<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>roman arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/roman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/roman/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Nov 2024 11:08:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>roman arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/roman/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 11:08:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Romani Godi]]></category>
		<category><![CDATA[Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Dom]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Romani Godi'nin hazırladığı rapor, Roman, Dom ve Abdal çocukların eğitim hakkına erişimini engelleyen sistematik sorunları içeriyor. Araştırma, Adıyaman ve Hatay illerinde 23 bakım veren, 23 çocuk ve 7 sivil toplum temsilcisiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, deprem sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin eğitim hakkına nasıl etki ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/">Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşit Haklar için İzleme Derneği (ESHİD) ve İnsan Hakları Bilgi ve Belge Sistemleri’nin (HURIDOCS) Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun finansal desteğiyle  yürüttüğü “İzleme ve Savunuculuk Ortaklıkları Yoluyla Türkiye’deki Dezavantajlı Grupların Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklarının Desteklenmesi” projesi alt hibe programı kapsamda Roman, Dom ve Abdal çocuklarının deprem sonrası eğitim hakkına erişim mücadelesini ele alan “Roman Çocukların Eğitim Hakkına Erişim Projesi” kapsamında toplanan veriler, kamuoyuna ve ilgili kurumlara açıldı. Romani Godi, Sivil Düşler Derneği, Fisa Çocuk Hakları Merkezi ve Rengarenk Umutlar Derneği&#8217;nin ortak çalışmasıyla hayata geçirilen proje kapsamında derlenen tüm veriler, <a href="https://romanidata.uwazi.io/"><strong>https://romanidata.uwazi.io/</strong></a>  ve “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı’’ raporunda yer alıyor.</p>
<p>Rapor, Roman, Dom ve Abdal çocukların eğitim hakkına erişimini engelleyen sistematik sorunları içeriyor. Araştırma, Adıyaman ve Hatay illerinde 23 bakım veren, 23 çocuk ve 7 sivil toplum temsilcisiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, deprem sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin eğitim hakkına nasıl etki ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Rapordan Öne Çıkanlar:</strong></p>
<ol>
<li><strong> Ayrımcılık ve Eşitsizliklerin Derinleşmesi: </strong></li>
</ol>
<p>Rapor, deprem sonrası süreçte Roman, Dom ve Abdal çocukların sosyal yardımlara ve eğitim hizmetlerine erişimde ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını vurguluyor. Bu durum, özellikle eğitim hakkına erişimde eşitsizliği artırarak, bu çocukların okula devam etme oranlarını düşürüyor. Akran zorbalığının artması ve akran zorbalığına dair kapsamlı bir mücadele yürütülmemesi, çocukları eğitime devamdan koparıyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Eğitim Politikalarının Yetersizliği: </strong></li>
</ol>
<p>Özellikle psikososyal destek programlarının ve eğitim imkanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanamaması, bu toplulukların çocukları için ciddi bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığının, bakanlığın politikalarının Roman, Dom ve Abdal çocukların özel ihtiyaçlarını göz ardı etmesi, kapsayıcı eğitim anlayışının eksikliğini yansıtıyor. Roman çocukların, kendi kültürlerini, anadillerini (Domari) kapsayan bir eğitim sistemi talep ettiği öne çıkıyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Barınma ve Ulaşım Sorunları: </strong></li>
</ol>
<p>Deprem sonrası barınma ve altyapı eksiklikleri nedeniyle eğitim hizmetlerine erişimin ciddi anlamda zorlaştığı belirtililiyor. Güvenli ve sağlıklı bir barınma ortamının sağlanmaması, çocukların eğitim süreçlerine katılımını engelleyen başlıca sorunlardan biri. Ayrıca, ulaşım desteği olmadan okula erişimin zor olması, eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştiren bir faktör olarak ele alınıyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Yasal Çerçevenin Yetersizliği ve Ayrımcılıkla Mücadele Eksikliği: </strong></li>
</ol>
<p>Türkiye’nin eğitim hakkını koruma yükümlülüğüne rağmen, ayrımcılıkla mücadeleye dair yasaların eksik olduğu vurgulanıyor. Eğitimde eşitlik ve kapsayıcılık konularında net bir yasal çerçevenin olmaması, özellikle Roman, Dom ve Abdal çocukların haklarına erişiminde önemli bir engel olarak görülüyor. Rapor, mevcut yasal düzenlemelerin eğitimde ayrımcılığı önlemede yeterince etkili olmadığına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>  Öne Çıkan Diğer Başlıklar:  </strong></p>
<ul>
<li><strong>Kapsayıcı Destek Mekanizmalarının Eksikliği:</strong></li>
</ul>
<p>Devletin, özellikle kriz ve afet durumlarında dezavantajlı gruplar için kapsayıcı destek mekanizmaları geliştirmemesi eleştiriliyor. Özellikle depremden etkilenen Roman, Dom ve Abdal çocuklar için özel olarak yapılandırılmış bir eğitim desteği politikası bulunmaması, eğitimde kapsayıcı bir yaklaşımın eksikliğini gösteriyor.</p>
<ul>
<li><strong>Roman Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın Etkisizliği:  </strong></li>
</ul>
<p>Rapor, Roman Strateji Belgesi’nin deprem gibi olağanüstü durumları kapsayacak önlemleri içermediğini eleştiriyor. Bu strateji belgesinin uygulamada sınırlı kalması, afet gibi acil durumlarda Roman, Dom ve Abdal çocukların özel ihtiyaçlarını karşılayamamasıyla sonuçlanıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, rapor; eğitimde ayrımcılıkla mücadelenin güçlendirilmesi, kapsayıcı eğitim politikalarının geliştirilmesi ve Roman, Dom, Abdal çocukların eğitim hakkına erişimlerini güvence altına almak için yasal düzenlemelerde kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki/">linkten</a> erişilebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/18/romani-godi-depremin-ardindan-ayrimcilik-ve-yoksulluk-cikmazinda-roman-dom-ve-abdal-cocuklarin-egitim-hakki-raporu-yayinlandi/">Romani Godi “Depremin Ardından Ayrımcılık ve Yoksulluk Çıkmazında: Roman, Dom ve Abdal Çocukların Eğitim Hakkı” raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman Haklarına Duyarlı Habercilik İçin Rehber</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/05/27/roman-haklarina-duyarli-habercilik-icin-rehber/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 12:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Romani Godi]]></category>
		<category><![CDATA[hak odaklı habercilik]]></category>
		<category><![CDATA[nefret karşıtı söylem]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86493</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Roman Karşıtlığına Dur De!” projesi Avrupa Birliği tarafından desteklenen Türkiye Avrupa Vakfı tarafından uygulanan Sahte Haberler ve Nefret Söylemiyle Mücadelede Erken Uyarı Sistemi (SAHNE) Projesi kapsamında Romani Godi tarafından, Kasım 2023-Mayıs 2024 döneminde gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında ilk olarak Romanları konu alan haber ve içerikler ile medyada Romanlara yönelik nefret söylemi örnekleri taranarak hak temelli gazetecilik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/05/27/roman-haklarina-duyarli-habercilik-icin-rehber/">Roman Haklarına Duyarlı Habercilik İçin Rehber</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Roman Karşıtlığına Dur De!” projesi Avrupa Birliği tarafından desteklenen Türkiye Avrupa Vakfı tarafından uygulanan<br />
Sahte Haberler ve Nefret Söylemiyle Mücadelede Erken Uyarı Sistemi (SAHNE) Projesi kapsamında Romani Godi tarafından, Kasım 2023-Mayıs 2024 döneminde gerçekleştirildi.</p>
<p>Çalışma kapsamında ilk olarak Romanları konu alan haber ve içerikler ile medyada Romanlara<br />
yönelik nefret söylemi örnekleri taranarak hak temelli gazetecilik pratiklerine ilişkin durum ve ihtiyacın anlaşılmasına çalışıldı.</p>
<p>2 Mart 2024 tarihinde, yerel gazeteciler, bağımsız gazeteciler ve haber üretimi yapan sivil toplum<br />
örgütlerini güçlendirmek üzere yapılan atölye programında Antigypsizm’in (Çingene karşıtlığı) kamusal yaşamda ve medyadaki tezahürü; Hak Temelli Gazetecilik İlkeleri, Roman Haklarına Saygılı Habercilik Dili ve Görsel Malzeme Seçimi konuları ele alındı. Ardından, 27 Nisan 2024 tarihinde, atölye programı katılımcıları, bağımsız gazeteciler ve aralarında Roman derneklerinin de olduğu sivil toplum örgütü temsilcilerini bir araya getiren Medyada Roman Karşıtlığı ile Mücadele Çalıştayı’nda, Roman Haklarına Duyarlı Habercilik<br />
Rehberi taslağı üzerine tartışıldı. Fikir ve önerilerin toplanmasının ardından rehbere son şekli verildi.</p>
