<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süleyman Soylu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suleyman-soylu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suleyman-soylu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Jan 2020 07:36:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Süleyman Soylu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suleyman-soylu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün:&#8220;Yanlıştan Dönülmesi Sevindirici”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/mor-gabriel-manastiri-vakfi-baskani-kuryakos-ergunyanlistan-donulmesi-sevindirici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jan 2020 07:36:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhamit Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Kuryakos Ergün]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Gabriel Manastırı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Yakup Manastırı]]></category>
		<category><![CDATA[Sefer Bilecen]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün, Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer Bilecen’in tahliye edilmesini, “Bir yanlıştan dönülmesi sevindirici…” sözleriyle değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/mor-gabriel-manastiri-vakfi-baskani-kuryakos-ergunyanlistan-donulmesi-sevindirici/">Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün:&lt;br&gt;&#8220;Yanlıştan Dönülmesi Sevindirici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde gizli bir tanık ifadesiyle tutuklanan Rahip Sefer Bilecen’in tahliyesini Sivil Sayfalar’a değerlendiren Mor Gabriel Manastırı Vakfı Kuryakos Ergün, cemaat olarak ilk kez böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarını ve bu nedenle büyük tedirginlik yaşadıklarını ifade etti.</p>
<p>Ergün, Rahip Sefer Bilecen’in ücra bir noktada bulunan manastırda devletin izniyle gelip rahiplik yaptığını ve bunun büyük bir özveri gerektirdiğini dile getirdi. İki yıl önce gerçekleştiği belirtilen durum için şimdi işlem yapılmasının şaşırtıcı olduğunu ve itirafçıların kendilerini kurtarmak için Sefer Bilecen’e iftira attıklarını kaydeden Ergün, “Her şeye rağmen bir yanlış yapıldı ve yanlıştan dönülmesi önemlidir. Rahibimizin serbest bırakılması için duyarlılık gösteren devlet yetkililerine, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve hak savunucularına teşekkür ediyoruz.” Dedi.</p>
<p>Ergün, Rahip Bilecen’in tutukluluk kararıyla ilgili Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı’nın girişimleriyle Süryani Cemaati’nin temsilcilerinin Ankara’da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüşmeler yaptıklarını da sözlerine ekledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/mor-gabriel-manastiri-vakfi-baskani-kuryakos-ergunyanlistan-donulmesi-sevindirici/">Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün:&lt;br&gt;&#8220;Yanlıştan Dönülmesi Sevindirici”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2020 14:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Devran]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir İnanır]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Dem]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak savunucuları ve akil insanlar, Selahattin Demirtaş’ın “Devran” isimli kitabının okuma tiyatrosuna gittiği için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun tepki gösterdiği sanatçı Kadir İnanır'a destek açıklaması yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/">Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HDP&#8217;nin tutuklu önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş&#8217;ın Devran kitabı geçtiğimiz hafta okuma tiyatrosu olarak Kenter Tiyatrosu&#8217;nda sergilendi. Oyunu aralarında Kadir İnanır, Lale Mansur, Dilek İmamoğlu, Selvi Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun da olduğu çok sayıda kişi izledi. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kadir İnanır&#8217;ı hedef gösteren bir açıklama yaparak dikkatleri üzerine çekerken insan hakları savunucuları İnanır&#8217;a destek olmak için imza kampanyası başlattı.</p>
<p>Başlatılan imza kampanyasına imza veren isimler arasında, Ahmet Faruk Ünsal, Ali Bayramoğlu, Baskın Oran, Celalettin Can, Doğu Ergil, Etyen Mahçupyan, Fuat Keyman, Levent Korkut, Nihal Bengisu Karaca, Oral Çalışlar, Öztürk Türkdoğan, Vahap Coşkun, Yıldıray Oğur, Yücel Sayman bulunuyor.</p>
<p>Ülkenin ve kişilerin güvenliğini sağlamakla görevli bir bakanın tanınmış bir sanatçıyı hedef göstermesinin kesinlikle kabul edilemez olduğuyla başlayan kampanya metni şu şekilde devam ediyor: &#8221;Bu söylem, sorunların barış içerisinde çözümüne ve bunu temsil eden kişilere yönelik olduğu oranda, durum demokrasi ilkeleri bakımından daha vahim hale gelmektedir. Kadir İnanır’ın yanında duruyor, bakanı sözlerini geri almaya ve özür dilemeye davet ediyoruz.<em>&#8221;</em></p>
<p>HDP sosyal medya hesabından konuyla ilgili şu açıklamayı yayımladı: &#8220;Süleyman Soylu&#8217;nun, Demirtaş&#8217;ın kitabından sahneye uyarlanan oyunu izlemeye gidenleri ve Kadir İnanır&#8217;ı hedef alması bir aczin göstergesidir. Demirtaş&#8217;ın ve HDP&#8217;lilerin nefes almasından dahi korkan bir Bakan&#8217;a çok fazla söz söyleme gereği duymuyoruz. Kültür ve sanat dünyasının içinde olan Kadir İnanır ve o gün orada olan herkes, umudun büyümesine ve cesaretin yayılmasına vesile olmuştur. Bundan sonra da olacaktır.&#8221;</p>
