<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sürdürülebilir kalkınma hedefleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Jun 2021 08:42:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sürdürülebilir kalkınma hedefleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Sağlıklı Araziler İçin Restorasyon Çalışmaları Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/saglikli-araziler-icin-restorasyon-calismalari-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2021 08:42:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından her sene 17 Haziran’da kutlanan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde bu yıl tahrip olmuş arazileri eski sağlığına kavuşturacak restorasyon çalışmalarına odaklanılıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/saglikli-araziler-icin-restorasyon-calismalari-sart/">&#8220;Sağlıklı Araziler İçin Restorasyon Çalışmaları Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü&#8217;nde, arazi restorasyon çalışmalarının, sadece çölleşme ile mücadele açısından değil, insanlığın maruz kaldığı en büyük sorunlar olan iklim değişikliğinin azaltılması ve biyolojik çeşitlilik kaybının önlenmesi açısından önemi vurgulanıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61837 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/deniz-atac-640x426.jpg" alt="deniz ataç" width="364" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/deniz-atac-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/deniz-atac.jpg 700w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" />TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bozulan ekosistemleri sağlığına kavuşturmanın çocuklara ve gelecek kuşaklara borcumuz olduğunu belirtiyor ve bu durumu düzeltmek için herkese büyük sorumluluklar düştüğüne dikkat çekiyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler, bu yıl Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde bozulmuş arazileri restore etmenin, gıda güvenliğinin artmasına, biyololojik çeşitliliğin korunmasına, iklim değişikliğinin etkilerinin azalmasına katkı sağlayacağını vurguluyor. Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, restorasyon çalışmaları olmaksızın 2030 yılı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılamayacağını ve insanlığın daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade ediyor.</p>
<p>Çölleşme tehdidi ve yol açacağı sorunlara da değinilen bu önemli günde Deniz Ataç, çölleşmenin iklim değişikliği, erozyon, toprak bozulumu, biyolojik çeşitlilik kaybı ve tarım arazilerinin tahribatı gibi birçok konu ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Ataç; “Çölleşme, bugün dünya nüfusunun üçte birinin yaşadığı, dünya karasal alanının %42’sini, tarım alanlarının %44’ünü ve dünya hayvancılık stoğunun %50’sini barındıran kurak bölgelerde, arazi tahribatı anlamına geliyor.&#8221; diyor.</p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin kaybına yol açan arazi tahribatının, aynı şekilde iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi birçok büyük sorunun da en önemli nedenlerinden biri olduğuna değinen Ataç, &#8220;Dünyada her 1 dakikada 3.5 futbol sahası orman yok ediliyor, her yıl 12 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor. Aynı şekilde tarım arazilerinin %23’ü ise verimliliğini kaybetmiş durumdadır. Bugünkü üretim ve tüketim anlayışıyla 2030 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak mümkün görünmüyor. Bugün insanların tüketimini karşılamak için 1.6 büyüklüğünde bir dünyanın gerekmesi bunun en açık örneğidir. Yaşanan arazi tahribatı, deniz ve kara ekosistemleri dahil tüm ekosistemleri etkiliyor. Dünyamız küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, gezegendeki azot ve fosfor döngüsünde sürdürülebilirlik eşiklerini çoktan geçmiş durumdadır. Gelecekte kuraklık, su sıkıntısı ve gıda krizi ile yüz yüze kalmamak için bugün vakit kaybetmeden arazi tahribatının önlenmesi ve ekosistem restorasyonu çalışmalarının başlatılmasının büyük önemi bulunuyor” dedi.</p>
<h5><strong>Türkiye’de 3.5 Milyon Hektar Tarım Toprağı Yok Oldu</strong></h5>
<p>Türkiye’nin  yaklaşık %80’inin orta ve yüksek derecede çölleşme riski taşıdığını söyleyen Ataç; “Ülkemizde kentleşme, alt yapı yatırımları vb. nedenlerle 3.5 milyon hektar tarım toprağı yok olmuş durumda. Kalan tarım topraklarının %39’u ve mera alanlarının %54’ü ise erozyon tehlikesi altında. Ne yazık ki yasalarımızda, doğanın sağladığı ekosistem kayıpları dikkate alınmadan, tek yanlı verilen kamu yararı kararlarıyla, tarım topraklarının, ormanların ve meraların çeşitli amaçlar için tahsisine olanak sağlanıyor. Arazi tahribatının yasalarda karşılığının olmadığı gibi, tam tersine arazi bozulumunu kolaylaştıran düzenlemeler mevcut” diyerek acil olarak arazi tahribatını engellemek için yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Toprağa olan borcumuzu ödemek için her bir bireye, özel sektöre, kamuya ve STK’lara büyük sorumluluklar düştüğünü de ifade eden Deniz Ataç, restorasyon çalışmalarında harcanacak her bir yatırımın 30 kat getirisi olacağını söylerken, bozulan ekosistemleri sağlığına kavuşturmanın çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını korumak olduğunun da altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/15/saglikli-araziler-icin-restorasyon-calismalari-sart/">&#8220;Sağlıklı Araziler İçin Restorasyon Çalışmaları Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Global Goals Jam Istanbul 2020 İçin Başvurular Başladı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/global-goals-jam-istanbul-2020-icin-basvurular-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 11:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ATÖLYE]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Atölye]]></category>
		<category><![CDATA[Global Goals Jam]]></category>
		<category><![CDATA[İMECE]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57655</guid>

					<description><![CDATA[<p>ATÖLYE ,18-20 Eylül tarihlerinde uluslararası Global Goals Jam'in İstanbul ayağını düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/global-goals-jam-istanbul-2020-icin-basvurular-basladi/">Global Goals Jam Istanbul 2020 İçin Başvurular Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 18 – 20 Eylül 2020 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleşecek etkinlikte katılımcılar tasarımı bir problem çözme metodu olarak kullanarak belirlenen 3 mesele etrafında Birleşmiş Milletler’in <a href="http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/sustainable-development-goals.html">Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri</a>’ne yönelik çözümler geliştirecek.</p>
<p>ATÖLYE ve imece iş birliğiyle düzenlenen Global Goals Jam Istanbul’un 2020 edisyonu dünyanın farklı yerlerinden 30’dan fazla şehir ile eş zamanlı olarak üç gün boyunca üç meseleye odaklanacak.</p>
<p>2016 yılından beri tüm dünyada eş zamanlı gerçekleşen <a href="https://globalgoalsjam.org/">Global Goals Jam</a>, tasarımcı ve üreticileri bir araya getiriyor.</p>
<p>Etkinliğe katılmak için başvurular 11 Eylül&#8217;e kadar yapılabilecek.</p>
<p>Detaylar ve kayıt için<a href="https://atolye.io/tr/etkinlik/global-goals-jam-2020/"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/03/global-goals-jam-istanbul-2020-icin-basvurular-basladi/">Global Goals Jam Istanbul 2020 İçin Başvurular Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Onuruna Yaraşır Bir Dünya İçin: Yeni Yaşam Derneği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/11/insan-onuruna-yarasir-bir-dunya-icin-yeni-yasam-dernegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Oct 2019 07:13:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Yaşta Evlilikler ve Toplumsal Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kız Çocukları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Toplum Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Tunç]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kısa süre önce kurulmasına rağmen “Ekonomi ve Toplum Akademisi” ile “Çocuk Yaşta Evliliklerle Mücadele Ağı-Platformu” gibi mecralarda çalışmalar yapan Yeni Yaşam Derneği yönetim kurulu üyeleri, BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda yerelde faaliyet göstermek istediklerini belirtiyorlar. Derneğin kuruluş hikayesini, faaliyetlerini, işbirliklerini ve gelecek planlarını Ramazan Tunç ve Melek Ayhan ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/11/insan-onuruna-yarasir-bir-dunya-icin-yeni-yasam-dernegi/">İnsan Onuruna Yaraşır Bir Dünya İçin:&lt;br&gt; Yeni Yaşam Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Derneği kuruluş motivasyonunu öğrenebilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomi, Toplum ve Yeni Yaşam Derneği 2018 yılında kurulan kar amacı gütmeyen bağımsız bir oluşum. Dernek çok zorlu bir süreç olan ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun baskı hissettiği, 2016 darbesi sonrasında birçok sivil toplum kuruluşunun kapısına kilit vurulduğu bir süreçte kuruldu. Derneğimizin kısa adı “Yeni Yaşam Derneği”. Derneğimizin temel vizyonu insanların onurlu bir yaşama sahip olmasını sağlamak&#8230; Ayrımcılık, yoksulluk başta olmak üzere mağdur olmuş hayatlara dokunup, pozitif yönde değişim sağlamayı hedefliyoruz. Çok geniş bir yelpazede çalışma yürütmekle beraber, temel motivasyonumuz BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda yerelde faaliyet göstermek. </span></p>
<p><b>Neler yapıyorsunuz, çalışmalarınızdan, yapmak istediklerinizden bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut durumda kapasite geliştirme üzerine çok yoğun çalışmalar yürütmekteyiz. Kuruluşumuzdan bu yana hem üyelik yapımızı geliştiriyoruz hem de üyelerimizle düzenli toplantılar yaparak ortak bir dil etrafında çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. STGM ve Sivil Düşün başta olmak üzere sivil alanda, üçüncü sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla network oluşturup ortak çalışmalara katılmaktayız. Sivil Düşün desteğiyle 5 yıllık stratejik planımızı oluşturduk. İlk 5 yıllık süreçte dernek olarak neler yapabileceğimiz konusunda bir yol haritamız ortaya çıktı. Bunların dışında dernek üyelerimizden oluşan 8 çalışma grubu oluşturduk. 8 halka olarak tanımladığımız bu alanda araştırmalarımız devam ediyor. Ekonomi ve Finans, Ekolojik ve Yenilikçi Tarım, Toplumsal Cinsiyet &amp; Kadın Özgürlüğü, Dil, Kültür, Tarih ve Sanat, Toplum Sağlığı, Toplumsal Hukuk, Teknoloji ve Yapay Zekâ, Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği gibi alanlarda çalışma gruplarımız düzenli araştırmalar yürütmekte ve bu çerçevede üzerinde çalıştığımız projeler var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Kız Çocukları Günü etkinlikleri kapsamında 12 Ekim 2019 tarihinde bir panel planlamamız var. Bu panelde “Çocuk Yaşta Evlilikler ve Toplumsal Etkileri” üzerinden uzmanlar düzeyinde bir farkındalık yaratma çalışmamız olacak. Çocuk yaşta vvliliklerle mücadeleye ilişkin bir hareket başlatmak istiyoruz. Dünyada her yıl 12 milyon kız çocuk yaşta evlendiriliyor ve bu özellikle kız çocuklarının başta eğitim ve sağlık hizmetleri olmak üzere birçok hizmete erişimini zorlaştırmakla beraber hayat koşulları ile standartlarını olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki çocuk yaşta evlilikler aynı zamanda yoksulluk kısır döngüsünün önemli bir etkeni. </span><span style="font-weight: 400;">Bu panelle birlikte yakın zamanda “Ekonomi ve Toplum Akademisi” bünyesinde eğitimlere de başlayacağız. Yoksulluk ve dezavantajlılıkla mücadele önemli eğitim alanlarımızdan olacak. </span></p>
