<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>seta arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/seta/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seta/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2020 20:01:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>seta arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seta/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SETA Web Seminer Dizisi Başlıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/17/seta-web-seminer-dizisi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2020 08:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[web seminerleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs salgınının ardından panel ve diğer etkinliklerine ara veren SETA, Web Seminer Dizisi hazırladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/17/seta-web-seminer-dizisi-basliyor/">SETA Web Seminer Dizisi Başlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet üzerinden herkesin takip edebileceği seminerler 16 Nisan’da SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran’ın açılış dersi ile başladı. Seminer, 19 Mayıs’a kadar Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri verilecek derslerle devam edecek.</p>
<ul>
<li>Program dahilinde 15 ders planlanmaktadır.</li>
<li>Dersler Salı-Perşembe-Cumartesi günleri akşam 21.00 ve 21.30 saatlerinde başlayacaktır.</li>
<li>Program herkese açıktır ve kayıt gerektirmemektedir.</li>
<li>Dersler canlı yayınlanacaktır. İnternet altyapısından kaynaklanan sorunlar olabilir.</li>
<li>Detaylar için SETA sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/seta-seminer.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-52726 size-medium aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/seta-seminer-640x914.jpg" alt="seta web seminerleri" width="640" height="914" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/seta-seminer-640x914.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/seta-seminer.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/17/seta-web-seminer-dizisi-basliyor/">SETA Web Seminer Dizisi Başlıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SETA&#8217;dan Alman Gençlik Dairesi Tarafından Koruma Altına Alınan Türk Kökenli Çocuklar Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/13/setadan-alman-genclik-dairesi-tarafindan-koruma-altina-alinan-turk-kokenli-cocuklar-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2020 08:56:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alman Gençlik Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[diaspora Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47827</guid>

					<description><![CDATA[<p>SETA, Gençlik Daireleri ile Türk ve Müslüman kökenli göçmen aileler arasında yaşanan sorunlarla ilgili olarak ortaya atılan iddialara ilişkin Türk ve Alman kamuoyuna bilgi sunmak ve kamuoyunun dikkatini bu konuya çekmek amacıyla bir rapor hazırladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/13/setadan-alman-genclik-dairesi-tarafindan-koruma-altina-alinan-turk-kokenli-cocuklar-raporu/">SETA&#8217;dan Alman Gençlik Dairesi Tarafından Koruma Altına Alınan Türk Kökenli Çocuklar Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da yaşayan birçok Türk ve Müslüman kökenli çocuğun Alman Gençlik Dairesi tarafından ailelerinden haksız yere koparıldıkları iddiaları sık sık gündeme geliyor. Zaman zaman diaspora Türkleri ve medya tarafından gündeme getirilen bu iddialar ve Gençlik Dairesine yönelik şikayet dilekçeleri Avrupa Parlamentosu raporlarına da konu olmakta.</p>
<p>SETA&#8217;nın, bu iddialara ilişkin hazırladığı raporun birinci bölümünde Gençlik Dairelerinin tarihsel gelişimi, kurumsal yapısı ve işleyişi konu ediliyor. İkinci bölümde Almanya’da yaşayan Türk ve Müslüman kökenli göçmenler ile Alman Gençlik Daireleri arasında yaşanan sorunlar çok yönlü olarak ele alınmakta ve haksız uygulamalara yönelik iddialar inceleniyor. Sonuç bölümünde ise Türk ve Müslüman kökenli göçmenlerin Gençlik Dairesi ile yaşadıkları sorunları önlemeye ve diasporada yaşayan Türk ve Müslüman kökenli çocukların korunmasına yönelik atılabilecek adımlar hakkında önerilerde bulunuluyor.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/seta-alman-genclik-dairesi-tarafindan-koruma-altina-alinan-turk-kokenli-cocuklar/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/13/setadan-alman-genclik-dairesi-tarafindan-koruma-altina-alinan-turk-kokenli-cocuklar-raporu/">SETA&#8217;dan Alman Gençlik Dairesi Tarafından Koruma Altına Alınan Türk Kökenli Çocuklar Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Libya Krizi Ve Avrupa’nın Tutumu SETA’da Tartışıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/libya-krizi-ve-avrupanin-tutumu-setada-tartisildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2020 10:25:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Libya Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Libya Krizi ve Avrupa’nın Tutumu]]></category>
		<category><![CDATA[Muammer Kaddafi]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Libya Krizi’nin Avrupa’daki etkilerini ve Almanya, Fransa, İtalya, Rusya’nın Libya’da yaşanan gelişmelerdeki konumunu tartışmak üzere dün Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)'nda ''Libya Krizi ve Avrupa’nın Tutumu” başlıklı bir panel düzenlendi. Enes Bayraklı’nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, SETA araştırmacılarından Zeliha Eliaçık, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Michelangelo Guida, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi’nden Vişne Korkmaz, İbn Haldun Üniversitesi’nden Léonard Faytre konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/libya-krizi-ve-avrupanin-tutumu-setada-tartisildi/">Libya Krizi Ve Avrupa’nın Tutumu SETA’da Tartışıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılında başlayan Arap isyanları nedeniyle çalkalanan coğrafyalardan biri de Libya oldu. 1969 yılında askeri darbe ile yönetimi ele geçiren Muammer Kaddafi yaklaşık 42 yıl iktidarda kaldı. 2011 yılında Tunus’ta çıkan isyanlar sonrasında domino etkisi ile birbiri ardına gelen halk hareketleri komşu ülke olan Libya’yı da doğrudan etkiledi. Giderek tırmanan olaylar sonucunda Birleşmiş Milletler önce sivil halkın korunması amacıyla Libya’ya yaptırım kararı sonra da uluslararası topluma müdahale yetkisini verdi. Söz konusu kararlar doğrultusunda Ekim 2011’de NATO müdahalesi ile Libya’da Kaddafi yönetimi sona erdirildi. Göreceli olarak ülkede uzun süredir bir “istikrar aktörü” olan Kaddafi ülkedeki isyancılar tarafından linç edilerek öldürüldü.</p>