<p>Kadir İnanır ise &#8220;Bizim tek derdimiz barış&#8221; açıklaması yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/akil-insanlardan-kadir-inanira-destek-aciklamasi/">Akil İnsanlardan Kadir İnanır&#8217;a Destek Açıklaması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>30 Ekim Yaklaşırken; Mültecileri Neler Bekliyor? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/19/30-ekim-yaklasirken-multecileri-neler-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 07:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhalim Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Güngören]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Hepimiz Göçmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Valiliğin, İstanbul’da kaydı bulunmayan Suriyeli mülteciler verdiği son tarih olan 30 Ekim’e sayılı günler kaldı. Kararın uygulanması halinde Suriyeli mültecileri neler beklediğini Hepimiz Göçmeniz’den Deniz Güngören  ve Avukat Abdülhalim Yılmaz ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/19/30-ekim-yaklasirken-multecileri-neler-bekliyor/">30 Ekim Yaklaşırken; Mültecileri Neler Bekliyor? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Valiliği, 1 Ağustos&#8217;ta yaptığı açıklama ile geçici koruma kaydı İstanbul’da olmayan Suriyeli mültecilerin kenti terk etmeleri için 20 Ağustos’a kadar süre verdiğini duyurmuştu. İlerleyen günlerde ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, katıldığı bir televizyon programında bu sürenin 30 Ekim&#8217;e kadar sürdüğünü açıklamıştı. Son olarak açıklama yayınlayan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, İstanbul kaydı bulunmayan Suriyeli mültecilerin kentten çıkışta kullanacakları yol izin belgelerini almaları için müdürlüklerine başvurmalarını istedi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Valiliğin açıklaması ile birlikte mülteci geçişleri tekrar hareketlendi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre sadece Eylül ayında geçiş esnasında durdurulan mülteci sayısı 67 bin 371. Yine müdürlüğün verilerine göre Eylül ayında 10 bin 720 mülteci sınır dışı edildi. BM rakamlarına göre ise Eylül ayında 12 bin üzerinde mülteci deniz ve kara yoluyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">30 Ekim’e günler kala İstanbul’da yaşayan Suriyeli mültecileri neler beklediğini, mülteciler açısından ne tür sonuçlar doğuracağını, hükümetin bu uygulamasının Türkiyeliler üzerindeki etkisini, sivil toplum kuruluşlarının neler yapması gerektiğini ve Suriye’ye yapılan son operasyonun geri göndermeleri nasıl etkileyeceğini Hepimiz Göçmeniz’den Deniz Güngören ve Avukat Abdülhalim Yılmaz ile konuştuk. </span></p>
<p><b>‘Karar Sadece Suriyelileri Etkilemeyecek’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-43360 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/hepimiz_gocmeniz2-640x480.jpg" alt="" width="310" height="232" />Hepimiz Göçmeniz’den Deniz Güngören, kararın sadece Suriyelileri etkilemeyeceğini belirterek, “Pek çok farklı halktan göçmen, zaten güvencesiz olan yaşam koşullarını, tanımadıkları yerlerde, kim bilir kaçıncı defa bir kez daha kurmak zorunda kalacak. Üstüne üstlük, yaşam kavgası içinde sürüklendikleri İstanbul’dan suçlu gibi gönderilecekler. Bu tarif daha önceki geri göndermelerde gördüğümüz türden olası sınır dışı etme vakalarını kapsamayan bir tarif. Bir şekilde denetim dışında kalanlar ise gittikçe derinleşen bir korkuyla yaşamak ve büyük ihtimalle daha da ucuz ve güvencesiz işlerde çalışmaya zorlanmış olacak” dedi. Göçmenleri gönderilecekleri illerde yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik bilginin olmadığını da ifade eden Güngören göçmenlerin büyük ihtimalle misafirperverlikle karşılanmayacağını ve daha da kötü ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalacaklarını dile getirdi. </span></p>
<p><b>‘Irkçı Söylem Üretenlerin Talepleri Meşrulaşacak’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da göndermelerin, göçmenlere yönelik nefret ve düşmanlık üreterek yükselen siyasetlerin söylem ve taleplerini meşrulaştırmak gibi son derece olumsuz bir politik etkisi olduğunu ekleyen Güngören, “Zira bu tür ırkçı siyasetler nihayetinde somut bir sonuç almış bulunuyor. Ve belki daha da önemlisi, devlet göçmenlerin, yurttaşların geri kalanından farklı olarak, temel hakları olan insanlar değil, düzenlenmesi gerektiği şekilde iradeleri dışında taşınabilen kişiler olduklarını eylemle ifade etmiş oluyor. Üstelik, İstanbul, kaydı başka yerde bulunan göçmenlerin ikamet ettiği tek şehir değil, bunu emsal olarak kullanmak isteyen şehirlerin çıkması da kaygı verici bir başka ihtimal. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda Yalova Belediyesi şehrin yeni göçe kapandığını “müjdelemişti”; buradaki geri göndermelerden cesaret aldığını söylemek çok da abartılı olmayacaktır” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘STK’lar Mağduriyetleri En Aza İndirecek Çalışmalar Yapılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kuruluşlarının olası insan mağduriyetlerini en aza indirmek için elinden geldiğince çalışması gerektiğini de ifade eden Güngören, “Kararın gerçekten uygulanması durumunda normalden daha fazla çaba ve kaynak gerektiren durumlar yaşanacağını öngörmek de zor değil. Biz, göçmenlerle dayanışmayı; toplumun, göçmenleri yurttaş olarak tarif eden bir şekilde yeniden tahayyül edilmesini siyasi taleplere tahvil edebilen, siyasi bir hareket ile mümkün olduğunu düşünüyoruz” dedi. Hükümete ilk çağrılarının kararın durdurulması ve mültecilik statüsünün tanınması olduğunu belirten Güngören kararın uygulanması durumunda ise kamunun şiddete ve aşağılanmaya maruz bırakılmadan, güvenli bir şekilde yerleştirme işleminin takipçisi olması gerektiğini ekledi.</span></p>
<p><b>‘Operasyonlar Göçmenlerin Durumlarını Zorlaştıracak’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Askeri operasyonların göçmenlerin durumunu daha da zorlaştırdığını da dile getiren Güngören şunları söyledi: “İnsanların en başta göç etmesine neden olan koşulları tekrar ortaya çıkarır, çözüm değildir. Milyonlarca insanın en başta göç etmesine sebep olan koşulları derinleştirecektir. Çözümün uydu bölgeler değil barış ve demokrasi olduğunu savunuyoruz. İsmi ne olursa olsun, askeri operasyonların böyle bir ortama katkı sağlamayacağının bilincinde olmak gerekir.  Son olarak, insanların iradesi dışında bir yerden bir yere taşınmasının temel insan haklarına aykırı olduğunu unutmamak gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bunun göçmenlerin hiçbir nüfuzunun olmadığı bir siyasi ortamın konusu olması ise daha da utanç verici”. </span></p>
