<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Jun 2025 11:32:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sağlık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/saglik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Sağlıklı Bir Fikrim Var” Proje Yarışması Başvuruları Başladı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/06/18/saglikli-bir-fikrim-var-proje-yarismasi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Fikrim Var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Orzaks İlaç iş birliğiyle hayata geçirilen Sağlıklı Bir Fikrim Var yarışması, üniversite öğrencilerini bilimsel üretime teşvik ederek, araştırma kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor. Yarışmaya başvurmak isteyen gençler, 14 Eylül 2025 tarihine kadar başvurularını www.alimogluvakfi.org adresi üzerinden gerçekleştirebilecekler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/06/18/saglikli-bir-fikrim-var-proje-yarismasi-basvurulari-basladi/">“Sağlıklı Bir Fikrim Var” Proje Yarışması Başvuruları Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Sağlık ve eğitim alanında gençlerin yeteneklerini keşfetmek ve geleceğin sağlık profesyonellerine destek olmak amacıyla 2024 yılında ilki gerçekleştirilen, Sağlıklı Bir Fikrim Var” proje yarışması, bu yıl ikinci kez başvurulara başladı. Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Orzaks İlaç iş birliğiyle hayata geçirilen Sağlıklı Bir Fikrim Var yarışması, üniversite öğrencilerini bilimsel üretime teşvik ederek, araştırma kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yarışma, 2025 yılında, <strong>“polifenollerin sentez, modifikasyon ve/veya enkapsülasyonları ile kanser önleme ve tedavide kullanımı” </strong>teması ile özgün, bilimsel ve uygulanabilir projeleri teşvik ederek, geleceğin sağlık çözümlerine ışık tutmayı hedefliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Selman Alimoğlu: “Sağlık sektörü sürekli bir dönüşüm içinde ve bu süreçte gençlerin bilimsel düşünce ve çözüm odaklı yaklaşımlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. “Sağlıklı Bir Fikrim Var” yarışmasıyla, gençlerin teoride edindikleri bilgileri, uygulama becerisine dönüştürmelerini teşvik ederken, aynı zamanda onların sağlık alanında yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üreten bireyler olarak yetişmelerini de amaçlıyoruz. Bu yarışma, genç yeteneklere, hedeflerine ulaşmaları için bir platform sunarken; bizlere de onları kariyer yolculuklarında destekleme imkânı tanıyor.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Yarışmada dereceye giren projeler, sadece ödüllendirilmekle kalmayacak, yarışmayı kazananlara ayrıca Orzaks İlaç bünyesinde staj yapma imkânı da sunulacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yarışmada birinciye veya birinci gruba: 200.000 TL para ödülü, ikinciye veya ikinci gruba: 150.000 TL para ödülü, üçüncüye veya üçüncü gruba ise 100.000 TL para ödülü verilecek. Ayrıca, uygun görülen proje fikirleri, hayata geçirilmek üzere teknik ve bilimsel destek alma şansı yakalayabilecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yarışmaya başvurmak isteyen gençler, <strong>14 Eylül 2025</strong> tarihine kadar başvurularını <a href="https://www.alimogluvakfi.org/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.alimogluvakfi.org&amp;source=gmail&amp;ust=1750331839773000&amp;usg=AOvVaw2u9Aavua56zh_pki38DmzV">www.alimogluvakfi.org</a> adresi üzerinden gerçekleştirebilecekler.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> </strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ALİMOĞLU SAĞLIK VE EĞİTİM VAKFI HAKKINDA:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Alimoğlu Vakfı, Orzaks İlaç kurucuları Yunus Emre Alimoğlu ve Selman Alimoğlu liderliğinde farklı sivil toplum kuruluşları bünyesinde yürütülen gönüllülük hizmetlerinin tek çatı altında ve kurumsal olarak sürdürülmesi amacıyla 2021 yılında kurulmuştur. Vakfın amaçları; insanlığın evrensel yararını gözeterek bilimsel, sanatsal ve kültürel faaliyetleri desteklemek, vakfın sahip olduğu maddi ve manevi birikimi, herhangi bir ayrım gözetmeksizin dünya üzerinde kırılgan gruplarda bulunan insanların yararına kullanmak, bilim ve teknolojiyi insan sağlığının korunması ve iyileştirilmesinde temel bir araç olarak kullanmak, bilgiye erişimi kolaylaştırmak, iyiliği çoğaltmak ve yaygınlaştırmaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/06/18/saglikli-bir-fikrim-var-proje-yarismasi-basvurulari-basladi/">“Sağlıklı Bir Fikrim Var” Proje Yarışması Başvuruları Başladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/19/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 08:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86080</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gönüllü Okulu, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde sağlık alanında yapılan gönüllü çalışmalara dikkat çekecekleri “Sağlık Alanında Gönüllülük" başlıklı oturumlarına davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/19/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk-2/">Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Oturumda k</span><span style="font-weight: 400;">onu 3 grupta çalışan gönüllü oluşumlara ayrıldı;</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> H</span><span style="font-weight: 400;">astalar için yapılan çalışmalar, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hasta yakınlarının kendi yapılanmaları,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sağlık alanında mesleki haklar ve sorumluluklar için yapılan çalışmalar</span></li>
</ol>
<p>Dünyanın her yerinden katılımı mümkün kılmak için etkinliklerini çevrim içi ve ücretsiz olarak düzenleyen Gönüllü Okulu, <strong>5 Mart 2024 Salı akşamı  20.30-22.00</strong> saatleri arasında gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Konuşmacılar </strong></p>
<ul>
<li>Selda Yıldız                      KAÇUV ( Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) Gönüllü Koordinatörü</li>
<li>Metin Şahin                    Leyla’dan sonra</li>
<li>İlknur Görgün                 Kistik Fibrozis Derneği</li>
<li>Samime Durmaz            ATTD Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği</li>
</ul>
<p><b>Başvuru kabulü 28 Şubat 2024 Salı günü saat 15.00’da sona erecektir.</b></p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScKYTRU1Cuh2MrrykazhPFxGcPEHhujHOVydiEzrVMvs3ChpA/viewform" target="_blank" rel="noopener"><b>Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.</b></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/19/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk-2/">Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belmont Forum İklim, Çevre ve Sağlık Ortak Araştırma Aksiyonu 2. Çağrısı Açılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/belmont-forum-iklim-cevre-ve-saglik-ortak-arastirma-aksiyonu-2-cagrisi-aciliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 11:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Belmont Forum İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Sağlık Ortak Araştırma Aksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83782</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim, çevre, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında çalışan araştırmacıların yer aldığı ve iklim-çevre-sağlık alanlarının kesişiminde sorunların ele alındığı disiplinlerarası projelerin desteklenmesini hedefleyen Belmont Forum İklim, Çevre ve Sağlık Ortak Araştırma Aksiyonu 2. çağrısı açıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/belmont-forum-iklim-cevre-ve-saglik-ortak-arastirma-aksiyonu-2-cagrisi-aciliyor/">Belmont Forum İklim, Çevre ve Sağlık Ortak Araştırma Aksiyonu 2. Çağrısı Açılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Belmont Forum bu çağrı için aşağıdaki üç temaya öncelik vermiş olup projeler Tema A’yı ve Tema B’yi ve/veya Tema C’yi içermek zorundadır:</p>
<p><strong>Tema A:</strong> Çevresel davranış ve uygulamada karar bilimi (Decision-science of environmental behavior and implementation)</p>
<p><strong>Tema B</strong>: Gıda, Çevre ve Biyolojik Güvenlik (Food, Environment and Biological Security)</p>
<p><strong>Tema C:</strong> Ekosistemlere ve Popülasyonlara Yönelik İklim Riskleri (Climate Risks to Ecosystems &amp; Populations)</p>
<p>Söz konusu çağrı kapsamında proje sunacak uluslararası konsorsiyumların en az 3 farklı çağrı ortağı ülkedeki kurum ya da kuruluşlardan oluşması gerekmektedir. Söz konusu çağrı kapsamında Türkiye&#8217;den sunulacak proje önerileri, TÜBİTAK 1071 Uluslararası Araştırma Fonlarından Yararlanma Kapasitesinin ve Uluslararası Ar-Ge İş birliklerine Katılımın Artırılmasına Yönelik Destek Programı kapsamında desteklenecektir.</p>
