<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suriyeliler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeliler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeliler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Jul 2024 10:28:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Suriyeliler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeliler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Data Talks: &#8216;İstanbul&#8217;da Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutumlar&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/16/data-talks-istanbulda-suriyeli-siginmacilara-yonelik-tutumlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 13:35:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[DataTalks]]></category>
		<category><![CDATA[İSTANPOL]]></category>
		<category><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasi kutuplaşmanın geçersiz, uzlaşmanın yüksek olduğu konu: Suriyeliler. DataTalks'un ilk bölümünde İstanpol’un “İstanbul'da Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutumlar” isimli araştırmasını, araştırma ekibinden Nezih Onur Kuru ile konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/16/data-talks-istanbulda-suriyeli-siginmacilara-yonelik-tutumlar/">Data Talks: &#8216;İstanbul&#8217;da Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutumlar&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 001 | İstanbul&amp;apos;da Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutumlar" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/5H7ebneMwDIKtSKPGxNB2v?si=7a26b9f902924ec4&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://d4b693e1-c592-4336-bc6a-36c134d6fb5e.filesusr.com/ugd/c80586_2ae245f059244f1fba7fd785e4caa447.pdf" target="_blank" rel="noopener">Araştırma raporuna buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/16/data-talks-istanbulda-suriyeli-siginmacilara-yonelik-tutumlar/">Data Talks: &#8216;İstanbul&#8217;da Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutumlar&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2021 09:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Barın]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyum politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olan Hilal Barın, Türkiye’deki Suriyelilerin uyum sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü inceledi. Sivil toplumun Suriyelilerin uyumuna ilişkin sistemli bir akademik çalışmada bulunmadığı kaygısı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre; Türkiye’de STK’lar Suriyelilerin uyumunu kolaylaştıracak birincil aktörler arasında yer alıyor. Suriyelilerin uyumu için insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans gibi çalışma alanlarına yoğunlaşan STK’lar fiili olarak başlayan uyum sürecinin giderek hızlanmasını sağlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye uluslararası göç akışında kritik bir konumda. Güneyden kuzeye, doğudan batıya ve az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç hareketinde hedef ülkesi Avrupa olan birçok göçmenin yolu Türkiye’den geçiyor. Bu noktada Türkiye’nin hem kaynak, hem geçiş ülkesi hem de bazı göçmenler için hedef ülke olduğunu söylemek mümkün. Nitekim Türkiye’deki akademik göç yazını da göçün getirdiği cereyanların kısa ve orta vadede tartışmaya devam edileceğini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün sunduğu resmi rakamlara göre halihazırda 3.6 Milyon Suriye uyruklu kişi bulunuyor. Diğer uyruklardan ise 320 bin kişinin Türkiye’de yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor. Gayrı resmi rakamlar ise Türkiye topraklarında 5 milyonun üstüne yabancının olduğunu ifade ediyor. Her ne kadar koronavirüs döneminde uluslararası göç akışı radikal bir şekilde düşüş gösterse de “göç” dünyanın her zaman olduğu gibi kimilerince kabullenilmesi zor bir gerçeği olmaya devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle ki Birleşmiş Milletler dünyada uluslararası göçmen sayısının 2000 yılından beri %50 arttığını ifade ediyor. Dünya üzerinde en az 244 milyon göçmen yer değiştiriyor. Göçmenlerin aslında büyük bir kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Durum böyleyken göç akışından neredeyse etkilenmeyen ülke kalmadığını söylemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle yoğun göç akışına sahip ülkeler göçmenleri “misafir” olarak kabul etmenin ötesinde artık “uyum” çalışmalarını da tartışmaya başlıyor. Örneğin, göçmenler için hedef ülke konumunda olan Almanya uyum çalışmalarında önde gelen ülkelerden biri konumunda.</span></p>
<h5><b>Suriyelilerin Kısa Vadede Dönebilmesi Mümkün Değil</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye ilk Suriyeli girişinin üzerinden tam 10 yıl geçti. Süreç içinde 680 binden fazla Suriyeli çocuk Türk eğitim sistemine dahil edildi. 1 milyondan fazla Suriyeli aktif olarak çalışmaya devam ediyor. Örneğin TEPAV raporunda Suriyelilerin Türkiye’de 20 Binden fazla şirket kurarak Türk ekonomisine katkı sağladığı ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan Türkiye’nin gönüllü geri dönüşü ve üçüncü ülkelere yerleştirmeyi teşvik etmesi gerektiği vurgulanırken bir yandan asıl ihtiyacın kapsamlı uyum çalışmaları olacağının altı da çiziliyor. Çünkü biliniyor ki Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri neredeyse yok. Örneğin </span><i><span style="font-weight: 400;">Save The Children</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;ın araştırmasına göre, Suriyeli çocukların çoğu geleceklerini kendi ülkelerinde göremiyor ve Suriye&#8217;ye dönmek istese de bu talep halihazırdaki savaş koşulları nedeniyle imkansız görünüyor.</span></p>
<h5><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-72291 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumun-rolu.jpg" alt="" width="251" height="387" />“Artık Resmi Olarak Uyum Çalışmalarının Konuşulması Gerekiyor.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Öğretim Üyesi Hilal Barın yaklaşık dört yıl süren doktora çalışmasında kamu kurumları ve saha görüşmeleri neticesinde Suriyelilerin büyük bir kısmının Türkiye’de kalıcı olduğu sonucuna ulaştığını ifade ediyor. Doktora çalışmasını “Türkiye’deki Suriyelilerin Enterasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” başlığı ile kitaplaştıran Hilal Barın ile Türkiye’de göç çalışan STK’ları konuştuk.</span></p>
<p><b>Yaptığınız saha çalışmasına göre STK’larla ilgili öne çıkan en önemli bulgu neydi acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son yıllarda göçün yoğunlaşması ile STK’lar sundukları hizmetler bağlamında göçmenler için devlet dışı aktörler olarak vazgeçilmez unsurlar haline geldi. Bu kuruluşlar göçmenleri koruma ile ilgili raporların hazırlanması, kamuoyunun ve medyanın haberdar edilmesi; göçmenlere barınma sağlanması, hukuki ve toplumsal danışma ve eğitim programları sunulması; sağlık, kalkınma, danışma, yerleştirilme ve uluslararası yardımlara ulaşma gibi konularda yardım etmeye devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de bu gibi süreçleri kolaylaştırmak için özellikle Suriye krizi sonrasında STK’lar tarafından Suriyelilere yönelik sahada gerçekleştirilen yardımlar, programlar, faaliyetler, kampanyalar ve projeler Suriyelilerin toplumsal entegrasyonuna çok büyük rol oynadı. Bu faaliyetlerin yanı sıra devlet ve devletin yardım kurumlarının çalışmalarını ve Türkiye halkını mobilize ederek tüm dünyada krize neden olan Suriyelilerin “de facto entegrasyon” sürecine aracılık ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede, Türkiye&#8217;de STK’lar birincil tamamlayıcı aktörler olarak faaliyetleri ile Suriyelilerin entegrasyonunu kolaylaştırmaktadırlar. Nitekim, sahada yaygın olarak STK’lar tarafından gerçekleştirilen bütünleştirici eylemlerin, Suriyeliler ile Türkiye toplumunu bir araya getirme girişimi etrafında odaklandığını müşahede ettim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar, şehirlere yerleşen Suriyeliler için insani yardım, nakit yardımı, psiko-toplumsal destek, istihdam, hukuki danışmanlık, toplumsal hizmetler, sağlık hizmetleri, eğitim ve mesleki eğitim, kültür ve sanat etkinlikleri, farkındalık yaratma kampanyaları, konferanslar, çalıştaylar, hizmetlere erişim hakkında bilgi paylaşımı  noktasında birçok faaliyetler gösterdi. Saha düzeyinde aktif faaliyet gösteren bazı STK’ların, faaliyetlerindeki gönüllülük motivasyonu ile birlikte acil durum anında gece gündüz bu ortamı yaratmak için çalıştıkları söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin varlığına dair farklı motivasyon, yöntem ve perspektiflere sahip olmalarına rağmen, farklı ideolojilerden tüm STK’lar (dini [İslamcı ya da Hıristiyan], işçi sendikaları, dayanışma grupları, ‘hak temelli’ STK’lar, ‘ihtiyaç temelli’ hizmet sağlayan STK’lar) olağanüstü koşullar altında aynı sorunun üzerine eğildi. STK’lar tarafından oluşturulan platformlar, ortaklıklar ve koordine edilmiş ekipler -sahada zaman zaman aksaklıklar olmasına rağmen- görece başarılı bir şekilde Suriyelilerin uyumu için çalıştılar. </span></p>
<p><b>STK’ların uyum sürecine etkisi ne derecede?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte STK’ların Suriyelilere destek olmak için iyi ilişkiler kurma çabaları ve entegrasyon faaliyetlerinin devam ettirilmesi için koordineye dayalı bir yardım ve destek sistemi belirli ölçülerde gerçekleşti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmada, Suriyeliler özelinde çalışan STK&#8217;ların politikalarını insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans/atölye gibi çalışma alanlarına yoğunlaştıkları tespit edildi. Bunun yanı sıra göç konusuyla ilgilenen STK’ların toplumsal entegrasyon konusunda birçok çalışması bulunuyor. </span></p>