<p><b>‘Sınır Dışı Etme İşlemleri Devam Etti’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43359 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/abdülhalim_yılmaz-640x359.jpg" alt="" width="390" height="219" />Mülteci hakları ve hak ihlalleri ile çalışmalar yürüten Avukat Abdulhalim Yılmaz </span><span style="font-weight: 400;">sürenin 30 Ekim’e kadar uzatılmasının ardından sınır dışı etme işlemlerinin devam ettiğini belirtti. Her ay yüzlerce veya binlerce kişinin Suriye’ye sınır dışı edildiğini ifade eden Yılmaz, “</span><span style="font-weight: 400;">Sınır dışı etme olaylarında, ilgili kişinin ülkede yasal olup olmadığı, kayıtlı ilde olup olmadığı gibi durumlara bakılmıyor. Kuru – yaş demeden mümkün olduğunca Suriyeli sınır dışı edilmeye çalışılıyor. Eğer, hükümet veya İçişleri Bakanlığı, 30 Ekim tarihine önem atfeder ve yeni sınır dışı vakaları için girişimlerde bulunursa, bu vakalar sayıca çok daha fazla hale gelecektir.  Bu da, zorla Suriye&#8217;ye daha doğrusu Suriye’nin İdlib bölgesine gönderilecek binlerce yeni insan, parçalanmış aileler anlamına gelecektir” dedi.</span></p>
<p><b>‘Hak İhlalleri Yaşanıyor, Mahkemelere Çok Az Yansıyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle sınır dışı etme vakalarının sonuçlarının bazen ölümcül olabildiğini dile getiren Yılmaz, “Sınır dışı etmelerin neredeyse tümü, maalesef, “gönüllü geri dönüş” adı ama uygulamada “zorla” yapılıyor.  Anayasa Mahkemesinin verdiği pilot karar kabul edilen “Y.T.”kararında göçmenlerin etkili başvuru (iç hukuk) yoluna  sahip olmadığına karar verdi ve binlerce dosyayı bekletmeye aldı, kanunun değiştirilmesi gerektiğine karar verdi.  Sınır dışı işlemlerinde, çok ağır hak ihlalleri yapılıyor, ancak mahkemelere çok az yansıyor.  Öyle ki, Anayasa Mahkemesi tedbir kararlarına dahi uyulmuyor” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Kayıt Sorunu Ortada Duruyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hala kayıt konusunun bir sorun olarak ortada durdurduğunu ve çözülemediğini söyleyen Yılmaz, “Göç İdaresi  (sanırım) 12 ilde kayıtları tamamen kapalı tutuyor.  Ancak, bu 12 il, İstanbul başta olmak üzere, iş ve istihdamın yoğun olduğu, barınma ve diğer sorunların daha kolay çözülebildiği iller. Başka ile kayıtlı olduğu halde, İstanbul veya başka ilde bulunmanın  en büyük nedeni çalışma imkanı ve ailenin ve yakınların bu gibi illerde olmasıdır. Kayıt konusunda, birden fazla ile kayıtlı olan, dağılmış olan aile bireylerini bir araya getirme konusunda sorunlar yaşanıyor” dedi. </span></p>
<p><b>‘Tutumun Değişmesi Toplumdaki Sosyal Olayları ve Nefreti Körükler’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli mültecilere karşı, hükümetin tutumunun sertleşmesinin Türkiye toplumundaki ön yargıları arttıracağını vurgulayan Yılmaz, “Sosyal olayları ve nefreti de körükler.  Adana ve diğer yerlerde yaşanan provakasyonlar ve saldırılarda, hükümetin tutumu etkilemediğini  iddia etmek zor. İster istemez, politikacıların küçük söylemleri vatandaşları büyük şekilde etkiliyor. Bunun devam etmesi, Türkiye için övünç kaynağı olan, mülteciler için 8 yıldır yaptıklarının yerle bir edilmesi anlamına gelebilir. Bu konuda Hükümetin daha titiz olması gerekir. Kayıtlı olmayan kişilerin kaydı kolaylaştırılmalıdır. Yeni kayıt veya uzatma başvurularında randevu almak imkansız gibi. Bizzat başvuru yapmanın faydası olmuyor. Düzensiz olan göçmenler için yaptırım, sınır dışı etmek değil, başka ile veya kampa göndermek olmalıdır”. diye konuştu.</span></p>
<p><b>‘Geri Dönüş İşlemi Sırasında Bağımsız Bir Yetkili Bulunmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gönüllü geri dönüş” işlemi yapılıyorsa kolluk ve göç idaresi yetkili dışında, özellikle tercüman ile bağımsız bir kuruluş (STK, Baro, BM yetkilisi gibi) yetkilisi bulunması gerektiğini de ekleyen Yılmaz şunları söyledi: “Aksi halde, hepsi şüpheli işlem olarak kalacaktır. Hak ihlali iddiaları devam edecektir. Göç idaresi İstanbul’da, Binkılıç ve Selimpaşa geri gönderme merkezine aldığı kişilerden, “ülkeme dönmek istiyorum, mahkemeye başvurmak istemiyorum” şeklinde Türkçe belgeye zorla veya yanıltarak imza almasından vazgeçilmelidir. Sınır dışı kararı alınan kişilerden, dava açan, hukuki yollara başvuranlar varsa, mahkemesi sonuçlanıncaya kadar sınır dışı etmemelidir. Kayıtlı olan kişilerin ve özellikle ailesi (eşi-çocuğu)Türkiye&#8217;de bulunanların sınır dışı edilmemesi konusunda özen gösterilmelidir.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/19/30-ekim-yaklasirken-multecileri-neler-bekliyor/">30 Ekim Yaklaşırken; Mültecileri Neler Bekliyor? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2019 07:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[DİDEM DANIŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici koruma statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[GÖÇ ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlüt Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basına ve sosyal medyaya yansıyan mültecilerin geri gönderme haberleri ile ilgili konuştuğumuz dernek temsilcileri, akademisyen ve avukatlar, hükümetin mülteci politikasında değişikliğe dikkat çekerek mültecilerin hayatlarının riske atacak uygulamalardan vazgeçilmesini istediler. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/">‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerinden sonra mültecilere yönelik daha katı bir politika izleyeceğinin işaretlerini veren hükümet ilk adımı attı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCSG Dost Gemisi’nde yaptığı &#8220;Batılılardan farkımız şu ki; biz yakaladığımız insanlara suçlu ya da terörist muamelesi yapmıyoruz. Güvenliği elden bırakmadan, yasal prosedürlere uygun olarak onları geldikleri ülkelere geri göndermeye çalışıyoruz. Yakalanan hiçbir kaçak göçmen, kötü muameleyle karşı karşıya kalıyor değildir&#8221; sonra konuşmasından sonra İstanbul’da mültecilere yönelik kimlik kontrolleri başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentin bir çok noktasında kurulan polis noktaları ile birlikte kaydı olmayan ya da kaydı başka bir olduğu halde İstanbul’da yaşayan Suriyeli mülteciler alı konulmaya başlandı. Bu mültecilerin sınır dışı edildiğine dair basında haberler yer aldı. The Independent Türkçe muhabiri Cihat Arpacık haberinde 400 mültecinin İdlib’e gönderildiğini ve kontrollerin yayılacağını yazdı. Sınır dışı edilen mültecilerin elleri plastik kelepçelerle bağlı bir şekildeki yolculuk görüntüleri de sosyal medyaya yansıdı. İdlib’e yapılan son hava saldırısında 38 kişi öldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Valiliği ise yaptığı açıklama sınır dışı iddialarını yalanladı ve mültecilere kayıtlı olduğu ile dönmesi için 20 Ağustos’a kadar süre tanıdığını, kayıtsız olanların da kayıt olabileceği ile illere gitmesi gerektiğini dile getirdi. Yine yıl sonuna kadar 80 bin göçmenin sınır dışı edileceği açıklandı. Yaşananlar karşısında tedirginlikleri artan mülteciler evlerinden ya da işyerlerinden çıkamaz duruma geldi.  İstanbul Valiliği&#8217;nden gelen açıklamanın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yapılan geri gönderme sözleşmesinin askıya alınma duyurusu ile de Avrupa Birliği devletlerine de mesaj verilmek isteniyor. </span></p>