<p>Kaddafi’nin öldürülmesi Libya’da kural koyucunun kim olacağına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. 2011’den günümüze yaklaşık 9 yıllık süreçte henüz ilk demokratik deneyimini yaşayan fakat bunu geniş bir zamana yayamayan Libya günümüzde iç savaş nedeniyle yıpranmış ve iki farklı yönetime bölünmüş durumda. Dünya’nın en kaliteli petrol yataklarından birine sahip olan ülkenin uzun zamandır çağırdığı anahtar sözcük “istikrar”. Üstelik bu sadece Libyalıların bir arzusu değil; Fransa, Almanya, İtalya, Türkiye ve Rusya gibi Libya ile sıcak temasa sahip ülkeler de Libya’nın geleceği için en önemli faktörün istikrar olduğunu vurgulamakta.</p>
<p><strong>Libya’da Seçimler İstikrar Getirmedi</strong></p>
<p>Kaddafi’nin iktidardan düşürülmesi sonucu 2014 yılında gerçekleştirilen seçimlerin ardından Libya siyaseti ikiye bölündü. Libya’daki aktörlerden biri merkezi Trablus’ta bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti&#8217;ydi. Başbakan Fayiz el Serrac önderliğindeki hükümet Birleşmiş Milletler başta olmak üzere Türkiye, Avrupa Birliği ve uluslararası kurumlarca meşru kabul ediliyor ve destekleniyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-46899 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/1-4.jpg" alt="" width="417" height="237" />Libya’daki bir diğer aktör ise 2014’te önerileri kabul edilmeyince Tobruk’ta kendi hükümeti ve Meclisini kuran Halife Hafter. Batı’da Fransa tarafından doğuda ise Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Aranistan tarafından desteklenen Hafter, Serrac liderliğindeki uluslararası aktörlerce meşru kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti karşısında ülke topraklarını büyük bir kısmını ele geçirmiş durumda. Libya’daki hakimiyet mücadelesi istikrarlı bir hükümetin imkanlarını da bertaraf etmekte.</p>
<p><strong>Libya Krizi, SETA’da Tartışıldı</strong></p>
<p>Libya Krizi’nin Avrupa’daki etkilerini ve Almanya, Fransa, İtalya, Rusya’nın Libya’da yaşanan gelişmelerdeki konumunu tartışmak üzere dün Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)&#8217;nda “Libya Krizi ve Avrupa’nın Tutumu” başlıklı bir panel düzenlendi. Enes Bayraklı’nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, SETA araştırmacılarından Zeliha Eliaçık, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Michelangelo Guida, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi’nden Vişne Korkmaz, İbn Haldun Üniversitesi’nden Léonard Faytre konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>Almanya Libya Krizi’nde Etkin Bir Yaklaşım Sergiledi</strong></p>
<p>Panel’de Almanya’nın Libya Krizi’ne olan yaklaşımını ele alan Zeliha Eliaçık, 2011 sonrası dönemde Almanya’nın Libya krizinde dış politika ilkesi olan “sivil angajman” kuralları çerçevesinde etkin bir rol oynadığını vurguladı. Eliaçık’a göre, “Avrupa’nın genel olarak Libya krizinde etkin bir rol oynamadığını gözlemlemiştik. Buna rağmen Almanya 2011’de Avrupa içinde “ayrıksı” bir tavır sergiledi. Günümüzde ise Almanya’nın BM ile işbirliğinde olduğunu ve Avrupa Birliği’ni ön plana çıkardığını görmekteyiz. Almanya’nın Libya’da etkin olmasının üç temel nedeni olası bir göç krizine karşı ön alıcı bir angajman geliştirmek, AB sorumluluğunu üstlenmek ve enerji kaynaklarının güvenliği olarak özetlenebilir.”</p>
<p>Almanya’nın Libya Krizi’nde diplomatik arabulucu rolünde olduğunu fakat Libya’daki yerel taraflarla birebir ilişki kurmadığının altını çizen Eliaçık, sunumunda Libya’nın seçilmiş meşru hükümetini tanıdığını, Merkel’in Hafter ile görüşmediğini ve bu konu ile Fransa ile ayrı bir noktada olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Eliaçık’a göre Almanya’nın bir arabulucu zemin oluşturmaya çalışan Berlin Zirvesi öncesinde son iki haftadadır Libya’daki taraflara karşı yaklaşımını değiştirdiğini gözlemlemekteyiz: “2016’dan 2019’a gelen süreçte Hafter’in güçlenmesi ile birlikte Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in Hafter ile görüşmeleri başlamıştı. Bu dönemde bile Almanya meşru hükümeti desteklemişti fakat 2 hafta önce Almanya Dışişleri Bakanı tüm taraflarla görüşüleceğine ilişkin bir beyanda bulundu.”</p>
<p>Eliaçık bu noktada Hafter’in aktör olarak kabul edilmesini bir hata olarak gördüğünü ifade etti. Eliaçık’a göre, “hem Libya’da hükümetin meşruiyeti gayrı meşru bir aktör ile paylaşılmış oluyor hem de Avrupa Birliği kendi yarattığı putu yemek zorunda kalıyor. AB içinde Fransa, İtalya ve Birlik yaklaşımı arasında büyük bir ayrılık var. Berlin zirvesinin kurulmasını sağlayan şey aslında uluslararası mutabakatın inisiyatifi ile oldu. AB’nin burada etkin bir şekilde bulunamamasının nedeni askeri bir gücünün olmaması ve Berlin Zirvesi’nin toplanmasında etkili olacak temel aktörler ise Rusya ve Türkiye’nin aktif tutumudur.”</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-46900 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/2-2.jpg" alt="" width="474" height="106" /></p>
<p><strong>İtalya, Libya Senaryosunda Çekimser</strong></p>
