<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suriyeli mülteciler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeli-multeciler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeli-multeciler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2021 08:04:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Suriyeli mülteciler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriyeli-multeciler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Altındağ’da Yaşananların Sorumlusu İktidar ve Muhalefet’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/altindagda-yasananlarin-sorumlusu-iktidar-ve-muhalefet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 08:04:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya Evimiz Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Altındağ]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Ayaşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Mahallesi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de gündemin en sıcak konusunu mülteciler oluşturuyor. Taliban rejiminden kaçan Afganlıların Türkiye’ye düzensiz göçü, toplumda mülteci ve göçmen karşıtı dalgayı artırdı. Ankara Altındağ’da geçen hafta yaşanan olayları takip eden gazeteci Büşra Taşkıran, mültecilerin siyasi malzeme yapılmasından iktidar ve muhalefeti birlikte sorumlu tutuyor. Altındağ’da çalışan Dünya Evimiz Derneği’nden Levent Ayaşlıoğlu ise toplumda mülteci karşıtı davranış ve söylemlerin gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/altindagda-yasananlarin-sorumlusu-iktidar-ve-muhalefet/">‘Altındağ’da Yaşananların Sorumlusu İktidar ve Muhalefet’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlanacağı gibi, Ankara&#8217;nın Altındağ ilçesinde bir parkta, iki grup arasında çıkan kavgada bıçakla yaralanan Emirhan Yalçın&#8217;ın hayatını kaybetmesinin ardından diğer gencin ağır yaralanması ile başlayan gerginlik, 11 Ağustos 2021 gecesi mülteci toplumuna yönelik linç girişimine dönüşmüş; sokağa çıkan kalabalık bir grup, Suriyelilere ait olduğu düşünülen bazı ev ve otomobillere zarar vermiş, dükkanlarını ateşe vermişti.</p>
<p>Önder ve Battalgazi Mahallesi’nde tırmanan gerilimi aynı gece mahallede olan gazeteci Büşra Taşkıran ve Önder mahallesinde mültecilere yönelik çalışmalar yürüten Dünya Evimiz Derneğinden Levent Ayaşoğlu ile konuştuk.</p>
<h5><strong>‘Altındağ’da Yaşananlar Hem İktidarın Hem Muhalefetin Yarattığı Bir Sonuç’</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-73680 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/busra-taskiran.jpg" alt="‘Altındağ’da Yaşananların Sorumlusu İktidar ve Muhalefet’" width="316" height="172" />Gazeteci Büşra Taşkıran, yaşananları “uzun zamandır mültecilerin üzerinden siyasi malzeme yapmaya çalışan hem iktidarın hem de muhalefetin yarattığı bir sonuç” olduğunu söylüyor. Siyaset malzemesi haline gelen ırkçı söylemlerin sonuçlarına çok acı bir şekilde şahit olduklarını ifade eden Taşkıran, “Altındağ’da yaşananlar sadece bir gencin öldürülmesi ardından bir tepki olarak yorumlanamaz. Evet bir mülteci krizi söz konusu ve insanların bu konuda bir tedirginliği var ama o gece suça meyilli olan kişilerin mahallede yaptıklarını talan ve fırsatçılık olarak nitelendiriyorum” diyor.</p>
<p>Altındağ’da yaşanan saldırılarda o gece bölge sakinleri ile görüştüklerini, bölge sakinlerinin kapılarının önüne çıktığını, olayları izlediğini fakat olaylara dahil olmadığını da söyleyen Taşkıran’a göre mahalle sakinleri öfkeli ve tepkililerdi ama bu onları saldırı gerçekleştirmeleri için itmedi. Mültecilere ilişkin tepkilerini sorduklarını ve daha fazla şaşırdıklarını Taşkıran mültecilerin bölgeye yerleşmesiyle birlikte aksayan belediyecilik hizmeti sorunundan bahsettiklerini ve bunun mültecilere karşı tepkiye dönüştüğünü kaydediyor. Evlerinin önündeki yola asfalt dökülmediğini ifade eden bir ilenin bunu mültecilerin bölgeye yerleşmesi ile bağlantı kurarak gerekçelendirdiklerini aktaran Taşkıran, ayrıca sokak aralarında pek çok kişiden Cumhurbaşkanı’ndan açıklama beklediklerini ve mülteci krizi konusunda Cumhurbaşkanı’nın çare üretmesini beklediklerini tepki ile ifade ettiklerini belirtiyor.</p>
<p>Taşkıran’a göre, mülteci karşıtı ırkçı, ayrımcı dil sosyal medyadan gündelik hayata, oradan da tüm topluma sirayet etmeye başladı. Son günlerde Türkiye’de Suriyeli mülteciler özellikle muhalefet partileri tarafından araç sallaştırıldı. “Altındağ’da yaşananlar sadece bir gencin öldürülmesi ile doğmadı bunun altını çizmek istiyorum. Sistematik olarak siyaset dilinde bu ırkçı söylemlerin arttığı, yalan bilginin çok çabuk yayıldığı ve buna karşı siyasetin bu alandan oy devşirmeye çalışması ile karşı karşıyayız.”</p>
<blockquote><p><em>O gece sadece mültecilere karşı suç işlenmedi. Evi ve işyeri yağmalanan Türkler de vardı. Bu ailelere karşı da suç işlendi.</em></p></blockquote>
<p>Halkta bu söylemlerin bir karşılığı olduğunu belirten Büşra Taşkıran siyasilerin kullandığı kutuplaştırıcı ve ötekileştiren dile dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Siyasetin bu dili suç gruplarına alan açtı. Bu dil suç işlenmesini aslında teşvik etti. O gece sadece mültecilere karşı suç işlenmedi. Evi ve işyeri yağmalanan Türkler de vardı. Bu ailelere karşı da suç işlendi. Olayların ikinci gününde bölgeyi tekrar ziyaret ettiğimizde Türk esnafların dükkanların önünde beklediğine şahit olduk. Yağma olayının olmaması için sabaha kadar dükkanlarının önünde bekleyeceklerini söylediler. Buradan şunu anlıyoruz. Bölge sakinleri bir saldırı gerçekleştirse hangi dükkânın mültecilere ait olduğunu bilirdi. Dışardan gelen grupların bu saldırıları gerçekleştirdiğini anlıyoruz. Siyaset dilinin değişmemesi halinde, sadece mülteciler değil hepimiz büyük zararlara uğrayacağız. Ve doğacak olan zararlar siyasilerin kullandığı dil ile iyileşecek, düzelecek zararlar olmayacak.”</p>
<h5><strong>‘Daha Büyük Tehlike, Mültecilerin Mahallede Birlikte Yaşadığı Kürt, Alevi, Roman Kökenli Bireylere Yönelmesi Riski’</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-73681 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/levent-ayasliioglu.jpg" alt="‘Altındağ’da Yaşananların Sorumlusu İktidar ve Muhalefet’" width="327" height="218" />Irkçı ve ayrımcı dilin sosyal medyadan gündelik hayata, oradan da toplumsal hayata sirayet etmeye başlaması, mülteci ve göçmen karşıtı dalganın Suriyeli mültecileri de içine alacak şekilde köpürtülmesiyle gelinen noktayı, 2016 yılından bu yana Önder Mahallesi’nde mültecilere ve orada yaşayan yoksul halk için çalışmalar yürüten Dünya Evimiz Derneği’nden Levent Ayaşlıoğlu ise şöyle değerlendiriyor:</p>
<p>“Yaşanan gerginliğin sonunda hem mülteci toplumunun hem de yerel toplumun ve kamuoyunun davranış ve söylemlerini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.  Mülteci alanında yaşanan ırkçı saldırıların, başka il ve ilçelerde de gerçekleşmesi riski ile birlikte, daha büyük tehlike, mültecilerin mahallede birlikte yaşadığı Kürt, Alevi, Roman kökenli bireylere de yönelmesi riski.”</p>
<p>Ayaşlıoğlu ayrıca hak savunuculuğu yapan tüm kurumların ve kişilerin bir araya gelerek ırkçı saldırılara ve nefret söylemlerine karşı ortak mücadele platformunu oluşturmasının önemine vurgu yapıyor<strong>. </strong>Mültecilerin Türkiye&#8217;deki siyasi gelişmelerin ve mültecilere yönelik gelişen nefret söyleminin farkında olarak böyle bir saldırıyı beklediklerini de söyleyen Ayaşlıoğlu, mahallede Altındağ Belediyesinin ekmek dağıtımı dışında STK’lar dahil olmak üzere, hiçbir kurumun mültecilerle ile ilgilenmemesi nedeniyle, devlet kurumlarına ve mülteci alanında çalışan STK’lara yönelik güvensizliğin arttığına da dikkat çekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/altindagda-yasananlarin-sorumlusu-iktidar-ve-muhalefet/">‘Altındağ’da Yaşananların Sorumlusu İktidar ve Muhalefet’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Fazla Mülteci Barındıran Ülkesinde Göçmenler Günü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/18/dunyanin-en-fazla-multeci-barindiran-ulkesinde-gocmenler-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2020 19:26:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göçmenler Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62782</guid>

