<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suat Kardaş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suat-kardas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suat-kardas/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2020 05:24:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Suat Kardaş arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suat-kardas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/19/pandemi-kosullarinda-nitelikli-ve-kapsayici-egitim-nasil-saglanir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2020 05:24:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ACEV]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[AÇEV]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Blogcu Anne]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli Otizm Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Kardaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Otizm Anneleri Topluluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57012</guid>

					<description><![CDATA[<p>140’dan fazla ülkenin nüfusunu aşan öğrenci sayısı olan Türkiye’de okulların hangi koşullarda açılacağı sorusu, pek çoğumuzu doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiriyor. Pandeminin mevcut eşitsizlikleri eğitim alanında da derinleştirdiği tespitinden hareketle, okulların açılmasının ya da açılmamasının yaratacağı risk ve fırsatları hem kamu sağlığı hem eşitsizlik açısından değerlendiren çeşitli uzman ve STK’ların görüşlerine başvurarak, pandemi koşullarında nitelikli ve kapsayıcı bir eğitimin nasıl sağlanabileceğini araştırdık. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/19/pandemi-kosullarinda-nitelikli-ve-kapsayici-egitim-nasil-saglanir/">Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilk ve orta dereceli okullar ile liselerde 31 Ağustos tarihinde online eğitime başlanacağını ve 21 Eylül’de de yüz yüze eğitime geçilmesinin planlandığını duyurdu. MEB Bakanı Ziya Selçuk, pandemiyle mücadeleye uygun hareket edilmesinin okulların ne şekilde ve hangi tarihte yüz yüze açılmasında belirleyici olacağını kaydetti. Eğitim ve öğretimi layıkıyla devam ettirebilmek için okullara dönmek, yüz yüze eğitime başlamak gerektiğini hatırlatan  <a href="https://twitter.com/ziyaselcuk">Ziya Selçuk,</a> :  &#8220;Yüz yüze eğitime 21 Eylül&#8217;de başlayabilmemiz sizin elinizde. Gece gündüz çalışıyoruz…&#8217;Okulları birlikte açacağız&#8217; derken samimiyiz, sizleri bu sorumluluğa ortak olmaya çağırıyoruz. Sizsiz başaramayız. Lütfen maske takın, mesafenizi koruyun ki okulları açıp işimizi yapabilelim, çocuklar okullarına kavuşsun. Çocuklarımız ve öğretmenlerimiz adına rica ediyorum.&#8221; sözleriyle, ebeveynleri sorumlu davranmaya davet ediyor.</p>
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi de düzenlediği “Pandemide Okul Sağlığı” konulu basın toplantısında, “21 Eylül’e kadar gereken önlemlerin alanın tüm taraflarının ortak çabasıyla alınmalı, çocuklarımızın yüz yüze eğitime güvenli şekilde başlaması sağlanmalıdır.” çağrısında bulundu.</p>
<p>Okulların açılması için yapılması gerekenlerle ilgili <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/pandemide-okul-sagligina-iliskin-uzman-gorusleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Pandemide Okul Sağlığına İlişkin Uzman Görüşleri Raporu</a>’nu hazırlayan TTB, okullarla ilgili kararların yerel özelliklere, eğitimin düzeyine, mevcut olanaklara ve gereksinimlere göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. TTB’nin önerileri arasında, birinci basamak sağlık hizmetleri düzeyinde okul sağlığı hizmetleri yeniden yapılandırılması, okullarda psikososyal hizmetlerle ilgili ihtiyaçlara yönelik bir yapılanma ve örgütlenme modeli oluşturulması, teması azaltmaya yönelik uygun yöntemlerin bulunması için MEB’in, ilgili uzmanlık gruplarından ve sivil toplum kuruluşlarından görüş alması, işbirliği yapması gibi öneriler yer alıyor.</p>
<p><strong>Pandemi Koşullarında Eğitimin Riskleri ve Araştırma Bulguları </strong></p>
<p>Pandemide eğitimin uzaktan sürdürülmesinin sakıncalarına işaret eden uzmanlar, bazı çocukların pandemide uzaktan eğitime erişemediğini ve dahası okula dönmeme riski olduğunu hatırlatıyor.  