<p><b>Toplum, uyum sürecinde nerede acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de göç yönetiminde STK’ların da mobilize ettiği toplumun bizatihi kendisidir. Farklı kültürlerin karşılaşmasıyla insanların bir arada hayatlarını sürdürme isteği ile aslında entegrasyon gerçekleşiyor. Toplumsal krizler, patlamalar yaşanmadan hayırseverlik duygularıyla gerçekleşen ve hayırseverliği aşan, toplumsal entegrasyonu sağlayan STK yapılanmaları tabandan bir örgütlenmeyi mümkün kılmış yeni bir toplumsal olgudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal entegrasyonun gerçekleşmesi için STK’lar süreçte aktif olarak yer almış devlet ve yerel halkla uyumlu çalışmalar yürütmüştür. Bununla birlikte toplumsal kabulün yüksek olması ve devam etmesi söz konusu olsa da durumun hep bu seviyede ilerleyeceğini düşünmek yanıltıcı olur. Doğru politika ve stratejilerin belirlenmesi ve bu yönde hareket edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, entegrasyonun gerçekleşebilmesi için çift taraflı bir uyum söz konusu olmalı ve yerel halka güvenlik kaygıları yaşamamaları için yaşam standartlarında herhangi bir düşüş yaşanmayacağı noktasında da garantiler verilmelidir.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-72293 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/uyum-politikasi.jpg" alt="uyum politikası" width="598" height="339" /></p>
<p><b>Uyum politikası artık zaruri mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de Mart 2011’den bu yana yaşanan iç savaşın bir ürünü olan Türkiye’deki Suriyelilerin kalıcılık ihtimalinin her geçen gün daha da artması geleceğe yönelik uyum politikalarının da ele alınmasını zorunlu kıldı. Uyum sorununa kısa vadeli politikalarla çözüm bulunamayacağını savunan bu çalışmalarda Suriyelilerin entegrasyonuna yönelik kurumsal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Çünkü, sorun artık Suriyelilerin salt temel ihtiyaçlarını karşılanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki Suriyeliler siyasal, sosyal ve ekonomik yönleriyle bir uyum ve güvenlik sorunu haline geldi. Yaşanan sorunlar sadece Suriyelilerle mâl edilmez ve çözüm için Türkiye halkının da katıldığı iki taraflı uyum sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu konuda yapılacak idari-yasal düzenlemelerin yanı sıra Suriyelilerin Türkiye’nin sosyal, ekonomik, kültürel, demografik ve güvenlik yapılarına nasıl entegre edileceği hususunda uyum çalışmaları yapılması elzem. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Entegrasyon konusu, Türkiye genelinde sürekli olarak yükselen bir halk ve politika tartışması haline geldi. Suriyeliler özelinde başarılı bir uyum sürecinin nasıl olacağı ve uyumun neleri içereceği ve toplumsal hayata nasıl uyum sağlanacağına ilişkin bir uyum politikası herkesin eşit bir şekilde katılacakları bir süreç olarak algılanmalıdır. </span></p>
<p><b>Türkiye için uyum sürecinde model bir ülke var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumu oluşturan gruplar arasında ahengin sağlanması ancak kamu uyum politikaları ve grupların uyum stratejilerinin sosyal politika bağlamında ele alınması çerçevesinde birbirleriyle dengede tutularak sağlanabilecektir. Uyum stratejisinin; Avustralya, Kanada ve ABD gibi göçmen toplumlarda en fazla tercih edilen ve başarılı uyumu, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi bazı ülkelerde, devletin ekonomik ihtiyaçları entegrasyon çabalarının üstüne çıkmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendine yeterlilik ve ekonomik bağımsızlık, dil bilgisi ile (bazen daha göç etmeden kaynak ülkede test edilmektedir) birlikte en üst seviye entegrasyon önceliklerindendir. Letonya, Romanya ve Hollanda gibi bazı ülkelerde entegrasyon stratejilerinde toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına aktif katılıma özel önem verilmektedir. Finlandiya, Estonya, İrlanda, Lüksemburg, Polonya, Portekiz, İspanya gibi ülkelerde ise ev sahibi toplum ile göçmenler arasında pozitif ilişkilere odaklanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin Belçika’da devletin entegrasyon ile ilgili en önem verdiği konu, 2012 yılı Temmuz ayındaki kanun değişikliğinden itibaren entegrasyonun son basamağı olarak görülen Belçika vatandaşlığının elde edilmesidir. Finlandiya’da mevcut entegrasyon politikası ise farklı halk grupları arasında olumlu davranışlar ve işleyen ilişkileri esas almaktadır. Bu konu vatandaşların, siyasi karar alıcıların ve diğer kamusal aktörlerin bir sorumluluğu olarak görülmektedir. Polonya’da ise ülkeye girişlerin geçici olduğu vurgulanmakta ve dil bilgisi ile iş yaşamına giriş entegrasyonun temel önkoşulları arasında tanımlanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu örneklerin biri yahut hepsi bize uyar denemez, her ülkenin kendi gerçeklikleri doğrultusunda tarihsel ve toplumsal dinamikler göz önüne alınarak kendine özgü bir model oluşturması gerekmektedir.</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Gelecekte Neler yapılabilir?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Uyum için STK çalışanlarının eylem planı hazırlaması gerekiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, AFAD ve diğer ilgili kuruluşları da uyum çalışmaları yapan STK’ları  eylem planına  dahil edebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere karşı yerel halkın tepkisini ölçecek araştırmalar yapılarak, olası risklere karşı halkı bilgilendirmeye yönelik projeler başlatılabilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">STK’larla belediyeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve paydaşlıklar kurulması Suriyelilerin entegrasyonunun yönetiminde kolaylaştırıcı rol oynayacaktır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerle ilgili çalışma yapan STK sayısı oldukça yüksek olmasına rağmen, bu kuruluşlar arasında genel bir koordinasyon bulunmuyor. STK’lar daha sık bir araya gelmeli.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin hukuki mevzuat dâhilinde sahip olduğu haklar konusunda STK’lar aracılığı ile bilinçlendirilmesi gerekiyor.</span></li>
</ul>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>Kaynaklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.tepav.org.tr/tr/calismalarimiz/s/399" target="_blank" rel="noopener">“TEPAV Suriye Sermayeli Şirketler Bülteni” Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri yok’, Hürriyet, 02.05.2021. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.dw.com/tr/ara%C5%9Ft%C4%B1rma-suriyeli-%C3%A7ocuklar-geri-d%C3%B6nmek-istemiyor/a-56812073" target="_blank" rel="noopener">“Araştırma: Suriyeli çocuklar geri dönmek istemiyor”, Deutsche Welle, 09.03.2021.</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barın, Hilal (2021). Türkiye&#8217;deki Suriyelilerin Entegrasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü, Kadim Yayınları: 1-368.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan, M.ve Ünver, C. (2015) Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Düşünce ve Önerileri, TİSK, Ankara, s. 8.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 09:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler Barometresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Suriyeliler konusunda yapılan en kapsamlı araştırma olan ‘Suriyeliler Barometresi- 2019: Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi’ çalışmasının sonuçları açıklandı. Suriyeliler Barometresi-2019, Türk toplumunun Suriyelilere başlangıç yıllarında verdiği desteğin ve dayanışmanın sürdüğünü ancak toplumsal kabul ve dayanışmada belirgin bir azalma, endişelerde ise artış olduğunu gösteriyor. Araştırma bu bulguyu, “Türk toplumunun kabulünün, büyük ölçüde “tahammül”e dönüşmesi” şeklinde yorumluyor. Araştırmaya göre, her ne kadar Türk toplumu kabul etmeye hazır olmasa ve Suriyeli karşıtlığı yükseliyor olsa da Suriyelilerin büyük bir kısmı Türkiye’de kendilerini kalıcı olarak görüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/">Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2014 ve 2017 yapılan araştırmanın ardından 2019 yılında yapılan geniş çaplı anket ve odak grup mülakatlarıyla Suriyeliler Barometresi (SB) Türk toplumunun ve Suriyelilerin bir arada yaşama ilişkin tutumlarını ortaya koyuyor. Suriyeliler Barometresi-2019’A göre (SB), Türkiye’de bulunan 4 milyona yakın Suriyeli sığınmacının 1,2 milyona yakını İstanbul’da ikamet ediyor; çeşitli işlerde çalışan 1,3 milyon Suriyeli’nin yüzde 70’e yakını kayıt dışı ;  600 bin civarında Suriyeli çocuk ise ilk ve orta öğretimde Türk okullarında eğitim alıyor; yaklaşık 30 bin Suriyeli ise Türk üniversitelerinde okuyor.</p>
<p>IGAM Academy Başkanı, Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi (TAGU) Müdürü <a href="https://twitter.com/mmerdogan1103">Prof. Dr. M. Murat Erdoğan</a> tarafından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) desteğiyle hazırlanan  <a href="https://igamder.org/TR/-suriyeliler-barometresi-2019-aciklandi">‘Suriyeliler Barometresi- 2019: Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi’</a> araştırmasının, ilki 2014 ve ikincisi 2017 yapılan araştırma ile karşılaştırmalı olarak ulaştığı diğer önemli bulguları şu şekilde sıralanabilir:<span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk toplumunun desteğinde ciddi bir aşınma ve isteksizlik görünür hale geldi. Türk toplumunun Suriyeliler konusundaki artan kaygıları, sürecin her geçen gün daha da siyasileşmesine yol açacak gibi görünüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin, ülkelerine dönme kararlılıkları hızla azaldı. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki Suriyelilerin, ülkelerindeki savaş ve belirsizlik ortamının sürmesi, geri dönme umut ve isteklerini azaltıyor. Suriyelilerin Türkiye’deki kalıcılık eğilimleri güçleniyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin %60’ı kendileri ve aileleri için Türkiye’de bir gelecek olduğuna inanıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortak yaşamın uzamasına ve pek çok alanda doğallaşmasına rağmen, Türk toplumunun artan sosyal mesafesi dikkat çekiyor. Türk toplumu ortak gelecek ve daimi olarak birlikte yaşam konusuna mesafe koyuyor; buna hazır olmadığını hem endişeleri hem de talepleri ile ortaya koyuyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk toplumuna göre Suriyeliler geçimlerini Türk devletinin yardımlarıyla (%84,5) ya da “dilenerek” sağlıyorlar. Oysa düzenli bir gelir kaynağı olmayan Suriyeliler, çalışarak hayatlarını idame ettiriyorlar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler Ocak 2016’dan bu yana çalışma izni alma hakkın sahip olsalar da genelde kayıt dışı çalışıyorlar. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk katılımcıların neredeyse %80’i, Suriyelilerin en az yarısının Türkiye’de kalacağından emin ancak birlikte yaşam iradesinin son derece zayıf; Türk toplumunda Suriyeliler konusunda “gönülsüz bir kabullenme” görülüyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin en önemli 10 sorunu içinde Suriyeliler konusunu, Türkiye’nin ilk üç önemli sorunu olarak görenlerin toplam oranı %60’ın üzerinde…</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin Türkiye’de en fazla sorun yaşadıkları ve şikâyetçi oldukları alan, çalışma koşulları (%36,2).</span></li>