<p><b>Dernekte toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetiyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernekte kadın erkek eşitliği yok. Dernek tüzüğümüzde kadın sayısı erkek sayısından sürekli fazla olacak şekilde düzenleme yaptık. Özellikle üyeliklerde ve gönüllü çalışmalarında bu dengenin korunması ve kadınlar lehine geliştirilmesi için prensip ilke kararı ile birlikte dernek tüzüğümüzde garanti altına aldık. Örneğin 7 kişilik yönetim kurulumuzun 4&#8217;ü kadın üyelerden oluşuyor. Dernek olarak bunu bir erdem veya önemli bir adım olmaktan ziyade olması gereken bir durum olarak görüyoruz. Yaşamın tüm alanlarında kadın öncülüğünün, kadın liderliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların olması gerektiğine inanıyoruz ve pratiğimizle ortaya koymak istiyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın özgürlüğü konusunda çalışmalar, tartışmalar yürüten çok iyi bir ekibimiz var. Bununla ilgili tüm üyelerimize yeri geldiğinde eğitimler organize ediyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin gündemleştirilmesi için de merkezi Diyarbakır’da olan Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (Dakah-Der) ile düzenli bilgi alışverişi yapıp ortak çalışmalar yürütüyoruz. </span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Nasıl ayakta kalıyorsunuz, sürdürülebilirliği nasıl sağlıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek üyelerimizin katkıları ile yol alıyoruz. Bunun dışında temel finansman stratejimiz kaynaklara erişim için projeler üretmek. Bir yandan projelerle sorun çözümüne katkıda bulunurken bir yandan da finansman kapasitemizi geliştirmeye çalışıyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda STK çalışmalarına herkes çok temkinli yaklaşıyor. Kamu ve özel sektörün çözme kapasitesini geliştiremediği alanlarda faaliyet gösteren kuruluşların yoğunlaştığı yerdir sivil toplum alanı. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alanda geçmişte oluşturulan kötü pratikler sivil toplumu, dernekleri neredeyse bir öcü haline getirmiş. Derneğin kuruluş ilke ve amaçlarından bahsettiğimizde çok heyecanlanan ancak sonrasında pratikte adım atmaktan çekinen çok insanla karşılaşıyoruz. Bu durum ister istemez hem finansmana erişimi zorlaştırıyor hem de katılımcılığı güçleştiriyor. Böyle bir ortamda ayakta durmak ve çalışma yürütmek başlı başına kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Ancak biz dernek üye profili olarak çok tecrübeli arkadaşlarımızla çalıştığımız için her zorlukta bir çıkış formülü bulabilecek kapasiteyi oluşturuyoruz.  </span></p>
<p><b>Sivil toplum kapsamında değerlendirdiğinizde derneğinizin ne gibi ihtiyaçları var? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz yeni kurulan bir dernek olması nedeniyle henüz çalışmalar körpecik aşamada. Yavaş yavaş kapasitemizi geliştiriyoruz. Dernek çalışma alanlarında uluslararası finansman, sosyal etki finansmanı, sosyal yatırımlar gibi alanlarda uluslararası tecrübesi olan ve bu konuda bize network geliştirmemize destek olacak kişilerin desteğine ihtiyacımız var. Diyarbakır gibi çok renkli, çok dilli, çok kültürlü bir ilde faaliyet göstermek başlı başına zorluklarla karşılaşmamıza neden oluyor. Bu durum finansmana erişim konusunda bizi zorluyor. Örneğin çok başarılı proje fikirleri olmasına rağmen bölgenin çatışmalı süreçlerinden kaynaklı temkinli yaklaşan kurumlar olabiliyor. Sivil Toplum alanı başlı başına piyasanın ve devletin yetişemediği alanlarda müdahil olma cesareti gösterebilmektir. Kimsenin konuşamadığı sorunları gündemleştirebilmektir. Bizim çalışmalarımıza bu cesaretle yaklaşacak donörlere ihtiyacımız var. </span></p>
<p><b>Çalışmalarınızla ilgili sizi mutlu, motive eden, anlatmak istediğiniz özel bir hikaye var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok kısıtlı imkânlarla derneğin kuruluş sürecini gerçekleştirdik. İlk toplantılarımızı 3 kişi ile yapabildik. Birbirini tanımayan iki kadın arkadaşımızın hemen hemen aynı fikirleri dile getirmesi ve insanlarımızın yaşadığı sorunlarını çözmede katkı sunmak, bu insanların yeni bir yaşama sahip olmasına katkıda bulunmak için attığı ilk adımlar derneğin isminin “Yeni Yaşam” olmasını sağladı. İlk toplantımızı yoğurtçu dükkanında yaptık. Adresimiz burası olsun dedik ve orada başladık faaliyetlerimize. Yoğurtçu dükkânında toplumsal sorunları çözmek için derin tartışmalarla başlattığımız dernekleşme ve sivil toplum aktivitelerimize şimdi “Ekonomi ve Toplum Akademisi” ile “Çocuk Yaşta Evliliklerle Mücadele Ağı-Platformu” gibi çalışmalara başlama arasında geçen süre 1,5 yıl oldu. </span></p>
<p><b>Diyarbakır’da sivil toplumun en büyük sorunu nelerdir, önünüze nasıl engeller çıkıyor ve bu engelleri nasıl aşıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece Diyarbakır’da değil ülkemizin birçok yerinde en büyük sorun sivil toplumun kısıtlı imkânlarla faaliyet göstermesi. Özellikle bağımsız karar alma ile finansman kaynağı yaratma arasına sıkışan STK’lar nitelikli bir performans ortaya koymakta güçlük çekebiliyor. Diyarbakır’da geçmişte çok iyi STK faaliyetleri olmasına rağmen son yıllarda bu alan çok cılız kaldı. Çatışma ve savaş ortamının getirdiği gerginlik, tedirginlik ve belirsizlik sivil toplumun gelişmesi üzerinde olumsuz baskı oluşturuyor.</span></p>
<p><b>Gelecek planlarınız neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek olarak 5 yıllık stratejik planımızı oluşturduk. 2019-2024 stratejik planımızda strateji ve hedeflerimizi belirledik. “İnsan onuruna yaraşır yeni bir yaşamı inşa eden uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olmak” vizyonuna erişmeye yönelik attığımız ilk adımların birçok alanda devamını getirmek istiyoruz.</span></p>
<p><b>Aktivistlere buradan ne söylemek isterseniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum faaliyetleri riskli faaliyetler değil. Adı üzerinde sivil toplum adına çalışmalar yürütmektir. İyi dernek kötü dernek ayrımından ziyade ortaya koyulan çalışmaların içeriği, niteliği, toplumun sorunlarını çözme yaklaşımı önemlidir. Aktivistler ve aktivist adayları sivil toplumun sesini duyurabilmek için daha fazla cesaretler ve daha az ön yargıyla sivil toplum faaliyetlerine katılım sağlamalıdır. Bunu başarabilen toplumlarda sivil toplum artık yapay zeka, endüstri 4.0 sürecinde kendini 5.0 olarak tanımlayabilmektedir. Bu da sorunların çözümüne daha fazla yurttaş katılımı demek. Daha fazla yenilikçi ve duyarlı sorun çözme yaklaşımı demektir. Bu da ancak yenilikçi, dinamik, nitelikli bir aktivizmle mümkün olabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/11/insan-onuruna-yarasir-bir-dunya-icin-yeni-yasam-dernegi/">İnsan Onuruna Yaraşır Bir Dünya İçin:&lt;br&gt; Yeni Yaşam Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Örgütleri&#8217;nden 11. Kalkınma Planı&#8217;na &#8216;Toplumsal Cinsiyet&#8217; Tepkisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kadin-orgutlerinden-11-kalkinma-planina-toplumsal-cinsiyet-tepkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2019 09:33:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Gülbahar]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Düzey Politik Forum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın örgütleri 11. Kalkınma Planı'ndan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının ve kapsamının çıkartılmasına tepkili...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kadin-orgutlerinden-11-kalkinma-planina-toplumsal-cinsiyet-tepkisi/">Kadın Örgütleri&#8217;nden 11. Kalkınma Planı&#8217;na &#8216;Toplumsal Cinsiyet&#8217; Tepkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin (SKH) gözden geçirildiği Yüksek Düzey Politik Forum 09-18 Temmuz tarihleri arasında Birleşmiş Milletler’in New York’taki genel merkezinde gerçekleşti. Türkiye’nin forum kapsamında ikinci gönüllü ülke raporunu Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal sundu. Ağbal, sunumunda toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna yer vermedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sunumun ardından söz alan sivil toplum temsilcileri, Türkiye’de kadınların yasal hakları ile gündelik hayatta bu hakların kullanımı arasındaki uçuruma dikkat çekti. Toplumsal cinsiyet eşitliğine muhalefet eden grupların saldırıları ve siyasi irade eksikliğinin kadınların ve kız çocuklarının haklarına ulaşmalarını gitgide engellediği vurgulayan sivil toplum temsilcileri, </span><span style="font-weight: 400;">TBMM’ye sunulan 11’nci Kalkınma Planından, daha önceki planlarda yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı ve kapsamının çıkarılmasına işaret ederek bu yaklaşımla 2030 yılına kadar SKH’ye ulaşmanın mümkün olmayacağını belirttiler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin forumda sunduğu raporu sivil toplum kuruluşlarına geç açıklamasında dolayı </span><span style="font-weight: 400;">Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kadın Koalisyonu &#8211; Uluslararası Çalışma Grubu, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, EŞİTİZ &#8211; Eşitlik İzleme Kadın Grubu, YERELİZ &#8211; Yerel İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği Türkiye 2. Ulusal Gözden Geçirme Sivil Toplum </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/kadin-orgutleri-turkiye-2-ulusal-gozden-gecirme-sivil-toplum-alternatif-raporu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Alternatif Raporunu</span></a><span style="font-weight: 400;"> mevcut uygulamaları ve somut koşulları göz önünde bulundurarak yayınladı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl hazırladığı Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nde </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin 2018 yılı itibariyle 149 ülke arasında 130’ncu sırada yer almasının anımsatıldığı alternatif raporda, Türkiye’de SKH konusundaki duraksamanın toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da sürdüğü dile getirildi. Kadınların boşanma sonrasında aldıkları yoksulluk nafakası, kadınları kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanun, İstanbul Sözleşmesi ve kadınların cinsellik ve doğurganlık sağlığına dair haklarına yönelik belirli kesimlerden saldırıların devam ettiği ifade edilen raporda, devletin yıllardır kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda çalışan bağımsız kadın örgütleri yerine aileyi temel alan ve dini referanslarla hak meselesine yaklaşan oluşumları dikkate almasının kaygı verici olduğu belirtildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de toplumsal cinsiyet temelli kadına yönelik şiddet sonrası hizmetlerin sınırlı olduğunun aktarıldığı raporda, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin (ŞÖNİM) yetersiz olduğu ifade edildi. Rapor, SKH maddelerinde yer alan cinsel şiddet dahil, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortadan kaldırmanın en önemli yollarından biri olan kapsamlı cinsellik eğitimlerinin müfredatta yer almadığını da kaydetti.