Suat Kardaş tarafından kaleme alınan <a href="https://medium.com/@suatkardas/%C3%A7ocuklarda-covid-19-ve-okul-ortamlar%C4%B1n%C4%B1n-covid-19-yay%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1ndaki-etkisi-8edc34b6ac96">Çocuklarda COVID-19 ve Okul Ortamlarının COVID-19 Yayılımındaki Etkisi</a> adlı yazıda, yapılan bir araştırmanın verilerine dayanarak salgının okulların yeniden açılmasıyla salgının yayılımındaki hızlı artış arasında ilişki tespit edilemediği kaydediliyor. Araştırma, çocuk bakım merkezleri ve eğitim kurumlarını kapatmanın COVID-19 virüsünün yayılımını engellemek için tek başına etkili bir kontrol önlemi olmadığını çünkü çocukların virüsün semptomlarını (eğer gösteriyorlarsa) çok hafif gösterdiklerine işaret ediyor. Araştırma, okulların açılması ya da kapalı tutulması ve okullardaki kontrol önlemleri ile ilgili kararların toplumdaki diğer fiziksel mesafe ve halk sağlığı önlemleri ile tutarlı olması gerektiği sonucuna varıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-57015" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kapak-2-640x167.jpg" alt="Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?" width="360" height="94" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kapak-2-640x167.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kapak-2-1280x333.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kapak-2-1024x267.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/kapak-2.jpg 1920w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /> Eğitim Reformu Girişimi&#8217;nden Umay Aktaş Salman, pek çok çocuğun iyi olma hali, uzaktan eğitime erişememe, okula dönememe ihtimali, risk altındaki çocukların izlenmesi ve desteklenmesi, okulların fiziksel kapasiteleri ve bütçeleri arasındaki fark konuşulmadan çözümler eksik kalacağını belirtiyor. Eğitimci <a href="https://twitter.com/AliKoc_edu/status/1291441665614512129">Ali Koç </a>ise okulun çocuklar için güvenli bir alan sunduğu gerçeğini hatırlatıyor ve ekliyor; “Okulların yeniden açılmaması demek; okul terklerinin, çocuk işçiliğinin, çocuklara yönelik şiddetin, madde bağımlılığının artması demektir. Okulların yeniden açılmaması demek; genç gebeliklerin, beslenme riskinin, cinsiyet eşitsizliklerinin artması demektir. Okulların yeniden açılmaması demek, ailelerin ekonomik yükünün artması demektir. Okulların yeniden açılması demek; sosyal, ekonomik ve sağlık eşitsizlikleri derinleşmeden, çocuklarımızın geleceğinden ödün vermemek demektir.”</p>
<p>Türk Eğitim Derneği tarafından yapılan <a href="https://tedmem.org/yayin/covid-19-surecinde-egitim-uzaktan-ogrenme-sorunlar-cozum-onerileri">COVID-19 Sürecinde Eğitim: Uzaktan Öğrenme, Sorunlar ve Çözüm Önerileri</a> başlıklı araştırmada, 2020-2021 eğitim öğretim yılında okulların güvenli bir şekilde açılabilmesi ve öğrenmenin sürdürülebilmesi için somut öneriler yer alıyor. Dünyadaki gelişmeleri, sorunları ve çözümleri izleyerek, eleştiri, görüş ve önerini öğrencilerin, ebeveynlerin ve öğretmenlerin iyi olma haline katkıda bulunmaya gayret eden çalışmada, yetişkinlerin özensiz ve sorumsuz davranışlarının bedelini çocuklara ödetmeye hiç kimsenin hakkı olmadığını kaydediliyor.</p>
<p><strong> </strong>Eğitim-Sen tarafından yapılan <a href="http://egitimsen.org.tr/pandemi-kosullarinda-egitim-arastirmasi/">Pandemi Koşullarında Eğitim Araştırması’na</a> göre, Türkiye’de eğitim-öğretime ara verilmesinden 18 milyonu aşkın öğrenci, 1 milyonu aşkın eğitim emekçisi etkilendi. Eğitim sisteminin, okulların ve eğitim emekçilerinin pandemi koşullarında eğitime ne kadar hazır olduğunu ortaya çıkaran araştırmaya katılanların büyük bir bölümü (yüzde 96,4) salgın sürerken eğitim öğretimin başlaması durumunda, kendi sağlığının ve ailesinin sağlığının tehdit altında olacağını düşünüyor. Türkiye’de salgın sürerken okulların açılması halinde 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşan eğitim emekçisinin salgının hedefi haline geleceğini savunan  araştırma, salgın tehdidinin daha da arttığı koşullarda okulların açılmaması gerektiği sonucuna varıyor.</p>
<p><strong>AÇEV: Fırsat Eşitsizliklerini Yüz Yüze veya Uzaktan Eğitim Y</strong><strong>ö</strong><strong>ntemleriyle Giderme Çabası</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-57014 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/burcu-gündüz-foto.jpg" alt="Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?" width="231" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/burcu-gündüz-foto.jpg 231w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/burcu-gündüz-foto-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" />Pandemi koşullarında STK’ların bu döneme özgü eğitim faaliyeti kapsamında geliştirdikleri çalışmalar, salgının yaygınlaştığı tespitleri nedeniyle daha hayati bir öneme sahip. Bu kapsamda iki farklı STK’dan görüş alarak, eğitimde farklılıkların ve eşitsizliklerin gözetildiği bir modelin nasıl oluşturulabileceği sorusuna yanıt aradık.</p>
<p>Ebeveynlerin ve çocukların karantina koşullarına özgü ihtiyaçlarını karşılamak üzere içerik ve destek programları geliştiren AÇEV,  pandemide eğitimin sürekliliğin eşitlik temelinde sağlanması gayretlerine iyi uygulama örneklerinden biri…Bu çerçevede, AÇEV’in geliştirdiği özgün içerik ve destekler ile hayata geçirmeyi tasarladığı çalışmaları, <a href="https://www.acev.org/">Anne Çocuk Eğitim Vakfı</a> (AÇEV) Genel Müdürü Burcu Gündüz Maşalacı ile konuştuk.</p>