</ul>
<h5><b>SB-2019 Politika Önerileri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’nin </span><a href="https://igamder.org/uploads/belgeler/SB2019-Yonetici%20Ozeti-TR.pdf"><span style="font-weight: 400;">yönetici özetinde</span></a><span style="font-weight: 400;"> de belirtildiği gibi, çalışmada uyum kavramı “kendiliğinden, isteyerek ya da zorunlu olarak bir araya gelen toplulukların, çoğulculuğun kabul gördüğü ortak bir aidiyet zemininde karşılıklı kabul ve saygı çerçevesinde huzur içinde bir arada olabildiği duygu ve yaşam biçimi” olarak ifade ediliyor. SB, politika önerileri sunarken, saha çalışmasını esas alarak uyum konusunda toplumsal algıların ve toplumsal kabulün durumunu tespit etmeyi, bu tespitler üzerinden ise politika önerileri sunmayı amaçlıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmada, uyum konusunun –özellikle de 3,5 milyonu aşkın bir kitle için- zor ve uzun bir süreç olduğu, hem devletin hem de toplumun çaba göstermesi gerektiği; uyum sürecinin son derece karmaşık, duygusal, maliyetli ve zaman zaman da çatışmalar yaratan bir süreç olduğunun unutulmamasının gerektiği vurgulanıyor. </span></p>
<p>Türkiye’deki Suriyelilerin sayısal büyüklüğü hem Türk toplumunda endişe yaratıyor hem de Suriyelilerde kendi içine kapanma/gettolaşma ya da kendi toplumsal alanları kendilerinin yaratması riskini güçleştiriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’ye göre, hak ve birey merkezli, dinamik, modüler ve yerel öncelikli uyum yaklaşımı gerekiyor: Türkiye’deki Suriyelilerin sayısal büyüklüğü hem Türk toplumunda endişe yaratıyor  hem de Suriyelilerde kendi içine kapanma/gettolaşma ya da kendi toplumsal alanları kendilerinin yaratması riskini güçleştiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB, bu risklerin ciddiye alınarak Suriyelilerin Türk toplumu ile bir arada ve Türk toplumunun onurlu bir parçası olarak yaşaması hususunda politikalar geliştirilmesi gereğine dikkat çekiyor. Buna göre, uyum politikalarının dinamik, modüler ve temelde yerel uyumu ön plana çıkaran bir yapıda; hak ve birey temelli ve yerel uyum öncelikli olması, mevcut ve gelecekteki sorunların en aza indirilmesine katkı sağlayabilir.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’de önerilen “uyum” kavramı ile hak ve birey temelli yaklaşımla “huzur ve barış içinde, onurlu bir yaşam” ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB-2019 çalışmasının ortaya çıkardığı bulgulardan hareketle, farklı alanlarda politika önerileri şu şekilde özetlenebilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Geçicilik-kalıcılık” tartışması yerine yeni sosyolojik gerçekliğe konsantre olmak gerekiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kırılgan ve azalma eğilimindeki toplumsal kabul güçlendirilmelidir: Türk toplumunun endişelerini göz ardı etmeksizin, kabul düzeyinin sürdürülebilir kılınmasına özen gösterilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Kültürel yakınlık” başlangıçta dayanışma için önemli bir rol oynasa da süre uzadığında belirleyici olan sayısal büyüklük olmaktadır: Her ne kadar Türk toplumu ile Suriyeliler arasında dini ve kültürel yakınlık bir gerçeklik olsa da toplumun bu konudaki algısı sayısal büyüklüklere bağlı olarak değişebilmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sayıları 3,5 milyonu aşan Türkiye’deki Suriyeliler için Suriye’deki ve Türkiye’deki gelişmeler dikkate alarak, orta-uzun vadeli, dinamik ve çok seçenekli modeller geliştirilmelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kapsamlı ve gerçek verilere dayalı bir iletişim stratejisi geliştirilmelidir: SB çalışmaları, Türk toplumundaki Suriyelilere yönelik olumsuz görüşlerin çok büyük bölümünde yanlış ya da eksik bilgilendirme kaynaklı olduğunu ortaya koymaktadır</span><span style="font-weight: 400;">.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Uyum politikaları risklidir, kalıcılığı özendirir, ama kalıcılık güçlü bir seçenek ise ertelemek risk yaratır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hangi uyum modeli, hangi aktör-ler?: Uyum konusu son derece karmaşıktır ve ilkelerden söz edilse de her yerde geçerli bir modelden söz etmek mümkün değildir. Uyum konusunda temelde üç aktör olduğu bilinmektedir: Birincisi devlet, ikincisi ev sahibi-yerel toplum ve üçüncüsü ise “sonradan gelenler”dir. Her biri farklı rol ve yükümlülüklere sahiptir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin süreç yönetiminde kısa vadeli “projeler” anlayışından uzun vadeli ve “strateji” zemininde yürüyen bir süreç yönetimine geçmesi gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum örgütlerinin rolü ve etkinliği geliştirilmelidir: Türkiye’deki Suriyeliler konusu, sivil toplumun ne kadar önemli rol oynadığının anlaşılması bakımından önemli bir tecrübe imkanı yaratmıştır. Ayrıca “teşvik amaçlı” bir STK haritalandırması ile hem işbirlikleri ve destek olanakları hem de yapılan faaliyetlerin etki analizinin takip edilebileceği mekanizmalar geliştirilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yerel uyum süreçleri güçlendirilmelidir: “Afet yerel ise çözümü de yereldedir” sözünden hareketle, uyum süreçlerinin yerel uyum merkezli yürütülmesi gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Kalkınmacı yaklaşım” yol gösterici olmalıdır: Arzu edilse de edilmese de yaşanması ihtimali güçlü görünen ortak yaşamın kalkınmacı bir yaklaşımla toplumun her kesimine katkı verecek şekilde yapılandırılması gerekmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sosyal Uyum Yardımı (SUY/ESSN)’in “kalkınma” öncelikli olarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumları sağlıklı veri toplamalı ve bu verileri mümkün olduğunca kullanımına sunmalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler politika yapım ve sosyal uyum süreçlerine etkin biçimlerde dahil edilmelidir: Türkiye’deki Suriyeliler, Türkiye nüfusunun %4’ünü aşan bir sayıya ulaşmış, Türkiye’de ortalamada 5 yıl civarında da bir yaşam tecrübeleri olmuştur</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli üniversite öğrencileri uyum sürecinin stratejik aktörleri olarak değerlendirilmelidir: Suriyeliler içinde özel bir grup olan Türk üniversitelerindeki 33 bini aşkın öğrenci ve mezunlar stratejik çözüm ortakları olarak tanımlanmalı ve bu kitlenin Suriyeliler ile Türk toplumu arasındaki iletişimi ve etkileşimi güçlendirmesine imkân sağlanmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli kadınların kendini geliştirmeleri ve süreçlerde aktif rol üstlenmeleri sağlanmalıdır: Türkiye’deki Suriyelilerin % 45’i kadınlardan oluşmaktadır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli çocukların “kayıp kuşaklar”a dönüşmemesi için zorunlu eğitim alanında daha fazla çaba gerekmektedir: Türkiye’nin olağanüstü çabası ve başarısına rağmen, zorunlu okul çağındaki Suriyeli çocukların % 35’inden fazlası okullaştırılamamıştır.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 9 yıllık geçmişleri olan Suriyeliler için “geçici koruma” statüsüne alternatif statüler de tartışılmalıdır: Türkiye’de ortalama kalış süreleri 4,5-5 yıldan fazla olan Suriyelilerin “Geçici Koruma Statüsü” yeniden gözden geçirilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Vatandaşlık politikasında şeffaflık toplumsal destek için önemlidir: Suriyelilere verilen vatandaşlık konusunda toplumda çok ciddi bir tepki ve endişe söz konusudur. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;"> AB’den ve diğer dış kaynaklardan gelen mali desteklerin toplumla paylaşılması, devlet üzerindeki baskıyı da toplumsal tepkileri de azaltmada etkili olabilir.</span></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/">Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçmenler Nasıl Geri Dönecek?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/gocmenler-nasil-geri-donecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2019 07:10:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Mülteciler ve Göçmenler Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[neo-patrimonyal]]></category>
