<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Su Kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/su-kanunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/su-kanunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Apr 2023 07:53:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Su Kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/su-kanunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TEMA Vakfı: &#8216;Siyasette Ekoloji Temelli Yaklaşım Odağa Alınsın&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/13/tema-vakfi-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 07:53:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosiyaset Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83709</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 14 Mayıs seçimleri öncesinde hazırladığı Ekosiyaset Belgesi ile tüm siyasi partilere, siyasette ekoloji temelli yaklaşımı odağa almaları yönünde çağrıda bulundu. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Tüm canlıların yaşam hakkını, toplum yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/13/tema-vakfi-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin/">TEMA Vakfı: &#8216;Siyasette Ekoloji Temelli Yaklaşım Odağa Alınsın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TEMA Vakfı’nın, 14 Mayıs 2023 seçimi öncesinde hazırladığı Ekosiyaset Belgesi’nde toprak başta olmak üzere; doğal varlıkları, biyolojik çeşitliliği ve iklimi koruma amacıyla uygulanması önerilen çevre politikaları özetlendi. İklim, enerji, madencilik, mekânsal politikalar ve çevresel etki değerlendirme süreçleri kapsamında mevcut durumun incelendiği belgede, başlıca sorunlara dikkat çekilerek çözüm önerileri sunuldu.</p>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Hazırladığımız Ekosiyaset Belgesi ile ülkemizde canlı yaşamının, toprak, su, hava, mera, orman varlıklarının, korunan alanların ve iklimin korunması amaçlanıyor. Aynı zamanda doğaya müdahale gerektiren konularda korumacı, denetleyici, bütüncül yaklaşımlar geliştirilirken, kamusal ve toplumsal yararlar gözetilerek ekolojik politikalar oluşturulması talep ediliyor. Üstün kamu yararı ilkesini ve bilimsel gerçekleri esas alarak hazırladığımız önerilerimizi siyasetçilerin benimsemesini ve öncelik vermesini bekliyoruz” çağrısında bulundu.</p>
<blockquote><p>Metalik madenciliğin ve büyük kentsel projelerin sebep olduğu tahribatı durdurmalıyız.</p></blockquote>
<p>Türkiye&#8217;de tarım arazilerinin, ormanların ve diğer doğal alanların hızla kaybedildiğine dikkat çeken Deniz Ataç, “Türkiye&#8217;de son 30 yılda mevcut tarım arazilerinin yaklaşık beşte biri, son 50 yılda ise meraların neredeyse yarısı kaybedildi. Tarım arazilerinin ve meraların amacı dışında kullanımının önünü açarak gıda güvenliğimizi tehdit eden tüm uygulamaların önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerekiyor. 2021 yılı istatistiklerine göre; Türkiye’de karasal ve denizel koruma alanlarının ülke yüz ölçümüne oranı sırasıyla %8,7 ve %4’tür. Bu oranlarla dünyada korunan alanlar sıralamasında ise 177 ülke arasında 133’üncü konumdayız. Ülkemizde koruma alanlarımızı artırmalı, temiz enerjiye geçişi planlamalı ve Kanal İstanbul, 3. Havalimanı gibi büyük kentsel projeler ve metalik madenciliğin doğal varlıklarımız üzerinde sebep olduğu tahribatı acil olarak durdurmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p>İklim krizinin her geçen gün şiddetini artırdığını belirten Ataç, Türkiye’nin sera gazlarına yol açan etkinliklerin azaltımı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu konusunda net bir politika belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. Ataç ayrıca su varlıklarının sürdürülmesi ve korunması için bir Su Kanunu hazırlanması ve taslağı hazırlanmış İklim Kanunu’nun da iklim adaletini sağlama bakış açısı ile yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<blockquote><p>Doğal varlıklarımızı ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alalım</p></blockquote>