</span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-40974 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/yesim_erkan.jpg" alt="" width="273" height="215" />“Kadın Örgütleriyle Diyalog Oldukça Zayıf”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporu hazırlayanlar arasında yer alan Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Savunuculuk Koordinatörü Yeşim Erkan, genel olarak toplumsal cinsiyet kavramının içeriğinin hedefte olduğunu belirtiyor.  11. Kalkınma Planı&#8217;ndan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının ve kapsamının çıkartılmasının SKH ile bağdaşmadığını dile getiren Erkan, “Yasalarımızı kadınları belli oranda korusa da yasaların uygulanması konusunda sıkıntılar var. Olumsuz yönde değiştirme için atılan adımları görüyoruz” diyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kadın örgütleriyle diyaloğun oldukça zayıf olduğunu aktaran Erkan, “Sahadan kadınların ne tür zorluklarla karşılaştığını biz biliyoruz Maalesef kanallar kapalı olduğu için görüşlerimiz aktaramıyoruz” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EŞİTİZ &#8211; Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nda Av. Hülya Gülbahar, kadınların kazanılmış haklarına yönelik sistematik bir saldırı olduğunu belirtiyor. “Kadınları şiddete karşı yalnız bırakırlarsa ellerindeki her şeyi alabileceklerini düşünüyorlar” diyen Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair yasanın kadınların sahip olduğu tüm haklarını koruyan bir kalkan olduğunu ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-40973 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/hulya_gulbahar-640x427.jpeg" alt="" width="474" height="316" />Kadın haklarına yönelik saldırının iki başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Gülbahar, şöyle devam ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Medeni Kanunda nafaka hakkını gasp ederek, Türk Ceza Kanununda çocuklarla cinsel ilişki yaşı düşürerek kadınların kazanılmış haklarını yok etme amaçlanıyor.”</span></p>
<p><b>Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) Nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">25 Eylül 2015’te kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) 2030 yılına kadar erişilmesi amaçlanan 17 hedeften oluşmakta. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Birleşmiş Milletler üye devletleri bu hedeflere yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde ulaşma için çalışma taahhüdünde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SKH yoksulluğun azaltılmasından, sağlığa erişime, toplumsal cinsiyet eşitliğinden iklim değişikliğine ve tüm eşitsizliklerin giderilmesine kadar geniş kapsamlı bir eylem çağrısıdır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kadin-orgutlerinden-11-kalkinma-planina-toplumsal-cinsiyet-tepkisi/">Kadın Örgütleri&#8217;nden 11. Kalkınma Planı&#8217;na &#8216;Toplumsal Cinsiyet&#8217; Tepkisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Accelerate2030 programı başvuruları başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/accelerate2030-programi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Feb 2019 09:07:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Efes]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik programı]]></category>
		<category><![CDATA[Impact Hub Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üresel Accelerate2030]]></category>
		<category><![CDATA[üresel Accelerate2030 Girişimcilik Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadolu Efes, Impact Hub Istanbul ve UNDP Türkiye iş birliğinde gerçekleşen, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne katkıda bulunan girişimlere uluslararası seviyede ölçeklenme konusunda destek veren  küresel Accelerate2030 Girişimcilik Programına başvurular başladı!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/accelerate2030-programi-basvurulari-basladi/">Accelerate2030 programı başvuruları başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Efes, Impact Hub Istanbul ve UNDP Türkiye iş birliğinde gerçekleşen küresel Accelerate2030 Girişimcilik Programın başvuruları başladı!</p>
<p>Accelerate2030 Programı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri&#8217;ne katkıda bulunan girişimlere uluslararası seviyede ölçeklenme konusunda destek veriyor.</p>
<div><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><b>Accelerate 2030, en yenilikçi ve gerçekleştirilebilir çözümler tespit ediliyor</b><br />
</span></div>
<div>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Accelerate2030, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne katkıda bulunan girişimlerin ihtiyaçlarını karşılayıp onların büyümesini destekleme misyonuyla çalışmalarını yürüten küresel ve çok paydaşlı bir program. 2016’dan bu yana Afrika, Asya, Latin Amerika ve Türkiye dahil 15&#8217;in üzerinde ülkeye ulaşan program, bu yıl 20’den fazla ülkede gerçekleştirilecek. Program kapsamında en yenilikçi ve gerçekleştirilebilir çözümler tespit ediliyor ve onlara 6 aylık yoğun bir hazırlık programına erişim olanağı sunuluyor. Program, uzman eğitimleri, klinikler, stratejik eşleştirme ve koçluk desteklerine erişimi içeren özel hazırlık programından oluşuyor. Accelerate2030 Türkiye Programı kapsamında Türkiye’de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne en çok katkı sağlayan 3 girişim seçilecek. Seçilen girişimler Türkiye’de 6 aylık destek programına dahil olmanın yanı sıra global programa başvurma hakkını da elde edecekler.</span></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Detaylı bilgi ve başvuru için <a href="http://turkey.accelerate2030.net/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://turkey.accelerate2030.net/&amp;source=gmail&amp;ust=1549408229852000&amp;usg=AFQjCNFNPt99iZD0uKavt25GrUycAkHhlA">Accelerate2030 Türkiye</a> sayfasını ziyaret edin!</span></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><b>Son başvuru: 3 Mart 2019</b><br />
</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34896" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/2030cover-1-640x245.jpg" alt="" width="640" height="245" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/2030cover-1-640x245.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/2030cover-1-1024x391.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/2030cover-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&#8212;&#8212;</span><b></b></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><a id="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-js_cp" class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-profileLink" href="https://www.facebook.com/AnadoluEfesTR/?__tn__=K-R&amp;eid=ARCaPkRxrE8pvSK7JL6SCH1m2Ow7gqUy8QoxrO0zPm9V6Y77xdoti-8fMXjGewIQzGgRgT-zL3FIu47M&amp;fref=mentions&amp;__xts__%5B0%5D=68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.facebook.com/AnadoluEfesTR/?__tn__%3DK-R%26eid%3DARCaPkRxrE8pvSK7JL6SCH1m2Ow7gqUy8QoxrO0zPm9V6Y77xdoti-8fMXjGewIQzGgRgT-zL3FIu47M%26fref%3Dmentions%26__xts__%255B0%255D%3D68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk&amp;source=gmail&amp;ust=1549408229852000&amp;usg=AFQjCNFMMY9K3i3Ss_RgxsNXzHud45EHPQ">Anadolu Efes Kurumsal</a>, <a class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-profileLink" href="https://www.facebook.com/impacthubistanbul/?__tn__=K-R&amp;eid=ARB16ZfSwuydU-zNEWoAxfDGmcNLjNEGzTe7fX6Fc5L0JQYNqAHT-WsOfDBZCwxW-d-iVPLI-ddi3pbi&amp;fref=mentions&amp;__xts__%5B0%5D=68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.facebook.com/impacthubistanbul/?__tn__%3DK-R%26eid%3DARB16ZfSwuydU-zNEWoAxfDGmcNLjNEGzTe7fX6Fc5L0JQYNqAHT-WsOfDBZCwxW-d-iVPLI-ddi3pbi%26fref%3Dmentions%26__xts__%255B0%255D%3D68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk&amp;source=gmail&amp;ust=1549408229852000&amp;usg=AFQjCNEKLrtc2fWyxMpvpRePuRBlmlemeQ">Impact Hub Istanbul</a> ve <a class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-profileLink" href="https://www.facebook.com/undpturkiye/?__tn__=K-R&amp;eid=ARBroOFuArU_xkgsjuOnoFj5n5gN5nqfZlP6P785wOauxTP31fMizQn1EolxwBNq5jnflLwgHOHJ8bk5&amp;fref=mentions&amp;__xts__%5B0%5D=68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.facebook.com/undpturkiye/?__tn__%3DK-R%26eid%3DARBroOFuArU_xkgsjuOnoFj5n5gN5nqfZlP6P785wOauxTP31fMizQn1EolxwBNq5jnflLwgHOHJ8bk5%26fref%3Dmentions%26__xts__%255B0%255D%3D68.ARCAvqsSqsRRuKjTC3YTVaKIP5zgLJgp0p3-z1HF3-PDOUIvwpyJRSotAE8ZjmBc31N51q8UG6bqzrzHKSOnRV_eZT6ndHUVRvz4-zJL8ViEjM1Rrnslie2fFmsH6kg_T1fpCHj0PxDUx2Vv9iyDQ-6phLsj_EHUks824GwFoxLjpJNlLhwxPg8SayKzmSr3Jmd7KgK1qIWQT4Jo4qhSJCquuB8iIQ6FIz3ZLXqm5dPJtwPi2cgsfAWnIG71Rt-LaF32C3hhoQ5mHzeQZotZQmwn765AK9uIQs-WPApCdPD50eUWbtsnphKVjMeFg7DSeIPhl-QgvVBCqwzv3xiWOPk&amp;source=gmail&amp;ust=1549408229852000&amp;usg=AFQjCNF4rTIBjHO4VNm2bRcZlf5cV__xjg">UNDP Türkiye</a>&#8216;nin iş birliği ile hayata geçirilen Accelerate2030 Sosyal Girişimcilik Programı ile Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkıda bulunan sosyal girişimlere ölçeklenme desteği veriliyor!<br />
</span></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><span class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-_5mfr"><span class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-_6qdm"><img decoding="async" class="CToWUd" src="https://mail.google.com/mail/e/1f4e2" alt="&#x1f4e2;" data-goomoji="1f4e2" data-image-whitelisted="" /></span></span> Unutma son başvuru tarihi 3 Mart <span class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-_5mfr"><span class="m_1417756864248606147m_5484003485747307520m_7647945076265001451m_4619515877888824302gmail-_6qdm"><img decoding="async" class="CToWUd" src="https://mail.google.com/mail/e/1f4e2" alt="&#x1f4e2;" data-goomoji="1f4e2" data-image-whitelisted="" /></span></span></span></p>
