran’da yapılacaktır.</p>
<p>Atölyenin bu ikinci bölümündeki yarım saatlik birebir görüşmelerin tarih ve saati 5 Haziran’da katılımcılarla birlikte belirlenecek,<strong> </strong>grup toplantısı ise11 Haziran, Perşembe günü 21:00 – 22:15 saatlerinde yapılacak.</p>
<p><strong>Atölye Programı</strong></p>
<p>Webinar:<br />
<strong>28 Mayıs, Perşembe, saat 21:00 – 22:15</strong></p>
<p>Mentörlük ve proje grup toplantısı için başvuruların alınacağı son tarih:<br />
<strong>3 Haziran, Çarşamba</strong></p>
<p>Seçilen 5 katılımcıya bilgilendirme yapılarak birebir mentörlük için tarih ve saatlerin belirlenmesi:<br />
<strong>5 Haziran, Cuma</strong></p>
<p>30’ar dakikalık birebir mentörlük:<br />
<strong>5-11 Haziran </strong></p>
<p>Proje Grup Toplantısı:<br />
<strong>11 Haziran, Perşembe, saat 21:00 – 22:15</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/18/sanatcilar-ve-kultur-profesyonelleri-icin-kitlesel-fonlama-atolyesi-basliyor/">Sanatçılar ve Kültür Profesyonelleri İçin Kitlesel Fonlama Atölyesi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bakur Belgeseline Verilen Ceza Sanatsal İfade Özgürlüğünü Yok Saymaktır”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/bakur-belgeseline-verilen-ceza-sanatsal-ifade-ozgurlugunu-yok-saymaktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 12:18:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[#BelgeselSinemaYargılanamaz]]></category>
		<category><![CDATA[#SinemayaÖzgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Altyazı Sinema Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Bakur]]></category>
		<category><![CDATA[Çayan Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Mavioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakur belgeselinin yönetmenleri Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel, 18 Temmuz’da görülen dava sonucunda “terör örgütü propagandası" yaptıkları gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Dava öncesinde sosyal medyada #BelgeselSinemaYargılanamaz ve #SinemayaÖzgürlük etiketleriyle kampanya yürüten Susma Platformu ve Altyazı Sinema Derneği ile bu kararı, sinemanın üzerindeki sansür baskısını ve bu baskıları aşmak için ve yapılması gerekenleri konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/bakur-belgeseline-verilen-ceza-sanatsal-ifade-ozgurlugunu-yok-saymaktir/">“Bakur Belgeseline Verilen Ceza Sanatsal İfade Özgürlüğünü Yok Saymaktır”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İfade özgürlükleri konusunda her zaman sıkıntılı bir tabloya sahip olan Türkiye’de ilk kez bir sinema filmi ağır cezada yargılandı ve hüküm giydi. 18 Temmuz’da açıklanan 4 yıl 6 ay hapis ezasının sonrasında yapılan basın açıklamasına sanatçıların yanı sıra </span><span style="font-weight: 400;">CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker, HDP milletvekili Saruhan Oluç, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, İHD yöneticileri, Cumartesi Anneleri de katıldı. Açıklamadan çıkan ortak ses bunun bir ibret aldırma, korkutma davası olduğunu ama hiçbir gücün sinemacıları susturmaya yetmeyeceği yönündeydi. Dava öncesinde de bir kamuoyu yaratmak için çalışan Susma Platformu adına konuşan Özlem Altunok ve Altyazı Sinema Derneği’nden Senem Aytaş ile Fırat Yücel, kararın hukuksuzluğuna dikkat çekerken ortak hareket etmenin ses çıkarmanın önemine vurgu yaptılar. </span></p>
<p><b>Bakur belgeseline karşı açılan terör propagandası davasında ne acı ki Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel için hapis cezası çıktı. İlk olarak bu güncel durum için görüşlerinizi almak isteriz. </b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-40915 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/özlem4-640x427.jpg" alt="" width="394" height="263" />Özlem Altunok:</b><span style="font-weight: 400;"> Bakur filmi nezdinde yönetmenleri başından beri hukuksuzca yargılanıyordu, sonuç da elbette hukuksuzca oldu. İlk kez bir sinema filmi, bir sanat eseri ağır cezada yargılandı ve hüküm giydi. Tabii kısa bir süre önce göstermelik bir gerekçeyle </span><span style="font-weight: 400;">Nû Jîn</span><span style="font-weight: 400;"> filminin yönetmeni Veysi Altay ve filmin gösterildiği Batman Yılmaz Güney Sinema Salonu’nun o dönemki müdürü Dicle Anter’e filmin afişini bahane ederek yine aynı suçtan verilen 2 yıl 3 ay ve 2 yıl 1 aylık hapis cezalarını da unutmamak gerek. Bu iki belgesel filmin de Batman’da aynı mekanda gösterildiği için yargılanmaları tesadüf olmasa gerek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnızca Türkiye’nin de imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere değil, Anayasa’ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına da aykırı olan bu yargılama, sanatsal ifade özgürlüğü hakkını yok sayıyor.</span></p>