<p>Mevcut kanunların doğal varlıkları koruma esası ile yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizen Ataç, “Çevreye ağır ve geniş çaplı veya uzun vadeli zarar verme ihtimalinin yüksek olduğunun bilincinde, hukuka aykırı veya gerekli önlemleri almayarak yapılan eylemler, ceza kanununda eko-kırım suçları olarak tanımlanmalıdır. Yaşadıklarımız göstermiştir ki kanunlar ve yönetmelikler, anayasa ile teminat altına alınmadığı sürece yaşam ve ekosistem haklarının sürdürülebilirliğini sağlamakta yeterli olmamaktadır. Bu nedenle iklim adaleti, ekosistem hakları, doğal varlıklarımızın korunması ve çoğaltılması mutlak surette ekosistem öncelikli bir anayasa ile garanti altına alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<h5><strong>&#8216;Doğanın Korunması için Elimizden Gelen Desteği Vermeye Hazırız&#8217;</strong></h5>
<p>“2018 yılından bu yana geçen 5 yıllık seçim dönemi boyunca iklim krizi nedeniyle yaşadığımız felaketlerin ve depremin yıkıcı sonuçları için yönetimlerin kapsamlı çözümler üretmesi ve kararlar alması gerekirdi. Tüm bu çözümü zor olan konular, siyasette ekoloji temelli yaklaşımın odağa alınmasını bize bir kere daha hatırlatmış oldu” ifadelerini kullanan Deniz Ataç, doğa olayları felakete dönüşmesin diye doğayı tahrip eden uygulama ve yaklaşımların tespit edilerek, bunlara temel oluşturan politikaların ortadan kaldırılması için siyasilere çağrıda bulunduklarını belirtti.</p>
<p>“Cumhuriyetin 100. yılında yaşam ve felaketler arasında bir seçim olmasın” diyen Ataç, “Tüm siyasi aktörleri bütün canlıların şu anki ve gelecekteki yaşam haklarını korumaya, toplum genelinin yararını ve mutluluğunu odağına alan siyasete davet ediyoruz. Çalışmalarımızda bize ilham kaynağı olan Onursal Başkanlarımız merhum Sayın Hayrettin Karaca ve merhum Sayın Ali Nihat Gökyiğit’in izinde hazırladığımız TEMA Vakfı Ekosiyaset Belgesi’nin tüm siyasiler tarafından benimsenmesini umuyoruz. TEMA Vakfı olarak, doğanın korunması için elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://cdn-tema.mncdn.com/Uploads/Cms/tema-vakfi-ekosiyaset-belgesi--2023_2.pdf" target="_blank" rel="noopener">Ekosiyaset Belgesine buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/13/tema-vakfi-siyasette-ekoloji-temelli-yaklasim-odaga-alinsin/">TEMA Vakfı: &#8216;Siyasette Ekoloji Temelli Yaklaşım Odağa Alınsın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2022 08:04:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, gelecek dönemde en önemli iki sorunun iklim krizi ve buna bağlı olarak yaşanacak kuraklıkların olacağını vurgulayan TEMA Vakfı, kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/">Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde, bu yıl kuraklık sorununa karşı hep birlikte eyleme geçilerek önlem alınması gerektiği vurgulanıyor. Gelecek dönemde en önemli iki sorunun iklim krizi ve buna bağlı olarak yaşanacak kuraklıkların olacağını vurgulayan TEMA Vakfı ise, kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Tarımsal Üretimi Etkileyen Kuraklık Son 20 Yılda %29 Arttı&#8217;</strong></h5>