<p><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Başvuru için: <a href="https://l.facebook.com/l.php?u=https%3A%2F%2Fturkey.accelerate2030.net%2F%3Ffbclid%3DIwAR1jCAlsvzNEfCkj2-CUDkYPvCvOV_EKIaXRdpM4mdMf1b0nhwdxi6on79g&amp;h=AT2qiNeT210rUon_rYiti-7Omb28QAieS5Zr3FKC6uWrayqGB_ZpIxcbh6K__6GWN-zAcDobtXD52HMUB_FrV2wtlKqaYnwAJq40Wa6qLhCqa5TkmkK_SsrwMSIULMbw-BPjV7_qTgBE2Tou6vv7U4i8TMNXpUaOZPaE57HRU_33Aqcn5-4HNhvd4aRu3n_LIgYTe3PyIgKtT-WwmVOulaePKpQu_nXNIpoPYHnVam4iRDQp-gRZ4J7H43YEB_SZAhWPdp2GdGjn2tzyC2zhI7k_Lq_C7CHjW2DFGxt29Dea0FpDBdjnZAsrQfDNXkmfB_p6iUTpqAN9cxCTS8aS-d_LJ4aSHk3OH6Ot-lqWrH0cMnNEf4hHtZS0eTjsIiD1b_um6hdq0GNOkmp92mxI090K6TDJ3-W3c0jdbnJnOFRtW4GSZGvpjnTAjdUfLm0hE8zpAJRRPW_fiTzTDBSggX72Tyeu3BSta6mLtA8g5PqVsk4Kj5c7FDUitgBj-Ad-Qzq07kU1YDK3FLJy1kzXLLAaHi9y1Coa_UKjaZBseWhrnSBTPvzyGy8Vjk-aqehUVNQN1OtaRrk-vbLSdsgSO44b9JCqf6USjSjEA1VqBPeOYNOjFZr6b1Mf6PUbNw" target="_blank" rel="noopener nofollow" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://l.facebook.com/l.php?u%3Dhttps%253A%252F%252Fturkey.accelerate2030.net%252F%253Ffbclid%253DIwAR1jCAlsvzNEfCkj2-CUDkYPvCvOV_EKIaXRdpM4mdMf1b0nhwdxi6on79g%26h%3DAT2qiNeT210rUon_rYiti-7Omb28QAieS5Zr3FKC6uWrayqGB_ZpIxcbh6K__6GWN-zAcDobtXD52HMUB_FrV2wtlKqaYnwAJq40Wa6qLhCqa5TkmkK_SsrwMSIULMbw-BPjV7_qTgBE2Tou6vv7U4i8TMNXpUaOZPaE57HRU_33Aqcn5-4HNhvd4aRu3n_LIgYTe3PyIgKtT-WwmVOulaePKpQu_nXNIpoPYHnVam4iRDQp-gRZ4J7H43YEB_SZAhWPdp2GdGjn2tzyC2zhI7k_Lq_C7CHjW2DFGxt29Dea0FpDBdjnZAsrQfDNXkmfB_p6iUTpqAN9cxCTS8aS-d_LJ4aSHk3OH6Ot-lqWrH0cMnNEf4hHtZS0eTjsIiD1b_um6hdq0GNOkmp92mxI090K6TDJ3-W3c0jdbnJnOFRtW4GSZGvpjnTAjdUfLm0hE8zpAJRRPW_fiTzTDBSggX72Tyeu3BSta6mLtA8g5PqVsk4Kj5c7FDUitgBj-Ad-Qzq07kU1YDK3FLJy1kzXLLAaHi9y1Coa_UKjaZBseWhrnSBTPvzyGy8Vjk-aqehUVNQN1OtaRrk-vbLSdsgSO44b9JCqf6USjSjEA1VqBPeOYNOjFZr6b1Mf6PUbNw&amp;source=gmail&amp;ust=1549408229852000&amp;usg=AFQjCNGlrZcmQ3D-g5Qj8XS5A3ngmZ6h1g">https://turkey.<wbr />accelerate2030.net/</a></span></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/accelerate2030-programi-basvurulari-basladi/">Accelerate2030 programı başvuruları başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sorunlara Çözümler Buluşması&#8217;nda Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları Konuşuldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/sorunlara-cozumler-bulusmasinda-surdurulebilir-sehirler-ve-yasam-alanlari-konusuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 15:31:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[A Mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[impact hub]]></category>
		<category><![CDATA[Proline Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Seferihisar Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik adımları]]></category>
		<category><![CDATA[WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilirlik Adımları, UNDP Türkiye’nin desteğiyle sürdürülebilirlik alanında yaşanan gelişmeleri konuşmak, kurumlar arası işbirliklerini artırmak amacıyla “Sorunlara Çözümler Buluşmaları”na devam ediyor. Buluşmaların üçüncüsü  “Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları” odağında Impact Hub Istanbul ev sahipliğinde gerçekleşti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/sorunlara-cozumler-bulusmasinda-surdurulebilir-sehirler-ve-yasam-alanlari-konusuldu/">Sorunlara Çözümler Buluşması&#8217;nda Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sorunlara Çözümler Buluşmaları, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri özelinde yapılan çalışmaları ve iyi uygulama örneklerini dinlemek, karşılıklı fikir ve deneyim paylaşımında bulunmak amacıyla sosyal girişimcileri, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü ve kamu kurumlarını bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Her ay bir Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi odağında yapılan Sorunlara Çözümler Buluşmaları’nın üçüncüsü Dünya Şehircilik Günü sebebiyle &#8220;Hedef 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları&#8221; odağında farklı paydaşların katılımıyla gerçekleştirildi.<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32830 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2-640x424.jpeg" alt="" width="574" height="380" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2-640x424.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2-1024x678.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2-610x404.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik2-320x212.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 574px) 100vw, 574px" /></p>
<p>Buluşmaya UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı kolaylaştırıcılığında, <a href="https://www.facebook.com/Amimarlik.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">A Mimarlık</a> Kurucusu Özgül Öztürk, <a href="https://www.facebook.com/ProlineBilisim/" target="_blank" rel="noopener">Proline Bilişim </a>Akıllı Şehir Danışmanı Beril Kırcı, <a href="https://www.facebook.com/shisarbel/" target="_blank" rel="noopener">Seferihisar Belediyesi</a> Başkanı Tunç Soyer, <a href="https://www.facebook.com/wrisehirler/" target="_blank" rel="noopener">WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler</a> Kentsel Gelişim ve Erişilebilirlik Yöneticisi Dr. Çiğdem Çörek Öztaş katıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32832 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3-640x424.jpeg" alt="" width="574" height="380" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3-640x424.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3-1024x678.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3-610x404.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/sürdürülebilirlik3-320x212.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 574px) 100vw, 574px" /></p>
<p>Akıllı şehirlerin ve doğanın ritmine uyum sağlamanın öneminin konuşulduğu programda katılımcılar kendi sürdürülebilirlik hikayelerini paylaştı. Sürdürülebilir şehirlerin ve yaşam alanlarının inşasında her yaş aralığı ve profilin hedef alınmasının önemi vurgulanırken , şehirlerin kendine özel yapıları hedef alınarak yapılan ihtiyaç analizlerinin gerekliliğine dikkat çekildi.</p>
<p>Buluşma serisi Aralık ayında toplumsal cinsiyet temasıyla devam edecek. Ayrıntılı bilgiler için Sürdürülebilirlik Adımları&#8217;nın çalışmalarını <a href="https://surdurulebilirlikadimlari.org">buradan</a> takip edebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/sorunlara-cozumler-bulusmasinda-surdurulebilir-sehirler-ve-yasam-alanlari-konusuldu/">Sorunlara Çözümler Buluşması&#8217;nda Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam Alanları Konuşuldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Yerelleşmediği Sürece 2030&#8217;a Kadar Gerçekleşmesi Hayal&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-yerellesmedigi-surece-2030a-kadar-gerceklesmesi-hayal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2018 03:18:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yereliz]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yerelleştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetim ve sivil toplum diyaloğunu merkeze alan Yereliz'den Elif Avcı'yla, Yereliz'in son dönem çalışmalarını ve "Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Yerelleştirmesinde İyi Örnekler" kitabını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-yerellesmedigi-surece-2030a-kadar-gerceklesmesi-hayal/">&#8220;Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Yerelleşmediği Sürece 2030&#8217;a Kadar Gerçekleşmesi Hayal&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yereliz hangi ihtiyaçla, kimler tarafından kuruldu?</strong></p>
<p>Yereliz sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin ve özel sektör kurumlarının yerel yönetimle sosyal politika odaklı ve sosyal fayda amaçlı işbirlikleri geliştirmesine duyulan ihtiyacı fark ederek yerel yönetim, akademi ve sivil toplum alanında uzun yıllara dayanan deneyimlerini Yereliz çatısı altında toplamak isteyen bir grup hak savunucusu tarafından kuruldu. Aslında yerel yönetim sivil toplum diyaloğunu geliştirmeyi ve yerelde iyi örnekleri çoğaltmayı dert etmiş bir uzmanlar havuzu olarak düşünebiliriz yapıyı.</p>
<p><strong>Neden yerel yönetimlere odaklanılıyor? Yerel yönetimlerin misyonunu ne olarak görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Yerel yönetimler gündelik hayatımıza en yakın kamu kurumu olmalarına rağmen çoğu zaman sadece yol yapan, çöp toplayan kurumlar olarak algılanıyorlar. Çoğu kişi için belediyenin görünürlüğü yol kazıldığında etrafına çekilen belediye bariyerleri ile trafikte sıkışmama sebep veren çöp kamyonlarından ibaret oluyor. Evlenenler için evlilik daireleri, sosyal yardıma ihtiyaç duyanlar için sosyal yardım dağıtımı, evi, dükkanı olanlar için de vergi ödeme noktaları belediyeler. Ancak belediyeler bundan çok daha fazlası. Sahadan gelen deneyimlerimiz ile gördük ki bir belediye istediğinde aslında kentlilerin birçok ihtiyacını çözecek, katılımcı demokrasiyi geliştirecek ve birçok insanın hayatını kolaylaştıracak birçok şeyi yapabiliyor. Ancak bu konuda neyi nasıl yapacakları ve kimle yapacakları konusunda bilgi sahibi olmayabiliyorlar. Bir belediye için sivil toplum ile işbirliği yapmak aslında bölgesel refahın artışı ve yerelde katılım kültürünün, dayanışmanın yaygınlaşmasını sağlayacak en büyük yatırım. Ancak yerel yöneticiler konuya bu perspektif ile yaklaşmadıklarında ve sivil toplumu bir işbirlikçi değil de kendilerine bağımlı bir yapı olarak gördüklerinde kamu-sivil toplum işbirliğinin getireceği faydalardan da yararlanma şansını kaçırmış oluyorlar. Basit bir örnek vereyim; bir dernek için etkinlik yapacak mekan meselesi gerçekten büyük bir dert, salon kiraları almış başını gitmiş durumda, kendi ofisimde geniş yerim olsun deyince de kira çok yükseliyor. Oysa belediyelere ait toplantı odaları, kültür merkezleri, toplum merkezlerindeki alanlar sivil toplumun kullanılımına açıldığında ve ortak etkinlikler düzenlenmeye başladığında biri mevcut mekanını kullandırırken diğeri uzmanlığını paylaşmış oluyor ve iki kurumun da etki gücü artmış oluyor. Ancak bu basit işbirliği bile kurulamıyor çoğu zaman. Bu nedenle biz de hem yerel yönetimlerin bu perspektifi kazanması için çabalıyor hem de sivil toplum örgütlerinin savunuculuk kapasitelerini güçlendirmeye çalışıyor ayrıca da bu iki kurumları mümkün oldukça da bir araya getirerek birbirleri ile tanıştırıyoruz.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir kalkınma ve yerelleşme konusu Türkiye’de nasıl ele alınıyor? Yerelleşmeden ne anlamalıyız?</strong></p>
<p>Sürdürülebilir Kalkınma meselesi, 2030&#8217;a gerçekleştirilmesi hedeflenen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve yerelleşme meselesi de aslında bu konuda ilgili bakanlıkta çalışan &#8220;uzmanları&#8221; ve bu meseleye kafan yoran, gönül koyan bir grup sivil toplum emekçisi ve akademisyeni saymazsak &#8220;O ne ki&#8221; kıvamında bence Türkiye&#8217;de. Acı ama diğer aslında hayatlarımızla oldukça ilgili olan ama çoğu kişinin bilmediği onlarca uluslararası sözleşme gibi havada uçuşan ve çoğu kişi ve kurumun neresinden tutacağını bilemediği kavramlar. Sürdürülebilirlik kavramına daha yeni alışıyorken bir de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çıkardılar başımıza tadında bence yaklaşım. Meselenin hayatiliği ve aslında ne kadar gündelik şeylere tekabül ettiği anlaşılamıyor. Yerelleştirme en basit tanımı ile ilgili sözleşmenin bir kurum/kişi tarafından ele alınıp, madde madde üstünden geçilerek her maddede belirtilen hedefe yönelik belirlenen göstergeleri iyileştirmek için ben ne yapabilirim planlamasının yapılması hali. Makronun mikroya inmesi. Teorinin büyük büyük hedeflerin gündelik hayatta anlaşılabilir bir hale bürünmesi.</p>
<p><strong>Yerel yönetimlerin bu konudaki misyonu ne olabilir? </strong></p>