<p><b>Senem Aytaç: </b><span style="font-weight: 400;">Bir belgesel filmin ‘örgüt propagandası’ yapma suçuyla ağır ceza mahkemesinde yargılanması zaten kabul edilemeyecek bir durumken, son savunmaları dahi alınmadan her iki yönetmene de gıyaplarında 4 yıl 6’şar ay hapis cezası verilmesi durumun vahametini iyice arttırıyor. Bu kararın hukuka, anayasaya, sanatsal ifade özgürlüğüne, temel insan haklarına aykırı olduğu aşikâr. Bu konjonktürel ve keyfi kararlar karşısında çok daha geniş bir toplumsal muhalefete ihtiyaç olduğu da. Fakat maalesef bu hukuksuzluğa karşı -anayasal bir hak olan- basın açıklaması yapılırken de tekrar baskılarla, engellemelerle karşılaşılıyor. Ve elbette kimse de olanlara şaşırmıyor elbette ama yine de tüm gücümüzle bu uygulamaların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Her şeye rağmen bir araya gelebilen ve bu hukuksuzluğa karşı sözünü sakınmadan söyleyebilen insanlar olması da halen umut verici.</span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-40917 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/f.jpg" alt="" width="409" height="336" />Fırat Yücel: </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul Film Festivali’nde filmin gösteriminin engellendiği günden beri, sanatsal ifade özgürlüğünün ve hatta suçsuzluk ilkesini hiçe sayıldığı bir süreç yaşıyoruz. Zira, </span><i><span style="font-weight: 400;">Bakur</span></i><span style="font-weight: 400;">’un sansürlenmesinden sonra, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, twitter’da “terör örgütü propagandası meşru değildir” diyerek filmin söz konusu suçu işlediği iddiasında bulunmuştu. 2015 yılının Nisan ayından, filmin ilk gösteriminin engellendiği vakitten bahsediyoruz. Filmle ilgili ne açılmış bir soruşturma var, ne bir iddianame, ne de bir dava. Filmin gösterimi eser işletme belgesi olmadığı gerekçesiyle bakanlık tarafından engellenmiş; yani belgeye başvurusu yapılmadığı için filmin kendisinin izlenmiş olması da mümkün değil. Kültür Bakanlığı fragmandan ve bazı gazetelerin filmi hedef alan açıklamalarından yola çıkarak filmin “terör örgütü propagandası” yaptığı sonucuna varıyor, bu değerlendirmeyi kamuoyu ile paylaşıyor. Bugünkü hapis cezaları da tamamen bu siyasi yönelim (çözüm sürecinin bitirilmekte oluşu) kıstas alınarak verilmiş siyasi cezalar, kararların hukukla bir ilgisi olmadığı kanaatindeyim. Bakur sürecinin egemen siyasetin saikleriyle değil, anayasal ve uluslararası hukuk ilkeleri uyarınca tekrar değerlendirilmesi gerekiyor. Bu sadece Bakur’u değil, genel anlamda sanatsal ifade özgürlüğünü ilgilendiren bir gereklilik. </span></p>
<p><b>Altyazı Sinema Derneği ile birlikte sosyal medyada </b><b>#BelgeselSinemaYargılanamaz ve #SinemayaÖzgürlük etiketleriyle </b><b>bir kampanya yürüttünüz. Kararı gündemde tutmak ve kamuoyu yaratmak için yeni girişimleriniz olacak mı? Genel olarak bundan sonra neler yapılmalı? </b></p>
<p><b>Özlem Altunok:</b><span style="font-weight: 400;"> Bakur ve </span><span style="font-weight: 400;">Nû Jîn davalarını </span><span style="font-weight: 400;">başından beri takip etmeye çalıyoruz. Bu davaların sembolik bir temsiliyeti var artık, biliyoruz. Sinemacılara “Film çekerseniz, gerçekleri kaydederseniz sizin de başınıza benzer şeyler gelir” diyorlar. Sadece sinemacıları değil, gazetecileri, yazar ve yayıncıları, müzisyenleri de farklı gerekçelerle suçlayarak, yaptırımlar uygulayarak sindirmeye çalışıyorlar. Bu davalar hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, bu hukuksuzluğa karşı kalabalıklaşmak ve tepki vermek için çabalamak hepimizin görevi. Çünkü ifade özgürlüğü hakkımızın elimizden alınması sessizlik, tekseslilik, renksizlik demek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakur’la ilgili hukuki olarak yapılacaklar belli ve sınırlı. Verilen cezalar beş yılın altında olması ve bu nedenle Yargıtay’a gidilemeyecek olması, yönetmenlerin cezalarının bir an önce uygulanmasını beraberinde getiriyor. Gelinen aşamada yapılması gerekenleri yapmaya devam edeceğiz. Ses çıkaracağız. Başka yolu yok. Basın toplantısında Ertuğrul Mavioğlu “İfade özgürlüğü için verilen mücadele, insan olma mücadelesidir” dedi. Her alana/kesime farklı biçimlerde uygulanan sansürün ve sonucunda bünyelere sirayet eden oto sansürün amacı korkutarak, baskılayarak susan, düşünmeyen, eleştirmeyen insan yaratmak. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40916 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/Senem_Aytac_photo1-640x579.jpg" alt="" width="391" height="354" />Senem Aytaç:</b><span style="font-weight: 400;"> 18 Temmuz’daki duruşma öncesi sadece belgesel sinemacıları değil sanatsal ifade özgürlüğünü savunan herkesi ilgilendiren bu davayı gündeme getirmek için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bir yandan gündem o kadar yoğun ki herhangi bir meselede kamuoyu ilgisini canlı ve sürekli tutmanın oldukça zor olduğunun ve bu tür bir kampanyanın bizim boyumuzu aşacağının da farkındayız tabii. Fakat sinemayla uğraşan herkesin bu noktada daha ortak ve gür bir ses çıkartması gerekiyor; sanatın, belgeselin, sinemanın yargılanamayacağına dair bir ortak ses. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz kendi adımıza, ‘Altyazı Fasikül: Özgür Sinema’ ile yazılar, söyleşiler, videolar ile sinema alanında artık neredeyse konuşulmadan geçen bu tür vakaları, hak ihlallerini, eşitsizlikleri vb. belge altına almaya ve sinema gündeminde bu tür içeriklere alan açmaya çalışıyoruz, çalışacağız. </span></p>
<p><b>Türkiye’de diğer tüm ifade özgürlükleri gibi sanatsal ifade özgürlüğü de oldukça sorunlu. Zaten birini diğerinden ayrı yere koymak mümkün değil sanırım. En son “sinemada sansür düzenlemesi” diye anılan yeni sinema yasası da yürürlüğe girdi. Daha önce de, bildiğiniz gibi “eser işletme belgesi” krizi yaşanmıştı festivalde. Yeni yasa ve oluşturulacak denetleyici komisyon hakkında düşünceleriniz neler?</b></p>
<p><b>Senem Aytaç: </b><span style="font-weight: 400;">Eser işletme belgesi ve sansür tartışmalarından ağır ceza ve suç kavramları üzerinden sinemayı savunmak zorunda kalışa geçiş gözlerimizin önünde ve büyük bir hızla gerçekleşti. Kimi kazanımlar olmadı değil, fakat 18+ yaş sınırı ile eser belgesinin etrafından dolaşma formülü örneğin festivaller için bir kazanım sayılamaz. Etrafından dolaşarak değil doğrudan adını koyarak mücadele etmemiz gereken bir durum var ortada. Adına sansür denmeyen, istendiği zaman istendiği şekilde kullanılan keyfi baskı mekanizmalarıyla uğraşmak ise oldukça zor. Yeni yasa ile beraber gelecek farklı komplikasyonları da süreç içerisinde hep beraber deneyimleyeceğiz gibi görünüyor şimdilik. Çünkü yazılı yasalardan ziyade keyfi uygulamalarla mücadele ediyoruz. </span></p>