<p>Çocukların potanisyellerini gerçekleştirebilmeleri için destekleyici bir çevre oluşturmanın önemine dikkat çeken AÇEV, bunun sağlanmasının büyük ölçüde özel sektör ve kamu kurumlarının ürettikleri hizmetler ve politikalara bağlı olduğunu görüşünde… AÇEV Genel Müdürü Burcu Gündüz Maşalacı, içinde bulunduğumuz günlerde hanedeki öğrenme ortamının iyileşmesine odaklanan ve bu süreçte farklı paydaşlara çağrıda bulunacakları bir kampanyanın hazırlığı içinde olduklarını belirtiyor.</p>
<p><strong> </strong>Pandemi süreci başladığında yüz yüze eğitim faaliyetlerine zorunlu olarak ara veren AÇEV, tüm faydalanıcı gruplara uyguladıkları programları çevrimiçi araçlarla sürdürmeye başladı. Burcu Gündüz Maşalacı , AÇEV’in pandemide izlediği stratejiyi şöyle anlatıyor: “Bu dönem en büyük önceliğimiz ev içerisinde iyi olma halinin korunması oldu. Gönüllü eğitimcilerimiz aracılığıyla katılımcı ebeveynlerle, saha ekiplerimiz aracılığıyla da eğitimcilerimizle temas kurarak, ebeveynlerin bu döneme özgü ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirmiş olduğumuz içerikleri ve destek programlarımızın özet içeriklerini onlara ulaştırdık.”</p>
<p>AÇEV ayrıca, ebeveynlerin çocuklarıyla etkileşim halinde olmaları ve onların gelişimlerine katkı sağlayacak etkinlik önerilerine kolayca erişmeleri amacıyla içerikler üretti ve bu içeriklerle sosyal medya kanallarında paylaştı. Okulların açılacak olmasına ilişkin olarak Burcu Gündüz Maşalacı, konuyu “olumlu” ya da “olumsuz” olarak değerlendirmek çok zor olduğunu belirtiyor ve gerekçelerini sıralıyor: “Bu bir kamu sağlığı meselesi ve kararın veriler ışığında, çok disiplinli bir yaklaşımla, bilimsel temelli olarak verilmesi gerekiyor. Özellikle hane ortamının çocuk gelişimini yeteri kadar destekleyemediği ailelerde, çocukların okuldan uzak kalmalarının maliyeti çok büyük olabilir. Okulu, çocuğun yalnızca akademik olarak eğitim gördüğü bir kurum olarak değil, onun çok yönlü gelişiminin izlendiği ve desteklendiği bir ortam olarak düşünmeliyiz. Bunu yaparken hem haneler arasında çocuk gelişimini destekleyici olma durumu açısından fırsat eşitsizliklerini gözetmeli hem de bu eşitsizlikleri yüz yüze veya uzaktan eğitim yöntemleriyle gidermenin yollarını aramalıyız.”</p>
<p><strong> </strong><strong>Pandeminin Kad</strong><strong>ı</strong><strong>nlar ve </strong><strong>Ç</strong><strong>ocuklar</strong><strong> Üzerinde Değişkenlik Gösteren Etkileri </strong></p>
<p>Pandeminin dezavantajlı gruplar arasında yer alan kadınları ve çocukları çok daha fazla ve olumsuz etkilediğini biliyoruz. Eğitimde fırsat eşitsizliğinin pandemi ile arttığı tespitlerine katılan Maşalacı şunları vurguluyor: “Daha çok dikkat çekmemiz gereken konu pandeminin kadınların ve çocuklarının tamamını aynı şekilde etkilemediğidir. Buradaki etki düzeyleri yaş grubuna göre, ailenin sosyoekonomik gelir düzeyine, eğitim durumuna, istihdam koşullarına göre önemli düzeyde değişiklikler gösteriyor. Bazıları uzaktan eğitim araçlarıyla eğitimlerine devam edebilseler de sosyoekonomik imkansızlıklar nedeniyle pek çok çocuk bu fırsata erişemedi. <a href="https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2020-egitim-yonetisimi-ve-finansmani/">Erişebilenler arasında yapılan değerlendirmelerde</a> de, yüz yüze eğitimin yarattığı etkiye çoğunlukla ulaşılamadığı ön plana çıktı. Özetle aslında tüm bu süreçte okulların destekleyici bir ortam olarak çocuğun ekosisteminden çıkması, haneler arasındaki eşitsizliklerin çocuk gelişimi üzerine etkisini çıplak şekilde gözler önüne serdi.  Çocuklar pandemi sürecinde tüm bu eşitsizliklerle evde baş başa kalmak durumunda kaldı.”</p>
<p>Burcu Gündüz Maşalacı, çocuk gelişimi bakımından haneler arasındaki eşitsizliklerin azaltılmasının uzun vadede AÇEV’in en önemli meselesinden biri olduğunu vurguluyor.  Maşalacı, ev içinde çocuk gelişimini destekleyici materyallere erişimin artırılmasının AÇEV’in uzun vadeli savunu konusu olacağını, bu kapsamda hem uygulama örnekleri hem savunu faaliyetleri ile bu konunun önemine dikkat çekecek şekilde şekillendirmeyi tasarladıklarını belirtiyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignright wp-image-57016" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/AÇEV-foto-2-e1597783003424-640x393.jpg" alt="Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?" width="360" height="221" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/AÇEV-foto-2-e1597783003424-640x393.