<p>29 Mayıs Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Michelangelo Guida ise İtalyan dış politikasının son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurgularken aslında oldukça stabil bir çerçeveyi takip ettiğini ve derin değişimler yaşamadığını ifade etti. Guida’ta göre İtalyan dış politikasında Atlantikçilik ve Avrupacılık olmak üzere iki temel ilke bulunmakta. Atlantikçilik İtalya güvenliği için bir şemsiyeyi temsil etmekteyken Avrupacılık ise ekonomik, sosyal ve kültürel merkezli bir aidiyeti ifade etmekte. İtalya için Akdeniz ise son derece önemli ve “Bizim Deniz” (Mare Nostrum) söylemi İtalyan kamuoyundan hala etkin. Libya-İtalya ilişkileri trajik bir geçmişe sahip olmasına rağmen 1960’lardan beri karşılıklı bağımlılık son derece yüksek. Dolayısıyla Libya’nın insan hakları ihlalleri tartışmalarına ilişkin İtalya pragmatist bir yaklaşımla çekimser bir tutum izledi.</p>
<p>Guida’ya göre günümüzde İtalya’nın Libya’da üç temel çıkarı bulunmakta. Bunlardan biri enerji zeminindeki karşılıklı bağımlılık ilişkisi. İtalya’nın zengin petrol kaynaklarına ihtiyacı varken Libya ise enerji alanında İtalyan teknolojisine ihtiyaç duymakta. Bunun yanında Libya’da altyapı yatırımlarının güçlendirilmesinde İtalya temel aktörlerden biri. İtalya için ikinci faktör ise Libya’dan gelen göç karşısında ilk durak ülke olması. Libya’da şu an 800.000 kişilik bir yığılmanın da yaşandığı bilinmekte ve insani bir kriz söz konusu. Göç akışı bu noktada İtalyan kamuoyunu da olumsuz bir şekilde etkilemekte. Üçüncü gerekçe ise güvenlik: İtalya, Libya’daki radikal terör örgütlerinin yayılmasına ilişkin son derece endişeli.</p>
<p>İtalya’nın Libya’daki temel çıkarının Libya’da istikrarın sağlanması olduğunu ifade eden Guida’ya göre İtalyan kamuoyu Libya’ya doğrudan bir angajmana karşı. Nitekim bu tutum İtalyan dış politika yaklaşımı ile örtüşmemekte.</p>
<p><strong>Fransa “Belirsiz” Tutumunu Değiştirmeli</strong></p>
<p>Fransa, Libya ne istiyor? Léonard Faytre’e göre Fransa da Libya’da aslında istikrarın tesis edilmesini arzu eden bir başka aktör. 2011’de Kaddafi rejiminin sona ermesine neden olan taraflardan biri olan Fransa ironik bir şekilde günümüzde Libya’da meşru hükümetin karşısındaki Hafter’i de desteklemeye devam ediyor. Faytre de Fransa’nın Libya’da üç temel çıkarını vurgulamakta. Fansa radikal terör gruplarının Libya’da yayılmasını engellemeye çalışmakta, bölgedeki petrol ve doğalgaz yataklarının keşfine ilişkin çıkarları bulunmakta ve olası bir göç akışında hedef ülke olmak istemiyor.</p>
<p>Faytre’ye göre Fransa aslında hem Serrac hükümeti ile görüşmeler yapıyor hem de Hafter ile sahada temas halinde. Bu tutum ‘belirsiz bir politika’ ortaya çıkarmakta. Söz konusu belirsizlik Libya’daki iki aktör arasında adil bir ilişkiyi imkanını zedelemesi nedeniyle sağlıklı değil. Fransa Libya’ya ya ilişkin net bir tavır ortaya koymak zorunda çünkü eğer Libya’da kaybederse temel nedeni bu belirsiz tutum olacak.</p>
<p><strong>Rusya İse Türkiye İle Dirsek Temasında</strong></p>
<p>Vişne Korkmaz’a göre Akdeniz’i “Bizim denizimiz” olarak tanımlamak isteyen birçok aktör var ve bunlardan biri de Rusya. Rusya’nın Doğu Akdeniz politikasına baktığımızda sihirli bir sözcük olan “alan kapatma balonları” (başka aktörlerin alana girmesinin engellenmesi) yaklaşımı karşımıza çıkmakta. Bu politikanın net bir şekilde uygulandığı yerlerden birinin de Suriye olduğu görülmekte. Dolayısıyla Rusya için alan kapatma kabiliyetlerinin Libya üzerinde sadece askeri değil aynı zamanda ekonomik ve siyasi boyutları ile de genişletebilme olanakları açılmış durumda.</p>
<p>Korkmaz’a göre 2015 ile birlikte Rusya bölgede aktif bir aktör olarak yer aldı. Bu noktada Rusya’nın Libya politikasının mihenk noktasının Türkiye olduğu aşikar. Nitekim Türkiye, Doğu Akdeniz’de Rusya için son derece önemli bir aktör konumunda. Bunun yanında Rusya’nın aktörlerle kurduğu ilişkin çerçevesini “pragmatik” zeminde işbirliği üzerine kurduğunun farkında olmakta fayda var. Dolayısıyla Rusya’nın Doğu Akdeniz’de işbirlikleri konusunda esnek bir tutum sergiliyor. Rusya’da Fransa’ya benzer bir şekilde Libya’ya karşı çift taraflı bir yaklaşım içinde: Rusya Dışişleri Bakanlığı Serrac hükümeti ile temas halindeyken, Rusya Savunma Bakanlığı ise bir taraftan Hafter ile ilişkileri sürdürmekte.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/15/libya-krizi-ve-avrupanin-tutumu-setada-tartisildi/">Libya Krizi Ve Avrupa’nın Tutumu SETA’da Tartışıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dezavantajlı Çocukları Topluma Kazandırmak: Türkiye’de Koruyucu Ailelik Paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/dezavantajli-cocuklari-topluma-kazandirmak-turkiyede-koruyucu-ailelik-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 08:57:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu aile]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Moderatörlüğünü Atilla Arkan'ın yapacağı Türkiye’de Koruyucu Ailelik paneli 26 Aralık'ta SETA Ankara'da!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/dezavantajli-cocuklari-topluma-kazandirmak-turkiyede-koruyucu-ailelik-paneli/">Dezavantajlı Çocukları Topluma Kazandırmak: Türkiye’de Koruyucu Ailelik Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de dahil olmak üzere pek çok dünya ülkesinde uygulanan koruyucu ailelik uygulaması, herhangi bir sebepten ötürü biyolojik ailesinden bakım alması mümkün olmayan çocukların devlet tarafından korumaya alınarak yetişme sürecinin sorumluluğunun koruyucu ailelerle paylaşılmasıdır. 2018 yılı itibariyle Türkiye’de 5.251 koruyucu ailenin yanında 6.419 çocuğun bakımı sağlanıyor.</p>
<p>Korunmaya ihtiyacı olan çocukların devlet korumasına alınmalarına sebep olan etkenler (kötü muamele vb.) düşünüldüğünde diğer çocuklara kıyasla daha dezavantajlı bir durumda oldukları değerlendirilebilir. Bu dezavantajlılık durumunun yetişme döneminde telafi edilmemesi ise hem ülkenin beşeri sermayesini oluşturan çocuklar için hem de ülkeler için gerek toplumsal gerekse ekonomik anlamda olumsuz çıktılar üretiyor. Koruyucu ailelik ise bu olumsuz çıktıların bertaraf edilmesinde önemli uygulamalardan birisi. Bu sebeple Türkiye’de de facto anlamda uzun zamandır devam etmekle birlikte, 2012 yılında çıkarılan Koruyucu Aile Yönetmeliği ile uygulamanın zemini güçlendirildi.</p>