<p><b>Fırat Yücel: </b><span style="font-weight: 400;">Yeni yasada, evet 18+ yaş sınırı ile gösterildiği takdirde yerli yapımlar festivalde ve diğer özel gösterimlerde eser işletme belgesi olmaksızın seyirciyle buluşturulabiliyor. Ancak belgesellerin yönetmenlerine hapis cezası verilebildiği, film çekmenin/göstermenin kriminalize edildiği bir düşman hukuku döneminde bunun ne anlamı olabilir ki? Bu durum, eleştirel filmler çeken sinemacıları çok daha büyük bir riskle karşı karşıya bırakacaktır ve nihayetinde yönetmenlerin filmlerini Türkiye’de göstermeme tercihine kadar varan (ki bunun örnekleri şimdiden mevcut) bir otosansür mekanizmasını beraberinde getirecektir. Sonunda hapis cezası olabileceğini bilerek kim filmini göstermek ister? Bu, sinemacıları, giderek keyfileşen, uluslararası hukuk ilkelerini bir kenara bırakıp niyet okumasıyla kararlar veren, bir filmin “propaganda” olup olmadığına (hangi kriterlere göre?) hükmedebilen bir hukuk sisteminin eline bırakmak gibi bir şey. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40919 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/fasikul-kapak-sayi01-640x905.png" alt="" width="329" height="465" />Anayasa Mahkemesi, </span><i><span style="font-weight: 400;">Adressiz Sorgular</span></i><span style="font-weight: 400;"> filmiyle ilgili son kararında, “ön sansür” kavramına dikkat çekti ve bir filmin tamamen yasaklama yoluna gidilmesini, eserin entelektüel içeriğine ön müdahale olarak yorumladı. Bu karar, esasında şu anlama geliyor: Eser işletme belgesini veren değerlendirme kurulu, sadece yaş sınırı belirleme ve belli sahneleri çıkarma (ki bu da sansürün başka bir çeşidi) yetkisine sahiptir, bir filmin dolaşımını engelleyemez. Peki ama, şu an anlaşıldığı üzere, dolaşıma çıkan filmler daha büyük bir tehlike altında değil mi? Belgesiz dolaşıma çıkan filmlerse en büyük tehlikeyle, hapis cezasıyla karşı karşıya. Bu durumda kim muhalif, eleştirel unsurlara sahip filmini belgeli ya da belgesiz dolaşıma sokma özgürlüğünü tam olarak hissedebilir? Filminin şu ya da bu şekilde yorumlanıp kriminalize edilip edilmeyeceğini mi tahmin edecek önden? AYM’nin “ön sansür” olarak nitelediği olgu böyle bir hukuki atmosferde kültür-sanatın geneline yayılmaz mı? </span></p>
<p><b>Özlem Altunok:</b><span style="font-weight: 400;"> Her alanda farklı sansür aygıtları ve uygulayıcıları devreye giriyor. Sinemada da böyle oldu. Bir tarafta verilmeyen çekim izinleri, gösterim yapılacak mekanlara polis baskısı, bir tarafta Kültür Bakanlığı destek fonunun “bazı yönetmenlere” verilmemesi, Eser İşletme Belgesi uygulamasıyla dayatılan sansür ve şimdi de yeni yasa… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eser İşletme Belgesi zorunluluğunun yer aldığı kanun 2004’te yürürlüğe girse de değişen gündem/siyasi konjonktür sebebiyle uygulama olarak sonraki yıllarda devreye girdi. 2015 yılındaki 34. İstanbul Film Festivali’nde yine Bakur filmiyle gündeme geldi. Bu sansürün sesinin duyulmasında ise festivale katılan yönetmenlerin filmlerini festivalden çekme kararı sonucu festivalin tüm yarışmaları iptal edilmesinin büyük etkisi oldu. Sonrasında bu belge pek çok festivalin sansür uygulamasına, bazı festivallerin hayata geçememesine, özellikle belgesel filmlerin rahatça dolaşıma girememesine yol açtı. Özetle hasarı büyük oldu. Şimdi yeni yasayla eser işletme belgesi zorunluluğu kalktı ama bu kez de +18 uygulaması getirildi. Komisyonda da dengeler meslek birlikleri ve sendika gibi sektörden isimlerden değil, bürokratlardan yana. Dolayısıyla istismara açık.</span></p>
<p><b>Esasen sinema üzerindeki sansür sadece devlet eliyle gelmiyor. Festivallerin bizzat kendi inisiyatifleriyle kimi filmleri gösterimden çıkardığı da oldu. Baskı ortamının sanatçılar üzerinde yarattığı otosansürse işin diğer tehlikeli boyutu… Sanatsal düşüncenin özgürlüğüne kavuşması için nasıl somut adımlar atılmalı? Bu konuda çalışan yeterli sayıda platform var mı? Sanatçı dayanışması yeterince güçlü mü?  </b></p>
<p><b>Özlem Altunok:</b><span style="font-weight: 400;"> Maalesef kayyım atanan kentlerde yaşanan şiddet söz konusuyken, yüzlerce gazetecinin hapiste olduğu ve bir o kadarının yargılandığı gerçeği ortadayken, binlerce sosyal medya tutuklamaları, akademisyen davaları sürerken sanatsal ifade özgürlüğüne dair mücadele biraz daha geride kalıyor, görünmez oluyor. Oysa sanatsal ifade özgürlüğü en temel haklardan ve bu hakkın ihlali herkesi etkiliyor. Mesele özünde hakikatin peşinde olmak, gerçeği kayıt altına almak, eleştirel olanın yanında durmak, yapıcı-yaratıcı olmak ve bunları özgürce yapabilmek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültür sanat dünyasında ise tüm hasara rağmen bir arada hareket eden, süreç içinde yan yana gelen birçok sanatçı, inisiyatif var; yeni oluşumlar, farklı yapılanmalar söz konusu. Diyarbakır’da her şeye rağmen üreten sanatçılar var, Oyuncular Sendikası, Altyazı ekibi, Documentarist gibi kıymetli bir festival, Türkiye’nin farklı kentlerinde dayanışma akademileri… Bu küçük hareketliliklerin birbirleriyle ilişkilenerek daha etkili bir dinamik yaratacağına inanıyorum. Çünkü aklın yolu bir ve bu yüzden devam…</span></p>