<p>Örneğin; Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin 13. Maddesi İklim Eylemi üzerine. İklim ile alakalı 2004 senesinde Türkiye&#8217;nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Sözleşme protokolü olan ve Türkiye&#8217;nin 2009&#8217;da taraf olduğu Kyoto Protokolü&#8217;ne bağlı olarak Türkiye&#8217;nin iklim değişikliğine adaptasyonunun sağlanması için 2011-2023 yıllarını kapsayan bir İklim Değişikliği Eylem Planı mevcut. İmzalanan bu sözleşmelere yerelleşme açısından baktığımızda bu sözleşmelerde yer alan eylem planında belirlenen hedeflerin hem yerel yönetimlere hem de gündelik hayatlarımıza pek yansımadığını görüyoruz. Oysa belediye iklim sözleşmesini yerelleştirseydi, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak, poşet kullanımını azaltmak, sürdürülebilir tarıma yatırım yapmak, çevreci binaların yapımını desteklemek &#8220;zorunda&#8221; kalırdı.</p>
<p>Hedefleri bir an önce yerelleştirmediğimiz sürece 2030&#8217;a kadar bunları başarabileceğimizi düşünmektedirler bir hayal. O nedenle tüm belediyeler bir an önce kendi bölgelerinin profiline uygun bir şekilde hedefleri yerelleştirip, bunlara uygun eylem planları hazırlayıp, uygulamaya geçmeliler. İstediklerinde neler yapabildiklerini zaten kitapta görüyorsunuz.</p>
<p><strong>İyi örnekler kitabından aklınızda kalan, en öne çıkan örnek ne?</strong></p>
<p>Aslında her bir örnek benim için biricik. Şu an kitapta 64 örnek var. Bunu 50 mi yapsak yuvarlak hesap diye önermişti bir arkadaş ama değil elli yuvarlak 60 yapmak için bile çıkartacak 4 örnek seçemedim. Aksine her baktığımızda yeni şeyler ekleyip durduk. Her başlıkta ikişer, üçer örnek olsa diye başladığımız kitabı 64 örnek ile bitirdik. Daha da ekleyesiniz gelmişti aslında ama bir noktada dursak iyi olur dedik. Yine de en öne çıkan örnek dediğinde aklıma suan ilk gelenler mobil kreş, işe alım sonrası eğitimlerde toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmesi, LGBTİ+ Dostu ücretsiz anonim HIV testi, kadın otobüs sürücüleri, katılımcı bütçe ve makam aracı olarak bisiklet. Bir de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Desteklenmesi Meclis Kararı. Gene bir sürü şey saymış oldum.</p>
<p><strong>Nasıl öneriler öne çıkıyor? Sürdürülebilir kalkınmanın yerelleştirilmesi konusunda ve yerel yönetimlere yönelik nasıl öneriler olabilir iyi örnekler kitabından?</strong></p>
<p>Örnekler arasında masrafsız kolayca yapılabilecek şeyler de var: İşe Eşitlik Politika Metni, Balık Çiftlikleri Meclis kararı, İşe Giriş Sonrası Oryantasyonda Toplumsal Cinsiyet Eğitimi gibi, Ekolojik Bina, Tepebaşı Yaşam Köyü, Dernekler Yerleşkeleri gibi binlerce lira harcanip tasarlanmış olanlar da. Kitabı derlerken buna oldukça özen gösterdik.</p>
<p>Bu kitap yerel yönetimler hem de sivil toplum için bir araç. Bu araç ile biz diyoruz ki belediyelere: Mekan sıkıntın mı var o nedenle sabit kreş açamıyor musun? O zaman mobil kreş aç. Nasıl yapacağını bilmiyor musun? Bak bunu yapmış bir belediye var. İletişime geç, deneyim aktarımı al. Ayrıca Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri denilen şeyler öcü değil. Aslında baya gündelik senin yetki ve sorumluluklarına giren konularla ilgili şeyler. Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu bu sözleşmede 2030&#8217;a kadar hedeflere ulaşmak istiyorsak senin de bir an önce bu konularda bir şey yapmaya başlaman lazım. Sivil topluma da bu kitap aracılığı ile diyoruz ki: bak bir belediye isterse bunların hepsini yapabiliyor. Git kendi belediyen ile konuş emsal göstererek ve kendi yerelinde benzer çalışmaların yapılabilmesi için savunuculuk yap.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-yerellesmedigi-surece-2030a-kadar-gerceklesmesi-hayal/">&#8220;Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Yerelleşmediği Sürece 2030&#8217;a Kadar Gerçekleşmesi Hayal&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri İkinci İlerleme Raporu yayımlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/birlesmis-milletler-surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-ikinci-ilerleme-raporu-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 13:50:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[2017 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi İlerleme Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals-SDG) çerçevesiyle ilgili mevcut en son verilere dayanarak 17 sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik küresel ilerlemeye genel bir bakış sağlayan “2017 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi İlerleme Raporu’nu” yayımladı. Raporda, Sürdürülebilir Küresel Hedeflerin ilerlemesi izlenirken her seviyede benzeri görülmemiş miktarda veri ve istatistik bulunduğunu belirtildi. Raporun dayandığı SDG [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/birlesmis-milletler-surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-ikinci-ilerleme-raporu-yayimlandi/">Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri İkinci İlerleme Raporu yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals-SDG) çerçevesiyle ilgili mevcut en son verilere dayanarak 17 sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik küresel ilerlemeye genel bir bakış sağlayan “2017 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi İlerleme Raporu’nu” yayımladı.</h3>
<p>Raporda, Sürdürülebilir Küresel Hedeflerin ilerlemesi izlenirken her seviyede benzeri görülmemiş miktarda veri ve istatistik bulunduğunu belirtildi.</p>
<p>Raporun dayandığı SDG gösterge çerçevesi BM Birimler Arası Uzmanlar Grubu tarafından tarafından geliştirildi. Mart 2017’de, Birleşmiş Milletler İstatistik Komisyonunun (BM Güvenlik Konseyi) 48. toplantısı bu çerçeveyi kabul etti ve BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) 7 Haziran 2017’de kabul etti. Rapor, küresel göstergelerin seçimine dayanılarak hazırlandı. Veriler Nisan 2017’den itibaren mevcuttu. Çoğu gösterge için, rapor notları, değerler, uluslararası kuruluşlar tarafından derlenen ulusal istatistik sistemlerinden elde edilen verilerden hesaplanan küresel, bölgesel ve alt-bölgesel toplamları göstermektedir.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/1.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11389 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/1.png" alt="1" width="150" height="150" /></a></b></p>
<p><b>SDG 1 </b>Yoksulluğa son ilkesini içeren hedefin raporu, 2000 yılından bu yana küresel yoksulluk oranının yarı yarıya azaldığını, ancak Sahra Altı Afrika gibi aşırı derecede yoksulluk içinde yaşayan bireylerin, özellikle de alt düzey yöneticilerde, gelir artırmak, acıyı hafifletmek ve esneklik oluşturmak için daha fazla çabaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Ayrıca sosyal koruma sistemlerinin yaygınlaştırılmasını ve felaket eğilimli ülkeler için risklerin azaltılmasını istiyor.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/2.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11390 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/2.png" alt="2" width="150" height="150" /></a></b></p>
<p><b>SDG 2   </b>Açlığa son hedefinin raporunda, açlığa ve beslenme bozukluğuna karşı 2000 yılından bu yana gelişen açlık ve kötü beslenmeyle ilgili ilerlemeler kaydedildi. Açlık, gıda güvensizliği ve malnütrisyonu, özellikle Asya ve Afrika’da sona erdirmek ve tarımda daha fazla yatırım için devlet harcamaları ve yardım için çağrı yapıldı.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/3.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11391 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/3.png" alt="3" width="150" height="150" /></a>SDG 3 </b>Sağlıklı bireyler hedefi üzerine olan rapor, sağlık cephesinde birçok “etkileyici ilerlemeler” meydana geldiği sonucunu ortaya koyuyor, ancak özellikle hastalığın en ağır yükü olan bölgelerde daha hızlı ilerlemelerin yapılması gerektiğini de belirtiyor.  2005’ten 2015’e kadar mevcut verilere dayanarak, tüm ülkelerin yaklaşık yarısında (az gelişmiş ülkelerin hemen hemen tamamı da dahil olmak üzere) 1000 kişi için en fazla bir  hekim ve üç hemşire veya ebenin olduğu belirtildi.</p>
<p>Raporda, özellikle Sahra Altı Afrika’da ve Güney Asya’da ve engelliler, yerli insanlar, mülteci çocuklar ve kırsal alanlardaki zayıf çocuklar da dahil olmak üzere savunmasız nüfusun olduğu bölgede eksikliklerin olduğu belirtildi.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/4.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11392 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/4.png" alt="4" width="150" height="150" /></a>SDG 4 </b>Nitelikli eğitim hedefinde ise bu hedefe yönelik ilerleme kaydedilmesi gerektiği belirtildi. İlköğretim ve orta öğretimdeki çocukların Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’nın okul dışı nüfusunun % 70’inden fazlasını oluşturduğunu göstermektedir. Verilere sahip tüm ülkelerde, hane halklarının en zengin % 20’sinden gelen çocuklar, ilköğretim ve orta öğretimin sonunda hane halkının en fakir % 20’sinden gelen çocuklara göre daha fazla okuma yeteneği elde ettiğini gösteriyor.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/5.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11393 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/5.png" alt="5" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Raporda <b>SDG 5</b> toplumsal cinsiyet eşitliği hedefi üzerinde cinsiyet eşitsizliğinin dünya genelinde devam ettiği ve toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların ve kızların yetkilendirilmesinin sağlanması için “derin köklü cinsiyete dayalı ayrımcılığa” karşı yasal çerçeveler getirilmesi gerektiği belirtildi.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/6.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11394 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/6.png" alt="6" width="150" height="150" /></a>Raporda SDG 6 temiz su ve sıhhi koşullar, dünya nüfusunun % 90’dan fazlası gelişmiş içme suyu kaynaklarını kullandı ve dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasının 2015 yılında sanitasyon tesisleri geliştirdiğini belirtti. Her iki durumda da, erişimi olmayan insanların var olduğu belirtilirken ağırlıklı olarak kırsal alanlarda bu maddenin yerine getirilmesinin daha zor olduğu vurgulandı.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/7.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11395 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/7.png" alt="7" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Raporda, <b>SDG 7</b>‘deki ilerleme erişilebilir ve temiz enerji hedefi, herkes için enerji erişimi sağlamak ve yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hedeflerini karşılamak için gerekli olan oranı tutturamadığı belirtildi. Daha yüksek seviyelerde finansman ve daha katı politik taahhütler ve ülkeler için yeni teknolojileri çok daha geniş bir ölçekte kucaklamak istiyor.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/8.