<p>Rehbere ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/roman-haklarina-duyarli-habercilik-rehberi/">tıklayınız. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/05/27/roman-haklarina-duyarli-habercilik-icin-rehber/">Roman Haklarına Duyarlı Habercilik İçin Rehber</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman Hakları Derneği’ndan Çağrı: “Yıkımları Durdurun</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/02/roman-haklari-dernegindan-cagri-yikimlari-durdurun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2020 07:03:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Hakları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55495</guid>

					<description><![CDATA[<p>Roman Hakları Derneği İzmir’in Çeşme ilçesinde Roman yurttaşların yerlerinden edilmesinin barınma hakkını ihlal olduğunu dile getirerek, ‘yıkımları durdurun’ çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/02/roman-haklari-dernegindan-cagri-yikimlari-durdurun/">Roman Hakları Derneği’ndan Çağrı: &lt;br&gt;“Yıkımları Durdurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Roman Hakları Derneği konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 16 Haziran 2020 tarihinde İzmir’in Çeşme ilçesinin Alaçatı Şahintepe mevkiinde yıllardır bir kısmının sürekli kaldığı bir kısmının sezonluk geldiği Roman vatandaşların konakladığı çadır ve barakaların yıkıldığını hatırlattı.  Süren yıkımların durdurularak çözüme yönelik adımların bir an önce atılması çağrısında bulunulan açıklamada, “Karşılaşılan zulmü genellemeye çalıştığımızda bu ve benzeri olaylarla Romanların sıkça karşılaştıklarına şahit oluyoruz. Bu sebeple ulusal ve uluslararası yasalar dahilinde temel yaşam hakların doğrultusunda tüm kamuoyunu, basını, STÖ&#8217;lerini, kamu kurum ve kuruluşlarını göreve çağırıyor, beraber mücadeleye davet ediyoruz.” Deniliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/02/roman-haklari-dernegindan-cagri-yikimlari-durdurun/">Roman Hakları Derneği’ndan Çağrı: &lt;br&gt;“Yıkımları Durdurun</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2020 08:46:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği, ‘Roman Entegrasyonu İçin İzleme ve Savunuculuk’ projesi kapsamında Taksim’de düzenlediği bölgesel toplantıda, çatışmaları çözmenin yollarını aradı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/">Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Toplantıya Edirne, Balıkesir, İzmir, Manisa başta olmak üzere çeşitli illerden katılan Roman sivil toplum örgütü temsilcileri, Roman STK’lar arasındaki çatışmanın sebeplerini ele aldı. Romanların sivil toplumda yer alma mücadelesinin konuşulduğu toplantıda, birlikte çalışma kültürü, dayanışma ve iş birliği üzerine tartışmalar yapıldı.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-48391 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/selcuk.jpg" alt="" width="322" height="226" />Roman Gençlik Derneği Başkanı Selçuk Karadeniz, <span style="font-weight: 400;">Roman STK’ların jenerasyonlara ayrıldığını söyleyerek söze başlıyor: “2004 – 2009 birinci jenerasyon, 2009 – 2015 ikinci jenerasyon, 2015 sonrası yeni jenerasyon… Kavga genelde, ilk iki jenerasyon arasında. Üçüncü jenerasyon, daha eğitimli kişilerden oluşuyor. Jenerasyon değişimiyle birlikte diyaloğun ve iş birliğinin artacağına, çatışmanın son bulacağına inanıyorum.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışma sebeplerini, bilgisizliğe bağlayan Karadeniz’e göre, dernek kuran kişiler, sivil toplumun ne olduğu, nasıl işlediği, neye hizmet ettiği konusunda donanımlı değil. Derneklerin yol haritası yok, rüzgârın yönüne göre hareket edip siyasallaşanlar var. Dernekleşmek, çoğu STK temsilcisi için belediye başkanı, kaymakam gibi kişilerle görüşmek için bir araç. Bu görüşmelerden somut çıktı ve fayda elde edilemeyince iş yapan derneklere saldırıyorlar, kavga başlıyor. Ağ kurarak birlikte çalışmayı denediklerini ancak çıkar çatışmalarından dolayı bunu başaramadıklarını kaydeden Karadeniz, birlikte çalışabilmenin yolunu, çoğu dernek başkanının değişmesinde görüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi derneğin yoksulluk, kimi derneğin kimlik üzerine çalıştığını belirten Karadeniz, bu kaostan kurtulmak gerektiğini, Roman Gençlik Derneği olarak kimlik üzerine çalıştıklarını aktarıyor; “Herkesin kendisine göre yol haritası var ama kimse nereye gideceğini bilmiyor. Yol haritası belirlenmeli ve ortak bir paydada buluşulmalı.” diyor.</span></p>
<p><b>Roman Toplumunda Dernek Enflasyonu Var</b></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-48392 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/huseyin.jpg" alt="" width="370" height="230" />Tire Romanlar Derneği Başkanı Hasan Hüseyin Karabacak, <span style="font-weight: 400;">çatışmaların Roman sivil toplumuna özgü olmadığına dikkat çekiyor. Başka STK’lar arasında da çatışma olduğunu belirten Karabacak, eğitimli ve diyaloga açık STK’ların bir şekilde orta yolu bulduğunu söylüyor. Roman STK’ların eğitimsizlik yüzünden dezavantajlı olduğunu aktaran Karabacak, “Cehaletin verdiği özgüvenle, hiç olmayacak kişiler dernek başkanı oluyor. Bir mahallede üç dernek, bir ilçede iki federasyon var örneğin. İlçede federasyon mu olur? Dernekler rüştünü ispatlamadan federasyonlaşıyor. Federasyonlar rüştünü ispatlamadan konfederasyonlaşıyor. Bunun sonucunda ortaya dernek enflasyonu çıkıyor.” diyerek ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışmaların siyasi kavgadan kaynaklandığını düşünen Karabacak’ın ifadesiyle, dernekler siyasetçilerle geliştirdiği ilişkilerle mesafe kat ediyor ve diğerlerinin bu ilişkilerden faydalanmasını istemiyor. Güç odağı kalma derdi de sorunların çözümünde ortaklaşmayı zorlaştırıyor. Karabacak, “Dernekler kurumsallaştıkça, ağlar ve platformlarda buluşarak diyalog kurdukça çatışmalar zamanla çözülecek.” şeklinde konuşuyor.</span></p>
<p><b>Güvensizlik Çatışmaların Temel Sebebi</b></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-48393 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/erdogan.jpg" alt="" width="358" height="210" />Avrupa Birliği Konseyi Roman Forumu Türkiye Temsilcisi Erdoğan Şener de <span style="font-weight: 400;">çatışmayı Romanlara indirgemenin haksızlık olduğu kanaatinde. Nitekim insanın olduğu her yerde çatışma olur. Şener, çatışmaların öncelikli sebebinin güvensizlik olduğunu, bir bölgenin diğer bölgedeki Romanlara mesafeli yaklaştığını aktarıyor. Yoksulluğun sivil toplumu nasıl etkilediğini anlatan Şener sözlerine şöyle devam ediyor: “STK’ların başındaki liderlerin yüzde 90’ı yoksul insanlar. Birçok dernek gerek yerel yönetimlerden gerek başka yerlerden yardım gelecek ümidiyle kuruldu. Bu ümitle açılan dernekler siyasi partilerin elinde oyuncak oldu. Toplumun ekonomik durumu malum. Temsilciler, başka illerdeki toplantılara gidebilmek için resmî kurumlardan yol parası istediler. Alamayınca oklar, siyasilere döndü. Vekillerden talimat aldılar, belediyelere talimat verdirdiler. Ordan 3 kuruş alınca da onlara bağımlı oldular. ‘Sizin grup bizim grup’ diyerek ayrışma, birbirini karalama, bir yere yaranmak için iyileri dahi kötüleyerek çatışmalar beslendi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısa vadede çatışmaların çözümlenmeyeceğini düşünen Şener, önyargıların kırılmasıyla, birbirine inanarak güvenerek hareket edilmesiyle, diyalog kapılarının açık tutulmasıyla birlikte ortaya çıkacak gücün faydasını fark edeceklerini vurguluyor.</span></p>
<p><b>Dayanışma Eksikliği Tanışmamakla Alakalı</b></p>
<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nde çalışan üniversite öğrencisi Kader Can, <span style="font-weight: 400;">herkesin aynı amaç için çalıştığını ancak liderlik yarışından dolayı bu amaca farklı araçlarla varmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu liderlik kavgasının esas çatışmayı oluşturduğunu düşünen Can’a göre, herkes pastadan fazla pay almak istiyor. Paylaşımcı olmayan bu gibi tavırlar yüzünden ortak payda da buluşmak zorlaşıyor. Toplumun önyargıyla yaklaştığı Romanlar da kendi içlerinde birbirini ötekileştiriyor, bu da birlik beraberlik yoluna taş koymak demek. “Dayanışma eksikliği tanışmamakla alakalı. Toplum gerçekten birbiriyle tanışsa ve barışsa iş birliği de kolay olacak.” diyen Can, çatışma çözümlemeye dair bilinç düzeyi arttıkça eğitim, barınma, istihdam gibi ana sorunların çözümünde ortaklaşmak mümkün olacağını belirtiyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48394 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/cem-640x459.jpg" alt="" width="326" height="234" />Romanlar Eğitim Gençlik Kültür Derneği Başkanı Cem Pekbalıkçı, <span style="font-weight: 400;">Roman STK’ların bireysel hareket ettiğini, bunun ortak fayda bulma yolunda engel oluşturduğunu söylüyor. Pekbalıkçı’nın ifadesiyle, İzmir’de iki milletvekilinden tutun bakan danışmanına kadar güçlü Roman aktörler var. Ancak bunun sahaya yansıması zayıf. Yerel aktörleri de işin içine katarak, bir müzakere ortamı yaratarak ‘Herkes İzmir üzerinden yükseliyor, burayı kullanıyor ancak kapasite geliştirme vb. ihtiyaçlarımız karşılanmıyor’ hatırlatmasında bulunmak gerek. Ayrıca toplum birilerinin öne çıkmasından hoşlanmıyor. İnsan doğası böyle fakat Roman toplumunda bu, çarpı yüz! Liderler, liderlik üzerinden belli bir doyuma ulaşırsa çatışma çözümlemeye yatkın olur ve ortak faydada buluşulur. </span></p>