<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen koruyucu ailelik uygulaması kapsamında 2012 yılından bu yana koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuk sayısı 5 kat gibi ciddi bir artış gösterdi. Diğer taraftan, kuruluşlarda bakım alan halen pek çok çocuk bulunmakta. Dolayısıyla, koruyucu aileliğin yaygınlaştırılması ve geliştirilmeye açık noktaların desteklenmesi, daha çok çocuğun uygulamadan faydalanması anlamında önemli.</p>
<p>Bu bağlamda SETA’da gerçekleştirilecek olan panelde koruyucu aileliğin Türkiye’deki uygulama süreci, uygulamanın geliştirilmeye açık yönleri ve koruyucu aileliğin yaygınlaştırılmasına yönelik atılabilecek adımlar değerlendirilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/25/dezavantajli-cocuklari-topluma-kazandirmak-turkiyede-koruyucu-ailelik-paneli/">Dezavantajlı Çocukları Topluma Kazandırmak: Türkiye’de Koruyucu Ailelik Paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Aydagül]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2017 09:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Bir Sen Türkiye Diyanet Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[ENSAR Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Çocuk Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Yayma Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan ve Medeniyet Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[ÖNDER İmam Hatipliler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[SABANCI VAKFI TOPLUMSAL GELİŞME HİBE PROGRAMI]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRGEV]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gençlik Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17463</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır&#8221; “İnsanlık tüm ulusların üstündedir.”  Bu yazı İstanbul’un iyi okullarından birinde büyük bir duvar görseli olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/">İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır&#8221;</strong></p>
<p>“İnsanlık tüm ulusların üstündedir.”  Bu yazı İstanbul’un iyi okullarından birinde büyük bir duvar görseli olarak karşıma çıktı. Sonrasında, aynı yazının Boğaziçi Üniversitesi’nin içinde Bebek’e inen yokuşta, taştan bir bankın üzerinde de yazdığını öğrendim. Bu güçlü ifade, bana, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımı sonrasında Birleşmiş Milletler çatısı altında bir araya gelen ulusların ortak olarak İnsan Hakları Beyannamesi üzerinde anlaşmasını hatırlattı. Bu ortak beyanname üzerinde yıllar içinde inşa edilen uluslararası insan hakları çerçevesi, ulusların tüm insanlık adına gerçekleştirdiği çok değerli bir kazanım oldu. Türkiye ise ilk yıllarından bu yana uluslararası insan hakları çerçevesinin içindeydi ve özellikle Avrupa Birliği’ne (AB) adaylık sürecinde ulusal mevzuatını iyileştirdi, kamu kurumlarının kapasitesine yatırım yaptı ve insan hakları alanında uluslararası saygınlığını artırdı. Hiç kuşkusuz ki, ülkemizdeki insan hakları savunucularının 1980 darbesine ve artçı sarsıntılarına da göğüs gerdikten sonra verdikleri mücadele, demokrasi ve hak kazanımlarında çok etkili oldu. <strong>Buradan, ülkemizin hak mücadelesinde emeği geçen ve bu yolda bedel ödeyen herkese saygı ve minnetimi iletiyorum.</strong></p>
<p><span id="more-17463"></span></p>
<p>Türkiye’de insan hakları alanında ve demokratikleşme yolunda sağlanan iyileşme hukukun üstünlüğünün kuvvetlenmesiyle beraber gerçekleşti ve sivil toplumun da güçlenebileceği bir alanın oluşmasına katkıda bulundu. Aralık 1999’da AB adaylığımızın resmileşmesi, Ekim 2005’te müzakerelerin başlaması, askerin 27 Nisan 2007 muhtırasının etkisiz bırakılması ve sonrasında sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesiyle devam eden süreçte, Türkiye’de rejim sivilleşirken sivil toplum da güçleniyordu. 2007 yılını referans aldığımda sivil toplum alanındaki güç dengesinin henüz arkasında özel sermaye desteği olan ve ana akım konulara odaklanan (çocuk, eğitim, sağlık, sanat) seküler Türkler lehine olduğunu, bunun da o kitlenin geçmişten taşıdığı avantajlardan dolayı oluştuğunu düşünüyorum. İslami, Alevi, Kürt, Roman, LGBTİ, engelli birey ve kitlelerin ve örneğin çevre alanındaki girişimlerin sivil toplum yapılanmaları ise Avrupa Birliği adaylık sürecindeki demokratik reformlar ve demokratik normalleşmeyle beraber yavaş yavaş güçleniyordu.</p>
<p><strong>Sivil toplumun -kısa süreli- kapsayıcı şekilde güçlenmesi </strong></p>
<p>2008 &#8211; 2011 arasında yaşadığımız olaylarla (örneğin Ergenekon ve Balyoz davaları) hukukun üstünlüğüne ve adalete ciddi bir gölge düşerken, demokratikleşme de sekteye uğradı. Sivil toplum açısından kötü ve iyinin beraber gerçekleştiğine tanıklık ettik. Kötü olan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı gibi seküler sivil toplum kuruluşlarının haksız suçlamalar altında kalması ve hak ihlallerine uğramasıydı. İyi olan ise sivil toplumdaki güçlenmenin daha kapsayıcı bir hal almasıydı: Muhafazakar insani yardım hareketleri (örneğin <a href="https://www.ihh.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsani Yardım Vakfı),</a> büyümeye, kuvvetli kurumsal yapılar oluşturmaya ve uluslararası faaliyetlere başladı; muhafazakar ve Kürt düşünce kuruluşlarının (örneğin <a href="http://setav.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">SETA</a> ve <a href="http://disa.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">DİSA</a>) görünürlüğü arttı ve yenileri kuruldu; Aleviler, Romanlar, engelliler, LGBTİ ve diğer hak ihlali yaşayan grupların aktivizm ve savunuculuk çalışmaları güçlendi (örneğin <a href="http://www.sifirayrimcilik.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sıfır Ayrımcılık Derneği</a>) ve daha çok görünürlük kazandı; kolektif çalışmalar arttı ve farklı birey ve gruplara yönelik ayrımcılık odağa alındı (örneğin <a href="http://tarihvakfi.org.tr/HaberDetay/turkiyeegitimsistemindeayrimcilikraporuaciklandi!/4054" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye’de Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi Projesi</a>); yerel girişimler güç kazandı; ve sivil topluma yönelik fon ve desteklerde (örneğin <a href="http://www.sabancivakfi.org/tr/sosyal-degisim/acik-cagrili-hibe-programi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı</a>) çeşitlenme ve artış oldu. Bu kapsayıcı gelişme, “bir dönem için” sivil toplumun çoğulcu bir çerçevede güçlenmesini sağladığından çok değerliydi.</p>