<p><b>‘Hukuki Açıdan Sınır Dışı Etme Koşulları Yok’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Didem Danış, Geçici Koruma Statüsüne yönelik eleştirilerindeki haklılıklarının bir kez daha ortaya çıktığını dile getirdi. Geçici Koruma Statüsü’nün en temel maddesi olan sınır dışı yasağının uygulanmadığını belirten Danış “Suriyelilerin kendi istekleri dışında gönderildiğini öğreniyoruz. Bunun tam olarak sebebi de belli değil; haberlerden sadece suça karışmak olmadığını anlıyoruz. Sebep olarak, Suriyelilerin kayıtlı olduğu ilin dışında ikamet ediyor olması gösteriliyor. Farklı ilde ikamet edenin kayıtlı olduğu il yerine ülke dışına gönderilmesi çok sert bir uygulama. Hukuki açıdan sınır dışı etme koşullarının oluşmadığını görüyoruz. Sanıyorum bu sebeple, o kişilere zorla “gönüllü geri dönüş” kağıtları imzalatılıyor” dedi. </span></p>
<p><b>‘Batıdan Tepki Geleceğini Sanmıyorum’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler açısından yedi yıldır devam eden görece pozitif dönemin kapandığını ifade eden Danış, “Suriyelilerin bu durumda hayatlarını nasıl idame ettirebilecekleri büyük bir soru işareti. Zaten toplumda genel bir tepki ve güçlü bir nefret söylemi yükseliyordu. Şimdi devlet tarafından da olumsuz bir tavır benimseniyor. Geri göndermeler daha çok seçim sonuçlarına bağlanıyor ama bence esas mesele giderek sertleşmekte olan ekonomik kriz. Ekonomik krize yönelik siyasi tepkiyi hafifletmek amacıyla Suriyeliler geri gönderiliyor gibi geliyor bana. Maalesef bugün, güya liberal demokrat olarak tarif edilen Batının acıklı hali de ortada. Avrupa’da bu uygulamaya hiçbir devletin samimi bir şekilde karşı çıkacağını, ‘yapmayın etmeyin’ diyeceğini sanmıyorum. Onun için de Suriyeliler kendi başlarına kalmış durumdalar.  Onları savunabilecek sivil toplumun zayıf olması da ayrıca üzücü” diye konuştu. </span></p>
<p><b>GAR: Mültecilerin Yaşam Hakları Riske Atılmamalı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç Araştırmaları Derneği tarafından geri göndermelerle ilgili yapılan açıklamada ise  Suriye’ye sınır dışı edildiği yönündeki bilgilerin sosyal medyada görünür hâle gelmesi, bu işlemlerin hukuka uygunluğu konusunda kaygı uyandırdığı belirtilerek “Sığınmacıların yasal olmayan nedenler ve usullerle sınır dışı edilerek, Suriye gibi savaşın ve çatışmaların hüküm sürdüğü istikrarsız bölgelere geri gönderilmeleri Türkiye’nin tâbi olduğu ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı olduğu gibi, bu uygulamayı hayata geçirenlerin amaçladığı çözüme de hizmet etmemektedir. Birçok örnekte görüldüğü üzere sığınmacılar yeniden o bölgeden kurtulmanın yollarını arayacak ve bulacaktır.Bu çerçevede, Suriyelilerin sadece kayıtlı oldukları ilin dışında bulunmaları sebebiyle sınır dışı edilmelerinin, kanuni bir dayanaktan yoksun olduğu ve hukuka aykırılık teşkil edeceği bir gerçektir. Türkiye’ye sığınmış bu kişilerin yaşam hakları bu tür uygulamalarla risk altına atılmamalıdır” denildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamada ayrıca önce uyum ve bir arada yaşama yönünde politikalar geliştirilmesi, güçlü ve etkili bir kamuoyunun inşası için girişimlere başlanması da istendi. </span></p>
<p><b>‘Tekil Sınır Dışı Toplu Sınır Dışı İşlemlerine Döndü’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci hakları ve hak ihlalleri ile çalışmalar yürüten Avukat Abdulhalim Yılmaz da basına yansıyan haberlerin şimdiye kadar tekil olan sınır dışı etme uygulamalarının toplu hale geldiğini gösterdiğini dile getirdi. Geri göndermenin ve toplu halde sınır dışı işlemlerinin hem Türkiye mevzuatına hem de uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirten Yılmaz şunları söyledi “Onlarca ya da yüzlerce kişiyi tek bir kararla, özel değerlendirme yapılmaksızın  toplu olarak sınır dışı edemezsiniz. Kişilerin toplu bir şekilde otobüslerle gönderilmesi kendi içerisinde ayrıca bir kötü muamele şekli oluşturuyor, insani olmayan bir sonuç doğuruyor. O insanların Suriye’de başına bir şey gelecekse, işkence görecek olursa Türkiye sorumlu. Bu uygulama ahlaki, siyasi açıdan sorumlu bir karar ama en başta hukuki açıdan sorumlu bir durum”. </span></p>
<p><b>‘Ensarlık ve Muhacirlikten Sınır Dışı Etmeye’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümetin dünyaya örnek olarak bahsettiği, övündüğü mülteci politikasını temelinden sarstığını ifade eden Yılmaz  “Birkaç milliyetçi oy alabilirim mantığıyla yapıyorsa çok ciddi bir yanılgı içine gireceğini bilmek gerekir. Milliyetçi kesimlerden oy alamayacağı gibi kendi tabanının fikirlerine, görüşlerine çok ters olan bu uygulamanın sonucunda oy kaybedeceğini düşünüyorum. Yıllarca ensar-muhacir kardeşliğinden bahsedip bu insanları toplayıp göndermek ciddi anlamda bir sıkıntıdır. Bu insanlar suça karışmış ise gerekli hukuki süreç başlatılır ve yasa ne diyorsa o yapılır ya da idari açıdan sakıncalı olan yabancı kapsamına alınmışsa güvenli bir üçüncü ülkeye gitme imkanı verilir. Tek problem kayıtsız olmaları ya da kayıtlı oldukları ilin dışında başka bir ilde bulunmaları ise bunun da çözümü gayet basit, kayıtlarını düzenlemektir. İç İşleri Bakanlığının toplu olarak sınır dışı etme çalışmalarının ve buna bağlı olarak asayiş girişimlerinin ciddi anlamda sıkıntılar doğuracaktır. Buna bir şekilde dur denmesi gerekiyor. Bir sorun varsa buna insani şekilde çözüm sağlanabilir” dedi.  </span></p>