		<category><![CDATA[popülist siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[The Global Refugee and Migration Congress]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Entegrasyonu tartışmaktan, hatta dile getirmekten bile kaçınmak, içinde bulunduğumuz gerçekliği kavramayı güçleştirdiği gibi göçmenlerin ve vatandaşların gerçek sorunlarını sürekli geleceğe ertelemeye neden oluyor. Bunun önüne geçmek ve başta eğitim olmak üzere, bütün sosyal alanlarda entegrasyon politikalarını tartışmaya başlamak gerekir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/gocmenler-nasil-geri-donecek/">Göçmenler Nasıl Geri Dönecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki seçmenler birçok konuda fikir ayrılığı yaşamalarına rağmen “Suriyeliler gitsin” görüşünde birleşmiş gibi görünüyor. 2019 Temmuz ayında Kadir Has Üniversitesi’nin yayınladığı “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması”na göre Türkiye’deki seçmenlerin önemli bir çoğunluğu Suriyelilerden memnun değil ve gitmelerini istiyor. Araştırmaya göre -zaten pek yüksek olmayan- “Suriyeli sığ</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">nmacılardan memnuniyet durumu” üç yıl içinde on puan daha düşmüş.</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Yıl</b></td>
<td><b>Memnun</b></p>
<p><b>Değil</b></td>
<td><b>Kararsız</b></td>
<td><b>Memnun</b></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">2017</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%54,5</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%28</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%17,5</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">2018</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%61</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%25,4</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%13,6</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">2019</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%67,7</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%24,9</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">%7,4</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Aynı araştırmaya göre siyasal parti tercihine göre yapılan dağılımda da anlamlı bir fark yok.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Partiler</b></td>
<td><b>Memnun</b></td>
<td><b>Kararsız</b></td>
<td><b>Memnun Değil</b></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">AK Parti</span></td>
<td><b>10,3</b></td>
<td><b>30,7</b></td>
<td><span style="font-weight: 400;">59,0</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">CHP</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">2,3</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">15,0</span></td>
<td><b>82,6</b></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">MHP</span></td>
<td><b>11,4</b></td>
<td><span style="font-weight: 400;">25,0</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">63,6</span></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">HDP</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">7,9</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">20,8</span></td>
<td><b>71,3</b></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-weight: 400;">İYİ Parti</span></td>
<td><span style="font-weight: 400;">6,7</span></td>
<td><b>31,5</b></td>
<td><span style="font-weight: 400;">61,8</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soru “gitsinler mi, kalsınlar mı” şeklinde sorulduğunda kararsız olanların önemli bir kısmının “gitsinler” görüşüne yakın olacağı öne sürülebilir. Bu veriden hareketle Türkiye’de göçmen karşıtlığının gittikçe arttığını söyleyebiliriz. Bunu gündelik yaşamdaki deneyimlerden de anlayabiliyoruz. Sosyal medyadaki nefret söylemi başta olmak üzere “Suriyeliler gitsin” retoriğinin siyasetçilerin propaganda repertuvarının bir parçasına dönüştüğü de gözlemlenebiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gaziantep Üniversitesi Göç Enstitüsü tarafından 14-17 Ekim 2019 tarihleri arasında düzenlenen ve Türkiye’nin sınır dışı operasyon yaptığı bir döneme denk gelen </span><span style="font-weight: 400;">Küresel Mülteciler ve Göçmenler Kongresi</span><span style="font-weight: 400;">’nde (The Global Refugee and Migration Congress) tartışılan meselelerden biri de geri gönderme süreciydi. Kongrenin gösterdiği şeylerden biri, hükümet ve bürokrasi tarafından algılanan gerçeklik ile akademisyenlerin, uzmanların ve göçmenlerin yaşadıkları ve deneyimledikleri gerçeklik arasında halen ciddi boşlukların var olduğu. Mevcut durum, geri gönderme retoriğinin ve bu konuda yapılan politik hamlelerin gerçekçi olmadığını, göçmenlerin büyük çoğunluğunun geçici değil, kalıcı olduğunu gösteriyor. Buna rağmen, hem iktidar bloğunun hem de muhalefetin “gitsinler” retoriğine doğru çekilmesi, göçmenlerin Türkiye’deki koşullarını daha da kırılgan hale getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun başlıca nedeni, yukarıdaki araştırmanın da gösterdiği üzere, toplam seçmenlerin %68 gibi büyük bir oranı tarafından dile getirilen memnuniyetsizlik. Siyasal partiler ise bu tutumu değiştirmeye yönelik mücadele etmek yerine, bu memnuniyetsizliği siyasal propaganda malzemesi haline getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Misafirlik ve kardeşlik gibi kültürel değerlerle iç içe giren retoriğin ve Sünnilik ekseninde kurulmak istenen birlik duygusunun işe yaramadığını da bu veriden hareketle söyleyebiliriz.  Seçmenlerin önemli bir kısmı Suriyelileri misafir, kardeş ya da din kardeşi olarak görmüyor. Bu nedenle geriye iki seçenek kalıyor: Bunlardan ilki akla ilk gelen ve kolaylıkla ifade edilen “gitsinler” tepkisi, diğeri ise gerçekçi bir entegrasyonun olanaklarını tartışma iradesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Entegrasyonu tartışmaktan, hatta dile getirmekten bile kaçınmak, içinde bulunduğumuz gerçekliği kavramayı güçleştirdiği gibi göçmenlerin ve vatandaşların gerçek sorunlarını sürekli geleceğe ertelemeye neden oluyor. Bunun önüne geçmek ve başta eğitim olmak üzere, bütün sosyal alanlarda entegrasyon politikalarını tartışmaya başlamak gerekir. Burada sivil toplum örgütlerinin yapabileceklerinin sınırlı olduğunu, hükümetin, bürokrasinin ve siyasi partilerin devreye girmesi gerektiğini ve konuyu gerçekten bilen uzmanların katılımıyla gerçekleştirilecek kamusal, açık, şeffaf bir tartışma ortamını inşa etmeksizin bu sorunların çözülemeyeceğini vurgulamak gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa Türkiye’deki siyasal retoriklerin ve iktidar bloğu politikalarının, toplumda artan göçmen karşıtlığına uygun olarak yeniden düzenlendiği, en azından böyle bir eğilimin arttığı gözlemleniyor. İktidar bloğu seçmenlerinin önemli bir kısmının Suriyelilerden memnun olmadıklarını ifade etmesi, bu tür düzenlemeleri zorlayan bir etki üretiyor olabilir. Sınır dışı operasyonlarının PKK ile mücadele etmek ve Suriyelileri oraya yerleştirmek şeklinde ifade edilmesi, bu durumun açık örneklerinden biri olarak yorumlanabilir. Yeni kurulacak partilerin de Suriyelilerle ilgili politikalarının “gitsinler” tutumuyla paralel olacağı öne sürülebilir. Suriyelileri göndermek üzerine geliştirilen bu retoriğin, uzun süredir burada yaşayan milyonlarca kişiyle ilgili olduğunu ve “gitsinler” üzerinden beklenti üretmenin orta vadede daha olumsuz sonuçlara neden olacağını varsaymak zor değil. Bilindiği üzere, bugün ortaya çıkan “gitsinler” tutumunun arkasında, Suriyelilerin geçiciliği üzerinden kurulan misafirlik retoriğinin yadsınamaz bir etkisi var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki neo-patrimonyal ve popülist siyaset tekniğinin özgün yanlarından biri, dünyadaki diğer örneklerden farklı olarak, göçmen karşıtı olmamasıydı. Milliyetçilik ve devletçilik retoriğine bu kadar yatırım yapmış olmalarına rağmen göçmen karşıtı bir siyaset izlenmemesinin birçok nedeni olmakla birlikte, bu durumun Türkiye’deki göçmenler için bir şans olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak seçmenlerin oy davranışında Suriyelilerin gittikçe belirleyici bir hale gelecek olmasından duyulan endişenin, iktidar bloğunu da göçmen karşıtı bir yere savurması ve göçmenlerle, özellikle Suriyelilerle ilgili politikalarını bu karşıtlık ekseninde yeniden düzenlemesi riskini gözetmek gerekir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/17/gocmenler-nasil-geri-donecek/">Göçmenler Nasıl Geri Dönecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler Derneği’nin Hesabı Askıya Alındı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/multeciler-derneginin-hesabi-askiya-alindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 11:38:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Selman Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mültecilere yönelik artan nefret söylemlerinden Mülteciler Derneği de etkilendi, derneğin twitter hesabı şikayetler sonucunda askıya alındı. Derneğin iletişim sorumlusu Ahmet Selman Özdemir dijital okur yazarlık eğitimin önemine dikkat çekti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/multeciler-derneginin-hesabi-askiya-alindi/">Mülteciler Derneği’nin Hesabı Askıya Alındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kamuoyunda Suriyeli mültecilerle ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında yaptığı çalışmalarla tanınan Mülteciler Derneği de nefret söylemlerinin hedefine konuldu. 26 Temmuz 2019 tarihinde Twitter Türkiye gündeminde yer alan #DoğruYanlış etiketi üzerinden yapılan paylaşımlara gelen yoğun şikayetler üzerine Mülteciler Derneği’nin Twitter hesabı askıya alındı. Hesap şu an görüntülenebiliyor olsa da yeni bir içerik paylaşmaya kapalı durumda. Twitter çalışanlarının hesapla ilgili vereceği karar bekleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili görüşme gerçekleştirdiğimiz Mülteciler Derneği sosyal medya sorumlusu Ahmet Selman Özdemir, yanlış bir bilginin “sürekli olarak tekrar edilmesi” insanların bu bilgiyi doğru olarak kabul etmesine sebep olduğunu belirterek, “Genel olarak sosyal medya kullanıcıları çok sayıda RT almış ve beğenilmiş bir içeriğin “yanlış olamayacağını” düşünür. Bunun doğruluğu konusunda bir endişeye kapılmaz. Oysaki her seferinde sosyal medyanın bazı konularda bizleri yanılttığını görüyoruz. Buna rağmen karşımıza çıkan bilgilere koşulsuz bir şekilde inanmaya devam ediyoruz. Suriyelilerle ilgili de sosyal medyada dolaşan oldukça fazla yanlış bilgi var. Mülteciler Derneği olarak kuruluşumuzdan bu yana doğru bilginin yaygınlaşması ve yanlış bilginin önünün kesilmesi adına çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Burada amacımız insanlara mültecileri sevdirmek değil, doğru olmayan bilgiler üzerinden toplumu mülteci karşıtlığı üzerine birleştirerek çıkar sağlamaya çalışan odaklarla mücadele etmektir” dedi. </span></p>