<p><b>Fırat Yücel: </b><span style="font-weight: 400;">Sansür, yasaların, belgelerin, festival yönetimlerinin ötesinde tek bir düşünceyle, filmlerin suç unsuru sayılabileceği fikriyle hareket ediyor. Hep farklı bir kisveyle, geçmişte sansür kurulu, sonrasında değerlendirme kurulu, bugünse -en çok- hukuk aracılığıyla kendini var ediyor bu fikir. Bizlerin bu fikre temelden karşı çıkmamız, filmleri suç sayan anlayışı kategorik olarak reddetmemiz lazım. Bu kategorik reddediş olmadı mı sansür ağlarını genişletecektir, her zaman böyle olmuştur tarihte. Reddedişle önemli kazanımlar elde edilebilir: 1988 İstanbul Film Festivali’nde üç tane yabancı filme sansür uygulanmış, ardından sinemacı ve sinemaseverlerin tepkisiyle uluslararası festivalleri sansürden muaf tutan bir kanun çıkarılmıştı. Özgürlük alanı ancak sanatla suç fikrinin yan yana getirilmesini kategorik olarak reddeden bir duruşla genişletilebilir. Öteki türlü şöyle oluyor: Filminizi gösterin, isterseniz belgesini de almadan gösterin ama 4 yıl buçuk yıl hapis yatabilirsiniz…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatçı dayanışması ancak bir sansür vakası yaşandığında ve görünür olduğunda mümkün olabiliyor. Görünür olduğunda diyorum, çünkü kapalı kapılar ardında pazarlıklarla gerçekleşen çok fazla sansür uygulaması var. Esasında 2014 ve 2015 sansür süreçlerinde nasıl somut adımlar atmak gerekiyorsa şimdi de aynı adımları atmak lazım. Birincisi, filmlerin suç sayılamayacağı fikrinde ortaklaşmak, ortaklaşabilmek, bundan korkmamak. İkincisi festivaller, sinemacılar ve meslek birlikleri arasında bir diyaloğun başlaması ve belli prensiplerin esas alındığı bir protokolün ya da ilkeler bütününün altına imza atılması. Bunlar çok ütopik görünüyor olabilir, ama sansür aracının, yani sinemaya yönelik devlet sopası zihniyetinin devreden çıkarılması ancak böyle bir duruşla mümkün olabilir. Sansürün güç kaybettiği her ülkede bu süreçler yaşanmıştır. Önce bazı festivaller geri duracaktır, bu ilkeleri kendilerine yönelik bir özgürlük kısıtlaması olarak algılayacaklardır. Ancak sonra onlar da eklenecektir çünkü hiçbir festival üreticilere sırt çevirerek kendini var edemez. Sıkça dile getirilen özerk bir sinema kurumu, yani sektörün kendi kararlarını alabileceği ortak bir yapı da ancak bu gibi adımlarla mevcudiyet kazanabilir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/23/bakur-belgeseline-verilen-ceza-sanatsal-ifade-ozgurlugunu-yok-saymaktir/">“Bakur Belgeseline Verilen Ceza Sanatsal İfade Özgürlüğünü Yok Saymaktır”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 07:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sansüre ve otosansüre karşı mücadele veren Susma Platformu, Türkiye’de ifade özgürlükleri üzerindeki baskıların gitgide arttığını söylüyor. Platformdan Özlem Altunok’un üzerinde durduğu en büyük tehlike ise otosansür. Altunok’a göre Türkiye’de otosansür dehşet verici boyutlarda: “2018 yılında 350 kişinin anonim katılımıyla düzenlenen araştırma sonuçlarına ilişkin veriler dehşet verici, sansürün yarattığı hasarı ortaya koyuyor. Verilere göre katılımcıların yüzde 79’una göre otosansür yapmadan Türkiye’de yaşamak mümkün değil.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/">“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sanat ve medya alanında her türlü ifade özgürlüğü ihlali, sansür ve otosansür meselelerine eğilen Susma Platformu üzerine Özlem Altunok ile görüştük. Altunok, sade</span><b>c</b><span style="font-weight: 400;">e sansür ve otosansür vakalarını tespit edip duyurmakla kalmadıklarını bunlarla savaşmak ve aşmak için de çözümün bir parçası olmaya çaba gösterdiklerini söylüyor. İki yıldır yasaklı Wikipedi için sürdürdükleri çalışmalar bunun bir örneği… Altunok, insanın kendi kendisine uyguladığı sansürün içselleşmesinin tehlikelerini her şeyin önüne koyuyor ve yaptıkları bir yayınla otosansürün nasıl her yanımızı sardığını örnekliyor: “Sansürsüz internet kampanyası kapsamında bu amaçla otosansür yapmak zorunda kalan gazetecilerin videolarını yayınladık. Hepsi de alanda olan, muhalif gazetecilerdi. Onların ağzından hem medyadaki hem de kişisel otosansür hikayelerini duymak, otosansürü hep beraber nasıl içselleştirdiğimizin, sıradanlaştırdığımızın önemli bir göstergesiydi.”  </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39049 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/özlem4-640x427.jpg" alt="" width="348" height="232" />Siz sanat ve medyada sansüre ve otosansüre karşı mü</b><b>c</b><b>adele vermek için kurulmuş bir platformsunuz. Kuruluşunuzu ve faaliyetlerinizi kısa</b><b>c</b><b>a sizden de dinlemek isteriz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susma Platformu aslında küçük bir fikirden hareket edip yolda büyüyen, kapsamı genişleyen bir çalışmaya dönüştü diyebiliriz. Çalışmalarımıza her ne kadar Eylül 2016’da, OHAL’den sonra başlamış olsak da temelleri öncesinde atılmıştı. 15 Temmuz ve arkasından neredeyse iki yıl süren OHAL sürecini yaşayacağımızı bilmiyorduk henüz, dolayısıyla kapsamı öngördüğümüzden haylice genişledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İfade özgürlüğü ihlallerinin yaşandığı sanat ve medya alanlarındaki sansür/otosansür vakalarını belgelemek, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan ihlalleri, sansüre uğrayan kişi ya da kurumların temsilcileriyle bir araya gelerek kayda geçmek, en önemlisi de beraber ve çoksesli bir biçimde, yeni yapılanmaların, çözüm yolları üretmenin koşullarını yaratmak için bir dayanışma ağı örgütlemenin parçası olmak adına yola çıkmıştık. Amaçlarımız rayından çıkmadı fakat alanı oldukça genişledi.