<p><b>‘Hükümetin Mülteci Politikalarında Söylem Değişikliği Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci Der İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, hükümetin mültecilere yönelik politikalarında söylem değişikliği olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Seçim sürecinde ve seçim sonrası süreçte hükümetin ‘Suriyeli kardeşlerimizi ülkelerine kavuşturacağız’ ve sağlık hizmetlerine erişiminde katkı payı alınacağına yönelik açıklamalar oldu. Mülteci olsun olmasın, herhangi bir insan zulüm göreceği ülkeye gönderilmemesi gerekiyor. Mültecilik nedenleri konusunda endişe varsa bu araştırılır ve gönderilecekse de zulüm görmeyeceği ülkeye gönderilir. Mültecilik nedenleri taşıyan kişilerin kaydı olmaması ya da izinsiz çalışıyor gibi nedenlerle sınır dışı edilmesi Türkiye’nin hem ulusal hem de uluslararası yükümlülüklere aykırı”. </span></p>
<p><b>‘Kayıt ve Çalışma İzinleri Tekrar Düzenlenmeli’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’a kayıt olmak isteyip de kayıt olamayan ya da kayıt şehrini İstanbul’a taşımak için bekleyen binlerce mülteci olduğunu da dile getiren Erçoban, “İdare yapacağı uygulamada bu gerçeği unutmaması lazım. Bu insanlar İstanbul’da bir şekilde hayat kurmuş durumdalar. Çeşitli gerekçelerle kayıt etmemek hem devlet güvenliği hem de insanların haklara erişimindeki konularında sorun yaratıyor.  Hükümetin mültecileri, yerli halkın nüfusunu dikkate alarak dağılımını yapması çok sert bir uygulama değil ama Cenevre Sözleşmesinin içinde mültecilerin ülkede serbestçe dolaşma hakkı var. İstanbul kayıtlara açılması bütün mültecilerin İstanbul’a yerleşeceği anlamına gelmiyor. Başka bölgelerde de iş teşviki ile İstanbul’a göçün önü kesilebilir. Nasıl vatandaş adresini değiştirince bildirim yükümlülüğü varsa bu mülteciler için de uygulanabilir. Kayıt ve çalışma izni sistemi oturduğunda mültecilerin bulunduğu ilde yaşama imkanı düzelir. Bu iki sorun düzenlenirse pek çok sorun aslında birbiri ile bağlantılı olarak düzelebilir” diye konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/24/multecilerin-hayatlari-riske-atilmamali/">‘Mültecilerin Hayatları Riske Atılmamalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 07:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kartepe Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrollü göç]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlüt Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Belediyesi’nin öncülüğünde ‘Göç, Mültecilik ve İnsanlık’ temasıyla Kartepe Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/">Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Zirvesi’nde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, mültecilerle ilgili dolaşıma  sokulan bilgi kirliliğine tepki göstererek, &#8220;Yüzyılın bu en korkunç trajedilerinden biriyle ilgili, vicdan ve merhamet yoksunu yorumlarla toplumu bölmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bakın Türkiye&#8217;de suça karışma oranı yüzde 2,5&#8217;tur. Ülkemizdeki Suriyelilerin, suça karışma oranları ise binde 8&#8217;dir ve bu oran 2015&#8217;te yüzde 1,4&#8217;tü. Yani giderek azalıyor. Sürekli aşağıya iniyor. Sadece bunlar değil, daha öyle iftiralar duyduk ki&#8230; Mesela, işlemlerini yapmak üzere ülkelerinden ve konsolosluklardan belge isteyebilmeleri için sadece ankesörlü telefonlarda geçerli telefon kartları dağıtılması projesi gerçekleştirildi. AB fonlarıyla finanse edilen bir projeydi. Bunu &#8216;Suriyelilerin telefon faturalarını devlet ödüyor.&#8217; yalanıyla gazetelerinde manşetten verdiler. Keza, Kızılaykart ile verilen yardımları &#8216;Suriyeliler devletten maaş alıyor.&#8217; diye yaydılar. Oysa bu da tamamen AB fonlarıyla yapılan bir projeydi ve kimseye maaş bağlanması gibi bir durum asla söz konusu değildi. “ diye konuştu.</strong></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde üniversite, sivil toplum kuruluşu, uluslararası kurum ve kuruluşlardan 22 paydaşın ortaklığında düzenlenen Kartepe Zirvesi, 26-29 Ekim tarihleri arasında yapılacak. Bu yıl 31 ülke, 184 kurumun temsil edildiği zirvenin açılışına,  Dışişleri Bakanı ve Zirve 2018 Onursal Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Yunanistan Başbakanı George Papandreou, BM Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano, Yunanistan Göç Politikaları Bakanı Dimitris Vitsas, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Christian Berger, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy ile öteki ilgililer katıldı. Yurt içinden 62, yurt dışından 31 üniversiteden akademisyenin katılımıyla yapılan zirve, 2 konferans, 2 açılış panel toplantısı, 2 çalıştay, 22 panel, 11 akademik oturum ve etkinliklerden oluşuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-31935" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-640x409.jpg" alt="" width="360" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-640x409.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-610x390.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795-320x205.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/2-e1540617537795.jpg 849w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />The Green Park Kartepe Otel&#8217;de düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, yakıcı etkisinin devam etmesi sebebiyle zirveyi göç temasıyla yaptıklarını belirterek, “Alevler üstümüze üstümüze geliyor. Bu yangını söndürme seferberliğine entelektüel katkı sunmak istedik. Bu nedenle göç konusunu seçtik. Gayretimiz Aylan bebeklerin, Rawda Nurların, Ümranların hayatta kalması, insanlık vicdanı ve gücünün kendini göstermesi içindir.&#8221; dedi.</p>