					<description><![CDATA[<p>UNESCO tarafından çevrimiçi ortamda organize edilen Türkiye'de Zorunlu Göç: Bilgi Üretimi, İnsanlar ve Politikalar başlıklı panele katılan akademisyenler, göç alanında uluslararası terminolojinin mevcut durumu ifade etmede sınırlı kaldığından bahisle, Türkiye’nin özgün tecrübesini ve bu tecrübeye karşılık gelecek yeni kavram önerileriyle çalışmalarından ulaştıkları bulguları paylaştılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/18/dunyanin-en-fazla-multeci-barindiran-ulkesinde-gocmenler-gunu/">Dünyanın En Fazla Mülteci Barındıran Ülkesinde Göçmenler Günü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye son yıllarda dünyanın en fazla mülteci nüfusunu ev sahipliği yapan bir ülke olarak göç, sosyal uyum ve entegrasyon konularından kendi özgün uygulamalarını hayata geçirirken, bu bir yandan da akademik çalışmalarda yeni ve özgün kavramların ortaya çıkmasına vesile oluyor.</p>
<p>UNESCO tarafından çevrimiçi ortamda organize edilen Türkiye&#8217;de Zorunlu Göç: Bilgi Üretimi, İnsanlar ve Politikalar başlıklı panele katılan ve bu alanın önde gelen akademisyenleri, göç alanında uluslararası terminolojinin mevcut durumu ifade etmede sınırlı kaldığından bahisle, Türkiye’nin özgün tecrübesini ve bu tecrübeye karşılık gelecek yeni kavram önerileriyle çalışmalarından ulaştıkları bulguları paylaştılar.</p>
<p>Panelin katılımcılarından Türk-Alman Üniversitesi’nden Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, “Türk Toplumunun Mültecilerle 9 Yıllık Tecrübesinin Muhasebesi ve Uyum Süreçleri” başlıklı konuşmasında gelecek yılın Nisan-Mayıs aylarında yayınlamayı planladıkları Suriyeliler Barometresi 2020 çalışmasından ve mevcut tabloda gözlemlerinden söz etti. Dünyanın göçmenlerle tecrübesi olduğunu ancak Türkiye’deki gibi yüksek sayıda bir mülteci nüfusuna dair tecrübesi olmadığını vurgulayan Erdoğan, yeni durum karşısında yeni kavramalara duyulan ihtiyacı ve Batılı ülkelerin deneyim sahibi olmadıkları bu konuda literatüre katkı sunamayacaklarını belirtti. Batılı ülkelerin kotalar dahilinde mülteci kabul ettiğini bununda 1 yılda en fazla 100 bin civarında olduğunu kaydeden Erdoğan, dünyada mülteci nüfusunun %85’inin gelişmemiş ülkelerde yaşadığının altını çizdi.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-62784 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Murat-Erdogan-640x361.jpg" alt="Murat Erdoğan" width="413" height="233" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Murat-Erdogan-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Murat-Erdogan.jpg 700w" sizes="(max-width: 413px) 100vw, 413px" />Türkiye’nin kendi içinde de 3 milyona yakın bir iç göç hareketliliği yaşadığını belirten Erdoğan, sadece geçen yıl 450 bin düzensiz göçmenin Türkiye’ye geldiğini, pandemide sayıların azalmasına karşın düzensiz göçmen sayısının 1 milyon üzerinde olduğunun sanıldığını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Erdoğan tarafından yapılan önemli tespitlerden bir diğeri, devam eden Suriyeliler Barometresi çalışması çerçevesinde Türkiye toplumu ve Suriyeler arasındaki ayrışma ve buna karşın “Suriyelilerin Türkiye’de adı konulmamış bir uyum sürecinde “oldukları idi. Buna göre, Türk toplumu Suriyelilerden uzaklaşırken, Suriyeler kendilerini eskisine oranla Türkiye’de daha mutlu ve yerleşik görmeye başladılar. Türkiye’de Suriyelilere yönelik olumsuz tavrın “göz ardı etme- ignorance” şeklinde nitelendiren Erdoğan, Türklerin mültecilere karşı aktif bir tutum almadığını şikâyet ederek pasif bir yaklaşım sergilemekle yetindiğini vurguladı.</p>
<p><strong> </strong><strong>“Etkileşimli Toplumsal Bütünleşme “</strong></p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi’den Prof. Dr. Ayhan Kaya ise, “Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Birlikte Yaşama Pratiklerine Katkıları” adlı konuşmasında, 18 belediye ile çalışarak <a href="http://www.reslogproject.org/yayinlar/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">3 kitap yayınladıklarını</a> ve bunların 9 tanesinin büyükşehir belediyesi olduğunu söyledi. Kitlesel göçün başladığı ilk yıllarda yerel yönetimlerin çok dahil olmadığı bir süreç varken, son birkaç yılda yerel düzeyde sorumluluk alan belediyelerin arttığını belirtti. Merkezi idarenin yerel yönetimlere siyasi iktidarı devretmeyen ancak sorumluluk devreden tutumuna ve tüm finansal sorunlara rağmen, belediyelerin çok başarılı projeleri hayata geçirdiklerini belirten Kaya, bunun Belediye Kanunu’nun 13. maddesinde “hemşehrilik” ilkesine dayanılarak başarıldığını vurguladı. Kaya ayrıca “siyaseten uyum şu an çok sahiplenilmiş olmasa da sorunların asıl yaşandığı yerel düzeyde çözümlerin de üretildiğini, mahalle düzeyinde interkültüralist bir yaklaşım” görüldüğünün altını çizdi.</p>
<p>Bilkent Üniversitesi’nden Doç Dr. Saime Özçürümez de, Türkiye’de Zorunlu Göç Olgusu: Kavramların, Modellerin ve Göstergelerin Sınırları” adlı konuşmasında Türkiye’de Suriyeli mülteci akınının ilk yıllarında &#8220;insani koruma&#8221; modelinden “etkileşimli toplumsal bütünleşme” olarak ifade ettiği yeni bir kavramla ifade ettiği modele geçildiğini belirterek,  kamu politikalarının ilk dönemde insani korumaya yöneldiğini;  son yıllarda bunun &#8220;etkileşimli toplumsal bütünleşme&#8221; modeline evrildiğini kaydetti. Özçürümez, Türkiye’nin mülteci deneyimi ve son yıllarda gelişen olgular ile yeni kavramalar kullanarak katkıda bulunmaya çalıştıklarını belirtti.</p>
<p><strong>Küresel Göç İstatistikleri</strong></p>
<p>18 Aralık 2001 yılında Uluslararası Göçmenler Günü&#8217;ne dair küresel düzeyde bazı öne çıkan veriler şunlar :</p>
<ul>
<li>Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) 2020 Dünya Göç Raporu&#8217;na göre, dünyadaki göçmen sayısı 272 milyona yükseldi. Yerinden edilen insan sayısı: 79,5 milyon.</li>
<li>Göçmenler, dünya nüfusunun yüzde 3,5&#8217;ini oluşturuyor. Dünyada her 30 kişiden 1’i göçmen olarak yaşamak zorunda.</li>
<li>Doğduğu ülke dışında yaşayan insan sayısı, 230 milyon.</li>
<li>26 milyon göçmen savaş ve kriz nedeniyle mülteci olarak ülkesini terk etti.</li>
<li>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK), savaş, çatışma ve zulüm dolayısıyla yerinden edilen toplam insan sayısı 80 milyona ulaştı.</li>
<li>Dünya genelindeki mültecilerin % 40’ı çocuk.</li>
<li>Uluslararası Göç Örgütü&#8217;ne göre dünyanın en fazla göç veren ülkeleri, Hindistan, Meksika, Çin, Rusya ve Suriye.</li>
<li>2050 yılına kadar iklim krizi nedeniyle 1milyardan fazla insanın göç etmek zorunda kalacağı öngörülüyor.</li>
<li>Türkiye’de çoğu Suriyeli 4 milyondan fazla göçmen yaşıyor. Göçmenlerin yarısı ise çocuk.</li>
<li>Türkiye’de Afganistan gibi ülkelerden gelen düzensiz göçmen sayısının ise 1 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor.</li>
<li>Türkiye’de 3,6 milyon kişi geçici koruma statüsünde; 869 bin göçmen ikamet sahibi; 324 bin kişi uluslararası koruma sahibi statüsünde.</li>