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınız neleri kapsıyor ve nasıl bir yol izliyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susma’nın sitesinde düzenli olarak sansür vakalarını derliyoruz. Şimdiye kadar Diyarbakır, Çanakkale, Mardin, Mersin, İzmir, Eskişehir, Batman, Artvin, Ankara, Van ve Bursa’da çeşitli sanat kurumları, dernek, inisiyatif, yerel medya temsilcileriyle, sanatçı, gazeteci, yazar ve hukukçularla bir araya gelerek çeşitli etkinlikler düzenledik. Gittiğimiz kentlerde yaşanan ifade özgürlüğü ihlallerini kayda geçtik. Ayrıca her kentte kurduğumuz bu ilişkiler üzerinden bir mail grubu oluşturarak bir iletişim ağı kurduk. Bu çalışmalar sonucunda 2016-2017 ile 2017-2018 dönemlerini kapsayan iki ayrı yıllık rapor hazırladık. Sansüre uğrayan kurum ya da kişilere hukuki destek vermek gibi daha somut, elle tutulur girişimlerde de bulunuyoruz. Örneğin Ertuğrul Mavioğlu ve Çayan Demirel’in Batman Ağır Ceza’da yargılanan Bakur filmini başından bu yana yakından takip ediyoruz. Artık özgür olsa da yargı süreci hala devam eden fotoğraf sanatçısı Çağdaş Erdoğan’ın davasını da Susma’nın hukuk birimi üstlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka amacımız da sansürlenen çalışmaların hayat bulmasına aracılık etmek. Örneğin OHAL’den sonra kayyım atanan Diyarbakır’da mekansız kalan Amed Film Festivali’yle dayanışma gösterenler arasında biz de vardık; Onur Yürüyüşü’nün dört yıldır yasak olduğu, LGBTİ+ etkinliklerinin engellendiği bir Onur Haftası’nda “Sınırsız” adı altında bir sergiye ve KuirFest’e ev sahipliği yaptık. Özetle ifade özgürlüğü ihlallerine yönelik gündemi yakından takip edip karşısında hep beraber yapılabileceklere odaklanıyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39050 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/susma-640x360.jpg" alt="" width="389" height="219" />Neredeyse her güne birden fazla vaka düştüğünü söylemek abartılı olmaz herhalde. Üzerinde çalışa</b><b>c</b><b>ağınız sorunların seçimini neye göre yapıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhraç edilen barış akademisyenleri, tutuklu öğrenciler, kapatılan dernekler, yasaklanan kitaplar, yürürlüğe sokulan yeni yasalar (sinema, internet), yönetmelik değişiklikleri (DT, ŞT, festivaller), kara listedeki sinemacılar, sosyal medya gözaltıları, Cumhurbaşkanına hakaret davaları, yıkılan heykeller, kayyım atanan Kürt kentlerindeki ihlaller, fiili Kürtçe yasağı, etkinlik iptalleri… Bunlar görünür vakalar. Bir de daha dolaylı sansür vakaları var ki belgelemesi, yazması zor.  Bazen muhatap bulamıyoruz ya da kurumlar kendilerini korumak için vakayı duyurmak istemiyor, kendi sansürünü kendi yapıyor. Aslında hepsinin önünde, yöresinde en tehlikelisi otosansür. Bunca baskı ve keyfi yasağın getirdiği korkuyla, kabuğuna çekilip sansüre gerek kalmadan otosansürü devreye sokanlar var kaçınılmaz bir sonuç olarak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda pek çok kurumda, bu gazete de olabilir, sanat galerisi ya da DT gibi resmi bir kurum, hatta sanatçının, yazarın kendisi de olabilir, işini, olanaklarını kaybetmek istemeyen pek çok kişi otosansür uyguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu karamsar tablo içinde hak ihlalleri mücadelesindeki herkes kadar bizde gündemin sıcaklığını, gelişmeleri takip ederek hareket etmeye çalışıyoruz. Medya ve kültür sanat alanında yaşanan daralmaya, yaratıcı üretimin tırpanlanmasına karşı bir yandan aciliyet taşıyan konularla ilgilenmeye çalışırken temelde yapıcı çözümler üretmenin yollarını arıyoruz.</span></p>
<p><b>Türkiye’de genel olarak sanata ve medyaya uygulanan sansürlerdeki gerekçeler hangi başlıklarda toplanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansür biçimleri de, uygulayıcıları da, sansür mekanizmaları da çok daha çeşitli bugün. Devlet tarafından uygulanan sansürün tamamıyla politik olduğunu söylemek mümkün. Başlıca gerekçelerse “toplumsal hassasiyetler”, “kamu güvenliği”, “müstehcenlik”, “milli değerlere hakaret”, “genel ahlaka aykırılık” ve elbette “terör örgütü propagandası ya da üyeliği” gibi genel bir kılıf çerçevesinde sunuluyor. Gerekçeler, elbette bahane, çoğu zaman gerekçeye de gerek duyulmadan keyfi yasaklamalar yapılıyor. İktidar tarafından uygulanan bu yasaklarda amaç belli; kendi ideolojilerini yaymak ve dayatmak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidarın kutuplaştırma politikasının ve korku atmosferinin sonucu olarak ise yerel yönetimler, üniversite yönetimi, meslek örgütleri, mahalle örgütlenmeleri, sektör temsilcileri, yönetmenler, küratörler, fon veren kuruluşlar da sansür yapıyor.  Bu, devletin “bildik” sansür uygulamalarından daha da tedirgin edici çünkü herkesi potansiyel sansürcüye dönüştürüyor.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39051 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/susma-gk-640x320.png" alt="" width="362" height="181" />S</b><b>ansüre karşı yeterli bir dayanışma ve örgütlenme mev</b><b>c</b><b>ut mu? Atılması gereken somut adımlar neler olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu bir gerçek ki, yaratılan bu korku ikliminde bu sessizliği anlamak zor değil, kimse alanını ve elindekileri kaybetmek istemiyor, kimileri bu alanlara sahip çıkmanın da bir direnme biçimi olduğunu düşünüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de esas sıkıntı siyasal alanın, örgütlü pek çok alanın daralması sebebiyle yaşanıyor. Özellikle Gezi döneminde siyasallaşan insanlar net bir politik değişiklik bekledikleri için sert bir hayalkırıklığı yaşadılar. Belki ileri doğru hamle yapmak zor ama yavaş da olsa kendiliğinden birtakım yeni mücadele biçimleri oluşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapatılan ama yoluna bir biçimde devam eden tiyatrolar var, tekseslileşen basına karşılık online medya, alternatif festivaller, farklı yapılanmalar, bir araya gelişler var… Temas etmek, düşünsel/sanatsal üretimi pekiştirecek her tür bir aradalık hepimizi besliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü sansürle mücadele yöntemlerini tartışmak, var olan örgütlülüklerimizi sorgulamak, yeniden yapılandırmaktan geçiyor bunun yolu.</span></p>