<p>İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da konuşmasında, Türkiye’nin göçü önlemeye değil yönetmeyi seçtiğini belirterek, “Türkiye&#8217;nin nüfusu 80 milyon 810 bin kişi. Halen barındırdığımız Suriyeli göçmen sayısı 3 milyon 587 bin 930 kişi. Oysa 500 milyon nüfuslu Avrupa Birliği&#8217;ndeki (AB) toplam Suriyeli mülteci sayısının yaklaşık 700 bin civarında olduğu söyleniyor. 2017 verilerine göre, bunun 518 bin kişisi Almanya&#8217;da ve aynı dönem için İstanbul&#8217;daki Suriyeli göçmen sayısı 537 bin. Yani sadece İstanbul, Almanya kadar, hatta Avrupa&#8217;nın dörtte üçü kadar göçmen ağırlıyor ve Batı&#8217;daki mültecilerin hemen hepsi çok büyük bir özenle seçiliyor.&#8221; dedi. Türkiye&#8217;nin göç ve mülteci politikasının, rastgele belirlenmiş, sadece kapıları açmaktan ibaret bir politika olmadığını vurgulayarak, “Göçü yönetmek sadece kamp kurmak, günde üç öğün yemek çıkarmak değildir. Bu elbette ki önemlidir. Hatta üzülerek görmekteyiz ki bunu bile yapmayan ülkeler var. Oysa göçü yönetmek, bu insanları yaratıcının emaneti kabul etmek, ihtiyaçlarını karşılamak, onların sosyal ve ekonomik hayata uyumunu sağlamak ve onları nihai hedeflerine ulaştırmaktır çünkü her göçün bir son durağı vardır. Onları ulaştırmalısınız. Eğer sizin ülkenizde kalmaya karar vermişlerse de bu işin altyapısını hazırlamalısınız.” diye konuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-31932" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/m-640x480.jpg" alt="" width="360" height="270" />Suriyelilerle ilgili dolaşıma sokulan bilgi kirliliğine de tepki gösteren Soylu, “Yüzyılın bu en korkunç trajedilerinden biriyle ilgili, vicdan ve merhamet yoksunu yorumlarla toplumu bölmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Farklı düşünenler elbette ki olabilir, bu çok doğaldır ancak bir muhalefet milletvekilinin, bir siyasi sorumsuzun yalanlarla göçten siyasi rant elde etmeye çalışması utanç vericidir. Yazıklar olsun, üzüldüğüm için söylüyorum, vicdanım olduğu için söylüyorum. Bakın Türkiye&#8217;de suça karışma oranı yüzde 2,5&#8217;tur. Ülkemizdeki Suriyelilerin, suça karışma oranları ise binde 8&#8217;dir ve bu oran 2015&#8217;te yüzde 1,4&#8217;tü. Yani giderek azalıyor. Sürekli aşağıya iniyor. Yine bir rakam daha vereceğim. Bu adam sürekli olarak her Suriyeliyi tacizci, tecavüzcü olarak gösteriyor. Bu yıl 29 bin 743 cinsel içerikli olayın yaşandı. Bunlar içinde Suriyelilerin karıştığı olay sayısı 749&#8217;dur. Üstelik bu rakama taciz mağduru Suriyeliler ve kendi aralarındaki olaylar da dahildir. Şimdi, rakamlar bu şekildeyken acaba yalanlarla bu iki toplumu birbirine düşürme gayretinin asıl amacı nedir, buradan nasıl bir siyasi pozisyon umulmaktadır? Bunu anlamak, vicdanlarımıza izah etmek gerçekten mümkün değildir. Sadece bunlar değil, daha öyle iftiralar duyduk ki&#8230; Mesela, işlemlerini yapmak üzere ülkelerinden ve konsolosluklardan belge isteyebilmeleri için sadece ankesörlü telefonlarda geçerli telefon kartları dağıtılması projesi gerçekleştirildi. AB fonlarıyla finanse edilen bir projeydi. Bunu &#8216;Suriyelilerin telefon faturalarını devlet ödüyor.&#8217; yalanıyla gazetelerinde manşetten verdiler. Keza, Kızılaykart ile verilen yardımları &#8216;Suriyeliler devletten maaş alıyor.&#8217; diye yaydılar. Oysa bu da tamamen AB fonlarıyla yapılan bir projeydi ve kimseye maaş bağlanması gibi bir durum asla söz konusu değildi. Bunun gibi daha birçok iftira ve yalanı piyasaya sürdüler ve maalesef yüzleri kızarmadı, utanmadılar, rahatsız olmadılar.&#8221; Şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Kontrolü Göç İçin İşbirliği Önemli”</strong></p>
<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da konuşmasında, bölgede ve ötesinde çok ciddi sınamalarla karşı karşıya olduklarını ve bu sınamaların tek başına bir ülkenin ya da herhangi bir uluslararası örgütün çözebileceği düzeyde olmadığını bu nedenle ülkeler arası işbirliğinin önemine dikkat çekti. Çavuşoğlu, göç akınlarının göçmen düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı gibi ırkçı akımların yükselmesini tetiklediğini belirterek, &#8220;Bu sorunları nasıl çözeceğiz, göç konusunda birlikte hangi adımları atabilmeliyiz, yerinden edilmiş insanları da yeniden evlerine nasıl göndermeliyiz? Keza bizlere sığınan insanlara karşı hangi politikalarda başarılıyız hangi politikalarda yetersiziz? Tüm bunları çok iyi bir şekilde değerlendirmek zorundayız. Yaklaşık 70 milyon insan değişik sebeplerden dolayı evini terk etti. Bu sorunu tek başımıza çözemiyoruz ama önce sorunu çözebilmek için bu soruna nasıl bakıyoruz, hangi pencereden görüyoruz? Göç konusunu bir güvenlik meselesi olarak mı değerlendirmek lazım yoksa insani açıdan mı bakmak lazım? Güvenlik gerekli ama insani boyuttan bakmasını da öğrenmemiz lazım, ikisinin sentezini çok iyi yapmamız lazım. O zaman belki düzensiz göçle mücadele edebiliriz. Bugün yapmamız gereken esasen düzensiz göçle mücadeledir ama düzensiz göçle mücadele ederken kullandığımız terminolojiye çok dikkat etmemiz lazım. Bizim bakanlık da bakıyorum Avrupa Birliği&#8217;nin terminolojisini kapıyor, İngilizce tabiriyle &#8216;illegal migration&#8217;a biz karşıyız, onun yerine irregular migration (düzensiz göç)&#8230; Her göçmen suçlu değildir, her göçmen kaçak değildir. İnsan kaçakçıları vardır, kaçak yollardan ülkemize geliyorlar ama bunları suçlu olarak görmek doğru değil ama insan kaçakçılığıyla mücadele yaparken diğer taraftan ihtiyaç olan &#8216;regular migration&#8217; dediğimiz kontrollü göçü de nasıl başarmamız lazım?&#8221; diye konuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-31928" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-640x395.jpg" alt="" width="360" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-640x395.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-1024x632.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-610x377.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz-320x198.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqbGVoPWoAAnHBz.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Düzenli göçe Avrupa’nın başta olmak üzere dünyanın ihtiyacı olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, “Kontrollü göçü başarabilmemiz için kaynak ülkeler, transit ülkeler ve destinasyon ülkeler arasında iş birliği çok önemlidir ama göçmenin yaşadığı topluma kazandırılması ve entegre edilmesi de çok önemlidir. Entegre olamayan bir göçmeni suçlamak yerine son günlerde sorgulamaya başladığımız gibi &#8216;Entegrasyon politikalarımız nerede başarısız oldu?