<p>Türkiye’den ortakların yer alacağı projeler için hem çağrı sekretaryasına hem de TÜBİTAK’a başvuru yapılmalıdır. Başvuru öncesinde <a href="https://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/3125/belmont_forum_ceh2_surec_dokumani.pdf">ulusal başvuru kurallarının</a> detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Başvuru kurallarına uyulmaması durumunda başvurunun değerlendirmeye alınmadan iade edilmesi söz konusudur.</p>
<p><b>1. Aşama uluslararası başvuru için son başvuru tarihi:</b> 15 Temmuz 2023</p>
<p><b>1. Aşama ulusal başvuru için son tarih:</b> 21 Temmuz 2023</p>
<p><strong>Başvuru ve detaylı bilgi için <a href="https://www.tubitak.gov.tr/tr/duyuru/belmont-forum-iklim-cevre-ve-saglik-ortak-arastirma-aksiyonu-2-cagrisi-aciliyor" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/04/24/belmont-forum-iklim-cevre-ve-saglik-ortak-arastirma-aksiyonu-2-cagrisi-aciliyor/">Belmont Forum İklim, Çevre ve Sağlık Ortak Araştırma Aksiyonu 2. Çağrısı Açılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Doktorları: &#8216;Deprem Sonrası Oluşan Bulaşıcı Hastalık ve Salgınların Önlenmesi İçin Sağlık Tedbirleri Arttırılmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/27/dunya-doktorlari-deprem-sonrasi-olusan-bulasici-hastalik-ve-salginlarin-onlenmesi-icin-saglik-tedbirleri-arttirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 09:31:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Doktorları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83136</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, Dünya Doktorları deprem sonrası oluşan bulaşıcı hastalık ve salgınların önlenmesi için sağlık tedbirlerinin arttırılmasına yönelik çağrıda bulundu. Dünya Doktorları Derneği Başkanı Hakan Bilgin, 'Kalabalık yaşam koşulları uyuz, kızamık, tetanos ve ishal gibi yüksek bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini arttırıyor' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/27/dunya-doktorlari-deprem-sonrasi-olusan-bulasici-hastalik-ve-salginlarin-onlenmesi-icin-saglik-tedbirleri-arttirilmali/">Dünya Doktorları: &#8216;Deprem Sonrası Oluşan Bulaşıcı Hastalık ve Salgınların Önlenmesi İçin Sağlık Tedbirleri Arttırılmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi derinden sarsan 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerle yaşamını yitirenlerin sayısı 44 bin 218’e yükseldi. Depremden etkilenen bölgelerde ikincil tehlike ise bulaşıcı hastalık ve salgınlar. Hakan Bilgin, başlatılan sağlık ve hijyen önlemlerinin yetersiz kaldığını belirterek “Uzmanlar, bulaşıcı hastalıkların artmakta olduğunu ve ciddi önlemler alınmazsa salgınlara neden olabileceğini söylüyor” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Kuduz ve Uyuz Vakaların Görülmesi Salgın Endişesine Yol Açıyor&#8217;</strong></h5>
<p>Depremden etkilenen toplam kişi sayısının önemli miktarda artması bekleniyor. Hakan Bilgin, yaptığı açıklamada deprem bölgesinde kuduz ve uyuz vakaların görülmesi salgın endişesine yol açtığını söyleyerek, “Özellikle tuvalet, banyo, temiz su ihtiyacı ve çadırlarda kalabalık yaşam koşulları uyuz, kızamık, tetanoz ve ishal gibi gibi yüksek bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini arttırıyor. Enkazın neden olduğu asbest ve toz, bölgedeki herkes tarafından solunmakta ve solunum yolu hastalıkları açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bununla birlikte uzmanlar, depremden etkilenen bölgelerde kuduz salgını endişesine dikkat çekiyor. Bu türden bulaşıcı hastalıklar, depremi takip eden ilk 4 günden 4 haftaya kadar sürebilen bir süreçte ortaya çıkabiliyor ve etkili önlemler hemen alınmazsa çok hızlı bir şekilde salgınlara dönüşebiliyor” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Temiz Suya Erişim Sorununun Bir An Önce Çözülmesi Gerekir&#8217;</strong></h5>
<p>Sağlık Bakanlığı, depremden etkilenen bölgelerde salgın hastalık riskine karşı gezici eczanelerin faaliyete geçtiğini ve tetanoz ve kuduz dahil olmak üzere kritik aşıların gönderildiğini açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü ise 14 Şubat&#8217;ta yaptığı açıklamada, yerel ekiplere destek için 22 acil sağlık ekibi göndererek Sağlık Bakanlığı&#8217;nın yanında yer aldığını ilan etti. Hakan Bilgin, “Dünya Doktorları olarak, alınan önlemleri memnuniyetle karşılıyoruz ve depremlerden etkilenen bölgenin toplam alanı ve salgınların yayılma hızı göz önüne alındığında, kamu otoritelerini ve uluslararası toplumu bu önlemleri &#8211; özellikle aşılar ve gerekli ilaç temini konusunda &#8211; yoğunlaştırmaya çağırıyoruz” dedi. Sıhhi dezenfeksiyon önlemlerinin azami dikkatle alınması, bölgeye daha fazla tuvalet ve duş temin edilmesi ve temiz suya erişim sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğine dikkat çeken Bilgin, “Bölgedeki tüm çadırlara koruyucu maske ve uyuz gibi hastalıkların tedavisi için ilaç dağıtımı yapılması elzemdir. Dünya Doktorları ayrıca, uluslararası toplumu ve STK&#8217;ları bu önlemlerin kapasitesini finansal destek ve medikal/sağlık ürünleri sağlayarak artırmaya çağırıyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/02/27/dunya-doktorlari-deprem-sonrasi-olusan-bulasici-hastalik-ve-salginlarin-onlenmesi-icin-saglik-tedbirleri-arttirilmali/">Dünya Doktorları: &#8216;Deprem Sonrası Oluşan Bulaşıcı Hastalık ve Salgınların Önlenmesi İçin Sağlık Tedbirleri Arttırılmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/26/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 10:45:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü Hizmetler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Alanında Gönüllülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın her yerinden katılımı mümkün kılmak için etkinliklerini çevrim içi olarak ücretsiz sürdüren Gönüllü Okulu, 16 Şubat 2023 Perşembe akşamı 'Sağlık Alanında Gönüllülük' konusunu ele alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/26/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk/">Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://gonulluhizmetlerdernegi.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Gönüllü Hizmetler Derne</span><span style="font-weight: 400;">ğ</span></a><span style="font-weight: 400;"><a href="https://gonulluhizmetlerdernegi.org/">i</a> bünyesinde 2020 Ekim ayında ba</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">layan Gönüllü Okulu, her ay ba</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">ka bir alandaki gönüllü çalı</span><span style="font-weight: 400;">ş</span><span style="font-weight: 400;">maları gündeme getiriyor. </span></p>
<h5><b>Programın Amacı ve İçeriği; </b></h5>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sağlık alanında gönüllülüğün hasta, aile, çalışan ve gönüllüler ile bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulamak, </span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Gönüllülüğün iyilikten öte bir yaklaşım gerektirdiğini örnekleriyle birlikte anlamak için sağlık personeli, hasta yakınları ve sivil toplum kuruluşları üçgeninde etkileşimin gücünü birlikte ortaya koymak.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık Alanında gönüllü çalışmalar yapan konuşmacılar: </span></p>
<ul>
<li><b>Prof.Dr. Gürkan Sert  &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Kanser ve Hasta Hakları Platformu </span></li>
<li><b>Melek Okur &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Hayata Renk Ver Derneği </span></li>
<li><b>İlknur Görgün  &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Kistik Fibrozis Derneği </span></li>
</ul>