<p><b>Web sitenizde de yayınlanan haberden aktarırsak; 30 Nisan’da açıklanan RTÜK raporuna göre,  RTÜK bir yılda 164 yayın yasağı kararı çıkardı. Yasaklara rakamsal veriler üzerinden yaklaşmak “Türkiye’de sansür var” demenin daha gerçekçi ve vuru</b><b>c</b><b>u yolu bana kalırsa. Siz de “haftanın sansür gündemi” gibi çalışmalarınızla sansüre dair daha somut tablolar sunuyorsunuz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haftalık hazırladığımız bültenler maalesef tarihe kötü notlar düşüyor. Her gün, her hafta ifade özgürlüğü ihlallerini belgelemeye gerek duymak başlı başına hazin bir durum gibi görünüyor olabilir ama rakamlarla birlikte en çok vakaların içeriği bize çok şey anlatıyor. tek başına baskı dönemlerinde yaşanan her tür ihlali kayda geçmek bile çok önemli bugün. Çünkü  arşivler hatırlatır, bugünü yeniden geleceği başka türlü kurgulamamızı sağlar. Birileri görmezden gelse de birileri her zaman gayrı resmi tarihle ilgilenecektir.</span></p>
<p><b>Siz</b><b>c</b><b>e internet çağında sansür ne dere</b><b>c</b><b>e mümkün? Sansürle mü</b><b>c</b><b>adele yöntemleriniz arasında gelen alternatif me</b><b>c</b><b>raların da etkisiz kaldığı sansür durumları oluyor mu? O noktada neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevrimiçi dünyanın sunduğu çeşitlilik, çokseslilik, bilgi akışı ve hız herkese yansıyor. Sadece Türkiye’de değil pek çok ülkede iktidarların online mecraya da kısıtlama getirdiğini biliyoruz. Türkiye’de de yeni internet yasası yürürlüğe girmek üzere ve yeni yasayla her türlü online medya (TV, radyo, medyascope gibi haber kanalları da dahil) RTÜK üzerinden denetlenip, lisans sahibi olabilecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter’ın 2018’in ikinci yarısını kapsayan şeffaflık raporu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Rapora göre Türkiye, yaklaşık 5 bin içerik kaldırma talebiyle birinci sırada yer alıyor. Hükümet tarafından yapılan bu taleplerin çoğunu, Afrin’e yönelik operasyonla ilgili atılan tweetler oluşturuyor. Pek çok gazeteci, hatta sosyal medyayı kullanan herhangi biri, paylaşımları üzerinden gözaltına alınıp yargılanıyor. Erişim engeli getirilen haber siteleri ya da VPN servisleri, iki yılı aşkındır süren Wikipedia yasağı gibi önümüzde pek çok konu var. Tüm bunları gözeterek katılımcılarımızla beraber belirlediğimiz odak konusu oldu internet yasakları. Nisan ayından bu yana internet sansürüne dair bir kampanya yürütmeye başladık. “Sansürsüz İnternet” başlığı altında sitede, bu alanda yaşanan ihlallere dair uzman yazılarına yer veriyor, yine sansürsüz internet etiketiyle sosyal medyadan paylaştığımız videolar, araştırmalar, çeşitli verilerle konuyu gündemde tutmaya çalışıyoruz. Bugün internet bir nevi sokak işlevi görüyor, sanal dünyada sansürü aşmanın da elbette çeşitli yolları var ama sonuçta dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz; otosansür!</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Wikipedia, Türkiye’de internet sansürüne dair en belirgin örneklerden biri. Siz bu konunun gündemde kalması, farkındalık oluşması için de çalışıyorsunuz. Wikipedia yasağına karşı çabaların muhatap bulabildiğini düşünüyor musunuz, bu konudaki güncel durum nedir?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İnternette ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların git gide artacağı çok açık maalesef. Türkiye’de  ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkına getirilen sembol örneklerden biri Wikipedia yasağı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Platform olarak başından beri Wikipedia yasağını her gün takipçilerimize hatırlatıyoruz. “Sansürsüz İnternet” kampanyası kapsamında Wikipedia’nın Türkiye’de yasaklanışının ikinci yıldönümü olan 29 Nisan’da da Ahmet Sabancı’nın yasağın sürecini ve boyutlarını aktardığı yazıyla, çeşitli sosyal medya paylaşımlarıyla gündemde tutmaya çalıştık. Ayrıca aralarında Uluslararası PEN, Uluslararası Basın Enstitüsü, ARTICLE 19, İfade Özgürlüğü İnisiyatifi’nin de bulunduğu kurumlarla birlikte, Wikipedia yasağının kaldırılması çağrısıyla ortak bir bildiriye imza attık. Ancak bu ve benzeri çabaların muhatap bulması zor görünüyor. Çünkü Wikimedia Vakfı tarafsızlık ilkesi gereği Türkiye hükümetinin kaldırılmasını istediği iki maddeyi kaldırmayacağını zaten açıklamış ve hükümetin getirdiği erişim yasağının ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmıştı. Susma Platformu olarak biz de başvurduk ve ortada bir yanıt yok.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Wikimedia Vakfı, İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvura</strong><strong>cağını da duyurdu. Bu güncel gelişme hakkında neler söylersiniz?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Vakıfla hükümet arasındaki görüşmeler de sonuç vermediği için Wikimedia Vakfı şimdi de kaçınılmaz olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağını şu sözlerle açıkladı: “Bu adımı, engeli kaldırmaya yönelik Türk mahkemelerindeki devamlı ve geniş kapsamlı girişimlerimiz, Türk makamlarıyla yapılan iyi niyet görüşmeleri ve erişim engeline ve engelin hem Türkiye hem de dünyanın geri kalanına etkisi üzerinde farkındalık yaratmaya yönelik düzenlenen kampanyalarımız sonrasında atıyoruz.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu adım gerçekten önemli elbette ama tüm sansür vakaları bir süre sonra normalleştiriliyor. Sözü dönüp dolaşıp otosansüre getirmemin sebebi de bu.</p>