<li>Türkiye’de 125 bin uluslararası öğrenci var</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/18/dunyanin-en-fazla-multeci-barindiran-ulkesinde-gocmenler-gunu/">Dünyanın En Fazla Mülteci Barındıran Ülkesinde Göçmenler Günü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Mülteciler Yerel Yönetimlerin Strateji Belgelerine Dahil Edilmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/11/multeciler-yerel-yonetimlerin-strateji-belgelerine-dahil-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2019 12:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Hüsünbeyi]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Rukiye Sineklioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetimler ve mülteciler üzerine konuştuğumuz Mülteciler Derneği Proje Geliştirme Uzmanı Rukiye Sineklioğlu, yerel yönetimlerin strateji belgelerine kentte yaşayan mültecileri dahil edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Konak Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi ise, mülteciler ve yerel yönetimler arasındaki ilişkinin kent hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiğini dile getirdi ve mültecilerin hizmetlerden yararlanma ve kent yönetiminde söz sahibi olduğunu belirtti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/11/multeciler-yerel-yonetimlerin-strateji-belgelerine-dahil-edilmeli/">‘Mülteciler Yerel Yönetimlerin Strateji Belgelerine Dahil Edilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de 2011 yılında başlayan savaşla birlikte milyonlarca insan ülkelerinden göç etmek zorunda kalmıştır. Bu süreçte en çok mülteci akını Suriye’nin komşu ülkelerine olurken; Türkiye dünyada en fazla Suriyeli mültecinin barındığı ülke olmuştur. Mültecilerin yaklaşık %96’sı kamp dışı alanlarda yaşamaktadır. Göçe hazırlıksız yakalanan Türkiye göç mevzuatını yeniledi ve Suriyeli mültecilere ‘geçici koruma statüsü’ verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçle birlikte tartışmaya başlanılan konulardan biri de yerel yönetimlerin mülteciler karşısındaki konumu oldu. Kentsel alanlarda yaşayan 3 milyondan fazla Suriyeli mültecinin toplumsal hayata katılımı ve kentsel alanda ortaya çıkan sorunların çözümü için merkezi kurumların politikalarının yanı sıra yerel yönetimlerin de sürece dâhil olma zorunluluğu ve sorumluluğu ortaya çıkmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar 5393 sayılı Belediye Kanunun Hemşehri Hukuku’nu düzenleyen 13. Maddesi’nde ‘Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir’ ifadesi yer alsa da yapılan mevzuat değişiklerinde belediyeleri mültecilere hizmet verme konusunda görevlendiren yeni bir  düzenleme yapılmadı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler en temel ihtiyaçlarına ulaşmak da bile sorunlar yaşarken bu durum mültecilerin yaşamlarını devam ettirmeleri açısından yerel yönetimlerin önemi arttırdı. Neredeyse Türkiye’nin tüm illerine dağılmış olan Suriyeli mültecilerin yerel yönetimlerin hizmetlerinden yararlanmasında uygulama birliği bulunmuyor, farklı yaklaşımlar görülüyor. Belediyelerin bir kısmı mültecilere hizmet sunumuyla görevli olmadıklarını ifade ederken bir kısmı mültecilere çeşitli yollarla hizmet sunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler Derneği ve Konak Mülteci Meclisi’nin temsilcileri ile yerel yönetimlerin mültecilerle ilgili stratejisinin nasıl olması gerektiği üzerine konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45576 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/IMG_6679-640x427.jpg" alt="" width="310" height="207" />Mülteciler Derneği Proje Geliştirme Sorumlusu Rukiye Sineklioğlu, Türkiye’nin karşılaştığı uluslararası sığınmacı/göçmen akımı, yerelin ve yerelin yönetiminin uluslararası göç konusundaki önemini daha çok anlattığını belirterek “Farklı göçmen gruplarının yerel stratejilerini de en iyi kavrayacak kurumlar yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler, yeni gelen nüfusun istihdam, barınma, temel insani ihtiyaçlar ve sağlık, eğitim, kültür gibi alanlardaki ihtiyaçlarını büyük oranda karşılayamadığında yerelde ciddi uyumsuzluklar, çatışmalar yaşanacaktır. Bugün yerel yönetimler, ülkemizin bulunduğu jeopolitik ve stratejik konumundan ötürü gün geçtikçe mültecilerle temasın fazlalaşacağının bilincinde olmak durumundadır. Bu durum beraberinde insani bir sorumluluk almayı getirecektir” dedi. </span></p>
<p><b>‘Yerel Stratejilere Göçmenler De Dahil Edilmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerin mültecilerle ilgili kalıcı politika üretmesi gerektiğini ifade eden Sineklioğlu “</span><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimleri yereldeki sorunları iyi teşhis etme konusunda beceri, insan kaynağı vs. anlamında yetkin kılmaya dönük projelerin üretilmeli. Yerel stratejilerin oluşturulması, bu stratejiler oluşurken göçmenlerin de sürecin her aşamasına dahil edilmeli. Göçmenlerin toplumsal hayata yaptıkları katkıları göz önünde tutmak, bu katkıyı yerel ve ulusal medyada politikalarda göstererek katkının çoğalmasını sağlamak önemlidir. Politika yapıcılar da yerel yönetimleri politika yapım sürecine dahil etmelidir” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Mevzuatta Değişiklik Yapılması Gerekiyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut mevzuatın mültecilere verilen hizmetlerin yerel yönetimleri inisiyatifi doğrultusunda gerçekleşmesine sebep olduğunu dile getiren Sineklioğlu şunları söyledi “Mevzuatta düzenleme yapılması gereklidir. Bu gerekliliğin en temel sebebi 5393 sayılı Belediye Kanununun 13. ve 14. maddelerindeki çelişkiden kaynaklanmaktadır. İnsana (mülteci, engelli, çocuk vs.) verilecek olan hizmetin ırk, cinsiyet, yaş veya din fark etmeksizin insana yaraşır şekilde olması gerekmektedir. Bu gereklilik dolayısıyla mevzuatta düzenleme yapılması yerelin hizmetlerinin insanı kapsaması gerektiği belirtilmeli ve sonraki aşamada verilen hizmetlerin mevzuata uygunluğunun denetlenmesi gerekmektedir. Burada eklemekte fayda olan şey ise verilen hizmet/ verilmesi beklenen hizmet doğrultusunda belediyelere bütçe verilmesidir”. </span></p>
<p><b>‘Mültecilere Hizmet Kent Hakkıdır’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45577 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/690x390cc-izm-19-06-2019-mlteci-degerlendirmesi-husunbeyi1-1-640x362.jpg" alt="" width="370" height="209" />Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi ise mülteciliğin bir lütuf değil genel bir hak olduğu olduğunu hatırlatarak “Kent kuramcısı Henri Lefebvre, kent hakkı ile temel olarak bir kentte ikamet eden herkesin, ulus devlet düzeyinde vatandaş olsun ya da olmasın, o kent üzerinde hakkı olduğunun altını çizmiştir. Lefebvre’ye göre bu hak iki şekilde gündeme gelir: Söz konusu mekânı kullanma hakkı ve kent ile ilgili karar süreçlerinde söz sahibi olma hakkı. Bir diğer kent kuramcısı David Harvey mültecilerin kentin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtmiştir” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yaklaşımların uluslararası anlaşma, sözleşme ve beyannamelerde de karşılığını bulduğunu dile getiren Hüsünbeyi şunları söyledi “Avrupa Kentte İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesi, ilk maddesinde kenti “içinde yaşayanların tümüne ait kolektif bir mekân” olarak tanımlamaktadır. 2005’te Porto Alegre’deki Dünya Sosyal Forumu’nda kabul edilen Dünya Kent Hakkı Şartı, kent sakinlerini “kalıcı ya da geçici olarak kentte ikamet eden tüm insanlar” olarak tanımlar. Şart, kentte yaşayan hassas, kırılgan gruplara yönelik önlem alınmasını ve uygulanmasını öngörmektedir” </span></p>
<p><b>‘Hemşehrilik Anlayışı 2005’teki Kanunda Değişikliğinde Değişti’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3 Nisan 1930 tarihli Belediyeler Kanunu’nda hemşehrilik hukuku maddesinde  “Her Türk, nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşehrisidir.” İbaresi olduğunun bilgisini veren Hüsünbeyi “Eski kanunda Türklük” ve “yerlilik” yer alırken 2005’te yenilenen halinde “herkes” ve “ikamet edilen yer” esas alınmıştır. Dolayısıyla hemşehri hukuku mültecileri de kapsamaktadır” dedi.</span></p>