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11396 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/8.png" alt="8" width="150" height="150" /></a>Raporda,<b> SDG 8</b> insana yakışı iş ve ekonomik büyüme hedefi ile ilgili olarak şu sonuçlar çıkıyor:Kişi başına dünya genelinde reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) yıllık büyüme oranı, 2010-2015 yılları arasında% 1,6 iken, 2005 ile 2009 yılları arasında % 0,9 ve2016 yılında küresel işsizlik oranı % 5.7 olarak gerçekleştiği sonucu ortaya çıktı. Diğer taraftan da kadınların tüm yaş gruplarındaki erkeklerden daha fazla işsiz olma olasılığı  ve çocuk işçiliği ciddi bir endişe olarak kalmaktadır, zira çalışanlar arasında 5 ila 17 yaş arasındaki çocukların sayısı 2000’de 246 milyon iken 2012’de 168 milyona düşmüştür.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/9.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11397 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/9.png" alt="9" width="150" height="150" /></a>Raporda, SDG 9 sanayi, yenilikçilik ve altyapı hedefi üzerine üretim ve istihdamda kaydedilen istikrarlı iyileşmelere rağmen, LDC’lerin altyapı oluşturmak ve bu ülkelerdeki GSYİH payının 2030 yılına kadar iki katına çıkarılmasını sağlamak için yenilenen yatırımı yapmaları gerektiği belirtiliyor. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik altyapı için resmi kalkınma yardımlarının (ODA) 2010’dan bu yana reel olarak % 32 artışla 2015 yılında 57 milyar ABD Doları’na ulaştığını gösteriyor. Başlıca alıcı sektörler her biri 19 milyar ABD doları tutarında ulaşım ve enerji sektörleri olduğu belirtiliyor.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/10.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11398 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/10.png" alt="10" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Raporda SDG 10 eşitsizliklerin azaltılması ilkesinde görülebilir bir ilerleme kaydedildiği belirtildi. Uluslararası ekonomik ve mali kurumların karar vermesinde gelişmekte olan ülkelerin seslerini güçlendirmeyi ve uluslararası göçmen işçilerden gelen havalelerin yararlarının genellikle yüksek transfer maliyeti ile azaltıldığı vurgulandı.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/11.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11399 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/11.png" alt="11" width="150" height="150" /></a>SDG 11 </b>sürdürülebilir şehir ve yaşam alanları hedefi konusunda raporda son yıllarda dünyada benzeri görülmemiş bir kentsel büyüme yaşandığını ve 2015 yılında dünya nüfusunun %54’ünün şehirlerde yaşadığını ortaya koyuyor. Bunun daha iyi kentsel planlama ve yönetimin yapılması için gerekli olduğu da ekleniyor. Dünyanın kentsel alanları daha kapsayıcı, güvenli, esnek ve sürdürülebilir olduğu bilinen bir gerçek.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/12.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11400 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/12.png" alt="12" width="150" height="150" /></a></b><b>SDG 12</b> sorumlu tüketim ve üretim ilkesi için küresel rakamlar, evsel malzeme tüketiminin, 2000 yılından 2010 yılına kadar GSYİH birimi başına 1.51 kg’dan 1.73 kg’a yükseldiği ve aynı dönemde evsel malzeme tüketiminin toplamının arttığı eğilimleri kötüleştirmektedir. Aynı zamanda bu rakam 48,7 milyar tondan 71,1 milyar tona yükseldi. Rapor, ulusal ve sektörel planlara ve sürdürülebilir ticari uygulamalara entegre edilmiş sürdürülebilir tüketim ve üretim (SCP) için güçlü ulusal çerçevelerin benimsenmesini ve tehlikeli kimyasalların ve atıkların yönetimiyle ilgili uluslararası normlara uyulmasını önermektedir.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-13.png.pagespeed.ic_.Sod05k29Ml.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11401 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-13.png.pagespeed.ic_.Sod05k29Ml.png" alt="xsdg-tr-13.png.pagespeed.ic.Sod05k29Ml" width="150" height="150" /></a>SDG 13</b> iklim eylemi raporunda, 20 Nisan 2017 tarihinden itibaren yedi gelişmekte olan ülkenin ulusal adaptasyon planlarının ilk versiyonlarının başarıyla tamamladığını ve sunduğunu gösteriyor. Afet riskinin azaltılması üzerine, DRR stratejilerinin uygulanmasına ilişkin ilerlemelere rağmen, doğal afetlere atfedilen ölümlerin sayısının artmaya devam ettiğini ve iklimle ilgili tehlikeleri ve doğal felaketleri önlemek için esneklik ve sınırlamanın yapılması için çok çaba gösterildiğini bildirmektedir.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/14.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11402 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/14.png" alt="14" width="150" height="150" /></a>SDG 14</b> Sudaki yaşam hedefi üzerine yapılan gözlemlerden birinde küresel eğilimlerin, kirlilik nedeniyle kıyı sularının sürekli bozulmasına işaret ettiğini belirtiyor. Buna ek olarak, dünyada denizlerdeki balık stoklarının biyolojik olarak sürdürülebilir seviyelere oranı 1974’te %90’ken 2013’te %68.6’ya geriledi. Raporda, denizlerdeki korunan alanlarının etkin bir şekilde yönetildiği ve iyi kaynak sağlanan okyanus ömrünün korunması için önemli mekanizmalar olduğu belirtilmektedir.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/15.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11403 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/15.png" alt="15" width="150" height="150" /></a><b>SDG 15</b> Karasal yaşam raporunda, ormanların hızının yavaşladığı ve sürdürülebilir ormanların yönetiminde ve biyoçeşitlilik alanlarının korunmasında iyileştirmelerin devam ettiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, arazi verimliliği, biyoçeşitlilik kaybı, kaçakçılık ve yaban hayat kaçakçılığı eğiliminde ciddi oranda azalmalar görülmektedir.</p>
<p><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-16.png.pagespeed.ic_.nLctd7euE_.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11404 alignright" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-16.png.pagespeed.ic_.nLctd7euE_.png" alt="xsdg-tr-16.png.pagespeed.ic.nLctd7euE_" width="150" height="150" /></a> <b>SDG 16</b> Barış ve adalet raporunda barış, adalet ve etkili ve hesap verebilir ve de kapsayıcı kurumların ilerlemesinde ilerleme kaydedilmediğini belirtildi. Son yıllarda şiddetli çatışmalarında yavaş yavaş azalma görülürken, cinayetlerde çok yavaş azalma olduğu ama dünya genelinde daha fazla sayıda vatandaşın adalete artık daha iyi erişebileceğini ortaya koydu.</p>
<p><b><a href="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-17.png.pagespeed.ic_.K0iIINGLP9.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11405 alignleft" src="http://www.idemahaber.com/wp-content/uploads/2017/06/xsdg-tr-17.png.pagespeed.ic_.K0iIINGLP9.png" alt="xsdg-tr-17.png.pagespeed.ic.K0iIINGLP9" width="150" height="150" /></a>SDG 17</b> Hedefler için ortaklıklar raporunda, finans, bilgi ve iletişim teknolojisi, kapasite geliştirme, ticaret, sistemik konular ve veri, izleme ve hesap verebilirlik gözlemleri sağlanmaktadır. 2014 yılında, gelişmekte olan ülkelerin toplamında yalnızca %0.18’ini oluşturan istatistikler için 338 milyon dolarlık mali destek aldığını belirtildi. Raporda, SDG’lerin veri gereksinimlerini karşılamak için gelişmekte olan ülkelerin bir tahmin yapmaları gerektiği de belirtiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="http://sdg.iisd.org/news/un-secretary-general-issues-second-sdg-progress-report/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">IISD</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/birlesmis-milletler-surdurulebilir-kalkinma-hedefleri-ikinci-ilerleme-raporu-yayimlandi/">Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri İkinci İlerleme Raporu yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Hakkı Kampanyası: Su hakkı temel bir insan hakkıdır</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/26/su-hakki-kampanyasi-su-hakki-temel-bir-insan-hakkidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2017 11:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Devirde Yemek Yemek Mide İster]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Su Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[melen projesi]]></category>
		<category><![CDATA[nuran yüce]]></category>
		<category><![CDATA[özelleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[su hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[su hakkı kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[su kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir kalkınma hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[suyuma dokunma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Su meselesini politik bir yerden okuduklarını söyleyen Su Hakkı Kampanyası hakkında daha fazlasını öğrenmek için kampanya aktivistlerinden Nuran Yüce ile konuştuk. Nuran Yüce suyun kendine ait bir hakkı olduğunu söyledi ve suya dair çeşitli fikirleriyle &#8220;Bu devirde yemek yemek mide ister&#8221; adlı gıda dosyamıza katkıda bulundu. &#8220;Su hakkı hem doğanın hem de insanın hakkını birlikte [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/26/su-hakki-kampanyasi-su-hakki-temel-bir-insan-hakkidir/">Su Hakkı Kampanyası: Su hakkı temel bir insan hakkıdır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Su meselesini politik bir yerden okuduklarını söyleyen Su Hakkı Kampanyası hakkında daha fazlasını öğrenmek için kampanya aktivistlerinden Nuran Yüce ile konuştuk. Nuran Yüce suyun kendine ait bir hakkı olduğunu söyledi ve suya dair çeşitli fikirleriyle &#8220;Bu devirde yemek yemek mide ister&#8221; adlı gıda dosyamıza katkıda bulundu.</strong><span id="more-15088"></span></p>
<h4>&#8220;Su hakkı hem doğanın hem de insanın hakkını birlikte savunmak anlamına geliyor&#8221;</h4>
<p><b>-Öncelikle “su hakkı” nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su hakkı dediğimizde insan hakkı ve suyun bizzat kendisinin hakkı olan daha geniş bir kavramdan bahsediyoruz.  Biz aslında şunu anlatmaya çalışıyoruz; insan ve doğa birbirinden bağımsız değil. İkisi bir bütün ve etkileşim içindeler. Biz insanlar doğanın bir parçasıyız doğa da bizim bir parçamız. Su hakkı bu bütün içinde hem doğanın hem insanın hakkını birlikte savunmak anlamına geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su hakkı temel bir insan hakkıdır. Hiç kimsenin fiziki, ekonomik ya da başka özelliklerinden dolayı suya erişimi engellenemez, su hakkımız hiçbir şekilde gasp edilemez. Çünkü su yaşamın temel kaynağıdır. Su olmadan insanlar yaşayamaz. Bu doğuştan gelen haklarımızın arasındadır. Bu yüzden de bir temel hak olarak tanınması için mücadele ediyoruz. Ama su hakkının temel bir insan hakkı olarak tanınması demek aynı zamanda su varlığının hakkının tanınmasıyla çok örtüşen bir talep. Çünkü eğer suyun kendi var olma hakkını tanımazsak zaten insanların kullanabileceği bir su da olmayacak. Bu şekilde daha geniş bir çerçeveden bakmaya çalışıyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Su Hakkı kampanyası da her alanda yaygınlaşan su gasbına karşı oluşan bir kampanya&#8221;</h4>