<p><b>Nitelikli Dernekler Bir Araya Gelirse Sorunlar Çözülür</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48395 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/kenan.jpg" alt="" width="299" height="220" />Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Kenan Say<span style="font-weight: 400;">, çatışmaların başlıca sebebini eğitimsizliğe bağlıyor. Eğitimsizliğe bir de ekonomik yetersizlik eklenince çatışma kaçınılmaz oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Say’ın kanaatine göre, siyasi beklenti de bir başka çatışma sebebi. Toplumdan iki Roman vekilin çıkması, eğitimli veya ekonomisi iyi olan Romanları vekil olma düşüncesine yöneltti. Bu dönemde dernekler arasındaki kavga, bundan da kaynaklanıyor. Ayrıca Romanların bir kısmı ‘çok biliyoruz, bu işi biz yapmalıyız’ mantığıyla hareket ederek gençlerle iş birliği yapmaya yanaşmayabiliyor. Bu da birlikte çalışma kültürünü etkiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Say, “Önerim, ülkenin dört bir yanındaki nitelikli dernekleri yılda 3 4 sefer, Türkiye’nin merkezindeki bir şehirde bir araya getirmek. Böylece sorunları tartışabilir, birlikte hareket ederek çatışmaları çözümleyebiliriz.” şeklinde konuşuyor.</span></p>
<p>Yenişehir Romanları Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Ali Yangır<span style="font-weight: 400;">, toplumun güven ve özgüven sorunu olduğuna dikkat çekiyor. 600 Roman STK’sı olmasına rağmen birlikte yol alınamadığını ifade eden Yangır, “Dargın da olsa kırgın da olsa tüm Roman STK’lar bir araya gelmeli ve istişare kültürünü geliştirmeli. Çatışmalar ancak birlikte çözülür.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48396 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/elmas.jpg" alt="" width="339" height="235" />Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus’un toplantı değerlendirmesi şu şekilde:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çatışmanın tarafları olan STK’lar, sorunların çözümünde ortaklaşabileceklerine inandı ve birlikte çalışmak için motive oldu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">34 Roman Derneği’nin bulunduğu RODA ağına katılma talebi oluştu. Bu durum çatışmayı bırakabileceklerine işaret.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Toplantı, sürekli sorunların konuşulduğu ‘ağlama duvarı’na dönmek yerine sorunların çözümüne katkı sağlamak odağında ilerledi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Siyasetten bağımsız, sivil toplum ve savunuculuk merkezli bir toplantı oldu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir ortam oluştu. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Olumsuz eleştirinin ve saldırının, savunuculuk olduğuna dair ezber bozuldu. Birlikte çalışma kültürü üzerine kafalar karıştı fakat değişim uzun vadede görülebilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus’un verdiği bilgiye göre, ‘Çatışma Çözümleme Eğitimi ve Toplantıları’nın bir sonraki durağı Doğu ve Güneydoğu olacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/">Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Bütün Hayatın Dertlerini Romanlar Çekmesine Rağmen Küsmedik&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/butun-hayatin-dertlerini-romanlar-cekmesine-ragmen-kusmedik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 10:29:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin Romanlar Sosyal kültür ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Nurbel]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Şilan Ekinci]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Yararına Program]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41961</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam olarak bilinmese de beş milyona yakın Roman vatandaş Türkiye’de yaşıyor. Özgün kültürü ile Romanlar, etnik bir grup olarak sadece dışarıdan tanımlanan değil artık kimlikleri ve sorunları ile temsil düzeyinde örgütlü olan bir toplum. Mersin’de çalışma yürüten Mersin Romanlar Sosyal kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Nurbel ve derneğin proje koordinatörü Şilan Ekinci dernek çalışmalarını ve Romanların sorunlarını anlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/butun-hayatin-dertlerini-romanlar-cekmesine-ragmen-kusmedik/">&#8221;Bütün Hayatın Dertlerini Romanlar Çekmesine Rağmen Küsmedik&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42059 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/Ekran-Alıntısı-9.jpg" alt="" width="365" height="243" />Yeşilçam filmlerinde figür, dizilerde eğlenceli, kurnaz, haberlerde ise bir vakitler adliye önleri ile resmolan, kısa bir zaman dilimi için ise Sulukule ve Tarlabaşı’ndaki kentsel dönüşümle anıldı Romanlar. Şimdilerde medyada görünürlülüğü olumlu veya olumsuz neredeyse yok olmuş durumda. Beş milyona yakın nüfusuyla Romanlar ağırlıklı olarak Batı illerinde yaşıyor. Oldukça uzun bir süredir de kimlikleri ve sorunları için bir araya geliyorlar. Mersin’de çalışma yürüten Mersin Romanlar Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği’de 2004 yılından itibaren Romanlara yönelik çalışmalar yürütüyor. Dernek Başkanı İsmail Nurbel ve proje koordinatörü Şilan Ekinci ile çalışmaları, ayrımclık,Romanların medyada temsili, eğitim, sosyal ve ekonomik durum, kentsel dönüşüm ve anadil konularını konuştuk.</span></p>
<p><b>Roman Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği nasıl kuruldu?</b></p>
<p><b>İsmail Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Derneğimiz 20 Nisan 2004 yılında müzisyen arkadaşlarımızla beraber kuruldu. Böyle bir oluşma ihtiyacımız var diye istişare ettik. Artık içine kapanıklıktan topluma yayılmayı düşündük. Toplumla iç içe yaşıyoruz. Madem öyle bir dernek kuralım; kurumlarla, kuruluşlarla beraber çalışma yapalım dedik. </span></p>
<blockquote><p><b>“Bizi Daha Önceden Öteledikleri İçin Pişmanlık Duyuyorlar”</b></p></blockquote>
<p><b>Romanlar toplumun diğer kesimleri tarafından nasıl algılanıyor, nasıl biliniyor? </b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Bunu bizzat çocukluğumuzda yaşadık. Daha  önceden bizlere Çingene diye hitap ediyorlardı. Tabii ki bakış açıları da çok farklıydı, yüksekten bakılıyordu. Çingene olmayan biri yanlış bir şeyler yaptığında Çingene diye adlandırılıyordu. Fakat burada bu insanların fikirleri zamanla değişti. Belirli bir süre sonra içimizden çıkan sanatçılarımızla birlikte (Kibariye, Sibel Can gibi) bu Çingene kavramı değişti. Zamanla Roman ismini aldı. Bazı insanların; ‘Keşke ben de Roman olsam’ dediğini gördük. Romanların yaptığı projelerle Roman olmayan vatandaşlara da faydaları oluyor. Bunu gören vatandaşlar bizi daha önceden öteledikleri için pişmanlık duyuyorlar. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-42060 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-3.jpg" alt="" width="435" height="286" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-3.jpg 435w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-3-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 435px) 100vw, 435px" />Kamu hizmeti  alırken Roman vatandaşlar ayrımcılığa uğruyor mu? Siz nasıl bir kamusal hizmet bekliyorsunuz?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Aslında biz toplumla iç içeyiz.  Bizim amacımız ayrımcılık olmaması. Bizler artı olarak bir şey istemiyoruz. Eğer bizler kamu kurumlarında çalışmayı hak ettiysek, bunun olması gerekiyor. Hak ettiğimizi istiyoruz.</span></p>
<blockquote><p><b>“Diğer Vatandaşlar Neyden Faydalanıyorsa Romanlar da Ondan Faydalanmak İstiyor”</b></p></blockquote>
<p><b>Ekonomik olarak Romanlar çoğunlukla yoksullardan oluşuyor. Siz de bu alanda çalışma yürütüyorsunuz. Çalışmalarınızın mali olarak devamlılığını ne şekilde sağlamaya çalışıyorsunuz?</b></p>
<p><b>Nurbel:</b><span style="font-weight: 400;"> Devlet bizim yaşayış tarzımızı biliyordu. Bir çalışma yaptılar İş &#8211; Kur müdürleriyle. Sonra bununla ilgili biz İzmir’de Türkiye’deki bütün Roman dernekleri  olarak bir toplantı yaptık. Onlar bizim yaşantımızı bizlere anlattıkça hoşumuza da gitti. Bununla ilgili TYP (Toplum Yararına Program) denilen bir program açtılar. Aslında sadece Romanlara yapıldı. Faydasını gördüler, bu sefer Romanların da dışına çıktı. Roman olmayan insanlara faydalı olduk bu dönemde. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumlardan destek alıyor muyuz? Aslında pek alamıyoruz. Bu sözde kalıyor. Bir şey yapılması için söz veriliyorsa yapılması gerekir, çoğu zaman askıda kalıyor. Bu da bizim için iyi olmuyor. Bir küstürme aşamasına geçiyor. Belki onları da aşıyordur. İyi niyetle söylüyorum bunu; aslında aşmıyor. Romanlar fazla bir şey istemezler. Romanlar diğer vatandaşlar gibi  devletin verdiği neyden faydalanıyorsa faydalanması gerekiyor. </span></p>