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/AÇEV-foto-2-e1597783003424.jpg 1016w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Çocuğun</strong><strong> B</strong><strong>ütüncül Gelişimini Merkeze Alan Bir Bakış Açısı&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong>Çocukların iyi olma halinin, ailenin de iyi olma halini korumasına bağlı olduğunu ve sürecin bütüncül bir politika ile şekillenmesi gerektiğini kaydeden Maşalacı; &#8220;Çocuğa etki eden her kişi, kurum, hizmet ve politika çocuğun gelişimine doğrudan veya dolaylı dokunmuş oluyor. Buradan hareketle, pandeminin de getirdiği yeni dünya düzeni ve riskleri bir arada değerlendirdiğimizde, pandeminin eğitimi yeniden düşünmek için önemli bir fırsat sunduğunu söyleyebiliriz. Hane ortamıyla okul ortamını bir arada gözeten ve bu yönüyle çocuğun bütüncül gelişimini merkeze alan bir bakış açısının geliştirilmesi için doğru zamandayız. Bugün söz konusu bakış açısını geliştirebilirsek, geleceği değiştirme fırsatımız var.” diyor.</p>
<p>Pandemide kısa vadede başta okul ve aile olmak üzere çocuğa dokunan, gelişiminde rol ve sorumluluk sahibi tüm aktörlerin iş birliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuzu kaydeden AÇEV Genel Müdürü, bu süreçte ve devamında ebeveyn &#8211; eğitim kurumu- öğretmen iş birliği sürekli, yapıcı ve çocuk gelişimini merkeze alan bir şekilde olması gerektiğini söylüyor.  Bunun sağlanması için öncelikle bilimsel temelli veri toplamak, paylaşmak ve ona uygun hizmet ve politikalar üretmek gerekli diyen Maşalacı, bu kapsamda AÇEV’in önümüzdeki dönemde kanıt temelli politika önerilerine odaklanmayı sürdürmeyi planladığını söylüyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-57017" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/IMG-20200817-WA0005-640x640.jpg" alt="Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?" width="360" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/IMG-20200817-WA0005-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/IMG-20200817-WA0005-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/IMG-20200817-WA0005-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/IMG-20200817-WA0005.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Pandemide Farklı Gelişim Gösteren Tüm Çocukları Kapsayan Eğitim İhtiyacı</strong></p>
<p>Pandemide engelli çocukların eğitimde karşılaştıkları sorunları konuştuğumuz Türkiye Otizm Anneleri Topluluğu’ndan, Denizli Otizm Derneği İletişim Koordinatörü ve Otizmli Deniz’in annesi Dudu Karaman Dinç, salgın sürecinde engelli çocukların ailelerinin kendi kendilerine kaldıklarına dikkat çekiyor. Otizmli çocuklar için MEB’ in EBA uygulamasından verim alınamadığını belirten “Bizim çocuklarımız için uzaktan eğitim için uygun değil” diyor. Otizmli çocuklar için eğitimin bireysel ve yüz yüze olması gerektiğini vurgulayan Dinç, alışveriş merkezleri dahil her yerin açık olması nedeniyle, gerekli düzenlemelerin yapılarak bu okulların da açılıyor olmasını, Otizmli Anneler grubu adına talep ettiklerini belirtiyor.</p>
<p>Bazı ailelerin okulların açılması durumunda dahi çocuklarını okula göndermeyi tercih etmeyebileceğini belirtirken sözlerini şu şekilde açıklığa kavuşturuyor: “Burada bizim için temel mantık şu: eğitimden mahrum kalan ve çocuğunu göndermek isteyen çocukların eğitime ulaşabilmelerini sağlamak…MEB evde ve hastanede de eğitim verebiliyor.  MEB’in kimseyi bırakmadan yöntemlerini çeşitlendirmesi gerekiyor.”</p>
<p>Bakan Ziya Selçuk tarafından yapılan son açıklamada, engelli çocuklara ilişkin bir ifade yer almadığını hatırlarlatan Dinç, &#8220;Biz de Otizm Anneleri olarak ‘31 Ağustos Çok Geç Olmadan’ başlığıyla bir hareket başlattık; bizim çocuklarımız ne olacak? Onlara nasıl çözümler üretilecek? bunları soruyoruz.” diyor. Kaynaştırmaya devam eden otizmli öğrencilerin de EBA’dan yararlanamadığını ekleyen Dudu Kahraman Dinç,  kimseyi geride bırakmama prensibinden hareketle, farklı gelişim gösteren tüm çocukları kapsayan, ama onları kapsarken, down sendromlu çocuğun ya da başka engel bir grubunun değişkenlik gösteren ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, gerektiğinde eve öğretmen göndererek, farklı gelişim gösteren çocukların özel durumlarını özel eğitimde göz ününde bulundurarak MEB’in strateji belirlemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Pandemide Kollektif Doğruya Ulaşma İhtiyacı </strong></p>