<p>Temmuz 2011 seçimleri sivil toplum alanında yaşadığımız kapsayıcı ve olumlu gelişmede olumsuz bir dönüm noktası oldu. O “bir dönem” için daha eşit bir dengeye oturan fırsat avantajı hızlı bir şekilde iktidara yakın sivil toplum kuruluşları lehine dönüştü ve bu kuruluşlar genişlemek ve gelişmek için çok elverişli bir ortama sahip oldu. Seçimlerin ardından iktidarın söylem ve politikalarına yansıyan kültürel ideoloji hızlı şekilde kamunun uygulamalarına yansıdı. Bu değişim özellikle “dindar nesil” söylemi sonrasında eğitimde çok görünür bir şekilde gerçekleşti. Kamuoyu nezdinde <a href="http://www.mebpersonel.com/meb/egitim-gonullusu-stklardan-bakan-avciya-ziyaret-h189253.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ön plana çıkan</a> kurumlara bakıldığında <a href="http://www.ensar.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ENSAR Vakfı</a>, <a href="http://www.iyc.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İlim Yayma Cemiyeti</a>, <a href="http://www.onder.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">ÖNDER İmam Hatipliler Derneği</a>, <a href="http://imh.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsan ve Medeniyet Hareketi</a>, <a href="http://www.tugva.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye Gençlik Vakfı</a> ve <a href="http://www.turgev.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">TÜRGEV</a> gibi sivil toplum kuruluşları çok hızlı büyüyorlar, Türkiye’nin eğitim tarihinde eşi az görülmüş bir lobi gücüne sahipler ve okullardaki öğrencilere diğer kurumlara göre çok daha rahat erişiyorlar (en yakın örneği için <a href="http://www.hurriyet.com.tr/mebden-ensar-protokolu-40534320" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bu habere</a> bakabilirsiniz). Bu kurumların arasında bir kamu vakfı olan <a href="http://www.diyanetvakfi.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Türkiye Diyanet Vakfı</a> da var.  Öte yandan sendikalar arasında üye sayısı hızla artan <a href="http://www.ebs.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim-Bir Sen</a> örneğinde görülebileceği gibi genişlemeyi izleyen süreçte gelişmeye de iyi bir örnek oluşturan nitelikli AR-GE (örneğin <a href="http://www.ebs.org.tr/ebs_files/files/yayinlarimiz/egitim_izleme_raporu.pdf.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitime Bakış 2016</a>) ve iletişim çalışmaları son zamanlarda sık sık karşımıza çıkıyor. Eğitim-Bir Sen’in savunusunu ve lobisini yaptığı fikirler MEB nezdinde etkili oluyor.</p>
<p><strong>Tarih gücün hareketinin hikayesidir*</strong></p>
<p>İktidara yakın muhafazakar sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesini sivil toplum kapsayıcılığı adına bir kazanç olarak ve bu gücüyle kamuya nüfuzunun artmasını olağan görmek mümkün. İzleyebildiğim kadarıyla birçok ülkede (örneğin ABD, Almanya, Gürcistan, Hırvatistan, İngiltere, Sırbistan) iktidardaki ideolojiye yakın sivil toplum kuruluşları benzer bir “etki ve erişim” ayrıcalığı yaşarlar; bu dönemsel ayrıcalıklar kamu-sivil toplum etkileşiminin doğasında vardır. Ayrıca, Eğitim-Bir Sen örneğinde görüldüğü gibi ideolojik fikrin artık kanıtla buluşmuş hali, veri temelli tartışmalar için önemlidir. Ancak, söz konusu ayrıcalıklar ülkemizde o kadar dengesiz ve anti-demokratik bir yere geldi ki bu tür bir değerlendirme artık havada kalıyor. Sivil toplumda bir kesim iktidara yakın durmanın sonucu olarak böylesine bir ayrıcalığa sahipken, devletin diğerleri üzerindeki baskısı hem Türkiye’nin geride bıraktığını umduğumuz zayıf demokrasi günlerini hatırlatıyor hem de benzer politikalar bugün ancak otoriter rejimlerde (örneğin Azerbaycan ve Rusya’da) görülüyor. Eğer bir sendika (Eğitim-Bir Sen) güçlenir ve büyürken diğeri (<a href="http://egitimsen.org.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Eğitim-Sen</a>) baskı altında varoluş mücadelesi veriyorsa, okullar iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarına açık kapı politikası uygularken diğer kuruluşlar etkisizleştiriliyorsa, bürokrasi sivil toplumu “bizden ve bizden olmayanlar” diye ayırmaya başladıysa, burada iktidara yakın sivil toplumun GONGO’lara (kamu tarafından organize edilen ve desteklenen sivil toplum kuruluşları için kullanılan İngilizce kısaltma) dönüşmekte olduğunu görme zamanı gelmiş demektir.</p>
<p>Özellikle muhalif sivil toplum üzerindeki baskıların insan hakları alanına sıçraması ideolojik duruşumuz ve iktidarla ilişkimiz ne olursa olsun hepimiz için üzerinde -en azından- düşünmemiz gereken yeni bir eşiktir. Ne yazık ki geçtiğimiz bir yıldır adaletin tartısının iyice bozulduğuna tanıklık ediyoruz. Türkiye’de çocuk hakları savunuculuğu yapan yetkin ve kapsayıcı Gündem Çocuk Derneği gibi bir kurumun OHAL kapsamında hiçbir hukuk süreci işletilmeden kapatılması, çocuk hakları savunucuları arkadaşlarımıza yapılan bu adaletsiz müdahale hepimizin vicdanında bir yara bırakmış olmalı. Son olarak insan hakları savunucularının tutuklanması karşısında ise ülkemiz yeni bir dibi gördü. Bu ülkenin tarihinde kimliği ve görüşü ne olursa olsun herkes için hak mücadelesi yapmış insanlar ile “terörist” ifadesinin aynı cümle içinde anılmasına kalbimiz acıyarak hayret ediyoruz. Geldiğimiz noktada, yıllar içinde kolektif olarak inşa ettiğimize kendimizi inandırdığımız “Türkiye’nin başarı hikayesi,” onu taşıyan temel sütunlar olan insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratikleşme kazanımlarıyla beraber çöküyor.</p>