<p>Kuraklığın dünyanın her yerinde iklim tipine bağlı olmaksızın görülen bir doğa olayı olduğunu hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “1970-2019 yılları arasında oluşan doğal felaketlerin %50’sini kuraklık oluşturmaktadır. Kuraklık nedeniyle aynı dönemde 650 milyon insan yaşamını yitirmiştir ve bunun %90’ı iklimin kurak ve yarı kurak olduğu gelişmekte olan ülkelerdir. İklim krizi nedeniyle kuraklığın sayısı ve şiddeti artmaktadır. Kuraklıktaki artış oranı son 20 yılda %29 olmuştur. IPCC Raporlarına göre küresel ısınma 1.5°C’de dahi her 10 yılda bir kuraklık oluşma sıklığı %50, 2°C’ye ulaşması halinde ise %70 oranında artacaktır. Su sıkıntısı çeken insan sayısının 2040 yılında 5.7 milyara ulaşabileceği ve her dört çocuktan birinin çok kuvvetli derecede su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacağı tahmin edilmektedir. Üretilen gıdanın %80’i yalnızca yağmur suyuna dayalı üretimin yapıldığı kuru tarım arazilerinden gelmektedir. Bu nedenle kuraklık tarımsal üretimi etkilemekte, kuraklığa bağlı olarak önemli ölçüde verim kayıpları oluşabilmektedir. Geçen yıl 65 ilimizde kuraklık nedeniyle verim kayıpları olduğu, bazı yerlerde ürün kayıplarının %70’e ulaştığı bildirilmiştir” dedi.</p>
<p>TEMA Vakfı tarafından Türkçeleştirilen <a href="/Users/teams/Downloads/IPCCIklimDegisikligiveArazizelRaporu_GenelIcerikveBlmAmaclari_SPManamesajlar_MuratTrkes.pdf" target="_blank" rel="noopener">IPPC İklim Değişikliği ve Arazi Raporu Yönetici Özeti</a>’ne de atıfta bulunan Ataç; “Raporda ifade edildiği gibi iklim değişikliğinin sonucu yüksek hava sıcaklıklarının görülme sıklığı artmış, bu durum gıda güvenliği ve karasal ekosistemleri olumsuz yönde etkilemiş, birçok bölgede çölleşmeye ve arazi bozulumuna neden olmuştur. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Akdeniz Çanağı, iklim krizinin en olumsuz etkilerinin görüleceği bölgeler arasında gösterilmektedir. Akdeniz Çanağı’nda yüksek hava sıcaklıklarının sıklığının, şiddetinin ve süresinin artmaya devam edeceği, yağışların azalacağı, orman yangınlarında %50 artış olacağı, tarımsal ürün ve hayvancılık verimliliğinin ve bitki biyolojik çeşitliliğinin azalacağı öngörülmektedir. Kısacası gelecekte en önemli sorunlarımız, yanan orman alanlarında artış, su kıtlığı ve tarımsal üretimde azalış, buna bağlı olarak kırsal alanların sosyo-ekonomik olarak etkilenmeleri olacaktır” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Kuraklığın Etkileri, Alınacak Aktif Önlemlerle Azaltılabilir&#8217;</strong></h5>
<p>Kuraklık oluştuktan sonra alınacak önlemlerin geç olacağını vurgulayan Ataç; “Böyle bir yaklaşım kuraklık yönetimi değil, ancak kriz yönetimi olur. Kuraklığın, daima karşılaşılma olasılığı yüksek, üstelik yaşanan iklim krizi ile daha da şiddetlenmesi beklenen doğal bir felaket olacağını kabul ederek, hazırlıklı olacak ve etkilerini azaltacak tedbirleri içeren planlar hazırlamak gerekir. Bu kapsamda 25 su havzamızın 13’ünde kuraklık yönetim planlarının hazırlanması önemli bir adımdır. Kalan havzalar için de bu çalışmalar tamamlanmalı, kuraklık riski yüksek ve etkilenebilir nüfusun yüksek olduğu bölgeler önceliklendirilerek hazırlanan planlar ivedilikle uygulamaya konulmalıdır. Kuraklık artışında ana nedenin insan olduğu dikkate alınarak tahrip olan arazilerde restorasyon çalışmaları yapılmalı, arazi tahribatı engellenmelidir. Vakıf olarak bizim de katılım sağladığımız Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 15. Taraflar Toplantısı’nda, Arazi restorasyonlarıyla ilgili ‘2022-2024 için Hükümetlerarası Kuraklık Çalışma Grubu Oluşturma’ taahhüdü verilmesi bu konuda önemli bir adım olmuştur” diyerek 2030 yılına kadar 1 milyar hektar bozulmuş arazi restorasyonunu hızlandırma taahhüdünü mutlulukla karşıladıklarını ifade etti.</p>