<p><b>-Bize biraz Su Hakkı Kampanyası’nı anlatır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su Hakkı Kampanyası 2010 yılından beri var. 2009 yılında Türkiye&#8217;de Dünya Su Forumu gerçekleşmişti. O dönemde Dünya Su Forumu’na alternatif forumlar yapıldı. O alternatif forumların bir tanesinin içindeydi Su Hakkı Kampanyası. O dönemlerde “Suyuma dokunma!” sloganıyla faaliyet yürütüyorduk. 2010&#8217;dan itibaren ise Su Hakkı olarak devam etmeye başladık. Aslında dünya su forumlarının tarihi biraz daha geç.  3 yılda bir uluslararası nitelikte,  hükümetlerin düzenlediği, bakanlar düzeyinde katılımların olduğu, ağırlıklı olarak şirketlerin yer aldığı resmi forumlar bunlar. Bu oluşum içinde genel olarak insanlara şu anlatılmaya başlandı; “Su temel bir hak değil bir ihtiyaç maddesidir, suyu da piyasa içerisinde normal ihtiyaç maddeleri gibi karşılayabilirsiniz.” Ayrıca var olan su krizinden de faydalanarak; “Su gittikçe değerli bir hale geliyor, kıt bir kaynak haline geliyor. Bu suyu korumak lazım. Korumanın yöntemi olarak ise bu varlığa bir değer biçmemiz gerekiyor ki insanlar har vurup harman savurmasınlar” dediler. </span></p>
<figure id="attachment_15090" aria-describedby="caption-attachment-15090" style="width: 330px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15090 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/nuran-yuce.jpg" alt="" width="330" height="330" /><figcaption id="caption-attachment-15090" class="wp-caption-text">Kaynak: marksist.org</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca “Bu güne kadar ağırlıklı olarak su hizmetleri kamunun elindeyken su sorunları çok arttı ve devlet bürokrasisinin içinde sorunlara hızlı yanıt üretilmedi. Şirketin titizliğinde çalışamıyor kamu mekanizmaları, bu yüzden de su varlıkları gittikçe tükeniyor, kirleniyor bir kriz oluşuyor bu krizin önüne geçmek için suyun hem hizmet alanının hem varlık olarak da özel şirketlere devredilmesi gerekiyor” denildi. Kamu kurumlarının bir ticaret işletme, şirketi gibi çalışması, su hizmetleri için yapılan her türlü maliyetin kullanıcılardan alınması gerektiği dayatıldı. Bu politikaların sonrasında su hizmetlerinde özelleştirme ve ticarileşmenin arttığını, suyun metalaştırıldığını görüyoruz.  Bu politikalardan dolayı çok sayıda insan suya ekonomik olarak erişimde problemler yaşamaya başladılar. Su hakkı talebi 2000&#8217;lerin başından itibaren çok fazla dile getirilmeye başlandı. 3 yılda bir yapılan dünya su forumlarına karşı güçlü hareketler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Latin Amerika ülkelerinde, ama tabii ki en gelişmişinden en gelişmemişine kadar dünyanın her ülkesinde var bu hareketler. Çünkü aynı modeller dayatılıyor;  “Su hizmetlerini özelleştirin, su hizmetlerini tam maliyet prensibiyle verin. Üstüne bir miktar kar koyun ve suyun bütün maliyetini kullanıcılardan karşılayın” deniliyor. O yüzden biz de sürekli artan faturalarla karşılaşıyoruz. Ama artan su faturalarına rağmen aynı zamanda musluklardan içme suyumuzu karşılamıyoruz. Çünkü içme suyumuz da tamamen özelleştirilmiş, ambalajlı su şirketlerine devredilmiş durumda. Su Hakkı kampanyası da her alanda yaygınlaşan su gasbına karşı oluşan bir kampanya.</span></p>
<h4>&#8220;gelirimizin %2&#8217;sinden fazlasını suya veriyoruz&#8221;</h4>
<p><b>-Su hizmetlerinin tam maliyet üzerinden fiyatlandırılması su faturalarında artışa yol açıyor ama diğer yandan suyun tasarruflu kullanımına da yol açmıyor mu? Buna neden karşı çıkıyorsunuz, biraz açar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Suyun fiyatı arttıkça su tasarrufu sağlanacak” diyorlar ama bu bir su tasarruf sağlamaktan çok cezalandırma yöntemi ve hak gasbına yol açıyor. Özellikle dar gelirliler açısından bu böyle. İnsanlar zaten su, elektrik, doğal gaz gibi faturaları ödemekte zorluk çekiyor. Bu ödemelerin fazla gelmemesi için kullanım miktarlarını sınırlıyorlar.  Su faturalarında bazı yerlerde öyle fiyat artışları oldu ki insanlar su gibi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiler. Aslında bu bir özelleştirme modeli ve Türkiye içinden de buna örnekler verebiliriz. Su borularının tamir ücretlerinin yansıtıldığı faturalarla birlikte 500-600 liralık su faturasıyla karşılaşabiliyorsunuz. Bu istisnai bir durum değil üstelik, çünkü tüm maliyeti sizden talep ediyorlar. Ya da İstanbul içinde dönüp hesapladığınızda içme sularını da ambalajlı sulardan karşıladığımızı düşünecek olursak 4 kişilik bir aile aylık 130-140 liralık bir su parası veriyor. Bu çok ciddi bir miktar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elimizde dünya genelinde şöyle veriler var; bir ailenin gelirinin %2&#8217;si su harcamalarına gidiyorsa bu gider masraflı kategorisinde sayılıyor. Biz özellikle büyük şehirlerde -asgari ücrete göre hesaplayacak olursak- gelirimizin %2&#8217;sinden fazlasını suya veriyoruz. Bundan asıl olarak yoksullar etkileniyor. Zaten suyu daha fazla kullan zengin kesim bu fiyat politikalarından yoksullar kadar etkilenmiyor.Bütün bireysel tüketime yönelik politikalarda, vergi yöntemlerinde hep aynı şeylerle karşılaşıyoruz. Bu daha az gelirli olanları cezalandırma yöntemidir; sanki bütün sorun onların üzerinden şekilleniyormuş gibi… Oysa insanlar yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için suyu kullanıyorlar. Suyun fiyatını artırarak, insanların su kullanımlarını azaltmaya çalışmak, bu hizmeti sunanların daha çok gelir elde etmesine yarıyor ama istendiği kadar su tasarrufuna yol açmadığı gibi insanların suya erişiminde ekonomik olarak engel oluşturuyor.</span></p>
<h4>&#8220;şirketler ne kadar çevreci görünse de, ne kadar kaygı ifade etse de günün sonunda kendilerini güdüleyen şey; daha fazla kar etmek&#8221;</h4>
<p><b>-Su kaynaklarının ciddi ölçüde tükendiği bir gerçek. Özelleştirme projeleri de anlattığınız kadarıyla tükenmeyi engelleme iddiasıyla meşrulaştırıyor kendini. Sizin su kaynaklarının bitmesini ve kirlenmesini önlemek için uygulanması gerektiğini düşündüğünüz modeller var mı ?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su krizi iki tarafında kabul ettiği bir durum. Yani şirketler de hükümetler de su krizi olduğundan bahsediyorlar, biz de bahsediyoruz. Dünya genelindeki ekolojik krizin derinleştiğini ve çeşitlendiğini görüyoruz.  Su krizi ise bir çok başka krizi tetiklediği için ondaki en ufak kriz ya da sorun diğer sorunları da doğurduğundan  daha hassasiyetle yaklaşmak gerekiyor. Evet çok ciddi kaygılar oluşturuyor bu kriz. Zaten böyle kaygılarımız oluştuğu için çözüm önerileri üretmeye çalışıyoruz. Tabii bu çözüm önerilerinde dayandığımız temeller var. Kriz noktasında iki taraf da anlaşıyor ama çözüm önerileri konusunda çok farklılaşıyoruz. Şimdi var olan yöntemler şunu anlatıyor,az önce de ifade etmeye çalıştım; “Evet bir kriz var, bu krizi ancak biz piyasa koşulları içerisinde çözebiliriz” deniliyor. Oysa bu yaklaşım krizi çözmediği gibi daha da derinleştiriyor. Çünkü piyasa dediğiniz şey birbirleri ile rekabet halindeki şirketlerden oluşuyor. Her bir şirketin amacı ise ürettiği ürünü satmak ve daha fazla gelir elde etmek .Burada tasarrufa imkan yok. Bu şirketlerin doğasına ve işleyişine aykırıdır. Yani bir şişe su sattığında 1 lira kazanacaksa 3 şişe su sattığında 3 lira kazanacak. Yani tasarruf mantığı satışın içerisinde anlatabileceğiniz, uygulayabileceğiniz bir şey değil. Ne kadar şirketler çevreci görünse de, ne kadar kaygı ifade etse de günün sonunda kendilerini güdüleyen şey; daha fazla kar etmek. Bizim kaygımız ise hayatta kalma o yüzden de çözümlerimiz çok farklı. Evet biz de su varlıklarını korumak, iyileştirmek gerektiğini söylüyoruz. Fakat şimdi dönüp bakıyoruz su varlıkları korunuyor mu? Bir ticari işletme veya bir şirket gibi çalışan AKP hükümetinin yaptıklarına bakalım. Örneğin 3. Köprü ve 3. havalimanının inşa edildiği yerler İstanbul&#8217;un önemli su havzalarıdır. Bu su havzaları yok edildiğinde İstanbul&#8217;un su krizinin büyüyeceği anlamına gelir. Bir yandan “Kriz var suyu tasarruflu kullanın” deniyor ama bir yandan da su varlıkları yok ediliyor. Sonra da İstanbul’a su temin etmek için ekolojik ve ekonomik maliyeti yüksek havzalar arası su aktarım projeleri ya da barajlar yapılıyor. Ve bütün bu büyük projelerin maliyetleri faturalarımıza yansıtılıyor. Piyasa merkezli çözümler krizi çözmüyor, derinleştiriyor. Su krizini çözmek için öncelikle su varlıklarını korumak ve iyileştirmek gerekiyor. İkincisi, suyu verimli ve tasarruflu kullanma yöntemlerine ihtiyacımız var ki bu da piyasanın asla benimseyeceği yöntem değil. Neden? Yine bir örnek vereyim; evimizdeki musluklardan su içebiliriz ama içemiyoruz çünkü buna yönelik kamu harcamaları yapılmıyor, alt yapı hizmetleri yenilenmiyor. Fakat düşünelim ki alt yapı hizmetlerine yeterli kaynak ayrıldı ve musluklardan içilebilir nitelikte su akmaya başladı. Birdenbire büyük bir ambalajlı su sektörü açıkta kalacak. Bu anlamlı bir açıkta kalma mı? Evet insan ve doğa açısından anlamlıdır çünkü her bir ambalajlı suyun ekolojik ayak izi musluk suyuna göre kat be kat fazladır. Ambalajlı suların taşınması, depolanması için harcanan enerjinin yanı sıra o şişelerin üretilmesi için de su harcanıyor. Ambalajlı sular insanlar ve su varlıklarının çıkarları açısından faydalı bir şey değil. Bundan tek karlı çıkan taraf ambalajlı su şirketleridir. Oysa bizim kolektif çözümlere ihtiyacımız var en basit ve en temel taleplerimizden bir tanesi; ambalajlı su tüketiminin azalması için musluktan temiz, kaliteli, içilebilir suyun akmasıdır.</span></p>
<h4>&#8220;2000&#8217;lerden itibaren hiç kimsenin aklına musluktan su içilebileceği gelmiyor&#8221;</h4>
<p><b>-Musluktan su içmek hele de İstanbul’da bunu düşünmek oldukça zor. Musluktan su içebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Musluktan su içme fikri bize şu an çok uzak geliyor ama içebiliriz ve bunu talep etmeliyiz. Aslında bu bir süreç. 90&#8217;lardan itibaren bir algı oluştu; bu İstanbul özelinde başlayan bir süreçti. Bir yanıyla suyun kokusu ve rengindeki sorunlar musluklardan sağlıklı su içme imkanının olmadığını gösterdi ve buna yönelik çözüm olarak o dönemlerde su satan dükkanlar devreye girdi. Daha sonrasında ise 19 litrelik damacana suların yasal olarak satışına izin verildi. Ondan sonra da içme suyuyla kullanım suyunun yolu tamamen ayrıldı. 2000&#8217;lerden itibaren hiç kimsenin aklına musluktan su içilebileceği gelmiyor. Herkes sanki başından itibaren tek çözüm ambalajlı suymuş gibi içme suyu ihtiyacını oradan karşılıyor. İlk olarak bu algının geri döndürülmesi lazım ama bu algıyı döndürmek için de tüm altyapı sistemlerinin evlerimize gelen şebeke suyunu taşıyan borular dahil sağlıklı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.Su altyapılarının yenilenmesi, bakımının yapılması tabi büyük işler ama yapılamayacak işler değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca içilebilir kalitede su dediğimizde tat, koku gibi unsurlar da devreye giriyor. Oysa şuanda daha ucuz olduğu için sular temizlik amaçlı sadece klorlanıyor. Bu nedenle de temiz ama yine içilemez nitelikte bir su sağlanmış oluyor. Aslında bir çok ambalajlı su da bizim musluktan akan suyun işlenmiş halidir. Şişenin üstünde işlenmiş su yazıyorsa bu bildiğimiz barajlardaki suyun ters osmoz yöntemiyle sirkülasyonunun sağlanıp şişelenmiş halidir. Ambalajlı su şirketi barajın yanına fabrika kurup barajdan aldığı suyu işleyip, şişeye dolduruyor ve piyasaya çıkarıyor. “hijyenik” diyor ve tadı kaliteli bir su diye bize veriyor. Aynı su borularla direkt olarak evlerimize gelebilir. Bazı sular kaynaktan dolduruluyor, onu da söylemek lazım  ama bu tahmin ettiğimiz kadar büyük miktarlarda değil. Musluktan su içemememizin en temel, en belirleyici nedeni su hizmetlerinin uzun zamandır kamusal hizmet alanı içinde görülmemesi ve su altyapı hizmetleri için gerekli yatırımın yapılmamasıdır.</span></p>