<p><strong>İnsan hakları tüm farklılıklarımızı kapsar</strong></p>
<p>Böyle bir dönemde <a href="https://www.sivilsayfalar.org/"><strong>Sivil</strong></a> <a href="https://www.sivilsayfalar.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Sayfalar</strong></a>’da yazmanın ruh hali bir garip oluyor. Bir yandan her geçen gün artan bir iç sıkıntısı var, diğer yandan son yazımda değindiğim gibi “hepimizin olaylar karşısında yaşadığımız duygusal iniş çıkışları kontrol edip, gidişatı değiştirmek için olayları anlamlandırmaya, çağın gereksinimlerine uygun düşünmeye ve davranmaya ihtiyacımız” olduğuna inanıyorum. Bunlar birbirlerini dışlamıyor, sadece duygularımızı yaşarken içgüdülerimizi dinlemeyi ve aklımızı yapıcı olarak kullanmayı öneriyorum. Buradan bakınca, tüm olumsuzluklara rağmen ülkemizdeki sivil toplum mücadelesine güvenim ve inancım tam, çünkü bunun örneklerini de görüyorum ve <a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/batuhan-aydagul/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sivil Sayfalar’da</a> yazıyorum.</p>
<p>Umuyorum ki, iktidara yakın sivil toplum kuruluşlarındaki yurttaşlarımız da zamanında bir kesim seküler Türklerin sahip olduğu orantısız güce şimdi onların sahip olduklarının farkındalardır ve yakın tarihin bize bunun güçlü bir demokrasi ve sürdürülebilir bir rejim adına sağlıklı olmadığını öğrettiğini hatırlıyorlardır. İçinde bulunduğumuz koşullarda bunu yüksek sesle söyleyemeseler bile en azından bu olumsuz durumun farkında olanlarla konuşalım, dertleşelim, elimizden geldiği kadar sivil köprüleri tutmaya gayret edelim. Tarih boyunca gücün ve iktidarın el değiştirdiğini bilerek o değişimlerde daha güçlü durabilecek bir sivil toplum omurgası inşa edelim.  Bugün, dünyanın farklı milletlerinden ulusların kendileri üstünde bir insan hakları rejimi kurabildiğini hiç unutmadan, aynı vatanda yaşayan ve sivil toplum kuruluşlarında farklı görüşlerle, gönlümüzle çalışan insanlar olarak, din, dil, ırk, renk, bedensel farklıklık vb. ayırt etmeden, herkes için var olan insan haklarına ve o hakların savunucularına sahip çıkma günü. Ülkenin tam ortasında yıllardır sürekli kırılarak toplumsal trajedilere yol açan fay hattının tamiri başka türlü mümkün olmayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Joshua Cooper Ramo, <a href="https://books.google.com.tr/books/about/The_Seventh_Sense.html?id=Vw0rjgEACAAJ&amp;source=kp_cover&amp;redir_esc=y"><em>Seventh Sense</em></a> kitabından</p>
<p>Ana görsel AK Parti&#8217;nin <a href="https://www.akparti.org.tr/site/haberler/sivil-toplum-kuruluslari-ile-is-birligini-gelistirmek-amaciyla-yeni-bir-sis/87976#1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sayfasından</a> alınmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/07/insan-haklarini-savunmanin-savunanin-yaninda-durmanin-erdemi/">İnsan Haklarını Savunmanın, Savunanın Yanında Durmanın Erdemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SETA araştırma asistanlarını arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/seta-arastirma-asistanlarini-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 18:29:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik Literatür]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma Asistanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz Bölge Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Rusça]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ekonomi ve toplum araştırmaları vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ilişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulusal, bölgesel ve uluslararası sorunlara yönelik çalışmalar yapan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Dış Politika Direktörlüğü’ne Rusya ve İran’ın güncel iç ve dış politikası üzerine araştırmalar yapmak üzere tam zamanlı araştırmacılar alınacaktır. ARAŞTIRMA ALANLARI İran Çalışmaları Rusya/Kafkasya/Karadeniz Bölge Çalışmaları GÖREV TANIMI Akademik literatür araştırması, Siyasal gündem takibi ve değerlendirmesi, Araştırma ve projelerde yer alma, Bağımsız [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/seta-arastirma-asistanlarini-ariyor/">SETA araştırma asistanlarını arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal, bölgesel ve uluslararası sorunlara yönelik çalışmalar yapan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Dış Politika Direktörlüğü’ne Rusya ve İran’ın güncel iç ve dış politikası üzerine araştırmalar yapmak üzere tam zamanlı <strong>araştırmacılar </strong>alınacaktır.</p>
<p><strong>ARAŞTIRMA ALANLARI</strong></p>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid in-container">
<div class="vc_col-sm-12 wpb_column vc_column_container">
<div class="wpb_wrapper">
<div class="wpb_text_column wpb_content_element ">
<div class="wpb_wrapper">
<ul>
<li>İran Çalışmaları</li>
<li>Rusya/Kafkasya/Karadeniz Bölge Çalışmaları</li>
</ul>
<p><strong>GÖREV TANIMI</strong></p>
<ul>
<li>Akademik literatür araştırması,</li>
<li>Siyasal gündem takibi ve değerlendirmesi,</li>
<li>Araştırma ve projelerde yer alma,</li>
<li>Bağımsız araştırma yapma ve rapor yazma,</li>
<li>Araştırma ve toplantılar için seyahat etme.</li>
</ul>
<p><strong>BAŞVURULARDA ARANAN NİTELİKLER</strong></p>
<ul>
<li>Uluslararası İlişkiler, Siyasal Bilimler ve ilgili diğer sosyal veya beşeri bilim dallarından birinden mezun olmak,</li>
<li>Yukarda sıralanan bilim dallarından herhangi birinde en az yüksek lisans programını tamamlamış, tercihen doktora yapmış olmak,</li>
<li>Araştırma tecrübesine sahip olmak,</li>
<li>İleri düzeyde İngilizce biliyor olmak,</li>
<li>Çalışacağı alana göre Farsça / Rusça biliyor olmak,</li>
<li>Tam zamanlı ve yoğun tempoda çalışmaya uygun olmak.</li>
</ul>
<p><strong>BAŞVURUDA İSTENECEK BELGELE</strong>R</p>
<ul>
<li>Özgeçmiş</li>
<li>Niyet mektubu</li>
<li>Bildiğiniz dillerdeki düzeyinizi gösterir belge veya sertifikalar.</li>
<li>Araştırma alanınız hakkında yazılmış bir makale örneği</li>
</ul>
</div>