<p><b>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi’nin Yerel Yönetimlere Önerileri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel Yönetimlerin öncelikli hedefi sosyal entegrasyonu sağlamak olmalı, göç ve mültecilikle ilgili yetkili birimler kurulmalı. Bu birimler koordinasyon içinde çalışmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin sosyal, psikolojik, ekonomik olarak desteklenmeleri, üretim süreçlerine etkin ve verimli olabilmeleri için çalışmalar yapılmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köyler daha homojen, kentler, özellikle metropoller heterojen yapılardır. Her bir kültür kentin mozağine katkı sunar. Mültecilerin de kente olumlu zenginlik kaym potansiyelini değerlendirerek, onların da kentin bir parçası olduğunu hem kendilerinin hem de diğer kesimler tarafından benimsenmeleri konusunda çalışmalar yapılmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmalarda yerel yönetim, kamu, STK işbirliği ile gerçekleşmeli. Mülteciler de belediyelerde istihdam edilerek, özne olarak onlarla koordineli çalışmalar yapmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bulundukları yerleşim alanlarının, konutlarının insanı koşullara uygun olmaları yönünde çalışmalar olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel Yönetimler öncelikle kendi iç biriminde, ardından tüm kentte mültecilere ve her türlü ayrımcılığa karşı çalışmalar yapmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın ve çocuklara yönelik özel çalışmalar yapılmalı, eğitim ve sosyal destekler verilmeli, karşılıklı entegrasyon anlayışıyla hareket edilerek toplumun her kesiminin birbirleriyle pozitif iletişimi sağlanmalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/11/multeciler-yerel-yonetimlerin-strateji-belgelerine-dahil-edilmeli/">‘Mülteciler Yerel Yönetimlerin Strateji Belgelerine Dahil Edilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 07:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Alpagut]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yaşam standartlarını iyileştirmek, istihdam olanaklarını genişletmek ve onlara teknik beceriler kazandırmak adına başlattığı programı, 2019 Mart ayında genişleterek devam ettiriyor. FAO İletişim Uzmanı Aylin Alpagut ile güncel tabloyu konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/">FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>FAO’yu ve amacını anlatabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FAO, açlık ve  yoksullukla mücadelede uluslararası düzeyde yürütülen çabaların önderliğini yapan bir Birleşmiş Milletler kuruluşu. </span><span style="font-weight: 400;">Kurum olarak ana amacı; herkes için gıda güvenliğinin sağlanması ve insanların aktif, sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için yeterli yüksek kaliteli gıdaya düzenli olarak erişebildiklerinden emin olmak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir şekilde açlığın, kötü beslenmenin ve yoksulluğun sona erdiği bir dünyaya erişmek için beş ana stratejik hedef üzerinden çalışmalarımızı sürdürüyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Açlığın, Gıda Güvensizliğinin ve Yetersiz Beslenmenin Önüne Geçme</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tarım, Ormancılık ve Balıkçılığı daha Üretken ve Sürdürülebilir Kılma </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kapsayıcı, Verimli Tarım ve Gıda Sistemlerinin Etkin Kullanılmasını Sağlama</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Geçim Kaynaklarının Tehdit ve Krizlere Karşı Direncini Arttırma</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kırsal Yoksulluğu Azaltma</span></li>
</ul>
<p><b>Bu çalışmalardan biraz bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi. FAO gıda, tarım ve doğal kaynaklar hakkındaki kritik bilgileri kamu yararına paylaşıyor. Bünyesindeki gıda, tarım, ormancılık, beslenme, ekonomist, vb. uzmanlarla kalkınmaya faydası olacak verilerin analizini yapar ve paylaşır. </span><span style="font-weight: 400;">Uzmanlığı bulunan üye ülkeler ile bilgiye ihtiyacı olan ülkeler arasında aracı bir rol oynar. Bu noktada kurum, hükümetler, kalkınma kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile özel sektör arasında gıda güvenliği, tarımsal kalkınma ve sürdürülebilirlik konularında iş birliği yapılmasını sağlar.</span></p>
<p><b>FAO Türkiye ne kadar süredir bizimle?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FAO Türkiye temsilciliği 40 yıla yakındır bizimle. 2007 yılında “Ev Sahibi Ülke Anlaşması” ile Orta Asya Alt Bölge Ofisi’nin (SEC) kurulmasıyla, Türkiye ile iş birliği yapılan projeler ve bölgesel etkimiz de bir o kadar arttı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Hükümeti’nin operasyonel desteğiyle açılan Orta Asya Alt Bölge Ofisimizle Türkiye’ye ek olarak alt bölgedeki ülkelerin (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) ulusal ihtiyaçlarına ve bölgesel önceliklerine cevap vermeye çalışıyoruz</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><b>Suriyeli mültecilerin tarıma yönlendirilmesi fikri nasıl gelişti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğiniz üzere yanı başımız Suriye’de 8 yıldır süren bir kriz var. Başlangıçtan bugüne Türkiye yaklaşık 4 milyon kayıtlı Suriyeli ile en yüksek sayıda mülteci ağırlayan ülke haline geldi. Bu mültecilerin sadece yüzde 5’i Türkiye’nin güneydoğusundaki Geçici Barınma Merkezleri’nde (GBM) yaşamakta. Geri kalan yüzde 95’i ise yaşamlarını kent çevresi ve kırsal alanlarda, ev sahibi topluluklar ile beraber sürdürmekte olup, ağırlıklı olarak ailelerinin ya da arkadaşlarının destekleriyle geçimlerini sağlayabiliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel gıda da dahil olmak üzere yüksek yaşam masrafları ve düzenli gelire erişimin olmaması sebebiyle mültecilerin çoğu hem gıda tüketiminde hem de sağlık ve eğitim konularında bütçe kesintisine gitmek zorunda kaldı. Tüm bu ihtiyaç ve değişen şartları da dikkate alarak çeşitli araştırmalar gerçekleştirdik ve sonucunda Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan ve ağırlıklı olarak Güneydoğu’da yaşayan bu kırılgan toplulukların çoğunun gelir kaynağının tarım ve gıda sektöründen geldiği ortaya çıktı. Araştırma aynı zamanda Türkiye’de tarım sektöründeki kalifiye eleman eksikliği ve bu sebeple nitelikli ve yarı-nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı gözler önüne serdi. FAO olarak bu arz ve talepteki veriyi mülteciler için tarımsal beceriler kazanabilmeleri ve kendilerine düzenli bir gelir getirecek iş bulmaları için fırsat olacağını ön gördük ve böylelikle projemizin ana amacı şekillenmiş oldu.</span></p>
<p><b>Proje kapsamında yalnızca mülteciler mi var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamımıza sadece Suriyeli mültecileri değil ama aynı zamanda kırılgan durumdaki ev sahibi Türk topluluklarını da dahil ederek, ihtiyaç halindeki bu toplulukların öncelikle tarım sektöründe etkili eğitim alabilmeleri için çalışmalarımıza başladık.</span></p>
<p><b>Bu amaç doğrultusunda hangi kurumlarla işbirliği yaptınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Japon hükümetinin fonlarıyla verilen mesleki eğitimlerle kırsaldaki geçim kaynaklarını güçlendirmeyi, yerel işgücü piyasasına erişimi ve özel sektörle iş birliğini sağlayarak gıda ve besin güvenliğini arttırmayı hedefledik.</span></p>
<p><b>Proje şu ana kadar neler elde etti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin birinci fazında ihtiyaca göre seçilen beş ilde &#8211; Isparta, Adana, Mersin, Gaziantep ve Şanlıurfa’da &#8211; yerel üreticiler birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüklerinin de destekleriyle mesleki ve teknik eğitimler düzenledik. Kursiyerlerin yüzde 95’in (+2000 faydalanıcı) üstünde eğitimi başarıyla tamamlarken, sonrasında düzenlenen istihdam fuarlarında kursiyerlerin yüzde 22’si iş sahibi oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin II. Fazı Adana, Gaziantep, İzmir, Mardin, Mersin ve Şanlıurfa olmak üzere altı ilde istihdam fuarları düzenledik ve şu zamana kadar 865 kursiyer tarımsal alanda teknik ve mesleki eğitimlerini tamamladı. Mart 2019 itibariyle III. Fazının başlandığı projeye  Manisa ve Bursa illeri de eklendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine aynı plan kapsamında 150 mülteci, 15,000 kişiye ev sahipliği yapan Osmaniye Geçici Barınma Merkezi’nin yanında yeni kurulan serada sebze yetiştiriciliği konusunda eğitim gördüler. Bu eğitimler sonucunda serada üretilen ürünler ücretsiz olarak GBM’de dağıtılıyor ve böylelikle mültecilerin gıda güvenliği istikrarına ve besin erişimine katkı sağlanıyor.</span></p>
<figure id="attachment_38103" aria-describedby="caption-attachment-38103" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-38103 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/n.jpg" alt="" width="264" height="257" /><figcaption id="caption-attachment-38103" class="wp-caption-text">Sena Hamad, 36, Osmaniye’deki seradaki ilk grup kursiyerlerinden. ©FAO/Roar Sorensen</figcaption></figure>