<p>BlogcuAnne.com’un yazarı Elif Doğan’a bir veli olarak okulların açılmasına ilişkin bireysel değerlendirmelerini ve diğer velilere ilişkin gözlemlerini sorduk. Doğan, bu koşullar altında okul öncesi, ortaokul ve lise kademesindeki 3 çocuğunu, eğitim hayatına gerekirse bir süre ara vermeyi göze alarak, okula göndermeme taraftarı olduğunu söylüyor ve gerekçelerini anlatıyor:  “Hiçbir şey için kesin olarak konuşamıyorum. Şahsen, çok güvendiğim sağlıkçılara danışıyorum ve halk sağlığını önceliklendirdiğini düşündüğüm kişileri takip ediyorum.  Bu kişiler, COVID-19 ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen olduğundan, bu koşullarda risk alınmaması ve okulların bu koşullarda açılmaması taraftarı. Çok bilinmeyenli bir süreçten geçtiğimiz için, kendi çocuklarım ve kendi sağlığım için bu durumu ürkütücü buluyorum.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-57018" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/elif-dogan.jpg" alt="" width="270" height="360" />Evde kalmanın çocuklara daha az iyi geldiğini, okula gitmenin daha iyi geldiğini düşünmekle birlikte, pandemiden en fazla özel gereksinimli ve sınıfsal olarak dezavantajlı çocukların olumsuz etkilendiğini belirten Elif Doğan, nitelikli eğitime bir şekilde ulaşabilecek olan çocukların uzun vadede daha az yara alarak çıkacaklarını ancak dezavantajlı durumdaki çocuklara bu koşullarda ne yapılması gerektiği sorusuna yanıt bulmanın güç olduğunu kaydediyor. Elif Doğan’ın, vurguladığı önemli bir konu, hayatımızdaki birçok şey gibi “okullar ne işe yarıyor? Çocuklara ne katıyor?” sorusunun pandemide öne çıktığını belirtmesi…Bu sorunun yanıtının çocuklara göre farklılık gösterdiğini kaydeden Doğan, gözlemlediği kadarıyla diğer velilerin okulların açılmasına ilişkin yaklaşımlarının, ebeveynlerin koşullarına ve imkanlarına göre çok farklılık gösterdiğini belirtiyor.</p>
<p>Veli, öğretmen, çocuklar, özel okul sahibi dahil tüm aktörlerin bu süreçte bir şekilde mağdur olduklarını kaydeden Doğan, söz konusu mağduriyetlerin giderilmemesi ve pandeminin getirdiği kaygı nedeniyle taraflar arasında birbirini suçlayıcı yaklaşımlar görebildiğimize işaret ediyor.</p>
<p>Birçok ülkenin nüfusundan daha yüksek sayıda öğrenciye sahip olan Türkiye’de ‘pandemide eğitim’ gibi büyük ölçekli bir soruna nasıl yanıt bulunacağı, sürecin nasıl yönetileceğine dair kimsenin fikrinin olmadığını düşünen Elif Doğan’a göre, tek bir doğru yok. Bu nedenle, çoğunluğun kurallara uyma eğilimi göstermediği Türkiye’de, karar alıcıların önceliği halk sağlığına vererek sorunun çözümünü şekillendirildiği ve sürecin şeffaf yönetildiğine toplumun ikna olması, kollektif doğruya ulaşmada önemli bir faktör…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/19/pandemi-kosullarinda-nitelikli-ve-kapsayici-egitim-nasil-saglanir/">Pandemi Koşullarında Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim Nasıl Sağlanır?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Eşitsiz eğitim sisteminin sonucu olan sınav sistemini tartışarak asıl önemli sorunları görmüyoruz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/06/esitsiz-egitim-sisteminin-sonucu-olan-sinav-sistemini-tartisarak-asil-onemli-sorunlari-gormuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2017 10:31:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Kardaş]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak masa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19877</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEOG’un kaldırılmasının ardından yerine gelecek sistemin çalışmaları hala devam ederken Sivil Sayfalar ve Eğitim Reformu Girişimi  (ERG) farklı paydaşları yuvarlak masa toplantısında bir araya getirdi. Toplantıda değişen sınav sistemi ve eğitimin temel sorunları konuşuldu. TEOG ve yeni gelecek sisteme dair  yapılan yuvarlak masa toplantısı sonrası Sivil Sayfalar olarak katılımcılara”Eğitimde esas sorunun sınav mı, yoksa sınav tartışmasının esas konuyu engellediğini mi?” [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/06/esitsiz-egitim-sisteminin-sonucu-olan-sinav-sistemini-tartisarak-asil-onemli-sorunlari-gormuyoruz/">“Eşitsiz eğitim sisteminin sonucu olan sınav sistemini tartışarak asıl önemli sorunları görmüyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TEOG’un kaldırılmasının ardından yerine gelecek sistemin çalışmaları hala devam ederken Sivil Sayfalar ve <a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim Reformu Girişimi </a> (ERG) farklı paydaşları yuvarlak masa toplantısında bir araya getirdi. Toplantıda değişen sınav sistemi ve eğitimin temel sorunları konuşuldu. TEOG ve yeni gelecek sisteme dair  yapılan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/erg-sivil-sayfalar-is-birligiyle-teog-yuvarlak-masasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yuvarlak masa toplantısı </a>sonrası Sivil Sayfalar olarak katılımcılara”Eğitimde esas sorunun sınav mı, yoksa sınav tartışmasının esas konuyu engellediğini mi?” sorduk; yanıtlarını sizler için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/egitimin-gunah-kecisi-sinav-sistemi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">derledik</a>.<strong>*</strong></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=xCqJmivdfjU">https://www.youtube.com/watch?v=xCqJmivdfjU</a></p>