<p><b>‘Dijital Okur Yazarlık Eğitimleri Anaokulundan İtibaren Verilmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Takipçi sayısını artırmak isteyen bir hesabın bile Suriyelilerle ilgili asılsız bilgiler paylaşarak bundan fayda sağlamaya çalıştığını anlatan Özdemir, “Toplumdaki bireylerin mülteci karşıtlığını göstermek için kullandıkları en kolay mecra sosyal medya ve Türkiye’deki sosyal medya tüketimi bilinçsiz bir kullanıma dönüştüğü için bu konuda ciddi önlemler alınması gerekiyor. Dijital Okur-Yazarlık eğitimlerinin anaokulundan itibaren verilmesi güzel bir başlangıç olabilir. Yanlış bilgi, alıcısı olduğu için yayılıyor. Bilinçli tüketiciler yanlış bilgi konusunda artık alıcı konumunda olmayacağından dolayı bu tür içerikleri üreten kaynaklar da zamanla tükenecektir” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Yalan Bilgilerin Olumsuz Etkisini Gidermek Mümkün Değil’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son paylaşımlarının Suriyeli mültecilerin üniversitelerde bedava okuduğu yönündeki paylaşımlarla ilgili olduğunun bilgisini veren Özdemir şunları söyledi: “Bir siyasi parti eski milletvekilinin “Türkiye’de Üniversite okuyan bir Suriyeli Arap’ın, bir Iraklı Türkmen’den veya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan Türkünden üstünlüğü nedir yazabilir mi? Niye Suriyeli bedava okuyor, üstelik burs alıyor da diğerleri yüksek ücret ödüyor?” ifadesine verdiğimiz cevaptı. Türkiye&#8217;de okuyan tüm yabancı öğrenciler aynı haklara sahiptir. Tweette bahsedildiği şekilde bir ayrım söz konusu değildir. Fakat paylaşan kişinin bir siyasi kimliğinin olması ve takipçi sayısının 1.1 milyona yaklaşması böylesine yanlış bir bilginin 5 bin’den fazla RT ve 23 binden fazla beğeni almasına sebep olmuştur. Şimdi ne kadar çabalasak da bu tweetin yarattığı olumsuz etkiyi giderebilmemiz mümkün değil”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özdemir sosyal medya kullanıcılara şu tasviyede bulundu: “Bu sebeple tüm sosyal medya kullanıcılarına tavsiyemiz çok güvendiğiniz bir kişi de olsa sosyal medya üzerinden edindiğiniz bilgilerin doğruluğunu araştırın veya araştırma yapan güvenilir kurumlardan destek alın. Paylaştığımız içeriklerin yanlış bilgi içerdiğini iddia edenler bunu ispatlayacak bilgilerle bize her zaman yazabilir ve biz de Mülteciler Derneği olarak bilgilerimizi ve paylaşımlarımızı güncelleyebiliriz”. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/multeciler-derneginin-hesabi-askiya-alindi/">Mülteciler Derneği’nin Hesabı Askıya Alındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği&#8221; Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/turkiyede-gecici-koruma-altinda-suriyeliler-seks-isciligi-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 May 2018 08:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi tarafından finansal olarak desteklenen, Türkiye’deki Suriyeli Seks İşçilerinin Cinsel Sağlık Durumunun İyileştirilmesi Projesi kapsamında Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği tarafından yayınlanan “Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği” Raporu, bugüne dek medyada çıkan haberler ve birkaç sivil toplum kuruluşunun özet raporları dışında değinilmeyen hassas bir konuyu gündeme taşımaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/turkiyede-gecici-koruma-altinda-suriyeliler-seks-isciligi-raporu/">&#8220;Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği&#8221; Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği”, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi’nin desteği ile yürüttüğü ve Suriyeli seks işçilerinin cinsel sağlık ve üreme sağlığı durumu ile insan hakları standartlarının iyileştirilmesini hedefleyen proje kapsamında hazırlanan ve içeriği itibarı ile bir ilk niteliği taşıyan önemli bir rapordur.</p>
<p>Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Türkiye’de yaşayan Suriyeliler arasında vuku bulan seks işçiliğinin doğasını tespit etmek ve bugüne dek haberlere yansıyan olguların doğruluğunu ölçmek maksadıyla bir alan çalışması gerçekleştirmiştir. Bu alan çalışmasının gerçekleştirilmesindeki sebeplerden biri de, konu seks işçiliği olduğunda ortaya çıkan önyargılı düşünceler ve bu düşüncelerin sebep olduğu yanlış bilgi üretiminin kamuoyu ve ilgili yetkilileri yanlış yönlendirme ihtimalidir.</p>
<p>Çok sektörlü bir yaklaşımla hazırlanan bu rapor göç, mültecilik, toplumsal cinsiyet, şiddet, seks işçiliği, insan ticareti, çocukların ticari cinsel sömürüsü, sağlık ve insan hakları odaklı sosyal politikaların geliştirilmesi konularının bir kesişimi olarak, birçok kurum, kuruluş ve kişinin çalışmalarına hizmet edecek şekilde geliştirilmiştir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://panel.stgm.org.tr/vera/app/var/files/r/a/rapor-turkce-pdf.pdf">&#8220;Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği&#8221; Raporu [1.67 MB]</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/turkiyede-gecici-koruma-altinda-suriyeliler-seks-isciligi-raporu/">&#8220;Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği&#8221; Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 May 2017 13:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyet Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeliler ve Türkler arasında yaşanan şiddet olayları yanında birçok dayanışma hikayesi de duymak mümkün. Onlardan biri de Şam’dan Konya’ya göç etmek zorunda kalmış Suriyeli Faten Tacoğlu’nun Suriyeli ve Türk kadınları eğitim için aynı çatı altında buluşturması. Zor süreçlerden geçerek Konya’da yeni bir yaşam kurmasına rağmen Faten Hoca ümitsizlik ve savaşın acılarını devam ettirmek yerine, kadınlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/">Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Suriyeliler ve Türkler arasında yaşanan şiddet olayları yanında birçok dayanışma hikayesi de duymak mümkün. Onlardan biri de Şam’dan Konya’ya göç etmek zorunda kalmış Suriyeli Faten Tacoğlu’nun Suriyeli ve Türk kadınları eğitim için aynı çatı altında buluşturması. Zor süreçlerden geçerek Konya’da yeni bir yaşam kurmasına rağmen Faten Hoca ümitsizlik ve savaşın acılarını devam ettirmek yerine, kadınlar ve çocuklar için manevi bir iyileştirme imkânı ortaya koymuş. </strong></h3>
<p><strong> </strong>Türklere gönüllü olarak Arapça eğitimi veren Faten Hoca&#8217;yla Suriye’den gelişini, buradaki yaşamını konuştuk.<strong>*</strong></p>
<p><strong> &#8211;</strong><strong>Kaç yıldır Konya&#8217;da yaşıyorsunuz? Buraya geliş ve yerleşme hikayenizi anlatır mısınız ?</strong></p>
<figure id="attachment_14997" aria-describedby="caption-attachment-14997" style="width: 292px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-14997" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/IMG_20170520_131831.jpg" alt="" width="292" height="219" /><figcaption id="caption-attachment-14997" class="wp-caption-text">Sağda Faten Tacoğlu<strong>**</strong></figcaption></figure>
<p>Beş yıldır Konya’dayız, yaklaşık 40 senedir eşimin Türk öğrencilerle ilişkisi vardı. Kimisi Suriye’nin başkenti Şam şehrine geliyordu ve eşim orada Arapça, ilahiyat ve Kur’an eğitiminde onlara öğretmenlik yaptı. Bu öğrenciler mezun oldukları zaman da hoca-öğrenci ilişkisi kopmadan devam etti. Bazen de Türkiye’den kadın öğrenciler Arapça ve Kur’an öğrenmek için Suriye’ye geldiler ve benim onlarla tanışmama, yardımlaşma nasibim oldu. Fakat Suriye’de olaylar başladıktan sonra; özelikle 2012’de eşim Esad istihbaratı tarafından tutuklandı ve işkenceye uğradı. Ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. Türkiye’yi sevdiğimiz ve tanıdığımız çokça Türk arkadaşımız olduğu için buraya gelmeyi tercih ettik. Konya’ya, bu güzel şehre geldiğimizde, bizim önceden tanıştığımız dostlarımız, ev kiralamak için yardıma koştular ve yuvamızı kurduk.</p>
<p>Biz Emevi devletinin başkentinden Şam’dan geldik ve bizim köklerimiz orada. Orada da ticaret ile uğraşıyorduk ve şimdi de burada Konya’da ticaretimizi devam ettiriyoruz. Bununla birlikte gönüllü olarak hem Suriyelilere, hem de Türk kardeşlerimize Yüce Rabbimin verdiği imkânlar ile Arapça, Kuran ve İslami ilimler eğitimi veriyoruz.</p>
<p><strong>-Yaşadığınız bölgedeki insanlarla ve komşularınızla ilişkileriniz nasıl? Şehre ve ülkeye alışma sürecinde zorluklarla mı yoksa dayanışmayla mı daha çok karşılaştınız?</strong></p>
<p>Daha önce dediğim gibi dostlarımızın yardımı ile Konya’da yerleştik ve onların komşusu olduk ve bugüne kadar aile gibi olduk ve bize yabancı gibi değil tam tersi sevgi, şefkat, hassasiyetle yaklaştılar, esnaflar da aynı şekil. Tabii ki bazı insanlar ve esnaftan aynı muameleyi görmedik, davranışları bize karşı kötüydü ama yine de sayısı azdı bu tür insanların. Ben bunu normal görüyorum çünkü insanlık hali, kimisi iyi kimisi kötü.</p>
<p>Bizim yolculuğumuza gelince ailemizi, vatanımızı, memleketimizi, arkadaşımızı, dostlarımızı, evimizi, mülkümüzü, tüm işlerimizi, bütün varlığımızı, aziz Şam’ımızı bırakarak çıktık. Zulümden, kahırdan kaçarak arabayla Şam’dan Lübnan’a, gemi ile Türkiye’ye, Mersin’e geldik ve oradan da Konya’ya devam ederek yolculuğumuz tamamlandı. Öyle harap olmuş bir psikoloji ile geldik ki, anlatılamaz. Konya’ya vardığımızda Türk kardeşlerimiz bize kucak açtı ve altında ezildiğimiz yükü kaldırdılar sağ olsunlar.</p>
<p><strong> -Haberlerde ve sosyal medyada zaman zaman Suriyeli &#8211; Türk çatışması, sözlü sataşmalar,  öldürmeye varan kavgalara şahit oluyoruz. Buna dair neler hissediyorsunuz? </strong></p>