<p><b>Dernek olarak öncelikli olarak ele aldığınız konular neler ?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Bizde eğitim çok düşüktür. Derneği kurduğumuzda bunları bilerek eğitim, okuma yazma, çocuklar ile ilgili, yaşlılara okuma yazma kursları gibi konular üzerine çalıştık. Nikahsız olan insanlarımız çoktu. Bunun gibi faaliyetlerde bulunduk. Biz bunları aşmış bulunduk. Okuma yazma seviyesi de belirli miktarda yükseldi. </span></p>
<blockquote><p><b>“Roman Toplumu Okul Terketmenin En Fazla Olduğu Toplumlardan Biri”</b></p></blockquote>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42061 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/3-4-640x390.jpg" alt="" width="351" height="214" />Önem verdiğiniz konulardan bir tanesi de çocukların eğitimi. Bununla ilgili nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?</b></p>
<p><b>Şilan Ekinci: </b><span style="font-weight: 400;">Roman toplumu okul terk etmenin en fazla olduğu toplumlardan birisi. Avrupa Birliği’nin 2012’deki raporunda da yer almakta. Bizim burada öncelik verdiğimiz bunun sadece çocuklarla olabileceği değil. Eğitim ve öğretime yeterli önem verilmiyor aileler tarafından. Hem maddi yetersizlikten hem de bunun gereklilik olduğu bilinci yeterince olmadığından. Bu yüzden çocuklarla çalışma yaparken bu sürece okulu ve aileyi de dahil etmeye çalışıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmenlerin öğrencilere yönelik ayrımcı bir bakış açısı olabiliyor. Çocuklar için önceliğimiz okulu sevdirmek, öğrenmeyi zevkli bir hale getirmek. Çocuklarla atölye çalışmaları gerçekleştiriyoruz çoğunlukla. Bu çalışmalar çocukların hem özgüven gelişimini desteklemek hem de hayal gücünü geliştirmeye yönelik. Kimi çocukların anne babası ayrı, maddi sebeplerden dolayı psiko-sosyal durumu yeterince iyi olmayabiliyor. Çocuğun gerekli olan psiko- sosyal desteğe ihtiyacı varsa bunu tespit edip ilgili kurumlara yönlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü kendi kaynaklarımızla yapamıyoruz. </span></p>
<blockquote><p><b> “Kendi Medyamızla Güçlenmeyi Düşünüyoruz”</b></p></blockquote>
<p><b>Romanların medyadaki temsili meselesi var. Geçmiş dönemde bir şekilde tasvip edilmese de temsili görünüyordu ama bugünkü durumda üst gelir kesimini konu alan dizi ve filmler yapılıyor. Doğallığında Romanlara çok yer kalmamış oluyor. Bir Roman Radyosu ve Romanların Sesi gazetesi mevcut. Buna dair çalışmalarınız nedir?</b></p>
<p><b>Ekinci:</b><span style="font-weight: 400;"> Biz bunu ancak kendimiz güçlenerek değiştirebiliriz. Yaklaşık on beş yıldır faaliyet yürüten bir derneğiz.  Ama medyayı yeterince iyi kullanamadığımız için çalışmalarımız yeterince göz önünde değil. AB’nin programları kapsamında medyaya yönelik eğitimlere katılarak öncelikle kendi medyamızla çalışmalarımızı göz önüne serip güçlenmeyi düşünüyoruz. Eğitimlerin dışında diğer roman STK’ları ile uzun soluklu çalışmamız var. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42062 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-3-640x385.jpg" alt="" width="470" height="283" />Medyada nasıl bir temsiliyet uygundur sizin için?</b></p>
<p><b>Ekinci: </b><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanda bir film karesinde hırsızlık yapan birileri vardı. Orada doğrudan Roman olarak hitap ediliyordu. Kötü olan her şey etnik değildir. Bunun Romanlara özgü olmadığını aktarmak istiyoruz. Zonguldak’ta üniversitede Roman Araştırmaları Birimi kuruldu. İlerleyen günlerde bu süreci onunla birleştirip göz önüne koymayı planlıyoruz. </span></p>
<p><b>Yerel ve ulusal basının Romanlara yaklaşımı nasıl peki?</b></p>
<p><b>Ekinci: </b><span style="font-weight: 400;">Yerel basınla olabildiğince ilişki kurmaya çalışıyoruz ama yeterli olmuyor. Çünkü onların çoğunlukla yaptığı haberler belediye başkanları ve onların çalışmalarını gösteren haberler. Yereldeki basın herkesin değil de belediye başkanları ya da deyim yerindeyse önemli kişilere yer veriyor. Bunun dışında sivilsayfalar.org  gibi kanallar aracılığyla devam ettirebiliyoruz bazı şeyleri. Bizim derdimizi anlayan yine bir sivil toplum örgütü oluyor.  </span></p>
<blockquote><p><b> “İşten Vazgeçtik Neden Evlerimizi Yıkıyorsun”</b></p></blockquote>
<p><b>Romanların yaşadığı sorunlardan birisi de barınma sorunu ve güncel olarak kentsel dönüşüm. Kentsel dönüşümün başlatıldığı bir çok yerde Roman vatandaşlar ikamet ediyor ve aleyhte sonuçlar ortaya çıkıyor. Bununla ilgili de Mersin’de ülkenin başka illerinde olduğu gibi sorun yaşanmıştı. Buna dair ne söylemek istersiniz?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">İstanbul’a gidip cumhurbaşkanımızla bu konuyla ilgili görüştük. 2006 yılında böyle bir söz verildi. Fakat halen hayata geçmiş değil. Mersin Akdeniz’de biz bir yerel belediyeye destek verdik. Bu desteğimizi gördüler. Fakat hem çok güçlü bir destek veriyoruz, hem de bizim evlerimizi yıkıyorlar. Bu mantık dışı bir şeydir. İş istiyorsun, işten vazgeçtik neden evlerimizi yıkıyorsun? Belediye başkanı aldığı bir kararla Romanların evlerini yıkıyor.Yaklaşık 2002 yılında iki üç dönümlük bir yerde bin tane Roman yaşıyordu. Bunlar dağıldı diğer mahallelere gitti. Aslında bir yerde birliğimizi de dağıtmış oldular. Romanlar iç içe yaşamayı severler. Biz ne kadar tabir-i caizse birbirimizle tartışsak yine de birbirimizi severiz, cana yakın insanlarız. Bütün hayatın dertlerini Romanlar çekmişlerdir. Evlerimizi yıkmalarına ve diğer sorunlara rağmen yine de küsmedik. Bunu devletin, hükümetin görmesi lazım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüz elli metre karelik yere altı tane ev yapılıyor üst üste, yan yana. Çinkosuzdu, belki yiyecek ekmeği zor buluyordu yine de bu insanlar mutluydu. Ama bu insanların evleri de yıkıldı. Şu anda kiradalar, kiralarını ödeyemiyorlar. Çöp toplamaya başladılar. Fakat belediyeler  çöp toplamalarına bile izin vermiyorlar. Sen bunu da alıyorsun belediye olarak oldu mu şimdi? Bu insan şimdi ne yapsın? Duyduğuma göre çöpleri de ihaleye vermişler, buradan da para kazanıyorlar. O zaman bu insanlara neden belediyeden iş vermiyorsunuz? Gerçi biz anlatıyoruz da büyüklerimiz bize eğilmiyorlar. İnşallah eğilirler ama hiç umutlu değiliz tabi. </span></p>
<p><b>Olumsuz sonuçları görülen Sulukule örneği var. Kentsel dönüşüm planlamasında bir ders çıkarılmadığını söyleyebilir miyiz? </b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">TOKİ evleri yapıyorsan, bu insanlar da bir arada yaşamayı seviyorsa bir arada tutmalısın. Biz iç içe, yan yana yaşamaya alışığız. Bunu sadece Romanlar için demiyoruz. Yaptığımız projelerde sadece Romanları faydalandırmıyoruz. Ayrımcılığı istemeyen insanlarız. Bu TOKİ evleri için Mersin’de özellikle bulunan Romanlara yardım edilmedi. Çağrılmıyorlar, konuşulmuyor bile&#8230; Federasyonumuzun, dernek başkanlarımızın çağrılması lazım.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm gerçekleşse dahi şehir dışında bir yerlere yerleştirme gibi bir durum var. Fakat Romanların işleri genelde şehir merkezi içerisinde. Göç ettirilen yerlerin kendisi de kent merkezi içinde rant değeri yüksek alanlar bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim genelimiz müzisyendir. Sadece Turgut Reis mahallesinde sekiz bin kişi civarındayız. Bu insanlar Mersin’in merkezinden alınıp uzak yerlere gittiği zaman buradaki işlerine gidemiyorlar. O zaman TOKİ’nin hiçbir anlamı kalmıyor. Bir yerde fayda veriyorsunuz fakat hem toplumdan uzaklaştırıyorsunuz, hem insanları bir nevi işinden ediyorsunuz. Biz bir gün kazanıp aynı gün yiyen insanlarız. Yerinde iyileştirme ya da  iç içe olduğumuz için bir site olması gerekiyor. İnsanlara bu sitelerden ev verilmesi gerekiyor. </span></p>
<blockquote><p><b>“Seçimden Seçime Dedikleri Hala Devam Ediyor”</b></p></blockquote>
<p><b>Belediyeler ve politka yapıcılarla ilişkiniz nasıl?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Belediyelere ya da devletin diğer kurumlarına derdimizi anlatıyoruz fakat çok iyi bir sonuç alamıyoruz. Bir milletvekili, belediye başkan adayı beş yılda bir, mecburen sizden oy almak için gelir. Seçimden seçime dedikleri hala devam ediyor. Bunun aşılması gerekiyor. Belediyeler çok önemli, en azından devletin yükünü almış oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TYP bizim için çok faydalı, Romanlar için kuruldu ama şu anda Turgut Reis mahallesinde TYP’ye giren kişi üç beş kişi. Madem bu bizim için kurulmuş iki üç kişinin zoraki işe girmesi doğru değil. Çöp topluyorlar bırakmıyorsunuz. İş istiyorlar vermiyorsunuz, ne yapacağız?</span></p>
<p><b>Ekinci:</b><span style="font-weight: 400;"> Kurumdan destek alamasak bile en azından yaptığımız etkinliğin etkisini görebilmek ve bundan sonraki süreçte dahil edebilmek için davetlerde bulunuyoruz. Geldiklerinde basını ile geliyor. Fotoğrafını çekiyor gidiyor ama görüntüde veya haberini okuduğunuzda çalışma onların eliyle yürütülüyormuş ve çok şey başarmışlar gibi bir algı oluşuyor. </span></p>