</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_separator_no_text vc_sep_color_grey">
<p class="Body"><strong>İletişim</strong></p>
<p class="Body"> Adayların başvurularını<em><strong> fp@setav.org </strong></em>adresine, konu kısmına “DP – Araştırma Asistanı” yazarak göndermeleri gereklidir. Diğer SETA e-posta adreslerine gönderilen başvurular ile şahsen veya posta yoluyla yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır.</p>
<p class="Body"><strong>Son Başvuru Tarihi</strong>: 24 Nisan 2017</p>
</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_sep_width_100 vc_sep_dashed vc_sep_border_width_10 vc_sep_pos_align_center vc_separator_no_text vc_sep_color_black"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid in-container"></div>
<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid in-container">Ayrıntılı bilgi için<a href="http://www.setav.org/ik/" target="_blank"> tıklayınız</a>.</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/seta-arastirma-asistanlarini-ariyor/">SETA araştırma asistanlarını arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3’üncü yılında bireysel başvuru paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/11/3uncu-yilinda-bireysel-basvuru-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2015 15:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bireysel Başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ekonomi ve toplum araştırmaları vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA’nın düzenlediği AYM’ye Bireysel Başvuru Yolu: İlk Üç Yılı ve Geleceği Paneli, 16 Aralık’ta SETA Ankara’da gerçekleşecek. Paneli düzenleyen SETA, 23 Eylül 2015 tarihi itibarıyla Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun üçüncü yılını doldurduğunu, bu süre içinde Anayasa Mahkemesi’nin, ülke gündemini meşgul eden ve zaman zaman eleştirilen önemli kararlara [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/11/3uncu-yilinda-bireysel-basvuru-paneli/">3’üncü yılında bireysel başvuru paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA’nın düzenlediği AYM’ye Bireysel Başvuru Yolu: İlk Üç Yılı ve Geleceği Paneli, 16 Aralık’ta SETA Ankara’da gerçekleşecek.</h3>
<p>Paneli düzenleyen SETA, 23 Eylül 2015 tarihi itibarıyla Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun üçüncü yılını doldurduğunu, bu süre içinde Anayasa Mahkemesi’nin, ülke gündemini meşgul eden ve zaman zaman eleştirilen önemli kararlara imza attığını belirtiyor. Geçen üç yıllık süreçte bireysel başvurunun başvurucular açısından sağladığı imkânlar bir tarafa aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin toplumsal güvenilirliğine de ciddi katkı sağladığını ifade ederek, şöyle diyor: “2010 Anayasa değişikliği ile birlikte Mahkemenin yapısında ve işleyişindeki dönüşümün bir parçası olarak değerlendirilmesi gereken bireysel başvurunun, Mahkemenin meşruiyetini arttırıcı bir rol üstlendiği söylenebilir.”</p>
<p>Panelimizde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun ilk üç yılında elde edilen birikim, insan haklarının korunması bağlamında kazanılan başarılar ve başvuru yolunun işleyişine ilişkin sorunlar değerlendirilecek. Kazanımların artırılması ve yaşanan tıkanıklıkların aşılması için yapılması gerekenler, SETA Hukuk ve İnsan Hakları Direktörü Cem Duran Uzun’un moderatörlüğünde Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Prof. Dr. Engin Yıldırım, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Recep Kaplan ve Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serdar Gülener’in konuşmacı olarak katılacağı panelde tartışılacak.</p>
<p><strong>TARİH:</strong> 16 Aralık 2015, 14:00</p>
<p><strong>YER</strong>: SETA Ankara</p>
<p><strong>KONUŞMACILAR:  </strong></p>
<p>Moderatör     Cem Duran Uzun, SETA</p>
<p>Prof. Dr. Engin Yıldırım, AYM Başkanvekili</p>
<p>Dr. Recep Kaplan, AYM Genel Sekreter Yardımcısı</p>
<p>Doç. Dr. Serdar Gülener, Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi</p>
<p><a href="http://setav.org/tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-yolu-ilk-uc-yili-ve-gelecegi/etkinlikler/33502"><strong>Kayıt için tıklayınız.</strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/12/11/3uncu-yilinda-bireysel-basvuru-paneli/">3’üncü yılında bireysel başvuru paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SETA Araştırmacısı Yrd. Doç.Öğüt değerlendirdi: Esed`li geçiş planının perde arkası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/seta-arastirmacisi-yrd-doc-ogut-degerlendirdi-esedli-gecis-planinin-perde-arkasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2015 11:32:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[seta]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3139</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD&#8217;nin Rusya&#8217;ya sunduğu plan teklifini nasıl okumalıyız? Türkiye&#8217;nin şartlı desteği ne anlama geliyor? Bu konudaki değerlendirmesi setav.org’da yayınlanan SETA Araştırmacısı Yrd. Doç. Dr. Selman Öğüt, “Buradaki mesele, Suriye’ye yapılacak olası bir müdahaleden ziyade, müdahale yapılması halinde Rusya ve Çin, Esed’in arkasında duracak mı veya 3. Dünya Savaşı çıkacak mı soruları. Buradaki pazarlık esasında Rusya ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/seta-arastirmacisi-yrd-doc-ogut-degerlendirdi-esedli-gecis-planinin-perde-arkasi/">SETA Araştırmacısı Yrd. Doç.Öğüt değerlendirdi: Esed`li geçiş planının perde arkası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>ABD&#8217;nin Rusya&#8217;ya sunduğu plan teklifini nasıl okumalıyız? Türkiye&#8217;nin şartlı desteği ne anlama geliyor? Bu konudaki değerlendirmesi setav.org’da yayınlanan SETA Araştırmacısı Yrd. Doç. Dr. Selman Öğüt, “Buradaki mesele, Suriye’ye yapılacak olası bir müdahaleden ziyade, müdahale yapılması halinde Rusya ve Çin, Esed’in arkasında duracak mı veya 3. Dünya Savaşı çıkacak mı soruları. Buradaki pazarlık esasında Rusya ve Çin’ledir” diyor.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>ABD Başkanı Obama’nın, Rusya Devlet Başkanı Putin’e Suriye krizini çözmek için &#8220;Esed&#8217;li geçiş&#8221; planını sunmuştu. Türk yetkililerin verdiği bilgiye göre, plan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed&#8217;in &#8220;sembolik cumhurbaşkanı&#8221; olarak 6 ay daha göreve devam etmesini öngörüyor. Esed o süre içerisinde icra yetkisi kullanamayacak, tüm yetkiler geçici yönetim organında olacak. 6 ayın sonunda ise Esed gidecek ve Suriye&#8217;de yeni bir dönem başlayacak.<br />