<p>Suriyeliler ve Türkler arasındaki gerçekleşen kavgalar kesinlikle kabul edilemez Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: &#8221; فأصلحوا بين اخويكم واتقوا الله لعلكم ترحمون أنما المؤمنون إخوةBütün mü&#8217;minler kardeştir.&#8221;  O halde her ne zaman araları açılırsa, kardeşlerinizin arasını düzeltin ve yolunuzu yordamınızı Allah&#8217;ın kitabıyla bulmaya çalışın ki, O&#8217;nun rahmetine erebilesiniz.&#8221; Bu uyuşmazlıklar, kavgalar dünyanın farklı yerlerinde de var ve Suriyelilerle Türkler arasındaki kavgalar doğal sınırlarda resmi açıklamalara göre.</p>
<p><strong>-Konya Medeniyet Vakfı&#8217;nde Türk ve Suriyeli kadınlara dersler veriyorsunuz, aynı çatı altında ne tür ortak çalışmalar yapıyorsunuz? </strong></p>
<p>Kendimce &#8216;bize yapılan iyiliğe karşılık olarak bir şeyler yapmalıyım&#8217; dedim.  Türk dostlarımızın yardımlarından faydalanarak Suriyelilere ve Türklere eğitim vermek için izin aldım. Ondan sonra benim önüm açılmaya başladı ve birkaç vakıfta kendi alanımda eğitim vermeye başladım, Medeniyet Vakfı da onlardan biri.</p>
<p>Medeniyet Vakfı, Suriyeli ve Türk kadınları bir araya getirmek ve Arapça’yı, Kur’an’ı öğretmek için bir vesile oldu. Gönüllü olarak vakfa gidip gelen ev hanımlarına Arapça ve Kur’an dersleri veriyoruz.  Sadece kadınlar da değil, okul dışındaki zamanlarında, Suriyeli ve Türk çocuklar da aynı sınıfta, omuz omuza  eğitim alıyorlar. Çocuklar geleceğin ümidi. Yetiştirilmesine dikkat etmek lazım, bu zor, fesat ve fitne dolu zamanımızda İslam’ı, Allah’ı, Hz. Peygamber’in sevgisini kalplerine yerleştirmek lazım.</p>
<p>Kadınlar ise bir ata sözünde dendiği gibi: Onlar toplumun yarısıdır. Biz vakıfta bir araya gelip birbirimizden güç alıyoruz. Bize çalışmalarımız için alan açan Medeniyet Vakfı’na da her zaman teşekkür ediyoruz.</p>
<p><strong>-Suriyeli sığınmacı kadınların güncel sorunları ve beklentileri üzerine neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Biliyorsunuz bazı Suriyeli kadınlar kimsesiz tek başına yaşıyorlar burada. Bunlar aileleri için hem baba hem anne, hem kardeş hem de arkadaş görevi yapmakta ve bu çok zor bir durum. Bu yüzden psikolog, maddi ve manevi destek lazım, hem savaşın izleri silmek hem de topluma alışmak için. Bir elin nesi var iki elin sesi var.</p>
<p>Ayrıca biz çalışmalarımız için de sayımıza göre yeterli alan bulamıyoruz, belki bu röportaj sayesinde daha büyük bir çalışma alanı da bulabiliriz. Çünkü burada kadınların birlikte çalışması bize güç kuvvet veriyor.</p>
<p><strong>*</strong> Faten Hoca&#8217;yla yaptığımız görüşmeleri Türkçe&#8217;den Arapça&#8217;ya ve Arapçadan Türkçeye çeviren oğlu Bilal beye de teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>**</strong>Ailesi hala Suriye’de Esad bölgesinde yaşadığı  için yüzünün göründüğü bir fotoğraf paylaşılmamıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/">Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler ve Hepimiz İçin Kapsayıcı Eğitim- 1</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/13/multeciler-hepimiz-icin-kapsayici-egitim-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 May 2017 07:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimde Kapsayıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici Eğitim Merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[Yrd. Doç. Dr Çetin Çelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık altı yıldan bu yana Türkiye’de bulunan milyonlarca Suriyeli; kamu politikalarının yeniden yapılandırılmasının gerekliliğini her geçen gün daha da görünür kılıyor. Bunlardan en önemli alanlardan biri de eğitim. Kuruluş yıllarından itibaren ideolojik ve siyasi tartışmaların göbeğinde olan ve sıklıkla değişimlere uğrasa da yapısal sorunlarını çözemeyen eğitim sistemi; şimdi Suriyeliler başta olmak üzere yüz binlerce mülteci [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/13/multeciler-hepimiz-icin-kapsayici-egitim-1/">Mülteciler ve Hepimiz İçin Kapsayıcı Eğitim- 1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık altı yıldan bu yana Türkiye’de bulunan milyonlarca Suriyeli; kamu politikalarının yeniden yapılandırılmasının gerekliliğini her geçen gün daha da görünür kılıyor. Bunlardan en önemli alanlardan biri de eğitim. Kuruluş yıllarından itibaren ideolojik ve siyasi tartışmaların göbeğinde olan ve sıklıkla değişimlere uğrasa da yapısal sorunlarını çözemeyen eğitim sistemi; şimdi Suriyeliler başta olmak üzere yüz binlerce mülteci çocuk için ‘yeni ve kapsayıcı’ düzenlemelere ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Eğitim Reformu Girişimi’nin “Bir Arada Yaşamı ve Geleceği Kapsayıcı Eğitimle İnşa Etmek” isimli raporda belirttiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim gereksinimleri farklılık gösteren çok yüksek sayıda mülteci çocuğun ihtiyacını karşılayacak sistematik değişiklikler yapma sürecinde. Ve bu bir yandan eğitim alt yapısını zorlarken; bu sistemsel değişikliği farklı özelliklere sahip bütün öğrencileri içerecek şekilde yapmak kemikleşmiş eğitim sorunlarımızı çözmek için bir fırsat sunabilir.</p>
<p>Koç Üniversitesi’nden Çetin Çelik ile kapsayıcı eğitimin önündeki yapısal engelleri konuştuğumuz dosyanın ikinci bölümüne; Türkiye’deki Suriyeli Çocukların Eğitimi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Projesi’ni hazırlayan Prof. Dr. Ayşegül Komşuoğlu, Doç. Dr. Yeşer Yeşim Özer ve Doktora Öğrencisi Zeynep Özde Ateşok da değerlendirmeleriyle katkı sundu. Eğitim Reformu Girişimi’nin raporundan başlıkların yanı sıra “Öğretmen Destek Programı” çalışmasını yürüten Yurttaşlık Derneği’nden Soner Şimşek ile Hayat Sür Derneği’nden Yasser Dellal’ın konuyla ilgili görüşlerini de dosyanın ikinci bölümünde okuyabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr Çetin Çelik: </strong><strong>Müfredattan başlayarak çok kültürlülüğü tartışmamız gerekiyor</strong></p>
<p><strong>Kapsayıcı eğitim kavramı ne anlama geliyor? Ülkemizdeki eğitim sistemi için bu kavramı kullanmak mümkün mü?</strong></p>
<figure id="attachment_14646" aria-describedby="caption-attachment-14646" style="width: 277px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14646" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1.jpg" alt="Yrd. Doç. Dr Çetin Çelik" width="277" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1.jpg 3264w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1-1280x960.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-1-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 277px) 100vw, 277px" /><figcaption id="caption-attachment-14646" class="wp-caption-text">Yrd. Doç. Dr Çetin Çelik</figcaption></figure>
<p>Kültürden kültüre, bağlamdan bağlama değişen bir şey eğitimde kapsayıcılık nosyonu. İçermecilik, kapsayıcılık, çeşitlilik gibi anlamları var. Örneğin Almanya&#8217;da bu tanım; göçmenleri, yoksulları, engellileri birçok geniş kesimi içine alabilecek şekilde kullanılıyor. Ama Türkiye&#8217;de genelde sadece engellileri içermek anlamında kullanılıyor. Türkiye’de bu kavram kullanılırken kültürel nosyon hissedilmiyor. Zaten içermeci eğitim çok zorlama bir çeviri. Türkiye’de eğitim milli eğitim başlığı altında yapılıyor. Kültürel, etnik grupları barındıracak şekilde kullanılmıyor. Bu kavram bağlamında Avrupa ülkeleri arasındaki en büyük fark bu.</p>
<p><strong>Eğitim bizde hep ‘makbul vatandaş’ yetiştirme sahası olarak görüldüğü için bunları pek tartışamadık sanki…</strong></p>
<p>Evet. Bir ulus devlet kuruluş sürecinden geçtik.  Bu anlamda toplumun bekası için makbul bir vatandaşın yaratılması gereken kurucu bir dönemden geçtik. Ve dolayısıyla milli müfredat, ulusal değerler normlar gibi kavramlar bu şekilde oluştu. Ve eğitim yoluyla nesilden nesile aktarıldı. Dönüp geriye baktığımızda bunu görebiliyoruz. Daha yakın dönemlerde örneğin Kürt meselesine ilişkin bunu konuşamadık, Ana dilde eğitim meselesiyle ilgili verimli bir tartışma yapamadık. Dolayısıyla içermecilik kavramını farklı etnik kültürel grupları içerecek şekilde nasıl eğitim dizayn edilebilir bunu bir türlü tartışamadık. Çünkü eğitim, klasik bir şey söyleyeceğim, gerçekten her gelen iktidar için en önemli alan olmuş. Tarihsel olarak karşılaştırmalı olarak bakıldığında da bir böyle göğüs göğüse savaş alanı olmuş. Yani farklı ideoloji ve yaklaşımlar arasında. Dolayısıyla her gelen bildiğimiz üzere alanı dizayn etmeye çalıştığı için ve bunu çoklukla tartışamadık.</p>
<p><strong>Peki bu ideolojik tutumların dışında eğitim sistemimizin kapsayıcı olabilmesi için önündeki diğer engeller sizce neler?</strong></p>
<p>Eğitim sisteminde şu anda çok önemli bir yapısal sorun var. O da erken yaşta çocukların ayrıştırılması. TEOG sınavından bahsediyorum. Böyle bir eğitim sistemi göçmen grupları hele de yoksul göçmen grupları içerici bir yapı değil. Biz neden öğrencileri çok küçük yaşta farklı gruplara ayırıyoruz? Model alınan Almanya’da bu sistem çok tartışılıyor zira.  Siz erken yaşta çocuğu ayırdığınızda ailenin sosyo ekonomik kültürel kaynakları çocuğun eğitimini belirliyor. Yani şöyle düşünelim. Diyelim ki ailemde Kürtçe konuşuluyor ya da Arapça konuşuluyor diyelim. Mahallemdeki okula gidiyorum. Okullar sosyo ekonomik olarak ayrışmış durumdalar. Gittiğim okulun yüzde 90’ı benim gibi Arap ya da Kürt. Almanya’dan bahsedersek Türk öğrenci olacak. Erken yaşlarda farklı programlara ayırmak, aile dışındaki kaynaklardan faydalanma imkanını azaltıyor. Siz bu sınavı 13 yaşındaki bir çocuğun önüne koyduğunuzda düşük performans göstereni, eğitim seviyesi düşük okullara yönlendirdiğinizde orada sosyo ekonomik ve etnik segmantasyonun ortaya çıktığını düşünüyorum. Ben inanmıyorum ki, Kürt öğrencilerin büyük bir kısmı avantajlı liselere gitsin. Çünkü sadece Türkçe’yi iyi konuşmaları yetmiyor bir de hızlı olmak zorundalar.</p>