<p><b>Sonraki süreçte neler hedefliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önümüzdeki Haziran’da Tarım ve Orman Bakanlığı ortaklığında yürütülecek ve Avrupa Birliği tarafından fonlanacak “Tarım Yoluyla Suriyeli ve Türk Toplulukların Sosyo-Ekonomik Entegrasyonu ve İstihdam Yaratılması &#8211; Birlikte Çalışıyor, Birlikte Yaşıyoruz” projemizle 4 bin 500 Suriyeli ve kırılgan yerel halk ile bin 500 çiftçi/üretici kursiyeri buluşturarak sürdürülebilir iş imkanlarının oluşturulmasının yanı sıra tarım sektöründe verimlilik ve ürün kalitesinde artış sağlamayı hedefliyoruz.  Ayrıca Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı (FRIT) 2 için hazırlığımız devam ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/">FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 12:08:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MAD]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu]]></category>
		<category><![CDATA[hemşehri hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Tanju Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[uğur yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Adanalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın göreve geldikten sonra Suriyelilerle ilgili yapmış olduğu açıklamalar, sivil toplumda da tepkiyle karşılandı. Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, “Herhangi bir Suriyeli mağduriyeti söz konusu olduğunda kendimizi Bolu’da buluruz. " derken,  Mekanda Adalet Derneği'nden Yaşar Adanalı da, Bolu Belediye Başkanının kendi partisinin beyannamesiyle çeliştiğini vurgularak, mültecilerin şehirlerde 'hemşehri hukuku' çerçevesinde hizmet hakkı olduğunun altını çizdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/">Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde bazı illerde ve bölgelerdeki adayların Suriyelilere karşı dışlayıcı, rencide edici ve geri gönderme tehdidi içeren üslupları seçimlerden sonra da devam ediyor.  CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın göreve geldikten sonra “İlimizde yaşamakta olan yabancı uyruklu kişilere ayni ve nakdi yardım yapılmaması” ifadeleriyle verdiği talimat büyük tepki çekti. Twitterdeki tepki çeken açıklamalarını Sözcü Gazetesi’ne vermiş olduğu röportajda da sürdüren Başkan&#8217;a sivil toplumdan da itirazlar geldi.</span></p>
<figure id="attachment_37478" aria-describedby="caption-attachment-37478" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37478" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-640x360.jpg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37478" class="wp-caption-text">Melda Onur</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1">Konuyla ilgili Sivil Sayfalar’a değerlendirmelerde bulunan  Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur,  Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın üslubunun çok yanlış olduğunu belirterek, “Herhangi bir Suriyeli mağduriyeti söz konusu olduğunda kendimizi Bolu’da buluruz. Suriyeliler savaştan kaçmış, ülkemize sığınmış mağdur insanlar. Ama ülke olarak bir göçmen politikamız yok. Bundan doğan dezavantajlardan dolayı Suriyeli mülteciler meselesinin, belediye başkanlarının ya da siyasetçilerin seçim propagandası argümanı haline gelmesi çok yanlış. ‘Suriyelilere bundan sonra 1 kuruş yok’ denemez. Geri adım atacaktır, buna mecbur kalacaktır.<span class="Apple-converted-space">  </span>Zaten CHP’nin sosyal demokrat politikası da bunu belirler. Kullanılan dil ve çekilen film çok yanlış” dedi. Bolu’da bu olayı takip edecek demokratik sivil toplum kuruluşları olduğunu belirten gazeteci Melda Onur, Suriyelilere karşı hukuk dışı, yasadışı uygulamalar olursa STK’ların buna karşı durması ve mücadele etmesi gerektiğini söyledi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Genel Bir Suriyeli Düşmanlığı Edinemeyiz”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Suriyelilerin gerçek bir mağduriyet yaşayarak Türkiye’ye sığındıklarını unutmamak gerektiğine vurgu yapan Onur sözlerine şöyle devam etti: “Suriyeliler arasında suça karışmış ve suça karışmak isteyenler olabilir. Ama bunlar üzerinden genel bir Suriyeli düşmanlığı edinemeyiz. Türkiye bir geçiş ülkesi olmakla övünülen, çok kültürlü olmakla övünülen bir ülke. Fakat Türkiye’nin doğru düzgün bir göçmen politikası yok. Burada göçmenlerin uyumunu sağlayacak göçmenlerin bir Türk vatandaşı gibi eşit hak ve koşullarda yaşamlarını idame ettirebilecekleri bir sistem kurulmadı. Bir çok yerde avantajlılar, bu avantaj Türkiye cumhuriyeti vatandaşları için ise dezavantaja dönüşüyor. Bu da iki toplum arasında husumete sebebiyet veriyor.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bugün baktığımızda eğer Suriyeli gelip vergi ödemeden ya da belli başlı konulara dahil olmadan rahatlıkla ticaret yapabiliyorsa bu defa vatandaş pastasını paylaşmak istemiyor. Durum böyle olunca maalesef siyasetçilerin seçim propagandası argümanı haline geldi.”</span></p>
<p><span class="s1"><b>“Özcan’ın Açıklamaları Partisinin Beyannamesiyle de Çelişiyor”</b></span></p>
<figure id="attachment_37479" aria-describedby="caption-attachment-37479" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37479" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/yasaradanali.png" alt="" width="360" height="204" /><figcaption id="caption-attachment-37479" class="wp-caption-text">Yaşar Adanalı / Mekanda Adalet Derneği Kurucularından</figcaption></figure>
<p class="p3"><span class="s1">Mekanda Adalet Derneği kurucularından Yaşar Adanalı, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan&#8217;ın yapmış olduğu açıklamaların sorumsuzca yapıldığını belirterek, “Siyasi yelpazenin neresinde olursa olsun Suriyeli mülteci düşmanlığının seçmenlerin bir kısmını ortaklaştırdığını söyleyebiliriz. Bir belediye başkanı sosyal politikalarını kentte yaşayanların uyruğuna, statüsüne göre değil ikamet ve ihtiyaç durumuna göre hemşehri hukuku çerçevesinde uygulamalıdır. Aksi ayrımcılıktır” dedi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">CHP’nin 2019 Yerel Seçim Bildirgesi’ndeki Suriyelilerin ve diğer sığınmacıların konu edildiği “Göç Sorununa Duyarlı Yerel Yönetimler” bölümüne dikkat çeken Adanalı, “Sosyal uyum politikaları çıkarılırken; ‘Demokratik ve katılımcı yerel yönetimler ile, kentlerimizde güven ve huzur içerisinde bir arada yaşam ortamını sağlayacağız’ diye bir seçim vaadinde bulunuyorlar. Dolayısıyla Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın açıklamaları temel insan haklarına aykırı olmasının ötesinde kendi partisinin beyannamesiyle de çelişiyor” dedi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">‘Hemşehrilik Hukuku’nun mülteciler ve mültecilerle dayanışma içinde çalışan kamu ve sivil kuruluşlar için önemli imkanlar sunduğunu belirten Yaşar Adanalı, 3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen ‘5393 sayılı Belediye Kanunu’ ve 1930 tarihli ‘1580 sayılı Belediye Kanunu&#8217;ndaki belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenleyen 13. maddesine dikkat çekti. Adanalı, belediyelerin hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.  </span></p>
<p><strong>“Hemşehri Hukuku Toplumsal Barış Hususunda Belediyeleri Sorumlu Tutar&#8221;</strong></p>