<p><strong>Suat Kardaş- Okul Yöneticisi: </strong>Eğitim sistemlerini nicelik, nitelik ve eşitlik olarak üç boyut altında düşünürsek, eğitim sistemimizin en önemli sorunu eşitsizlik ve kalite problemi. Ama sınav gibi aslında sonuç olan, yani bu eşitsiz eğitim sisteminin bir sonucu olan bir konuyu tartışarak asıl önemli problemleri görmemiş oluyoruz. Sınavda, bizim esasında Türkiye eğitim sisteminde okullar arasındaki kalite farkını bir türlü eşitleyememek, en azından minimize edememekten kaynaklı bir hastalık, yan etki. Esasında konuşmamız gereken, ülke olarak, eğitim sistemimizin, bir sosyal devlet gereği olarak, bütün yurttaşlarına bütün okullarda bütün bölgelerde eşit bir eğitim hizmeti vermesi. Ve bunu nitelikli olarak vermesi. Ama sınav gibi bunun bir sonucu olan bir şeyi tartışarak asıl ana problemi görmemiş oluyoruz.</p>
<p>*Teknik katkılarından dolayı kameraman Ali Osman Karaaslan ve <a href="http://www.451derece.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">451 derece’</a>ye teşekkür ederim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/06/esitsiz-egitim-sisteminin-sonucu-olan-sinav-sistemini-tartisarak-asil-onemli-sorunlari-gormuyoruz/">“Eşitsiz eğitim sisteminin sonucu olan sınav sistemini tartışarak asıl önemli sorunları görmüyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimin günah keçisi: Sınav sistemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/egitimin-gunah-kecisi-sinav-sistemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 15:11:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ali Baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[sınav sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Kardaş]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak masa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19731</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; TEOG’un kaldırılmasının ardından yerine gelecek sistemin çalışmaları hala devam ederken Sivil Sayfalar ve Eğitim Reformu Girişimi  (ERG) farklı paydaşları yuvarlak masa toplantısında bir araya getirdi. Değişen sınav sistemini ve eğitimin temel sorunları konuşuldu. TEOG ve yeni gelecek sisteme dair  yapılan yuvarlak masa toplantısı sonrası Sivil Sayfalar olarak katılımcılara&#8221;Eğitimde esas sorunun sınav mı, yoksa sınav tartışmasının esas [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/egitimin-gunah-kecisi-sinav-sistemi/">Eğitimin günah keçisi: Sınav sistemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>TEOG’un kaldırılmasının ardından yerine gelecek sistemin çalışmaları hala devam ederken Sivil Sayfalar ve <a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim Reformu Girişimi </a> (ERG) farklı paydaşları yuvarlak masa toplantısında bir araya getirdi. Değişen sınav sistemini ve eğitimin temel sorunları konuşuldu. TEOG ve yeni gelecek sisteme dair  yapılan <a href="https://www.sivilsayfalar.org/erg-sivil-sayfalar-is-birligiyle-teog-yuvarlak-masasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yuvarlak masa toplantısı </a>sonrası Sivil Sayfalar olarak katılımcılara&#8221;Eğitimde esas sorunun sınav mı, yoksa sınav tartışmasının esas konuyu engellediğini mi?&#8221; sorduk; yanıtlarını sizler için derledik.<strong>*</strong></p>
<p><strong>&#8220;Eğitimi nasıl geliştirebiliriz yerine, nasıl daha iyi ölçebiliriz tartışması eğitimin kalitesini düşürüyor&#8221;</strong></p>
<p><strong> Şeyma Kaya -Lise öğrencisi:</strong> Eğitimde esas sorunun sınav olmadığını esas tartışmamız gerekenin sınav olmaması gerektiğini düşünüyorum çünkü sınav sadece bir ölçme aleti ve eğitim sınavın ölçtüğü şey. Ve biz burada ölçme aletini tartışarak aslında asıl konudan uzaklaşıyoruz. Yani nasıl eğitimi geliştirebiliriz yerine nasıl eğitimi daha iyi ölçerize bakıyoruz ya da nasıl daha seçici olabiliriz diye bakıyoruz ki, bu da eğitimin kalitesini düşürüyor. Çünkü bu bizi oyalıyor bir şekilde asıl konudan uzaklaştırıyor. Dolayısıyla nasıl ölçmemiz gerektiğine değil de bence neyi ölçmemiz gerektiğine odaklanmalıyız. Bu ölçeceğimiz şeyin, yani eğitimin kalitesini artırmaya odaklanmalıyız.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=iJWwQlh7i5U&#038;feature=youtu.be">https://www.youtube.com/watch?v=iJWwQlh7i5U&amp;feature=youtu.be</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> &#8220;İyi eğitim veren ortaöğretim kurumların sayısı artmadığı sürece, sistemin yerine ne koyarsanız koyun sistem rekabetçi hale gelecektir&#8221;</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/qB9I-jd6sbM">https://youtu.be/qB9I-jd6sbM</a></p>