<h4>&#8220;Banyo ve mutfakta kullanılan gri su arıtılıp yeniden kullanıma sokulsa, ortalama %50’lik bir su tasarrufu sağlanabilir&#8221;</h4>
<p><b>-Tekrar suyu tasarruflu kullanma yöntemlerine dönecek olursak başka neler öneriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suyu tasarruflu kullanmaya teşvik edecek yöntemlerinden biri temel ihtiyaçlara yetecek miktardaki suyun ücretsiz verilmesidir. Bu </span><span style="font-weight: 400;">kentlerde su tüketimini azaltmak için suyun fiyatını artıran, yani yoksulları cezalandırma yerine, daha az kullananı ödüllendiren bir yöntemdir. Temel ihtiyaçları karşılamaya yetecek miktarda suyun ücretsiz olması etkin bir su tasarrufunu, insan hakkını ihlal etmeden gerçekleştirebilir. Gri suyun arıtılması ve yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve yeşil binalar gibi teknik yöntemler ile de su en verimli şekilde kullanabilir. Örneğin İstanbul’da günlük su tüketimi 2,6 milyon m</span><span style="font-weight: 400;">3</span><span style="font-weight: 400;"> civarında. Bu miktarın %90’dan fazlası da evsel su kullanımı. Banyo ve mutfakta kullanılan gri su arıtılıp yeniden kullanıma sokulsa, ortalama %50’lik bir su tasarrufu sağlanabilir. Ayrıca yine altyapı hizmetlerine gerekli yatırımların yapılmaması nedeniyle barajlardan evimize gelinceye kadar suyun yaklaşık dörtte biri kayboluyor. Kayıpların önüne geçilse su kullanımında büyük oranda tasarruf sağlanacak. Yağmur suyundan da faydalanabiliriz. Şuanda betona gark edilen kentlerde yağışın neredeyse tamamı kanalizasyon sistemine ya da denize gidiyor. Oysa yağmur suyunu çok az arıtmaya tabi tutarak kullanabileceğimiz çok çeşitli alanlar var. Tüm bu yöntemlerle birlikte ciddi su tasarrufu gerçekleştirebiliriz. Ve bu yöntemleri hayata geçirdiğimizde Melen gibi projelere gerek kalmaz.</span></p>
<h4>&#8220;Tatlı ya da tuzlu su varlıkları ciddi kirlenme yüzünden tükenme noktasında&#8221;</h4>
<p><b>-Burada suyun kendi hakkına dönelim. Suya ne kadar çok zarar veriyoruz, günümüzde suyun kendi hakkını ne kadar gasp etmiş durumdayız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su varlıklarının kirlendiği ve tükendiği konusunda neredeyse her gün yeni bir veriyle karşılaşıyoruz. Türkiye’de son 50 yılda Marmara Denizi büyüklüğünde sulak alan yok edildi. </span><span style="font-weight: 400;">Dünyanın en büyük yeraltı suyu havzalarının üçte biri insani tüketime bağlı olarak hızla tükeniyor ve iklim değişikliğiyle birlikte bu durum daha da kötüleşiyor. Bu akiferler dünya nüfusunun %35’i için çok önemli bir içme suyu kaynağı. Bu oran 2 milyarı aşan bir nüfusuna karşılık geliyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bu çok kaygı verici bir veri. Yeraltı sularının önemli bir kısmını kaybediyoruz. İklim değişikliği nedeniyle yağış rejimlerinde büyük değişiklikler yaşıyoruz. Nehirlerin debisinde düşüşler var. Hem nüfus artışı, hem sanayi, hem debideki düşüş nehirlerin kirlenme oranlarını daha fazla artırıyor. Okyanuslar aynı şekilde çok ciddi bir kirlilik içerisinde. Okyanusun en derin noktası Mariana Çukuru&#8217;nda bile çok yoğun bir plastik kirliliği var. Bütün bunlardan sonra tatlı ya da tuzlu tüm su varlıklarının ciddi bir kirlilikle tükenme noktasında olduğunu söyleyebiliriz.</span></p>
<h4>&#8220;Kriz noktasında anlaşıyoruz ama çözümler yine piyasa içerisinde aranıyor ya da hiç aranmayıp sadece söylem düzeyinde kalıyor&#8221;</h4>
<p><b>-Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ilan edildi 2015&#8217;te biliyorsunuz. O hedefler içerisinde suya ulaşım hakkı da var BM üyesi ülkelere bu konuyu çözün diyerek hedefler konmuş durumda. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Az önce de söylemeye çalıştım, aslında kriz noktasında anlaşıyoruz çünkü elde veriler var ve bu veriler sadece bizde yok. Bütün bu organizasyonların hepsinin elinde var. Çocuk ölüm sayıları da var, su kirlilik oranları da var, suya ekonomik ya da fiziki nedenlerle erişemeyen insan sayısının her geçen gün arttığına ilişkin veriler de var. BM&#8217;in bir önceki sekreteri </span><i><span style="font-weight: 400;">“BM&#8217;in misyonu tüm dünyada barış, huzurun tesis edilmesi, yoksullukla mücadele etmek. Bunları sağlamak için BM aktif rol almaya çalışıyor ama şu an dünyanın 10’dan fazla yerinde savaş, kuraklık ve açlık var. Bunların her birine BM&#8217;in yetişme imkanı ve ihtimali yok. Bu yüzden herkesin çözüm için kafa yorması gerekir”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye uyarıda bulunmuştu. Haklı da çünkü günümüzde birden fazla krizi aynı anda yaşıyoruz. İklim değişikliğinin şiddetlendirdiği su krizi büyük göç dalgalarına, toplumsal çatışmalara yol açar nitelikte. İnsanlar hayatta kalmak için suya, gıdaya ulaşmak için göç ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii çözümler yine piyasa içerisinde arandığı için ya da hiç aranmayıp sadece söylem düzeyinde kaldığı için gerçekçi çözümlerden bahsedemiyoruz. Türkiye de aynı zirvelere katılıyor ve bu zirvelerde etkili konuşmalar da yapıyor.  Örneğin iklim değişikliği konusunda Türkiye adalet kavramını kullanıyor, tarihsel olarak karbon salımından sorumlu olan ve gelişmelerini fosil yakıtlar üzerinden gerçekleştirmiş olan ülkelere dönüp “Şimdiye kadar siz fosil yakıtları kullanarak zenginleştiniz, dünyanın iklimini bozdunuz. Bizim de gelişme hakkımız var, sizlerle aynı kapasiteye gelinceye kadar fosil yakıt kullanmaya devam edeceğiz” diyor. Ama şöyle bir gerçek var ki gezegen bir bütün. Türkiye&#8217;nin artan sera gazları emisyonu herkesi etkiliyor. Somali&#8217;deki kuraklığa karşı duyarsız kalmadığı ile övünen hükümet, Türkiye&#8217;de açtığı her bir termik santral ile  Somali&#8217;deki insanların susuz kalmasına yol açıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz su meselesini çok politik bir yerden okuyoruz. Su meselesini sadece bir çevre meselesi olarak görmüyoruz; hem sistem sorunu olarak görüyoruz hem de sınıfsal bir mesele olarak görüyoruz. Şuanda ilk kez 3 büyük krizi aynı anda yaşıyoruz. Kapitalizmin yükseldiği dönemden itibaren ilk kez fosil yakıt kullanımına bağlı olarak küresel iklim değişiminden geçiyoruz. Bu insanlığın sebep olduğu bir kriz ve buna hala çözüm bulunabilmiş değil. Bir diğeri, 2008&#8217;de başlayan büyük ekonomik kriz. Bu ekonomik kriz de hala istenilen düzeyde çözülmüş değil. Üçüncü olarak kapitalizmin rekabetçi yapısından kaynaklı büyük devletlerin yürüttüğü sıcak savaştan yani emperyalist krizden söz ediyoruz. Ukrayna, Gürcistan, şimdi Suriye… Bir yığın devletin birbirine girdiği dönemde bir göç dalgasından söz ediyoruz. Bunların tabii her biri bir şekilde su meselesine bağlanıyor ama tek sebebi su değil. Dolayısıyla biz biraz daha genel bir perspektif içinde su meselesini ele almaya, anlatmaya çalışıyoruz.</span></p>
<h4>&#8220;Krizin oluşmasından bizzat sorumlu olanlar, krizin faturasını da üstlenmemizi istiyorlar&#8221;</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211;</span><b>Peki bu kriz ortamı içinde verilen mücadelelerin elde ettiği bir kazanım var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir dizi kazanımımız var ve küresel kazanımlar bunlar. Su meselesi özellikle gelişmekte olan ülkelerde, Hindistan&#8217;da Latin Amerika&#8217;da köylü ayaklanmalarına, işçi sınıfı hareketi üzerinden gelişiyor ve bir takım kazanımlar var. Yasal, uluslararası ve hukuki kazanımlar da var. 2010&#8217;dan itibaren BM su hakkkını insan hakkı olarak tanıdı. Bu aşağıda gelen mücadelenin sonucunda oldu. Su hakkının bu ülkede de anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz. Eğer su hakkı anayasal bir hak olarak tanınsa su faturasını ödemediği için birinin suyunu kesemezsiniz, bu insan hakkı ihlaline girer. Anayasal güvence aynı zamanda su varlıklarının ticaretleştirilmesi, metalaştırılması ve belediyeler tarafından üzerine kâr konularak satılmasının önünde engel olmak anlamına geliyor. Bunun ötesine geçebilen başarılı uygulamalar da var. </span><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda çeşitli ülkelerde nehirlerin de akma hakkı olduğuna yönelik mahkeme kararları alınmaya başlandı. Su hakkı mücadelelerinin özellikle su etrafında kendine özgü kültürel bir yaşamları da olan yerli halklar tarafından verildiği bölgelerde bu hak öne çıkıyor. Nehirlerin akma hakkı insanı değil doğayı merkeze alan bir düzenleme </span><span style="font-weight: 400;">Bolivya&#8217;da ve Ekvador&#8217;da </span><span style="font-weight: 400;">“vivir bien” (iyi yaşam) hakkını güvence altına alan ve doğaya özerk bir konum kazandıran yasal düzenlemeler var.</span><span style="font-weight: 400;"> İrlanda&#8217;da su hakkı hareketi var; bizim de kendimize örnek aldığımız İrlanda’daki su hareketi çok sınıfsal bir yerden yükseliyor. 2008 krizinde  IMF’nin İrlanda&#8217;ya dayattığı paketin içinde suyun ücretlendirilmesi de vardı. O zamana kadar evlerinde sayaç olmayan ve suya yılda bir kez düşük miktarda ödeme yapan İrlandalılara “sayaçlar takılacak ve İrlanda&#8217;ya verilen krediler buradan toplanan parayla geri ödenecek” denildi. İşsizliğin arttığı , gelirlerin düştüğü bir dönemde suyun ücretlendirilmesi ciddi bir sınıfsal mesele oldu ve Su Hakkı adında dev bir platform oluştu. Yüz binler sokağa çıktı ve sayaçları taktırmadılar. İktidarı zora soktular, sendikalarla toplumsal muhalefetin yan yana gelmesi sosyalist bir hareket oluşturdu. Son olarak geçen yılki seçimlere katılıp 6 vekil kazandılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korkunç koşullardan geçiyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"> Otuz yıldır uygulanan piyasa merkezli politikaların sonucunda su varlıkları daha fazla tükendi, daha fazla kirlendi, ambalajlı su şirketleri daha fazla kâr elde etti ve birer ticari işletme gibi çalışan belediyelerin su gelirleri artı. Krizin oluşmasından bizzat sorumlu olanlar, krizin faturasını da üstlenmemizi istiyorlar. Buna hayır diyecek büyük bir hareketi </span><span style="font-weight: 400;">somut taleplere dayanarak oluşturabilir ve kazanımlar elde edebiliriz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/26/su-hakki-kampanyasi-su-hakki-temel-bir-insan-hakkidir/">Su Hakkı Kampanyası: Su hakkı temel bir insan hakkıdır</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