<h5><b>Programda Üzerinde Durulacak Konular </b></h5>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;"> Hastaların gönüllüler sayesinde moral kazanmaları ve sosyal hayat ile bağlantı kurmasının önemini aktarmak, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Sağlık alanında gönüllü çalışmanın zorluklarını konuşmak, </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Gönüllü çalışmada herkesin yapabileceğinin örneklerini göstermek,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Gönüllü çalışmalarda 5N1K&#8217;sı nasıl olması gerektiğini anlamak</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımın ücretsiz olduğu toplantı </span><b>16 Şubat Perşembe günü saat 20.30-22.00 arası düzenlenecektir.</b></p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSd7HONk8Jyn76ekWYb2C43xyRAcQRHnwIsW4pGK_O9nNOIA4g/viewform" target="_blank" rel="noopener"><b>Başvuru Formuna buradan ulaşabilirsiniz.</b></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/26/gonullu-okulu-saglik-alaninda-gonulluluk/">Gönüllü Okulu: Sağlık Alanında Gönüllülük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Örgel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 07:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[20 Haziran Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel şiddet istismar]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[riskli gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada artan göçmen popülasyonun %70’ini en kırılgan grup olan kadın ve çocuklar oluşturuyor. Kadınların göç eden nüfusun yaklaşık yarısını oluşturması, "göçün feminizasyonu” gerçeğini ortaya çıkarıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/">Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada artan göçmen popülasyonun %70’ini en kırılgan grup olan kadın ve çocuklar oluşturuyor. Kadınların göç eden nüfusun yaklaşık yarısını oluşturması, &#8220;göçün feminizasyonu” gerçeğini ortaya çıkarıyor. (UNHRC). Kadınlar hem göçmen, hem de kadın olarak çifte yük taşımakta ve fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet ve istismara daha çok maruz kalmaktadır.</p>
<p>Kadınlar toplumsal cinsiyet rolleri, eğitim düzeyi, dil bariyeri, bilgiye erişim, aile sorumlulukları gibi nedenlerle dezavantajlı durumdadır. Bu dezavantajlı durum birçok açıdan kadın sağlığını da derinden etkiliyor.</p>
<p><strong>Artan cinsel şiddet ve istismar </strong>kadın ve çocuklar için göç olgusunun getirdiği bir durum. Göç yolunun güvensizliği, göç sonrası sosyal ve iş hayatındaki ekonomik eşitliksiz ve güvencesiz ortamlar adölesan kız çocukların ve kadınların cinsel istismar ve tacizine müsait ortamlar oluşturuyor. Göç sonrası yaşamda, ekonomik ve sosyal sıkıntılardan dolayı akraba veya yabancı birkaç ailenin bir arada yaşadığı kalabalık ev şartları da kadın ve kız/erkek çocuklarını taciz ve tecavüzlere açık hale getiriyor.</p>
<p>Kamer’in 2017 yılında yaptığı bir araştırmada kadınların %22.5’inin taciz veya dışlanmadan şikayet ettiği tespit edilmiş. Aynı çalışma“sığınmacı” olma durumu göçmen kadınlarla çok eşliliği, sık eş değiştirmeyi yaygınlaştırdığını, göçmen kadınlarla ile olan evliliklerin %6’sının kuma evliliği şeklinde gerçekleştiği bildirilmiş. Mazlumder tarafından yapılan bir araştırmada, göçmen kadınların %8’inin cinsel istismar yaşadığı tespit edilmiş. Evlilik içi veya dışı cinsel istismar ve şiddete maruz kalan göçmen kadınların büyük çoğunluğunun bu duruma karşı sessiz kalarak kabullendiklerine şahit olmaktayız. Cinsel istismar ve tacizlerin artması kadınlara cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından da risk getirmektedir. Ne yazık ki gerek sağlık okuryazarlığının az olması gerekse dil bariyeri, bilgiye, sağlığa erişimdeki kısıtlılıklarından dolayı göç eden kadınlar gebeliği önleyici yöntem kullanma ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi konusunda istekli olamıyorlar.</p>
<p><strong>Yine aynı nedenlerle üreme sağlığı hizmetlerine erişim yetersizliğini,</strong> uzun etkili bir yöntem kullanma oranlarının düşük olduğu, tüp ligasyon ve acil kontrasepsiyon yöntemleri konusunda bilgilerinin de eksik olduğunu gösteren çalışmalar var. Mesela bir araştırmada ‘’Aile planlaması yöntemi kullanıyor musunuz’’ sorusuna 313 kadının %82.1’i aile planlaması yöntemi kullanmadıklarını ifade etmiş<em>. </em></p>
<p><strong>Artmış doğurganlık</strong> sadece bilgi ve erişim eksikliğinden kaynaklanmıyor tabi. Doğum kontrolü, Suriyeli toplumda kültürel, dini yorum gerekçeleri ile çok iyi bakılmayan bir durumdu zaten, burada da devam etti. Dahası savaş yaşayan toplumların soyu, milleti devam ettirme içgüdüsü, burada yeniden aile yapıları, birliktelikleri kurma psikolojisi ile doğum oranları da arttı (baby booming) .</p>
<p><strong>Riskli gebelikleri, </strong>tıpta anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkileyen 18 yaşından önce, 35 yaşından sonra, 2 yıldan kısa aralıklarla, 4 veya daha fazla sayıda olması olarak tanımlıyoruz. Suriyeli göçmenlerle ilgili olarak sahada gözlemlerimiz de bu tür riskli gebeliklerin çok olduğu yönünde. Bu konuda yapılan bazı istatistiksel çalışmalarda ortalama evlilik yaşı 18 ve ilk gebelik yaşı 19, %42.7’sinin beş ve üzeri çocuğa sahip olduğu bulunmuş. Bizim Esenler Kadın Doğum hastanesinde yaptığımız bir çalışmada kadınların %18,8’i 4 ve üzeri çocuk sahibi idi.</p>
<p>2011 de başlayan Suriye savaşı 10.yılında, doğan çocuklar 10 yaşında, 10 yaşında gelen kız çocuğu 20 yaşında anne olmuş durumda. Bu 10 yılı oradan oraya göç ederken bir çok travmatik ve zorlu bir süreçte ama temel eğitim ve sağlık okur yazarlığı gibi bilgilerden yoksun olarak yaşadılar tabii ki. Burası genel eğitim ve sağlık bilgilerinde doldurulması gereken çok büyük bir boşluk oluşturdu. Bir çalışmada Suriyeli kadın mültecilerin %18,4&#8217;ü (yaklaşık beş kadından biri) hiç eğitim almadığı gösterilmiş.</p>
<p>Eğitim ve sağlık okuryazarlığı düzeyi oldukça düşük olan kız çocukları ve genç kadınların artmış riskli gebeliklerinin sonucu da artan anne ve bebek ölümleri, tekrarlayan düşükler, büyüme ve gelişme gerilikleri oluyor.  Ankara’da bir kadın doğum devlet hastanesinde yapılan bir çalışmada 457 Suriyeli kadının gerçekleştirdiği doğumların <strong>%</strong>26’sının preterm eylem (erken doğum) olduğu, annelerden %50&#8217;sinin bebeğinin yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındığı belirlenmiş. Aynı çalışmada, Suriyeli göçmen kadınların %26.7’sinin gebelik izlemleri için sağlık hizmetlerine hiç başvurmadığı, %47.7’sinin düşük ya da ölü doğum şeklinde gebelik kaybı yaşadığı, %36.4’ünün aile planlaması ihtiyacının karşılanamadığı görülmüş. Aynı çalışma, kadınların yarısında demir eksikliği, %45.6’sında B12 eksikliği ve %10.5’inde folik asit eksikliği olduğunu da göstermiş.</p>
<p>Riskli gebeliklerin artması, gebelik izlemlerinin yapılmaması Suriyeli göçmenlerin yoğun yaşadığı illerde <strong>bebek ölüm hızının da artmasına</strong> neden oldu, oluyor. Mesela 2015 yılı rakamlarında bebek ölüm oranlarında çok ciddi bir artış yaşandı; Kilis’te binde 25, Şanlıurfa binde 20, Gaziantep binde18. (TUIK, 2016).  Bebek ölüm hızı 2017 yılında ise en yüksek il Kilis 17,5 (2017 Türkiye ortalaması: 9,4); 2018 yılında Gaziantep 15,3 oldu (Türkiye ortalaması: binde 9,3) .<br />
<strong>Kanser taramalarına katılım açısından da </strong>Ankara’da Suriyeli göçmenlerle 2016 yılında  yapılan bir araştırmada, 18-69 yaşlarındaki tüm yetişkin kadınların ancak  %7,2&#8217;sinin serviks kanseri taramasına katıldığı bulunmuş.</p>
<p>Tabii maruz kaldıkları bütün bu dezavantaj ve tacizlerden kaynaklı akut ve kronik stres sonucu ciddi anlamda <strong>ruhsal problemler</strong> yaşıyorlar. Bu konuda yapılan bir çalışmada göçmen kadınların tamamına yakınının ruhsal çöküntü içinde olduğu ve her 10 kadından birinin intihar girişimi olduğu saptanmış. Yapılan birçok çalışmalar da göç eden kadınların stresle baş etme becerilerinin göç etmeyen kadınlara göre çok daha yetersiz olduğunu göstermiştir.</p>
<h6>Kaynaklar</h6>
<h6>1.       Türkiye&#8217;deki Suriyeli Mültecilerin* Sağlık Durumu Araştırması, Mehmet Balcılar, 2016.</h6>
<ol start="2">
<li>
<h6>Mülteci Kadınların Üreme Sağlığı Sorunları ve Çözüm Önerileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, 2018.</h6>
</li>
<li>
<h6>Antenatal classes for pregnant Syrian women on maternal health outcomes, <a href="https://dergipark.org.tr/en/pub/irmrs">International Review of Migration and Refugee Studies</a>, 2020.</h6>
</li>
<li>
<h6>Evaluation of Health Policies for Migrants in Turkey and The European Union Countries, Turkish Research Journal of Academic Social Science, 2019.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göçün Kadın Yaşamı ve Sağlığı Üzerine Etkileri, Ordu Üniversitesi Hemşirelik Çalışmaları Dergisi,2018.</h6>
</li>
<li>
<h6>The Home Living Conditions, Health Status and Characteristics of the Use of Health Services of the Syrian Asylum Seeker Who Immigrated to Hatay, <a href="https://www.researchgate.net/journal/Turkiye-Klinikleri-Journal-of-Nursing-Sciences-1308-092X">Turkiye Klinikleri Journal of Nursing Sciences</a>,2017.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göç Eden Bireylerin Öncelikli Sağlık Sorunları ve Sağlık Hizmetine Ulaşımdaki Engeller, Turkiye Klinikleri J Public Health Nur.,2017.</h6>
</li>
<li>
<h6>Bir il merkezinde yaşayan 15-49 yaş evli Suriyeli kadınlarda üreme sağlığı göstergeleri ve hizmet ihtiyacı. 18. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi (Kongre Kitabı), 2015.</h6>