<p><b>Bundan sonraki zaman diliminde gerçekleştirmeyi düşündüğünüz çalışmalar nelerdir?</b></p>
<p><b>Ekinci: </b><span style="font-weight: 400;">Şu an Roman STK’ları arasında sivil diyalog oluşturmaya çalışıyoruz. Amaç Roman STK’larıın deneyimlerini paylaşarak bir havuz oluşturmak ve iş birliği geliştirmek. Bu anlamda Zonguldak’taki  Batı Karadeniz Romanlar Derneği ile başladık. On farklı Roman STK’ları ile iletişim halindeyiz.  </span></p>
<p><b>Roman dili ile ilgili talepleriniz nedir? Gelişmesi ve sürekliliğinin sağlanması için ne yapılmalı?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Dünya etnik gruplarla ilgili kaybolan dillere yönelik projeler geliştiriyor. Dilimiz yavaş yavaş kayboluyor. Aslında biz bununla ilgili uluslar arası proje yapmak istiyoruz. Benim annem, babam çok iyi konuşuyor. Biz sadece biliyoruz ama konuşmuyoruz.  Ben beş yıl Avrupa’da müzisyen olarak çalıştım. Oradaki Romanlar benimle aynı konuşuyorlar. Bulunduğumuz ülkenin dilini de konuşuyoruz. Kendi dilimizi de kaybetmemeye çalışıyoruz. </span></p>
<p><b>Devletin buna dair eğitim vermesini ister miydiniz?</b></p>
<p><b>Nurbel: </b><span style="font-weight: 400;">Kesinlikle, zaten böyle bir proje takip ediyoruz ama yok. Biz söyleyeceğiz ama yerini bulur mu bilmiyorum; bulması lazım. Olması bizi çok sevindirir.</span></p>
<p><b>Ekinci: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim istediğimiz de  farklı ülkelerde bu dili konuşan insanları bir araya getirerek bir süre burada dil eğitimini vermek. Bununla ilgili maddi bir kaynağımız olmadığı için yapamadık. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/butun-hayatin-dertlerini-romanlar-cekmesine-ragmen-kusmedik/">&#8221;Bütün Hayatın Dertlerini Romanlar Çekmesine Rağmen Küsmedik&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Dünden Bugüne Teneke Mahalle’ fotoğraf sergisi sizleri bekliyor…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/dunden-bugune-teneke-mahalle-fotograf-sergisi-sizleri-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 13:33:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Kentel]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN KESKİN]]></category>
		<category><![CDATA[KELEMET ÇİĞDEM TÜRK]]></category>
		<category><![CDATA[ORTAK HAYALLER GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Pendik]]></category>
		<category><![CDATA[Pendik Kaymakamlığı]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli]]></category>
		<category><![CDATA[TENEKE MAHALLE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=23195</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’un hemen yanı başında “Teneke Mahalle”deki  çadırlarda yaşayan, güvenlik, eğitim ve su gibi temel ihtiyaçlardan mahrum 18 Roman aile, Kelemet Çiğdem Türk ve sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel önderliğinde başlatılan gönüllü girişimin iki yıl süren çabaları sonucunda evlerine geçti. Gönüllüler, kamu kuruluşları ve belediyelerin desteği sayesinde  gerçekleşen bu mutlu olay düzenlenecek bir etkinlikle kamuoyuna tanıtılıyor.  İstanbul’un [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/dunden-bugune-teneke-mahalle-fotograf-sergisi-sizleri-bekliyor/">‘Dünden Bugüne Teneke Mahalle’ fotoğraf sergisi sizleri bekliyor…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’un hemen yanı başında </strong><strong>“Teneke Mahalle”deki  çadırlarda yaşayan, güvenlik, eğitim ve su gibi temel ihtiyaçlardan mahrum 18 Roman aile, Kelemet Çiğdem Türk ve sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel önderliğinde başlatılan gönüllü girişimin iki yıl süren çabaları sonucunda evlerine geçti. Gönüllüler, k</strong><strong>amu kuruluşları ve belediyelerin desteği sayesinde  gerçekleşen bu mutlu olay düzenlenecek bir etkinlikle kamuoyuna tanıtılıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong>İstanbul’un Pendik ve Sultanbeyli ilçelerinin sınırında bulunan ve sıcak bir yuva, temiz su ve eğitimden mahrum olarak “Teneke Mahalle”deki çadırlarda yaşan 18 Roman aile, iki yıl süren çabalar sonunda derme çatma çadırlardan kurtuldu; aileler eve, çocuklar eğitime kavuştu. Kelemet Çiğdem Türk ve sosyolog Prof. Dr. Ferhat Kentel’in kurduğu Ortak Hayaller Girişimi, Sultanbeyli, Pendik Belediyeleri, Pendik Kaymakamlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’yla bir araya geldi ve örnek bir dayanışma sergileyerek Roman aileleri yepyeni mutlu bir gelecekle buluşturdu. İki yıl süren tüm çalışmaların somut sonuçları fotoğraf sergisi, müzik dinletisi ve belgesel gösteriminden oluşan bir etkinlikle kamuoyuyla paylaşılıyor.</p>
<p><strong>Sivil toplum – Kamu Romanlar için el ele verdi</strong></p>
<p>Roman vatandaşların yaşadığı bölgede, Ortak Hayaller Girişimi’nden Kelemet Çiğdem Türk’ün 2015 Eylül ayında gönüllü olarak başlayıp sürdürdüğü yardım faaliyeti, bir zaman sonra kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortaklaşa sürdürülen bir iyileştirme mücadelesine dönüştü.</p>
<p>Çadırda ya da daha doğrusu tenekeden, kartondan imal edilmiş evlerde yaşayan, bu yüzden “Teneke mahalle” adıyla özdeşleşen bu mekânda, o zamandan bugüne ilk olarak Sultanbeyli Belediyesinin desteği ile çocukların okul ihtiyaçları, kıyafetleri, sabah kahvaltıları, öğle yemekleri ve okula ulaşım için servisleri temin edildi. Bu sayede okuma fikrine özendirilen çocuklar düzenli olarak okula gitmeye başladı. Okul onlar için bir yaşam alanı olurken, ön yargılar büyük ölçüde kırıldı.</p>
<p><strong>Mutlu son: “Teneke Mahalle” artık yok…</strong></p>
<p>Gönüllü insanlar, belediyeler ve kaymakamlık işbirliğine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 18 aileye maaş bağlayarak katıldı. Bu aileler tenekeden çıkıp, “normal” evlere yerleşti. “Romanlara ev vermem” diyen ev sahipleri ve emlakçılar ikna edildi; depozitolar, peşin bir aylık kiralar verildi. Yerleştirilen her aileye asgari konfor şartlarını sağlamak için buzdolabı, çamaşır makinası, ocak, baza-yatak, çekyat, halı ve dolap temin edildi. Ortaklaşa yürütülen iyileştirme çabaları, hem sosyal ve ekonomik olarak zor şartlara sahip, hem de kültürel olarak dışlanan Romanların daha insani bir hayata dâhil olabileceğini gösterdi.</p>
<p><strong>Fotoğraf sergisi, Müzik dinletisi ve Belgesel gösterimi</strong></p>
<p>Teneke mahalle için sürdürülen ve başarıya ulaştırılan kamu-sivil toplum birlikteliği modeli  başka problemli konuların çözümü için de örnek olma özelliği teşkil ediyor. İki yıl süren ve mutlu sonla biten Teneke Mahalle’nin öyküsü bir fotoğraf sergisi ve belgesel gösterimiyle anlatılıyor. Serginin kapıları, müzik dinletisi ve belgesel gösterimi eşliğinde 10 Ocak’ta ziyaretçilere açılıyor.</p>
<p>Ortak Hayaller Girişimi’nden Kelemet Çiğdem Türk’ün ve Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin’in ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinlikteki fotoğraf sergisi 10-20 Ocak tarihleri arasinda Sultanbeyli Belediyesi Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.</p>
<p><strong>Açılış: 10 Ocak 2018,</strong></p>
<p><strong>Saat 15:00</strong></p>
<p><strong>Mekan: Sultanbeyli Belediyesi Necmettin Erbakan Kültür Merkezi</strong></p>
<p><strong>Abdurrahmangazi Mahallesi, Belediye Cad. No:8</strong></p>
<p><strong>Sultanbeyli – İSTANBUL</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/dunden-bugune-teneke-mahalle-fotograf-sergisi-sizleri-bekliyor/">‘Dünden Bugüne Teneke Mahalle’ fotoğraf sergisi sizleri bekliyor…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi hibe çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/21/turkiye-hapishane-calismalari-merkezi-hibe-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2017 21:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CİSST/TCPS]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[hapishane]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[TCPS]]></category>
		<category><![CDATA[Turkey’s Center for Prison Studies]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi/Turkey’s Center for Prison Studies (TCPS), Avrupa Birliği&#8217;nin desteğiyle her sene, hapishaneler üzerine yapılan araştırmalara fon desteği veriyor. Bu destek, araştırmaya dayalı akademik yayınların artırılmasını amaçlamaktadır. Türkiye’de hapishanelere yönelik yayınların oldukça büyük bir kısmının anı tarzı içeriğe sahip olması, araştırmaya dayalı çalışma ve yayınların azlığı bu desteğin motivasyonunu oluşturmaktadır. Başvurucuların, araştırmalarının sonucunda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/21/turkiye-hapishane-calismalari-merkezi-hibe-cagrisi/">Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi hibe çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi/Turkey’s Center for Prison Studies (TCPS), Avrupa Birliği&#8217;nin desteğiyle her sene, hapishaneler üzerine yapılan araştırmalara fon desteği veriyor.</p>