<p>Cumhuriyet tarihi boyunca, hemşeri tanımı kapsamına giren topluluklar, etnik aidiyetten mekansal/kentsel aidiyete; mekanın tanımı da kütükten ikamet edilen yere doğru, kapsayıcılığı genişleyecek şekilde evrildiğine vurgu yapan Adanalı, “Bugün hemşehri hukuku çerçevesi, kentin eski ve yeni göçmenlerini kentsel hak ve hizmetlere erişim ve kentsel kararlara katılım anlamında eşitleme imkanını sunma kapasitesine sahiptir. Hemşehri hukuku, belediyeleri sosyal yardımlar konusunda kapsayıcı olmalarını söylerken aynı zamanda toplumsal barışın sağlanması konusunda belediyeleri sorumlu tutar. Ayrımcı söylemlere hızla savrulan belediye başkanlarına hemşehri hukuku kapsamında sorumluluklarını hatırlatmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p class="p3"><span class="s1">Suriyeli mülteciler ve diğer göçmenler için hemşehrilik hukukunun uygulanmasının önündeki engellere de değinen Adanalı, “En önemli engel toplumdaki yaygın düşmanlık. Ekonomik kriz zamanlarında mültecilere karşı düşmanlık artıyor, çünkü krizden etkilenen kesimler, yanlış bir şekilde krizin sorumlusu olarak mültecileri görebiliyor. Aslında birçok mülteci büyük bir sömürü düzeni içinde kentlerde hayatta kalmaya çalışıyor. Ayrıca toplumda kanaat önderi diyebileceğimiz, yerel yöneticiler, çok takipçili sosyal medya kişilikleri, popüler gazeteciler, mülteci karşıtı söylemlerle bu düşmanlığı besliyorlar” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>UMHD&#8217;den Bolu Belediye Başkanına Kınama</strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) Başkanı Uğur Yıldırım da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın başkanlığa seçilir seçilmez, Suriyeli mültecilerle ilgili uygulamaya koyduğu kararları kınayan bir basın açıklaması yaptı. Yıldırım, Bolu Belediye başkanının yabancı ve göçmen düşmanlığı yaparak popülist bir söylem ile toplumun bir kısmını açık hedef haline getirmeye çalıştığını hatırlatarak, “Aşevi yüzyıllardır bu topraklarda olan ve kapıya gelen hiç kimseye dini, dili, ırkı sorulmadığı bir sosyal müessesedir. Aşevi kurumunu ırkçı bir söylem ile siyasi emellere alet etmek hiç doğru bir tutum değildir. Halkı kin ve düşmanlığa sevkedecek, farklı olan herkesi düşmanlaştıran bu tür açıklamalar sosyal çatışma riskini artırdığı gibi toplumsal barışı da zedelemekte, birlikte yaşama ruhuna zarar vermektedir. Türkiye yaptığı insani yardımlar ile dünyanın en cömert ülkesi iken, çoğu kendi emeği ile çalışarak yaşayan Bolu’daki sadece 2 bin 300 Suriyeli insanı sorunlaştıran ve düşmanlaştıran dili kınıyoruz” dedi,  </span><span class="s1">Yıldırım ayrıca Tanju Özcan’ın uygulamadan vazgeçmesi halinde ayrımcılık suçu başta olmak üzere belediye başkanı şahsında ve idari işlemlerine karşı her türlü yasal mücadeleyi başlatacaklarını söyledi. Bolu halkını da Tanju Özcan’ın ırkçı ve kışkırtıcı söylemlerine karşı çıkmaya davet eden Yıldırım, “Savaştan kaçarak barış yurdu olarak bildikleri Bolu’ya, kendilerine sığınmış ve helalinden yaşamak ve kazanmak dışında bir amaçları olmayan Suriyeliler ile bundan sonra da barış içinde yaşamaya devam etmeye çağırıyoruz” dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/">Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Telekom&#8217;un Mülteciler İçin Büyük Veri Yarışması Sonuçlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/21/turk-telekomun-multeciler-icin-buyuk-veri-yarismasi-sonuclandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2019 13:33:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli Mültecilerin Toplumsal Entegrasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TÜBİTAK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Telekom]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göç Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[UNHCR]]></category>
		<category><![CDATA[unicef]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeli mültecilerin yaşadığı sorunlara çözüm sunmayı hedefleyen ‘Mülteciler için Büyük Veri’ yarışmasında; emniyet ve güvenlikten sağlığa, eğitimden, işsizlik ve entegrasyon konularına kadar çeşitli kategorilerde birinci seçilen projeler, 21 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen törende ödüllerini aldılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/21/turk-telekomun-multeciler-icin-buyuk-veri-yarismasi-sonuclandi/">Türk Telekom&#8217;un Mülteciler İçin Büyük Veri Yarışması Sonuçlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Telekom&#8217;un TÜBİTAK, Boğaziçi Üniversitesi, ulusal ve uluslararası kurumlar ortaklığında Türkiye’de sayısı 3,5 milyonu bulan Suriyeli mültecilerin sosyal sorunlarına yenilikçi çözümler geliştirmek için 2017 yılının Aralık ayında başlattığı inovasyon yarışmasının kazananları açıklandı.</p>
<p>21 Ocak günü Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da düzenlenen yarışmanın kapanış çalıştayında emniyet ve güvenlik, sağlık, eğitim, işsizlik ve entegrasyon kategorilerinde birinci olan proje sahipleri 50 bin TL’lik ödülü aralarında paylaştı.</p>
<p>Sağlık alanında Bruno Kessler Vakfı araştırmacılarının ‘<strong>Suriyeli Mültecilerin Toplumsal Entegrasyonu Üzerinden Türkiye’deki Kızamık Salgını Riskinin Azaltılması</strong>’ projesi, eğitim alanında Modena ve Reggio Emilia Üniversitesi, Türkiye Merkez Bankası ve TED Üniversitesi ortaklığında ‘<strong>Türkiye’deki Suriyeli Mültecilerin Daha iyi Entegrasyonu için Eğitim Fırsatlarının İyileştirilmesi</strong>’ projesi, entegrasyon alanında Bonn Üniversitesi, Bonn Uluslararası Dönüşüm Merkezi, Viyana Üniversitesi, Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü, Climate Analytics ve İzlanda Üniversitesi&#8217;nden araştırmacıların sunduğu ‘<strong>İletişim Verilerinin Analizi ile Mültecilerin Hareketliliğinin Değerlendirmesi (AROMA_CoDa)’ projesi</strong>, işsizlik alanında Koç Üniversitesi&#8217;nden araştırmacıların ‘<strong>Türkiye’deki Entegrasyonun Kentsel Derin Haritası (UDMIT)</strong>’ projesi ve güvenlik ve emniyet alanında Old Dominion Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Eindhoven Teknik Üniversitesi, Stellenbosch Üniversitesi ve 4TU Etik ve Teknoloji Merkezi ortaklığında sunulan ‘<strong>Türkiye’de Mülteci Barındıran İllerin Cep Telefon Kullanım Şekillerinin Tanımlanması</strong>’ projesi değerlendirme komitesi tarafından alanlarında birinciliğe layık görüldü.</p>
<p>‘Mülteciler için Büyük Veri’ yarışmasının kapanış çalıştayında konuşma yapan<strong> Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany,</strong> “Mültecilerin sosyal sorunlarına çözümler getiren projelere ‘Mülteciler için Büyük Veri’ yarışması kapsamında Türk Telekom olarak destek verdik. Türkiye’deki tüm mültecilerin güvenlik, sağlık, eğitim, entegrasyon ve istihdam gibi sorunlarına çözüm üreten proje sahipleri ile paylaştığımız anonim veriler ve sunduğumuz destek ile bu alanda büyük katkılar sağladığımıza inanıyoruz. Bu doğrultudaki çalışmalarımıza aynı heyecanla devam edeceğiz. Çünkü inanıyorum ki, mültecileri ilgilendiren ancak şu anda öngöremediğimiz birçok farklı alanda inovatif projeler bu gibi yarışmalarla ortaya çıkacaktır” dedi.</p>
<p>Yarışmanın Bilimsel Komitesi&#8217;nin başkanlığını yürüten Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi<strong> Doç. Dr. Albert Ali Salah,</strong> “Veri analizi araştırmacılarına bu büyük insanlık krizinde önemli bir iş düşüyor. Bakanlıkların ve STK&#8217;ların mülteciler ile ilgili sağlıklı politikalar üretmek, doğru yerlerde doğru müdahalelerde bulunmak için olabildiğince çok bilgiye ihtiyaçları var. Mobil veriyi kullanarak, veri analitiği, istatistik, yapay zekâ ve veri görselleştirme ile ülkenin nabzını tutmak ve bu bilgiyi gerekli kurumlara ulaştırmak mümkün. Bunun için değerlendirme komitesinde bakanlıklardan ve STK&#8217;lardan temsilciler de yer aldı. Ayrıca mültecilere yararlı olacak teknik içerikli projeler yapılabilmesi için ülke çapında pek çok kurumda da bu yarışma aracılığıyla projeler ve uluslararası işbirlikleri başlatıldı, araştırmacılar yetiştirildi” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/21/turk-telekomun-multeciler-icin-buyuk-veri-yarismasi-sonuclandi/">Türk Telekom&#8217;un Mülteciler İçin Büyük Veri Yarışması Sonuçlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKGV Çalışma Arkadaşı Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/13/ikgv-calisma-arkadasi-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2018 08:47:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İKGV]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25169</guid>

					<description><![CDATA[<p>"İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı’nın (İKGV) İstanbul’daki Esenler mülteci destek ofisinde danışman olarak görev alacak çalışma arkadaşı arıyoruz."</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/13/ikgv-calisma-arkadasi-ariyor/">İKGV Çalışma Arkadaşı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İş ilanının metni aşağıdaki gibidir:</em></strong></p>