</li>
<li>
<h6>Göç ve Sağlık,Ü. <em>Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2006.</em></h6>
</li>
</ol>
<h6><strong> </strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/gocmen-kadinlarin-saglik-sorunlari/">Göçmen Kadınların Sağlık Sorunları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Temel Haklara Erişim Eksikliği, İnsan Onuruna Yaraşır Bir Yaşamın Önüne Geçiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/temel-haklara-erisim-eksikligi-insan-onuruna-yarasir-bir-yasamin-onune-geciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 10:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçmen çocukların sağlığa erişimini konuştuğumuz Arş. Gör. Ezgi Yaman, etkili bir sosyal korumanın, çocukların beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve psikososyal hizmetler gibi temel hak ve hizmetlere erişimini sağlaması gerektiğini, bunların yokluğunun, çocukların sağlıklı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesinin önüne geçeceğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/temel-haklara-erisim-eksikligi-insan-onuruna-yarasir-bir-yasamin-onune-geciyor/">&#8220;Temel Haklara Erişim Eksikliği, İnsan Onuruna Yaraşır Bir Yaşamın Önüne Geçiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhaba, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-65286 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ezgi-yaman-640x624.jpg" alt="Ezgi Yaman" width="265" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ezgi-yaman-640x624.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/ezgi-yaman.jpg 731w" sizes="(max-width: 265px) 100vw, 265px" />Merhaba, ben Ezgi Yaman. Sosyal hizmet uzmanı, sivil toplum gönüllüsü ve akademisyenim, doktoram sosyal politika alanında. 2010 yılından beri sivil toplum çalışmalarının içindeyim. Ağırlıklı olarak çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, göç ve insan ticareti konularında çalışmalar yürütüyorum. Geçtiğimiz yıl çocuk ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalarım nedeniyle İsveçli bir kuruluş olan Child 10’den yılın Çocuk Kahramanları Ödülü’nü aldım. Aynı zamanda ECPAT Türkiye’nin (Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüye Son Derneği) Genel Sekreteriyim.</span></p>
<p><b>UNICEF’in Eylül 2016’da yayımlanan raporuna göre “dünyada köklerinden koparılmış” yaklaşık 50 milyon çocuk bulunuyor. 2020 itibariyle son güncel rakamları paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">UNHCR’ın güncel verilerine göre tüm dünyada yaklaşık 79,5 milyon insan, savaşlar, iç çatışmalar, şiddet ve hak ihlalleri nedeniyle köklerinden ayrılmak zorunda kalmış, farklı ülkelere göç etmişler. Bu rakamın yarıya yakını ise çocuklardan oluşmakta. Diğer bir deyişle 40 milyona yakın çocuğun 2020 yılı itibariyle ülkelerini ve evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya genelinde tablo böyle iken, ülkemizde 3,6 milyon sığınmacı ve göçmen var. Bu rakamla Türkiye, dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumuna geldi. Ülkemizdeki göçmen ve sığınmacı nüfus grubunun 1,7 milyonu ise çocuklardan oluşuyor.</span></p>
<p><b>Göçlerin sağlık üzerine etkisi, göç nedenleri ve şekli, göç edilen ülkedeki yaşam koşulları ile ikamet edilen süreye göre değişkenlik gösteriyor. Ayrıca söz konusu etki, ülkelerin göç ve göçmen sağlığı politikaları ile yakından ilişkili oluyor. Türkiye’de göçmen sağlığı, politikaları ve işleyişi ile ilgili bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçün tüm bireyler üzerinde pek çok olumsuz etkisi bulunuyor. Ancak özellikle çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ne yazık ki çok daha fazla. Bu olumsuz etkileri ve riskleri özetle sıralarsak, ilk önemli sorun göçmen ve sığınmacı çocukların ihmal, istismar, cinsel sömürü, emek sömürüsü ve çocuk ticaretine karşı daha savunmasız olmaları. Olumsuz barınma koşulları, dil bilmemek, ailesinden ayrı düşmüş ve refakatsiz bir çocuk olmak ise bu riski perçinliyor.</span> <span style="font-weight: 400;">İkinci bir sorun, çocuk yoksulluğu. Dünyada çocukların büyük çoğunluğu, hala etkili bir sosyal koruma ağı kapsamında değil. Etkili bir sosyal koruma, çocukların beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve psikososyal hizmetler gibi temel hak ve hizmetlere erişimini sağlar. Bunların yokluğu, çocukların sağlıklı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesini engeller.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Dünya çapında her iki çocuktan biri, yani 689 milyonu çok boyutlu yoksul hanelerde yaşamakta. Göçmen ve sığınmacı çocukların yaşam koşulları çok daha ağır.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü husus da ağırlıklı olarak yoksulluğa dayanan nedenlerle oluşan sağlık sorunları ve sağlık hizmetlerine erişimde güçlük. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlüklerin başında dil bilmeme ve tercüman bulmakta yaşanan zorluklar, bilgi eksikliği, gelenek engeli, göçmen ve sığınmacıların yoğun hareketliliği yani sık sık yer/adres değiştirmeleri geliyor. Sağlık politikalarını incelediğimizde, Türkiye, güçlü bir halk sağlığı geleneğine ve Sağlık Bakanlığı tarafından koordine edilen bir sağlık sistemine sahip. Ülkemizde son 20 yılda sağlık hizmetlerine erişim düzeyi oldukça arttı.</span> <span style="font-weight: 400;">Çocuklar ve yoksul kesim için devlet tarafından ödenen primlerle bir aile hekimliği sistemi ve bir Genel Sağlık Sigortası sistemi getirildi. Bu gelişmeler, sağlık hizmetlerine erişimin çok geniş çapta olmasını sağlamış durumda. Göçmen ve mülteci çocuklar da benzer şekilde, sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat burada iki kritik konu var. Geçici koruma statüsündeki Suriyeliler, ancak kayıtlı bulundukları ildeki sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanabiliyor. Bir de genel T.C. vatandaşı nüfusa da uygulandığı gibi SGK kapsamında devletin karşılamadığı ilaç ve medikal malzemeler bulunuyor. Bunlar için oluşan farkı ailelerin ödemesi gerekiyor. Engelli göçmen çocuklar ve kronik bir hastalığı bulunan göçmen çocuklar bu durumda büyük zorluklar yaşıyor. Bu zorluğu yaşayan göçmen ve sığınmacı ailelerin yardımına sivil toplum kuruluşları yetişiyor. Göçmen ve sığınmacı ailelerin sağlık okuryazarlık düzeyi düşük. Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarının ailelere, sağlık hizmetlerine erişim ile ilgili haklarının ne olduğunu, bu haklara ulaşmak için hangi prosedür ve adımların izlenmesi gerektiğini, bu adımların nasıl atılacağını anlatarak sağlık danışmanlığı vermesi gerekiyor. Kızılay başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu bu alanda çalışmalar yürütüyor ve bu ailelerin kimi zaman ayni ve nakdi yardım fonlarıyla buluşturulması sağlanıyor, kimi zaman ise Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) işletiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık Uygulama Tebliğinin amacı; sağlık yardımları Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanan ve kapsam maddesinde tanımlanan kişilerin, sağlıklı kalmalarını, hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmalarını, iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hallerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu&#8217;nca belirlenen kurumca ödenecek bedellerin bildirilmesidir. Özetle SUT kapsamında göçmen ve sığınmacı çocuklar, sağlık hizmetlerinin karşılanması, yol masraflarının karşılanması, gündelik ve refakatçi giderlerinin karşılanması gibi haklardan yararlanabiliyor.</span></p>