<p><strong>Didem Aksoy &#8211; ERG</strong>:Günümüzde sınav sistemi ve TEOG tartışılıyor ancak sınavın tartışılması aslında bizim esas problemleri konuşmamızı maalesef engelliyor. Türkiye’de eğitimin temel olarak iki problemi olduğunu düşünüyorum. Biri; eğitim kurumlarında verilen eğitimin niteliği, okullarda verilen eğitimin niteliği, ikincisi ise eğitim politikalarının yapılma şekli ve süreci. Şu anda liseye nasıl öğrenci yerleştirileceğini, bu sistemin nasıl olması gerektiği konuşuluyor. Ancak ortaöğretim kurumlarına baktığımızda eğitimin niteliğinin çok düşük olduğunu görüyoruz. İyi eğitim veren ortaöğretim kurumlarının sayısı çok az, bu sayı çok az olduğu takdirde, siz bu sistemin yerine ne koyarsanız koyun, sistem rekabetçi bir hale gelecektir. Dolayısıyla öğrencinin nasıl yerleştirilmesi ve nasıl alınmasından gerektiğinden öte aslında ortaöğretim kurumlarının eğitim niteliğinin yükseltilmesi çok önemli ve nitelikli eğitim veren liselerin sayısının daha da fazla olması çok önemli. Bunun yanında eğitim politikalarının yapılma şeklide maalesef bir sıkıntı Türkiye’de. Politikalar çok hızlı yapılıyor, veri temelli yapılmıyor, sistem çok hızlı değiştiriliyor. Bu da sistemlerin veri temelli bir şekilde hazırlanamamasını, sonrasında üzerinde bilimsel çalışmalar yapılamamasını, etkisinin ölçülememesine sebep oluyor. Bu nedenle aslında yaptığımız politikaları da daha sürece yayarak, paydaşları dahil ederek, veri temelli yapmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Kaliteli liselerin az olması bütün ilgiyi sınav sistemine yöneltiyor&#8221;</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/c1vPr6s5lUA">https://youtu.be/c1vPr6s5lUA</a></p>
<p><strong>Rabia Cerf &#8211; Öğretmen:</strong> Eğitimde asıl mesele elbette sınavlar değil ama bizdeki kaliteli eğitim veren liselerin sayısının oldukça az olması bütün ilgiyi sınav sistemine yöneltmekte. Bu da öğrencileri ve velileri oldukça stresli bir sınav süreci geçirmeye zorlamakta. Biz sınavları nasıl yaparsak yapalım ister açık uçlu ister klasik yapalım, dolayısıyla bu liselerin sayısını artırmadıkça, iyi eğitim veren liselerin sayısını artırmadıkça, eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmadığımız sürece, bir şekilde etütler, dershaneler vs. var olan sınav sistemine öğrenci yetiştirmeye dönük eğitim programlarını vesaire güncelleyip buna göre öğrencileri, o stresli sürece sokmaya/yöneltmeye devam edecektir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>&#8220;Eşitsiz eğitim sisteminin sonucu olan sınav sistemini tartışarak asıl önemli sorunları görmüyoruz&#8221; </strong></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=xCqJmivdfjU&#038;feature=youtu.be">https://www.youtube.com/watch?v=xCqJmivdfjU&amp;feature=youtu.be</a></p>
<p><strong>Suat Kardaş- Okul Yöneticisi: </strong>Eğitim sistemlerini nicelik, nitelik ve eşitlik olarak üç boyut altında düşünürsek, eğitim sistemimizin en önemli sorunu eşitsizlik ve kalite problemi. Ama sınav gibi aslında sonuç olan, yani bu eşitsiz eğitim sisteminin bir sonucu olan bir konuyu tartışarak asıl önemli problemleri görmemiş oluyoruz. Sınavda, bizim esasında Türkiye eğitim sisteminde okullar arasındaki kalite farkını bir türlü eşitleyememek, en azından minimize edememekten kaynaklı bir hastalık, yan etki. Esasında konuşmamız gereken, ülke olarak, eğitim sistemimizin, bir sosyal devlet gereği olarak, bütün yurttaşlarına bütün okullarda bütün bölgelerde eşit bir eğitim hizmeti vermesi. Ve bunu nitelikli olarak vermesi. Ama sınav gibi bunun bir sonucu olan bir şeyi tartışarak asıl ana problemi görmemiş oluyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;Sürekli değişik sınavlarla eğitimi  düzeltebileceğimizi zannediyoruz&#8221;</strong></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=HoO-oRt7nl8&#038;feature=youtu.be">https://www.youtube.com/watch?v=HoO-oRt7nl8&amp;feature=youtu.be</a></p>
<p><strong>Prof. Dr. Ali Baykal &#8211; Akademisyen: </strong>Eğitimde ölçmenin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Sınavı, imtihan/sıkıntı anlamında değil, bir ölçme süreci ve aracı olarak düşünüyorum. Bu bakımdan eğitim ve sınav aslında birbirinden ayrılmaz iki parça ama birisi amaç birisi araç niteliğindedir. Amaç olan eğitimdir yani eğitim için sınav yapılır, eğitimi düzeltmek için sınav yapılır, eğitimde ne yapıp-ettiğimiz belirlemek için sınav yapılır. Ama eğitimdeki sınavların/ölçmelerin değişik amaçları var her amaca dönük tek bir sınav mümkün olmuyor ne yazık ki.</p>