&#8217; eğer buna bakarsak ve cevabını ararsak o zaman entegrasyon politikalarında çok daha başarılı oluruz. O zaman o göçmenler de &#8216;Acaba ben asimile mi ediliyorum?&#8217; sorusunu kendisine sormaz, kendisini güvende hisseder ve daha çabuk entegre olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Göçmen almak isteyen ülkelerin ‘seçicilik’ yapmasını da eleştiren Çavuşoğlu, “Kontrollü göçü sağlarken seçicilik yaparsak bir kere bu insani değil, doğru bir strateji de değil. Neden o sorular soruluyor? Çünkü belli sayıda göçmen alarak &#8216;Ben de bir şeyler yapıyorum.&#8217; deyip, 10 bin 20 bin kişi alıyorlar, bir de ödül alıyorlar uluslararası toplumdan. Biz daha öyle bir ödül alamadık. 33 milyar dolar harcadık ve toplamda 4 milyonun üzerinde mülteciye ev sahipliği yapıyoruz ama bunu yaparken kendisine uygun almak istiyor. Örneğin ağırlıkla Hristiyan bir ülkeyse Hristiyan olsun, Müslüman bir ülkeyse Müslüman olsun diyor, Yahudiyse Yahudi olsun diyor, mühendis olsun diyor, doktor olsun diyor&#8230; O insanları almak isteyenleri götürün burada mülakat yaptırın ben şundan çok eminim &#8216;Aç ağzını kaç tane dişin kaldı?&#8217; onu da soracaktır. Bu insani değil. Pazardan mal seçmiyoruz. Eğer kontrollü göçte samimiysek bu tür ayrımcılıklar entegrasyon politikalarınızda da başarısız olmanıza sebep olur ve sizi başka noktalara götürür.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“Türkiye Milyonlara Kapısını Açıyor”</strong></p>
<p>Yunanistan Eski Dışişleri Bakanı George Papandreou da konuşmasında mülteciliği deneyimleyen bir ülke olarak empatilerinin büyük olduğunu belirterek, “Türkiye hiçbir ülkenin yapmadığını yapıyor şu an ve milyonlara kapısını açıyor. Bunun kolay olmadığını biliyoruz. Bu muazzam görevi, sorumluluğu omuzlamak kolay değildir. Felaketlerden kaçan insanlara haklarını sunmaya çalışıyorlar. Hepimiz bunu yapmaya çalışıyoruz.&#8221; Dedi. Mevcut uluslararası mültecilik sorununun yerel seviyede sınırlı kalamayacağını, çok taraflı ve uluslararası yaklaşımları bir araya getirmek zorunda olunduğunu belirten Papandreou,”Ekonomik ve sosyal sistemlerin kaynakları kurutmadan ekonomik ve sosyal kalkınmaya müsaade edecek şekilde değişmesi gerekiyor. Herkesin sorumluluğu en üst safhadadır, herkes bu çözümün parçasıdır. Ben bu görüşü sonuna kadar destekleyeceğim ve deneyimlerimiz Türkiye-Yunanistan ilişkisinin bu noktada ne kadar önemli olduğunu da gözler önüne sermektedir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<figure id="attachment_31927" aria-describedby="caption-attachment-31927" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-31927" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DqayvFPXQAE4LvY.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-31927" class="wp-caption-text">BM Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano</figcaption></figure>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Irena Vojackova Sollorano da konuşmasında Türkiye’nin 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapmanın mümkün olabileceğini bütün dünyaya gösterdiğini belirterek, &#8220;Bu insanlığa olan bir katkıdır ve elbette nihayetinde Türk toplumuna da uzun solukta bu katkı sunacaktır.&#8221; dedi. Dünyadaki nüfus artışının hızına da dikket çeken  Sollorano, &#8220;Ben doğduğum zaman gezegenimizin nüfusu 3 milyardı, bugün ise 7 milyar. 20 sene içerisinde belki de bu sayı 10 milyara çıkacak ve bu göçmenliği de doğrudan etkileyecek. Mültecilerin sayısı da artacak. Hayatlarındaki bir sebep bir etki onları göçe itecek ama burada olacaklar mı olmayacaklar mı buna biz karar vereceğiz çünkü çoğu göçmen insan kaynaklı, insan sebepli felaketlerden buna zorlanıyor. Hatta küresel bağlamdaki mülteci nüfusunun geleceği bizim elimizde olacak.&#8221;  diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/30/kartepe-zirvesinde-multecilerle-ilgili-bilgi-kirliligine-tepki/">Kartepe Zirvesi’nde Mültecilerle İlgili Bilgi Kirliliğine Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Soylu’nun Hedef Gösterdiği STK’lar Suç Duyurusunda Bulundu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/23/bakan-soylunun-hedef-gosterdigi-stklar-suc-duyurusunda-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Jun 2018 10:57:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Soylu]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28051</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki aile arasında yaşanan seçim sebebiyle çıkan çatışmayla ilgili araştırma yapmak, olayda ölenlerin yakınlarına taziye dilemek ve sağduyu mesajı vermek için Suruç’a gitmek isterken  polis tarafından engellenen ve İçişleri Bakanı tarafından hedef gösterilen Diyarbakır Sivil Toplum Örgütleri, suç duyurusunda bulunurken, 11 ilin Baro Başkanı da destek için Diyarbakır'da basın açıklaması yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/23/bakan-soylunun-hedef-gosterdigi-stklar-suc-duyurusunda-bulundu/">Bakan Soylu’nun Hedef Gösterdiği STK’lar Suç Duyurusunda Bulundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14 Haziran günü Suruç’ta Şenyaşar ailesine ait iş yerinde AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın beraberindekilerle başlayan tartışma silahlı çatışmaya dönüşmüş ve Yıldız ailesinden 1, Şenyaşar ailesinden 3 kişi olmak üzere toplam 4 kişi yaşamını yitirmişti. Arefe günü yaşana çatışmanın daha da büyümemesi için sağduyu mesajı vermek isteyen Diyarbakır’daki Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Urfa’daki STK’larla birlikte bayramın üçüncü günü Suruç’a gitme kararı almış ve medyaya bir gün önceden <a href="https://hakinisiyatifi.net/diyarbakir-ve-urfa-stklari-suructa-bulusuyor/">duyurmuşlardı.</a> Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği, Müsiad, Diyanet-Sen, KESK, Diyarbakır İş Kadınları Derneği gibi geniş bir yelpazedeki kurumların imzasını taşıyan sağduyu çağrısında şu ifadeler kullanılmıştı:</p>