<p>Bu destek, araştırmaya dayalı akademik yayınların artırılmasını amaçlamaktadır. Türkiye’de hapishanelere yönelik yayınların oldukça büyük bir kısmının anı tarzı içeriğe sahip olması, araştırmaya dayalı çalışma ve yayınların azlığı bu desteğin motivasyonunu oluşturmaktadır.</p>
<p>Başvurucuların, araştırmalarının sonucunda araştırma raporu ya da makale yazması beklenmektedir. Bu çalışma, TCPS’in sitesinde yayınlanacak ve uygun görülenler TCPS Kitaplığı bünyesinde kitap olarak basılacaktır.</p>
<p>TCPS’in bu yıl vereceği fon desteği toplamda 12.000 TL’dir. Her bir araştırma için talep edilecek maksimum tutar ise 4.000 TL’dir. 3 araştırmadan daha fazla çalışmaya destek vermek adına bu miktar bölünebilir. Bu nedenle araştırmaları için daha küçük bütçeye ihtiyaç duyanlar da TCPS’e başvurabilirler.</p>
<p>Başvurular ve araştırmalar için aşağıdaki koşullar aranacaktır:</p>
<ol>
<li>Araştırmaların konusu hapishaneler olmalıdır.</li>
<li>Başvurunun, hapishaneler üzerine daha önce çalışılmamış bir konuda olması, tercih sebebidir.</li>
<li>Başvurunun, CİSST’in çalıştığı (kadın, çocuk, LGBTİ, hasta, ağırlaştırılmış müebbet, yabancı, öğrenci, işçi, engelli, Roman) ya da başvurucunun belirlediği özel ihtiyacı olan mahpus gruplarına yönelik olması, tercih sebebidir.</li>
<li>Her araştırma bir yayın haline getirilecektir. Başvurucular, çalışmanın sonunda araştırma raporu/ makale sunmayı kabul etmiş sayılır.</li>
<li>Araştırmaların süresi en fazla 5 ay olabilir. Altıncı ayın sonunda araştırma raporu/makale yazılmış ve teslim edilmiş olmalıdır.</li>
<li>TCPS, desteklediği araştırmanın raporunu sitesinde ve TCPS Kitaplığı bünyesinde basılı olarak yayınlamak hakkına sahiptir.</li>
<li>Araştırmacılar, talep etmeleri ve uygun görülmesi halinde CİSST/TCPS’in kaynaklarını ve veri tabanını kullanabileceklerdir.</li>
<li>Araştırmacıların, projenin bitiminden itibaren en geç 1 ay içinde, verilen fona ilişkin harcamalarını gösteren belgeleri ve bütçe raporunu sunması gerekmektedir.</li>
</ol>
<p>Bu desteğe başvurmak isteyenler başvuru formunu (araştırma fonu içeriği ve bütçe) doldurarak; <a href="mailto:info@tcps.org.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">info@tcps.org.tr</a> adresine mail atabilirler.</p>
<p>17 Kasım tarihine kadar başvuru yapılabilir. Seçilen çalışmalar 15 Aralık günü CİSST/TCPS’in sitesinden açıklanacak ve başvuruculara mail ile bildirilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://scontent-otp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/22448660_1933366156911685_1253066279883407514_n.png?oh=57640e681ff37a2627f4b96b3938d514&amp;oe=5A39C691"><img decoding="async" src="https://scontent-otp1-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/22448660_1933366156911685_1253066279883407514_n.png?oh=57640e681ff37a2627f4b96b3938d514&amp;oe=5A39C691" alt="" /></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/21/turkiye-hapishane-calismalari-merkezi-hibe-cagrisi/">Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi hibe çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘İzahı olmayan şehir sorunlarının mizahını’ yapan roman: Kaldırım Mühendisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/23/izahi-olmayan-sehir-sorunlarinin-mizahini-yapan-roman-kaldirim-muhendisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Aug 2017 12:29:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kaldırım Mühendisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nafi Artemel]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17882</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İstanbul özelinde inşaat, imar ve betonlaşma sorunlarını ‘izahı olmayanın mizahı olur’ sözünü hatırlatacak şekilde mizahi olarak Kaldırım Mühendisi romanında anlatan Mehmet Nafi Artemel, “Sorun, bu tür projeleri masa başında planlayan ve işi üstlenen yüklenicilerin, faaliyette bulundukları bölgenin tarihi ve geçmişi hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamaları ya da umursamamaları. Şunu da eklemem gerektiğini düşünüyorum, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/23/izahi-olmayan-sehir-sorunlarinin-mizahini-yapan-roman-kaldirim-muhendisi/">‘İzahı olmayan şehir sorunlarının mizahını’ yapan roman: Kaldırım Mühendisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İstanbul özelinde inşaat, imar ve betonlaşma sorunlarını ‘izahı olmayanın mizahı olur’ sözünü hatırlatacak şekilde mizahi olarak Kaldırım Mühendisi romanında anlatan Mehmet Nafi Artemel, “Sorun, bu tür projeleri masa başında planlayan ve işi üstlenen yüklenicilerin, faaliyette bulundukları bölgenin tarihi ve geçmişi hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamaları ya da umursamamaları. Şunu da eklemem gerektiğini düşünüyorum, bu bilgisizlik, umursamazlık ve duyarsızlığı, şu ya da bu politik görüş veya herhangi bir hükümetin icraatına yüklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Maalesef, kanımca, hükümetler değişse de yönetici ve memurların bakış açısı değişmeyecektir. Sorun çok daha derin ve köklü” diyor.</strong></p>
<p>Şehirleşme ile ilgili tartışmalar gündeme her geldiğinde hak ettiği değeri görmeyen bir romanı hatırlarım: Kaldırım Mühendisi&#8230; Boğaziçi Üniversitesi  İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü&#8217;nde hukuk dersleri veren Mehmet Naif Artemel’in, İstanbul özelinde kültürel ve şehirsel yozlaşmayı incelikli bir mizah ile anlattığı Kaldırım Mühendisi 2013 yılında yayınlanmıştı. İstanbul’a hayran bir İngiliz mühendisin, her geçen gün biraz daha dönüşen şehirde yaşadığı trajikomik olayları konu eden roman; bugünlerde şehirleşme ile ilgili tartışmalarda en çok ilgi gören &#8216;caps&#8217; ve &#8216;zaytungvari&#8217; paylaşımları çok önceden gündeme getirmişti. Romanın yayınlandığı günlerde ‘ancak mizahi romanlarda olur’ diyebileceğimiz bir çok konu, bugünlerde artık yaşansa da kimsenin şaşırmayacağı durumlar olmaya başladı. Mehmet Nafi Artemel’i İstanbul’daki çarpık şehirleşme, imar ve inşaat problemlerini yazmaya iten sebeplerden biri Rumelihisarı’ndaki tarihi evlerine bir kamyonun çarpması olmuştu, Kabataş’taki Martı, Üsküdar’daki Şemsipaşa Camii projesi, Rumelihisarı’ndaki füniküler hattı tartışmalarına ‘Çocuklar Duymasın’ dizisindeki hafriyat kamyonu güzellemeleri de eklenince Mehmet NafiArtemel’le hem Kaldırım Mühendisi’ni hem de romanda mizahı yapılan konuların şehir tartışmalarının odağına taşınmasını konuşmak farz oldu.</p>
<h4>&#8220;Kaldırımlar aslında toplumdaki bireylere verilen kıymeti gösteriyor. Bu bazılarına abartılı gelebilir ama engellileri, yaşlıları, pusetli anneleri düşünün. Bu insanların güvenliğinin kale alınmaması, bir anlamda toplumun bir kesimine “senin sokakta ne isin var? Otur evinde” demek anlamına geliyor&#8221;</h4>
<p><strong> </strong><strong>Kaldırım Mühendisi&#8217;nde anlattığınız hikaye bir bakımdan sizin öykünüz mü? Yıllar sonra İstanbul&#8217;a döndüğünüzde şehre ve yaşananlara alışamama durumu açısından bakarsak…</strong></p>
<p>Evet, çok yerinde bir tespit. İnsan kısa süre için, örneğin bir iş veya turistik bir seyahat için bir yere gittiğinde günlük yaşamın detaylarını görmeyebiliyor. Ancak, uzun süre kalıp, o yerde yaşamaya, çalışmaya başladığınızda, gündelik hayatin sorunlarıyla karşılaşmaya başlayınca detaylara dikkat etmeye başlıyorsunuz.  Ben de aynı şekilde İstanbul’da öğretim üyesi olarak çalışıp yasamaya başladıktan sonra bu gündelik hayatin içindeki detaylara dikkat etmeye başladım sanırım.</p>
<p><strong>Hukuk konusunda akademik bir kariyeriniz var bir yandan da edebiyatta aktif oldunuz ikisi bir arada nasıl yürüyor ya da yürüyebiliyor mu?</strong></p>
<p>Açıkçası benim açımdan çok zor yürüyor diyebilirim. Herkes için aynı olmayabilir ama ben,tabiatım itibariyle detaylara çok önem veriyor, belki de fazla dalıyorum. Bu hem akademik çalışmalarım için hem de roman yazma konusunda geçerli. Romanı dört yılda yazdım. Bu oldukça uzun bir süre gibi geliyor. Ama romanın sonundaki notlardan görüleceği gibi, yazarken seyahatnameler ve tarihi kaynaklardan gazete haberlerine kadar erişebildiğim tüm kaynaklara ulaşmaya çalıştım. Romandan sonra, doçentlik için başvuru koşulları arasında hukuk kitabi yazmam gerekiyordu. Avrupa Birliği mevzuatı ile karşılaştırmalı olarak yazdığım Biyogüvenlik ve GDO hukuku üzerine olan bu kitabı da yine çok ayrıntılı araştırma yaparak yazdım. Ama sanıyorum konu ve kapsamı itibariyle romanım gibi yine Türk hukukçuları için zamanından önce yazılmış bir kitap oldu. Şunu fark ettim ki, Türkiye’de bazı konuların anlaşılması veya kabul görmesi için önce Bati ülkeleri ve özellikle de Amerika eksen alınarak 20-30 yıl geçmesi gerekiyor. Bir hukuk kitabi ile bir roman yazmak arasında ciddi farklar var. Birinden diğerine geçiş yapmak da çok kolay olmuyor açıkçası.</p>
<p><strong>Bir söyleşinizde ‘kaldırım medeniyettir’ demişsiniz, kaldırım meselesi neden önemli?</strong></p>