<p><strong>Sadece etnik değil dediğiniz gibi ekonomik olarak da eşitsiz bir durum oluşturuyor bu sistem değil mi?</strong></p>
<p>Erken yaşta farklılaştırma,  sınıfsal konumların yeniden üretilmesini sağlıyor. Orta sınıf grubu bilinçli veya bilinçsiz bundan memnundur. Çünkü bir çocuk orta sınıfta doğduğu zaman belli kültürel kapital sermayenin içine doğuyor. Bu çocuk zaten düzgün okula gidiyor iyi kötü bir eğitim alıyor. TEOG’a geldiğinde kendini kurtaracak puanı alıyor. Yılını tam olarak hatırlamıyorum, Almanya’da Hamburg Mahkemesi çocukların erken yaşta farklı okul programlarına ayrışmasını vatandaşlık ilkesine aykırı bularak iptal etmişti.  Çok sayıda aile buna tepki gösterdi. Çünkü çocuklarının erken yaşta alt gruplardan yoksul Almanlardan ve göçmenlerden ayrılması onların işine geliyor. Türkiye’de de durum böyle. Kapsayıcı, içermeci eğitime dönersek; bu tam da buradan başlıyor. Siz makro yapıyı, eğitim sisteminin yükünü bu şekilde işletirseniz bu hep yoksulu, kaynak yoksunluğu olanları alta iter. Bugün Kürtler itilebilir yarın Suriyeliler itilebilir. Öbür gün başka bir grup. Sürekli altta olanı itme, ezme; erken yaşlarda programlara ayrıştırmanın en önemli sonucu bu. Bu durum varken içermeci eğitimden bahsetmek zor.</p>
<h4>&#8220;Kişiler yani öğrenciler okula geldiklerinde dillerini, dinlerini değerlerini normlarını sınıfsal, kültürel ve dini değerlerini hepsini kast ediyorum kabul edilmediğini hissettikleri zaman eğitimden çeşitli formlardan geriye doğru çekiliyorlar. Bu mental süreçler de olabilir; agresifleşme, saldırganlık, içe kapanma gibi.  Sadece sosyolojik bir süreç değil, sosyal psikolojik, psikolojik süreçleri var. Sosyolojik olarak da daha somut şeylerden bahsedebileceksek okulda sürekli dersi asmaya başlama, uyuyakalma okula gelmeme isteği. Bu çok normal bir şey, insan itildiği yere gitmek istemez.&#8221;</h4>
<p><strong>Böyle yapısal bir sorunun olduğu yerde müfredatı, öğretmen kalitesini, çok kültürlülüğü konuşmak da biraz atıl kalıyor. Ana mekanizmanın kendisi bu kadar dışlayıcı iken…</strong></p>
<p>Bizim eğitim sosyolojisinden bildiğimiz belli başlı sayıltılar var. Mesela çocuğun akademik başarısı için aile okul ilişkisinin sağlıklı olması lazım. Yine eğitimle ilgili sosyolojide çok tartışılan bir konu var: Eğitim fırsat veren bir kurum mu yoksa zengin ve yoksul arasındaki eşitsizliği diplomayla meşru kılan bir sistem mi? Daha olumlu tarafından bakarsak eğer biz eşitlikçi bir eğitim ortamından bahsedersek burada şunu dikkate almamız lazım. Anadilde eğitim almayınca, ya da kendi kültürünü değerli kabul etmeyen kurum içinde yılları geçirince çocukluktan itibaren öğrencilere ne oluyor? Ailelere ne oluyor? Okulla iletişimlerine ne oluyor. Çok net bir bilgi var bu konuda.  Kişiler yani öğrenciler okula geldiklerinde dillerini, dinlerini değerlerini normlarını sınıfsal, kültürel ve dini değerlerini hepsini kast ediyorum kabul edilmediğini hissettikleri zaman eğitimden çeşitli formlardan geriye doğru çekiliyorlar. Bu mental süreçler de olabilir; agresifleşme, saldırganlık, içe kapanma gibi.  Sadece sosyolojik bir süreç değil, sosyal psikolojik, psikolojik süreçleri var. Sosyolojik olarak da daha somut şeylerden bahsedebileceksek okulda sürekli dersi asmaya başlama, uyuyakalma okula gelmeme isteği. Bu çok normal bir şey insan itildiği yere gitmek istemez. Öğrenciler bunu ne zamandan beri hissederler. İnanın ilkokuldan itibaren hissediyorlar. Algılamıyor, görmüyor değil çok net hissediyor. Çünkü okul işleyişi ve yapısıyla ailenin içindeki norm değerlerden farklı ve çocuğu iki ayrı dünyaya mahkûm ediyorsunuz.</p>
<p><strong>Bu konuyu ‘kurumsal habitus’ kavramıyla açıklıyorsunuz. Nedir bu kavram, eğitim sistemiyle nasıl ilişkilendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Habitus kavramını yani kurumlara uyarlayarak bir tartışma yapmak istiyorum. Eğitim sahasının tümünü bir alan olarak düşünüp kurumları da lokasyonlar olarak düşündüğümüzde her bir kurum bulunduğu lokasyonda tarihsel biyografisinde bir kimlik yatkınlıklar sistemi oluşturuyor. Okulların genelde bir yatkınlıklar sistemi var. Ne tür öğrenci yetiştiriyor ne tür öğretmen profiline sahip ne tür bir müfredatı var. İşte fen lisesine gidince farklı, düz liseye gidince farklı, imam hatiplere gidince farklı. Robert Koleji farklı. Bunları kurumsal bir habitus olarak düşündüğümüzde dönüp baktığımızda bir de bireylerin habitusu var. Aileden sosyalizasyondan. Siz bireyin kuruma uymasını bekleyemezsiniz. Bu haksızlık, böyle bir şey olamaz. Kurumun farklı kökenlerden gelen kişileri aynı derecede içerecek kadar esnemesi lazım. Bunu nasıl yapacak, öğretmenlerini çok kültürlülük nosyonunu bilmesiyle.  İsteyenlerin din dersinden muaf olmasıyla. Öğrenci profilinde sosyo ekonomik olarak elinden geldiğince bir eşitlilik yaratmak koşuluyla. Öğretmenlerin profilini Suriyeliler bağlamında düşünürsek bu kökenden gelen öğretmenlerin o okulda bulunmaları yoluyla karar süreçlerinin daha demokratikleşmesi yoluyla. Bunlar tabi ütopik gelebilir.</p>
<h4><strong>&#8220;Bu gruplar içe kapandığı zaman ileride çok daha büyük sorunlarla karşılaşılacaktır. İçe kapanma nasıl olur? Eğitimde dilini dışlamakla içe kapatırsınız. İş piyasasında fiili olarak ayrımcılık yaparsanız bunu yaratabilirsiniz. Medyada, televizyonda bir grubun kolektif olarak kültürünü aşağı görürseniz bu olur. Bunlar çok yapılıyor, Suriyeli katiller diye başlıklar atılıyor örneğin. Bu dil böyle giderse ve Suriyeliler kendi içine kapanırsa, kendi hizmetini üretecek hacime ulaşırsa, entegrasyonu konuşurken daha da çok zorlanırız&#8221;</strong></h4>
<p><strong> </strong><strong>Eğitim mülteci meselinde uyum için çok önemli ama aynı zamanda yukarıda belirttiğiniz gibi eşitsizlik ve ayrımcılık üretme yönüyle de bir yandan da sıkıntıların doğabileceği bir alan. Türkiye’deki binlerce mülteci çocuğu düşünürsek ütopik gelse de içermeci eğitimin önemi burada daha belirginleşiyor diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Eğitimin diğer grupları içerisine alacak şekilde esneyebilme habitusu olmalı. Bu nasıl olur üzerinde konuşalım. Ama önce şunu görmek gerekir, bu esneklik sağlanmazsa sorun çözülmez. Almanya gibi güçlü bir ülke bunu yıllarca yapmadı, şimdi özellikle 2005’ten sonra bu tip okul tipleri açılmaya başladı. Çünkü başka yolu yok. Şunu görmemiz gerekiyor. Göçmen gruplar asimile de edilebilir, entegre de edilebilir ya da çoğunluk grupla birlikte yan yana var olabilir. Fakat sayı üç milyon olunca kendi hizmetlerini yaratacak otonom bir konuma geliyorlar. Bu grupları entegre etmek çok daha zor. Bu gruplar içe kapandığı zaman ileride çok daha büyük sorunlarla karşılaşılacaktır. İçe kapanma nasıl olur? Eğitimde dilini dışlamakla içe kapatırsınız. İş piyasasında fili olarak ayrımcılık yaparsanız bunu yaratabilirsiniz. Medyada, televizyonda bir grubun kolektif olarak kültürünü aşağı görürseniz bu olur. Bunlar çok yapılıyor, Suriyeli katiller diye başlıklar atılıyor örneğin. Bu dil böyle giderse ve Suriyeliler kendi içine kapanırsa, kendi hizmetini üretecek hacime ulaşırsa, entegrasyonu konuşurken daha da çok zorlanırız. Dolayısıyla o zaman Türkiye toplumu başına iş alır. O zaman ön yargılar daha kemikleşmiş olur. O yüzden müfredattan başlayarak, öğretmenlerin eğitim sisteminden içerilmesinden başlayarak, bizim çok kültürlülüğü tartışmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Almanya’daki Türkler örneğini düşünürsek Suriyelilerin durumu daha ağır bir süreci barındırıyor değil mi?</strong></p>
<p>Almanya’da biliyorsunuz iş varken göçmenler gitti. Bu koşullara rağmen, üzerinden 50 yıl geçti sorun çözülebilmiş değil. Suriyelilerin meselesi daha uzun sürer çünkü travmatize olmuş bir göç var. Emek göçü değil. Gidecek ülkesi kalmamış. Bu çok önemli bir şey. Bu insanların kimlik oluşumunda çok travma yaratan bir şeydir. Almanya’daki Türkler, Türkiye’nin burada olduğunu yani isterlerse dönecek bir ülkeleri olduğunu bilerek gittiler. Bu bir referans noktasıdır kimliklerinde. Yani bunun bir rahatlatıcı fonksiyonu vardır. Suriye meselesinde böyle bir şey yok. Amerika’daki siyahların agresifliğini de buna bağlayan araştırmacılar var yani dönecek bir ülkelerinin olmayışının etkisi olarak. Dolayısıyla eğitim meselesi çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Okulun farklı kökenlerden, farklı din, kültür, etnik kökenden gelen kişileri içerecek şekilde esnemesi lazım. Okulun; aileyle, ailenin habitusuyla ve bireyin habitusu ile arasındaki mesafeyi kısaltması lazım. Bu mesafenin kısaltılmasını çocuklardan bekleyemezsiniz.</p>
<h4>&#8220;Okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık var sadece, sosyal hizmet uzmanı yok. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık çocuğun sorununu bireyselleştirerek psikolojizm yapıyor. Çocuğun TEOG sınavı gelmiş tik başlamış. Bu mesela bireysel bir sorun değil, sınıfsal bir ankisiyete  Bu çocuk korkuyor. Burada sosyal hizmet uzmanı kadrosu açılması gerekir. Suriyeliler için de buna çok ihtiyaç var.&#8221;</h4>
<p><strong>Bizde tam tersi tüm bu sorunların çözümü bireyin yani öğrencilerin sırtına bırakılıyor ya da öğretmenlerin…</strong></p>