<blockquote><p><em>Diyarbakır ve Şanlıurfa illerinde bulunan sivil toplum kuruluşları olarak birlikte, Suruç ilçesinde gerçekleşen vakaları araştırmak, mevcut gerginliği azaltmak ve üstümüze düşen toplumsal görevi yerine getirmek amacıyla 17 Haziran 2018 Pazar günü Suruç ilçemizi ziyaret etme kararı almış bulunmaktayız. </em><em>Başta Suruç ilçesindeki vaka neticesinde hayatını kaybeden tüm yurttaşların kederli ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi sunmakla birlikte, tüm siyasi partileri, tarafları ve ilgili herkesi sağduyulu açıklamalarda bulunmaya ve davranmaya davet ediyoruz. Muhtemel provokasyonların ve olası istenmeyen olayların ancak bu şekilde önüne geçilebileceğini önemle belirtiyoruz.</em></p></blockquote>
<p>Ancak 17 Haziran’da sabaha karşı STK temsilcilerini arayan Emniyet, heyetin Suruç’a gidişine izin vermeyeceklerini haber verdi. Yine de buluşma noktasına gelen STK heyeti, polislerin engellemesiyle karşılaştı. Uzun süren görüşmeler bir sonuç vermedi ve heyetin Diyarbakır’dan çıkışı engellenmiş oldu.</p>
<p>Engelleme karşısında STK’lar adına açıklama yapan DTSO Başkanı Mehmet Kaya ziyaretin temel amacının toplumu sağduyuya davet etmek olduğunu vurgulayarak “Sivil Toplum Kuruluşların bu süreçte olaylara dâhil olması sağduyunun oluşması anlamında önemlidir. Sivil Toplumun tarafsız ve sağduyulu duruşunun bu süreçlere girmesinin engellenmesi gerek seçim sürecinde yaşanacak olaylar ve gerekse de seçimin sonucuyla ilgili bizleri ve toplumu endişelendirmektedir.” açıklamasında bulundu. Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen de “hukuki dayanağı olmayan, keyfi bir engelleme ile karşı karşıya olduklarını ve bu uygulamayı protesto ettiklerini.” <a href="https://www.diyarbakirbarosu.org.tr/surucagitmeleriengellenenstklardanbasinaciklamasi…/1320">söyledi.</a></p>
<p>STK heyetinin engellenmesinden bir gün sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TRT Haber’de katıldığı bir programda Diyarbakır Barosu başta olmak üzere heyetteki STK’ları hedef aldı. Başsağlığı ve sağduyu çağrısının masum olmadığını söyleyen Soylu, Diyarbakır Barosu’nu PKK müzahiri olmakla suçlayarak çeşitliliğiyle Diyarbakır’dan geniş bir kesimi temsil eden STK’ları “melanet üretmek, dağa adam göndermek” gibi ithamlarla hedef aldı. Soylu’nun bu ithamlarını “hayret ve üzüntü” ile karşıladıklarını açıklayan iş camiasından STK ve oda temsilcileri Soylu’yu “mesnetsiz iddiaları gözden geçirmeye” davet ederken söz konusu ithamlara ilk ve en sert cevap Diyarbakır Barosu’ndan geldi. Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmeden önce yaptığı açıklamalar sebebiyle Baro binasında gözaltına alınmasını hatırlatan Diyarbakır Barosu, Soylu’ya sert tepki göstererek şu ifadeleri paylaştı:</p>
<blockquote><p><em>Diyarbakır Barosu, hak, hukuk ve toplumsal meselelerde üyelerinin cesur ve fedakâr mücadelesiyle ödediği ağır bedeller neticesinde edindiği bu müstesna ve görkemli duruşuyla, geçmişte olduğu gibi bugün de tehdit eden bu dile boyun eğmeyecek ve sessiz kalmayacaktır. Sn. Süleyman Soylu! Bizleri bu şekilde jitemvari bir tarzla hedef gösterdiğinizin farkındayız. Sevgili Baro Başkanımız Tahir Elçi’yi katleden bu anlayışa karşı bize düşen de onun verdiği bu cevabı  sizlere hatırlatmaktır: “Jitemci ağababalarınız ve generallerinize boyun eğmedim sizden mi korkacağım!” Biz de korkmuyoruz… Diyarbakır Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri olarak Diyarbakır Barosu’nda terörle mücadele ekiplerinizi ve savcılarınızı bekliyoruz. Tahir Elçi’yi aldığınız yerdeyiz…</em></p></blockquote>
<p>Hak İnisiyatifi de Soylu’nun açıklamalarını kınayarak diğer STK’larla birlikte suç duyurusunda bulunacaklarını aktardı. Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği’nden Recep Yavuz şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<blockquote><p><em>Bizim temel hareket noktamız ortada bir ihlal varsa onu en doğru şekilde anlamak ve kamuoyuna aktarmak, hakka adil şahitlik yapmak, çatışma yerine sağduyu zeminini güçlendirmek. Bu sorumluluğumuzu yerine getirirken kimin memnun olduğuna kimin rahatsız olduğuna bakmayız. Örneğin 2015-16 şehir çatışmaları döneminde Cizre raporumuz sebebiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Silvan raporumuz sebebiyle de PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın sert açıklamalarına maruz kalmıştık. Suruç’a gerçeği yakından öğrenebilme çabası ve sağduyuya katkı niyetiyle gidecektik, engellendik. Şimdi bu kadar renkli bir sivil toplum heyetine İçişleri Bakanı tarafından yapılan hakaret ve ithamlar ne kaale alınır ne de yenilir yutulur cinsten. Sivil toplumun devlete yüzde yüz boyun eğmesini bekliyorlarsa bizden beklemesinler, biz bağımsızlığımızdan ödün vermeyiz. Bu açıklamaları sebebiyle STK&#8217;’ar olarak hukuki yola başvuracağız elbette ancak şunun altını çizmek istiyorum: Konumuz Suruç’tur, Suruç’taki ölümlerin aydınlatılmasıdır. Olay nasıl gelişti, nasıl devam etti, devlet bunlar olurken ve sonrasında ne yaptı, ne yapıyor? Soruşturma iki tarafın şüphelilerini de gerçekten içererek sürdürülüyor mu, bu soruların cevabının kamuoyunu tatmin edecek şekilde verilmesi gerekiyor. STK’ların hedef alınması talihsiz, yanlış, haksızcadır ancak bu durum Suruç’ta olanları gölgede bırakmamalıdır.</em></p></blockquote>
<p>Barolardan Destek Ziyareti</p>
<p>Bu arada, Diyarbakır Barosu&#8217;nun İçişleri Bakanı tarafından hedef gösterilmesine tepki gösteren 11 baronun başkanı ve yöneticisi destek için Diyarbakır&#8217;a gelerek basın açıklaması yaptı. Tahir Elçi&#8217;nin eşi Türkan Elçi&#8217;nin de hazır bulunduğu basın basın açıklamasına, İstanbul Baro Başkan Yardımcısı Necmi Şimşek, Antalya Baro Başkanı Polat Balkan, Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran, Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun, Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan, Adana Baro Başkan Yardımcısı Sebahattin Gümüş, Şırnak Baro Başkan Yardımcısı Noşirevan Elçi, Adıyaman Baro Başkanı Mustafa Köroğlu, Batman Baro Başkanı Hamit Çakan, Van Baro Başkanı Murat Timur ve Urfa Baro Başkanı Ahmet Tüysüz ile İHD, TİHV ve Hak İnisiyatifi temsilcileri katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/23/bakan-soylunun-hedef-gosterdigi-stklar-suc-duyurusunda-bulundu/">Bakan Soylu’nun Hedef Gösterdiği STK’lar Suç Duyurusunda Bulundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