<p>Bence kaldırımlar, bir şehrin suyu, ya da hastane ve okullar kadar önemli bir konu. Kaldırımlar, bir insanın arabası olsa da olmasa da, en azından ara sıra kullanmak zorunda olabileceği ya da bilinçli olarak yürümek, gezmek hatta koşmak için kullanmak isteyebileceği yayalara ayrılmış bir alan. Bu alan, dostlar alışverişte görsün, kaldırım var mı var tarzında göstermelik olarak yapılınca, insanların kaldırımda değil de yolda yürümelerine hayret etmemek gerekiyor. Kaldırımlar aslında toplumdaki bireylere verilen kıymeti gösteriyor. Bu bazılarına abartılı gelebilir ama engellileri, yaşlıları, pusetli anneleri düşünün. Bu insanların güvenliğinin kale alınmaması, bir anlamda toplumun bir kesimine “senin sokakta ne isin var? Otur evinde!” demek anlamına geliyor. Romana konu olan Etiler’deki Nispetiye Caddesi kaldırımlarında üzerinde yürüdüğümde aslında ne kadar az yayanın olduğunu fark ediyorum. Çoğu insan, arabasıyla kafelerin, restoranların önüne kadar geliyor ve kaldırımlara çok kısa süre temas ederek doğrudan mekâna girmiş oluyor. Çıkışta valeler araçları kapı önüne kadar getirdiği için yine kaldırımların halini fark etmeden arabalarına binmiş oluyorlar. AVM’ler ve plazalardaki iş yerleri için de aynı durum geçerli. Arabalı olanları düşünürsek, doğrudan arabalarıyla AVM veya plazaların otoparkına giriyor, içeriden asansörlere biniyor, gün sonunda da yine aynı şekilde arabalarıyla yollara oradan da sitelerine ulaşıyor. Toplu taşıma kullanan daha mütevazı insanlar ise kötü aydınlatılmış, tümsek ve çeşitli tuzaklarla dolu kaldırımlarda mücadele ederek evlerine sağsalim dönmeye çabalıyorlar.</p>
<p><strong>Kaldırım Mühendisi’in mizahi yönü çok kuvvetli. Bu biraz ‘izahı olmayanın mizahi olur’  sözünün ortaya koyduğu durum mu? Mizahi bir dille yazmak yaşanan dönüşümü anlatmak açısından bir kolaylık sağladı mı?</strong></p>
<p>Galiba öyle, harika bir söz! Mizahi bir dille yazmak ve düşündüklerimi anlatmak benim için de yazarken daha rahat ve keyifli oluyor. Okurları düşündürmek isteyebilirim ama bunu yaparken, mizahın arkasına saklanmamın nedeni belki de bunu, okurları rahatsız etmeden yapabilmeyi istememdendir. Ama sorunuza gelince, benim için mizahi bir dil kullanmak kolaylık sağladı ve mümkün olduğunca da bu şekilde yazmaya devam etmeyi tercih edeceğimi söyleyebilirim. Ama okurun, benim eleştirdiğim hususları görmesi veya üzerinde düşünmesi konusunda da aşırı bir beklentim yok. Esas olarak okurun gülebilmesini ve kısa bir süre için de olsa eğlenebilmesini istiyorum. Romanım  hakkında, genellikle beni en çok mutlu eden yorumlar insanların romanı okurken güldüklerini ve de bazen yüksek sesle güldüklerini duymak oluyor.</p>
<h4>&#8220;Romanda Boğaz’ı gelecekte twitter caps’inde olduğu gibi beton bir meydana değil, bir otobana dönüşeceğini yazmıştım. Bu fantastik bir fikir gibi gelebilir ama Boğaz’ın her iki yakası doldurulmaya devam edilirse, kim bilir ileride bu da mümkün olabilir. Örneğin, Kanal İstanbul projesine dair alanda çalışmalar şimdiden başlamış durumda. Birçok insan için bu da önerildiği zaman fantastik bir proje gibi görülebilirdi ama yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyor&#8221;</h4>
<p><strong>Kaldırım Mühendisi&#8217;nin yayınlanmasının üzerinden 4 yıl geçti. Kitabın kurgusunda olan  bazı konular mizahın gündemi olmaya devam ediyor. Ama  bir yandan da yapılsa kimsenin şaşırmayacağı şeyler olarak da görülüyor. Üsküdar Meydanı projesinde böyle ironiler de yapıldı…</strong></p>
<p>Evet katılıyorum. Romanı biraz erken yazmışım sanırım. Romanda, Boğaz’ı gelecekte twitter caps’inde olduğu gibi beton bir meydana değil, bir otobana dönüşeceğini yazmıştım. Bu fantastik bir fikir gibi gelebilir ama Boğaz’ın her iki yakası doldurulmaya devam edilirse, kim bilir ileride bu da mümkün olabilir.Örneğin, Kanal İstanbul projesine dair alanda çalışmalar şimdiden başlamış durumda. Birçok insan için bu da önerildiği zaman fantastik bir proje gibi görülebilirdi ama yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyor.</p>
<h4>&#8220;Bir toplum zanaatkarlarını kaybettiği zaman, inceliği, zerafeti ve estetigi de kaybediyor. Bu söylediğimin elitizm olarak algılanması yanlış olur zira coğu zanaatkârın, klasik ‘elit’ kapsamına girmediği aşikârdır. Günümüzde elit denilen kesimin de bu hassasiyetten çok uzak oldukları kanaatindeyim. Dediğim gibi, kendisini sağ, sol, muhafazakâr, liberal gibi tanımlayan veya konumlandıran farklı görüşlerden olan tüm kesimlerin ortak noktası bu noksanlık olsa gerek&#8221;</h4>
<p><strong>Romanda Rumelihisarı&#8217;nın özel bir yeri var sizin açınızdan da önemli bir yer aileniz, kökeniniz hep bu çevrede&#8230;</strong><strong>Şimdi orası için de bir fünüküler projesi gündemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz? </strong></p>
<p>Evet, hatta füniküler için çalışmalar başladı bile. Şu an, Boğaziçi Taksi durağı ve Boğaziçi Üniversitesi metro istasyonunun girişinin hemen üstünde şantiye kurulmuş durumda. Sanıyorum Kabataş’ta olduğu gibi, metro istasyonunun içinden hemen fünikülere aktarma yapılabilecek ve doğrudan sahilde Aşiyan parkının olduğu yerde giriş, çıkış noktası olacak. Kabataş için füniküler yapılmasını anlayabiliyorum zira trafik ve ulaşım açısından halk için kolay ve hızlı bir çözüm getiriyor. Ancak Hisarüstü’nün konumu açısından yerel halka ya da öğrencilere ne derecede katkı sağlayacağı konusunda şüphem var. Taksiciler memnun olacaktır zira konuştuğum taksici dostlarım, hafta sonları Boğaz’da gezmek niyetiyle gelen halkın çoğunlukla metrodan inip sırf sahile inmek için taksiye binmelerinden yakındıklarını duyuyorum. Bu çok kısa mesafe için su an kullandıkları Küçük Bebek yokuşunun tıkanmasıyla duraktan çıkıp geri dönmelerinin bir saati aştığını söylüyorlar. Kabataş’la mukayese edersek, çok yoğun bina ve iş yerinin bulunduğu Kabataş ve Taksim arasında füniküler mantıklı geliyor. Oysa Aşiyan ya da Hisarüstü’nde böyle bir durumdan henüz söz etmek mümkün değil. Ama belki de ileride bu bölgelerin de gerek bina gerek insan sayısı açısından yoğunlaşacağına dair öngörüler yapılmış olabilir. Doğanın ve yeşilin yoğun olduğu bölgelerde turistik açıdan dahi olsa, ulaşılmak istenen noktaya kolaylıkla değil, zorluk çekerek ve mücadele ederek ulaşmanın sanki daha cazip gelebileceğini düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında şimdilik Hisarüstü’ndeki füniküler için başka bir yorumda bulunmam mümkün görünmüyor. Ancak, tek şükrettiğim bir husus var; o da en azından, metro istasyonunun yakınında üniversitenin koruması altında olan 1451 tarihli Fatih Sultan Mehmet’in ilk şehitliğinin içinden bir füniküler hattının geçirilmiş olmaması – ki bu da sizin de ifade ettiğiniz gibi “yapılsa kimsenin şaşırmayacağı şeyler” arasında pekâlâ mümkün olabilirdi. Hatta şimdiki metro istasyonun yerine orijinal projede düşünülen nokta, şehitlik üzerinde yer alan Dua Meydanı&#8217;nın hemen altında ve Nafi Baba tepesinin uzantısı olan alandaydı. Ancak büyük mücadeleler sonucu metro durağının yeri değiştirilebildi. Sorun, bu tür projeleri masa başında planlayan ve işi üstlenen yüklenicilerin, faaliyette bulundukları bölgenin tarihi ve geçmişi hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamaları ya da umursamamaları. Şunu da eklemem gerektiğini düşünüyorum, bu bilgisizlik, umursamazlık ve duyarsızlığı, şu ya da bu politik görüş veya herhangi bir hükümetin icraatına yüklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Maalesef, kanımca, hükümetler değişse de yönetici ve memurların bakışaçısı değişmeyecektir. Sorun çok daha derin ve köklü. Belirli bir geçmişi var. Hangi parti gelmiş olursa olsun ya da gelecekte gelirse gelsin, bu sorunun kolayca aşılabileceğini düşünmüyorum. Romanda vurguladığım gibi, bugün toplumumuzda maalesef zanaatkârlık gittikçe yok olmakta.  Bunun çok sembolik ve küçük bir örneğini Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi&#8217;nin rafları arasında dolaşırken görebiliyorsunuz. Belirli bir tarihten öncesine kadar kitap ciltleri son derece alımlı, zarif ve estetik, neredeyse bir sanat eseri. Ondan sonrakiler ise kalitesiz, zevksiz ve insanı kitapları açıp sayfalarını koklamaya dahi sevk etmiyor. Bir toplum zanaatkarlarini kaybettiği zaman, inceliği, zerafeti ve estetiği de kaybediyor. Bu söylediğimin elitizm olarak algılanması yanlış olur zira coğu zanaatkârın, klasik ‘elit’ kapsamına girmediği aşikârdır. Günümüzde elit denilen kesimin de bu hassasiyetten çok uzak oldukları kanaatindeyim. Dediğim gibi, kendisini sağ, sol, muhafazakâr, liberal gibi tanımlayan veya konumlandıran farklı görüşlerden olan tüm kesimlerin ortak noktası bu noksanlık olsa gerek.</p>