<p>Eğitim eşitsizliği sosyolojik yönü çok önemli bir konu. Türkiye’de bunu çalışanlar genelde eğitim bilimciler. Ancak eğitimin içindeki eşitsizliği anlamak için onu toplumsal cinsiyet, iş piyasası, sosyalizasyon, medya, siyaset gibi alanlarla ilişkilendirerek çalışmak gerekiyor.  İşte bu yüzden bu alana daha çok sosyoloğun girmesi lazım. Eğitim, sınıfsal eşitsizliğin yeniden üretildiği en meşru mekanizma. Bu meşruiyet nasıl sağlanıyor? Sertifika sistemi neye göre yapılıyor? Sınıf orada hangi rolü oynuyor? Ya da mezhepler, etnik gruplar kaynaklardan ne kadar pay alıyor? Örneğin kaynaştırma eğitiminde hep öğrenci odaklı ya da aile odaklı olarak bakılıyor. İşin toplumsal boyutu tartışılmıyor. Yine okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık var sadece, sosyal hizmet uzmanı yok. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık çocuğun sorununu bireyselleştirerek psikolojizm yapıyor. Çocuğun TEOG sınavı gelmiş tik başlamış. Bu mesela bireysel bir sorun değil, sınıfsal bir ankisiyete. Bu çocuk korkuyor. Burada sosyal hizmet uzmanı kadrosu açılması gerekir. Suriyeliler için de buna çok ihtiyaç var. Aileyle okulun ilişkisini rehberlik ve psikolojik danışmanlık kuramaz. Tanımı gereği o bireyselleştiriyor. Burada psikolojik bir sorun yok burada sosyolojik bir durum var. Aile ziyareti yapılacak bunun sosyal hizmet uzmanının yapması lazım. Bu sosyal hizmet uzmanları Suriyeli öğrencilerin çok olduğu okullarda Suriyeli olmalı. Aileyle okul arasında bağ kurulması lazım. Aileyle okul arasındaki mesafeyi ancak böyle yakınlaştırabiliriz.</p>
<p><strong>Türkçe konuşamayan Kürt öğrencilerin ‘öğrenme zorluğu’ olduğu gerekçesiyle rehabilitasyon merkezlerine gönderilme mevzusu yaşandı daha önce bu Suriyeliler için de geçerli. Bu arada Suriyeli öğrencilerin yoğun olarak devam ettiği Geçici Eğitim Merkezleri’nin (GEM) üç yıl içinde kapanması söz konusu, bu da ana dilde eğitim meselesiyle ilgili problemlere sebep olacak. Bu konuda yapılması gerekenler nelerdir sizce?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14648 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705.jpg" alt="" width="338" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705.jpg 5127w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705-1280x853.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/M13A2705-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 338px) 100vw, 338px" />Şu anda da Suriyeli ailelerin önemli bir kısmı çocuklarını devlet okullarına göndermek istemiyor. Bunun makrodan mikroya birçok sebebi var. Ayrımcılık, negatif sterotipleştirme mevcut. Burada aile ile okul arasındaki mesafe çok açık. Aile okulda ne oluyor anlamıyor ki. Dili anlamıyor, kültürü anlamıyor, kurumu anlamıyor, çocuğunu nasıl göndersin? Geçici koruma statüsünün konuşulmadığı noktada eğitim tartışması eksik kalır. Ama önce bu konuda hakkı teslim etmek gerekiyor. Mülteci sayısı çok fazla dolayısıyla konu çok zor. Bu kadar çok sayıda mülteci başka bir ülkeye gitse hükümetler yıkılır, ortalık birbirine girer. Türkiye bu konuda çok iyi bir örnek gösteriyor hem kamu hem de toplum açısından. Ama tabi bu her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. Önce misafirlikten söz edildi şimdi geçici koruma var. Her konuda böyle eğitimde de böyle. Öncelikle eğitim başta olmak üzere göçmenlere bakışın hizmetten hak temelli anlayışa evrilmesi lazım. Kalıcı olmayacağım konumunun belli olmadığı ülkeye niye yatırım yapayım niye dil öğreneyim diye düşünmekte haklılar. Diyelim ki kültürel mirasını önemsemiyor hatta diyelim asimile olmaya karar vermiş bir mülteci bu durumda bile onu yapamaz. Çünkü belli değil ne olacağı. Statü meselesinin açığa kavuşturulması gerekiyor. Bugün Suriyeliler “statüm kalıcı değilse, konumum belli değilse, o ülkeye niye yatırım yapayım, neden dil öğreneyim diye düşünmekte” haklılar. Çünkü belli değil ne olacağı. Statü meselesinin açığa kavuşturulması gerekiyor. Bu belirsizlik aileleri boşlukta bırakıyor ve kimse gelecek planını böyle bir bağlamda yapamaz. Bu insanların burada hakkı var mülteci olarak. Şu an böyle hissetmiyor çünkü Suriyeliler için ihtiyaç sahibi bir grup algısı yaratılmış. Eğitimde de sürekli böyle bir algı var.</p>
<p><strong>Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) raporunda mülteci çocuklarının eğitimin bu anlamda yani kapsayıcı eğitim meselesinin gündeme gelmesi için bir fırsat olabileceği vurgulanıyor. Buna katılıyor musunuz?</strong></p>
<p>Evet bu bir fırsat olabilir. Suriyelileri, yapısal meseleleri, kapsayıcılık ve çok kültürlülük tartışmaları için fırsat olarak görüyorum. Çünkü Kürt meselesinde olduğu kadar devletin sert bir bakışı yok.  Arapça konusunda genel olarak daha yumuşak bir bakış var, GEM’lerde şu an Arapça eğitim yapılması buna örnek. GEM’ler kapandığında ana dilde eğitim meselesi gündeme gelecek. Umarım o zaman tali bir tartışma yerine ana dilin hak olması ekseninde tartışılır.</p>
<p><strong>Peki son olarak eğitim başta olmak üzere sivil toplum veya akademi mültecilerle ilgili çalışmalarını nasıl farklılaştırabilir?</strong></p>
<p>Akademiden başlayayım en önemlisi bu konuştuğumuz hak olarak belirttiğimiz çok kültürlü eğitim, içermeci eğitim olmayınca neler oluyor bunu bir tartışmamız ve göstermemiz lazım. Akademinin böyle bir misyonu olabilir. Haklar tanınmayınca ne oluyor? Başka yerde ne olmuş, karşılaştırmalı durum çalışmaları yapılabilir. Çünkü her şeyi yeniden yazmaya gerek yok. Bunun çok örneği var.  Bizim sivil toplum kuruluşlarıyla çok daha iletişime geçmemiz lazım. Bu bir eksiklik. Sivil toplum kuruluşlarının hareket edebilmesi için bir alan lazım. O alan daralmış durumda. Tabandan tavana en yükseğe geri bildirimli bir sivil siyaset alanı şu an dar.  Dolayısıyla bu en çok STK’ların politika üretimine katkıda bulunma kabiliyetini olumsuz etkiliyor. Bu, içinde bulunduğumuz tarihsel momentumdan çıkıp geneli konuşmak gerekirse tabi ki burada STK’ların akademiyle ve kendi araştırma kuruluşlarıyla sürekli bir geri bildirim mekanizması kurması lazım. Bir de şunu görmek lazım; politika yapıcılarla muhakkak iletişimi elden geldiğince güçlendirmek ve onları gereken reformlara ikna etmek gerekiyor. Mikro alandaki müdahaleler ile de eğitimde değişim yaratılabilir, bunu hiçbir zaman inkâr etmiyorum. Ancak değişim isteniyorsa gücü elinde bulunduranların ikna edilmesi gerekli; örneğin bir okulu konuşuyorsak, öğretmenler yerine okul müdürünü hedeflememiz lazım güç onun elinde. Öğretmen olarak ne kadar kafanız açık olursa olsun, okul müdürü okula yönetme biçim ve anlayışıyla size sınırlarsa, değişim yaratmanız çok zor olur. Aynı şekilde, politika yapıcıları hedeflemek gerekiyor etkili değişimler için; bu anlamda haklar verilmediğinde eğitim alanında ne gibi eşitsizlikler doğuyor, bunu bakanlıklara, politika yapıcılara gösterecek çalışmalara ve bir dile ihtiyaç var. Ancak bu noktada politika yapıcıların ne kadar duymak istediği de önemli bir konu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/13/multeciler-hepimiz-icin-kapsayici-egitim-1/">Mülteciler ve Hepimiz İçin Kapsayıcı Eğitim- 1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İMECE Girişimcilik Buluşması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/imece-girisimcilik-bulusmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2017 12:47:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Başak Saral]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Altop]]></category>
		<category><![CDATA[Endeavor Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İMECE]]></category>
		<category><![CDATA[İMECE Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği ve Habitat Derneği’nin hazırladığı İMECE Programı kapsamında göçmen girişimcilerin iş hayatına katkı sağlayacak önemli ipuçları ve iş dünyası ile ilgili sorularına yanıt bulabileceği Imece Girişimcilik Buluşması’nda sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Bu etkinliğimizde Suriyeliler için Türkiye girişimcilik ekosisteminde yeni bir başlangıç teması üzerinde duracağız. Etkinliğimiz 11 Nisan 2017 tarihinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/imece-girisimcilik-bulusmasi/">İMECE Girişimcilik Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği ve Habitat Derneği’nin hazırladığı İMECE Programı kapsamında göçmen girişimcilerin iş hayatına katkı sağlayacak önemli ipuçları ve iş dünyası ile ilgili sorularına yanıt bulabileceği Imece Girişimcilik Buluşması’nda sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız.</p>
<p>Bu etkinliğimizde Suriyeliler için Türkiye girişimcilik ekosisteminde yeni bir başlangıç teması üzerinde duracağız. Etkinliğimiz <strong>11 Nisan 2017</strong> tarihinde saat <strong>13:00 – 18:30</strong> arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşecektir.</p>
<p>Başvuru formu için <a href="https://form.jotform.com/70673598688983" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için <a href="http://habitatdernegi.org/imece-girisimcilik-bulusmasi.html/" target="_blank">tıklayınız.</a></p>
<div class="w-tabs-section-header-h">
<h5 class="w-tabs-section-title">Program Akışı</h5>
<div class="w-tabs-section-control"></div>
</div>
<div class="w-tabs-section-content">
<div class="w-tabs-section-content-h i-cf">
<div class="wpb_text_column ">
<div class="wpb_wrapper">
<p>Program Akışı</p>
<p>13:00 – 13:30                         Kayıt</p>
<p>13:30 – 13:40                         <strong>IMECE: Suriyeliler için Girişimcilik Becerileri ve İş Geliştirme Programı</strong></p>
<p>Başak Saral, Habitat Derneği</p>
<p>13:40 – 14:00                         <strong>Açılış Konuşmaları</strong></p>
<p>Damla Taşkın, UNHCR</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ</p>
<p>Sezai Hazır, Habitat Derneği</p>
<p>14:00 – 15:00                         <strong>Söyleşi: 3 Girişimci, 3 Deneyim</strong></p>
<p>Moderatör: Didem Altop, Endeavor Derneği</p>
<p>Ali Halabi, Volt</p>
<p>Mücahid Akil, Gurbetna</p>
<p>Samer Alkadri, Pages</p>
<p>15:00 – 15:20                         Ara</p>
<p>15:20 – 16:00                         <strong>Bir Girişime Başlamak: Çıkışlar, İnişler ve Başarı</strong></p>
<p>Mehmet Onarcan, Girişimci ve Yatırımcı</p>
<p>16:00 – 17:30                         <strong>Workshop</strong>: <strong>Girişimcilik Yolculuğunda Kendini Keşfet</strong></p>
<p>Ece İdil Kasap, Turkey Mentors Network</p>
<p>17: 30 – 18:00                        <strong>Networking</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/30/imece-girisimcilik-bulusmasi/">İMECE Girişimcilik Buluşması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