<p style="font-weight: 400;">OHAL bitti ama 7145 sayılı yeni yasayla OHAL süreklileşti. Artık bir festivalin ya da etkinliğin iptal edilmesi olağan. Barış yanlısı olmak ve bunu sosyal medyada paylaşmak, suç işlemek demek. Belgesel çekmek, terör örgütü propagandası yapmakla eşdeğer. Bu ve benzeri kısıtlama ve suçlamalar insanları bırakın uygulamayı, düşündüklerini paylaşmamaya itiyor.  En azından tüm bu vakaları kaydedip, zaman zaman hatırlatarak normalleştirilmesinin önüne geçmek bile kıymetli bugün sanırım.</p>
<p><b>“Gazeteciler, Sanatçılar Otosansür Yaptıklarını Dile Getirmekten Bile İmtina Ediyor”</b></p>
<p><b>Sansür vakalarının toplumdaki yankısıyla ilgili çalışmalarınız var mı? Örneğin çoğunluk Wikipedia’nın kapatılması hakkında ne düşünüyor, “hassasiyetlerimiz” söylemi toplum katında da destek görüyor mu yoksa insanlar en temel haklarından birinin engellendiği konusunda bilinçli mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl hazırladığımız yıllık raporların bir parçası olarak sansür ve otosansüre dair anketler de yapıyoruz. Son olarak 15 Eylül-1 Aralık 2018 tarihleri arasında, toplumdaki sansüre dair farkındalık düzeyini, ifade özgürlüğüne yaklaşımı ve otosansür eğilimini tespit etmek amacıyla çevrimiçi bir araştırma yaptık. 350 kişinin anonim katılımıyla düzenlenen araştırma sonuçlarına ilişkin veriler dehşet verici, sansürün yarattığı hasarı ortaya koyuyor. Şöyle ki, verilere göre % 79 otosansür yapmadan Türkiye’de yaşamak mümkün değil, diyor. % 61 otosansür yapmazsa işsiz kalacağını, %57 otosansür yapmazsa dışlanacağını düşünüyor. Otosansür gerekçeleri ise şöyle: Güvenliğin tehdit edilmesi %  21,98, ceza davaları veya cezaî tatbikat % 21,24, profesyonel anlamda itibarsızlaştırılma % 14,53, aile veya yakınların tehdit edilmesi % 13,04, iş yerine yönelik tehditler % 9,19, eve yönelik tehditler % 8,94, misilleme % 7,7.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında, katılımcılardan sansür gördükleri veya otosansür uyguladıkları bir ânı bizlerle paylaşmalarını da istemiştik. Bu paylaşımlar da halimizin hazin portresi gibi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Bu anketi doldururken otosansür uyguladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Şimdi otosansür yapıyorum, çünkü her ne kadar VPN kullansam da, bunun hükümetçe yürütülen bir çalışma olmadığından emin olamam. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Gazete yazılarından dolayı hakkımda 40 yıla varan hapis cezaları istemiyle davalar açılınca, yazılarımda daha dikkatli ve örtülü bir dil kullanmaya başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Bir yerde film çekimi yapmak için izin alırken, izin verilmeyeceğini düşünerek asıl senaryo dışında farklı senaryo veriyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Sosyal medya kullanımımı kısıtladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Doktora tezimde AKP döneminden pek bahsetmedim. Aslında tezin bütünlüğü için çok da gerekli değildi ama danışmanın daha baştan bu dönemden bahsetme demesi karar vermemde etkili oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Siyasî görüşümü sosyal medyada asla belirtmiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Facebook’taki paylaşımlarımın hepsini sildim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Derslerimde öğrencilerle konuşurken neyi yanlış anlarlar da beni bir yere angaje ederler diye düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Her insanı otosansüre götüren sebepler farklı olsa da otosansürü doğuran ana sebep hiç kuşkusuz sansürün varlığı. Peki, kendine otosansür uygulayan bir sanatçı ya da gazete</b><b>c</b><b>iyle mü</b><b>c</b><b>adeleniz nasıl gelişiyor? Burada sansürden farklı olarak baskı ve karar kişinin kendisinden geliyor çünkü. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında hepimiz otosansür yapıyoruz. Evde, sokakta, iş yerinde, sanal dünyada. Otosansürü uygulayan kişiyle değil de bu durumla, olguyla mücadele etmek diyelim. Sonuçta otosansür korkuyla yayılan bulaşıcı bir hastalık ya da bir savunma mekanizması. Sorun otosansürü normalleştirmekte, düşündüğünü söylemekten vazgeçmeyi refleks haline getirmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan gazeteciler, sanatçılar otosansür yaptıklarını dile getirmekten bile imtina ediyor. Oysa sansürü alt etmenin, etrafından dolaşıp sözünü başka türlü söylemenin yolları da var. Önemli olan pes etmemek, razı gelmemek, farkında olmak ve her şeye rağmen çabalamak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansürsüz internet kampanyası kapsamında bu amaçla otosansür yapmak zorunda kalan gazetecilerin videolarını yayınladık. Hepsi de alanda olan, muhalif gazetecilerdi. Onların ağzından hem medyadaki hem de kişisel otosansür hikayelerini duymak, otosansürü hep beraber nasıl içselleştirdiğimizin, sıradanlaştırdığımızın önemli bir göstergesiydi.  </span></p>