Türkiye de plana şartlı destek veriyor. Türkiye’nin şartları ise; sürecin sonunda Esed&#8217;in kesin olarak ayrılması, askeri ve istihbari birimler başta olmak üzere hiçbir kurumun Esed&#8217;e bağlanmaması ve Esed&#8217;in gerçekten &#8220;sembolik cumhurbaşkanı&#8221; olarak kalması.</p>
<h4><strong>&#8220;ABD&#8217;NİN ESED İLE ÇOK PROBLEMİ YOK&#8221;</strong></h4>
<p>Yrd. Doç. Dr. Selman Öğüt şöyle diyor: “O bölgenin olabildiğince parçalanması isteniyor. Ben Amerika’nın Esed’le ilgili çok problemi olduğunu düşünmüyorum, eğer hakikatken problemleri olsaydı kimyasal silahlar kullanıldığı zaman Esed rejiminin oradan gitmesi için elinden geleni yapardı. 2000’li yıllarda Irak’a yapılan müdahalede doğru düzgün bir BM kararı bile yoktu.</p>
<p>90’larda yapılan 1. Körfez Savaşı ile ilgili çıkarılan kararlara dayandılar ki uluslararası hukuk açısından problemliydi ve sonucunda İngiltere, Fransa, Amerika müdahale ettiler. Sebebi de orada kimyasal silahların olmasıydı. Şimdi aynısı kırmızı çizgi olarak, daha sert bir şekilde Suriye’de ortaya çıktı. Hem, kimyasal silah kullanılırsa müdahale ederiz dediler, hem etmediler.</p>
<h4><strong>&#8220;ESED, UCM&#8217;DE YARGILANMALI&#8221;  </strong></h4>
<p>Burada ciddi bir tutarsızlık var. Kosova’ya yapılan NATO müdahalesi de uluslararası hukuk açısından problemli. Hatta Tony Blair onunla ilgili, “İllegal ama meşru bir karar” demişti.  Yani her ne kadar Rusya ve Çin Esed’in arkasında gibi görünse de ben Amerika’nın da durumdan çok mustarip olduğunu düşünmüyorum çünkü İsrail Amerika’nın önemli bir partneri ve Ortadoğu’da, özellikle Suriye’deki bu karışıklık bence her şeyden önce İsrail’in işine yarıyor.<br />
Amerika’da o noktada Esed’li geçiş planını benimser diye düşünüyorum. Esed her şeyden önce insanlık suçu işleyen bir adamdır, uluslararası ceza divanında yargılanması gerekir.”</p>
<p><em><strong>&#8211; Türkiye’de plana şartlı destek veriyor. Türkiye’nin şartları ise; sürecin sonunda Esed&#8217;in kesin olarak ayrılması, askeri ve istihbari birimler başta olmak üzere hiçbir kurumun Esed&#8217;e bağlanmaması ve Esed&#8217;in gerçekten &#8220;sembolik cumhurbaşkanı&#8221; olarak kalması. Siz Türkiye’nin şartlarını ve plana destek vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Türkiye’nin sütten ağzı yandı, yoğurdu üfleyerek yiyor. İlk etapta Suriye dede mirasımız, oradaki insanlar bizim insanımız gibi aşırı kapsayıcı bir politika güdülmeye çalışıldı, arkasından rejimdeki problemler ortaya çıkınca Türkiye insanlık namına sert bir tavır aldı. Daha sonra da gördü ki önümüzdeki bir Kaddafi örneği değil, yani Libya’daki gibi halledilebilecek bir problemden bahsetmiyoruz ve bu işin arkasında Rusya ve Çin’in olduğunu gördü.  Şimdi bakıyor ki orada Esed’siz bir yapının oluşturulması zor çünkü belirli gruplar var; Nusayriler, Kürtler, ÖSO ve IŞİD yani en aşağı dörtlü bir yapı kurabiliriz orada ve bunların her birine de belirli bir toprak parçası verilmek isteniyor. Türkiye de her şeyden önce kendi ulusal menfaatlerini korumak, ülke bütünlüğünü ve sınır güveliğini sağlamak için özellikle kendi sınırına yakın olan bölgede, IŞİD ve PYD’den arındırılmış bir tampon bölge oluşturacak.</p>
<h4><strong>&#8220;TÜRKİYE&#8217;NİN POLİTİKASI GERİ ADIM DEĞİL&#8221;</strong></h4>
<p>Türkiye’nin &#8216;şartlı destek veririz&#8217; demesi uluslararası ilişkiler açısından geri adım olarak görülebilir. Bu bir geri adım değil de farklı bir siyaset izleme metodudur, çünkü Türkiye ister istemez Mısır’daki politik olaylarda da yıprandı. Darbe oldu, hükümet değişti kimsenin kılı kıpırdamadı. Türkiye’nin şartları şöyle okunmalı; bölgede yeni bir yapılanmaya gidilecek –ki çoğu IŞİD’in elinde olan bir bölgeden bahsediyoruz, bir yerlere Esed olabildiğince kıstırıldı ama ordu gücü elinde- Türkiye’de bu noktada Esed’in gitmesi için baskı yapacağını söylüyor, çünkü öyle veya böyle bu adam yargılanacaktır. Dediğim gibi Türkiye’de kendi ulusal çıkarları açısından, bu süreci olabildiğince az zararla atlatmak istiyor. Alt metin okuması yapıldığında şartlar buna tekabül eder.</p>
<h4><strong>&#8220;ASIL PAZARLIK RUSYA VE ÇİN İLE&#8230;&#8221;</strong></h4>
<p><em><strong>Bahsedilen plan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed&#8217;in &#8220;sembolik cumhurbaşkanı&#8221; olarak 6 ay daha göreve devam etmesini öngörüyor. 6 aylık sürenin sonunda Esed gerçekten gider mi?</strong></em></p>
<p>Bu 6 aylık sürenin sonunda bu adamı neyle göndereceksiniz, bu da ayrı bir soru. Yani velev ki gitmedi&#8230; Ne olacak, Güvenlik Konseyi&#8217;nden karar mı çıkacak, Çin ve Rusya bu kararı veto etmeyecek mi? Ama bununla ilgili yarın bir gün konsensus sağlanırsa, BMGK’dan karar çıkarsa olabilir. Başka yolu yok çünkü kuvvet kullanımı BM anlaşmasında yasaklanmıştır yani bir ülkeye karşı toprak bütünlüğünü ihlal edici kuvvet kullanımı yasaklanmıştır.</p>
<p>Buradaki mesele, Suriye’ye yapılacak olası bir müdahaleden ziyade, müdahale yapılması halinde Rusya ve Çin, Esed’in arkasında duracak mı veya 3. Dünya Savaşı çıkacak mı soruları. Buradaki pazarlık esasında Rusya ve Çin’ledir. Dediğim gibi Güvenlik Konseyi&#8217;nden karar çıkmadığı sürece orada hiçbir şey olmaz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/seta-arastirmacisi-yrd-doc-ogut-degerlendirdi-esedli-gecis-planinin-perde-arkasi/">SETA Araştırmacısı Yrd. Doç.Öğüt değerlendirdi: Esed`li geçiş planının perde arkası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