<p><b>Türkiye’de özellikle çocukların sağlığa erişimi konusunda yaşanan sıkıntılar nelerdir? Sıkıntıların giderilmesi konusunda yetkililerce yapılan güncel çalışmalar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık politikaları ve hizmetlerini incelerken baktığımız çeşitli göstergeler bulunuyor. Bunlardan ilki, anne ve çocuk ölümleri. Ülkemizde anne ve çocuk ölümlerinin yıllar içerisinde ciddi oranda düştüğünü görüyoruz. 2017 Sağlık İstatistikleri Yıllığı&#8217;na (SİY) göre anne ölüm oranı her 100.000 canlı doğumda 14,6&#8217;ya düştü (s. 27). TÜİK verilerine göre 2018 yılında bebek ölüm oranı binde 9,3 ve beş yaş altı ölüm oranı binde 11,4. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci bir gösterge, ulusal aşılama. Türkiye’nin aşılama konusunda oldukça başarılı bir karnesi var. Ülke çapında aşılama oranlarının gelişmiş ülkeler ile aynı düzeye ulaştığını görüyoruz. Yani ülkemizde T.C. vatandaşı olup aşılanmamış çocuk, aşı girmemiş hane neredeyse yok diyebiliriz. Fakat konu göçmen ve mülteci çocuklar olduğunda bu oranlarda bir düşüş söz konusu. DSÖ’nün yaptığı bir araştırmaya göre mülteci çocukların çeşitli hastalıklara karşı aşılama oranları %44,2 ile %67,2 arasında değişiyor. T.C. vatandaşı çocuklarda bu oranın %100’e yakın olduğunu düşünürsek, sağlık hizmetlerinin tüm mültecileri kapsayacak şekilde genişletilmesinde zorluklar devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık konusunda bir diğer önemli gösterge, ülke genelinde kişi başına düşen hastane yatak sayısı ve doktor, hemşire ve ebe sayısıdır. 2017 yılında 10.000 kişiye düşen hastane yatak sayısının 27,9&#8217;a ulaştığını görüyoruz. 100.000 kişiye düşen hekim sayısının 186’ya, hemşire/ebe sayısının 272&#8217;ye ulaştığını görüyoruz (SİY 2017, s.217). Bu göstergeler bağlamında kat edecek yolumuz var. Bu eksikliğin zorlukları, geçen yılın Mart ayından bu yana yaşadığımız COVİD-19 pandemisinde daha bir görünür hale geldi. Sağlık politikaları bağlamında, Göçmen ve mülteci çocukların sağlık hizmetlerine erişim düzeyinin arttırılmasına yönelik en önemli gelişme, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Göçmen Sağlığı Merkezleri’nin kurulması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizdeki Suriyelilere koruyucu sağlık hizmetleriyle temel sağlık hizmetlerini daha etkin ve verimli bir şekilde sunabilmek, dil ve kültür bariyerinden kaynaklanan sorunları aşabilmek, sağlık hizmetlerine erişimi artırabilmek için bu kişilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde, ilçenin toplum sağlığı merkezi bağlı birimi olarak Göçmen Sağlığı Merkezleri (GSM) oluşturulmakta. Halihazırda 29 şehirde toplam 180 GSM bulunuyor. GSM’ler, ülkemizdeki aile hekimliği uygulamasına benzer şekilde, ortalama her 4.000 kişiye hizmet verecek bir hekim ile bir yardımcı sağlık personelinden oluşan göçmen sağlığı birimlerini (GSB) içeriyor ve aile hekimliği için tanımlanan fiziki ve teknik standartları taşıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">GSM’lerin göçmen çocukların sağlık hizmetlerine erişimi noktasında bir diğer önemli fonksiyonu ise bölgesel erişilebilirlik sorununu en aza indirmeyi hedefliyor olması. Nüfusu nispeten yüksek olup tam teşekküllü bir kamu hastanesine uzak olan geçici barınma merkezleri ile Suriyeli sayısının 20 binin üzerinde olduğu yerleşim yerlerinde Güçlendirilmiş GSM’ler oluşturuluyor. Güçlendirilmiş GSM’de; birinci basamak sağlık hizmetlerine ek olarak dâhiliye, çocuk, kadın-doğum, ağız-diş sağlığı ve psikososyal destek hizmetleri sunulmakta; hizmetler, görüntüleme üniteleri ve basit hizmet laboratuvarları ile desteklenmektedir. Böylelikle, hizmetlere erişimin artırılması hedeflenmiş. GSM’lerde, Suriyeli sağlık personeli bulunuyor. Ayrıca iki dil bilen (Arapça-Türkçe) hasta yönlendirme elemanları ile destek hizmetleri personeli de görev yapıyor.</span></p>
<p><b>Göçün çocuk sağlığına etkileri üzerine ne söylemek istersiniz? Göçmen çocuklarda görülen problemler arasında en çok hangi hastalıklar, sağlık sorunları gözlenmektedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Sağlık Örgütü göç ile ilişkili sağlık sorunlarını üç grupta inceliyor. Bunlar göç öncesi, göç sırasında ve göç sonrasında görülen risk ve sorunlardır. </span></p>
<p><b>Göç öncesinde;</b><span style="font-weight: 400;"> bulaşıcı ajanlarla temas, şiddet (silahlı çatışma ve diğer) ve yaralanmalar, sağlıksız ortamlar, yetersiz sağlık bakımı, gıda güvensizliği.</span></p>
<p><b>Göç sırasında;</b><span style="font-weight: 400;"> mahsur kalma (denizde, bir bölgede vb.), yaralanma, açlık, akut bulaşıcı hastalıklar, gıda güvensizliği, sömürü, şiddet, yola çıkılan refakatçilerden ayrı düşme, göç yolunun güvensizliği.</span></p>
<p><b>Göç sonunda varılan bölgede</b><span style="font-weight: 400;">; sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim engeli, sosyal marjinalleşme ve izolasyon, konut yetersizliği, günlük stres, ayrımcılık, sınır dışı edilme tehdidi, sömürü, geride kalan aile fertlerine erişim engeli şeklinde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hali hazırda Türkiye’de bulunan göçmen ve mülteci çocuklarda sık görülen sağlık sorunlarını incelediğimizde, bunların en başında yetersiz beslenmeden (malnütrüsyon) kaynaklı ve güneşten yeterince faydalanılamamalarından kaynaklı D vitamini ve diğer vitamin eksiklikleri ile çeşitli sağlık sorunları görülmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer sorun, bebeklik döneminde Suriye’de aşılanmamış olmalarından kaynaklanan çocuk felci, kızamık, kabakulak gibi çocukluk çağı hastalıkları ve bu hastalıkları oldukça ağır geçirmeleri. Üçüncü olarak bulaşıcı hastalıkları ve bulaşıcı olmayan hastalıkları sayabiliriz. Mülteci ve göçmen çocuklarda bulaşıcı hastalıkların görülme sıklığı diğer popülasyonlara göre daha fazla. Elverişsiz koşullarda ve aşırı kalabalık ortamlarda barınmak, standart altı hijyen ve sanitasyon koşulları, çocuklar için gastroenterit ve cilt enfeksiyonları gibi bulaşıcı hastalık riskini arttırıyor. Bunların yanı sıra tüberküloz, hepatit B ve C, sıtma ve bağırsak parazitleri gibi birçok kronik enfeksiyonun prevalansı yaygın oluyor. Özellikle AB ülkelerine göre düşük gelirli ülkelerden gelen göçmen çocuklarda bu hastalıkların prevalansının daha yüksek olduğuna dair araştırma sonuçları mevcut. Bunların yanında psikososyal sorunlar ve ruh sağlığı bozuklukları da sık görülüyor. Başta şiddet, çatışma ve olağanüstü durumlara maruz kalmaları bunun başlıca nedeni. Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete, sık görülen ruh sağlığı sorunları. Bir de farklı bir ülkeye gelmiş olmalarından kaynaklı, sosyal çevreleri doğal olarak daralıyor ve dolayısıyla psikososyal destek ağları da zayıflıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin, 2006 tarihli “Düzensiz Göçmenlerin İnsan Hakları” kararnamesine göre devletlerin, kayıt dışı göçmenlere yönelik acil sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra, çocuk, gebe, engelli ve yaşlılar gibi özellikli grupların sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bütüncül sağlık hizmeti sunması gerekmektedir. </span></p>
<p><b>Bu durumda göçmenlerin kayıtlı (yasal statü sahibi kişiler) ya da kayıt dışı olması (yasal statüden yoksun) kişilerde sağlığa erişim konusundaki uygulamalarda ne gibi farklılıklar yaşanıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık hizmetleri, geçici koruma statüsüne sahip olanlar, uluslararası koruma statüsüne sahip olanlar ve göçmen statüsüne sahip olanlar ve olmayanlar için farklı. Geçici koruma altında bulunanlar ve saydığımız diğer yasal statülerde bulunanlar için birinci basamak sağlık hizmetleri ile hastane hizmetleri ücretsizken düzensiz göçmenlerin benzer hizmetlerden faydalanması mümkün değil. Bir kişinin düzensiz göçmen olması yani kayıt dışı olması onun Türkiye’de yasadışı bir biçimde bulunuyor olması anlamına geliyor. Bir ülkenin sınırlarının izinsiz biçimde geçilmesi, devlete karşı işlenmiş suç sayılıyor. Düzensiz göçmenler kolluğun ilk yakalama yaptığı yerde gerekli sağlık taramaları yapılarak ilgili İlçe Sağlık Müdürlüklerine bilgi verilir ve kolluk kuvvetlerince işlem yapılan düzensiz göçmenlerin sağlık taraması yapılarak Geri Gönderme Merkezine kabulleri sağlanır. Ancak sağlık hizmetleri ücretsiz değildir. Pandemi döneminde ise bu durum değişti. Salgınla mücadele kapsamında 13 Nisan’da alınan Cumhurbaşkanlığı kararı ile, Covid-19 şüphesiyle başvuran herkese sosyal güvencesi olsun olmasın kişisel koruyucu malzeme, tanı testleri ve ilaç tedavisinin ücretsiz sunulması şart koşuldu.  Düzensiz göçmenler kayıt sırasında Halk Sağlığı Yönetim Sistemi’ne “vatansız” olarak giriliyor. Sağlık hizmetinden faydalanabilmeleri bu bağlamda olumlu bir gelişme.