<p><strong>Çocuklar Duymasın gibi popüler bir dizideki kentsel dönüşüm meselesindeki tartışmayı, hali hazırda hafriyat kamyonu sebebiyle yaşanan kazaları, kaldırım veya AVM kapısı kazalarını hatırlayarak da sormak istiyorum, nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Konunun sizin belirttiğiniz gibi çok izlenen bir dizide bu şekilde savunulması, bu tür faaliyetlerin, sorgulanmadan topluma kabul ettirilmesi açısından akıllıca bir strateji olarak görülebilir. Hatta sanki insanların aklındaki sorular da gündeme getirilir gibi, kısmi eleştiriler de seslendirilince daha da inandırıcı ve ikna edici görünüyor. Enteresan olan, eleştiride veya serzenişte bulunan masadaki kişilerin, hafriyat ve inşaat muhibbi kişinin cevap ve açıklamalarını duyduktan sonra takındıkları mahcup tavırları daha da harika bir mizansen sergiliyor. Muazzam bir pazarlama ve beyin yıkama eseri hazırlanmış diye düşünüyorum.  Gündelik hayata etkileri açısından yaratacağı fark, muhtemelen halkın hafriyat kamyonları ve şoförlerine daha büyük sempatiyle bakmasına ve taşıdıkları molozla empati kurmalarına yol açacaktır. Şaka bir tarafa, düşünüyorum da dizilerin son derece popüler olduğunu düşünürsek, insanları etkilemek için bundan daha iyi bir yöntem kullanılamazdı. Ama maalesef ben genel olarak azımsanmayacak sayıda insanın bundan pek de farklı düşündüğünü sanmıyorum. Televizyonlardaki rezidans reklamları da modern çağa ayak uydurmuş bir aileye ya da bireylere saygı duyulmasının ancak bu rezidanslarda yaşamakla mümkün olacağını vurgulamakta. Konuştuğum birçok kişi, bu dizide savunulanları teyit eder nitelikte düşünüyor zira galiba onlara Amerikan filmlerinde ve dizilerinde gördükleri yaşam stilini hatırlatıyor. Kendileri de bu şekilde bir yaşam tarzına özeniyorlar sanırım.  Ama bu noktada toplumun ve bireylerin bir suçu olduğunu düşünmüyorum. Bu tür dizi ve reklamlar gibi çeşitli mecralarda övülen görüşler ve semboller insanları etkiliyor.</p>
<h4>&#8220;İşin daha ilginç tarafı, mimarisiyle, malzemesiyle muhtemelen Rumelihisarı’ndaki tek kalan özgün eser olabilir zira ailem tüm tarihi evlerin böyle kalmasını istiyordu ve bu konuda projeler üretti. Dahası validem, Boğaz’ın iki yakasındaki tarihi ve kültürel mirasın korunabilmesi için büyük ümit ve idealiyle, ilk Boğaziçi İmar Kanununun hazırlanması aşamasında rol aldı&#8221;</h4>
<p>Bahsettiğiniz kazalara gelirsek, bu tür kazaları bir gün herkes tadacak. Rumelihisarı’ndaki tarihi evimize zamanında inşaat konteynerleri taşıyan TIR girdi ve evin üst katının köşesini yıktı. Bu hadise dahi birçok insana inanılmaz geliyor ama gördüğünüz ve bizim tecrübe ettiğimiz gibi pekâlâ olabiliyor. O kazada da, daha önce bahsettiğim, bilgisizlik ya da duyarsızlık tepkisiyle karşılaşmıştık. İkinci derece tarihi eser olarak tescillenmiş olan tarihi evimizin alt katı, Rumelihisarı Kalesi&#8217;nin de harcını oluşturan Horasan&#8217;dan, üstahşap kat ise Bağdadi. Ama bunu ne sigorta şirketleri eksperleri ne de Boğaziçi İmar’ın takdir edebildiğini sanmıyorum. Daha da garibi, tarihi dar sokaklardan ağır vasıta geçmemesi için, evin çarpılan köşesinin denk geldiği noktada karşı taraftaki bahçe duvarının geri çekilmesini talep ettiğimde, Boğaziçi İmar’ınyanıtı, “evinizi yıkın” oldu. Burada, yine o dizide “sosyetenin oturduğu dar sokaklar” sözü aklıma geldi. Burada tabii çok eleştirilecek şey var ama ilk olarak yine çarpıcı bir bilgisizlik öne çıkıyor. Avrupa’daki tüm tarihi şehirler veya Orta Doğu’da, örneğin Kudüs’te olduğu gibi kadim şehirlerde sokaklar dardır. İkinci olarak, sosyetenin hangi dar sokakları olan bölgede ikamet ettiğini çıkaramadım ama zannediyorum sosyete denilen kesim herhalde daha çok korunaklı, güvenliği olan site veya villaların bulunduğu geniş mekânlarda oturuyorlar. Sosyete kimse, bana savunmak düşmez ancak, dizide geçen “sizlerin sosyetik dar sokaklarınızda” sözleri adeta bir sosyetik kesimle ekmek parası için çalışanlar arasında bir kutuplaşma yaratıyor gibi.</p>
<p>Rumelihisarı’na gelirsek, burası aslında İstanbul’un fethinden önce Avrupa yakasındaki ilk Osmanlı yerleşim alanlarından biri. Ondan öncesinde de küçük bir Bizans balıkçı köyü. Köyün evleri, Rumelihisarı Kalesi&#8217;nde de görüldüğü gibi dik yamaçlarda, kayalıkların üzerine ve bu topografyayla uyum içinde olacak şekilde inşa edilmiş. Şimdilerde, bazıları tarafından belki de dizide düşünüldüğü gibi ‘sosyete’ veya ‘yeni zenginler’ olarak anılan yeni bir kitle var. Eski ahalinden ise neredeyse hiç kimse kalmadı. Ama bu dar sokaklar, geçmişinden beri doğal olarak diğer tüm eski İstanbul sokakları gibi dar olup sıcak mahalle yaşamının yaşandığı sokaklardı. Belki dar sokaklara olan tepki insanların yine film ve dizilerde gördükleri geniş Amerikan bulvarlarına olan özlemden mi kaynaklanıyor diye düşünmeden edemiyorum.</p>
<p>İşin daha ilginç tarafı, mimarisiyle, malzemesiyle muhtemelen Rumelihisarı’ndaki tek kalan özgün eser olabilir zira ailem tüm tarihi evlerin böyle kalmasını istiyordu ve bu konuda projeler üretti. Dahası validem, Boğaz’ın iki yakasındaki tarihi ve kültürel mirasın korunabilmesi için büyük ümit ve idealiyle, ilk Boğaziçi İmar Kanunu&#8217;nun hazırlanması aşamasında rol aldı.</p>
<p>Şimdi karşımızdaki ilkokulun yıkılıp yeniden inşa edilmesine başlanıyor. Sanıyorum bu yıl bizim hafriyat kamyonlarıyla sınavımız başlıyor. Sizi gelişmelerden haberdar ederim. Ama geçmişte nasıl izin verilmişse bugün de inşaata izin veren yetkililer ve inşaatı yapacak olan yükleniciler de dâhil, gördüğüm kadarıyla hiç kimse zamanında şu an okulun ve bahçesinin oturduğu alanın Osmanlı dönemine ait tarihi mezarlık olduğundan bihaber.</p>
<p>Kaldırım kazaları için pek söz söylemeye gerek yok. Eminim her ailede mutlaka, romanda bahsettiğim gibi en azından bir ‘kaldırımzede’ bulunur. AVM’lerdeki kapı kazalarından bahsetmeniz ilginç çünkü ben de bu işin boyutunun pek farkında değildim bundan birkaç ay önce validemin başına gelinceye kadar. Bir AVM’nin içindeki marketin arızalı fotoselli kapısının durmayıp hızla çarpması sonucu, validemin femur kemiği kırıldı. Validemin hastaneye götürülürken bana söylediği şu oldu: “Kaldırımlardan sonra simdi otomatik kapılar için ayrı bir roman yazman lazım”. Şaka bir tarafa, ameliyatı gerçekleştiren doktor ve ekibi, AVM’lerdeki otomatik fotoselli ve döner kapılardan kaynaklanan kırık, çıkıklarla devamlı hasta kabul ettiklerini söyledi. Hatta doktorun bir meslektaşı da böyle bir kazanın ardından bir süre komada kaldıktan sonra hayatını kaybetmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/23/izahi-olmayan-sehir-sorunlarinin-mizahini-yapan-roman-kaldirim-muhendisi/">‘İzahı olmayan şehir sorunlarının mizahını’ yapan roman: Kaldırım Mühendisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıfır Ayrımcılık Derneği Roman gençleri &#8216;Başka bir Siyaset Okulu&#8217;na çağırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/sifir-ayrimcilik-dernegi-roman-gencleri-baska-bir-siyaset-okuluna-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2017 08:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Aktif Yurttaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Başka bir Siyaset Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal politikalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulusal ve uluslararası alanda, başta Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan topluluklar olmak üzere tüm dezavantajlı grupların yaşadıkları hak ihlallerinin ve ayrımcılığın önlenmesine yönelik faaliyet gösteren Sıfır Ayrımcılık Derneği, 5-12  Haziran  2017 tarihleri arasında, İzmir Seferihisar’da ‘Başka bir Siyaset Okulu‘nu düzenliyor. Türkiye’nin değişik illerinden 18-30 yaş arasında 20 genç Roman’ın katılacağı programın amacı katılımcıların siyasal ve toplumsal mekanizmalara aktif katılımını teşvik etmektir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/sifir-ayrimcilik-dernegi-roman-gencleri-baska-bir-siyaset-okuluna-cagiriyor/">Sıfır Ayrımcılık Derneği Roman gençleri &#8216;Başka bir Siyaset Okulu&#8217;na çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Ulusal ve uluslararası alanda, başta Romanlar ve Romanlar gibi yaşayan topluluklar olmak üzere tüm dezavantajlı grupların yaşadıkları hak ihlallerinin ve ayrımcılığın önlenmesine yönelik faaliyet gösteren Sıfır Ayrımcılık Derneği, <strong>5-12  Haziran  2017</strong> tarihleri arasında, <strong>İzmir Seferihisar’</strong>da ‘<strong>Başka bir Siyaset Okulu</strong>‘nu düzenliyor. Türkiye’nin değişik illerinden 18-30 yaş arasında 20 genç Roman’ın katılacağı programın amacı katılımcıların siyasal ve toplumsal mekanizmalara aktif katılımını teşvik etmektir. Bu bağlamda küresel değerler çerçevesinde aktif yurttaşlık, sosyal politikalar, kent politikaları ve Roman çalışmaları gibi siyasal konularda da katılımcılara eğitimler verilecek, hitabet ve siyasal iletişim gibi pratik beceriler kazandırılacaktır. Başvurular<strong> 1 Mayıs 2017</strong>‘de kapanacaktır.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi ve başvuru için <a href="http://baskabirsiyasetokulu.org/">tıklayın.</a></p>
</div>
<div></div>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/25/sifir-ayrimcilik-dernegi-roman-gencleri-baska-bir-siyaset-okuluna-cagiriyor/">Sıfır Ayrımcılık Derneği Roman gençleri &#8216;Başka bir Siyaset Okulu&#8217;na çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