<p>Bugün sınav dediğimiz, uyarıcı davranış bağlamında ölçmeler yapılıyor. Bu açıdan sınavların sorun haline getirilmiş olması eğitimi çok etkiliyor. Biz eğitimi düzeltelim, eğitimi tasarlayalım, daha iyi eğitim tasarlayalım yerine, sürekli değişik sınavlarla eğitimi değiştirebileceğimizi düzeltebileceğimizi zannediyoruz. Bunu da özellikle seçme sınavlarında yapıyoruz. Çok kısaca özetlemem gerekirse, seçme sınavları eğitimdeki ölçme ihtiyaçlarının sadece bir tanesidir. Önce okuldaki eğitimi izleyici sınavların yapılması lazım, öğrenciyi biçimlendirici, geliştirmeye dönük, düzelti sağlayıcı sınavların yapılması lazım. Okul içi sınavları, olgunluk sınavlarını ve okuldan mezuniyeti geçerli bir şekilde, duyarlı bir şekilde ölçen sınavlarımız/ölçmelerimiz olursa bütün bu görevleri seçme sınavlarına bırakmayız. Seçme sınavları çok amaçlı olarak kullanılıyor. Hem üniversiteye öğrenci seçelim hem liseyi değerlendirelim hem lisedeki öğrencinin başarısını değerlendirelim, bunlar birarada olmuyorlar tam tersine olumsuz etkiliyorlar çünkü okul başarısını, üniversiteye girişte ölçü olarak aldığınızda, şu  ya da bu nedenle okul başarısı fark yaratmamaya başlıyor. Herkes ‘pekiyi’ ile geliyor. Bu da hiçbir işe yaramıyor ve okulun eğitimini bozmakla kalıyor çünkü hiçbir okul öğrencisini bu başarıdan mahrum etmek istemiyor. Bu bakımdan bizim önceliğimizin, eğitimi düzeltmek için okuldaki her ders için (fizik, kimya, sanat, mesleki eğitim ya da genel eğitim) o alandaki önlemleri almamız, tasarımlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Sınavlar teknik işlerdir, sınavlarında kendilerine özgü nitelikleri vardır, geçerlilik, güvenilirlik ve kullanışlılık gibi, bunların hepsinin aynı anda, maksimum düzeyde olması mümkün değil. Bunları optimum düzeyde, seçme sınavlarında nesnel olması önemlidir, yordayıcı dediğimiz doğru sıralama yapması önemlidir. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor kısaca.</p>
<p><strong>&#8220;Sınav tek başına sorun olmadığı için tek başına çözüm de değil&#8221;</strong></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=5ujWLzgX_xQ&#038;feature=youtu.be">https://www.youtube.com/watch?v=5ujWLzgX_xQ&amp;feature=youtu.be</a></p>
<p><strong>Prof. Dr. Mustafa Yavuz &#8211; Akademisyen: </strong>Eğitim sınav her şey değil. Yani sınav bir nevi tahlil yapıyor, tahlil sonuçları gibi. Tahlil sonuçlarından bir tam sağlık beklemememiz lazım. Sağlıklı olmak demek, yani başlangıçtan itibaren, bütün sağlık kurallarına dikkat etmek anlamına geliyorsa, eğitimde de sınavlarla ilgili algıladığımız sorunlar aslında daha derin sorunların olduğu anlamına gelir. Sınavlar nasıl bir gerilim haline gelir? Eğer nitelikli olarak velilerimizin algıladığı okullarımızın sayısı az/yetersiz ise, sadece bazı okullar nitelikli diğerleri niteliksiz olarak algılanıyorsa, bu  büyük bir gerilim oluşturur. Bu gerilimin önüne geçmenin en doğru yolu geride kalan öğrencilerin hiçbirini yani seçkin dediğimiz okulların dışında kalan diğer liselere, ortaokullara giden öğrencilerimizden de vazgeçmediğimizi, onların da arkalarında olduğumuzu, okulun onların da okulu olduğunu hissettirebilirsek, onların eksik kaldığı yerlerde tamamlama eğitimi vermek gibi bir ortam oluşturabilirsek, hangi okula giderlerse gitsin öğrencilerin arkalarında destekçileri olduğunu hissettirebilirsek sınav büyük bir oranda gerilim olmaktan çıkacaktır. Yani veliler ve öğrenciler bir müddet sonra şunu düşünmeye başlayacaktır: Tamam (çok nitelikli) okulları kazanamadık ama geri kalan okullar da o kadar başarısız okullar değil, orada da öğretmenler bizimle sonuna kadar ilgileniyorlar, bizden vazgeçmiş değiller, orası da güzel bir okul, falancalar da oraya gitti ama şöyle başarılar kazandı gibi, zaman içerisinde zihnimizdeki sınavla ilgili bu gerilim yavaş yavaş  yumuşayacak, ondan sonra sınavı daha rahat yapar hale geleceğiz. Yani sınavı belki daha çok esneteceğiz çünkü büyük oranda gerilim olmaktan çıkacak. Eğitime sistem yaklaşımıyla bakmak lazım. Sınavı belki şunun için çok tartışıyoruz. Bazen diyorum ki, eğitimde gerçekten önemli olan konuyu mu tartışıyoruz yoksa çok kolay tartışılabilen bir konuyu mu tartışıyoruz? Benim buna cevabım çok kolay tartışılabildiği için bu konuyu tartışıyoruz çünkü sınavı üçe çıkarmak da çok kolay, ikiye ya da bire indirmekte çok kolay. Ama diğer yapısal sorunları çözmek aslında o da kolay. Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz sadece zaman sadece zaman alacağımız için, kısa vadede sonuçlarını hemen göremeyeceğimiz için ama uzun vadede etkili sonuçlarını göreceğiz, belki o uzun vadeye yaymak istemiyoruz hemen görmek istiyoruz. Hemen görülsün istediğimiz için de sınavı üçe çıkarıyoruz, ikiye, bire indiriyoruz. Bu da sorunu çözmüyor. Sorun yapısal sorun bütüncül ele alınması gereken sorun. Sınav tek başına sorun olmadığı için tek başına çözüm de değil. Bunu hepimizin iyi bilmesi lazım.</p>
<p>*Teknik katkılarından dolayı kameraman Ali Osman Karaaslan ve <a href="http://www.451derece.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">451 derece&#8217;</a>ye teşekkür ederim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/egitimin-gunah-kecisi-sinav-sistemi/">Eğitimin günah keçisi: Sınav sistemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