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz bir şey var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak vurgulamak istediğim, Sağlık ve iyilik hali, tek başına sağlık sektörünün ve sağlık hizmetlerine erişemeyen ya da erişimi daha sınırlı olan kesimlerin bir sorun değildir. Sağlık alanındaki ilerlemeler, sürdürülebilir kalkınma hedefleri bağlamında düşündüğümüzde beraberinde birçok hedefe ulaşmamızı da sağlar. Yoksulluğun son bulması (SKH 1), Açlığın son bulması (SKH 2), Nitelikli Eğitim (SKH 4), Temiz su ve sanitasyon (SKH 6), İnsana yakışır iş ve büyüme (SKH 8) ve İklim eylemi (SKH 13) doğrudan sağlık alanındaki gelişmelerle bağlantılıdır. Yoksulluk, açlık, temiz su ve sanitasyona erişilememesi, iklim ve çevre kirliliği sağlığı olumsuz etkiler. Öte yandan sağlıklı ve tam bir iyilik halinde olmayan bireylerin eğitim öğretim hayatında aktif ve başarılı olması, benzer biçimde iş yaşamında başarılı olması ve ekonomik büyümeye fayda sağlaması da mümkün değildir. Bu nedenle göçmen ve mülteci çocukların sağlık hizmetlerine erişiminden bahsederken aslında biraz daha geniş bir çerçeveden ve uzun vadeli bir değerlendirme yapmamız gerekir. Sağlık ve sosyal koruma politikalarının bu bağlamda daha uzun vadeli öngörüler içermesi ve bütüncül olması en iyi yaklaşımdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/temel-haklara-erisim-eksikligi-insan-onuruna-yarasir-bir-yasamin-onune-geciyor/">&#8220;Temel Haklara Erişim Eksikliği, İnsan Onuruna Yaraşır Bir Yaşamın Önüne Geçiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Arabulucuları&#8217;yla Mültecilere Hak Odaklı Yaklaşım</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/09/saglik-arabuluculariyla-multecilere-hak-odakli-yaklasim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2020 11:25:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ardıç Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Arabulucuları Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62156</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Sağlık Arabulucuları’ Projesi'ni konuştuğumuz Ardıç Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Soner Çalış, proje ile STÖ temsilcilerinin, tercümanların ve kültürel arabulucuların sağlık hizmetlerine erişim ve benzeri sağlıkla ilgili konularda bilgi düzeylerini artırarak, Türkiye’de yaşayan göçmenler ve mülteciler için “sağlık arabulucuları” konumuna gelmelerini ve hak temelinde çözüm önerileri üretebilmelerini hedeflediklerini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/09/saglik-arabuluculariyla-multecilere-hak-odakli-yaklasim/">Sağlık Arabulucuları&#8217;yla Mültecilere Hak Odaklı Yaklaşım</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi ve Ardıç Dayanışma Derneği&#8217;ni tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-62158 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-640x480.jpg" alt="Ardıç Dayanışma Derneği" width="359" height="269" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma.jpg 700w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" />2005 yılından beri mülteci ve sığınmacı hakları alanında ve insani yardım faaliyetleri yürüten sivil toplum organizasyonlarında gönüllü ve profesyonel olarak  çalışıyorum. Halihazırda 2017 yılında kurduğumuz Ardıç Dayanışma Derneği&#8217;nde gönüllü olarak yönetim kurulu başkanlığını yürütüyorum. Ardıç Dayanışma Derneği, mülteci ve sığınmacı hakları konularında savunuculuk faaliyetler yapan; kent hakkı bağlamında mülteci sığınmacı grupların karar alma mekanizmalarına katılımı için faaliyet yürüten; bunu da interdisipliner bir zeminde geliştirmeye çalışan bir sivil toplum örgütü.</span></p>
<p><b>Ardıç Dayanışma olarak arabulucuk mekanizmasıyla hak alanını nasıl konumlandırıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arabuluculuk mekanizması, tarafların içinde bulundukları çatışmayı, tarafsız bir üçüncü kişi/kurum yardımıyla çözüme kavuşturma gayreti olarak tanımlanabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz ise; arabuluculuk mekanizmasını o bildik hukuki tanımdan çıkarıp, gündelik hayat pratikleri içerisinde uzlaşma zemini arayan, yapısal çözümler üreten ve çözümün geliştirilmesi yönünde tarafları ikna etme arayışında olan bir araç olarak düşünmeye çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir tür konuşma alanı yaratılmadan ve bu alanda müzakere koşulları oluşturmadan Türkiye’de yaşayan mülteci toplumunun kendini anlatması ve anlaşılma duygusunun oluşturacağı “bu topluma aidiyet” duygusunun gelişmesi oldukça zor. Tabii ki öncelikle kamunun mülteci toplumda böylesi bir duygunun gelişmesine yönelik politikalar oluşturması gibi bir ön koşulun gerekliliği temel bir ihtiyaç. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler geliştirdiğimiz çalışmalarla şimdilik, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmaya çabalayan bir zeminde tartışmaya açtık bu kavramı. Fakat arabuluculuk kavramı etrafında çok daha derinlikli bir tartışma yaratmak mümkün ve sanki gerekli de. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Sağlık arabuluculuğuyla temasınız nasıl başladı? Sistemi yeni mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim bu kavramla daha yoğun temasımız ise 2019 yılında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından geliştirilen ve MSF Yunanistan’ın yürütücülüğü yaptığı “MSF Urban Spaces” projesiyle birlikte başladı. Kısaca, MSF “Urban Spaces” projesi, Atina, İstanbul, Johannesburg, MexsicoCity, Montreal ve Torino kentlerinde yerel sivil toplum kuruluşları ve dayanışma ağları tarafından gerçekleştirilen ve bu kentler arasında bir dayanışma örüntüsü kurmayı amaçlayan bir çalışma olarak özetlenebilir. Bununla birlikte göçmen/mülteci gruplarla, yerel STÖ’leri ve aktivistleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir program aynı zamanda. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MSF Urban Spaces projesiyle birlikte İstanbul’da yapabileceklerimiz üzerine konuşmaya başladık. Projenin bizim açımızdan özgün yanı; mülteci hakları konusunda savunuculuğun büyümesi için yapılacak çalışmaları kentlerin ihtiyaçları üzerinden, yerel ortakların belirlemesini istiyor olmasıydı. Bu da bizlere mülteci hakları savunuculuğu konusunda oldukça geniş bir zeminde tartışma olanağı sağlamış oldu ve çalışma ekibi olarak Sağlık Elçileri: Kültürel Arabulucular için Sağlık Eğitim Atölyesi gerçekleştirme kararı aldık. Gerek çalışma konusunun belirlenmesi gerekse ortaya çıkan sonuç ürünler proje ekibinin kolektif emeğinin çıktısı oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sonraki çalışmamız ise HeinrichBöl Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle yürüttüğümüz Sağlık Arabulucuları Projesi oldu. </span></p>
<p><b>Projeyle neyi hedeflediniz, ne gibi çalışmalar yapıldı?</b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-62159 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-dernegi-640x293.jpg" alt="Ardıç Dayanışma Derneği" width="437" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-dernegi-640x293.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-dernegi-1024x468.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ardic-dayanisma-dernegi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 437px) 100vw, 437px" /></b><span style="font-weight: 400;">Mülteci ve sığınmacı toplumunun sağlık hizmetlerine erişimi konusunda henüz aşılamamış ve dolayısıyla da nitelikli hizmete erişiminin önünde engel olarak duran bir yığın sorunu çalışmalarımızdan ve sahadaki temaslarımızdan gözlemliyoruz, ki bu durum birçok saha raporuna da yansıyor zaten. Sağlık hakkı dediğimizde tek başına hastaneye gidebilmekten söz etmiyoruz. Yaşam koşullarının sağlıklı olması, beslenme tarzının, beslenme çeşitliliğinin niteliğini de dile getirmek gerekiyor. Sağlık  hizmetlerinin çok dilli erişilebilir ve ulaşılabilir olması herkes için temel bir hak. Konu göçmenler olduğundaysa, yoksulluk ve yoksunluk üzerinden bir tür erişememe halinden de söz etmeye başlıyoruz, ki Türkçe bilmemek gibi durumlar da birçok alanda olduğu gibi sağlığa erişim konusunda mülteci toplumunun karşılaştığı sorunları derinleştiriyor. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bu tespitten hareketle, Ardıç Dayanışma Derneği tarafından geliştirilen ve Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle yürütülen </span><a href="http://www.ardic.org.tr/projeler/saglik-arabuluculari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="font-weight: 400;">Sağlık Arabulucuları</span></a><span style="font-weight: 400;"> projesi, göç alanındaki STÖ’lerde çalışan tercümanların / kültürel arabulucuların sağlık okur-yazarlıklarının geliştirilmesini, tercümanlık konusunda gerekli bilgilere erişebilmelerini ve sağlık alanında çalışırken karşılaşılabilecekleri zorlukların farkında olarak bu sorunlara hak erişim temelinde hareket ederek çözüm önerileri üretebilmelerini amaçlamakta.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu amaçları göz önünde bulundurarak projemiz kapsamında, sağlık alanında çalışan tercümanlar ve sosyal çalışmacılar için Türkçe, İngilizce, Farsça ve Arapça olmak üzere 4 farklı dilde “Kültürel Arabulucular için Sağlık Rehberi’ni hazırladık. </span><span style="font-weight: 400;">Böylece, sağlık alanında çalışan tercümanların faaliyet gösterdikleri bağlamı tanımlayarak, etkili ve profesyonel tercümanlık hizmeti sunumunu gerçekleştirmelerine katkıda bulunmayı ve belirli tıbbi konularda bilgi düzeylerini artırarak, çeviri sırasında yaşanabilecek zorluklara çözüm yolları önermeyi hedefledik. Rehberin sık karşılaşılan tıbbi sorunlar konusunda tercümanlara bilgi sunmasının diğer bir hedefi ise; tercümanın -özellikle de göçmen sağlığı alanında çalışanların- başvuranların tedavi süreçlerindeki kimi aşamalarında ya da tüm süreç boyunca yalnız görev yapmaları, bundan dolayı tıbbi alana dair bilgilerini artırmanın tercümanı koruyan, daha verimli çalışmasını sağlayan, tedavi sürecinin muhataplarını da rahatlatan bir unsur olmasıdır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer temel beklentimiz; tercüman/kültürel arabulucunun destek hizmeti verdiği kişi ya da topluluğa, Türkiye’deki sağlık sistemini, sağlık hizmetlerine erişim prosedürlerini, bunun için hangi kanalları kullanabileceğini ve hukuki statüsünden doğan haklarını aktarıyor olması.  </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Sağlık hukukunda arabuluculuk yöntemi uygulamaları nasıl gerçekleşiyor?</b><b><br />