<p>• Aşağıda belirtilen özelliklere sahip olan adayların, en geç 23 Mart 2018 Cuma günü saat 17:00’ye kadar özgeçmişlerini e-posta konu başlığında başvurulacak pozisyonun kodunu yazarak basvuru@ikgv.org adresine yollamaları rica olunur.</p>
<div class="text_exposed_show">
<p>• E-posta başlığında başvuru kodu belirtilmeyen ve eksik yapılan başvurular geçersiz sayılacaktır.</p>
<p>• Sadece ön elemeyi geçen başvurulara geri dönüş yapılacaktır.</p>
<p>• İş ilanları ile ilgili telefon, e-posta ve sosyal medya üzerinden kesinlikle bilgi verilmemektedir.</p>
<p>• Kuruluşumuzda yaş, din, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik ve benzeri sebeplere dayalı ayrımcılık yoktur.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Pozisyon: DANIŞMAN<br />
Pozisyon Türü: Tam Zamanlı<br />
Başvuru Kodu: DANIŞMAN_2018</p>
<p>Genel nitelikler<br />
• T.C. vatandaşı olmak,<br />
• Suriye Arapçası’na sözlü ve tercihen yazılı hâkim olmak,<br />
• Takım çalışmasına yatkın,<br />
• İletişim yeteneği yüksek,<br />
• Tercihen daha önce göç ve mülteci alanında benzer bir danışma merkezi veya sivil toplum kuruluşunda çalışmış olmak,<br />
• Danışma merkezinin yoğun çalışma temposuna ayak uydurabilecek,<br />
• Etkili konuşma, ikna etme becerisi, organizasyon ve takip yeteneği güçlü,<br />
• Temel ofis bilgisayar programları (Word, Outlook vb.) kullanabilmek.</p>
<p>İş tanımı<br />
• Merkezi ziyaret eden Suriyeli danışanlara bireysel çeşitli alanlarda danışmanlık hizmeti sağlamak; bu hizmeti doğrudan Suriye Arapçası ile gerçekleştirmek,<br />
• Gerektiğinde Suriyeli danışanların sorunlarına çözüm getirmek için resmi ve özel kurumları ziyaret veya eşlik etmek,<br />
• Suriyeli danışanların ihtiyaçlarını ve problemlerini tanımlayarak proje ekibiyle beraber bu ihtiyaç ve problemlere yönelik ortak bir çalışmayı ve takibi gerçekleştirmek,<br />
• Proje ekibine düzenli olarak bilgi vermek ve ilgili raporlama faaliyetlerine yardımcı olmak.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/13/ikgv-calisma-arkadasi-ariyor/">İKGV Çalışma Arkadaşı Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriyeli Mülteciler Medyada Nasıl Hedef Gösteriliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/01/suriyeli-multeciler-medyada-nasil-hedef-gosteriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2017 07:42:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[medyada nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı tarafından yürütülen Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi çalışması tarafından hazırlanan bu videoda, Suriyeli mültecilere yönelik ayrımcılığı körükleyen haberlerden oluşan bir seçkiyi bulabilirsiniz. &#160; Kaynak</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/01/suriyeli-multeciler-medyada-nasil-hedef-gosteriliyor/">Suriyeli Mülteciler Medyada Nasıl Hedef Gösteriliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı tarafından yürütülen Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi çalışması tarafından hazırlanan bu videoda, Suriyeli mültecilere yönelik ayrımcılığı körükleyen haberlerden oluşan bir seçkiyi bulabilirsiniz.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Suriyeli mülteciler medyada nasıl hedef gösteriliyor?" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/RpSlylLILhw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://hrantdink.org/tr/asulis/faaliyetler/projeler/medyada-nefret-soylemi/934-medyada-suriyeli-multecilere-yonelik-nefret-soylemi-videosu-yayinlandi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/01/suriyeli-multeciler-medyada-nasil-hedef-gosteriliyor/">Suriyeli Mülteciler Medyada Nasıl Hedef Gösteriliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Jul 2017 12:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Koyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17224</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” kitabının yazarı, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koyuncu ile  genel hatlarıyla mülteci meselesini ve Konya’daki Suriyelilerin yaşadıklarını konuştuk. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerektiğini belirten Koyuncu “Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz” diye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3> “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” kitabının yazarı, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koyuncu ile  genel hatlarıyla mülteci meselesini ve Konya’daki Suriyelilerin yaşadıklarını konuştuk. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerektiğini belirten Koyuncu “Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz” diye konuştu.</h3>
<p><span id="more-17224"></span></p>
<p><strong>Konya&#8217;daki Suriyeliler hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Konya’da şu an resmi rakamlara göre 90 bin Suriyeli yani geçici koruma ve 5 bin civarında sığınmacı ve mülteci var. Konya’daki Suriyelilerin önemli bir bölümü Halepli. Büyük bir bölümünün eğitim seviyesi oldukça düşük. Çoğu vasıfsız. Kısal alanlardan gelenler de hatırı sayılır seviyede. Dolayısıyla bir güvenlik sorunu teşkil etmeseler de kent hayatına ve kurallarına uyum sağlayamadıkları için yerel halk arasında huzursuzluğa sebep olabiliyorlar zaman zaman. 1950’lerin Türkiye’sinde kırdan metropole göçte yaşanan uyum sorunlarının benzerleri tekerrür ediyor diyebilirim. Bunun yanında özellikle kent merkezinde (Kültürpark-Zafer gibi) sıklıkla gördüğünüz dilenciler, çingeneler ve suça bulaşma potansiyeli olanlar var. Suriye’de de dilencilikle geçinen ya da suça bulaşmış olan bu kesimler ülkemizde de mevcut yaşam tarzını/mesleklerini sürdürüyor. Esasen toplam Suriyeli nüfus içinde oldukça küçük bir yekûn teşkil ediyorlar ancak kamusal alanda sürekli görünür oldukları için maalesef Suriyelilere yönelik dışlayıcı tavır ve tutumlar için temel dayanak noktasını oluşturuyorlar. Bu bakımdan özellikle dilenciler ve suça bulaşanlar konusunda yeterli önlem aldığımızı düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Konya halkının sığınmacılarla olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Konya özelinde yaptığınız saha çalışmalarını anlatır mısınız? </strong></p>
<p>Aslında Konya halkının Suriyelilere bakışı ve tepkileri de ülke genelinde dile getirilen hususlardan farklı değil. Ancak Konya’nın en büyük farkı olumsuz tepkilerin daha düşük seviyede oluşudur. Yani toplumsal kabul Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu da elbette Konya’nın muhafazakâr kimliği ile ilgili. Ben 2014’ten bugüne düzenli olarak konuyu çalışıyorum. Bu kapsamda Türkiye’de konuyla ilgili ilk kitap çalışması olan “Kentin Yeni Misafirleri Suriyeliler” isimli eseri yayınladım. Hem Suriyeliler, hem yerel halk hem de ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra sektör temsilcileri ile yaptığımız saha araştırmalarından yola çıkarak hazırladık bu eseri. Oldukça da ilgi gördü. 2015’te Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu ve Prof. Dr. Ertan Özensel hocalarım ile Kalkınma Bakanlığı bünyesinde Konya MÜSİAD adına Suriyelilerin ekonomik imkânlarının belirlenmesine yönelik bir proje yürüttük. Geçen yıl, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı  tarafından organize edilen Uluslararası Göç Zirvesi için Suriyeliler bağlamında göç ekonomisi üzerine bir çalışma hazırladım. Bu yıl, yüksek lisans öğrencilerimizle Suriyelilerin toplumsal uyumu ve vatandaşlık tartışmaları kapsamında geniş bir araştırma yaptık. Ayrıca İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin kentleşme ve göç başlıklı özel grubunda Nihal Aydın arkadaşımızla emek piyasasındaki Suriyeli çocuklar, Mihrullah Tevekkül arkadaşımızla da Suriyeli çocukların eğitimi üzerine ilgili bir araştırma gerçekleştirdik. Şimdi önümüzdeki yılın çalışmalarını planlıyoruz.</p>
<figure id="attachment_17228" aria-describedby="caption-attachment-17228" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17228" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615.jpg" alt="" width="354" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615.jpg 1065w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/kentin-yeni-misafirleri-suriyeliler-konulu-konferans5308ea46c9e1335968f4-e1501313309615-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 354px) 100vw, 354px" /><figcaption id="caption-attachment-17228" class="wp-caption-text">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu</figcaption></figure>