<p>Su Kanunu’nun gerekliliğinin de altını çizen Ataç; “Kıt olan su varlığımızı koruyan, etkili bir su yönetimi sağlayan ve kurak dönemlerde su tahsisini düzenleyen bir kanun hazırlanarak yürürlüğe konulmalıdır. Türkiye’de kuraklık riski çok yüksek olmasına ve  tarımsal üretim ve gıda temini ile birlikte ekonomik, çevresel ve sosyolojik birçok etkisi olmasına rağmen, 7269 sayılı Umumi Afetler Kanunu’na göre afet sayılmamakta ve afet istatistiklerinde hiç yer almamaktadır. Oysa dünyada, etkili olan 31 çeşit doğal afet arasında ilk sırada yer almaktadır” diyerek kuraklığın doğal afet statüsüne alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/16/gelecegin-en-buyuk-iki-sorunu-iklim-krizi-ve-kuraklik/">Geleceğin En Büyük İki Sorunu: İklim Krizi ve Kuraklık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2021 06:44:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Flamingo Ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Kapalı Havzası]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Su Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Sulak Alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz Gölü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tuz Gölü'nde yaşanan flamingo ölümlerine ilişkin basın açıklaması yapan 51 STK, yanlış su ve tarım politikaları ile uygulamaları sonucu 3 bin ila 5 bin arasında yavru flamingonun öldüğünü kaydederek, Su Kanunu hazırlanması çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/">&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında Doğa Derneği, WWF Türkiye ve Doğa Araştırmaları Derneği’nin bulunduğu 51 STK’nın ortak açıklamasında: son 70 yılda ülkemizdeki sulak alanların yüzde 60’ından fazlasını geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedildiği;  geriye kalanların da yanlış tarım politikaları sonucunda su rejimine yapılan müdahaleler ve kirlilik nedeniyle ciddi zarar görmekte olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Buna göre, Tuz Gölü, Seyfe Gölü, Ereğli Sazlığı, Sultan Sazlığı, Karapınar Ovası, Gediz Deltası, Acıgöl’de üreyen flamingolar, bu alanlara yapılan müdahaleler sonucunda artık sadece Gediz Deltası ve Tuz Gölü’nde üreyebiliyor.</p>
<p>Konya Kapalı Havzası Avrupa çapında önemli bir sulak alanlar cenneti iken; havzada toplam alanı 350 bin hektarı bulan yirmiye yakın sulak alan bulunuyordu. Hotamış Sazlığı, Arap Çayırı, Yarma Bataklığı, Eşmekaya Sazlığı, Karapınar Ovası, Tersakan Gölü, Suğla Gölü, Hamidiye Gölü, Samsam Gölü ve dünyanın nazar boncuğu olarak tanımlanan Meke Gölü tamamen kurutuldu. Kulu Gölü, Bolluk Gölü ise can çekişiyor. 21 bin hektarlık Ereğli Sazlıkları’ndan geriye 150-250 hektarlık bir alan kaldı.</p>
<p>Konya Kapalı Havzası ülkemizin en az yağış alan bölgelerinden biri. Bölge su ihtiyacının büyük bir kısmını yeraltı sularından karşılıyor. Ancak yeraltı suları da aşırı kullanım nedeniyle hızla azalıyor. DSİ verilerine göre 1980’li yıllarda yeraltı su seviyesindeki düşüş 1 m civarında iken günümüzde yıllık ortalama düşüş 2 metrenin üzerine çıkmış durumda.</p>
<p><strong>‘Suyumuz İçin Seferberlik Zamanı!’</strong></p>
<p>Söz konusu tespitlerden hareketle, 51 STK tarafından yapılan ortak açıklamada karar alıcıların atması gereken şu adımlar sıralanıyor;</p>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;nin son kalan sulak alanları koruma önceliğimiz olmalıdır<strong>.</strong> Aksi halde on binlerce canlısıyla birlikte Tuz Gölü’nü de diğer önemli alanlarımızı da kaybetmemiz kaçınılmaz. 60&#8217;lardan bu yana uygulanan yanlış tarım politikalarının değişmesi ve küresel iklim krizine de uyum sağlayacak şekilde uygulamaya geçmesi gerekiyor.</li>
<li>Su yaşamın en temel gereksinimidir. Kuruyan sulak alanları ilk terk edenler kuşlar oluyor.  Maalesef terk edemeyenler bugün yaşandığı gibi ölüyor.</li>
<li>Şimdi, suyumuz için seferberlik zamanı!</li>
<li>Ekolojik işlevini yitirmiş sulak alanlarımızı yeniden sağlığına kavuşturacak ekosistem hizmetleri restorasyonu önceliklendirilmeli;</li>
<li>insan ve doğanın su ihtiyacını bütünsel bir yaklaşımla ele alacak bir Su Kanunu hazırlanmalı ve bir an önce hayata geçirilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/16/flamingo-olumlerinin-sorumlusu-yanlis-tarim-politikalari/">&#8216;Flamingo Ölümlerinin Sorumlusu Yanlış Tarım Politikaları!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