</b><b><br />
</b><span style="font-weight: 400;">Bir hukukçu olmadığımı ve dolayısıyla hukuki bir metne dair yorumlarımın fazlasıyla eksik olacağını peşinen kabul ettiğimi belirteyim öncelikle. </span><span style="font-weight: 400;">Sorunuza sosyal devletin yurttaşlara karşı sorumlu olduğunu kabulü üzerinden yanıt vermeye çalışayım. Anayasanın 56. maddesi sağlık hakkını sosyal haklar arasında tanımlar ve sağlık hakkına ilişkin yasal bir güvence alanı yaratır. Aynı zamanda, Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de sosyal haklar güvenceye alınmıştır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1982 Anayasası’nın 56. maddesindeki düzenlemelere göre, “Herkes, sağlık ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” (m. 56/1); “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; &#8230;amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler” (m. 56/3); “Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir” (m. 56/4) ve “Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Akla gelen ilk soru yasa maddesinde tanımlanmış olan “herkes” kimdir? Hangi “herkes”ten söz edilmektedir?</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Göçmenler, mülteciler ve sığınmacılar karşılaştıkları uygulamalar farklı olsa da en azından hukuki metinlerde yasanın sağladığı güvencenin alanındadır denilebilir. Sağlık kurumlarında yeterli sayıda tercümanın olmayışı, muayene için rendevu alamıyor olmak, hekimle tanı ve tedavi sürecine ilişkin sağlıklı iletişim geliştiremiyor olmak, ayrımcılığa maruz kalmak gibi sorunlar ilk akla gelen sorunlar olarak sıralanabilir. Ne var ki kağıtsız göçmenler sistem açısından yok hükmündedir ve sağlık hakkına erişim konusunda sağlık sistemiyle göçmen/mülteci arasında çatışmanın derinleştiği  konulardan biridir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültürel arabulucu/tercüman, hem uluslararası sözleşmelerle hem de anayasayla güvence altına alınmış olan sosyal hakların uygulanması, göçmen/mülteci toplumunun başta ayrımcılık kaynaklı olmak üzere, temel birkaç başlıkla değinmeye çalıştığım problemler karşısında herhangi bir ihlal yaşamamaları konusunda destek olamaya çalışır.</span></p>
<p><b>Proje kapsamındaki arabulucular nasıl yetişiyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında geliştirdiğimiz katılımcı yöntemle, göç alanındaki aktörlerin, sağlık çalışanlarının ve  tercümanların deneyimlerini birbirleriyle paylaşarak, birbirlerinden öğrendikleri bir süreç yaratmış olduk.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs pandemisi nedeniyle yan yana gelme koşullarımız ortadan kalktığı için 2020 yılında gerçekleştirdiğimiz Sağlık Arabulucuları Projesi&#8217;ni online olarak yapmak zorunda kaldık. Daha önce yaptığımız çalışma kadar verimli geçtiğini söylemek zor olsa da Türkiye&#8217;nin farklı kentlerinden ve farklı alanlarda çalışan STÖ’lerden katılımcılarla buluşabilmiş olmak bizler açısından anlamlı bir paylaşım süreci oldu. </span></p>
<p><b>Sağlık hukukunda hasta ve hekim ilişkisi ile ilgili ne söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci ve sığınmacı toplumuna dair çok ciddi önyargılar ve ayrımcı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Politik, ideolojik arka plandan gelen çeşitli ayırımcılık biçimleri var. Tıp alanı da sağlık hizmetlerine erişim sahası da bundan uzak değil maalesef. Ve ayrımcılık suç. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, sağlık sisteminin bütün yükünün sağlık çalışanlarında olması ve çalışanlar üzerindeki yoğun baskı da bir tür gerilim potansiyeli olarak değerlendirilebilir. Poliklinik hizmeti veren bir hekimin günde 100 hastayı muayene etmeye çalışıyor olması sağlık sistemindeki sorunlardan yalnızca biri. Bu durum sadece göçmenler açısından değil, herhangi bir kişinin nitelikli bir sağlık hizmeti alması önünde engel olarak görülmelidir. Sağlık sistemindeki mevcut durum, hastayla hekimi karşı karşıya getiriyor ve sağlık sistemine ilişkin yapısal sorunlar görülmez hale geliyor. </span></p>
<p><b>Özellikle göçmen ve sığınmacılar açısından en fazla hangi alanlarda sorun yaşanıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli mülteciler geçici koruma prosedürü içerisindeler. Onlara sağlanan geçici koruma statüsünün kendilerine sağladığı bazı haklar var. Geçen seneye kadar kamu hastanelerinden ücretsiz olarak faydalanabiliyorlardı. Fakat artık muayene ücreti ödüyorlar. Ekonomik koşulların yarattığı  yoksulluk nedeniyle, muayene ve ilaç parası dahi ödeyememeleri sıkça karşılaştığımız sorunlardan. Türkiye’de mülteci statüsünde olmayan Afganistanlı, Iraklı ve Afrikalı sığınmacılarda durum biraz zor ve daha karışık. Kendilerinden talep edilen yüksek  tedavi ücretleri ve dolayısıyla tedaviye erişememe durumu, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Bir şekilde tedavi hizmeti almışsa ve talep edilen ücreti karşılayacak ekonomik koşullara sahip değilse, bu durumda kişi ya hastaneden kaçıyor ya borçlanıyor ya da hastaneden çıkamıyor. Ya da zaten tedaviye erişemiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık sistemi içerisinde tanımlanamayan gruplar, kağıtsız göçmenler, tanımlı hukuk alanının dışında kaldıkları için sağlık, eğitim, adalet ve güvenlik sistemlerinin, yani aslında bir bütün olarak kamusal hizmetleri var eden kurumsallığın dışında kalıyorlar. Çünkü sistem bu insanları tanımlamıyor ya da tanımlamaktan kaçınıyor. Kayıtlı değilseniz, kağıtsız ve tanımlanamaz oluyorsunuz! Dolayısıyla sağlık hizmetlerinden faydalanmak zorunda kalan göçmen/mülteci toplumlar üzerinde çok ciddi bir ekonomik yük var. Hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldıkları nokta tam da bu maliyet yükünü karşılayamadıkları nokta oluyor.</span></p>
<p><b>Arabuluculuk sisteminin sağlık sektöründe yaşanan hukuki ihtilafların çözümü için ne kadar işlevselliği vardır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim tanımladığımız anlamıyla sağlık arabulucusunun görevi ya da işlevi, ilgililere; mülteci/sığınmacıların hukuki statülerinden doğan haklarını hatırlatmak ve muhatapların da buna göre hareket etmesini sağlamaya çalışmak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradaki temel gayemiz şu; hem hizmete erişemiyor olmaktan kaynaklı oluşabilecek sorunların çözümünün zor problemlere dönüşmesini önlemek hem de Türkiye toplumuna da sığınmanın bir hak olduğunu; bu haktan doğan kamusal hizmetlere erişim hakkının da sığınma hakkından geldiğini anlatabiliyor olmak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecinin kendisine sağlık hakkının bütün detaylarını anlatabiliriz fakat muhatapları bunu dikkate almadığında oluşan sorunu çözmüş olmayız. Bu noktada, sağlık arabulucusunun ortaya koyduğu şey, bir tür insan hakları anlatısı ve tavrı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sağlık hakkı çok temel insan hakkıdır. Sizin politik perspektifiniz ideolojik kampınız bunlardan bağımsızdır. Hasta olan kişiye hekimlik veya sağlık personeli olma etiği içerisinde müdahale etmek zorundasınız”. Sağlık arabulucusunun görevi ise hizmete erişimi kolaylaştıran, telafisi zor ya da imkansız sonuçların ortaya çıkmasını engelleyen bir tavırla taraflar arasında çözümü kolaylaştırmak. Sağlık arabulucusunun temelde yaptığı şey bu.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Aslına bakarsanız, çoktan çözülmüş olması geren konuları konuşuyoruz hala, üzücü bir durum. Öte yandan, anlatmaya ve insan onuruna yaraşır bir hayatın herkes için mümkün olduğunu ifade etmeye devam etmek gerekiyor. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İzninizle; her iki çalışmanın ortaya çıkış sürecinde ve uygulaması sırasında fikri ve ekonomik destek sağlayan kurum ve kişilere teşekkür etmek isterim. Ortaya çıkan her bir ürün, bütün ekip arkadaşlarımızın ve destekçilerimizin kolektif emeğinin ve dayanışmacı tavrının ürünüdür.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/09/saglik-arabuluculariyla-multecilere-hak-odakli-yaklasim/">Sağlık Arabulucuları&#8217;yla Mültecilere Hak Odaklı Yaklaşım</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık mı Silah mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/18/saglik-mi-silah-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2020 07:41:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[askeri harcama]]></category>