<p><strong>Türkiyeli vatandaşların Suriyelilere karşı en ufak bir suç halinde ayaklandığını ve bir kişinin suçunu tüm sığınmacılara yükleyerek büyük linç vakalarının yaşandığını görüyoruz farklı şehirlerde. Bu olaylar hem Türk ve hem Suriyeli bir arada yaşayan insanlar için uzun vadede nasıl bir duruma evrilir ? </strong></p>
<p>2014’te kitabımda da yazmıştım ve şimdi de aynı iddiamı koruyorum. Terörden ve Alevi-Sünni çatışmasından bir sonuç çıkaramayanların mevcut konjonktürde ilk gündeme alacakları husus iki halkın çatıştırılmasına dönük yeni bir fay hattı inşa etmek olacaktır. Nitekim son dönemde karşılaşılan olaylar bunun çok uzak bir ihtimal olmadığını da göstermektedir. Bu sebeple, ülkemizde Suriyelilere yönelik toplumsal kabulün artırılması son derece elzemdir.</p>
<p><strong>Sakarya&#8217;da yaşanan Suriyeli Emani Arrahman ve iki çocuğunun katledilmesi çok acı bir olaydı ve sosyal medyada da büyük gündem oldu. Bu acı olayı Türkiye ve Suriyeliler açısından nasıl değerlendirmeli? </strong></p>
<p>Biraz önce de ifade ettiğim gibi insan varsa esfel-i safilinde bulunur. Bu olay gerçekten sözün bittiği yer. Ancak, nasıl ki bazı kendini bilmez Suriyeliler yüzünden bütün Suriyelileri suçlamak bir yanlışsa aynı şekilde “içimizdeki birtakım beyinsizlerin işledikleri suçlar”dan Türk halkını sorumlu tutmak da yanlış olur. Bununla birlikte medyanın bu konudaki rolünü de mutlaka tartışmak lazım. Özellikle sosyal medya da Suriyelileri aşağılayan, değersizleştiren hatta yok sayan paylaşımlar, bu ve benzeri vahşet içeren olaylar için tetikte bekleyen canilere de bir meşruiyet zemini oluşturuyor. Esasen ülkede işlenen suçun gerektirdiği ceza verilmediği müddetçe benzeri olaylarla karşılaşmamız mukadderdir.</p>
<p><strong>Suriyeli sığınmacılarla Türkiye halkının birlikte yaşaması ve halkların birbirine adaptasyonu için bir toplum bilimci olarak sizce nasıl bir yol/yöntem izlenmesi gerekir? Konya özelinde bu konuda izlenen bir çalışma ya da proje var mıdır?</strong></p>
<p><strong> </strong>İlk olarak kendi medeniyet müktesebatımızı yeniden hatırlamalıyız. Başta &#8216;ensar&#8217;, &#8216;muhacir&#8217; kardeşliği olmak üzere mevcut toplumsal gerçekliği batının değil kendi kavram setlerimiz ile tanımlamalıyız. Anlam haritalarımızı ve toplumsal pratiği bu kavram setlerinin içerdiği ve bağlantılı olduğu tüm değer ve kodlarla yeniden inşa etmeliyiz. Elbette bu bir zihniyet dönüşümüne işaret etmesi bakımından uzun soluklu bir çabadır. Hâlihazırda ise nüfus, istihdam, barınma, eğitim, sağlık, çevre, hukuk gibi tüm alanlarda yeni göç politikaları üretmeliyiz. Bunun için öncelikli olarak Suriyelilerin hukuki statüsüne ilişkin düzenlemeler yapmalıyız. Çünkü geçici koruma statüsü başta aidiyet ve istihdam olmak üzere hiçbir alanda sürdürülebilir değildir.</p>
<p>Suriyelilere yönelik olumsuz kanaatlerin, peşin hüküm ve güvensizliğin oluşmasına sebep olan dilenciler için denetimleri sıklaştırılmalı, suça bulaşanlar için yaptırımları ağırlaştırılmalı. Ek olarak başta suç oranları ve Suriyelilere sağlanan kamu yardımları olmak üzere sağlanan imkânlar, sunulan hizmetler ve bu hizmetler için ayrılan bütçeleri gerekçeleri ile düzenli olarak yerel halkla paylaşılması son derece elzem. Dahası Suriyelilerin bir külfet oldukları yönündeki iddialara rakamlar ve verilerle cevap verilmeli, ülke ekonomisine sağladıkları katkı mutlaka vurgulanmalı.</p>
<h4>“Hâlihazırda ise nüfus, istihdam, barınma, eğitim, sağlık, çevre, hukuk gibi tüm alanlarda yeni göç politikaları üretmeliyiz. Bunun için öncelikli olarak Suriyelilerin hukuki statüsüne ilişkin düzenlemeler yapmalıyız. Çünkü geçici koruma statüsü başta aidiyet ve istihdam olmak üzere hiçbir alanda sürdürülebilir değildir”</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-17225 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n.jpg" alt="" width="412" height="412" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n.jpg 480w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-180x180.jpg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-300x300.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/10727796_761726433862433_386636332_n-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 412px) 100vw, 412px" />Gerek resmi kurumlarımız gerekse STK’larımızın kurumsal kapasitesini artırmalıyız. Meseleyi “göç yolda düzülür” anlayışının ötesine taşımalıyız. Örneğin yerelde muhacirlere yönelik faaliyet gösteren STK’lar vizyon ve misyonlarından hareketle faaliyet alanlarına göre tasnif edilip, sığınmacılar ihtiyaçlarına göre bu STK’lara yönlendirilebilir. Tabii, bu süreçte özellikle sığınmacılar tarafından kurulan STK’lar mutlaka sürece dâhil edilmeli.</p>
<p>Mevcut yerel yönetim mevzuatı sürdürülebilir hale getirilmeli. Politikalar belirlenirken yerel aktörlerin karar alma sürecine katılımı sağlanmalı. Bu kapsamda yerel yönetimler bünyesinde bağımsız bir birim ihdas edilmesi de oldukça önemli. Yerel aktörlerin artık sosyal yardımlardan ziyade sosyal içerme ve sosyal hizmeti önceleyen politikalara yoğunlaşması gerekir. Nitekim ayni ve nakdi yardımla uyum sağlanamaz, sadece sorun üretirsiniz. Ayrıca nitelikli ve sermaye sahibi Suriyeli yatırımcılar için bürokratik ve hukuki işlemler konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Benzer şekilde iki ülke iş adamları arasında iş birliği ve ortaklıklar kurma konusunda da gerekli mekanizmalar oluşturamadık hâlâ. Yerel halk ile Suriyelilerin daha aktif biçimde kaynaşmaları ve Ensar Muhacir kardeşliğinin yeniden tesisi adına Kardeş Aile ve Kardeş Öğrenci projeleri yapabiliriz. Bunun için çok sayıda gönüllü aile bulmak mümkün.</p>
<p>Ayrıca kampların hem toplumsal uyum ve kabul hem aidiyet hem de burada kalan Suriyelilere onurlu bir yaşam sunulması bakımından kademeli olarak boşaltılması ve buradaki insanların mesleklerine göre istihdamının sağlanması gerekir. Bakın bugüne kadar kamplar için BM standartlarında 12 milyar dolar para harcandı. Bu durum sığınmacıların külfet olduğu iddiasına da veri teşkil etti. Bu eleştiriler yersiz de değil. Bu noktada kamplardaki sığınmacıların kendi ayakları üzerinde durmasına imkân tanıyacak bir çözüm bulunması elzemdir. Kamplarda kalan sığınmacıların büyük bir bölümünün vasıfsız olduğu, kırsal alanlardan geldiği, tarım ve hayvancılık ile meşgul olduğu biliniyor. Bu kesimler belli bir etnik ya da mezhebi kümelenmeye izin verilmeden İç Anadolu da özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu da hazineye ait ve atıl durumda olan arazilere yerleştirilebilir. Bu araziler sığınmacılara kiralanır, ilk etapta bazı destekler de verilir. Böylece kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlayabilecekleri onurlu bir yaşama kavuşurlar. Bu yolla, hem Suriyelileri tüketen değil üreten bireyler haline getirirsiniz hem terör sorununun çözümüne katkı sağlarsınız hem de atıl haldeki mevcut toprakların ve meraların değerlendirilmesi için önemli bir adım atmış olursunuz.</p>
<p>Son olarak, genelde medya özelde ise sosyal medya üzerinden tesis edilmeye çalışılan ve iki halkı çatıştırmaya yönelik çabalara karşı önlem alınmalı. Bu risk sadece Türk vatandaşları için geçerli değil. Suriyelilerde kendi aralarında sosyal medyayı etkin kullanıyor. Kimi zaman gruba ekli 10 binleri bulan sosyal medya grupları ile karşılaşıyoruz. Yani bugün Türk vatandaşları üzerinden gerçekleştirilen provokasyonlara yarın Suriyeliler üzerinden misilleme yapmak isteyenler mutlaka çıkacaktır. Bu konu en temel kırılma noktalarından biridir. Bu sebeple üzerinde hassasiyetle durulması gerekir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/29/doc-dr-ahmet-koyuncu-ayni-ve-nakdi-yardimla-uyum-saglanamaz/">Doç. Dr. Ahmet Koyuncu: Ayni ve Nakdi Yardımla Uyum Sağlanamaz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