<p><b>Susma Platformu’nu takip etmek için:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Site: </span><a href="http://susma24.com/"><span style="font-weight: 400;">susma24.com</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter: </span><a href="https://twitter.com/susma_24"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/susma_24</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Facebook: </span><a href="https://www.facebook.com/susma24/"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/susma24</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/24/turkiyede-otosansurun-ulastigi-nokta-dehset-verici/">“Türkiye’de Otosansürün Ulaştığı Nokta Dehşet Verici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susma Platformu Bursa Buluşması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/28/susma-platformu-bursa-bulusmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jun 2017 11:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Ezel Akay]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanat ve medya alanlarında faaliyet gösteren topluluk ve bireylerin karşılaştığı sansür, otosansür, yalnızlaştırma, karalamacılık, manevi linç vakalarına karşı bir arada hareket etmek, etkili ve çoksesli çözüm yolları üretmek için kurulan Susma Platformu Diyarbakır, Eskişehir, İzmir ve Ankara’nın ardından şimdi de Bursa&#8217;da. Türkiye’nin her yerinde yaşanan sansür vakalarını gündeme getirerek hızlıca duyurabilmek ve yaygınlaştırmak için ortak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/28/susma-platformu-bursa-bulusmasi/">Susma Platformu Bursa Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sanat ve medya alanlarında faaliyet gösteren topluluk ve bireylerin karşılaştığı sansür, otosansür, yalnızlaştırma, karalamacılık, manevi linç vakalarına karşı bir arada hareket etmek, etkili ve çoksesli çözüm yolları üretmek için kurulan Susma Platformu Diyarbakır, Eskişehir, İzmir ve Ankara’nın ardından şimdi de Bursa&#8217;da.</strong></p>
<p><span id="more-16230"></span></p>
<p>Türkiye’nin her yerinde yaşanan sansür vakalarını gündeme getirerek hızlıca duyurabilmek ve yaygınlaştırmak için ortak bir ağ oluşturmayı hedef edinen Susma Platformu&#8217;nun Bursa&#8217;daki etkinliğine konuşmacı olarak yönetmen <strong>Ezel Akay</strong> katılacak. Akay, OHAL öncesinde ve sonrasında yaşanan ifade özgürlüğü ihlallerini, kültür sanat ortamının bu süreçteki sorunlarını ve yapılabilecekleri kendi deneyimleri üzerinden aktaracak. Sunumun ardından &#8220;Soru-Cevap&#8221; bölümünde şimdiye kadar yaşanan farklı sansür, kapatma, ihraç, engelleme vakaları aracılığıyla bir arada dayanışma sergilemenin yolları ve alternatif direniş yöntemleri üzerine konuşulacak.</p>
<p>Etkinlik Bursa&#8217;daki kurum, dernek, vakıf, inisiyatif gibi çeşitli STK ve yapıların yanı sıra, sanat ve medya kurumları ile bireysel katılıma da açık.</p>
<p>Tarih: 1 Temmuz Cumartesi</p>
<p>Adres: Nazım Hikmet Kültürevi</p>
<p>İletişim: Özlem Altunok, 0531 583 61 38</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/events/472377066447609/?active_tab=about" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/28/susma-platformu-bursa-bulusmasi/">Susma Platformu Bursa Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susma Platformu İzmir&#8217;de</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/03/susma-platformu-izmirde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2017 09:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret İlkiz]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Halde İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12038</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Olağanüstü Halde İfade Özgürlüğü&#8221; toplantısında ifade özgürlüğü ihlalleri alanında pek çok davayı üstlenmiş İstanbul Barosu avukatlarından Fikret İlkiz, sansüre karşı yasal hakların ne olduğunu anlatacak. Sahnelenmesine izin verilmeyen oyunlar, gösterimi engellenen filmler, türlü gerekçeyle iptal edilen konserler, hedef gösterilen sergiler, sansürlenen her tür sanat etkinliği ya da sanat ürünü&#8230;  Sanatta ifade özgürlüğü ihlallerine karşı hukuki olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/03/susma-platformu-izmirde/">Susma Platformu İzmir&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>&#8220;Olağanüstü Halde İfade Özgürlüğü&#8221; toplantısında ifade özgürlüğü ihlalleri alanında pek çok davayı üstlenmiş İstanbul Barosu avukatlarından Fikret İlkiz, sansüre karşı yasal hakların ne olduğunu anlatacak.</h3>
<p>Sahnelenmesine izin verilmeyen oyunlar, gösterimi engellenen filmler, türlü gerekçeyle iptal edilen konserler, hedef gösterilen sergiler, sansürlenen her tür sanat etkinliği ya da sanat ürünü&#8230;  Sanatta ifade özgürlüğü ihlallerine karşı hukuki olarak neler yapılabilir, sanatçı hakları nasıl korunur?</p>
<p>Susma Platformu, 4 Mart&#8217;ta İzmir Sanat Merkezi Oditoryum Salonu&#8217;nda düzenleyeceği &#8220;Olağanüstü Halde İfade Özgürlüğü&#8221; toplantısında ifade özgürlüğü ihlalleri alanında pek çok davayı üstlenmiş İstanbul Barosu avukatlarından <strong>Fikret İlkiz</strong>&#8216;i konuk ediyor. İzmir&#8217;deki tüm sanat kurumu, sanat mekanı, inisiyatif yönetici ve üyeleri ile sanatçılara açık olan çalıştay, İzmir Sanat Merkezi Oditoryum Salonu&#8217;nda 12.30-16.00 saatleri arasında gerçekleşecek. Etkinlik ücretsizdir.  (Susma Platformu hakkında bilgi için <a href="http://susma24.com/" target="_blank">susma24.com</a>)</p>
<p><strong>Program</strong></p>
<p><strong>12:30</strong> – Kayıt ve tanışma</p>
<p><strong>13:00</strong> – Açılış konuşması: Av. Veysel Ok</p>
<p><strong>13:15</strong> – Konuşmacı Fikret İlkiz: Sanat ve diğer alanlarda sansür vakalarına dair hukukî vakalar ve haklarınız</p>
<p><strong>14:00</strong> – Kahve molası</p>
<p><strong>14:10</strong> – Soru – cevap ve deneyim aktarımı</p>
<p><strong>15:30</strong>  &#8212; Kapanış</p>
<p>İletişim: 0531 583 6138</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/03/susma-platformu-izmirde/">Susma Platformu İzmir&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