		<category><![CDATA[eva finch]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56971</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Dünya neye daha çok para harcıyor? Sağlığa mı yoksa savaşa mı? Pixlparade’dan Eva Finch 46 ülkede askeri harcamalarla sağlık harcamalarını mukayese etti. Hangi ülkelerin askeri bütçeden çok sağlık bütçesini öncelediğini araştırdı.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/18/saglik-mi-silah-mi/">Sağlık mı Silah mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Askeri harcamaların tabanında şüphesiz “güvenlik ikilemi”nin tetikleyici bir etkisi var. Güvenlik ikilemi, bir devletin savunma amaçlı askeri yapılanmasının, diğer devletler tarafından potansiyel bir saldırganlık olarak yorumlanması nedeniyle misilleme için askeri yapılanmasını giderek tırmandırdığı durumdur. Uluslararası sistemin anarşik, hiyerarşik ya da her şeye rağmen istikrarlı olup olmadığı tartışılırken özellikle tehdit algısının yüksek olduğu dönemlerde devletlerin askeri harcamaları kamuoyu tarafından daha az sorgulana gelmiştir.<br />
Askeri harcamaların GSMH’ın %4-5’inde seyrettiği Soğuk Savaş döneminden (1945-90) karşılıklı tehdit inşasının seyreldiği 90’lar sonrasına silah harcamalarına yatırım da giderek azalarak dünya çapında %2’ler seviyesine düştü.</p>
<p>Söz konusu düşüş birbirine komşu coğrafyada bulunan ve birbirine karşı tehdit algısı son derece yüksek Türkiye ve Yunanistan için de paralel bir seyir izledi. Örneğin her ülke de Soğuk Savaş döneminde askeri “komünist tehdidi” ve Kıbrıs çıkarması nedeniyle askeri harcamalar tepe noktayı gördü. 90’larda ise terör sorunuyla mücadele eden Türkiye ve Ege sorunlarının yükselişine rağmen askeri harcamalar giderek düşüş gösterdi. 2000’lerin özellikle ilk 10 yılındaki göreceli istikrarlı hava askeri harcamaların %2’ler seviyesine yaklaşmasını sağlamıştı.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56972" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel1-640x400.jpg" alt="Sağlık mı Silah m?" width="460" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel1-640x400.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel1.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" /><br />
Durum böyleyken 2020 yılında küresel sistem beklemediği bir savrulmayla karşı karşıya geldi. Daha önce defalarca uyarılmasına rağmen Çin’deki vahşi hayvan pazarından insana bulaştığı düşünülen koronavirüs dünyaya hızla yayıldı. Salgın hastalık 17 Ağustos 2020 tarihi itibariyle dünyada yaklaşık 750.000 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Devletlerin almak zorunda kaldığı katı karantina önlemleri ise yeni tehdit tanımını biyolojik boyutuyla yeniden okumamızı ve askeri ekipmanların virüs karşısında hiçbir işe yaramayacağını anlamamızı sağladı.</p>
<p>Durum böyleyken ABD’de olağan durumlarda silahlanmayı hiç sorgulamayan yayınlarda bile aşırı silahlanmanın zararları ele alınmaya ve milli hâsıla içinde sağlık kaleminin oranı tartışılmaya başlandı. Örneğin 2020 yılında 738 milyar dolar olarak belirlenen ABD’nin askeri harcama bütçesi –ki bu rakam Avrupa ülkelerinin tümünün askeri harcama bütçesinden daha fazla– koronavirüs salgını nedeniyle kriz şoklarına maruz kalan ABD kamuoyunda gerilimlere neden oldu. Öyle ki yıllık 35.1 milyar dolar olan ABD nükleer bütçesi ile 300.000 kişiye yoğun bakım hizmeti verilebilmekte, 35.000 solunum cihazı alınabilmekte, 150.000 hemşire ve 75.000 doktorun maaşları ödenebilmekteydi.</p>
<h4>Sağlık Harcamaları mı Askeri Harcamalar mı?</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56973" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel2-640x257.jpg" alt="Sağlık mı Silah m?" width="460" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel2-640x257.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel2-1280x514.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel2-1024x412.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel2.jpg 1289w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" />Vatandaşlarını hem sağlıklı hem de güven içinde tutmak dünyada birçok ulusal hükümet için asli öncelikler arasında yer alıyor. Fakat bu hedefe ulaşmak için vatandaşlardan alınan vergilerin hangi kaleme ne kadar yansıtılacağına ilişkin bir karar alınması gerekiyor.</p>
<p>Pixlparade’ın baş editörü Eva Finch tam da bu noktada güzel bir soru soruyor? Dünya neye çok daha para harcıyor? Savaşa mı yoksa sağlığa mı?<br />
2018 yılı OECD rakamlarının baz alındığı ve 46 ülkenin masaya yatırıldığı verilere göre aslında sağlık harcamaları askeri harcamaların aslında çok çok üstünde. ABD’den Çin’e birçok ülkenin sağlık harcamaları askeri harcamaların ortalama 5.86 kat üstünde. Örneğin Malta ve İrlanda’da ise bu oran 14 kata çıkmakta.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56974" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel3-640x223.jpg" alt="Sağlık mı Silah m?" width="460" height="161" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel3-640x223.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel3-1280x447.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel3-1024x357.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel3.jpg 1289w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" /></p>
<p>Ayrıca dünyada askeri harcama bütçesi en büyük devlet ABD iken kişi başına en büyük sağlık bütçesine sahip devletin yine ABD olması da kayda değer bir veri mahiyetinde. İsrail ise askeri harcamaları, sağlık harcamalarını aşan neredeyse yegâne ülke konumunda. İsrail kişi başına yıllık 1.773 dolar sağlık bütçesi ayırırken; bütçenin kişi başı yıllık 1.886 dolarını ise askeri kalemlere ayırmakta. Bunun yanında Hindistan’ın da askeri harcamalarıyla sağlık harcamalarının birbirine yakın olduğunu ifade etmekte fayda var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>Türkiye-Yunanistan Karşılaştırması</h4>
<p>Ege ve Akdeniz meseleleriyle yıllardır çatışan iki komşu aktör Türkiye ve Yunanistan ise aslında birbirinden farklı bir eğilim izlemekte. Türkiye 2018 verilerine göre sağlık harcamaları kişi başına yıllık 946 dolar bütçe ayırırken, bu bütçenin yaklaşık ¼’ünü (238 dolar) askeri bütçeye aktarıyor. Başka bir deyişle Türkiye’de sağlık harcamaları, askeri harcamalara göre neredeyse 4 kat daha fazla.<br />
Yunanistan ise, kişi başı sağlık harcamalarının neredeyse yarısı oranında askeri harcama bütçesi bulunuyor. Yunanistan’da bir vatandaşa yıllık 1.331 dolarlık sağlık bütçesi düşerken, 547 dolar da askeri bütçeye ayrılmakta.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56976 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel5-640x189.jpg" alt="Sağlık mı Silah m?" width="640" height="189" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel5-640x189.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel5-1280x378.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel5-1024x303.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gorsel5.jpg 1289w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Büyük virüs salgını nedeniyle insanlar hayatını kaybederken, tankların, gece görüşlü silahların, zırhlı araçların bu gözle bile görülmeyen virüs karşısında etkisiz olduğunu gösterdi. Küresel toplum ise söz konusu gelişmelere paralel olarak hükümetlere sağlık giderlerine gereken önemin verilmesi hususunda istikrarın korunması yönündeki baskılarını devam ettirmekte. Fakat özellikle Ortadoğu ülkelerinde askeri harcamalar sağlık harcamalarına meydan okumaya devam etmekte.</p>
<p><em>* Analizler Dünya Bankası verileri üzerinden Eva Finch tarafından görselleştirilmiştir.</em></p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p>Matthew Impelli, “One Year of U.S. Nuclear Weapons Spending Would Provide 300,000 ICU Beds, 35,000 ventilators and Salaries of 75,000 Doctors” <em>Newsweek</em>, 26.03.2020.</p>
<p>Eva Finch, “What Countries Spend on Health Care vs. Military Around the World” PixlParade, 13.06.2020.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/18/saglik-mi-silah-mi/">Sağlık mı Silah mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
